Bazı yolculuklar vardır; gidilen yerden çok, insanın içinde yarattığı yolculuktur. Selanik yolculuğu da böyleydi. Bu, yalnızca kara yoluyla 1.409 km’lik bir rota değil; aile tarihimizin, Cumhuriyetimizin ve ortak hafızamızın peşinden manevi bir yolculuktu.
2023’te Cumhuriyetimizin 100. yılında, BUSADER Federasyonu’nun İstanbul ve Bursa dernekleri ile Atatürk’ün doğduğu şehir Selanik’e anlamlı bir gezi düzenlendi. Bu organizasyon, Hatay depreminden etkilenen çocuklara destek amacıyla yürütülen sosyal sorumluluk projesiyle daha da anlam kazanmıştı. BUSADER’in yalnızca dayanışmayı değil, Cumhuriyet değerlerini yaşatma konusundaki duyarlılığı ile ayrıca etkilemişti beni. Bu hikayeyi anımla birleştirmek istedim.
O günlerde aklımda 92 yaşındaki annemi, annesinin doğduğu aile topraklarına götürmek vardı. Anneannem Mediha Hanım, Selanik’te doğmuştu. Asker bir aile mensubu olarak Balkanlar’da çok yer gezmişlerdi ve onun annesi Lütfiye Hanım ise Saraybosnalıydı. Yıllarca bu şehirde yaşamış ve Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’la komşuluk ilişkileri ile kahve sohbetleri yapmıştı.

Bu nedenle Selanik, bizim ailemiz için yalnızca bir şehir değil; anne tarafımızın köklerini tamamlayan büyük aile puzzle’ının en anlamlı parçalarından biri, anılarımızın ve hafızamızın vazgeçilmez bir durağıydı. Ancak bu seyahat, 100. yıl anısına vizem çıkmadığı için olmadı. Yıllar önce defalarca bu topraklara gelmeme rağmen piyango bana çıkmıştı. Turun başlamasına bir gün kala, annemi yanıma alarak Yunanistan Başkonsolosluğu’nun kapısını çaldım. Şiddetli yağmur altında saatlerce bekledik. İçimde küçük de olsa bir umut vardı; belki pasaport son anda gelir diye… Ama beklediğimiz pasaport bir ret kararıyla geldi. Hayal kırıklığı içinde döndüm ama vazgeçmedim 🙂
Bu yıl Bulgaristan vizesi aldım. Motokaravanımızla annem, kızım Alara ve ben yola çıktık. Böylece üç kuşak kadın; anne, kız ve torun olarak Balkan yollarına düştük. Belki de bu yolculuğun en anlamlı yanı buydu. Yalnızca geçmişimizi aramıyor, bu yolculuk deneyimimizi hafızamıza taşıyorduk.

Selanik’te Atatürk’ün evini ziyaretti amaç ve hemen bahçesinde yer alan Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosu Sayın Serkan Gedik’i ziyaret ederek aile hikâyemizi ve BUSADER Federasyonu’nun Cumhuriyetimizin 100. yılı kapsamında gerçekleştirdiği anlamlı projeyi de paylaşma fırsatı bulduk.
Bize kıymetli zamanını ayıran Sayın Serkan Bey, 2023 yılından bu yana görevini sürdürüyor. Görüşmemizde Selanik’e ilişkin gözlemlerini, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ticari ilişkileri ve bölgede yaşayan soydaşlarımızın sayısının artık oldukça azaldığını paylaşan Gedik; ayrıca turizm alanındaki karşılıklı hareketliliğin son yıllarda hızla arttığını belirterek, 2025 yılında 2,25 milyondan fazla Türk vatandaşının Yunanistan’ı ziyaret ettiğini ifade etti.

Selanik ise özellikle Türkiye’den gelen ziyaretçiler için yalnızca bir turizm şehri değil; aynı zamanda güçlü bir tarih ve hafıza merkezi. Bu bağın kalbinde kuşkusuz “Atatürk Evi” bulunuyor. Başkonsolos Serkan Gedik’in verdiği bilgilere göre, müze 2023’te 285 bin rekor bir ziyaret sonrası restorasyon ile kapatılmış. Aralık 2024’te restorasyon öncesinde yaklaşık 450 bin ziyaretçi olmuş. Sonra Kasım 2025’te tekrar ziyarete açılmış. Dünyanın farklı ülkelerinden ziyaretçiler gelse de ilginin büyük bölümünü Türkiye’den gelenler oluşturuyormuş.
Selanik; limanı, üniversiteleri, çok kültürlü geçmişi ve Balkanlar’daki stratejik konumuyla bugün de iki ülke arasında ticaretin, turizmin ve kültürel ilişkilerin gelişebileceği önemli bir şehir. Şu an 6.66 milyar dolar olan ticaretin hedefi 10 milyar dolarmış. Belki de geçmişin ortak hafızasını, geleceğin dostluğuna dönüştürebileceğimiz en anlamlı yerlerden biri. Selanik sokaklarında yürürken Atatürk’ün neden böyle evrensel bir bakış açısıyla yetiştiğini daha iyi hissediyorsunuz. Avrupa’nın çok kültürlü liman kentlerinden biri olan Selanik; farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin yüzyıllarca birlikte yaşadığı bir şehir. Ardından Manastır Askerî İdadisi’nde aldığı eğitim, Mustafa Kemal’in dünyaya bakışını şekillendiren önemli kilometre taşlarından biri olmuştu.

Şehir bana birçok yönüyle İzmir’i hatırlattı. Denizle kurduğu ilişki, sahil yaşamı, kafeleri, insan sıcaklığı ve mutfağı… Börekten zeytinyağlılara, kahveden deniz ürünlerine kadar aynı sofranın iki yakasında olduğumuzu hissediyorsunuz. Bununla birlikte Selanik’in sahip olduğu tarihî mirasın çok daha özenli korunabileceğini de düşündüm. Atatürk Evi, Beyaz Kule, Aristoteles Meydanı, Ano Poli, Rotunda, Galerius Kemeri ve Bizans surları, kentin en önemli değerleri arasında yer alıyor. Ancak bazı bölgelerde, eski yapıların bakımsızlığı ve plansız betonlaşma dikkat çekiyor.
Bu yolculuk, bize bir gerçeği yeniden hatırlattı: Türkler ve Yunanlar, aslında birbirine sandığımızdan çok daha yakın. Aynı iklimi, aynı yemekleri, aynı ezgileri ve benzer aile kültürünü paylaşıyoruz. Geçmişte yaşanan savaşlar ve mübadeleler, milyonlarca insanı doğduğu topraklardan kopardı. Yol boyunca Türkçe konuşan soydaşlarımızla sohbet ettik. Karadeniz’den ve Trabzon’dan göç etmek zorunda kalan Rum ailelerin kuşaktan kuşağa aktardıkları hikâyeleri dinledik. Onların yaşadığı acılar, anneannemin ve mübadeleyle yurdundan ayrılmak zorunda kalan çok acı çekmiş binlerce Türk ailesinin yaşadığı zorluklar, hüzünler hiç de farklı değildi. Acının milliyeti yoktu.

İstanbul’dan başlayıp, Bulgaristan üzerinden Selanik’e, oradan Batı Trakya kıyılarından yeniden İstanbul’a dönerken, rotaya harita üzerinde baktığımda ilginç bir şey fark ettim. Bu rota, bana bir barış güvercininin kanadını hatırlattı. Belki de bu yüzden bu yolculuğun bana bıraktığı en güçlü duygu “barış” oldu. Dileğim, çocuklarımıza ve torunlarımıza savaşların, göçlerin ve ayrılıkların değil; dostluğun, kültürün, dayanışmanın ve ortak insanlığın miras kalmasıdır. Çünkü geçmiş değiştirilemez; ancak geleceği birlikte inşa edebiliriz.
BUSADER Federasyonu’nun sosyal sorumluluk, dayanışma, kültürel miras ve toplumsal barış vizyonuyla bu tür anlamlı yolculuklara öncülük etmesini, son üyesi olarak da son derece kıymetli buluyorum. Bazı yollar kilometrelerle ölçülmez. Bazı yollar; hatıralarla, umutlarla ve barışa duyulan inançla ölçülür.
