Kadir Toprakkaya

Melis Alphan: Bu kafayla turizm olmaz!

Melis Alphan: Bu kafayla turizm olmaz!
Yazı boyunu düşür Yazı boyunu yükselt Font boyutu Yazdır

TOURMAG Turizm Dergisi’nin yeni yayınlanacak olan sayısında kapak haberinde değindiği, turizm sektöründe ülke olarak yaptığımız yanlışlara Melis Alphan, 3 Ekim tarihli Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde de yer verdi. Sosyal medyada da paylaşılan ve büyük ilgi gören yazısında Alphan, turizmde güçlü olan yanlarımızın öne çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

İşte, Melis Alphan’ın çarpıcı yazısı:

BU KAFAYLA TURİZM OLMAZ!

Türkiye’de 700 civarında Greko-Romen antik kent var. Yunanistan, İtalya, Tunus ve Fas’takilerin toplamından daha fazla. Ülkenin dört bir yanında toprağı sıksanız tarih fışkırıyor. Ama biz hâlâ ‘her şey dahil’ turizmin peşindeyiz.

Deneyimli turist rehberi Mert Taner, “Türkiye deniz-güneş-kum turizminden para kazanmıyor” diyor ve ekliyor: “Antalya’ya gelen Ruslar uçak, otel, yeme-içme, her şey dahil 500 Euro veriyor. Otelin dışında 150-200 Euro harcıyor. Bizim ihtiyacımız olan turist bu değil, kültür ve doğa için gelen, para bırakacak ABD’li, Avrupalı ve Uzakdoğulu turist.”

İnanç turizminde potansiyelimiz çok yüksek ama değerlendiremiyoruz. İsrail mesela Yahudi ülke olmasına rağmen, Hıristiyanlığı çok iyi bir tanıtım aracı olarak kullanıyor. İsa’nın ayak bastığı söylenen her yere bir kilise kurulmuş; en kötü yerde bile otel fiyatları 200-250 Euro, 50 Euro’nun altına restorandan çıkamıyorsunuz. Türkiye’de fiyatları çok yükseğe çekmeyelim ama, inanç turizmi potansiyelimizi niye değerlendiremediğimizi kendimize soralım. Türkiye’de 40 ilde inanç turizmine uygun olarak seyahat edilecek yerler var.

Doğa turlarına gelirsek… Kuşadası çevresi, Kapadokya, Kaş-Fethiye, Karadeniz, Yalova çevresi gibi birçok yerde müthiş yürüyüş rotaları var. Kaş 4-5 farklı macera sporunun yapılabildiği ender noktalardan ama ne kadar değerlendirildiği tartışılır. Taner, ülkeye parayı inanç ve doğa turizmi için gelenlerin bıraktığını söylüyor: “Kalabalık geliyor, kişi başı 2.500-3.000 dolar harcıyorlar. Yiyor, içiyor, gittikleri her yerden halı, deri, kuyum, seramik alıyorlar.”

Türkiye turizm fuarlarına katılıyor ama bu iş fuarlarla olmuyor. Dünyada çok sayıda ufak ama etkili turizm toplantıları var. Turizm Bakanlığı, hem konuya hem yabancı dillere hâkim, sunum yeteneğine sahip dinamik bir ekip oluşturup kaliteli turist getirecek ülkelere yollasa, onlar oralarda Türkiye’yi tanıtsalar bu işin çok büyük getirisi olur. Devlet destek vermiyor, ciddi bir tanıtım politikamız yok, sistematik olarak lobicilik yapmıyoruz. Türkiye’de turizmde yıllarca devletin amatörlüğüne rağmen girişimcilerin, otelcilerin, acentelerin, rehberlerin ve turizm yöneticilerinin çabalarıyla yine de bir şeyler yapıldığını söylüyor Taner.

Şu anda turizmin hiç sırası değil diye düşünebilirsiniz. Ama bu ülkede sonsuza dek OHAL’de yaşamayacağımızı umarak, şimdiden tohumlara atmalıyız ki, memlekette sular durulduğunda meyveleri toplayabilelim…

Bir Cevap Yazın

vakıf taşdelen su

noyadecor