Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Sarı yaz” rotaları: Selimiye ve Bozburun

Kanuni Sultan Süleyman, ünlü Rodos seferine çıkmadan evvel Marmaris’e gelir.

Kanuni Sultan Süleyman, ünlü Rodos seferine çıkmadan evvel Marmaris’e gelir. Ve burada bir kadından manevi destek alır. Bilge kadın, Kanuni’nin ordularına yön verir. Ordunun bir kısmını armutlu alanın içine yerleştirir; “Sabah erken orada yürürken armut alanları topla ve ordundan çürükler ayıklansın” der. Böylece armut alanlar elenir, sefere öyle çıkılır. Savaş kazanılır ve o mevkinin adı da bugün çok iyi bildiğimiz Armutalan’dır.

Böyle bir anekdotla Marmaris’e giriş yapayım istedim. Semt ve sokak adlarının anlamını hep merak etmişimdir. Yıllardır Marmaris’e geldiğimde hep tekne turu yaparak koylarını dolaşırım. Fakat bu kez farklı bir durum yaratmak istedim ve en az birkaç koyunu karadan gezerek görme fırsatını yakaladım.

Eylül ayının son günlerinde yaz sonu diye bilinen zamanlar, aslında Ege ve Akdeniz’de sarı yazın başlangıcıdır. Marmaris, birbirinden güzel koylarının olduğu tekne turlarıyla nam salmıştır. Hep tekneden gördüğüm bu koylardan ikisini, bu sefer karadan gezerek keşfetmek istedim.

LÜKS BİR HAVASI VAR!

Selimiye’ye karadan giriş yaptığım an itibariyle küçük ve sevimli butikleriyle beni cezbediyor. Hele bir tanesi var ki, tahta pembe panjurları ve yine pembe tahta kapısıyla tıpkı Türk filmlerindeki replikleri hatırlatıyor. İçeri girdiğimde birbirinden güzel objeler, abajurlar, keten kıyafetler, vs… Hepsine doyasıya bakmak istiyorum. Zevkle tasarlanmış dükkan, zevk sahibi kişileri içeri çekmesini çok iyi biliyor. Dükkanın hemen önünde sıra sıra tekneler dizilmiş vaziyette.

Sonra sahilinde yürüyerek başka keşifler yapıyorum. “Palmetto” adlı butik oteli var. Denize sıfır bu otelin yanından suya atlıyorum. Kıyısında gümüş balıklarının yüzdüğü denizden kendimi bu berrak suya bırakmak öyle keyif veriyor ki, az ileride bu suların mavi bayraklı olduğunu ispatlayan levhaya rastlayınca hiç ama hiç şaşırmıyorum. Az ileride denizin içine hamak yerleştirmişler. Suda hamak keyfi yapmak nasıl bir lüks ki, bu anlatılmaz ancak yaşanır.

Keza denizin üstünde iskelelerde yemek yemek zevkine varmak da buraya özgü bir durum doğrusu. Selimiye’nin en eski cafe’si yine sahilde bulunuyor. Bahçe içinde salaş bir kahvehane olan bu yerde oturmak ve denize karşı çay yudumlamak da başka bir huzur veriyor insana.

Butik dükkanlarıyla, restoranlarıyla, şahane deniziyle ben çok sevdim Selimiye’yi… Sakin ama aynı zamanda dingin bir atmosfere sahip Selimiye’ye daha çok teknelerle gelerek tatil yapıyorlar. Yerli turist için biraz pahalı ama son yıllardaki popülaritesi ile hala dikkat çekmeyi başarıyor.

HERKESE HİTAP EDİYOR

Selimiye’den araçla 20-25 dakika uzakta olan Bozburun’a gelince, bu köyü nedense daha uygun ve ucuz bulduğumu söylemeliyim. İlk girişte küçük bir meydanı var. Atatürk heykeli meydanda bizi karşılıyor. Sıra sıra yelkenlilerin dizildiği Bozburun’da denize atlamak durumundasınız. Sahili neredeyse yok gibi… Selimiye’ye nazaran daha küçük bir koyu var. Deniz keyfine tekneyle yanaşarak varmak daha güzel bence…

Burası da restoranları, pansiyonlarıyla hem daha ucuz hem de daha cazip gözüküyor. Sonuçta bu iki koya sürekli lüks tekneler demirliyor, daha ziyade tekne turistlerine hitap ediyor. Belki de deniz girmek için büyük sahillerinin olmayışı, buralardan böyle faydalanılması için fırsat sunmuş oluyor. Mesela, Hisarönü mevki daha uzun sahiliyle, denize sıfır otelleriyle bol bol denize girmek imkanını sunuyor. Ayrıca günübirlik tekne turlarıyla Marmaris’in bu güzel koylarından denize atlamak keyfine de vardırıyor insanı. Kasım ayının sonuna dek süren “sarı yaz” için Ege’nin tüm koyları bizleri bekliyor. Sakin ve huzurlu bir tatil yapmak isteyenlere duyurulur.