Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye), 26–28 Ekim 2026 tarihlerinde sekizinci kez ANFAŞ Antalya Fuar Merkezi’nde turizm sektörünün ulusal ve uluslararası temsilcilerini bir araya getiriyor. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda ve Kilit Hospitality ana partnerliğinde gerçekleştirilen fuarın ikinci gününde konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye turizminin ulaştığı ekonomik büyüklüğü, sektörün küresel gelişmeler karşısındaki dayanıklılığını ve Bakanlığın turizmde çeşitliliği artırmaya yönelik çalışmalarını değerlendirdi.
Antalya Turizm Fuarı’nın her yıl gelişerek büyüdüğünü belirten Alpaslan, organizasyonun güçlü katılımcı yapısına dikkat çekti. Fuarın Türkiye turizminin gelişimine katkı sağlayan önemli bir buluşma noktası hâline geldiğini ifade eden Alpaslan, organizasyonun ilerleyen yıllarda dünyanın önde gelen turizm fuarları arasında yer almasını temenni etti.
“TÜRKİYE TURİZMİ 65 MİLYAR DOLAR GELİRE ULAŞTI”
Türk turizminin son yıllarda önemli bir büyüme performansı ortaya koyduğunu belirten Alpaslan, Türkiye’nin uluslararası turizmdeki konumunun giderek güçlendiğini ifade etti. Türkiye’nin özellikle 2018 yılından itibaren turizmdeki büyüme hızını artırdığını belirten Alpaslan, 2025 yılında yaklaşık 65 milyon turist ağırlayarak dünyada en fazla turist çeken ülkeler arasında dördüncü sıraya yükseldiğini söyledi. Geçtiğimiz yıl elde edilen 65 milyar dolarlık turizm gelirinin Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Alpaslan, turizmin istihdama, ekonomik büyümeye ve ülkeye döviz kazandırılmasına önemli katkılar sağladığını vurguladı. Turizmin Türkiye açısından stratejik bir sektör olduğunu belirten Alpaslan, elde edilen başarıların yeterli görülmemesi gerektiğini ve ülkenin sahip olduğu potansiyelin daha ileri seviyelere taşınmasını hedeflediklerini ifade etti. Bu süreçte kamu kurumlarının, sektör temsilcilerinin ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) ortak çalışmalarının önemine değinen Alpaslan, sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte büyüme hedeflerini sürdürdüklerini belirtti.
“KRİZLERE DAYANIKLI BİR TURİZM YAPISI OLUŞTURDUK”
Dünya turizminin son yıllarda savaşlar, jeopolitik gerilimler, doğal afetler ve salgın hastalıklar gibi çok sayıda krizle karşı karşıya kaldığını belirten Nadir Alpaslan, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın bu gelişmelerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekti. Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere yakın coğrafyada yaşanan çatışmaların ve küresel belirsizliklerin turizm sektöründe önemli riskler oluşturduğunu ifade eden Alpaslan, krizlerin artık turizm sektörünün sürekli karşı karşıya kalabileceği bir gerçeklik hâline geldiğini söyledi. Geçmiş yıllarda daha küçük ölçekli krizlerin bile Türk turizmini ciddi biçimde etkilediğini hatırlatan Alpaslan, son dönemde çok daha ağır küresel gelişmeler yaşanmasına rağmen sektörün güçlü yapısını koruyabildiğini belirtti. Türk turizminin krizlere karşı daha dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu vurgulayan Alpaslan, sektörün olumsuz gelişmeler karşısında faaliyetlerini ve büyümesini sürdürebilecek bir kapasiteye ulaştığını ifade etti. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde de küresel risklerle karşılaşabileceğini belirten Alpaslan, turizmde dayanıklılığın artırılması için uzun vadeli stratejilerin önemine dikkat çekti.
“PAZAR VE ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ EN ÖNEMLİ İKİ STRATEJİMİZ”
Türk turizminin küresel rekabet gücünü artırmak ve olası krizlerin etkilerini azaltmak amacıyla iki temel strateji üzerinde çalıştıklarını belirten Alpaslan, bunların pazar çeşitliliği ve turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesi olduğunu açıkladı. Türkiye’nin geleneksel kaynak pazarlardaki güçlü konumunu korurken dünyanın farklı bölgelerinde yeni pazarlara ulaşmayı hedeflediğini ifade eden Alpaslan, uluslararası tanıtım çalışmalarının bu doğrultuda yürütüldüğünü söyledi. Türk Hava Yollarının geniş uluslararası uçuş ağının Türkiye turizmi açısından önemli bir avantaj sunduğunu belirten Alpaslan, hava yolu bağlantılarının sağladığı erişim imkânlarının tanıtım faaliyetleriyle desteklendiğini ifade etti. Farklı coğrafyalardan yeni ziyaretçi gruplarına ulaşılmasının sektörün belirli pazarlara bağımlılığını azaltabileceğini vurgulayan Alpaslan, bu yaklaşımın kriz dönemlerinde turizmin dayanıklılığını artıran önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. Turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesinin de aynı derecede önemli olduğunu belirten Alpaslan, Türkiye’nin sahip olduğu doğal, tarihî ve kültürel zenginliklerin farklı turizm alanlarında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“81 İLİMİZİN TURİZM POTANSİYELİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Türkiye’nin turizm potansiyelinin yalnızca Antalya ve İstanbul gibi güçlü destinasyonlarla sınırlı olmadığını belirten Nadir Alpaslan, Anadolu’nun her bölgesinin farklı turizm ürünleri geliştirebilecek zenginliklere sahip olduğunu vurguladı. Bakanlığın Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ve ilgili paydaşlarla birlikte 81 ilin turizm potansiyelini ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Alpaslan, bu süreçte destinasyonların kendi özelliklerine uygun biçimde geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İl bazında turizm master planlarının hazırlanması için çalışmalar gerçekleştirildiğini belirten Alpaslan, yaklaşık 50 ilde planlama süreçlerinde belirli bir aşamaya gelindiğini aktardı. Diğer illere yönelik çalışmaların da tamamlanmasının hedeflendiğini ifade eden Alpaslan, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki turizm değerlerinin tanıtılması ve turizm faaliyetlerinin ülke geneline yayılması gerektiğini söyledi. Anadolu’nun doğal güzelliklerinin, kültürel mirasının ve farklı turizm ürünlerinin değerlendirilmesiyle daha geniş bir turizm ekonomisi oluşturmayı hedeflediklerini belirten Alpaslan, bu yaklaşımın Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü de destekleyeceğini ifade etti.
“ANTALYA’DA TURİZMİ 12 AYA YAYMAYA YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR”
Antalya’nın Türk turizmindeki konumuna özel olarak değinen Alpaslan, kentin güçlü konaklama altyapısı, uzun sahilleri ve turizm yatırımlarıyla ülkenin en önemli destinasyonlarından biri olduğunu belirtti. Antalya’nın turizm alanında çok önemli bir yatırım kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Alpaslan, şehrin mevcut gücünün farklı turizm ürünleriyle geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Turizm sezonunun 12 aya yayılmasına yönelik çalışmaların önemine dikkat çeken Alpaslan, özellikle kültür turizmi alanında önemli adımlar atıldığını söyledi. Antalya’nın arkeolojik alanlarının ve kültürel mirasının değerlendirilmesi, kültür-sanat faaliyetlerinin geliştirilmesi ve ziyaretçilere farklı deneyimler sunulmasının önemini vurgulayan Alpaslan, sağlık turizmi ile kongre ve fuar turizminin de kent açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Antalya’nın yalnızca yaz döneminde değil, yıl boyunca uluslararası ziyaretçi ağırlayabilen güçlü bir destinasyon hâline gelmesini hedeflediklerini ifade eden Alpaslan, bu kapsamda yürütülen çalışmaların sürdürüleceğini söyledi. Antalya Turizm Fuarı’nın da kentin kongre ve fuar turizmi açısından taşıdığı potansiyele katkı sağladığını belirten Alpaslan, organizasyonun gelişerek büyümesinin önemine dikkat çekti.
“DİJİTALLEŞME VE YAPAY ZEKÂ TURİZMİN GELECEĞİNDE BELİRLEYİCİ OLACAK”
ATF26’nın teknolojiye ve gençlere verdiği önemi de değerlendiren Nadir Alpaslan, bu yaklaşımın turizm sektörünün geleceği açısından değerli olduğunu belirtti. Dijitalleşmenin turizm faaliyetlerinde giderek daha önemli bir yer edindiğini ifade eden Alpaslan, yapay zekâ teknolojilerinin de sektörün çalışma biçimlerini dönüştürdüğünü söyledi. Turizm faaliyetlerinin dijital ortama taşınmasının ve yeni teknolojik olanakların değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Alpaslan, Türkiye’nin bu dönüşüme uyum sağlayarak teknolojiyi ekonomik ve sektörel gücünü artırmak için kullanması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin uluslararası turizmde ulaştığı konumu koruyabilmesi için dijital dönüşümü yakından takip etmesi gerektiğini belirten Alpaslan, yeni teknolojilerin sektörün gelişimine katkı sağlayacak şekilde değerlendirilmesinin önemine işaret etti.
“2030‘TA SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM HEDEFLERİMİZİ TAMAMLAMAYI AMAÇLIYORUZ”
Turizm sektörünün geleceğinde sürdürülebilirliğin temel önceliklerden biri olduğunu belirten Alpaslan, Türkiye’de bu alanda yürütülen sertifikasyon ve dönüşüm çalışmalarını değerlendirdi. COVID-19 salgını döneminde hayata geçirilen Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı’nın ardından sürdürülebilir turizm yaklaşımının geliştirildiğini belirten Alpaslan, çevresel sorumlulukların ve sürdürülebilir işletmecilik anlayışının sektör genelinde yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Türkiye’nin turizm tesislerinin sürdürülebilir turizm standartlarına uyum sağlamasına yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Alpaslan, uluslararası turizm rekabetinde çevresel duyarlılığın giderek daha önemli hâle geldiğini söyledi. 2030 yılı hedeflerine dikkat çeken Alpaslan, sürdürülebilir turizm uygulamalarının Türkiye genelinde yaygınlaştırılması ve turizm tesislerinin bu dönüşüme dahil edilmesi için çalışmaların sürdürüldüğünü belirtti. Türkiye’nin uluslararası turizmdeki güçlü konumunun korunması açısından sürdürülebilirlik standartlarının önemini vurgulayan Alpaslan, bu süreçte turizm sektörüyle yakın iş birliği içerisinde hareket ettiklerini ifade etti.
“TÜRK TURİZMİNİ ORTAK AKIL VE İŞ BİRLİĞİYLE BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Konuşmasının sonunda Türk turizminin gelecek dönem hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nadir Alpaslan, küresel rekabetin ve krizlerin giderek daha belirleyici hâle geldiği bir ortamda sektörün tüm paydaşlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin güçlü turizm potansiyelinin geliştirilmesi, farklı pazarlara ulaşılması, turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesi ve teknolojinin etkin kullanılması için çalışmaların devam edeceğini belirten Alpaslan, Bakanlığın sektör temsilcileriyle iş birliğini sürdüreceğini ifade etti. Turizmin Türkiye ekonomisine, istihdama ve ülkenin kalkınmasına katkısını artırmayı hedeflediklerini belirten Alpaslan, ortak akıl ve güçlü iş birliğiyle Türkiye turizminin daha ileri bir noktaya taşınabileceğini söyledi. ATF26 Türkiye’nin organizasyonunda emeği geçenleri tebrik eden Alpaslan, fuarın gelecek yıllarda gelişimini sürdürmesi temennisinde bulunarak konuşmasını tamamladı.
