Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TİGAD ile şehirleri tanımanın önemi

Kısa adı TİGAD olup, açılımında ise “Türkiye İnternet Gazetecileri Derneği”

Kısa adı TİGAD olup, açılımında ise “Türkiye İnternet Gazetecileri Derneği” yazan sivil toplum kuruluşu, ülkemiz için yararlı işler yapan, her türlü övgüyü hak eden bir oluşum. Yaklaşık üç yıldır hayranlıkla izlediğim TİGAD öylesine başarılı işlere imza atıyor ki, zaman zaman şaşkınlığımı ifade etmekte güçlük çekiyorum.

Türkiye’nin 81 ilinde, ilçesinde bağlantılarını kurmuş, temsilciler belirlemiş olan dernek, kuruluş aşamasında pek çok meslektaşının “İnanılmaz, mümkün değil” sözleriyle uzak durduğu bir soruna çözüm üretmiş. Türkiye’de internet gazeteciliğinin devlet tarafından tanınmasına, internet gazeteciliği yapan gazetecilerin Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca verilen basın kartını alabilmelerine, Basın İlan Kurumu’ndan ilan alabilmeleri konusunda yolun açılmasına öncülük etmiş.

Türkiye’yi tanımak misyonu

Komşusunu, komşu ilçesini, komşu ilini tanımayan bir toplum haline geldiğimiz, maalesef inkar edemeyeceğimiz bir gerçek. İşte bizler 8-10 kişiyi bir araya getirmekte zorlanırken, bu dernek 100-150 kişiyi bir araya toplayıp; Mardin’den Trabzon’a, Sinop’tan Ağrı’ya kadar Türkiye’nin bütün illerini dolaşarak hem şehirlerimizi birbirine tanıtıyor hem de düzenledikleri çalıştaylarla kendilerini eğitiyor.

Her şehrimizin turistik değeri var

Bu çalışmalar sayesinde şehirlerimizin özellikleri diğer şehirlere aktarılırken, ziyaret edilen şehir ile ilgili binlerce haberin de TİGAD üyesi medya organlarında yayınlanarak Google kütüphanesine kaydedilmesi sağlanıyor. Bu kapsamda TİGAD’ın düzenlediği Kırşehir Dijital Medya Çalıştayı’na ben de katıldım. Her anı dikkatle izledim, notlar aldım. Tam yazıya dökmeye hazırlanırken, TİGAD üyelerinin “duayen” olarak kabul ettiği, aynı zamanda derneğin İç Anadolu Bölge Temsilcisi olan Üstün Tuncer’in genel yayın yönetmenliğini yaptığı Mavi Medya haber sitesinde yayınladığı köşe yazısına rastladım. O kadar akıcı bir dille kaleme almıştı ki, ulaşamayanlar olur düşüncesi ve yüksek müsaadeleriyle sözü ona bırakmayı uygun gördüm.


tourmag
TİGAD İç Anadolu Bölge Temsilcisi Üstün Tuncer

Bozkırın ortasından fışkıran ışık

Kırşehir’de Gazetecilik, Ahilik ve Türküler arasında birkaç gün

Gazetecilik bana yıllar içerisinde çok şey öğretti. Bazen bir fabrikanın üretim bandında ülkenin ekonomik fotoğrafını gördüm, bazen bir köy kahvesinde Anadolu insanının bütün samimiyetini hissettim. Kimi zaman bir siyasi toplantıda ülkenin geleceğine ilişkin tartışmaları dinledim, kimi zaman da bir sanatçının dilinden dökülen birkaç türkü sözünde memleketin bütün hikâyesini buldum.

Mesleğin en güzel taraflarından biri de hiç şüphesiz yeni şehirler, yeni insanlar tanımak ve farklı hayatlara dokunabilmek… Bu kez yolumuz Kırşehir’e düştü. Basın şehidi, özgürlükler ve bağımsız Türkiye mücadelesinde şehit edilen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun şehrindeyiz. Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği’nin (TİGAD) düzenlediği 15’inci Anadolu Buluşması ve 12’nci Dijital Medya Çalıştayı için Anadolu’nun tam ortasında, bozkırın kalbinde buluştuk.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen 167 gazeteci… Genel yayın yönetmenleri, televizyon yorumcuları, muhabirler, köşe yazarları, akademisyenler ve genç gazeteciler. Hepimizin amacı aynıydı; mesleğimizin geleceğini konuşmak, dijital gazeteciliğin geldiği noktayı değerlendirmek, sorunları tartışmak, çözüm önerileri geliştirmek ve elbette birbirimizden bir şeyler öğrenmek.

Habercilikte hızlı olmak marifet, doğru olmak karakterdir

Aslında TİGAD’ın kuruluş felsefesi de tam olarak bu. 7 Kasım 2019 tarihinde kurulan Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği, kısa süre içerisinde dijital medyanın en önemli meslek kuruluşlarından biri haline geldi. İnternet gazeteciliğinin yasal zemine kavuşması sürecinde TBMM Dijital Mecralar Komisyonu başta olmak üzere birçok platformda aktif görev üstlenen TİGAD, bugün yerel ve ulusal medyayı aynı çatı altında buluşturan güçlü bir yapı olarak çalışmalarını sürdürüyor.

tourmag-turkiye-internet-gazetecileri-dernegi-tigad

TİGAD’ın uzun yıllardır ortaya koyduğu çaba sayesinde, dernek yalnızca bir meslek örgütü olmanın ötesine geçmiş durumda. Eğitimler, çalıştaylar, seminerler ve saha buluşmalarıyla gazetecilerin yanında yer alan dernek, dijital medyanın gelişimi için önemli çalışmalar yürütüyor. Habercilikte hızlı olmak marifet, doğru olmak karakterdir. Türkiye’de internet gazeteciliğini yasal bir zemine oturması için TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda etkin rol oynamış, internet gazeteciliğine yönelik yasal düzenlemelere katkı sunmuş, dijital gazeteciliğin tanınmasında öncü rolü üstlenmiştir.

Etik, özgür gazeteciliğin güçlü temsilcisi TİGAD, yerel ve ulusal gazeteleri aynı çatı altında toplayan en büyük meslek kuruluşlarından birisidir. Mesleki hakları savunan, gazeteciliğin gelişmesine yön veren, toplumsal faydayı esas alan habercilik anlayışını büyütür; eğitimler, seminerler, çalıştaylar düzenleyerek hep gazetecinin yanında yer alır. Kaliteyi artırır, dezenformasyon ile mücadele eder, doğru ve güvenilir haber için çalışır, gazetecilerin hak ve özgürlüklerini korur, etik ilkeleri güçlendirir. Yerel medyanın gelişimini destekler, sektöre yön verir, sahaya iner, sorunları yerinde konuşur. Yerel medya çalışanları ile genç gazetecileri duayen isimlerle buluşturur, tecrübelerini birikimlerini genç kuşaklara aktarır. Her alanda üretir. Güçlü, etkili gazetecilik anlayışı için çalışır.

Kırşehir’deki buluşma da bunun son örneklerinden biriydi. Daha ilk gün şunu hissettim: Bu sadece bir çalıştay olmayacak, aynı zamanda bir kültür yolculuğuna dönüşecekti. Çalıştayın merkezi, adeta bozkırın ortasında yükselen bir kale görünümündeki Big Thermal Otel’di. Otele yerleşir yerleşmez Kırşehir’in tanınmış isimlerinden Mustafa Düger ile tanışma fırsatı bulduk. Sohbet ilerledikçe, karşımızdaki kişinin sıradan bir iş insanı olmadığını anlıyorduk.

Aslen fizyoterapist olan Mustafa Düger, bugün ortopedik malzeme üretimi yapan ve üretiminin büyük bölümünü dünyanın farklı ülkelerine ihraç eden başarılı bir sanayici. Ancak onu farklı kılan sadece ticari başarısı değil; Kırşehir’e duyduğu sevda, Ahi Evran’a olan bağlılığı. Hayırsever, müteşebbis ve yatırımcı bir kişilik. Neşet Ertaş’a gösterdiği vefa, kurduğu vakıf aracılığıyla yaptığı sosyal çalışmalar… Saatler süren sohbetimiz boyunca Kırşehir’i anlattı; adını alan Mustafa Düger Vakfı’nın çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Çocuklarına “Ahi Evran” veya “Neşet” adını veren tüm Kırşehirlilere tam 4 altın armağan ediyor.

tourmag

İlginç bir kişilik

Şehrin tarihini, kültürünü, hayallerini anlattı ve biz daha çalıştay başlamadan Kırşehir’in sıradan bir Anadolu şehri olmadığını anlamaya başladık. Ertesi gün, 15 Temmuz Milli İrade Konferans Salonu’nda geniş katılımlı açılış programı gerçekleştirildi. Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek, Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdülkadir Çay, CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan ve çok sayıda davetli salondaki yerini almıştı.

Üniversite öğrencileri, yerel medya temsilcileri, siyasi partilerin il başkanları ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazeteciler, aynı çatı altında buluşmuştu. Konuşmalar ilerledikçe Kırşehir’i yeniden keşfetmeye başladık. Ahiliği, Ahi Evran’ı, Neşet Ertaş’ı, Abdallık kültürünü, bu toprakların Anadolu medeniyetine kattığı değerleri dinledikçe insanın aklına aynı soru geliyor: “Acaba yaşadığımız ülkeyi yeterince tanıyor muyuz?”

tourmag-turkiye-internet-gazetecileri-dernegi-tigad

Doğru haber, etik duruş ve toplumsal sorumluluk

Çalıştayın ilk oturumunun moderatörlüğünü Haberler.com ve Sondakika.com Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Teymur üstlendi. Dijital gazetecilik ve etik değerlerin ele alındığı oturumda Avukat Bedia Teymur, yeni nesil gazetecilik anlayışını anlattı. Gazeteci-Yazar Gaffar Yakınca, geleneksel gazeteciliğin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Nagehan Alçı, geleneksel medyadan sosyal medya gazeteciliğine uzanan dönüşümü anlattı. Gazeteci-Yazar Alişer Delek, medya manipülasyonuna dikkat çekti. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Turgay Yerlikaya ise dezenformasyonla mücadelede uluslararası örnekleri paylaştı.

Günün ilerleyen saatlerinde TİGAD Genel Başkan Yardımcısı ve Batman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hatice Türkan’ın yönettiği ikinci oturum başladı. ODA TV Yazı İşleri Müdürü Mustafa İlker Yücel, Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Alan, Show Haber Muhabiri Murat Dada, Ülke TV Haber Müdürü Onur Caniklioğlu, Diriliş Postası Yayın Danışmanı Çetin Ağaşe, TV42 Genel Yayın Yönetmeni Yaşar Toy ve TRT Haber Muhabiri Birgül Yazıcı, sahadaki tecrübelerini katılımcılarla paylaştı.

tourmag

Karaman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Adem Kocatürk’ün moderatörlüğündeki oturumda Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Adnan Türkkan, TRT Haber Muhabiri Aynur Bayram, TİGAD Mardin Temsilcisi Murat Akgül, Şanlıurfa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Basın İlan Kurumu Genel Kurul Üyesi Tahir Gülebak, Gazete Birlik İmtiyaz Sahibi Mehmet Sena Akkaya, gazeteci ve televizyon yapımcısı Serpin Alpaslan ile gazeteci-yazar Adnan Yılmaz deneyimlerini anlattılar.

Konuşmacılar, Kırşehir’i bütün yönleri ile tanıtan anlamlı konuşmalar yapıyor; konuşmacıları dinledikçe ülkemizi, değerlerimizi ne kadar az tanıdığımızı düşünüyorum. Salondan ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı: Teknoloji değişiyor, mecra değişiyor ama gazeteciliğin özü değişmiyor. Doğru haber, etik duruş ve toplumsal sorumluluk, her dönemde aynı önemini koruyor.

tourmag-turkiye-internet-gazetecileri-dernegi-tigad

Kırşehir’in izinde: Tarih, Türkü ve İnsan

Çalıştayın ikinci günü, toplantı salonlarından çıkıp Kırşehir’i yakından tanıma fırsatı bulduğumuz gündü. Aslında bir şehri tanımanın en güzel yolu sokaklarında dolaşmak, insanlarıyla konuşmak ve tarihine dokunmaktır. Sabahın erken saatlerinde ilk durağımız, Anadolu’nun gönlüne sesiyle taht kuran, Kırşehir’e bir “Müzik Kenti” ünvanı kazandıran büyük halk ozanı Neşet Ertaş ile babası Muharrem Ertaş’ın kabri oldu.

Türkülerini dinleyerek büyüdüğümüz; acıyı, sevgiyi, hasreti ve Anadolu insanının hikâyesini sazına yükleyen Neşet Ertaş’ın mezarı başında, insan ister istemez durup düşünüyor. Bir insan öldükten yıllar sonra da milyonların kalbinde yaşamaya devam ediyorsa, o artık sadece bir sanatçı değil, bir kültür mirasıdır. İşte Neşet Ertaş da işte böyle bir isim. Bugün hâlâ “Gönül Dağı”, “Neredesin Sen”, “Yalan Dünya”, “Mühür Gözlüm”, “Allı Turnam” ve daha yüzlerce eseri, Anadolu’nun her köşesinde söylenmeye devam ediyor.

tourmag-turkiye-internet-gazetecileri-dernegi-tigad

Kırşehir; müzeler, medreseler ve tarihi camileri ile ilginç ve görülmesi gereken bir kent. Neşet Ertaş’ın ardından rotamız Ahi Evran Külliyesi oldu. Kırşehir’e gelip de Ahilikten söz etmemek mümkün değil. Çünkü bu şehir, sadece bir coğrafya değil; aynı zamanda bir düşünce sisteminin merkezidir. Ahi Evran’ın yüzyıllar önce ortaya koyduğu Ahilik anlayışı, bugün bile güncelliğini koruyor. Dürüstlük, emeğe saygı, paylaşmak, dayanışmak, kardeşlik… Belki de günümüz dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu kavramlar bunlar.

Bugün büyük şirketlerin kıyasıya rekabet ettiği bir dünyada Ahilik kültürünün anlattığı bir hikâye vardır. Bir esnaf, siftah yaptıktan sonra gelen müşteriyi komşusuna yönlendirir; “O da siftah yapsın” der. Çünkü komşusu da kazansın ister. İşte Ahilik budur, işte Anadolu irfanı budur. Ve düşündüm, gazetecilikle Ahilik arasında aslında ne kadar güçlü bir bağ var. Çünkü gerçek gazetecilik de dürüstlük ister, vicdan ister, güven ister. Toplumun güvenini kaybeden bir gazetecilik anlayışı nasıl ayakta kalamazsa, Ahilik de güven olmadan yaşayamaz.

Külliyeden ayrıldıktan sonra Ahilik Müzesi’ni gezdik. Yüzyıllar öncesinden kalan belgeler, meslek kuralları ve ahlaki ilkeler, insanı derin düşüncelere sevk ediyor. Daha sonra Cacabey Medresesi’ne geçtik. Selçuklu döneminde adeta bir astronomi merkezi olarak kullanılan bu yapı, Anadolu’nun bilim tarihindeki yerini göstermesi açısından son derece etkileyici. Yüzyıllar önce gökyüzünü inceleyen bilim insanlarının izlerini görmek heyecan vericiydi. Bir sonraki durak Kırşehir Basın Müzesi oldu. Meslek hayatını gazeteciliğe adamış insanlar için burası ayrı bir anlam taşıyor. Eski daktilolar, sarıya dönmüş gazete sayfaları, matbaa makineleri, fotoğraf makineleri ve Uğur Mumcu’nun çalışma masası, daktilosu işte bu müzede.

tourmag

Sosyal projeleriyle de dikkat çeken bir kent

Belediye tarafından desteklenen kadın kooperatiflerinin satış merkezlerini geziyor, üretim alanlarını hayranlıkla dolaşıyoruz. Kırköy’de bulunan Engelliler Yaşam Merkezi, bunun en güzel örneklerinden biri. İlk bakışta bir park gibi görünse de aslında çok daha fazlası. Bungalov evleri, sosyal alanları, spor ve dinlenme tesisleriyle engelli bireylere yönelik örnek bir yaşam merkezi oluşturulmuş. Bir belediyecilik hizmetinin ötesinde, sosyal devlet anlayışının somut bir örneği gibi.

Engelliler, diledikleri zaman bu köyde tatil yapabiliyor, bungalow evlerde konaklayabiliyor, hatta aileler tatile giderken engelli çocuklarını bu köye teslim edip, tatil yapmaya bile gidebiliyorlar. Engelli köyü, uzman çalışanları ile gerçekten önemli bir hizmeti yerine getiriyor.

Türkülerin içinde bir şehrin hafızası var

Akşam saatlerinde ise Kırşehir’in meşhur Abdalları ile buluştuk. Neşet Ertaş’ın, Muharrem Ertaş’ın, Hacı Taşan’ın ve Çekiç Ali’nin eserlerini onların hemşehrilerinden dinlemek bambaşka bir duygu. Türkülerin içinde bir şehrin hafızası vardı. İnanın, bu şehri bizden farklı kılan bambaşka bir ruhu var; Anadolu’nun sesi, bozkırın rüzgârı vardı.

Kırşehir Abdallarını dinlemelisiniz. Zurnanın o ahenkli sesini, davulun yürekleri hoplatan temposunu onlarla birlikte yaşamalısınız. Kırşehir Abdalları, kentin kimliğini oluşturan ve bu kültürü gelecek kuşaklara taşımak için büyük çaba harcayan çok az sayıda kişi. Valilik ve belediye, Kırşehir Abdallarını yaşatmak için bir de kooperatif kurmuş. Burada Abdal geleneği öğretiliyor, müzik eğitimi veriliyor.

Gecenin en anlamlı sürprizlerinden biri ise Kadın Çığlığı Erbane Topluluğu’nun konseriydi. Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve kadınların sosyal yaşamda daha görünür olmasını sağlamak amacıyla kurulan topluluk, sahnedeki performansıyla büyük beğeni topladı. Kültürün, sanatın ve toplumsal duyarlılığın bir araya geldiği anlamlı bir gece yaşadık.

tourmag

Kaman, Kırşehir’in ayrı bir hazinesi

Ertesi gün Kaman ilçesine doğru yola çıktık. Kaman gerçekten Kırşehir’in ayrı bir hazinesi. Kalehöyük Arkeoloji Müzesi ve hemen yanında yer alan Japon Bahçesi yalnızca Kırşehir’in değil, Türkiye’nin görülmeye değer noktalarından biri. Japonya ile Türkiye arasında yıllardır süren kültürel iş birliğinin güzel bir örneği olan bu alan, ziyaretçilerine farklı bir atmosfer sunuyor ve Japon Prensi Mikasa, her yıl Kaman’a gelerek ilçeyi ziyaret ediyor.

Üçüncü oturum ise gazeteciliğin mutfağında çalışan isimleri bir araya getirdi. Kaman’daki kazı çalışmalarını başlatan ve uzun yıllar yürüten ünlü Japon arkeolog Dr. Sachihiro Omura, bölgeye hayat vermiş. Kalehöyük kazılarında çalışan köylülerin tamamı sosyal güvence altına alınmış, yaşlıların büyük bölümü bu sayede emekli olmuş. Köylü kızlar, erkekler, arkeoloji ve bölgenin tarihi ile ilgili eğitilmiş, hepsi birer rehber olarak bölgede görev yapmaya başlamış. Omura, bir öncelik de engelli köylülere vermiş. Hepsini sosyal güvence altına alırken, işe alışlarda da engellilere öncelik vermiş. Böylece, Kalehöyük halkının nerede ise tamamı sosyal güvenceye kavuşturulmuş.

Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü’nün kurucusu olan Omura, 1986 yılından itibaren Kaman Kalehöyük’te önemli keşiflere imza atmış. Anadolu arkeolojisine yaptığı katkılarla yakından tanınıyor. Omura, tam bir Türk hayranı. Çocuğunun adını bile “Fatih” koymuş. Daha sonra Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli’nin izlerini taşıyan müzeleri ziyaret ettik. Her durakta Anadolu’nun farklı bir değerini tanıyor, farklı bir hikâyeye tanıklık ediyor ve her geçen saat Kırşehir’e duyduğumuz hayranlık biraz daha artıyordu.

tourmag-turkiye-internet-gazetecileri-dernegi-tigad

Ahilikten dijital gazeteciliğe

Kırşehir’den ayrılmaya hazırlanırken zihnimde iki kavram sürekli yan yana duruyordu: Ahilik ve gazetecilik. İlk bakışta birbirinden çok uzak gibi görünen bu iki kavramın aslında ne kadar ortak noktası olduğunu düşünüyordum. Ahilik güven üzerine kurulmuştur, gazetecilik de öyle. Ahilik dürüstlük ister, gazetecilik de öyle. Ahilik topluma hizmet etmeyi amaçlar, gerçek gazeteciliğin amacı da budur.

Bugün dijital çağın içindeyiz. Bilgi saniyeler içerisinde dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaşıyor. Bir siyasetçinin açıklaması, bir ekonomik gelişme ya da toplumsal olay, birkaç dakika içerisinde milyonlarca insana ulaşabiliyor. Bu durum dijital medyanın gücünü gösterirken, aynı zamanda büyük sorumluluklar da yüklüyor. Çalıştay boyunca konuşulan en önemli başlıklardan biri de buydu: Dezenformasyon, manipülasyon, sahte haberler, doğrulanmamış bilgiler.

tourmag-turkiye-internet-gazetecileri-dernegi-tigad

Bugün eline telefon alan herkes paylaşım yapabiliyor, ancak herkes gazeteci değildir. Çünkü gazetecilik sadece haber paylaşmak değil; araştırmaktır, sorgulamaktır, teyit etmektir, doğruyu bulmaktır. Mesleğimizin temelinde hâlâ değişmeyen bir kural vardır: “5N, 1K”

Ne? Nerede? Ne zaman? Nasıl? Niçin? Kim?

Bu soruların cevabını vermeyen hiçbir bilgi, gerçek anlamda haber değildir. Toplumun da medya okuryazarlığını geliştirmesi gerekiyor. Çünkü medya üzerinde en büyük denetim gücü okuyucuya aittir. Okunmayan gazete yaşayamaz. İzlenmeyen televizyon ayakta kalamaz. Takip edilmeyen medya kuruluşu etkisini sürdüremez. Dolayısıyla medyanın kalitesini artıracak olan yalnızca gazeteciler değil, bilinçli okuyucular ve izleyicilerdir.

tourmag

Kırşehir’de geçirdiğimiz birkaç gün boyunca sadece mesleğimizi konuşmadık; tarihi gördük, kültürü tanıdık, türküleri dinledik, yeni dostluklar kurduk, Anadolu’nun kadim değerlerini yeniden hatırladık. Belki de bu çalıştayın en büyük kazanımı buydu. Çünkü bazen bir şehri tanımak, bir mesleği yeniden keşfetmeye vesile olabiliyor. Kırşehir bana bunu hatırlattı. Bozkırın ortasında yükselen bu mütevazı şehir, sadece Ahiliğin değil; kültürün, sanatın, kardeşliğin ve insan sıcaklığının da başkentlerinden biri olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Ve ayrılırken aklımda yine Neşet Ertaş’ın sesi vardı. Bir türkü uzaklardan gelip, kulağıma ilişiyor gibiydi: “Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca…”

Kırşehir geride kalıyordu ama bıraktığı iz, uzun yıllar silinecek gibi görünmüyordu. Şimdi yeni rota çiziyoruz. Hedef Ağrı, ardından Burdur. Hep birlikte güçlü ve mutluyuz…