Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Işığın, tarihin ve insan sıcaklığının aynasında bir şehir: Amasya

Kasım ayına Amasya’da girdik. Oğlumuz Doruk Alp’in 3 Kasım’daki yemin

Kasım ayına Amasya’da girdik. Oğlumuz Doruk Alp’in 3 Kasım’daki yemin töreni için Amasya ’ya giderken, doğrusu bu kadar büyüleneceğimizi tahmin etmiyorduk. Yemin töreni öncesinde; “Birkaç gün kalalım, şehri de gezelim” dedik. Ancak karşımıza çıkan şehir, sıradan bir Anadolu durağı değil; geçmişin, doğanın, müziğin ve insan sıcaklığının iç içe geçtiği bir kültür mozaiğiydi.

Şehzadeler Şehrinde Bir Zaman Yolculuğu

Amasya, Orta Karadeniz’in kalbinde, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir şehir. Pontus Kralları Kaya Mezarları’ndan Amasya Kalesi’ne uzanan kayalık siluetler, binlerce yıllık bir geçmişi taşıyor. Osmanlı döneminde “Şehzadeler Şehri” olarak anılmasının nedeni, birçok padişahın burada sancakbeyliği yapmış olması. II. Bayezid Külliyesi, Hazeranlar Konağı, Saraydüzü Kışla Binası Milli Mücadele Müzesi ve Amasya Arkeoloji Müzesi, kentin tarihini adım adım hissettiriyor. Taş sokaklarında yürürken, her köşe başında bir hikâye gizli. Bir evin cumbasında Şehzade Mehmet’in gölgesi, bir avluda Ferhat’ın Şirin’e uzanan aşkı yankılanıyor. Amasya, tarihin yalnızca anlatıldığı değil, yaşandığı bir şehir.

tourmag-amasya

Bir Öğle Sofrasında Sürpriz Lezzet

Amasya sadece gözlere değil, damağa da hitap ediyor. Sabah uçağı ile Merzifon Havalimanı’na indiğimizde, bir ay önce havalimanına bıraktığımız moto karavanımıza kavuşmak sanki eski bir dostu görmek gibiydi bizim için. Rota, Suluova üzerinden tarlalar arasından Amasya’ya bağladı bizi. Tam istediğimiz gibi doğa ile iç içe 40 dakikalık bir yolculuk oldu. Tabi kahvaltımızı erken yaptığımızdan, Amasya’ya varıp, otele yerleşmemiz derken karnımız acıktı. Nehir kenarında ne yiyelim diye bakınırken, güzel bir konumda balık ve köfte restoranı bulduk.

O gün öğlen, Yeşilırmak kenarındaki bir restoranda kalkan balığı yedik. İstanbul’da hiç bu kadar tazesini, hem de üçte bir fiyatına bulamazsınız. Şansımıza garson bize iyi ki kalkan balığı önderdi. Yediğimiz ızgara kalkan, hem çok lezzetli hem de çok uygun fiyatlıydı. Uçağa atlayıp, kalkan yemeye özellikle Amasya’ya gelseniz, İstanbul’da pahalı bir kalkan fiyatına, uçak dahil kalkan aynı fiyata gelirdi. Yeşilırmak’ın dingin akışı ve bir de kalkanın o unutulmaz tadı… “Bu keyfi yaşadık desem, şaşırırdım” diye geçirdim içimden. Amasya, misafirini şaşırtmayı seven bir şehir.

tourmag

Yeşilırmak Kıyısında Bir Akşam

Akşam olduğunda şehir adeta yeniden doğuyor. İşte bu anı paylaşmak istedim. Gecenin tam da gece olduğu o saatlerde, sokak aralarında yürürken, neredeyse her otel ve Yalıboyu Evleri’nden yükselen farklı melodiler, şehri canlı bir sahneye dönüştürüyordu. Yeşilırmak’ın kıyısındaki Yalıboyu Evleri’nin arka sokaklarında müziğin büyüsünden kurtulup, Yeşilırmak tarafına doğru köprüye doğru yürürken, bu sefer kırmızı ve mor ışıklarla süslenmiş cepheleriyle nehrin aynasına dönüşmüş manzara ile karşılaşmak çok mutlu ediyor.

Suyun üzerinde yanan renkler, gökyüzündeki yıldızlarla yarışıyor. Kalenin ve kaya mezarlarının aydınlatması, arka fonda sanki kayaların gözbebeği gibi tüm şehri gözetleyerek tarihin sahnesini ışıkla boyuyor. Dar taş sokaklardan geçip, cafe-müzikhollerin önünde biraz oturduk. Lambaların altından hafif bir müzik yükseliyordu. Biraz ileride Emin Efendi Konakları’nda canlı müzik başlamıştı. Sazın, gitarın, kahkahaların ve alkışların iç içe geçtiği bir gece… Kapı kendiliğinden açıldı ve içeride kendimize masa seçerken bulduk. Birkaç masa ötede gençler türküler söylüyor, yan masada asker aileleri oğulları için gelmişken, bizler gibi Amasya’da güzel bir gece geçiriyorlardı.

Biz de o gece bu ışıklı şehrin kalbine karıştık. Emin Paşa Konağı’nda hem yemek hem de canlı müziğin neşesine bıraktık kendimizi. Müziğin etkisinden zor ayrılırken konaktan çıkıp, bu sefer Yeşilırmak’ın bir arka paralelinden gezerek otelimiz Lalehan Konağı’na 1,5 km kadar yürümeyi tercih ettik. Oğlumuzun yemin töreni öncesi bu şehirde bulunmak, bu atmosferi yaşamak, bizim için tarifsiz bir mutluluktu. Sabah uyandığımızda odamızın köşesinden yansıyan Yeşilırmak ve kalenin yükseklerdeki görüntüsü şaşırtıcıydı.

tourmag-amasya

Bir Şehrin Nabzı: Asker Aileleri ve Gece Hayatı

Amasya’nın gecesi sadece müzikle değil, insan hikâyeleriyle de dolu. Her yemin töreni öncesi ve sonrası şehir, Türkiye’nin dört bir yanından gelen asker aileleriyle canlanıyor. Oteller, restoranlar, konaklar, kafeler dolup taşıyor; şehir bir kutlama yerine dönüşüyor. Bu tür günlerde sokaklarda hem gurur hem özlem hem de sevinç yan yana yürüyor. Amasya’nın gece hayatı, bu yönüyle başka hiçbir Anadolu şehrine benzemiyor; sanki İstanbul’dan kalkıp gelmişsiniz gibi ama daha içten, daha gerçek bir eğlence sizi karşılıyor. Fiyatlar ise büyük şehirlere göre gerçekten çok uygun ve kaliteli.

Bir Sürpriz Daha: Nehrin Sessiz Dönüşümü

Şehrin ortasından geçen Yeşilırmak, yalnızca bir manzara unsuru değil, Amasya’nın kalbi. Belediyenin çevre düzenleme çalışmaları sayesinde her üç ayda bir nehir suyu kontrollü biçimde azaltılıp, tabandaki yosunlar temizleniyor. Biz tam da bu sürece denk geldik. Suyun çekilmesiyle ortaya çıkan doğal doku, bir tablo gibi görünüyordu; yosunların altında taşlar, geçmişin izlerini taşıyarak yavaş yavaş önümüzden geçiyordu. Doğanın bu düzenli dönüşümünü izlemek, bizim için beklenmedik şaşırtıcı bir deneyim oldu.

tourmag

“Işığın ve Ruhun Şehri” demek yerinde olur

Amasya, tarihini gururla taşıyan ama aynı zamanda geleceğe dönük yaşayan bir şehir. Belediyenin ışıklandırma, çevre ve kültür etkinlikleriyle şehir geceleri bir açık hava sahnesine dönüşüyor. Kültür, müzik ve yaşamın iç içe geçtiği bu kent, insanına huzuru ve neşeyi aynı anda sunuyor. Orta Karadeniz’in bu zarif şehri, bir kez görenin kalbinde yer eder. Bazı şehirler gündüzleri güzeldir, bazılarıysa geceleri parlar. Amasya, her ikisini birden başarabilen nadir şehirlerden biridir. Tarihiyle, insanıyla, ışıklarıyla, suyun sesiyle… Ve belki de en çok, o gecelerdeki sıcak kalabalıklarıyla…

Ömür akıp giderken, kimi zaman bir vesileyle, kimi zaman da planlayarak; ne olursa olsun, gezmek için bir bahane bulmalı insan…