Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Zeytinlerin arasında unutulan vicdan

Kaz Dağları’nın eteğinde, bir zamanlar zeytin ağaçlarının gölgesinde ineklerin otladığı,

Kaz Dağları’nın eteğinde, bir zamanlar zeytin ağaçlarının gölgesinde ineklerin otladığı, tavukların özgürce dolaştığı, toprağa basmanın bile insanı iyileştirdiği bir yer vardı: Akçay.

1988 yazıydı… Babamın emekliliği sonrası aldığı mütevazı bir daireyle bizim Edremit-Akçay hikâyemiz başladı. 18 yaşındaydım. Ailemin 1900’lü yıllarda geldiği Kartal sahil kasabasından sonra gördüğüm en serin ve tatlı suyun karıştığı denizdi bu. İnsana direnç katan havası, Assos’a kadar uzanan körfez manzarası, zeytinliklerin arasından denize ulaşan patikalar… Hepsi ilk görüşte aklıma ve ruhuma kazındı. Sabahları annem ve ablamla bostanlara yürürdük. Kuş sesleriyle dolu yemyeşil bir doğanın içinde, sabah serinliğiyle mest olarak…

Kızılkeçili Çayı boyunca uzanan ve denize açılan evlerin arkasında sadece bostanlar, zeytin ağaçları, inekler ve kümesten gelen sesler vardı. Sabahları taze süt, kümesten yumurta, dalından biber ve domates toplardık. Masalsı, bakir bir doğaydı burası. Bizim apartman, o bölgede yapılan ilk dört katlı yapılardan biriydi. O dönemlerde bu bölge, emekliliğini huzurla geçirmek, torunlarıyla vakit geçirmek isteyen ailelerin cazibe merkeziydi. Ama bu huzurlu cazibe, ne yazık ki uzun süre kalıcı olamadı.

tourmag

SEBEP DE ASLINDA ÇOK AÇIK

Atalardan miras kalan zeytinlikler, mandalina bahçeleri, büyük bir emek isterdi. Ancak köyde kalan yaşlılar, artık ekip biçemez hale gelmişti. Gençler ise bir bir şehirlere göçmüştü. Yıllar sonra “Bakacak halimiz kalmadı, ne yapalım evladım, başka çaremiz yoktu” diyen köy halkı, zeytinlikleri ve tarım arazilerini müteahhitlere teslim etti. Ve işte şimdi, 40 yıl sonra, bu bölgenin geçirdiği dönüşüme tanıklık etmek içimi sızlatıyor. Geçtiğimiz cumartesi günü oto sanayiye ihtiyacım oldu. Navigasyon beni Akçay’ın hemen arkasındaki Zeytinli bölgesine yönlendirdi.

tourmag-zeytinlerin-arasinda-unutulan-vicdan

GÖRDÜĞÜM MANZARA İSE BİR HAYAL KIRIKLIĞIYDI

Kocaman bir oto sanayi sitesi kurulmuştu. Fakat bu yapılaşma uğruna zeytin ağaçları kurutulmuş, sökülüp molozların arasına terk edilmişti. Ağaçlar nefessiz kalmış, kökler toprağın hafızasından silinmişti. Kaz Dağları’nın oksijen yüklü havası, zeytinliklerin yemyeşil örtüsü, artık sanayi tozları ve estetikten yoksun betonarme yapılarla gölgeleniyor. Bugün hâlâ insanlar doğayla buluşmak için buraya geliyor; ama farkında değiller ki artık o doğa, gözle görülmeyen bir hızla yok oluyor. Kızılkeçili Çayı üzerindeki araç köprüsünde yürüyene bile yer kalmamış. Oysa bu çay, çocukların ayaklarını serinlettiği, taşlarında denge kurmaya çalıştığı, kuş seslerinin yankılandığı bir yaşam koridoruydu bir zamanlar.

tourmag-zeytinlerin-arasinda-unutulan-vicdan

KAYBOLAN BİR TOPRAĞIN BELLEĞİ

Bugün o oto sanayi, belki birçok kişiye ekmek kapısı oldu. Ancak doğa, bu kazancı çok ağır ödüyor. Kurumaya bırakılan ağaçlar, molozlar arasında yitip giden kökler ve kaybolan bir toprağın belleği… Bu yazıyı kaleme alırken içimde yalnızca çevresel bir duyarlılık değil, aynı zamanda derin bir vicdan duygusu var. Çünkü bu topraklar, bu çay, bu ağaçlar, bizim hayatlarımızın sessiz tanıklarıydı.

tourmag

VE BİZ, BU TANIKLARA İYİ DAVRANMADIK

Artık Edremit’in sadece geçmişini değil, geleceğini de düşünme zamanı. Çünkü bir gün çocuklarımız ya da torunlarımız “Burası gerçekten Kaz Dağları mıymış?” diye sorduklarında, o soruya gözümüzü kaçırmadan cevap verebilmemiz gerekiyor.