Tüm dünyada kadınların karar alma mekanizmalarında yer almasında ciddi bir artış ve bu artışa paralel gelişen bir değişim mevcut. Özellikle de politikada yükselen kadın hareketi, devlet başkanlığı görevi üstlenen kadınlarla “Başka bir siyaset mümkün” duygusunu uyandırdı. Kadın liderlerin alışılagelen arketiplerin dışındaki söylemleri, özellikle Z kuşağı gençlerin apolitik ebeveynlerine karşı güçlü bir isyan çığlığına dönüştü. Belki de bu tavır değişikliğiyle Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern sadece gençlerin değil, yüzbinlerce kilometre ötede bir Türk köyündeki amcanın bile videosunu paylaştığı bir fenomene dönüştü. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen rakamlar hala bu artışın yetersiz olduğunu ve henüz arzulanan pik seviyesinde olmadığını gösteriyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Parlamentolar Arası Birlik (IPU) tarafından yayınlanan “Siyasette Kadın 2020” haritası verilerine göre, 20 ülkenin hükümet ve devlet başkanları kadın. Bu sayı, 2006 yılında 11’di. Dünya genelinde parlamentolardaki kadın milletvekili oranı yüzede 24,9. Türkiye ise yüzde 17,2 ile maalesef 122’nci sırada yer alıyor. Partimizde ise bu oran yüzde 12,3 (146 milletvekilinden 18’i).
Dünya genelinde 4003 bakandan ise sadece 851’i kadın ve bu oran yüzde 21,3. Kadınların bulunduğu ilk 5 bakanlık ise sırayla şöyle: “Aile, Çocuk, Genç, Yaşlı, Engelli”, “Sosyal Hizmetler”, “Çevre, Doğal Kaynaklar, Enerji”, “İstihdam ve Mesleki Eğitim” ve “Kadın, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”. Bu sıralama bile kadın bakanlara biçilen rolün hala cinsiyetçi modellemeler üzerinden okunduğunu gösteriyor. Yönetim erki erkeklerin elinde olan hükümetlerde, kadını kendilerince güvenli buldukları “soft” alanda tutup, sert gördükleri oyun alanlarını kendilerine ayırıyorlar. Tüm bunlara rağmen bakanlar kurulunda yüzde 50’den fazla kadın bakanı olan ülke sayısı 2019 yılında 9 iken, bu sayı 2020 yılında 14 ülkeye çıktı. Zirvede yüzde 66,7 ile İspanya bulunurken; onu yüzde 61,1 ile Finlandiya ve yüzde 58,8 ile Nikaragua izliyor.
POPÜLİZM ÇÖKERKEN DEĞİŞİMİN GÜCÜ: GENÇ KADIN SİYASETÇİLER
Popülizmin en temel besin kaynaklarından biri, hiç şüphesiz ki faşizan motifleri öne çıkartan, toplumu kutuplaştırıcı söylemlerdir. Ancak statükoya bayrak açan kadın liderler bizlere gösterdi ki; uzlaşmacı ve kapsayıcı dil, benmerkezci otoritenin mutlak celladıdır. Eskiden tecrübeli ve ciddi görünümlü siyasetçiler tercih edilirken, şimdi eskinin çoktan modası geçen paradigmalarına değmemiş, yeni isimler sivrilip parlıyor. Tam da bu yüzden Amerika’nın en genç kongre üyesi olan demokratik sosyalist Alexandria Ocasio-Cortez gibi aktivistler, yeni oyuncular olarak siyaset arenasında en ön saflarda yer alıyor.
ERKEK EGEMEN POPÜLİST LİDERLERE KARŞI OTORİTE VE STATÜKOYA BAYRAK AÇAN KADINLAR
Angela Merkel: Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından gelişen Demokrasi Hareketi ile politikaya girdi. 2005 yılından beri Almanya’nın Başbakanı olan Merkel, dünyadaki en büyük oyun kuruculardan biri konumundadır. Alman toplumu, Merkel’siz karar almanın zor olduğuna inanıyor. Halkın tüm ısrarlarına rağmen bir dönem daha görev yapmayacağını açıkladı. Tüm dünyanın etkilendiği krizlerden ülkesini güçlenerek çıkarmayı başardı. Forbes dergisi tarafından hazırlanan dünyanın en güçlü kadınları listesinde 10’uncu kez üst üste ilk sırada yer aldı. İngiltere’nin ayrılmasından sonra Avrupa Birliği’nin liderliğini yaptı. Pandemi döneminde ülkesinde bir trilyon eurodan fazla para dağıtarak, halkın güçlü sosyal devlete olan güvenini tazeledi.
Kersti Kaljulaid: Meclis partilerinin çoğunluğu tarafından ortak aday gösterilerek, 17’ye karşı 81 oyla Estonya’nın 5. Cumhurbaşkanlığı görevine gelmiştir. Kaljulaid, daha önce de Estonya’da bir enerji santralini yöneten ilk kadındı. Geçtiğimiz ay Reform Partisi lideri Kaja Kallas başkanlığındaki yeni hükümeti onaylayarak, ülkesinin hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakanı kadın olan dünyanın tek ülkesi olduğunu ilan etti. Seçilmeden önce çok tanınmayan Kaljulaid, halkla yakın diyalog kurmaya önem veriyor.
Mette Frederiksen: Danimarka Sosyal Demokrasi Partisi’nden 41 yaşında Başbakan oldu. Frederiksen, kurduğu azınlık merkez sol hükümetle Danimarka’da sosyal politikalarda önemli adımlar attı ve yıllardır kemer sıkma politikaları uygulanan ülkede sosyal yardımları arttırdı. Ayrıca partisinin göçmen politikalarını da yumuşattı. Öğlen yemeğini evde hazırlayıp yanında getiren, en son cam sildiği fotoğrafıyla sosyal medyada gündem olan Frederiksen, şatafattan uzak, “herkes” gibi olan hayatıyla büyük takdir topluyor.
Sanna Marin: Finlandiya’da kurulan koalisyon hükümetinin başına geçen 34 yaşındaki Ulaştırma ve İletişim Bakanı Marin, dünyanın en genç başbakanı oldu. Genç kadın lider, 19 kişilik kabinenin 12 bakanlık koltuğunu da kadınlardan oluşturdu. Sosyal demokrat olan Marin’in ilk icraatlarından biri, insanların ailelerine ve hobilerine vakit ayırabilmeleri için mesai süresini haftada 4 gün ve günde 6 saate indirmeyi teklif etmek oldu.
Tsai Ing-Wen: Yaklaşık 24 milyon nüfuslu Tayvan’ın Devlet Başkanı Ing-Wen, Amerika ve İngiltere’de hukuk alanında eğitim almış iyi bir akademisyen. Ing-Wen, Çince konuşan dünyanın ilk kadın başkanı. Çin’den büyük tepki görse de göreve gelir gelmez ilk yaptığı iş, kurduğu çeşitli temaslarla ülke ekonomisini Çin’e bağımlılığından kurtarmaya çalışmak oldu. Ing-Wen, kriz yönetiminde başarılı işler çıkardı ve Tayvan’ı koronavirüsle mücadelede dünya liderlerinden biri yaptı.
Katrin Jakobsdottir: İzlanda’nın Sol Yeşil Hareket Partisi lideri ve Başbakanı Katrin Jakobsdottir, aynı zamanda geçtiğimiz yıl şubat ayında Kadın Dünya Liderleri Konseyi Başkanı seçildi. Polisiye edebiyat yazarı olan Jakobsdottir, geçtiğimiz yıllarda ülkesinde Eğitim, Bilim ve Kültür Bakanı olarak görev yaptı. İktidar ortağı olduğu sırada karşı tarafın liderinin babasının bir pedofili suçlusunun ceza almasını önlemeye çalıştığını öğrenerek ortaklığı bozdu ve akabinde tek başına iktidara geldi. Savaş karşıtlığıyla bilinen kadın lider, ekonomik büyüme odaklı politikaların yerini vatandaşın beden ve ruh sağlığını önceleyen, aile dostu, çevre odaklı bir modelin alacağını belirtti ve önerdiği modeli “mutluluk ekonomisi” olarak tanımladı.
Jacinda Ardern: Değişen siyasi paradigmanın öncülerinden biri, hiç kuşkusuz Yeni Zelanda Başbakanı Ardern. Henüz 37 yaşındayken lideri olduğu İşçi Partisi’ni iktidara taşıdı. Kolektivizmi kendine düstur edinen sosyal demokrat Ardern, nazik üslubu ve güleryüzüyle toplumları adeta nefessiz bırakan muhafazakâr, otoriter, popülist erkek lider egemen dünya siyasetine deyim yerindeyse oksijen maskesi gibi geldi. Ülkesindeki bir camide gerçekleştirilen terör saldırısında empati yeteneği ne kadar yüksek iyi bir iletişimci olduğunu kanıtlayan Ardern’in bir basın sözcüsü yok, özel koruması ya da şoförü de yok! Kadının siyasette var olmak için “Demir Leydi” olması gerekmediğini gösteren bu renkli liderin en büyük hobisi DJ’lik yapmak. Özellikle Z kuşağı gençlerin en önemli gündemlerinden olan iklim krizine karşı eylem yapan çocukları desteklemesi, tüm dünyada geniş yankı buldu. Ardern, aralık ayında “İklim Acil Durumu” ilan etti ve kamu sektörünün 2025 yılına kadar karbon nötr olacağının sözünü verdi.
TÜRKİYE’DE KADINLARIN SİYASETE KATILIM TALEBİ ARTIYOR
Ülkemizde ise kadının siyasetteki yerini, kotaları doldurma perspektifinden gören çağ dışı zihniyetin zincirleri hala kırılmış değil. Söylemlerin eyleme dönüştürülmesi için kadınlar siyaseten oyun değiştirebilecekleri alanlarda aktif rol üstlenmelidir. Figüranlaştırılma çabalarına inat inisiyatif alacak liderler olarak siyasi arenada yer almalıdır. Gelecek nesillerimize olan sorumluluğumuzun parçası olarak, tüm dünyada esen bu rüzgârda doğru konumlanmalı ve bu rüzgarın gücünü arkamıza alarak ülkemizin geleceğini yaratmalıyız.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 12 Ekim 2020 tarih itibariyle üye kütüğünde kayıtlı 1 milyon 256 bin 231 asıl üyesi bulunuyor. Bunlardan 420 bin 529’u, yani yüzde 34’ü kadın üyelerden oluşuyor. Parti Meclisi’nde kolayca uygulanabilen kota sistematiğiyle yüzde 37 kadın temsiliyetinin yerine getirilmesi önemli olsa da asıl olan, milletvekilliği seçimlerinde kadınlar seçilebilecekleri sıralardan aday gösterilmeli ve meclisteki yüzde 12.3 olan oranı ivedilikle yükseltilmelidir. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur!” sözlerindeki dersi almalı ve her alanda eşit bireylik mücadelesini vermeliyiz. Elimizi taşın altına koymalı ve yılmadan daha fazla alanda yer tutarak aktif olmalıyız.
Son olarak küçük bir uyarı; kadınları oyun dışında tutmak isteyenlere rahatsızlık vermeye geliyoruz!
Ceren ALTINIŞIK

