Maalesef tarih boyunca değişik kavimlerin ve milletlerin egemenliğinde yaşamak zorunda kalan, Ukrayna ve Romanya ile komşu, 33.800 kilometrekare yüzölçümüne sahip, Konya ilinin sınırlarından dahi ufak bir ülke Moldova. Gezginciler içi 3-4 gün, bütün ülkeyi boydan boya gezmek adına yeterli olacaktır.
Gayet tabi ilk durak, ülkenin tek havaalanının bulunduğu ve aynı zamanda başkenti olan Kişinev. Moldova halkının telaffuzu ile “Kişinau”, İstanbul’dan uçak ile gidilirse 1,5 saat, otomobil ile takribi 1000 km (14 saat) ve otobüs ile 22 saat sürüyor. İstanbul’dan kalkan Türk Hava Yolları veya Pegasus Hava Yolları ile kolaylıkla ulaşılabilir.
Türkiye ve Moldova arasındaki ikili anlaşmaya istinaden Türklerden vize talep edilmiyor. Kimliğiniz ile beraber mutlaka pasaportunuzu getirmeyi unutmayınız; her ne kadar vizesiz bir seyahat sizi beklese de gümrükte turizm amaçlı gelenler ile Orta Doğu ve Asya ülkelerinden Avrupa’ya geçmek için bir alternatif geçiş güzergahı olarak kullananları ayırt etmek amaçlı bir dizi soruya muhatap olabilirsiniz. O noktada, herhangi bir talep esnasında ibraz edebilmek adına otel rezarvasyonunuzu ve geri dönüş biletinizi hazır bulundurmanızda fayda var.
Kişinev Havaalanı ile şehir merkezi arasında takribi 13 km’lik bir mesafe söz konusu. Burada gerek taksi gerek otobüs gerekse düzenli troleybüs seferleri ile nostaljik bir seyahat yaparak hedefinize ulaşabilirsiniz. Herhangi bir konu ile ilgili soru sormak ihtiyacı duymanız halinde iletişim için İngilizce yeterli. Kaldı ki her an Türkçe konuşan birisi ile karşı karşıya gelebilirsiniz. Moldova halkı, özellikle Türklere karşı çok nazik ve sevgi dolular. Türklerin de aynı duyguları paylaştıklarından hiç şüphem yok ki ülke turizminin yüzde 13-14’lük bölümünü Türk turistler oluşturuyor.
Kişinev’in nüfusu 800.000 bin, bütün ülkenin nüfusu ise 2.400.000 kişiden oluşmakta. Yani başkent nüfusu, ülkenin nüfusunun üçte birini (1/3) oluşturuyor. Kişinev’de gezileriniz esnasında taksi kullanabilirsiniz. Taksi ile gideceğiniz yerin fiyatı, 25-30 sene evvelki bizim eski usul pazarlığa tabii. Bir başka ulaşım aracı ise (bence en eğlenceli ve nostaljik olması dolayısıyla) elektrikli, çift direkli troleybüsler. Bu çok büyük olmayan şehirde gezilecek yerlerin birbirinden çok uzak olmaması dolayısıyla yürüyüş de bir alternatif olabilir. Böylece halk ile direkt iletişim kurulup, yakınen tanıma fırsatı bulabilirsiniz.

Kişinev’in, Avrupa’daki diğer şehirlere göre tabiatının zengin olması kesinlikle dikkatinizi çekecektir. Bundan dolayı Kişinev, aynı zamanda tabiatının zenginliği sayesinde “Yeşil Şehir” olarak da adlandırılıyor. Şehir turunuz esnasında geniş bulvarların iki yanında uzanan binalar, genellikle yatay ve az katlı. Bazıları terk edilmiş ve şu an da kullanımda değiller. Bu binaların büyük olasılıkla Rus egemenliğinden kalmaları mümkün. Egemenliklerini elde ettikleri tarih 1991 olmasına rağmen, halâ o dönemden kalma bir etki ve ambiyans şehre hakim.
Genellikle gezilecek tarihi ve kültürel mekanlar, “Eski Şehir” diye adlandırılan bölgede bulunuyor. Bunlar arasında Su Kulesi Metropolitan Katedrali, Zafer Anıtı, Kişinev Tren Garı, Büyük Stefan Anıtı, Kişinev Şehir Müzeleri, Alexander Puşkin Müzesi, Çan Kulesi, Dormition Kilisesi, Tahta Kilise ve Mazarache Kilisesi, en önemli gezilecek arasında sayılabilir. Şehir geziniz esnasında dini vecibelerinizi yerine getirebileceğiniz; Musevi gezginler için sinagog, Hristiyan gezginler için kiliseler ve Müslüman gezginler için cami mevcut. Ziyaretleriniz sonrası verebileceğin molalar için genellikle küçük kafelerde dinlenebilir ve her türlü sıcak/soğuk içeceğe ulaşabilirsiniz. Genellikle ödemeleri Moldova Leyi, euro, dolar ve uluslararası kredi kartı aracılığıyla yapabilirsiniz.
Şehir merkezindeki ziyaretlerinizi bitirdikten sonra mutlaka merkezden çok uzak olmayan, dünyanın en uzun şarap mahzenlerine sahip ve hatta bazıları Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş şaraphaneleri gezerken, özellikle yaz sezonunda hem serinleyebilir hem de degüstasyon salonlarında doyumsuz Moldova şaraplarının lezzetine varabilirsiniz. Bu şaraphanelerden en ünlüleri; Kastel Mimi (doyumsuz şarap tadımı dışında lüks konaklama fırsatıda sunmakta), Cricova Winery, Milesti Mici örnek olarak gösterilebilir.

Ziyaretiniz sırasında bu bahsettiğim şaraphanelerde üretim için iki usul ön plana çıkmakta, Fransız usulü ve İtalyan usulü kullanılmakta. Fransız usulü daha geleneksel, 3-4 tonluk meşe fıçıların kullanıldığı, süreçlerin daha uzun olduğu geleneksel bir yöntem iken; İtalyan usulü ile üretim yapan şaraphanelerde ise süreci kısaltmak için daha endüstriyel çözümler ve metal tanklar ile sonuca ulaşılmaya çalışılıyor. Her iki yöntemde de doyumsuz şaraplar üretiliyor. Hiç kuşkusuz ki Moldova şarapları, kısa zamanda kaliteli şarap piyasasında hak ettikleri yeri alacaktır.
Dinyester ve Prut nehirlerinin kıyılarına yayılmış bu yeşil ülke, tarihte Osmanlılar tarafından “Bogdan” ve Ruslar tarafından “Besarabya” olarak anılmıştır. Bu bölge, içerisinde iki özerk bölgeyi de barındırmakta. Özellikle biz Türkleri ilgilendiren, Gagavuz Türklerinin (Gök-Oğuz) yaşadığı, başkenti Komrat (kömür-at yani siyah at) olan Gagavuzya bulunmakta. Komrat’tan başka iki önemli şehri de Çadır-Lunga ve Valkaneş.
Gagavuzya, 1848 kilometrekarelik yüzölçümlü ve 170.000 nüfuslu bir federasyon. Ziyaretiniz esnasında hiç zorluk çekmeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Türkçeyi mükemmel konuşan, Hristiyan Ortodoks olan bu halk, konuşmalarınız esnasında özellikle kökenleri ve Atatürk söz konusu olduğunda sizlere duygulu anlar yaşatıyor. Hâla kahvehane tarzı toplanma alanları, eski usul dokuma tezgahları, siyah ve koyu renkli, çiçek desenli kilimleri, at yetiştiricilikleri ile kökenlerinden gelen alışkanlıklarını devam ettiriyorlar.

Güneyden kuzeye doğru Ukrayna sınırı boyunca seyahatinize devam ederseniz Moldovların “Transnistria”, Rusların ise “Pridnestrovie” olarak adlandırdıkları ikinci özerk bölgeye ulaşırsınız. Aman dikkat! Bu bölge, 1992 Moldova-Rus Savaşları sonrasında Rusların kontrolü altında kalmış. Bu nedenle Rus kontrolünde olup, bölgeye girişte mutlaka pasaportunuza ihtiyacınız olacaktır. Pasaport kontrolü ile birlikte geçiş esnasında size verilecek resmi geçiş dökümanını sakın kaybetmeyin, aksi takdirde çok vahim prosedürlerle karşılaşabilirsiniz. Bu bölgede 45 günden fazla kalmak için özel izninizin olması gerekiyor. Fakat inanıyorum ki bir gün, gezip görmek için yeterli olacaktır.
Kendi bayrakları olup, pasaport olarak Rus pasaportu kullanmaktalar. Para birimleri Transdinyester Rublesi sadece burada kullanılıyor ve bu para birimi dünyada sadece Rusya tarafından tanınıyor. Ziyaretlerinizden sonra yapacağınız alışveriş için sadece Transdinyester Rublesi kullanıldığından dolayı, uluslararası kredi kartları bile işlevsiz kalıyor. Sosyalist bir cumhuriyet olan bu bölgenin kendi polisi, ordusu ve siyasi yapılanması/meclisi mevcut. Bölgeyi gezerken göreceğiniz eski Rus siyasi figürlerinin heykelleri, kızıl yıldız sembolleri, tanklar, şehitlikler, binalar ve geniş meydanlar, sizi SSCC dönemine geri götürüyor. Hatta bu görselleri günümüz Rusya’sında bile görme imkanına sahip olamayız.

Şehir merkezi dışında size mutlaka görmenizi tavsiye edeceğim iki yerden bir tanesi Bender Kalesi (eski adı Tıghina, Denyester Nehri’nin yanında). Farsça nehir kıyısındaki liman, Arapça pazar yeri/ticaret mekanı anlamını taşıyan Bender, yüzyıllar boyunca Tatarlar, Moldovalılar, Osmanlılar, Ruslar arasında el değiştirmiş, 1538’de Osmanlıların eline geçmiş ve bir rivayete göre Mimar Sinan tarafından kulelerin yapımı ve kalenin güçlendirilmesi sağlanmış. Giriş kapısının üzerinde Muhteşem Süleyman tarafından yazılmış bir kitabe (ki bu bir reprodüksiyondur, aslını Ruslar almıştır) bulunuyor. Gezerken harikulade fotoğraflar çekebileceğiniz ve atalarınızı yâd edebileceğiniz bir mekan olarak ziyaret edilebilir.
İkinci gezilmesi tavsiye edilen yer ise özellikle gurmeler ve balıkçılıkla ilgilenen ziyaretçiler için Mersin balığı çiftliği ve havyar üretim merkezi. Ziyaret yaklaşık bir saat kadar sürmekte. Mersin balığı hakkında bütün detayları alabileceğiniz ve sonrasında havyar satış noktalarında değişik boyutta ve fiyatlarda havyar temin edebileceğiniz bir yer. 5-6 saatlik bu ziyaret ile birlikte Kişinev’e geri dönüp, seyahatinizi sonlandırabilirsiniz.
Moldova’yı bize detaylı bir şekilde tanıtıp, sevmemizi sağlayan ve “Moldova Press Trip” sürecince biz turizm gazetecilerini yalnız bırakmayan başta Moldova Turizm Bakanlığı olmak üzere, Sn. Sergiu Manea, Sn. Valentin Ceban ve bütün gruba, rehberimiz Sn. Elena Balatel’e en içten teşekkürlerimizi sunarız.
Delal Tahsin Atamdede
FIJET Vice President
