Bünyesinde birçok özellik barındıran, tarihte Pisidia yöresinin önemli yerleşim merkezlerinden Isparta, kültür turizmi ile öne çıkmak istiyor. Türk turizmine yeni katılan iki tur operatörünün belirlediği yeni kültür turizmi rotasının önemli ayaklarından birinde Isparta da yer alıyor. Gül yetiştiriciliğinin önemli merkezlerinden olup, dünyada söz sahibi kentimiz, lavanta yetiştiriciliğinde de marka olarak biliniyor. Isparta, bu özelliklerinin dışında sahip olduğu çok önemli turizm değerlerini de öne çıkararak bu konuda markalaşmaya hazırlanıyor.
İZNİK, KÜTAHYA, AFYON, ISPARTA, BURDUR, ANTALYA
İznik’ten başlayacak olan kültür turizmi rotası, Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde yer alan Aizanoi Antik Kenti, Isparta’da Yazılıkaya Kanyon Tabiat Parkı, Pisidia Antiokheia Antik Kenti, Gölcük Tabiat Parkı gibi yerlerin incelenmesinin ardından Antalya’ya uzanıyor. Dönüş yolunda ise Burdur’a uğrayacak olan rota; Sagalassos Antik Kenti, Salda Gölü, Afyonkarahisar, Kütahya Frig Vadisi ile sona eriyor.

“ISPARTA TURİZMİ 12 AYA YAYILABİLİR”
Bir hafta sürecek olan kültür turizmi rotasının 3 gününe ev sahipliği yapacak olan Isparta’nın ilk ve tek 5 yıldızlı otelinin yöneticisi Sami Öngör ile konuştuk. “Neden böylesine yüksek turizm değerlerine sahip olan bir kentimizde bir tane 5 yıldızlı otel var” sorumuza aldığımız cevap, bir anlamda kültür turizminde geç kalındığının da açıklaması oldu: “Gül hasadı döneminde sadece 1 haftaya yayılan bir turizm yoğunluğu için 5 yıldızlı bir oteli yönetmek rasyonel değil. Bu nedenle, mantıklı bir yatırım olmayacağı için kimse girişimde bulunmak istemiyor.”

Peki, siz bu çılgınlığa neden giriştiniz?
Ben Ispartalıyım ve Isparta’yı çok seviyorum. Yıllarca yurt dışında çok zahmetli işlerde çalıştım ve kazandığım para ile bu otelin inşaatını yapabildim. Ayakta kalabilmek için büyük mücadeleler içindeyiz. Otel olarak para kazanmıyoruz, ancak yaptığımız eklentiler ile durumu dengelemeye çalıyoruz.

Ne gibi eklentiler?
Mesela otelin girişine franchise olarak Shakespeare Cafe konseptini yerleştirdik. Bu bize büyük bir renk kattı. Aynı zamanda Isparta’nın modern yüzünü yansıtıyor. Diğer tarafa Antalya’nın en ünlü balık markası Kaleiçi Balık’ı açtık. Onun bünyesine ocakbaşı kültürünü ekledik. Teras katında Afili Roof Bar’ı oluşturduk. Otelin ayrı bir bölümünde ise sokak lezzetlerinden oluşan menüler içeren büyük bir alan yarattık.

İyi güzel de bu kadar geniş alanları doldurabilecek kapasiteyi nereden buluyorsunuz?
Öncelikle bu konuda çok iddialı, çok özverili olduğumuzu belirtmeliyim. İnsanlar gidecekleri yerde öncelikle kendilerini güven içinde hissetmek isterler. Hem yedikleri içtikleri için hem de ödeyecekleri için… Biz bunu sağlıyoruz.

Yine de bahsettiğiniz alanlar yüzlerce kişi kapasiteli. Isparta’da şimdilik bu potansiyel yok gibi görünüyor. Sizce de öyle değil mi?
Isparta olarak Türkiye’nin en güçlü üniversitelerinden birine ev sahipliği yapıyoruz; Süleyman Demirel Üniversitesi. Öğrenci dostu bir işletme anlayışıyla yaklaştığımız için buradan binlerce öğrenci geliyor.

Isparta’nın turizmden daha çok pay alması, yurt içi ve yurt dışından daha çok ziyaretçi çekmesi için ne yapılmalı?
Bu çok önemli ve değerli bir soru. Bu sorunun cevabı Isparta için, Türkiye için hayırlı sonuçlara varabilir. Ancak benim vereceğim cevabın desteklenmesi, bu konuda etkili ve yetkili kişilerin, kurumların çaba harcaması gerekir. Bir kere kesinlikle Isparta’da turizm 12 aya yayılmalı. Çok önemli bir kayak merkezimiz var. Davraz, kapasitesinin yüzde 20’sini bile kullanmıyor. Buraya Rusya’dan, diğer ülkelerden kayak sporu ile ilgilenenler getirilebilir. Sahip olduğumuz turizm değerlerini göz önüne getirdiğimizde, bunların hak ettiği değerlerden çok uzaklarda olduğunu üzülerek görüyoruz. Yapılacak olan bir silkinme bile ateşlemeye yetecektir diye düşünüyorum.




