TURİZM HABERLERİNİ BİR DE TOURMAG TURİZM DERGİSİ SAYFALARINDA OKUYUN...

“Siftahı senden, bereketi Allah’tan!”

Yazar Cem Buyuran

Küçüklüğümde annemle beraber erkenden Gebze’de köylü pazarına giderdik. Köylü kadınlar, kendi yetiştirdikleri mahsulleri sepetlerde ve ufak tezgahlarda satışa sunar, bir taraftan da kasalara serdikleri örtülerin üzerinde üzüm, peynir, ekmekle kahvaltılarını yaparlardı. Eğer ilk müşteri bizsek; “Siftahı senden, bereketi Allah’tan” diyerek hem bize teşekkür etmiş hem de Allah’a bereketi için dua etmiş olurlardı. Gerçekten anlamlı ve hoş bir söz…

ÇİFTÇİ ULUS – KISA BİR BAKIŞ

Amerika her ne kadar dünya çapında büyük ve ünlü şirketleriyle bilinse de azımsanmayacak kadar çok küçük ve orta büyüklükte işletmeye sahip bir ülke. ABD’de tarım son 200 yılda belirgin şekilde değişmiş. Amerikan Devrimi sırasında (1775-1783) nüfusun yüzde 95’i çiftçilikle uğraşırken, bugün bu oran yüzde 2’den daha az. Ülkedeki çiftliklerin yüzde 85’i bireylere ya da ailelere ait olmakla birlikte ülkedeki tarım arazisinin ancak yüzde 64’ünün sahibidirler. Geri kalan topraklar ise irili ufaklı şirketlere aittir.

Çiftçilik ve çiftçilikle bağlantılı tarım sanayi büyük boyutlara ulaşmış ve tarımın ülke yaşamında önemli bir yeri var. ABD’nin çoğu bölgesinde toprak çok verimli olmasına karşın işgücü az ve 19. yüzyıl boyunca yeni araçlar ve icatlar hızla birbirini izliyor. Örneğin, tahıl hasadında orağın yerini önce tırpan alıyor. Ardından 1930’larda Cyrus Mc Cormick, biçerdöver makinesi icat ediyor. İç Savaş sırasında (1861-1865) tarla sürme, gübreleme, ekin biçme, harmanda döğme işlemleri makinelerle yapılmaya başlanıyor. Bu yolla üretimde büyük bir artış sağlanıyor. Ayrıca 1862’de yürürlüğe giren İskân Yasası’na göre, her aileye çok düşük bir bedel karşılığında 65 hektar arazi veriliyor. Bu da aile çiftliklerini özendiriyor. Yeni buluşlar ve çiftçiliği özendiren politikalar etkili oluyor.

Bugün ise fiyatların düşmesindeki esas sebep üretim fazlası olduğu için hükümet, çiftçilere daha az ekim yapmaları için para ödüyor. Kongre tarafından belirlenen taban fiyatla ürün satış dönemindeki bedel arasındaki fark, “fiyat desteği” adı altında çiftçiye ödeniyor. Batı eyaletlerinde federal barajlar ve sulama sistemlerinden verilen suyun bedelinin bir kısmı hükümet tarafından karşılanıyor. Fiyat desteği ve zarar ödemeleri ancak tahıl, süt ürünleri ve pamuk gibi temel ürünlerde geçerli. Diğer ürünlerin çoğu, federal hükümet tarafından sübvanse edilmemekte.

ABD’nin tarım arazilerinin üçte birinde ihracata yönelik üretim yapılıyor. Genel olarak tarım ürünleri ihracatı, ithalat rakamından 10 milyar dolar fazla. 140 milyar dolar ihracat, 130 milyar dolar ithalat gibi… Ama her tarımsal başarının bir bedeli var. Çiftçilerin kullandıkları çok miktarda yapay gübre ve tarım ilaçları yüzünden çevreye zarar verildiği, çevreciler tarafından iddia ediliyor.

Farmers Market

Ülkedeki bilim adamları ve araştırma merkezleri, genetik yöntemler kullanarak süratli büyüyen, böceklere karşı dirençli, zararlı kimyasallara ihtiyaç duymayan tohumlar üzerinde çalışıyorlar. Bu sefer de GMO (Genetically Modified Organisms), bizdeki adıyla GDO tartışmaları ve buna karşı bir hareket başlıyor.

Kaynak: USDA (Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı), US Embassy (ABD Büyükelçiliği)


Bu kısa bilgilendirmeden sonra gelelim “Farmers Market” yazımıza… Bugün günlerden pazar ve evimizin hemen yakınında Farmers Market (Pazar) kuruluyor. San Francisco’da salı, çarşamba, perşembe, cumartesi ve pazar olmak üzere haftada 5 gün, 21 farklı yerde pazar kuruluyor. Bunlardan ikisi akşam pazarı ve akşam 4 ile 8 saatleri arasında faaliyette.

Bizdeki pazarlarla mukayese edince oldukça mütevazı, gelen ürün miktarı fazla değil, büyük kamyonlarla ve dökme tabir edilen şekilde değil. Üreticiler kendi ürünlerini satıyor. Pazarlarda bir bölüm yemek için ayrılmış, burada her kültürden mutfak mevcut.

Pandemi öncesi oturmak için masa ve sandalyeler vardı ve aldığınız yiyecekleri çalan canlı müzik eşliğinde yiyebiliyordunuz. Şimdi ise sandalye ve masalar yok, canlı müzik yok. Ayrıca pandemi öncesi her tezgâhta özellikle meyve reyonlarında tadımlık ikramlar vardı, şimdi yok.

Farmers Market

Müşterilerin sebze meyveleri ellemesi engellenmiş ve sosyal mesafeye uymaları için yerlerde tebeşirle çizilmiş çarpı işaretleri var. Çocuklar dahil istisnasız herkes maskeli, buna çok dikkat ediyorlar. “Canopy Tent” dedikleri yaklaşık 10 metrekare alana sahip tentelerin altında satış yapılıyor. Hemen arkalarında ürünlerini getirdikleri araçlar park etmiş vaziyette. Yapılan iş özellikle yemek işiyse, jeneratör gerektiğinden ufak ve sessiz bir jeneratör elektrik sağlamakta.

Farmers Market

Çalışma saatleri genellikle 4-5 saat civarında, iki büyük pazar müstesna. Birisi “Alemany Farmers Market”, burası 8,5 saat açık. Bu pazar yaz aylarında 20 bin kişi tarafından ziyaret ediliyormuş. Diğeri Market Street’te kurulan “Heart of the City Farmers Market”, burası da 10 saat açık. Bir köşede Farmers Market Information faaliyet gösteriyor, hemen yanında bir ATM makinası. Satıcıların bir çoğunda debit ve credit (bankamatik kartı ve kredi kartı) kart geçiyor. Temizliğe çok dikkat ediliyor. Yerlerde sebze meyve artıkları pek göremezsiniz.

Bizde dikkat çekmek için pazarcılar bağırır, burada öyle bir şey yok. Alışveriş esnasında sırayla ve bir kargaşaya mahal vermeyecek şekilde hareket ediliyor. Amerikan toplumu alışverişini genelde marketlerden yapsa da Farmers Market’ler rağbet görüyor. Bunda etkili olan iki etmenden birisi organik ve sağlıklı beslenme isteği, diğeri ise ailecek bir aktivite olması. Pazarlar her zaman insanlara ilgi çekici geliyor.

Cem BUYURAN – San Francisco / ABD

istanbul antika ve sanat fuarı

İLGİLİ HABERLER