Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TİGAD Dijital Medya Çalıştayı’nda ilk gün sona erdi

Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) tarafından 7-11 Haziran tarihleri arasında

Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) tarafından 7-11 Haziran tarihleri arasında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 12. Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü, yoğun bir katılımla tamamlandı. Protokol üyeleri, akademisyenler ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazetecilerin katıldığı etkinlikte, geleneksel medyadan dijital haberciliğe geçiş süreci tüm boyutlarıyla ele alındı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen üç ayrı oturumda uzman isimler, mesleki deneyimlerini ve dijital çağın getirdiği sorunlara yönelik çözüm önerilerini paylaştı.

PROGRAM GENİŞ KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ

Yoğun bir ilgiyle takip edilen çalıştayın açılış töreninde Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan, CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu da yer alarak basın mensuplarını yalnız bırakmadı. Sektörün idari ve akademik paydaşlarını temsilen Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdülkadir Çay ile Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil’in de katıldığı programda; TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, TİGAD yönetim kurulu üyeleri, il temsilcileri ve çok sayıda davetli hazır bulundu.

“DİJİTAL MEDYA ARTIK YASALARCA TANINIYOR”

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, Kırşehir’de bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek şu ifadelere yer verdi: “Neşet Baba’nın, Ahi Evran’ın şehrindeyiz. Ahiliğin ata yurdundayız. Dolayısıyla burada olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyorum. TİGAD’ın kuruluş amacını az önce tanıtım filminde kısa da olsa anladık. Biz esas dijital medya kanununun çıkarılması için kurulmuştuk, onun için mücadele ettik. Ve o mücadele neticesinde de Adalet Komisyonu’nda, Dijital Mecralar Komisyonu’nda mücadelemiz sonuç verdi. Dijital medya artık yasalarca tanınıyor. İşte, Basın İlan Kurumu Genel Müdürümüz burada. Göreve başladığından bu yana kendisinden müthiş memnunuz. Çünkü hakikaten gazeteci dostu, yerel medyanın dostu. Her şeyden önce yerel medyanın reklam kaynaklarının artırılması için o kadar çalışıyor ki, gecesini gündüzüne katıyor. Huzurlarınızda da kendisine çok teşekkür ediyorum.”

tourmag-tigad-dijital-medya-calistayi

“SOSYAL MEDYA, BİZİM KANAYAN YARAMIZ”

Konuşmasında sosyal medyadaki kontrolsüzlüğe de değinen Geçgel, şunları kaydetti: “Ancak bir yaramız var, onu belirteyim. Sosyal medyaya bir düzen, dizayn getirmek gerekiyor. Sosyal medya, bizim kanayan yaramız. Kendilerini gazetecilerin yerine koyan çok fenomen var ve onlardan dolayı sıkıntı yaşıyoruz. Bununla ilgili bir yasal düzenleme mutlaka olacaktır. Genel müdürümüz de çalışıyor, bunu biliyorum. Mutlaka bilgi verecektir. Tekrar çalıştayımızın hayırlara vesile olmasını diliyoruz.”

“YANLIŞ, DOĞRUDAN 6 KAT HIZLI YAYILIYOR”

Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdülkadir Çay ise dijital yayıncılığın köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini aktararak şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada dijital yayıncılığı konuşurken, birkaç yıl öncesine kadar gündemimizi meşgul eden ‘basılı gazete mi, internet sitesi mi?’ tartışmalarını geride bırakarak; arama motorlarının yapay zekâ entegrasyonlarıyla kabuk değiştirdiği, ziyaretçi trafiklerini algoritmaların belirlediği ve çoklu platform yayıncılığının zorunluluk hâline geldiği köklü bir dönüşüm sürecini ele alıyoruz. Dijital haberciliğin önünde üç temel sınav bulunmaktadır: Ekonomik sürdürülebilirlik, teknolojik entegrasyon ve etik değerler. Bugün geldiğimiz noktada asıl mesele, içerik üretmekle beraber güven de inşa etmektir. Yanlış bilgi ve dezenformasyon, doğru bilgiye kıyasla 6 kata kadar daha hızlı yayılmaktadır. Bu tablo, yalnızca bir medya sorunu değil; toplumsal güveni, huzuru ve barışı doğrudan tehdit eden bir kırılganlık alanıdır.”

“YAPAY ZEKA, EDİTORYAL SORUMLULUK ÜSTLENEBİLİR Mİ?”

Yapay zekâ teknolojilerinin gazetecilikteki rolüne ve küresel platformların sömürü düzenine de dikkat çeken Çay, şunları dile getirdi: “Yapay zekâ kusursuz metinler üretebilir, peki editoryal sorumluluk üstlenebilir mi? Kesinlikle hayır. Çünkü gazetecilik yalnızca bilgi aktarma işi değil, hakikate sadakat meselesidir. Algoritmaların vicdanı yoktur. Yapay zekâ, gazetecinin yerine geçen bir özne değil, gazeteciyi destekleyen bir araç olmalıdır. Dijital dönüşüm, madalyonun diğer yüzünde çok çetin bir ekonomik savaşı da barındırmaktadır. ‘Platform bağımlılığı’ ve ‘algoritmik görünürlük’ olarak tanımlanan yeni bir sömürü düzeniyle karşı karşıyayız. Bugün dijital reklam gelirlerinin yüzde 60’tan fazlası, yalnızca birkaç büyük küresel teknoloji şirketinin tekelindedir. Medyanın ürettiği nitelikli içerik üzerinden devasa trafik ve reklam geliri elde ederken, içeriğin asıl sahibine, yani fikir işçisine hakkını vermemektedir. Çalışmaların sonucunda hem basın mensuplarımızın ürettiği haber içeriklerinin değerinin korunacağı hem de haklarının teslim edileceği bir yasal düzenlemenin ortaya çıkacağını biliyoruz.”

tourmag-turkiye-internet-gazeteciligi-dernegi-tigad

ÇALIŞTAY OTURUMLARINDA SEKTÖREL GELECEK TARTIŞILDI

Çalıştayın ilk gününde alanında uzman isimlerin sunum yaptığı üç ayrı oturum gerçekleştirildi. Dr. Ekrem Teymur’un moderatörlüğünü üstlendiği birinci oturumda Av. Bedia Teymur, yeni nesil gazetecilik ve etik değerleri; Gaffar Yakınca, geleneksel gazeteciliğin geleceğini; Nagehan Alçı, gelenekselden sosyal medyaya geçişi; Alişer Delek, medya ve manipülasyonu; Doç. Dr. Turgay Yerlikaya ise dezenformasyonla mücadele yöntemlerini örnekleriyle aktardı. Hatice Türkan’ın moderatörlüğündeki ikinci oturumda; Mustafa İlker Yücel dosya haberciliğini, Murat Alan medyanın sosyolojik yapısını, Latif Şimşek dijital yazarlığın toplumsal etkilerini, Murat Dada aktüel televizyon haberciliğini, Onur Caniklioğlu asayiş ve saha gazeteciliğini, Çetin Ağaşe yapay zekâ çağını, Yaşar Toy yerel medyanın ulusal gündeme etkisini ve Birgül Yazıcı da afet dönemi haberciliğini ele aldı. Adem Kocatürk moderatörlüğünde yapılan son oturumda ise Adnan Türkkan dijital medyada güvenilirliği, Aynur Bayram kamu yayıncılığını, Murat Akgül yerel gazeteciliğin zorluklarını, Tahir Gülebak yerel medyanın genel sorunlarını, Adnan Yılmaz gazetecinin toplumsal hafıza sorumluluğunu, Mehmet Sena Akkaya günümüz gazeteciliğini ve Serpin Alparslan dijital çağda ekonomi gazeteciliğini tartışmaya açtı.

“GERÇEK AYAKKABILARINI GİYMEDEN, YALAN DÜNYAYI 3 KEZ DOLAŞIR”

Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Adnan Türkkan, dijital mecralardaki hız tutkusunun ve dezenformasyonun tehlikelerine somut örneklerle değinerek şöyle konuştu: “Teorik olarak anlatımlar oldu, ben pratik birkaç örnek üzerinde duracağım. İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşı takip edenler, İsmail Kaani ismini duymuştur. İran Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin 40 yıllık MOSSAD ajanı olduğunu duydunuz mu? Birinci rakam: 8 milyon 400 binden fazla. Bu, ‘İsmail Kaani İsrail ajanı çıktı’ iddiasını ilk 24 saatte gören tahmini kişi sayısı. İkinci rakam: 180 bin. Bu da yalanlandığını gören kişi sayısı. Aradaki fark 46 kat. Savaşta teyidin hayati olduğu bir konuda bile yalan 46 kat hızlı. Üstelik basit bir arama ile Eylül 2024’te İsrail’in Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a yönelik düzenlediği operasyonda da Kaani’nin hayatta kaldığı belirtilmişti. Nasrallah’ın konutunu ziyaret ettiği öne sürülen Kaani’nin söz konusu saldırıdan nasıl kurtulduğu netlik kazanmamıştı. Kaani’nin sağ çıktığı bir diğer saldırı ise 2025’te İran ile İsrail arasında yaşanan ve 12 gün süren savaş sırasında gerçekleşti. İsrail’in İran’ın üst düzey komuta kademesini hedef aldığı saldırılarda Kaani’nin zarar görmemesi dikkat çekmişti. Ulusal Kanal İran Temsilcisi Gürkan Demir, Kaani’nin görevinin başında olduğunu İranlı yetkililerden doğrulattığı için biz o tuzağa düşmedik, gerçeği Türkiye kamuoyuyla paylaştık. ‘Gerçek ayakkabılarını giymeden, yalan dünyayı 3 kez dolaşır.’ İsrail kaynaklı bu yalanın iki amacı vardı: Birincisi, İran içinde güvensizlik yaratmak. İkincisi, İsmail Kaani’nin iddiaları yalanlamak için ortaya çıkmasını sağlayarak onu etkisiz hale getirmek. İşte dostlar, maalesef Türkiye ve Türk halkı için düşman konumunda olan İsrail’in savaş taktiğinin bir parçası olan yalanı gönüllü olarak medyamız büyüttü, milyonlara ulaştırdı. Daha ileri gidenler de oldu. Peki neden? Peki biz haber odasında neyi yanlış yapıyoruz? Hız mı, yöntem mi?”

“EN BÜYÜK BAŞARI, YALANIN TAŞIYICISI OLMAMAKTIR”

Dijitalleşmenin haberciliğin kalbi olan doğruluk ilkesini feda ettiğini vurgulayan Türkkan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmenin getirdiği hız ve kolaylık, haberciliğin kalbi olan ‘doğruluk’ ilkesinin hız uğruna feda edildiği bir çelişkiyi doğurmuştur. Saniyeler içinde milyonlara ulaşma kapasitesi, beraberinde bilgi kirliliği, manipülasyon ve derin bir güven krizini getirmiştir. Bugün burada, insanlık tarihinin en büyük çelişkilerinden birini konuşmak için bir aradayız. Bilgiye ulaşmanın en kolay olduğu, saniyeler içinde dünyanın öbür ucundaki bir gelişmeden haberdar olabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Ancak ironik bir şekilde, tarihin en büyük ‘hakikat krizini’ de tam şu an deneyimliyoruz. Bizler artık sadece birer haber aktörü değiliz; aynı zamanda bir dezenformasyon savaşının cephe arkasındaki arama-kurtarma ekipleriyiz. Eskiden gazetecinin başarısı, ‘haberi ilk veren’ olmaktı. Bugünün dijital ekosisteminde ise en büyük başarı, ‘haberi ilk veren olmak uğruna yalanın taşıyıcısı olmamaktır.’ Dijital medya bizden hız istiyor, algoritmalarsa sansasyon. Fakat toplumun bizden beklediği tek bir şey var: Güven. Ve güven, saniyeler içinde inşa edilip, tek bir hatalı tıkla yerle bir olabilen bir kale gibidir.”