Bir önceki makalemde ilk üç maddeyi ele almıştık. Gelişime açık olanlar kadar, ilk üçe hakim olan yöneticilerle tanışmak mutluluk verici oldu. Şimdi sıra geldi bir sonraki üçlü gruba:
4. Öğrenilecek Hedefler Oluşturmak
Örneğin; sizden misafirlerin sorduğu sorulara çalışanların cevap vermesi konusunda eğitim vermeniz istendi. Bu durumda nasıl bir içerik paylaşırdınız? Çalışanların gerçekten “öğrendiğini” nasıl ölçerdiniz? Eğitimciler genellikle belirsiz ifadeler yazıp, bunlara “öğrenme hedefi” derler. Oysa gerçekte bunlar birer hedefi bırakın, “öğrenme” süreci dahi değillerdir. Somut bir örnek üzerinden gidelim;
Konu: Misafir sorularına yanıt vermek.
Bu ifade, özgünlükten yoksun olduğu için gerçek bir öğrenme hedefi değildir. Hangi özel içeriğin eğitilmesi gerekir? Birinin doğru adımları geliştirip geliştirmediğini nasıl anlayabiliriz?
Akılda kalıcı ve yanıtlarını verdiğiniz taktirde size yol gösterecek 4 adım: Alan – Benimseyen – Canlandıran – Değerlendiren.
- Alan: Eğitimi kim alacak?
- Benimseyen: Eğitimi alacak kişinin benimsemesi istenilen davranış nedir?
- Canlandıran: Eğitimi alacak kişi hangi şartlar altında gözlemlenecek?
- Değerlendiren: Görülmek istenilen davranış nasıl değerlendirilecek?
5. Öğrenmeyi Kolaylaştırmak
Eğitim vermenin birçok yolu var, ancak bazen en basit yaklaşım, en etkili sonucu verir. Bu nedenle “anlat – göster – yap” yöntemini eğitmenlere tavsiye ediyorum.
- Duyarak öğrenen
- Görerek öğrenen
- Yaparak öğrenen
Yukarıda saydığım bu üç öğrenme şekli, hangi sınıf ortamına girerseniz girin muhakkak karma bir ekip olarak karşınıza çıkacaktır.
Birçok eğitmen, anlatmak için çok fazla zaman harcar. “Teknik” terimlerle -sıkıcı ders- olarak adlandırılan şey de budur. Zaman yönetimi yarım saatlik bir süreç olarak belirtilmiş olsa da bu uygulamada eğitim süreci bir saatten önce bitmeyen monolog şeklinde konuşmalara döner.
“Anlat – göster – yap” yöntemi şu şekilde hayat bulabilir:
- Anlat: Telefonun nasıl açılıp, selam verileceğini anlat.
- Göster: Bir telefon görüşmesinin nasıl başlayabileceğini göster.
- Yap: Öğrenenlere en güzel selamlarını vermeleri için fırsat tanı, yani yaptır.
6. Eğitimi Değerlendirmek
Tüm bu eğitim, bir sonuca bağlanmalıdır. Bir eğitmen, öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirebilmelidir. Öğrenmeyi değerlendirmenin en kolay yolu, öğrenme hedeflerinize geri dönmektir. Öğrenen, amaçları gerçekleştirebildiğini gösterebiliyor mu?
Bir örnek ile ilerleyecek olursak; hedefimizin misafir ilişkileri çalışanının hatasız olarak 5 defa arka arkaya – sınıf ortamında ki bir egzersiz olarak – misafire cevap vermesi olsun. Daha gelişmiş bir tekniğe ihtiyaç duyulan yer burasıdır. “*Öğrenme eğrisi” denen bir şey duymuş olabilirsiniz. Gerçekten bir eğri var ve dört ayrı aşamadan oluşuyor. Birinin eğri üzerinde nerede olduğunu değerlendirmek, eğitmenler için kritik bir beceridir.
İşte dört aşama:
- Bilinçsiz yetersizlik: Neyi bilmediğini bilmiyorsun.
- Bilinçli yetersizlik: Neyi bilmediğini biliyorsun.
- Bilinçli yeterlilik: ne bildiğini biliyorsun.
- Bilinçsiz yeterlilik: ne bildiğini bilmiyorsun.
Çoğu öğrenen, öğrenme hedeflerini tamamladıklarında 3. aşamada bilinçli yeterliliktedir. Bu, gerekli performansı gösterebilecekleri, ancak bu konuda aşırı bilinçli olabilecekleri anlamına gelir.Ehliyetinizi almak için ehliyet sınavına girdiğiniz zamanı bir düşünün. Bu, bilinçli yetkinliğin nasıl hissettirdiğinin mükemmel bir örneğidir. (geçtiğinizi varsayarsak!)
Doğuştan gelen beceriler, bilinçsiz yeterlilik düzeyinde bulunur. İşte bu noktada öğrenenler, üzerinde düşünmeden bile becerileri doğru şekilde kullanabilirler. Örneğin, bugün muhtemelen hiç düşünmeden araba kullanabilirsiniz.
* “Öğrenme eğrisi” https://www.bilgipedia.com.tr/dort-yeterlilik-asamasi/
İlham almak harikadır, ilham verici bir lider olmak ise muhteşem…
Gül Gürsoy
Eğitim ve Gelişim Yöneticisi, Yetenek Avcısı
Kariyer ve Yönetici Koçu


