Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Asya’nın ortasında bize yakın, dünyaya uzak bir coğrafya: Hive

Vizesiz gidilebilen, uygun fiyatlı, sarı üstüne masmavi mimarisi ve Türkçe

Vizesiz gidilebilen, uygun fiyatlı, sarı üstüne masmavi mimarisi ve Türkçe konuşulan farklı bir atmosfer… Binlerce yıl İpek Yolu kervanlarına ev sahipliği yapmış, atalarımızın geçtiği Orta Asya toprakları, geniş coğrafyasına rağmen popüler seyahat noktalarımızdan biri değil. Ancak Özbekistan ve özellikle Hive şehri, bize yakın kültürü, UNESCO korumasındaki eşsiz mimarisi, uygun fiyatları ile seyahat rotanıza girmeyi hak ediyor.

Özbekistan’ın Türkmenistan sınırındaki bu küçük şehir, coğrafi konumu dolayısıyla farklı kültürlerden izler taşıyor. 2500 yıllık bir şehir olan Hive, farklı yönetimler ve kültürlere ev sahipliği yapmış bir kent. İran yönetimiyle birlikte gelen Zerdüştlük, 8. yüzyılda yerini İslam’a bırakıyor. Önce Cengizhan ve Moğollar, sonra Emir Timur’un istilaları, önce Rus Çarlığı, 1917’den 1991’e kadar da Sovyet etkisini yaşamış olsa da en çok İslam ve ortak Türk kültürünün etkisi hissediliyor.

Önce Nisan, sonra Mayıs ayında iki defa gittiğim bu büyüleyici şehir, hiçbir coğrafyaya benzemiyor. UNESCO desteğiyle restore edilen küçük sarı taşlı sokaklardan sonra turkuazın hakkını veren minareler, sanki bir film platosu için kurulmuş gibi… Günümüzde 17’si müze, kalanları otel-restoran olarak kullanılan 64 medrese, saraylar, camiler ve diğer görülecek birçok yer, 260 dönümlük İçan (İç) Kale içinde kalan eski şehirde bulunuyor. 2200 metre uzunluğundaki surların içinde kalan eski şehrin tamamını bir günde rahatlıkla gezebilirsiniz.

Eski şehir yani İçan Kale turuna, rehberimle batı kale kapısında buluşarak başladık. Yazlık saraydan getirilen İhlas Suresi işlenmiş kapılardan geçerek, önce günümüzde otel olarak kullanılan Muhammed Emin Han Medresesi’ni gezdik.

130 odalı bir medrese

1854’te Muhammed Emir Han tarafından yapılan 130 odalı bu medresede 260 öğrenci eğitim görüyormuş. Yedi senelik bu okulda önce dini, sonra dünyevi bir eğitim alan öğrenciler, hücre olarak adlandırılan odalarda iki kişi kalıyormuş. Biz de ikinci gelişimizde bu otelde konakladık. Aslında odalarda büyük cam olmamasına rağmen havalandırma gayet yerindeydi. 1855’te yapımına başlanan mavi ve turkuaz tonundaki eşsiz minare, Han girdiği savaşta ölünce, kardeşi tarafından planlananın ancak yarısı kadar bir uzunlukta tamamlanabiliyor. “Kalta Minor” yani “Güdük Minare” sadece 28.5 metre uzunluğunda olmasına rağmen masmavi taşlarıyla günün her saatinde çok farklı parlıyor. Sovyetler şehri alınca minarenin en üstündeki Arapça dualar tahrip edilse de 1974’te restore edilmiş.

Göğe yükselen turkuvaz minare

Özbekistan bayrağına rengini veren turkuaz, günün her saatinde aldığı farklı ışıklarla o kadar etkileyici ki, 13. Yüzyılda zalimliğiyle bilinen Moğol imparatoru Cengiz Han’ın bile kalbini yumuşatmış. Cengiz Han, Harezmşahların elinden aldığı bu şehirde sadece iki kişinin canını bağışlamış: Turkuaz taşların ustası ve oğlu.

Özbek işi kalpaklar

Kışın sıcak, yazın serin tutan kale içinde birçok yerde satılan kalpakları toplumsal sınıfları gösteriyor. Her bir rengin anlamı diğerinden farklı: Siyah kalpak sadece yönetici sınıfından kişiler tarafından giyilebiliyor. Kara kalpakları sivil halkın giymesi yasak. Halkın önde gelen varlıklı kişileri beyaz, diğer kişiler ise karışık renkli kalpaklar giyiyorlar.

10. yüzyıldan Cuma Mescidi

Hepsi birbirinden farklı 212 sütunuyla Cuma Mescidi, inşa edildiği 10. yüzyılda mimari ve statik hesaplarının nasıl yapılabildiğine şaşırdığım bir eser. Dışarısı ne kadar sıcak olursa olsun içerisi serin olan mescidin akustiği, duvara yerleştirilmiş yumurta kabuğuyla sıvanmış seramik kubbelerle sağlanıyor. Yekpare, bölgeye özel bir bitki olan karaağaç gövdelerinden yapılan sütunların 5 tanesi 10. yüzyıldan, 1 tanesi 12. yüzyıldan kalma… Diğerleri ise yakın zamanda yenilenmiş. Ağaç gövdeleri iki sene kınalı suda, iki ay toprakta, iki ay da pamuk yağında dinlendiriliyor, sonra farklı desenlerle işleniyor. Camiyi ayakta tutan bu sütunlar, kurumaya karşı nem havuzu, böceğe karşı da deve tüyü ile korunuyor. 2000 kişi kapasiteli bu caminin her yerinden imam görülebiliyor. Günümüzde müze olarak gezilen bu mescit, özellikle sıcak öğle saatlerinde bizim için adeta çölde bir vaha oldu.

Alışılmadık mezarlar

İpekyolu’nun önemli duraklarından olan bu şehirde, su kaynakları yerin sadece yarım metre altında, hatta su kaynakları yeryüzüne o kadar yakın ki mezarlar ve zindanlar yerin altında değil üstünde duruyor. Zaten şehrin adı da buradan geliyor. Rivayete göre zamanında İngiliz kervanıyla gelen birisi toprağa yakın bir su kuyusu keşfedince söylediği “Hey Vah!” zamanla Hive’ye dönüşmüş. Burada cenazeler toprağa değil, sandık üstüne yapılan mezarlara gömülüyor.

İbni Sina’nın okulu

Hive, günümüzde biz gezginleri ağırlasa da zamanında Harezm Mamun Akademisi’ne de ev sahipliği yapmış. Bu akademinin en önemli öğrencileri bize çok da yabancı değil: Tıp çalışmalarıyla İbni Sina, astronomi ve matematik çalışmalarıyla Al Biruni, lise öğrencilerinin çok da iyi anmadığı, trigonometriyi bulan İbni Irak ve 0 ile 9 arası rakamları bulan Al Harazmi’nin yolu bu akademin geçenlerden bazıları… Akademinin çalışmaları Moğol istilası sonrası sekteye uğrasa da günümüzde yeniden canlanıyor.

Özbek kimonoları

Biz hanımların en sevdiği kısım için bavullarınızda boş yerle gelmenizi tavsiye ederim. Aldığım kimonoları yazın plajda ya da evde sabahlık olarak kullanacağım. İkat kumaşından şallar ise ikinci gidişimde arkadaşlarımdan en çok sipariş aldıklarımdan…

tourmag-islam-hoca-medresesi-hive
İslam Hoca Medresesi

Hive’nin en uzunu

Kendisiyle aynı adı taşıyan medrese, reformist görüşleriyle tanınan İslam Hoca tarafından 1908’de fen eğitimi için açıldı. Dönemin baş veziri İslam Hoca, Ruslarla kurduğu bürokrasi sayesinde şehre ilk hastane gibi birçok yeniliği getirse de maalesef taht oyunlarının kurbanı olarak 41 yaşında öldürülmüş. Medresenin ekstra bilet ile çıkılabilen minaresi ise Hive’nin günümüzdeki en uzun yapısı…

tourmag-hive
Eski Saray

Eski Saray

Hanın saray kompleksinin içinde yazlık ve kışlık camiler, taht odası, kabul salonları, para basım odaları ve zindanlar var. Labirente benzeyen bu yapıda kaybolmak çok kolay, zaten bu istenen de bir şeymiş: içeri giren yabancıların bir yardım almadan dışarı çıkmaları imkansız. Eyvan denilen verandalar masmavi çinileri ve çiçek desenli yüksek tavanlarıyla birbirine çok benziyor. Tüm mimari zenginliğe rağmen mücevher gibi kıymetli parçalar göremedim. Altın yerine mütevaziliği temsilen gümüşten yapılan taht ve duvarları süsleyen kıymetli taşlar bölgeye 1873’te gelen Ruslarca alınıp götürülmüş, günümüzde hala Rusya’da saklandığı söyleniyor.

tourmag

40 cariyeli harem

Hiva hanlarının haremlerinde 4 nikahlı eş ve 40 cariye bulunurmuş. Eşler arasında tartışma çıkmaması için hanımların odalarının önündeki verandaların tavanı aynı yükseklikte olurmuş, en sondaki hanın verandası ise diğerlerinden biraz daha yüksekteymiş. Hanın odasından 4 eşinin de odasına diğerlerine fark ettirmeden geçebileceği geçişler bulunurmuş. Cariyelerin kaldığı odalardaki süslemeler ise biraz hüzünlü, özellikle kendilerini anlattıkları pencerenin arkasındaki çiçek deseni…

tourmag
Muhammet Rahim Han Firuz Medresesi

Muhammet Rahim Han Firuz Medresesi

Tam olarak ne zaman ve nereden çıktığı bilinmese de İkat kumaşı ve deseni, İpekyolu ve özellikle Özbekistan ile özdeşleşmiştir. Medreselerin, müzelerin içinde, ana caddedeki tezgahlarda ve kervansarayda birçok farklı rengini bulabilirsiniz. Günümüzde sentetik olanları da satılıyor ancak pamuklu ve ipekli ikat kumaşından bir parça almadan Hive’den dönmeyin. Kara çay, yani bildiğimiz çay ve yeşil çay, burada kahveden daha çok tercih ediliyor. Eğer benim gibi kahveye düşkünseniz, Terrassa Cafe’de turistik bir Americano molası verebilirsiniz.

tourmag-pehlivan-mahmut-turbesi
Pehlivan Mahmut Türbesi

Hiç evlenmeyen Pehlivan Mahmut

1247-1326 yılları arasında yaşayan Pehlivan Mahmut, fiziksel gücünü kaybetmemek için hiç evlenmemiş. O kadar ünlüymüş ki Hindistan sultanının davetiyle Hindistan’a güreşmeye gitmiş. Efsaneye göre, burada kazandığı müsabakanın ardından çıktıkları avda, sultan atıyla beraber düşmek üzereyken hem atı hem de sultanı çekerek kurtaran Pehlivan Mahmut’a sultan “dile benden ne dilersen” demiş. Pehlivan da Hindistan’a esir düşen halkın özgür bırakılmasını istemiş. Hepsini özgür bırakmayı kabul etmeyen sultandan bir dana derisi ve ona sığdırırsa o kadar kişinin özgür bırakılmasını dilemiş. En fazla birkaç esirin bir dana derisine sığacağını düşünen sultan, bu talebi kabul etmiş. Pehlivan ise deriden yaptığı ip ile kurduğu dairenin içine 5 bin kişiyi sığdırmış. Pehlivan Mahmut’un türbesinde kendisi, farklı hanlar ve oğulları yatıyor. Müzenin içindeki çiniler muhteşem bir ışıklandırmayla parıl parıl parlıyor.

Tur sonrası medresedeki odamızda ufak bir mola verdik. Akşam 7’de ilk hedefimiz Terrace Restaurant’taki Özbek yemekleriydi. Özbek pilavı servis edilirken, Turkuaz taşlara güneşin yansımasıyla Hive’de rüya gibi bir günü batırdık. Yemek sonrası, eskiden anneannemle yazın gittiğimiz Çınaraltı çay bahçesini hatırlatan, geniş ağaçların altındaki bir çayhanede çay keyfiyle günü kapattık.

Türkçe konuşmak mümkün

Şehrin bir zamanlar Çarlık Rusya’sının ve Sovyet kontrolünde olduğuna inanmak güç. Çünkü bu döneme ait izlerin neredeyse tamamı silinmiş. Halk eskiden hem Özbekçe hem de Rusça bilirken, genç nesilde Rusça yerini İngilizceye bırakmış. Gitmeden önce Rusça iletişim kuracağımızı düşünürken her iki gidişimde de hem Hive hem de Özbekistan’ın kalanında Türkçe konuşarak anlaştım. Özbek halkı, turistlere karşı oldukça saygılı, özellikle biz Türkleri kardeşleri gibi kabul ediyorlar. Kelimelerinizde biraz eski Türkçe kelimeleri seçerseniz rahatlıkla anlaşabilirsiniz.

Hive tahmin ettiğimizden daha temiz ve güvenli. Akşamları eski şehirdeki kale içinde hem turistler hem de gündüz sıcaklığını geride bırakan yerel halk rahatlıkla dolaşıyor. Vizesiz ulaşım, Türkçe anlaşabilmek ve alışılagelmiş destinasyonlara nazaran uygun fiyatlarıyla ‘long weekend’ destinasyonu olan Hive’yi çok seveceksiniz.

Gitmeden önce:

Hive ‘de bu kadar keyifli vakit geçirmemi sağlayan kişiler kesinlikle rehberlerim oldu. İngilizce ve Türkçe rehberlik hizmeti veren Mesut ve Kahraman’a gitmeden önce WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz. Otel, yemek rezervasyonları ve havalimanından ulaşım konusunda da yardımcı oluyorlar.

Mesut: +998 91 916 07 79
Kahraman: +998 97 102 20 30

Dilerseniz otelden ya da gittiğiniz gün kalenin batı giriş kapısından ücretli rehberlik hizmeti alabilirsiniz. Dilediğiniz kıyafetleri giyebilirsiniz. Yerel kültüre uygun olarak cami ve türbe gibi yerlerde askılı kıyafetlerinizi ve başınızı örtmeniz bekleniyor ancak kural çok sıkı değil. Telefonunuzda fotoğraflara yer açın çünkü her yer masalsı bir film seti gibi… Özbek para birimi SOM, ancak rahatlıkla Euro, Dolar ya da Rus Rublesi ile ödeme yapabilirsiniz.

tourmag

Nasıl gidilir?

İstanbul’dan Urgenç’e direkt uçuş var. Urgenç’ten ise havalimanı kapısında sıralanan arabalarla 45 dakikada Hive’ye ulaşabilirsiniz.

Ne zaman gidilir?

Nisan-Haziran ve Eylül-Ekim en güzel ayları. Karasal iklim dolayısıyla Temmuz ve Ağustos ayları dayanılmaz sıcak, kış ayları da soğuk geçiyor.

Nerede kalınır?

İçan Kale bölgesindeki oteller birbirine çok benzer, temiz ve ortalama konfora sahip. 3 yıldızlı otel gibi düşünebiliriz. Nisan – Mayıs döneminde iki kişilik odalar gecelik yaklaşık 50 dolardı. Kaldığım iki otel:

Orient Star Khiva: Eski bir medresenin hücre olarak adlandırılan odaları otel odasına dönüştürülmüş. Odalardaki cam çok ufak ancak etkili havalandırma ve klimaları var. Bir gece kalınacaksa özel bir deneyim için değerlendirilebilir.

Minor Hotel: Odalar temiz ve modern, ancak kahvaltısı vasatın altında.

tourmag-ozbek-pilavi
Özbek pilavı

Ne yenir?

Farklı restoranları denesem de Özbek yemekleri beklentimin biraz altında kaldı. Özellikle tarihi ticaret yollarının durakları olan Hive ve Özbekistan’ın diğer şehirlerinde baharat ve tuz kullanımı çok az, yine de yemekleri bizim damak tadımızdan çok uzak değil. Bir öğün, kişi başı 10 dolarla gayet rahatlıkla doyabiliyor. Etli havuçlu Özbek pilavının bir başka versiyonu Hive pilavı, bizim mantımızdan farklı olarak avuç içi büyüklüğünde hazırlanan Özbek mantısı, ızgara et, eski usul tandırlarda, çiçekli motiflerle süslü sebzeli ekmek ‘Nan’. Restoranlarda içki var ancak yerel halkın tercihi özellikle pilav yanına ‘kara’ ya da yeşil çay… Denediğim restoranlar Terrassa ve Ayvon, ikisine de özellikle dışarıda oturmak isterseniz rezervasyonla gitmenizi tavsiye ederim. Yemek sonrası ise ağaçların altındaki ‘Çayhona’ yani çayhanelerde çay, kahve, dondurma keyfi yapabilirsiniz.

Kiminle gidilir?

Hive çoğunlukla basamak çıkma gerektirmeyen düz bir zemine kurulu, maalesef engelli olanakları henüz çok yaygın değil. Rahatlıkla her yaştan arkadaşlarınız ve ailenizle gelebilirsiniz.

Ne alınır?

tourmag-eda-dalaman

Ikat desenli her şey: Kumaş, ipek veya pamuklu dokuma kimono, şal, ceketler, ıkat ve meyve desenli porselen servis tabakları, el işi oyma tekniğiyle ahşap kesme tahtası ve kutular, uzani tekniği ile işlenmiş örtüler ve yastık kılıfları.

Eda Dalaman
@edalaman