Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Senin suçun değil!

Çoğu insan kalabalığı takip edip, başarılı ve eşsiz olacağını zanneder.

Çoğu insan kalabalığı takip edip, başarılı ve eşsiz olacağını zanneder. Okula giderler, dereceyle mezun olurlar ve çok çalışırlar. Ancak kısa süre içerisinde bunun yeterli olmadığını keşfederler. Yeterli olsaydı çoğu insan başarılı, varlıklı ve buna bağlı olarak mutlu olurdu. Ancak iyi haber, bu senin suçun değil!

Dünya genelinde eğitim sistemi, insanları bir tipte geliştirmeye odaklanmış. Belirli bir müfredatta çocuklar sınırlı bilgiyle yetişmekte ve bu bilgi üzerinden de değerlendirilmekte. Yaratıcılığı tetikleyecek, ‘out of the box’ düşündürecek eğitim modeli, ne yazık ki müfredatlarda yer almamakta. Nedeni de çok üzücü, ölçümü yapılamıyor… Kime göre, neye göre başarılı üretilen… Kim, ne şekilde değerlendirecek…

Zor işler… Çoktan seçmeli testlerle yola devam edelim… Ancak çoktan seçmeli testler ile tamamladığımız eğitim dönemini, hayatımızın anlamını bulamadan tamamlıyoruz. Mevcut sistem bize hayallerimizi takip etmeye veya kuvvetli bir maddi geleceği konusunda asla yardımcı olmamakta. Bu şekilde de amacımızı bulamayız tabi ki.

Bu şekilde olması gerekmiyor. Bu yazıyı okurken bazılarının “Aman! Benden geçti artık” dediğini duyar gibiyim, oysa – HAYIR! Geçmedi daha hiçbirimizden… Kaç yaşında olursak olalım. Evet, sistemler belirli bir temeli oluşturmak için, toplumun huzurlu, sağlıklı ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde yetiştirmekte bireyleri. Ancak gelişmek bizim elimizde.

Turizm sektöründe birçok üniversiteli genç ile görüşüyorum; “Neden turizm dalında eğitim alıyorsun?” sorusunun yanıtını gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Genellikle yanıtlar üzücü, çok benzer:

  • Annem baskı yaptı üniversite okumam için.
  • Puanım başka bir dala yetmedi.
  • Ben aslında ressam/müzisyen olmak istiyorum ama o işlerde para pek yok.
  • Üniversite okumayana kız vermiyorlar!

Ve daha neler neler yanıtlarda… Oysa benim beklentim nedir:

“Seyahat etmeyi, farklı kültürler tanımayı çok seviyorum. Turizm benim için bir meslek dalı değil, bir yaşam tarzı.”

Hayaller ve gerçekler… Senin suçun değil! Toplum yönlendiriyor, yaşam kalitemizi, ne kadar para kazanıp, kira-okul taksidi-kredi borcu vs. sonrasında da ne kadarı ile hayatımızı sürdürebileceğimizi. Ancak bugün bu yazıyı okurken “Benden geçti artık” diyenlerdensen, işte o zaman kabahatli sensin!

Sen, senin yaşam kaliteni değiştirebilirsin. Kalp atışını hızlandıracak, mutluluk verecek olan, hayalin olan konuyu seçmek senin elinde. Newton’un renkler üzerinde yaptığı bir (1) araştırma vardır. Ona göre beyaz, tüm renklerden oluşuyor. Her bir dalı farklı bir renkten oluşan bir pervane düşünün. Yavaş mod’da çalıştırdığınızda size güzel bir rüzgar yaratır ve renkleri seçebilir, görürsünüz. Ancak yüksek mod’a çevirdiğinizde, rüzgarının yüzünüze vurmasından gözlerinizi kısarsınız ve renkleri seçemezsiniz; sanki beyaz bir pervane yüzünüze rüzgarı çarptırmaktadır.

Oysa bu teze başka bir bakış açısından yaklaşsak, hayatımız bir çark sistemine dahil olarak başlıyor ve neredeyse 20’li yaşlara kadar bu sistem içerisinde dönüyoruz. Sonra da kariyerimizde hızlanmak ve büyük adımlarla ilerleyerek, en başarılı noktaya gelmek için iş-hayatı çarkında dönüyoruz. Vardığımız noktada çoğu zaman “keşke”lerimizin ne kadar çok biriktiğini fark ediyoruz. Ailemizle geçirdigimiz gerçek zaman, bir hobi sahibi olamayaşımız (kitap okumak bir hobi değildir). Ben 40’larımdayım ve başım döndü. Ya sizin?

tourmag-gul-gursoy
Gül Gürsoy

Bir diğer (2) araştırmaya göre, ölüm döşeğine gelen kişilere pişman oldukları beş şeyi sormuşlar. En başta yer alan yanıt:
“Keşke başkalarının benden istediği hayatı yaşamak yerine kendi istediğim yolu seçseydim.” Ne kadar geç anlaşılmış bir sonuç değil mi? Ancak bu yazımı okuyup, bu noktaya kadar gelmiş olan sizin için güzel bir haberim var… Geç değil! Kendimize sormamız gereken sorular belli:

  1. Kalbimi çarptıran ne?
  2. Yaparken bana zamanı unutturan neler?
  3. İyi olduğum konular neler?
  4. Hangi konularda insanlar beni fark ediyorlar?
  5. Karakter olarak nasıl bir insanım?

Kendimize dürüst bir şekilde cevap vermemiz gereken sorular. Aslında kendimize bir ayna tutmuş oluyoruz bu sayede ve gerçek “BEN”i görmek için gayret göstermiş oluyoruz. Hiçbir şey için geç değil; yeter ki gerçekten, kalben isteyelim ve harekete geçelim. Hadi yeni başlangıçlara!

Kaynak:
*1 https://library.si.edu/exhibition/color-in-a-new-light/science#:~:text=Opticks%2C%20one%20of%20the%20great,make%20up%20the%20visible%20spectrum.
*2 The Guardian https://amp.theguardian.com/lifeandstyle/2012/feb/01/top-five-regrets-of-the-dying

İlham almak harikadır, ilham verici bir lider olmak ise muhteşem…

Gül Gürsoy
Eğitim ve Gelişim Yöneticisi, Yetenek Avcısı
Kariyer ve Yönetici Koçu