Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Biri bitmeden diğeri başlıyor!

Farklı milletler arasında zaman zaman yaşanan gerginlikler ve çatışmalar tarih

Farklı milletler arasında zaman zaman yaşanan gerginlikler ve çatışmalar tarih boyunca var olmuştur. Hatta bunların bazıları yıllarca devam etmiş, sonunda savaşa kadar gitmiştir. Bu savaşların birçoğu o toplumlarda çok köklü değişikliklere sebep olmuş, hatta bazıları o toplumların kaderini değiştirmiştir. Doğal olarak, insana insanla hizmetin verildiği ve öznesi insan olan turizm faaliyetleri de bu çatışmalar ve savaşlardan çok yönlü olarak etkilenmiştir, etkilenmeye her geçen gün daha da artarak devam etmektedir. Turizm, ulusal sınırlar içinde veya dışında yaşanan siyasal çalkantılar ve terör olayları gibi toplumsal olaylardan en çok etkilenen sektörlerin başında gelmektedir.

Turizm sektörü; doğal afet, terör, siyaset, güvenlik gibi birçok iç ve dış etkenden etkilenen kırılgan bir yapıya sahiptir. Sizlerin de hatırladığı gibi 24 Kasım 2015 tarihinde Rus ordusuna ait bir uçağın Türkiye sınırları içerisinde düşürülmesi, 8 Aralık 2019 yılında dünya çapında yaşanan Covid-19 pandemisinin olumsuz etkileriyle başlayan sağlık sektöründeki kriz, 24 Şubat 2022’de başlayan Rusya ile Ukrayna savaşı ve son günlerde etkisini görmeye başladığımız 7 Ekim 2023’deki İsrail-Filistin savaşı ile turizm sektöründe büyük soru işaretleri oluşturmaya başlamıştır.

Özellikle Rusya ve Ukrayna’nın, Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkelerin başında olmasından dolayı 2022 yılı turizm sezonunda ticari kayıplar en üst düzeyde yaşanmıştır. Bununla birlikte alternatif pazar oluşturmak gibi ifadeler de çözüm yöntemleri olarak saptanmıştır. Bu veriler ışığında Covid pandemisinin etkisini giderememiş olan turizm sektörü, Rusya-Ukrayna savaşının yıkıcı etkisini de özellikle ülkemiz yine sektör olarak çok derinden hissetmiştir. Üstüne ülkemizde çıkan yangınlar, bu krizi farklı bir boyuta taşımıştır. Bir de bunlar yetmiyormuş gibi; “biri bitmeden diğeri başlıyor!” temasını destekleyen ve dünyada yaşanan en büyük felaketlerden biri olan 6 Şubat depremi her açıdan olduğu gibi yetişmiş, insan gücü açısından da en derin kaybımız olmuştur.

Şimdi ise bu felaketlerin insanlık tarihi dışında ülkemize turizm açısından ne kadar zararlı olduğunu yaşıyoruz. Biz turizmciler zaten en ufak bir kıpırtıda etkileniyorken, bir de bu denli uzun süreli felaketlerin ticari etkisini çok derinden hissetmek ayrı bir ekonomik kriz yaratmıştır. İç piyasada emlak fiyatlarının artması, konaklama ücretlerinde yaşanan artışlar, günübirlik turizmdeki düzensizliğin ve sistemsizliğin çarpıklığı, düzensiz göçler… Ne olacak bu turizmin hali soruları daha sık sorulmaya, anlamsız ve icraata dönmeyen yorumların daha fazla yapılmasına, hepsinden önemlisi, ekonomik olarak daha da geriye gitmemize sebep oluyor. Neden?

Çünkü; ülkemizde öngörülebilir krizlere, başımıza gelecek felaketler karşı bir strateji yok! Alternatif senaryolar yok! Sistem yok! Altyapı yok! Eğitim yok! Kısacası, yok oğlu yok! Peki ne var? Elle tutulur, gözle görülür, sadece ve sadece duygularımızla hareket ettiğimiz kültürümüzün bir parçası olan hasbelkader “Türk misafirperverliği ve ayrıcalıklı hizmetimiz” var. O da artık karın doyurmuyor ve pazar payı arttırmıyor maalesef.

Turizmde Tam İyileşme Yılı 2024…

WTM Londra Endüstri Raporu’nda yaklaşık 250 katılımcıdan oluşan küresel bir örneklemeye göre, iş adamlarının yüzde 33’ü seyahat sektörünün en erken 2024’ten önce 2019 seviyelerine dönmesini beklemiyor. Bölgelere göre, Kıta Avrupası’ndaki işletmeler en çok endişelenenler arasında. Yüzde 40’ı 2019 seviyelerini 2024’e kadar görmeyi beklemiyor. Birleşik Krallık’ta ise toparlanma için 2024’ün ötesine bakıyorlar. Genel olarak yüzde 60’ı, işlerinin pandemiden bu yana 2019 seviyelerine ulaşmadan toparlandığını kabul ederken, yüzde 40’ı hala mücadele ediyor. Biz de bu mücadelenin içinde yer alıyoruz.

Bunları düşünüp ve stratejiler oluştururken gündeme bomba gibi düşen bir diğer savaş haberi de Filistin-İsrail savaşı. Yine “biri bitmeden diğeri başlıyor!”

tourmag-hunkar-hacitalipoglu

Madem biri bitmeden diğeri başlıyor, o zaman bizim de ona göre stratejiler üretmemiz, alternatif senaryolarla bu felaketlere hazır olmamız, turizm için farklı pazarlara yelken açmamız, bir pazarı kazanayım derken diğer büyük pazarı kaybetmememiz, hepsinden önemlisi sadece otel turizmi değil, turizm çeşitliliğinin farkına varmamız gerekiyor. Kış turizmi, kruvaziyer turizmi, ekoturizm, inanç turizmi, sağlık turizmi gibi birçok turizm çeşidine öncülük etmemiz, global anlamda pazarlama yapmamız ve bu doğrultuda yatırımcıları teşvik etmemiz gerekiyor. İşte bunların hepsi ülke ekonomisine katma değer sağlayacak, farkındalık yaratacak stratejiler.

Sonuç olarak; her kriz bir fırsattır. Krizi tehlike değil, fırsat olarak görürsek algıda seçicilik işleyeceğinden önümüze çıkan fırsatları algılar ve düşünmekle kalmayıp, icraata da geçersek sonuçlar alırız. Krizleri iyi analiz etmemiz, strateji oluşturmamız, alternatifleri ile birlikte planlama yapıp, verileri özellikle big data’yı kullanarak hedefler koymamız, kadercilik anlayışından uzak kalmamız, geçmişteki tecrübelerden ders çıkarmamız ve unutmamamız, bilime güvenmemiz ve hepsinden önemlisi kendimize ve ekibimize güvenmemiz gerekmektedir.

Birisi barışı başlatmalı. Tıpkı savaşı başlattığı gibi!

Eyvallah, kalın sağlıcakla…

Hünkâr HACITALİPOĞLU
Yönetici ve Yaşam Koçu