<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:yandex="http://news.yandex.ru"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
     version="2.0">
<channel>
    <title><![CDATA[Tourmag]]></title>
    <link>https://www.tourmag.com.tr</link>
    <description><![CDATA[Turizm Haberleri]]></description>
    <yandex:logo>https://www.tourmag.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/cropped-Tourmag-Logo-379x90-1.png</yandex:logo>

    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum Golf Club’da “Sculpture Journey” sergisi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrum-golf-clubda-sculpture-journey-sergisi/</link>
        <description><![CDATA[Çağdaş heykel sanatçısı Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın eserlerinden oluşan heykel sergisi “Sculpture Journey”, Bodrum Golf Club’da sanatseverlerle buluştu. Türkiye’de ilk kez bir golf kulübünde, çağdaş sanat sergisi ile genç sanatçıların üretimini destekleyen sürdürülebilir bir sosyal fayda modeli aynı çatı altında hayata geçirildi. İyilik İçin Sanat Derneği iş birliğiyle kulübün ev sahipliğinde açılan sergide, Ayla […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 15 Tem 2026 01:21:52 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Çağdaş heykel sanatçısı Ayla Turan ve Kemal Tufan'ın eserlerinden oluşan heykel sergisi "Sculpture Journey", Bodrum Golf Club'da sanatseverlerle buluştu. Türkiye'de ilk kez bir golf kulübünde, çağdaş sanat sergisi ile genç sanatçıların üretimini destekleyen sürdürülebilir bir sosyal fayda modeli aynı çatı altında hayata geçirildi.



İyilik İçin Sanat Derneği iş birliğiyle kulübün ev sahipliğinde açılan sergide, Ayla Turan'ın 8, Kemal Tufan'ın ise 3 eseri olmak üzere toplam 11 heykel yer alıyor. Sanatçılar, dernek aracılığıyla kurulan bu iş birliği kapsamında, eserlerini sergilemek için normal koşullarda talep edilen sergileme bedelinden feragat ederek projeye destek veriyor. Serginin küratörlüğünü, Bodrum Golf Club Danışma Kurulu Üyesi, sanat danışmanı ve aynı zamanda İyilik İçin Sanat Derneği Proje Koordinatörü olan sanatçı Aslı Özok üstleniyor.







Genç sporcular ve sanatçılar desteklenecek



Sergiye dair açıklamalarda bulunan Bodrum Golf Club Yönetim Kurulu Başkanı Merter Özay, golf sahasında sanat eserlerine yer vermenin hem kulüp hem de Bodrum için önemli bir deneyim olduğunu söyledi. Doğa, spor ve sanatı bir araya getiren serginin ziyaretçilere farklı bir deneyim sunduğunu belirten Özay, "Sculpture Journey" sergisi kapsamında elde edilen gelirle bir heykel sanatçısının üretimine destek sağlanacağını ifade etti. Özay, bundan sonraki süreçte de sanatın her dalından etkinliklerin kulüpte düzenleneceğini aktararak; "Heykel, resim ve müzik olacak. Mutlaka genç sporcular ve sanatçılar da desteklenecek" dedi.



1 Kasım'a kadar açık olacak



İyilik İçin Sanat Derneği Kurucu Başkanı Kamuran Selin Bozkurt da sergiyle Türkiye'de ilk kez bir golf sahasında sanat ile sosyal sorumluluğu bir araya getirdiklerini anlattı. Dünyada golf kulüpleri ile sanatın sıkça buluştuğuna işaret eden Bozkurt, projenin uzun yıllara dayanan dostluk ve güven ilişkisi sayesinde kısa sürede hayata geçirildiğini aktararak, sergiyle golfle ilgilenmeyen sanatseverleri de kulüpte ağırlamayı hedeflediklerini kaydetti. Bozkurt, derneğin 11. yılına girdiğini söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti: "Sürdürülebilirliğe oldukça önem veriyoruz. Her çarşamba yaptığımız atölye ziyaretlerinde, 11 yıl içerisinde 570.'sine gelmiş bulunduk. Kurduğumuz tüm projeler de her yıl tekrar ediyor. 'Sculpture Journey' de ilk yılında. Dolayısıyla her yıl farklı sanatçılarla bu projemizi, yine içerisinde bir heykel sanatçısına üretim imkanı sağlayarak devam ettirmeyi planlıyoruz." Serginin koordinasyonunu Magnum Opus'un üstlendiğini dile getiren Bozkurt, sanatseverlerin randevu alarak golf sahasındaki heykelleri 1 Kasım'a kadar ziyaret edebileceğini sözlerine ekledi.







Bodrum Golf Club, heykel parkına dönüştü



Sanatçı Ayla Turan ise Kemal Tufan ile ilk kez aynı sergide buluştuklarını, Bodrum Golf Club'da düzenlenen projenin golf sahasını bir heykel parkına dönüştürdüğünü söyledi. Serginin genç heykel sanatçılarının üretimine katkı sağlamayı amaçlayan sosyal sorumluluk yönüyle de önem taşıdığını ifade eden Turan, ayrıca sergide farklı malzeme ve formlarla çocuk temalı ürettiği heykellerinin yer aldığını ve eserlerin golf sahasının doğal yapısıyla uyum içinde sergilenmesinin izleyicilere farklı bir deneyim sunduğu görüşünü paylaştı.



Açık Havada Sanat DeneYİmİ



Sanatçı Kemal Tufan da golf sahasında düzenlenen serginin heykel sanatını daha geniş kitlelerle buluşturduğunu belirterek, Ayla Turan ile ilk kez aynı sergide yer almaktan mutluluk duyduklarını kaydetti. Projenin genç heykel sanatçılarına destek sağlaması bakımından da anlamlı olduğunu söyleyen Tufan; "Umarım daha ileriki yıllarda da bu tür projeler devam eder, biz de her zaman desteğimizi sanatçı olarak sunarız" dedi. Tufan, sergide açık alanın ölçeğine uygun büyük boyutlu heykellere yer verdiklerini aktararak; girişte yer alan "Ruhun Yolculuğu", doğayla bütünleşen "Cage Clouds" ve deniz minaresi formundan esinlenerek paslanmaz çelikten ürettiği eserlerini beğeniye sunduğunu aktardı.







Sanat yolculuğu sürdürülebİlİr bİr modele dönüşüyor



"Sculpture Journey" sergisi, yalnızca mevcut seçkiyle sınırlı kalmayacak. Oluşturulan model kapsamında, her yıl bir genç heykel sanatçısının üretim sürecine destek verilmesi hedefleniyor. Böylece Bodrum Golf Club, yalnızca sergilere ev sahipliği yapan bir kurum olmanın ötesine geçerek, sanat üretimine doğrudan katkı sağlayan sürdürülebilir bir destek platformu oluşturuyor. Her yıl desteklenecek genç sanatçı, Bodrum Golf Club Danışma Kurulu Üyesi ve Sanat Danışmanı Aslı Özok tarafından belirlenecek. Bu yaklaşım sayesinde kulübün sanat programında süreklilik, nitelikli küratöryal yaklaşım ve kavramsal bütünlük korunurken, genç sanatçıların üretim süreçlerine uzun soluklu katkı sunulması amaçlanıyor. 



Sanat ve Sosyal Sorumluluk Aynı Çatıda



Ayla Turan ve Kemal Tufan sergisiyle hayata geçirilen bu model, bir golf kulübünde sanat sergisini genç sanatçıların üretimini destekleyen sürdürülebilir bir sosyal sorumluluk projesiyle bir araya getiriyor. Sergideki eserlerin satış süreçleri ise Magnum Opus tarafından yürütülecek. Sanat ve doğayı aynı atmosferde buluşturan sergi, 1 Kasım'a kadar randevu ile Bodrum Golf Club'da ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Trabzon’da turizm yoğunluğu yaşanıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/trabzonda-turizm-yogunlugu-yasaniyor/</link>
        <description><![CDATA[Son yıllarda Karadeniz Bölgesi’ne yönelik turizm ilgisi her geçen sezon artıyor. Doğal güzellikleri, tarihi mirası ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bölge, Türkiye’nin dört bir yanından olduğu kadar yurt dışından gelen ziyaretçileri de ağırlamaya devam ediyor. Karadeniz’in en fazla ziyaretçi çeken şehirleri arasında Trabzon ilk sırada yer alırken, onu Giresun ve Ordu takip ediyor. Özellikle yayla […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 14 Tem 2026 02:38:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Son yıllarda Karadeniz Bölgesi'ne yönelik turizm ilgisi her geçen sezon artıyor. Doğal güzellikleri, tarihi mirası ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bölge, Türkiye'nin dört bir yanından olduğu kadar yurt dışından gelen ziyaretçileri de ağırlamaya devam ediyor.



Karadeniz'in en fazla ziyaretçi çeken şehirleri arasında Trabzon ilk sırada yer alırken, onu Giresun ve Ordu takip ediyor. Özellikle yayla turizmi, inanç turizmi ve kültür rotaları, bölgenin cazibesini her geçen yıl daha da artırıyor.







Trabzon Ayasofya Camii İlgi Odağı



Trabzon'da ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği tarihi mekânların başında, Sümela Manastırı'nın ardından Trabzon Ayasofya Camii geliyor. Tarihi dokusu ve mimari özellikleriyle öne çıkan yapı, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktaları arasında yer alıyor. TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu da Trabzon Ayasofya Camii'ndeki ziyaretçi yoğunluğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Karadeniz'in en önemli destinasyon noktalarından biri olan Trabzon Ayasofya Camii'ndeki turistik hareketlilik ve şehrimizde her sezon artış gösteren ziyaretçi sayısı, ortaya koyduğumuz politikaların başarısını göstermektedir. Turizm potansiyeli taşıyan tüm şehirlerimizin uluslararası düzeyde görünürlüğünü artırmak için gerekli adımları atmaya devam edeceğiz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bentour Reisen’den “Ayın Departmanı” uygulaması]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bentour-reisenden-ayin-departmani-uygulamasi/</link>
        <description><![CDATA[Bentour Reisen, hizmet kalitesini sürdürülebilir kılmak ve çalışan bağlılığını artırmak amacıyla “Ayın Departmanı” uygulamasını hayata geçirdi. Şirket, ekip başarısını ön plana çıkaran bu uygulamayla kurum içi motivasyonu güçlendirmeyi ve misafir memnuniyetine katkı sağlayan başarılı çalışmaları ödüllendirmeyi hedefliyor. Her ay düzenli olarak gerçekleştirilecek değerlendirmelerde; ekip çalışması, operasyonel başarı, misafir memnuniyeti, kalite standartlarına uyum ve şirket değerlerine […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Paz, 12 Tem 2026 01:02:48 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bentour Reisen, hizmet kalitesini sürdürülebilir kılmak ve çalışan bağlılığını artırmak amacıyla "Ayın Departmanı" uygulamasını hayata geçirdi. Şirket, ekip başarısını ön plana çıkaran bu uygulamayla kurum içi motivasyonu güçlendirmeyi ve misafir memnuniyetine katkı sağlayan başarılı çalışmaları ödüllendirmeyi hedefliyor.



Her ay düzenli olarak gerçekleştirilecek değerlendirmelerde; ekip çalışması, operasyonel başarı, misafir memnuniyeti, kalite standartlarına uyum ve şirket değerlerine sağlanan katkı gibi kriterler esas alınacak. Yapılacak değerlendirme sonucunda seçilen departman "Ayın Departmanı" unvanını almaya hak kazanırken, elde ettiği başarı da çeşitli ödüllerle taçlandırılacak.



Bentour Reisen Genel Müdürü Zühal Ergun, turizm sektöründe sürdürülebilir başarının yalnızca güçlü operasyonlarla değil, aynı zamanda yüksek çalışan motivasyonu ve güçlü ekip ruhuyla mümkün olduğunu belirterek; "Çalışanlarımızın emeğini görünür kılmak, ekip başarısını teşvik etmek ve kurum kültürümüzü daha da güçlendirmek amacıyla 'Ayın Departmanı' uygulamasını hayata geçirdik. Bu uygulamanın, ekiplerimiz arasında sağlıklı bir motivasyon ortamı oluşturacağına ve misafirlerimize sunduğumuz hizmet kalitesine de olumlu katkı sağlayacağına inanıyoruz" dedi.



Şirket, "Ayın Departmanı" uygulamasını uzun vadeli bir motivasyon programı olarak sürdürmeyi, başarılı ekiplerin görünürlüğünü artırmayı ve kalite odaklı çalışma anlayışını desteklemeyi amaçlıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul Havalimanı, Avrupa’nın en yoğun havalimanı oldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-havalimani-avrupanin-en-yogun-havalimani-oldu/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul Havalimanı, 29 Haziran-5 Temmuz’da günlük ortalama 1603 uçuşla Avrupa’nın en yoğun havalimanı olarak kayıtlara geçti. Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatı’nın (EUROCONTROL) 29 Haziran-5 Temmuz’a ilişkin “Avrupa Havacılık Raporu” yayımlandı. Rapora göre İstanbul Havalimanı, bu dönemde günlük ortalama 1603 uçuşla Avrupa’nın en yoğun havalimanları arasında ilk sırada yer aldı. İstanbul Havalimanı’nı, günlük 1398 uçuşla Amsterdam, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 11 Tem 2026 01:29:48 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Havalimanı, 29 Haziran-5 Temmuz'da günlük ortalama 1603 uçuşla Avrupa'nın en yoğun havalimanı olarak kayıtlara geçti.



Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatı'nın (EUROCONTROL) 29 Haziran-5 Temmuz'a ilişkin "Avrupa Havacılık Raporu" yayımlandı. Rapora göre İstanbul Havalimanı, bu dönemde günlük ortalama 1603 uçuşla Avrupa'nın en yoğun havalimanları arasında ilk sırada yer aldı.



İstanbul Havalimanı'nı, günlük 1398 uçuşla Amsterdam, 1389 uçuşla Paris Charles de Gaulle, 1323 uçuşla Londra Heathrow ve 1318 uçuşla Frankfurt havalimanları takip etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Samos adasında mutlaka görülmesi gereken yerler]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/samos-adasinda-mutlaka-gorulmesi-gereken-yerler/</link>
        <description><![CDATA[Sisam ya da daha bizde bilinen adıyla  Samos adası (ki Susam adı da verilebilmekte ve bilinmektedir), Yunanistan ülkesinde Doğu Ege Denizi’nde, Sakız Adası’nın ise güneyindedir. Ayrıca adanın konumunu ifade ederken Patmos ve de On İki Adaları’n kuzeyinde bulunduğunu, Dilek Yarımadası’nın ise karşısında yer aldığını, tüm bunlara ilaveten Batı Türkiye’nin kıyılarından 16 km yani 9,9 mil genişliğinde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Per, 09 Tem 2026 19:06:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sisam ya da daha bizde bilinen adıyla  Samos adası (ki Susam adı da verilebilmekte ve bilinmektedir), Yunanistan ülkesinde Doğu Ege Denizi'nde, Sakız Adası'nın ise güneyindedir. Ayrıca adanın konumunu ifade ederken Patmos ve de On İki Adaları'n kuzeyinde bulunduğunu, Dilek Yarımadası'nın ise karşısında yer aldığını, tüm bunlara ilaveten Batı Türkiye'nin kıyılarından 16 km yani 9,9 mil genişliğinde olan Dilek Boğazıyla ayrılan bir Yunan adası olduğunu da belirtmek gerekir.  



Tüm bunlara ilaveten de Kuzey Ege bölgesinin ayrı bölgesel bir birimi olduğunun özel olarak altını çizmek gerekir. Kendisine has özellikleri olan ve mutlaka görülmesi gereken çok şirin bir ada olduğunu ifade etmek hiç abartı olmaz.



Şimdi gelin, Samos yani Sisam adasında görülecek yerlere hep birlikte bir bakalım.



Pythagorion ve Civarı



İşin en başından başlamak gerekir. Burası son derece özel olan bir yer. Kasabanın yani Pythagorion kasabasının eski ismi olan Tigany sonradan değişmiştir. En önemli özelliği ise dünyaca ünlü Yunan matematikçi ve filozof Pisagor’un doğduğu yerleşke olmasıdır. 1955 senesinde ise burada doğduğu için bu bilim insanın adı verilmiştir. Pynthagorion dilimize Pisagor biçiminde çevrilmiştir. Kasabanın liman kısmında Pisagor’un çok özel bir heykeli vardır. Yerleşkenin karakteristik spesifik bir dokusu mevcuttur. Adaya sırf Pisagor yüzünden gelen hatırı sayılır bir güruh vardır.



Pythagorion Kordon Boyu



Çok değil, yalnızca 5 dakikada yürünebilecek ama çok samimi, çok da keyifli bir sahil boyudur. Burada Türk vatandaşlara da denk gelebilir ve kendinizi hiçbir şekilde tek bile olsanız yabancı falan hissetmezsiniz. Yine bu limandan günübirlik kalkan tekne turları bulunur. Samos adasına gelmişken yemekli olan bu turları da denemeniz tavsiyemizdir.







Pythagorion’un Mecburiyet Caddesi yani Lykourgou Logotheti



Şimdi de burada ki bir diğer yere bakalım. Burası ise Pisagor’un Mecburiyet Caddesi olarak bilinir. Yerleşim yeri kasabanın tam buradan başlar ve kent içlere doğru ilerler. Bu caddede yok yok demek abartı değildir. Sağ tarafta ayrı, sol tarafta caddenin ayrı hediyelik eşya dükkanları, yemek yeme yerleri sizlere başka bir deneyim sunuyor. Aslında Samos adası yaşayan, çok canlı bir ada ki bunu da bu caddede fazlasıyla görmek mümkün.



Mavi Sokak



Bilhassa mavi rengi sevenler için çok ama çok özel bir sokaktır. Başka bir dokusu ve de görüntüsü mevcuttur. Çok kısa olan bu sokakta, yerlerde özel mavi renk temalı özgün resimler çizilidir.



Panagia Spiliani Manastırı



Samos adasına gelip bu manastır görülmeden gidilmemelidir. Adanın dağ yamacında yer alır ve de 16. Yüzyılda inşa edilmiş olup, manastır Meryem Ana’ya özel olarak ithaf edilmiştir.



Pisagor Arkeoloji Müzesi



Samos adasında görülebilecek olan bir diğer yer ise Pisagor Arkeoloji Müzesi'dir. Kasabanın hemen girişinde yer alır. Haftanın her gün açıktır. Açık olduğu saatler ise 8.30 ila 15.30 arasındadır. Adanın için özel tarihler olan günlerde ücret ödemeden gezilebilir. Diğer zamanlarda ise müzeyi gezmek ücrete tabidir.



Samos Heraionu



Samos Heraionu’nın tarihçesi Milattan Önce 8. asıra dayanmaktadır. Tiran Polycrates döneminde Yunan mitolojisinin önemli tanrıçalarından bir tanesi olan Hera’ya adanmıştır. Bunun sebebiyse Hera tanrıçasının bu adada doğduğuna olan yerleşik inanıştır.







Samos Adasına Nasıl Gidilir?







Şu ana kadar bu adayı görmeye fırsatınız olmadı ise işte şimdi tam zamanıdır. Zira Makri Travel farkı ve güvencesiyle bu çok özel adaya giderek inanılmaz anlara – günlere imza atabilirsiniz. Samos adasına gitmek isterseniz, şirketin Kuşadası kentinden haftada 7 gün iki yerleşke arasında gidiş dönüş karşılıklı seferleri mevcuttur. Ortalama olarak bu adaya 40 dakikada ulaşılabilir. Son derece özel feribotlarla güvenli bir biçimde adaya giderek istediğiniz yerleri gezip görebilirsiniz. Adaya giriş kapıda vize ile (eğer Schengen vizeniz yoksa) gerçekleşir. Bunun içinse kapıda vize konusunda çalışan firmalara başvurarak önceden kapıda vize işlemlerinizi yaptırmanız gereklidir.



Makri Travel şirketinin internet sitesinin Kuşadası Samos feribot bileti sayfasından istediğiniz zaman için  biletinizi almanız yeterlidir. Ödemeyi güvenli bir biçimde kredi kartı ile ya da banka kartı ile problemsiz sıkıntısız yapabilirsiniz.



Tatilinizde Çeşme Sakız Adasını’da Düşünebilirsiniz



Yunan adalarına seyahat ve tatil planınız var ise firmanın ayrıca Sakız adası destinasyonunuda inceleyebilirsiniz. Makri Travel Çeşme Sakız feribot bileti sayfasında yer alan online bilet satın alma sayfasında detaylıca açıklama yer almaktadır.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[BookingAgora yeni nesil seyahat teknolojisi platformunu tanıttı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bookingagora-yeni-nesil-seyahat-teknolojisi-platformunu-tanitti/</link>
        <description><![CDATA[47 ülkede turizm profesyonellerine hizmet veren BookingAgora, yaklaşık iki yıllık Ar-Ge ve yazılım geliştirme sürecinin ardından tamamen yenilediği teknoloji altyapısını, Crowne Plaza İstanbul Florya by IHG’de düzenlediği özel lansmanda hava yolu iş ortaklarına tanıttı. Yeni platform; seyahat acenteleri ve hava yolları için daha hızlı, daha akıllı ve daha entegre bir çalışma ekosistemi sunarken, BookingAgora’nın uluslararası […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 09 Tem 2026 18:51:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[47 ülkede turizm profesyonellerine hizmet veren BookingAgora, yaklaşık iki yıllık Ar-Ge ve yazılım geliştirme sürecinin ardından tamamen yenilediği teknoloji altyapısını, Crowne Plaza İstanbul Florya by IHG'de düzenlediği özel lansmanda hava yolu iş ortaklarına tanıttı. Yeni platform; seyahat acenteleri ve hava yolları için daha hızlı, daha akıllı ve daha entegre bir çalışma ekosistemi sunarken, BookingAgora'nın uluslararası büyüme hedeflerine de güçlü bir altyapı oluşturuyor.



Seyahat teknolojileri alanında faaliyet gösteren BookingAgora, yaklaşık iki yıllık Ar-Ge ve yazılım sürecinin ardından geliştirdiği yeni nesil B2B seyahat platformunu Crowne Plaza İstanbul Florya by IHG'de düzenlediği ön lansmanla sektör profesyonellerine tanıttı. Etkinliğe, BookingAgora'nın iş ortakları olan hava yolu şirketlerinin temsilcileri katıldı.



Program, Crowne Plaza İstanbul Florya by IHG Genel Müdürü Metin Kışçı'nın açılış konuşmasıyla başladı. Kışçı, turizm sektörünün önemli paydaşlarını aynı organizasyonda ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sektör iş birliklerinin önemine vurgu yaptı. Ardından söz alan BookingAgora Kurucu Ortağı Murat Kahraman, yeni platformun yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, şirketin gelecek vizyonunun en önemli yatırımlarından biri olduğunu belirtti: "Yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığımız bu proje, BookingAgora'nın geleceğini şekillendiren en önemli yatırımlardan biri oldu. Hedefimiz yalnızca daha hızlı rezervasyon yapan bir sistem geliştirmek değildi. Seyahat acenteleri ile hava yollarını aynı ekosistemde buluşturan, rezervasyondan satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerin tek platform üzerinden yönetilebildiği yeni nesil bir çalışma altyapısı oluşturduk. Bugün bu dönüşümü ilk kez hava yolu iş ortaklarımızla paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz."



TAMAMEN YENİ BİR TEKNOLOJİ ALTYAPISI GELİŞTİRİLDİ



BookingAgora Kurucu Ortağı Kadri Ciga ise platformun teknik altyapısını ve geliştirme sürecini aktardı: "Seyahat teknolojileri son yıllarda çok hızlı değişiyor. NDC, API tabanlı servisler, gerçek zamanlı veri yönetimi ve dinamik fiyatlama artık sektörün temel standartları haline geldi. Biz de mevcut sistemi geliştirmek yerine tamamen yeni bir teknoloji platformu geliştirmeyi tercih ettik." Yaklaşık iki yıl süren geliştirme sürecinde platformun tüm yazılım mimarisinin yeniden tasarlandığını belirten Ciga, sözlerine şöyle devam etti: "Platformumuz modern ve ölçeklenebilir yazılım mimarisi üzerine inşa edildi. Yeni nesil arama motoru sayesinde çok daha yüksek performans elde edilirken, gerçek zamanlı fiyat ve müsaitlik yönetimi ile kullanıcı deneyimi önemli ölçüde geliştirildi. NDC ve XML entegrasyonları yeniden yapılandırıldı, gelişmiş filtreleme seçenekleri, yönetim ekranları ve raporlama altyapısı oluşturuldu. Mobil uyumlu yeni arayüz sayesinde kullanıcılarımız çok daha hızlı ve verimli bir çalışma deneyimi yaşayacak."







UÇTAN UCA HİZMET SAĞLAYACAK



Yeni platformun sunduğu kullanıcı deneyimine de değinen Ciga, şunları söyledi: "Platformumuz sayesinde kullanıcılarımız farklı hava yollarını çok daha kolay karşılaştırabilecek, ücret kurallarını daha şeffaf görüntüleyebilecek. Bagaj, koltuk seçimi ve yemek gibi ek hizmetler hem rezervasyon sırasında hem de rezervasyon sonrasında kolayca satın alınabilecek. Ayrıca bilet değişikliği, iptal, iade ve tarih değişikliği gibi satış sonrası işlemler de kullanıcı tarafından hızlı ve kolay şekilde yönetilebilecek. Platformumuz yalnızca uçak biletiyle sınırlı kalmayacak; otel, transfer, araç kiralama, paket tur ve vize hizmetlerini de aynı ekosistem içerisinde sunarak seyahat acentelerine uçtan uca hizmet sağlayacak."



KÜRESEL BÜYÜMENİN ALTYAPISINI OLUŞTURACAK



BookingAgora'nın bugün 47 ülkede faaliyet gösterdiğini belirten Kurucu Ortak Murat Kahraman, yeni teknoloji altyapısının şirketin uluslararası büyümesini hızlandıracağını söyledi: "Yeni platform bize yalnızca daha hızlı hizmet sunma değil, aynı zamanda çok daha büyük işlem hacimlerini yönetebilme kapasitesi de kazandırıyor. Bu sayede yeni pazarlara daha hızlı açılabilecek, daha fazla hava yolunu sistemimize entegre edebilecek ve uluslararası iş ortaklarımızla çok daha güçlü iş birlikleri geliştirebileceğiz." Kahraman, yeni dönemde NDC bağlantıları, global network taşıyıcıları, düşük maliyetli hava yolları ve uluslararası seyahat acenteleriyle iş birliklerini artırmayı hedeflediklerini belirterek, BookingAgora'nın küresel ölçekte büyümesini sürdüreceğini ifade etti.







HAVA YOLLARININ DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜNE KATKI SAĞLAYACAK



Yeni platformun hava yollarına sağlayacağı teknolojik avantajları da değerlendiren Kadri Ciga, sistemin yalnızca seyahat acenteleri için değil, hava yolları açısından da önemli kazanımlar sağlayacağını anlattı: "Yeni platformumuz; NDC içeriklerinin eksiksiz sunulmasını, Branded Fare ürünlerinin daha etkin satışını ve yardımcı hizmet gelirlerinin artırılmasını destekliyor. Gerçek zamanlı fiyat doğruluğu, gelişmiş satış sonrası yönetimi ve güçlü entegrasyon altyapısı sayesinde hem hava yollarının hem de seyahat acentelerinin operasyonel süreçleri çok daha verimli hale gelecek. Teknolojiyi yalnızca bugünün ihtiyaçları için değil, sektörün geleceğini destekleyecek şekilde tasarladık."



“AMACIMIZ, BİRLİKTE BÜYÜMEK VE SEKTÖRE DEĞER KATMAK”



Lansmanın sonunda değerlendirmelerde bulunan Murat Kahraman, BookingAgora'nın yalnızca kendi büyümesini değil, tüm iş ortaklarının büyümesini hedeflediğini vurguladı: "Biz kendimizi yalnızca bir dağıtım kanalı olarak değil, seyahat sektörünün dijital dönüşümünü destekleyen bir teknoloji ortağı olarak konumlandırıyoruz. Hava yollarımızın, seyahat acentelerimizin ve tüm iş ortaklarımızın daha verimli çalışmasına katkı sağlayabilirsek bunu en büyük başarımız olarak görürüz." Kahraman sözlerini şöyle tamamladı: "Yaklaşık iki yıl önce çıktığımız bu yolculukta yalnızca yeni bir platform geliştirmedik; BookingAgora'nın önümüzdeki yıllardaki büyüme vizyonunu inşa ettik. Hedefimiz daha fazla ülkeye ulaşan, daha fazla havayolunu ve seyahat acentesini aynı ekosistemde buluşturan, küresel ölçekte rekabet eden bir Türk seyahat teknolojisi markası olmak. İş ortaklarımız büyüdükçe bizim de büyüyeceğimize inanıyoruz. Bu nedenle geliştirdiğimiz her teknolojiyi yalnızca BookingAgora için değil, birlikte çalıştığımız tüm paydaşların başarısı için tasarlıyoruz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Başkentten dünyaya: Ankara’nın termal geleceğine davet]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/baskentten-dunyaya-ankaranin-termal-gelecegine-davet/</link>
        <description><![CDATA[Bazı şehirler tarihleriyle büyür. Bazı şehirler kültürleriyle öne çıkar. Bazıları doğasıyla, bazıları sanayisiyle, bazıları ise ekonomisiyle dünyanın dikkatini çeker. Ancak geleceğin şehirleri, yalnızca sahip oldukları değerlerle değil; bu değerleri ortak bir vizyonla geleceğe taşıyabilme becerileriyle öne çıkacaktır. Ankara, bugün tam da böyle bir eşiktedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olan Ankara; güçlü sağlık altyapısı, bilimsel kapasitesi, üniversiteleri, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 09 Tem 2026 16:16:15 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bazı şehirler tarihleriyle büyür. Bazı şehirler kültürleriyle öne çıkar. Bazıları doğasıyla, bazıları sanayisiyle, bazıları ise ekonomisiyle dünyanın dikkatini çeker. Ancak geleceğin şehirleri, yalnızca sahip oldukları değerlerle değil; bu değerleri ortak bir vizyonla geleceğe taşıyabilme becerileriyle öne çıkacaktır. Ankara, bugün tam da böyle bir eşiktedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olan Ankara; güçlü sağlık altyapısı, bilimsel kapasitesi, üniversiteleri, uluslararası ulaşım imkânları, kültürel mirası ve binlerce yıldır insanlığa şifa sunan jeotermal kaynaklarıyla, dünyanın örnek gösterilen termal ve sağlıklı yaşam destinasyonlarından biri olabilecek bütün temel avantajlara sahiptir.



Bugün dünyada sağlık turizmi, termal turizm ve wellness ekonomisi hızla büyümektedir. İnsanlar artık yalnızca hastalıklarını tedavi ettirmek için değil; sağlıklı yaş almak, yaşam kalitelerini artırmak, zihinsel ve fiziksel olarak yenilenmek ve bütüncül bir iyi yaşam deneyimi yaşamak için seyahat etmektedir. Bu dönüşüm, Ankara için önemli bir fırsat sunmaktadır. Çünkü Ankara'nın gelecekteki rekabet avantajı yalnızca yer altındaki jeotermal zenginliklerinde değil; bu zenginliği bilimle, sağlıkla, turizmle, kültürle, gastronomiyle, teknolojiyle ve insan odaklı hizmet anlayışıyla birleştirebilmesinde yatmaktadır.



İşte bu anlayışla Ankara Kalkınma Ajansı'nın desteğiyle Medikal Turizm Derneği tarafından yürütülen Ankara Thermal Horizon 2030 Projesi, Ankara'nın termal turizm potansiyelini bilimsel veriler ışığında değerlendirmek ve ortak bir gelecek vizyonu oluşturmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda Ankara'da faaliyet gösteren 8 termal turizm işletmesinin yönetici ve profesyonelleri ile sektörün mevcut durumu değerlendirilmiş; ayrıca Türkiye genelinden 877 vatandaşın katılımıyla gerçekleştirilen saha araştırmasıyla toplumun termal turizme bakışı, beklentileri ve tercihleri analiz edilmiştir. Böylece Ankara'nın termal geleceği, hem sektörün hem de toplumun ortak sesiyle değerlendirilmiştir. Araştırmalar bize önemli bir gerçeği göstermektedir.







Ankara'nın temel ihtiyacı daha fazla termal su değildir. Ankara'nın ihtiyacı; sahip olduğu bu büyük değeri güçlü bir şehir markasına dönüştürebilmektir. Artık hedef yalnızca termal tesisleri geliştirmek değildir. Hedef; Ankara'yı termal sağlık, sağlıklı yaşam, aktif yaşlanma, rehabilitasyon, wellness, medikal turizm, kültür, gastronomi ve doğa deneyimini bir araya getiren uluslararası bir destinasyon hâline getirmektir.



Bu dönüşüm tek bir kurumun başarabileceği bir hedef değildir.



Merkezi idarenin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sağlık kuruluşlarının, turizm sektörünün, yatırımcıların, sivil toplumun ve en önemlisi Ankara'da yaşayan herkesin ortak vizyonuna ihtiyaç vardır. Çünkü şehirler yalnızca yollarla, binalarla ve yatırımlarla büyümez. Şehirler ortak hayallerle büyür. Ankara Thermal Horizon 2030, işte bu ortak hayalin adıdır.



Bu proje vizyonu yalnızca bir araştırma raporu değildir. Bu proje; Ankara'nın sahip olduğu doğal zenginlikleri ekonomik kalkınmaya, uluslararası rekabet gücüne, sürdürülebilir turizme ve daha yüksek yaşam kalitesine dönüştürme iradesinin ifadesidir. Bugün atılacak doğru adımlar, yalnızca yeni ziyaretçiler kazandırmayacak; Ankara'yı dünyanın saygın termal ve sağlıklı yaşam destinasyonları arasına taşıyacaktır. Çünkü başkentler yalnızca ülkelerini temsil etmez. Geleceğe ilişkin vizyonlarını da temsil eder ve artık Ankara'nın termal geleceğini birlikte inşa etme zamanıdır.



Termal Vizyon; "2030 yılında Ankara'yı, Avrupa'nın en güvenilir, en erişilebilir ve en çok tercih edilen termal sağlık ve iyi yaşam destinasyonlarından biri hâline getirmek." olmalıdır.



Termal Misyon; "Ankara'nın jeotermal kaynaklarını; sağlık, turizm, bilim, teknoloji, kültür ve sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla bütünleştirerek yüksek katma değer üreten uluslararası bir destinasyona dönüştürmek." olmalıdır.



ANKARA THERMAL HORIZON 2030 Ankara'nın Termal Geleceği İçin Vizyon Bildirgesi



Şehirler artık yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil, bu kaynakları ortak bir vizyonla geleceğe taşıyabilme becerileriyle rekabet etmektedir. 21. yüzyılın yeni rekabet alanı; doğal zenginlikleri ekonomik değere, ekonomik değeri toplumsal refaha, toplumsal refahı ise; uluslararası marka gücüne dönüştürebilen şehirler yaratmaktır. Bu dönüşümün merkezinde ise, artık yalnızca turizm değil; sağlık, sürdürülebilirlik, yaşam kalitesi, deneyim ekonomisi ve insan odaklı kalkınma yer almaktadır.







Ankara, bu dönüşüm için gerekli bütün temel unsurlara sahiptir.Başkent olmanın sağladığı güçlü ulaşım altyapısı… Uluslararası standartlardaki sağlık kuruluşları… Üniversiteleri ve bilimsel birikimi… Kültürel ve tarihî mirası… Doğal yaşam alanları… Ve binlerce yıldır insanlığa şifa sunan termal kaynakları…



Bugün bütün bu değerler, Ankara'yı yalnızca Türkiye'nin değil, bölgesinin de örnek gösterilen termal sağlık ve iyi yaşam destinasyonlarından biriyapabilecek güçtedir. Ancak çağımızda doğal kaynaklara sahip olmak tek başına yeterli değildir. Asıl başarı; bu kaynakları doğru yönetebilmek, doğru anlatabilmek ve insanların hayatına dokunan güçlü deneyimlere dönüştürebilmektedir. İşte bu anlayışla, Ankara Kalkınma Ajansı'nın desteğiyle Medikal Turizm Derneği tarafından yürütülen Ankara Thermal Horizon 2030 Projesi, Ankara'nın termal turizm potansiyelini bilimsel veriler ışığında değerlendirmek ve 2030 yılına uzanan ortak bir dönüşüm vizyonu oluşturmak amacıyla hayata geçirilmiştir.



Bu proje yalnızca bir araştırma çalışması değildir. Bu proje, Ankara'nın geleceğine yönelik ortak bir kalkınma iradesidir. Bu kapsamda gerçekleştirilen araştırmaların ilk ayağında Ankara'nın önde gelen 8 termal turizm işletmesinin yönetici ve profesyonelleri ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş; sektörün mevcut yapısı, güçlü yönleri, gelişim alanları ve gelecek beklentileri analiz edilmiştir. Araştırmanın ikinci ayağında ise Türkiye'nin farklı bölgelerinden 877 bireyin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı saha araştırması sayesinde termal turizme yönelik algılar, beklentiler ve tercih davranışları ortaya konmuştur. Böylece Ankara'da ilk kez sektörün arz tarafı ile toplumun talep tarafı aynı bilimsel zeminde birlikte değerlendirilmiştir.



Araştırmaların ortaya koyduğu sonuç son derece açıktır.



Ankara'nın temel sorunu termal kaynak yetersizliği değildir. Ankara'nın temel ihtiyacı, sahip olduğu bu büyük zenginliği güçlü bir destinasyon kimliğine dönüştürebilmektir. Birey araştırması bu dönüşüm ihtiyacını çarpıcı rakamlarla ortaya koymaktadır. Araştırmaya katılanların %55,4'ü bugüne kadar hiç termal tesise gitmediğini belirtmiştir. Daha da dikkat çekici olanı, termal tesise gitmeyenlerin %37'sinin "Hiç düşünmedim" cevabını vermesidir. Bu tablo, Ankara'nın karşı karşıya olduğu en önemli sorunun talep eksikliği değil; farkındalık, görünürlük ve güçlü bir destinasyon hikâyesi oluşturamamak olduğunu göstermektedir.



Araştırmalar aynı zamanda termal turizmin dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yeni bir kimlik kazandığını göstermektedir. Katılımcıların%61,6'sı termal tesisleri tatil amacıyla, %57,3'ü ise dinlenme ve stresten uzaklaşma amacıyla tercih ettiğini belirtirken,doktor önerisiyle kullanım oranının %8,4 düzeyinde kalması, termalin artık yalnızca tedaviyle değil; sağlıklı yaşam, iyi olma hâli ve yaşam kalitesiyle ilişkilendirildiğini ortaya koymaktadır.



Bir başka dikkat çekici sonuç ise ziyaretçi davranışlarıdır.







Katılımcıların %63,9'u termal tesis seçiminde en etkili unsurun aile ve arkadaş tavsiyesi olduğunu ifade etmektedir. Bu veri bize önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır: Bir destinasyonun en güçlü reklamı, memnun ayrılan ziyaretçisidir.



Sektör temsilcilerinin görüşleri de bu tabloyu desteklemektedir.



Yöneticiler; tanıtım eksikliği, markalaşma yetersizliği, deneyim odaklı ürün geliştirme ihtiyacı, dijital dönüşüm, nitelikli insan kaynağı ve güçlü destinasyon yönetiminin Ankara'nın öncelikli çalışma alanları olduğunu ifade etmektedir. Bu değerlendirmeler, Ankara'nın geleceğinin daha fazla tesis inşa etmekten çok, mevcut değerleri ortak bir marka altında buluşturmakta yattığını göstermektedir.



Bugün dünyada başarılı termal destinasyonlar yalnızca sıcak su sunmamaktadır. Sağlıklı yaşam sunmaktadır. Wellness sunmaktadır. Uzun yaşam sunmaktadır. Doğayla bütünleşme sunmaktadır. Yerel gastronomiyi deneyimleme fırsatı sunmaktadır. Kültürü, sporu, sanatı ve yaşam kalitesini aynı hikâyenin parçası hâline getirmektedir. Ankara'nın hedefi de tam olarak bu olmalıdır. Artık hedefimiz yalnızca termal tesisleri geliştirmek değildir. Hedefimiz; Ankara'yı termal sağlık, iyi yaşam, aktif yaşlanma, rehabilitasyon, wellness ve medikal turizmin birbirini tamamladığı örnek bir destinasyona dönüştürmektir.Bu dönüşüm; kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, yatırımcıların, sağlık kuruluşlarının, turizm sektörünün ve sivil toplumun ortak iradesiyle mümkün olacaktır. Çünkü destinasyonlar tek bir kurum tarafından değil, ortak akılla inşa edilir.



Ankara Thermal Horizon 2030, tam da bu ortak aklın adıdır.



Bu proje, Ankara'nın termal kaynaklarını yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de kalkınmasına hizmet edecek stratejik bir değere dönüştürmeyi amaçlamaktadır. 2030'a uzanan bu yolculukta başarımızı yalnızca ziyaretçi sayısıyla ölçmeyeceğiz.



Başarımızı; ziyaretçi memnuniyetiyle, tekrar ziyaret oranlarıyla, uluslararası görünürlüğümüzle, yeni yatırımlarla, nitelikli istihdamla, yerel ekonomiye sağlanan katma değerle ve en önemlisi, Ankara'nın dünyanın saygın termal ve sağlıklı yaşam destinasyonları arasında anılmasıyla ölçeceğiz. Çünkü şehirler, yalnızca sahip oldukları kaynaklarla değil; geleceklerini birlikte tasarlayabildikleri ölçüde büyürler. Ankara'nın termal kaynakları ve sağlık alt yapısı güçlüdür. Bilimsel birikimi ve insan kaynağı güçlüdür. Şimdi bu güçleri ortak bir vizyon altında buluşturma zamanıdır. Ankara Thermal Horizon 2030, Ankara'nın termal sularını yalnızca bir doğal kaynak olarak değil; sürdürülebilir kalkınmanın, sağlıklı yaşamın ve uluslararası marka değerinin taşıyıcısı olarak gören yeni bir yaklaşımın adıdır. Ve bu vizyon, yalnızca bugünü değil; Ankara'nın gelecek on yıllarını şekillendirecek ortak bir davettir.



Uzman Dr. Sinan İBİŞMedikal Turizm Derneği Başkanı]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[MICE turizminde transfer yönetimi: Etkinlik, kongre ve grup seyahatlerinde ulaşım nasıl planlanmalı?]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mice-turizminde-transfer-yonetimi-etkinlik-kongre-ve-grup-seyahatlerinde-ulasim-nasil-planlanmali/</link>
        <description><![CDATA[MICE turizmi; toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik organizasyonlarını kapsayan önemli bir alandır. Bu tür organizasyonlarda başarılı bir deneyim sadece iyi bir otel, güçlü bir program veya etkileyici bir konuşmacı ile sağlanmaz. Katılımcıların zamanında, güvenli ve konforlu şekilde ulaşım sağlaması da organizasyonun kalitesini doğrudan etkiler. Bir kongrede farklı ülkelerden gelen misafirler, otelden etkinlik alanına taşınacak […]]]></description>
        <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
        <pubDate>Çar, 08 Tem 2026 18:47:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[MICE turizmi; toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik organizasyonlarını kapsayan önemli bir alandır. Bu tür organizasyonlarda başarılı bir deneyim sadece iyi bir otel, güçlü bir program veya etkileyici bir konuşmacı ile sağlanmaz. Katılımcıların zamanında, güvenli ve konforlu şekilde ulaşım sağlaması da organizasyonun kalitesini doğrudan etkiler.



Bir kongrede farklı ülkelerden gelen misafirler, otelden etkinlik alanına taşınacak gruplar, VIP konuklar, konuşmacılar ve teknik ekipler aynı plan içinde hareket eder. Eğer transfer süreci iyi yönetilmezse, en profesyonel etkinlik bile karmaşık ve stresli görünebilir.



Transfer Planlaması Erken Başlamalı



MICE organizasyonlarında ulaşım son dakikaya bırakılmamalıdır. Katılımcı sayısı, uçuş saatleri, otel konumları, etkinlik alanı, şehir trafiği, VIP ihtiyaçlar ve bagaj durumu önceden analiz edilmelidir.



Avrupa’da etkinlik, kongre ve grup seyahatleri için https://8rental.com/ otobüs, minibüs ve şoförlü araç çözümleriyle güçlü bir seçenek sunar. Havalimanı transferleri, otel-etkinlik alanı ulaşımları, şehir turları ve büyük grup taşımalarında düzenli bir ulaşım planı oluşturulmasına yardımcı olur.



Doğru transfer planı sadece araç ayarlamak değildir. Aynı zamanda zaman yönetimi, misafir memnuniyeti, güvenlik ve operasyon kontrolü anlamına gelir.



Katılımcı Profili Doğru Belirlenmeli



Her katılımcının ulaşım ihtiyacı aynı değildir. Konuşmacılar, sponsorlar, üst düzey yöneticiler, basın mensupları, teknik ekipler ve genel katılımcılar farklı çözümler gerektirebilir.



VIP misafirler için özel şoförlü araçlar tercih edilebilir. Büyük gruplar için otobüs veya shuttle sistemi daha uygundur. Teknik ekipler için erken saatli ve esnek transferler gerekebilir.



Bu ayrım yapılmadığında araç kullanımı verimsiz olur ve organizasyon ekibi gereksiz stres yaşar.



Havalimanı Transferi İlk İzlenimi Belirler



MICE etkinliklerinde misafir deneyimi çoğu zaman havalimanında başlar. Katılımcı uçaktan indiğinde nerede karşılanacağını, hangi araca bineceğini ve otele nasıl ulaşacağını bilmelidir.



Karşılama noktaları, isim panoları, uçuş takibi, araç bekleme alanları ve acil iletişim bilgileri önceden hazırlanmalıdır. Uçuş gecikmeleri ve bagaj bekleme süreleri de plana dahil edilmelidir.



İyi organize edilmiş bir havalimanı transferi, misafirlerin etkinliğe daha güvenli ve rahat başlamasını sağlar.







MICE Turizminin Kapsamı İyi Anlaşılmalı



MICE yalnızca toplantı ya da kongre anlamına gelmez. İngilizce “Meetings, Incentives, Conferences and Exhibitions” kelimelerinin kısaltması olan MICE, iş amaçlı seyahatlerin ve profesyonel etkinliklerin geniş bir alanını kapsar.



Bu nedenle ulaşım planı da organizasyonun türüne göre değişmelidir. Bir şirket toplantısında küçük araçlar yeterli olabilirken, büyük bir fuarda düzenli shuttle sistemi gerekebilir. Bir incentive gezisinde konfor öne çıkarken, uluslararası bir kongrede kapasite ve zamanlama daha önemli olabilir.



Otel ve Etkinlik Alanı Arasındaki Ulaşım



Katılımcıların konakladığı oteller ile etkinlik alanı arasındaki ulaşım en yoğun transfer noktalarından biridir. Birden fazla otel kullanılıyorsa her otel için ayrı hareket saatleri, araç kapasitesi ve bekleme noktası belirlenmelidir.



Sabah açılış oturumları, gala yemekleri, networking etkinlikleri ve kapanış programları için transfer saatleri net şekilde planlanmalıdır. Bu bilgiler e-posta, mobil uygulama, otel lobisi panoları veya etkinlik programı üzerinden paylaşılabilir.



Net bilgi, geç kalmaları ve karışıklıkları azaltır.



Araç Kapasitesi ve Bagaj Detayı Unutulmamalı



Transfer planında sadece kişi sayısına bakmak yeterli değildir. Katılımcıların valizleri, el çantaları, tanıtım materyalleri veya teknik ekipmanları olabilir.



Özellikle havalimanı transferlerinde bagaj kapasitesi doğru hesaplanmalıdır. Koltuk sayısı yeterli olsa bile bagaj alanı yetersizse sorun yaşanabilir.



Minibüs, otobüs veya VIP araç seçimi yapılırken yolcu sayısı, bagaj hacmi, yolculuk süresi ve konfor beklentisi birlikte değerlendirilmelidir.



Zaman Yönetimi Gerçekçi Olmalı



MICE organizasyonlarında zamanlama çok önemlidir. Bir konuşmacının oturuma geç kalması veya büyük bir grubun açılışı kaçırması etkinlik kalitesini olumsuz etkiler.



Transfer süreleri hesaplanırken sadece harita uygulamalarındaki ideal süreye güvenilmemelidir. Şehir trafiği, yol çalışmaları, güvenlik kontrolleri, otel girişleri ve etkinlik alanı yoğunluğu dikkate alınmalıdır.



Her transfer için güvenli zaman payı bırakmak organizasyonun daha sorunsuz ilerlemesini sağlar.



İletişim ve Koordinasyon Şarttır



Transfer yönetiminde iyi iletişim büyük önem taşır. Organizasyon ekibi, transfer firması, şoförler, otel görevlileri ve etkinlik alanı sorumluları aynı plana sahip olmalıdır.



Araç plakaları, şoför iletişim bilgileri, hareket saatleri, bekleme noktaları ve acil durum numaraları önceden paylaşılmalıdır. Büyük organizasyonlarda bir transfer koordinatörü görevlendirmek süreci kolaylaştırır.



Bilgi eksikliği, transfer aksaklıklarının en yaygın nedenlerinden biridir.



Sonuç: Güçlü Transfer Planı Etkinlik Kalitesini Artırır



MICE turizminde transfer yönetimi, organizasyonun görünmeyen ama en kritik parçalarından biridir. Katılımcıların zamanında, güvenli ve rahat şekilde ulaşması genel etkinlik deneyimini doğrudan etkiler.



Başarılı bir ulaşım planı için katılımcı profili, araç kapasitesi, havalimanı transferleri, shuttle sistemi, VIP ihtiyaçlar, bagaj durumu, trafik koşulları ve iletişim detayları birlikte düşünülmelidir.



Avrupa’da kongre, fuar, etkinlik ve büyük grup seyahatleri düzenleyen organizatörler için otobüs kiralama hizmeti, kalabalık grupların daha düzenli ve konforlu şekilde taşınmasına yardımcı olabilir. Doğru planlanan transfer sistemi, sadece ulaşımı kolaylaştırmaz; etkinliğin profesyonel kalitesini de yükseltir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde başpehlivan Erkan Taş oldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tarihi-kirkpinar-yagli-gureslerinde-baspehlivan-erkan-tas-oldu/</link>
        <description><![CDATA[665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde başpehlivanlığı, finalde Feyzullah Aktürk’ü yenen Erkan Taş kazandı. Sarayiçi Er Meydanı’ndaki organizasyonun başpehlivanlık final müsabakasında; önceki turlarda Mustafa Batu, Yıldıray Pala, Orhan Okulu, Mustafa Taş’ı yenen Feyzullah Aktürk ile İsmail Balaban, Mehmet Yeşil Yeşil, Ali Gürbüz, Seçkin Duman’ı eleyen Erkan Taş karşı karşıya geldi. Başcazgır Emin Ger’in salavatı sonrası er […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 05 Tem 2026 20:33:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başpehlivanlığı, finalde Feyzullah Aktürk'ü yenen Erkan Taş kazandı. Sarayiçi Er Meydanı'ndaki organizasyonun başpehlivanlık final müsabakasında; önceki turlarda Mustafa Batu, Yıldıray Pala, Orhan Okulu, Mustafa Taş'ı yenen Feyzullah Aktürk ile İsmail Balaban, Mehmet Yeşil Yeşil, Ali Gürbüz, Seçkin Duman'ı eleyen Erkan Taş karşı karşıya geldi.



Başcazgır Emin Ger'in salavatı sonrası er meydanlarının "sert kayası" olarak bilinen; bu yıl Yuntdağı, Sekapark, Kestel, Vezirköprü, Çardak, Kula, Manavgat, Çağlak, Karadilli güreşlerinde başpehlivan olan Manisa Akhisarlı 27 yaşındaki Feyzullah Aktürk ile "demir leblebi" olarak anılan; bu sezon Dikmen, Ödemiş, Osmancık, Edremit, Çalı güreşleri başpehlivanı 26 yaşındaki Sinoplu Erkan Taş peşreve çıktı.



TRİBÜNLER, BAŞPEHLİVANLARI ALKIŞLARIYLA SELAMLADI



Kocaeli bölgesi meydan hakemlerinden Olgay İnce yönetiminde, Feyzullah Aktürk ve Erkan Taş'ın güreşi başladı. Güreş, karşılıklı hücumlarla hareketli sürdü. Sert el enseler, zaman zaman agresif bir müsabaka izlenmesine neden oldu. Karşılaşmanın 15. dakikasına kadar Erkan Taş'ın daha baskın güreşi izlendi. Bu sürede rakibinden gelen iki kritik hamleyi bertaraf etse de kule hakemliği Feyzullah'a aktif güreşmesi için ihtar verdi.







NORMAL SÜREDE SONUÇ ÇIKMADI



Karşılaşmanın 20. dakikasında Erkan Taş'ın kontrasıyla güreş yerde devam etti. Erkan Taş'ın paça-kazık denemelerine karşılık Feyzullah, müsabakayı savunmayla sürdürdü. Hakem Olgay İnce, güreşin uzun süredir yerde olduğunu gerekçe göstererek pehlivanları ayakta güreşmeye davet etti. Erkan Taş'ın daha aktif olduğu, Feyzullah'ın ise savunmaya yönelik bir strateji güttüğü 30 dakikalık normal sürede, herhangi bir sonuç elde edilmedi. Güreş, puan alanın kazanacağı bölüme bırakıldı.



PUANLAMA GÜREŞİNDE KAZANAN ERKAN TAŞ OLDU



Puanlama güreşine ihtar baskısı ile başlayan Feyzullah Aktürk, daha aktif bir güreş sergiledi. Müsabakanın 35, 41 ve 45. dakikalarında Feyzullah Aktürk'ün kontra dalmaları tribünleri heyecanlandırsa da bu ataklardan sonuç çıkmadı. Karşılaşmanın 49. dakikasında Feyzullah Aktürk'ün tek dalarak düşürmeye çalıştığı Erkan Taş, bu hamleden kurtularak rakibinden puan alıp, güreşi kazandı. Bu sonuçla Erkan Taş, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin başpehlivanı oldu.







BAŞPEHLİVAN ERKAN TAŞ'IN HEDEFİ ALTIN KEMER SERİSİ



Erkan Taş, gazetecilere güreşin ailesinde bir gelenek olduğunu söyledi. Altın kemeri kazanmaktan duyduğu mutluluk ve gururu dile getiren Taş; "Şükürler olsun, atadan oğula gelen bir başpehlivanlık serüvenimiz var. Bu bizim çocukluk hayalimizdi. Şükürler olsun, bu sahada başpehlivanlık nasip oldu ve altın kemeri kazandık. Buradan bütün ekibime, öncelikle bu günlere gelmemde büyük emeği olan ustama, Mustafa Taş ağabeyime, Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne ve destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki hedefimiz belli. Artık bundan sonra bu sahaya daimi altın kemer için geleceğiz. Aile olarak inşallah kazanmak nasip olur. Bana ya da ağabeyime fark etmez" diye konuştu.



BAKAN BAK, BAŞPEHLİVAN ERKAN TAŞ'I TEBRİK ETTİ



Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Edirne Tarihi Sarayiçi Er Meydanı'nda bu yıl 665'incisi düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde başpehlivanlığı kazanarak altın kemerin sahibi olan Erkan Taş'ı kutluyorum. Dünyanın en uzun soluklu spor organizasyonlarından olan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde mücadele eden tüm güreşçilerimize, tarihi mirasımızın yaşatılmasına katkılarından dolayı teşekkür ediyorum."







665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ni izleyenler arasında, Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi Volkan Demirer de vardı. Güreşe gönül vermiş bir ailenin üyesi olan Demirer, organizasyondaki başarıdan dolayı Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'a teşekkürlerini iletti.



Geçtiğimiz yıllarda Çardak Güreşleri'nde "Ağa" seçilen Ramazan Güven de 665. Tarihi Kırkpınar Güreşleri'nin onur konukları arasındaydı. Güven, güreşçilerde 3. olan Seçkin Duman'ı, diğer bir başpehlivan Tanju Gemici ile tebrik eden isim oldu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dünyada pasaportsuz dolaşabilen sadece 3 kişi var]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dunyada-pasaportsuz-dolasabilen-sadece-3-kisi-var/</link>
        <description><![CDATA[Seyahat etmek isteyen her insan için pasaport, işin en temel şartıdır. Türkiye’den yurt dışına çıkacak biri için de durum farklı değil. Pasaportun süresi dolmuş mu, hâlâ geçerli mi, gidilecek ülke için vize gerekiyor mu? Bunlar, seyahat öncesi mutlaka kontrol edilmesi gereken noktalar. Türk vatandaşlarının vizesiz girebildiği ülkeler dışında, çoğu durumda vizesiz bir seyahat mümkün değil. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 05 Tem 2026 20:19:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Seyahat etmek isteyen her insan için pasaport, işin en temel şartıdır. Türkiye’den yurt dışına çıkacak biri için de durum farklı değil. Pasaportun süresi dolmuş mu, hâlâ geçerli mi, gidilecek ülke için vize gerekiyor mu? Bunlar, seyahat öncesi mutlaka kontrol edilmesi gereken noktalar. Türk vatandaşlarının vizesiz girebildiği ülkeler dışında, çoğu durumda vizesiz bir seyahat mümkün değil.



Ancak dünyada bu kuralın hiç geçerli olmadığı, gerçekten ilginç bir istisna var: Yeryüzünde sadece üç kişi, pasaport taşımadan dünyanın her yerine seyahat edebiliyor. Bunlardan biri, Birleşik Krallık’ın hükümdarı Kral III. Charles. İngiltere’de pasaportlar, hükümdarın adına düzenlendiği için bizzat kralın kendisine pasaport gerekmiyor. Ancak bu ayrıcalık yalnızca tahttaki hükümdara ait; eşi Kraliçe Camilla dahil, kraliyet ailesinin diğer üyeleri normal şekilde pasaport taşımak zorunda.







Benzer bir durum Japonya’da da geçerli. Japon hükümdarı İmparator Naruhito ve eşi İmparatoriçe Masako da pasaportsuz seyahat edebiliyor. Bu uygulamanın kökeni 1971 yılına dayanıyor. Japon hükümetinin yayımladığı bir belgede, imparator ve imparatoriçenin sıradan bir vatandaş gibi vize ya da gümrük işlemlerine tabi tutulmasının uygunsuz olacağı belirtiliyor. Bu karar bugün hâlâ yürürlükte ve bu sayede Japon hükümdar çifti, dünya genelinde herhangi bir belgeye ihtiyaç duymadan seyahat edebiliyor. Ancak bu ayrıcalık, veliaht prens ve prenses de dahil olmak üzere hanedanın diğer üyelerine tanınmıyor; onlar diplomatik pasaportla seyahat etmek zorunda.



İşin ilginç yanı, bu ayrıcalığın diğer kraliyet ailelerine yansımaması. Örneğin; Hollanda Kraliçesi Máxima, Arjantin doğumlu olduğu için hem Arjantin hem de Hollanda pasaportuna sahip, yani sıradan bir vatandaş gibi iki farklı pasaport taşıyor. İstanbul’u da defalarca ziyaret eden Máxima, bu anlamda pasaportsuz seyahat eden hükümdarlardan tamamen farklı bir konumda.



Sonuç olarak, dünya nüfusunun geri kalan neredeyse tamamı için pasaport zorunlu bir belge. Yeni doğan bebekler bile kendi pasaportlarına sahip olmak zorunda. Fakat bu üç kişi; Kral III. Charles, İmparator Naruhito ve İmparatoriçe Masako, dünyanın her yerine hiçbir belge göstermeden girebiliyor. Bu da gösteriyor ki bazı ayrıcalıklar, tacın ya da tahtın kendisiyle birlikte geliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hızlı trende hedef “48 saatte tüm Türkiye’yi gezmek”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hizli-trende-hedef-48-saatte-tum-turkiyeyi-gezmek/</link>
        <description><![CDATA[Bakan Uraloğlu, 2028 yılına kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayısını 11’den 27’ye yükselteceklerini belirterek; “2053 yılında da ülkemizin dört bir yanını hızlı tren hatlarıyla birleştirerek 48 saatte tüm Türkiye’yi gezeceğiz” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ulaşım olmadan ticaretin olamayacağını, ticaret olmadan üretimin güçlenemeyeceğini, üretim güçlenmeden de kalkınmanın sürdürülebilir hale gelemeyeceğini söyledi. Ulaştırma […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 05 Tem 2026 20:19:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bakan Uraloğlu, 2028 yılına kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayısını 11'den 27'ye yükselteceklerini belirterek; "2053 yılında da ülkemizin dört bir yanını hızlı tren hatlarıyla birleştirerek 48 saatte tüm Türkiye'yi gezeceğiz" dedi.



Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ulaşım olmadan ticaretin olamayacağını, ticaret olmadan üretimin güçlenemeyeceğini, üretim güçlenmeden de kalkınmanın sürdürülebilir hale gelemeyeceğini söyledi. Ulaştırma projelerinin sadece fiziki yatırımlar olmadığını; aynı zamanda üretimi, ihracatı, istihdamı, bölgesel kalkınmayı ve ülkeler arası işbirliğini destekleyen stratejik adımlar olduğunu vurgulayan Uraloğlu, son 24 yılda 355 milyar dolarla ulaştırma ve altyapı alanında tarihi yatırımlar gerçekleştirdiklerini bildirdi.



Uraloğlu, Türkiye’yi bölünmüş yollarla, otoyollarla, yüksek hızlı tren hatlarıyla, limanlarla, havalimanlarıyla, lojistik merkezlerle ve güçlü haberleşme altyapısıyla donattıklarına işaret ederek, özellikle 2002'den itibaren başlattıkları gelişim hamleleriyle demir yollarını devlet politikası olarak ele aldıklarını dile getirdi. Demir yollarında yapılan yatırımların ulaşım ağlarını geliştirmenin ötesinde ekonominin ve şehirlerin ritmini değiştirdiğine dikkati çeken Uraloğlu, 2002'de yaklaşık 11 bin kilometre olan demir yolu ağının bugün 2 bin 251 kilometresi yüksek hızlı tren hattı olmak üzere 14 bin 9 kilometreye yaklaştığı bilgisini verdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hasarı ödeyen değil, hayatı koruyan sigortacılık]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hasari-odeyen-degil-hayati-koruyan-sigortacilik/</link>
        <description><![CDATA[Bugün sigorta sektörünün önündeki en büyük fırsat, hastalıkları finanse etmek değil; insanların daha uzun süre sağlıklı, bağımsız ve güvenli yaşamalarını sağlamaktır. Dünya hızla yaşlanıyor. Türkiye de bu demografik dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte kronik hastalıklar, yalnız yaşayan yaşlı bireylerin sayısı, bakım ihtiyacı ve sağlık harcamaları her geçen yıl artıyor. Bu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 04 Tem 2026 16:46:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bugün sigorta sektörünün önündeki en büyük fırsat, hastalıkları finanse etmek değil; insanların daha uzun süre sağlıklı, bağımsız ve güvenli yaşamalarını sağlamaktır. Dünya hızla yaşlanıyor. Türkiye de bu demografik dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte kronik hastalıklar, yalnız yaşayan yaşlı bireylerin sayısı, bakım ihtiyacı ve sağlık harcamaları her geçen yıl artıyor. Bu tablo, sigorta şirketleri için yalnızca yeni riskler anlamına gelmiyor; aynı zamanda milyarlarca liralık yeni bir değer üretim alanını da beraberinde getiriyor. 



Artık sigortacılığın geleceği yalnızca gerçekleşen hasarları karşılamakta değil; riskleri önceden yönetebilmekte, yaşam kalitesini artırabilmekte ve müşterilerinin hayatına sürekli değer katabilmektedir. Tam da bu noktada Telecare teknolojileri, yeni nesil sigortacılığın temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor.



Yaşlanan Dünyada Sigortacılığın Yeni Oyunu: Telecare



Uzaktan sağlık takibi, düşme algılama sistemleri, acil durum çağrı mekanizmaları, ilaç kullanım takibi, yapay zekâ destekli yaşam analitiği, dijital bakım asistanları ve aile bilgilendirme çözümleri sayesinde yaşlı bireyler, çok daha uzun süre kendi evlerinde güvenli ve bağımsız şekilde yaşayabiliyor. Bu dönüşüm yalnızca sosyal fayda üretmiyor; aynı zamanda sigorta şirketlerinin finansal performansını da doğrudan güçlendiriyor.



Telecare destekli bakım ekosistemleri;




Hastane yatışlarını azaltıyor.



Acil servis başvurularını düşürüyor.



Komplikasyonların erken tespit edilmesini sağlıyor.



Hasar maliyetlerini azaltıyor.



Müşteri memnuniyetini ve sadakatini artırıyor.



Yeni prim ve hizmet gelirleri oluşturuyor.



Sigorta şirketlerini hasar ödeyen kurumlardan yaşamı koruyan çözüm ortaklarına dönüştürüyor.




Yakın gelecekte insanlar yalnızca sağlık sigortası satın almak istemeyecek; anne ve babalarının güvende olduğunu, ilaçlarının zamanında alındığını, düştüklerinde saniyeler içinde yardım ulaştığını, sağlık durumlarının sürekli takip edildiğini ve gerektiğinde ailelerinin anında bilgilendirildiğini de satın almak isteyecekler. İşte Telecare teknolojileri, tam olarak bu yeni beklentiyi karşılayan ekosistemi oluşturuyor. 



Önümüzdeki on yılın kazanan sigorta şirketleri, hastalık gerçekleştiğinde ödeme yapanlar değil; insanların daha uzun, daha sağlıklı ve daha bağımsız yaşamalarını sağlayan şirketler olacak. Bu nedenle ülkelerin demografik yapıları, yaşam beklentileri ve yaşlanan nüfusun değişen ihtiyaçları dikkate alınarak geliştirilecek dijital bakım hizmetleri, sigorta sektörünün en önemli rekabet alanlarından biri haline gelecek.











Sigortacılığın Yeni Büyüme Alanı Yaşlı Bakımı ve Telecare Ekosistemi



Türkiye'de bu vizyon doğrultusunda geliştirilen örneklerden biri de yaşlı bireylerin ve ailelerinin gerçek ihtiyaçları esas alınarak, geriatrik bakış açısıyla tasarlanan Vahit Amca Telecare Hizmet Platformu'dur. Sümela Sağlık ve Cerebrum Teknoloji Şirketleri iş birliğinde geliştirilen bu platform; uzaktan bakım, dijital sağlık takibi, güvenlik, refakat ve asistans hizmetlerini tek bir ekosistemde buluşturarak sigorta şirketleri, sağlık kuruluşları ve bakım hizmeti sunan kurumlar için yeni nesil bir çözüm modeli oluşturmayı hedeflemektedir. Yakın dönemde hayata geçirilmesi planlanan bu platform, oluşturulacak çözüm ortaklıklarıyla birlikte yalnızca teknolojik bir ürün değil; yaşlanan toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, sürdürülebilir bir bakım ve sigortacılık ekosistemi olarak konumlanmaktadır.



Telecare destekli yaşlı bakım ekosistemi, artık geleceğin konusu değildir. Bu, bugünün en büyük sosyal etki alanlarından biri, sigorta sektörünün önündeki en güçlü büyüme fırsatlarından biri ve dönüşümü erkenden gören kurumlar için stratejik bir rekabet avantajıdır. Çünkü gelecekte en değerli poliçe, yalnızca tazminat ödeyen değil, hayatı koruyan poliçe olacaktır.



Uzman Dr. Sinan İBİŞSümela Sağlık Kurucu / CEO]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ACF ile Skål’dan orman yangınlarına karşı anlamlı dayanışma]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/acf-ile-skaldan-orman-yanginlarina-karsi-anlamli-dayanisma/</link>
        <description><![CDATA[ACF – Avusturya Kültür Ofisi İstanbul ile Skål International Troy Çanakkale Kulübü, “Orman Yangınları Dayanışma ve Kültürel İş Birliği” projesi kapsamında örnek bir sosyal sorumluluk çalışmasına imza attı. Geçtiğimiz yıl Çanakkale’de yaşanan orman yangınları, bölgede ciddi tahribata yol açtı. Bu doğrultuda Skål International Troy Çanakkale, bölgenin afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirmek amacıyla 3 ton kapasiteli bir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 01 Tem 2026 00:32:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[ACF – Avusturya Kültür Ofisi İstanbul ile Skål International Troy Çanakkale Kulübü, "Orman Yangınları Dayanışma ve Kültürel İş Birliği" projesi kapsamında örnek bir sosyal sorumluluk çalışmasına imza attı.



Geçtiğimiz yıl Çanakkale'de yaşanan orman yangınları, bölgede ciddi tahribata yol açtı. Bu doğrultuda Skål International Troy Çanakkale, bölgenin afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirmek amacıyla 3 ton kapasiteli bir yangın söndürme römorkunun temin edilmesini hedefleyen bir proje başlattı. Projenin hayata geçirilmesinde ACF – Avusturya Kültür Ofisi İstanbul ile kurulan iş birliği önemli rol oynadı. Bu kapsamda Avusturya'dan gelen "TRIANIMA" topluluğunun konseri, Kepez Belediyesi Turhan Mildon Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlendi.



Konser sırasında yapılan gönüllü bağışlar, yangın söndürme römorkunun teminine önemli katkı sağladı. Proje ayrıca turizm sektörünün farklı paydaşları, Kepez Belediyesi ve Dardanos Çınarlı Köyü Muhtarlığı tarafından da desteklendi. ACF – Avusturya Kültür Ofisi İstanbul; konserin planlanması, organizasyonu ve başarıyla gerçekleştirilmesindeki katkılarıyla yalnızca projenin hayata geçirilmesine değil, aynı zamanda kültürel iş birliğinin gelişmesine ve uluslararası dayanışmanın güçlenmesine de önemli destek sundu. Söz konusu iş birliği, afetlere hazırlık açısından kritik öneme sahip bir ekipmanın bölgeye kazandırılmasının yanı sıra kültürün toplumları buluşturan gücünü de ortaya koyan anlamlı bir örnek oldu.



TRIANIMA konseri Avusturya ile Çanakkale arasında güçlü bir kültür köprüsü kurarken, sanatın birleştirici ve evrensel gücünü de gözler önüne serdi. Bölgede bu nitelikte uluslararası bir konserin düzenlenmesi, önemli bir kültürel kazanım olarak takdir topladı. Etkinlik, kültürel paylaşımın insanları bir araya getiren, yeni bakış açıları kazandıran ve kalıcı dostlukların kurulmasına katkı sağlayan güçlü bir araç olduğunu bir kez daha gösterdi.



3 Tonluk Yangın Söndürme Römorkunun Önemi



Proje kapsamında bölgeye kazandırılan 3 ton kapasiteli yangın söndürme römorku, özellikle orman yangınlarına erken müdahale açısından büyük önem taşıyor. Kırsal alanlarda ve ulaşımı güç noktalarda hızlı müdahale imkânı sunacak ekipman, olası yangınların büyümeden kontrol altına alınmasına katkı sağlayacak. En büyük temenni, bu araca hiçbir zaman ihtiyaç duyulmaması. Ancak olası acil durumlarda hizmet verecek bu ekipman, afetlere karşı hazırlıklı olmanın ve önleyici yatırımların önemini simgeleyen kalıcı bir kazanım niteliği taşıyor.







Teslim Töreni ve Üyelik Kabulü



Yangın söndürme römorkunun resmi teslim töreninin ardından düzenlenen akşam yemeğinde, Uluslararası Skål Dernekleri Federasyonu (USDF) Başkanı Emre Gezgin tarafından Ayşe S. Altan'ın Skål International Troy Çanakkale Kulübü üyeliği resmen gerçekleştirildi. Bu anlamlı tören, projenin başarıyla tamamlanmasının yanı sıra Skål ailesine yeni bir üyenin katılımını simgeleyen özel bir buluşmaya da ev sahipliği yaptı.







Dayanışmanın MimarLARI



Projeye katkı sağlayan isimler arasında USDF Başkanı Emre Gezgin, ACF – Avusturya Kültür Ofisi İstanbul Müdürü Silvia Neureiter, Skål International Türkiye Direktörü Deniz Anapa, Skål International Troy Çanakkale Başkanı Aşkın Değirmenci ve Didem Değirmenci, Skål International Troy Çanakkale Kurucu Başkanı Dilek Mildon, Skål İstanbul Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Berna Tuzlak, Skål Bodrum Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Afet Anapa, Dardanos Çınarlı Köyü Muhtarı Tahsin Tezgören ve Hülya Tezgören ile Skål International Troy Çanakkale Kulübü üyeleri Ayşe S. Altan (AlphaZirkel Türkiye Temsilcisi ve Avusturya Kültür Ofisi İstanbul İletişim Danışmanı), Orçun Çelik, Polat Kayıkçı, Bülent Tuzlak ve Çanakkale Lions Kulübü'nden Öznur Benderlioğlu yer aldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İzmit’e damga vuran dönüşüm: FuarPark]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/izmite-damga-vuran-donusum-fuarpark/</link>
        <description><![CDATA[Kocaeli’nin simgesi haline gelen FuarPark, eski fuar alanının yeniden düzenlenmesiyle modern bir yaşam alanına dönüştü. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, projenin şehre hizmet odaklı olduğunu belirtti. Bir dönem yalnızca fuar etkinlikleriyle anılan alan, bugün yılın her günü yaşayan, binlerce kişiyi ağırlayan ve Kocaeli’nin yeni çekim merkezi olarak öne çıkan bir yaşam merkezi haline geldi. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Haz 2026 21:48:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kocaeli'nin simgesi haline gelen FuarPark, eski fuar alanının yeniden düzenlenmesiyle modern bir yaşam alanına dönüştü. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, projenin şehre hizmet odaklı olduğunu belirtti. 



Bir dönem yalnızca fuar etkinlikleriyle anılan alan, bugün yılın her günü yaşayan, binlerce kişiyi ağırlayan ve Kocaeli'nin yeni çekim merkezi olarak öne çıkan bir yaşam merkezi haline geldi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, alanın vatandaşlara peşkeş çekildiğini vurgulayarak, "Çünkü biz bu şehre hizmet etmeye odaklandık" ifadelerini kullandı.



ESKİ FUAR ALANI KÜLLERİNDEN DOĞDU



Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin İzmit'te hayata geçirdiği kapsamlı dönüşüm projesiyle eski fuar alanı; modern, nitelikli ve çok yönlü bir yaşam merkezi olarak kente kazandırıldı. Büyükşehir'in ortaya koyduğu vizyonla birlikte yeniden şekillenen FuarPark, Kocaeli başta olmak üzere bölgenin en güçlü kamusal alanlarından biri haline geldi. Uzun yıllar kentin sosyal hafızasında önemli yere sahip olan bölge; planlı düzenlemeler, altyapı yatırımları ve yeni yaşam alanlarıyla adeta küllerinden yeniden doğdu.



İŞLEVİNİ KAYBETMİŞTİ, YENİDEN HAYAT BULDU



1960’lı yıllarda Kocaeli sanayisini tanıtmak amacıyla kurulan ve uzun yıllar Kocaeli Fuarı olarak hizmet veren alan, zaman içerisinde eski işlevini büyük ölçüde yitirdi. Bir dönem kentin en önemli buluşma noktalarından biri olan bölge, son dönemlerde cazibesini yitirmiş ve atıl bit alana dönüşmüştü. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen FuarPark projesi ise bu alanı yeniden şehrin kalbine taşıdı. Bir zamanlar yalnızca belirli dönemlerde kullanılan bölge, bugün her gün yaşayan ve her yaştan insana hitap eden bir yaşam merkezi kimliği kazandı.







DÜNYADAKİ ŞEHİR PARKLARINI HATIRLATAN DÖNÜŞÜM



Dünyanın önemli metropollerinde yer alan büyük şehir parkları yalnızca yeşil alanlarıyla değil; kültür, sanat, eğitim ve sosyal yaşamı bir araya getiren yapılarıyla da dikkat çekiyor. FuarPark da son yıllarda bünyesine kazandırılan yatırımlarla benzer bir dönüşüm süreci yaşadı. Akvaryumdan kütüphaneye, sanat galerisinden etkinlik alanlarına kadar uzanan çok yönlü yapısıyla bölge, günün her saatinde yaşayan bir kent merkezi kimliği kazandı. Kocaeli'nin yeni vitrini olarak gösterilen alan, yalnızca şehir sakinlerinin değil, çevre illerden gelen ziyaretçilerin de uğrak noktalarından biri haline geldi.



BÜTÜNCÜL BİR ŞEHİR MERKEZİNE DÖNÜŞTÜ



Dönüşüm kapsamında alana kazandırılan Körfez Aqua Kıtalar Akvaryumu, Alev Alatlı Kütüphanesi, Sanat Galerisi ve geniş yeşil alan düzenlemeleriyle birlikte FuarPark; yalnızca bir rekreasyon alanı olmanın ötesine geçerek kültür, eğitim, bilim ve sosyal yaşamı bir arada sunan bütüncül bir şehir merkezine dönüştü.







HER TÜRLÜ HASSASİYET GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULDU



FuarPark yalnızca sosyal ve kültürel yatırımlarıyla değil, kapsayıcı yaklaşımıyla da dikkat çekiyor. Alanda hizmet veren özel kafeterya, gluten hassasiyeti bulunan vatandaşların ihtiyaçları gözetilerek tasarlandı. Çocuklardan gençlere, öğrencilerden ailelere kadar her kesime hitap eden yaşam alanlarıyla FuarPark, Kocaeli'nin ortak buluşma noktası haline geldi.



DÖRT MEVSİM YAŞAYAN ÇEKİM MERKEZİ



Büyükşehir'in dokunuşuyla küllerinden doğan alan, dört mevsim yaşayan bir çekim merkezine dönüştü. Sabah saatlerinde yürüyüş yapan vatandaşlardan akşam saatlerinde vakit geçiren ailelere, öğrencilerden turistlere kadar farklı kesimlerden ziyaretçilere ev sahipliği yapan bölge, kentin sosyal yaşamında vazgeçilmez bir yer haline geldi.







AKVARYUMLA GÜÇLENEN YENİ TURİZM DESTİNASYONU



FuarPark içerisinde hizmet veren Körfez Aqua Kıtalar Akvaryumu, sunduğu deneyimle alanın çekim gücünü daha da artırdı. Farklı kıtalara ait su altı ekosistemlerini bir araya getiren tematik yapısıyla ziyaretçilere kapsamlı bir deniz yaşamı deneyimi sunan akvaryum, modern tasarımı ve eğitici içerikleriyle özellikle ailelerin ve çocukların ilgi odağı oldu. Açıldığı ilk günlerden itibaren yoğun ilgi gören Körfez Aqua yalnızca Kocaeli'den değil; İstanbul, Sakarya, Bursa ve Yalova başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçileri de ağırlayarak bölgenin turizm potansiyeline önemli katkı sunuyor.



KÜLTÜR VE EĞİTİMİN YENİ ADRESİ



FuarPark içerisinde yer alan Alev Alatlı Kütüphanesi, modern ve erişilebilir yapısıyla özellikle gençler ve öğrenciler için bilgiye ulaşımı kolaylaştıran önemli bir merkez olarak öne çıkıyor. Sanat Galerisi ise yıl boyunca düzenlenen sergiler ve kültürel etkinliklerle kentin kültür-sanat hayatına dinamizm kazandırıyor. Bu iki önemli yapı, FuarPark'ın yalnızca bir dinlenme alanı değil; aynı zamanda eğitim, kültür ve sanatın üretildiği yaşayan bir merkez olmasını sağlıyor.







"BU ALAN ŞEHRE PEŞKEŞ ÇEKİLDİ"



Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın da FuarPark'ın dönüşümüne ilişkin yaptığı değerlendirmede alanın kent rantına değil, doğrudan vatandaşın kullanımına sunulduğunu vurguladı. Büyükakın, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Bu alan, bu şehre peşkeş çekilmiş bir alandır. Şehir rantına değil, rantçılığa değil, şehre hizmet için şehre peşkeş çekilmiş bir mekandır. Burası mezbelelik değildir; burası çocuklarımıza peşkeş çekilmiş bir mekandır. Burada gençler için, çocuklar için, engelliler için mekanlar tasarlandı. Devam edin, az ilerisinde Gonca, az sol tarafında yine kadın aile hizmetlerinin mekanları var. Biraz daha ileri gidin, spor tesisleri var. Şehrin nefes alması için, insanların doyasıya aileleri ile birlikte yaşaması için bütün bu tasarım yapıldı. Çünkü biz bu şehre hizmet etmeye odaklandık."



YENİ YATIRIMLARLA BÜYÜMEYE DEVAM EDECEK



Bunların yanında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, önümüzdeki süreçte alanda Sahaflar Çarşısı başta olmak üzere yeni yaşam alanlarının da hizmete açılacağını açıkladı. Her geçen gün yeni fonksiyonlarla güçlenen alan; kültür, eğitim, turizm ve sosyal yaşamı aynı çatı altında buluşturan yapısıyla Kocaeli'nin yükselen değeri olmayı sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası için geri sayım başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turkiye-skil-enduro-ve-atv-sampiyonasi-icin-geri-sayim-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Gençlik ve Spor Bakanlığı, Ağrı Valiliği ve Türkiye Motosiklet Federasyonu iş birliğiyle 3-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ağrı’da düzenlenecek olan Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası için hazırlık çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Şampiyonanın ana merkezlerinden biri olan TRT Park alanında yoğun bir çalışma yürütülürken, Türkiye Motosiklet Federasyonu ve Ağrı Valiliği koordinasyonunda hazırlıklar titizlikle sürdürülüyor. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Haz 2026 21:45:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gençlik ve Spor Bakanlığı, Ağrı Valiliği ve Türkiye Motosiklet Federasyonu iş birliğiyle 3-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ağrı’da düzenlenecek olan Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası için hazırlık çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Şampiyonanın ana merkezlerinden biri olan TRT Park alanında yoğun bir çalışma yürütülürken, Türkiye Motosiklet Federasyonu ve Ağrı Valiliği koordinasyonunda hazırlıklar titizlikle sürdürülüyor. 



Sporcuların en iyi şartlarda yarışabilmesi için parkur düzenlemeleri, teknik altyapı çalışmaları ve güvenlik önlemleri eksiksiz şekilde planlanıyor. Tüm hazırlıkların şampiyona tarihine kadar tamamlanması hedeflenirken, Ağrı halkı ve sporseverler bu büyük organizasyona davet ediliyor. Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelecek sporcuları ağırlayacak olan şampiyona, bölgenin doğal güzelliklerini motor sporlarının adrenalin dolu atmosferiyle buluşturacak.







"Terörsüz Türkiye" Vizyonuyla Spor Turizminde Yeni Dönem



“Terörsüz Türkiye” vizyonu doğrultusunda Doğu Anadolu Bölgesi’nde spor faaliyetlerine dikkat çekmeyi amaçlayan organizasyon; yalnızca sportif bir etkinlik olmanın ötesinde, bölge turizmine ve ekonomisine sağlayacağı katkılarla da ön plana çıkıyor. Türkiye SKIL Enduro ve ATV Şampiyonası’nın Ağrı’da gerçekleştirilmesiyle birlikte ilin spor turizmi potansiyelinin güçlendirilmesi, ulusal ve uluslararası tanıtımının artırılması ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlanması hedefleniyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Derken Rezervasyon!” ilk ödülünü Kristal Elma’dan aldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/derken-rezervasyon-ilk-odulunu-kristal-elmadan-aldi/</link>
        <description><![CDATA[Tatilsepeti’nin erken rezervasyon algısını ters köşe ettiği reklam kampanyasına ilk ödül, reklamcılık dünyasının en prestijli ödüllerinden geldi. TV, radyo, açık hava ve dijital mecralarda yayınlanan kampanya “Derken Rezervasyon!”, Kristal Elma Ödülleri’nin ‘Turizm & Taşımacılık’ (TV ve sinema film) kategorisinde Gümüş Elma’ya değer görüldü. Turizm sektörünün en önemli takvim konularından biri olan erken rezervasyona sıra dışı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Haz 2026 21:43:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Tatilsepeti’nin erken rezervasyon algısını ters köşe ettiği reklam kampanyasına ilk ödül, reklamcılık dünyasının en prestijli ödüllerinden geldi. TV, radyo, açık hava ve dijital mecralarda yayınlanan kampanya “Derken Rezervasyon!”, Kristal Elma Ödülleri’nin 'Turizm & Taşımacılık' (TV ve sinema film) kategorisinde Gümüş Elma’ya değer görüldü. Turizm sektörünün en önemli takvim konularından biri olan erken rezervasyona sıra dışı bir boyut kazandıran kampanyada; her an ve her koşulda gencinden yaşlısına, çiftlerden ofis çalışanlarına kadar herkesin en uygun tatile erişilebileceği mesajı güçlü bir şekilde aktarılıyor.



Tatilsepeti Pazarlama birimi başta olmak üzere; BBQ Creative Agency ve Kala Film ortak yaratıcılığında, iç ve dış paydaşların iş birliğiyle yürütülen kampanyada, çeşitli hikâyelerle tatil ihtiyacının ve isteğinin hissettirildiği anlar tatil hayalleri etrafında kurgulandı. Her an ve her koşulda, geç olmaksızın en uygun tatile Tatilsepeti platformundan erişilebileceği vurgusu yapıldı. Tatilsepeti, 2024 yılında yine BBQ ile yaptığı "20. Yıl" kampanya filmi ile Kristal Elma'ya ve Felis’e değer görülmüştü. "Gümüş Elma", Tatilsepeti'ne aynı paydaşla gelen bir diğer prestijli ödül olarak yer aldı.



DEV AÇIK HAVA ÇALIŞMALARI



22 yıldır hayalleri rezervasyona dönüştüren Tatilsepeti, "Derken Rezervasyon!" kampanyası ile bu anları tatilcilerin akıllarında yer edecek bir slogan ile güçlendirmiş oldu. Nisan ayında prodüksiyonu tamamlanarak ekranlarda, radyoda ve dijital mecralarda yer almaya başlayan kampanya filmi, eş zamanlı olarak açık hava ve basılı mecralarla da desteklendi. Kampanyanın ana mesajı olan “tatil akla geldiği anda Tatilsepeti üzerinden rezervasyon yapılabileceği”, şehir içinde kullanılan dev açık hava reklamları ile pekiştirildi. Nişantaşı’nda parkta oturan, Maslak’ta işe gidenlerin karşısına çıkan bu dev açık hava reklamları, “Derken Rezervasyon!” dedirtti. Nişantaşı ve Maslak’ta en işlek noktalarda konumlanan dev afişler, outdoor reklam mecralarında rastlanmayan ölçüsüyle bir ilke de imza atmış oldu.







8 SERİ OLARAK HAZIRLANDI



Reklam filmi, toplam 8 seri olarak hazırlandı. Seri filmlerde gemi seyahatine katılmadığı için sitem eden yaşlı teyze, makarna pişirirken "Bu makarnayı asıl Roma’da yiyeceksin" hayali kuran genç erkek, 7 günlük yıllık izinle 15 gün tatil hesabı yapan ofis çalışanı, vizesiz seyahate çıkmak isteyen genç çift, tatil ihtiyacı hisseden taksici, aquapark diye heyecanlanan çocuk, Çeşme seyahatine çıkmak isteyen kız arkadaşlar, erken rezervasyonu kaçırdıkları için üzülen arkadaş grubu gibi tatilci tiplemeleri yer aldı. Reklam filminde markanın ürün çeşitliliği, her segmente uygun sunduğu tatil çözümleriyle yalnızca erken rezervasyon döneminde değil, yılın her anında misafirlerimize en akıllı seçenekleri sunduğu anlatıldı. Tatilsepeti’nin zengin envanteri, bütçe karşılaştırabilme avantajı ve ödeme kolaylıkları ile her an tatil severlerin hayallerine erişebileceği akıllı bir tatil platformu olduğu mesajıyla da kalplere dokunuldu.



PRESTİJLİ ÖDÜLLERE BİR YENİSİ EKLENMİŞ OLDU



Pazarlama çalışmalarında aldığı prestijli ödüllerle dikkat çeken Tatilsepeti, ilk reklam kampanyası sloganı ‘’Hepimiz tatil için çalışıyoruz’’ ile çok konuşulmuş, akıllarda yer etmişti. 20. yıl kutlamasına özel hazırladığı reklam kampanyası ise geniş etki yaratmış, kurumsal imaj dalında Kristal Elma ve Felis ödüllerine değer görülmüştü. ‘’20 yılı aşkın süredir tatil yapıyoruz’’ sloganı, izleyenleri gülümsetecek bir senaryoyla işlenmişti. Oyuncuların yanı sıra Tatilsepeti çalışanlarının da yer aldığı kampanyada, ekibin misafirlerine en iyi tatili yaşatmak için harcadığı ‘zorlu çaba’ya dikkat çekilmişti. Geçtiğimiz yılki kampanyada ise rakiplerinden ayrışan yönlerine dikkat çekerek ‘pazaryeri’ vurgusu yapan Tatilsepeti, "tatilin her hali için tek sepet" olduğu mesajını "Tatil, Sepetinde!" diyerek vermişti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ODEON Turizm hizmet ihracatında dört yıldır zirvede]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/odeon-turizm-hizmet-ihracatinda-dort-yildir-zirvede/</link>
        <description><![CDATA[ODEON Turizm, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından düzenlenen İhracatın Şampiyonları Ödülleri’nde, seyahat hizmetlerinde birinci sırada yer alarak turizm sektöründeki liderliğini sürdürdü. 2025 yılında Türkiye’de 1,6 milyon turiste hizmet sunan şirket, 4 yıldır üst üste hizmet ihracatı kategorisinde zirvede yer alıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen “İhracatın Şampiyonları Ödülleri” sahiplerini buldu. Coral Travel Group’un destinasyon hizmetleri […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Haz 2026 21:41:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[ODEON Turizm, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından düzenlenen İhracatın Şampiyonları Ödülleri'nde, seyahat hizmetlerinde birinci sırada yer alarak turizm sektöründeki liderliğini sürdürdü. 2025 yılında Türkiye'de 1,6 milyon turiste hizmet sunan şirket, 4 yıldır üst üste hizmet ihracatı kategorisinde zirvede yer alıyor.



Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen "İhracatın Şampiyonları Ödülleri" sahiplerini buldu. Coral Travel Group’un destinasyon hizmetleri markası ODEON Turizm, hizmet ihracatı seyahat hizmetleri kategorisinde birinci olarak turizm sektöründeki liderliğini bir kez daha teyit etti. ODEON Turizm, 2025 yılında Türkiye’de 1,6 milyon turiste hizmet sunarak 1,6 milyar dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdi. Şirket, son 4 yıldır üst üste hizmet ihracatında üst sıralarda yer alarak istikrarlı büyümesini sürdürdü.



İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe’nin katılımıyla 26 Haziran 2026’da Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşti. TİM’in 33. Genel Kurulu kapsamında düzenlenen ve Türkiye’nin ihracat performansına katkı sağlayan firmaların ödüllendirildiği törende ODEON Turizm, "İlk 1000 İhracatçı Araştırması" sonuçlarına göre genel sıralamada beşinci, seyahat hizmetlerinde ise birinci sırada yer aldı.







21 ÜLKE, 37 ŞİRKET, 6 BİN ÇALIŞAN



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden ödülü alan Coral Travel Group Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bektaş, ODEON Turizm’in 2022’den bu yana hizmet ihracatı kategorisinde üst sıralarda kalmayı başardığını vurguladı. 1992 yılında başlayan uzun yolculukta 40 milyon misafire hizmet verdiklerini belirten Bektaş; “Tur operatörlüğünden konaklamaya, destinasyon hizmetlerinden havacılığa, bilgi teknolojilerinden güvenliğe kadar turizm endüstrisinin tüm temel alanlarında entegre bir yapı ile faaliyet gösteriyoruz. Bugün 21 ülkede, 37 şirketimiz ve 6 binden fazla çalışanımızla yılda yaklaşık 4 milyon turiste ulaşıyoruz” dedi.







1,6 milyar dolarlık hizmet ihracatı



Grubun 2026 planlarını ve büyüme stratejilerini paylaşan Ayhan Bektaş; "Geçen yıl Türkiye’de 1,6 milyon misafire hizmet sunduk ve 1,6 milyar dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdik. Avrupa’da 2,4 milyon turiste ulaşırken, dünya genelinde ise yaklaşık 4 milyon misafire hizmet veren Coral Travel Group olarak küresel ölçekte büyümeye devam ediyoruz. 40 ülkedeki 90 destinasyonda operasyonlarımızı sürdürürken, değişen küresel koşullara rağmen 2026 yılında da mevcut büyüklüğümüzü ve pazardaki güçlü konumumuzu korumayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Los Angeles’ta Türkiye rüzgârı zafer coşkusuyla taçlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/los-angelesta-turkiye-ruzgari-zafer-coskusuyla-taclandi/</link>
        <description><![CDATA[A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası grup aşamasındaki son maçında ABD’yi mağlup ederek turnuvaya anlamlı bir galibiyetle veda etti. Karşılaşmasının gerçekleştiği Los Angeles’taki Turkish Vibe Zone by Chobani’de binlerce Türk taraftar ile farklı ülkelerden futbolseverler, tarihi anlara birlikte tanıklık etti. Los Angeles’ın kalbinde, Gloria Molina Grand Park’ta kurulan Turkish Vibe Zone by Chobani, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 26 Haz 2026 10:51:59 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası grup aşamasındaki son maçında ABD'yi mağlup ederek turnuvaya anlamlı bir galibiyetle veda etti. Karşılaşmasının gerçekleştiği Los Angeles'taki Turkish Vibe Zone by Chobani'de binlerce Türk taraftar ile farklı ülkelerden futbolseverler, tarihi anlara birlikte tanıklık etti.



Los Angeles'ın kalbinde, Gloria Molina Grand Park'ta kurulan Turkish Vibe Zone by Chobani, 2026 FIFA Dünya Kupası boyunca binlerce ziyaretçiyi ağırlayarak Türkiye'nin kültürünü, gastronomisini ve müziğini dünyayla buluşturdu. 18 Haziran’dan bu yana düzenlenen konserler, sahne performansları, kültürel etkinlikler ve Türk mutfağından ikramlarla renklenen alan, Dünya Kupası'nın en dikkat çeken buluşma noktalarından biri oldu.



"Türkiye is Here" mottosuyla hayata geçirilen etkinlik alanında baklava, lokum, simit, çay ve Türk kahvesi ikramları büyük ilgi gördü. ABD'de yaşayan Türkler özledikleri lezzetlerle buluşurken, farklı ülkelerden gelen ziyaretçiler de Türk kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu. Mero, Murda, Bayhan, Emrah Karaduman, Derdo Disco ve Shaq Gonzoe performansları ve Doğu Demirkol'un stand-up gösterisi, Turkish Vibe Zone by Chobani’yi yalnızca bir taraftar alanı değil, aynı zamanda uluslararası bir kültür ve eğlence merkezine dönüştürdü.



TurkIsh VIbe Zone by ChobanI’de Gol Sevinci



A Milli Futbol Takımı'nın ABD karşısında oynadığı son grup maçı da Turkish Vibe Zone by Chobani’de dev ekrandan binlerce kişi tarafından takip edildi. Türkiye’nin attığı gollerle alandaki coşku doruğa ulaşırken; ay-yıldızlıların Dünya Kupası'nda 24 yıl sonra yeniden golle buluşması, taraftarlara unutulmaz anlar yaşattı. Pazar gününe kadar ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek Turkish Vibe Zone by Chobani, Dünya Kupası boyunca Türkiye'nin kültürel zenginliğini, misafirperverliğini ve ortak heyecanını uluslararası ziyaretçilerle buluşturarak önemli bir tanıtım platformu olarak öne çıktı.







Hamdi Ulukaya’dan ziyaret



Turkish Vibe Zone by Chobani’nin alan sponsoru Chobani Kurucusu ve CEO'su Hamdi Ulukaya da alanı ziyaret ederek Türk lezzetlerini deneyimledi. Oyun alanlarında şut denemesi de yapan Ulukaya; "Burası Türkiye’nin sıcaklığını, eşsiz misafirperverliğini, derin kültürünü, zengin mutfağını ve benzersiz güzelliklerini dünyanın dört bir yanından gelen futbolseverlerle paylaşan özel bir buluşma noktası. Türkiye’yi ve kültürümüzü daha yakından tanıtmak ve yıllardır Türkiye ile Amerika arasında kurduğumuz dostluk köprüsüne katkı sağlamak benim için büyük bir gurur" dedi.







"Biz neredeysek, orası Türkiye"



Alanın organizasyonunu üstlenen CLK Media Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Çelik ise 8 gün boyunca birçok farklı ülkeden binlerce kişinin ağırlandığını belirterek; “Bu alan Türkiye’nin sesinin, ritminin ve misafirperverliğinin dünyayla buluştuğu, kalplerin ortak attığı bir yer oldu. Dünyanın birçok farklı ülkesinden binlerce kişi, Türk misafirperverliği ile tanıştı. Los Angeles’ın tam merkezinde al yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmaktan büyük gurur duyduk. Biz neredeysek, orası Türkiye” diye konuştu.







Küresel Arenada Birlik ve Beraberlik Ruhu



Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Los Angeles Türkiye Başkonsolosluğu, Türkiye Futbol Federasyonu, GoTürkiye, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı koordinasyonuyla Chobani’nin alan sponsorluğunda düzenlenen "Turkish Vibe Zone by Chobani", kültürel diplomasi adına dev bir uluslararası iş birliğine sahne oldu. Projenin yürütücülüğünü CLK Media Group üstlenirken; Türk Hava Yolları, Turkcell ve Ziraat Bankası’nın ana sponsorluğunda Trendyol, Sahibinden ve Çitlekçi de destek sponsorları olarak projeye katkı sağladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Black Sea Tourism Hub 2026 için ilk adım atıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/black-sea-tourism-hub-2026-icin-ilk-adim-atildi/</link>
        <description><![CDATA[Karadeniz turizmini uluslararası pazarlarda daha görünür kılmayı hedefleyen Black Sea Tourism Hub 2026’nın basın lansmanı, İstanbul’un tarihî hafızasında özel bir yere sahip Tekfur Sarayı’nda gerçekleştirildi. Lansmanda, 10-11 Aralık 2026 tarihlerinde Trabzon’da düzenlenecek organizasyonun vizyonu, hedefleri ve çalışma modeli turizm sektörü temsilcileriyle paylaşıldı. Black Sea Tourism Hub 2026’nın basın lansmanı, turizm dünyasının önemli isimlerini, sektör temsilcilerini, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Per, 25 Haz 2026 17:59:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Karadeniz turizmini uluslararası pazarlarda daha görünür kılmayı hedefleyen Black Sea Tourism Hub 2026’nın basın lansmanı, İstanbul’un tarihî hafızasında özel bir yere sahip Tekfur Sarayı’nda gerçekleştirildi. Lansmanda, 10-11 Aralık 2026 tarihlerinde Trabzon’da düzenlenecek organizasyonun vizyonu, hedefleri ve çalışma modeli turizm sektörü temsilcileriyle paylaşıldı.



Black Sea Tourism Hub 2026’nın basın lansmanı, turizm dünyasının önemli isimlerini, sektör temsilcilerini, basın mensuplarını ve proje paydaşlarını İstanbul’da bir araya getirdi. Lansmanda, Karadeniz’in sahip olduğu doğal, kültürel, tarihî ve gastronomik değerlerin uluslararası ölçekte daha güçlü tanıtılması gerektiğine dikkat çekildi. Organizasyonun kurucu ortakları arasında; Mustafa Topaloğlu, Anıl Bayraktar, Mehmet Ali Tuna ve Mustafa Üçbaş yer alıyor. Proje, Karadeniz’i yalnızca dönemsel bir destinasyon olmaktan çıkararak, 12 ay yaşayan ve uluslararası iş birlikleriyle güçlenen bir turizm ekonomisine dönüştürmeyi amaçlıyor.



Black Sea Tourism Hub 2026 basın ve tanıtım lansmanına; Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, TÜRSAB Başkan Yardımcısı Hasan Eker, Küçük Oteller Derneği Başkanı Ertan Ustaoğlu, İstanbul Rehberler Odası (İRO) Başkanı Selçuk Eracun, İSATAG Başkanı Aylin Özsavaş, YEPUD Başkan Yardımcısı Galip Ölmez, I-MICE Derneği İcra Kurulu Üyesi Banuçiçek Kotaman ve Evren Çınar, İSTTA Başkan Yardımcısı Mert Özcan, TURİD Yönetim Kurulu Üyesi Atalay Arıcıoğlu ve Duygu Karaaslan, Tekfur Sarayı Müzesi Müdürü Arkeolog Necati Aksüt, Gazeteci Meliha Okur, Old City Otelciler Platformu Başkanı Tarkan Akyüz, Doğu Karadeniz Oteller Birliği Başkanı Muhammet Eraslan, TÜRSAB Kültür İhtisas Başkanı Hakan Çokgezen, TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Çoban, DEĞER Otizm Derneği Kurucu Başkanı Şule Gökırmak, turizm sektörü temsilcileri ve basın mensupları katıldı.



“Amacımız Yalnızca Bir Etkinlik Düzenlemek Değil”



Lansmanda konuşan All Seasons Hotel ve All Seasons Suites Yönetim Kurulu Başkan Vekili, aynı zamanda üç dönemdir TÜROB Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Mustafa Topaloğlu, turizm sektöründe 25 yıla uzanan deneyimi boyunca edindiği gözlemlerin bu projenin temelini oluşturduğunu söyledi. Topaloğlu, destinasyonları büyüten unsurun yalnızca doğal ve kültürel zenginlikler olmadığını belirterek, asıl farkı bu değerleri dünyayla buluşturabilen platformların ve güçlü iş birliklerinin yarattığını ifade etti. Bir Karadeniz evladı ve Oflu bir turizmci olarak bölgenin potansiyeline her zaman inandığını vurgulayan Topaloğlu, “Bugün burada sadece yeni bir organizasyonun lansmanını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda yıllardır eksikliğini hissettiğimiz önemli bir vizyonun ilk adımını atıyoruz” dedi. Topaloğlu, Karadeniz’in doğası, tarihi, kültürü, gastronomisi, yaylaları, denizi ve insanıyla Türkiye’nin en özel destinasyonlarından biri olduğunu belirterek, Black Sea Tourism Hub’ın bu büyük potansiyeli uluslararası ölçekte daha görünür hale getirecek güçlü bir buluşma platformu olarak ortaya çıktığını kaydetti.



“Karadeniz, 12 Ay Yaşayan Bir Turizm Ekonomisine Dönüşmeli”



Mustafa Topaloğlu konuşmasında, Black Sea Tourism Hub’ın tek bir kişinin değil, ortak aklın ve güç birliğinin ürünü olduğuna dikkat çekti. Proje ortakları, ekip arkadaşları ve destekçilerle birlikte taşın altına ellerini koyduklarını belirten Topaloğlu, Karadeniz’in hırçın dalgalarından ilham alarak bölgenin enerjisini uluslararası turizm dünyasına taşıyacak bir yapı kurmaya karar verdiklerini ifade etti. Topaloğlu, amaçlarının yalnızca bir etkinlik düzenlemek olmadığını vurgulayarak, “Karadeniz’i uluslararası turizm merkezi haline getirmek istiyoruz. Karadeniz Bölgesi sadece birkaç aylık sezonla anılmasın; on iki ay yaşayan, üreten ve ziyaretçi ağırlayan güçlü bir turizm ekonomisine dönüşsün” mesajını verdi.







“Geleceğin Turizmi Güçlü İlişkilerle Şekillenecek”



Black Sea Tourism Hub kurucu ortaklarından Anıl Bayraktar, turizmin insanları, kültürleri, fikirleri ve fırsatları bir araya getiren dünyanın en güçlü ekosistemlerinden biri olduğunu söyledi. Günümüzde sektörün gelişimini belirleyen en önemli unsurun güçlü bağlantılar kurmak ve sürdürülebilir iş birlikleri oluşturmak olduğunu dile getiren Bayraktar, Gürcistan, Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Almanya, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kazakistan ve Özbekistan gibi farklı ülkelerden turizm profesyonellerinin bir araya geldiğinde ortaya çıkan değere yakından tanıklık ettiklerini belirtti. Bayraktar, Black Sea Tourism Hub’ın aynı vizyona inanan kurucu ortaklar ve sektör paydaşlarının ortak aklıyla şekillenen uluslararası bir buluşma platformu olduğunu ifade ederek, Avrupa ile Asya arasında köprü görevi gören bu yapının iki kıtanın turizm potansiyelini bir araya getirmeyi hedeflediğini söyledi.



“Turizm Artık Doğru Strateji ve Güçlü İş Birlikleriyle Büyüyor”



Black Sea Tourism Hub kurucu ortaklarından, TZX Travel Kurucusu ve TÜRSAB Doğu Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tuna, tarihî dokusu ve eşsiz atmosferiyle Tekfur Sarayı’nda Black Sea Tourism Hub projesinin basın ve tanıtım lansmanını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Bir TÜRSAB BTK Başkanı olarak sahada gördüğü en önemli gerçeğin, turizmin artık sadece tanıtımla değil; doğru strateji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli yatırımlarla büyüdüğü olduğunu belirten Tuna, Trabzon’un mevcut turizm kapasitesine ilişkin önemli veriler paylaştı. Mehmet Ali Tuna, bugün Trabzon’da 400 konaklama tesisi, 17 bin 582 oda ve 36 bin 861 yatak kapasitesi bulunduğunu belirterek, 2025 yılında şehrin 1 milyon 447 binin üzerinde ziyaretçi ağırladığını ifade etti. Tuna, bu tablonun bölgede ciddi bir yatırım hacmi ve güçlü bir potansiyel bulunduğunu gösterdiğini söyledi.



“Sektörün Tüm Paydaşlarını Aynı Çatı Altında Buluşturacağız”



Black Sea Tourism Hub’ın bu potansiyeli doğru profesyonellerle buluşturmak için ortaya çıktığını vurgulayan Mehmet Ali Tuna, turizm profesyonellerini, destinasyonları, otelleri, acenteleri, havayollarını, yatırımcıları ve sektörün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturacak bir platformdan söz ettiklerini kaydetti. Tuna, 10-11 Aralık 2026’da Trabzon’da gerçekleştirilecek organizasyonda farklı ülkelerden turizm profesyonellerinin stantlarıyla yer alacağını belirterek, yeni pazarlar, yeni rotalar ve yeni iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşacağını ifade etti. Turizmde kalıcı başarının doğru hedefler, doğru pazarlar ve doğru bağlantılarla mümkün olduğunu dile getiren Tuna, “Bizim için en önemli konu güç birliği. Bu nedenle sizlerden yalnızca katkı değil, aktif katılım ve sahiplenme bekliyoruz” mesajını verdi. Mehmet Ali Tuna, Black Sea Tourism Hub’ın sektöre değer katacak, yeni iş birliklerine kapı açacak ve uzun vadeli ticari bağlantılar oluşturacak bir buluşma olmasını dilediklerini belirterek katılımcılara teşekkür etti.



“Bu Organizasyon Sektörün ve Ülkemizin Etkinliği Olarak Görülmeli”



Lansmanda konuşan TÜRSAB Başkan Yardımcısı Hasan Eker, Black Sea Tourism Hub’ın Türkiye turizmi açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Eker, ülkeye gelen turistlerin 3’te birinin İstanbul’a, 3’te birinin Antalya’ya geldiğini, kalan 3’te birlik bölümün ise 79 ile dağıldığını hatırlatarak, turizmin 81 ile ve 12 aya yayılması gerektiğini söyledi. Hasan Eker, bu tür organizasyonların ekonomik, kültürel ve turizm açısından Türkiye’nin hedeflerini desteklediğini belirterek, Mustafa Topaloğlu, Anıl Bayraktar, Mehmet Ali Tuna, Mustafa Üçbaş ve proje paydaşlarını cesur bir adım attıkları için kutladı. Eker, bu başarının yalnızca kurucu ortakların omuzlarına bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, sektörün tamamının taşın altına elini koyması gerektiğini ifade etti. Organizasyonun sürdürülebilir olması halinde yalnızca Karadeniz’in değil, tüm Türkiye’nin kazanacağını belirten Eker, TÜRSAB olarak her zaman projenin yanında olacaklarını söyledi.



“Bu Projeyi Uluslararası Bir Buluşma Platformu Olarak Görüyoruz”



Hotel Gazetesi ve Nirvana Ajans olarak projenin kurucu ortakları arasında yer alan Mustafa Üçbaş, Black Sea Tourism Hub’ın yalnızca bir etkinlik değil, bölgeye ve ülkeye değer katacak uluslararası bir buluşma platformu olduğunu söyledi. Üçbaş, yıllardır turizm sektörünün içinde bulunan kişiler olarak Türkiye’nin sahip olduğu büyük turizm potansiyelinin daha güçlü tanıtılması gerektiğine inandıklarını belirtti. Karadeniz’in doğal güzellikleri, kültürel mirası, gastronomisi ve dört mevsim turizm yapabilecek potansiyeliyle çok özel bir destinasyon olduğunu vurgulayan Üçbaş, medya, tanıtım ve organizasyon tecrübelerini bu projeye aktararak Karadeniz’in uluslararası turizm pazarlarında daha görünür olmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini ifade etti. Mustafa Üçbaş, Aralık ayında Trabzon’da gerçekleştirilecek Black Sea Tourism Hub 2026’nın bölge turizmine farklı bir bakış açısı kazandıracağına, yeni iş birlikleri oluşturacağına ve Karadeniz’in turizmde hak ettiği noktaya ulaşmasına katkı sağlayacağına yürekten inandıklarını söyledi.







Gecenin Sunuculuğunu Ayça Kuru Üstlendi



Gecenin sunuculuğunu, başarılı zarafet eğitmeni Ayça Kuru gerçekleştirdi. Açılış konuşmasında Trabzon’un tarih boyunca önemli bir geçiş ve buluşma noktası olduğuna dikkat çeken Kuru, Marco Polo’nun seyahatnamesinde de yer aldığı gibi Trabzon’un 13. yüzyılda doğunun zenginliklerinin Avrupa’ya taşındığı önemli liman kentlerinden biri olarak öne çıktığını ifade etti. Kuru, Trabzon’un yalnızca malların taşındığı bir liman değil; insanların buluştuğu, kültürlerin temas ettiği ve yeni ilişkilerin kurulduğu bir geçiş noktası olduğunu belirterek, Black Sea Tourism Hub’ın da bu anlayışın çağdaş bir yansıması olduğunu vurguladı.







Fındıklı Çok Sesli Kadın Korosu Geceye Renk Kattı



Lansmanın kültürel programında, Fındıklı Çok Sesli Kadın Korosu sahne aldı. 2019 yılından itibaren Serdar Albayrak şefliğinde çalışmalarını sürdüren koro, bugün 24 korist ile müzik yolculuğuna devam ediyor. Bir kadın topluluğu olarak doğadan, yaşamdan ve Anadolu’nun kültürel çeşitliliğinden beslenen koro; müziğin birleştirici gücünü kadın dayanışmasıyla buluşturan özel bir oluşum olarak dikkat çekiyor. Koro, kadınların sanat ve müzik aracılığıyla sosyal yaşama daha güçlü katılımını desteklerken; toplumsal cinsiyet eşitliği, doğaya saygı, dayanışma ve kültürel zenginlik gibi değerleri de sahneye taşıyor.



Sponsorlara Teşekkür



Black Sea Tourism Hub 2026 basın ve tanıtım lansmanına katkı sunan sponsorlar da gece boyunca teşekkürle anıldı. Organizasyonun başarılı şekilde gerçekleşmesine destek veren Poseidon Music & Event, Fil Catering, Event Works ve San Benedetto, gecenin sponsorları arasında yer aldı. Black Sea Tourism Hub Organizasyon Komitesi, ortak vizyona güç katan tüm sponsorlarına teşekkür etti.



Kurucu Ortaklar Aynı Vizyon Etrafında Buluştu



Black Sea Tourism Hub kurucu yapısında; Mustafa Topaloğlu All Seasons Hotel Yönetim Kurulu Vekili ve TÜROB Yönetim Kurulu Üyesi, Anıl Bayraktar Mice Magic Tourism Kurucusu ve KARLİKA Karadeniz Turizmi Lider Kadınlar Derneği Kurucu Başkanı, Mehmet Ali Tuna TZX Travel Kurucusu ve TÜRSAB Doğu Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı, Mustafa Üçbaş ise Hotel Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Nirvana Ajans Kurucusu olarak yer alıyor. Projenin temel hedefi; Karadeniz Bölgesi’nin turizm potansiyelini uluslararası ölçekte anlatmak, yeni iş ağları oluşturmak, bölgeye yönelik yatırım ve tanıtım fırsatlarını artırmak ve sürdürülebilir turizm iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlamak olarak öne çıkıyor.







Karadeniz İçin Yeni Bağlantılar, Yeni Fırsatlar



Black Sea Tourism Hub 2026, Karadeniz’in sahip olduğu turizm değerlerini uluslararası pazarlarda daha görünür kılmayı, bölgeye yeni iş birlikleri kazandırmayı ve turizm profesyonelleri arasında güçlü bağlantılar kurmayı hedefliyor. Sağlık turizminden kültür turizmine, gastronomiden doğa turizmine, spor turizminden kongre ve etkinlik turizmine kadar geniş bir potansiyele sahip olan Karadeniz Bölgesi’nin, bu organizasyonla birlikte yeni bir uluslararası tanıtım ve iş geliştirme platformuna kavuşması amaçlanıyor. Lansmanda verilen ortak mesaj ise netti: Black Sea Tourism Hub yalnızca bir etkinlik olarak kalmayacak; yıllar içinde büyüyen, gelişen ve Karadeniz’i uluslararası turizm ağının önemli merkezlerinden biri haline getiren güçlü bir marka olma yolunda ilerleyecek.



20’den Fazla Ülkeden 750’nin Üzerinde Profesyonel Hedefleniyor



10-11 Aralık 2026 tarihlerinde Trabzon’da gerçekleştirilecek organizasyonda; Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Balkan ülkeleri başta olmak üzere 20’den fazla ülkeden 750’nin üzerinde turizm profesyonelinin bir araya getirilmesi hedefleniyor. Acenteler, tur operatörleri, DMC’ler, oteller, havayolları, kruvaziyer temsilcileri, seyahat teknolojileri markaları, MICE profesyonelleri ve yatırımcılar; yeni iş birlikleri geliştirmek, yeni pazarlar keşfetmek ve geleceğin turizm ağlarını oluşturmak amacıyla aynı platformda buluşacak.



Neden Trabzon?



Lansmanda Trabzon’un stratejik konumuna da dikkat çekildi. Trabzon’un Karadeniz Bölgesi’nin lojistik anlamda en önemli yayılma ve erişim noktalarından biri olduğu vurgulandı. Uluslararası hava bağlantıları, bölgesel ulaşım ağı ve çevre destinasyonlara erişim avantajları sayesinde şehir; Gürcistan, Azerbaycan, Rusya ve Orta Asya pazarlarına yakınlığıyla farklı sektör profesyonellerinin buluşabileceği stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor. Avrupa ile Asya arasında doğal bir geçiş noktası olması da Trabzon’u Black Sea Tourism Hub için güçlü bir merkez haline getiriyor. Karadeniz havzasını çevreleyen Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan arasındaki turizm hareketliliği düşünüldüğünde, Trabzon’un bu buluşma için güçlü bir zemin sunduğu ifade edildi.



Tekfur Sarayı’nda Tarihî Bir Atmosfer



Black Sea Tourism Hub lansmanına ev sahipliği yapan Tekfur Sarayı, İstanbul’un tarihî hafızasında özel bir yere sahip. Edirnekapı ile Ayvansaray arasında, kara surlarına bitişik konumlanan yapı, Bizans döneminden günümüze mimari bütünlüğünü büyük ölçüde koruyarak ulaşan İstanbul’daki tek saray yapısı olarak kabul ediliyor. Bazı kaynaklarda “Porfirogenetos Evi” olarak da anılan Tekfur Sarayı’nın, Blakhernai Saray Kompleksi’nin bir parçası olduğu ve Bizans imparatorları tarafından kullanıldığı düşünülüyor. Osmanlı döneminde ise yapı farklı işlevler üstlendi; özellikle Sultan III. Ahmed döneminde burada çini fırınları kuruldu ve önemli çini üretimleri gerçekleştirildi. Bizans’tan Osmanlı’ya, saray yaşamından çini sanatına uzanan çok katmanlı geçmişiyle Tekfur Sarayı, Black Sea Tourism Hub lansmanına güçlü bir kültürel atmosfer kattı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mithras Tapınağı’nın 1700 yıl önce mühürlenerek kapatıldığı belirlendi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mithras-tapinaginin-1700-yil-once-muhurlenerek-kapatildigi-belirlendi/</link>
        <description><![CDATA[Diyarbakır’da Roma İmparatorluğu döneminde askeri yerleşim olarak kullanılan üç bin yıllık Zerzevan Kalesi’ndeki Mithras dinine ait yer altı tapınağının 1700 yıl önce mühürlenerek kapatıldığı tespit edildi. Çınar ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında, 124 metre yükseklikteki kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras Tapınağı’nın ortaya çıkarıldığı Zerzevan Kalesi, bilimsel kazılarla tarihe […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 25 Haz 2026 17:59:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Diyarbakır'da Roma İmparatorluğu döneminde askeri yerleşim olarak kullanılan üç bin yıllık Zerzevan Kalesi'ndeki Mithras dinine ait yer altı tapınağının 1700 yıl önce mühürlenerek kapatıldığı tespit edildi.



Çınar ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında, 124 metre yükseklikteki kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras Tapınağı'nın ortaya çıkarıldığı Zerzevan Kalesi, bilimsel kazılarla tarihe ışık tutuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyarbakır Valiliği, Çınar Kaymakamlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Müzesi Müdürlüğü, Dicle Üniversitesi, Karacadağ Kalkınma Ajansı, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ve Safir Tuz'un katkılarıyla 2014'te başlatılan kazılar yıl boyu devam ediyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2020 yılında dahil edilen kentin önemli turizm değerlerinden olan kalede, yerli ve yabancı ziyaretçiler ağırlanıyor.



Kale ve çevresindeki 1000 dönüm alanda bugüne kadar 15 metre yüksekliğinde ve 1200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 63 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişilik yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, M.S. 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve Mithras Tapınağı'na gizli dini tören ve ayinler için gelen davetlilerin konakladığı alan ile birçok esere ulaşıldı. Arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan tarihi kalenin gelecek kuşaklara aktarılması için başlatılan kapsamlı restorasyon çalışması da sürüyor.



Tapınağın girişindeki kitabedeki yazının çözümü yapıldı



Kalede 2017'de yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılan Mithras Tapınağı'nın girişinde yer alan kitabedeki yazının çözümü, Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Süryani Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sait Toprak tarafından, eski Aramice epigrafik ve filolojik incelemeyle yapıldı. Yapılan epigrafik ve ortografik analizlerde, yazının M.S. 3. ve 4. yüzyıllarda eski Süryanice ve Aramice yazı karakterleriyle uyum gösterdiği tespit edildi. Şanlıurfa Müzesi'ndeki M.S. 2. ve 3. yüzyıla ait Süryanice yazıtlarla yapılan karşılaştırmalarla,kitabenin tarihlendirmesi gerçekleştirildi. Yazının çözümüyle tapınağın 1700 yıl önce Roma İmparatorluğu döneminde Hristiyanlar tarafından kapatılarak mühürlendiği ortaya çıktı.







Yazıtın çözümü için çalışmalar bir yıl sürdü



Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan Kalesi'nin Roma'nın sınır garnizonu ve önemli bir sınır askeri birliği olarak kullanıldığını söyledi. Kalede, Mithras kutsal alanının ortaya çıkarıldığını belirten Coşkun, şunları kaydetti: "Kutsal alanda yer altı yapısı ve tapınak vardı. Hristiyanlıkla birlikte gizem dininin en önemli Mithras Tapınağı'nın kapatıldığını gördük. Kapatılma döneminde sikkelerin ortaya çıkmasıyla da buna işaret edilmişti. Tapınağın kapısında bir yazıt keşfettik. 2017'den bu yana yurt içi ve yurt dışında birçok çalışma yapıldı ama yazıt çözümlenemedi. Bir yıl boyunca yapılan çalışmayla çözümü yapılan yazıt, dünya arkeolojisine önemli bir keşif olarak tarihe ismini yazdırdı."







ÖNEMLİ BİR SORU İŞARETİNE CEVAP BULUNDU



Mithras dininin Roma İmparatorluğu döneminde çok yaygın inanç olduğunu anlatan Coşkun, Hristiyanlıkla birlikte Mithras tapınaklarının Zerzevan Kalesi'ndeki gibi ya kapatıldığını ya da kiliseye dönüştürüldüğünü gördüklerini belirtti. Coşkun; "İlk kez, bu tapınağın kutsanarak kapatılması, Mithras ile ilgili bilinen ve dünya arkeolojisinde en çok merak edilen önemli bir soru işaretine cevap buldu. Mithras inancı, Roma İmparatorluğu'nda yaygın ve M.S. 2. ve 3. yüzyılda bütün Roma'ya hakim olan bir inanç. İmparatorların Hristiyan olmasıyla ve Hristiyanlığın Roma dünyasında yayılmasıyla Mithras inancını kendilerine rakip görüyorlar. Bu nedenle bu inancı yasaklıyorlar. Bütün tapınaklar ya kapatılıyor ya da kiliseye dönüştürülüyor" ifadelerini kullandı.







arkeolojik olarak son derece önemli bir keşif



Prof. Dr. Mehmet Sait Toprak ise Zerzevan Kalesi'nin en önemli kesitlerinden birinin Mithras Tapınağı olduğunu dile getirdi. Tapınağın girişinde bulunan kitabedeki yazıyı bir yıl boyunca epikrafik açıdan çözümlemeyle okumasını yaptıklarını belirten Toprak, böylece yazıtın anlamlandırmasını elde ettiklerini anlattı. Dünyada Mithras tapınaklarının birkaç örneğinin olduğunu hatırlatan Toprak, şunları aktardı: "Zerzevan Kalesi'nde ise üzerinde yazıt olan ve mühürlenen yegane tapınakların en önemlisi bulunuyor. Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu dini olduktan sonra tapınağın mühürlenmesi, önemli örnek olarak kabul edilebilir. Yazıtta 'Yenilmeyen güneş tanrı Mithras' ile Hazreti İsa'nın o Mithras karşısındaki varlığını, buradaki yazıyla da sembolize bir şekilde ifade edildiğini görüyoruz. Haç ve bu yazı, mevcut Mithras Tapınağı'nı bir anlamda mühürlüyor. Yazının içeriğini incelediğimizde bu çok bariz bir şekilde görünüyor. Yazıtta karakteristik olarak M.S. 4. veya 5. yüzyıl yazı özelliklerini görebiliyoruz. Yazıtta; 'Kutsal haçın tanrı adına ki o tanrı düzenleyen, ıslah eden ve sevgiyi yayan tanrıdır' ifadeleri yer alıyor. Bu cümleyle bir anlamda mevcut Mithras Tapınağı kapatılarak hükmü feshedilmiştir. Dünya arkeolojisi açısından aslında ilk defa eski Aramice yazılı olarak Mithras Tapınağı'nın kapatılması örneğine rastlıyoruz. O yüzden tapınak, dünya mirası ve arkeolojisi açısından son derece önem arz etmektedir. Eski Aramice yazıtlara baktığımızda bir örnek olarak da yazı özellikleri açısından da ayrıca önem arz ediyor. Bu yazıyla 1700 yıl önce Roma'nın uç noktalarında bulunan Mithras Tapınağı'nın kapatıldığını öğreniyoruz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sümela Manastırı ziyaretçilerin hizmetine yeniden açıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sumela-manastiri-ziyaretcilerin-hizmetine-yeniden-acildi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sümela Manastırı ‘nın bakım ve güvenlik çalışmalarının ilk etabının tamamlanarak yeniden ziyaretçilerle buluşturulduğunu bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; bilimsel veriler, uzman görüşleri ve ilgili koruma kurullarının kararları doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında kaya yüzey temizliği, koruyucu uygulamalar ve çevre düzenlemeleri hayata geçirilirken, manastır yeniden ziyaretçilerin hizmetine açıldı. Sümela Manastırı’nda […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 25 Haz 2026 11:58:42 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sümela Manastırı 'nın bakım ve güvenlik çalışmalarının ilk etabının tamamlanarak yeniden ziyaretçilerle buluşturulduğunu bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; bilimsel veriler, uzman görüşleri ve ilgili koruma kurullarının kararları doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında kaya yüzey temizliği, koruyucu uygulamalar ve çevre düzenlemeleri hayata geçirilirken, manastır yeniden ziyaretçilerin hizmetine açıldı. Sümela Manastırı'nda kapsamlı restorasyon çalışmaları ise planlanan program doğrultusunda devam edecek.







Erişimi güç yamaçlarda kapsamlı çalışma yürütüldü



Çalışmalar kapsamında manastırın iç ve dış avlularında yer alan erişimi güç yamaçlarda uzman dağcı ekipler tarafından kapsamlı kaya yüzey temizliği gerçekleştirildi. Bu kapsamda dış avluda 6 bin 350 metrekare, iç avluda ise 1225 metrekarelik alanda kaya yüzeyleri temizlenerek olası riskler bertaraf edildi. İç avluda ters tavan niteliğindeki bölümde meydana gelebilecek küçük kaya düşmelerine karşı 935 metrekarelik alanda ikinci kat ince tel uygulaması yapıldı. Ziyaretçilerin güvenliğinin artırılmasına yönelik koruyucu önlemler güçlendirildi. Çalışmalar kapsamında yürüyüş yollarıyla avlu zeminindeki kayrak taşlarında oluşan kırılma ve kopmalar onarıldı. Ayrıca, manastır girişindeki gişe binasının çatı kiremitleri yenilenerek yapı güvenliğinin ve estetik bütünlüğünün korunması sağlandı.







“Sümela Manastırı'nı geleceğe taşımayı sürdürüyoruz”



Kültür ve Turizm Bakanı Bakanı Ersoy, Sümela Manastırı'na ilişkin NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: "Sümela Manastırı 'nı ziyaretçilerimizin güvenliği ve kültürel mirasımızın korunması amacıyla yürüttüğümüz bakım ve güvenlik çalışmalarının ilk etabını tamamlayarak yeniden ziyaretçilerimizle buluşturduk. Bilimsel veriler, uzman görüşleri ve ilgili koruma kurullarının kararları doğrultusunda yamaçlarda gerçekleştirilen kaya yüzey temizliği, koruyucu uygulamalar ve çevre düzenlemeleriyle bu eşsiz miras alanını daha güvenli hale getirdik. Koruma ve ziyaret dengesini esas alan anlayışımız doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalar sayesinde Sümela Manastırı'nı hem doğal dokusunu hem de tarihi değerini muhafaza ederek geleceğe taşımayı sürdürüyoruz." Ersoy, doğanın ve tarihin iç içe geçtiği Sümela Manastırı'nda ziyaretçileri en güvenli şartlarda ağırlamaya ve kültürel mirası aynı hassasiyetle korumaya kararlılıkla devam edeceklerini belirtti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği, Sapanca’da buluştu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gastronomi-turizmi-dernegi-sapancada-bulustu/</link>
        <description><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), üye buluşmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda düzenlenen son etkinlik, önceki gün Sapanca’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin çeşitli illerinden GTD üyeleri ile gastronomi, turizm ve sağlıklı yaşam dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı buluşmaya, Sapanca bölgesinin en büyük turizm yatırımları arasında gösterilen NG Hotels ev sahipliği yaptı. “LONGEVITY”, SAĞLIKLI YAŞAM VE BESLENME ALIŞKANLIKLARI Konaklamalı olarak düzenlenen […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Sal, 23 Haz 2026 23:44:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), üye buluşmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda düzenlenen son etkinlik, önceki gün Sapanca’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin çeşitli illerinden GTD üyeleri ile gastronomi, turizm ve sağlıklı yaşam dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı buluşmaya, Sapanca bölgesinin en büyük turizm yatırımları arasında gösterilen NG Hotels ev sahipliği yaptı.







"LONGEVITY", SAĞLIKLI YAŞAM VE BESLENME ALIŞKANLIKLARI



Konaklamalı olarak düzenlenen etkinlikte; gastronomi turizminin gelişimi, sürdürülebilirlik, yerel mutfakların uluslararası marka değerine dönüştürülmesi ve deneyim odaklı turizm gibi konular ele alındı. Etkinliğin özel konuşmacısı Dr. Ender Saraç ise uzun ömürlülük ve sağlıklı yaş alma kavramlarını ifade eden “longevity” konusunda yaklaşık iki saat süren bir konferans verdi. Saraç’ın beslenme alışkanlıkları ve gastronominin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin sunumu, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.







DEDEMAN VILLAGE’DA YÖRESEL LEZZETLER



Programın devamında katılımcılar, Dedeman Village Sapanca’da üyelere özel organize edilen yöresel akşam yemeğinde bir araya geldi. Adapazarı ve çevresine özgü lezzetlerin tanıtıldığı gecede, gastronomi turizminin bölgesel kalkınmaya sağladığı katkılar da değerlendirildi. Ardından gerçekleştirilen alan gezisinde ise bölgedeki turizm yatırımları yerinde incelendi.



Gastronomi Turizmi Derneği üyeleri, programa Serdivan’ın “Michelin yıldızı” almayı hak eden mekanlarından Mühür Restaurant'ta öğle yemeğiyle başladı. Yusuf Şef’in hazırladığı ve Anadolu’nun yedi bölgesinden lezzetleri bir araya getiren özel menü, katılımcılardan tam not aldı. Sunulan yemekler, lezzetleri ve özgün yorumlarıyla büyük beğeni topladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Securitas, “Güvenlik Metodolojisi” ile fark yaratıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/securitas-guvenlik-metodolojisi-ile-fark-yaratiyor/</link>
        <description><![CDATA[Güvenlik hizmetlerinde fark yaratan en kritik unsurların başında, doğru kurgulanmış ve sürdürülebilirliği esas alan bir metodoloji geliyor. Securitas, sahada yıllar edindiği deneyim ve bilgi birikimiyle geliştirdiği “Securitas Güvenlik Metodolojisi” ile sektörde önemli konulara rehberlik etmeye devam ediyor. Şirket, 2023 senesinde yayınladığı ve güvenlik hizmetlerinin planlanmasına, yönetimine ilişkin özel yaklaşımları paylaştığı kitabın bu sene uygulama kitabını […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 23 Haz 2026 13:40:22 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Güvenlik hizmetlerinde fark yaratan en kritik unsurların başında, doğru kurgulanmış ve sürdürülebilirliği esas alan bir metodoloji geliyor. Securitas, sahada yıllar edindiği deneyim ve bilgi birikimiyle geliştirdiği “Securitas Güvenlik Metodolojisi” ile sektörde önemli konulara rehberlik etmeye devam ediyor. Şirket, 2023 senesinde yayınladığı ve güvenlik hizmetlerinin planlanmasına, yönetimine ilişkin özel yaklaşımları paylaştığı kitabın bu sene uygulama kitabını yayınlamaya hazırlanıyor. Sektör profesyonellerinin kullanımına sunulacak olan kitapta, Securitas Güvenlik Metodolojisi'nin nasıl uygulanması gerektiği tüm detaylarıyla yer alacak.



Securitas Güvenlik Metodolojisi; risk analizi, süreç tasarımı, insan kaynağı planlaması ve teknoloji entegrasyonunu tek bir çatı altında ele alan bütüncül bir bakış açısı sunuyor. Bu yapı sayesinde kurumlara özel, optimize edilmiş ve ölçülebilir güvenlik çözümleri geliştiriliyor. Metodolojinin en önemli özelliklerinden biri ise güvenliği statik bir hizmet olarak değil, değişen koşullara uyum sağlayabilen dinamik bir sistem olarak ele alması. Bu yaklaşım, özellikle farklı operasyonel fazlara sahip projelerde güvenlik süreçlerinin daha etkin yönetilmesine katkı sağlıyor.



Teknoloji ve Sürdürülebilirlik ön planda







Güvenlik hizmetlerini kurgularken bu metodolojiyi merkeze aldıklarına dikkat çeken Securitas Türkiye Ülke Başkanı Murat Kösereisoğlu; “Securitas Güvenlik Metodolojisi, bizi rakiplerimizden ayıran en önemli unsurlardan biri. Hizmet optimizasyonu için yapılması gerekenleri sistematik şekilde tanımlarken sürdürülebilirliği, dijital dünyayı ve teknoloji entegrasyonunu sürecin merkezine yerleştiriyoruz” dedi. Securitas Türkiye’nin en önemli güçlerinden birinin sektörel uzmanlaşma olduğunu belirten Kösereisoğlu; “Bugün Türkiye genelinde 22 bini aşkın çalışanımızla 29 farklı sektörde hizmet veriyoruz. Bu deneyim, metodolojimize sektöre özgü riskleri ve çözüm yaklaşımlarını dahil etmemizi sağlıyor” diye konuştu.



Küresel Deneyimle Şekillenen Güvenlik Yaklaşımı



Securitas’ın güvenlik metodolojisinin temelinde, dünyanın farklı coğrafyalarında ve farklı sektörlerde elde ettiği küresel deneyim yer alıyor. Uluslararası bilgi birikimini yerel uzmanlıkla birleştiren şirket; dünyanın önde gelen kuruluşlarına, kritik altyapı projelerine ve yüksek güvenlik gerektiren operasyonlara özel çözümler geliştiriyor. Farklı ülkelerde edinilen operasyonel tecrübeleri Türkiye’ye taşıyan Securitas; üretim tesislerinden veri merkezlerine, enerji altyapılarından lojistik operasyonlarına, havalimanlarından büyük ölçekli etkinliklere kadar birçok alanda kuruma özel güvenlik modelleri tasarlıyor. Bu çözümler; risklerin doğru analiz edilmesi, kaynakların etkin kullanılması ve teknolojinin operasyonlara entegre edilmesi prensiplerine dayanıyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Murat Kösereisoğlu; “Securitas olarak yalnızca Türkiye’deki deneyimimizden değil, dünyanın farklı noktalarında edinilen bilgi birikiminden de besleniyoruz. Bu sayede müşterilerimize uluslararası standartlarda, sektörün ve operasyonun ihtiyaçlarına özel tasarlanmış güvenlik çözümleri sunabiliyoruz” ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Zvernec’teki turizm projesine karşı gösteriler 21. gününde sürüyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/zvernecteki-turizm-projesine-karsi-gosteriler-21-gununde-suruyor/</link>
        <description><![CDATA[Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde yapılması planlanan turizm projesine karşı başlatılan gösteriler, 21. gününde de devam ediyor. Başkent Tiran’da “Arnavutluk satılık değildir” sloganıyla düzenlenen gösteriye çok sayıda kişi katıldı. İskender Bey Meydanı’nda toplanan göstericiler, Zvernec’teki bir sahilin ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump ile damadı Jared Kushner’le bağlantılı olduğu öne sürülen […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 21 Haz 2026 16:21:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Arnavutluk'un başkenti Tiran'da, Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde yapılması planlanan turizm projesine karşı başlatılan gösteriler, 21. gününde de devam ediyor. Başkent Tiran'da "Arnavutluk satılık değildir" sloganıyla düzenlenen gösteriye çok sayıda kişi katıldı.



İskender Bey Meydanı'nda toplanan göstericiler, Zvernec'teki bir sahilin ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka Trump ile damadı Jared Kushner'le bağlantılı olduğu öne sürülen turizm projesi kapsamında satılmasını protesto etti. Çeşitli pankartlar ve dövizlerin taşındığı gösteride vatandaşlar, Arnavutluk bayraklarıyla Ulus Şehitleri Bulvarı'nda bulunan Başbakanlık binasına yürüdü. Bugünkü gösteriye, çeşitli ülkelerden gelen diasporadaki Arnavutların da yoğun katılımı oldu.







"SONUNA KADAR DEVAM EDECEĞİZ"



Göstericilerden 50 yaşındaki Artan Cani, AA muhabirine yaptığı açıklamada gösterilere ilerleyen günlerde de devam edeceklerini söyledi. Cani; "Arnavutluk'ta büyük bir yolsuzluk olduğu için Almanya'dan ülkemin geleceği için geldim. Bu hükümet uzaklaştırılmalı, ülkeyi yönetecek yeni bir hükümet gelmeli. Başbakan Edi Rama'nın istifasını uzun zamandır talep ediyoruz" dedi. Bir diğer gösterici 31 yaşındaki Bledar Nika ise "Haklarımız için bu hırsızın, bu suçlunun (Başbakan Rama) her gün yaptığı eylemler için sokağa çıktık. Bugün Arnavutların kim olduğunu göstereceğiz. Tanrı Arnavutluk'u kutsasın, Tanrı dünyanın her yerindeki Arnavutları kutsasın. Sonuna kadar devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. Başbakanlık binası önündeki konuşmaların ardından göstericiler, başkent Tiran sokaklarında yürüyüş yaptı. Göstericiler, Başbakan Rama istifa edene kadar gösterilere devam edeceklerini ifade etti.







BAŞBAKAN RAMA İDDİALARI REDDETMİŞTİ



Arnavutluk basınındaki haberlerde, Arnavutluk Özel Savcılığı'nın söz konusu projeye ilişkin soruşturma başlattığı bildirilmişti. Rama ise CNN'e yaptığı açıklamada Zvernec'teki projenin Trump ailesine ait olduğu yönündeki iddiaları reddetmişti. 30 Mayıs'ta başlayan ve binlerce kişinin katıldığı gösterilerin 4'üncü gününde, polis göstericilere tazyikli suyla müdahale etmişti. Kushner'le bağlantılı olduğu belirtilen projenin maliyetinin yaklaşık 4 milyar dolar olacağı ifade ediliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türkiye’nin ilk “UNESCO Edebiyat Şehri” Kahramanmaraş]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turkiyenin-ilk-unesco-edebiyat-sehri-kahramanmaras/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul’da Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, “UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş Uluslararası Tanıtım Toplantısı” gerçekleştirildi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “UNESCO Dünya Edebiyat Şehri unvanını hak etmiş olmak, bizim açımızdan yeni bir durak. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun” ifadelerini kullanırken; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise “Kahramanmaraş aynı zamanda ana dili Türkçe olan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 20 Haz 2026 23:49:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul’da Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, “UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş Uluslararası Tanıtım Toplantısı” gerçekleştirildi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “UNESCO Dünya Edebiyat Şehri unvanını hak etmiş olmak, bizim açımızdan yeni bir durak. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun” ifadelerini kullanırken; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise “Kahramanmaraş aynı zamanda ana dili Türkçe olan şehirler arasında da söz konusu ağda üyelik alan ilk şehirdir. Kahramanmaraş, edebiyat şehri olan ilk Türk kenti olma ayrıcalığına mazhar olmuştur. Kahramanmaraş’ın, edebi kimliğiyle Yaratıcı Şehriler Ağı’nda yer almayı fazlasıyla hak ettiği bir gerçektir” dedi.



Necip Fazıl Kısakürek'ten Cahit Zarifoğlu'na, Nuri Pakdil'den Rasim Özdenören'e kadar Türk edebiyatına yön veren pek çok önemli ismi yetiştiren Kahramanmaraş, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na "Edebiyat Şehri" olarak kabul edilerek kültürel birikimini uluslararası ölçekte tescilledi. Kahramanmaraş’ın elde ettiği bu başarı, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde İbrahim Sadri ve Fulya Kalfa’nın sunumu ile düzenlenen “UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş Uluslararası Tanıtım Toplantısı” ile taçlandırıldı. 



Programa; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 66. Hükümet Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, İstanbul Valisi Davut Gül, Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Tuğba Işık Ercan, Kahramanmaraş Milletvekilleri Ömer Oruç Bilal Debgici, Tuba Köksal, Mevlüt Kurt, Mehmet Şahin, İrfan Karatutlu, Ali Öztunç, Zuhal Karakoç, Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, UNESCO Milli Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci, siyasi parti temsilcileri, rektörler, yazarlar, şairler ve çok sayıda edebiyatsever katıldı.







“BU ÜNVAN BİZLER İÇİN BÜYÜK GURUR KAYNAĞI”



Programın açılış konuşmasını yapan UNESCO Milli Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci, “Bu başarının asıl mimarları yüzyıllardan beri bizim şehrimizde edebiyatın temsilcileri olan yazarlarımız, şairlerimizdir. Kahramanmaraş’ımıza ve Türkiye’mize hayırlı olsun. Bu paye Kahramanmaraş için yepyeni bir başlangıcın fitilini ateşledi. Bu ünvan bizler için büyük bir gurur kaynağı. Hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.







“DÜNYA EDEBİYAT ŞEHRİ KAHRAMANMARAŞ”



Konuşmasına Kahramanmaraş'ın köklü bir edebiyat geleneğine sahip olduğunu vurgulayarak başlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, bu mirasın yüzyıllar boyunca yaşayan güçlü bir kültürel hikâyeye dönüştüğünü ifade etti. Şehrin uzun yıllardır "Türkiye'nin Edebiyat Şehri" olarak anıldığını belirten Başkan Görgel, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na kabul edilmesiyle birlikte Kahramanmaraş'ın artık "Dünya Edebiyat Şehri" kimliğini de kazandığını söyledi. Görgel, Sümbülzade Vehbi'den Necip Fazıl Kısakürek'e, Nuri Pakdil'den Cahit Zarifoğlu'na kadar birçok önemli edebiyatçının mirasının bu başarıda önemli pay sahibi olduğunu vurguladı. Kahramanmaraş'ta kültür ve edebiyat hayatını canlı tutmak amacıyla çok sayıda edebiyat dergisine destek verildiğini, Uluslararası Kahramanmaraş Şiir ve Edebiyat Günleri ile Kitap Fuarı'nın her geçen yıl büyüyerek şehrin kültürel kimliğini güçlendirdiğini söyleyen Görgel, “UNESCO Dünya Edebiyat Şehri kimliğimize yakışır yeni müze, kütüphane ve kültür merkezi projelerini Kültür ve Turizm Bakanlığımızla iş birliği içinde hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. Edebiyat ve sanat sokakları ile yeni nesil kültür alanlarını şehrimize kazandırarak Kahramanmaraş'ı UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'nın örnek şehirlerinden biri haline getireceğiz" dedi.







“ÜLKEMİZE VE ŞEHRİMİZE HAYIRLI OLSUN”



Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yürütülen iş birliklerine de değinen Görgel, Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi ile Yedi Güzel Adam Edebiyat Müzesi başta olmak üzere önemli kültürel projelerin yakın zamanda tamamlanacağını söyledi. Yeni müzeler, kütüphaneler, kültür merkezleri, edebiyat ve sanat sokakları gibi projelerle Kahramanmaraş'ın dünya edebiyat şehri kimliğine yakışır bir vizyon ortaya koyacağını ifade eden Büyüklenir Belediye Başkanı Görgel, Kahramanmaraş'ın Edinburgh, Barcelona, Bağdat, Beyrut, Prag, Dublin, Manchester, Lyon ve Taif gibi dünya edebiyat şehirleri arasındaki yerini aldığını söyledi. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı üyeliğinin hem Kahramanmaraş hem de Türkiye için hayırlı olmasını temenni eden Başkan Görgel, “UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı üyelik yolculuğumuzda, başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; devletimizin her kademesinde bize destek veren herkese müteşekkirim. 6 Şubat depreminin ardından Yeni Kahramanmaraş diyerek çıktığımız yolda, UNESCO Edebiyat Şehri unvanını hak etmiş olmak, bizim açımızdan yeni bir durak. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı üyeliği şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.







“KAHRAMANMARAŞ TESCİLLİ BİR EDEBİYAT ŞEHRİ”



66. Hükümet Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, “Varlığından hiç şüphe duymadığımız bir edebiyat şehri olmanın uluslararası kabulü ve onayı UNESCO tarafından tescillendi. Biz, edebiyat alanında ne kadar isim sıralasak azdır. Artık Kahramanmaraş tescilli bir “Edebiyat Şehri” olarak daha hızlı bir şekilde devam edecektir. Yarınımız, geleceğimiz ve bahtımız açık olsun” şeklinde konuştu.







“KAHRAMANMARAŞ, TÜRKİYE’NİN GURURU VE ONURU OLDU”



AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, “Kahramanmaraşlı olmak ruhtur, bir hissiyattır ve bir hemşehricilik bilincidir. Kahramanmaraş’ın bir kahramanlık madalyası var. O madalya kadar değerli olmasa da Kahramanmaraş’ın edebiyat şehri, kültür şehri, gastronomi şehri olduğunun ispatı olan madalyası da oldu. Hayırlı ve uğurlu olsun. Kahramanmaraş’ın UNESCO Edebiyat Şehri ünvanı alması tüm Türkiye’nin gururu ve onuru oldu tebrik ediyoruz” dedi.



“KAHRAMANMARAŞ, MÜSTESNA BİR İRFAN MERKEZİDİR”



AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir, “Kahramanmaraş, şiirin, fikrin, mücadelenin ve medeniyet iddiasının şehridir. Aynı zamanda Kahramanmaraş, İstiklal Savaşımızın ilk kurşunun atıldığı şehirdir. Bu şehir kalemi le nesillere istikamet çizen, kelamı ile çağlara iz bırakan ve büyük fikir adamlarının yetiştiği müstesna bir irfan merkezidir. Kahramanmaraş’ın UNESCO tarafından “Edebiyat Şehri” olarak tescillenmesi bu büyük birikimin ve güçlü hafızanın dünya tarafından tescillenmesidir” diye konuştu.







“KAHRAMANMARAŞ, YARATICI ŞEHRİLER AĞI’NDA YER ALMAYI HAK ETTİ”



Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, programda yaptığı konuşmada, “Kahramanmaraş, edebiyat alanında Türkiye’yi temsil eden ilk şehir olarak 2025 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na kabul edilmiştir. Kahramanmaraş aynı zamanda ana dili Türkçe olan şehirler arasında da söz konusu ağda üyelik alan ilk şehirdir. Kahramanmaraş, “edebiyat şehri olan ilk Türk kenti” olma ayrıcalığına mazhar olmuştur. Kahramanmaraş’ın, edebi kimliğiyle Yaratıcı Şehriler Ağı’nda yer almayı fazlasıyla hak ettiği bir gerçektir. Türk edebiyatının sesini dünyaya duyurmak için bu unvanı kullanacak; aynı zamanda Kahramanmaraş’ın endüstriyel gelişimini üst seviyeye taşımak, farklı sahalarda sürdürülebilirliğe net katkılar sunmak için yereldeki gerek kamu gerek özel paydaşlarımızla istişare ve iş birliği yürütmeye devam edeceğiz” dedi.







“KAHRAMANMARAŞ’I TEBRİK EDİYORUM”



Bakan Ersoy, “Kahramanmaraş’ın, edebiyat şehri olarak UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na kabulünde emeği geçen herkesi ve bu kültür mirasını omuzlayıp yaşatan sevgili Kahramanmaraşlı kardeşlerimi tebrik ediyorum. Başkanımız Sayın Fırat Görgel’in şahsında ödül organizasyonlarından yarışma ve yayınlara, farklı etkinliklerle Kahramanmaraş’ımızın kalem ve kelamdaki büyük mirasına sahip çıkan Büyükşehir Belediyemizin çalışanlarına ayrıca teşekkür ediyorum. Bu özel başarı şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun” cümlelerini sarf etti.



CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN TEBRİK MESAJI



Programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tebrik mesajı da okundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında şu ifadeleri kullandı: “Asırların birikimini, şiirin, sözün ve düşüncenin köklü mirasını geleceğe taşıyan Kahramanmaraş, yetiştirdiği yazarları, şairleri ve sanat insanları ile milletimizin kültür hazinesinde müstesna bir yere sahiptir. Bu unvan, sadece şehrimizin değil aynı zamanda ülkemizin zengin kültürel birikiminin uluslararası anlamda tescili anlamını taşımaktadır. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda şehirlerimizin tarihi ve kültürel mirası dünyaya tanıtmayı, kültür ve sanat alanında işbirliklerini güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Kahramanmaraş’ın bu başarısında emeği geçen başta Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımızı gönülden tebrik ediyorum.”







BAŞKAN GÖRGEL’DEN BAKAN ERSOY’A ÖZEL HEDİYE



Program sonunda Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a Türk edebiyatının önemli dergileri arasında yer alan, Yedi Güzel Adam’ın en önemli eseri Hamle Dergisi’nin röprodüksiyon tablosu hediye etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Uganda turizm profesyonelleri, seyahat acentaları ile İstanbul’da bir araya geldi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/uganda-turizm-profesyonelleri-seyahat-acentalari-ile-istanbulda-bir-araya-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Uganda Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, Uganda Turizm Kurulu (Uganda Tourism Board) ve GlobeMeets iş birliğinde düzenlenen “Uganda Destinasyon Tanıtımı ve B2B Networking Etkinliği”, 19 Haziran 2026 tarihinde Radisson Collection Hotel Vadistanbul’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. İstanbul turizm sektörünün önde gelen temsilcilerini Uganda turizm profesyonelleriyle bir araya getiren etkinlikte yaklaşık 170 seyahat acentası temsilcisi; Uganda’dan gelen yerel turizm […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 19 Haz 2026 22:11:14 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uganda Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, Uganda Turizm Kurulu (Uganda Tourism Board) ve GlobeMeets iş birliğinde düzenlenen “Uganda Destinasyon Tanıtımı ve B2B Networking Etkinliği”, 19 Haziran 2026 tarihinde Radisson Collection Hotel Vadistanbul’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. İstanbul turizm sektörünün önde gelen temsilcilerini Uganda turizm profesyonelleriyle bir araya getiren etkinlikte yaklaşık 170 seyahat acentası temsilcisi; Uganda’dan gelen yerel turizm işletmeleri, Uganda Turizm Kurulu yetkilileri ve Uganda Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği temsilcileri ile buluştu. 



Açılış konuşmaları ve destinasyon sunumlarıyla başlayan etkinlik kapsamında Uganda’nın doğal güzellikleri, milli parkları, vahşi yaşam deneyimleri, kültürel mirası ve Türk pazarı için sunduğu yeni turizm fırsatları katılımcılarla paylaşıldı. Programın devamında gerçekleştirilen B2B görüşmelerinde, İstanbul seyahat acentaları ile Uganda’dan gelen turizm profesyonelleri birebir iş görüşmeleri gerçekleştirerek yeni iş birlikleri, tur programları ve karşılıklı turist trafiğinin artırılmasına yönelik fırsatları değerlendirdi. Etkinliğe ayrıca 10’un üzerinde içerik üreticisi ve dijital medya temsilcisi de katılım sağladı. İçerik üreticileri, Uganda’nın turizm potansiyelini yakından tanıma fırsatı bulurken, destinasyonun Türk pazarındaki görünürlüğünü artıracak olası iş birlikleri üzerine görüş alışverişinde bulundu.







AFRİKA’NIN İNCİSİ: UGANDA



“Afrika’nın İncisi” olarak anılan Uganda, son yıllarda dünyanın en dikkat çeken sürdürülebilir turizm destinasyonlarından biri olarak öne çıkıyor. Genç ve dinamik nüfusu, yaklaşık 50 etnik gruptan oluşan zengin kültürel yapısı, eşsiz doğal güzellikleri ve misafirperver insanlarıyla ziyaretçilerine unutulmaz deneyimler sunuyor. Ülke, dünyanın dağ gorili nüfusunun yarısından fazlasına ev sahipliği yaparken, goril izleme ve şempanze gözlem turlarıyla dünyanın en özel vahşi yaşam deneyimlerinden bazılarını sunuyor. Ayrıca aslan, fil, leopar, bufalo ve gergedandan oluşan ünlü “Big Five”ın yanı sıra goril ve şempanzeyi de kapsayan “Big Seven” deneyimiyle, Afrika’daki birçok rakip destinasyondan ayrışıyor.



DOĞA TUTKUNLARI İÇİN EŞSİZ FIRSATLAR SUNUYOR



Nil Nehri’nin doğduğu topraklara ev sahipliği yapan Uganda, aynı zamanda Afrika’nın en büyük tatlı su gölü olan Victoria Gölü kıyısında yer alıyor. Ülkenin milli parkları, yağmur ormanları, gölleri ve vahşi yaşam alanları, doğa tutkunları için eşsiz fırsatlar sunuyor. Türk Hava Yolları’nın İstanbul’dan Entebbe’ye gerçekleştirdiği direkt uçuşlar ve kolay vize uygulamaları da Uganda’yı Türk seyahatseverler için her geçen gün daha erişilebilir bir destinasyon haline getiriyor.







TÜRKİYE PAZARINDA DİKKAT ÇEKEN BÜYÜME



Uganda’ya yönelik tanıtım faaliyetlerinin somut sonuçları, rakamlara da yansımaya başladı. Uganda Ankara Büyükelçiliği, Uganda Turizm Kurulu ve GlobeMeets iş birliğinde yürütülen tanıtım çalışmaları, roadshow etkinlikleri ve sektör buluşmalarının katkısıyla Türkiye pazarında Uganda’ya olan ilgi önemli ölçüde arttı. Bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 150 büyüme kaydeden Uganda, 2025 yılında 4 binin üzerinde Türk seyahatseveri ağırladı. Bu rakam, Uganda'nın Türk pazarı açısından yükselen destinasyonlar arasında yer aldığını ortaya koyarken, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki turizm hareketliliğinin daha da artması bekleniyor.



İKİ ÜLKE ARASINDA YENİ TURİZM KÖPRÜSÜ



İstanbul’da gerçekleştirilen Uganda Destinasyon Tanıtımı ve B2B Networking Etkinliği’nin de bu büyümeye katkı sağlayarak iki ülke arasında yeni iş birliklerinin kurulmasına, ticari ilişkilerin güçlenmesine ve karşılıklı turist trafiğinin artırılmasına önemli katkılar sunması hedefleniyor. Türkiye ile Uganda arasında kurulan bu yeni turizm köprüsünün, önümüzdeki yıllarda çok daha güçlü iş birliklerine, artan ziyaretçi sayılarına ve karşılıklı ekonomik faydaya zemin hazırlaması bekleniyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hobi olarak başladı, Tropikal Orman Parkı’na dönüştü]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hobi-olarak-basladi-tropikal-orman-parki-oldu/</link>
        <description><![CDATA[Suriye’nin Tartus kentinde yaşayan Hasan Muhammed, gazetecilik yaptığı dönemde 2013 yılında hobi olarak başladığı tropikal meyve yetiştiriciliğini zamanla “Tropikal Orman Parkı”na dönüştürerek ülke turizmi için önemli bir cazibe merkezi oluşturdu. Akdeniz ikliminin hakim olduğu Tartus’ta tropikal ve subtropikal meyve yetiştirme amacıyla başlatılan proje, 2013 yılında sınırlı imkanlarla hayata geçirildi. İlk yıllarda fidan ve tohum temininde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 15 Haz 2026 23:31:33 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Suriye'nin Tartus kentinde yaşayan Hasan Muhammed, gazetecilik yaptığı dönemde 2013 yılında hobi olarak başladığı tropikal meyve yetiştiriciliğini zamanla "Tropikal Orman Parkı"na dönüştürerek ülke turizmi için önemli bir cazibe merkezi oluşturdu.



Akdeniz ikliminin hakim olduğu Tartus'ta tropikal ve subtropikal meyve yetiştirme amacıyla başlatılan proje, 2013 yılında sınırlı imkanlarla hayata geçirildi. İlk yıllarda fidan ve tohum temininde ciddi zorluklar yaşanırken, 2015 yılı itibarıyla yaklaşık 25-30 farklı tropikal ve subtropikal tür yetiştirilmeye başlandı.



Bazı türlerin 2018 yılından itibaren meyve vermeye başladığı projede mango, avokado, guava, siyah sapot, beyaz sapot, ejder meyvesi, çarkıfelek meyvesi ve pepino dahil toplam 71 farklı tür yer alıyor. Ürünlerin ticari olarak pazarlanmasında yaşanan zorluklar nedeniyle tropikal meyvelerin ziyaretçilere sunulduğu turistik bir konsept geliştirildi ve zamanla bu alan; tropikal bitkiler, kuşlar ve çeşitli doğal yaşam unsurlarını barındıran bir parka dönüştürüldü.







"İnsanların ilgisi beklediğimizden fazla oldu"



AA muhabirine konuşan projenin sahibi eski gazeteci Hasan Muhammed, park konseptinin 2020 yılında şekillenmeye başladığını, özellikle son yıllarda ziyaretçi sayısında önemli artış yaşandığını söyledi. Yurt dışından dönen Suriyelilerin ve eğitim kurumlarının projeye ilgi gösterdiğini belirten Muhammed; "2023 yılı itibarıyla ziyaretçi profilinde ciddi bir değişim yaşandı. Uzun yıllar ülke dışında yaşayan Suriyeliler ve öğrenciler parkı ziyaret etmeye başladı" dedi. Gazetecilik yaptığı dönemde tarım haberciliğiyle ilgilendiğini belirten Muhammed, tropikal bitkilere olan ilgisinin de o yıllarda başladığını söyledi. Tropikal doğaya her zaman özel bir ilgi duyduğunu dile getiren Muhammed; "Bu proje benim için bir tutkuydu. Uzun yıllar emek, sabır ve sürekli bakım gerektirdi. Ancak bugün hem ziyaretçilerin ilgisini çeken hem de ekonomik değer üreten bir projeye dönüştü. İnsanların ilgisi beklediğimizden fazla oldu" diye konuştu.







"Burada her anlamda bir çeşitlilik var"



Parkın ziyaretçilerinden Hasan Bayini ise Tropikal Orman Parkı 'nın Suriye turizmi açısından önemli bir çekim merkezi haline geldiğini söyledi. Bayini, tropikal ormanın yalnızca tarımsal bir proje değil, aynı zamanda Suriye'nin kültürel ve turistik yüzünü yansıtan önemli bir destinasyon olduğunu belirtti. Yurt dışından gelen misafirlerini rahatlıkla bu alana getirebileceğini ifade eden Bayini, tesisin kolay ulaşılabilir yapısı ve sunduğu farklı deneyimlerle öne çıktığını söyledi. 







"Birçok tropikal bitkiyi ilk kez görüyoruz"



Ziyaretçilerden Aya Bueyti de parkın kendilerine farklı bir deneyim sunduğunu belirterek; "Burada ağaçlar, meyveler ve her şey tamamen doğal. İnsan bazen temiz havada ve doğanın içinde olmaya ihtiyaç duyuyor. Atmosfer gerçekten çok güzel" ifadelerini kullandı. Humus'tan ailesiyle birlikte geldiklerini ifade eden Bueyti, günlük yaşamda genellikle kapalı mekanlarda vakit geçirdiklerini, bu nedenle doğayla iç içe bir ortamın kendileri için özel bir anlam taşıdığını aktardı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ABD ve Kanada’nın vize politikası Dünya Kupası’na gölge düşürüyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/abd-ve-kanadanin-vize-politikasi-dunya-kupasina-golge-dusuruyor/</link>
        <description><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası süresince ev sahibi ülkelerden ABD ve Kanada’nın vize politikası, turnuvanın en çok tartışılan siyasi gündemlerinden biri haline geldi. Afrika kıtasının en üst düzey hakemlerinden biri olan ve Dünya Kupası’nda maç yönetmeye hazırlanan Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan’ın ABD tarafından kabul edilmemesi, vize reddi yiyenlerin sembol ismi oldu. 34 yaşındaki Artan’ın yanı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 15 Haz 2026 20:06:20 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[2026 FIFA Dünya Kupası süresince ev sahibi ülkelerden ABD ve Kanada'nın vize politikası, turnuvanın en çok tartışılan siyasi gündemlerinden biri haline geldi. Afrika kıtasının en üst düzey hakemlerinden biri olan ve Dünya Kupası'nda maç yönetmeye hazırlanan Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan'ın ABD tarafından kabul edilmemesi, vize reddi yiyenlerin sembol ismi oldu.



34 yaşındaki Artan'ın yanı sıra Filistin Futbol Federasyonu Başkanı Cibril er-Racub, Irak Milli Takımı Fotoğrafçısı Talal Salah ve İran Milli Takımı teknik heyetinin bazı üyeleri de ABD'nin "katı vize politikası" uygulamasından nasibini alanlar arasında yerini aldı. Kanada ise İngiltere'de cinsel suçlamalarla ilgili yargı süreci devam eden Ganalı futbolcu Thomas Partey’in ülkeye girişine izin vermedi. ABD'deki takım kampına katılmak üzere Chicago Havalimanı'nda güvenlik gerekçesiyle saatlerce sorguya çekilen Irak Milli Takımı'nın yıldız golcüsü Aymen Hussein'in, yoğun bürokratik krizin ardından ülkeye girişine izin verildi.



"DÜNYA KUPASI RUHUNU ETKİLİYOR"



ABD ve Kanada'da yaşanan son olaylarla ilgili AA muhabirine konuşan BBC World'de Arapça ve İngilizce Haberleri Editörü Said Shehata, siyasetin spora müdahalesinin spora katkısından öte zarar verdiğini belirterek; "Yaşanan tatsız olaylar, turnuvanın tarihinde bir leke olarak kalacak. Ancak genel olarak Dünya Kupası atmosferi üzerinde büyük bir etkisi olmaz" dedi. Maçlar sırasında göze çarpan boş koltukların bir sebebinin de gereksiz sert uygulanan vize politikasının olduğunun altını çizen Shehata; "Vize ve girişle ilgili bu politikalar, Dünya Kupası ruhunu etkiliyor. Bazı oyuncuların, hakemlerin ve taraftarların girişi engellendi. Bu iyi görünmüyor. Bazı koltuklar çoğunlukla bilet fiyatları nedeniyle boş kalıyor, ancak vize politikaları da bu boş koltukların bir diğer nedeni" ifadelerini kullandı.







"FIFA ev sahibi ülkelerle koordinasyon sağlamalı"



FIFA'nın üzerine düşeni yeterince yaptığını vurgulayan Shehata, FIFA'nın da yetki alanının sınırlı olduğunun altını çizerek; "FIFA, ev sahibi ülkelerle koordinasyon sağlamalı. Ancak nihai karar, ev sahibi ülkelerin elinde. Devletlerin egemenliği altında FIFA hiçbir şey yapamaz. Koordinasyon sağlarlar ama daha fazlasını yapamazlar" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul’u ana liman olarak kullanan kruvaziyer şirketi sayısı arttı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbulu-ana-liman-olarak-kullanan-kruvaziyer-sirketi-sayisi-artti/</link>
        <description><![CDATA[Galataport İstanbul Liman İşletme Direktörü Tolga Tuncay, İstanbul’u ana liman olarak kullanan kruvaziyer şirketi sayısında 2023-2025 döneminde yüzde 50 artış olduğunu söyledi. Kruvaziyer turizminde ana liman olarak konumlanmak, liman işletmelerinin elde ettiği gelirlerin çok ötesinde bir ekonomik etki yaratıyor. Yolcuların seyahat öncesinde veya sonrasında şehirde bir ya da birkaç gece konaklaması; otellerden restoranlara, kara ulaşımından […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 14 Haz 2026 23:22:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Galataport İstanbul Liman İşletme Direktörü Tolga Tuncay, İstanbul’u ana liman olarak kullanan kruvaziyer şirketi sayısında 2023-2025 döneminde yüzde 50 artış olduğunu söyledi.



Kruvaziyer turizminde ana liman olarak konumlanmak, liman işletmelerinin elde ettiği gelirlerin çok ötesinde bir ekonomik etki yaratıyor. Yolcuların seyahat öncesinde veya sonrasında şehirde bir ya da birkaç gece konaklaması; otellerden restoranlara, kara ulaşımından perakende sektörüne, rehberlik hizmetlerinden kültür-sanat etkinliklerine kadar geniş bir ekosisteme doğrudan katkı sağlıyor.



Sektör temsilcileri, ana liman statüsünün destinasyonlar arasındaki rekabette stratejik bir avantaj sunduğuna işaret ederek; güçlü hava yolu bağlantıları, modern liman altyapısı, gümrük ve pasaport işlemlerindeki etkinlik ile yüksek hizmet kalitesinin, kruvaziyer şirketlerinin liman tercihinde belirleyici unsurlar arasında yer aldığını belirtiyor.



İstanbul gibi tarihi ve kültürel çekiciliği yüksek şehirlerin, transit uğrak limanı olmanın ötesine geçerek yolcuların seyahatlerine başlayıp sonlandırdıkları merkezlere dönüşmesi, kişi başı harcamaların ve turizm gelirlerinin artmasına katkı sunuyor. Uzmanlar, jeopolitik risklerin azalması ve sektör paydaşları arasında koordinasyonun güçlendirilmesi halinde Türkiye'nin, özellikle İstanbul öncülüğünde, kruvaziyer turizminden aldığı payı daha da artırabilecek önemli bir potansiyele sahip olduğunu değerlendiriyor.







"Kruvaziyer yolcu sayısı her yıl yaklaşık yüzde 8 büyüyor"



Galataport İstanbul Liman İşletme Direktörü Tolga Tuncay, konu ile ilgili yaptığı açıklamada dünyada yıllık kruvaziyer yolcu sayısının her yıl yaklaşık yüzde 8 büyüdüğünü belirterek, 2025 yılında toplam yolcu sayısının 37,5 milyon kişi olduğunu ifade etti. Türkiye’nin de bu pastadan kendi coğrafyası olan Doğu Akdeniz limanları kadar payını aldığını dile getiren Tuncay; "Karadeniz coğrafyasının savaştan dolayı çalışmaması çok büyük bir eksiklik" değerlendirmesinde bulundu.



"İLERLEME ADINA BÜYÜK FIRSATLARA SAHİBİZ"



Tolga Tuncay, Avrupa'nın birçok liman kentinin günlük kruvaziyer yolcu sayısında kısıtlamalara gittiği için önlerinde ilerleme adına büyük fırsatlar bulunduğuna işaret ederek; "Ancak liman işletmecileri, kamu kurumları ve STK’ların ortak bir ajandada buluşması gerekiyor" dedi. Galataport'un açılması ve Galataport'a gelen ziyaretçilerin gemilerle tekrar buluşması sonucu kruvaziyer seyahatine çıkan, seyahatlerine Galataport’tan başlayan Türk vatandaşlarının sayısında büyük bir artışın olduğunu aktaran Tuncay; "2025 yılında 2024’e göre yaklaşık yüzde 70 artış göstererek 25 bine çıktı. Bu, Galataport’un toplam yolcu sayısının yüzde 4’üne tekabül ediyor" diye konuştu.







"ÜLKE TURİZMİNE BÜTÜNCÜL BİR KATKI SAĞLIYOR"



Galataport İstanbul Liman İşletme Direktörü Tolga Tuncay; MSC, Costa Crociere ve Aroya'nın İstanbul kalkış-varışlı sefer frekansının artmasıyla bu sene İstanbul çıkışlı seyahate başlayan Türk vatandaşı sayısının 35 bine çıkmasını öngördüklerini kaydetti. Galataport’un açılmasıyla gemilerin Doğu Akdeniz’deki rotalarını İstanbul’a çevirmeleri sonucu diğer Türk limanlarını da besleyen bir yapının ortaya çıktığını dile getiren Tuncay; "İstanbul’u ana liman olarak kullanan ya da İstanbul’a uğrak yapan gemiler, rotalarına diğer Türk limanlarını da eklemeye başladı. Bu durum, ülke turizmine bütüncül bir katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı.



"TÜM ARMATÖRLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYORUZ"



Tolga Tuncay, 2025’teki 600 bin misafirin yaklaşık yüzde 25’inin Amerikalı turistlerden oluştuğunu ifade ederek, bu oranın Türkiye’nin genel turist oranlarından farklı olmasına rağmen dünya geneli kruvaziyer turist dağılımları açısından tutarlı olduğunu söyledi. İstanbul’u ana liman olarak kullanan şirket sayısında ise 2023-2025 döneminde yüzde 50’lik bir artışın olduğunu aktaran Tuncay, şunları kaydetti: "İstanbul’un tarihi dokusu, Galataport gibi bir altyapının varlığı, THY gibi dünyanın her noktasına erişebileceğiniz bayrak taşıyıcı bir hava yolu ve İGA gibi dünyanın sayılı büyük havalimanını birleştirdiğimizde, avantajımız ortaya çıkıyor. Stratejimizin temelini İstanbul’un tarihi yapısı ve kruvaziyer yolcusu için vazgeçilmez bir destinasyon olması, üzerine tüm bu servis sağlayıcıların hizmetlerini yolcu deneyimi odaklı olarak ekleyip, bir paket haline getirmek oluşturuyor. Dünyanın hiçbir destinasyonunda olmayan bu paket, tüm armatörlerin ilgisini çekiyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TİGAD ile şehirleri tanımanın önemi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tigad-ile-sehirleri-tanimanin-onemi/</link>
        <description><![CDATA[Kısa adı TİGAD olup, açılımında ise “Türkiye İnternet Gazetecileri Derneği” yazan sivil toplum kuruluşu, ülkemiz için yararlı işler yapan, her türlü övgüyü hak eden bir oluşum. Yaklaşık üç yıldır hayranlıkla izlediğim TİGAD öylesine başarılı işlere imza atıyor ki, zaman zaman şaşkınlığımı ifade etmekte güçlük çekiyorum. Türkiye’nin 81 ilinde, ilçesinde bağlantılarını kurmuş, temsilciler belirlemiş olan dernek, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 14 Haz 2026 18:30:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kısa adı TİGAD olup, açılımında ise “Türkiye İnternet Gazetecileri Derneği” yazan sivil toplum kuruluşu, ülkemiz için yararlı işler yapan, her türlü övgüyü hak eden bir oluşum. Yaklaşık üç yıldır hayranlıkla izlediğim TİGAD öylesine başarılı işlere imza atıyor ki, zaman zaman şaşkınlığımı ifade etmekte güçlük çekiyorum. 



Türkiye’nin 81 ilinde, ilçesinde bağlantılarını kurmuş, temsilciler belirlemiş olan dernek, kuruluş aşamasında pek çok meslektaşının “İnanılmaz, mümkün değil” sözleriyle uzak durduğu bir soruna çözüm üretmiş. Türkiye’de internet gazeteciliğinin devlet tarafından tanınmasına, internet gazeteciliği yapan gazetecilerin Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca verilen basın kartını alabilmelerine, Basın İlan Kurumu’ndan ilan alabilmeleri konusunda yolun açılmasına öncülük etmiş.



Türkiye’yi tanımak misyonu



Komşusunu, komşu ilçesini, komşu ilini tanımayan bir toplum haline geldiğimiz, maalesef inkar edemeyeceğimiz bir gerçek. İşte bizler 8-10 kişiyi bir araya getirmekte zorlanırken, bu dernek 100-150 kişiyi bir araya toplayıp; Mardin’den Trabzon’a, Sinop’tan Ağrı’ya kadar Türkiye’nin bütün illerini dolaşarak hem şehirlerimizi birbirine tanıtıyor hem de düzenledikleri çalıştaylarla kendilerini eğitiyor.



Her şehrimizin turistik değeri var



Bu çalışmalar sayesinde şehirlerimizin özellikleri diğer şehirlere aktarılırken, ziyaret edilen şehir ile ilgili binlerce haberin de TİGAD üyesi medya organlarında yayınlanarak Google kütüphanesine kaydedilmesi sağlanıyor. Bu kapsamda TİGAD’ın düzenlediği Kırşehir Dijital Medya Çalıştayı’na ben de katıldım. Her anı dikkatle izledim, notlar aldım. Tam yazıya dökmeye hazırlanırken, TİGAD üyelerinin “duayen” olarak kabul ettiği, aynı zamanda derneğin İç Anadolu Bölge Temsilcisi olan Üstün Tuncer’in genel yayın yönetmenliğini yaptığı Mavi Medya haber sitesinde yayınladığı köşe yazısına rastladım. O kadar akıcı bir dille kaleme almıştı ki, ulaşamayanlar olur düşüncesi ve yüksek müsaadeleriyle sözü ona bırakmayı uygun gördüm.







TİGAD İç Anadolu Bölge Temsilcisi Üstün Tuncer



Bozkırın ortasından fışkıran ışık



Kırşehir'de Gazetecilik, Ahilik ve Türküler arasında birkaç gün



Gazetecilik bana yıllar içerisinde çok şey öğretti. Bazen bir fabrikanın üretim bandında ülkenin ekonomik fotoğrafını gördüm, bazen bir köy kahvesinde Anadolu insanının bütün samimiyetini hissettim. Kimi zaman bir siyasi toplantıda ülkenin geleceğine ilişkin tartışmaları dinledim, kimi zaman da bir sanatçının dilinden dökülen birkaç türkü sözünde memleketin bütün hikâyesini buldum.



Mesleğin en güzel taraflarından biri de hiç şüphesiz yeni şehirler, yeni insanlar tanımak ve farklı hayatlara dokunabilmek… Bu kez yolumuz Kırşehir'e düştü. Basın şehidi, özgürlükler ve bağımsız Türkiye mücadelesinde şehit edilen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun şehrindeyiz. Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği'nin (TİGAD) düzenlediği 15'inci Anadolu Buluşması ve 12'nci Dijital Medya Çalıştayı için Anadolu'nun tam ortasında, bozkırın kalbinde buluştuk.



Türkiye'nin dört bir yanından gelen 167 gazeteci… Genel yayın yönetmenleri, televizyon yorumcuları, muhabirler, köşe yazarları, akademisyenler ve genç gazeteciler. Hepimizin amacı aynıydı; mesleğimizin geleceğini konuşmak, dijital gazeteciliğin geldiği noktayı değerlendirmek, sorunları tartışmak, çözüm önerileri geliştirmek ve elbette birbirimizden bir şeyler öğrenmek.



Habercilikte hızlı olmak marifet, doğru olmak karakterdir



Aslında TİGAD'ın kuruluş felsefesi de tam olarak bu. 7 Kasım 2019 tarihinde kurulan Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği, kısa süre içerisinde dijital medyanın en önemli meslek kuruluşlarından biri haline geldi. İnternet gazeteciliğinin yasal zemine kavuşması sürecinde TBMM Dijital Mecralar Komisyonu başta olmak üzere birçok platformda aktif görev üstlenen TİGAD, bugün yerel ve ulusal medyayı aynı çatı altında buluşturan güçlü bir yapı olarak çalışmalarını sürdürüyor.







TİGAD’ın uzun yıllardır ortaya koyduğu çaba sayesinde, dernek yalnızca bir meslek örgütü olmanın ötesine geçmiş durumda. Eğitimler, çalıştaylar, seminerler ve saha buluşmalarıyla gazetecilerin yanında yer alan dernek, dijital medyanın gelişimi için önemli çalışmalar yürütüyor. Habercilikte hızlı olmak marifet, doğru olmak karakterdir. Türkiye’de internet gazeteciliğini yasal bir zemine oturması için TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda etkin rol oynamış, internet gazeteciliğine yönelik yasal düzenlemelere katkı sunmuş, dijital gazeteciliğin tanınmasında öncü rolü üstlenmiştir.



Etik, özgür gazeteciliğin güçlü temsilcisi TİGAD, yerel ve ulusal gazeteleri aynı çatı altında toplayan en büyük meslek kuruluşlarından birisidir. Mesleki hakları savunan, gazeteciliğin gelişmesine yön veren, toplumsal faydayı esas alan habercilik anlayışını büyütür; eğitimler, seminerler, çalıştaylar düzenleyerek hep gazetecinin yanında yer alır. Kaliteyi artırır, dezenformasyon ile mücadele eder, doğru ve güvenilir haber için çalışır, gazetecilerin hak ve özgürlüklerini korur, etik ilkeleri güçlendirir. Yerel medyanın gelişimini destekler, sektöre yön verir, sahaya iner, sorunları yerinde konuşur. Yerel medya çalışanları ile genç gazetecileri duayen isimlerle buluşturur, tecrübelerini birikimlerini genç kuşaklara aktarır. Her alanda üretir. Güçlü, etkili gazetecilik anlayışı için çalışır.



Kırşehir'deki buluşma da bunun son örneklerinden biriydi. Daha ilk gün şunu hissettim: Bu sadece bir çalıştay olmayacak, aynı zamanda bir kültür yolculuğuna dönüşecekti. Çalıştayın merkezi, adeta bozkırın ortasında yükselen bir kale görünümündeki Big Thermal Otel'di. Otele yerleşir yerleşmez Kırşehir'in tanınmış isimlerinden Mustafa Düger ile tanışma fırsatı bulduk. Sohbet ilerledikçe, karşımızdaki kişinin sıradan bir iş insanı olmadığını anlıyorduk.



Aslen fizyoterapist olan Mustafa Düger, bugün ortopedik malzeme üretimi yapan ve üretiminin büyük bölümünü dünyanın farklı ülkelerine ihraç eden başarılı bir sanayici. Ancak onu farklı kılan sadece ticari başarısı değil; Kırşehir'e duyduğu sevda, Ahi Evran'a olan bağlılığı. Hayırsever, müteşebbis ve yatırımcı bir kişilik. Neşet Ertaş'a gösterdiği vefa, kurduğu vakıf aracılığıyla yaptığı sosyal çalışmalar… Saatler süren sohbetimiz boyunca Kırşehir'i anlattı; adını alan Mustafa Düger Vakfı’nın çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Çocuklarına “Ahi Evran” veya “Neşet” adını veren tüm Kırşehirlilere tam 4 altın armağan ediyor.







İlginç bir kişilik



Şehrin tarihini, kültürünü, hayallerini anlattı ve biz daha çalıştay başlamadan Kırşehir'in sıradan bir Anadolu şehri olmadığını anlamaya başladık. Ertesi gün, 15 Temmuz Milli İrade Konferans Salonu'nda geniş katılımlı açılış programı gerçekleştirildi. Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek, Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdülkadir Çay, CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan ve çok sayıda davetli salondaki yerini almıştı.



Üniversite öğrencileri, yerel medya temsilcileri, siyasi partilerin il başkanları ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen gazeteciler, aynı çatı altında buluşmuştu. Konuşmalar ilerledikçe Kırşehir'i yeniden keşfetmeye başladık. Ahiliği, Ahi Evran'ı, Neşet Ertaş'ı, Abdallık kültürünü, bu toprakların Anadolu medeniyetine kattığı değerleri dinledikçe insanın aklına aynı soru geliyor: "Acaba yaşadığımız ülkeyi yeterince tanıyor muyuz?"







Doğru haber, etik duruş ve toplumsal sorumluluk



Çalıştayın ilk oturumunun moderatörlüğünü Haberler.com ve Sondakika.com Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Teymur üstlendi. Dijital gazetecilik ve etik değerlerin ele alındığı oturumda Avukat Bedia Teymur, yeni nesil gazetecilik anlayışını anlattı. Gazeteci-Yazar Gaffar Yakınca, geleneksel gazeteciliğin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Nagehan Alçı, geleneksel medyadan sosyal medya gazeteciliğine uzanan dönüşümü anlattı. Gazeteci-Yazar Alişer Delek, medya manipülasyonuna dikkat çekti. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Turgay Yerlikaya ise dezenformasyonla mücadelede uluslararası örnekleri paylaştı.



Günün ilerleyen saatlerinde TİGAD Genel Başkan Yardımcısı ve Batman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hatice Türkan'ın yönettiği ikinci oturum başladı. ODA TV Yazı İşleri Müdürü Mustafa İlker Yücel, Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Alan, Show Haber Muhabiri Murat Dada, Ülke TV Haber Müdürü Onur Caniklioğlu, Diriliş Postası Yayın Danışmanı Çetin Ağaşe, TV42 Genel Yayın Yönetmeni Yaşar Toy ve TRT Haber Muhabiri Birgül Yazıcı, sahadaki tecrübelerini katılımcılarla paylaştı.







Karaman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Adem Kocatürk'ün moderatörlüğündeki oturumda Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Adnan Türkkan, TRT Haber Muhabiri Aynur Bayram, TİGAD Mardin Temsilcisi Murat Akgül, Şanlıurfa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Basın İlan Kurumu Genel Kurul Üyesi Tahir Gülebak, Gazete Birlik İmtiyaz Sahibi Mehmet Sena Akkaya, gazeteci ve televizyon yapımcısı Serpin Alpaslan ile gazeteci-yazar Adnan Yılmaz deneyimlerini anlattılar.



Konuşmacılar, Kırşehir’i bütün yönleri ile tanıtan anlamlı konuşmalar yapıyor; konuşmacıları dinledikçe ülkemizi, değerlerimizi ne kadar az tanıdığımızı düşünüyorum. Salondan ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı: Teknoloji değişiyor, mecra değişiyor ama gazeteciliğin özü değişmiyor. Doğru haber, etik duruş ve toplumsal sorumluluk, her dönemde aynı önemini koruyor.







Kırşehir'in izinde: Tarih, Türkü ve İnsan



Çalıştayın ikinci günü, toplantı salonlarından çıkıp Kırşehir'i yakından tanıma fırsatı bulduğumuz gündü. Aslında bir şehri tanımanın en güzel yolu sokaklarında dolaşmak, insanlarıyla konuşmak ve tarihine dokunmaktır. Sabahın erken saatlerinde ilk durağımız, Anadolu'nun gönlüne sesiyle taht kuran, Kırşehir’e bir “Müzik Kenti” ünvanı kazandıran büyük halk ozanı Neşet Ertaş ile babası Muharrem Ertaş'ın kabri oldu.



Türkülerini dinleyerek büyüdüğümüz; acıyı, sevgiyi, hasreti ve Anadolu insanının hikâyesini sazına yükleyen Neşet Ertaş'ın mezarı başında, insan ister istemez durup düşünüyor. Bir insan öldükten yıllar sonra da milyonların kalbinde yaşamaya devam ediyorsa, o artık sadece bir sanatçı değil, bir kültür mirasıdır. İşte Neşet Ertaş da işte böyle bir isim. Bugün hâlâ "Gönül Dağı", "Neredesin Sen", "Yalan Dünya", "Mühür Gözlüm", "Allı Turnam" ve daha yüzlerce eseri, Anadolu'nun her köşesinde söylenmeye devam ediyor. 







Kırşehir; müzeler, medreseler ve tarihi camileri ile ilginç ve görülmesi gereken bir kent. Neşet Ertaş'ın ardından rotamız Ahi Evran Külliyesi oldu. Kırşehir'e gelip de Ahilikten söz etmemek mümkün değil. Çünkü bu şehir, sadece bir coğrafya değil; aynı zamanda bir düşünce sisteminin merkezidir. Ahi Evran'ın yüzyıllar önce ortaya koyduğu Ahilik anlayışı, bugün bile güncelliğini koruyor. Dürüstlük, emeğe saygı, paylaşmak, dayanışmak, kardeşlik... Belki de günümüz dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu kavramlar bunlar.



Bugün büyük şirketlerin kıyasıya rekabet ettiği bir dünyada Ahilik kültürünün anlattığı bir hikâye vardır. Bir esnaf, siftah yaptıktan sonra gelen müşteriyi komşusuna yönlendirir; “O da siftah yapsın” der. Çünkü komşusu da kazansın ister. İşte Ahilik budur, işte Anadolu irfanı budur. Ve düşündüm, gazetecilikle Ahilik arasında aslında ne kadar güçlü bir bağ var. Çünkü gerçek gazetecilik de dürüstlük ister, vicdan ister, güven ister. Toplumun güvenini kaybeden bir gazetecilik anlayışı nasıl ayakta kalamazsa, Ahilik de güven olmadan yaşayamaz.



Külliyeden ayrıldıktan sonra Ahilik Müzesi'ni gezdik. Yüzyıllar öncesinden kalan belgeler, meslek kuralları ve ahlaki ilkeler, insanı derin düşüncelere sevk ediyor. Daha sonra Cacabey Medresesi'ne geçtik. Selçuklu döneminde adeta bir astronomi merkezi olarak kullanılan bu yapı, Anadolu'nun bilim tarihindeki yerini göstermesi açısından son derece etkileyici. Yüzyıllar önce gökyüzünü inceleyen bilim insanlarının izlerini görmek heyecan vericiydi. Bir sonraki durak Kırşehir Basın Müzesi oldu. Meslek hayatını gazeteciliğe adamış insanlar için burası ayrı bir anlam taşıyor. Eski daktilolar, sarıya dönmüş gazete sayfaları, matbaa makineleri, fotoğraf makineleri ve Uğur Mumcu’nun çalışma masası, daktilosu işte bu müzede.







Sosyal projeleriyle de dikkat çeken bir kent



Belediye tarafından desteklenen kadın kooperatiflerinin satış merkezlerini geziyor, üretim alanlarını hayranlıkla dolaşıyoruz. Kırköy'de bulunan Engelliler Yaşam Merkezi, bunun en güzel örneklerinden biri. İlk bakışta bir park gibi görünse de aslında çok daha fazlası. Bungalov evleri, sosyal alanları, spor ve dinlenme tesisleriyle engelli bireylere yönelik örnek bir yaşam merkezi oluşturulmuş. Bir belediyecilik hizmetinin ötesinde, sosyal devlet anlayışının somut bir örneği gibi.



Engelliler, diledikleri zaman bu köyde tatil yapabiliyor, bungalow evlerde konaklayabiliyor, hatta aileler tatile giderken engelli çocuklarını bu köye teslim edip, tatil yapmaya bile gidebiliyorlar. Engelli köyü, uzman çalışanları ile gerçekten önemli bir hizmeti yerine getiriyor.



Türkülerin içinde bir şehrin hafızası var



Akşam saatlerinde ise Kırşehir'in meşhur Abdalları ile buluştuk. Neşet Ertaş'ın, Muharrem Ertaş'ın, Hacı Taşan'ın ve Çekiç Ali'nin eserlerini onların hemşehrilerinden dinlemek bambaşka bir duygu. Türkülerin içinde bir şehrin hafızası vardı. İnanın, bu şehri bizden farklı kılan bambaşka bir ruhu var; Anadolu'nun sesi, bozkırın rüzgârı vardı.



Kırşehir Abdallarını dinlemelisiniz. Zurnanın o ahenkli sesini, davulun yürekleri hoplatan temposunu onlarla birlikte yaşamalısınız. Kırşehir Abdalları, kentin kimliğini oluşturan ve bu kültürü gelecek kuşaklara taşımak için büyük çaba harcayan çok az sayıda kişi. Valilik ve belediye, Kırşehir Abdallarını yaşatmak için bir de kooperatif kurmuş. Burada Abdal geleneği öğretiliyor, müzik eğitimi veriliyor.



Gecenin en anlamlı sürprizlerinden biri ise Kadın Çığlığı Erbane Topluluğu'nun konseriydi. Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek ve kadınların sosyal yaşamda daha görünür olmasını sağlamak amacıyla kurulan topluluk, sahnedeki performansıyla büyük beğeni topladı. Kültürün, sanatın ve toplumsal duyarlılığın bir araya geldiği anlamlı bir gece yaşadık.







Kaman, Kırşehir'in ayrı bir hazinesi



Ertesi gün Kaman ilçesine doğru yola çıktık. Kaman gerçekten Kırşehir'in ayrı bir hazinesi. Kalehöyük Arkeoloji Müzesi ve hemen yanında yer alan Japon Bahçesi yalnızca Kırşehir'in değil, Türkiye'nin görülmeye değer noktalarından biri. Japonya ile Türkiye arasında yıllardır süren kültürel iş birliğinin güzel bir örneği olan bu alan, ziyaretçilerine farklı bir atmosfer sunuyor ve Japon Prensi Mikasa, her yıl Kaman’a gelerek ilçeyi ziyaret ediyor.



Üçüncü oturum ise gazeteciliğin mutfağında çalışan isimleri bir araya getirdi. Kaman'daki kazı çalışmalarını başlatan ve uzun yıllar yürüten ünlü Japon arkeolog Dr. Sachihiro Omura, bölgeye hayat vermiş. Kalehöyük kazılarında çalışan köylülerin tamamı sosyal güvence altına alınmış, yaşlıların büyük bölümü bu sayede emekli olmuş. Köylü kızlar, erkekler, arkeoloji ve bölgenin tarihi ile ilgili eğitilmiş, hepsi birer rehber olarak bölgede görev yapmaya başlamış. Omura, bir öncelik de engelli köylülere vermiş. Hepsini sosyal güvence altına alırken, işe alışlarda da engellilere öncelik vermiş. Böylece, Kalehöyük halkının nerede ise tamamı sosyal güvenceye kavuşturulmuş.



Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü'nün kurucusu olan Omura, 1986 yılından itibaren Kaman Kalehöyük'te önemli keşiflere imza atmış. Anadolu arkeolojisine yaptığı katkılarla yakından tanınıyor. Omura, tam bir Türk hayranı. Çocuğunun adını bile “Fatih” koymuş. Daha sonra Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli'nin izlerini taşıyan müzeleri ziyaret ettik. Her durakta Anadolu'nun farklı bir değerini tanıyor, farklı bir hikâyeye tanıklık ediyor ve her geçen saat Kırşehir'e duyduğumuz hayranlık biraz daha artıyordu.







Ahilikten dijital gazeteciliğe



Kırşehir'den ayrılmaya hazırlanırken zihnimde iki kavram sürekli yan yana duruyordu: Ahilik ve gazetecilik. İlk bakışta birbirinden çok uzak gibi görünen bu iki kavramın aslında ne kadar ortak noktası olduğunu düşünüyordum. Ahilik güven üzerine kurulmuştur, gazetecilik de öyle. Ahilik dürüstlük ister, gazetecilik de öyle. Ahilik topluma hizmet etmeyi amaçlar, gerçek gazeteciliğin amacı da budur.



Bugün dijital çağın içindeyiz. Bilgi saniyeler içerisinde dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaşıyor. Bir siyasetçinin açıklaması, bir ekonomik gelişme ya da toplumsal olay, birkaç dakika içerisinde milyonlarca insana ulaşabiliyor. Bu durum dijital medyanın gücünü gösterirken, aynı zamanda büyük sorumluluklar da yüklüyor. Çalıştay boyunca konuşulan en önemli başlıklardan biri de buydu: Dezenformasyon, manipülasyon, sahte haberler, doğrulanmamış bilgiler.







Bugün eline telefon alan herkes paylaşım yapabiliyor, ancak herkes gazeteci değildir. Çünkü gazetecilik sadece haber paylaşmak değil; araştırmaktır, sorgulamaktır, teyit etmektir, doğruyu bulmaktır. Mesleğimizin temelinde hâlâ değişmeyen bir kural vardır: "5N, 1K"



Ne? Nerede? Ne zaman? Nasıl? Niçin? Kim?



Bu soruların cevabını vermeyen hiçbir bilgi, gerçek anlamda haber değildir. Toplumun da medya okuryazarlığını geliştirmesi gerekiyor. Çünkü medya üzerinde en büyük denetim gücü okuyucuya aittir. Okunmayan gazete yaşayamaz. İzlenmeyen televizyon ayakta kalamaz. Takip edilmeyen medya kuruluşu etkisini sürdüremez. Dolayısıyla medyanın kalitesini artıracak olan yalnızca gazeteciler değil, bilinçli okuyucular ve izleyicilerdir.







Kırşehir'de geçirdiğimiz birkaç gün boyunca sadece mesleğimizi konuşmadık; tarihi gördük, kültürü tanıdık, türküleri dinledik, yeni dostluklar kurduk, Anadolu'nun kadim değerlerini yeniden hatırladık. Belki de bu çalıştayın en büyük kazanımı buydu. Çünkü bazen bir şehri tanımak, bir mesleği yeniden keşfetmeye vesile olabiliyor. Kırşehir bana bunu hatırlattı. Bozkırın ortasında yükselen bu mütevazı şehir, sadece Ahiliğin değil; kültürün, sanatın, kardeşliğin ve insan sıcaklığının da başkentlerinden biri olmayı fazlasıyla hak ediyor.



Ve ayrılırken aklımda yine Neşet Ertaş'ın sesi vardı. Bir türkü uzaklardan gelip, kulağıma ilişiyor gibiydi: "Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca…" 



Kırşehir geride kalıyordu ama bıraktığı iz, uzun yıllar silinecek gibi görünmüyordu. Şimdi yeni rota çiziyoruz. Hedef Ağrı, ardından Burdur. Hep birlikte güçlü ve mutluyuz...]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Güvenilir Ürün Platformu’ndan e-ticaret etkinliği]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/guvenilir-urun-platformu-ndan-e-ticaret-etkinligi/</link>
        <description><![CDATA[KOBİ olarak tarif ettiğimiz, Anadolu’daki küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin ticari faaliyetlerini dijitalleştirmek ve yerel üreticilerin ticaret hacmini artırmak amacıyla yürütülen “Kültürel Miras Projesi E-Ticaret İl Buluşmaları”nın 18.’si Samsun’da gerçekleştirildi. Güvenilir Ürün Platformu, Ticaret Bakanlığı ve Pazarama paydaşlığında, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonda bölgedeki girişimciler, üreticiler ve STK temsilcileri bir araya […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Paz, 14 Haz 2026 02:11:14 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[KOBİ olarak tarif ettiğimiz, Anadolu'daki küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin ticari faaliyetlerini dijitalleştirmek ve yerel üreticilerin ticaret hacmini artırmak amacıyla yürütülen "Kültürel Miras Projesi E-Ticaret İl Buluşmaları"nın 18.’si Samsun’da gerçekleştirildi. Güvenilir Ürün Platformu, Ticaret Bakanlığı ve Pazarama paydaşlığında, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyonda bölgedeki girişimciler, üreticiler ve STK temsilcileri bir araya geldi.



KUZEY ANADOLU'NUN ÜRETİM MERKEZİ SAMSUN



Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Samsun Valisi Orhan Tavlı; kentin lojistik, sanayi ve üretim altyapısındaki büyüme trendine dikkat çekti. Samsun'un Kuzey Anadolu'nun üretim merkezi olma konumunu pekiştirdiğini belirten Vali Tavlı; "İlimizde 2023 yılında 11 bin 520 dekar olan toplam organize sanayi bölgesi alanı, yüzde 107'lik artışla 2025 yılında 23 bin 860 dekara çıkarılmıştır. Yine 2023 yılında 10 bin 38 olan organize sanayi bölgelerindeki çalışan sayısı da yaklaşık yüzde 72'lik artışla 17 bin 250'nin üzerine çıkmıştır" ifadelerini kullandı.







COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLERİN STRATEJİK ÖNEMİ



Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak ise projenin 18. toplantısında hedeflerinin her bölgede girişimcileri e-ticaret ekosistemine dahil etmek olduğunu vurguladı. E-ticaretin yüksek fiziki maliyetleri ortadan kaldırarak ticareti demokratikleştirdiğini ifade eden Toprak, coğrafi işaretli ürünlerin bu süreçteki stratejik önemine değindi: "Bu işi kültürel mirasla buluşturma gibi bir hedef de koyduk; çünkü kültürel mirasın içinde coğrafi işaretler var. Samsun'da da coğrafi işaretli ya da işaret alacak çok ürün var. Sadece bunların pazarlamasında yer alsanız bile çok önemli avantajlar sağlayabilirsiniz." Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Oğuzhan Serinkaya da dijitalleşmenin iş dünyasındaki köklü dönüşümünü hatırlatarak, e-ticaretin yalnızca bir satış kanalı değil; lojistik, dijital bankacılık ve veri yönetimi içeren bütüncül bir ekosistem olarak ele alınması gerektiğini belirtti.



ALANINDA UZMAN İSİMLERDEN EĞİTİMLER 



Programın ikinci bölümünde, e-ticaret ekosisteminin uzman isimleri tarafından katılımcılara eğitimler verildi. Finansa erişim, devlet destekleri, kargo-lojistik mevzuatları ve pazaryeri yönetimlerinin ele alındığı panellerde; Ticaret Bakanlığı E-Ticaret Uzmanı Melike Usca, Pazarama Satış Direktörü Enes Kuşçu, Sürat Kargo Bölge Müdürü Mustafa Şahinkanat ve Türkiye İş Bankası Birim Müdürü Elif Koç sunum yaptı. Ayrıca; Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, Samsun Büyükşehir Belediyesi Eğitmeni Gülsüm Ayan, ChildGen Kurucu Ortağı Fatma Buse Öngen ve Saraçoğlu Kuruyemiş İş Geliştirme Direktörü Mehmet Saraçoğlu e-ticaretteki başarı hikayelerini paylaşarak yerel üreticilere sektörel deneyimlerini aktardı. Etkinliğe katılan KOBİ ve üreticilere yönelik özel pazaryeri indirimleri ve entegrasyon fırsatları sunuldu.



Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleşen e-ticaret etkinliğine Samsun Valisi Orhan Tavlı tam destek vererek, Samsun'da e-ticaret seferberliğinin başlatılmasına önderlik etti. Etkinlik sonrasında diğer destekçi kurumların temsilcileri ile günün anısı olarak bir hatıra fotoğrafı çektirildi.



Etkinlik sonrasında Samsun Valisi Orhan Tavlı'ya, desteklerinden dolayı platform kurucu üyelerinden Mustafa Ekiz tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Termal turizmin geleceğinde tesis değil, deneyim satmak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/termal-turizmin-geleceginde-tesis-degil-deneyim-satmak/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’deki birçok termal destinasyona bakıldığında, sektörün henüz net bir yön duygusu geliştiremediği görülmektedir. Bir taraftan medikal termal turizm algısı oluşturulmaya çalışılmakta; ancak bu algıyı destekleyecek sağlık altyapısı, uzman insan kaynağı, tıbbi ekipman, klinik süreçler, bilimsel programlar ve sürdürülebilir hizmet modelleri çoğu zaman bulunmamaktadır. Diğer taraftan, medikal olmayan wellness ve yaşam kalitesi odaklı turizm alanında da […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 13 Haz 2026 22:48:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'deki birçok termal destinasyona bakıldığında, sektörün henüz net bir yön duygusu geliştiremediği görülmektedir. Bir taraftan medikal termal turizm algısı oluşturulmaya çalışılmakta; ancak bu algıyı destekleyecek sağlık altyapısı, uzman insan kaynağı, tıbbi ekipman, klinik süreçler, bilimsel programlar ve sürdürülebilir hizmet modelleri çoğu zaman bulunmamaktadır. Diğer taraftan, medikal olmayan wellness ve yaşam kalitesi odaklı turizm alanında da ziyaretçilerin beklentilerini karşılayacak güçlü ürünlerin, deneyim paketlerinin ve tematik programların yeterince geliştirilemediği görülmektedir.



Sonuç olarak sektörün mevcut görüntüsü; belirlenmiş bir rotası, tanımlanmış hedefleri ve net bir değer önerisi bulunmayan bir geminin seyrini andırmaktadır. Oysa ister medikal ister medikal dışı bir yaklaşım benimsensin, her işletmenin öncelikle hangi ürünü sunduğunu net olarak tanımlaması gerekmektedir. Daha sonra bu ürün etrafında A'dan Z'ye tasarlanmış bir deneyim bütünlüğü oluşturulmalıdır. Ziyaretçinin ilk iletişiminden rezervasyon sürecine, karşılama deneyiminden konaklamaya, aktivite yönetiminden ayrılış sonrasındaki iletişime kadar tüm aşamalar aynı hikâyenin parçaları olarak planlanmalıdır.



Kalite, güven, hijyen, bilimsel yaklaşım ve hizmet standardı, bu sistemin vazgeçilmez bileşenleridir. Ancak günümüzde bu kavramların çoğu zaman birbirine karıştırıldığı, işletmeler tarafından yeterince tanımlanamadığı ve ziyaretçiye anlamlı bir değer önerisi olarak sunulamadığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak tüketicilerde güçlü bir satın alma motivasyonu oluşmamakta, destinasyonlar tekrar ziyaret edilme ve tavsiye edilme potansiyelini yeterince geliştirememektedir.







TERMAL TURİZMDE HERKES AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR AMA KİMSE ÜRÜN SATMIYOR



Termal kaynaklara sahip destinasyonların önünde temelde iki farklı gelişim yolu bulunmaktadır. Bunlardan ilki, termal suların medikal amaçlı kullanıldığı sağlık ve tedavi odaklı modeldir. Bu modelde sağlık kuruluşları, uzman insan kaynağı, ileri teknoloji ekipmanlar, tıbbi süreçler, kalite standartları, geri ödeme sistemleri ve yasal altyapı gibi çok sayıda unsurun bir araya getirilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz bu yaklaşım, yüksek değer üretme potansiyeline sahip olmakla birlikte önemli yatırım, zaman ve operasyonel uzmanlık gerektirmektedir.



İkinci yol ise termal kaynakları sağlık hizmetinin bir parçası olarak değil, yaşam kalitesini yükselten bir deneyim unsuru olarak değerlendiren wellness ve benzeri yaşam tarzı odaklı turizm modelleridir. Bu yaklaşımda termal suların sıcaklığı, mineralleri, doğal yapısı ve rahatlatıcı etkisi; konaklama, gastronomi, doğa, kültür, spor ve kişisel gelişim deneyimleriyle bütünleşerek ziyaretçilere güçlü bir yaşam deneyimi sunar.







UZUN YAŞAM EKONOMİSİNDE TERMAL TURİZMİN YENİ ROLÜ



Günümüz gezginleri yalnızca bir hastalığın tedavisini değil; daha enerjik hissetmeyi, streslerini azaltmayı, uyku kalitelerini artırmayı, zihinsel ve fiziksel olarak yenilenmeyi, yeni deneyimler yaşamayı ve yaşam konforlarını yükseltmeyi arzulamaktadır. Bu nedenle wellness, longevity, healthy aging, sleep tourism, mindfulness ve doğa temelli yaşam deneyimleri, dünya turizminin en hızlı büyüyen alanları arasında yer almaktadır.



Bu perspektiften bakıldığında, termal destinasyonların başarısı yalnızca suyun varlığına değil, suyun etrafında oluşturulan deneyim ekosistemine bağlıdır. Bir termal havuzun yanında gün doğumu yürüyüşleri, orman terapileri, yöresel gastronomi deneyimleri, dijital detoks programları, nefes ve meditasyon etkinlikleri, kültürel rotalar, spor aktiviteleri ve kişiselleştirilmiş yaşam kalitesi programları sunulabildiğinde destinasyonun çekiciliği önemli ölçüde artmaktadır.



Üstelik bu modelin en önemli avantajlarından biri esnekliğidir. Medikal turizmde olduğu gibi yüksek maliyetli altyapı yatırımları, karmaşık yasal süreçler veya yoğun uzman kadrolar gerektirmeden; değişen ziyaretçi beklentilerine, mevsimsel koşullara ve yeni turizm trendlerine göre ürün ve hizmetler hızla geliştirilebilmektedir.







TERMAL SU VAR, HİKÂYE YOK



Geleceğin başarılı termal destinasyonları sadece kaplıca olarak değil; insanların enerjilerini yeniledikleri, yaşam kalitelerini yükselttikleri, kendilerine zaman ayırdıkları, sağlıklı yaş alma hedeflerini destekledikleri ve unutulmaz deneyimler yaşadıkları bütüncül yaşam merkezleri olarak konumlanacaktır. Asıl rekabet avantajı termal suyun kendisinden çok, o suyun etrafında oluşturulan deneyim zenginliği, ürün çeşitliliği, hizmet kalitesi ve güçlü destinasyon hikâyesinden doğacaktır.



Termal turizmde başarı suya sahip olmakla değil; suyu anlamlı, ölçülebilir ve satın alınabilir deneyimlere dönüştürebilmekle mümkündür.



Uzman Dr. Sinan İBİŞMedikal Turizm Derneği Başkanı]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kolezyum’da “Troya ve Roma” sergisi açıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kolezyumda-troya-ve-roma-sergisi-acildi/</link>
        <description><![CDATA[İtalya’nın başkenti Roma’nın dünyaca ünlü simge yapısı Kolezyum’da “Troya ve Roma: Antik Akdeniz Mitleri, Efsaneleri, Hikayeleri” sergisi ziyarete açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği, Büyükelçilik Kültür ve Tanıtma Müşavirliği, İtalya Kültür Bakanlığı, Kolezyum ve Roma Forumu Arkeolojik Sahası Direktörlüğü ve Türk Hava Yolları’nın (THY) katkılarıyla organize edilen serginin açılışı, Kültür ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 13 Haz 2026 19:00:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İtalya'nın başkenti Roma'nın dünyaca ünlü simge yapısı Kolezyum'da "Troya ve Roma: Antik Akdeniz Mitleri, Efsaneleri, Hikayeleri" sergisi ziyarete açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği, Büyükelçilik Kültür ve Tanıtma Müşavirliği, İtalya Kültür Bakanlığı, Kolezyum ve Roma Forumu Arkeolojik Sahası Direktörlüğü ve Türk Hava Yolları'nın (THY) katkılarıyla organize edilen serginin açılışı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli tarafından gerçekleştirildi.



Çanakkale'deki Troya Müzesi başta olmak üzere 19 farklı müzeden seçilen 200'den fazla eserin sanatseverlerle buluştuğu serginin açılış törenine, bakanların yanı sıra Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Elif Çomoğlu Ülgen, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Fahrettin Altun, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü Neşe Çıldık, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İtalya Kültür Bakanlığı Kültürel Mirasın Tanıtımı Dairesi Başkanı Alfonsina Russo, Kolezyum Arkeolojik Parkı Müdürü Simone Quilici'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.



Açılış töreninde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy; "İnsanlık tarihinin en görkemli yapılarından Kolezyum, bugün bir kez daha Türk-İtalyan kültürel iş birliğine ev sahipliği yapmaktadır" dedi. Anadolu'nun eşsiz kültür mirasından çok özel bir seçkinin burada insanlarla buluşturulacağına dikkat çeken Ersoy; "Bu kadim duvarlar arasında Roma'dan Troya'ya bir köprü kurularak ziyaretçiler, zaman ve mekanda yeni bir yolculuğa çıkarılmaktadır. Bu sergide, Troya ve Roma'nın kültürel ve tarihi olaylarını hem mit ve efsane yönüyle hem de gerçek yaşanmışlıklarıyla ele alıyor, bütüncül bir anlatıyla misafirlerimizi sunuyoruz" diye konuştu.







"İKİ EŞSİZ UYGARLIĞI ORTAK BİR HİKAYEDE YENİDEN BULUŞTURUYOR"



Ersoy, binlerce yıl öncesine uzanarak Anadolu ve İtalya'nın iki eşsiz uygarlığını ortak bir hikaye içinde yeniden buluşturan bu sergide, Türkiye'deki 19 müzeden farklı dönemlere ait 221 eserin yer aldığı bilgisini verdi. "Troya, Roma'nın hafızasında bir başlangıç hikayesidir ve yalnızca Roma'nın değil, Avrupa kültürel hafızasının da kurucu anlatılarından biridir" diyen Ersoy; Troya’nın Avrupa edebiyatını, sanatını ve tarihe dair imgelerini şekillendiren evrensel bir referans noktası olduğunu ve ayrıca Troya Savaşı'nda geçen olaylar ve kahramanların birçok ressama, heykeltıraşa, şaire ve yazara ilham verdiğini vurguladı.







"YÜZLERCE YILLIK DİYALOĞUN GÜNÜMÜZDEKİ DEVAMI"



Bakan Ersoy; "Bugün, Türkiye ve İtalya'nın kültürel iş birliği aslında Akdeniz'in iki kıyısı, Akdeniz'e uzanan iki yarımada arasındaki yüzlerce yıllık diyaloğun günümüzdeki devamıdır. Bu sergi de Akdeniz'in ortak hafızasını, anlatılarını ve medeniyet mirasını yeniden düşünmeye davet eden güçlü bir kültürel buluşmadır" ifadelerini kullandı. Ersoy, iki ülke arasında kültürel ortaklığın derinleştiğini belirterek, Kolezyum gibi önemli bir tarihi mekanda geçen yıl da "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisini açtıklarını hatırlattı.







"BİR KÜLTÜREL DİPLOMASİ ADIMI"



Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Açılışını yaptığımız ‘Troya ve Roma: Antik Akdeniz Mitleri, Efsaneleri, Hikayeleri’ sergisi de İtalya ile Türkiye arasında son yıllarda daha da güçlenen kültürel diyaloğun somut bir sonucudur ve daha fazlası için birlikte samimiyetle atılmış bir kültürel diplomasi adımıdır. Ülkelerimiz arasında gelişen bu iletişimden duyduğum memnuniyeti özellikle belirtmek isterim. Elbette bunu sürdürmekte de kararlıyız." 







"O Troya toprağı, o Anadolu toprağı, evimde bir kutuda duruyor"



İtalyan bakan Giuli ise bu serginin tarihi öneme sahip olduğunu düşündüğünü, bunun İtalyan ve uluslararası kültür tarihinin en önemli ve güzel günlerinden biri olduğunu söyledi. Giuli, saçlarının henüz beyazlamadığı dönemde Çanakkale'ye, Troya'ya gittiğini belirterek; "Truva'daydım ve oraya Antik Çağ'a duyduğum sevgiyle, tarihlerimizi birleştiren bağa duyduğum tutkuyla gitmiştim. Arkeolojik ziyaretten sonra, sıradan bir ağacın altında yatan sıradan topraktan biraz topladım ve bir mendile doldurup İtalya'ya, Roma'ya getirdim" şeklinde konuştu. Giuli, Troya’dan getirdiği bu toprağı çok kıymetli bir yerde tuttuğunu dile getirerek; "Birçoğunuzun evlerinizde ölmüş akrabalarınızın, atalarınızın, yuvalarımıza hayat verenlerin fotoğraflarını sakladığınızı tahmin ediyorum. O Troya toprağı, o Anadolu toprağı, o Türk toprağı evimde bir kutuda, yıllarımın, atalarımın fotoğraflarının yanında duruyor" ifadelerini kullandı.







"KÜRESEL BİR REFERANS NOKTASI"



Bu serginin açılışından büyük onur duyduğunu aktaran Giuli; "Akdeniz'in en önemli kültürleri arasındaki bin yıllık bağı vurgulayan bir sergidir" yorumunu yaptı. Troyalı Aeneas'ın hikayesinin İtalya ve Türkiye’nin, Roma ile Anadolu’nun tarihlerini yeniden bir araya getirdiğine işaret eden Giuli, şunları kaydetti: "Ancak asıl önemli olan, bu ilişkinin bugün de ne kadar canlı ve güncel olduğudur. Türkiye, bugün her zamankinden daha fazla, uluslararası sahnede istikrar sağlayıcı bir unsur olarak öne çıkabilme, diyalog kurabilme, yaratıcılık üretebilme ve bunu tüm dünyayla paylaşabilme konusundaki büyük kapasitesi sayesinde küresel bir referans noktasıdır. Bu, Troya'nın mirasçısı olan Roma kentinin temsil ettiği evrensel şehir anlayışının tam karşılığıdır."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Royal Caribbean’ın yeni efsanesi Akdeniz’e geliyor: Legend of the Seas]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/royal-caribbeanin-yeni-efsanesi-akdenize-geliyor-legend-of-the-seas/</link>
        <description><![CDATA[Royal Caribbean International’ın merakla beklenen yeni amiral gemisi Legend of the Seas, Finlandiya’nın Turku kentindeki Meyer Turku tersanesinde tamamlanarak resmi olarak teslim alındı. Dünyanın en yenilikçi kruvaziyer sınıfı olarak kabul edilen Icon Class’ın üçüncü gemisi olan Legend of the Seas, Temmuz 2026’da gerçekleştireceği ilk seferiyle Akdeniz’de misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Yaklaşık 248.000 groston ağırlığı, 365 metre […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 11 Haz 2026 11:34:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Royal Caribbean International'ın merakla beklenen yeni amiral gemisi Legend of the Seas, Finlandiya'nın Turku kentindeki Meyer Turku tersanesinde tamamlanarak resmi olarak teslim alındı. Dünyanın en yenilikçi kruvaziyer sınıfı olarak kabul edilen Icon Class'ın üçüncü gemisi olan Legend of the Seas, Temmuz 2026'da gerçekleştireceği ilk seferiyle Akdeniz'de misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor.



Yaklaşık 248.000 groston ağırlığı, 365 metre uzunluğu, 20 güvertesi, 2.805 kabini ve 5.610 yolcu kapasitesiyle Legend of the Seas, bugün dünyanın en büyük ve en etkileyici tatil gemileri arasında yer alıyor. Gemide sekiz farklı tematik mahalle, 40'tan fazla yeme-içme noktası, Category 6 su parkı, AquaDome eğlence merkezi, Crown's Edge macera parkuru ve ailelere özel Surfside bölgesi bulunuyor.







KLASİK AKDENİZ ROTASINDA HİZMET VERECEK



İlk sezonunda Roma (Civitavecchia) ve Barselona çıkışlı 7 gecelik Batı Akdeniz programları gerçekleştirecek olan Legend of the Seas; Palma de Mallorca, La Spezia (Floransa & Pisa), Napoli ve Marsilya limanlarını kapsayan klasik Akdeniz rotasında hizmet verecek. Akdeniz sezonunun ardından Atlantik geçişi yapacak olan gemi, Kasım 2026 itibarıyla Florida'daki Fort Lauderdale limanına konuşlanarak Doğu ve Batı Karayipler seferlerine başlayacak. Royal Caribbean'ın özel adası Perfect Day at CocoCay'in de dahil olduğu bu programlar sonrasında, Legend of the Seas'in 2027 yazında yeniden Akdeniz'e dönmesi planlanıyor.







BENZERSİZ BİR TATİL ALTERNATİFİ



Türkiye'den gelen yoğun ilgi doğrultusunda hazırlanan İstanbul çıkışlı uçaklı paketler ve Türkçe rehberlik hizmeti sayesinde misafirler, dünyanın en yeni Icon Class gemisini tüm konforuyla deneyimleme fırsatı buluyor. Uçuşlar, transferler, cruise deneyimi ve Türkçe rehberlik hizmetlerinin bir araya geldiği bu özel programlar, aileler ve ilk kez cruise deneyimi yaşayacak misafirler için benzersiz bir tatil alternatifi sunuyor.



Legend of the Seas yalnızca yeni bir gemi değil, Royal Caribbean'ın aile tatiline getirdiği yeni nesil yaklaşımın en güncel temsilcisi. Denizlerde yeni bir efsane doğuyor ve bu efsane ilk sezonunda Akdeniz'de Türk misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Yalın Şeyler”, Anadolu yolculuğuna Troya’dan başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yalin-seyler-anadolu-yolculuguna-troyadan-basladi/</link>
        <description><![CDATA[“Yalın Şeyler” kitabından ilhamını alan “Yalın Şeyler Anadolu Etkinlikleri”nde ilk durak Çanakkale oldu. Gezi, Kalebodur’un destekleriyle hayata geçirildi. 3-4 Haziran tarihleri arasında düzenlenen gezi kapsamında; Troya Antik Kenti, Troya Müzesi, Kaleseramik Çan Fabrikası ve Nevruz Köyü’nü içeren özel gezi programları ile Troya Müzesi Sergi Salonu’nda izleyicilerle buluşan “Yalın Şeyler/Troya” sergisi açılışı ve iki gün boyunca […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 11 Haz 2026 02:18:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA["Yalın Şeyler" kitabından ilhamını alan "Yalın Şeyler Anadolu Etkinlikleri"nde ilk durak Çanakkale oldu. Gezi, Kalebodur'un destekleriyle hayata geçirildi.



3-4 Haziran tarihleri arasında düzenlenen gezi kapsamında; Troya Antik Kenti, Troya Müzesi, Kaleseramik Çan Fabrikası ve Nevruz Köyü’nü içeren özel gezi programları ile Troya Müzesi Sergi Salonu'nda izleyicilerle buluşan “Yalın Şeyler/Troya” sergisi açılışı ve iki gün boyunca mimarlık, mitoloji, arkeoloji ve sanat odaklı söyleşiler gerçekleştirildi.



“Yalın Şeyler – Çanakkale” etkinlik programı, 3 Haziran'da Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın rehberliğinde yapılan Troya Antik Kenti gezisiyle başladı. Ören alanında kazı başkanından bilgi alan konuklar, ardından Troya Müzesi’ne geldi. Müzeyi mimarı Ömer Selçuk Baz rehberliğinde gezen konuklar, Baz’dan müze yarışma süreci, mimari tasarım ve binanın yapım süreci hakkında bilgi aldı.



“Yalın Şeyler / Troya” Sergisi Açıldı



Konuklar, daha sonrasında küratörlüğünü Ömer Selçuk Baz ve Heval Zeliha Yüksel’in yaptığı “Yalın Şeyler/Troya” sergisini gezdi. Sergi, 3 Haziran-20 Temmuz 2026 tarihleri arasında Troya Müzesi Sergi Salonu’nda ziyaret edilebiliyor.







“Troya Mitolojisi ve Mimarlık” Söyleşisi



Troya Müzesi’nin bahçesinde asırlık meşe ağacının altında gerçekleşen ilk buluşmada, tarihin en eski anlatılarından biri olan Troya’nın Homeros destanlarından günümüze uzanan etkisi; mitoloji, hafıza ve mekân ilişkisi üzerinden keyifli bir sohbet eşliğinde ele alındı. Banu Uçak moderasyonunda düzenlenen söyleşiye, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bengü Cennet Coşkun ile Mimar Ömer Selçuk Baz katıldı.



“Kamusal Mekanda Mimarlık ve Sanat” Paneli



"Yalın Şeyler – Çanakkale" gezi programının ikinci günü, etkinliğin destekçisi Kalebodur’un Kaleseramik Çan Fabrikası’nda başladı. Fabrika bahçesinde gerçekleşen panelde, kamusal sanat ve mimarlık ilişkisi ele alındı. Banu Uçak moderasyonunda düzenlenen panele; Sanatçı Ahmet Doğu İpek, "Şehrin Panoları" girişiminin kurucuları Nurtaç Buluç ve Mustafa Ergül, Kale Tasarım Merkezi Yöneticisi Simge Abay ve Mimar Ömer Selçuk Baz katıldı. Panelde, "Şehrin Panoları" girişiminin kolektif bellek üzerindeki etkisi, kamusal alanın tanımı ve sınırları ile güncel bir mimar-sanatçı iş birliği örneği olarak Ahmet Doğu İpek ve Ömer Selçuk Baz’ın birlikte üretim süreçleri üzerine konuşuldu.







Kaleseramik Çan Fabrikası Gezisi



Panelin ardından konuklar, "Şehrin Panoları" ve "Kale Tasarım ve Sanat Merkezi" projesi kapsamında tasarım ve sanat alanlarını ziyaret ederek, Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay rehberliğinde üretim hattı ve fabrikayı gezdiler.



Nevruz Köyü Kadınları Projesi



Programın son durağında ise bir "İyi Bak Dünyana" hareketi olan ve Kale Grubu tarafından sosyal sorumluluk olarak desteklenen "Nevruz Köyü Kadınları" ziyaret edildi. Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, kadınların üretimleri hakkında bilgiler paylaştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Berlin Uluslararası Uzay ve Havacılık Fuarı kapılarını açtı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/berlin-uluslararasi-uzay-ve-havacilik-fuari-kapilarini-acti/</link>
        <description><![CDATA[Berlin Uluslararası Uzay ve Havacılık Fuarı (ILA Berlin), Almanya’nın başkenti Berlin’de “havacılık ve uzayda öncülük” temasıyla ziyarete açıldı. Fuarın resmi açılış turu; Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Brandenburg Eyalet Başbakanı Dr. Dietmar Woidke ve Berlin Belediye Başkanı Kai Wegner’in katılımıyla gerçekleştirildi. Messe Berlin tarafından Berlin-Brandenburg Havalimanı’ndaki (BER) Berlin Fuar Merkezi’nde iki yılda bir düzenlenen, havacılık sektör […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 11 Haz 2026 02:02:52 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Berlin Uluslararası Uzay ve Havacılık Fuarı (ILA Berlin), Almanya'nın başkenti Berlin'de "havacılık ve uzayda öncülük" temasıyla ziyarete açıldı. Fuarın resmi açılış turu; Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Brandenburg Eyalet Başbakanı Dr. Dietmar Woidke ve Berlin Belediye Başkanı Kai Wegner'in katılımıyla gerçekleştirildi.



Messe Berlin tarafından Berlin-Brandenburg Havalimanı'ndaki (BER) Berlin Fuar Merkezi'nde iki yılda bir düzenlenen, havacılık sektör temsilcisinin katıldığı ILA Berlin, 14 Haziran'a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Berlin Uluslararası Uzay ve Havacılık Fuarı, 12 Haziran'a kadar yalnızca ticari ziyaretçilere açık olacak; 13-14 Haziran'da ise biletli genel ziyaretçiler tarafından gezilebilecek.







TUSAŞ DA FUARDA YERİNİ ALDI



Bu yıl 37 ülkeden yaklaşık 750 firmanın yer aldığı fuara, Türkiye'den de havacılık ve uzay sanayisinin öncü kuruluşlarından Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Coşkunöz Havacılık katılım sağlıyor. Toplam 60 ülkeden havacılık sektörü temsilcileri, politika yapıcılar, askeri yetkililer ve bilim insanlarını bir araya getiren ILA Berlin; havacılık, uzay ve savunma teknolojileri olmak üzere üç ana alana odaklanıyor.







ÖNEMLİ BİR SİYASİ FORUM NİTELİĞİ TAŞIYOR



Fuar, aynı zamanda Avrupa havacılık ve uzay politikalarının tartışıldığı önemli bir siyasi forum niteliği taşıyor. Etkinlik kapsamında sivil ve askeri uçakların katılımıyla çok sayıda uçuş gösterisi ve paneller düzenlenirken, bu yılın ana gündem maddelerinden birini insansız hava araçları (İHA) oluşturuyor. Ayrıca, milyarlarca avroluk Fransa-Almanya ortak savaş uçağı projesinin (FCAS) resmi olarak iptal edilmesinin ardından, Avrupa savunma iş birliğinin geleceği de fuarda tartışılan kritik konular arasında yer alıyor.







100'e yakın hava aracı



Berlin Uluslararası Uzay ve Havacılık Fuarı kapsamında yaklaşık 100 sivil ve askeri hava aracı, hem karada sergileniyor hem de uçuş gösterileri gerçekleştiriyor. Alman Ordusu tarafından işletilen insansız hava aracı "German Heron TP", fuarda ilk kez uçuş gösterisi yaparak yüksek çözünürlüklü görüntüleri fuar alanındaki dev ekranlara canlı olarak aktarıyor. Leonardo’nun yeni nesil savaş helikopteri "AW249" da fuarda ilk kez vitrine çıkan araçlar arasında. Statik sergi alanında ise dünyanın en büyük yolcu uçağı olan "Emirates Airbus A380", Airbus'ın dev kargo uçağı "Beluga", "Boeing P-8A Poseidon" deniz karakol uçağı ve Lufthansa'nın 100. yılına özel logolu "Airbus A320neo" modeli ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Turizmde İş Birliği ve Gelecek Zirvesi” düzenlendi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizmde-is-birligi-ve-gelecek-zirvesi-duzenlendi/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği (I-MICE) ve İstanbul Nişantaşı Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Turizmde İş Birliği ve Gelecek Zirvesi”; sektör profesyonellerini, akademisyenleri ve öğrencileri aynı platformda buluşturdu. Zirvede; yapay zekâ dönüşümü, uluslararası rekabet gücü ve sürdürülebilirlik ekseninde Türkiye’nin MICE turizmindeki geleceği ele alındı. I-MICE Derneği, sektörün geleceğini şekillendirecek tartışmaları akademi ve profesyonellerle ortak bir zeminde buluşturduğu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 09 Haz 2026 17:41:40 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği (I-MICE) ve İstanbul Nişantaşı Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Turizmde İş Birliği ve Gelecek Zirvesi”; sektör profesyonellerini, akademisyenleri ve öğrencileri aynı platformda buluşturdu. Zirvede; yapay zekâ dönüşümü, uluslararası rekabet gücü ve sürdürülebilirlik ekseninde Türkiye’nin MICE turizmindeki geleceği ele alındı.



I-MICE Derneği, sektörün geleceğini şekillendirecek tartışmaları akademi ve profesyonellerle ortak bir zeminde buluşturduğu “Turizmde İş Birliği ve Gelecek Zirvesi”ni 8 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde gerçekleştirdi. TÜROB’un desteğiyle büyüyen zirve kapsamında Türkiye’nin MICE turizmindeki mevcut konumu, uluslararası sıralamalardaki yükselişi ve yapay zekâ ile dönüşen yeni iş modelleri alanında önemli başlıklar değerlendirildi.Açılış oturumunda konuşan I-MICE Derneği Başkanı Işıl Özmen, derneğin 10. yılını kutlamanın gururunu yaşadıklarını belirterek; MICE turizminin ülkemize yüksek katma değer yaratan, destinasyonların marka değerini yükselten ve ekonomiye önemli katkılar sağlayan stratejik bir alan olduğunu vurguladı. Konuşmasında ayrıca, "I-MICE Akademi" çatısı altında yürütülen eğitim ve üniversitelerle yapılan iş birlikleri sayesinde öğrencilerin sektörü tanıma, staj imkânı bulma ve sahada deneyim kazanma fırsatı elde ettiğini ifade eden Özmen; İstanbul Nişantaşı Üniversitesi ile 2025 yılında başlayan iş birliğinin zirveye ev sahipliği yaparak akademi ile sektörü buluşturan anlamlı bir katkı sunduğunu, TÜROB’un otellerle kurduğu güçlü dayanışmanın ise B2B görüşmelerin verimli ortaklıklara dönüşmesinde kritik bir rol oynadığını dile getirdi.







TÜRKİYE'NİN MICE SEKTÖRÜNDEKİ YÜKSELİŞİ MASAYA YATIRILDI



TÜROB Başkan Danışmanı Armin Zerunyan’ın moderatörlüğünü yaptığı ve TÜRSAB Başkan Yardımcısı Hasan Eker, Skal İstanbul Kulübü Başkanı Mustafa Devrim Yalçın, Divan Otelleri Merkez Satış Direktörü Balcan Oğuz, TÜROB Başkan Danışmanı Uğur Talayhan ile İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Görevlisi - Turist Rehberliği Program Başkanı Hümeyra Demir'in panelist olarak bulunduğu zirvenin ilk oturumunda, IMEX Frankfurt’ta mayıs ayında açıklanan ICCA 2025 sıralamaları üzerinden Türkiye’nin MICE sektöründeki yükselişi masaya yatırıldı. İstanbul’un uzun bir aradan sonra dünyada 18’inci, Avrupa’da 13’üncü sıraya yükselmesi, sektör için önemli bir ivme olarak değerlendirildi. ICCA verilerine göre Lizbon’un 1’inciliğe yükselmesi ve Barcelona ile Viyana’nın uzun yıllardır ilk beşteki istikrarlı performansı, Türkiye açısından güçlü bir motivasyon unsuru olarak ele alındı.







YAPAY ZEKA, SEKTÖR VE AKADEMİYİ AYNI DİLDE BULUŞTURABİLİR Mİ?



Panelde, bu yükselişin kalıcı hale getirilerek Türkiye’nin önce ilk 10’a, ardından ilk 5’e taşınabilmesi için otel, acenta ve akademi arasında ortak vizyon ve ortak bir dil geliştirilip geliştirilemeyeceği tartışıldı. Ayrıca, yapay zekânın sektöre getirdiği dönüşüm oturumun odak noktalarından biri oldu. Yapay zekânın sunduğu yenilikler arasında; teklif hazırlama, müsaitlik kontrolü, fiyat optimizasyonu, program oluşturma, katılımcı eşleştirme, potansiyel müşteri puanlama ve etkinlik sonrası raporlama gibi süreçlerin giderek daha otonom hale gelmesi, öne çıkan konu başlıkları arasında yer aldı.







POTANSİYEL VAR, PAY NEDEN AZ? 



Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Demiray’ın panelistliğini üstlendiği; TGA Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Kurt, Bluechip Creative Events & GDMC Kurucu Başkanı Elmas Özler, Vista Turizm ve Seyahat A.Ş. Genel Müdürü Ece Yiğit, Rixos İstanbul Otelleri Satış Direktörü Ebru Dikdağ Tok ile NG Sapanca & NG Enjoy Otelleri Satış Direktörü Oğuzhan Cebeci'nin panelist olarak yer aldığı ikinci oturumda ise Türkiye’nin uluslararası MICE sektöründeki mevcut konumu, güçlü potansiyeli ve küresel pastadan neden daha sınırlı pay aldığı çok yönlü şekilde ele alındı.







“ucuz destinasyon” algısından “değer üreten destinasyon” algısına geçiş



Panelin tartışma başlıkları arasında, Türkiye’nin küresel MICE pazarındaki rekabet gücü ve destinasyon imajı; İstanbul, Antalya, İzmir, Kapadokya ve Bodrum’un potansiyeli; rakip destinasyonların (Dubai, Barselona, Singapur, Tayland) uyguladığı stratejiler; sürdürülebilirlik, çevresel farkındalık ve karbon ayak izi yönetimi; turizm eğitimi ile sektör gerçekleri arasındaki farklar ve nitelikli insan kaynağı ihtiyacı; dijitalleşme, hibrit etkinlikler ve yeni nesil MICE yönetimi yer aldı. Bu oturumda; Türkiye’nin “ucuz destinasyon” algısından “değer üreten destinasyon” algısına geçişi, uluslararası marka etkinliklerin ülkeye kazandırılması ve ortak hareket kültürünün geliştirilmesi konuları öne çıktı.







ACENTELERLE BİREBİR GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRİLDİ



Zirvenin öğleden sonraki bölümünde, yaklaşık 70 otelin katılımıyla acentelerle birebir görüşmeler gerçekleştirildi. Yeni iş birliklerinin geliştirilmesine ve mevcut ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sağlayan bu oturum, sektörün geleceğine yönelik ortak adımların atılması açısından da önemli bir fırsat sundu. Türkiye’nin MICE sektöründe ortak akıl, ortak strateji ve ortak hareket kültürü oluşturması için kritik bir platform olarak öne çıkan zirve, hem yapay zekâ dönüşümü hem de uluslararası rekabet ekseninde yürütülen tartışmalarla sektörün geleceğine ışık tuttu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TİGAD Dijital Medya Çalıştayı’nda ilk gün sona erdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tigad-dijital-medya-calistayinda-ilk-gun-sona-erdi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) tarafından 7-11 Haziran tarihleri arasında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 12. Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü, yoğun bir katılımla tamamlandı. Protokol üyeleri, akademisyenler ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazetecilerin katıldığı etkinlikte, geleneksel medyadan dijital haberciliğe geçiş süreci tüm boyutlarıyla ele alındı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 09 Haz 2026 00:15:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) tarafından 7-11 Haziran tarihleri arasında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 12. Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü, yoğun bir katılımla tamamlandı. Protokol üyeleri, akademisyenler ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazetecilerin katıldığı etkinlikte, geleneksel medyadan dijital haberciliğe geçiş süreci tüm boyutlarıyla ele alındı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen üç ayrı oturumda uzman isimler, mesleki deneyimlerini ve dijital çağın getirdiği sorunlara yönelik çözüm önerilerini paylaştı.



PROGRAM GENİŞ KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ



Yoğun bir ilgiyle takip edilen çalıştayın açılış töreninde Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan, CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu da yer alarak basın mensuplarını yalnız bırakmadı. Sektörün idari ve akademik paydaşlarını temsilen Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdülkadir Çay ile Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil’in de katıldığı programda; TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, TİGAD yönetim kurulu üyeleri, il temsilcileri ve çok sayıda davetli hazır bulundu.



"DİJİTAL MEDYA ARTIK YASALARCA TANINIYOR"



Çalıştayın açılış konuşmasını yapan TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, Kırşehir'de bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek şu ifadelere yer verdi: "Neşet Baba'nın, Ahi Evran'ın şehrindeyiz. Ahiliğin ata yurdundayız. Dolayısıyla burada olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyorum. TİGAD’ın kuruluş amacını az önce tanıtım filminde kısa da olsa anladık. Biz esas dijital medya kanununun çıkarılması için kurulmuştuk, onun için mücadele ettik. Ve o mücadele neticesinde de Adalet Komisyonu'nda, Dijital Mecralar Komisyonu'nda mücadelemiz sonuç verdi. Dijital medya artık yasalarca tanınıyor. İşte, Basın İlan Kurumu Genel Müdürümüz burada. Göreve başladığından bu yana kendisinden müthiş memnunuz. Çünkü hakikaten gazeteci dostu, yerel medyanın dostu. Her şeyden önce yerel medyanın reklam kaynaklarının artırılması için o kadar çalışıyor ki, gecesini gündüzüne katıyor. Huzurlarınızda da kendisine çok teşekkür ediyorum."







"SOSYAL MEDYA, BİZİM KANAYAN YARAMIZ"



Konuşmasında sosyal medyadaki kontrolsüzlüğe de değinen Geçgel, şunları kaydetti: "Ancak bir yaramız var, onu belirteyim. Sosyal medyaya bir düzen, dizayn getirmek gerekiyor. Sosyal medya, bizim kanayan yaramız. Kendilerini gazetecilerin yerine koyan çok fenomen var ve onlardan dolayı sıkıntı yaşıyoruz. Bununla ilgili bir yasal düzenleme mutlaka olacaktır. Genel müdürümüz de çalışıyor, bunu biliyorum. Mutlaka bilgi verecektir. Tekrar çalıştayımızın hayırlara vesile olmasını diliyoruz."



"YANLIŞ, DOĞRUDAN 6 KAT HIZLI YAYILIYOR"



Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdülkadir Çay ise dijital yayıncılığın köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini aktararak şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada dijital yayıncılığı konuşurken, birkaç yıl öncesine kadar gündemimizi meşgul eden 'basılı gazete mi, internet sitesi mi?' tartışmalarını geride bırakarak; arama motorlarının yapay zekâ entegrasyonlarıyla kabuk değiştirdiği, ziyaretçi trafiklerini algoritmaların belirlediği ve çoklu platform yayıncılığının zorunluluk hâline geldiği köklü bir dönüşüm sürecini ele alıyoruz. Dijital haberciliğin önünde üç temel sınav bulunmaktadır: Ekonomik sürdürülebilirlik, teknolojik entegrasyon ve etik değerler. Bugün geldiğimiz noktada asıl mesele, içerik üretmekle beraber güven de inşa etmektir. Yanlış bilgi ve dezenformasyon, doğru bilgiye kıyasla 6 kata kadar daha hızlı yayılmaktadır. Bu tablo, yalnızca bir medya sorunu değil; toplumsal güveni, huzuru ve barışı doğrudan tehdit eden bir kırılganlık alanıdır."



"YAPAY ZEKA, EDİTORYAL SORUMLULUK ÜSTLENEBİLİR Mİ?"



Yapay zekâ teknolojilerinin gazetecilikteki rolüne ve küresel platformların sömürü düzenine de dikkat çeken Çay, şunları dile getirdi: "Yapay zekâ kusursuz metinler üretebilir, peki editoryal sorumluluk üstlenebilir mi? Kesinlikle hayır. Çünkü gazetecilik yalnızca bilgi aktarma işi değil, hakikate sadakat meselesidir. Algoritmaların vicdanı yoktur. Yapay zekâ, gazetecinin yerine geçen bir özne değil, gazeteciyi destekleyen bir araç olmalıdır. Dijital dönüşüm, madalyonun diğer yüzünde çok çetin bir ekonomik savaşı da barındırmaktadır. 'Platform bağımlılığı' ve 'algoritmik görünürlük' olarak tanımlanan yeni bir sömürü düzeniyle karşı karşıyayız. Bugün dijital reklam gelirlerinin yüzde 60’tan fazlası, yalnızca birkaç büyük küresel teknoloji şirketinin tekelindedir. Medyanın ürettiği nitelikli içerik üzerinden devasa trafik ve reklam geliri elde ederken, içeriğin asıl sahibine, yani fikir işçisine hakkını vermemektedir. Çalışmaların sonucunda hem basın mensuplarımızın ürettiği haber içeriklerinin değerinin korunacağı hem de haklarının teslim edileceği bir yasal düzenlemenin ortaya çıkacağını biliyoruz."







ÇALIŞTAY OTURUMLARINDA SEKTÖREL GELECEK TARTIŞILDI



Çalıştayın ilk gününde alanında uzman isimlerin sunum yaptığı üç ayrı oturum gerçekleştirildi. Dr. Ekrem Teymur’un moderatörlüğünü üstlendiği birinci oturumda Av. Bedia Teymur, yeni nesil gazetecilik ve etik değerleri; Gaffar Yakınca, geleneksel gazeteciliğin geleceğini; Nagehan Alçı, gelenekselden sosyal medyaya geçişi; Alişer Delek, medya ve manipülasyonu; Doç. Dr. Turgay Yerlikaya ise dezenformasyonla mücadele yöntemlerini örnekleriyle aktardı. Hatice Türkan’ın moderatörlüğündeki ikinci oturumda; Mustafa İlker Yücel dosya haberciliğini, Murat Alan medyanın sosyolojik yapısını, Latif Şimşek dijital yazarlığın toplumsal etkilerini, Murat Dada aktüel televizyon haberciliğini, Onur Caniklioğlu asayiş ve saha gazeteciliğini, Çetin Ağaşe yapay zekâ çağını, Yaşar Toy yerel medyanın ulusal gündeme etkisini ve Birgül Yazıcı da afet dönemi haberciliğini ele aldı. Adem Kocatürk moderatörlüğünde yapılan son oturumda ise Adnan Türkkan dijital medyada güvenilirliği, Aynur Bayram kamu yayıncılığını, Murat Akgül yerel gazeteciliğin zorluklarını, Tahir Gülebak yerel medyanın genel sorunlarını, Adnan Yılmaz gazetecinin toplumsal hafıza sorumluluğunu, Mehmet Sena Akkaya günümüz gazeteciliğini ve Serpin Alparslan dijital çağda ekonomi gazeteciliğini tartışmaya açtı.



"GERÇEK AYAKKABILARINI GİYMEDEN, YALAN DÜNYAYI 3 KEZ DOLAŞIR"



Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Adnan Türkkan, dijital mecralardaki hız tutkusunun ve dezenformasyonun tehlikelerine somut örneklerle değinerek şöyle konuştu: "Teorik olarak anlatımlar oldu, ben pratik birkaç örnek üzerinde duracağım. İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşı takip edenler, İsmail Kaani ismini duymuştur. İran Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin 40 yıllık MOSSAD ajanı olduğunu duydunuz mu? Birinci rakam: 8 milyon 400 binden fazla. Bu, 'İsmail Kaani İsrail ajanı çıktı' iddiasını ilk 24 saatte gören tahmini kişi sayısı. İkinci rakam: 180 bin. Bu da yalanlandığını gören kişi sayısı. Aradaki fark 46 kat. Savaşta teyidin hayati olduğu bir konuda bile yalan 46 kat hızlı. Üstelik basit bir arama ile Eylül 2024’te İsrail’in Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a yönelik düzenlediği operasyonda da Kaani’nin hayatta kaldığı belirtilmişti. Nasrallah’ın konutunu ziyaret ettiği öne sürülen Kaani’nin söz konusu saldırıdan nasıl kurtulduğu netlik kazanmamıştı. Kaani’nin sağ çıktığı bir diğer saldırı ise 2025’te İran ile İsrail arasında yaşanan ve 12 gün süren savaş sırasında gerçekleşti. İsrail’in İran’ın üst düzey komuta kademesini hedef aldığı saldırılarda Kaani’nin zarar görmemesi dikkat çekmişti. Ulusal Kanal İran Temsilcisi Gürkan Demir, Kaani’nin görevinin başında olduğunu İranlı yetkililerden doğrulattığı için biz o tuzağa düşmedik, gerçeği Türkiye kamuoyuyla paylaştık. 'Gerçek ayakkabılarını giymeden, yalan dünyayı 3 kez dolaşır.' İsrail kaynaklı bu yalanın iki amacı vardı: Birincisi, İran içinde güvensizlik yaratmak. İkincisi, İsmail Kaani’nin iddiaları yalanlamak için ortaya çıkmasını sağlayarak onu etkisiz hale getirmek. İşte dostlar, maalesef Türkiye ve Türk halkı için düşman konumunda olan İsrail’in savaş taktiğinin bir parçası olan yalanı gönüllü olarak medyamız büyüttü, milyonlara ulaştırdı. Daha ileri gidenler de oldu. Peki neden? Peki biz haber odasında neyi yanlış yapıyoruz? Hız mı, yöntem mi?"



"EN BÜYÜK BAŞARI, YALANIN TAŞIYICISI OLMAMAKTIR"



Dijitalleşmenin haberciliğin kalbi olan doğruluk ilkesini feda ettiğini vurgulayan Türkkan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dijitalleşmenin getirdiği hız ve kolaylık, haberciliğin kalbi olan 'doğruluk' ilkesinin hız uğruna feda edildiği bir çelişkiyi doğurmuştur. Saniyeler içinde milyonlara ulaşma kapasitesi, beraberinde bilgi kirliliği, manipülasyon ve derin bir güven krizini getirmiştir. Bugün burada, insanlık tarihinin en büyük çelişkilerinden birini konuşmak için bir aradayız. Bilgiye ulaşmanın en kolay olduğu, saniyeler içinde dünyanın öbür ucundaki bir gelişmeden haberdar olabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Ancak ironik bir şekilde, tarihin en büyük 'hakikat krizini' de tam şu an deneyimliyoruz. Bizler artık sadece birer haber aktörü değiliz; aynı zamanda bir dezenformasyon savaşının cephe arkasındaki arama-kurtarma ekipleriyiz. Eskiden gazetecinin başarısı, 'haberi ilk veren' olmaktı. Bugünün dijital ekosisteminde ise en büyük başarı, 'haberi ilk veren olmak uğruna yalanın taşıyıcısı olmamaktır.' Dijital medya bizden hız istiyor, algoritmalarsa sansasyon. Fakat toplumun bizden beklediği tek bir şey var: Güven. Ve güven, saniyeler içinde inşa edilip, tek bir hatalı tıkla yerle bir olabilen bir kale gibidir."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Securitas Technology’den müşteri deneyimini güçlendiren teknoloji ekosistemi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/securitas-technologyden-musteri-deneyimini-guclendiren-teknoloji-ekosistemi/</link>
        <description><![CDATA[Securitas Technology; operasyonel verimlilik, kayıp önleme, müşteri deneyimi ve yapay zekâ destekli mağaza yönetimi alanlarında geliştirdiği uçtan uca teknoloji çözümlerini, Perakende Günleri 2026’da sektör temsilcileriyle buluşturdu. Perakende sektörü; artan maliyetler, değişen müşteri beklentileri ve hızlanan dijital dönüşümün etkisiyle operasyonlarını daha verimli ve veri odaklı yönetmeye odaklanıyor. Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümlerinde lider şirketlerden biri […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 08 Haz 2026 23:09:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Securitas Technology; operasyonel verimlilik, kayıp önleme, müşteri deneyimi ve yapay zekâ destekli mağaza yönetimi alanlarında geliştirdiği uçtan uca teknoloji çözümlerini, Perakende Günleri 2026’da sektör temsilcileriyle buluşturdu.



Perakende sektörü; artan maliyetler, değişen müşteri beklentileri ve hızlanan dijital dönüşümün etkisiyle operasyonlarını daha verimli ve veri odaklı yönetmeye odaklanıyor. Güvenlik teknolojileri ve iş zekâsı çözümlerinde lider şirketlerden biri olan Securitas Technology, bu dönüşüme katkı sağlayan uçtan uca teknoloji çözümlerini, 3-4 Haziran tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde "Hızla Değişen Perakende Sektöründe Öncü Olmak" temasıyla gerçekleştirilen Perakende Günleri 2026'da sektör profesyonelleriyle buluşturdu.



Securitas Technology, etkinlik boyunca mağazaların verimliliğini artıran, kayıpları azaltan ve müşteri deneyimini geliştiren "Elektronik Raf Etiketleri (ESL)", "RFID ile Envanter Yönetimi", "Shrink Analyzer", "Self-Checkout’larda Kayıp Önleme", "Yapay Zekâ Destekli Video Analitik Çözümleri", "Hanwha Video Analitik", "Cumulus Bulut Video AI Çözümü" ve "Uzaktan İzleme Hizmetleri" gibi yenilikçi teknolojilerini ziyaretçilerin beğenisine sundu.



Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu, yaptığı değerlendirmede şunları dile getirdi: “Perakende sektörü; veri, teknoloji ve müşteri deneyimi yönetimi etrafında şekillenen yeni bir ekosistem haline geldi. Securitas Technology olarak biz de mağazaların güvenlik ihtiyaçlarının ötesine geçerek; verimlilik sağlayan, kayıpları azaltan ve işletmelere gerçek zamanlı içgörüler sunan teknolojiler geliştiriyoruz. Perakende Günleri 2026, sektörün dönüşümüne yön veren bu çözümleri paylaşmak ve müşterilerimizin geleceğe yönelik ihtiyaçlarını daha yakından anlamak açısından son derece değerli bir platform.” 







PERAKENDENİN GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİREN TEKNOLOJİLER



ELEKTRONİK RAF ETİKETLERİ (ESL)



Perakende sektöründe fiyat yönetiminin hız ve doğruluk gerektirdiği günümüzde Elektronik Raf Etiketleri (ESL), mağaza operasyonlarını önemli ölçüde kolaylaştırıyor. Merkezi sistem üzerinden anlık fiyat güncelleme imkânı sağlayan ESL çözümleri, manuel süreçleri ortadan kaldırarak iş gücü verimliliğini artırırken fiyat uyumsuzluklarından kaynaklanan hataları da minimuma indiriyor. Anlık kampanyalar ile satışları arttırıyor. Farklı mağaza formatlarına kolaylıkla uyum sağlayan sistem, dinamik fiyatlandırma ve müşteri deneyimi açısından önemli avantajlar sunuyor.



RFID VE SHRINK ANALYZER İLE KAYIP ÖNLEME YÖNETİMİ



Securitas Technology’nin RFID ile envanter yönetimi ve Kayıp Analiz (Shrink Analyzer) çözümleri, mağaza içindeki ürün hareketlerinin gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlayarak stok doğruluğunu artırıyor ve kayıpların nedenlerini görünür hale getiriyor. Ürün bazlı takip imkânı sunan sistemler sayesinde perakendeciler envanter süreçlerini daha etkin yönetirken, kayıp/fire (shrinkage) kaynaklarını analiz ederek önleyici aksiyonlar alabiliyor. Böylece hem operasyonel maliyetler azaltılıyor hem de ürün bulunabilirliği artırılıyor.



SELF-CHECKOUT’LARDA KAYIPLARIN KONTROL EDİLMESİ



Müşteri beklentilerinin hızla değiştiği günümüzde Self-Checkout çözümleri, mağaza içi ödeme süreçlerini hızlandırarak müşteri memnuniyetini artırıyor. Ancak hem gıda hem de tekstil perakendesinde self-checkout kasa alanları, kaybın en yoğun yaşandığı kritik temas noktalarından biri haline geliyor. Securitas Technology’nin sunduğu yazılım çözümü, self-checkout kasa bölgesinde oluşabilecek operasyonel hataları ve kayıp risklerini gerçek zamanlı olarak tespit etmeye odaklanır. Ürünün barkodu okutulmadan sepete atılması, okutulduğu sanıldığı halde POS sistemine iletilmemesi veya düşük fiyatlı bir ürün barkodu kullanılarak daha yüksek değerli bir ürünün geçirilmesi gibi senaryoların önüne geçilmesini sağlar.







HANWHA YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ VİDEO ANALİTİK ÇÖZÜMLERİ



Hanwha'nın gelişmiş video analitik teknolojileri, güvenlik ve operasyon yönetimini tek platformda bir araya getiriyor. Yapay zekâ tabanlı analiz kabiliyetleri sayesinde mağaza içindeki kritik olaylar hızlı şekilde tespit edilirken, yöneticilere operasyonel süreçleri iyileştirecek değerli içgörüler sunuluyor. Ziyaretçi yoğunluğu, müşteri akışları, sıra yönetimi, alan kullanım verimliliği ve operasyonel performans gibi kritik metrikler gerçek zamanlı olarak analiz edilerek yöneticilere sunuluyor. Böylece mağaza yönetimi daha hızlı, daha doğru ve veri odaklı kararlar alabiliyor.



CUMULUS BULUT ÇÖZÜMÜ



Bulut tabanlı yönetim altyapısı sunan Cumulus, mağazaların güvenlik ve operasyon sistemlerini merkezi olarak yönetmelerine olanak tanıyor. Ölçeklenebilir yapısı sayesinde çok şubeli perakende organizasyonlarında operasyonel esneklik sağlarken, uzaktan erişim ve yönetim kabiliyetiyle süreçleri kolaylaştırıyor. Aynı zamanda sunduğu Generative AI (Üretken yapay zeka) yeteneği sayesinde görüntüler üzerinde doğal dil sorguları ile (Prompt) istenilen analizler yapılabilmektedir.



UZAKTAN İZLEME HİZMETLERİ



Securitas Technology’nin Uzaktan İzleme Hizmetleri, mağazaların operasyonel ve güvenlik süreçlerini 7/24 profesyonel ekipler tarafından takip edilmesini sağlıyor. Olası risklerin erken tespit edilmesine yardımcı olan hizmet, mağazaların kesintisiz operasyon yürütmesine destek olurken güvenlik seviyesini de artırıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Zeugma’da kano keyfi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/zeugmada-kano-keyfi/</link>
        <description><![CDATA[Gaziantep’in Nizip ilçesinde yer alan Zeugma Antik Kenti kıyılarında düzenlenen su sporları faaliyetleri, doğaseverleri ve macera tutkunlarını Fırat Nehri’nin eşsiz manzarasında bir araya getiriyor. Turizm firmaları tarafından organize edilen turlarda katılımcılar, uzman eğitmenler eşliğinde kanoya binerek bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini su üzerinden keşfetme imkanı buluyor. Tarih ve doğa sporlarını harmanlayan bu etkinlikler, bölge halkının […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 08 Haz 2026 22:17:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep'in Nizip ilçesinde yer alan Zeugma Antik Kenti kıyılarında düzenlenen su sporları faaliyetleri, doğaseverleri ve macera tutkunlarını Fırat Nehri'nin eşsiz manzarasında bir araya getiriyor. 



Turizm firmaları tarafından organize edilen turlarda katılımcılar, uzman eğitmenler eşliğinde kanoya binerek bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini su üzerinden keşfetme imkanı buluyor. Tarih ve doğa sporlarını harmanlayan bu etkinlikler, bölge halkının yanı sıra çevre illerden gelen turistlerden de ilgi görüyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Uluslararası Turizm Filmleri Festivali başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/uluslararasi-turizm-filmleri-festivali-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) destekleriyle yapılan Uluslararası Turizm Filmleri Festivali başladı. Festivalin açılış konferansı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Itri Yerleşkesi Mavi Salon’da düzenlendi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Bostancı, Uluslararası Turizm Filmleri Festivali açılışında yaptığı konuşmada sinemanın 120 yıllık […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 08 Haz 2026 20:47:19 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) destekleriyle yapılan Uluslararası Turizm Filmleri Festivali başladı. Festivalin açılış konferansı, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Itri Yerleşkesi Mavi Salon'da düzenlendi.



Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Bostancı, Uluslararası Turizm Filmleri Festivali açılışında yaptığı konuşmada sinemanın 120 yıllık tarihiyle ayrı bir dünya olduğunu belirterek zamanla sinemanın değişirken, insanoğlunu da değiştirdiğini söyledi. İnsanların uzun film izlemeye tahammülünün kalmadığı bir dönemi yaşadıklarını aktaran Bostancı, sinemanın herkese ulaşmasının önemine dikkat çekerek; "Sinema tüm gücüyle varlığını devam ettirecek ve turizm de buna zemin hazırlayacak" ifadelerini kullandı.



Sinema Genel Müdürü Birol Güven de Uluslararası Turizm Filmleri Festivali 'nin her yıl başka bir şehirde yapıldığını dile getirerek, bunun kendileri için kıymetli olduğunu kaydetti. Turizm ve sinema ilişkisini ABD'li sinemacılardan öğrendiklerini söyleyen Güven; "Dünyada turizm için en iyi filmleri Amerikalılar yaptı ama şu ana kadar Amerikalılar yaptı. Artık en iyi biziz. Türkiye'ye yaklaşık 64 milyon turist geliyor. Bunun birçok unsuru var. Türk dizilerinin turizmde çok önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz" dedi.



"TÜRKİYE BİR SİNEMA ÜLKESİ"



Türkiye'nin bir sinema ülkesi olduğunu, son 20 yılda sinema endüstrisinin üzerine yeni bir endüstri inşa ettiklerinin altını çizen Güven, şu açıklamalarda bulundu: "Dünyada yaklaşık 1 milyar insan, Türk dizilerini düzenli olarak seyrediyor. Türk dizileri, Amerikan dizilerinden çok farklı diziler. Amerika biraz da kendi yapısından, kültüründen kaynaklı nedenlerle dizilerinin izlendiği yerlere tüm yaşam tarzıyla gidiyor. Tüm yaşam biçimini götürüyor filmleriyle. Türk dizileri ise izlendiği ülkede, izleyicileri Türkiye'ye davet ediyor. Biz davet dizileriyiz; bizim dizilerimizi daha çok beğeniyorlar mı bilmiyorum ama daha çok seviyorlar ve dizilerin çekildiği yerleri görmek için Türkiye'ye geliyorlar." 







5 mikro diziye 3 milyar görüntüleme



Türkiye'nin tanıtımı için GoTurkey sitesinde yayınlanan beş dizi olduğunu belirten Güven, bunlardan ikisinin Antalya'da, ikisinin İstanbul'da ve birinin de Kapadokya'da çekildiğini söyledi. Güven, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi çekimleri devam eden dizilerimiz var. Burak Özçivit'in oynadığı İzmir-Urla-Çeşme dizimiz var, yakında yayında olacak. Bugün ya da yarın yüklenecek Bodrum tanıtımı için dizimiz var. Bu dizide Fahriye Evcen ve Murat Yıldırım başrolde oynuyor. Güneydoğu Anadolu için de çok güzel bir dizi yaptık. Ankara ve Karadeniz bölgeleri için de kısa dizilerin ihale süreci devam ediyor. GoTurkey için yaptığımız mikro dizilerin her bir bölümü iki dakika sürüyor ve dünyadaki bütün platformlara yükleniyor. Dizilerin çok kısa bir sürede ulaştığı görüntülenme süresi ise 3 milyar. Bu durum, turizmle sinema arasında çok önemli bir ilişki olduğunun altını çiziyor. Biz bir sinema ülkesiyiz, aynı zamanda da çok iyi bir turizm ülkesiyiz. Hem sinema üretimimizi hem turist sayımızı artıracağız."







7 dalda 21 ödül verilecek



Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk de festivalin 11 Haziran'a kadar süreceğini söyledi. CSO Ada Ankara'da yapılacak ödül töreniyle 7 dalda 21 ödül verileceğini aktaran Türk, şunları kaydetti: "Yaklaşık 35 ülkeden 385 film yarışmaya katıldı. Festivalde Oscar, Emmy, Cannes Film Festivali ödüllü yönetmenler; Çin'den Amerika'ya, Hindistan'dan Romanya'ya kadar birçok ülkeden katılımcı var ve katılımcıların özellikle istedikleri şey öğrencilerimizle buluşmak. Öğrencilerimiz, film festivalini epey bir süredir bekliyorlardı. Festivalle uluslararasılaşma ve yapımcıların öğrencilerle buluşmasını sağlayabilme amacımızdı. Filmlerin gösterimleri ise üniversitemizin çeşitli salonlarında devam edecek."







"SADECE BİR FİLM FESTİVALİ DEĞİL, AYNI ZAMANDA TURİZM TANITIM ETKİNLİĞİ"



Dünya Film Festivalleri Komitesi Başkanı Can Saraçoğlu da İstanbul'da başlayan; Kapadokya, Gaziantep, Antalya ve Efes'te devam eden bu yolculuğun bu yılki durağının Türk Dünyası Turizm Başkenti Ankara olduğunu ifade etti. Festivalin sadece bir film festivali değil, aynı zamanda bir turizm tanıtım etkinliği olduğunu belirten Saraçoğlu; katılımcı, film başvuru sayısı ve organizasyon başarısıyla da dikkatleri çektiklerini söyledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[AROYA Cruises ile ilk kez kruvaziyer deneyimi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/aroya-cruises-ile-ilk-kez-kruvaziyer-deneyimi/</link>
        <description><![CDATA[Denizin üzerinde bir şehir...]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 08 Haz 2026 00:09:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bazı yolculuklar vardır, daha başlamadan insanın içinde tarif etmesi zor bir heyecan yaratır. Galataport İstanbul'da AROYA Cruises'ın özel basın davetine katılmak üzere yürürken, içimde de tam olarak böyle bir duygu vardı. Çocukluğumdaki ilk vapur yolculuklarının heyecanını hatırlatan; biraz merak, biraz keşif duygusu…



Ancak gemiye ilk adımımı attığım anda, bunun yalnızca bir gemi gezisi olmadığını anladım. Karşımda denizin üzerinde yüzen devasa bir şehir vardı. Kapıda gülümseyen personelin sıcak karşılaması, özenle hazırlanmış ikramlar, geminin içine yayılan hoş ve zarif koku, yumuşak aydınlatmalar ve daha ilk dakikada insanı rahatlatan dingin atmosfer… Bir iç mimar olarak belki de beni ilk etkileyen şey buydu. Burada gösterişli bir lüks anlayışı değil, insanı iyi hissettiren bir zarafet vardı. Sessiz, abartısız ama son derece etkileyici…







Suudi Arabistan'ın Dünyaya Açılan Yeni Markası



Suudi Arabistan'ın ilk kruvaziyer markası olan AROYA Cruises, Cruise Saudi bünyesinde faaliyet gösteriyor. Şirketin başkanı Sture Myrmell, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında kruvaziyer turizminin artık yalnızca bir ulaşım şekli değil, başlı başına bir yaşam deneyimi haline geldiğini vurguladı. 335 metre uzunluğundaki gemi; 151.300 gros ton büyüklüğünde, 18 güverteden oluşuyor. 1.678 kabine sahip, 3.362 yolcu ağırlayabiliyor, yaklaşık 1.900 mürettebat görev yapıyor. Aslında düşündüğünüzde birçok ilçeden daha büyük. Kendi restoranları, tiyatroları, çocuk kulüpleri, sağlık merkezi, spa alanları, alışveriş noktaları ve yüzlerce çalışanıyla denizin üzerinde yaşayan küçük bir şehirden söz ediyoruz.



Galataport: Bir Limandan Çok Daha Fazlası



AROYA'nın Akdeniz ana limanı olarak İstanbul'u seçmesi tesadüf değil. Galataport İstanbul, bugün yalnızca bir kruvaziyer terminali değil; bir yaşam merkezi, bir şehir vitrini… Ve Türkiye'nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri. Dünyanın ilk yer altı kruvaziyer terminaline sahip Galataport, aynı anda üç büyük gemiyi ağırlayabiliyor. Bir geminin limana yanaşması; otelleri, restoranları, ulaşım sektörünü, alışveriş merkezlerini, rehberleri, tur operatörlerini, yerel üreticileri, gıda tedarikçilerini, yüzlerce küçük işletmeyi harekete geçiriyor.







BÜYÜK BİR EKONOMİK ZİNCİRİN PARÇASI



Basın toplantısında yöneltilen sorulardan biri de Türkiye ekonomisine katkı konusundaydı. Sture Myrmell'in cevabı ise dikkat çekiciydi: "Bir kruvaziyer gemisi, yalnızca liman ücretleri ödeyen bir araç değil; yerel  tedarikçilerden alınan gıda ve içecekler, yakıt ikmali, havaalanları, oteller, transferler, restoranlar, alışveriş, kıyı gezileri, rehberlik hizmetleri ve yüzlerce farklı sektörü etkileyen büyük bir ekonomik zincirin parçası. Sektör uzmanları, büyük bir homeport gemisinin yarattığı toplam ekonomik etkinin milyon dolarlarla ifade edildiğini belirtiyor. Bir seferin oluşturduğu ekonomik hareketliliğin bazı durumlarda 1 milyon doları aştığı ifade ediliyor. Aslında gemiler limana yalnızca yolcu getirmiyor, bir şehir ekonomisini harekete geçiriyor."



Temmuz Verileri Umut Veriyor



Temmuz ayında açıklanan verilere göre AROYA Cruises'ın 2025 yılı hedefi, yaklaşık 22 bin 500 yolcu. Bu yolcuların yaklaşık 4 bin 460'ının Türk misafirlerden oluşması bekleniyor. 2026 yılında ise toplam yolcu sayısının 31 bine, Türk yolcu sayısının da 9 bine ulaşması hedefleniyor. Şirket ayrıca, gemideki Türkçe konuşan personel sayısını artırmayı planlıyor. Türkiye pazarı, giderek daha önemli hale geliyor.













İnsanlar Neden Kruvaziyer Tatiline Bağımlı Hale Geliyor?



Belki de cevabı çok basit. Valizinizi yalnızca bir kez açıyorsunuz ama her sabah başka bir şehirde uyanıyorsunuz. Bir gün Bodrum, bir gün Kaş, bir gün Mikonos, bir gün İskenderiye, bir gün Santorini… Üstelik otel değiştirmeden! Kruvaziyer tatili insanı yormuyor; tam tersine yavaşlatıyor, dinlendiriyor ve zaman kazandırıyor. Uluslararası Kruvaziyer Birliği'nin (CLIA) verilerine göre, daha önce kruvaziyer deneyimi yaşamamış insanların yüzde 75'i bu deneyime sıcak bakıyor. Bir kez deneyimleyenlerin büyük bölümü ise yeniden gemi tatili tercih ediyor.



Otel Değil, Altı Yıldızlı Bir Yaşam Deneyimi



Bir iç mimar olarak beni en çok etkileyen bölümlerden biri, mekanların dili oldu. Organik formlar, mermer yüzeyler, ahşabın sıcaklığı, yumuşak aydınlatmalar, su tonlarından ilham alan renk geçişleri… Son dönem resort otellerinde gördüğümüz lüks anlayışı, denizin üzerinde yeniden yorumlanmış gibiydi. Blossom spa, VIP lounge alanları, sessiz dinlenme bölümleri, özel suit katları gerçekten etkileyiciydi.



15 Restoran ve 17 Lounge



Gemide tam 15 restoran ve 17 lounge bulunuyor. Orta Doğu mutfağından dünya mutfaklarına uzanan geniş gastronomi seçenekleri sunuluyor. İtalyan lezzetleri, deniz ürünleri, Asya mutfağı, özel kahve noktaları, tatlı köşeleri… Yemeklerin kalitesi ve sunumları, birçok lüks otelin standartlarının üzerinde.



Büyük Aileler İçin Tasarlanmış



Geminin beni en çok etkileyen özelliklerinden biri de "connecting room" sistemi oldu. Birbirine bağlanan odalar sayesinde 20 kişiden fazla aynı aile birlikte konaklayabiliyor. VIP suitler, özel restoranlar, kişiselleştirilmiş hizmetler… Adeta denizin üzerinde yüzen özel bir villa deneyimi. 













Muhafazakâr Turizme Yeni Bir Yorum



AROYA Cruises'ı farklı kılan en önemli özelliklerden biri de yaşam tarzına duyarlı yaklaşımı. Gemide alkol servisi bulunmuyor. Kadınlar ve erkekler için ayrı spa alanları ve özel havuzlar tasarlanmış. Belirli saatlerde ortak kullanım imkanı da sağlanıyor. Bu yaklaşım, özellikle Körfez ülkeleri ve geniş aile yapısına sahip toplumlar için önemli bir alternatif oluşturuyor.



Peki Ya Deniz Tutarsa?



Belki de ilk kez gemiye bineceklerin en çok merak ettiği soru bu. Modern stabilizatör sistemleri sayesinde AROYA gibi 335 metrelik dev gemilerde, sallanma minimum seviyede hissediliyor. Birçok yolcu, denizde olduğunu bile unutuyor.



İlk Kez Kruvaziyer Tatili Yapacaklara Tavsiyeler




Balkonlu kabin tercih edin.



Gemiye erken giriş yapın.



Gün batımını mutlaka güverteden izleyin.



Günlük aktiviteleri takip edin.



Rahat ayakkabılar tercih edin.



Bir akşam yıldızların altında yürüyüş yapın.



Gün doğumunu kaçırmayın.



Acele etmeyin; çünkü kruvaziyer sadece bir tatil değil, bir yaşam deneyimi.




"Keşke bu deneyimi daha önce yaşasaymışım"



Gemiden ayrılırken aklımda kalan şey, geminin büyüklüğü değildi. Beni etkileyen; personelin samimiyeti, mekânların dinginliği, detaylardaki zarafet, yemeklerin özeni ve insanı yavaşlamaya davet eden huzurlu atmosfer oldu. Belki de yeni lüks artık gösteriş değil, kendinizi iyi hissettiğiniz deneyimlerdir. Ve AROYA Cruises, denizin üzerinde tam da bunu sunuyor. İstanbul'dan ayrılırken içimden geçen tek cümle ise şuydu: "Keşke bu deneyimi daha önce yaşasaymışım…"]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kırşehir’de gerçekleşen Kaman Festivali dijital medyayı çağırdı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kirsehirde-gerceklesen-kaman-festivali-dijital-medyayi-cagirdi/</link>
        <description><![CDATA[Geride bıraktığımız mayıs ayının ilk haftasında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nin 20. yılına özel olarak düzenlenen “Gene Kaman Gene Festival”, aradan geçen zamana rağmen konuşulmaya devam ediliyor. 9 Mayıs 2026 tarihinde Kaman Dadaloğlu Millet Bahçesi’nde, Kaman Belediyesi ve Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleşen etkinlik; konserler, öğrenci stantları ve eğlence aktiviteleriyle büyük ilgi toplamıştı. DİJİTAL […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 06 Haz 2026 22:10:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Geride bıraktığımız mayıs ayının ilk haftasında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nin 20. yılına özel olarak düzenlenen “Gene Kaman Gene Festival", aradan geçen zamana rağmen konuşulmaya devam ediliyor. 9 Mayıs 2026 tarihinde Kaman Dadaloğlu Millet Bahçesi'nde, Kaman Belediyesi ve Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleşen etkinlik; konserler, öğrenci stantları ve eğlence aktiviteleriyle büyük ilgi toplamıştı.







DİJİTAL MEDYA ÇALIŞTAYI



Bu buluşmanın ardından Türkiye İnternet Gazetecileri Derneğince (TİGAD) organize edilmekte olan Dijital Medya Çalıştayı’nın Kırşehir’de yapılması kararlaştırıldı. 7-11 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan çalıştayda, internet gazeteciliğinde gelinen son durum hakkında önemli konular gündeme getirilecek. Etkinlikte ayrıca Nagehan Alçı, Turgay Yerlikaya, Gaffar Yakınca ve Latif Şimşek gibi isimlerin konuşmacı olarak katılacağı paneller gerçekleştirilecek.







TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINDAN 120 GAZETECİ KATILACAK



TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel’in başkanlığında, Türkiye’nin neredeyse bütün illerinden yaklaşık 120 gazetecinin katılacağı Dijital Medya Çalıştayı'na, Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek ev sahipliği yapacak. AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan, CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Mustafa Kasım Karahocagil, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay da buluşmanın onur konukları arasında yer alacak.







KADİM KÜLTÜRÜYLE MİSAFİRPERVER İNSANLARIN DİYARI



TİGAD Kırşehir İl Temsilcisi Fahrettin Toker, çalıştayla ilgili yaptığı açıklamada şunları ifade etti: "Kırşehir Valiliği, Kırşehir Belediyesi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Mustafa Düger Vakfı’nın kıymetli destek ve katkılarıyla gerçekleştireceğimiz bu anlamlı çalıştay için tüm Kırşehir adeta seferber olmuş durumdadır. Kadim kültürü, misafirperver insanları ve eşsiz atmosferiyle Kırşehir’imizin siz değerli misafirlerimizi en güzel şekilde ağırlaması adına hazırlıklarımız aralıksız sürmektedir. Amacımız; dostlukların pekişeceği, bilgi ve tecrübelerin paylaşılacağı, unutulmaz anılarla hafızalarda yer edecek özel bir çalıştaya hep birlikte imza atmaktır. Şimdiden hepinize hayırlı, bereketli ve verimli bir program diliyor; yolculuklarınızın kazasız, belasız ve sağ salim geçmesini temenni ediyoruz.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Antalya’da “Dumansız Plaj” uygulaması başlatıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/antalyada-dumansiz-plaj-uygulamasi-baslatildi/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’da plajlarda görsel ve çevresel kirliliğe neden olan atıkların önlenmesi ve vatandaşların temiz hava hakkının korunması amacıyla “Dumansız Plaj” uygulaması hayata geçirildi. “Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi” hedefleri doğrultusunda başlatılan uygulamanın detaylarını, Antalya Vali Hulusi Şahin paylaştı. 5 Haziran Dünya Çevre Günü programı kapsamında Kaleiçi Yat Limanı’nda gerçekleştirilen dip temizliği dalışının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Şahin, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 06 Haz 2026 01:55:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'da plajlarda görsel ve çevresel kirliliğe neden olan atıkların önlenmesi ve vatandaşların temiz hava hakkının korunması amacıyla "Dumansız Plaj" uygulaması hayata geçirildi. 



"Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi" hedefleri doğrultusunda başlatılan uygulamanın detaylarını, Antalya Vali Hulusi Şahin paylaştı. 5 Haziran Dünya Çevre Günü programı kapsamında Kaleiçi Yat Limanı'nda gerçekleştirilen dip temizliği dalışının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Şahin, "Dumansız Plaj" uygulamasının Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi'nin önemli bileşenlerinden biri olduğunu söyledi.



Uygulamanın pilot olarak başlatıldığını ve zaman içerisinde kent genelindeki tüm plajlarda yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini belirten Vali Şahin, şunları kaydetti: "İlk uygulamayı Kaş ilçesindeki dünyaca ünlü Kaputaş Plajı'nda bugün itibarıyla başlattık. Kaş Belediyemiz ve Kaş Kaymakamlığımız, 'Dumansız Plaj' uygulamasını Kaputaş'ta hayata geçirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı halk plajlarında da bu uygulama yürürlüğe giriyor. Bakanlığımıza bağlı işletme şirketi TURAŞ, ilk etapta Lara ve Belek'in de aralarında bulunduğu üç halk plajında çalışmayı başlatıyor."







Kurallara uymayanlara idari yaptırım uygulanacak



Uygulamaya ilişkin valilik genelgesinin yayımlandığını aktaran Şahin, plajlarda sigara kullanımına yönelik kısıtlamaların yanı sıra sigara kullanan vatandaşlar için de özel alanlar oluşturulacağını bildirdi. Şahin, belirlenen kurallara uyulmaması halinde Kabahatler Kanunu kapsamında idari yaptırım uygulanacağını vurguladı. Konyaaltı Sahili'nde de ilk etapta Beach Park'ın bir bölümünde uygulamaya geçileceğini dile getiren Şahin; "Bir sonraki aşamada bunu yaygınlaştıracağız. Hedefimiz, Konyaaltı plajlarının tamamında dumansız hava sahasını oluşturabilmek ve bunun örnek olması" dedi. Özel plaj işletmelerine de çağrıda bulunan Şahin, Sağlık Bakanlığı'nın konuya ilişkin yasal mevzuat çalışmasının sürdüğünü, ancak yasal düzenleme beklenmeden yerel yönetimlerin, özel işletmelerin ve kamu kurumlarının plajlarda gerekli hassasiyeti göstermesi gerektiğini ifade etti.







Pet şişe kullanımını azaltmaya yönelik adımlar atılıyor



Mavi Akdeniz İnisiyatifi kapsamında tek kullanımlık plastik atıkların ve pet şişe kullanımının azaltılması amacıyla kent genelinde su dolum noktaları ile sebillerin yaygınlaştırılacağını anlatan Şahin, vatandaşların kendi mataralarıyla bu noktalardan su temin edebileceğini kaydetti. Şahin, inisiyatifin çok katmanlı bir çalışma olduğunu belirterek; denizlerdeki çöp kaparlar, akarsulardaki bariyer sistemleri ve atık toplama gemilerinin yaygınlaştırılmasına yönelik faaliyetlerin de aralıksız sürdüğünü sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Arnavutluk’ta bir kez daha turizm projesi karşıtı gösteri düzenlendi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/arnavutlukta-bir-kez-daha-turizm-projesi-karsiti-gosteri-duzenlendi/</link>
        <description><![CDATA[Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde planlanan turizm projesi karşıtı gösterilere bir kez daha binlerce kişi katıldı. Tiran’daki İskender Bey Meydanı’nda toplanan binlerce gösterici, Zvernec’teki bir sahilin ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump ile damadı Jared Kushner’le bağlantılı olduğu öne sürülen turizm projesi kapsamında satılmasını protesto etti. “Arnavutluk satılık değildir” yazılı pankart […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 06 Haz 2026 01:46:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Arnavutluk'un başkenti Tiran'da, Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde planlanan turizm projesi karşıtı gösterilere bir kez daha binlerce kişi katıldı. Tiran'daki İskender Bey Meydanı'nda toplanan binlerce gösterici, Zvernec'teki bir sahilin ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı Ivanka Trump ile damadı Jared Kushner'le bağlantılı olduğu öne sürülen turizm projesi kapsamında satılmasını protesto etti.



"Arnavutluk satılık değildir" yazılı pankart ve dövizler taşıyan göstericiler, buradan ilk olarak Ulus Şehitleri Bulvarı'na, sonrasında da Başbakanlık binasına yürüdü. Katılımcılar, altıncısı düzenlenen protesto gösterisinde, koruma altındaki bölgelerde yürütülen inşaat faaliyetlerine karşı olduklarını belirterek, “Arnavutluk bizimdir” sloganları attı. Başbakan Rama, "projenin Trump ailesine ait olduğu" yönündeki iddiaları reddetmişti. Arnavutluk basınında yer alan haberlerde de Arnavutluk Özel Savcılığı'nın söz konusu projeye ilişkin soruşturma başlattığı bildirilmişti.







PROJENİN MALİYETİ 4 MİLYAR DOLAR



Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ise CNN'e yaptığı açıklamada, Zvernec'teki projenin Trump ailesine ait olduğu yönündeki iddiaları reddetmişti. Ayrıca, 30 Mayıs'ta başlayan ve binlerce kişinin katıldığı gösterilerin dördüncü gününde, polis göstericilere tazyikli suyla müdahale etmişti. Kushner'le bağlantılı olduğu belirtilen projenin maliyetinin yaklaşık 4 milyar dolar olacağı ifade edilirken, göstericiler protestoların devam edeceğini vurguluyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Efes Antik Kenti’nde gece müzeciliği başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/efes-antik-kentinde-gece-muzeciligi-basladi/</link>
        <description><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti, gece müzeciliği uygulaması kapsamında ışıklarla aydınlatılarak ziyaretçilerine yeniden gece saatlerinde kapılarını açtı. İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alan ve ışıklarla aydınlatılan Efes Antik Kenti’nde gece müzeciliği uygulamasına başlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen uygulama kapsamında antik kent, 19.00-22.00 saatleri arasında ziyaretçi kabul edecek. Ziyaretçilerden 23.00 itibarıyla alanı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 04 Haz 2026 23:39:40 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Efes Antik Kenti, gece müzeciliği uygulaması kapsamında ışıklarla aydınlatılarak ziyaretçilerine yeniden gece saatlerinde kapılarını açtı.



İzmir'in Selçuk ilçesinde yer alan ve ışıklarla aydınlatılan Efes Antik Kenti'nde gece müzeciliği uygulamasına başlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen uygulama kapsamında antik kent, 19.00-22.00 saatleri arasında ziyaretçi kabul edecek. Ziyaretçilerden 23.00 itibarıyla alanı boşaltmaları istenecek.



Antik kentin serin saatlerde gezilebilmesi amacıyla başlatılan uygulamada, Celsus Kütüphanesi ile Agora Meydanı, Kuretler Caddesi, Domitian Tapınağı, antik tiyatro ve Yamaçevler gibi önemli alanlar, özel aydınlatmalarla destekleniyor. Ayrıca, Celsus Kütüphanesi cephesinde de geçen yıl başlatılan barkovizyon gösterimi bu sezonda devam edecek. Antik kentteki gece müzeciliği uygulaması, 1 Ekim'e kadar sürecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Costa Cruises Türkiye Müdürü Burak Çalışkan oldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/costa-cruises-turkiye-muduru-burak-caliskan-oldu/</link>
        <description><![CDATA[Turizm ve kruvaziyer sektörünün deneyimli isimlerinden Burak Çalışkan, Haziran 2026 itibarıyla Costa Cruises Türkiye Ülke Müdürü olarak görevine başladı. Sektörde 26 yıllık deneyime sahip olan Çalışkan, kariyeri boyunca stratejik yönetim, B2B ve B2C satış kanalları geliştirme, kriz yönetimi ve seyahat teknolojileri alanlarında önemli başarılara imza attı. Yakın geçmişte MSC Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 03 Haz 2026 18:04:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizm ve kruvaziyer sektörünün deneyimli isimlerinden Burak Çalışkan, Haziran 2026 itibarıyla Costa Cruises Türkiye Ülke Müdürü olarak görevine başladı. Sektörde 26 yıllık deneyime sahip olan Çalışkan, kariyeri boyunca stratejik yönetim, B2B ve B2C satış kanalları geliştirme, kriz yönetimi ve seyahat teknolojileri alanlarında önemli başarılara imza attı. Yakın geçmişte MSC Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Çalışkan, yeni görevinde Costa Cruises Türkiye operasyonlarına liderlik edecek.



Burak Çalışkan’ın yeni dönemdeki temel hedefi; Akdeniz yaşam tarzını ve İtalyan misafirperverliğini denizlerle buluşturan kruvaziyer devi Costa Cruises’un Türkiye pazarındaki büyüme hedeflerine paralel olarak markanın global vizyonunu yerel turizm dinamikleriyle birleştirmek, pazardaki penetrasyonunu ve marka algısını daha da güçlendirmek olacak. Çalışkan’ın liderliğinde, güçlü B2B acente ağlarının etkin şekilde geliştirilmesi ve seyahat teknolojilerinin verimli kullanımıyla kruvaziyer turizminin Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor. Bununla birlikte, yenilikçi yönetim anlayışı doğrultusunda Costa Cruises Türkiye operasyonel gücünün arttırılması ve pazarda sürdürülebilir büyüme ivmesinin yakalanması amaçlanıyor.



Kruvaziyer turizmine yönelik artan ilginin Türkiye pazarında önemli fırsatlar sunduğunu belirten Costa Cruises Türkiye Müdürü Burak Çalışkan; yeni dönemde iş ortakları, acenteler ve sektör paydaşlarıyla güçlü iş birliklerini büyüterek kruvaziyer pazarını geliştirmeye odaklanacağını ifade ediyor.







Costa CruIses Hakkında...



Costa Cruises, merkezi Cenova’da bulunan ve dünyanın en büyük cruise şirketlerinden biri olan Carnival Corporation bünyesinde faaliyet gösteren bir İtalyan cruise şirketidir. 75 yılı aşkın süredir dünya denizlerinde hizmet veren Costa, misafirlerini 200’den fazla destinasyona ulaştırarak hem gemide hem karada benzersiz deneyimler sunmaktadır. İtalyan bayraklı filosu ile Akdeniz, Kuzey Avrupa, Karayipler, Orta Amerika, Güney Amerika ve Uzak Doğu gibi birçok bölgede operasyonlarını sürdürmektedir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Side Antik Kenti’nde tarihi cadde gün yüzüne çıkarıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/side-antik-kentinde-tarihi-cadde-gun-yuzune-cikarildi/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Side Antik Kenti’nin ikinci ana kapısına uzanan antik cadde ve çevresindeki bazı sokaklar gün yüzüne çıkarıldı. Antik dönemde Pamfilya’nın en önemli liman kenti olan Side’de 1947’de başlatılan kazı çalışmaları aralıksız devam ediyor. Tiyatrosu, Athena ve Apollon tapınakları, hamamları, anıtsal çeşmesi, sütunlu caddesi ve müzeleriyle ön plana çıkan Side Antik Kenti, ziyaretçilerini zamanda […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Sal, 02 Haz 2026 22:50:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'nın Manavgat ilçesindeki Side Antik Kenti'nin ikinci ana kapısına uzanan antik cadde ve çevresindeki bazı sokaklar gün yüzüne çıkarıldı.



Antik dönemde Pamfilya'nın en önemli liman kenti olan Side'de 1947'de başlatılan kazı çalışmaları aralıksız devam ediyor. Tiyatrosu, Athena ve Apollon tapınakları, hamamları, anıtsal çeşmesi, sütunlu caddesi ve müzeleriyle ön plana çıkan Side Antik Kenti, ziyaretçilerini zamanda tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında son yıllarda kazı ve restorasyon çalışmalarının hızlandırıldığı Side'de, kentin iki ana giriş kapısından biri olan doğu kapısına uzanan antik cadde ile çevresindeki sokaklar ortaya çıkarıldı.



Side Antik Kenti Kazı Başkanı ve Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, konu ile ilgili yaptığı açıklamada caddenin açılmasının antik kent açısından önemli olduğunu söyledi. Doğu kapısının antik dönemde kentin iki ana kapısından biri olduğunu belirten Alanyalı; "Doğu kapısına uzanan caddeyi açtık. Kentin tarihine ve tarihsel evrelerine ait önemli bilgiler edindik. Erken imparatorluk döneminde inşa edilmiş bir caddenin kullanımını evreleriyle tespit ettik. Ayrıca bu caddenin güneyine açılan sokakta da daha önce hiç kazı yapılmamıştı. Sokağı açarken bölgenin tarihsel süreçlerini tespit etme ve yorumlama fırsatı yakaladık" dedi.







"GÜÇLENDİRİLEN SURLAR, KONTROLLÜ BİR SINIR OLUŞTURACAK"



Antik kentte bu yıl kara ve deniz surları bölümünde kazı çalışmaları yapmayı planladıklarını dile getiren Alanyalı, kentin deniz surlarındaki kazıları tamamladıktan sonra güçlendirilen surların kontrollü bir sınır oluşturacağını ifade etti. Side'nin Akdeniz ticaretinin önemli bir parçası olduğunu ve son yıllarda yaptıkları çalışmalarda Alara Çayı'nın kenarında bronz çağa ait gemi çapası bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, bu durumun M.Ö. 2000'li yıllarda da bölgede yoğun bir deniz ticaretinin olduğunu açıkça gösterdiğine işaret etti. 







"Bölgede irili ufaklı başka limanlar olduğunu tespit ettik"



Side'nin Ege ve Karadeniz'den insanların geldiği, ticaret yaptığı kozmopolit bir kent olduğunu buluntuların yardımıyla anlayabildiklerini aktaran Alanyalı, şunları kaydetti: "Side önemli bir deniz kenti, ancak aynı zamanda Melas Nehri'nin getirdiği alüvyonlu topraklar dolayısıyla bir tarım kenti. Suyla gelen kumullar, bir süre sonra limanı hızla dolduruyor. Limanı sürekli temizliyorlar ama Sideliler, bir süre sonra limanın yerini değiştirmek zorunda kalıyor. Yaptığımız çalışmalarda bölgede irili ufaklı başka limanlar olduğunu tespit ettik."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Muğla’da “Utku Asan Piyano Resitali”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/muglada-utku-asan-piyano-resitali/</link>
        <description><![CDATA[Genç kuşağın başarılı piyanistlerinden Utku Asan, 5 Haziran Cuma günü saat 20.00’de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde sahne alıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’ndaki eğitiminin ardından Frankfurt Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlayan sanatçı Utku Asan, ulusal ve uluslararası yarışmalarda kazandığı ödüllerle dikkat çekmekte ve adından söz ettirmekte; […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 02 Haz 2026 21:26:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Genç kuşağın başarılı piyanistlerinden Utku Asan, 5 Haziran Cuma günü saat 20.00’de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde sahne alıyor.



Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’ndaki eğitiminin ardından Frankfurt Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlayan sanatçı Utku Asan, ulusal ve uluslararası yarışmalarda kazandığı ödüllerle dikkat çekmekte ve adından söz ettirmekte; Avrupa ve Türkiye’nin önemli sahnelerinde verdiği konserlerle dinleyiciyle buluşmakta ve dinleyicilerin beğenisini kazanmakta.



Müzikal derinliği, güçlü yorumu ve etkileyici sahne performansıyla dikkat çeken Asan, bu özel resitalde dinleyicileri farklı dönem ve üslupları kapsayan zengin bir müzik yolculuğuna çıkaracak. Programda Joseph Haydn, Alexander Scriabin, Modest Mussorgsky, George Gershwin ve Ahmed Adnan Saygun'un seçkin eserleri yer alıyor. Farklı dönem ve müzik dillerini bir araya getiren bu seçki, dinleyiciyle zengin ve bütünlüklü bir konser deneyimi sunuyor. İdil Biret tarafından yorumundaki müzikal derinlik ve ifade gücüyle övgüyle anılan Utku Asan, çok yönlü repertuvar yaklaşımıyla öne çıkıyor.







UTKU ASAN KİMDİR?



Utku Asan, 1999’da doğdu. Eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda Doç. Nurferi Onur ve Prof. Ece Demirci ile tamamladıktan sonra Hochschule für Musik und Darstellende Kunst Frankfurt’un sınavlarında başarı elde etmiş ve lisans eğitimini Almanya'da sürdürmüştür. Aynı üniversitede yüksek lisans öğrencisi olarak eğitimine devam etmektedir. Bu süreçte Prof. Alexej Gorlatch ve Vassilia Efstathiadou ile çalışmış, şu anda ise dünyaca ünlü Rus piyanist Prof. Dmitry Ablogin ile çalışmalarını sürdürmektedir.



Eğitim hayatı boyunca üç kez DAAD bursuna layık görülmüş, aynı zamanda Peter-Fuld-Stiftung bursiyeri olmuştur. Üniversitesinin CD projesine solist olarak seçilen Asan, Igor Stravinsky’nin Piyano Konçertosu’nu HfMDK Senfoni Orkestrası ile Yunan şef Vassilis Christopoulos yönetiminde icra etmiştir. "Unerhört" adlı bu albüm, sanatçının solist olarak yer aldığı ilk CD kaydı olmuştur.



Albüm, Almanya'nın önde gelen kültür radyolarından hr2-kultur’de yayınlanarak geniş yankı uyandırmıştır. Çalışmalarını Prof. Hansjacob Staemmler ve Prof. Angelika Merkle ile sürdürmektedir. Oda müziği alanındaki ilk ödülünü, "Eiben Schütz Quartett" adlı topluluğuyla Junge Deutsche Philharmonie tarafından düzenlenen "Kammermusik!" yarışmasında, halk oylamasıyla birincilik elde ederek kazanmıştır. Klasik müziğin yanı sıra caz müziğine de ilgi duyan sanatçı, Frankfurt’ta "B’Sharp#" adlı caz grubunun üyesidir.







Utku Asan, ud virtüözü Bülent Okan ile birlikte ud-piyano resitalleri başlatmış ve konserler vermektedir. Bu sıra dışı projeyle farklı kültürlerin ve seslerin bir araya gelmesi sağlanmaktadır. Uluslararası başarıları arasında Bursa Nilüfer Uluslararası Piyano Yarışması ve Almanya Baden Württemberg Musical Fireworks Uluslararası Piyano Yarışması’ndan ikincilik ödülleri, İş Sanat Parlayan Yıldızlar Serisi’nden mansiyon ödülü ve İtalya'nın Bologna kentinde düzenlenen Minerbio Uluslararası Piyano Yarışması’nda finalistlik bulunmaktadır. Ayrıca, eğitim gördüğü üniversitede düzenlenen Dialog Wettbewerb yarışmasında üçüncülük ödülü kazanmıştır. Utku Asan, kariyeri boyunca İdil Biret, Gülsin Onay, Hüseyin Sermet, Lilya Zilberstein, Denis Kozhukhin, Herbert Schuch, Muza Rubackyte, Johan Schmidt ve Hermann Kretzschmar gibi önde gelen piyanistlerin ustalık sınıflarına aktif olarak katılmıştır.



Utku Asan, Gümüşlük Uluslararası Klasik Müzik Festivali, Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi, İş Sanat “Parlayan Yıldızlar” Serisi, Antalya Uluslararası Piyano Festivali, Akbank Sanat Piyano Günleri, HfMDK Jazzfest ve Mainweltmusic Festivali gibi birçok saygın festivalde sahne almış; ayrıca Alte Oper Frankfurt, Wiesbadener Kurhaus ve Stuttgart Liederhalle gibi Avrupa’nın önde gelen konser salonlarında performans sergilemiştir.




İdil Biret: ’’Utku Asan, müziğin problemlerini hızla kavrayıp, bunları çözebilecek zekaya sahip çok yetenekli genç bir piyanistimizdir. Yorumlarındaki form anlayışı ve doğal farklılık, en etkileyici özelliklerindendir.’’



Denis Kozhukhin: ’’Utku’yu bir ustalık sınıfında dinledim. Bence çok güçlü tekniği, çok parlak zekası ve doğal müzik yeteneği ile kabiliyetli bir genç piyanist. Yeni bilgilere çok hızlı uyum sağlıyor ve inanıyorum ki çok parlak bir gelecek var önünde.’’]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[FIJET’in Altın Elma’sı Cavtat ve Konavle’ye!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fijetin-altin-elma-odulu-cavtat-ve-konavleye/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası turizm çevrelerinde “Turizmin Oscar’ı” olarak nitelendirilen Altın Elma (Golden Apple) Ödülü 2026, Hırvatistan’ın güneyinde yer alan iki şirin yerleşim alanı Cavtat ve Konavle’ye takdim edildi. Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET) tarafından verilen geleneksel Altın Elma Ödülü, mayıs ayının son gününde Cavtat’ın pitoresk sahilinde düzenlenen törenle resmen teslim edildi. Törende FIJET üyeleri, turizm […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 01 Haz 2026 12:01:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası turizm çevrelerinde "Turizmin Oscar'ı" olarak nitelendirilen Altın Elma (Golden Apple) Ödülü 2026, Hırvatistan’ın güneyinde yer alan iki şirin yerleşim alanı Cavtat ve Konavle'ye takdim edildi.



Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET) tarafından verilen geleneksel Altın Elma Ödülü, mayıs ayının son gününde Cavtat'ın pitoresk sahilinde düzenlenen törenle resmen teslim edildi. Törende FIJET üyeleri, turizm profesyonelleri, yerel yöneticiler ve bölgeden davetliler bir araya gelerek bu önemli başarıyı kutladı.



1971 yılında hayata geçirilen Altın Elma Ödülü, sürdürülebilir turizmi teşvik ederken kültürel ve doğal mirasını koruyan, aynı zamanda yerel topluluklarla güçlü bağlar kurmayı başaran destinasyonlara takdim ediliyor. Yarım asrı aşkın süredir verilen ödül, bugüne kadar dünyanın en saygın ve tanınmış seyahat destinasyonlarından birçoğunu onurlandırdı.







SORUMLU TURİZM GELİŞTİRMENİN OLAĞANÜSTÜ BİR ÖRNEĞİ



FIJET yönetimi, bu yılki seçim için yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Ziyaretçi artışını yerel geleneklerin, manzaraların ve yaşam kalitesinin korunmasıyla dengeleyen sorumlu turizm geliştirmenin olağanüstü bir örneği olarak, Cavtat ve Konavle'nin öne çıktığına tanık olduk.” Tören sırasında bir konuşma yapan Konavle Belediye Başkanı Božo Lasić ise bölgenin turizm başarısının ardındaki kolektif çabaları miafirlerle paylaştı. “Belediye hizmetleri, turizm profesyonelleri ve Konavle Turizm Kurulu arasındaki sinerji mükemmel sonuçlar verdi” diyen Lasić, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ödülün Konavle'ye gelmesinden dolayı çok mutluyum. Turizm Kurulu Direktörü Frano Herendija'ya özverili çalışmaları için teşekkür etmek istiyorum."







"ALTIN ELMA, BİRÇOK ÖDÜL ARASINDA ÖZEL BİR ÖNEME SAHİP"



Konavle Turizm Kurulu Direktörü Frano Herendija da törende yaptığı konuşmada Cavtat ve Konavle'nin yıllar boyunca özgünlükleri, misafirperverlikleri ve bakımlı kamusal alanları nedeniyle çok sayıda ödül aldığını, ancak Altın Elma'nın özel bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak; "Bu ödül, yerel gelenekleri ve çevreyi korurken yüksek kaliteli turizmin geliştirilebileceğini doğruluyor. Gelişme ve sürdürülebilirlik arasındaki bu denge, bugün en çok değer verilen husus" dedi.







TURİZMİN GELECEĞİ İÇİN MODEL OLARAK GÖRÜLEN SEÇKİN DESTİNASYONLAR



FIJET Değerlendirme Komitesi adına konuşan Tina Čubrilo, kararın Konavle'ye yapılan bir sunum ve yerinde ziyaret de dahil olmak üzere ayrıntılı bir inceleme sürecinin ardından alındığını açıkladı. Değerlendirme, destinasyonun bu prestijli ödül için gerekli tüm kriterleri karşıladığını doğruladı. Bu ödül; doğal güzellikleri, zengin kültürel mirası, otantik gelenekleri ve sürdürülebilir kalkınmaya olan bağlılığıyla tanınan Cavtat ve Konavle'nin, Hırvatistan'ın önde gelen turizm destinasyonlarından biri olarak ününü daha da güçlendiriyor. Dünya genelinde turizm destinasyonları, giderek artan bir şekilde büyümeyi çevresel ve kültürel koruma ile dengelemeye çalışırken; bu tanınma Cavtat ve Konavle'yi, turizmin geleceği için model olarak görülen seçkin uluslararası destinasyonlar arasına yerleştiriyor.



Altın Elma (Golden Apple) Ödül Töreni'ne Türkiye adına FIJET Başkan Yardımcısı Delal Atamdede katıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kaputaş, Avrupa’daki en iyi 10 plaj listesine girdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kaputas-avrupadaki-en-iyi-10-plaj-listesine-girdi/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’nın Kaş ilçesindeki Kaputaş Plajı’nın, “Avrupa’nın En İyi Destinasyonları” (European Best Destinations) tarafından hazırlanan listede ilk 10’a girmesi turizmcileri sevindirdi. “Avrupa’nın En İyi Plajları 2026” listesine Türkiye’den Kaş’taki Kaputaş Plajı da girdi. Ön seçkilerden sonra uluslararası gezginlerden oluşan jüri tarafından belirlenen listede Kaputaş, 9. sırada yer aldı. Turkuaz rengi, denizi ve etkileyici kanyon manzarasıyla dikkati […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 31 May 2026 00:40:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'nın Kaş ilçesindeki Kaputaş Plajı'nın, "Avrupa'nın En İyi Destinasyonları" (European Best Destinations) tarafından hazırlanan listede ilk 10'a girmesi turizmcileri sevindirdi.



"Avrupa'nın En İyi Plajları 2026" listesine Türkiye'den Kaş'taki Kaputaş Plajı da girdi. Ön seçkilerden sonra uluslararası gezginlerden oluşan jüri tarafından belirlenen listede Kaputaş, 9. sırada yer aldı. Turkuaz rengi, denizi ve etkileyici kanyon manzarasıyla dikkati çeken Kaputaş'ın Avrupa'nın en iyi plajları arasında gösterilmesinin, bölge turizmine katkı sağlaması bekleniyor.



Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Mustafa Erman Günay, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Kaputaş'ın bölgedeki en güzel plajlardan olduğunu söyledi. Günay; "Yıllardır her dönemde dünyanın en iyi plajları arasında gösterilen Kaputaş, bu yıl da listede yer aldı. Ayrıca, Türkiye'den listeye giren tek plaj Kaputaş oldu. Plajımız, artık Kaş'ın dünyaya açılan yüzü haline geldi. Tüm ziyaretçileri Kaş'a ve Kaputaş'a bekliyoruz" dedi.







Kaş'ta bayram tatili dolulukları yüzde 100'e ulaştı



Kaputaş Plajı'nın geçmişte yapım süreciyle de gündeme geldiğini dile getiren Günay, yolun inşası sırasında can kayıplarının olduğunu, zorlu ve meşakkatli sürecin sonunda bölgenin ulaşılabilir hale getirildiğini ifade etti. Plajın doğası, kanyonu ve deniziyle özel konuma sahip olduğuna dikkat çeken Günay; "Burada turkuaz, mavi ve zaman zaman yeşilin farklı tonlarını bir arada görmek mümkün. Muhteşem bir koy" diye konuştu. Günay, Kurban Bayramı tatili dolayısıyla ilçede yoğunluk yaşandığını, yaklaşık bir haftadır konaklama tesislerinde yüzde 100 doluluğa ulaşıldığını söyledi. 







"BÜYÜLEYİCİ BİR ATMOSFERİ VAR"



Kaputaş'ı ziyaret eden tatilcilerden Ecrin Atılmaz da plajın doğal güzelliğine hayran kaldığını, bayram tatilini ilçede geçirdiklerini belirtti. Mavinin her tonunu görebildikleri Kaputaş'ın eşsiz manzarasının olduğunu dile getiren Atılmaz, şöyle konuştu: "Kaputaş Plajı'nı diğer plajlardan ayıran en büyük özelliklerden biri, çok sayıda merdivene sahip olması ve kayaların arasında yer alması. Buranın inanılmaz bir atmosferi var. Sanki iki dağın arası yarılmış da Kaputaş Plajı ortaya çıkmış gibi bir görüntüsü var. Biz de burayı haberlerde görmüştük. Denildiği kadar varmış, muhteşem bir yer. İnanılmaz bir talep olduğu için oldukça kalabalık ama buna rağmen büyüleyici bir atmosferi var." Öte yandan Kaputaş, daha önce de çeşitli uluslararası listelerde dünyanın en iyi plajları arasında yer almıştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kapadokya’da üç gün sürecek yoga festivalinde geri sayım]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kapadokyada-uc-gun-surecek-yoga-festivali-nde-geri-sayim/</link>
        <description><![CDATA[Kapadokya’nın büyüleyici atmosferi bu kez yoga tutkunlarını ağırlamaya hazırlanıyor. Nevşehir’in tarihi Mustafapaşa bölgesinde düzenlenecek “Kapadokya’da Bi’Yoga Fest”, 19-21 Haziran tarihlerinde katılımcıları doğa, nefes ve farkındalık odaklı üç günlük bir deneyimde buluşturacak. Hindistan Ankara Büyükelçiliği ile Kapadokya Alan Başkanlığı’nın destekleri, Kapadokya Üniversitesi ev sahipliğinde ve Kapadokya’da Bi’Yoga’nın organizatörlüğünde gerçekleştirilecek festivalde; yoga seansları, mindfulness çalışmaları, somatik deneyimler, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 30 May 2026 00:16:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kapadokya’nın büyüleyici atmosferi bu kez yoga tutkunlarını ağırlamaya hazırlanıyor. Nevşehir’in tarihi Mustafapaşa bölgesinde düzenlenecek “Kapadokya'da Bi'Yoga Fest”, 19-21 Haziran tarihlerinde katılımcıları doğa, nefes ve farkındalık odaklı üç günlük bir deneyimde buluşturacak.



Hindistan Ankara Büyükelçiliği ile Kapadokya Alan Başkanlığı’nın destekleri, Kapadokya Üniversitesi ev sahipliğinde ve Kapadokya’da Bi’Yoga’nın organizatörlüğünde gerçekleştirilecek festivalde; yoga seansları, mindfulness çalışmaları, somatik deneyimler, nefes terapileri, sanat atölyeleri ve müzik etkinlikleri yer alacak. Organizasyon, aynı zamanda 21 Haziran Uluslararası Yoga Günü kutlamalarına da ev sahipliği yapacak.



Festival programında gün doğumunda balon manzarası eşliğinde yoga akışları, vadi yürüyüşleri ve farklı disiplinlerden eğitmenlerle gerçekleştirilecek atölyeler öne çıkıyor. Katılımcılar, hem konaklamalı hem de günübirlik seçeneklerle festivale dahil olabilecek. Kapadokya’nın taş sokakları, tarihi dokusu ve sakin atmosferiyle dikkat çeken Mustafapaşa’daki etkinliğin, bölge turizmine de yeni bir soluk getirmesi amaçlanıyor.







“BÜTÜNSEL BİR YAŞAM ALANI HEDEFLİYORUZ”



Kapadokya’da Bi’Yoga Fest’te bütünsel bir yaşam alanı hedeflediklerini ifade eden Kapadokya’da Bi’Yoga Kurucusu Sinem Sak; “Kapadokya’nın eşsiz doğasında yoga, nefes, somatik hareket, meditasyon, müzik ve topluluk deneyimini bir araya getirerek katılımcıların kendileriyle yeniden bağ kurabilecekleri özel bir alan oluşturduk. Bi’Yoga Fest, Kapadokya’da sürdürdüğümüz çalışmaların doğal bir devamı niteliğinde doğdu. Özellikle Mustafapaşa’nın tarihi dokusu, sakinliği ve dönüştürücü enerjisi bu buluşmanın ruhunu besleyen en önemli unsurlardan biri oldu. Festival boyunca Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından gelen eğitmenler, sanatçılar ve uygulayıcılarla birlikte çok katmanlı bir deneyim paylaşacağız” dedi.







“HERKESİN BİRLİKTE NEFES ALABİLECEĞİ BİR ALAN OLUŞTURDUK”



Festival kapsamında birçok farklı içeriğin de yer aldığını kaydeden Sinem Sak; “Vadilerde gün doğumu yoga pratiklerinden somatik deneyimlere, nefes çalışmalarından sanat terapisine, canlı müzik performanslarından köy keşiflerine kadar birçok farklı içerik yer alıyor. 21 Haziran Uluslararası Yoga Günü’nü de festival kapsamında hep birlikte kutlayacak olmak bizim için ayrıca çok kıymetli. Amacımız, Kapadokya’nın kültür, sanat, hareket ve bütünsel yaşam alanında uluslararası ölçekte yeni bir buluşma noktası haline gelmesine katkı sunmak. Herkesin kendi ritmini keşfedebileceği, yavaşlayabileceği ve birlikte nefes alabileceği bir alan oluşturmak için heyecanla hazırlanıyoruz” diye konuştu.







FESTİVAL PROGRAMI



Festivalin partnerleri arasında; Bademsu, Servet Fethiye, Bite&More ve YogaBuShop Sinasos Evleri, Gül Konakları, Nujelm Cappadocia, Konak Bezirhane Cave, Elite Organik ve TAKE34 bulunuyor. Yerel iş birlikleri kapsamında Gorgoli Lounge, KAPSİNDER, Live in Cappadocia, Simera Cappadocia, Utopia Cave Cappadocia, Fresco Cave Cappadocia, Kadıevi 1860, Nalin Cave Spa, Roca Cappadocia Hotel, Travel Atelier, Argeus Travel & Events, Gaia Cappadocia, Truva İş Sağlığı ve Fiat Onur Altan Bayii festivale destek veren kurum ve markalar arasında yer alıyor. Organizasyon boyunca yoga, somatik deneyimler, nefes çalışmaları, hareket pratikleri, sanat terapisi, doğa keşifleri ve canlı müzik performansları katılımcılarla buluşacak. Festival akışı ise şöyle:



19 Haziran Cuma: Açılış, Keşif ve İçsel Yolculuk



Salon 1 – Bir’lik: Bi’Yoga & Bi’Ses Somatik Yoga – Sinem Yıldız Sak & Ses Meditasyonu – Aslı Aslankalp



Salon 3 – Har’eket: Basit Mobilite ve Doğru Esneklik, Umutcan Öcal



Salon 2 – Dem’lenme: Embodiment: Duygularla Beden Aracılığıyla Çalışmak, Gülşah Aygün



Salon 3 – Har’eket: An’ın Gücü, Hatha Yoga ile duruşun gücünü keşfetmek, Naife Sevdalı



Salon 1 – Bir’lik: Somatik Dans ve Oryantal Atölyesi, Şaziye Özlem Turan



20 Haziran Cumartesi: Doğa ve Denge



Vadide Balon eşliğinde Gün Doğumu Bi’Yoga, Sinem Yıldız Sak



Salon 3 – Har’eket: An’a Hareket, Vinyasa Yoga ile an’ın içinde güç ve denge, Naife Sevdalı



Salon 1 – Bir’lik: Kalbin Yankısı, Yoga & Meditatif Sanat Terapi, Devrim Akkaya Kaçmaz



Salon 2 – Dem’lenme: Yoga Terapi, Omurganın fizyolojik ve psikolojik işlevleri, Gülşah Aygün



Salon 3 – Har’eket: Güç ve Stabilite, Umutcan Öcal



Salon 2 – Dem’lenme: Yin Yoga – “Olduğu Gibi, Olduğu Yerde”, Burcu Atasoy Mustafapaşa Köyü & Manastır Vadisi Turu Ünlü Kapıları ve Hikâyesi: Turist Rehberi ve Sanat Tarihçisi Öğr. Gör. Mert Kırık, Kapadokya Üniversitesi Live in Cappadocia, Konser



21 Haziran Pazar



Festivalin son günü olan 21 Haziran’da ise Uluslararası Yoga Günü’ne özel program gerçekleştirilecek. Saklıvadi’de düzenlenecek Bi’Yoga pratiği, DJ performansı ve kahve partisi ile festival sona erecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Astoria Grande” kruvaziyeri 1079 yolcusuyla Amasra’ya geldi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/astoria-grande-kruvaziyeri-1079-yolcusuyla-amasraya-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Rusya’nın Soçi kentinden hareket eden “Astoria Grande” adlı kruvaziyer, 100’üncü seferiyle Bartın’ın Amasra Limanı’na demirledi. Tarihi geçmişi ve doğasıyla ünlü turizm merkezi Amasra’ya 1079 yolcu ve 453 kişilik mürettebatla gelen 11 katlı kruvaziyer, 3 Ağustos 2022’den bu yana ilçeye 100’üncü seferini yaptı. İşlemleri tamamlanan turistlere, liman çıkışında Rusça broşürler verildi. Turistler, daha sonra Amasra Müzesi, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 30 May 2026 00:00:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Rusya'nın Soçi kentinden hareket eden "Astoria Grande" adlı kruvaziyer, 100'üncü seferiyle Bartın'ın Amasra Limanı'na demirledi. Tarihi geçmişi ve doğasıyla ünlü turizm merkezi Amasra’ya 1079 yolcu ve 453 kişilik mürettebatla gelen 11 katlı kruvaziyer, 3 Ağustos 2022’den bu yana ilçeye 100’üncü seferini yaptı. 



İşlemleri tamamlanan turistlere, liman çıkışında Rusça broşürler verildi. Turistler, daha sonra Amasra Müzesi, Çekiciler Çarşısı, Büyük Liman, Amasra Kalesi ve Kemere Köprüsü gibi tarihi ve turistik yerleri görmek için limandan ayrıldı. Yolcuların bir kısmı da tur otobüsleriyle Karabük'ün UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan tarihi konaklarıyla ünlü Safranbolu ilçesine gitti. Amasra'ya 2022'den bu yana 84 bin 837 turist getiren "Astoria Grande" gemisinin, akşam saatlerinde Soçi'ye gideceği öğrenildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hititlerin başkenti Çorum gastronomiyle UNESCO yolunda!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hititlerin-baskenti-corum-gastronomiyle-unesco-yolunda/</link>
        <description><![CDATA[Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, İstanbul’da ulusal basın temsilcileriyle bir araya gelerek Çorum’un gastronomi ekseninde şekillenen yeni yol haritasını, “UNESCO Gastronomi Şehri” hedefini ve uluslararası açılım planlarını paylaştı. Bu yolculuğun ilk güçlü uluslararası adımı, 4-6 Haziran’da Çorum’da gerçekleşecek “Açık Ateş” gastronomi etkinliği olacak. Farklı ülkelerden şefleri, gastronomi profesyonellerini ve fikir insanlarını ağırlayacak etkinlik, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 28 May 2026 00:04:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, İstanbul’da ulusal basın temsilcileriyle bir araya gelerek Çorum’un gastronomi ekseninde şekillenen yeni yol haritasını, "UNESCO Gastronomi Şehri" hedefini ve uluslararası açılım planlarını paylaştı.



Bu yolculuğun ilk güçlü uluslararası adımı, 4-6 Haziran’da Çorum’da gerçekleşecek "Açık Ateş" gastronomi etkinliği olacak. Farklı ülkelerden şefleri, gastronomi profesyonellerini ve fikir insanlarını ağırlayacak etkinlik, Çorum ’u dünya gastronomi çevrelerinin dikkatle izleyeceği önemli bir buluşma noktasına dönüştürmeye hazırlanıyor.



Çorum, bugün tarihsel mirasını, üretim gücünü, tarımsal zenginliğini ve mutfak hafızasını yeniden yorumlayarak güçlü bir şehir markası oluşturma yolunda ilerliyor. Bu yeni vizyon, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın ev sahipliğinde, Anadolu mutfağının İstanbul’daki önemli temsilcilerinden Sade Beş Denizler’de gerçekleşen özel buluşmada paylaşıldı. Zeynep Aktaş, Hatice Ünal Bilen, Dinçer Karacalar, Fatoş Karahasan, Yücel Koç, Zühre Kurt, Lale Elmacıoğlu, Aliye Gümüş, Medine İşbilir, Vahap Munyar, Adnan Şahin, Faruk Şüyün, Mehmet Tel, Reha Tartıcı, Zeynep Kakınç ve Gökhan Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu medya, ekonomi, gastronomi ve turizm dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı toplantıda; Çorum’un gastronomi ekseninde şekillenen gelecek vizyonu, UNESCO Gastronomi Şehri hedefi ve uluslararası açılım planları değerlendirildi.



Toplantıda konuşan Başkan Aşgın, şehrin yalnızca geçmişiyle değil, geleceğiyle de güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Çorum’u tek bir ürünle anlatmak mümkün değil. Bu şehir tarih, üretim, tarım, kültür ve güçlü bir mutfak hafızasını aynı anda taşıyor. Biz mutfağa yalnızca lezzet olarak değil; kültürel miras, turizm ve ekonomik kalkınmanın önemli bir bileşeni olarak bakıyoruz.”







HİTİTLERDEN BUGÜNE UZANAN SOFRA HAFIZASI



Bir dönem Hitit İmparatorluğu’na başkentlik yapan Çorum, Anadolu’nun en köklü medeniyet hafızalarından birini taşıyor. Bu miras yalnızca arkeolojik alanlarda değil; tahıl kültüründe, kolektif sofra geleneğinde, pişirme tekniklerinde, üretim alışkanlıklarında ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak bilgisinde yaşamaya devam ediyor. İnsanlık tarihinin ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş’in mirasını taşıyan şehir, bugün geçmişini yalnızca tarihsel bir referans olarak değil, yaşayan bir kültürel değer olarak yeniden okuyor. Tahıl ve bakliyat temelli beslenme alışkanlıkları, uzun pişirme teknikleri, saklama yöntemleri, imece kültürü, toplu sofra geleneği ve kadın emeğiyle şekillenen mutfak yapısı, Çorum’u Anadolu’daki birçok şehirden ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor.







ÇOK KATMANLI BİR GASTRONOMİK HAFIZAYA SAHİP



Bugün çoğu zaman Çorum, leblebisi ile anılsa da şehir; İskilip dolması, Kargı tulumu, Osmancık pirinci, Çorum mantısı, tandır kebabı, has baklava, Alaca boranası, hingal, yarma aşı ve geleneksel hamur işleriyle çok daha katmanlı bir gastronomik hafızaya sahip. Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre, Çorum’un coğrafi işaretli ürün sayısı bugün 36’ya ulaşmış durumda. Hitit Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen akademik çalışmalarda, Hitit tabletlerinde yer alan üretim ve pişirme izleri incelenirken; yerel üreticiler, ustalar ve mutfak hafızasını taşıyan isimlerle sözlü tarih çalışmaları gerçekleştiriliyor. Amaç, bu birikimi yalnızca anlatmak değil, kayıt altına alarak geleceğe taşımak.



UNESCO GASTRONOMİ ŞEHRİ HEDEFİ



Çorum Belediyesi öncülüğünde yürütülen "UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri" hazırlıkları kapsamında, geniş katılımlı bir çalışma modeli oluşturuldu. Çorum Valiliği, Hitit Üniversitesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, kamu kurumları, turizm temsilcileri ve ilgili paydaşların dahil olduğu süreçte hedef, Çorum’un gastronomik potansiyelini kalıcı ve sürdürülebilir bir şehir modeline dönüştürmek. Başkan Aşgın bu süreci şöyle değerlendirdi: “Bizim meselemiz yalnızca bir listeye girmek değil; yerel üreticiyi destekleyen, mutfak hafızasını koruyan, genç kuşaklara aktaran ve ekonomik dönüşüm yaratan kalıcı bir gastronomi ekosistemi oluşturmak istiyoruz.”







GASTRO ÇORUM: YENİ NESİL ŞEHİR ANLATISI



Çorum Belediyesi’nin geliştirdiği "Gastro Çorum" yaklaşımı, mutfak kültürünü restoran deneyiminin ötesine taşıyarak üretim, turizm, kültürel sürdürülebilirlik ve şehir ekonomisiyle bütünleştiriyor. Hazırlanan yol haritasında; gastronomi rotaları, köy sofraları, yerel üretim deneyimleri, usta-çırak eğitim programları, dijital gastronomi arşivi, üretici odaklı projeler, mutfak hafızasının belgelenmesi gibi başlıklar yer alıyor. Restore edilerek yeniden işlevlendirilen tarihi yapılar da bu yaklaşımın somut örnekleri arasında bulunuyor. Bu kapsamda yeniden hayat bulan Veli Paşa Hanı, geleneksel Çorum mutfağının yaşatıldığı önemli gastronomi duraklarından biri haline geldi.



GÜÇLÜ TARIM, GÜÇLÜ ÜRETİM



Çorum’un bu yaklaşımının arkasında güçlü bir üretim altyapısı bulunuyor. Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan şehir; tahıl, bakliyat ve farklı üretim kalemlerindeki kapasitesiyle gastronomiyi yalnızca kültürel değil, ekonomik kalkınma açısından da stratejik bir alan olarak konumluyor.







ULUSLARARASI GASTRONOMİ GÜNDEMİNDE ÇORUM



Çorum, gastronomi eksenli şehir vizyonunu uluslararası platformlara da taşımaya başladı. EMITT, Travel Turkey ve ITB Berlin gibi önemli organizasyonlarda yer alan şehir, önümüzdeki dönemde İspanya’daki önemli gastronomi platformlarında da görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Bu çerçevede Açık Ateş, Çorum’un uluslararası gastronomi sahnesine güçlü çıkışlarından biri olarak öne çıkıyor. 4–6 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek etkinlikte İspanya, Fransa, İtalya, Brezilya ve farklı ülkelerden şefler ile gastronomi profesyonelleri Çorum’da buluşacak. Açık ateş pişirme kültürü, kadim üretim teknikleri, sürdürülebilirlik, yerel ürünler ve gastronomik hafıza; paneller, deneyim alanları ve şef buluşmalarıyla farklı perspektiflerden ele alınacak. Açık Ateş, yalnızca bir etkinlik değil; Çorum’un gastronomi üzerinden dünyaya açılan yeni hikâyesinin güçlü başlangıçlarından biri olarak görülüyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türk mutfağı New York Türkevi’nde tanıtıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turk-mutfagi-new-york-turkevi-nde-tanitildi/</link>
        <description><![CDATA[Türk mutfağının dünyaya tanıtılması amacıyla Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) tarafından düzenlenen “8. Gastroshow” etkinliği, 23 Mayıs 2026 tarihinde New York Türkevi ’nde yoğun katılım ve büyük ilgiyle gerçekleştirildi. Türk Mutfağı Haftası kapsamında düzenlenen organizasyon, gastronomi dünyasının önemli isimlerini aynı çatı altında buluşturdu. New York’un prestijli merkezlerinden Türkevi’nde gerçekleşen etkinlik, Türkiye Cumhuriyeti New York Başkonsolosu Muhittin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 27 May 2026 23:30:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türk mutfağının dünyaya tanıtılması amacıyla Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) tarafından düzenlenen "8. Gastroshow" etkinliği, 23 Mayıs 2026 tarihinde New York Türkevi ’nde yoğun katılım ve büyük ilgiyle gerçekleştirildi. Türk Mutfağı Haftası kapsamında düzenlenen organizasyon, gastronomi dünyasının önemli isimlerini aynı çatı altında buluşturdu.



New York’un prestijli merkezlerinden Türkevi’nde gerçekleşen etkinlik, Türkiye Cumhuriyeti New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal ile Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe’nin açılış konuşmalarıyla başladı. Program boyunca Türk mutfağının kültürel mirası, sürdürülebilir gastronomi anlayışı ve Anadolu’nun zengin mutfak kültürü ön plana çıktı. GTD Başkanı Gürkan Boztepe, konuşmasında Türk mutfağının sadece damak tadıyla değil; tarihi, sağlıklı yapısı ve köklü kültürüyle dünya gastronomisinde özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Etkinliğin uluslararası gastronomi çevrelerinde Türkiye’ye yönelik ilgiyi artırdığını ifade eden Boztepe, Türk ürünlerinin global ölçekte daha görünür hale gelmesinin önemine dikkat çekti.







KONUKLARDAN TAM NOT



Gecenin dikkat çeken isimlerinden Dr. Ender Saraç ise “Sağlıklı Türk Mutfağı” başlıklı sunumuyla davetlilerden büyük alkış aldı. Saraç, Anadolu mutfağının doğal, dengeli ve sağlıklı yapısına dikkat çekerek geleneksel Türk yemeklerinin modern yaşam için önemli bir beslenme modeli sunduğunu anlattı. Şefler, gastronomi profesyonelleri, akademisyenler, iş insanları ve medya temsilcilerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Türk mutfağının seçkin lezzetleri davetlilerin beğenisine sunuldu. Samimi atmosferi, zengin içeriği ve güçlü katılımıyla dikkat çeken organizasyon, konuklardan tam not aldı.







GASTRONOMİ DİPLOMASİSİNİN GÜÇLÜ ÖRNEKLERİNDEN BİRİ



Etkinlik kapsamında, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin etkinliğe özel video mesajı davetlilerle paylaşıldı. T.C. Dışişleri Bakanlığı, T.C. Ticaret Bakanlığı ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekleriyle gerçekleştirilen Gastroshow etkinlikleri, bugüne kadar Dubai, Nepal, Moskova, Romanya, Ukrayna ve Burkina Faso gibi birçok ülkede düzenlenerek Türk gastronomisinin uluslararası tanıtımına katkı sundu. New York Türkevi ’nde gerçekleşen 8. Gastroshow, Türk mutfağının küresel ölçekte artan etkisini bir kez daha gözler önüne sererken, gastronomi diplomasisinin de güçlü örneklerinden biri olarak değerlendirildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bayram tatilinin sanatsal rotası: Edirne Bienali]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bayram-tatilinin-sanatsal-rotasi-edirne-bienali/</link>
        <description><![CDATA[Edirne’de bu yıl ilki düzenlenen Edirne Bienali, tarihi mekanlarla çağdaş sanatı buluşturan yapısıyla Kurban Bayramı tatilinde sanatseverlerin uğrak noktalarından biri haline geldi. Kent merkezinde 21 Mayıs’ta başlayan ve 28 Haziran’a kadar sürecek Edirne Bienali; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi ve Trakya Üniversitesi’nin destekleriyle, Resim Heykel Müzeleri Derneği ve Yaratıcı Çocuklar Derneği öncülüğünde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 26 May 2026 16:51:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Edirne'de bu yıl ilki düzenlenen Edirne Bienali, tarihi mekanlarla çağdaş sanatı buluşturan yapısıyla Kurban Bayramı tatilinde sanatseverlerin uğrak noktalarından biri haline geldi.



Kent merkezinde 21 Mayıs'ta başlayan ve 28 Haziran'a kadar sürecek Edirne Bienali; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi ve Trakya Üniversitesi'nin destekleriyle, Resim Heykel Müzeleri Derneği ve Yaratıcı Çocuklar Derneği öncülüğünde gerçekleştiriliyor. Kentin farklı tarihi noktalarına yayılan etkinlikler, kenti adeta bir sanat rotasına dönüştürüyor. "Köprüler" temasıyla düzenlenen bienalde, 23 ülkeden 213 sanatçı; fotoğraf, heykel, yeni medya, yapay zeka ve performans gibi farklı disiplinlerde eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor.



Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, konu ile ilgili yaptığı açıklamada bienalin temasının Edirne'nin tarihi kimliğiyle güçlü bir bağ kurduğunu söyledi. Edirne'nin tarih boyunca kültürleri ve medeniyetleri birbirine bağlayan bir şehir olduğunu belirten Soytürk; "Balkanlar'dan Anadolu'ya uzanan kadim bir hafızanın taşıyıcısı olan Edirne, aynı zamanda köprüleriyle de simgeleşmiş bir kent. Bienalin 'Köprüler' teması, bu yönüyle şehre çok yakıştı. Tüm sanatseverlerimizi kentimize bekliyoruz. Özellikle 9 günlük bayram tatilinde yakın illerde yaşayan sanatseverlerin bienaldeki eserleri görmesini arzu ediyoruz" ifadelerini kullandı.







"BAŞLI BAŞINA BİR SANAT ESERİ"



Edirne'nin yalnızca bienale ev sahipliği yapan bir şehir değil, başlı başına bir sanat eseri olduğunu aktaran Kemal Soytürk, kentteki tarihi yapıların da başlı başına kültürel miras niteliği taşıdığına dikkat çekti. Bienal sayesinde tarihi mekanların çağdaş sanatla yeniden yorumlandığını kaydeden, Meriç Köprüsü'nde sergilenen bazı eserlerin ziyaretçilere tarihsel çağrışımlar yaptığını anlatan Soytürk, tarihi gar binasında yer alan vagon enstalasyonunun ise Balkan göçlerini ve yolculuk hafızasını yeniden düşündürdüğünü söyledi. 







"KENTE YENİ BİR TURİZM KİMLİĞİ KAZANDIRACAK"



Bienalin kente yeni bir turizm kimliği kazandıracağını vurgulayan Kemal Soytürk; "İnanç, kültür, spor ve sağlık turizmiyle öne çıkan Edirne, şimdi sanat turizmiyle de yeni bir destinasyon haline geliyor" dedi. Soytürk, bienalin ilk günlerinden itibaren hem yerli hem yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiğini belirterek, Edirne'nin sahip olduğu tarihi miras ile çağdaş sanatın birleşiminin kente yeni bir kültürel dinamizm kazandıracağını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İznik yabancı acentelerin tur paketlerine girdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/iznik-yabanci-acentelerin-tur-paketlerine-girdi/</link>
        <description><![CDATA[Anıtsal yapılarıyla medeniyetlere ev sahipliği yapan Bursa’nın İznik ilçesinin yurt dışındaki acentelerin tur paketlerine girdiği, mayıs döneminden sonra ciddi sayıda yabancı turistin bölgeye beklendiği bildirildi. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapılarıyla medeniyetlere ev sahipliği yapan Bursa’nın İznik ilçesinin, yurt dışındaki acentelerin tur paketlerine girdiği, mayıs döneminden sonra ciddi sayıda yabancı turistin bölgeye […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 25 May 2026 23:00:44 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Anıtsal yapılarıyla medeniyetlere ev sahipliği yapan Bursa'nın İznik ilçesinin yurt dışındaki acentelerin tur paketlerine girdiği, mayıs döneminden sonra ciddi sayıda yabancı turistin bölgeye beklendiği bildirildi.



Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapılarıyla medeniyetlere ev sahipliği yapan Bursa'nın İznik ilçesinin, yurt dışındaki acentelerin tur paketlerine girdiği, mayıs döneminden sonra ciddi sayıda yabancı turistin bölgeye beklendiği bildirildi. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, geçen yıl 365 bin 78 yabancı ve 1 milyon 395 bin 975 yerli turist kentteki otellerde konakladı. Toplam 2 milyon 949 bin 385 geceleme sayısının gerçekleştiği kentte turistlerin ortalama kalış süresi ise 1,67 gece olarak hesaplandı.



Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Güney Marmara Bölge Temsil Kurulu Başkanı Engin Balta, AA muhabirine geçen yıl Bursa turizminde yoğun bir turistik faaliyet yaşandığını söyledi. Balta, göreve geldikleri ekim ayından itibaren Bursa ve Yalova turizmi için çok önemli projeler üretmeye başladıklarını belirtti. Endonezya ve Malezya'dan geçen yıl Bursa'ya yoğun ilgi olduğuna dikkati çeken Balta; "Endonezya ve Malezya'nın dışında Orta Doğu ülkelerinden ve özellikle Kuveyt'ten çok sayıda yabancı turist geldi. Bursa artık onların evleri gibi. Daha sonra da hiç beklemediğimiz Avrupalı turistlerimiz de gelmeye başladı. Bu ülkelerden gelen turist sayısı her geçen gün artıyor. Bunlar da güzel haberler bizim için. Bu yıl yabancı turist sayılarının artmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.



Balta, geçen yıl 365 bin yabancı turistin Bursa'da konakladığını, Bursa için bunun iyi bir sayı olduğunu belirterek, kente daha fazla yabancı turist gelmesini istediklerini kaydetti. Endonezya ve Malezya pazarıyla ilgili çalışmalar yürüttüklerinin altını çizen Engin Balta, sözlerine şöyle devam etti: "O ülkelerdeki turizm acentelerini burada ağırlamayı planlıyoruz. Birçok ülkeden basın mensuplarını bölgemizde ağırlamayı planlıyoruz. Bölgemizin tanıtımının daha fazla kitlelere duyurulmasını ve yabancı turistlerin buraya gelmesini sağlayacağız. Dünyada önde gelen büyük turizm fuarlarının hepsine katılım sağlıyoruz. Malezya fuarımız olacak. O fuara da hazırlıklarımızı yapıyoruz. Daha sonra Moskova'da turizm fuarımız olacak. Oraya da hazırlık yapıyoruz. Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz."







"2026 YILI İZNİK YILI DİYEBİLİRİZ"



Balta, Papa 14. Leo'nun geçen yıl 28 Kasım'da İznik'i ziyaret etmesiyle inanç turizminin daha da ön plana çıktığını vurguladı. Papa 14. Leo'nun ziyaretinin dünya basınında geniş yer bulduğunu hatırlatan Balta, bu ziyaretin İznik'in tanıtımına büyük katkı sağladığını ve birçok yabancı turistin buraya gelmek istediğini anlattı. Balta, İznik ve Bursa'nın tanıtımı için birçok uluslararası fuara katıldıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "En son Berlin Uluslararası Turizm Borsası (ITB) Fuarı'na katıldık. Orada İznik çok konuşuluyordu. Özellikle yurt dışından acenteler İznik için tur paketleri hazırlamış. İznik'te mayıs döneminden sonra çok ciddi sayıda yabancı turist ağırlamayı planlıyoruz. İznik ile ilgili hazırladığımız inanç rotalarını dolaştık. Birçok esnafla iletişim kurduk. Esnafımız turizm hareketliliğine hazır ve çok ciddi hevesleri de var. İnanç rotası projesi kapsamında İznik için çalışmalarımızı sürdürüp oraya yabancı turistleri getirmeyi planlıyoruz. Bölgemizin en önemli yerlerinden birisi İznik ve bunun için de 2026 yılı İznik yılı diyebiliriz."







BİRÇOK ROTA OLUŞTURULDU



Yabancı turistler için İznik ile alakalı birçok rota oluşturulduğuna dikkati çeken Balta, şunları kaydetti: "İznik ile ilgili projelerimizi ve paket programları hazırladık. Yabancı ülkelerdeki acentelerle bu paket programları paylaşıyoruz. Onlar da bu turları kendi vatandaşlarına sunuyor. Yabancı turistlerin buraya gelmesiyle bu turları meslektaşlarımızla da yapmayı planlıyoruz. Almanya, İngiltere, Hollanda, İsviçre gibi ülkeler, bu turlara daha çok talep gösteriyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kocaeli’de 9 plajda “mavi bayrak” dalgalanacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kocaelide-9-plajda-mavi-bayrak-dalgalanacak/</link>
        <description><![CDATA[Kocaeli’nin Karamürsel ve Kandıra ilçelerindeki 9 plajda “mavi bayrak” dalgalanacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin açıklamasına göre, Uluslararası Mavi Bayrak Jürisi tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda 9 plaj; çevre standartları, su kalitesi, güvenlik ve hizmet altyapısı gibi kriterleri başarıyla geçerek “mavi bayrak” ünvanını korudu. Yaz sezonunda bölgenin en çok tercih edilen sahilleri, bu ödülle bir kez daha kalitesini […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 25 May 2026 22:51:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kocaeli'nin Karamürsel ve Kandıra ilçelerindeki 9 plajda "mavi bayrak" dalgalanacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin açıklamasına göre, Uluslararası Mavi Bayrak Jürisi tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda 9 plaj; çevre standartları, su kalitesi, güvenlik ve hizmet altyapısı gibi kriterleri başarıyla geçerek "mavi bayrak" ünvanını korudu.



Yaz sezonunda bölgenin en çok tercih edilen sahilleri, bu ödülle bir kez daha kalitesini tescilledi. Karamürsel'de Altınkemer, Ereğli Kumyalı; Kandıra'da Cebeci, Kerpe, Bağırganlı, Kumcağız, Kovanağzı, Seyrek ve Miço plajları, bu yaz sezonunda da insanlara güvenli, temiz ve sağlıklı yüzme alanları sunacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kapadokya’nın kültürel belleği: Çağdaş Sanat Müzesi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kapadokyanin-kulturel-bellegi-cagdas-sanat-muzesi/</link>
        <description><![CDATA[Nevşehir’de akademisyenler ile bölgede yaşayan yerli ve yabancı sanatçıların eserlerinin yer aldığı Çağdaş Sanat Müzesi, Kapadokya’nın tarihsel dokusuna uyumlu özgün sanat eserleriyle bölgenin kültürel belleğine katkı sunuyor. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) bünyesinde 2018 yılında kurulan müzede, çağdaş sanat anlayışının yansıtıldığı 350 eser ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Yaklaşık 1650 metrekarelik alanda hizmet veren Çağdaş Sanat […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 24 May 2026 14:37:41 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Nevşehir'de akademisyenler ile bölgede yaşayan yerli ve yabancı sanatçıların eserlerinin yer aldığı Çağdaş Sanat Müzesi, Kapadokya'nın tarihsel dokusuna uyumlu özgün sanat eserleriyle bölgenin kültürel belleğine katkı sunuyor. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) bünyesinde 2018 yılında kurulan müzede, çağdaş sanat anlayışının yansıtıldığı 350 eser ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.



Yaklaşık 1650 metrekarelik alanda hizmet veren Çağdaş Sanat Müzesi ile bölgenin sanat mirasının gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanıyor. Müze Müdürü ve NEVÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Kurtuluş Çevik, konu ile ilgili yaptığı açıklamada doğal ve tarihi mirasa sahip Kapadokya'nın kültürel kimliğinin, çağdaş sanat alanına yönelik yatırımlarla güçlendiğini söyledi. Bölgenin peribacaları ve sıcak hava balonlarının yanı sıra sanat eksenli çalışmalarla da öne çıkması amacıyla müzenin hayata geçirildiğini anlatan Çevik, bu sayede bölgede kültür turizminin çeşitlendirildiğine dikkat çekti.







3 YILDA 50 BİNİN ÜZERİNDE ZİYARETÇİ AĞIRLADI



Akademisyen ve sanatçıların ürettiği, seramikten yağlı boya tabloya kadar birçok modern sanat eserini müzede sergilediklerini dile getiren Çevik, şu bilgileri verdi: "Bölgede 30'un üzerinde yerli ve yabancı sanatçı yaşamakta. 15 yıllık sürede bu 30 sanatçımızın eserlerini envanterini çıkarıp müzemize dahil ederek çalışmaya başlamıştık. Bu zenginlik onlarla iletişimlerimizi artırdığı için de disiplinlerarası çalışmalar ve kültürlerarası sergilerde önemli bir merkez haline geldik. Özellikle son 3 yılda 50 binin üzerinde yerli ve yabancı ziyaretçiye ulaşmış durumdayız. Turistlerin ilgisi şu yönde oluyor; birçok ülkeden sanatçı davet ediyor ve onlara güncel sanat sergileri düzenliyoruz. Bu sergilerde bölgede bulunanlar ülkelerinin eserlerini ziyaret etmek için mutlaka koleksiyonumuza uğruyorlar. Çok sayıda yabancı sanatçı veya yabancı konuk müzemizi ziyaret etti. Halkın da ilgisi artmaya başladı. Burası yeni bir saha ve farklı bir disiplin. Modern sanat müzesi artık Nevşehir'in de sahiplendiği, tüm halkın gezmeye başladığı bir saha olmaya başladı."







Çağdaş Sanatla Eğitim ve Keşif Bir Arada



Müzenin, sanatın toplumsal ve eğitsel yönünü öne çıkaran etkinliklere de ev sahipliği yaptığını dile getiren Çevik, zaman zaman okullardan öğrencileri davet ederek, müzecilik konusunda eğitim verdiklerini kaydetti. Ziyaretçilerden Hakan Samurlu, arkadaşıyla müzenin tüm alanlarını gezdiğini belirterek; "Eserlere bakmayı ve manifestolarını okumayı çok seviyorum. Buradaki eserler çok hoşuma gitti, gezerken büyük keyif aldım" diye konuştu. Berfin Doymuş, çağdaş sanat eserlerine ilgi duyduğunu ifade ederek; "Farklı yerlerde de müzeleri gezme imkanım oldu ama burası çeşitlilik ve renkler açısından en beğendiklerimden birisiydi" dedi. Refik Keskin de eser çeşitliliğinin zenginlik kattığı müzeyi sanatseverlere ziyaret etmelerini tavsiye etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde 327 eser ilk defa görücüye çıkacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gaziantep-arkeoloji-muzesinde-327-eser-ilk-defa-gorucuye-cikacak/</link>
        <description><![CDATA[Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hasar gören ve restore edilmesinin ardından gelecek ay açılması planlanan Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde 327 eser ilk kez görücüye çıkacak. Depremlerde hasar gören Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen güçlendirme ve restorasyon çalışmaları tamamlandı. Çalışmaların ardından haziran ayında yeniden hizmete girecek müzede Jeolojik, Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 23 May 2026 23:05:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerde hasar gören ve restore edilmesinin ardından gelecek ay açılması planlanan Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde 327 eser ilk kez görücüye çıkacak.



Depremlerde hasar gören Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen güçlendirme ve restorasyon çalışmaları tamamlandı. Çalışmaların ardından haziran ayında yeniden hizmete girecek müzede Jeolojik, Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Hitit, Pers, Yunan, Roma, İslami ve Osmanlı dönemlerine ait 327 eser ilk kez sergilenecek. Müzede ayrıca nesli tükenen Maraş filine ait iskeletler de görücüye çıkacak. 



Gaziantep Müze Müdürü Özgür Çomak, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nin bazı bölümlerinde depremlerde orta hasar oluştuğunu anlattı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca müzede güçlendirme çalışması yapıldığını, aynı zamanda yenilenen teşhir tanzim projesinin uygulandığını anlatan Çomak, haziran ayı içerisinde açılacak müzede 102 vitrinde yeni eserlerin de sergileneceğini ifade ederek, şunları söyledi:







Müzenin Yeni Hazineleri Ziyaretçilerle Buluşuyor



"Müze içerisinde kronolojik sırasına göre birçok tarihi döneme ait eser bulunmakta. Toplam 3 bin 235 eser bulunuyor. Bu eserlerden 18'i müze bahçesinde yer alıyor. Yine bu eserlerden 52'si müze içi açık teşhir alanında bulunuyor. Müzede bulunan 327 eser, ilk defa ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. İlk defa sergilenecek eserler içerisinde Mithras kabartması da bulunuyor. Bu, çok önemli bir eserimiz. Zeugma Antik Kenti'nde at meydanı olarak adlandırılan ve lejyon kampının yer aldığı askeri lejyon yerleşkesi içerisinde ise Mithras inancına dair şimdiye kadar bulunan tek arkeolojik veri. Mithras betimli, sağlam korunabilen bir kabartmadır. Mermerden yapılmış, M.S. 2. yüzyıla tarihlenen önemli bir eserdir. Bunun dışında Karkamış Antik Kenti'nde 2017'de kazılarından çıkan pişmiş toprak matarası var. Bu da çok önemli. Bu eserin üzerinde emoji, gülümseme resmi var. Orta Tunç Çağı'na ait günümüzden yaklaşık 3 bin 700 yıl öncesine ait bir eser. Bu eseri müze içerisinde bulunan Karkamış Salonu'nda sergiliyoruz. Ziyaretçilerin de beğenisine sunulacak. "







Savaşlarda kullanılan çeşitli araç ve gereçler de sergilenecek



Zeugma'da 4. İskit Lejyonu'nun olduğunu ve bu askeri lejyona ait özel eserlerin müzede sergilendiği vitrinlerin bulunduğunu dile getiren Çomak; "Askeri lejyonlara ait o dönemdeki askerlerin kullandığı miğfer, zırh gibi savaşlarda kullanılan çeşitli araç ve gereçler ile aletlerin bulunduğu Mithras kabartması ile beraber sergilendiği önemli bir vitrinimiz var. Bunlar ilk defa ziyaretçilerin beğenisine sunulacak" dedi. Çomak, şu an müzede teşhir tanzim çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu, tüm müzeseverleri yakın zamanda yapacakları açılışa beklediklerini kaydetti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[2026 Kalkan Gezi Rehberi (yeni açılan mekanlarıyla)]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/2026-kalkan-gezi-rehberi-yeni-acilan-mekanlariyla/</link>
        <description><![CDATA[Kalkan, Akdeniz ve Ege’nin tam buluştuğu noktada Türkiye’nin en gözde tatil destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor. Akdeniz’in masmavi sularına bakan dar taş sokakları, butik otelleri ve dünya standartlarındaki restoranlarıyla bu küçük belde, her zevke hitap eden bir lezzet ve keyif haritası sunuyor. 2026 yılı ise Kalkan için gerçek anlamda heyecanlı: Birbirinden tatlı yeni mekanlar beldenin dokusuna […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 23 May 2026 01:33:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kalkan, Akdeniz ve Ege’nin tam buluştuğu noktada Türkiye'nin en gözde tatil destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor. Akdeniz'in masmavi sularına bakan dar taş sokakları, butik otelleri ve dünya standartlarındaki restoranlarıyla bu küçük belde, her zevke hitap eden bir lezzet ve keyif haritası sunuyor. 2026 yılı ise Kalkan için gerçek anlamda heyecanlı: Birbirinden tatlı yeni mekanlar beldenin dokusuna katıldı, eski favoriler ise hizmet kalitesini daha da yükseltti.



Bu rehberi hazırlarken amacımız sadece "nereye gidilir" sorusunu yanıtlamak değil; Kalkan'ı gerçekten yaşamanızı sağlayacak yerleri sizinle paylaşmak. Sabahın ilk ışıklarında ekşi mayalı ekmek kokusuyla başlayıp, gün boyu Akdeniz lezzetleriyle devam eden ve gün batımında plajda kokteyl içerek kapanan bir Kalkan günü kurgulamak istedik. Villacım ekibi olarak bu yıl Kalkan'da tatil planlayanlar için dolaştık, tattık ve sizin için derledik.



Kahvaltı ve Sabah Keyfi







AVLU



2026'nın merakla beklenen yeniliklerinden biri olan Avlu, yemyeşil bahçesi, harika ortamı, çok çeşitli ve kaliteli lezzetleriyle "Serpme kahvaltı" nın en iyi adresi oldu; "Huzurlu bir kahvaltı ve bol sohbet ile güne başlansın, çocuklar da bahçede ki oyun parkında rahat rahat oynasın" derseniz Avlu’ ya uğramadan dönmeyin.. Ferah ve dingin atmosferiyle güne başlamak isteyenler için ideal bir durak. Gözünüzün ve ruhunuzun doyacağına eminiz!Instagram Adresi: @avlukalkan







ŞAHİKA BAHÇE



Kalkan merkezden 15-20 dakika uzaklıktaki Bezirgan köyünde saklı bir hazine: Şahika Bahçe. Kurdukları kahvaltı sofrasıyla sizi kelimenin tam anlamıyla büyüleyecek bu yer; masallar diyarında olduğunuzu hissettiriyor. Mekanın ortam ambiyansı o kadar güzel ki, hiç gitmek istemeyeceksiniz. Eski bir köy evini, detaylara sadık kalarak, ince zevkleriyle dekore etmişler. Her detay özenle düşünülmüş, her lezzet ise başlı başına bir deneyim. Şahika'da olmak, sıradan bir kahvaltının çok ötesinde; Kalkan'a gidiyorsanız bu rotayı listenizden çıkarmayın. Burda masanıza gelen her bir tabak ince bir estetik zevki ve özenle hazırlanmış. Her anı fotoğraflamak isteyeceksiniz! Küçük bir not: Akşam ise tadım menüsü ile rezervasyonlu servis veriyor.Instagram Adresi: @sahika_bahce







GULBAHAR’S BAKERY



2026'nın bir diğer taze yüzü olan Gulbahar's Bakery, Kalkan’da bir kadın emeği olarak kapılarını açtı. Yıllardır özel siparişle ekşi mayalı ekmekler yapan sevgili Gülbahar, hayalini butik bir fırına dönüştürdü. Taptaze ekşi mayalı ekmekleri, doyurucu sandviçleri, ekşi mayalı pizzaları ve sade ama lezzetli kahvaltısıyla kısa sürede yerli ve yabancı tatilcilerin gözdesi oldu. Plaja inmeden önce buraya uğrayın, sandviçinizi hazırlatın ve günü güzel bir başlangıçla açın. Kesinlikle uğranması gereken bir adres. Dilerseniz eviniz için ekşi mayalı ekmek siparişi de verebilirsiniz. Instagram Adresi: @gulbahars_bakery



Kafeler ve Günün Her Anı İçin Duraklar







THE MIA KALKAN



 Kafe mi, dekorasyon mağazası mı dersiniz, karar vermek zor. The Mia Kalkan, hem eşsiz bir kafe deneyimi hem de ev dekorasyon satan kendine özgü bir mekan. Bir yandan kahvenizi yudumlayıp öte yandan evinize götürmek isteyeceğiniz parçalara göz atıyorsunuz; bu ikili deneyim Kalkan'da neredeyse başka hiçbir yerde yok. O kadar zevkli ve Akdeniz ruhunu yansıtan ürünleri var ki, bu mağazadan eliniz kolunuz hediyeliklerle dolu çıkabilirsiniz. Uygun fiyatlı kafesinde ev yapımı tatlıları ve kahvelerini denemenizi öneririz. Ufak bir online toplantınız varsa, bu kafenin üst katındaki büyük çalışma masası tam ihtiyacınıza uygun!Instagram Adresi: @themiakalkan







THE SOCIAL



2026'nın yeni açılışları arasında en hızlı tanınan mekan hangisi derseniz: The Social. Açıldığı ilk günden itibaren beldenin buluşma noktası haline gelen bu butik kafe, uygun fiyatları ve sıcak ambiyansıyla herkesi içine çekiyor. Tavuk burgeri ve tiramisu ise olay! Hem doyurucu hem de fiyat-performans açısından Kalkan'ın en iyi kafe seçeneklerinden biri. Kadın emeği olarak kapılarını açan bu kafede sabah kahvenizi yudumlayabilir ya da şarabınızla günü demleyebilirsiniz.Instagram Adresi: @thesocialkalkan







THE PROPER KALKAN



2026'nın bir diğer yeni yüzü olan The Proper Kalkan, kafe konseptiyle farklılaşıyor. Gün boyu sunduğu fıçı bira çeşitleriyle Kalkan’a yeni bir soluk getiren mekan rahat atmosferiyle özellikle öğleden sonra uzun oturmalar için birebir. Kalkan'da akşam öncesi keyif arayanların listesine girdi bile.Instagram Adresi: @theproperkalkan







OLALA CAFE KALKAN



Tatlı konusunda Kalkan'ın en favori adresi: Olala aslında bir Kaş markası. Kurucu şefi Sinem Kaş’taki başarısından sonra Kalkan’da da favori tatlılarını misafirleriyle buluşturuyor. Bu butik pastanede sunulan her ürün yüksek kalite standartlarıyla ve özel reçetelerle hazırlanıyor. Özel gün pastalarını sevdiklerinize sürpriz yapmak istiyorsanız en az 3 gün önceden sipariş vermeyi unutmayın. Doğum günleri, yıl dönümleri ya da tatilde kendinize küçük bir ödül... Instagram Adresi: @olalabakeryy



Akşam Yemeği İçin Kalkan'ın En İyi Adresleri







SADE TERRACE RESTAURANT



Yıllardır lezzetinden ödün vermeyen Sade Terrace, Kalkan'ın en iddialı et restoranı unvanını taşımaya devam ediyor. Biz iddialı konuşmaktan hoşlanmayız ama burada şunu söylemek zorundayız: Böylesini yemediniz. Tavuk ciğer ve risotto yatağında sunulan bonfile, menünün mutlak şampiyonu. Tatlıya yer bıraktıysanız imza ürünleri beyaz çikolatalı sufleyi es geçmek büyük hata olur. Bu yazıyı yazarken bile ağzımız sulandı! Gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Mekan deniz manzaralı terasında ve lezzetli şarap menüsüyle butik bir hizmet veriyor.Instagram Adresi: @sade.kalkan







KALAMAKİ RESTAURANT



Kalkan'ın köklü klasiklerinden Kalamaki, Akdeniz mutfağının seçkin lezzetlerini muhteşem manzarasıyla buluşturuyor. A la carte menüsünün zenginliği kadar, engin şarap listesi ve özel davetler için hazırlanmış mahzeniyle de Kalkan'da tek. Romantizm arayanlar için ayrı bir not: Şarap mahzeninde özel yemek ayarlamak mümkün. Hem unutulmaz bir ortam hem de damak zevkine hitap eden lezzetler için Kalamaki her zaman güvenli seçim. Gitmeden mutlaka rezervasyon yapmanız önerilir.Insragram: @kalamaki_restaurant_kalkan



Plaj Keyfi İçin: Zest Beach







ZEST BEACH CLUB



Kalkan'ın en "stylish" plajı olmak için tüm kriterleri senelerdir taşıyan Zest Beach, içindeki havuzuyla zaten ayrışıyor. Bir taraça üzerine kurulu bu plaj, harika fotoğraf kareleri için mükemmel bir fon sunuyor. Rahat şezlonglar, kaliteli yemek ve kokteyller, sezon boyunca belirli günlerde gerçekleşen DJ partileri... Zest Beach, sadece denize girmek değil, tam anlamıyla bir plaj deneyimi yaşamak isteyenlerin adresi. Dilerseniz plaja Kalkan Limanı’ndan kalan ücretsiz tekne servisiyle de ulaşabiliyorsunuz. Gitmeden rezervasyon yapmanızı öneririz..Instagram Adresi: @zestbeachclubkalkan







KALKAN BEACH PARK



Kalkan'ın coğrafi yapısı sebebiyle, kıyıdan giriş imkanı veren ender plajlardan birisi. Denizin renk paletini görünce gözlerinize inanamayacaksınız. Özel çift kişilik yatak loca şezlongları, denize inen su kaydırağı, su sporları aktivite alanı ve geniş çakıldan sahiliyle hem çocuklu misafirler hem de romantik çiftler için ideal bir alan sunuyor. Gün boyunca yiyecek içecek servisiyle tüm ihtiyaçlarınızı karşılıyor. Dilerseniz plaja ücretsiz tekne servisiyle de ulaşmak mümkün. Instagram Adresi: @kalkanbeachpark



Kalkan'da Tatil Planlarken Bilinmesi Gerekenler



Kalkan, küçük ama her detayı büyük özenle işlenmiş bir belde. Bu rehberdeki mekanların bir kısmı yeni açılmış olsa da kalitelerini hızla kanıtladılar; bir kısmı ise yıllardır aynı özenle hizmet veren köklü adresler. Sabah Gulbahar's Bakery'den başlayıp Avlu veya Şahika Bahçe'de huzurlu bir kahvaltıyla devam eden, Zest Beach ya da Kalkan Beach Parkt’ta deniz keyfi yaşadıktan sonra akşamüstü villanıza dönmeden The Social veya The Proper'da mola veren, akşam ise Sade Terrace veya Kalamaki'de sofra kuran ve bir Kalkan günü sizi bekliyor. Gece ise ister kendinizi Kalkan sokaklarındaki eğlence hayatına atın, ister havuz başında yıldızları izleyin…



Tüm bu güzelliklerden en iyi şekilde yararlanmak için doğru konaklama seçimi de kritik. Kalkan kiralık villa seçeneklerimize göz atarak ailenize ya da arkadaş grubunuza en uygun tatil evlerini bulabilirsiniz. Tüm konfor detaylarıyla donatılmış, merkeze yürüme mesafesinde ya da huzurlu bir doğa ortamında villaları tek tek incelemenizi öneririz. Villacım olarak yıllardır Türkiye'nin en güzel tatil beldelerinde güvenilir ve konforlu villa tatili hizmeti sunuyoruz; Kalkan da bu özel destinasyonların en başında geliyor.



Kalkan'ın büyüsüne kapılmaya hazır mısınız? Bu rehber elinizin altında olsun, tatiliniz tam istediğiniz gibi geçsin.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nde kitap dolu bir gün]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kibris-turk-kultur-dernegi-istanbul-subesinde-kitap-dolu-bir-gun/</link>
        <description><![CDATA[Araştırmacı-yazar Emine Kazan, 16 Mayıs 2026 tarihinde Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nde düzenlenen anlamlı bir etkinlikte okurlarıyla bir araya geldi. Kazan, büyük ilgi gören “Eski Türkler ve Osmanlıda Halkla İlişkiler” kitabı üzerine kapsamlı bir söyleşi ve imza günü gerçekleştirdi. Etkinlik, Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı Zehra Bilge Eray’ın, Kıbrıslı yazarların kitaplarının okuyucuları ile buluşturulmasının […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 19 May 2026 22:41:49 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Araştırmacı-yazar Emine Kazan, 16 Mayıs 2026 tarihinde Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi'nde düzenlenen anlamlı bir etkinlikte okurlarıyla bir araya geldi. Kazan, büyük ilgi gören "Eski Türkler ve Osmanlıda Halkla İlişkiler" kitabı üzerine kapsamlı bir söyleşi ve imza günü gerçekleştirdi.



Etkinlik, Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı Zehra Bilge Eray’ın, Kıbrıslı yazarların kitaplarının okuyucuları ile buluşturulmasının hedeflendiği proje kapsamında düzenlendi. Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen söyleşi; dernek üyeleri, akademisyenler ve tarih meraklılarının katılımıyla yapıldı. Emine Kazan, konuşmasında halkla ilişkiler disiplininin sanılanın aksine sadece modern bir olgu olmadığını; Eski Türk devlet geleneğinde, Selçuklu ve Osmanlı Devleti’nin toplumsal yapısında köklü izleri bulunduğunu vurguladı.







"Köklerimizdeki İletişim Mirasını Anlamalı ve Devam Ettirmeliyiz"



Kazan, konuşmasında Eski Türklerdeki kurultay kültüründen Osmanlı’daki iletişim yöntemleri, iletişim kazaları ve özellikle yöneten ve yönetilenler arası yüz yüze iletişim gibi pek çok konuya değindi. Yazar, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” sözünden yola çıkarak yazdığını belirtti. Kitabının "ecdadımızın halkla kurduğu bağ, adaleti ve şeffaflığı merkeze alan bir iletişim anlayışına dayandığını” vurgulayan Kazan, bu kitapla günümüz halkla ilişkiler profesyonellerine ve tarih meraklılarına bu zengin mirası hatırlatmayı amaçladığının altını çizdi. Soru-cevap şeklinde gerçekleşen söyleşide katılımcıların merak ettiği soruları yanıtlayan Kazan, programın sonunda okurları için kitaplarını imzaladı. 







EMİNE KAZAN HAKKINDA...



Halkla ilişkiler ve iletişim tarihi alanında uzmanlaşan araştırmacı-yazar Emine Kazan, Türk dünyası ve Osmanlı üzerine yaptığı çalışmalarla tanınmakta. "Eski Türkler ve Osmanlıda Halkla İlişkiler" kitabıyla iletişim disiplininin tarihsel köklerine ışık tutan Kazan, mesleki uzmanlığını tarihsel perspektifle harmanlayarak çalışmalarına devam etmekte.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Perge’de “giyotin kapı” sistemi gün yüzüne çıkarıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/perge-de-giyotin-kapi-sistemi-gun-yuzune-cikarildi/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’nın Aksu ilçesinde yer alan ve UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde bulunan Perge Antik Kenti’nde “Geleceğe Miras” projesi kapsamında sürdürülen kazılarda, Roma dönemindeki ceza ve eğlence kültürüne dair yeni bulgulara ulaşıldı. Yapılan çalışmalarda, stadyumun kuzey bölümünün bir duvarla çevrilerek amfi tiyatroya dönüştürüldüğü ve alana giyotin tekniğiyle çalışan özgün bir hayvan salım mekanizması kurulduğu tespit edildi. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Pts, 18 May 2026 22:50:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'nın Aksu ilçesinde yer alan ve UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde bulunan Perge Antik Kenti'nde "Geleceğe Miras" projesi kapsamında sürdürülen kazılarda, Roma dönemindeki ceza ve eğlence kültürüne dair yeni bulgulara ulaşıldı. Yapılan çalışmalarda, stadyumun kuzey bölümünün bir duvarla çevrilerek amfi tiyatroya dönüştürüldüğü ve alana giyotin tekniğiyle çalışan özgün bir hayvan salım mekanizması kurulduğu tespit edildi.



Stadyuma kafeslerle getirildiği öngörülen vahşi hayvanların, giyotin tekniğiyle çalışan kapılardan alana salınarak mahkumların infaz edildiği gösterilerde kullanıldığı değerlendiriliyor. Perge Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, konu ile ilgili yaptığı açıklamada 250 metre uzunluğuyla Pamfilya'nın en anıtsal yapılarından biri olan stadyumun, M.S. 1. yüzyılda inşa edildiğini söyledi. Dönmez, 2018 ile 2025 yılları arasında yapılan çalışmalarda stadyumun 3. yüzyıldaki değişikliklerle Roma kültürünü temsil eden bir yapıya büründüğü yönünde veriler elde ettiklerini ifade etti.







EŞSİZ BİR SİSTEM



Roma döneminde stadyumun kuzey bölümünün duvarla çevrilerek alanın bir amfi tiyatroya dönüştürüldüğünü belirten Dönmez; "Kazılar sonucunda ulaştığımız bazı kaide buluntularının platform kurulumları ve 'Damnatio ad Bestias' dediğimiz, Roma döneminde arenalarda yapılan infazlarda çarmıhların gerildiği ya da platformların kurulduğu kaideler olduğunu anladık. Bu çok önemli bir buluntuydu" dedi. Hayvanlara atılma cezasının Roma'daki Kolezyum ile benzerlikler gösterse de Perge'deki sistemin eşsiz olduğuna işaret eden Dönmez, şöyle konuştu: 







Roma dönemi için "yenilikçi" bir yaklaşım



"Kolezyum'da yer altı hücrelerinden dikey olarak çıkan hayvanların, burada giyotin kapılarla arenaya yatay olarak aniden salınarak insanları heyecanlandıran yenilikçi bir yaklaşım olduğunu anladık. Pamfilya bölgesinde yaptığımız gözlemlerde, birçok tiyatronun da bu şekilde arenalara dönüştürüldüğünü ve hepsinde benzer kapıların yer aldığını anladık. Stadyumdaki kapılar özellikle vahşi hayvanların arenalara kafesler içinde getirilip, ani bir şekilde salınmasını sağlıyordu." Dönmez, kazılarda sadece mimari kanıtlara değil, bu mekanizmaların nasıl kullanıldığını gösteren görsel belgelere de ulaşıldığını dile getirdi. Kazılarda ele geçen seramik kapaklarda Roma gösteri kültürünü temsil eden görseller, hayvanlara mahkumiyet olarak adlandırılan idam sahnelerinin tasvirlerinin yer aldığını belirten Dönmez, bunun da ortaya koydukları tezi doğrular nitelikte olduğunu söyledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yağışlarla canlanan Çermiş şelaleri turizm sezonuna hazır]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yagislarla-canlanan-cermik-selaleleri-turizm-sezonuna-hazir/</link>
        <description><![CDATA[Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde etkili olan yağışlarla debisi artan Şeyhandede ve Yabanardı şelaleleri, doğa tutkunlarını bekliyor. Şeyhandede ve Yabanardı şelaleleri, kaplıcaları, kaya tırmanışı ve rafting tutkunlarının yeni rotası Sinek Çayı ve Kanyonu, efsanelere konu olan ve peribacalarını andıran Gelincik Dağı ile öne çıkan Çermik ilçesini yılın her mevsimi yerli ve yabancı turistler ziyaret ediyor. Son yıllarda […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 18 May 2026 22:38:56 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde etkili olan yağışlarla debisi artan Şeyhandede ve Yabanardı şelaleleri, doğa tutkunlarını bekliyor.



Şeyhandede ve Yabanardı şelaleleri, kaplıcaları, kaya tırmanışı ve rafting tutkunlarının yeni rotası Sinek Çayı ve Kanyonu, efsanelere konu olan ve peribacalarını andıran Gelincik Dağı ile öne çıkan Çermik ilçesini yılın her mevsimi yerli ve yabancı turistler ziyaret ediyor. Son yıllarda iklim değişikliği, yağış azlığı ve buharlaşmadan etkilenen Şeyhandede ve Yabanardı şelalelerinin debisi önceki yıllarda azaldı. Kış aylarında kar; mart, nisan ve mayısta etkili olan yağmur, şelalelerin yanı sıra Sinek Çayı'na adeta can suyu oldu.



Diyarbakır'ın önemli turizm destinasyonu olan Çermik ilçesinde işletmeler ziyaretçilere hizmet vermek için hazırlıklarını sürdürürken, doğa turizminde hareketliliğin esnafın yüzünü güldürmesi bekleniyor. Çermik Kaymakamı Adem Karataş, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Çermik'in şelaleleri, doğası ve kaplıcalarıyla bölgenin önemli turizm rotalarından olduğunu söyledi. Son yıllarda yaşanan yağış azlığı ve kuraklığın etkisinin hayatın her alanında olduğu gibi turizme de yansıdığını belirten Karataş; "Hamdolsun bu yıl son yıllarda görülmemiş bir kar yağışı aldık. Ardından yağmurlar devam etti ve bereketli nisan yağmurlarımızı aldık. Bu manada doğamız eşsiz bir güzelliğe sahip oldu. Akmayan şelalelerimiz de canlandı. Akanların da debileri çok yükseldi" dedi.







"DAHA ÇOK TURİST BEKLİYORUZ"



Yağışların turizme yansımasını da değerlendiren Karataş, şunları kaydetti: "Her yıl misafir ağırlayan ilçelerden biriyiz. Çermik, bölgemizde turizm destinasyonlarından biri. Bu yağışlarla beraber suyun artması, akmayan şelalelerimizin akmaya başlaması birçok rotada elimizi güçlendirdi. Bu manada daha çok turist bekliyoruz. İnşallah güzel ve verimli olacağını düşünüyoruz."







"TURİZM POTANSİYELİNİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ"



Çermik Belediye Başkanı Şehmus Karamehmetoğlu ise mevsimsel yağışlarla şelalelerin akışının değiştiğini dile getirdi. Geçen yıla göre daha fazla turist beklediklerini aktaran Karamehmetoğlu; "Şelalelerimiz çok güzel, Sinek Çayımız mükemmel. Geçen yıl şelaleler, Sinek Çayı ve kaplıcalarda 500 bin misafir ağırladık. Bu sene 600 bin misafir bekliyoruz. İnanıyorum ki sadece şelaleleri 50 bin kişi ziyaret etse bu 200 bin kişi olacak" diye konuştu. Karamehmetoğlu, ilçenin turizm potansiyelinin ve altyapısının güçlendirilmesi için de ilgili bakanlıklarla birçok projeyi hayata geçirmek için çalışma yürüttüklerini sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Anneler Günü’nü Ilgaz Dağı zirvesinde kutladılar]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/anneler-gununu-ilgaz-dagi-zirvesinde-kutladilar/</link>
        <description><![CDATA[Kadınların yurt içi turizm hareketlerinde ve özellikle turlarla yapılan gezilerde ağırlığı ve talebi giderek artıyor. Bunun yansıması olarak pek çok kadın, Anneler Günü’nü de bir geziye katılarak ve ülkemizin keyifli coğrafyalarını keşfederek geçirmeyi tercih etti. Anneler Günü’nü ülkemiz turizminde ikon olmuş destinasyonları ziyaret ederek kutlamayı tercih eden gruplardan biri de İstanbullu emekli bankacı hanımlardı. Kendisi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 18 May 2026 22:21:59 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kadınların yurt içi turizm hareketlerinde ve özellikle turlarla yapılan gezilerde ağırlığı ve talebi giderek artıyor. Bunun yansıması olarak pek çok kadın, Anneler Günü'nü de bir geziye katılarak ve ülkemizin keyifli coğrafyalarını keşfederek geçirmeyi tercih etti.



Anneler Günü’nü ülkemiz turizminde ikon olmuş destinasyonları ziyaret ederek kutlamayı tercih eden gruplardan biri de İstanbullu emekli bankacı hanımlardı. Kendisi de eski bir bankacı olan Türkan Özevcek’in önderliğinde sık sık bir araya gelen doğa ve seyahat tutkunu kadınlar, bu yıl bu özel günü unutulmaz kılmak isteyerek rotalarını Batı Karadeniz’e ve Kastamonu’ya çevirdiler.



Baharın öngörülemez havası eşliğinde, adeta tüm mevsimleri yaşayarak gerçekleşen etkinlikte katılımcılar, ilk olarak tarihi konaklarıyla büyüleyen Safranbolu'nun sokaklarında geçmişe doğru bir yolculuğa çıktılar. Ardından rotayı Kastamonu'nun eşsiz güzelliklerine çeviren grup; vahşi doğasıyla baş döndüren Valla Kanyonu, kayalara tutunan ahşap yürüyüş yollarıyla doğanın kalbine inen Horma Kanyonu ve nefes kesici cam terasıyla Çatak Kanyonu'nu ziyaret ederek muhteşem manzaralara şahitlik ettiler.







BÖLGENİN KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİNİ KEŞFETTİLER



Gezgin kadınlar, doğanın sunduğu bu görsel şölenin yanı sıra bölgenin kültürel zenginliklerini de keşfederek bol bol yöresel ürün alışverişi yapmayı ihmal etmediler. Kastamonu merkezde Mimar Vedat Tek Kültür ve Sanat Merkezi’ni dolaşan ekip; özellikle Şapka Müzesi, Dantel Müzesi ve Bebek Evi’ne hayran kaldılar. Akşam ise otelde pastalar, çaylar, kahveler eşliğinde Anneler Günü kutlaması yapıldı.







NEŞE VE EĞLENCE DORUĞA ÇIKTI



Turun en coşkulu anları ise Ilgaz Dağı zirvesinde yaşandı. Halen karların erimediğini görerek keyifli bir sürprizle karşılaşan katılımcılar, büyük bir mutluluk yaşadılar. Yüksek rakımın tertemiz havası kar sevinciyle birleşince ortaya renkli görüntüler çıktı. Neşe ve eğlencenin bir an olsun eksilmediği etkinlikte kadınlar, müzik eşliğinde dans edip, hep birlikte halay çekerek coşkuyu zirveye taşıdılar. Hem doğayla bütünleşen hem de gündelik hayatın stresinden uzaklaşan kadınlar, bu anlamlı günü hafızalarına kazınacak kusursuz bir tatil anısına dönüştürdüler ve en kısa zamanda yeni turlarda buluşacaklarının sözünü verdiler.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[43. Türk Günü Yürüyüşü, New York’ta coşkuyla kutlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/43-turk-gunu-yuruyusu-new-yorkta-coskuyla-kutlandi/</link>
        <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda New York’ta geleneksel olarak düzenlenen “43. Türk Günü Yürüyüşü”, büyük bir katılım ve coşkuyla gerçekleştirildi. Türk-Amerikan toplumunun 43’üncü defa düzenlediği geleneksel yürüyüş, New York’ta Türk-Amerikan toplumunun binlerce üyesini bir araya getirdi. Geçit töreni ve sonrasındaki kutlama programı coşku dolu anlara sahne oldu. ABD’de Türk diplomatların Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 17 May 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda New York'ta geleneksel olarak düzenlenen "43. Türk Günü Yürüyüşü", büyük bir katılım ve coşkuyla gerçekleştirildi. Türk-Amerikan toplumunun 43'üncü defa düzenlediği geleneksel yürüyüş, New York'ta Türk-Amerikan toplumunun binlerce üyesini bir araya getirdi. Geçit töreni ve sonrasındaki kutlama programı coşku dolu anlara sahne oldu.



ABD'de Türk diplomatların Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) tarafından ilk olarak 1981'de düzenlenen ve sonrasında gelenekselleşen yürüyüş ve sonrasındaki festivale; ABD'deki Türk misyonu temsilcileri, bazı bürokratlar, Türkiye'den gelen sanatçılar ve çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Yürüyüş kortejinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız ve Türkiye'nin New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal başta olmak üzere, Türk-Amerikan sivil toplum örgütlerinin temsilcileri hazır bulundu.







Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ABD'deki Türk toplumuna mesaj



Türk-Amerikan toplumunun yanı sıra KKTC, Azerbaycan ve Türk dünyasından da yoğun katılımın olduğu etkinlikte, New York ve çevre eyaletlerden gelenler, geçit törenini izlemek için Madison Caddesi'nin kaldırımlarına sıralanırken; spordan eğitime çeşitli alanlarda faaliyet gösteren dernekler, okullar ve benzeri eğitim kuruluşları, yürüyüş esnasında protokolü selamladı. Madison 38. Sokak'tan başlayan ve 25. Sokak'taki Madison Meydanı Parkı'na kadar devam eden yürüyüşün ardından, konser alanında birçok sanatçı tarafından Türk marşları ve ezgileri seslendirilirken; bu sezonun lig şampiyonu Galatasaray başta olmak üzere diğer Türk takımlarının coşkusu da festivale renk kattı. Yürüyüş sonrası Madison Meydanı Parkı'nda devam eden kutlamalar, İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Daha sonra, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk-Amerikan toplumuna gönderdiği video mesajı festival alanında izlendi.







"Türkiye, gücünü birlik ve beraberliğimizden almaktadır"



Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda New York'ta düzenlenen geleneksel 43. Türk Günü Yürüyüşü etkinliğine video mesajı gönderdi. İletişim Başkanı Duran, mesajında Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza boyayan coşkunun yalnızca bir yürüyüşün değil; köklü bir tarihin, güçlü bir kimliğin ve sarsılmaz bir birlik ruhunun ifadesi olduğunu belirtti. Türk-Amerikan toplumunun 80 yılı aşkın geçmişiyle ABD'nin ayrılmaz ve saygın bir parçası haline geldiğini vurgulayan Duran, şunları kaydetti: "Sizler, bulunduğunuz her alanda elde ettiğiniz başarılarla Türkiye ile Amerika arasında bir dostluk köprüsü kuruyor, kültürümüzü ve değerlerimizi en güçlü şekilde temsil ediyorsunuz. Bu anlamda sizler, Türkiye için birer vatandaş diplomat konumundasınız. Üstlendiğiniz bu kıymetli misyon, ülkelerimiz arasındaki karşılıklı anlayışın ve diyalogun derinleşmesine önemli katkılar sunmaktadır."







Türkiye'nin tarihi ve turistik değerleri de tanıtıldı



Türk Günü Yürüyüşü kapsamında, İletişim Başkanlığı'nın organize ettiği ve New York sokaklarında dolaşan dijital kamyonlar, Türkiye’nin tarihi ve turistik yerlerini, kültürel değerlerini ve çevre vizyonunu dünya kamuoyuna aktardı. Dijital kamyonların ekranlarında yayınlanan içeriklerde UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na üye olan, gastronomi, müzik ve el sanatları ile ön plana çıkan Afyon, Gaziantep, Hatay, Kırşehir, Bursa, Kütahya ve Şanlıurfa gibi şehirlere özgü değerler tanıtıldı. Aynı zamanda içeriklerde Türkiye’nin küresel ölçekte yürüttüğü çevre ve sürdürülebilirlik çalışmaları da geniş yer buldu. Türkiye’nin 2026 yılında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi ile Türkiye’nin çevre politikaları ve "Sıfır Atık" vizyonuna özgü mesajlar da ekranlarda paylaşıldı.







COŞKULU SAATLER YAŞANDI



Öte yandan, festivalde kürsüye davet edilen Washington Büyükelçisi Sedat Önal ve New York Başkonsolosu Ahmet Yazal da Türk Günü Yürüyüşü ve Festivali'nin önemine vurgu yaparken, Türk Amerikan toplumunun ABD'de geldiği noktanın altını çizen değerlendirmelerde bulundu. Daha sonra, Milli Savunma Bakanlığı uhdesindeki Mehteran Birliği'nin sergilediği performans katılımcılardan büyük alkış alırken; ilerleyen saatlerde misafirler, Türk sanatçıların ve folklor ekiplerinin performanslarıyla coşkulu saatler yaşadı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Belçika Kraliçesi’nin İstanbul resepsiyonunda GTD temsil edildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/belcika-kralicesi-nin-istanbul-resepsiyonunda-gtd-temsil-edildi/</link>
        <description><![CDATA[Belçika Ekonomik Misyonu kapsamında İstanbul’da düzenlenen Belçika Resmi Resepsiyonu, yoğun katılım ve görkemli atmosferiyle dikkat çekti. Swissôtel The Bosphorus Fuji Balo Salonu’nda gerçekleştirilen geceye diplomasi, iş dünyası, turizm ve sivil toplum temsilcileri büyük ilgi gösterdi. Resepsiyon, Ekselansları Belçika Kraliçesi Mathilde’nin salona teşrif etmesiyle resmi olarak başladı. Yüksek güvenlik önlemleri altında yapılan organizasyonda şıklık ve zarafet […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 14 May 2026 01:50:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Belçika Ekonomik Misyonu kapsamında İstanbul’da düzenlenen Belçika Resmi Resepsiyonu, yoğun katılım ve görkemli atmosferiyle dikkat çekti. Swissôtel The Bosphorus Fuji Balo Salonu'nda gerçekleştirilen geceye diplomasi, iş dünyası, turizm ve sivil toplum temsilcileri büyük ilgi gösterdi. Resepsiyon, Ekselansları Belçika Kraliçesi Mathilde’nin salona teşrif etmesiyle resmi olarak başladı. Yüksek güvenlik önlemleri altında yapılan organizasyonda şıklık ve zarafet ön plandaydı.



Gastronomi Turizmi Derneği (GTD)'yi gecede Başkan Gürkan Boztepe ile Yönetim Kurulu Üyesi Semih Sarıalioğlu temsil ederken, dernek heyeti resepsiyon boyunca uluslararası davetliler ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Program kapsamında kardeş dernek CEO Platformu Başkanı Haldun Pak ile birlikte Belçika Kraliçesi’ne el yapımı özel bir Belçika tablosu takdim edildi. Belçika Ekonomik Misyonu kapsamında düzenlenen resepsiyonun, Türkiye ile Belçika arasındaki ekonomik, kültürel ve turizm ilişkilerinin geliştirilmesine katkı sunduğu belirtildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[GastroTalks’ta sağlıklı yaşamın geleceği ele alındı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gastrotalks-ta-saglikli-yasamin-gelecegi-ele-alindi/</link>
        <description><![CDATA[Central Hospital Etiler’de düzenlenen “GastroTalks” etkinliği; sağlık, beslenme ve iyi yaşam alanlarına ilgi duyan çok sayıda davetliyi bir araya getirdi. “Longevity, Beslenme ve İyi Yaşam Üçgeni” temasıyla gerçekleştirilen organizasyonda salonun yoğun katılımla dolduğu gözlenirken, uzman isimlerin yaptığı dikkat çekici konuşmalar katılımcılardan büyük ilgi gördü. Programın açılış konuşmasını yapan Central Hospital Yönetim Kurulu Üyesi Meri İstiroti, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 14 May 2026 01:39:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Central Hospital Etiler’de düzenlenen “GastroTalks” etkinliği; sağlık, beslenme ve iyi yaşam alanlarına ilgi duyan çok sayıda davetliyi bir araya getirdi. “Longevity, Beslenme ve İyi Yaşam Üçgeni” temasıyla gerçekleştirilen organizasyonda salonun yoğun katılımla dolduğu gözlenirken, uzman isimlerin yaptığı dikkat çekici konuşmalar katılımcılardan büyük ilgi gördü.



Programın açılış konuşmasını yapan Central Hospital Yönetim Kurulu Üyesi Meri İstiroti, sağlıklı yaşam farkındalığının artırılmasının önemine dikkat çekerek, "longevity" yaklaşımının günümüzde giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti. Açılışın ardından söz alan Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe ise gastronomi ile sağlıklı yaşam kavramlarının artık birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, doğru beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine vurgu yaptı.







NETWORKING GÖRÜŞMELERİ DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ



Etkinlik kapsamında Diyetisyen Derya Deregözü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Merve Cemil, Aile Hekimliği Uzmanı Uzm. Dr. Didem Altay Gazi ve alanında uzman konuşmacılar; sağlıklı beslenme, uzun yaşam, modern yaşamın sağlık üzerindeki etkileri ve yaşam kalitesinin artırılması konularında önemli değerlendirmelerde bulundu. Sağlık profesyonelleri, sektör temsilcileri ve iyi yaşam alanına ilgi duyan katılımcıları buluşturan etkinlikte, networking görüşmeleri de gerçekleştirildi. 







Uzmanlara Teşekkür, Katılımcılara İlham



Program sonunda, Gastronomi Turizmi Derneği tarafından etkinliğe katkı sunan konuşmacılara teşekkür belgeleri takdim edildi. Güçlü içerikleriyle dikkat çeken “GastroTalks”, sağlıklı ve uzun yaşam konularında farkındalık oluşturan önemli organizasyonlardan biri olarak öne çıktı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gıdaları muhafaza ve sunumun en iyi yolu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gidalari-muhafaza-ve-sunumun-en-iyi-yolu/</link>
        <description><![CDATA[Başarılı bir gıda işletmesi olmanın temel unsurlarından biri, ürünleri doğru şekilde sunabilmektir. Çünkü müşteriler çoğu zaman ilk izlenimini görsellik üzerinden oluşturur. Bu nedenle soğuk teşhir dolapları, modern işletmeler için yalnızca bir ekipman değil, aynı zamanda güçlü bir sunum aracıdır. Günümüzde tüketiciler hijyen, tazelik ve estetik görünümü bir arada görmek istiyor. Özenle sergilenen ürünler, işletmenin kalite […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Çar, 13 May 2026 18:09:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Başarılı bir gıda işletmesi olmanın temel unsurlarından biri, ürünleri doğru şekilde sunabilmektir. Çünkü müşteriler çoğu zaman ilk izlenimini görsellik üzerinden oluşturur. Bu nedenle soğuk teşhir dolapları, modern işletmeler için yalnızca bir ekipman değil, aynı zamanda güçlü bir sunum aracıdır.



Günümüzde tüketiciler hijyen, tazelik ve estetik görünümü bir arada görmek istiyor. Özenle sergilenen ürünler, işletmenin kalite anlayışını daha ilk anda ortaya koyuyor. Estetik detaylarla desteklenen soğuk teşhir sistemleri, ürünleri ön plana çıkarırken mekânın atmosferine de şıklık katıyor.



Meze, tatlı, içecek ve süt ürünleri gibi hassas gıdaların ideal sıcaklıkta muhafaza edilmesini sağlayan bu sistemler, ürünlerin tazeliğini uzun süre korur. Özellikle yoğun rekabetin yaşandığı sektörlerde kullanılan profesyonel bir vitrin buzdolabı, müşterinin dikkatini çekerek satışlara olumlu katkı sağlayabilir.



Fonksiyonel ve Estetik Çözümler



İşletmelerin farklı ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilen soğuk teşhir dolapları; düz cam, eğik cam veya bombe cam seçenekleriyle üretilebilir. Özel ölçü alternatifleri sayesinde alan kullanımında maksimum verim elde edilir. Dekorasyonla uyum sağlayan bir teşhir dolabı, markanın kurumsal imajını da güçlendirir.



Teknik açıdan değerlendirildiğinde ise stabil sıcaklık koruması büyük önem taşır. Etkili hava sirkülasyonu ve kaliteli izolasyon sayesinde ürünler güvenli şekilde muhafaza edilir. Enerji verimliliği sağlayan sistemler ise işletme maliyetlerini azaltmada önemli rol oynar.



Modern Soğuk Teşhir Dolaplarında Tasarım Detayları



Paslanmaz çelik, ahşap veya koryan gibi farklı gövde seçenekleri hem hijyen hem de uzun ömürlü kullanım avantajı sunar. LED aydınlatmalar sayesinde ürünler daha parlak ve dikkat çekici görünür. Böylece müşterinin ürüne yönelmesi çok daha kolay hale gelir.



Bugün kafelerden restoranlara, otellerden marketlere kadar pek çok farklı işletme soğuk teşhir dolaplarını aktif olarak kullanmaktadır. Geniş kullanım alanına sahip bu sistemler, profesyonel mutfakların vazgeçilmez ekipmanları arasında yer alır.



Sonuç olarak doğru soğuk teşhir çözümü, işletmelere hem görsel avantaj hem de operasyonel verimlilik sağlar. Bu alanda geliştirilen S2000 teşhir dolap modelleri, kaliteli işçilik ve estetik tasarım anlayışıyla profesyonel işletmelere güçlü çözümler sunmaktadır. Ülkemizin en önemli gıda firmalarının soğuk teşhir konusunda tercihi konumunda olan S2000 Mutfak, üretimde verimlilik ve dayanıklılık temasıyla özel tasarımlar üretmektedir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Securitas Alarm ile güvenlikte engel yok]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/securitas-alarm-ile-guvenlikte-engel-yok/</link>
        <description><![CDATA[Securitas Alarm, özel gereksinimli bireylerin güvenlik hizmetlerine daha kolay erişebilmesi için bir destek programı başlattı. Şirket, acil durumlarda hızlı destek sağlayan Mobil Panik Butonu’nu özel gereksinimli bireylere ücretsiz verirken, alarm ve kamera sistemlerinde yüzde 50 indirim sunuyor. Güvenliği herkes için erişilebilir bir hizmet haline getirmeyi hedefleyen Securitas Alarm, özellikle yalnız yaşayan, acil durumlarda hızlı destek […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 13 May 2026 14:41:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Securitas Alarm, özel gereksinimli bireylerin güvenlik hizmetlerine daha kolay erişebilmesi için bir destek programı başlattı. Şirket, acil durumlarda hızlı destek sağlayan Mobil Panik Butonu’nu özel gereksinimli bireylere ücretsiz verirken, alarm ve kamera sistemlerinde yüzde 50 indirim sunuyor.



Güvenliği herkes için erişilebilir bir hizmet haline getirmeyi hedefleyen Securitas Alarm, özellikle yalnız yaşayan, acil durumlarda hızlı destek ihtiyacı duyan veya ek güvenlik ihtiyacı bulunan bireylerin yaşamını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Şirket tarafından sunulan "Mobil Panik Butonu" hizmeti sayesinde kullanıcılar, ihtiyaç anında tek tuşla yardım talebinde bulunabiliyor.







Güvenlik hizmetlerinin toplumun her kesimi için erişilebilir olması gerektiğine dikkat çeken Securitas Alarm Genel Müdürü Emre Erdal; “Securitas Alarm olarak önceliğimiz, acil durumlarda hayati öneme sahip desteği herkes için erişilebilir kılmak. Engelliler Haftası kapsamında özel gereksinimli bireylerimize Mobil Panik Butonu'nu ücretsiz sunuyoruz. Güvenliği uzun vadede sürdürülebilir bir hizmet olarak sunabilmek adına alarm ve kamera sistemlerimizde de yüzde 50 indirim sağlıyoruz. Çünkü güvende hissetmek herkesin hakkı” dedi.



Engelli Bireyler İçin Ücretsiz Panik Butonu



Kampanya kapsamında, yüzde 40 ve üzeri engelli raporuna sahip bireyler ile onların bakımını üstlenen ve bakmakla yükümlü olduğu belgeleyebilen yakınlarına Mobil Panik Butonu ücretsiz temin edilirken, dilenirse alarm ve kamera sistemlerinde yüzde 50 indirimli sağlanıyor. Kampanyadan yararlanabilmek için yapılması gereken ise sadece ilgili engellilik durumunu gösteren resmi belgenin ibraz edilmesi.



KAPSAYICI GÜVENLİK HAMLESİ



Kampanya koşulları, başvuru süreçleri ve ürün detayları hakkında bilgi almak isteyenler, Securitas Alarm internet sitesi üzerinden form doldurabilir ya da çağrı merkezi üzerinden destek alabilir. Toplumsal faydayı odağına alan çalışmalarını sürdüren firma, güvenlik teknolojilerini herkes için daha kapsayıcı hale getirmeyi hedefliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Costa Cruises, Türkiye’ye olan stratejik bağlılığını sürdürüyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/costa-cruises-turkiyeye-olan-stratejik-bagliligini-surduruyor/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul, kruvaziyerde küresel bir hub olma hedefine her geçen gün daha fazla yaklaşırken, limanlarda yaz sezonu hareketliliği hız kazanıyor. Bu güçlü ivmenin en somut örneklerinden biri olarak Costa Cruises, Galataport İstanbul’da düzenlediği özel etkinlikle Türkiye pazarına olan uzun soluklu ve stratejik bağlılığını bir kez daha ortaya koydu. Costa Cruises, 2026 yaz sezonuna bu güçlü başlangıcını, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 13 May 2026 00:09:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul, kruvaziyerde küresel bir hub olma hedefine her geçen gün daha fazla yaklaşırken, limanlarda yaz sezonu hareketliliği hız kazanıyor. Bu güçlü ivmenin en somut örneklerinden biri olarak Costa Cruises, Galataport İstanbul’da düzenlediği özel etkinlikle Türkiye pazarına olan uzun soluklu ve stratejik bağlılığını bir kez daha ortaya koydu.



Costa Cruises, 2026 yaz sezonuna bu güçlü başlangıcını, gemide gerçekleştirdiği özel bir resepsiyonla kutladı. Türk turizm profesyonelleri ve iş ortaklarından oluşan 150’yi aşkın davetlinin katıldığı etkinlikte, şirketin Türkiye operasyonlarına yönelik stratejik vizyonu, 2026 yaz sezonu planları ve gelecek dönem hedefleri paylaşıldı. Costa Cruises, Türkiye’deki köklü geçmişi ve güçlü operasyonel varlığı ile Türk misafirlerin cruise tatiline olan ilgisinin her geçen yıl arttığını vurgularken; cruise tatilinin güvenli, konforlu ve güvenilir bir seyahat alternatifi olduğunun altını çizdi.







YAZ BOYUNCA GALATAPORT ÇIKIŞLI 17 SEFER



11 Mayıs itibarıyla Galataport İstanbul kalkışlı Yunan Adaları programlarının ilk seferi gerçekleştirilirken, 2026 yaz sezonu boyunca toplam 17 sefer ile Türkiye çıkışlı operasyonların güçlü şekilde devam edeceği teyit edildi. Etkinlik kapsamında Costa Cruises, Türk misafirlerin beklenti ve seyahat alışkanlıklarına uygun olarak geliştirdiği ürün ve deneyimlerini tanıttı. Şirketin imza konsepti olan “Sea & Land Destinations”, misafirlere yalnızca karada değil, aynı zamanda deniz üzerinde yaşayabilecekleri benzersiz deneyimler ile seyahati çok boyutlu bir keşfe dönüştürüyor. Costa’nın sunduğu bu özel deneyim yaklaşımı, Akdeniz’in büyüleyici rotalarında denizden izlenen eşsiz manzaralar ile karada keşfedilen kültürel zenginlikleri bir araya getirerek, misafirlere klasik cruise anlayışının ötesinde bir tatil sunuyor.



"TÜRKİYE, CRUISE TURİZMİ VE COSTA AÇISINDAN STRATEJİK ÖNEME SAHİP"



Costa Cruises Uluslararası Bölge Direktörü Mirco Vasallo, etkinlikte yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türkiye, cruise turizmi açısından büyük potansiyel barındıran ve bizim için stratejik öneme sahip bir pazar. Türk misafirlerin seyahat deneyiminde kalite, konfor ve keşif arayışı her geçen gün artıyor. Costa olarak biz de İtalyan misafirperverliğimizi, yenilikçi Sea & Land rotalarımızı ve zengin gastronomi deneyimimizi Türkiye pazarına daha güçlü şekilde sunmaya devam ediyoruz. 2026 yaz sezonuna güçlü bir başlangıç yaparken, önümüzdeki dönem planlarımızla da bu pazardaki büyümemizi sürdüreceğiz.”







DESTİNASYON ÇEŞİTLİLİĞİYLE DİKKAT ÇEKİYOR



Costa Cruises, 2026 yaz sezonunun yanı sıra önümüzdeki dönem planlarında yer alan destinasyon çeşitliliği ile de dikkat çekiyor. Kış sezonunda özellikle Kanarya Adaları, Akdeniz ve Karayipler gibi farklı coğrafyalarda sunulan rotalar; doğal güzellikler, kültürel zenginlikler ve yıl boyu seyahat imkânı ile öne çıkıyor. Kanarya Adaları’nda yıl boyu bahar havası sunan rotalar; volkanik manzaralar, eşsiz doğa ve okyanus deneyimini bir araya getirirken, Akdeniz rotaları Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’nın kültürel başkentlerini keşfetme imkânı sunuyor. Karayipler ise beyaz kumsalları, turkuaz suları ve tropikal atmosferiyle kış döneminde sıcak destinasyon arayan misafirler için güçlü bir alternatif oluşturuyor.



GÜÇLÜ BİR GASTRONOMİ YOLCULUĞU



Öte yandan Costa, gemi içi deneyimlerini sürekli geliştirerek misafir memnuniyetini en üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Bu kapsamda öne çıkan yeniliklerden biri olan “Gece ve Gündüz Büfesi”, günün her saatine yayılan zengin ve esnek gastronomi seçenekleri ile dikkat çekiyor. Costa’nın İtalyan mutfağından ilham alan özgün lezzetleri ve uluslararası mutfaklardan seçkileri, cruise deneyimini aynı zamanda güçlü bir gastronomi yolculuğuna dönüştürüyor.







TÜRKÇE DİL SEÇENEĞİYLE HİZMETLERE DAHA KOLAY VE HIZLI ERİŞİM



Dijital deneyim tarafında da önemli bir adım atan Costa Cruises, Costa App’in Eylül 2026 itibarıyla Türkçe dil seçeneğiyle hizmet vereceğini duyurdu. Bu gelişme ile Türk misafirlerin seyahat öncesi ve seyahat sırasında tüm hizmetlere çok daha kolay ve hızlı erişim sağlaması hedefleniyor. Costa Cruises, Türkiye’deki etkinliği ile yalnızca misafirlere ilham vermeyi değil; aynı zamanda iş ortakları ile olan iş birliğini daha da güçlendirmeyi, yerel turizm ekosistemine katkı sağlamayı ve cruise turizminin gelişimine destek olmayı amaçlıyor.



COSTA CRUISES HAKKINDA...



Costa Cruises, merkezi Cenova’da bulunan ve dünyanın en büyük cruise şirketlerinden biri olan Carnival Corporation bünyesinde faaliyet gösteren bir İtalyan cruise şirketidir. 75 yılı aşkın süredir dünya denizlerinde hizmet veren Costa, misafirlerini 200’den fazla destinasyona ulaştırarak hem gemide hem karada benzersiz deneyimler sunmaktadır. İtalyan bayraklı filosu ile Akdeniz, Kuzey Avrupa, Karayipler, Orta Amerika, Güney Amerika ve Uzak Doğu gibi birçok bölgede operasyonlarını sürdürmektedir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yerelden küresele turizmin yeni hikâyesi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yerelden-kuresele-turizmin-yeni-hikayesi/</link>
        <description><![CDATA[TOURMAG Turizm Dergisi’nin okurlarıyla buluşan yeni sayısı, Türkiye’nin değişen turizm vizyonunu yalnızca popüler destinasyonlar üzerinden değil; sürdürülebilirlik, kültürel miras, gastronomi, arkeoloji ve alternatif seyahat trendleri ekseninde çok katmanlı bir perspektifle ele alıyor. “Türkiye’nin saklı cennetleri dünya sahnesine çıkıyor” kapağıyla yayımlanan yeni sayı, Anadolu’nun dört bir yanındaki yükselen destinasyonlardan Avrupa ve Uzak Doğu’ya uzanan ilham verici […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 12 May 2026 11:36:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[TOURMAG Turizm Dergisi’nin okurlarıyla buluşan yeni sayısı, Türkiye’nin değişen turizm vizyonunu yalnızca popüler destinasyonlar üzerinden değil; sürdürülebilirlik, kültürel miras, gastronomi, arkeoloji ve alternatif seyahat trendleri ekseninde çok katmanlı bir perspektifle ele alıyor. “Türkiye’nin saklı cennetleri dünya sahnesine çıkıyor” kapağıyla yayımlanan yeni sayı, Anadolu’nun dört bir yanındaki yükselen destinasyonlardan Avrupa ve Uzak Doğu’ya uzanan ilham verici rotalara kadar geniş bir içerik sunuyor.



Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü’nün “2026 Yılı En İyi Turizm Köyü Programı” kapsamında Çanakkale’den Adatepe köyü, İzmir’den Sığacık Mahallesi, Muğla’dan Eski Datça Mahallesi ve Tunceli’den Ziyaret köyünün adaylık süreçleriyle başlayan dosya, Türkiye’nin yerel değerlerini küresel ölçekte görünür kılan yeni turizm anlayışına ışık tutuyor. TOURMAG, bu sayısında sağlık turizminden agro turizme, kültür rotalarından bilim turizmine kadar uzanan yeni nesil seyahat dinamiklerini kapsamlı biçimde inceliyor.







GÜÇLÜ BİR KEŞİF REHBERİ



Dergide ayrıca Bursa’nın Misi köyü, Arnavutluk’un Tiran-Berat-Kruja rotası, Mekong Nehri boyunca egzotik keşifler, Endülüs’ten Madrid’e uzanan kültür yolculuğu ve Didyma’nın antik dünyası gibi özel dosyalar yer alırken; Türkiye’nin her bölgesinden seçilen destinasyon haberleriyle okuyuculara güçlü bir keşif rehberi sunuluyor. Kırklareli longozlarından Uçmakdere’ye, Salda Gölü’nün bilim turizmi vizyonundan Zerzevan Kalesi’ne, Ani Ören Yeri’nden Mardin’e kadar uzanan içerikler, ülkenin turizm potansiyelindeki çeşitliliği gözler önüne seriyor.







BİR ŞEHRE DÜŞÜLEN NOTLAR



Paris dosyası da şehrin ikonik yapılarının ötesine geçerek; sokak kültürü, sanat atmosferi ve yaşam ritmi üzerinden Avrupa’nın kültürel başkentlerinden birine farklı bir bakış sunuyor. “Bir şehre düşülen notlar” yaklaşımıyla hazırlanan bu bölüm, Paris’i klasik bir destinasyondan çok; hafıza, estetik ve deneyim katmanlarıyla ele alan güçlü bir şehir portresi olarak öne çıkarıyor. Bu sayının öne çıkan başlıkları arasında ayrıca “pati dostu tatil” gibi yükselen konaklama trendleri, lüks kruvaziyer endüstrisinin dönüşümü, gastronomi kültürüne odaklanan yerel lezzet dosyaları ve sürdürülebilir destinasyon modelleri bulunuyor. TOURMAG, seyahati yalnızca bir gezi deneyimi değil; kültür, ekonomi ve yaşam biçimleri arasında kurulan güçlü bir bağ olarak yeniden tanımlıyor.







NEDEN OKUMALISINIZ?



Çünkü TOURMAG sadece bir dergi değil; her sayısıyla sizi daha bilinçli, daha meraklı ve daha duyarlı bir gezgin yapmayı hedefleyen bir yaşam rehberi. 2024 yılı itibarıyla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na akredite yayınlar arasına giren TOURMAG Turizm Dergisi, Türkiye’nin turizm potansiyelini kültürel miras, sürdürülebilirlik ve insan hikâyeleriyle buluşturmaya devam ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Volkan Ataman’dan Çeşme için marka destinasyon mesajı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/volkan-ataman-dan-cesme-icin-marka-destinasyon-mesaji/</link>
        <description><![CDATA[Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, Çeşme’de düzenlenen 1. Turizm Zirvesi’nde yaptığı konuşmada destinasyon pazarlaması, MICE turizmi ve uluslararası turizm stratejilerine ilişkin değerlendirmeleriyle Çeşme’nin dört mevsime yayılan yüksek potansiyeline dikkat çekti. Çeşme Belediyesi, ÇEŞTOB, Alaçatı Turizm Derneği ve Çeşme Kent Konseyi iş birliğiyle gerçekleştirilen 1. Turizm Zirvesi’nde sektör temsilcileri; sürdürülebilir turizm, yeni […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 11 May 2026 13:46:30 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, Çeşme'de düzenlenen 1. Turizm Zirvesi'nde yaptığı konuşmada destinasyon pazarlaması, MICE turizmi ve uluslararası turizm stratejilerine ilişkin değerlendirmeleriyle Çeşme'nin dört mevsime yayılan yüksek potansiyeline dikkat çekti.



Çeşme Belediyesi, ÇEŞTOB, Alaçatı Turizm Derneği ve Çeşme Kent Konseyi iş birliğiyle gerçekleştirilen 1. Turizm Zirvesi'nde sektör temsilcileri; sürdürülebilir turizm, yeni pazar stratejileri ve alternatif turizm modellerini ele aldı. “Çeşme’nin Turizmi – Sürdürülebilirlik ve Çeşitlilik” oturumunda konuşan Volkan Ataman, Çeşme’nin yalnızca yaz sezonunda yoğunluk yaşayan bir destinasyon olmaktan çıkarılarak, yılın tamamında yaşayan uluslararası bir marka destinasyona dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. 



Ataman, konuşmasında Çeşme’nin doğal güzellikleri, termal kaynakları, gastronomi potansiyeli ve rüzgar sporları altyapısıyla dünyanın en özel destinasyonlarından biri olduğunu belirtti. Adnan Menderes Havalimanı’na yaklaşık 45 dakikalık mesafede bulunmasının büyük bir avantaj yarattığını vurgulayan Ataman, İzmir’in 32 ülkeden direkt uçuş almasının, bölgenin uluslararası erişim gücünü önemli ölçüde artırdığını söyledi.



"YURT DIŞI ZİYARETÇİ SAYISINDA ÖNEMLİ BİR BÜYÜME SAĞLANABİLİR"



Almanya, Birleşik Krallık, Polonya, Fransa, Hollanda ve İtalya başta olmak üzere birçok önemli pazardan İzmir’e direkt uçuş bağlantısı bulunduğunu aktaran Ataman, bu erişim avantajının doğru pazarlama stratejileriyle desteklenmesi halinde Çeşme’nin yurt dışı ziyaretçi sayısında önemli bir büyüme sağlayabileceğini ifade etti. Volkan Ataman, özellikle luxury travel acentaları, online seyahat platformları, DMC’ler, incentive şirketleri ve outbound operatörlerle güçlü ilişkiler kurulmasının önemine dikkat çekerek; Jet2, MTS, On The Beach, Pegas, Anex, Coral, TUI ve Fun&Sun gibi uluslararası operatörlerin orta vadede Çeşme’yi programlarına dahil etmelerinin destinasyon açısından kritik önem taşıdığını kaydetti.



"ÜST SEGMENT BİR YAŞAM VE TATİL BÖLGESİ OLARAK ÖNE ÇIKARILMALI"



Çeşme’nin yalnızca deniz-güneş tatiliyle değil; gastronomi, termal turizm, festival ve deneyim odaklı yaşam anlayışıyla konumlandırılması gerektiğinin altını çizen Ataman, destinasyonun üst segment bir yaşam ve tatil bölgesi olarak öne çıkarılması gerektiğini ifade etti. “Çeşme’nin lüks yaşam ve deneyim turizmi açısından çok güçlü bir potansiyeli var” diyen Ataman, yerel gastronomi markalarının büyümesinin yanı sıra "Zuma" ve "Hakkasan" benzeri uluslararası restoran markalarının bölgeye değer katabileceğini söyleyerek; "Zamna" ve "Burning Man" benzeri deneyim odaklı festivallerin ise Çeşme’nin global görünürlüğünü artırabileceğini belirtti.







"TERMAL YATIRIMLAR SEZON SÜRESİNİ UZATABİLİR"



Marka beach club’ların ve gece kulüplerinin artmasının destinasyon algısını güçlendireceğini ifade eden Ataman, Alaçatı’nın dünyanın önemli sörf merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu ve bu kimliğin uluslararası pazarlarda daha güçlü şekilde anlatılması gerektiğini söyledi. Konuşmasında termal turizmin önemine de değinen Ataman, bölgenin termal kaynak avantajının daha güçlü bir turizm altyapısıyla desteklenmesi gerektiğini ifade ederek; özellikle dört mevsim hizmet verebilecek termal yatırımların, Çeşme’nin sezon süresini uzatabileceğini belirtti.



"CRUISE LİMANI DAHA AKTİF KULLANILMALI"



Ataman ayrıca, kruvaziyer turizminin Çeşme için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, cruise limanının daha aktif kullanılması gerektiğini ifade etti. Kruvaziyer şirketlerinin Çeşme’de en az bir gece konaklamalı programlar oluşturmasının ve Efes bağlantılı rotaların geliştirilmesinin bölge ekonomisine önemli katkı sağlayacağını söyleyen Ataman, MICE turizmine ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak; Çeşme’de toplam 820 otel bulunduğunu, yaklaşık 15 bin oda ve 33 bine yakın yatak kapasitesiyle bölgenin önemli bir turizm altyapısına sahip olduğunu söyledi.



"ALTERNATİF BİR INCENTIVE DESTİNASYONU HALİNE GELEBİLİR"



Boyalık Beach, Radisson Çeşme, Swissôtel Resort & Spa Çeşme, Altınyunus, Ilıca Hotel, Grand Ontur, Sisus Marina ve Biblos Alaçatı gibi tesislerle yaklaşık 4 bin 725 kişilik toplantı ve etkinlik kapasitesi bulunduğunu belirten Ataman, Çeşme’nin butik ölçekli kongreler, incentive organizasyonları ve marka etkinlikleri için güçlü bir alternatif sunduğunu ifade etti. Özellikle Alaçatı merkezine yakın orta ölçekli bir kongre merkezi yatırımının, bölgenin MICE potansiyelini önemli ölçüde artıracağını söyleyen Ataman, butik oteller ile kongre merkezi arasında buggy servisleri gibi çözümlerle Çeşme’nin Antalya ve Kıbrıs’a alternatif bir incentive destinasyonu haline gelebileceğini belirtti.







"ÇEŞME TOURISM BOARD YAPILANMASI OLUŞTURULMALI"



Kongre turizminin sürdürülebilir büyümesi için uluslararası MICE pazarlamasının profesyonel şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade eden Ataman, convention bureau yapılanmasının kurulmasının önemine dikkat çekti. ICCA üyeliği ve uluslararası MICE fuarlarına katılımın, Çeşme’nin dünya MICE pazarındaki görünürlüğünü artıracağını söyleyen, destinasyon yönetiminin profesyonel şekilde ele alınmasının önemine değinen Ataman, Çeşme Tourism Board yapılanmasının oluşturulmasının, bölgenin geleceği açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.



"DOĞRU KARAR VERİCİLER AĞIRLANMALI"



“Atılacak adımların tek merkezden yönetilmesi gerekiyor” diyen Ataman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yapı; destinasyonun konumlandırılması, iletişim stratejisinin belirlenmesi, ulusal ve uluslararası fuar katılımları, fam trip organizasyonları, tur operatörleri ve acente ilişkilerinin yönetilmesi gibi tüm süreçleri profesyonel şekilde yönetmeli.” Fam trip organizasyonlarında doğru karar vericilerin ağırlanmasının önemine dikkat çeken Ataman, direkt uçuş bulunan ülkelerdeki havayolu yöneticileriyle iş birliklerinin geliştirilmesi gerektiğini ve hedef pazarlarda doğru acenta ağlarının özenle belirlenmesinin kritik olduğunu söyledi.



"SEZON EKİM SONUNA KADAR UZATILMALI"



Çeşme’nin sezonunun nisan ayından ekim sonuna kadar uzatılması gerektiğini aktaran Ataman, bunun için destinasyonun yaşayan bir şehir kimliği kazanmasının önemine dikkat çekti. Özellikle Alaçatı bölgesinde peyzaj, aydınlatma, yol ve çevre düzenlemelerinin destinasyon algısını güçlendireceğini söyleyen Ataman, altyapı çalışmalarının sezon başlamadan tamamlanmasının ziyaretçi deneyimi açısından kritik olduğunu belirtti. Festival ve etkinlik takviminin de stratejik şekilde planlanması gerektiğini ifade eden Ataman, Alaçatı Ot Festivali gibi güçlü organizasyonların tarih planlamasının diğer bölgesel etkinliklerle çakışmayacak şekilde yönetilmesinin destinasyon trafiği açısından önemli olduğunu söyledi.



"EGE'NİN EN GÜÇLÜ YAŞAM VE DENEYİM DESTİNASYONLARINDAN BİRİ OLABİLİR"



Konuşmasının sonunda Çeşme’nin yalnızca Türkiye’nin değil, Ege’nin en güçlü yaşam ve deneyim destinasyonlarından biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Volkan Ataman; “Doğru planlama, güçlü iletişim stratejisi ve uluslararası iş birlikleriyle Çeşme dört mevsim yaşayan global bir marka destinasyona dönüşebilir” değerlendirmesinde bulundu.,]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kaunos’ta kazı çalışmaları 60 yıldır kesintisiz sürüyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kaunos-ta-kazi-calismalari-60-yildir-kesintisiz-suruyor/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde 3 bin yıllık tarihin izlerini taşıyan Kaunos Antik Kenti’nde, Prof. Dr. Baki Öğün başkanlığında 1966 yılında başlayan kazı çalışmaları 60 yıldır aralıksız devam ediyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan antik kent; kaya mezarları, 5 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora, Demeter, Apollon ve Artemis’e adanmış kutsal alanlar ve son yıllarda […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cum, 08 May 2026 01:54:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde 3 bin yıllık tarihin izlerini taşıyan Kaunos Antik Kenti'nde, Prof. Dr. Baki Öğün başkanlığında 1966 yılında başlayan kazı çalışmaları 60 yıldır aralıksız devam ediyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan antik kent; kaya mezarları, 5 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora, Demeter, Apollon ve Artemis'e adanmış kutsal alanlar ve son yıllarda gün yüzüne çıkan Türk ve Osmanlı döneminin izlerini taşıyan yapı ve buluntularıyla ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. 



2000 yılında Kaunos Antik Kenti Kazı Başkanı olan Prof. Dr. Cengiz Işık, bu görevi 2021 yılında öğrencisi Doç. Dr. Ufuk Çörtük'e devretti. Çörtük başkanlığında yürütülen çalışmalarda, son dönemde özellikle kazıların ağırlıklı olarak sürdüğü arkaik sur içi manastır alanında çoğu kentte ilk defa rastlanılan malzeme ve yapılar gün yüzüne çıkarıldı.







ÜÇÜNCÜ KUŞAK KAZI BAŞKANI



Çörtük, konu ile ilgili  yaptığı açıklamada 1966 yılında başlayan kazıların üçüncü kuşak kazı başkanı olarak, hocalarının izinden Kaunos'a hizmet etmeye devam ettiğini söyledi. Bu yıl Kaunos kazılarının 60. yılı olduğuna işaret eden Doç. Dr. Ufuk Çörtük; "Tabii dile kolay, 60 yıldır kesintisiz devam eden bir kazıdan bahsediyorum. Her yıl kazı faaliyetlerinin, restorasyon ve koruma faaliyetlerinin sürdürüldüğü bir dönemden bahsediyorum. Bu çok önemli" dedi. Çörtük, Kaunos'ta yarım yüzyılı aşkın süre içerisinde çok önemli tarihi yapıların ortaya çıkarıldığını belirterek, çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu, Muğla Valiliği, YİKOB tarafından destek verildiğini dile getirdi.







"3 BİN 250 METREKARELİK BİR KOMPLEKSİ KAZIYORUZ"



Bu yıl da kazıları 2022'de bitki örtüsünden temizledikleri ve küçük bir sondajla çalışmalara başladıkları arkaik sur içi manastır alanında sürdüreceklerini ifade eden Çörtük, bölgenin yaklaşık 3 bin 250 metrekarelik bir alana yayılan kompleks bir yapı olduğunu kaydetti. Alanın içerisinde sarnıçlar, tonozlu mekanlar, birkaç odadan oluşan yapı grupları ile küçük dar sokakların bulunduğuna işaret eden Çörtük; "Arkaik sur içi manastır alanında 3 yıl içinde elde ettiğimiz veriler kentin gerek dip tarihi gerekse son kullanım süreciyle ilgili güzel veriler sundu. Bakalım 2026 yılı toprak altında gizlediği neleri bize sunacak. Heyecanla kazı dönemimizi açıp güzel buluntularla, arkeolojiye yeni güzel verileri paylaşmayı bekliyoruz" diye konuştu. Çörtük, Kaunos'ta yarım yüzyıl içerisinde çok önemli tarihi yapıların ortaya çıkarıldığını, ancak bu dönem ulaşılan buluntuların kent belleğine yeni bir heyecan getirdiğini ifade etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mehmet Kılıç’tan Gümüşhane’ye modern diş polikliniği]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mehmet-kilic-tan-gumushaneye-modern-dis-poliklinigi/</link>
        <description><![CDATA[Lojistik ve inşaat sektörünün önde gelen isimlerinden Kılıç Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kılıç, memleketi Gümüşhane’nin Şiran ilçesine anlamlı bir sağlık hizmeti kazandırdı. Kılıç tarafından T.C. Sağlık Bakanlığı’na bağışlanan, bina inşaatından tüm teknik tesisatına ve modern diş sağlığı ekipmanlarına kadar tamamen kendi katkılarıyla hayata geçirilen diş polikliniği, Şiran Devlet Hastanesi bünyesinde hizmete açıldı. Bölge halkının […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 08 May 2026 00:18:10 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Lojistik ve inşaat sektörünün önde gelen isimlerinden Kılıç Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kılıç, memleketi Gümüşhane’nin Şiran ilçesine anlamlı bir sağlık hizmeti kazandırdı. Kılıç tarafından T.C. Sağlık Bakanlığı’na bağışlanan, bina inşaatından tüm teknik tesisatına ve modern diş sağlığı ekipmanlarına kadar tamamen kendi katkılarıyla hayata geçirilen diş polikliniği, Şiran Devlet Hastanesi bünyesinde hizmete açıldı. Bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini güçlendiren bu önemli bağış, Şiran’a kalıcı bir kamu hizmeti olarak değerlendirilirken, açılış töreni geniş bir katılımla gerçekleşti.



Açılış programına, Gümüşhane Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Musa Küçük başta olmak üzere; Gümüşhane Vali Yardımcısı Serhat Doğan, Şiran Kaymakamı Zeynep Topçu, Şiran Cumhuriyet Savcısı Mustafa Gökçe, Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, Gümüşhane İl Sağlık Müdürü Dr. Necip Yemenici, Şiran Belediye Başkanı Abdulbaki Kara, siyasi parti temsilcileri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.







"MEMLEKETİNE SAHİP ÇIKAN HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUZ"



Programda konuşan Milletvekili Musa Küçük, ilçeye kazandırılan sağlık yatırımının sadece Şiran için değil, çevre bölgeler için de büyük önem taşıdığını belirtti. Vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine daha hızlı ve kaliteli şekilde ulaşacağını ifade eden Küçük, projeye destek veren iş insanı Mehmet Kılıç’a teşekkür etti. Konuşmasında memleketine yatırım yapan herkesin önemli bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Milletvekili Küçük; “Şiran Devlet Hastanemiz bünyesinde hizmet verecek diş polikliniğimizin ilçemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu süreçte büyük destek sağlayan kıymetli hemşehrimiz Mehmet Kılıç, örnek bir dayanışma sergilemiştir. Memleketine sahip çıkan herkese teşekkür ediyoruz” dedi. Şiranlı iş insanlarına da çağrıda bulunan Küçük, ilçeye gerçekleştirilecek her yatırımın geleceğe katkı sağlayacağını aktararak, birlik ve dayanışma vurgusu yaptı.



Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük ve Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, Mehmet Kılıç'a teşekkürlerini ifade ederken, üzerinde Türk motifleri taşıyan bir poselen vazoyu günün anısı olarak takdim ettiler.



Şiran Belediye Başkanı Abdulbaki Kara, özellikle bölgedeki vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak bu polikliniğin kazandırlmasında büyük emekleri olan Mehmet Kılıç'a teşekkürlerini ileterek, günün anısına seramik üzerine işlenmiş bir Türk bayrağı hediye etti.



Gümüşhane Vali Yardımcısı Serhat Doğan, Gümüşhane Valiliği adına katkılarından dolayı Mehmet Kılıç'ı plaket verdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mete Vardar: Turizm sektörü sezona temkinli ama umutlu başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mete-vardar-turizm-sektoru-sezona-temkinli-ama-umutlu-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, turizm sektöründe artan maliyetler, sezon beklentileri ve destek mekanizmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, katıldığı televizyon programında turizm sektörünün mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin uluslararası turizmde güçlü konumunu koruduğunu belirten Vardar, özellikle artan operasyon maliyetleri karşısında sektörün sürdürülebilir büyümesini destekleyecek adımların önem taşıdığını ifade […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 07 May 2026 23:12:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, turizm sektöründe artan maliyetler, sezon beklentileri ve destek mekanizmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.



Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, katıldığı televizyon programında turizm sektörünün mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin uluslararası turizmde güçlü konumunu koruduğunu belirten Vardar, özellikle artan operasyon maliyetleri karşısında sektörün sürdürülebilir büyümesini destekleyecek adımların önem taşıdığını ifade ederek; bu adımlar için T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na turizme katkılarından dolayı teşekkür etti.



Son dönemde farklı bölgelerde turizm paydaşlarıyla bir araya geldiklerini söyleyen Mete Vardar, sektörün sezona temkinli, ancak umutlu başladığını belirtti. Özellikle enerji, personel ve operasyon giderlerindeki artışın sektör üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu vurgulayan Vardar, turizm sektörünün Türkiye ekonomisi ve istihdamı açısından stratejik bir role sahip olduğunun altını çizdi.



“TÜRKİYE GÜÇLÜ DESTİNASYON KONUMUNU KORUYOR”



Türkiye’nin sahip olduğu doğal güzellikler, kültürel mirası ve yüksek hizmet kalitesi sayesinde küresel ölçekte güçlü bir destinasyon olmaya devam ettiğini aktaran Vardar, Akdeniz ve Ege bölgelerinin uluslararası pazarda önemini koruduğunu ifade etti.







“İLAVE DESTEKLER SEKTÖR İÇİN ÖNEMLİ”



Konaklama vergisine ilişkin yapılan düzenlemeler ve açıklanan kredi destek paketinin sektör tarafından olumlu karşılandığını dile getiren Vardar, mevcut süreçte ilave desteklerin sektöre katkı sağlayabileceğini kaydetti. Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, açıklamasında şu ifadelere de yer verdi: “Turizm sektörü yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda istihdam açısından da Türkiye’nin en önemli alanlarından biri. Özellikle yılın belirli dönemlerinde faaliyet gösteren tesislerin operasyonlarını sürdürebilmesi adına geçici destek mekanizmaları önemli hale geliyor. KDV konusunda yapılabilecek düzenlemeler ve personel destekleri sektörün maliyet yükünü hafifletirken, daha dengeli bir süreç yönetimine de katkı sağlayacaktır.”







“TURİZMİN 12 AYA YAYILMASI KRİTİK”



Turizmin 12 aya yayılmasının önemine de dikkat çeken Vardar, özellikle kış döneminde tesislerin açık kalabilmesi ve istihdamın korunabilmesi adına sürdürülebilir destek modellerinin önem taşıdığını ifade etti. Alternatif turizm alanlarının geliştirilmesiyle Türkiye’nin rekabet gücünün daha da artacağını belirten Vardar, sektörün uzun vadeli büyüme potansiyeline dikkat çekti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Aydın Kültür Yolu’nda Madrigal rüzgarı esti]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/aydin-kultur-yolunda-madrigal-ruzgari-esti/</link>
        <description><![CDATA[Aydın Kültür Yolu Festivali’nin dördüncü gününde Tekstil Park’ta sahne alan Madrigal, sevilen şarkılarıyla Aydınlı müzikseverlere hareketli bir gece yaşattı. Sevilen grup, festivalin dördüncü gününde Tekstil Park’ı dolduran binlerce kişiyle buluşarak sahneye enerjik bir başlangıç yaptı. Konser alanını kısa sürede dolduran kalabalık, grubun sahneye çıkmasıyla birlikte tempoya ortak oldu. Madrigal; “Dip”, “Seni Dert Etmeler”, “Sana Ait” […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 07 May 2026 23:09:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Aydın Kültür Yolu Festivali’nin dördüncü gününde Tekstil Park’ta sahne alan Madrigal, sevilen şarkılarıyla Aydınlı müzikseverlere hareketli bir gece yaşattı.



Sevilen grup, festivalin dördüncü gününde Tekstil Park’ı dolduran binlerce kişiyle buluşarak sahneye enerjik bir başlangıç yaptı. Konser alanını kısa sürede dolduran kalabalık, grubun sahneye çıkmasıyla birlikte tempoya ortak oldu. Madrigal; “Dip”, “Seni Dert Etmeler”, “Sana Ait” ve “Senden Yoksun” gibi en çok dinlenen şarkılarını gece boyunca Aydınlılar ile birlikte seslendirdi. Dinleyiciler, şarkılara eşlik ederek konserin ritmini sürekli canlı tuttu.



Sahnedeki uyumu ve güçlü performansıyla dikkat çeken grup, izleyiciyle kurduğu etkileşimle konser boyunca tempoyu düşürmedi. Tekstil Park’taki yoğun katılım, festivalin dördüncü gününde de müziğin merkezde olduğu bir atmosfer oluşturdu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[1. Uluslararası Balıkesir GastroFest başlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/balikesir-uluslararasi-gastrofest-basliyor/</link>
        <description><![CDATA[Balıkesir, 8-9-10 Mayıs tarihlerinde gastronomi tutkunlarını buluşturacak büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, üç gün sürecek Uluslararası Balıkesir GastroFest için tüm vatandaşları Avlu’ya davet etti. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı tarafından organize edilen 1. Uluslararası Balıkesir GastroFest; dünyaca ünlü şefleri, özel söyleşileri, atölye çalışmalarını ve konserleri bir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Çar, 06 May 2026 01:39:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Balıkesir, 8-9-10 Mayıs tarihlerinde gastronomi tutkunlarını buluşturacak büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, üç gün sürecek Uluslararası Balıkesir GastroFest için tüm vatandaşları Avlu’ya davet etti.



Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı tarafından organize edilen 1. Uluslararası Balıkesir GastroFest; dünyaca ünlü şefleri, özel söyleşileri, atölye çalışmalarını ve konserleri bir araya getirecek. Gastronominin kalbi üç gün boyunca Avlu’da atarken, ziyaretçiler hem lezzet hem de kültür dolu anlar yaşayacak.







HER ANI DOPDOLU GEÇECEK



Başkan Ahmet Akın, konu ile ilgili  yaptığı açıklamada, “8-9-10 Mayıs’ta Balıkesir’imizde lezzet, kültür ve eğlence dolu üç gün bizleri bekliyor. Dünyaca ünlü şeflerden özel söyleşilere, atölyelerden konserlere kadar GastroFest’in her anı dopdolu geçecek. Hazırsanız bu büyük lezzet buluşması başlıyor, hepinizi bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Balıkesir’in gastronomi potansiyelini uluslararası düzeyde tanıtmayı hedefleyen festivalin, kente önemli bir turizm ve ekonomik katkı sağlaması bekleniyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kakava için Edirne’ye yaklaşık 60 bin ziyaretçi bekleniyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kakava-icin-edirneye-yaklasik-60-bin-ziyaretci-bekleniyor/</link>
        <description><![CDATA[UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Kakava ve Hıdırellez şenlikleri öncesinde Edirne’de turizm hareketliliği zirveye ulaştı. Kente yaklaşık 60 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor. Her yıl 5-6 Mayıs’ta düzenlenen ve baharın gelişini simgeleyen şenlikler öncesinde otellerde doluluk oranı yüzde 100’e ulaşırken, restoranlar ve özellikle ciğerci esnafı artan talebe karşı hazırlıklarını tamamladı. Kakava ateşi, Roman […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 05 May 2026 22:43:19 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan Kakava ve Hıdırellez şenlikleri öncesinde Edirne'de turizm hareketliliği zirveye ulaştı. Kente yaklaşık 60 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor.



Her yıl 5-6 Mayıs'ta düzenlenen ve baharın gelişini simgeleyen şenlikler öncesinde otellerde doluluk oranı yüzde 100'e ulaşırken, restoranlar ve özellikle ciğerci esnafı artan talebe karşı hazırlıklarını tamamladı. Kakava ateşi, Roman kültürünün renkli ritüelleri ve Tunca Nehri kıyısındaki geleneksel etkinliklerle öne çıkan organizasyonun bu yıl da yerli ve yabancı binlerce turisti Edirne'ye çekmesi bekleniyor.



Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şenliklere olan ilginin her yıl arttığını söyledi. Kutlamalar için tüm hazırlıkların tamamlandığını bildiren Gencan; "Kakava ve Hıdırellez gibi 1400 yıllık köklü bir geleneğe ev sahipliği yapıyoruz. Kakava ve Hıdırellez kapsamında Edirne Belediyesi olarak tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Şehir genelindeki çevre düzenlemelerimizin yanı sıra 5 Mayıs saat 11.00'de başlayacak programlarımız, 6 Mayıs öğle saatlerine kadar devam edecek. Otellerimizin doluluk oranı yüzde 100'e ulaşmış vaziyette. Aynı zamanda günübirlik turlarda da tur şirketleri ve sektör temsilcilerinden yoğun talep olduğunu görüyoruz" dedi. Şenliklerin kent ekonomisine önemli katkı sunduğunu vurgulayan Gencan, organizasyonun Edirne'nin tanıtımına da büyük destek sağladığını ifade etti.







Kırkpınar'dan sonra en büyük turizm hareketliliği



Türkiye Otelciler Birliği Edirne Temsilcisi Gökhan Balta ise Kakava ve Hıdırellez şenliklerinin kentte Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nden sonra en büyük turizm hareketliliğini oluşturduğunu belirtti. Yoğun katılım beklendiğini dile getiren Balta; "Hafta içi olmasına rağmen yaklaşık 60 bin ziyaretçiyi ağırlayacağız. Edirne merkezdeki otellerin doluluk oranı yüzde 100'e ulaştı" diye konuştu. 







CİĞERCİ ESNAFI İÇİN SEZONUN BAŞLANGICI



Edirne'yi Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak da şenliklerin ciğerci esnafı için sezonun başlangıcı olduğunu söyledi. Hazırlıkların günler öncesinden tamamlandığını aktaran İmrak; "Edirne'ye gelen ziyaretçiler, şenliklerin yanı sıra mutlaka ciğer de tüketiyor. Bu nedenle ürün tedarikimizi önceden planladık" dedi. Roman vatandaşlardan İcran Gidikli ise Kakava'nın kendileri için büyük anlam taşıdığını belirterek, herkesi renkli kıyafetlerle kutladıkları etkinliğe davet etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kuzey Ege’nin “Aura”sı açıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kuzey-egenin-aura-si-acildi/</link>
        <description><![CDATA[Ayvalık’ın en yenisi Aura Bağcılık, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili harika doğası, topraktan ve üzümden aldığı yaşam enerjisi, Ege mutfak kültüründen ilham alan restoranıyla misafirlerine kapılarını açtı. Ayvalık’ın Gömeç ilçesi Kuyualanı köyünde yer alan Aura Bağcılık, 2 Mayıs Cumartesi günü 500’den fazla misafirin katılımıyla gerçekleşen açılış partisiyle faaliyete geçişini kutladı. Cunda Adası, Midilli ve Ege […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Pts, 04 May 2026 23:27:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ayvalık’ın en yenisi Aura Bağcılık, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili harika doğası, topraktan ve üzümden aldığı yaşam enerjisi, Ege mutfak kültüründen ilham alan restoranıyla misafirlerine kapılarını açtı.



Ayvalık’ın Gömeç ilçesi Kuyualanı köyünde yer alan Aura Bağcılık, 2 Mayıs Cumartesi günü 500’den fazla misafirin katılımıyla gerçekleşen açılış partisiyle faaliyete geçişini kutladı. Cunda Adası, Midilli ve Ege Denizi’ne hâkim bir noktada kurulu Aura Bağcılık; odun fırınından çıkan sade ve taptaze lezzetler, tadımlar, eşleşmeler ve doğa aktiviteleri eşliğinde misafirlerine yepyeni bir yaşam alanı açmayı hedefliyor.



Aura Bağcılık, 2020 yılında yeni ve doğal bir yaşam tarzı sevdasıyla İstanbul’dan bölgeye gelerek yatırım yapan, teknoloji sektörünün tanınmış isimlerinden Erhan Seçkin tarafından kuruldu. Kuyualan köyü sınırları içinde kalan ve eski bir bağ alanı olduğu bilinen eğimli, sürülmemiş bir tarlayı satın alan Seçkin, ilk iş olarak toprak analizlerini yaptırdı. 







MİNİMUM DIŞ MÜDAHALE İLE ORGANİK OLARAK İŞLENİYOR



Ayvalık teruarının Fransa’nın ünlü Rhone bölgesiyle benzerlik gösterdiğini tespit eden Erhan Seçkin; bağı "Shiraz", "Cabernet Sauvignon", "Cabernet Franc" ve "Grenache" üzüm cinslerinden oluşan 4000 omcanın dikimiyle hayata geçirdi. Minimum dış müdahaleyle organik olarak işlenen ve bakımı yapılan Aura Bağları, ilk mahsullerini ise 2024 yılında verdi. Bağevi ve restoran inşaatının aynı yıl tamamlanmasının ardından mutfak kurulumu ve çevre düzenlemesini büyük bir özenle sürdüren firma, 2026 yazına girerken tam kapasiteyle faaliyete geçti.







BAĞCILIK GELENEĞİNİ YENİDEN CANLANDIRMAYI HEDEFLİYOR



Aura Bağcılık, temelde Ayvalık’ın asırlar öncesine dayanan ayrılmaz ikilisi zeytincilik ve bağ kültürünün unutulmaya yüz tutmuş kısmı olan bağcılık geleneğini yeniden canlandırmaya katkıda bulunmayı amaçlıyor. Firma bünyesinde yer alan Aura Restoran ise Akdeniz Üniversitesi Gastronomi Bölümü’nde tamamladığı yüksek lisansının ardından Maxx Royal, Bagatelle, Novikov gibi alanında öncü işletmelerin mutfağında görev alan Şef Hürkan Tolun yönetiminde misafirlerine 80 koltuk kapasitesiyle hizmet verecek. Menüsünde taze yeşillik ve otlardan salatalar, peynir ve şarküteri tabakları, makarna ve risottoların öne çıktığı Aura Restoran’ın spesiyalleri ise odun ateşinde pişen ekşi maya hamur pizzalar olacak.







SINIRLI KAPASİTE, MAKSİMUM KEYİF



Bahar ve yaz ayları boyunca haftanın 7 günü hizmet verecek olan Aura Bağcılık’a ulaşım, ana yoldan sonra zeytinlikler ve çam ormanları içinde 10 dakikalık keyifli bir sürüşle, araçlarla kolayca sağlanabiliyor. Misafirlerin sınırlı kapasiteden maksimum düzeyde keyifle yararlanabilmeleri için ziyaret öncesinde (0546) 935 89 69 no’lu telefondan rezervasyon yapmaları öneriliyor.



“Aura” markasını bölgeye kazandıran Erhan Seçkin, bu yatırımı yalnızca ticari bir girişim değil, aynı zamanda bir misyon olarak gördüğünü belirtti. Bu vizyonu şekillendiren en önemli ilham kaynağının Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Sabriye Çelik Uğuz olduğunu ifade eden Seçkin, tanıtım çalışmalarında ise tercihini, bölgeye katkılarıyla öne çıkan isimlerden GIA Digital Kurucusu Cazibe Evran’dan yana kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kolezyum’da “Truva ve Roma” sergisi açılacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kolezyumda-truva-ve-roma-sergisi-acilacak/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Troya Atı” replikasının da yer alacağı “Truva ve Roma: Antik Akdeniz’in Mitleri, Efsaneleri ve Hikayeleri” sergisinin 11 Haziran’da Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda açılacağını bildirdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre; Roma’nın tarihi miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı’nda, 11 Haziran’da “Truva ve Roma: Antik Akdeniz’in Mitleri, Efsaneleri ve Hikayeleri” sergisi ziyarete açılacak. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 30 Nis 2026 22:58:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Troya Atı" replikasının da yer alacağı "Truva ve Roma: Antik Akdeniz'in Mitleri, Efsaneleri ve Hikayeleri" sergisinin 11 Haziran'da Kolezyum Arkeolojik Alanı'nda açılacağını bildirdi.



Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre; Roma'nın tarihi miraslarından Kolezyum Arkeolojik Alanı'nda, 11 Haziran'da "Truva ve Roma: Antik Akdeniz'in Mitleri, Efsaneleri ve Hikayeleri" sergisi ziyarete açılacak. Türkiye'deki 19 müzeden getirilen 221 eser ile "Troya Atı" replikasının sergileneceği organizasyonda 50 eser ilk kez gün yüzüne çıkarken, tüm eserler uluslararası standartlara uygun koruma koşullarında İtalya'nın başkenti Roma'ya taşınacak. Troya Savaşı öncesi Anadolu tarihini de içerecek şekilde tasarlanan sergideki eserler, M.Ö. 3'üncü binden Roma döneminin sonuna uzanan zaman aralığını kapsıyor.



Bakan Ersoy, sergiye ilişkin, NSosyal hesabından "Troya'yı dünya turizminin en önemli buluşma noktalarından biri olan tarihi Kolezyum'a taşıyoruz!" başlıklı paylaşımda bulundu. Serginin açılışını, Kolezyum Arkeolojik Alanı'nda 11 Haziran'da gerçekleştireceklerini aktaran Ersoy; "Sergimizde Türkiye'deki 19 müzeden toplam 221 eserin yanı sıra Troya Atı replikası da yer alacak. Eserlerin 50'si ilk kez sergilenecek olup, Troya Müzesi'nden 99 eser sergide gösterime sunulacak. Aralık 2025'ten bu yana 6 bölge laboratuvarımızın restoratörleri tarafından yürütülen kapsamlı konservasyon süreciyle eserlerimiz, uluslararası standartlarda sergiye hazırlanıyor. ICOM ödünç verme standartları doğrultusunda sigorta, taşıma ve koruma süreçleri titizlikle yürütülüyor" ifadelerini kullandı. Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekipleri başta olmak üzere sergide emeği geçenlere teşekkür etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TEODER sektörü Welcome Summer Party’26’da buluşturdu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/teoder-imzasiyla-etkinlik-ve-turizm-dunyasi-bogazda-bulustu/</link>
        <description><![CDATA[Sektörün önde gelen temsilcileri, İstanbul Boğazı’nın büyüleyici atmosferinde gerçekleşen özel gecede bir araya geldi. Tüm Etkinlik ve Organizatörler Derneği (TEODER) tarafından düzenlenen “Welcome Summer Party’26”; etkinlik, turizm, MICE ve organizasyon sektörünün önde gelen profesyonellerini İstanbul’un en prestijli lokasyonlarından biri olan Crowne Plaza Ortaköy Istanbul Bosphorus’ta buluşturdu. 28 Nisan Salı akşamı gerçekleştirilen organizasyon; yaratıcı etkinlik ajansları, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 30 Nis 2026 21:01:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sektörün önde gelen temsilcileri, İstanbul Boğazı'nın büyüleyici atmosferinde gerçekleşen özel gecede bir araya geldi. Tüm Etkinlik ve Organizatörler Derneği (TEODER) tarafından düzenlenen “Welcome Summer Party’26”; etkinlik, turizm, MICE ve organizasyon sektörünün önde gelen profesyonellerini İstanbul’un en prestijli lokasyonlarından biri olan Crowne Plaza Ortaköy Istanbul Bosphorus'ta buluşturdu.



28 Nisan Salı akşamı gerçekleştirilen organizasyon; yaratıcı etkinlik ajansları, MICE acenteleri, tur operatörleri, oteller, etkinlik mekânları, organizasyon şirketleri, markalar, çözüm ortakları, sektör tedarikçileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve medya temsilcilerinin yoğun katılımıyla büyük ilgi gördü. Yaklaşık 400 davetlinin katıldığı gece, sektörün sosyal ve profesyonel etkileşimini güçlendiren önemli bir networking platformuna dönüştü.







UNUTULMAZ BİR ATMOSFER



Saat 20.00’de başlayan etkinlik, gece boyunca devam eden sahne performansları, özel gösteriler, networking buluşmaları ve sürpriz deneyimlerle katılımcılara unutulmaz bir atmosfer sundu. İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarası eşliğinde düzenlenen organizasyon, yalnızca bir yaz karşılama etkinliği değil; aynı zamanda etkinlik ve turizm sektörünün geleceğine dair vizyonun paylaşıldığı güçlü bir buluşma olarak öne çıktı.







GÜÇLÜ SPONSOR YAPISI VE SEKTÖREL DAYANIŞMA DİKKAT ÇEKTİ



TEODER Yönetim Kurulu Başkanı Umut Kaya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon, sektörün farklı alanlarından çok sayıda markanın desteğiyle hayata geçirildi. Gecenin ana sponsorluğunu Portaxe, mekan sponsorluğunu Crowne Plaza Ortaköy Istanbul Bosphorus, gastronomi sponsorluğunu Setup Catering ve Fil Catering, içecek sponsorluğunu BağımızVar, Laimon Fresh ile Drinky üstlendi. Dekor ve atmosfer tasarımları Siyahinci Organizasyon tarafından yapılırken; gece boyunca kullanılan sahne, ses, ışık ve teknik prodüksiyon altyapısı ise Poseidon Music & Event ve İstinye Wedding House tarafından sağlandı.







SANAT, EĞLENCE VE NETWORKING BİR ARADAYDI



Sunuculuğunu başarılı sunucu Zehra Şahin’in üstlendiği gecede, sanat ve eğlence de organizasyonun önemli parçaları arasında yer aldı. Sanatçı Asude Cemre, sahne performansıyla geceye müzikal bir atmosfer katarken; Ritim İstanbul, Kaan Şolcum ve Poyraz Özer tarafından gerçekleştirilen özel performans ve showlar davetlilerden büyük alkış aldı. Katılımcılar, gece boyunca hem sektör profesyonelleriyle yeni bağlantılar kurma fırsatı buldu hem de yoğun iş temposunun ardından keyifli bir sosyal ortamda bir araya geldi.







UMUT KAYA: SADECE ETKİNLİK YAPMIYORUZ, DUYGU TASARLIYORUZ



Gecede bir konuşma yapan TEODER Yönetim Kurulu Başkanı Umut Kaya, etkinlik ve turizm sektörünün geleceğine dair önemli mesajlar verdi. Kaya, konuşmasında sektörün yalnızca ticari değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir değer ürettiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Bu akşam aslında sadece yazı karşılamıyoruz; aynı zamanda sektörümüzün enerjisini, yaratıcılığını ve birlikte üretme gücünü kutluyoruz. Çünkü bizim sektörümüz sadece etkinlik yapmıyor, biz duygu tasarlıyoruz. İnsanları buluşturuyor, şehirleri canlandırıyor, markalara ve ülkelere hikaye kazandırıyoruz."







"HİÇBİR EKRAN, GERÇEK BİR ALKIŞIN YERİNİ TUTMUYOR"



Etkinlik ve turizm dünyasının dönüşümüne dikkat çeken Umut Kaya, günümüzde insanların artık yalnızca ürün değil, deneyim satın aldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Dünya artık sadece ürün satın almıyor. Deneyim satın alıyor, his satın alıyor. Ve tam da bu yüzden etkinlik ve turizm sektörü, geleceğin en güçlü alanlarından biri olmaya devam edecek. İnsan ilişkileri ve yüz yüze deneyimler vazgeçilmezdir. Hiçbir ekran, gerçek bir alkışın yerini tutmuyor. Hiçbir dijital deneyim, aynı masada kurulan bağ kadar güçlü olmuyor.”







35 SPONSORA TEŞEKKÜR PLAKETİ TAKDİM EDİLDİ



Gecenin en anlamlı anlarından biri de sponsor plaket töreni oldu. Organizasyona katkı sağlayan toplam 35 sponsor ve çözüm ortağına teşekkür plaketi takdim edildi. TEODER tarafından gerçekleştirilen törende, sektör dayanışmasına katkı sunan markalara teşekkür edilirken, etkinlik sektörünün birlikte üretme kültürünün önemine vurgu yapıldı.







SEKTÖRÜN GELECEĞİNE İLHAM VEREN ORGANİZASYON



Profesyonel organizasyon yapısı, yüksek katılımcı profili, güçlü marka iş birlikleri ve dikkat çeken sahne prodüksiyonuyla öne çıkan TEODER Welcome Summer Party’26, sektör temsilcilerinden tam not aldı. Etkinlik; networking, marka görünürlüğü, yeni iş birlikleri ve sektör içi iletişimi güçlendirmesi açısından yılın dikkat çeken organizasyonlarından biri olarak değerlendirildi. TEODER’in önümüzdeki dönemde de sektör profesyonellerini bir araya getirecek yeni projeler ve organizasyonlarla etkinlik dünyasına katkı sunmaya devam edeceği belirtildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Japonya turu fiyatları ve tarihleri: Erken rezervasyon avantajı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/japonya-turu-fiyatlari-ve-tarihleri-erken-rezervasyon-avantaji/</link>
        <description><![CDATA[  Uzak Doğu’nun en dikkat çekici rotalarından biri olan Japonya turu, son yıllarda hem kültür meraklılarının hem de deneyim odaklı gezginlerin öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Modern şehir yaşamı ile geleneksel dokunun iç içe geçtiği Japonya, sunduğu eşsiz atmosferle farklı bir seyahat deneyimi vadediyor. Ancak bu deneyimi planlarken en çok merak edilen konuların başında fiyatlar […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 30 Nis 2026 14:56:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[ 



Uzak Doğu’nun en dikkat çekici rotalarından biri olan Japonya turu, son yıllarda hem kültür meraklılarının hem de deneyim odaklı gezginlerin öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Modern şehir yaşamı ile geleneksel dokunun iç içe geçtiği Japonya, sunduğu eşsiz atmosferle farklı bir seyahat deneyimi vadediyor. Ancak bu deneyimi planlarken en çok merak edilen konuların başında fiyatlar ve doğru tarih seçimi geliyor. Özellikle erken rezervasyon döneminde yapılan planlamalar, ciddi avantajlar sunabiliyor.



Japonya Tur Fiyatları Neye Göre Değişir?



Japonya turu fiyatları sabit bir aralıkta ilerlemiyor. Birçok faktör, toplam maliyet üzerinde doğrudan etkili oluyor. Özellikle uçak bileti fiyatları, turun genel bütçesinde en büyük payı oluşturuyor.



Bunun yanı sıra konaklama kalitesi, tur süresi ve program içeriği de fiyatları belirleyen diğer önemli unsurlar arasında yer alıyor. Rehberli turlar, ekstra geziler ve şehir sayısı arttıkça maliyet de yükseliyor.



Genel olarak fiyatları etkileyen başlıca faktörler şöyle sıralanıyor:




Uçuş maliyeti: Sezon ve rezervasyon zamanına göre değişir



Konaklama standardı: Otel kalitesi fiyatı doğrudan etkiler



Tur süresi: Gün sayısı arttıkça toplam maliyet yükselir



Program kapsamı: Dahil olan şehir ve aktiviteler belirleyici olur




Bu nedenle net bir fiyat değerlendirmesi yaparken tüm detayların birlikte ele alınması gerekiyor.



En Uygun Fiyatlı Japonya Turu Hangi Aylarda Bulunur?



Japonya’ya seyahat için en popüler dönemler genellikle ilkbahar ve sonbahar ayları oluyor. Özellikle kiraz çiçeği sezonu olarak bilinen mart-nisan dönemi, yoğun talep nedeniyle fiyatların en yüksek olduğu zaman dilimleri arasında yer alıyor.



Daha uygun fiyatlı seçenekler arayanlar için yaz sonu ve kış ayları daha avantajlı olabiliyor. Temmuz ve ağustos aylarında sıcaklık yüksek olsa da fiyatlar nispeten daha dengeli seyrediyor. Kış döneminde ise turist yoğunluğunun azalmasıyla birlikte daha ekonomik fırsatlar ortaya çıkabiliyor.



Bu nedenle bütçe odaklı planlama yapanlar için sezon seçimi büyük önem taşıyor.



Erken Rezervasyon İle Son Dakika Fiyat Farkı Ne Kadar?



Erken rezervasyon, Japonya gibi uzak destinasyonlarda en belirgin avantajı sağlayan yöntemlerden biri. Özellikle uçak bileti fiyatlarının hızla değiştiği bu rotada, geç kalındığında maliyet ciddi şekilde artabiliyor.



Uzmanlara göre erken rezervasyon ile son dakika fiyatları arasında yüzde 25 ile yüzde 40 arasında fark oluşabiliyor. Bu fark, özellikle yoğun sezonlarda daha da belirgin hale geliyor.



Son dakika fırsatları nadiren avantaj sunsa da seçeneklerin sınırlı olması nedeniyle riskli bir tercih olarak değerlendiriliyor. Bu yüzden planını önceden yapanlar hem fiyat hem de seçenek açısından daha avantajlı konuma geçiyor.



Japonya Turunda Ekstra Masraflar Neler Olur?



Tur paketine dahil olmayan bazı harcamalar, toplam bütçeyi etkileyebiliyor. Bu nedenle planlama yapılırken yalnızca tur fiyatına değil, ekstra giderlere de dikkat edilmesi gerekiyor.




Yeme içme giderleri: Tur dışında kalan öğünler ek maliyet oluşturabilir



Ulaşım kartları ve tren biletleri: Özellikle şehirler arası geçişlerde önemli olabilir



Müze ve giriş ücretleri: Bazı turistik noktalar ekstra ücretli olabilir



Alışveriş: Japonya, hediyelik ürünler açısından oldukça zengin seçenekler sunar




Bu kalemler, seyahatin genel bütçesini doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.







Tur Tarihini Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?



Japonya turu planlarken tarih seçimi, deneyimin kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri. Hava durumu, festival dönemleri ve yoğunluk oranı bu noktada belirleyici oluyor.



Kiraz çiçeği sezonu görsel açıdan en etkileyici dönemlerden biri olsa da kalabalık ve yüksek fiyatlar göz önünde bulundurulmalı. Daha sakin bir deneyim isteyenler için sonbahar ayları alternatif oluşturuyor.



Aynı zamanda resmi tatil dönemlerinde yerel yoğunluk arttığı için seyahat planının bu tarihlere göre ayarlanması öneriliyor.



En Çok Tercih Edilen Japonya Tur Programları Hangileri?



Japonya’da en çok tercih edilen tur programları genellikle Tokyo ve Kyoto merkezli rotalar etrafında şekilleniyor. Bu iki şehir, ülkenin hem modern hem de geleneksel yüzünü temsil ediyor.



Bunun yanı sıra Osaka, Nara ve Fuji Dağı çevresi de sıklıkla programa dahil ediliyor. Daha kapsamlı turlarda Hiroşima gibi tarihi öneme sahip şehirler de yer alabiliyor.



Program seçimi yapılırken süre, bütçe ve beklentiler doğrultusunda karar verilmesi öneriliyor. Japonya’yı en doğru şekilde deneyimlemek ve avantajlı fiyatlarla planlama yapmak isteyenler için Tourbulance ile erken rezervasyon fırsatlarını hemen değerlendirin, hayalinizdeki seyahati bugünden garanti altına alın.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Doğayla yan yana, ama mesafesini koruyarak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dogayla-yan-yana-ama-mesafesini-koruyarak/</link>
        <description><![CDATA[Londra’da bir parkta yürürken aslında sadece yürümüyor; doğanın içine giriyor, ama ona ait olmadığınızı bilerek ilerliyorsunuz. Green Park ve St. James’ Park’ta geçirdiğim her an, bana bu ince dengeyi yeniden hatırlatıyor. Bir pelikanın suyun yüzeyinde ağır ağır süzülüşü, bir ördeğin kendi ritminde yol alışı ya da bir sincabın ağaç dalları arasında kayboluşu… Hepsi aynı sahnenin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 27 Nis 2026 23:14:20 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Londra’da bir parkta yürürken aslında sadece yürümüyor; doğanın içine giriyor, ama ona ait olmadığınızı bilerek ilerliyorsunuz. Green Park ve St. James’ Park’ta geçirdiğim her an, bana bu ince dengeyi yeniden hatırlatıyor. Bir pelikanın suyun yüzeyinde ağır ağır süzülüşü, bir ördeğin kendi ritminde yol alışı ya da bir sincabın ağaç dalları arasında kayboluşu… Hepsi aynı sahnenin parçası. Fakat bu sahnede insan, başrolde değil; sadece izleyen, saygı duyan ve o anın bir parçası olmasına izin verilen bir misafir.







Bugünlük 10 bin adımlık yürüyüşümden bir anı olarak, baharın gelişini sizlerle paylaşmak istedim. Ağaçların çiçekleriyle, suyun üzerindeki hareketle ve parkın içindeki yaşamla birlikte Londra’da bahar sadece mevsim değil, hissedilen bir dönüşüm. Burada dikkatimi en çok çeken şeylerden biri, hayvanların insanlara rağmen değil, insanlarla birlikte ama kendi doğallıklarını koruyarak yaşıyor olması. Bunun arkasında ise çok net bir kural var: Müdahale etmemek.







İngiltere’de park hayvanlarını beslemek yasak. Bu yalnızca bir tavsiye değil; ekosistemi korumaya yönelik ciddi bir düzenleme. Yerel belediyelere göre değişmekle birlikte yabani hayvanları beslemenin cezası genellikle £80 ile £150 arasında sabit para cezası (fixed penalty notice) olarak uygulanabiliyor. Tekrar eden veya hayvan refahını bozacak durumlarda bu rakam daha da yükselebiliyor ve yasal sürece taşınabiliyor. Çünkü yanlış besleme, onların doğal beslenme düzenini bozduğu gibi, hastalık riskini artırıyor ve ekolojik dengeyi zedeliyor.







İlk bakışta bu kural mesafeli gibi görünebilir; oysa aslında çok daha derin bir saygının göstergesi. Çünkü burada amaç, hayvanları “yakınlaştırmak” değil; onların kendi doğal döngülerinde var olabilmelerine alan açmak. Bir ağacın çiçek açmasını izlerken nasıl ona dokunmadan, koparmadan sadece varlığından keyif alıyorsak; aynı şekilde suyun üzerinde yaşayan bir kuşun ya da çimlerin arasında dolaşan bir sincabın da o alanın gerçek sahibi olduğunu kabul ediyoruz. Londra parklarında hissettiğim şey tam olarak bu: Birlikte var olmanın en sade ve en doğru hali. Doğa burada dekor değil; yaşayan, nefes alan ve kendi kuralları olan bir bütün. Ve biz, o bütünün içinde sadece nazik birer ziyaretçiyiz.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İç pazarın ve Avrupalı turistin bayram rotası Antalya olacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ic-pazarin-ve-avrupali-turistin-bayram-rotasi-antalya-olacak/</link>
        <description><![CDATA[Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Kurban Bayramı ve Hristiyanların Pfingsten (Hamsin Yortusu) Bayramı’nın aynı zamana denk geldiğini belirterek, Antalya’da bu dönemin haraketli geçeceğini söyledi. Kavaloğlu, bu yılın ilk üç ayında kentte 709 bin 427 yabancı ziyaretçi ağırlayarak, geçen yılın aynı dönemine göre turizmde yüzde 2,2 büyüme kaydettiklerini ifade etti. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 25 Nis 2026 01:04:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Kurban Bayramı ve Hristiyanların Pfingsten (Hamsin Yortusu) Bayramı'nın aynı zamana denk geldiğini belirterek, Antalya'da bu dönemin haraketli geçeceğini söyledi. Kavaloğlu, bu yılın ilk üç ayında kentte 709 bin 427 yabancı ziyaretçi ağırlayarak, geçen yılın aynı dönemine göre turizmde yüzde 2,2 büyüme kaydettiklerini ifade etti. Ara tatil, Ramazan, Nevruz ve Paskalya bayramları dönemini iyi geçirdiklerini dile getiren Kavaloğlu, mevcut jeopolitik ortama rağmen nisanda dirençli performans sergilendiğini belirtti.



Kaan Kaşif Kavaloğlu, turizmde asıl hareketliliğin Kurban Bayramı tatilinde olmasını beklediklerini vurgulayarak; "Bayram için martın sonuna kadar olan erken rezervasyon kampanyaları nisanın sonuna kadar uzadı. Dolayısıyla bunu değerlendirebilirler" dedi. Peş peşe gelen bayramlar nedeniyle martın üçüncü, dördüncü ve nisan ayının ilk haftasını hareketli geçirdiklerini aktaran Kavaloğlu; "Asıl hareketli sezonun orada başlamasını bekliyorduk ama jeopolitik gelişmeler bu durumu değiştirdi. Dolayısıyla Paskalya sonrası Kurban Bayramı'na kadar zor bir dönem geçireceğimizi düşünüyorum" diye konuştu.







"CİDDİ REZERVASYON ALIRIZ"



Kavaloğlu, Kurban Bayramı tatili itibarıyla turizmde asıl hareketliliğin başlayacağını belirterek, mayısın yoğun geçmesini beklediklerini ifade etti. Kurban Bayramı ile Hristiyanların Pfingsten bayramlarının aynı döneme denk geldiğine işaret eden Kavaloğlu, şunları kaydetti: "Bu dönem, Almanların da tatil dönemine denk geliyor. Bu dönemde turizmde yüksek sezonun başlayacağını, sezonun gerçek anlamda açılacağını düşünüyorum. Bunu büyük umutla bekliyoruz. Kurban Bayramı tatilinde otellerin yoğun doluluk geçireceğini görüyoruz. Özellikle Avrupalı Türkler, Avrupa'da yaşayanlar, hem Pfingsten hem de Kurban Bayramı tatilinden faydalanacak. Almanya'daki Türkler, iki bayram tatili fırsatı yakalayacak. Dolayısıyla, Kurban Bayramı'nda çok yoğun bir dönem geçireceğiz. Rezervasyonlar da bunu gösteriyor. O döneme hem Avrupa'daki Türklerden hem iç pazardan hem de yurt dışından aynı anda çok ciddi rezervasyon alırız. İnşallah mayısın üçüncü haftasını oteller yüzde 100 doluluklara yakın geçirecek."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ters Lale Koleksiyon Bahçesi botanik turizmine hazırlanıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ters-lale-koleksiyon-bahcesi-botanik-turizmine-hazirlaniyor/</link>
        <description><![CDATA[Ters lalelerin yanı sıra çok sayıda endemik bitkiyi barındıran Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bünyesindeki Ters Lale Koleksiyon Bahçesi, bilim insanlarına araştırma imkanı sunarken, doğaseverler için de önemli bir botanik turizm noktası haline geldi. Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bünyesinde oluşturulan Ters Lale Koleksiyon Bahçesi, sahip olduğu zengin tür çeşitliliği, endemik bitkileri ve yürütülen bilimsel […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 22 Nis 2026 00:21:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ters lalelerin yanı sıra çok sayıda endemik bitkiyi barındıran Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bünyesindeki Ters Lale Koleksiyon Bahçesi, bilim insanlarına araştırma imkanı sunarken, doğaseverler için de önemli bir botanik turizm noktası haline geldi.



Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bünyesinde oluşturulan Ters Lale Koleksiyon Bahçesi, sahip olduğu zengin tür çeşitliliği, endemik bitkileri ve yürütülen bilimsel çalışmalar sayesinde hem ziyaretçilerin hem de bilim insanlarının ilgisini çekiyor. Enstitüde yürütülen "Türkiye Ters Lale Türlerinde Çeşit Geliştirme ve Yeni Çeşitlerin Sektöre Kazandırılması" projesi kapsamında, doğada yetişen süs bitkilerinin tescillenmesi ve korunmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor.



Ziraat mühendislerinin yaklaşık yirmi yıldır devam eden çalışmaları sonucunda "Vuslat", "Aslay", "Doğu Güneşi" ve "Meftun" isimli dört ters lale türü tescillenerek süs bitkileri sektörüne kazandırıldı. Baharın habercisi olarak bilinen ters lalelerin yanı sıra çok sayıda endemik bitkiyi barındıran koleksiyon bahçesi, yurt içi ve dışından gelen bilim insanlarına araştırma imkanı sunarken, doğaseverler için de önemli bir botanik turizm noktası haline geldi.







100'e yakın geofit ve 38 ters lale türü görülebiliyor



Enstitüde proje sorumlusu ziraat mühendisi Meral Aslay, yapılan bilimsel çalışmalar ve yayımlanan akademik yayınlarla merkezin son yıllarda botanik turizmi açısından öne çıktığını söyledi. Başlangıçta üretim ve ıslah çalışmalarına odaklandıklarını ifade eden Aslay, zamanla sosyal ve bilimsel katkı sağlayan bir yapıya dönüştüklerini belirtti. Aslay, bahçede ziyaretçilerin kısa sürede çok sayıda bitki türünü bir arada görebildiğine dikkat çekerek; "Doğada bir bitkiyi görebilmeniz için 3-4 saat yürüyüş yapmanız lazım, o da tüm türleri değil. Bir tek türü görebilmeleri için büyük bir emek harcıyorlar. Ama buraya geldikleri zaman 100'e yakın geofit ve 38 ters lale türünü görebiliyorlar. Bunun yanı sıra hiçbir yerde göremeyecekleri, deneyimleyemeyecekleri burada geliştirdiğimiz melez türlerimizi de görebilme şansına sahipler. Yani geldikleri zaman birçok bitki türü ve çeşidi aynı anda bahçemizde gezip görebilirler" dedi.







Türkiye'de ters lale konusunda tek koleksiyon



Artan ilgiyle birlikte koleksiyon bahçesinin geliştirilmesine yönelik projeler yürüttüklerini, alanı botanik bahçe konseptine dönüştürmeyi hedeflediklerini ifade eden Aslay, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'de ters lale konusunda tek koleksiyon bahçeyiz. Birçok endemik bitki türünün yanı sıra insanlar hayatlarında ilk kez görebilecekleri ters lale türlerini de burada barındırıyoruz. Botanik bahçe konseptimiz gerçekleştiğinde, Türkiye'ye özgü birçok endemik bitkiyi burada görebilme şansına sahip olabilecekler." Her yıl belirli sayıda yabancı ziyaretçiyi ağırladıklarını aktaran Aslay, özellikle yurt dışından gelen bilim insanları ve doğaseverlerin bahçeye yoğun ilgi gösterdiğini ancak mevcut fiziki şartların geliştirilmesiyle bu ilginin daha da artırılabileceğini kaydetti. Aslay, bahçenin mevcut haliyle dahi botanik turizmine önemli katkı sunduğunu ve yapılacak projelerle Erzincan'ın bu alanda daha güçlü bir konuma ulaşacağını ise sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Angola positions itself as Africa’s next tourism investment frontier]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/angola-positions-itself-as-africas-next-tourism-investment-frontier/</link>
        <description><![CDATA[Angola is sending an increasingly confident message to the global investment community: tourism is no longer a peripheral sector in the country’s development story, but an emerging strategic pillar of economic diversification, international positioning, and long-term growth. That momentum is set to gain further visibility with the Global Tourism Forum Investment Summit Angola, which will […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Pts, 20 Nis 2026 21:12:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Angola is sending an increasingly confident message to the global investment community: tourism is no longer a peripheral sector in the country’s development story, but an emerging strategic pillar of economic diversification, international positioning, and long-term growth.



That momentum is set to gain further visibility with the Global Tourism Forum Investment Summit Angola, which will take place in Luanda on June 18–19, 2026. Angop reported that Angola will host the international tourism investment conference in June, while Jornal de Angola separately reported that World Tourism Forum Institute President Bulut Bağcı was received at Cidade Alta by President João Lourenço. Together, those developments frame the summit as both a sectoral and high-level institutional priority.



More than a conference, the initiative reflects a broader shift in how Angola is presenting itself to the world. The country is increasingly framing tourism not simply as a promotional sector, but as an engine for investment, infrastructure development, destination branding, job creation, and sustainable economic value.



That positioning is also being reinforced by Angola’s wider investment narrative. President João Lourenço has publicly supported incentives aimed at stimulating strategic sectors of the economy, and recent reports in March 2026 said Angola had approved roughly €500 million for core infrastructure in priority tourism zones, including roads, power, and sanitation in key tourism areas. Those reports described the package as a move to unlock tourism potential and strengthen investor readiness in destinations such as Cabo Ledo, Mussulo, Kalandula, and the Angolan side of the Okavango region.







Against that backdrop, the summit is expected to serve as a high-level platform for dialogue around tourism investment, strategic partnerships, and Angola’s growing relevance as a competitive destination for global tourism capital. At a time when governments across Africa are rethinking tourism as a long-term driver of resilience and diversification, Angola is positioning itself with greater clarity and ambition.



H.E. João Lourenço, President of the Republic of Angola, has consistently projected Angola as a country open to productive investment, backed by reform, institutional engagement, and stronger conditions for long-term partnership. In that spirit, the summit can be read as part of Angola’s broader message to international investors: the country is open, committed, and ready to build with credible global partners. This sentence is an editorial framing based on the reported investment and policy direction above.



“Angola is open to investors who are ready to contribute to the country’s long-term development with seriousness, vision, and partnership. We are committed to creating the right conditions for investment to grow, and to providing the confidence, institutional support, and strategic alignment needed for international partners to engage with Angola securely and successfully. Tourism is one of the sectors through which we intend to translate our national potential into jobs, growth, and global competitiveness.”



H.E. Márcio de Jesus Lopes Daniel, Minister of Tourism of the Republic of Angola, has also publicly emphasized tourism’s strategic importance for Angola’s economic diversification and sustainable growth. In a recent ITB Berlin interview, he argued that tourism should help reduce dependence on oil, generate jobs, support local communities, and attract more structured private investment.



“Angola is entering a new era in tourism. Our goal is not only to promote the country’s extraordinary natural and cultural assets, but to transform them into sustainable investment opportunities, stronger international partnerships, and long-term economic value. The Global Tourism Forum Investment Summit Angola is an important step in demonstrating that Angola is ready to engage the world with confidence, vision, and purpose.”







Bulut Bağcı, President of the World Tourism Forum Institute, said Angola is entering an important new chapter in its tourism and investment journey:



“Angola is not just emerging as a destination; it is emerging as a serious tourism investment story. The Global Tourism Forum Investment Summit Angola, to be held on June 18–19, 2026, in Luanda, represents an important step in presenting the country to the world through the language of opportunity, partnership, and long-term vision. We believe Angola has all the ingredients to become one of Africa’s most compelling tourism investment destinations.”



Bağcı noted that Angola’s tourism potential should be viewed through a broader economic lens — one that includes hospitality development, destination infrastructure, air connectivity, investor confidence, international visibility, and sustainable growth.



“Tourism today is not only about arrivals; it is about capital, jobs, global perception, and sustainable value creation. Angola has the opportunity to build a new model — one where tourism supports diversification, strengthens international visibility, and creates meaningful partnerships with the private sector.”



The timing of the summit is particularly important. Across the continent, tourism is increasingly being redefined not as a seasonal or purely promotional activity, but as a serious instrument of national positioning and private-sector engagement. Angola’s current policy signals, institutional backing, and infrastructure ambition suggest the country intends to compete in that new landscape. That final assessment is an inference based on the reported summit, presidential engagement, and infrastructure push.



For Angola, the true value of the Global Tourism Forum Investment Summit Angola will lie not only in bringing international stakeholders to Luanda, but in the partnerships, projects, and long-term opportunities it helps unlock. Angola is steadily emerging as one of Africa’s most promising tourism and investment stories.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Azerbaycan Turizm Bürosu, 500 turizmci ile bir araya geldi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/azerbaycan-turizm-burosu-500-turizmci-ile-bir-araya-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Azerbaycan Turizm Bürosu, ülkenin turizm destinasyonlarını tanıtmak amacıyla İzmir’den başlattığı turizmcilerle buluşma serisinin son durağını İstanbul’da gerçekleştirdi. Azerbaycan Turizm Bürosu, 13 Nisan’da İzmir’den başlattığı tanıtım turunu, Ankara ve Mersin’in ardından İstanbul’da sürdürdü. İstanbul ayağında 250 turizm acentesiyle bir araya gelen ve ikili görüşmeler gerçekleştiren Azerbaycanlı yetkililer, toplamda ise 4 ilde 500 turizmciyle buluştu. Azerbaycan Turizm […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 19 Nis 2026 00:00:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Azerbaycan Turizm Bürosu, ülkenin turizm destinasyonlarını tanıtmak amacıyla İzmir’den başlattığı turizmcilerle buluşma serisinin son durağını İstanbul’da gerçekleştirdi.



Azerbaycan Turizm Bürosu, 13 Nisan’da İzmir’den başlattığı tanıtım turunu, Ankara ve Mersin’in ardından İstanbul’da sürdürdü. İstanbul ayağında 250 turizm acentesiyle bir araya gelen ve ikili görüşmeler gerçekleştiren Azerbaycanlı yetkililer, toplamda ise 4 ilde 500 turizmciyle buluştu. 



Azerbaycan Turizm Bürosu Türkiye Temsilcilik Ofisi Direktörü Gunel Mammadova, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Azerbaycan’da turizm sezonunun dört mevsim açık olduğunu, kış ve yaz turizminde de destinasyonların hareketli olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Azerbaycan’a 2,5-3 saatlik mesafede olduğunu dile getiren Mammadova; “Azerbaycan, yakın uçuş mesafesinin yanında hem kimlik ile seyahat edebileceğiniz hem de dilini rahatça anlayabileceğiniz bir ülke” diye konuştu. Özellikle kış turizminde Şahdağ’ın aktif olarak kullanılan önemli merkezlerden biri olduğunu belirten Mammadova, bu destinasyonun Türkiye’deki Uludağ’a benzer imkanlara sahip olduğunu, bunun yanında Tufan Dağı’nın da farklı bir turizm destinasyonu olarak öne çıktığını kaydetti. 







"BÜTÜN KARDEŞLERİMİZİ ÜLKEMİZE BEKLİYORUZ"



Yılın son günlerinden ocak ayı sonuna kadar yılbaşı kutlamalarının hem şehir merkezlerinde hem de turizm destinasyonlarında alternatif bir deneyim sunduğunu ve yaz turizmi açısından da Azerbaycan’ın Hazar Denizi kıyısında yer aldığını hatırlatan Mammadova; “Çok güzel otellerimiz ve sahillerimiz mevcut. Yaz aylarında festivallerimiz oluyor. Bütün kardeşlerimizi ülkemize bekliyoruz” dedi. Mammadova, geçen yıl 455 bin Türk turistin Azerbaycan’ı ziyaret ettiğini, iki ülke arasındaki turizm hareketliliğinin ilerleyen yıllarda daha da artmasını beklediklerini söyledi.







"HARİKA BİR BULUŞMA GERÇEKLEŞTİRDİK"



Etkinliğin organizasyonunu gerçekleştiren Oliva MICE Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kurt ise yaptığı konuşmada şunları aktardı: "Azerbaycan Turizm Bürosu, Azerbaycan’dan gelen seçkin DMC’ler, otel temsilcileri ve turizm ofisi yetkililerinin yanı sıra AZAL, Türk Hava Yolları, AJet ve Pegasus Airlines temsilcileri ile bir arada bulunduğumuz harika bir buluşma gerçekleştirdik. Son derece faydalı B2B görüşmeler yapıldı. Organizasyona katkı sağlayan, emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletiyorum." 



Etkinlikte son derece yararlı B2B görüşmeler yapıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Manisa’da 2026 yılının ilk kiraz hasadı yapıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/manisada-2026-yilinin-ilk-kiraz-hasadi-yapildi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin erkenci kiraz üretim merkezlerinden Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde yılın ilk ürünleri, sembolik açık artırmada kilogramı 6 bin liradan alıcı buldu. Kirazın en erken yetiştiği bölge olarak bilinen Şehzadeler ilçesinde hasat başladı. Sancaklıbozköy Mahallesi’nde bahçelerindeki olgunlaşan “cristobalina” cinsi kirazları hasat eden üreticiler, yaklaşık 50 kilogram ürünü alım merkezine götürdü. Sezonun ilk ürünü olması dolayısıyla alım merkezinde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 17 Nis 2026 23:08:10 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin erkenci kiraz üretim merkezlerinden Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde yılın ilk ürünleri, sembolik açık artırmada kilogramı 6 bin liradan alıcı buldu. Kirazın en erken yetiştiği bölge olarak bilinen Şehzadeler ilçesinde hasat başladı. Sancaklıbozköy Mahallesi'nde bahçelerindeki olgunlaşan "cristobalina" cinsi kirazları hasat eden üreticiler, yaklaşık 50 kilogram ürünü alım merkezine götürdü.



Sezonun ilk ürünü olması dolayısıyla alım merkezinde sembolik açık artırma programı düzenlendi. Yusuf Bakar tarafından getirilen kiraz, kilogramı 6 bin liradan tüccar Mesut Altıok tarafından satın alındı. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Serdar Mersinli, gazetecilere yaptığı açıklamada 2026 yılının ilk kiraz hasadının gerçekleştirildiğini belirterek, bereketli sezon temennisinde bulundu. 







"VERİMİ YÜKSEK, KAYIPSIZ BİR SEZON BEKLİYORUZ"



İlçede meyveciliğin yaygın olduğunu vurgulayan Mersinli, kiraz ve kayısı üretiminin öne çıktığını söyledi. Mersinli; "Geçen yıl zirai don nedeniyle rekolte kaybı yaşadık. Bu yıl ise verimin yüksek, kayıpsız bir sezon olmasını bekliyoruz. Şu anda süreç olumlu ilerliyor. Ürünlerimizi ağırlıklı olarak Avrupa'ya ihraç ediyoruz" dedi. Bakar da ürünün kalitesinden memnun olduğunu ve yüksek rekolte beklediğini dile getirdi. Tüccar Mesut Altıok da yılın ilk kirazını satın almaktan mutluluk duyduğunu söyledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[The next African frontier: Why global investors are heading to Angola]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/the-next-african-frontier-why-global-investors-are-heading-to-angola/</link>
        <description><![CDATA[Angola’s investment potential has been recognised for a while. What’s different now is the momentum. And on 17–19 June 2026, more than 1,000 investors, policymakers, and industry leaders will gather in its capital city, Luanda, to see it for themselves at the Global Tourism Forum (GTF) Investment Summit Angola Taking place on 17–19 June 2026, […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Cum, 17 Nis 2026 13:53:52 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Angola's investment potential has been recognised for a while. What's different now is the momentum. And on 17–19 June 2026, more than 1,000 investors, policymakers, and industry leaders will gather in its capital city, Luanda, to see it for themselves at the Global Tourism Forum (GTF) Investment Summit Angola



Taking place on 17–19 June 2026, the summit will bring together senior decision-makers to explore Angola and Africa’s potential and unlock new investment pathways globally.



A Capital City with Growing Ambitions



Luanda is not the same city it was ten years ago. It’s now one of Africa’s fastest-evolving economic capitals. Angola's government has accelerated its economic reforms over recent years, diversifying away from oil dependency while investing heavily in infrastructure and improving the regulatory conditions for investors. The landscapes have always attracted visitors. There’s the Namib desert in the south, a vast Atlantic coastline, biodiversity-rich highlands. The surrounding infrastructure and investment conditions are finally catching up.



For the GTF, Luanda was an obvious choice: "Angola represents one of the most promising investment frontiers not only in Africa but globally," said Bulut Bağcı, President of the World Tourism Forum Institute. He added: “The summit will connect visionary investors with transformative projects, accelerating sustainable growth across the region.”



© Shutterstock



Tourism as an Economic Lever



It’s not just about tourism, it’s what tourism unlocks. The summit's message is straightforward, tourism doesn't just bring visitors, it drives everything around it: tourism-driven economic growth. Hotels need supply chains. Airports open up commerce. Even cultural spaces, often the last thing to get funded, are what keeps visitors spending once they arrive.



Angola's Tourism Minister, Márcio de Jesus Lopes Daniel, has made the same point. "Tourism is emerging as a key pillar of our economic diversification strategy," he said, pointing to the country's natural landscapes and cultural heritage as assets ready for development. "We are creating an enabling environment for international investors and partners to thrive."



That’s what the two days in Luanda are built around. Through closed-door investment roundtables and high-level panel discussions, it offers participants a focused setting for knowledge exchange and deal making. This is an event where capital commitments are actually made rather than just announced.



© Shutterstock



What the Summit Brings Together



The delegate list reflects that ambition: sovereign wealth funds, institutional investors, tourism authorities, government ministers, and global business executives are expected among the 1,000-plus high-level participants. Carefully considered themed sessions will dig into Africa-specific dynamics: the continent's expanding middle class, intra-African connectivity, and the role of technology in driving economic diversification.



Public-private collaboration runs through the entire programme, because without governments working hand in hand with private investors, little gets built. The sessions are designed to be practical, focusing on the policy frameworks and investment models that turn opportunity into reality.







Why Angola, Why Now



Angola has always been ripe for investment. The question was never the resources. What's newer is the institutional credibility, built steadily through a reform agenda that has made the business environment meaningfully less complicated than it was a decade ago.



The tourism picture is equally compelling. Angola's tourism industry remains modest given the country’s potential. Neighbouring nations with comparable landscapes attract considerably more visitor spending; the gap comes down to infrastructure deficits and limited international air access, not a lack of attractions or demand. Neither problem is insurmountable. But neither is trivial. For investors, that combination of solvable challenges and genuine opportunities is precisely what attracts serious capital from investors.



A Defining Moment for African Investment Dialogue



The GTF has spent years building its reputation as the platform where governments and private capital can actually connect. The Luanda summit continues that work at a moment when Africa is attracting sustained attention from investors across the Gulf, Asia, and Europe. This is a moment when sovereign funds and development finance institutions are expanding their African portfolios. What they need is a forum where relationships can form and deals can move and not just get discussed.



Luanda is ready. And for those tracking where Africa's next investment story unfolds, this June is a good place to start. More information is available at globaltourismforum.org.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dünyada bir ilk: Pera Palace’ta “Freud Gecesi”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dunyada-bir-ilk-pera-palaceta-freud-gecesi/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul’un simge mekânlarından Pera Palace’ta gerçekleşen “Freud Gecesi”; zihin, lezzet ve tarihi atmosferi bir araya getirerek katılımcılara unutulmaz bir akşam yaşattı. Psikoloji, gastronomi ve entelektüel sohbetin iç içe geçtiği bu özel etkinlik, büyük ilgi görerek hafızalara kazındı. Psikolog İlayda İpekel’in anlatımıyla Sigmund Freud’un zihin dünyasına yapılan derin yolculukta, bilinçdışının sırları ve insan davranışlarının görünmeyen yönleri […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 16 Nis 2026 18:24:56 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul’un simge mekânlarından Pera Palace'ta gerçekleşen “Freud Gecesi”; zihin, lezzet ve tarihi atmosferi bir araya getirerek katılımcılara unutulmaz bir akşam yaşattı. Psikoloji, gastronomi ve entelektüel sohbetin iç içe geçtiği bu özel etkinlik, büyük ilgi görerek hafızalara kazındı.



Psikolog İlayda İpekel’in anlatımıyla Sigmund Freud’un zihin dünyasına yapılan derin yolculukta, bilinçdışının sırları ve insan davranışlarının görünmeyen yönleri ele alındı. Katılımcılar yalnızca bir söyleşi dinlemekle kalmadı; aynı zamanda kendileriyle yüzleşti, ilişkilerini ve iç dünyalarını yeniden sorguladı.







DUYULARA HİTAP EDEN ÇOK KATMANLI BİR DENEYİM



Freud temalı özel menü ve özenle hazırlanan gastronomik sunumlar ise geceye ayrı bir boyut kattı. Pera Palace’ın büyüleyici tarihi atmosferinde sunulan bu seçkin deneyim, duyulara hitap eden çok katmanlı bir geceye dönüştü. Geceye; Sanatçı Tamer Levent, Hırvatistan İstanbul Başkonsolosu Ivana Zerec, Dr. Ender Saraç, FIJET Dünya Başkan Yardımcısı Delal Atamdede, KADKON Başkanı Betül Gülbahar, Mikrobiyolog-Koruyucu Sağlık Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral gibi önemli isimler de katılım sağladı. 




Gördüğü yoğun ilgi ve tamamen dolan kontenjanın ardından, "Freud Gecesi" yeniden düzenleniyor. Kaçıranlar ve bu deneyimi tekrar yaşamak isteyenler için ayrıntılar şu şekilde:




📅 30 Nisan 2026📍 Pera Palace İstanbul⏩ Detaylı bilgi ve rezervasyon için: www.biletix.com/performance/5MD02/📞 0532 325 57 31]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ABD’den iade edilen Smyrna Antik Kenti kökenli heykel başı ziyarete açıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/abdden-iade-edilen-smyrna-antik-kenti-kokenli-heykel-basi-ziyarete-acildi/</link>
        <description><![CDATA[ABD’den Türkiye’ye iade edilen Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başı, doğduğu topraklardaki İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başladı. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Müzesi koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başı, İzmir Arkeoloji Müzesi’nde yerini aldı. Heykelin ziyarete açılışı dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Kültür Varlıkları Genel Müdürü […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 16 Nis 2026 18:14:10 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[ABD'den Türkiye'ye iade edilen Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başı, doğduğu topraklardaki İzmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmeye başladı.



ABD'nin Denver kentindeki Denver Art Müzesi koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başı, İzmir Arkeoloji Müzesi'nde yerini aldı. Heykelin ziyarete açılışı dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Kültür Varlıkları Genel Müdürü Birol İnceciköz, Türkiye'nin dünyada tarihi eser kaçakçılığıyla mücadele noktasında kuralları koyan ülke olduğunu ifade etti. ABD’den gelen son eserin, işin gelecekte nasıl şekilleneceğini göstermesi açısından önemli olduğunu belirten İnceciköz, şunları kaydetti:



"Çünkü biliyorsunuz ki ülkemizde bilimsel süreli yayınlar yapılıyor. Bu yayınlar, arkeolojik kazı çalışmalarında ortaya çıkan​​​​​​​ bulguların bilimsel çalışması; ancak bu heykelin ülkemize gelmesinde aslında bu yayının ne kadar önemli olduğunu gördük. Çünkü biz bunu kanıt olarak sunduk. Denver Müzesi'ndeki çalışanlar da bize yardımcı oldular. Arkadaşlarımızın yoğun gayretleri sonrasında eser ülkemize, doğduğu topraklara, Smyrna'ya geri dönmüş oldu."







5'İNCİ YÜZYILIN İLK YARISINA AİT OLABİLİR



Smyrna Agorası Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ise heykelin 5'inci yüzyılın ilk yarısına ait olabileceğini aktardı. Ersoy; "İsidoros adlı bir valinin onurlandırıldığını biliyoruz. O valiyi mi temsil ediyordu? Formu gereği de erken Hristiyanlık dönemine ait gibi görünüyor. Ciddi bir yüz ifadesi var. Büyük Konstantin'den sonraki sürecin bir stilini yansıtıyor bu haliyle. Roma'nın o bildiğimiz portre anlayışından biraz uzak" ifadelerini kullandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başının ABD'den Türkiye'ye iade edildiğini bildirmişti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul Turizm Fuarı bu yıl çok daha güçlü]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-turizm-fuari-bu-yil-cok-daha-guclu/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye turizm sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan İstanbul Turizm Fuarı, dördüncü yılında uluslararası ölçekte etkisini daha da artırarak, 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Türkiye’nin turizmde küresel rekabet gücünü artırma hedefiyle konumlanan İstanbul Turizm Fuarı (İTF), ana sponsorluğunu Türkiye İş Bankası’nın üstlendiği, resmi hava yolu sponsorluğunu Türk […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Per, 16 Nis 2026 18:02:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye turizm sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan İstanbul Turizm Fuarı, dördüncü yılında uluslararası ölçekte etkisini daha da artırarak, 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor.



Türkiye’nin turizmde küresel rekabet gücünü artırma hedefiyle konumlanan İstanbul Turizm Fuarı (İTF), ana sponsorluğunu Türkiye İş Bankası’nın üstlendiği, resmi hava yolu sponsorluğunu Türk Hava Yolları’nın yürüttüğü güçlü bir iş birliği yapısıyla hayata geçiriliyor. Organizasyon, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin stratejik partnerliğinde, Türkiye Otelciler Birliği ve Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği’nin resmi iş ortaklığında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, T.C. Ticaret Bakanlığı, İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’nun destekleriyle daha da güçleniyor.



Türkiye turizm sektörünün tüm kilit paydaşlarını küresel liderlik hedefi etrafında buluşturan İTF, dördüncü yılında uluslararası satın alma programı ile Türkiye’de turizm harcaması yapan ve yeni iş birliği geliştirmek isteyen acente ve tur operatörlerini İstanbul’da ağırlayacak. Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, organizasyona ilişkin değerlendirmesinde 150 ülkeden tur operatörleri, outgoing acenteler, online platformlar, DMC, MICE ve seyahat acentelerinden toplam 10 bin turizm profesyoneli ile gerçekleştirilen kapsamlı anket çalışması sonucunda, fuara katılacak satın alıcıların titizlikle belirlendiğini ifade etti.



Volkan Ataman



Amerika, Kanada, Avustralya, Güney Afrika, Kenya, Nijerya ve Rusya Federasyonu’na bağlı Dağıstan, Çeçenistan, Tataristan; Avrupa pazarında İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Belarus, İspanya, Hollanda, Belçika, Danimarka, Litvanya, Polonya, Çekya, Macaristan, Bulgaristan, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya; Doğu pazarında BAE, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Mısır ve Katar; Asya pazarında Singapur, Hindistan, Pakistan, Kazakistan, Gürcistan, Tayland ve Bangladeş’te Türkiye’ye odaklanan güçlü acente ve tur operatörlerinin fuara dahil edildiği belirtildi. Ataman ayrıca, katılımcı profilinin özellikle karar verici pozisyonlardaki profesyonellerden oluşmasına büyük önem verdiklerini vurgulayarak, fuara katılan temsilcilerin direktör, CEO, firma sahibi ve kontrat yöneticisi gibi karar alma yetkinliğine sahip kişiler olacağını ifade etti.



TURİZMİN DEVLERİ B2B GÖRÜŞMELERDE BULUŞUYOR



Hosted buyer (satın alıcı) programı kapsamında, 24-25 Eylül tarihlerinde stant sahibi katılımcılar ile satın alım heyeti arasında B2B görüşmeler gerçekleştirilecek. Profesyonel randevu sistemi sayesinde önceden planlanan toplantılar, ülke ve kategori bazlı eşleştirmelerle katılımcılar ile doğru satın alıcıları bir araya getirecek ve yeni iş birliklerinin temelini oluşturacak. Katılımcılar arasında HelmsBriscoe, Bonotel Exclusive Travel, Tryp.com, World Accessible Holidays, Groepen.nl, TourAxis & GroupTourShop, Travel Point 24, AB Novaturas, Just Travel, Marketing House Poland, TourAxis, Viva Travel, Europe Incoming, Versalus/Travel Mondi, No Planet B Travel with B, Expat Explore, Remsi Travel Hub, Tailor-Made Travel, Eventagentur Haferkamp, Scipio Tours, Back Trip, Quiroom, Audley Travel, Weekend Travel, FC Sport Experiences, Campfire Company, Crescent Associates, Emoveo Group, Outway Adventures, Polish Travel, Taika Events & Communication, Staff Travel Club, Earth Changers, Inclusive World Travel, Impala Travel, Discovery International Events & Tours, Ponteland Travel Services, BML International, Fit Reisen, Livingstones Travel World, Hongkong Ssbooking Technology Company, The Travel Professionals, Lakhani Travels and Tour, OITC Travel & Tourism, Skyline Travel, Altabiea Travel Agency, AgazatClub.Travel, Big5 Holiday Travel & Tourism, Comfort Travel & Tourism, Shomukh Travel and Tourism, Alalam Travel and Tourism, Wojhat Travel & Tourism Company, Leaders Destinations Travel & Tourism, MCI Saudi Arabia, Al Asam Travel And Tourism, Paradise Road Travel, Md Dot Travel, Travel Pursuit, Kreate Global Events, Avanti Destinations, Connection Custom Travel, Fond Mira Group of Tourism Companies, Legend Travel, ID Travel, Duatourist, AC Events Management & Consultancy Pty, Congress Consulting Management Group, Fischer, Exim Tour ve daha birçok uluslararası marka yer alıyor. İstanbul Turizm Fuarı (İTF), sunduğu bu yapı ile yalnızca bir buluşma noktası olmanın ötesine geçerek, Türkiye turizminin küresel pazardaki konumunu ve ticari hacmini güçlendiren stratejik bir platform olarak öne çıkıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Skal İda Ayvalık Kulübü resmen kuruldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/skal-ida-ayvalik-kulubu-resmen-kuruldu/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin en köklü ve kapsamlı turizm sivil toplum örgütleri arasında yer alan Skal Türkiye bünyesindeki 17. kulüp, Skal Bursa Kulübü’nün sponsorluğunda Ayvalık’ta kuruldu. Edremit, Burhaniye, Balıkesir ve Ayvalık’ı kapsayan Skal İda Ayvalık Kulübü’nün kuruluşu, Ayvalık’taki Bedri Restoran’da düzenlenen törenle resmiyet kazandı. 1934 yılında kurulan ve bugün 75 ülkede, 294 kulüpte 12 bini aşkın üyeye sahip […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 16 Nis 2026 13:08:30 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin en köklü ve kapsamlı turizm sivil toplum örgütleri arasında yer alan Skal Türkiye bünyesindeki 17. kulüp, Skal Bursa Kulübü'nün sponsorluğunda Ayvalık’ta kuruldu. Edremit, Burhaniye, Balıkesir ve Ayvalık’ı kapsayan Skal İda Ayvalık Kulübü’nün kuruluşu, Ayvalık’taki Bedri Restoran’da düzenlenen törenle resmiyet kazandı.



1934 yılında kurulan ve bugün 75 ülkede, 294 kulüpte 12 bini aşkın üyeye sahip olan Skal International’ın Türkiye yapılanması, 16 kulüp ve yaklaşık 800 turizm profesyoneliyle faaliyet gösteriyor. Yeni kurulan Skal İda Ayvalık Kulübü, bu yapının 17. halkası oldu. Açılış töreni, derneğin genel sekreteri Cazibe Evran’ın davetlileri takdimiyle başladı. Geleneksel Skal kültürünün bir parçası olan ve sağlık, dostluk, mutluluk ile uzun ömür dileklerini içeren “Skal Toast”, dört farklı dilde gerçekleştirildi.



Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürü Neslihan Vurucu, konuşmasında Kuzey Ege’nin yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, kültürel zenginliğiyle de öne çıktığını belirtti. Edremit, Ören, Burhaniye ve Ayvalık hattında sürdürülebilir turizm anlayışıyla tematik turizm kanallarını geliştirmeyi ve bölgeyi yılın 12 ayı canlı tutmayı hedeflediklerini ifade eden Vurucu, Skal İda Ayvalık Kulübü’nün bu hedeflere uluslararası ağ desteğiyle katkı sağlayacağını vurguladı.







DOĞA, KÜLTÜR VE GASTRONOMİ DEĞERLERİNİ TEMSİL EDİYOR



Skal Türkiye ve Uluslararası Skal Dernekleri Federasyonu Başkanı Emre Gezgin ise konuşmasında yaklaşık yedi aylık kuruluş sürecine değinerek, "İda Ayvalık" isminin bölgenin doğa, kültür ve gastronomi değerlerini güçlü biçimde temsil ettiğini söyledi. Gezgin, kulübün yalnızca bir dernek değil, bölgenin turizm potansiyelini uluslararası platforma taşıyacak önemli bir yapı olduğunu aktardı ve sürece katkı sağlayan Skal Bursa Kulübü Geçmiş Dönem Başkanı Meltem Mısırlıoğlu’na ve diğer paydaşlara teşekkür etti.







TEMELİNDE DOSTLUK VE GÜVEN VAR



Skal International Türkiye Direktörü Deniz Anapa da Kurucu Başkan Gürcan Koşar’ı tebrik ederek, sürece katkı sunan Emre Gezgin ve yönetim kurulu üyelerine teşekkürlerini iletti. Anapa, Kaz Dağları’nın doğal ve kültürel mirasının bu kulüp aracılığıyla daha güçlü şekilde temsil edileceğini ifade etti. Ev sahibi Skal Bursa Kulübü Başkanı İsmail Kuru ise üyeliğinin 40'ıncı yılında böyle bir oluşuma öncülük etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kuru, kulübün temelinde dostluk ve güven olduğunu belirterek, Skal İda Ayvalık Kulübü’nün kısa sürede güçlü bir yapılanma ortaya koyacağına inandığını söyledi. 







BÖLGESEL VE KÜRESEL TURİZME KATKI



Konuşmaların ardından üye kabul ve rozet takdim törenine geçildi. Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılan Skal kulüp başkanları ve üyeler, yeni kulüp üyelerine rozetlerini takdim etti. Ardından başkanlık regalyesi, USDF Başkanı Emre Gezgin ve İsmail Kuru tarafından Kurucu Başkan Gürcan Koşar’a sunuldu. Skal İda Ayvalık Kulübü Başkanı Gürcan Koşar, gecede yaptığı konuşmada kulübün güçlü bir iş birliği ve inançla kurulduğunu kaydederek, bölgenin uluslararası turizmde hak ettiği konuma ulaşması için çalışacaklarını, kulübün hem bölgesel turizme katkı sağlayacağını hem de Türkiye’nin küresel turizm ağındaki gücünü artıracağını söyledi. Tören kapsamında kulüp kuruluş sertifikası da takdim edilirken; sektör temsilcileri, kulübün bölge turizmine önemli katkılar sunacağı görüşünde birleşti. Gece, kutlama pastasının kesilmesiyle sona erdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Adada Antik Kenti’nde 17 asırlık kesintisiz yaşam ortaya çıkıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/adada-antik-kentinde-17-asirlik-kesintisiz-yasam-ortaya-cikiyor/</link>
        <description><![CDATA[Isparta’nın Sütçüler ilçesinde yer alan Adada Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik çalışmalar, kentin 17 yüzyıl boyunca süren kesintisiz yerleşim dokusunu ve gelişmiş idari yapısını ortaya koyuyor. Antik dönemde Pisidia bölgesinin en stratejik yerleşimlerinden biri olan Adada, Anadolu tarihine ışık tutuyor. 17 asırlık kesintisiz yaşamın izlerini taşıyan kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazılar […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 16 Nis 2026 00:43:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Isparta'nın Sütçüler ilçesinde yer alan Adada Antik Kenti'nde yürütülen arkeolojik çalışmalar, kentin 17 yüzyıl boyunca süren kesintisiz yerleşim dokusunu ve gelişmiş idari yapısını ortaya koyuyor.



Antik dönemde Pisidia bölgesinin en stratejik yerleşimlerinden biri olan Adada, Anadolu tarihine ışık tutuyor. 17 asırlık kesintisiz yaşamın izlerini taşıyan kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazılar yapılıyor.



Süleyman Demirel Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Mörel, kentin Helenistik Dönem'den Geç Antik Dönem'e kadar uzanan yaklaşık 17 asırlık bir sürekliliğe sahip olduğunu söyledi. Mörel, bu durumun Adada'yı bölgedeki nadir örneklerden biri haline getirdiğine dikkati çekti. 



TAMAMEN BAĞIMSIZ BİR ROTA ÜZERİNDE KONUMLANMIŞ



Adada'nın antik ulaşım ağları içindeki özgün konumuna işaret eden Mörel; "Kentimiz, Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen ana askeri yol Via Sebaste üzerinde bulunmadığı gibi, bu hatta bağlanan bir kol da değildir. Adada, tamamen bağımsız bir rota üzerinde konumlanmıştır. Bu stratejik güzergah, kenti bölge içi ulaşımda önemli bir merkez ve kültürel kavşak noktası haline getirmiştir. Özellikle Aziz Pavlus'un seyahatleri sırasında izlediği rotaların bu bağımsız yol ağıyla kesişmesi, kentin değerini daha da belirginleştirmektedir" dedi.







GELECEĞE MİRAS PROJESİ İLE ÇALIŞMALAR İVME KAZANDI



Antalya'dan başlayarak Sütçüler üzerinden Adada'ya uzanan Saint Paul Yolu'nun inanç turizmi açısından kritik bir hac rotası olduğunu belirten Doç. Dr. Ahmet Mörel, kazıların 2021 yılından bu yana yoğunlaştığını kaydetti. Mörel, çalışmaların 2024 itibarıyla Geleceğe Miras Projesi kapsamına dahil edildiğini dile getirerek; "2026 yılında da bu vizyonla çalışmalarımız güçlenerek devam etmekte. Bu süreçte, inanç sistemlerindeki dönüşümü yansıtan mimari yapılar ile 'katekümenlik' olarak adlandırılan eğitim alanlarına ilişkin somut arkeolojik verilere ulaştık" diye konuştu.







İDARİ YAPI MECLİS KARARINA DAYALI



Adada'nın en dikkat çekici özelliklerinden birinin gelişmiş idari yapısı olduğunu anlatan Mörel, şunları kaydetti: "Elde ettiğimiz bulgular, kentteki tüm kamusal yapıların meclis kararıyla inşa edildiğini ortaya koymakta. Bu da dönemindeki yerel yönetim anlayışının ne kadar gelişmiş olduğunu göstermekte. Görkemli ve büyük ölçüde ayakta kalan yapılarıyla Adada, hem bilim dünyası hem de kültür turizmi açısından büyük önem taşıyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Vatikan Büyükelçisi Fahrettin Altun güven mektubunu Papa’ya sundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/vatikan-buyukelcisi-fahrettin-altun-guven-mektubunu-papaya-sundu/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Dr. Fahrettin Altun, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’ya güven mektubunu sundu. Altun’un Papa’ya güven mektubunu sunduğu kabul, samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşti. SAMİMİ BİR ORTAMDA GERÇEKLEŞTİ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Vatikan nezdinde Büyükelçi olarak atadığı Prof. Dr. Altun, Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 11 Nis 2026 23:45:45 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Dr. Fahrettin Altun, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo'ya güven mektubunu sundu. Altun'un Papa'ya güven mektubunu sunduğu kabul, samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşti.



SAMİMİ BİR ORTAMDA GERÇEKLEŞTİ



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Vatikan nezdinde Büyükelçi olarak atadığı Prof. Dr. Altun, Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo tarafından, bu sabah Vatikan'daki Papalık Sarayı'nda kabul edildi. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre; Altun'un Papa'ya güven mektubunu sunduğu kabul, samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşti. Papa 14. Leo, güven mektubunu teslim almasının akabinde, şahsi kütüphanesinin bulunduğu salona davet ettiği Büyükelçi Altun ile görüş alışverişinde bulundu.



SON GELİŞMELER ELE ALINDI



Yaklaşık 20 dakika süren baş başa görüşmede, Türkiye-Vatikan ilişkilerinin yanı sıra Orta Doğu ile ilgili son gelişmelere değinildi. Büyükelçi Altun, daha sonra Vatikan Devlet Sekreteri (Başbakan) Kardinal Pietro Parolin tarafından da kabul edildi. Söz konusu görüşmede, ikili ilişkiler ve güncel uluslararası gelişmeler ele alındı.



Fahrettin Altun, Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi sıfatıyla yaptığı açıklamada "Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’ya güven mektubumuzu sunarak, Vatikan nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olarak görevimize başlamış bulunuyoruz. Nazik kabulleri için Papa 14. Leo’ya şükranlarımı sunuyorum" dedi.



Güven mektubu sunumu töreninde; Büyükelçi Altun'un eşi Fatmanur Altun, çocukları, Büyükelçilik Müsteşarı Elif Okutucu ve büyükelçilik yetkilileri de hazır bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sillyon’un Büyük İskender’e geçit vermeyen surları ayağa kaldırıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sillyon-un-buyuk-iskendere-gecit-vermeyen-surlari-ayaga-kaldirildi/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’nın Serik ilçesindeki Sillyon Antik Kenti’nde, Büyük İskender’e geçit vermeyen savunma sistemi olarak bilinen tarihi surlar restore edildi. Antik kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında Opet ana sponsorluğunda çalışmalar sürüyor. Yaşamın kesintisiz 7 bin yıldır sürdüğü, birçok kültüre ev sahipliği yapması nedeniyle “medeniyetlerin beşiği” olarak anılan Sillyon, güçlü savunma sistemi sayesinde Büyük […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 11 Nis 2026 01:54:45 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'nın Serik ilçesindeki Sillyon Antik Kenti'nde, Büyük İskender'e geçit vermeyen savunma sistemi olarak bilinen tarihi surlar restore edildi. Antik kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında Opet ana sponsorluğunda çalışmalar sürüyor.



Yaşamın kesintisiz 7 bin yıldır sürdüğü, birçok kültüre ev sahipliği yapması nedeniyle "medeniyetlerin beşiği" olarak anılan Sillyon, güçlü savunma sistemi sayesinde Büyük İskender tarafından ele geçirilemeyen şehir olarak tarihe geçti. Ziyaretçilerini adeta zamanda yolculuğa çıkaran antik Pamfilya bölgesinin önemli kentlerinden Sillyon'da yürütülen çalışmalar kapsamında, kentin batı kesiminde yer alan Helenistik döneme ait surlar yeniden ayağa kaldırıldı. Ayrıca, surlar arasında yer alan ve Anadolu’nun en iyi korunmuş örneklerinden biri olarak gösterilen Helenistik kulede de destekleme ve onarım çalışmaları sürdürülüyor.







GÜÇLÜ BİR SAVUNMA SİSTEMİ VAR



Sillyon Antik Kenti Kazı Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Taşkıran, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Sillyon'un savunma sistemine özel merakı olduğunu, doktora tezini de bu sistem üzerine kurduğunu söyledi. Sillyon'un doğal korunaklı bir yapısı bulunduğunu belirten Taşkıran, antik dönemde savunmanın sadece mimariye bağlanamayacağına, kentin bulunduğu stratejik noktanın da savunma anlayışını belirlediğine dikkati çekti. Bu stratejik noktanın askeri anlamda kentin yapısını ve mimarisini de etkilediğini anlatan Taşkıran; "Sillyon'un arazi yapısı dolayısıyla güçlü bir savunma sistemi var. Buna rağmen Helenistik dönemde savunmada bir zafiyet olmasın diye kentin ulaşıma müsait tek kısım olan batı tarafına da bir sur sistemi oluşturulmuş. Bu surların arasına belirli aralıklarla kuleler inşa edilmiş. Zaten aşılmaz olan o savunma, Helenistik dönemdeki o sur sistemiyle tamamen imkansız hale gelmiş. Kente zarar veren önemli bir saldırı bu nedenle tarihte hiç görülmedi" dedi.







BÜTÜN DETAYLARIYLA KORUNMUŞ EŞSİZ BİR ESER



Bu surların hem Bizans hem Selçuklu hem de Osmanlı döneminde kullanılmaya devam ettiğine işaret eden Taşkıran; "Müslüman Türkler bölgeyi fethettiğinde bölgeye tamamen hakim oldukları için surlara, kulelere fazla ihtiyaç duyulmuyor. Bu yapıların bazıları konaklama ihtiyacı dolayısıyla Osmanlı döneminde onarılmış. Geçen yıl Helenistik kule ve kendisine bağlı surda restorasyon çalışmasına başladık. Surun bir kısmı yıkılmıştı, onardık. Tamamen kendi orijinal malzemelerini kullandık. Sillyon'un sembolü olan o savunma yapısı, suru ayağa kaldırmamızla net bir şekilde ortaya çıktı" diye konuştu. Surlardaki Helenistik kulenin de sağlam bir şekilde ayakta durduğunu dile getiren Taşkıran; "Anadolu'da bütün detaylarıyla korunmuş eşsiz bir eser. Bu yıl da kulede destekleme ve onarım çalışmaları devam edecek" ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İş dünyasının geleceği TrendOfis Zirvesi’nde şekillendi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/is-dunyasinin-gelecegi-trendofis-zirvesinde-sekillendi/</link>
        <description><![CDATA[TrendOfis tarafından düzenlenen “Ofis Yatırımları, Yönetimi ve Çalışma Kültürü Zirvesi”, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Zirvenin ana temasını, iş dünyasının geleneksel ofis modellerinden “hizmet olarak ofis” (Space-as-a-Service / SPaaS) modeline geçişi ve İstanbul’un küresel bir iş merkezi olma potansiyeli oluşturdu. İş dünyasının temsilcileri, yatırımcılar, geliştiriciler ve insan kaynakları liderleri, ofis ekosistemindeki dönüşümü ele almak […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 09 Nis 2026 22:04:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[TrendOfis tarafından düzenlenen "Ofis Yatırımları, Yönetimi ve Çalışma Kültürü Zirvesi", sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Zirvenin ana temasını, iş dünyasının geleneksel ofis modellerinden "hizmet olarak ofis" (Space-as-a-Service / SPaaS) modeline geçişi ve İstanbul’un küresel bir iş merkezi olma potansiyeli oluşturdu.



İş dünyasının temsilcileri, yatırımcılar, geliştiriciler ve insan kaynakları liderleri, ofis ekosistemindeki dönüşümü ele almak üzere İstanbul’da buluştu. 8 Nisan 2026 tarihinde Wyndham Grand İstanbul Levent Hotel’de gerçekleştirilen zirve kapsamında düzenlenen panellerde, mülkiyet odaklı yatırımlardan çevik ve esnek kullanım modellerine geçiş süreci tüm boyutlarıyla değerlendirildi.



OFİSLER ARTIK BİRER DENEYİM MERKEZİ



Zirvenin öne çıkan başlıklarından biri, şirketlerin sermayelerini beton ve dekorasyon gibi sabit maliyetlere (CAPEX) bağlamak yerine operasyonel çevikliğe (OPEX) yönelmesi oldu. Sektör temsilcileri, "tak-çalıştır" ve hazır ofis modellerinin artık bir trendden ziyade, finansal bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Zirvede, ofislerin artık sadece bir çalışma alanı değil, yetenekleri çeken ve bağlılığı artıran birer "deneyim merkezi" olduğu ifade edildi.







SADECE KONUŞMAK DEĞİL, BAĞLANTI KURMAK



TrendOfis Ofis Yatırımları, Yönetimi ve Çalışma Kültürü Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Sevent Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Bayoğlu, açılış konuşmasında iş dünyasının yeniden şekillendiği, kuralların yeniden yazıldığı bir dönemin tam ortasında buluştuklarına işaret ederek; “Tam da bu yüzden bu zirveyi; sektörün tüm aktörlerini, yatırımcıları, geliştiricileri, kurumsal şirketleri, insan kaynakları liderlerini ve karar vericileri aynı çatı altında bir araya getirmek için kurguladık. Amacımız çok net: Sadece konuşmak değil, bağlantı kurmak. Sadece fikir paylaşmak değil, ortak akıl üretmek. Sadece dinlemek değil, yeni iş birliklerinin zeminini oluşturmak. Çünkü biliyoruz ki yeni dönemin kazananları, en büyük sermayeye sahip olanlar değil, en güçlü ekosistemi kurabilenler olacak” dedi.



OFİSE YATIRIM YAPMA, İŞİNE YATIRIM YAP



Bayoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Çünkü artık mesele ‘ofis’ değil, mesele iş yapma biçiminin yeniden yazılması. Ve açık konuşalım, bu değişimi doğru okuyanlar kazanacak. Okuyamayanlar ise sadece izlemekle yetinecek. Bugün şirketler bir kararın eşiğinde: Milyonlarca doları beton, dekorasyon ve sabit maliyetlere mi bağlayacaklar; yoksa sermayelerini özgür bırakıp, büyümeye mi yatıracaklar? İşte, tam bu noktada karşımıza çok net bir kavram çıkıyor: CAPEX’ten OPEX’e geçiş. Yani yatırım yükünden kurtulup, çevikliğe geçiş. Bugün İstanbul’da bir ofis açmanın maliyeti sadece kira değil; dekorasyon, kurulum, operasyon. Daha kapıyı açmadan milyonlarca dolarlık bir yük. Ama yeni model şunu söylüyor: Ofise yatırım yapma, işine yatırım yap. İşte bu yüzden ‘tak-çalıştır’, ‘hazır’, ‘hizmet olarak ofis’ modelleri artık bir trend değil, bir zorunluluk.”







"BEN BU OFİSE NEDEN GELEYİM?"



Şirketlerin insan kaynakları departmanlarının görevinin işe alım yapmak değil, deneyim tasarlamak olduğunu ifade eden Furkan Bayoğlu; “Çünkü yeni nesil çalışan şunu soruyor: ‘Ben bu ofise neden geleyim?’ Eğer cevap yoksa, gelmiyor. Fakat doğru kurgulanmış bir ofis ne yapıyor biliyor musunuz? Yetenek çekiyor, bağlılığı artırıyor, performansı yükseltiyor. Ofis artık bir maliyet kalemi değil, bir rekabet avantajı” diye konuştu.



TÜRKİYE İÇİN KRİZİ FIRSATA ÇEVİRME ŞANSI



Dünyanın yeniden şekillendiğine ve jeopolitik kırılmalar, savaşlar, belirsizlikler nedeniyle küresel sermayenin yön değiştirdiğine vurgu yapan Bayoğlu, bu konuda şu açıklamalarda bulundu: “Etrafımızı saran savaş çemberi, Türkiye için krizi fırsata çevirme şansı veriyor. Özellikle Körfez Bölgesi’ndeki operasyon ve veri merkezleri için güvenli bölge ihtiyacı var. Türkiye'nin tartışmasız bir avantajı daha var: Fiziksel altyapı zaten hazır. İstanbul Finans Merkezi’nde ve İstanbul genelinde A sınıfı, hazır ofis stoku mevcut. Üstelik yalnızca ofis binası değil; burada çalışacak insanların oturacağı evler, çocuklarının gidebileceği okullar, güvenli ve yaşanabilir bir şehir hayatı da hazır. Başka ülkeler böyle bir ekosistemi kurmak için on yıllar harcar, biz yarın başlayabiliriz. Türk Hava Yolları’nın bugün dünyada ulaştığı ağ, İstanbul’u sadece bir şehir değil, global bir kavşak haline getiriyor. Bir yönetici, sabah Londra’da toplantı yapıp, akşam İstanbul’da olabilir. Bir yatırımcı, aynı hafta içinde üç kıtada iş yönetip, merkezini burada kurabilir. İstanbul’un sunduğu avantaj ,yalnızca güçlü hava yolu bağlantılarıyla sınırlı değil. Aynı zamanda uluslararası standartlarda otelleri, dünya çapında fuar ve kongre merkezleri, gelişmiş lojistik altyapısı, limanları ve çok modlu ulaşım ağlarıyla uçtan uca kurgulanmış bir iş ekosistemi sunuyor. Küresel şirketlerin operasyonlarını rahatlıkla yönetebileceği, büyük ölçekli organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek kapasitesi ve hizmet kalitesiyle İstanbul, sadece bir geçiş noktası değil; işin planlandığı, geliştirildiği ve büyütüldüğü, tam donanımlı bir ticaret ve yatırım merkezi olarak öne çıkıyor.”







AKIŞKAN BİR YAŞAM DENEYİMİ



Zirvenin ana konuşmacısı Kobi Karp Mimarlık Kurucu Ortağı ve CEO’su Kobi Karp ise tasarladıkları ofisleri, çalışma alanı kavramını yeniden tanımlayan, onu bir ‘yaşam tarzı’ deneyimine dönüştüren yeni nesil mekânlar olarak kurguladıklarını belirterek şunları söyledi: “Bu yapılar, insanların yalnızca çalıştığı değil; aynı zamanda yaşadığı, bağ kurduğu ve gün boyunca yüksek bir yaşam kalitesini sürdürebildiği bütüncül alanlar sunuyor. Resort otellerin DNA’sından ilham alan bu ofislerde; günün farklı anlarına yayılan yeme-içme alanları, duş imkânları ve alternatif ulaşım seçenekleriyle desteklenen akışkan bir yaşam deneyimi bulunuyor. Thalassotherapy, pilates ve yoga gibi iyi oluş odaklı alanlar ise kullanıcıların gün içinde fiziksel olarak aktif kalmasına olanak tanıyor. Aynı zamanda bu ofisler, bireysel odaklanma ve zihinsel yenilenme ihtiyacını gözeten özel alanlar da sunuyor. Mahremiyet sağlayan bu alanlar, kullanıcıların dış dünyanın stresinden uzaklaşarak düşüncelerini toparlayabildiği, zihinsel ve duygusal olarak dengelenebildiği bir atmosfer yaratıyor. 



SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE DAYANIKLILIK ÖN PLANDA



Kurgulanan mekânlar, bir yandan iş birliğini ve etkileşimi teşvik eden ortak alanlar sunarken; diğer yandan derin odaklanma için tasarlanmış sessiz ve özel ‘breakout’ alanlarıyla dengeli bir çalışma deneyimi sağlıyor. Sürdürülebilirlik ve dayanıklılık ise bu yapıların temelini oluşturuyor. Gelişmiş cam teknolojileriyle güvenlik ve akustik konfor artırılırken; güneş panelleri ve enerji depolama sistemleri sayesinde binalar yüksek enerji verimliliğine sahip, gerektiğinde şebekeden bağımsız çalışabilen yapılara dönüşüyor. Bu yaklaşım hem operasyonel maliyetleri optimize ediyor hem de acil durumlarda kesintisiz kullanım imkânı sağlıyor. Artık ofis yalnızca çalışılan bir yer değil; iş, yaşam ve kişisel ihtiyaçların entegre olduğu, günün en verimli ve dengeli şekilde geçirilebildiği yeni nesil bir yaşam alanıdır.”







AİDİYETİN, ÜRETİMİN VE ANLAMIN TASARLANDIĞI BİR EKOSİSTEM



Zirvede daha sonra söz alan Alkaş-Han Spaces Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş; “Bugün ofisi konuşurken aslında yalnızca bir çalışma alanını değil, iş dünyasının değişen anlamını konuşuyoruz. Çünkü artık mesele sadece nerede çalıştığımız değil; hangi mekânların bizi çektiği, zamanı nasıl daha değerli kıldığımız ve insanı nasıl merkeze aldığımız. Ofis, bir metrekare meselesi olmaktan çıkıp; aidiyetin, üretimin ve anlamın tasarlandığı bir ekosisteme dönüşüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise üç temel unsur var: Mekân, zaman ve insan. Önümüzdeki dönemde farkı yaratacak olanlar, ofisi bir maliyet kalemi olarak yönetenler değil; bu üçlü dengeyi doğru kurarak onu bir çekim merkezi ve değer üretim platformuna dönüştürebilenler olacak” şeklinde görüşlerini aktardı.



KAAN SEKBAN İLE "OFİSTE HAYATTA KALMAK"



Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panellerde "Ofis Piyasasında Güncel Durum", "Değişen Dünya: Ofis Değil Deneyim Merkezi" ve "Geliştirici ve İnşa Edenlerin Dünyası" gibi kritik başlıklar ele alındı. TrendOfis Ofis Yatırımları, Yönetimi ve Çalışma Kültürü Zirvesi'nin sonunda ünlü komedyen ve influencer Kaan Sekban, "Ofiste Hayatta Kalmak” stand-up gösterisi ile katılımcılara hayli keyifli saatler yaşattı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mauritius launches its first AI-powered road trip builder]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mauritius-launches-its-first-ai-powered-road-trip-builder/</link>
        <description><![CDATA[Planning the perfect tropical getaway just got a lot smarter. While Mauritius has always been a bucket-list destination for its sapphire waters and powder-white beaches, navigating the island’s hidden gems and microclimates has historically required a bit of luck—or a very experienced local friend. That changed this week. Taxi Service Mauritius, the island’s leading transport […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Per, 09 Nis 2026 12:01:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Planning the perfect tropical getaway just got a lot smarter. While Mauritius has always been a bucket-list destination for its sapphire waters and powder-white beaches, navigating the island’s hidden gems and microclimates has historically required a bit of luck—or a very experienced local friend.



That changed this week. Taxi Service Mauritius, the island’s leading transport provider, has officially unveiled DodoBot AI, the first-of-its-kind AI Road Trip Itinerary Builder specifically engineered for the Mauritian landscape.



Beyond the Standard GPS



Most travellers rely on global mapping apps to get around, but as any local will tell you, a standard algorithm doesn't understand the "pulse" of Mauritius. It doesn't know which coastal road offers the best sunset view or which mountain pass might be hit by a sudden afternoon shower.



DodoBot AI is different. Built on a proprietary engine trained on decades of actual Mauritian driving data, this tool functions less like a map and more like a high-level digital concierge.



What Makes the AI Road Trip Builder a Game-Changer?



The platform moves beyond simple point-to-point navigation to offer a comprehensive travel ecosystem:




DodoBot™ Local Intelligence: The AI is programmed with "insider-only" routes. It prioritises scenic beauty and local shortcuts over generic highway driving, ensuring your transit is as beautiful as your destination.



Smart Schedule Sync: One of the biggest travel headaches is arriving at a landmark only to find the gates locked. The AI cross-references the operating hours of hundreds of local attractions with your real-time travel window to ensure a 100% feasible, conflict-free day.



Real-Time Weather Guard: Mauritius is famous for its microclimates. The AI monitors live forecasts for your specific coordinates, proactively suggesting route adjustments to keep your itinerary sun-drenched and dry.



"Pro-Only" Insider Tips: At every stop, the AI unlocks hyper-local secrets—from the exact spot for the best photo op to the specific street food stall serving the most authentic dholl puri in the area.








A Unique Hybrid: AI Precision Meets Human Hospitality



Perhaps the most innovative feature of this launch is the "Human-Verified Execution". Once you’ve built your dream itinerary on the digital blueprint, the plan is hand-delivered to a licensed, professional driver.



"We didn't want to build just another chatbot; we wanted to put a local expert in the pocket of every visitor," says Ervin Mohoonee, founder of Taxi Service Mauritius. "By combining our decades of on-the-ground experience with advanced AI, we’ve created a tool that removes 'planning fatigue' and lets tourists focus on making memories."



Experience the Future of Travel — For Free



In a move to support the island's tourism recovery and digital transformation, the AI Road Trip Itinerary Builder is currently free to use for all visitors. Whether you are looking for a romantic coastal escape or a deep dive into the island's rugged interior, you can start building your custom journey today.



Try the AI Road Trip Planner here: https://taxiservicemauritius.com/ai-road-trip-planner/



About Taxi Service Mauritius



Taxi Service Mauritius is the premier transport and tourism provider on the island, specialising in private airport transfers, bespoke sightseeing tours, and luxury excursions. Known for their 5-star service and innovative approach to travel, they continue to lead the way in Mauritian hospitality.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TÜRSAB, “Turizm Yüzyılı”nın ikinci etabını Batman ve Şırnak’tan başlatıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tursab-turizm-yuzyili-nin-ikinci-etabini-batman-ve-sirnaktan-baslatiyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), turizmi Türkiye’nin her şehrine ve yılın 12 ayına yaymak amacıyla başlattığı “Turizm Yüzyılı”nın ikinci etabında Batman ve Şırnak’a gidecek. TÜRSAB, Turizm Yüzyılı’nın ikinci etabını Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirecek. Batman ve Şırnak’ta turizmin gelişimini hedefleyen “Turizm Yüzyılı” projesinin liderliğini, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin üstlenecek. Çalışma kapsamında TÜRSAB, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 09 Nis 2026 01:45:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), turizmi Türkiye'nin her şehrine ve yılın 12 ayına yaymak amacıyla başlattığı "Turizm Yüzyılı"nın ikinci etabında Batman ve Şırnak'a gidecek. TÜRSAB, Turizm Yüzyılı'nın ikinci etabını Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirecek. 



Batman ve Şırnak'ta turizmin gelişimini hedefleyen "Turizm Yüzyılı" projesinin liderliğini, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin üstlenecek. Çalışma kapsamında TÜRSAB, 3-8 Mayıs tarihlerinde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi mentörlüğünde Batman-Şırnak illerine giderek arama konferansı ve basın lansmanı gerçekleştirecek. Seyahat acentelerinin katılımıyla bölgede düzenlenecek konferans ve gezilerde, Batman ve Şırnak'ın turizm değerleri öne çıkarılacak.



Etaba ilişkin detaylar, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya'nın katılımıyla Antalya'da gerçekleştirilen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantıda Şahin, TÜRSAB'ın hayata geçirdiği "Turizm Yüzyılı"nın çok güzel bir tanımlama olduğuna işaret ederek, turizm sektörünün Güneydoğu bölgesi açısından çok önemli olduğunu belirtti. Dünyanın kaotik bir süreçten geçtiğinin ve bu süreçte iç barışın çok önemli olduğunun altını çizen Şahin; "Güneydoğu'nun bir evladı olarak, kendi bastığımız toprağın ne kadar kıymetli olduğunu biliyorum. 'Terörsüz Türkiye' çalışması, ülkemiz için çok büyük bir fırsat" dedi.



"KÜLTÜR TURİZMİNDE ÖNÜMÜZDE ÇOK MUHTEŞEM BİR FIRSAT VAR"



Şahin, Güneydoğu Anadolu şehirlerinin sahip olduğu doğal güzelliklere ve kültürel değerlere dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kültür turizminde bizim önümüzde çok muhteşem bir fırsat var. İnanç destinasyonu olarak da büyük fırsat var. Bölgede çok görkemli dağlar var. Bugüne kadar hep ağıtlarda adı geçmiş. Bunu telafi ederek, bu değerleri bir zenginliğe dönüştürmeliyiz. Güneydoğu'yu doğa turizmi, kültür ve gastronomiyle birleştirdiğimizde muhteşem bir potansiyel çıkıyor. Konuyu Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettik ve bize 'Mutlaka yapın' dedi. Terörsüz Türkiye'ye ihtiyacımız var. İnsanların kendi şehirlerini tanımaya, diğer şehirlerdeki insanların buraları görmeye ihtiyacı var."







"GAZİANTEP MODELİNİ UYGULAYACAĞIZ"



Açıklamaların ardından basından gelen soruları yanıtlayan Şahin, bölgeyle ilgili şu ifadeleri kullandı: "Bu şehirlerimizde Gaziantep modelini uygulayacağız. Batman ve Şırnak çok gelişmiş durumda. Yeni Şırnak, yeni Batman oluşmuş. Olağanüstü bir yapılaşma var, müzeler yapılmış. Olağanüstü bir çeşitlilik var. Hasankeyf'e uzun süredir gitmemişsinizdir. Buraların, sizin gözünüzden dünyaya tanıtılması lazım. İnanılmaz bir kaynak. Batman ve Şırnak ilk hat olacak. İkinci hattımız Diyarbakır olacak."







"Türkiye'de ciddi bir ürün zenginliği var"



Firuz Bağlıkaya da Türkiye'nin her yerinde çok sayıda turizm varlığı ve değeri, ciddi bir ürün zenginliği bulunmasına rağmen turizm hareketleri için sadece dört şehre odaklanıldığına dikkati çekti. Bu durumu sürdürülebilir bulmadıklarını vurgulayan Bağlıkaya; "Turizm hareketlerinin diğer şehirlerimize de dengeli bir şekilde yayılması önemli. Şu anda İspanya'nın bilmediğimiz bir şehri yok. Ama bizim bilinmeyen çok değerimiz var. O nedenle amacımız turizmi ülke geneline ve 12 aya yaymak. Bu projeye verdiği destek ve gösterdiği liderlikten dolayı Sayın Fatma Şahin'e çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Turizm Yüzyılı'nın Burdur ayağına da değinen Bağlıkaya, şu değerlendirmelerde bulundu: "Burdur'da temel hedefimiz, tarihi ve kültürel değerlerimizi tekrardan hatırlatmaktı. Seyahat acenteleriyle Burdur'u ziyaret ettik. Sonrasında Burdur, tur operatörlerinin programlarına girdi. Salda Gölü üzerinde balon turları yapıldı. Burdur'da çok başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Oradaki belediyeden, üniversiteden, esnaftan teşekkürler aldık. İç turizm olacak ki yabancı turist gelsin. Gittiğimiz yerle ilgili bir farkındalık yaratmayı hedefledik."







"Hasankeyf'in tarihi dokusu korundu"



Basın toplantısına katılan Hasankeyf Kaymakamı Mehmet Ali İmrak ise uzun süredir katıldıkları her platformda Hasankeyf'in sular altında kalmadığını vurguladıklarını ifade etti. Hasankeyf'te bulunan yedi eserin tamamının zarar görmeden yeni yerine konumlandırıldığını kaydeden İmrak, sözlerini şöyle tamamladı: “Eserler yeni yeri Arkeopark'ta dört yüz dönümlük alana konumlandırıldı. Hasankeyf ören yeri bir, iki ve üçüncü etap olarak bölüştürüldü. 12 bin yıllık tarih orada bozulmadan duruyor. Bu bölgeyi çok güzel bir müze haline getirdik. Hasankeyf'te 3 bin mağara duruyor. Hasankeyf'te tekneyle tarihi turlar gerçekleştirebiliyoruz. Gece ışıklandırmasıyla Hasankeyf'imiz misafirlerini ağırlamaya hazır.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Yeni Körfez Krizi” ile lojistiğin önemi bir kez da gündemde]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yeni-korfez-krizi-ile-lojistigin-onemi-bir-kez-da-gundemde/</link>
        <description><![CDATA[“Yeni Körfez Krizi” ile ortaya çıkan Orta Doğu’daki çatışmalar, Türkiye’nin önemini bir kez daha öne çıkardı. Lojistik hatlarda risk algısının arttığını ve kara yolu taşımacılarının temkinli hareket ettiğini belirten uzmanlar, Türkiye’nin lojistikteki güvenli konumunu işaret etmeye başladı. DÜNYA ÇAPINDA ULUSAL MARKALARA SAHİBİZ Türkiye’nin son yıllarda küresel ölçekte rekabet edebilen ulusal markalar yaratma kapasitesi artık yalnızca […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 07 Nis 2026 12:08:24 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[“Yeni Körfez Krizi” ile ortaya çıkan Orta Doğu'daki çatışmalar, Türkiye’nin önemini bir kez daha öne çıkardı. Lojistik hatlarda risk algısının arttığını ve kara yolu taşımacılarının temkinli hareket ettiğini belirten uzmanlar, Türkiye’nin lojistikteki güvenli konumunu işaret etmeye başladı.



DÜNYA ÇAPINDA ULUSAL MARKALARA SAHİBİZ



Türkiye’nin son yıllarda küresel ölçekte rekabet edebilen ulusal markalar yaratma kapasitesi artık yalnızca bir potansiyel değil, somut örneklerle kendini kanıtlayan bir gerçeklik olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda, dünya pazarlarında üst sıralara yükselme hedefinin sıkça dile getirilmesi de tesadüf değil. Nitekim bu iddiayı destekleyen önemli operasyonlardan biri, geçtiğimiz aylarda Marshall Global Lojistik tarafından başarıyla hayata geçirildi.







DEV UÇAKLA DEV OPERASYON



Firma, dünyanın en büyük kargo uçaklarından "Antonov AN-124" ile İstanbul'dan Kanada'ya oldukça zorlu bir hava kargo operasyonunu büyük bir başarıyla gerçekleştirdi. Türkiye’nin tamamen milli sermayeli ilk 10 hizmet ihracatçısı arasında yer alan Marshall Global Lojistik’in yönetim kurulu başkanlığını yürüten Mehmet Kılıç, konu ile ilgili yaptığı açıklamada “Sektörde çok az şirketin başarabileceği bir operasyona imza atmış olmanın haklı gururunu yaşadık. Bunda elbette uzmanlaşmış operasyon yeteneğimizin etkisi yadsınamazdı” dedi.



İSTANBUL’DAN KANADA’YA



Marshall Global Lojistik, maden ve cevher işleme tesislerinde kullanılan iki adet büyük ekipmanı sorunsuz bir şekilde Kanada’ya taşıdı. Operasyon kapsamında İstanbul Havalimanı'ndan Calgary Havalimanı'na sevk edilen parçalardan biri 10 ton ağırlığında, 440 cm; diğer parça ise 2 ton ağırlığında, 220 cm genişliğinde ve dünyada sayılı operatörün gerçekleştirilebileceği ölçülerdeydi.







ANTONOV AN-124 HAKKINDA...



Antonov AN-124, 800 km/saat seyir hızı ve 120 tona kadar yük taşıma kapasitesiyle öne çıkan, askeri temelden geliştirilmiş bir ticari kargo uçağıdır. Çift katlı gövdeye, kolay yükleme için ön ve arka rampalara, tavan vinçlerine ve donanımı yetersiz havalimanlarında bile operasyon yapabilme kabiliyetine sahiptir. Gelişmiş bilgisayar sistemi sayesinde güvenilir ve emniyetli bir uçuş sunar.



Yönetim Kurulu Başkanlığını Mehmet Kılıç’ın yaptığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) 2024 yılının en büyük 1000 ihracatçı listesine girmeyi de başaran Marshall Global Lojistik, Hizmet İhracatçıları Birliği’nin milli sermayeli 10 şirketi arasında yer alıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hazineden turizm sektörüne önemli destek]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hazineden-turizm-sektorune-onemli-destek/</link>
        <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı, jeopolitik ve bölgesel gelişmelerin etkisini minimize etmek amacıyla, kredi garanti sistemi kapsamında turizm ve ihracat yapan sektörlere yönelik 120 milyar lira tutarında ilave kredi hacmini devreye alıyor. Bakanlık, küresel konjonktür ve bölgesel risklerin ekonomik aktivite üzerindeki etkilerini minimize etmek amacıyla, Hazine Destekli Kefalet Sistemi kapsamında stratejik bir adım daha atacak. Hazine […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 06 Nis 2026 01:02:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı, jeopolitik ve bölgesel gelişmelerin etkisini minimize etmek amacıyla, kredi garanti sistemi kapsamında turizm ve ihracat yapan sektörlere yönelik 120 milyar lira tutarında ilave kredi hacmini devreye alıyor. Bakanlık, küresel konjonktür ve bölgesel risklerin ekonomik aktivite üzerindeki etkilerini minimize etmek amacıyla, Hazine Destekli Kefalet Sistemi kapsamında stratejik bir adım daha atacak. 



Hazine ve Maliye Bakanlığı, ekonomi programında yer alan yatırım, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejisi çerçevesinde 120 milyar lira tutarında ilave kredi hacmini ekonomiye kazandıracak. Bu adım, yoğun talep nedeniyle limitleri dolan İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) ve Katılım Finans Kefalet AŞ (KFK) paketlerinin güncellenmesi amacıyla atılacak. Böylece, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin Türkiye'nin en önemli döviz kazandırıcı hizmet sektörü olan turizm üzerindeki olası dolaylı etkilerine ilişkin önlem alınması amaçlandı. 



TURİZM SEKTÖRÜ İÇİN 60 MİLYAR LİRALIK PAKET



Turizm Destek Paketi ile turizm işletmelerinin operasyonel verimliliğini korumak amacıyla 60 milyar lira kredi imkanı oluşturuldu. Bu kaynakla, bölgesel dalgalanmaların sektör üzerindeki baskısının önceden göğüslenmesi hedefleniyor. İhracatta Atılım Destek Paketi ile ihracatçılar için İGE üzerinden kullandırılmak üzere 30 milyar liralık kredi imkanı belirlendi. İhracatçılar için 12 milyar lira da KFK üzerinden kullanıma açılacak. Ayrıca, KFK aracılığıyla yürütülen mevcut destek paketine 18 milyar lira ek limit tanımlandı. Bu limitle, işletmelerin artan maliyetler karşısında ihtiyaç duyduğu işletme sermayesine hızlı ve uygun maliyetli erişim sağlanması öngörülüyor.



REEL SEKTÖRÜN FİNANSAL DAYANIKLILIĞI ARTIRILIYOR



Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, söz konusu paketlerin, dezenflasyon süreci ve seçici kredi politikasıyla tam bir eşgüdüm içerisinde tasarlandığına işaret ederek şunları kaydetti: "İlave hacim, doğrudan üretimi, döviz kazandırıcı faaliyetleri ve ekonomik dayanıklılığı artıracak 'hedef odaklı' alanlara kanalize edilecek. Jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış dengede oluşabilecek bozulmayı sınırlamak için hizmet ihracatında lider sektör turizme büyük destek veriyoruz. Söz konusu paketlerle finansmana erişimde oluşabilecek olası daralmanın önüne geçilerek, reel sektörün işletme sermayesi döngüsünün korunması amaçlanıyor. Böylece, bir yandan reel sektörün finansal dayanıklılığı artırılırken, diğer yandan makroekonomik istikrar hedeflerinden taviz verilmeksizin büyümenin sürdürülebilirliği güvence altına alınıyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sabahattin Ali vefatının 78. yılında Edremit’te anıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sabahattin-ali-vefatinin-78-yilinda-edremitte-anildi/</link>
        <description><![CDATA[Türk edebiyatının usta kalemlerinden Sabahattin Ali, vefatının 78. yıl dönümünde bir dönem yaşadığı Edremit’te anıldı. Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında “Sabahattin Ali Anı Evi” ziyaret edilirken, Sabahattin Ali Parkı’nda ise anma programı gerçekleştirildi. Her fırsatta Edremit’e gelerek çocukluk arkadaşlarıyla hasret gideren; şiir, edebiyat ve politika üzerine sohbetler eden usta yazar, bu kente olan bağını […]]]></description>
        <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
        <pubDate>Cts, 04 Nis 2026 17:53:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türk edebiyatının usta kalemlerinden Sabahattin Ali, vefatının 78. yıl dönümünde bir dönem yaşadığı Edremit’te anıldı. Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında “Sabahattin Ali Anı Evi” ziyaret edilirken, Sabahattin Ali Parkı’nda ise anma programı gerçekleştirildi.



Her fırsatta Edremit’e gelerek çocukluk arkadaşlarıyla hasret gideren; şiir, edebiyat ve politika üzerine sohbetler eden usta yazar, bu kente olan bağını hiç koparmadı. Sabahattin Ali, aralarında "Kuyucaklı Yusuf", "Değirmen", "Kürk Mantolu Madonna" ve "Pazarcı" gibi önemli eserlerinin de bulunduğu pek çok yapıtını Edremit’te kaleme aldı.







SABAHATTİN ALİ ANI EVİ



Sabahattin Ali’nin; anneannesi, dedesi, babası, annesi ve kardeşleriyle birlikte ilk öğrenim yıllarını geçirdiği Edremit’teki evi, Edremit Belediyesi’nin çabalarıyla küçük bir müzeye dönüştürüldü. Edremit’in Bayramyeri semtinde de yazarın büstünün yer aldığı bir meydan bulunuyor. İki katlı evin giriş katında yazarın kitapları sergilenirken, panolarda da yaşam öyküsüne yer veriliyor. Küçük bir bahçeye sahip olan evin üst katında, yazarın kızı Filiz Ali tarafından bağışlanan hatıra eşyaları dikkat çekiyor. Masada; mektuplar, fotoğraflar, diploma, fakülte kimliği ve yazarın kendi el yazısıyla kaleme aldığı metinler sergileniyor.







ÖLÜMSÜZ ESERİ "KÜRK MANTOLU MADONNA" SAHNELENDİ



Anma etkinlikleri kapsamında, 2 Nisan Perşembe günü akşam saatlerinde Edremit Şükrü Tunar Kültür Merkezi’nde usta yazarın ölümsüz eseri "Kürk Mantolu Madonna" sahnelendi. Bu özel gösterimle Sabahattin Ali, aramızdan ayrılışının 78. yıl dönümünde bir kez daha saygıyla anıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gayrimenkul yatırımları ve ofis yönetiminde yeni bir dönem başlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gayrimenkul-yatirimlari-ve-ofis-yonetiminde-yeni-bir-donem-basliyor/</link>
        <description><![CDATA[Gayrimenkul yatırımları ve ofis yönetimi alanında sektöre yeni bir soluk getirmeyi hedefleyen TrendOfis Dergisi, ilk sayısıyla yayın hayatına merhaba dedi. Ofis yatırımları, yönetim süreçleri ve değişen çalışma kültürünü odağına alan dergi, sektörde bilgi akışını güçlendirmeyi ve profesyoneller arasında yeni bir etkileşim alanı oluşturmayı amaçlıyor. Yalnızca bir yayın olmanın ötesine geçmeyi hedefleyen dergi; yatırımcılar, geliştiriciler, yöneticiler […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 04 Nis 2026 16:38:58 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gayrimenkul yatırımları ve ofis yönetimi alanında sektöre yeni bir soluk getirmeyi hedefleyen TrendOfis Dergisi, ilk sayısıyla yayın hayatına merhaba dedi. Ofis yatırımları, yönetim süreçleri ve değişen çalışma kültürünü odağına alan dergi, sektörde bilgi akışını güçlendirmeyi ve profesyoneller arasında yeni bir etkileşim alanı oluşturmayı amaçlıyor.



Yalnızca bir yayın olmanın ötesine geçmeyi hedefleyen dergi; yatırımcılar, geliştiriciler, yöneticiler ve karar vericiler için kapsamlı bir referans kaynağı olmayı hedefliyor. İçeriğinde sektörel analizlerden röportajlara, trend dosyalarından proje çalışmalarına kadar geniş bir yelpazeye yer veren dergi, ofis dünyasının dönüşümüne yön verecek başlıkları da gündemine alacak.



Trendofis Dergisi, ilk sayısıyla okuyucusuyla buluşmaya hazır



Yayın hayatına başlayan TrendOfis Gayrimenkul Yatırımları ve Ofis Yönetimi Dergisi ile birlikte “TrendOfis Ofis Yatırımları, Yönetimi ve Çalışma Kültürü Zirvesi”ni de hayata geçirecek olan dergi ekibi, zirvenin ilkini 8 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul Levent Hotel'de düzenleyecek. Kurgulanan planla birlikte sektörün gelişimine büyük bir katkı sağlamayı hedefleyen ekip, sürdürülebilir bir yapıyla sürecin uzun vadede tüm paydaşlara dokunabilen bir hâl almasını istiyor.



GAYRİMENKUL VE OFİS YÖNETİMİ DÜNYASI BİR ARAYA GELECEK



8 Nisan’da sektörle buluşacak zirvede, gayrimenkul ve ofis yönetimi dünyasının önde gelen temsilcileri sahne alacak. Alanında uzman konuşmacılar; sektördeki güncel gelişmeleri, dönüşen çalışma modellerini ve yatırım trendlerini kapsamlı şekilde ele alacak. Aynı zamanda iş dünyasının önde gelen isimlerinin de katılım sağlayacağı etkinlik, güçlü bir networking platformu sunarak sektörel iş birliklerinin de önünü açacak. 




TrendOfis, yayıncılık gücü ve etkinlik vizyonuyla, ofis dünyasının geleceğini şekillendiren önemli bir marka olma yolunda ilerleyecek. TrendOfis Gayrimenkul Yatırımları ve Ofis Yönetimi Dergisi'ni aynı gün kargo seçeneğiyle www.kiletisimyayinlari.com internet sitesinden isteyebilirsiniz.




K-İletişim Yayınları tarafından hazırlanan derginin genel yayın yönetmenliğini Sema Gül Bayoğlu, yazı işleri müdürlüğünü ise Cenay Toprakkaya yapıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türk Patent ve Marka Kurumu, Ramada Kazdağları’nda toplandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turk-patent-ve-marka-kurumu-ramada-kazdaglarinda-toplandi/</link>
        <description><![CDATA[24 Haziran 1994 tarihinde 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan o zamanki adıyla Türk Patent Enstitüsü, bu yılki yıllık toplantısını Ege Bölgesi’nin öne çıkan toplantı otelleri arasında yer alan Kazdağları eteklerindeki Ramada Resort Kazdağları Thermal & Spa’da gerçekleştirdi. Edremit Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve önemli kararların alındığı toplantı, verimli ve başarılı bir atmosferde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 04 Nis 2026 01:13:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[24 Haziran 1994 tarihinde 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan o zamanki adıyla Türk Patent Enstitüsü, bu yılki yıllık toplantısını Ege Bölgesi’nin öne çıkan toplantı otelleri arasında yer alan Kazdağları eteklerindeki Ramada Resort Kazdağları Thermal & Spa’da gerçekleştirdi.



Edremit Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve önemli kararların alındığı toplantı, verimli ve başarılı bir atmosferde tamamlandı. Programa; Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, Güney Marmara Kalkınma Ajansı Başkanı Onur Adıyaman, Edremit Ticaret Odası Meclis Başkanı Mehmet Semerci ile kurumun davetlileri katıldı. Organizasyonun ev sahipliği, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin tarafından üstlenildi.







RAMADA RESORT KAZDAĞLARI HAKKINDA...



Ramada Resort Kazdağları Thermal & Spa, havadaki oksijen bolluğu bakımından dünyada ikinci olan Kazdağları'nın eteklerindedir ve Ege Denizi'ne 2 km mesafede yer almaktadır. 5 yıldızlı, "Yeşil Yıldız" ve "Yeşil Anahtar" sahibi tesis, Kuzey Ege bölgesinin ilk ve tek uluslararası zincirine bağlı otelidir. Güvenli Turizm Sertifikası olan otelde "Wyndham – Count on us to Put Your Safety First" girişimi uygulanmaktadır. Misafirlerin yorumlarıyla Tripadvisor 2020 Travelers’ Choice Ödülü almış, tüm dünyada en yüksek puan alan yüzde 10’luk dilime girmiştir. Restaurant Guru tarafından sertifika ve tavsiye ödülü almıştır.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[BCCT’den Londra’da yatırım trendlerine ışık tutan bir etkinlik]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bcct-den-londrada-yatirim-trendlerine-isik-tutan-bir-etkinlik/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’de İngiliz Ticaret Odası (BCCT), Londra’da düzenlediği “Türkiye-Birleşik Krallık Stratejik Ticaret ve Yatırım Forumu” ile iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin geleceğine ışık tuttu. Forumda ticaret, yatırım ve yapay zeka destekli rekabetin geleceği konuşuldu. Türkiye’nin Birleşik Krallık Büyükelçiliği konutunda, Büyükelçi Koray Ertaş’ın himayesinde gerçekleşen forum; iş dünyası liderleri, ekonomistler ve politika yapıcıları aynı platformda buluşturdu. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 03 Nis 2026 22:49:30 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'de İngiliz Ticaret Odası (BCCT), Londra'da düzenlediği “Türkiye-Birleşik Krallık Stratejik Ticaret ve Yatırım Forumu” ile iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin geleceğine ışık tuttu. Forumda ticaret, yatırım ve yapay zeka destekli rekabetin geleceği konuşuldu. 



Türkiye’nin Birleşik Krallık Büyükelçiliği konutunda, Büyükelçi Koray Ertaş’ın himayesinde gerçekleşen forum; iş dünyası liderleri, ekonomistler ve politika yapıcıları aynı platformda buluşturdu. Birleşik Krallık’ın Türkiye Ticaret Temsilcisi Daniel Zeichner’in de katıldığı etkinlikte, ikili ticaret ve yatırım ilişkilerinin yanı sıra yapay zekâ destekli rekabetin küresel ekonomideki dönüştürücü etkisi kapsamlı şekilde ele alındı.



Büyükelçi Koray Ertaş



Stratejik İş Birliğinde DijitalLEŞME ve Yeşil Dönüşüm Vurgusu



Forum, Büyükelçi Koray Ertaş’ın açılış konuşmasıyla başladı. Büyükelçi Ertaş, konuşmasında Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ekonomik ilişkilerin stratejik önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki güçlü ekonomik ortaklık; dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve inovasyon alanlarında daha da derinleşerek yeni fırsatlar yaratmaya devam edecektir.”



BCCT Başkanı Chris Gaunt, OBE



BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİ GÜÇLÜ EKONOMİ



Ardından, BCCT Başkanı Chris Gaunt, OBE ve Standard Chartered İngiltere CEO’su Saif Malik’in değerlendirmeleriyle program devam etti. BCCT Başkanı Chris Gaunt, OBE konuşmasında Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki stratejik ortaklığın giderek daha da güçlendiğine dikkat çekerek; “Türkiye ve Birleşik Krallık, sadece ticaret hacmiyle değil; inovasyon, teknoloji ve sürdürülebilir büyüme alanlarındaki iş birlikleriyle de birbirini tamamlayan iki güçlü ekonomidir. Önümüzdeki dönemde özellikle dijital dönüşüm, yeşil finans ve yapay zekâ odaklı yatırımların bu iş birliğini daha ileri taşıyacağına inanıyoruz. BCCT olarak, iki ülke arasında kalıcı değer yaratacak stratejik ortaklıklara katkıda bulunmayı sürdüreceğiz” dedi.



Gülten Gaunt, Chris Gaunt, Daniel Zeichner ve Koray Ertaş



Standard Chartered İngiltere CEO’su Saif Malik]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum’un turizm vizyonu Continental Travel Show 2026’da tanıtıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrumun-turizm-vizyonu-continental-travel-show-2026da-tanitildi/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) Genel Sekreteri Yiğit Girgin, Kapadokya’da düzenlenen “Continental Travel Show 2026” workshop etkinliğiyle ilgili bir değerlendirmede bulundu. Etkinlik sırasında başta UK, CIS ve Hindistan pazarları olmak üzere birçok iş ortakları ve yabancı acente temsilcileriyle bir araya geldiklerini dile getiren Girgin, şunları ifade etti: “Bu buluşma yalnızca otellerimizi değil; Bodrum’un eşsiz kimliğini, güçlü […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 03 Nis 2026 21:50:22 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) Genel Sekreteri Yiğit Girgin, Kapadokya’da düzenlenen "Continental Travel Show 2026" workshop etkinliğiyle ilgili bir değerlendirmede bulundu. Etkinlik sırasında başta UK, CIS ve Hindistan pazarları olmak üzere birçok iş ortakları ve yabancı acente temsilcileriyle bir araya geldiklerini dile getiren Girgin, şunları ifade etti:



"Bu buluşma yalnızca otellerimizi değil; Bodrum’un eşsiz kimliğini, güçlü turizm potansiyelini ve uluslararası iş birliklerine ne kadar açık bir destinasyon olduğunu anlatmak açısından da son derece kıymetliydi. Özellikle daha önce Bodrum’u deneyimlememiş yabancı satın almacılara ve iş ortaklarımıza, destinasyonumuzun sunduğu ayrıcalıkları, çeşitliliği ve yüksek potansiyelini aktarma fırsatı bulduk.







ULUSLARARASI ÖLÇEKTE YÜKSEK DEĞER ÜRETEN BİR MARKA



Doria Hotel Bodrum olarak; iş birliğine açık yapımız, misafir deneyimine verdiğimiz önem, kaliteli hizmet anlayışımız ve Bodrum’un kalbindeki güçlü konumumuzla, yeni dönem için önemli fırsatlar barındırdığımıza inanıyoruz. Biliyoruz ki Bodrum’un doğal güzelliği, yaşam tarzı, gastronomisi, denizi, kültürü ve çok yönlü turizm yapısı, onu yalnızca güçlü bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte yüksek değer üreten bir marka haline getiriyor.







ORTAK GELECEĞE HİZMET EDEN ÇOK GÜÇLÜ BİR ALAN



2026 yılının sektör adına kolay geçmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Ancak turizm yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; aynı zamanda barışa, diyaloğa, kültürel yakınlaşmaya ve ortak geleceğe hizmet eden çok güçlü bir alandır. İnsanları, şehirleri ve ülkeleri birbirine bağlayan bu sektörün taşıdığı değerin farkındayız. Biz de bu bilinçle, Bodrum’umuzu ve ülkemizi her platformda anlatmaya, yeni iş birlikleri geliştirmeye ve destinasyonumuza olan ilgiyi daha da artırmaya devam edeceğiz. İnancımız da yüksek, motivasyonumuz da... Çünkü doğru tanıtım, güçlü ekip ruhu ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla, bu zorlu yılı da başarıyla tamamlayacağımıza yürekten inanıyoruz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tunus, Fas ve Cezayirli seyahat acenteleri rotayı Güneydoğu’ya çevirdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tunus-fas-ve-cezayirli-seyahat-acenteleri-rotayi-guneydoguya-cevirdi/</link>
        <description><![CDATA[Tunus, Fas ve Cezayir’den Türkiye’ye gelen turizm sektörü temsilcileri; Güneydoğu’nun kültürünü, tarihini ve turistik değerlerini ülkelerinde tanıtacak. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı öncülüğünde, Türk Hava Yolları’nın (THY) katkıları ve T.C. Tunus Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği koordinasyonunda Tunus, Fas ve Cezayir’den 24 seyahat acentesinin üst düzey yöneticilerine yönelik Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır’ı kapsayan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 02 Nis 2026 01:00:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Tunus, Fas ve Cezayir'den Türkiye'ye gelen turizm sektörü temsilcileri; Güneydoğu'nun kültürünü, tarihini ve turistik değerlerini ülkelerinde tanıtacak.



Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı öncülüğünde, Türk Hava Yolları'nın (THY) katkıları ve T.C. Tunus Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği koordinasyonunda Tunus, Fas ve Cezayir'den 24 seyahat acentesinin üst düzey yöneticilerine yönelik Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır'ı kapsayan tur düzenlendi. Kuzey Afrika pazarında bölgenin daha etkin tanıtılması ve ziyaretçi sayısının artırılmasının hedeflendiği program kapsamında, üç ülkeden seyahat acentelerinin üst düzey yöneticileri bölgeye geldi.



Gaziantep ve Şanlıurfa'daki tarihi ve turistik yerleri gezen turizmciler, ardından Mardin'e geçti. Midyat ilçesinde "Uzak Şehir" dizisinin çekim alanlarını ziyaret eden ve dizi oyuncularıyla bir araya gelen katılımcılar, sanatçılarla sohbet etti, fotoğraf çektirdi. Merkez Artuklu ilçesinde Dara Antik Kenti, Mardin Müzesi, Deyrulzafaran Manastırı, Ulu Cami başta olmak üzere çok sayıda tarihi ve kültürel mekanı, ayrıca tarihi sokak ve caddeleri gezen turizmciler, ardından Diyarbakır'a geçti.







BÖLGEYE HAYRAN KALDILAR



Diyarbakır'da da Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'ni ziyaret eden turizmciler, İslam aleminin 5. Harem-i Şerif'i kabul edilen Ulu Cami, Cahit Sıtkı Tarancı Evi ve Etnografya Müzesi'nin de aralarında bulunduğu tarihi mekanları gezdi. Mezopotamya'nın kadim şehirlerindeki tarihi ve kültürel mirası yerinde deneyimleme fırsatı bulan seyahat acentesi temsilcileri, bölgenin zengin mutfak kültürünü de yakından tanıma fırsatı buldu. Bölgenin tarih, kültür, gastronomi ve inanç turizmine ilişkin bilgi alan ve bölgeye hayran kalan katılımcıların, ülkelerinde burayı tanıtarak turizm hareketliliğinin artırılmasına katkı sunmaları hedefleniyor.







"TÜRK YEMEKLERİ VE DİZİLERİ BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR"



Cezayir'den gelen Ayşe Ouanane, bölgenin yemekleri, tatlıları ve yöresel lezzetlerini çok beğendiklerini söyledi. Ouanane, şöyle konuştu: "Türkiye'ye geldiğimizde daha çok İstanbul'u ziyaret ederdik. Bu kez bölgeyi de görme fırsatı bulduk ve çok beğendik. Mardin gezimizde 'Uzak Şehir' dizisinin çekimlerini ziyaret ettik. Bu diziler bölgeyi bize çok sevdiriyor, adeta aşık ediyor. Diziler sayesinde Türkçe öğrenenler var. Ben de bu gezimde dizilerden öğrendiğim Türkçe ile kendimi rahatça ifade edebildim. Daha çok izleyip, dilimi geliştirmek istiyorum. Cezayir'de Türkiye çok seviliyor. Türk yemekleri ve dizileri büyük ilgi görüyor."







"KENDİMİ YABANCI HİSSETMEDİM"



Fas'tan gelen Meryem Gouram ise bölgenin çok farklı ve zengin kültürleri barındırdığını kaydetti. Özellikle Mardin'de farklı etnik yapıların bir arada huzur içinde yaşadığını görmenin kendisi için çok anlamlı olduğunu belirten Gouram; "Buraya geldiğimde kendimi yabancı hissetmedim. Çok sevdim ve çok beğendim. Ülkeme döndüğümde bu bölgeyi anlatacağım ve ziyaret etmelerini önereceğim. Bizi burada evimizde gibi hissettiren herkese teşekkür ediyorum" dedi.







"BÖLGEYE TURLAR GETİRECEĞİZ"



Tunuslu Firas Loussaief de daha önce sık sık İstanbul'a geldiklerini, bundan sonra ise Güneydoğu'ya yönelik çalışmalar yapmak istediklerini dile getirdi. Bölgenin kendine özgü bir ruhu olduğunu anlatan Loussaief; "Mimarisi ve yemekleri çok etkileyici. Burayı tanıtacağız, bölgeye gruplar getireceğiz. İnsanların burayı çok seveceğine inanıyorum" diye konuştu. Fas'tan gelen Esma Fadili de bölgeyi tanıdıktan sonra ülkelerinde tanıtım yaparak tur düzenlemek istediklerini aktardı. "Türkiye'yi çok beğendim, çok güzel. Buraya turist getireceğiz ve onların da çok beğeneceğinden eminiz. Büyük bir talep olacağına inanıyoruz" diyen Fadili, Türkiye'nin her bölgesinin ayrı bir güzelliğe sahip olduğunu kaydetti.







"TÜRKİYE'Yİ ÇOK SEVİYORUM"



Cezayir'den gelen Mehdi Sami Merazga ise bölgeye ilk kez geldiklerini ve Güneydoğu'yu çok sevdiklerini söyledi. Tarihi yerleri çok beğendiğini anlatan Merazga; "Buraları çok sevdik. Ülkelerimizden getireceğimiz turistlerle buraları tanıtmaya çalışacağız. Zerzevan Kalesi'ni çok sevdik. Çok derin bir tarihi var. Kaleyi çok ilgi çekici buldum" dedi. Fas'tan gelen Khadija Hafioune de Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin'in ardından Diyarbakır'a geldiklerini belirtti. Hafioune, şunları dile getirdi: "Diyarbakır'ı çok sevdim ve bizi sıcak karşıladılar. Kentin tarihine ve güzel yemeklerine hayran kaldık. Bu gezi için çok teşekkür ediyorum. Türkiye'yi çok seviyorum. Türkçe bazı kelimeler öğrendim."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Lübnan’daki 39 kültürel varlık artırılmış koruma altına alındı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/lubnandaki-39-kulturel-varlik-artirilmis-koruma-altina-alindi/</link>
        <description><![CDATA[Merkezi Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Lübnan’daki 39 kültürel varlığın geçici olarak artırılmış koruma altına alındığını bildirdi. UNESCO’dan yapılan yazılı açıklamada, UNESCO’nun Silahlı Çatışma Durumlarında Kültür Varlıklarının Korunması Komitesi ile olağanüstü bir toplantı düzenlediği kaydedildi. Açıklamada, UNESCO’nun bu toplantıyı Lübnan’ın kültürel mirasının korunmasını artırmak amacıyla söz konusu ülkenin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 02 Nis 2026 00:50:59 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Merkezi Fransa'nın başkenti Paris'te bulunan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Lübnan'daki 39 kültürel varlığın geçici olarak artırılmış koruma altına alındığını bildirdi. UNESCO'dan yapılan yazılı açıklamada, UNESCO'nun Silahlı Çatışma Durumlarında Kültür Varlıklarının Korunması Komitesi ile olağanüstü bir toplantı düzenlediği kaydedildi.



Açıklamada, UNESCO'nun bu toplantıyı Lübnan'ın kültürel mirasının korunmasını artırmak amacıyla söz konusu ülkenin talebi üzerine düzenlediği aktarılırken; toplantı vasıtasıyla Lübnan'daki 39 kültürel varlığın geçici olarak artırılmış koruma altına alınmasının ve sahadaki acil operasyonlar için 100 bin dolardan fazla bir yardımın sağlandığı belirtildi. Söz konusu kültürel varlıkların bundan sonra saldırılara ve askeri amaçlarla kullanılmaya karşı en yüksek hukuki korumadan faydalanabileceği vurgulanan açıklamada, bu önlemlere uyulmamasının 1954 tarihli Silahlı Bir Çatışma Halinde Kültür Mallarının Korunmasına Dair Sözleşme ile bu sözleşmenin 1999 tarihli 2. Protokolü'nün ciddi bir ihlalini teşkil edeceği ve bunun taraflar için cezai sorumluluk doğurabileceği kaydedildi.



Açıklamada, UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'ne 1984'te giren Lübnan'ın Sur kentinde ve komşu ülkelerdeki kültürel varlıklarda hasarlar tespit ettiği bildirilirken, bölgedeki tarafların kültürel mirası koruma konusunda yükümlülükleri olduğu hatırlatıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ayanikola Adası restore edilerek turizme kazandırılacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ayanikola-adasi-restore-edilerek-turizme-kazandirilacak/</link>
        <description><![CDATA[Ordu’nun Ünye ilçesinde tarihi kilise kalıntıları barındıran Ayanikola Adası, restorasyon çalışmalarının ardından turizme kazandırılacak. Ordu Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada, geçmişi 1700’lü yıllara dayanan Ayanikola Adası için hazırlanan restorasyon ve çevre düzenleme projesinin, Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı belirtildi. Açıklamada, kilise kalıntıları barındıran Ayanikola Adası’nın, Ordu Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 31 Mar 2026 00:54:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ordu'nun Ünye ilçesinde tarihi kilise kalıntıları barındıran Ayanikola Adası, restorasyon çalışmalarının ardından turizme kazandırılacak. Ordu Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamada, geçmişi 1700'lü yıllara dayanan Ayanikola Adası için hazırlanan restorasyon ve çevre düzenleme projesinin, Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı belirtildi.



Açıklamada, kilise kalıntıları barındıran Ayanikola Adası'nın, Ordu Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı tarafından ve Ordu Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı desteğiyle hayata geçirilecek çalışma kapsamında aslına uygun şekilde restore edileceği kaydedildi. Kıyı Kanunu kapsamında devletin hüküm ve tasarrufu altına alınan yapının iki yıl süreyle Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:







BÖLGENİN SOSYAL VE KÜLTÜREL YAŞAMINA KATKI SAĞLAYACAK



"Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan proje kapsamında adaya ulaşım, doğal ve kültürel dokuya uygun şekilde tasarlanan ahşap köprü ile sağlanacak. Ayrıca ada çevresine ahşap basamaklar yerleştirilecek, yapılacak aydınlatma çalışmalarıyla alan gece de görünür hale getirilecek. Hayata geçirilecek proje ile Ünye'nin önemli kültürel miraslarından biri yeniden gün yüzüne çıkarılarak turizme kazandırılacak. Çalışma ile aynı zamanda bölgenin sosyal ve kültürel yaşamına katkı sağlanması hedefleniyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Yamaçların Atlısı” Kapadokya’yı at sırtında keşfediyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yamaclarin-atlisi-kapadokyayi-at-sirtinda-kesfediyor/</link>
        <description><![CDATA[Güzel atlar diyarı Kapadokya’da turistler için at turu düzenleyen 32 yaşındaki Sarp Kutsi Poyraz, turlardan arta kalan zamanlarında bölgenin bilinmeyen yerlerini at sırtında keşfediyor. Yörede 7 yaşından beri atlara duyduğu sevdasıyla “Yamaçların Atlısı” olarak tanınan Poyraz, yaklaşık 25 yıldır peribacalarıyla kaplı yamaçlara atıyla keşfe çıkıyor. Sarp Kutsi Poyraz, Nevşehir’in Göreme beldesindeki çiftlikte her sabah atların […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 30 Mar 2026 00:15:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Güzel atlar diyarı Kapadokya'da turistler için at turu düzenleyen 32 yaşındaki Sarp Kutsi Poyraz, turlardan arta kalan zamanlarında bölgenin bilinmeyen yerlerini at sırtında keşfediyor. Yörede 7 yaşından beri atlara duyduğu sevdasıyla "Yamaçların Atlısı" olarak tanınan Poyraz, yaklaşık 25 yıldır peribacalarıyla kaplı yamaçlara atıyla keşfe çıkıyor. 



Sarp Kutsi Poyraz, Nevşehir'in Göreme beldesindeki çiftlikte her sabah atların bakımını yaparak güne başlıyor. Yem ve suyunu verip tımar ettiği atların arasında en sevdiği "Melek"i kendisi için hazırlayan Poyraz, rotasını kalabalıktan uzak, çoğu kişinin adım bile atmadığı patikalara çeviriyor. Sık sık araç ulaşımının olmadığı doruk noktalara çıkan Poyraz, vadilerde süzülen balonların oluşturduğu eşsiz manzarayı tepelerden izliyor. 



Sarp Kutsi Poyraz, konu ile ilgili yaptığı açıklamada ziyaretçiler için turistik bir deneyim olan Kapadokya manzarasının kendisi için günlük hayatın bir parçası olduğunu söyledi. Yaz-kış demeden her sabah gün doğumunda çiftliğe geldiğini ve "dostlarım" diye tanımladığı atlarla ilgilendiğini anlatan Poyraz; "Çocukluğumda komşumuzun atları vardı. İlk başta onlara dokunmak, daha sonra da binmek istedim. Komşumuz bana eğitim verdi. O eğitimden sonra kendi başıma öğrenmeye başladım. Daha sonrasında da tabii ki de daha profesyonel eğitimler alarak bu hale geldik. 'Yamaçların Atlısı' ünvanını elden bırakmamak için at nalı basılmadık yer bırakmıyorum" diye konuştu.







"KENDİMİ 60 YAŞINDA DA AT SIRTINDA GÖRÜYORUM"



Poyraz, at sırtında yolculuğun Kapadokya'nın bilinmeyen güzelliklerini keşfetmenin en etkili yollarından biri olduğunu belirterek, vadi içleri, yamaçlar ve tepelerde doğayla baş başa kalmaktan keyif aldığını dile getirdi. Kapadokya'nın biniciliğe en elverişli coğrafyalardan biri olduğunu vurgulayan Poyraz, şunları kaydetti: "Kapadokya eşsiz bir güzelliğe sahip ve dünya çapında misafirlerimiz geliyor. Onlara düzenlediğimiz turun dışında Kapadokya'nın derinliklerine inerek bölgeyi at sırtında keşfediyorum. Atlarla dostluğum tarif edemeyeceğim bir bağ. Atlar dünyanın en hissiyatlı hayvanlarıdır. Binicilik iki canlının bir araya gelip de tek beden olduğu bir spordur. Ayrılsam bana gerçekten de büyük bir zulüm gelirdi. Çünkü atlarla ayrılmaz bir bağımız var. Sabahleyin uyanıyorum, gözümü açıyorum, onların yanındayım. Onlarla zaman geçiriyorum. Akşam yine eve döndüğümde bile aklımda atlar oluyor. Yaşım 32 ama kendimi 60 yaşında da at sırtında görüyorum. Kapadokya'nın güzelliklerinin keşfini o yaşımda da devam ettireceğim."







GÖNÜLLÜ REHBERLİK YAPIYOR



Kapadokya'yı at sırtında en iyi gün doğumunda keşfettiğini anlatan Poyraz; "Kapadokya'nın tarihi ve doğal yapısını, sessizliğini gün doğumunda daha rahat hissedebiliyor, görebiliyorsunuz. Aktepe dediğimiz mevki var, oraya çıkıyorum. Daha çok tepe ve uç noktalara, kimsenin ayak basmadığı yerlere çıkıp, balonları tepe noktalardan izliyorum" dedi. Bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin atlı turlara ilgi gösterdiğine dikkati çeken Poyraz, tur etkinliğini severek gerçekleştirdiğini ifade etti. Poyraz, daha önce keşfettiği alanları ve doğup büyüdüğü bölgeyi tanıtarak, gönüllü rehberlik yaptığını da sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Edremit’te Dünya Tiyatrolar Günü kutlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/edremitte-dunya-tiyatrolar-gunu-kutlandi/</link>
        <description><![CDATA[27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü ’nde, Edremit Şükrü Tunar Kültür Merkezi’nde “Duyulmamış Bir Aşk İlleti” adlı etkileyici bir oyun sahnelendi. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın bu muhteşem eserini, Edremit Lisesi Mezunları Derneği bünyesindeki “Tiyatro Ekip” sergiledi. Ekibin bütün oyuncuları, sahnede muhteşem bir performans gösterdi. Oyunun yönetmenliğini Cengizhan Aras ve Ali Yalçın üstlenirken, dekoru Haluk Avcı ve Hasan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 28 Mar 2026 23:09:22 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü ’nde, Edremit Şükrü Tunar Kültür Merkezi’nde "Duyulmamış Bir Aşk İlleti" adlı etkileyici bir oyun sahnelendi. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu muhteşem eserini, Edremit Lisesi Mezunları Derneği bünyesindeki "Tiyatro Ekip" sergiledi. Ekibin bütün oyuncuları, sahnede muhteşem bir performans gösterdi.



Oyunun yönetmenliğini Cengizhan Aras ve Ali Yalçın üstlenirken, dekoru Haluk Avcı ve Hasan Yol hazırladı. Ses ve ışık tasarımını Yaşan Türken, müziklerini ise Filiz Aras yaptı. Oyunda; Ayşegül Akay, Veli Akay, Ali Yalçın, Haluk Avcı, Cengizhan Aras, Metin Çetin, Ebru Tunçel, Nihal Eris, Yaşar Türken, Burak Öncü ve Hülya Budak rol aldı. Konuk oyuncu olarak ise Nilgün Karataş sahneye çıktı.



Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Kaynana Nasıl Kudurdu?” adlı romanından uyarlanan iki perdelik komedi oyunu, erken yaşta dul kalan Ayşe Makbule Hanım’ın yüklü serveti uğruna Avukat Vassaf ile yaşadığı uydurma aşk etrafında gelişen olayları konu alıyor. Yanlış anlamalar, dedikodular ve birbirini izleyen komik durumlar, "Duyulmamış Bir Aşk İlleti" oyununun temposunu belirliyor.







DAKİKALARCA AYAKTA ALKIŞLADILAR



Edremit Lisesi Mezunları Derneği Başkanı Hülya Budak’ın da oyunda sahne alması, izleyiciler tarafından takdirle karşılandı. Oyun öncesinde Cengizhan Aras, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü ’nün önemine ilişkin kısa bir konuşma yaptı. Gösterinin ardından ise Edremit Belediye Başkanlığı ve Kültür Hizmetleri Başkan Yardımcısı Metin Tunçer, oyunculara çiçek takdim ederek oyunu ve ekibi kutladı. Gecenin sonunda izleyiciler, oyuncuları dakikalarca ayakta alkışladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[MSC Cruises 2026 seyahat trendlerini açıkladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/msc-cruises-2026-seyahat-trendlerini-acikladi/</link>
        <description><![CDATA[MSC Cruises, İstanbul ve İzmir hareketli kış sezonu seferlerini başarıyla tamamlarken, 2026 ve sonrasına yön verecek yeni seyahat trendlerini de açıkladı. Dünyanın önde gelen kruvaziyer markalarından MSC Cruises ’a ait MSC Lirica, İstanbul ve İzmir hareketli Ege ve Adriyatik rotasında kış sezonu boyunca gerçekleştirdiği haftalık seferlerini başarıyla tamamladı. Kasım ile mart ayları arasında toplam 20 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 25 Mar 2026 21:05:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[MSC Cruises, İstanbul ve İzmir hareketli kış sezonu seferlerini başarıyla tamamlarken, 2026 ve sonrasına yön verecek yeni seyahat trendlerini de açıkladı.



Dünyanın önde gelen kruvaziyer markalarından MSC Cruises ’a ait MSC Lirica, İstanbul ve İzmir hareketli Ege ve Adriyatik rotasında kış sezonu boyunca gerçekleştirdiği haftalık seferlerini başarıyla tamamladı. Kasım ile mart ayları arasında toplam 20 seferle dikkat çeken bu özel rota, kış aylarında daha sakin, dingin ve ayrıcalıklı bir seyahat deneyimi arayan misafirler için uygun fiyatlı bir alternatif olarak öne çıktı.



MSC Cruises, kış sezonun ardından yaz sezonunda da İstanbul’dan hareketle MSC Fantasia gemisiyle 9 gecelik programlarına devam edecek. Gecelik kişi başı 69 €’dan başlayan fiyatlarla tam pansiyon konaklama imkanı sunan MSC Fantasia’nın rotası; Korfu, Bari, Trieste/Venedik, Katakolon, Pire/Atina ve Kuşadası limanlarını içeriyor.







“TÜRKİYE, STRATEJİK ÖNEME SAHİP BİR PAZAR”



MSC Cruises Türkiye Müdürü Işın Hekimoğlu, Türkiye’nin marka için taşıdığı önemi şu sözlerle vurguladı: “2025 yılında dünya genelinde 5 milyon misafiri gemilerimizde ağırladık. Türkiye ise bizim için stratejik bir pazar. Türkiye’ye konumlandırdığımız 3 gemi ile yüz binden fazla yabancı turisti ülkemizle buluştururken, Türk yolcu sayısının da giderek arttığını gözlemliyoruz. Kış sezonu boyunca İstanbul ve İzmir hareketli seferlerimizle yerli ve yabancı misafirlerimizi MSC Lirica gemimizde misafir ettik. Toplam 20 kez limanlarımızdan yolcu taşıyan gemimiz, kış rotasını planladığımız şekilde bugün itibariyle tamamlamış bulunuyor. 







HER MEVSİM TERCİH EDİLEN BİR TATİL SEÇENEĞİ



Bilinenin aksine kruvaziyer seyahati, her mevsim tercih edilen bir tatil seçeneği. Türkiye’de 2024 yılından itibaren başladığımız İstanbul ve İzmir hareketli kış sezonu programına gördüğümüz yoğun ilgi, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu. Yıl boyunca kesintisiz seferlerimizle yaz ve kış sezonunda İstanbul, İzmir ve Kuşadası limanlarımızı misafirlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki üç yıl içinde 35 binden fazla Türk misafirimizi Türkiye hareketli seferlerimizde ağırlamayı hedefliyoruz. Kruvaziyer seyahatinin uygun fiyatlı, erişilebilir ve konforlu bir alternatif olduğuna dair farkındalığı artırmayı sürdüreceğiz. Değişen seyahat alışkanlıkları; daha kısa, daha esnek ve daha kişiselleştirilmiş deneyimlere yönelirken, biz de bu dönüşümün merkezinde yer almaya devam ediyoruz. Türkiye, hem operasyonel hem de stratejik açıdan büyüme planlarımızın en önemli parçalarından biri olmayı sürdürecek.”







2026’NIN ÖNE ÇIKAN SEYAHAT TRENDLERİ



MSC Cruises, operasyonel başarısını yeni dönem öngörüleriyle destekleyerek 2026 ve sonrasına yön verecek küresel seyahat trendlerini de paylaştı. Açıklanan veriler, tatil alışkanlıklarının hızla değiştiğini ve kruvaziyer deneyiminin bu dönüşümün merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. MSC Cruises’ın analizine göre, yeni dönemde seyahat tercihlerini şekillendiren 6 ana başlık öne çıkıyor:







Spor Turizmi Yükselişte



Küresel spor organizasyonları, artık seyahat planlarının merkezinde yer alıyor. 2026’da ABD’de düzenlenecek büyük futbol organizasyonları milyonlarca ziyaretçi çekerken, kruvaziyer seyahatleri bu deneyimi tatille birleştiren önemli bir alternatif haline geliyor. MSC Cruises’ın Miami çıkışlı Karayipler ve Seattle çıkışlı Alaska rotaları, spor etkinlikleri öncesi ve sonrası tatili uzatma fırsatı sunuyor. Marka ayrıca, 2026’da üç büyük Formula 1 yarışının isim sponsoru olarak spor turizmindeki konumunu güçlendiriyor.







“Me-Kend”: Kısa Kaçamakların Yükselişi



Tatiller artık uzun planlardan ibaret değil; 3-4 gecelik kısa kaçamaklar, yoğun tempoda hızlı bir yenilenme fırsatı sunuyor. MSC Cruises’ın kısa süreli Akdeniz, Karayipler ve Bahamalar rotaları, kolay planlanabilir yapısı ve erişilebilirliğiyle bu trendin en güçlü karşılıklarından biri olarak öne çıkıyor.







Çocuklar Tatil Kararlarında Daha Etkili



Araştırmalara göre ebeveynlerin yüzde 80’inden fazlası, çocuklarının tatil kararlarında belirleyici olduğunu ifade ediyor. “Kidfluencing” olarak adlandırılan bu trend, aile dostu deneyimlere olan talebi artırıyor. MSC Cruises, 0-17 yaş grubuna yönelik 100 saati aşkın eğlence programı, interaktif alanlar ve global iş birlikleriyle ailelere kapsamlı bir deneyim sunuyor.







“Quiet-cation”: Dijital Detoks ve Doğaya Kaçış



Yoğun şehir hayatı ve dijital yorgunluk, daha sakin ve doğa odaklı seyahatleri öne çıkarıyor. MSC Cruises’ın başlattığı Alaska sezonu; fiyortlar, buzullar ve vahşi doğa deneyimleriyle misafirlere şehirden uzak, dingin bir kaçış sunuyor.







Düşük Sezon Seyahatlerine Artan İlgi



Gezginler artık kalabalık sezonlar yerine daha sakin dönemleri tercih ediyor. Ilıman hava, daha az yoğunluk ve avantajlı fiyatlar bu tercihi güçlendiriyor. Bu kapsamda Doğu Akdeniz, Yunan Adaları ve Güney Karayipler rotaları, 2026’da daha fazla ilgi görmesi beklenen destinasyonlar arasında yer alıyor.







Kişiselleştirilmiş ve Her Şey Dahil Lüks



Lüks segmentte en güçlü trend, kişiselleştirilmiş ve her şey dahil deneyimler. Tekrarlayan yolcuların sayısının çok yüksek olduğu kruvaziyer seyahatlerinde, misafirler kendilerini ayrıcalıklı hissedecekleri deneyimlerin peşindeler. MSC Cruises’ın “gemi içinde gemi” konsepti MSC Yacht Club; özel alanlar, 24 saat butler hizmeti ve ayrıcalıklı deneyimleriyle üst segment misafirlere hitap ediyor. Bu deneyim, 2027 Dünya Turu programında da yer alarak global ölçekte genişliyor.







MSC LIrIca’nın Teknik Özellikleri




Yapım / Yenileme Yılı: 2003-2015



Brüt Tonaj: 65.591 ton



Uzunluk / Genişlik / Yükseklik: 274,9 m / 28,8 m / 54 m



Maksimum Yolcu Kapasitesi: 2.658



Mürettebat: Yaklaşık 742



Kabin Sayısı: 992 (5’i engelli erişimine uygun)



Maksimum Hız: 20,1 knot



Güverte Sayısı: 13 (9’u misafir kullanımında)








MSC CruIses Hakkında...



Merkezi Cenevre’de bulunan MSC Cruises, dünyanın en büyük üçüncü kruvaziyer şirketi ve Avrupa pazar lideridir. 23 modern gemisiyle beş kıtada 100’den fazla ülkede, 300’den fazla destinasyona sefer düzenlemektedir. Türkiye’de 2005 ylından bu yana ofis olarak faaliyet gösteren ve Türkiye limanlarına yıl boyunca kesintisiz olarak seferler gerçekleştiren tek kruvaziyer şirketidir.




MSC Cruises Türkiye Müdürü Işın Hekimoğlu







MSC Cruises’ın kış sezonu seferlerini başarıyla tamamlamasının ardından Işın Hekimoğlu, turizm basınından isimleri Galataport'ta MSC Lirica gemisinde ağırladı. Hekimoğlu, 2026 ve sonrası için öne çıkacak yeni seyahat trendlerini de paylaştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Why UAE tourism may emerge even stronger after the Iran-Israel-U.S. war]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/why-uae-tourism-may-emerge-even-stronger-after-the-iran-israel-u-s-war/</link>
        <description><![CDATA[Geopolitical conflict rarely leaves the travel industry untouched. The war involving Iran, Israel and the United States has already rattled aviation networks, disrupted traveler sentiment and introduced a fresh layer of uncertainty across the Middle East. For many destinations in the region, the damage may prove lasting. For the United Arab Emirates, however, the outcome […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Çar, 25 Mar 2026 14:47:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Geopolitical conflict rarely leaves the travel industry untouched. The war involving Iran, Israel and the United States has already rattled aviation networks, disrupted traveler sentiment and introduced a fresh layer of uncertainty across the Middle East. For many destinations in the region, the damage may prove lasting. For the United Arab Emirates, however, the outcome could be very different.



In fact, once the conflict de-escalates, the UAE may not simply recover. It may consolidate its position as the region’s undisputed tourism powerhouse.



That is not a romantic assumption. It is a structural one.



The countries that emerge strongest after geopolitical shocks are usually not those untouched by disruption, but those with the deepest infrastructure, the strongest institutional credibility and the clearest global market positioning. On all three fronts, the UAE stands apart. Dubai and Abu Dhabi are no longer competing merely as regional destinations; they are operating as global platforms for tourism, aviation, investment, hospitality and events.



That distinction matters.



When uncertainty reshapes traveler behavior, demand typically flows toward destinations that feel safest, most organized and most reliable. In the post-conflict phase, international travelers, airlines, investors and event organizers are unlikely to reward ambiguity. They will reward continuity. The UAE has spent years building exactly that brand.



Dubai, in particular, has become more than a leisure city. It is a logistics hub, a premium stopover market, a global retail destination, a cruise gateway and one of the world’s most recognizable tourism brands. Abu Dhabi, meanwhile, has matured into a complementary force, combining culture, luxury, sports, entertainment and institutional tourism strategy under a more diversified visitor economy. Together, they create a tourism ecosystem few regional competitors can match.







This is why the UAE’s post-war advantage could become more pronounced, not less.



In moments of regional instability, perception becomes currency. Travelers who may once have considered several Middle Eastern destinations often narrow their choices quickly. Airlines do the same. So do conference organizers, luxury tour operators and global hospitality investors. In that environment, the UAE benefits from a powerful competitive edge: it is already familiar, already connected and already trusted by international markets.



That trust is one of the most undervalued assets in tourism economics.



A destination can build hotels, airports and attractions. Building confidence is far harder. The UAE has done both. Its tourism model is supported by world-class aviation, streamlined visitor services, high-capacity accommodation, diversified source markets and a government apparatus that understands the strategic value of tourism not as a side industry, but as a pillar of national competitiveness.



That last point is essential.



For the UAE, tourism has never been treated as seasonal demand generation alone. It has been positioned as part of a larger economic architecture tied to trade, aviation, real estate, global events, investment promotion and soft power. This integrated model gives the country unusual resilience. When one segment slows, others continue to support momentum. Business travel feeds hotels. Airlines feed stopovers. Events feed restaurants, retail and premium transport. Tourism in the UAE is not a silo; it is an ecosystem.



And ecosystems recover faster than isolated sectors.



There is also a market share story embedded in this crisis. Post-war recovery across the Middle East is unlikely to be even. Some destinations may take longer to restore traveler confidence. Others may face slower airline normalization or weaker international messaging. The UAE does not need every market in the region to recover at the same speed in order to win. It simply needs to recover faster than the alternatives.



That is a realistic scenario.



If the conflict subsides, Dubai and Abu Dhabi could capture redirected leisure demand, larger stopover volumes, premium travel seeking reassurance, and a greater share of MICE and corporate mobility flows. Investors, too, may view the UAE even more favorably as a stable operating base in a region where stability itself has become a premium asset.



In other words, crisis may strengthen the UAE’s relative advantage.



This does not mean the country is immune to near-term pain. Aviation disruption, higher insurance costs, volatile fuel prices and shifts in booking sentiment are real pressures. No serious analysis should dismiss them. But long-term winners in tourism are often defined less by whether they face shocks and more by how convincingly they absorb them.



The UAE has repeatedly shown an ability to do exactly that.



Its brand has been built not only on luxury and spectacle, but also on predictability, speed and execution. In a post-war environment, those qualities will matter more than ever. Travelers will place greater value on seamless airports, dependable airlines, strong safety perception, digital convenience and destinations that signal normalcy from the moment they land.



That is where the UAE’s true competitive power lies.



The bigger story, then, is not whether UAE tourism can rebound after the Iran-Israel-U.S. war. It is whether the crisis will ultimately accelerate a trend already underway: the UAE’s rise from a leading regional tourism market to an even more dominant global travel and mobility hub.



That possibility should not be underestimated.



Because when the region reopens psychologically—not just operationally—the destinations best positioned to win will be those that represent certainty in an uncertain geography. The UAE has spent years investing in that identity.



And once the war ends, that investment may pay off at an even higher level.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa payı yüzde 17’ye ulaştı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turklerin-yunanistandaki-golden-visa-payi-yuzde-17ye-ulasti/</link>
        <description><![CDATA[Küresel mobilite ihtiyacı, artan yaşam maliyetleri ve vize süreçlerindeki belirsizlik, Türk iş insanlarını ikinci oturum izni arayışına yönlendiriyor. Bu eğilimin en güçlü yansımalarından biri ise Yunanistan’a olan talepte görülüyor. Ülkede 27 bini aşkın Golden Visa yatırımcısı bulunurken, başvuruların yüzde 17,6’sını Türk yatırımcılar oluşturuyor. Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık alanında küresel liderlerden biri olan Astons verilerine […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 21 Mar 2026 18:35:35 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Küresel mobilite ihtiyacı, artan yaşam maliyetleri ve vize süreçlerindeki belirsizlik, Türk iş insanlarını ikinci oturum izni arayışına yönlendiriyor. Bu eğilimin en güçlü yansımalarından biri ise Yunanistan’a olan talepte görülüyor. Ülkede 27 bini aşkın Golden Visa yatırımcısı bulunurken, başvuruların yüzde 17,6’sını Türk yatırımcılar oluşturuyor.



Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık alanında küresel liderlerden biri olan Astons verilerine göre; Yunanistan Golden Visa programı, Türk yatırımcıların en fazla tercih ettiği seçeneklerden biri haline gelmiş durumda. Son yıllarda başvuru sayılarında istikrarlı ve güçlü bir artış dikkat çekiyor. Bu ilgi yalnızca finansal getiri beklentisiyle sınırlı kalmıyor; yaşam kalitesi, eğitim olanakları ve uzun vadeli güven arayışıyla şekilleniyor.



İKİNCİ OTURUM İZNİ YATIRIMIN ÖTESİNE GEÇİYOR



Yatırımcıların ikinci oturum iznini yalnızca bir yatırım aracı olarak görmediğini belirten Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, bayram dönemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Özellikle bayram döneminde Yunanistan’a giden yatırımcıların, bu seyahatlerini yalnızca bir tatil değil, aynı zamanda yatırım fırsatlarını yerinde değerlendirdikleri bir sürece dönüştürdüğünü görüyoruz. İkinci oturum izni artık iş insanlarının yaşam planlarının önemli bir parçası haline geldi. Süreç çoğu zaman vize kolaylığı motivasyonuyla başlasa da zamanla çok daha kapsamlı bir yapıya evriliyor. Daha öngörülebilir bir yaşam, güvenlik, eğitim olanakları ve uluslararası hareket özgürlüğü, bu kararın merkezinde yer alıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik dalgalanmalar, yatırımcıları yalnızca kazanç odaklı değil, aynı zamanda geleceklerini güvence altına alan bir yapı kurmaya yönlendiriyor. Bu tablo, yatırım kararlarının finansal getirinin ötesine geçerek, yaşam kalitesini merkeze alan daha bütüncül bir yaklaşımla alındığını gösteriyor.”







YUNANİSTAN, TÜRK YATIRIMCILARIN RADARINDA



Bu süreçte Yunanistan’ın Türk yatırımcılar açısından öne çıkan destinasyonlardan biri olduğunun altını çizen Yiğit, şunları söyledi: “250.000 Euro’dan başlayan yatırım modeli, yatırımcılara yalnızca mülk edinme değil; aynı zamanda Avrupa’da yaşam alternatifine erişim imkânı sunuyor. Schengen bölgesinde serbest dolaşım hakkı, aile bireylerini kapsayan başvuru yapısı ve Avrupa’daki eğitim ile sağlık sistemlerine erişim gibi avantajlar, bu modeli daha cazip hale getiriyor. Minimum ikamet zorunluluğunun bulunmaması ise yatırımcıların mevcut yaşam düzenlerini değiştirmeden bu fırsattan yararlanabilmesini sağlıyor. Özellikle Atina gibi merkezi bölgelerde güçlü kira talebi ve değer artışı potansiyeli, bu ilgiyi destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yunanistan’ın sunduğu bu avantajlar, yatırımcıların hem kısa vadeli kazanç hem de uzun vadeli yaşam planlarını birlikte değerlendirmesine imkân tanıyor.”







YATIRIM KARARLARI SAHADA ŞEKİLLENİYOR



Yatırımcı davranışlarında son dönemde belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayan, yatırım kararlarının artık masa başında değil, sahada şekillendiğine dikkat çeken Yağız Yiğit; "Projelerin yerinde incelenmesi, bölgenin deneyimlenmesi ve yaşam koşullarının doğrudan gözlemlenmesi, karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların artık yalnızca teorik verilere değil, birebir deneyime dayalı daha bilinçli ve uzun vadeli kararlar aldığını ortaya koyuyor" dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Medeniyetler şehri” Diyarbakır bayram tatilinde ziyaretçilerini ağırlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/diyarbakir-bayram-tatilinde-ziyaretcilerini-agirliyor/</link>
        <description><![CDATA[“Medeniyetler şehri” Diyarbakır, Ramazan Bayramı tatilinde turistlere ev sahipliği yapıyor. Bayram tatilinde rotasını Diyarbakır’a çeviren ziyaretçiler, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi surlar, İçkale Müze Kompleksi, İslam aleminin 5. Harem-i Şerif’i kabul edilen Ulu Cami, Ongözlü Köprü ve Hasanpaşa Hanı gibi çok sayıda tarihi ve kültürel mekanı ziyaret ediyor. Anadolu’nun geleneksel konukseverliğiyle turistleri ağırlayan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 21 Mar 2026 10:47:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA["Medeniyetler şehri" Diyarbakır, Ramazan Bayramı tatilinde turistlere ev sahipliği yapıyor. Bayram tatilinde rotasını Diyarbakır'a çeviren ziyaretçiler, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi surlar, İçkale Müze Kompleksi, İslam aleminin 5. Harem-i Şerif'i kabul edilen Ulu Cami, Ongözlü Köprü ve Hasanpaşa Hanı gibi çok sayıda tarihi ve kültürel mekanı ziyaret ediyor.



Anadolu'nun geleneksel konukseverliğiyle turistleri ağırlayan kentte, özellikle tarihi Sur ilçesinde yoğunluk yaşanılıyor. İl Emniyet Müdürlüğü Turizm Şube Müdürlüğü ekipleri de yerli ve yabancı turistlere İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça, Farsça, Kürtçe ve Zazaca hizmet sunuyor.







"HERKESE BU KENTE GELMEYİ ÖNERİYORUM"



Eskişehir'den gelen ziyaretçilerden Eser Çetin, Diyarbakır'ın tarihi ve turistik mekanlarını gezdiklerini belirterek; "Diyarbakır'ın çok güzel tarihi yerleri var. Ulu Cami'yi ve birçok mekanı gezdik. Çok keyif aldım. Herkese bu kente gelmeyi öneriyorum. Bayram tatilini Diyarbakır'ı gezmeye ayırdık. Kenti çok güzel buldum" dedi. İstanbul'dan gelen Bahar Uçuk da bayram tatilinde Diyarbakır'ı görmek için geldiğini ifade etti. Kuzenleriyle gün boyunca kenti gezeceklerini dile getiren Uçuk; "Yağmurlu hava gezimize engel olmayacak. Annemin memleketi olduğu için geldim. Gezmek için güzel yerler var. Herkese öneriyorum" diye konuştu. 







"KEYİFLİ BİR GEZİ OLDU"



Tur rehberi Hüseyin Abanoğlu ise Eskişehir'den gelen misafirlere kenti gezdirdiğini söyledi. Misafirlerin yağmurlu havaya rağmen kenti gezdiğini kaydeden Abanoğlu, Diyarbakır'da ciğer yedikten sonra Mardin'e gideceklerini aktararak; "Yağmurlu havaya rağmen ziyaretçilerin çok keyif aldığını düşünüyorum. Mutlu oldukları yüzlerinden ve gözlerinden belli oluyor. Ziyaretçilerimiz çok keyif aldılar ve çok keyifli bir yolculuk oldu. Diyarbakır halkının misafirperverliğiyle beraber keyifli bir gezi oldu" değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bir hayalin peşinde: Kepçeli Korusu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bir-hayalin-pesinde-kepceli-korusu/</link>
        <description><![CDATA[Doğadan doğmuş bir aile hikâyesi...]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Mar 2026 16:53:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Çorum’a yaptığımız kısa ama anlamlı bir gezide, aile dostumuz ve anne tarafından da akrabamız olan Selim Kepçeli'yi ziyaret etme fırsatımız oldu. Aslında bu ziyaretin fikri, oğlumuz vesilesiyle ortaya çıktı. Onu Amasya’ya askere uğurladıktan sonra; “Uğrayalım, görmeden dönmeyelim” dedik.



Ve iyi ki de öyle olmuş… Çomar Barajı’nın kıyısında, doğayla insanın el ele verdiği bu büyülü mekânı gördüğümde yalnızca bir koru değil; bir hayalin, bir emeğin ve bir ailenin ruhunu gördüm. Bu güzelliği hem doğa tutkunlarıyla hem de üretmenin anlamını bilen okuyucularla paylaşmak istedim. İşte karşınızda, Kepçeli Korusu'nun hikayesi:



Selim Bey, Çorum’un tarihiyle iç içe büyümüş bir isimsiniz. Kepçeli Korusu fikri nasıl doğdu?



Çorum, binlerce yıllık bir tarihin taşıyıcısı. Hititlerin, Friglerin, Kral Yolu’nun gölgesinde büyümüş bir şehir. Bu toprakların sesi, insanın içine işler. Ben de bir gün Çomar Barajı’nın yamacında dururken bu toprakların çağrısını duydum. “Burada bir yer olmalı” dedim; insanı doğaya yaklaştıran, geçmişle bugünü birleştiren bir yer. Kepçeli Korusu o anda doğdu aslında, bir rüya gibi...







Baraj çevresinde yapılan evlerin mimarı rahmetli Behruz Çinici’yi de anmak isteriz. O dönem sizi etkileyen neydi?



Behruz Çinici, Türk mimarlığında doğayla uyumu en derin biçimde hissettiren isimlerden biriydi. Onun tasarımlarında yapı, toprağa karşı değil, onunla birlikte var olur. Çomar Barajı çevresine yaptığı evlerde de bu duyarlılığı gördük. Taş duvarların içinden yükselen pencereler, manzarayı çerçeveleyen yapılar ve yerel üretimi mekâna dahil eden sade, minimal anlayış… Ben de Kepçeli Korusu ’nu bu yaklaşımdan ilhamla kurdum. Çıkış noktam yaratıcılık, emek ve hayal kurmaktı. Taş duvarlar, ahşap kirişler ve göletin yansıması — hepsi doğaya saygı duyan bu felsefenin bir yansımasıdır.







Kepçeli Korusu’nun ilk yıllarından bahseder misiniz?



Başlangıçta elma ağaçlarıyla çevrili küçük bir çiftlikti. Fakat toprağın ruhunu dinledikçe, burayı bir yaşam alanına dönüştürmek istedim. 300 kamyon hafriyat taşındı, gölet kazıldı. Taş kemerlerin altında mozaik lambalar, yürüyüş yollarında kırmızı sarmaşıklar... Zamanla burası sadece bir çiftlik değil, doğanın ortasında nefes alan bir sahneye dönüştü.







Kepçeli Korusu artık bir aile hikâyesi haline geldi. Bu noktada Yasemin Kepçeli’nin katkısını nasıl anlatırsınız?



Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır derler. Ancak ben şunu söyleyebilirim: Benim yanımda bir kadın vardı — Yasemin. O yalnızca hayat arkadaşım değil, bu korunun ruhunu taşıyan insandır. Yasemin Kepçeli, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Girişimciler Kurulu Başkanlığı görevini 7 yıl yürüttü. Kadınların iş hayatındaki varlığını güçlendirmek için büyük çaba harcadı. Onun üretkenliği, vizyonu ve zarafeti, Kepçeli Korusu’nun atmosferine yansıdı. Buradaki her detayda onun eli, her çiçek seçiminde onun estetiği vardır.







Ailenizin genç kuşağı da oldukça başarılı. Onlardan da bahsedelim mi?



Elbette… Oğlumuz Doğukan Kepçeli, e-ticaret alanında çalışıyor. Dijital dünyayı çok iyi kavrayan, vizyoner bir genç. Kızımız Elif Bengisu Gülyılmaz, Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Pandemi döneminde eşiyle birlikte Almanya’da bulundu ve yüksek lisans yaptı. Bugün o da annesi gibi girişimci, üretken ve hayal gücü yüksek bir kadın. Ve şimdi, ailemizin en yeni üyesi; Elif ve Alican’ın dünyaya gelen küçük oğulları Levent… O, Kepçeli Korusu’nun en genç nefesi. Onun gelişiyle doğa bizim için bambaşka bir anlam kazandı. Korumuz; kuşlar, sincaplar ve kediler için bir yaşam alanı oldu. Torunumuzun bu canlılarla birlikte büyümesini hayal ettikçe daha da motive oluyoruz.







Kepçeli ailesi olarak burayı birlikte işletiyorsunuz. Bu birlikteliği nasıl tarif edersiniz?



Burası sadece bir işletme değil, ailemizin emeğinin somutlaşmış hali. Yasemin, ben, çocuklar… Her birimizin emeği, fikri ve hayali var burada. Kimi sabah kahvaltı servisini planlar, kimi çiçeklere son dokunuşları yapar, kimi yeni fikirler üretir. Kepçeli Korusu aslında bir aile bağıdır. Bu yüzden burada huzur var; çünkü içinden sevgi geçiyor.







Bugün geriye dönüp baktığınızda, “Hayalim gerçekleşti” diyebilir misiniz?



Evet… Çünkü bu koru artık sadece bana ait değil; Yasemin’in zarafeti, çocuklarımızın enerjisi ve torunumuzun gülüşüyle yaşayan bir yer. İnsan, ardında bırakacağı şeyin sadece taş değil, anlam olmasını ister. Biz, Kepçeli ailesi olarak anlamı inşa ettik.







Kepçeli Korusu: Bir Ailenin Toprağa Yazdığı Dua



Hititlerin tarihine, Çomar Barajı’nın maviliğineve bir ailenin sevgi emeğine dokunan bu yer,bugün Çorum’un kalbinde yaşayan bir hikâyeye dönüştü.Doğayla insan, kadınla erkek, geçmişle gelecek el ele verdi burada…Ve şimdi rüzgâr her estiğinde sanki şu cümleyi fısıldıyor:“Bir hayal, paylaşılınca kök salar.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gökhan Yazgı: 1 milyon Çinli turisti ağırlamak için planlarımızı yaptık]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gokhan-yazgi-1-milyon-cinli-turisti-agirlamak-icin-planlarimizi-yaptik/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çin’i ziyaretinde, iki ülke arasında kültür, sanat ve turizm alanında iş birliği olanaklarının ele alındığı görüşmeler yaptı. Bakan Yardımcısı Yazgı, 16-18 Mart tarihlerini kapsayan 3 günlük ziyaretinde, mevkidaşı Çin Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gao Cıng ile bir araya geldi; kültür-sanat, yayın kurumlarının yetkilileri ve turizm alanında faaliyet […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Mar 2026 01:22:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çin'i ziyaretinde, iki ülke arasında kültür, sanat ve turizm alanında iş birliği olanaklarının ele alındığı görüşmeler yaptı. Bakan Yardımcısı Yazgı, 16-18 Mart tarihlerini kapsayan 3 günlük ziyaretinde, mevkidaşı Çin Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gao Cıng ile bir araya geldi; kültür-sanat, yayın kurumlarının yetkilileri ve turizm alanında faaliyet gösteren aktörlerle temaslarda bulundu.



Çinli mevkidaşı Gao ile görüşmesinde Türkiye ile Çin arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 55. yılı dolayısıyla kültür ve sanat alanında gerçekleştirilecek etkinlikleri ele alan Gökhan Yazgı, turizm alanında işbirliğinin geliştirilmesi ve ziyaretçi sayılarının artırılması imkanları üzerine istişare gerçekleştirdi. Yazgı, her yıl milyonlarca ziyaretçi alan, Çin'in en büyük müzeleri Saray Müzesi ve Çin Ulusal Müzesi yetkilileriyle bir araya geldi ve hayata geçirilebilecek ortak sergileri ve kültür projelerini ele aldı.



Pekin'deki Çin Ulusal Sahne Sanatları Merkezini (NCPA) de ziyaret eden Yazgı opera, bale ve klasik müzik gibi sahne sanatları alanında hayata geçirilebilecek ortak projeler üzerine Çinli muhataplarıyla fikir alışverişinde bulundu. Yazgı, Çin'in yayın otoritesi Çin Ulusal Radyo ve Televizyon İdaresi (NRTA) yetkilileriyle yaptığı görüşmede ise medya ve iletişim alanında ortak yapımlar, teknik işbirliği ve personel eğitim faaliyetlerinin yanı sıra Türk dizi ve filmlerinin Çin'deki televizyon ve internet platformlarında yayınlanmasına ilişkin önerileri gündeme getirdi.







"Kültür ve sanat, ülkeler arası ilişkilerde önemli bir yumuşak güç unsuru"



Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çin'deki temaslarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu. Türk ve Çin halklarının ve kültürlerinin aslında geçmişi çok uzun yıllara dayanan bir ilişki içinde olduğunu ifade eden Yazgı, temaslarında Çin tarafının bunun bilincinde olduğunu gördüklerini, çok sayıda Türkçe bilen diplomat ve bürokratla karşılaştıklarını, bunun kendileri açısından ilginç bir enstantane olduğunu dile getirdi.



Yazgı, Türkiye'nin bu yıl 2 Ocak tarihinden itibaren Çin'e getirdiği vize serbestisinin ardından, Çin vatandaşlarının Türkiye'yi ziyaret etmek üzere yoğun bir talebi ve seyahat planları olduğunu öğrendiklerini, turist akışının nasıl artırılabileceği ve nasıl bir proje içerisinde yürütülebileceğini Çinli muhataplarıyla ele aldıklarını kaydetti. Kültür ve sanatın ülkeler arası ilişkilerde önemli bir yumuşak güç unsuru olduğuna dikkati çeken Yazgı, "Türk kültürünü, Anadolu kültürünü, arkeolojisi, el sanatları ve tüm diğer unsurlarıyla nasıl aktarabileceğimizi, Türkiye'deki eserlerimizi Çin'de nasıl sergileyebileceğimizi konuştuk." dedi.







"Göbeklitepe sergimizi Çin'de yapma konusunda ortak karara vardık"



Yazgı, kültür ve sanatın uygarlıkların birbirini tanıması, halkların kaynaşması bakımından öneminin her iki tarafın da farkında olduğunu, Çinli mevkidaşlarının Çin kültürüyle ilgili sergileri Türkiye'de yapma taleplerini dile getirdiğini söyledi. Çinlilerin, Türkiye'nin arkeolojik varlıklarını da ülkelerinde sergilemeyi istediklerini dile getiren Yazgı, özellikle Göbeklitepe ile ilgili arkeolojik çalışmalara dünyada yoğun bir talep olduğu, arkeolojinin önde gelen isimlerinin, bu çalışmaları bugün dünyada arkeoloji alanındaki en önemli çalışmalar olarak gördüğünü anlattı. 



Gökhan Yazgı, şöyle devam etti:"Anadolu'nun tarihsel geçmişini gerçek manada tüm dünyaya tanıtmak için Bakanlığımız özel bir çalışma içerisinde. Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl Kolezyum'da bir Göbeklitepe sergisi yaptık ve 6 milyon ziyaretçiye ulaştı. Şu anda Berlin'de halen açık olan Göbeklitepe sergisi de büyük ilgiyle karşılaşıyor. Bu çalışmaların bir parçası olarak da Çin'de bu sergiyi yapmak için ilk görüşmelerimizi yaptık, bu sergimizi Çin'de yapma konusunda ortak karara vardık."







"Türk dizilerinin ve sinemasının Çin'de izleyiciyle buluşması için görüşmeler gerçekleştirdik"



Çin'deki temaslarında önemli ana başlıklardan birisinin sahne sanatları ve konserler olduğunu bildiren Yazgı, Türk sanatçılarının buradaki sanatçılarla ortak projeler yapması, Türk müzisyenlerin buradaki orkestralarla birlikte çalması gibi birçok konuyu masaya yatırdıklarını belirtti. Pekin'deki Ulusal Sahne Sanatları Merkezini ziyaret ettiklerini ve buradaki yetkililerle görüştüklerini dile getiren Yazgı, "Çok güzel bir merkez. Seve seve bize kucak açacaklarını ifade ettiler. Şimdi hemen dönünce onun planlamalarını gerçekleştireceğiz." diye konuştu.



Yazgı, ülkenin yayın otoritesi NRTA ile de toplantı yaptıklarını ve burada Türk dizileri ve filmlerinin Çin televizyon ve internet platformlarında yayınlanması konusunda görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktararak, şunları kaydetti: "Biliyorsunuz ki tüm dünyada Türk dizileri, Türk filmleri artık çok ciddi bir pazar payına sahip ve çok gelişen bir sektör. Orta Asya'dan Körfez ülkelerine, Güney Amerika'ya kadar şu anda büyük bir izleyici kitlesine hitap ediyoruz. Bu sektörün Çin'de de yer bulması için gerekli girişimlerde bulunduk. Türk dizilerinin ve sinemasının Çin'de izleyiciyle buluşması için çok olumlu görüşmeler gerçekleştirdik."







"Çinli turistlerin talepleri deniz, kum, güneş değil; kültür, sanat, macera ve doğa"



Turizm alanında Çin'deki influencerlarla ve seyahat acentesi temsilcileriyle yaptıkları iki ayrı toplantının son derece verimli geçtiğine işaret eden Gökhan Yazgı, "Çinli influencerlarla Büyükelçiliğimizde yemek davetinde bir araya geldiğimiz toplantımız oldukça başarılı geçti. Onların fikirleri bizim için önemliydi. Çinli turistlerin Türkiye'de nasıl vakit geçirebilecekleri, taleplerinin ne olduğu konusunda oldukça verimli görüşmeler yaptık." ifadelerini kullandı. Yazgı, Kültür ve Turizm Bakanlığının, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) aracılığıyla uzun süredir sosyal medya odaklı bir çalışma yürüttüğünü, Çin'de bazı "influencer"ları Türkiye ile daha önceki ilişkilerini araştırarak seçtiklerini, onları Türk Hava Yolları (THY) işbirliğiyle Türkiye'ye getirerek misafir ettiklerini ve ülkeye ilişkin izlenimleri ve geri dönüşlerini incelediklerini belirtti.



Seyahat acentesi temsilcileriyle yaptıkları toplantıda da özellikle vizesiz seyahat uygulamasıyla birlikte Çinli turistlerin yoğun bir şekilde acentelerine başvurduklarını öğrendiklerini aktaran Yazgı, Çinlilerin özellikle kültür ve doğa turizmi alanına yoğun ilgi gösterdiğini, başta Kapadokya olmak üzere tarihi ve doğal güzelliklerin olduğu bölgelere, maceraya yönelik rafting, kayak, trekking ve bisikletle turlar gibi etkinliklere ve Göbeklitepe başta olmak üzere arkeolojik alanlara ve ören yerlerine ilgilerinin olduğunu ifade etti. Yazgı, acente temsilcilerinin kendilerine yönelttiği sorulardan, coğrafi olarak Güneydoğu ve Karadeniz bölgelerine gelişen bir ilginin olduğunu da fark ettiklerinin altını çizdi. 1,5 milyarlık nüfusa sahip Çin'in, Avrupa kıtasının toplamından daha kalabalık ve ayrı bir dünya olduğuna dikkati çeken Yazgı, "Çinli turistlerin daha farklı talepleri var. Seyahat alışkanlıkları çok farklı. Talepleri deniz, kum, güneş değil; kültür, sanat, macera ve doğa." şeklinde konuştu.







"Bu yıl, 1 milyon Çinli turisti ülkemizde ağırlamak için planlarımızı yaptık"



Yazgı, Çin ile Türkiye arasında büyük bir turizm potansiyeli olduğunu, bu potansiyeli doğru şekilde planlamak için Pekin'de geçirdikleri 3 gün boyunca tüm ilgili aktörlerle görüşmeler gerçekleştirdiklerini anlattı. 2025'te 425 binin biraz üzerinde Çinli turisti Türkiye'de ağırladıklarını kaydeden Yazgı, "Bu yıl, Allah'tan bir mani olmazsa inşallah, 1 milyon Çinli turisti ülkemizde ağırlamak için planlarımızı yaptık." dedi. Gökhan Yazgı, bugün Orta Doğu'da yaşanan durumda olduğu gibi konjonktüre bağlı koşulların ve jeopolitik sıkıntıların turizmi olumsuz etkileme riski taşıdığına dikkati çekerek, "Ancak yakın zamanda Türkiye'yi ziyaret eden influencerlardan aldığımız geri dönüşler bizim için özeldi. 'Kendimizi inanılmaz güvende hissettik.' dediler, bu önemliydi." diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bayramda daha fazla yolcu yüksek hızda seyahat edecek]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bayramda-daha-fazla-yolcu-yuksek-hizda-seyahat-edecek/</link>
        <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ramazan Bayramı’nda artan yolcu talebine yanıt vermek için yüksek hızlı tren (YHT), anahat ve bölgesel trenlerde toplam 8 bin 898 kişilik kapasite artışı sağlayacaklarını bildirdi. Uraloğlu, Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Hattı’nda 19-22-23 Mart günlerinde ek seferler düzenleyeceklerine dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Ankara- İstanbul arasında 3 günde karşılıklı olarak 6 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 17 Mar 2026 01:21:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ramazan Bayramı'nda artan yolcu talebine yanıt vermek için yüksek hızlı tren (YHT), anahat ve bölgesel trenlerde toplam 8 bin 898 kişilik kapasite artışı sağlayacaklarını bildirdi. 



Uraloğlu, Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Hattı'nda 19-22-23 Mart günlerinde ek seferler düzenleyeceklerine dikkat çekerek, şunları kaydetti: "Ankara- İstanbul arasında 3 günde karşılıklı olarak 6 ek sefer gerçekleştireceğiz. Böylece, 2 bin 898 kişi daha sevdiklerine YHT konforu ile ulaşacak. Ayrıca ilave YHT seferleri Ankara'dan saat 11.15'te, İstanbul'dan ise 17.45'te gerçekleştirilecek."



ANAHAT VE BÖLGESEL TRENLERDE 6 BİN KİŞİLİK EK KOLTUK



İzmir Mavi Ekspresi, Güney/Vangölü Ekspresi, Konya Mavi Ekspresi, Ege Ekspresi, 6 Eylül Ekspresi, 17 Eylül Ekspresi, Ankara Ekspresi ile Uzunköprü-Halkalı ve Edirne-Halkalı bölgesel trenlerine vagon ilavesi yapılacağının altını çizen Bakan Uraloğlu, 19 Mart-23 Mart tarihleri arasında anahat ve bölgesel trenlere toplam 100 vagon ilave ile 6 bin kişilik ilave koltuk kapasitesi sağlayacaklarını vurguladı. Uraloğlu, demiryolunun güvenli, çevreci ve konforlu yapısıyla tatil dönemlerinde de vatandaşlar tarafından en çok tercih edilen ulaşım alternatiflerinden biri olduğunu belirterek; "Demiryolunda tatil yoğunluğuna hazırız. Vatandaşlarımızın tatilde sevdiklerine güvenli ve konforlu şekilde ulaşabilmeleri için gerekli tüm planlamaları yaptık" değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Güney Ege turizmi için yeni yol haritası: “Karya Vizyon 2026”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/guney-ege-turizmi-icin-yeni-yol-haritasi-karya-vizyon-2026/</link>
        <description><![CDATA[GETOB’dan Güney Ege için stratejik turizm hamlesi: “Karya Vizyon 2026”, bölgenin yeni nesil turizm dönüşümünü ortak akılla şekillendiriyor. Uluslararası Karya Vizyon 2. Turizm Buluşması; Marmaris ve Güney Ege’nin kültürel mirasını koruyan, düşük karbon odaklı, sürdürülebilir ve 12 aya yayılan turizm modelini kamu, özel sektör, akademi ve yerel paydaşların ortak vizyonunda buluşturuyor. Güney Ege Turistik Otelciler […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 16 Mar 2026 11:31:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[GETOB’dan Güney Ege için stratejik turizm hamlesi: "Karya Vizyon 2026", bölgenin yeni nesil turizm dönüşümünü ortak akılla şekillendiriyor. Uluslararası Karya Vizyon 2. Turizm Buluşması; Marmaris ve Güney Ege’nin kültürel mirasını koruyan, düşük karbon odaklı, sürdürülebilir ve 12 aya yayılan turizm modelini kamu, özel sektör, akademi ve yerel paydaşların ortak vizyonunda buluşturuyor.



Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB), 15-16 Nisan 2026 tarihinde bölge turizminin geleceğini yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değil, gelecek kuşakların sorumluluğuyla ele alan vizyoner bir platforma imza atıyor. "Uluslararası Karya Vizyon 2. Turizm Buluşması", Marmaris ve çevresini kültürel miras, ekolojik denge, yerel kalkınma ve uluslararası rekabetçilik ekseninde yeniden konumlandırmayı hedefleyen güçlü bir stratejik buluşma olarak öne çıkıyor.



“Karya Vizyon 2026” başlığı altında şekillenen bu buluşma, turizmi sadece ekonomik çıktı üreten bir sektör olarak değil; aynı zamanda yerel kimliği koruyan, doğal varlıkları sürdürülebilir biçimde yöneten, bölgesel refahı büyüten ve destinasyon kalitesini yükselten bütüncül bir kalkınma alanı olarak ele alıyor. Bu çerçevede toplantı, Marmaris ve Güney Ege için yeni nesil turizm yaklaşımının ana parametrelerini belirlemeyi amaçlıyor.



BÖLGE İÇİN UYGULANABİLİR VE ÖLÇÜLEBİLİR BİR DÖNÜŞÜM ÇERÇEVESİ



Etkinliğin odak başlıkları arasında; sürdürülebilir turizm, mavi karbon odaklı çevresel yaklaşım, onarıcı turizm hareketleri, doğadan beslenen yeni turizm kültürü, Karya mirası üzerine kurulu destinasyon vizyonu, turizmin 12 aya yayılması, yerel üretim ve yerel ekonominin güçlendirilmesi, veri temelli destinasyon yönetimi ve bölgesel marka değerinin artırılması yer alıyor. Bu yapı, klasik tanıtım söyleminin ötesine geçerek, bölge için uygulanabilir ve ölçülebilir bir dönüşüm çerçevesi ortaya koyuyor.







BİR KARAR PLATFORMU İŞLEVİ GÖRECEK



Uluslararası Karya Vizyon 2. Turizm Buluşması; turizm profesyonellerini, yerel yönetimleri, yatırımcıları, akademisyenleri, marka temsilcilerini, sivil toplum aktörlerini ve bölgesel paydaşları aynı masada buluşturacak. Böylece etkinlik, yalnızca bir değerlendirme zemini değil; aynı zamanda somut çözüm önerilerinin, iş birliği modellerinin ve ortak yol haritasının üretileceği bir karar platformu işlevi görecek.



STRATEJİK BİR POZİSYON BELGESİ



GETOB’un ortaya koyduğu bu yaklaşım, Marmaris ve Güney Ege’yi kısa vadeli turizm hareketlerinden beslenen bir destinasyon olmaktan çıkarıp; kültürel derinliği, çevresel duyarlılığı ve yüksek katma değerli deneyim ekonomisiyle öne çıkan uluslararası bir çekim merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Karya Vizyon 2026, bu yönüyle yalnızca bir etkinlik değil; bölgenin geleceğine yönelik stratejik bir pozisyon belgesi niteliği taşıyor.



DAHA NİTELİKLİ VE REKABETÇİ BİR TURİZM EKOSİSTEMİ



GETOB, bu buluşmayla birlikte bölgenin turizm perspektifini yeniden tanımlarken; yerel değerlerden beslenen, çevresel etkisi yönetilen ve küresel ölçekte karşılık bulan bir modelin mümkün olduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor. Karya coğrafyasının mirasını geleceğin turizm diliyle buluşturan bu girişim, Türkiye turizmi açısından da örnek teşkil edecek yeni bir çerçeve sunuyor. Karya Vizyon 2026 ile Marmaris ve Güney Ege için daha nitelikli, daha dirençli ve daha rekabetçi bir turizm ekosistemi inşa etmek hedefleniyor.







GETOB Hakkında...



Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB), bölge turizminin sürdürülebilir gelişimine katkı sunmak, sektör paydaşları arasında ortak aklı güçlendirmek ve Marmaris başta olmak üzere Güney Ege’nin ulusal ve uluslararası ölçekte değer üretme kapasitesini artırmak amacıyla faaliyet göstermekte.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kuzey Kıbrıs’ta MICE turizmine güçlü tanıtım]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kuzey-kibrista-mice-turizmine-guclu-tanitim/</link>
        <description><![CDATA[MICE turizmi alanında yeni iş birliklerini geliştirmek ve destinasyonun potansiyelini Türkiye MICE acentelerine yerinde tanıtmak amacıyla; Dream of Cyprus, Dreamers ve I-MICE Derneği iş birliğiyle 9-12 Mart 2026 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs’ta özel bir “FAM Trip” organizasyonu gerçekleştirildi. Tanıtım gezisi kapsamında katılımcılara adanın tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri ve turizm altyapısı tanıtıldı. Program boyunca […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 16 Mar 2026 00:26:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[MICE turizmi alanında yeni iş birliklerini geliştirmek ve destinasyonun potansiyelini Türkiye MICE acentelerine yerinde tanıtmak amacıyla; Dream of Cyprus, Dreamers ve I-MICE Derneği iş birliğiyle 9-12 Mart 2026 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs’ta özel bir "FAM Trip" organizasyonu gerçekleştirildi. Tanıtım gezisi kapsamında katılımcılara adanın tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri ve turizm altyapısı tanıtıldı. 



Program boyunca acenteler yalnızca bilinen destinasyonları değil, aynı zamanda adada keşfedilebilecek farklı rotaları ve yakında hizmete girecek yeni turizm yatırımlarını da yerinde inceleme fırsatı buldu. Organizasyonun açılış toplantısı, Acapulco Resort Convention & Spa Hotel’de 80 MICE acentesinin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantıya, sektör temsilcileri ve turizm paydaşlarının yanı sıra önemli isimler de katıldı.







"MICE SEKTÖRÜNDEKİ İŞ BİRLİĞİNİ DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ"



Etkinlikte konuşan Dream of Cyprus adına Burak Taşkent, Kuzey Kıbrıs’ın güçlü konaklama altyapısı ve gelişen turizm yatırımlarıyla MICE organizasyonları için büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, acentelerle kurulan iş birliklerinin destinasyonun tanıtımında önemli bir rol oynadığını ifade etti. I-MICE Derneği Başkanı Işıl Özmen ise konuşmasında derneğin kuruluş süreci ve faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgi verdi. Aynı zamanda I-MICE Derneği'nin 10. yılını kutladıkları bu yıl, ilk FAM Trip organizasyonunu kurumsal üyeleri Dreamers ailesiyle birlikte yapıyor olmanın da haklı gururunu yaşadıklarını belirten Özmen, derneğin MICE sektöründe faaliyet gösteren profesyonelleri bir araya getirerek, sektörde iş birliğini daha da güçlendirmeye devam edeceklerini belirtti.







"MICE TURİZMİ KUZEY KIBRIS İÇİN STRATEJİK ÖNEME SAHİP"



KITSAB adına toplantıya katılan Asbaşkan Doğan Yalkı, konuşmasında Kuzey Kıbrıs turizminin gelişim süreci ve özellikle MICE turizminin destinasyon için taşıdığı stratejik öneme değindi. Acapulco Resort Convention & Spa Hotel Genel Müdürü Özer Özbilen de otelin son yıllarda gerçekleştirdiği yenilikçi yatırımlar hakkında bilgi verdi. Özellikle kongre ve büyük ölçekli organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek modern convention center altyapısına dikkat çeken Özbilen, tesisin sürekli yenilenen hizmet anlayışı ve geliştirdiği yeni projelerle Kuzey Kıbrıs’ın MICE turizminde önemli bir merkez olmayı sürdürdüğünü ifade etti.







YEBİ İŞ BİRLİKLERİNİN TEMELİ ATILDI



Toplantının KKTC turizmine ayrılan soru-cevap bölümünde, I-MICE Derneği İkinci Başkanı M. Ali Kanji’nin moderatörlüğünde Türkiye’den gelen MICE acentelerinin beklenti ve talepleri interaktif biçimde ele alınarak, son derece verimli geri bildirimler elde edildi. Gerçekleştirilen FAM Trip programı, Kuzey Kıbrıs’ın MICE turizmindeki güçlü potansiyelini Türkiye pazarına daha yakından tanıtma fırsatı sunarken, sektör profesyonelleri arasında yeni iş birliklerinin temellerinin atılmasına da katkı sağladı. Kurulan bu güçlü bağların, önümüzdeki dönemde adaya gerçekleştirilecek ulusal ve uluslararası organizasyonlara önemli bir ivme kazandırması bekleniyor.



Konuklar, tanıtım gezisi kapsamında kapalı Maraş bölgesini de gezerek incelemelerde bulundular.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizmde her kriz gerçekten fırsat mıdır?]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizmde-her-kriz-gercekten-firsat-midir/</link>
        <description><![CDATA[Turizmde her kriz gerçekten fırsat mıdır? Yoksa biz bazen, kendi eksiklerimizi konuşmamak için dışarıdaki gelişmelere gereğinden fazla mı anlam yüklüyoruz? Son günlerde buna benzer bir hava oluştu. Dubai ve çevresindeki gelişmeler üzerinden, bölgedeki jeopolitik gerilimin Türkiye’ye, özellikle de Bodrum gibi destinasyonlara talep kaydırabileceği yönünde yorumlar yapılıyor. Elbette turizmde güvenlik algısı önemlidir. Elbette bazı dönemlerde talep, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Mar 2026 23:31:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizmde her kriz gerçekten fırsat mıdır? Yoksa biz bazen, kendi eksiklerimizi konuşmamak için dışarıdaki gelişmelere gereğinden fazla mı anlam yüklüyoruz?



Son günlerde buna benzer bir hava oluştu. Dubai ve çevresindeki gelişmeler üzerinden, bölgedeki jeopolitik gerilimin Türkiye’ye, özellikle de Bodrum gibi destinasyonlara talep kaydırabileceği yönünde yorumlar yapılıyor. Elbette turizmde güvenlik algısı önemlidir. Elbette bazı dönemlerde talep, bir destinasyondan diğerine yön değiştirebilir. Ancak burada çok dikkatli olmak gerekir. 



Biz bu denklemi, pandemide en erken açılan destinasyon olarak gördük. Sürecin arz-talep, fiyat-fayda denkleminde sonuçlarını görüyoruz. Çünkü turizm, bir yerin sendelemesiyle diğer yerin otomatik olarak güçlendiği kadar basit bir denklem değildir.



Öncelikle meseleyi doğru okumak lazım. Hızlıca haberleri taradığımızda, Rusya cephesinden gelen bakış açısı gözümüze çarpıyor: "Türkiye artık uygun fiyatlı tatilin değişmez adresi olarak değil, giderek pahalılaşan bir destinasyon olarak görülüyor" şeklinde sesler yükseliyor. Turizmdays’te aktarılan Rus kaynaklı değerlendirmede, Orta Doğu’daki savaşın yarattığı belirsizlik, artan ulaşım maliyetleri, iç enflasyon, enerji ve işletme giderleriyle birleşince Türkiye paketlerinde ciddi fiyat baskısı oluştuğu belirtiliyor; hatta iki kişilik, bir haftalık paketlerin 200 bin rubleden başladığı ifade ediliyor. Yani birileri diyor ki; “Türkiye kazandı” değil, “Türkiye pahalılaştı.”



Avrupa tarafındaki ton ise daha serinkanlı. Bentour Reisen CEO’su Deniz Uğur, Türkiye’nin Akdeniz ve Ege kıyılarındaki popüler tatil bölgelerinde herhangi bir kısıtlama olmadığını, operasyonların normal şekilde sürdüğünü ve misafirlerin tatillerine sorunsuz devam ettiğini söylüyor. Ayrıca gelişmelerin yerel ortaklar ve resmi makamlarla 7/24 takip edildiğini vurguluyor. Bu önemli. Çünkü Avrupa pazarı refleksle değil; güven, istikrar ve operasyon kabiliyetiyle hareket eder. Ayrıca, UK online tatil satınalma platformu “On the Beach”, Ege bölgemizi pozitif duruma getiren açıklamalarda bulundu.



Fakat burada bir başka yanlışa düşmemek gerekiyor. Dubai’yi ve bölgedeki rakip ülkeleri, birkaç sıcak gelişme yüzünden zayıflayacak yapılar gibi görmek ciddi bir hata olur. Dubai, 2025’te 19,59 milyon uluslararası gecelemeli ziyaretçiye ulaştı; şehirde ortalama otel doluluğu yüzde 80’in üzerine çıktı. DXB ise 2025’te 95,2 milyon yolcu ağırladı ve 291 destinasyona 108 uluslararası havayoluyla bağlanan bir yapı olarak konumunu daha da güçlendirdi. Bu rakamlar bize şunu söylüyor: Karşımızda sadece iyi pazarlama yapan bir destinasyon değil; altyapısı, üstyapısı, hava bağlantısı ve küresel iletişim kabiliyeti son derece güçlü bir rekabet makinesi var.



O yüzden ben bu dönemi değerlendirirken şöyle düşünüyorum: Evet, bazı pazarlarda yön değişimi olabilir. Evet, Türkiye doğru anlatılırsa belirli bir avantaj elde edebilir; ancak bu tabloyu “Savaş bize yarar” gibi bir cümleyle açıklayamayız. Çünkü Bodrum’un, Ege’nin ve genel anlamda Türk turizminin yaşadığı hassasiyetin tamamı savaşla ilgili değil; hatta asıl mesele savaş değil.



Asıl mesele, bizim uzun süredir konuştuğumuz ama tam anlamıyla çözemediğimiz başlıklardır:




Fiyat-kalite dengesi.



Destinasyonun ortak bir akılla yönetilememesi.



Pazarlama dilindeki dağınıklık.



Sezonu 10-12 aya yayamamak.



Deneyim ekonomisini doğru okuyamamak.



Sosyal medyada oluşan pahalı algısına karşı güçlü bir karşı anlatı kuramamak.



Ve en önemlisi, Bodrum’un sadece tesisleriyle değil, bütüncül destinasyon kimliğiyle anlatılamaması.




Bugün turist sadece deniz-kum-güneş satın almıyor; deneyim satın alıyor, güven satın alıyor, kolay ulaşım satın alıyor, karşılığını aldığına inandığı bir kalite satın alıyor. Rakip destinasyonlar bu dili daha net kurduklarında sadece fiyatla değil, algıyla da öne geçiyorlar. Sen kendi hikâyeni zayıf anlatırsan, bir başkası senden daha pahalı olsa bile senden daha güçlü görünür.



Bu yüzden "Bodrum için artık yeni bir hikâye yazma zamanı" derken kastettiğimiz şey tam da budur. Yeni hikâye, pembe bir slogan değildir. Yeni hikâye; doğru ürün, doğru fiyat, doğru hedef pazar, doğru ulaşım, doğru iletişim ve doğru koordinasyon demektir.



Turizm huzur sever. Bunu unutmamak gerekir. İnsanlar savaşın olduğu coğrafyaya değil; kendini güvende hissettiği, belirsizlik yaşamadığı, deneyiminden memnun ayrılacağı destinasyonlara yönelir. Eğer biz Bodrum’u ve Türkiye’yi bu dil üzerinden anlatabilirsek, bu süreci en az hasarla geçmekle kalmayız, bazı alanlarda kazanç da sağlayabiliriz. Fakat bunu dışarıdaki krizlere bakarak değil, içerideki hazırlığımızı güçlendirerek yapabiliriz.



Gerçek şu ki; bir destinasyon, rakibinin problemiyle değil, kendi hazırlığıyla yükselir. Bodrum, Türk turizminin incilerinden biridir. Bunu hep söylüyoruz. Doğrudur da ama inci olmak yetmez, parlayabilmek gerekir. Parlamak için de sadece doğal güzellik, iyi oteller ya da yüksek fiyatlı işletmeler yetmez; güçlü bir altyapı gerekir, sağlam bir üstyapı gerekir, nitelikli hizmet ekosistemi gerekir, disiplinli pazarlama gerekir, kurumlar arası uyum gerekir. Ve hepsinden öte, meseleye ortak sorumluluk duygusuyla yaklaşmak gerekir.



Kısacası, 2026’yı sadece savaş ekseninde okumak eksik kalır. Yapılması gereken çok iş var ve bunları konuşuyor olmak bile sürece fayda sağlamıyor. Bu yıl bize neyin kaybettireceğini de neyin kazandıracağını da sadece dış gelişmeler belirlemeyecek. Asıl belirleyici olan; bizim ne kadar gerçekçi olduğumuz, ne kadar hızlı aksiyon aldığımız ve Bodrum’u, işletmelerimizi ve turizmi nasıl konumladığımız olacaktır.



Yapmamız gereken şey, krizde durumdan vazife çıkarmamak, rakibi küçümsememek, bahane üretmemek ve aynaya bakmaktan kaçmamak. Çünkü bazen en büyük risk dışarıdaki savaş değil, içerideki gecikmedir.



Yiğit GİRGİN]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TÜRSAB Asya, Kadıköy Belediyesi’ni ziyaret etti]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tursab-asya-kadikoy-belediyesini-ziyaret-etti/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’ın merkezi Kadıköy’de yer alan TÜRSAB Asya Bölge Temsil Kurulu, Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı’nı ziyaret etti. Bölge Temsil Kurulu Başkanı Murat Güleryüz ve Yönetim Kurulu Üyesi Şafak Türe ile birlikte gerçekleşen ziyaret sırasında, turizm sektörüne yönelik planlanan projeler hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Ziyaret sırasında Başkan Murat Güleryüz ve kültür […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Mar 2026 22:10:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)'ın merkezi Kadıköy'de yer alan TÜRSAB Asya Bölge Temsil Kurulu, Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı’nı ziyaret etti. Bölge Temsil Kurulu Başkanı Murat Güleryüz ve Yönetim Kurulu Üyesi Şafak Türe ile birlikte gerçekleşen ziyaret sırasında, turizm sektörüne yönelik planlanan projeler hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.



Ziyaret sırasında Başkan Murat Güleryüz ve kültür turizmi alanındaki uzmanlığı ile bilinen Şafak Türe, bölgenin turizm potansiyeline yönelik görüşlerini ilettiler. Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı ise Kadıköy’ün turizm vizyonuna katkı sağlayacak çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulunulmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, konuya ilişkin değerlendirme toplantılarına başlanacağını ifade etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yurt dışı turları, 2026 en popüler destinasyonlar ve tur önerileri]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yurt-disi-turlari-2026-en-populer-destinasyonlar-ve-tur-onerileri/</link>
        <description><![CDATA[Yeni bir yılı planlamanın en heyecan verici yollarından biri, farklı kültürleri keşfetmeye odaklanan uluslararası seyahat planlarıdır. Gezginler için organize tur programları ise en pratik seçeneklerdir çünkü uçuş, konaklama, rehberlik ve şehir içi geziler gibi birçok detayı tek program içinde sunar. Özellikle yurt dışı turları 2026 sezonu incelendiğinde Avrupa’dan Orta Asya’ya, Rusya’dan Kuzey Afrika’ya kadar uzanan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Mar 2026 15:51:58 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Yeni bir yılı planlamanın en heyecan verici yollarından biri, farklı kültürleri keşfetmeye odaklanan uluslararası seyahat planlarıdır. Gezginler için organize tur programları ise en pratik seçeneklerdir çünkü uçuş, konaklama, rehberlik ve şehir içi geziler gibi birçok detayı tek program içinde sunar. Özellikle yurt dışı turları 2026 sezonu incelendiğinde Avrupa’dan Orta Asya’ya, Rusya’dan Kuzey Afrika’ya kadar uzanan çok geniş bir rota çeşitliliği dikkat çeker. Aynı tur içerisinde birden fazla şehir görme imkanı sunan programlar sayesinde kısa sürede daha fazla destinasyon keşfetmek mümkündür. 



2026 tur programları; otobüsle yapılan yakın Avrupa turlarından, uçaklı uzun mesafe keşiflerine kadar farklı seyahat beklentilerine hitap eden alternatifler içerir. Balkan şehirleri, Benelüks rotaları, Rusya’nın tarihi başkentleri ve Orta Asya’nın kadim şehirleri 2026 yılının en çok araştırılan seyahat seçenekleri arasındadır.



Avrupa’nın En Çok Tercih Edilen Tur Rotaları



Avrupa kıtası, organize tur programlarının en yoğun olduğu bölgelerden biridir. Çok sayıda tarihi şehir, kısa mesafeli ulaşım ve zengin kültürel miras sayesinde Avrupa rotaları farklı ülkeleri tek bir programda keşfetme imkanı sunar. Bu nedenle Avrupa turları 2026 planlarında özellikle Batı Avrupa, Benelüks rotaları öne çıkar.



Tur programlarında sıkça yer alan şehirler arasında Paris, Amsterdam, Brüksel, Milano, Floransa, Roma gibi Avrupa’nın kültürel merkezleri bulunur. Her bir rota, 6 ila 8 gün süren programlar halinde planlanır. Benelux & Paris turları, Fransa ile Belçika, Hollanda’yı kapsar. Bazı programlar Alsace bölgesi ve İsviçre şehirlerini de rotaya ekleyerek seyahat kapsamını genişletir.



Avrupa turların en önemli avantajı, şehirler arası ulaşım ve rehberli gezilerin program dahilinde organize edilmesidir. Gezginler Louvre Müzesi, Eiffel Kulesi çevresi, Amsterdam kanalları veya Brüksel’in Grand Place meydanı gibi Avrupa’nın simge noktalarını kısa sürede ziyaret edebilir. Özellikle kültür veya mimari meraklıları için Avrupa tur programları çok katmanlı bir keşif fırsatı sunar.



Yakın Coğrafyada Popüler Balkan ve Yunanistan Turları



Kısa süreli yurt dışı seyahati planlayanlar için Balkan ile Yunanistan rotaları oldukça popülerdir. Otobüsle gerçekleştirilen ekonomik tur seçenekleri arasındadır. Ucuz yurt dışı tur arayanları cezbeden rotalar, hafta sonu veya kısa tatil dönemlerinde yoğun talep görür.



2026 sezonunda öne çıkan programlar arasında konumlanan Yunanistan turları, 7-8 gün düzenlenir. Ayrıca kısa süreli İskeçe-Xanthi turları da popülerdir. Genellikle 1 gece 2 gün şeklinde planlandığından, hafta sonu kaçamakları için idealdir.



Rusya ve Orta Asya’nın Tarih Dolu Tur Programları



Tarih veya kültür odaklı seyahat deneyimi arayanlar için Rusya ve Orta Asya rotaları oldukça dikkat çekicidir. Bölgelerde düzenlenen tur programları genellikle rehberli şehir gezileri ile kültürel keşiflere odaklanır. Popüler yurt dışı destinasyonlar arasında özellikle Moskova ve St. Petersburg şehirleri önemli bir yer tutar.



Moskova & St. Petersburg tur programları genellikle 5 gece 6 gün süren kapsamlı bir gezi planı içerir. Turlarda Kızıl Meydan, Kremlin Sarayı, Hermitage Müzesi gibi Rusya’nın en önemli tarihi yapıları ziyaret edilir.



Orta Asya rotaları ise farklı bir kültürel atmosfer sunar. Özbekistan tur programları, İpek Yolu’nun tarihi şehirlerini kapsayan gezilerle dikkat çeker. Semerkant, Taşkent, Buhara gibi şehirler İslam mimarisinin yanı sıra tarihi medreseleriyle öne çıkar.



Kuzey Afrika ve Egzotik Tur Rotaları



2026 tur programlarında, Afrika ile Orta Doğu rotaları da ilgi görür. Örneğin Sahra Çölü ve Tunus kültür rotasını içeren tur programları genellikle 5 gece 6 gün süren uçaklı geziler şeklinde planlanır. Çöl safari programları, tarihi Kartaca kalıntılarının yanı sıra Akdeniz kıyısındaki Tunus şehirlerini kapsayan çok yönlü bir seyahat deneyimi sunar.



Egzotik rotalar, doğa deneyimi sunmanın yanı sıra farklı kültürleri tanıma fırsatı da yaratır. Sahra Çölü, Arap mimarisi, geleneksel pazarlar ve yerel mutfak deneyimleri bu tür tur programlarının en dikkat çekici unsurları arasındadır. Klasik Avrupa turlarından farklı bir deneyim arayan gezginler için egzotik destinasyonlar giderek daha fazla tercih edilir.







Vizesiz Yurt Dışı Turları ile Kolay Seyahat Deneyimi



Vize prosedürleriyle uğraşmadan tatil keşfi yapmak isteyen gezginler için vizesiz yurt dışı turları önemli avantajlar sağlar. Balkanlar, Kuzey Afrika ve bazı Uzak Doğu ülkeleri Türk vatandaşlarına vize muafiyeti sunan rotalar arasında yer alır. Özellikle Karadağ, Sırbistan, Bosna Hersek, Arnavutluk gibi Balkan ülkeleri; tarih, kültür ve doğal güzellikleri aynı seyahatte deneyimleme imkanı verir.



Tunus gibi Akdeniz kültürü taşıyan destinasyonlar da vizesiz programlarda dikkat çeker. Pasaport dışında ek belge süreci olmadan, hızlı planlanan tatillerle farklı ülkeler keşfetmek mümkün hale gelir.



2026 Tur Programlarında Öne Çıkan Destinasyonlar: Rotalar, Deneyimler ve Seyahat Karakteri



2026 sezonunun tur programlarında her rotanın farklı bir seyahat karakteri sunduğu görülür. Yurt dışı turları içinde bazen Avrupa’nın klasik kültür şehirleri, bazen tropikal ada deneyimleri, bazen de tarih ve doğa odaklı keşif rotaları yer alır. Bu noktada bir turu doğru değerlendirmek için rotanın sunduğu deneyim tipine bakmak gerekir. Aşağıdaki yurt dışı tatil önerileri, seçimlerinizi yaparken kolaylık sağlayabilir:



Bali Turu ile Tropikal Kültür ve Doğa Keşfi



Endonezya’nın en popüler adası Bali, egzotik doğası, kültürel zenginliğiyle Uzak Doğu turları arasında en dikkat çekici rotalarından biridir. Pirinç terasları, Hindu tapınakları, okyanus kıyısındaki volkanik plajlar ise destinasyonun en belirgin özellikleridir. Bali tur programları genellikle Ubud, Tanah Lot Tapınağı, Nusa Dua gibi bölgeleri kapsayan şehir gezileri ile kültürel deneyimlerin birleştiği rotalar içerir. Tapınak mimarisi, geleneksel dans gösterileri, tropikal doğa yürüyüşleri ise turu klasik şehir gezilerinden farklı kılar.



Moskova Turlarıyla Rusya’nın Tarihini Keşfedin



Rusya’nın başkenti Moskova, mimari ihtişamı ve tarihi meydanlarıyla kültür turizminin önemli merkezlerinden biridir. Moskova tur programlarında Kızıl Meydan, Kremlin Sarayı, Aziz Vasil Katedrali gibi simgesel yapılar ziyaret edilir. Sovyet mimarisi, geniş bulvarlar ve tarihi metro istasyonları şehir gezilerinin en dikkat çekici bölümlerini oluşturur. Moskova rotası genellikle Rusya turlarının başlangıç noktası olarak planlanır.



Romantizm Arayanlara Benelux Paris Alsace Turları



Batı Avrupa’nın en popüler rotalarından biri olan Benelux Paris Alsace turları; Fransa, Belçika ve Hollanda’yı tek seyahatte keşfetme imkanı sunar. Paris’in romantik atmosferi, Amsterdam’ın kanallarla çevrili şehir dokusu, Brüksel’in tarihi meydanları ise rotanın temel duraklarıdır. Alsace bölgesi ise Fransa’nın masalsı köyleri, renkli yarı ahşap evleriyle Avrupa’nın en karakteristik bölgelerinden biri olarak bilinir.



Bir Haftaya Sığan Orta Avrupa Turu



Orta Avrupa rotaları genellikle Prag, Viyana, Budapeşte üçlüsü etrafında şekillenir. Gotik mimari, imparatorluk sarayları, Tuna Nehri manzarası ise rotanın en sevilenleridir. Prag’ın tarihi meydanları, Viyana’nın klasik müzik kültürü, Budapeşte’nin ise termal hamamları öne çıkarak Orta Avrupa turunun en dikkat çekici deneyimlerini oluşturur.



Elegant Sahra Çölü Tunus Turu



Kuzey Afrika rotalarının en dikkat çekici deneyimlerinden biri Sahra Çölü turudur. Tunus merkezli programlarda Kartaca kalıntıları, Sidi Bou Said kasabası ve çöl safari deneyimleri bir arada yaşanır. Sahra’da gün batımı, deve safarileri, Berberi köyleri de turun en ikonik deneyimleri arasındadır.



Rusya’nın Kültür Başkenti St. Petersburg Turu



St. Petersburg, Rusya’nın en zarif şehirlerinden biri olarak kabul edilir. Şehir planlaması, saray mimarisi, sanat müzeleri ile Avrupa etkisi taşıyan bir atmosfere sahiptir. Hermitage Müzesi, Neva Nehri üzerindeki köprüler, Çarlık sarayları ise şehrin en dikkat çekici noktalarıdır. Moskova ile birlikte planlanan Rusya turlarında bu şehir kültür ve sanat odaklı keşif deneyimini tamamlar.



Yunanistan Turu ile Parga ve Korfu Adası Keşfi



Akdeniz kültürünü deneyimlemek isteyen gezginler için Yunanistan rotaları oldukça popülerdir. Parga, renkli sahil evlerinin yanı sıra küçük limanı ile romantik bir sahil kasabası atmosferine sahiptir. Korfu Adası ise İyon Denizi’nin en karakteristik adalarından biridir. Venedik mimarisi, zeytin ağaçlarıyla kaplı tepeler, turkuaz koylar ise destinasyonu benzersiz kılar.



Hangi Tur Kime Uygun? Karar Vermeyi Kolaylaştıran Rehber



Tur RotasıSeyahat KarakteriEn Uygun Gezgin ProfiliBaliTropikal doğa, kültür ve egzotik deneyimUzak destinasyon keşfetmek isteyen gezginlerMoskovaTarih, mimari ve şehir keşfiKültür ve tarih meraklılarıBenelux – Paris – AlsaceAvrupa şehirleri ve romantik mimariİlk kez Avrupa turu yapacak gezginlerOrta AvrupaTarihi şehirler ve klasik Avrupa atmosferiMimari ve sanat meraklılarıSahra Çölü – TunusÇöl deneyimi ve Afrika kültürüMacera ve farklı coğrafyalar arayanlarSt. PetersburgSanat, saray mimarisi ve müzelerKültür turizmi seven gezginlerParga – KorfuAkdeniz sahil yaşamı ve ada keşfiDeniz ve doğa odaklı tatil arayanlar



JollyTur ile 2026 Yurt Dışı Tur Programlarında Fiyat ve Program Çeşitliliği



Uluslararası seyahat planlarken en çok merak edilen konulardan biri tur paketlerinin kapsamıdır. Yurt dışı tur fiyatları genellikle destinasyon, tur süresi, ulaşım yöntemi ve konaklama standardına göre değişiklik gösterir. JollyTur’un 2026 sezonunda sunduğu programlar incelendiğinde oldukça geniş fiyat aralığı dikkat çeker. Kısa süreli Balkan turları, daha uzun süreli Avrupa veya uzak destinasyon turları geniş kapsamlı programlar ve fiyatlar içerir. Tur paketlerinde genellikle şu hizmetler yer alır:




Gidiş – dönüş uçak veya otobüs ulaşımı



Otel konaklaması



Şehir içi transferler



Profesyonel rehberlik hizmeti



Bazı rotalarda panoramik şehir turları




Tur programlarının çeşitliliği sayesinde farklı seyahat beklentilerine hitap eden seçenekler ortaya çıkar. Kısa süreli şehir gezileri, çok ülkeli Avrupa rotaları veya kültürel keşif odaklı turlar gezginlerin tercihine göre planlanabilir. Bu geniş program yelpazesi, 2026 sezonunda yurt dışı seyahat planlayanlar için oldukça zengin bir seçenek dünyası sunar. Siz de JollyTur’un güvenli ödeme planları, taksit ve iade seçeneklerini inceleyerek yurt dışı tatil rotanızı erken rezervasyon avantajlarıyla oluşturabilirsiniz.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum’da bayram rezervasyonları yüzde 50’yi aştı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrumda-bayram-rezervasyonlari-yuzde-50yi-asti/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın turizm ilçelerinden Bodrum, Ramazan Bayramı nedeniyle turizm sezonunu erken açacak. Bodrum’da turizmciler, bayram hazırlıklarına başladı. Muğla’nın turizm cenneti Bodrum, bayram ve tatil hazırlıklarını tamamladı. Bodrum’da turizm sektörü temsilcileri; yaklaşan Ramazan Bayramı, okulların ara tatili ve Paskalya Bayramı’nın birleşmesiyle sezonun erken açılacağını açıkladı. Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Ömer Faruk Dengiz, bayram süresince 290’ın üzerinde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Mar 2026 15:16:38 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın turizm ilçelerinden Bodrum, Ramazan Bayramı nedeniyle turizm sezonunu erken açacak. Bodrum'da turizmciler, bayram hazırlıklarına başladı. 



Muğla’nın turizm cenneti Bodrum, bayram ve tatil hazırlıklarını tamamladı. Bodrum’da turizm sektörü temsilcileri; yaklaşan Ramazan Bayramı, okulların ara tatili ve Paskalya Bayramı’nın birleşmesiyle sezonun erken açılacağını açıkladı.



Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Ömer Faruk Dengiz, bayram süresince 290'ın üzerinde otelin hizmet vereceğini belirterek, "Şimdiden yüzde 50’nin üzerinde bir rezervasyon rakamına ulaşıldı” dedi. Hava sıcaklıklarının 20-25 derecelere ulaştığı ilçede işletmeler, sahilleri ve tesislerini misafirleri için hazırladı.







"SEZONA ERKEN GİRECEĞİZ"



Bayramda Bodrum'da 290’ının üzerinde otelin açık olacağını aktaran Dengiz; "İyi bir izlenim yakalıyoruz. Sezona erken gireceğimiz gibi rezervasyon almaya devam ediyoruz. Bizim için bu moral olacaktır. Genele baktığımız zaman, şimdiden yüzde 50’nin üzerinde bir rezervasyon rakamına ulaşıldı. Bunun yanı sıra eğlence noktalarında konserler ve canlı müzikler olacak. Eğlence mekanlarında da doluluklar var. Kış aylarında 2 senedir, haftada 2 gün İngiltere ve İrlanda’dan direkt uçuşlar vardı. Paskalya tatilini değerlendirmek isteyen İngilizler ve İrlandalılar buraya gelecek. Bodrum'da yazlık sahibi olanlar da bu bayramda da burada tatil yapacak” diye konuştu.




Ömer Faruk Dengiz



Alişir Şahin




"FİYATLAR 1.000 LİRADAN BAŞLIYOR"



Bodrum Otelciler Derneği Başkan Yardımcısı Alişir Şahin ise Bodrum'da bayramda güzel bir havanın tatilcileri beklediğini söyledi. Şahin, her bütçeye uygun tatil fırsatı olduğunu kaydederek; "Tatil anlamında 'Ege havası alayım' derseniz, Bodrum yıllardır iç pazarda çok sevilen bir destinasyon. Fiyat anlamında makul rakamlara hizmet veren otellerimiz var. Otellerimizde fiyatlar, verilen hizmete göre kişi başı günlük 1.000 liradan başlıyor, 6 bin liraya kadar çıkabiliyor. Bayramda yazlıkçıların da ilçeye geleceğini öngörüyoruz. Bodrum'da bayram sonrasında da hareketlilik sürer. 1-30 Nisan tarihleri arasında otellerin çoğu açılmış olacak. Mart, nisan ve mayıs ayları düşük sezon oluyor” değerlendirmesinde bulundu.







"YENİ AÇILACAK OLAN İŞLETMELER VAR"



Turizmci Zeynel Kılıç da "Bodrum sezona hazırlanıyor. Ramazan'da birçok işletmemiz açık. 12 ay açık olan işletmelerimizin faaliyetleri devam ediyor. Yeni açılacak olan işletmeler var. Hava durumu çok iyi. Yaz bu sene erken geldi. Bayram yaz sezonuna denk gelmiyor ama şu anki hava durumu yazı aratmayacak şekilde. Sahili bayrama hazırlıyoruz, bayramda tamamen açılmış olacak. Bodrum'a herkesi bekliyoruz" ifadelerini kullandı.




Zeynel Kılıç



Eray Yaşyerli




"HAVA SICAKLIĞI 25 DERECEYE KADAR ÇIKIYOR"



"Bayram tatilinde Bodrum’da hareketlilik başlayacak ve biz otellerimizi hazırlıyoruz. Okulların tatil olması ile birlikte bayram tatili de birleşecek. 1 haftalık tatilimiz olacak. Bu fırsatı değerlendirebileceklerini düşünüyorum" diyen turizmci Eray Yaşyerli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada hava çok güzel. Hava sıcaklığı 25 dereceye kadar çıkıyor. İnsanlar denize giriyor. Herkes kar, kış tatili yaparken Bodrum’da yaz havasını deneyimleyebilirsiniz. Paskalya Bayramı ile birlikte yabancı misafirlerimize hizmetlerimiz başlayacak, yabancı operasyonlarımız başlayacak. Bayram tatili bir ön hazırlık olacak ve bununla beraber sezona güzel girmeyi planlıyoruz.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yaren Leylek bu kez eşiyle görüntülendi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yaren-leylek-bu-kez-esiyle-goruntulendi/</link>
        <description><![CDATA[Bursa’nın Karacabey ilçesinde balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu dostluk hikayesiyle tanınan Yaren Leylek, bu kez “Nazlı” adlı eşiyle birlikte görüntülendi. Eskikaraağaç Leylek Köyü’nde yaşayan Adem Yılmaz’ın evinin bahçesinde vakit geçiren Yaren Leylek ve eşi, güzel görüntüler oluşturdu. Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nın Türkiye’deki tek temsilcisi olan Bursa ilimizin Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Leylek Köyü’nün adını dünyaya […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Mar 2026 15:16:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bursa’nın Karacabey ilçesinde balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu dostluk hikayesiyle tanınan Yaren Leylek, bu kez "Nazlı" adlı eşiyle birlikte görüntülendi. Eskikaraağaç Leylek Köyü’nde yaşayan Adem Yılmaz’ın evinin bahçesinde vakit geçiren Yaren Leylek ve eşi, güzel görüntüler oluşturdu.



Avrupa Leylek Köyleri Ağı'nın Türkiye’deki tek temsilcisi olan Bursa ilimizin Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Leylek Köyü'nün adını dünyaya duyuran çok güzel bir dostluk hikayesi bu. “Bu hikayeye hep birlikte tanıklık ediyoruz” diyen Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı'nın Yaren Leylek ile ilgili şu sözleri, aynı zamanda ihtiyacımız olan samimiyetin de bir öz eleştirisi:



MASALSI HİKÂYENİN BAŞ AKTÖRÜ YAREN LEYLEK



"Samimi halleriyle gönüllerde taht kuran ve dostluğun tür tanımadığını insanlığa yeniden gösteren Adem Amca ile Yaren Leylek’in masalsı hikayesi, tüm güzelliğiyle yaşanmaya devam ediyor. Yaren Leylek, 12 yıldır mahallemizin maskotu oldu. Herkes onu çok sevdi. Bu yıl göç dönemiyle birlikte eşini de beraberinde getirerek, hikâyeye yepyeni bir karakter kattı.







7 GÜN 24 SAAT CANLI TAKİP



Belediyemizin de katkıları ile leylek köyümüz Eskikarağaç, özellikle son yıllarda sosyal ve kültürel faaliyetler açısından turizmden hak ettiği payı almaya başlarken, bizler hem doğadaki zorlukları göstermek hem de insanlara evlerinde bir nebze de olsa farklı aktivite sunmak adına Yaren Leylek’in yuvasına yakın bir konuma kamera koyduk. Sizlerden gelen yoğun talep doğrultusunda Yaren Leylek ve ailesine hiçbir şekilde müdahale etmeden gerçekleştirdiğimiz bu çalışma ile adeta La Fontaine masalını andıran hikayemizin baş aktörünü, özel hazırladığımız www.yarenleylek.com sitesi üzerinden, 7 gün 24 saat canlı olarak takip edebileceksiniz.







BİTMEDİ!



Ayrıca, kamerayla Yaren Leylek ve ailesini izleme imkânı bulurken, ses kaydı da yapabilen cihaz sayesinde gündüz köyümüzdeki kuş cıvıltıları ile gece de cırcır böceklerinin ötüşüyle, leylek köyümüzde huzur verici anlara anbean tanık olabileceksiniz. Herkese keyifli izlemeler diliyorum."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Balıkesirliler BABİAD iftarında buluştu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/balikesirliler-babiad-iftarinda-bulustu/</link>
        <description><![CDATA[Balıkesirliler, Ramazan ayının manevi atmosferinde BABİAD (Balıkesirli Bürokrat ve İşadamları Derneği) tarafından düzenlenen iftar programında Kasr-ı Lena Salonu’nda bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleşen buluşmada tasavvuf müziği eşliğinde sahne alan semazenler, davetlilere huzur dolu anlar yaşattı. İftar programına Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, BABİAD Başkanı Deniz Dinçer, Balıkesirliler Dernekleri Federasyonu Kurucu ve Onursal Başkanı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 12 Mar 2026 20:23:03 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Balıkesirliler, Ramazan ayının manevi atmosferinde BABİAD (Balıkesirli Bürokrat ve İşadamları Derneği) tarafından düzenlenen iftar programında Kasr-ı Lena Salonu'nda bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleşen buluşmada tasavvuf müziği eşliğinde sahne alan semazenler, davetlilere huzur dolu anlar yaşattı. 



İftar programına Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, BABİAD Başkanı Deniz Dinçer, Balıkesirliler Dernekleri Federasyonu Kurucu ve Onursal Başkanı Mehmet Çalışkan ile ASİAD Başkanı Yücel Yalçınkaya da katılarak hemşehrileriyle aynı sofrayı paylaştı. Samimi bir ortamda gerçekleşen organizasyon, birlik ve dayanışma duygularını pekiştirdi.







Kadınlar Günü Unutulmadı



Özenle hazırlanan iftar sofrasının lezzetli ve mütevazi oluşu dikkat çekerken, ikramlarda özellikle israftan kaçınılmasına hassasiyet gösterilmesi memnuniyetle karşılandı. Programda konuşan BABİAD Başkanı Deniz Dinçer, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna vurgu yaparak, Balıkesirlileri bir araya getirmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Belediye Başkanı Ahmet Akın ise konuşmasında Balıkesir’in tarihsel önemine değinerek, kentin Kuvayı Milliye ruhunun simge şehirlerinden biri olduğunu hatırlattı. Akın ayrıca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, kadınların toplumsal hayattaki önemine dikkat çekti. Emekçi kadınların el emeği ürünlerinin satışının gerçekleştirileceği yeni bir merkezi hayata geçirdiklerinin müjdesini veren Başkan Ahmet Akın, 2027 yılında düzenlenecek iftar programı için İstanbul’da yaşayan Balıkesirlileri memleketlerine davet etti.







Konuklar Mutlu Ayrıldı



Program sırasında konuklara Balıkesir’e özgü kolonya hediye edilirken, kadın misafirlere ise pembe çiçek formunda mumlar takdim edildi. Ramazan’ın manevi iklimini birlikte yaşamanın mutluluğunu paylaşan Balıkesirliler, hemşehrileriyle aynı sofrada buluşmanın verdiği huzurla programdan ayrılırken seneye yine iftar sofrasında buluşmak üzere sözleştiler.



Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın...



BABİAD Başkanı Deniz Dinçer...]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Doğu’nun sessiz hazinesi: Kars ve Ardahan]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kars-ve-ardahan-kis-turizminin-ugrak-noktasi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin en doğusunda yer alan serhat şehirlerinden Kars ve Ardahan; tarihi dokusu, kültürel zenginlikleri ve doğal güzellikleriyle kış aylarında ilgi çekiyor. Buz tutan Çıldır Gölü’nden Sarıkamış’ın kristal karına, İpek Yolu’nun asırlık mirası Ani Ören Yeri’nden ihtişamlı kale ve müzelerine, Anadolu’nun Kafkasya’ya açılan kapısı Kars ve Ardahan, her mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor. Tarihin birçok döneminden izler taşıyan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 12 Mar 2026 20:07:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin en doğusunda yer alan serhat şehirlerinden Kars ve Ardahan; tarihi dokusu, kültürel zenginlikleri ve doğal güzellikleriyle kış aylarında ilgi çekiyor. 



Buz tutan Çıldır Gölü'nden Sarıkamış'ın kristal karına, İpek Yolu'nun asırlık mirası Ani Ören Yeri'nden ihtişamlı kale ve müzelerine, Anadolu'nun Kafkasya'ya açılan kapısı Kars ve Ardahan, her mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor. Tarihin birçok döneminden izler taşıyan bölgede; Ani Ören Yeri, Sarıkamış Kayak Merkezi, Kars Kalesi, Kars Peynir Müzesi, Çıldır Gölü, Ardahan Kalesi, Kafkas Arı Müzesi ve Ardahan Kongre Binası gibi alanlar dikkatleri çekiyor.



TÜRKLERİN ANADOLU'DAKİ HAFIZASI: ANİ ÖREN YERİ



Türkiye-Ermenistan sınırını çizen Arpaçay Nehri'nin kenarında yer alan ve "Dünya Kenti", "Medeniyetler Beşiği" ve "40 Kapılı Şehir" isimleriyle anılan Ani Ören Yeri, asırlara meydan okuyan görkemli yapılarıyla tarih ve kültür meraklılarını konuk ediyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan antik kent, özellikle kış aylarında büründüğü beyaz örtüyle görsel bir şölen sunuyor. Tarih boyunca İpek Yolu üzerinde önemli bir ticaret ve konaklama merkezi olan Ani, 961-1045 yıllarında Bagratuni Hanedanlığı'na başkentlik yaparken Bizans, Büyük Selçuklu, Gürcü ve Osmanlı İmparatorluğu gibi onlarca farklı medeniyete ev sahipliği yaptı. Çok kültürlü geçmişin izlerini taşıyan antik kentte, Anadolu'daki ilk Türk camisi Ebul Hasan Menuçehr Camisi, Türklerin iki fetih camisinden biri olan Fethiye Camisi, Türklerin Anadolu'da inşa ettiği ilk hamam, Surp Kirkor Kilisesi ve Büyük Selçuklu motifleriyle süslü surlar, ziyaretçileri eşsiz bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde yürütülen kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmalarıyla her geçen gün yeni bir tarihi detayın gün yüzüne çıkarıldığı Ani, sadece geçmişi değil, kültürel hafızayı da canlı tutan bir miras olarak ön planda duruyor.







KAFKAS CEPHESİ'NİN ŞEHİTLERİ SARIKAMIŞ ŞEHİTLİĞİ'NDE ANILIYOR



Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'nde dondurucu soğuğa ve kara kışa karşı amansız bir mücadele verirken şehit düşen binlerce Mehmetçik'in hatırasını yaşatan Sarıkamış Şehitliği, her yıl Türkiye'nin dört bir yanından ziyaretçileri duygu dolu bir atmosferde ağırlıyor. Allahuekber Dağları'nın eteklerinde, asırlık sarıçam ormanlarının arasında yer alan bu manevi durak, vatan savunmasının destansı ve hüzünlü sayfalarından birini geleceğe taşıyor. 1915'te, sıfırın altında 40 dereceyi bulan zorlu hava şartlarında donarak can veren kahraman askerlerin anısına inşa edilen anıtlar, tarihi gerçeğin ağırlığını gözler önüne seriyor. Her yıl ocak ayının ilk haftası düzenlenen "Türkiye Şehitleriyle Yürüyor" anma etkinlikleri kapsamında, on binlerce vatandaş dev Türk bayraklarıyla ecdadının izinden yürüyerek dualar okuyor. Şehitlik, sadece Kars'ın değil, tüm Türkiye'nin ortak hafızasında bir onur anıtı olarak titizlikle korunuyor.



DÜNYADA SADECE ALPLER'DE VE SARIKAMIŞ'TA GÖRÜLEN "KRİSTAL KAR"



Türkiye'nin önemli kış turizm merkezlerinden biri olan Sarıkamış Kayak Merkezi, dünyada sadece Alpler'de ve bu bölgede görülen "kristal kar" özelliğiyle kış sporu tutkunlarının ilgi odağı oluyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin 634 metre yükseklikteki Cıbıltepe'de yer alan merkez, sezon boyunca buzlanmayan ve ilk günkü kalitesini koruyan eşsiz kar yapısıyla yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çekiyor. Bölgenin en büyük doğal zenginliği olan asırlık sarıçam ormanları, kayak pistlerini şiddetli rüzgardan koruyarak sporculara konforlu bir deneyim sunarken çığ riskini de tamamen ortadan kaldırıyor. Çam ağaçlarının arasında adeta rüzgarsız bir ortamda süzülme imkanı bulan kayak ve snowboard tutkunları, toplam uzunluğu 30 kilometreyi aşan, farklı zorluk derecelerindeki pistlerde sürüşün keyfini çıkarıyor.







DONMUŞ ÇILDIR GÖLÜ'NDE ATLI KIZAK DENEYİMİ



Kars ve Ardahan sınırları kesişiminde yer alan, 1959 rakımlı tektonik oluşumlu tatlı su gölü Çıldır, kış aylarında büründüğü beyaz örtüyle ilgi görüyor. Doğu Anadolu'nun en büyük ikinci gölü olan ve soğukların etkisiyle yüzeyi tamamen buz tutan gölde, geleneksel atlı kızak seferleri kış turizminin de gözdesi. Buz kalınlığının yer yer yarım metreyi aştığı zeminde, atların nal ve çan sesleri eşliğinde yolculuk yapılıyor.



SINIR BOYLARININ MUHAFIZLARI KARS VE ARDAHAN KALELERİ



Doğu Anadolu Bölgesi'nin sınır boylarında asırlardır birer muhafız gibi yükselen tarihi Kars ve Ardahan kaleleri, köklü geçmişleri ve ihtişamlı mimarileriyle bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin en gözde ziyaret durakları arasında yer alıyor. Yüzyıllar boyunca pek çok medeniyete ve çetin savaşlara tanıklık eden bu iki anıtsal yapı, günümüzde kentlerin kültürel hafızasını yaşatıyor. Şehre hakim bazalt kayalık bir tepe üzerinde yer alan ve 12. yüzyılda Saltuklular döneminde inşa edilip Osmanlı Padişahı III. Murad zamanında kapsamlı bir onarımla bugünkü görünümüne kavuşan Kars Kalesi, "Merkez Kale" veya "İç Kale" olarak da biliniyor. Kura Nehri'nin kıyısında, ovaya hakim stratejik bir noktada konumlanan Ardahan Kalesi ise 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle inşa edilen ve klasik Osmanlı kale mimarisinin en sağlam örneklerinden birini temsil ediyor.







PEYNİR MÜZESİ KARS PEYNİRİNİN YOLCULUĞUNU ANLATIYOR



Türkiye'nin peynir üretiminde öncü şehirlerinden Kars'ta, atıl durumdaki tarihi Süvari Tabyası'nın restore edilmesiyle hayata geçirilen Kars Peynir Müzesi, bölgenin köklü gastronomi kültürü ve tarihi mirasının kapılarını açıyor. Süt ve süt ürünlerinin asırlık serüvenini modern müzecilik anlayışıyla sunan mekanda, sütün peynire dönüşüm hikayesi adım adım anlatılıyor. Müzede, coğrafi işaretli Kars kaşarı ve Kars gravyerinin geleneksel yapım aşamaları, yöreye özgü endemik bitki türleri ile bölgenin süt verimi yüksek büyükbaş hayvan ırkları, interaktif panolar ve aslına uygun balmumu canlandırmaları yer alıyor.



ARI MÜZESİ'NDE KAFKAS ARISI TANITILIYOR



Ardahan'daki "Kafkas Arı Müzesi", dil uzunluğu ve soğuğa dayanıklılığı açısından Türkiye'de tek, dünyada ise en önemli 4 ırktan biri olan Kafkas arısının çok yönlü tanıtılması ve korunması için faaliyet gösteriyor. Kafkas Arısı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi Müdürlüğü koordinasyonunda, Serhat Kalkınma Ajansının desteğiyle Valilik, İl Özel İdaresi, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü işbirliğinde yürütülen projeyle Kafkas arısının çok yönlü tanıtılması ve korunması amaçlanıyor. Müzede, arı sesi eşliğinde arılar hakkında video izleme şansı bulunurken, Kafkas arısının çalışması, ürettiği bal ve ürünlerinin yanı sıra arıcılıkta kullanılan malzemelerle ilgili ayrıntılı bilgi veriliyor. Ziyaretçiler, yılın her mevsiminde canlı arıyı görme ve izleme imkanının sunulduğu müzede, sanal gerçeklikle de arının kovan içindeki yaşamı gözlemleniyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sabiha Gökçen, Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sabiha-gokcen-avrupanin-en-hizli-buyuyen-havalimani/</link>
        <description><![CDATA[Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, Avrupa Uluslararası Havalimanları Konseyi’nin Ocak 2026 Havalimanı Trafik Raporu’na göre, büyük havalimanları arasında en hızlı büyüyen havalimanı oldu. Raporda, yıllık 40 milyonun üzerinde yolcu kapasitesine sahip havalimanlarının yer aldığı majör kategoride Sabiha Gökçen, yüzde 14,3’lük yolcu artışıyla Avrupa’da ilk sırada yer aldı. Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ tarafından yapılan açıklamada, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 10 Mar 2026 01:22:24 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, Avrupa Uluslararası Havalimanları Konseyi'nin Ocak 2026 Havalimanı Trafik Raporu’na göre, büyük havalimanları arasında en hızlı büyüyen havalimanı oldu.



Raporda, yıllık 40 milyonun üzerinde yolcu kapasitesine sahip havalimanlarının yer aldığı majör kategoride Sabiha Gökçen, yüzde 14,3’lük yolcu artışıyla Avrupa’da ilk sırada yer aldı. Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ tarafından yapılan açıklamada, havalimanının Avrupa’daki havalimanları arasında büyüme performansıyla öne çıkmaya devam ettiği belirtildi.







AVRUPA GENELİNDE YOLCU SAYISI ARTIYOR



ACI Europe’un yayımladığı rapora göre, Avrupa genelinde havalimanlarındaki yolcu trafiği, Ocak 2026’da bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,6 arttı. Avrupa Birliği dışındaki ülkelerde ise büyüme daha güçlü seyretti ve yolcu sayısındaki artış yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. Türkiye’deki havalimanları da aynı dönemde Avrupa ortalamasının üzerinde bir performans sergiledi. Yolcu sayısındaki artış yüzde 9,4’e ulaştı.







BÜYÜK HAVALİMANLARI ARASINDA EN GÜÇLÜ BÜYÜME



Raporda yer alan majör kategori sıralamasında İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, yüzde 14,3’lük yolcu artışıyla Avrupa’daki büyük havalimanları arasında en yüksek büyüme oranına ulaştı. Aynı kategoride Frankfurt Havalimanı, yüzde 4,9 yolcu artışıyla ikinci sırada yer aldı. Münih Havalimanı, yüzde 3,9’luk büyümeyle üçüncü, Madrid Barajas Havalimanı ise yüzde 3,5’lik artışla dördüncü sırada yer aldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ITB Berlin 2026: Altmış yıl, altmış kat ağırlık]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/itb-berlin-2026-altmis-yil-altmis-kat-agirlik/</link>
        <description><![CDATA[Berlin’den yeni döndüm. Bavulum henüz tam açılmadı, ama kafam hâlâ orada; Messe Berlin’in koridorlarında, basın toplantısının kalabalığında, 160’tan fazla ülkeden insanın aynı anda hem iş yaptığı hem de geleceği tartıştığı o tuhaf ve büyülü atmosferde. Her yıl ITB’ye geliyorum, fakat bu yılki yolculuk farklıydı; hem fuarın doğasında bir farklılık vardı hem de dışarıdaki dünyada… ITB […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 07 Mar 2026 13:47:41 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Berlin'den yeni döndüm. Bavulum henüz tam açılmadı, ama kafam hâlâ orada; Messe Berlin'in koridorlarında, basın toplantısının kalabalığında, 160'tan fazla ülkeden insanın aynı anda hem iş yaptığı hem de geleceği tartıştığı o tuhaf ve büyülü atmosferde. Her yıl ITB'ye geliyorum, fakat bu yılki yolculuk farklıydı; hem fuarın doğasında bir farklılık vardı hem de dışarıdaki dünyada...



ITB Berlin, bu yıl 60. yaşını kutladı. Ve bunu söylerken "kutladı" kelimesini biraz temkinli kullanıyorum; çünkü orada gösterişli bir kutlama değil, ağır bir hesaplaşma vardı. Turizmin nereye gittiğinin, dünyayla nasıl bir ilişki kurduğunun, büyümenin bir bedeli olup olmadığının hesabı. Bu yüzden bu yılın teması "Leading Tourism into Balance" (Turizmi Dengeye Taşımak) tesadüfen seçilmemiş. Her şey bu cümlenin etrafında döndü.



Açılış basın toplantısındaydım. Salona girdiğinizde büyük "60" logosu sizi karşılıyor, ancak salonun havasında beklediğiniz kutlama enerjisi yoktu. Messe Berlin CEO'su Dr. Mario Tobias kürsüye çıktığında söylediklerini dinlerken anladım ki bu yıl bayram konuşması değil, gerçekçi bir durum tespiti yapılıyor. "60 yıldır uluslararası turizm sektörünün buluşma noktasıyız. Ortaklıkların kurulduğu, sözleşmelerin müzakere edildiği, stratejik ittifakların oluşturulduğu yer" dedi. Doğru. Ama o cümleyi duyarken ben Orta Doğu'daki savaşı düşünüyordum.







Nitekim ITB, o sabah basın açıklamasına bir paragraf koymuştu; uluslararası ortaklar ve fuarcılarla sürekli temasta olduklarını, gelişmeleri yakından izlediklerini yazmışlardı. Bir turizm fuarının jeopolitik gelişmeleri artık dipnot olarak değil, ana gündem maddesi olarak ele alması -bu başlı başına anlamlı bir değişim- küresel çalkantıların turizmi ne kadar derinden etkilediğini, sektörün artık bunu perdelemek yerine açıkça konuştuğunu gösteriyor.



Açılışta söz alan Phocuswright'tan Mitra Sorrells de bunu teyit etti. Pazar verilerini sunarken, küresel seyahat büyümesinin yüzde dört olduğunu söyledi. İyimser bir rakam. Fakat hemen ardından bölgesel farklılıkları masaya koydu. Kuzey Amerika hafif düşüşte, Avrupa ortalamada, Asya mütevazı bir artışta. Bomba ise şuydu: Güney Amerika, yüzde 11 büyümüş. Salonda dikkat çekici bir sessizlik oluştu. Bu tabloyu okuyan herkes aynı şeyi fark etti: Dengeler kayıyor. Güney yarım küre, artık turizm coğrafyasında ağırlığını ciddi biçimde artırıyor. Ve bu, birçok Türk operatör için henüz gereği kadar anlaşılmış bir gerçek değil.







Bu yılın ev sahibi ülkesi Angola'ydı. "Visit Angola – The Rhythm of Life" sloganıyla 21. holde boy gösteren Angola, Afrika'dan bu görevi üstlenen yalnızca üçüncü ülkeydi. Kizomba atölyeleri, B2B hız tanışmaları, kültürel sunumlar, turizm bakanının bizzat sahne alması… Çoğu insan, bunu "Afrika'nın yeni fırsatları" bağlamında değerlendirdi ve geçti. Ama ben farklı düşünüyorum.



Angola'nın ITB sahnesinde bu kadar özgüvenli ve coşkulu durması, başlı başına bir mesaj. Turizm artık sadece "güzel manzara" satmıyor, kimlik satıyor. Kendi hikâyesini kendi sesinden anlatmak istiyor. Ve bence bu, fuarın en insani anlarından biriydi - büyük bütçeli dev stantların gölgesinde, küçük ama gözü pek bir Afrika ülkesinin dünyaya seslenmesi.







Neredeyse 6.000 katılımcı, 160'tan fazla ülke... Bu rakamlar büyük, fakat benim için en çarpıcı detay başkaydı. Alıcılar Çevresi (ITB Buyers Circle), bu yıl 63 ülkeden üst düzey karar alıcıları bir araya getirdi. Ve bunların yüzde 43'ü, ITB'ye ilk kez katılıyordu. Yani fuar büyümekle kalmıyor; her yıl yeni bir kesimi içine çekiyor, her yıl kendini yeniden meşrulaştırıyor. Bu kolay değil. Ama dahası var: Bu yıl Türkiye, en büyük katılımcılar arasında yer aldı - Tayland, Mısır ve İtalya ile birlikte. Bu listeye girmiş olmak, Türk turizminin uluslararası arenada ne kadar güçlü bir marka değeri taşıdığını bir kez daha kanıtlıyor.



Kongrenin en merak uyandıran ismi, eski Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'dı. "Jeopolitik Dönüşümler ve Yeni Dünya Düzeni" başlığıyla konuştu. Bir turizm fuarında bu başlığın yer alması, üç yıl önce belki tuhaf karşılanırdı. Artık karşılanmıyor, çünkü turizm artık doğrudan jeopolitiğin içinde.







Fischer, çoklu kriz çağını - polycrisis kavramını - ve bunun seyahat davranışları üzerindeki etkilerini masaya yatırdı. Siyasi istikrar ile seyahat talebi arasındaki ilişkiyi anlattı. Duyarken şunu düşündüm: Biz bu ilişkiyi Türkiye olarak çok iyi biliyoruz. Her siyasi sarsıntının turizm gelirlerine nasıl yansıdığını, her bölgesel gerilimin rezervasyonlara nasıl döküldüğünü bizzat yaşayarak öğrendik. Fischer'ın soyut dille anlattıkları bizim için çok somut gerçekler.



Teknoloji, fuarın belki de en kalabalık kanadıydı. Altı büyük holü aşkın bir alanda Travel Technology, yapay zekayı artık "Gelecekte kullanacağız" diye değil, "Bugün kullanıyoruz ve işte sonuçları" diye sunuyordu. Otel yönetim sistemleri, misafir iletişim otomasyonu, çok dilli yapay zeka destekli sesli gezi rehberleri, iklim korumayı seyahat ürünleriyle entegre eden platformlar, talep tahminleri üzerine kurulu otel pazarlama sistemleri… Bunların hepsini aynı anda görmek biraz bunaltıcı.







Airbnb'nin kurucu ortağı Nathan Blecharczyk, "Doğaya Bahset" başlığıyla konuştu ve kısa süreli kiralamaların doğa turizmiyle nasıl eklemleneceğini anlattı. Google'dan Dr. Stefan Ebener, yapay zekanın artık ajan modellerine - Agentic AI'a - nasıl evrildiğini ve turizm sağlayıcılarının bu ortamda nasıl rekabetçi kalabileceğini açıkladı. Bu konuşmayı dinlerken aklıma şu soru takıldı: Küçük, butik operatörler bu hıza nasıl yetişecek? ITB Innovators kategorisinde sahnede boy gösteren startup'lar, umut verici bir cevap sunuyordu. Geleceği büyük markaların değil, hızlı düşünenlerin şekillendireceğini bir kez daha hissettim.



Ama yapay zekanın gerçekten "turizmi kurtarıp kurtaramayacağını" soran da vardı sahnede: Dr. Frauke Fischer, yapay zekanın doğa turizmi ve sürdürülebilirlik üzerindeki potansiyelini ve sınırlarını dürüstçe masaya koydu. Bu dürüstlüğü takdirle karşıladım. Teknoloji fuarlarında genellikle her şeyin mükemmel olduğu söylenir; kısıtlılıkları ve riskleri konuşmak ayrı bir cesaret istiyor.







Fuarın gürültüsünden geri çekilip rakamları soğukkanlılıkla okuduğunuzda, ilginç bir tablo çıkıyor ortaya. IPK International verilerine göre; 2025'te iş seyahati yüzde altı, MICE yüzde sekiz büyümüş. Bu, tatil seyahatinin çok üzerinde. Yani insanlar gezerken şirketler hâlâ buluşuyor, toplantı yapıyor, etkinlik düzenliyor. MICE segmenti pandeminin yaralarını sadece sarıp sarmadı, aksine fırsat olarak kullandı.



Bunu ITB'nin 7. holündeki MICE & Business Travel alanında gözlemliyebiliyordunuz. Kartvizit değiş tokuşunun değil, gerçek müzakerelerin döndüğü, ciddi bütçelerin konuşulduğu bir alan. Bu segmentin büyümesi, bizim gibi kültür ve deneyim odaklı operatörler için de ayrı bir anlam taşıyor. Kurumsal gruplar artık konferans odalarının ötesinde, anlam katmanı olan güzergahlar arıyor.







Fuarı gezerken 60. yıl anı köşelerini de gördüm. Bir VW Bus'ın önünde fotoğraf çektiren insanlar, DeLorean arabası ile zamanı aşma fantezisi, "60 Yılın Öne Çıkanları" enstalasyonları, "Destination Europe: A Journey in Posters" sergisi… Bunlar bana biraz nostalji satışı gibi geldi açıkçası. Tarihine saygı duymak güzel; ama asıl mesele 1966'yı kutlamak değil, 2036'ya nasıl hazırlandığınızı ortaya koymaktır.



Neyse ki bunun cevabını da fuar verdi. "ITB Global Travel Collection" adıyla 60. yıla özel hazırlanan yeni yayın ilk kez tanıtıldı - sektör dönüm noktaları, önemli isimlerin portreleri ve trend analizlerini bir araya getiren bir koleksiyon. Ve bir ilk daha: "ITB Americas Night", Kasım 2026'da Meksika'nın Guadalajara kentinde düzenlenecek yeni ITB Americas fuarının habercisi olarak tanıtıldı. ITB, Kuzey ve Latin Amerika'ya kendi tuğlasını koyuyor - tam da o bölgenin yüzde on birlik büyümesiyle rakam verdiği bu dönemde. Zamanlama tesadüf değil.







Benim için fuarın zihin açan son anı, beklenmedik bir yerden geldi. Danimarkalı gezgin ve yazar Thor Pedersen, kapanış konuşmasını yaptı. On yılda, uçaksız biçimde dünyanın her ülkesini dolaşan adam. Sahnede sade ve ölçülüydü. Hız çağında yavaşlığın hatırlatılması her zaman biraz sarsıcı geliyor, ama bu kez özellikle! Çünkü salonun çoğu dinleyicisi, sabah yapay zeka destekli agentic turizm platformları dinlemişti; akşam ise uçaksız seyahat dinliyordu. İki uç arasındaki o gerilim, bence ITB'nin ruhunu özetliyordu: Sektör hem ileriye hem geriye bakıyor, hem veri hem insan istiyor.



Berlin'den ayrılırken kafamda sade ama net bir soru kalmıştı: Biz neredeyiz bu tabloda? Güney Amerika patlıyor, teknoloji dönüşüyor, Angola gibi ülkeler sahneye çıkıyor, siyasi çalkantılar rezervasyonları anlık etkiliyor. Bu ortamda ayakta kalmak yetmiyor; anlamlı kalmak, farklılaşmak, doğru ortaklıkları doğru zamanda kurmak gerekiyor. ITB'ye her yıl bunlar için geliyorum; pazar okumak için, ilişki yenilemek için, fakat en çok da kendi düşüncelerimi test etmek için.







Bu yıl fuar bana birkaç şeyi net olarak söyledi: Yapay zeka kaçınılmaz ama yeterli değil. Büyüme tek başına anlam değil. Ve 60 yıl boyunca ayakta kalan her şey - ITB de dahil - bunu sadeliğe ve özgünlüğe borçlu. Bunu bir sonraki sezonda aklımın bir köşesinde tutacağım.



Not: ITB Berlin 2027 ise bir defaya mahsus 16-18 Mart'a alındı. Gerekçe, Ramazan Bayramı'nın Müslüman katılımcılara alan açması.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Fethiye’de yamaç paraşütü uçuşlarında Çinli turist artışı bekleniyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fethiyede-yamac-parasutu-ucuslarinda-cinli-turist-artisi-bekleniyor/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Fethiye ilçesinde yapılan yamaç paraşütü uçuşlarında, Çinli turistlere yönelik vize muafiyetiyle Çinli turist sayısında artış bekleniyor. Ölüdeniz Mahallesi’ndeki 1965 rakımlı Babadağ’daki pistlerden yamaç paraşütleriyle havalanan tatilciler, Ölüdeniz’in etkileyici manzarasını kuş bakışı izleme fırsatı buluyor. Tatilciler, pilotların yaptığı akrobasi hareketleriyle yerden yaklaşık 2 bin metre yükseklikte heyecan dolu dakikalar yaşıyor. Yılbaşından bu yana uçuşa elverişli […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 05 Mar 2026 02:12:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Fethiye ilçesinde yapılan yamaç paraşütü uçuşlarında, Çinli turistlere yönelik vize muafiyetiyle Çinli turist sayısında artış bekleniyor. 



Ölüdeniz Mahallesi'ndeki 1965 rakımlı Babadağ'daki pistlerden yamaç paraşütleriyle havalanan tatilciler, Ölüdeniz'in etkileyici manzarasını kuş bakışı izleme fırsatı buluyor. Tatilciler, pilotların yaptığı akrobasi hareketleriyle yerden yaklaşık 2 bin metre yükseklikte heyecan dolu dakikalar yaşıyor. Yılbaşından bu yana uçuşa elverişli 23 gün yamaç paraşütü yapılabilen Babadağ'dan uçuş yapan yaklaşık 1500 kişiyle ilk sırada Çinli tatilciler yer alıyor. Çinli turistlere yönelik vize muafiyetiyle Babadağ'dan uçuş yapacak Çinli turist sayısında artış bekleniyor. 



Ölüdeniz Yamaç Paraşütü Pilotları Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Şekerci, konu ile ilgili yaptığı açıklamada dünyada yamaç paraşütü denilince akla ilk Fethiye Ölüdeniz'in geldiğini söyledi. Coğrafi olarak çok şanslı bir konuma sahip olduklarını, şubat ayında yazı aratmayan bir havanın olduğunu belirten Şekerci; "Şubat ayı itibarıyla Çinlilerin yeni yıl tatil dönemi başladı. Bu dönemde bölgemize fazla bir talep var. Burada 12 ay yamaç paraşütü yapılması, burayı tercih etmelerinin başlıca sebeplerinden. Yılbaşından bu yana yapılan 2 bin 500 uçuşun bin 500'ünü Çinli misafirlerimiz oluşturuyor" dedi.







"FARKLI DOĞA SPORLARIYLA DA CAZİP BİR BÖLGE"



Havalar ısındığı zaman her milletten çok sayıda turisti gökyüzünde ağırlayacaklarını anlatan Şekerci, Fethiye'nin sadece yamaç paraşütüyle değil, farklı doğa sporlarıyla da cazip bir bölge olduğunu ifade etti. Çinli turistlere uygulanan vize muafiyetinin memnuniyet verici olduğunu ve sektöre olumlu yönde katkı sağlayacağını vurgulayan Şekerci; "İlk aylarda olmamıza rağmen vize muafiyetinin yavaş yavaş da olsa belirtilerini gözlemledik. Daha da ileriye doğru gidecektir. Bu yıl Fethiye Kaymakamlığı, Fethiye Belediyesi, TÜRSAB, Fethiye Ticaret ve Sanayi Odasınca bölgemizi Çin'de daha çok tanıtıyoruz. Fuarlara katılıyoruz ve Çinli seyahat acentelerini bölgemizde ağırlayarak aktivitelerimizi de anlatıyoruz" diye konuştu. Şekerci, bölgedeki geceleme sayılarının da arttırılması için çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi.







"GÖKYÜZÜ VE DENİZİN MAVİSİ ÇOK İYİYDİ"



Yaklaşık 30 yıldır yamaç paraşütü pilotluğu yapan Barış Engin ise Çin Bayramı dolayısıyla yamaç paraşütü uçuşlarında yoğunluk yaşandığını söyledi. Çinli misafirlerin çok eğlendiğini ve Ölüdeniz'i çok sevdiklerini belirten Engin, bölgede 12 ay uygun havalarda güvenlik önlemleri alınarak uçuş yapılabildiğini belirtti. Yamaç paraşütüyle uçuş yapan Çinli Juzi Wang (37), Türkiye'yi çok sevdiğini, uçuş sırasında çok eğlendiğini ifade etti. Wang, uçuş sırasında çok keyif aldığını, denizin gökyüzünde muhteşem göründüğünü anlattı. Çinli Iuting Xiao da "Yamaç paraşütünü çok beğendim. Gökyüzü ve denizin mavisi çok iyiydi. Ülkeme dönünce olumlu tavsiyelerde bulunacağım" ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Zeugma’da 2 bin yıllık Mars heykeline seyir platformu yapıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/zeugmada-2-bin-yillik-mars-heykeli-ne-seyir-platformu-yapildi/</link>
        <description><![CDATA[Gaziantep’te bulunan Zeugma Mozaik Müzesi’nin önemli eserleri arasında yer alan, bereketi ve gücü simgeleyen yaklaşık 2 bin yıllık bronz “Mars heykeli”, inşa edilen seyir platformu sayesinde artık daha yakından görülebilecek. Tarihi İpek Yolu üzerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2011 yılında 30 bin metrekarelik alanda kurulan müzede sergilenen önemli eserler arasında bulunan heykelin detaylarının daha iyi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 05 Mar 2026 02:12:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep'te bulunan Zeugma Mozaik Müzesi'nin önemli eserleri arasında yer alan, bereketi ve gücü simgeleyen yaklaşık 2 bin yıllık bronz "Mars heykeli", inşa edilen seyir platformu sayesinde artık daha yakından görülebilecek. Tarihi İpek Yolu üzerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2011 yılında 30 bin metrekarelik alanda kurulan müzede sergilenen önemli eserler arasında bulunan heykelin detaylarının daha iyi incelenebilmesi amacıyla 16 metrekarelik seyir platformu oluşturuldu. 



Yaklaşık 2 metre uzunluğunda ve 8 metre genişliğinde inşa edilen platform sayesinde ziyaretçiler, heykelin altın ve gümüş kakmalı gözlerini yakından görme imkanı buluyor. Gaziantep Müze Müdürü Özgür Çomak, konu ile ilgili yaptığı açıklamada müzede dünya sanat tarihi açısından önemli eserlerin sergilendiğini belirtti. Ziyaretçilerden olumlu tepkiler aldıklarını ifade eden Çomak, şunları kaydetti: "Mars'ın kendi boyutlarında yapılmış dünyadaki tek bronz heykeli budur. Gözleri altın ve gümüşten yapılmıştır. Bir sütun üzerinde sergileniyor. Ziyaretçiler, daha önce heykeli uzaktan görebiliyordu. Yaptığımız yaklaşık 16 metrekarelik seyir platformuyla artık daha yakından görüp, ihtişamını keşfedebiliyorlar." 







100 KİŞİ TAŞIMA KAPASİTESİNE SAHİP



Çomak, seyir platformunun aynı anda yaklaşık 40 ziyaretçiyi ağırlayabildiğini, 100 kişi taşıma kapasitesine sahip olduğunu söyledi. Hatay'dan gelen ziyaretçi Selvi Ayhan ise müzeyi üçüncü kez gezdiğini belirterek, önceki ziyaretlerinde heykele uzaktan baktıklarını, yeni platform sayesinde eseri daha yakından inceleme fırsatı bulduklarını dile getirdi.







Mars Heykeli Hakkında...



Savaşçı genç bir erkeği betimleyen heykelin özellikle bakışları dikkati çekiyor. Miğferli figürün ortadan ayrılan kıvırcık ve kabarık saçları, alın ve yüzünü çevreleyerek ensesine kadar uzanıyor. Göz bebekleri altın ve gümüş kakmalı olan heykelin yüz ifadesinde öfke ve kararlılık öne çıkıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Zerzevan Kalesi’nde kadınlar 3 bin yıllık tarihin izini sürüyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/zerzevan-kalesinde-kadinlar-3-bin-yillik-tarihin-izini-suruyor/</link>
        <description><![CDATA[Diyarbakır’da Roma İmparatorluğu döneminde askeri yerleşim olarak kullanılan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’nde yürütülen arkeolojik kazılara, yörede yaşayan 35 kadın da destek veriyor. Çınar ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında, 124 metre yükseklikteki kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras Tapınağı’nın ortaya çıkarıldığı kale, bilimsel kazılarla tarihe ışık tutuyor. UNESCO Dünya […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 02 Mar 2026 12:59:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Diyarbakır'da Roma İmparatorluğu döneminde askeri yerleşim olarak kullanılan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'nde yürütülen arkeolojik kazılara, yörede yaşayan 35 kadın da destek veriyor. Çınar ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında, 124 metre yükseklikteki kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras Tapınağı'nın ortaya çıkarıldığı kale, bilimsel kazılarla tarihe ışık tutuyor.



UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ne 2020 yılında dahil edilen, kentin önemli turizm değerlerinden olan kalede bir yandan arkeolojik kazılar sürerken, diğer yandan yerli ve yabancı ziyaretçiler ağırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyarbakır Valiliği, Çınar Kaymakamlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Müzesi Müdürlüğü, Dicle Üniversitesi, Karacadağ Kalkınma Ajansı, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ve Safir Tuz'un katkılarıyla 2014 yılında başlatılan kazılar yıl boyu devam ediyor.



Kale ve çevresindeki 1000 dönüm alanda bugüne kadar 15 metre yüksekliğinde ve 1200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 63 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişilik yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, M.S. 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve Mithras Tapınağı'na gizli dini tören ve ayinler için gelen davetlilerin konakladığı alan ile birçok esere ulaşıldı. Arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan tarihi kalenin gelecek kuşaklara aktarılması için başlatılan kapsamlı restorasyon da sürüyor.



Hem tarihin izini sürüyor hem de aile bütçesine katkı sunuyorlar



Çınar Kaymakamlığınca hazırlanan, İŞKUR'un "İşgücü Uyum Programı" kapsamında hayata geçirilen proje ile kırsal Demirölçek ve Aşağıkonak mahallelerinde yaşayan 35 kadın, 6 ay boyunca tarihi kalede yürütülen arkeolojik kazılarda görev alıyor. Aldıkları eğitimin ardından haftanın 3 günü arkeolojik kazıları yürüten uzman ekibin çalışmalarına destek veren kadınlar, kazançlarıyla da aile bütçesine katkı sunuyor.







"Projemiz, sahada kadın istihdamını artırmaya yönelik"



Tarihi kalede kazı çalışmalarıyla ilgili incelemelerde bulunan Çınar Kaymakamı Zikrullah Erdoğan, Zerzevan Kalesi'nde kadınların tarihi ve kültürel mirası ortaya çıkardıklarını söyledi. Erdoğan, çalışmalara katılan 35 kadının kalenin yakınındaki iki mahallede yaşadıklarını ifade ederek; "Projemiz, ocak ayında 'İşgücü Uyum Programı' kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Diyarbakır Valimiz Murat Zorluoğlu'nun destekleriyle sahada kadın istihdamını artırmaya yöneliktir. 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'nde kadının etkisini tekrar gün yüzüne çıkarmak, onları iş gücüne, hayata, topluma kazandırmak, kimseye muhtaç olmamaları adına projede kadınların yer almasını istedik. Kadınlar sahada çalışıyor, mutlular ve projenin de devam etmesini istiyorlar. Şimdilik 6 aylık bir proje ve haziran ayı itibarıyla projenin devam etmesi için görüşme yapacağız" bilgisini paylaştı. Kaledeki kazı çalışmalarında yer alan kadınların kazanç da elde etmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Erdoğan, bu memnuniyetin sürmesi için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini söyleyerek; "Kadınlar mutluysa biz de mutluyuz. Bir işe kadın eli değdiyse daha marifetli ve zerafetli olur. O zerafeti yaratmak adına kadınları el üstünde tutuyoruz. Haftanın 3 günü tarihe ışık tutmak noktasında ellerinde malaları, kazmaları, kürekleri ile çalışıyorlar. Roma'nın sınır garnizon noktasında onlar da tarihe bir lamba yakıyor" diye konuştu.







"Tarihi, kadınların eliyle ortaya çıkarmak önemli"



Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun ise Zerzevan Kalesi'nde kazı çalışmalarının 2014'ten bu yana aralıksız devam ettiğini belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında kazı ve restorasyon çalışmalarının 12 ay boyunca yapıldığını ifade eden Coşkun, şunları kaydetti: "Bu yıl ilk kez 35 kadınla tarihi yeniden ortaya çıkarıyoruz. Kazılara ilişkin kadınlara eğitim verdik. Eğitimlerin ardından kazıya başladılar. Tarihi kadınların eliyle ortaya çıkarmak önemli. Kale, kadın istihdamı açısından önem kazandı. Kadınlar kaledeki konut yapılarında çalışıyor. Zerzevan Kalesi için konutlar oldukça önemli ve kadın elinin değmesi gerekiyordu. Askerler ve siviller yaşadığı için en çok bulgunun ortaya çıktığı yerlerdir. Birçok soru işaretine cevap alınacak alan. Bunların kadın eliyle ortaya çıkarılması kazı açısından önemli." Kaleye yoğun bir ziyaretçi akını olduğunu dile getiren Coşkun, geçen yıl 400 bin kişinin ziyaret ettiği kaleye bu yıl 700 bin ziyaretçi beklediklerini söyledi. Coşkun, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde yer alan kalenin asıl listeye girmesi için çalışmaların devam ettiğini kaydetti.







"Tarihi dokuya sahip çıkmak çok güzel bir duygu"



Kaledeki kazılara katılan kadınlardan Helin Alan, yaşadığı mahalleden kaleyi hep gördüğünü, bir gün burada çalışacağını hiç düşünmediğini belirtti. Alan; "Arada gezmek için kaleye geliyordum, ilgimi çekiyordu. Artık haftanın 3 günü kalede çalışıyorum. Burada çalışarak kazanç da sağlıyoruz. Haftanın 4 günü de YKS'ye hazırlanıyorum. Arkeoloji bölümünde okumak istiyorum. Tarihi dokuya sahip çıkmak çok güzel bir duygu. Kadın olarak kalede çalışmak ve ayaklarımın üzerinde durmak gurur verici. Aileme de destek oluyorum. Zerzevan Kalesi'nde çalışarak aileme destek olmanın mutluluğunu yaşıyorum" dedi. Eylem Ata ise tarihi bir kalede çalışma imkanı bulduğu için heyecan duyduğunu anlatarak; "Daha önce herhangi bir işte çalışmadım. Mahallemizde bulunan kalede çalışmak mutluluk ve heyecan veriyor" ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Satılık otelinizi “çantacılara” kaptırmayın!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/satilik-otelinizi-cantacilara-kaptirmayin/</link>
        <description><![CDATA[Otelcilikte bir altın kural vardır: Gizlilik esastır. Bu kural, sadece misafir mahremiyeti için değil, otelin satış süreci için de çok önemlidir. Bir otelin satış sürecinde yapılan en büyük hatalara ve sektörün “baş belası” haline gelen tuhaf tiplemelere bakalım. Otel Satışında Neden “Sessizlik” Kazandırır? Yazdıklarım ağırlıklı olarak beş yıldızlı ve dört yıldızlı oteller için olsa da […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cts, 28 Şub 2026 01:24:43 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Otelcilikte bir altın kural vardır: Gizlilik esastır. Bu kural, sadece misafir mahremiyeti için değil, otelin satış süreci için de çok önemlidir. Bir otelin satış sürecinde yapılan en büyük hatalara ve sektörün "baş belası" haline gelen tuhaf tiplemelere bakalım.



Otel Satışında Neden "Sessizlik" Kazandırır?



Yazdıklarım ağırlıklı olarak beş yıldızlı ve dört yıldızlı oteller için olsa da diğer otellerin de dikkat etmesi gereken bir konudur. Bir otelin satılık olduğunu kesinlikle çalışan personel duymamalı. Düşünsenize; çalışanların kulağına kar suyu kaçtığı an gelecek kaygısı başlar, motivasyon biter, hizmet kalitesi düşer. “Oteli kim alacak acaba, bizi çıkaracak mı, tazminatlarımızı verecek mi, aksi nalet birisi mi olacak” diye yüzlerce soru çalışanı kemirir.



Otelin boy boy ilanlarda, telefon numaralarına kadar açıkça paylaşılması, önemli bir prestij kaybıdır. Tabiri caizse otel ayağa düşer. Herkesin konuştuğu, fiyatının her ağızda değiştiği bir mülk, gerçek değerinden çok daha aşağıya satılır. Peki, çözüm ne? Çözüm; gizli portföy, kapalı portföy yönetimidir. Otelin satılık olduğunu sadece profesyonel danışman ve ciddi alıcı bilmeli. Oteli alacak kişi, "Bu bilgiyi aldım ama kimseyle paylaşmayacağım" diyerek gizlilik sözleşmesini (NDA - Non-Disclosure Agreement) imzalamalı, ciddi bir niyet mektubu (LOI - Letter of Intent) sunmalı. Profesyonellik bunu gerektirir.



Sektörün Baş Belası: "Çantacı" Otel Satıcıları



Gelelim o meşhur "çantacılara"… Bunları iki gruba ayırabiliriz:




Dedikodu yayanlar: Kulaktan kulağa oyununu bilirsiniz; kelime başta başkadır, sonda bambaşka olur. Bu grup, otelin satılık olduğu dedikodusunu yayar; ne yaptığının farkında bile olmadan oteli afişe eder.



Kapı kapı gezenler: Ne emlak belgeleri vardır ne de yönetimden bir satış yetkileri… Mahalle mahalle, kapı kapı gezip, satılık otel avına çıkarlar.




Bu kişilerin en büyük özelliği, yüzdelik komisyonla çalışmayı sevmemeleridir. "Ben fiyatın üstüne koyar, öyle satarım" derler. İşte felaket tam burada başlar.



20 Milyonluk Otel Nasıl 30 Milyon Olur?



Yıllarca genel müdürlük yapmış, şimdi ise yatırım danışmanı olarak masanın her iki tarafını da gören biri olarak şunu söyleyebilirim: Otel satışı basit bir emlak işi değil, bir güven ve strateji yönetimidir. Sektördeki tecrübelerimden sonra bu konuya parmak basmak artık şart oldu. Dürüstlük, bu işteki en büyük ayrıcalık. Kazanan kişiler her zaman profesyonel, dürüst ve net olanlardır. Çünkü bu işi layığıyla yapanların sayısı bir elin parmağı kadardır.



Bir otel sahibi, mülküne 20 milyon değer biçiyor diyelim. Eğer saçma sapan kişilerden "açık pazara" düşerse, aradaki komisyoncu kendi payını almak için fiyatı 23’e çıkarıyor. O bilgi bir başkasına geçtiğinde, fiyat 25 oluyor. İlan elden ele gezdikçe 20 milyonluk otel, bir bakmışsınız piyasada 30 milyona satılmaya çalışılıyor. Sonuç? Otel yıllarca satılamaz. Çünkü biçilen o şişirilmiş fiyatı, otel 50 yıl çalışsa amorti edemez. Alıcı kaçar, satıcı beklemeye devam eder, olan otele olur.



Eğer otelinizi satmak istiyorsanız;



• Profesyonel bir firmayla çalışın.• Otelinizin değerini ne ise onu belirtin. "Şu kadarı bana ver, üstüne ne satarsan sen al" demek, hem kendinize hem de sektöre en büyük zarardır. Bu sistem işlemez, açıkta kalırsınız.• "Kapalı portföy" yönteminden şaşmayın.• Ciddi bir talep yazısı görmeden otelinizi görücüye çıkarmayın.• En önemlisi, "Ben aracı hizmet bedeli vermem" demeyin. Siz profesyonel hizmetin bedelini ödemezseniz, aradakiler o bedeli fiyatın üstüne ekler ve otelinizi "satılamaz" hale getirirler.• Her şey gayet net, karşılıklı yazılı ve gizli olmalı.



Otel satmak, daire veya arsa satmaya benzemez; uzmanlık, güven ve en önemlisi büyük bir gizlilik disiplini ister.



Aykut BAKAYHotel Experience AcademyOtel Yönetim ve Yatırım Danışmanıinfo@aykutbakay.com]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yaren leylek göl manzaralı yuvasına 15. yılında da geldi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yaren-leylek-gol-manzarali-yuvasina-15-yilinda-da-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Bursa’nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü’nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi’nin simgesi Yaren leylek, 15’inci yılda da gelip, balıkçı Adem Yılmaz’ın kayığına kondu. Yılmaz’la kurduğu dostluk hikayesi ile tanınan Yaren, göç mevsiminde Avrupa Leylek Köyleri Birliği üyesi Eskikaraağaç’a ulaştı. Yaren leyleğin göl manzaralı yuvasının bulunduğu mahallede balıkçı Yılmaz’ın kayığındaki geleneksel pozu, doğa ve yaban hayatı fotoğrafçısı Alper […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 27 Şub 2026 20:14:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi Yaren leylek, 15'inci yılda da gelip, balıkçı Adem Yılmaz'ın kayığına kondu. Yılmaz'la kurduğu dostluk hikayesi ile tanınan Yaren, göç mevsiminde Avrupa Leylek Köyleri Birliği üyesi Eskikaraağaç'a ulaştı.



Yaren leyleğin göl manzaralı yuvasının bulunduğu mahallede balıkçı Yılmaz'ın kayığındaki geleneksel pozu, doğa ve yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüydeş tarafından kayda alındı. Eşi Nazlı leylekle aynı yuvayı paylaşan Yaren, canlı kameralarla da yarenleylek.com adresinden 24 saat izlenebiliyor.







"SANDALIMA KONARAK YAREN OLDUĞUNU İSPATLADI"



Balıkçı Adem Yılmaz, konu ile ilgili yaptığı açıklamada 24 Şubat'ta gelen leyleği Yaren'in eşi Nazlı leylek zannettiklerini, insanların yanılabildiğini söyledi. Leyleği zayıf ve küçük olduğu için Nazlı'ya benzettiğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu: "O gün bana da ilgi göstermeyince eşi sandım. Fakat bugün sandalıma konarak Yaren olduğunu ispatladı. En erken bu yıl geldi. Şubat'ın 28'inde geldiği bir sene olmuştu ama bu yıl 24'ünde geldi. Gerçekten bizi çok mutlu etti. Köyümüze bu yıl ilk gelen leylek, Yaren leylek. Köyün en yaşlı, en tecrübeli leyleği. Yaren, köyümüzün sembolü, benim de canım, ciğerimdir. Burada 6 ay duruyor. Ağustosun sonunda yolcu ediyoruz. Bu arada 3-4 yavru yapıyorlar. Onları büyütüp doğaya saldıktan 15 gün sonra da Yaren ve eşi burayı terk etmiş oluyor." Yılmaz, bu yıl Uluabat Gölü'ndeki su seviyesinin yükseldiğini ifade ederek; "Yaren leylek için de bütün kuşlar için de iyi bir şey. Balıklar ürer, kuşlar karınlarını doyururlar" dedi.







"SÜRPRİZ YAPTI"



Alper Tüydeş de "Bu yıl Yaren bize sürpriz yaptı, biraz da bizi kandırmış oldu" diye konuştu. Her sene "Gelen Yaren mi değil mi?" diye tereddüt yaşadıklarını, bu sorunun cevabını kayığa konduğu zaman alabildiklerini anımsatan Tüydeş, sözlerine şöyle devam etti: "Leyleklerin hepsi birbirine benziyor. Fakat Yaren, diğer leyleklerden farklı olarak aynı yuvaya ve aynı kayığa konuyor. Adem amcanın kayığına konuyor. Bu yıl ki tereddüt de aslında Adem amcadan değil. Yol yorgunu olduğu, ilk geldiği günlerde hava rüzgarlı ve yağışlıydı. Bu da onun biraz daha dinlenmesine sebep oldu. Çok rüzgarlı ve yağışlı havalarda zaten uçmuyorlar. O yüzden bizi 2-3 gün merakta bıraktı, 'acaba mı?' dedirtti ama bugün sorunun cevabını öğrenmiş olduk. Esas olan olay gerçekleşti ve Nazlı zannettiğimiz ama aslında Yaren olan leyleğimiz, süzülerek yuvasından kayığa yeniden kondu." Sulak alanların birçok kuş için hayati önem taşıdığını vurgulayan Tüydeş; "Mutluyuz bu sene. Adem amca çok üzüldü, 'Ben onu nasıl tanıyamadım?' dedi. Şimdi insanlar, 'Adem amca Yaren leyleğini tanıyamadı' der diye üzülüyor ama onun da alnında yazmıyor" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Hizmet İhracatı Şampiyonları” ödüllendirildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hizmet-ihracati-sampiyonlari-odullendirildi/</link>
        <description><![CDATA[Ülkemizin hizmet sektörünü uluslararası arenada tanıtmayı, geliştirmeyi ve desteklemeyi amaçlayan önemli organizasyonlardan biri olan Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB), bayrağımızı küresel ölçekte başarıyla dalgalandırmayı sürdürüyor. Birlik tarafından geride bıraktığımız yılın son aylarında düzenlenen Hizmet İhracatı Şampiyonları Ödül Töreni’nde, ödül almaya hak kazanan uluslararası markalarımızdan biri de Marshall Global Lojistik oldu. “KITALARARASI ÖLÇEKTE […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 27 Şub 2026 12:16:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ülkemizin hizmet sektörünü uluslararası arenada tanıtmayı, geliştirmeyi ve desteklemeyi amaçlayan önemli organizasyonlardan biri olan Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB), bayrağımızı küresel ölçekte başarıyla dalgalandırmayı sürdürüyor. Birlik tarafından geride bıraktığımız yılın son aylarında düzenlenen Hizmet İhracatı Şampiyonları Ödül Töreni'nde, ödül almaya hak kazanan uluslararası markalarımızdan biri de Marshall Global Lojistik oldu.







"KITALARARASI ÖLÇEKTE ÇABA HARCIYORUZ"



Türkiye genelinde lojistik ve yük taşımacılığı alanında faaliyet gösteren firmaların değerlendirildiği platformda 14. sırada yer alan Marshall Global Lojistik’in Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kılıç, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası global firmalarla rekabet ederek, tamamen Türk sermayeli bir şirket olarak listede yer alan ender firmalardan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Marshall Global Lojistik olarak, ülkemize döviz kazandırmanın yanı sıra Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlamak ve iş gücümüzün yetkinliğini göstermek adına kıtalararası ölçekte çaba harcıyor, bu doğrultuda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.”



Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) tarafından düzenlenen Hizmet İhracatı Şampiyonları Ödül Töreni’nde Marshall Global Lojistik adına ödülü, Genel Müdür Yardımcısı Cem Kürşat Aşan ve Operasyon Müdürü Şükran Ozan Gündoğdu birlikte aldılar.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[QM Awards Gala Gecesi’ne son 1 ay]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/qm-awards-gala-gecesine-son-1-ay/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin en kapsamlı ve prestijli turizm ödülü Quality Management Tourism Awards (QM Awards), 15. yılında “QM Golden 15” temasıyla sektörün önde gelen marka ve liderlerini onurlandırmaya hazırlanıyor. Büyük gala gecesi, 25 Mart’ta Nest Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. İki aşamalı ve SMS doğrulamalı oylama süreci, bu yıl rekor katılımla tamamlandı. 16.423 turizm profesyoneli, 11 ana dalda ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 25 Şub 2026 13:03:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin en kapsamlı ve prestijli turizm ödülü Quality Management Tourism Awards (QM Awards), 15. yılında “QM Golden 15” temasıyla sektörün önde gelen marka ve liderlerini onurlandırmaya hazırlanıyor. Büyük gala gecesi, 25 Mart’ta Nest Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. 



İki aşamalı ve SMS doğrulamalı oylama süreci, bu yıl rekor katılımla tamamlandı. 16.423 turizm profesyoneli, 11 ana dalda ve 54 kategoride 100.000’in üzerinde oy kullandı. Oylama sürecinin ardından gözler, bir ay sonra düzenlenecek gala gecesine çevrildi.



15. YILA ÖZEL "GAME CHANGERS" KATEGORİSİ



ATF26 Türkiye ana sponsorluğu ve Bedbankglobal gold sponsorluğu ile gerçekleştirilen QM Awards’ta, bu yıl ilk kez “Game Changers” kategorisi hayata geçirildi. Bu kategori ile sektörde yeni iş modelleri geliştiren, dönüşüm cesareti gösteren ve oyunu değiştiren isimler ödüllendirilecek. QM Awards kapsamında ayrıca kültürel miras, sürdürülebilirlik ve Türkiye markasına değer katan projeler için "QM Legacy Awards", "QM Social Award" ve "QM Brand Award" başlıklarında üç özel ödül takdim edilecek. Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye) ana sponsorluğu, Bedbankglobal gold sponsorluğu ve SAN TSG exclusive sponsorluğu ile düzenlenen gece; North Cyprus, Corendon, Sun&Fun Holidays, So Holidays, Cyprus Royal ve Tayga Group özel sponsorluk destekleriyle gerçekleştirilecek. Ayrıca bu özel gecede Hayat Sanat Orkestrası sahne alarak, katılımcılara unutulmaz anlar yaşatacak.



15. YILIN SLOGANI: THE POWER OF QUALITY



Bu yılın sloganı olarak belirlenen “The Power of Quality”, turizmde kalitenin sürdürülebilir büyüme açısından stratejik bir gereklilik olduğuna dikkat çekiyor. 11 ana dalda, 54 farklı kategoride dağıtılacak ödüllerle turizm ürününün değerinden misafir memnuniyetine kadar her aşamada kalite vurgusu ön plana çıkarılacak. 15. yılında “Golden 15” özel konseptiyle 25 Mart’ta Nest Kongre Merkezi’nde düzenlenecek QM Awards Gala Gecesi, turizm sektörünün enlerini sektörün önde gelen isimlerinin katılımıyla ödüllendirecek.



15. QM AWARDS ÖDÜL KATEGORİLERİ



TÜRKİYE'S BEST QM AWARDS



Türkiye’s Best QM Destination Family HotelsTürkiye’s Best QM Belek – Kundu Family HotelTürkiye’s Best QM Side – Manavgat Family HotelTürkiye’s Best QM Kemer Family HotelTürkiye’s Best QM Alanya Family HotelTürkiye’s Best QM Bodrum Family HotelTürkiye’s Best QM Marmaris Family HotelTürkiye’s Best QM Fethiye - Dalaman Family HotelTürkiye’s Best QM Kuşadası Family HotelTürkiye’s Best QM Didim Family HotelTürkiye’s Best QM Mersin Family HotelTürkiye’s Best QM Conservative Family HotelTürkiye’s Best QM Regional City HotelsTürkiye’s Best QM Anatolia Region City HotelTürkiye’s Best QM Black Sea Region City HotelTürkiye’s Best QM Marmara Region City HotelTürkiye’s Best QM Aegean Region City HotelTürkiye’s Best QM Mediterranean Region City HotelTürkiye’s Best QM İstanbul Region City HotelTürkiye’s Best QM HotelsTürkiye’s Best QM Luxury HotelTürkiye’s Best QM Resort HotelTürkiye’s Best QM Domestic Chain Hotel BrandTürkiye’s Best QM Foreign Chain Hotel BrandTürkiye’s Best QM New Hotel BrandTürkiye’s Best QM Travel TechTürkiye’s Best QM Online Management SoftwareTürkiye’s Best QM Online Sales & Marketing Management SoftwareTürkiye’s Best QM Domestic Tour OperatorsTürkiye’s Best QM Domestic Market LeadershipTürkiye’s Best QM Cultural Tourism Domestic Market LeadershipTürkiye’s Best QM Corporate Domestic Market LeadershipTürkiye’s Best QM Domestic Market OTA ( Online Travel Agency)Türkiye’s Best QM Domestic Market OTP (Online Travel Platform)Türkiye’s Best QM Development-Oriented Domestic Market Tour Operator BrandTürkiye’s Best QM Tour OperatorsTürkiye’s Best QM Outbound Travel OperationsTürkiye’s Best QM England Market LeadershipTürkiye’s Best QM Europe Market LeadershipTürkiye’s Best QM Middle East Market LeadershipTürkiye’s Best QM CIS Market LeadershipTürkiye’s Best QM German Market LeadershipTürkiye’s Best QM Destination Management CompanyTürkiye’s Best QM Global Purchasing & Distribution Technology



GAME CHANGERS



Game Changer – HospitalityGame Changer – Resort Hotel ChainsGame Changer – City HospitalityGame Changer – Luxury HospitalityGame Changer – Family HospitalityGame Changer – Sales & MarketingGame Changer – Brand GlobalizationGame Changer – Customer LoyaltyGame Changer – Integrated Tourism GroupGame Changer – Domestic Tour OperatorGame Changer – Domestic MarketGame Changer – Digitalization & Smart TourismGame Changer – Travel Tech PlatformGame Changer – Leadership & Personal AchievementGame Changer – Woman Leader in HospitalityGame Changer – Hospitality LeadershipGame Changer – Travel LeadershipGame Changer – Experiential TourismGame Changer – Global Turkish Tourism ProfessionalGame Changer – Global Turkish Leader in International Tourism Business]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ukrayna’ya seyahat eden Türkler için seyahat sigortası: Giriş şartları ve bilmeniz gerekenler]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ukraynaya-seyahat-eden-turkler-icin-zorunlu-seyahat-sigortasi/</link>
        <description><![CDATA[Ukrayna, Türkiye’den seyahat edenler için iş, turizm ve aile ziyaretleri açısından önemini koruyan bir destinasyondur. Ancak özellikle savaş hali (askeri durum) devam ederken, ülkeye giriş kuralları daha sıkı şekilde uygulanmaktadır. Bu bağlamda seyahat sigortası, artık yalnızca tavsiye edilen bir önlem değil, ülkeye giriş için temel bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Bu yazıda, Türk vatandaşlarının Ukrayna’ya seyahat […]]]></description>
        <category><![CDATA[online]]></category>
        <pubDate>Sal, 24 Şub 2026 20:47:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ukrayna, Türkiye’den seyahat edenler için iş, turizm ve aile ziyaretleri açısından önemini koruyan bir destinasyondur. Ancak özellikle savaş hali (askeri durum) devam ederken, ülkeye giriş kuralları daha sıkı şekilde uygulanmaktadır. Bu bağlamda seyahat sigortası, artık yalnızca tavsiye edilen bir önlem değil, ülkeye giriş için temel bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir.



Bu yazıda, Türk vatandaşlarının Ukrayna’ya seyahat ederken neden seyahat sigortasını “giriş bileti” olarak görmesi gerektiğini, hangi kapsamların zorunlu olduğunu ve sınırda nelere dikkat edildiğini ele alıyoruz.



Ukrayna’ya Girişte Seyahat Sigortası Neden Zorunludur?



Mevcut giriş kurallarına göre, Ukrayna’ya seyahat eden yabancıların tıbbi masrafları kapsayan geçerli bir seyahat sigortasına sahip olması beklenmektedir. Özellikle savaş döneminde, Ukrayna sınır yetkilileri bu belgeyi aktif şekilde kontrol edebilir.



Pratikte, seyahat sigortası olmadan Ukrayna’ya giriş denemeleri, sınırda ülkeye kabul edilmeme riski doğurabilir. Bu nedenle sigorta poliçesi, pasaport ve dönüş biletiyle birlikte, Ukrayna’ya girişte ibraz edilmesi gereken temel belgelerden biri olarak kabul edilir.



Bu açıdan bakıldığında, Ukrayna’ya seyahat sigortası yalnızca bir güvence değil, aynı zamanda ülkeye girişin anahtarıdır. 



Ukrayna Seyahat Sigortasında Hangi Kapsamlar Olmalıdır?



Ukrayna’ya seyahat eden Türk vatandaşları için sigorta poliçesinin içeriği büyük önem taşır. Sınır geçişlerinde ve olası denetimlerde, sigortanın aşağıdaki teminatları içermesi beklenir:



Tıbbi Masraflar ve Acil Tedavi



Yabancılar için Ukrayna’daki sağlık hizmetleri ücretsiz değildir. Hastane yatışı, acil müdahale ve reçeteli ilaç giderleri sigorta kapsamında olmalıdır.



Savaş ve Olağanüstü Durum Riskleri



Mevcut koşullar nedeniyle, askeri riskler ve olağanüstü durumlar da poliçede açıkça yer almalıdır. Bu kapsama sahip olmayan sigortalar, sınırda yetersiz kabul edilebilir.



Acil Tahliye ve Ülke Dışına Transfer



Ciddi sağlık sorunları veya güvenlik gerekçeleriyle Ukrayna dışına çıkış gerekmesi durumunda, tıbbi tahliye teminatı büyük önem taşır.



Bu unsurlar, Ukrayna’ya girişte sigortanın “geçerli” sayılmasında belirleyici rol oynar. 



Türkiye’den Ukrayna’ya Seyahat Edenler İçin Özel Gereklilikler



Türkiye çıkışlı Ukrayna seyahatlerinde, sigorta poliçesinin:




seyahat süresinin tamamını kapsaması



Ukrayna’da geçerli olduğunun açıkça belirtilmesi



teminat tutarlarının net şekilde yer alması




beklenir.



Bu nedenle Türkiye’den Ukrayna’ya seyahat edenler için sigorta, Türk vatandaşlarının sınır geçişlerinde sorun yaşamaması adına kritik bir hazırlık adımıdır. Hem kısa süreli ziyaretler hem de uzun süreli konaklamalar için uygun çözümler sunulmaktadır. 



Sınır Kontrollerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler



Ukrayna sınırında yapılan kontrollerde, seyahat sigortası belgesi:




basılı veya dijital formatta



okunabilir ve doğrulanabilir



seyahat tarihlerini net şekilde gösterir




olmalıdır.



Yetkililer, sigortanın kapsamını ve geçerliliğini sorgulayabilir. Eksik veya yetersiz sigorta, ülkeye girişin reddedilmesine neden olabilir. Bu nedenle sigorta, yalnızca bir formalite değil, fiili olarak ülkeye giriş bileti olarak değerlendirilmelidir.







Sonuç: Ukrayna Seyahatinde Sigorta Bir Seçenek Değil, Zorunluluktur



Ukrayna’ya seyahat etmeyi planlayan Türk vatandaşları için seyahat sigortası, artık isteğe bağlı bir ek hizmet değil; giriş şartlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Özellikle savaş koşullarında, sağlık ve güvenlik riskleri göz önünde bulundurulduğunda, kapsamlı bir sigorta poliçesi hem yasal hem de pratik açıdan vazgeçilmezdir.



Uzmanlar, Ukrayna’ya gitmeden önce sigorta kapsamının dikkatle incelenmesini ve sınırda sorun yaşanmaması için tüm belgelerin hazır bulundurulmasını önermektedir. Doğru sigorta, Ukrayna yolculuğunuzun güvenli şekilde başlamasını sağlar.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İnsan ile deniz arasındaki on binlerce yıllık ilişki ortaya konuldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/insan-ile-deniz-arasindaki-on-binlerce-yillik-iliski-ortaya-konuldu/</link>
        <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi, Akdeniz’in mavi sularının altında gün yüzüne çıkarılan izleri ve sualtı arkeolojisinin büyüleyici dünyasını anlatan “Antalya Derinliklerinden Arkeolojik Sualtı Keşifleri” başlıklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlik, sualtı mirasını bilimsel veriler ışığında ele alan kapsamlı bir konferans olarak gerçekleştirildi. Bülent Ecevit Kültür […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 23 Şub 2026 23:35:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi, Akdeniz’in mavi sularının altında gün yüzüne çıkarılan izleri ve sualtı arkeolojisinin büyüleyici dünyasını anlatan “Antalya Derinliklerinden Arkeolojik Sualtı Keşifleri” başlıklı etkinliğe ev sahipliği yaptı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtımı ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlik, sualtı mirasını bilimsel veriler ışığında ele alan kapsamlı bir konferans olarak gerçekleştirildi. 



Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, Antalya kıyıları açıklarında sürdürülen sualtı kazı ve araştırmalarına ilişkin dikkat çekici bulgular katılımcılarla paylaşıldı. Yoğun ilgi gören etkinlikte katılımcılar, hem Antalya’nın denizcilik geçmişini yakından tanıma hem de sualtı arkeolojisinin az bilinen yönlerini keşfetme fırsatı sundu.







ÖNİZ’DEN KAPSAMLI SUNUM



Akdeniz Üniversitesi Kültür Varlıkları Koruma ve Onarımı Bölüm Başkanı Hakan Öniz, Akdeniz’in derinliklerinde tespit edilen batık gemiler, su altında kalmış antik yerleşimler ve bu alanlardan çıkarılan binlerce yıllık eserler hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Öniz ayrıca, sualtı arkeolojisinde kullanılan bilimsel yöntemleri, kazı süreçlerinin nasıl yürütüldüğünü ve gün yüzüne çıkarılan eserlerin korunmasına yönelik çalışmaları ayrıntılı biçimde anlatarak, sualtı keşiflerine ilgi duyan vatandaşları bilgilendirdi.



"HER BATIK, KENDİ DÖNEMİNE IŞIK TUTUYOR"



Hakan Öniz, Akdeniz kıyılarında çok sayıda antik kent bulunduğunu, ancak bu kentlerden çok daha önce, 50-60 bin yıl öncesinde insanların mağaralar ve benzeri alanlarda bu kıyılarda yaşadığını belirtti. İnsan ile deniz arasındaki on binlerce yıllık ilişkiyi ortaya koymanın görevleri olduğunu ifade eden Öniz; “Sualtı arkeolojisi çalışmaları kapsamında, özellikle günümüzden yaklaşık 3 bin yıl öncesine ait 422 batık belgelendi. Her batık, kendi dönemine ışık tutan birer zaman kapsülü niteliğine sahip. İleri teknolojilerle deniz tabanını araştırıyor ve tespit ettiğimiz batıklarda bilimsel kazılar yürütüyoruz” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türkiye’nin termal zenginliği]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turkiyenin-termal-zenginligi/</link>
        <description><![CDATA[Kaynaktan ürüne, üründen kalkınmaya bir dönüşüm çağrısı...]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 23 Şub 2026 12:12:58 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye, jeotermal kaynak zenginliği bakımından dünyada sayılı ülkelerden biridir. Türkiye, Avrupa’da en fazla termal su kaynağına sahip ülkeler arasında ilk sırada yer almakta; dünyada ise, ilk yedi ülke içinde gösterilmektedir. 1.600’ün üzerinde bilinen doğal termal kaynak noktası, 260’ın üzerinde kaplıca sahası ve birçok bölgede 40°C’nin üzerinde sıcaklığa sahip jeotermal alan mevcuttur. Bu kaynaklar yalnızca belirli bir coğrafyada değil; Ege’den İç Anadolu’ya, Marmara’dan Doğu Anadolu’ya kadar ülkenin neredeyse tamamına yayılmış durumdadır.



Ancak bu büyük potansiyele rağmen termal sularımızın önemli bir kısmı ya sınırlı ölçekte değerlendirilmektedir ya da gerçek katma değer üretmeden adeta “boşa akmaktadır.” Özellikle sağlık, turizm, tarım ve enerji alanlarında entegre bir model geliştirilemediği için termal kaynaklarımızın ekonomik ve sosyal etkisi olması gereken düzeye ulaşamamaktadır.



TERMAL TURİZMDE KÜRESEL EĞİLİM VE TÜRKİYE’NİN KONUMU



Dünya genelinde sağlık ve wellness turizmi hızla büyüyen bir sektördür. Küresel sağlık turizmi pazarının yüz milyarlarca dolarlık hacme ulaştığı, wellness ekonomisinin ise trilyon dolar seviyesini aştığı bilinmektedir. Avrupa’da Almanya, Macaristan, Çekya, İtalya ile Japonya, Rusya ve Amerika gibi ülkeler termal kaynaklarını yalnızca konaklama unsuru olarak değil, bilimsel temelli tedavi ve rehabilitasyon ürünlerine dönüştürerek uluslararası marka haline getirmiştir.



Türkiye’de ise, çoğu zaman “otel + kaplıca” yaklaşımı hâkimdir. Önce otel pazarlanmakta, kaplıca ise destekleyici bir unsur olarak sunulmaktadır. Oysa dünyada başarılı örneklerde yaklaşım tam tersidir. Önce suyun kimyasal özellikleri, bölgenin iklimi, coğrafi yapısı ve sağlık alanındaki bilimsel veriler analiz edilmekte; ardından bu özelliklere dayalı özgün ürünler geliştirilmektedir. İnsanlar otel için değil, o bölgeye özgü sağlık ve rehabilitasyon ürünü için seyahat etmektedir.



Termal su bulunduğu yerde anlamlıdır. O suyun minerali, sıcaklığı, çevresel koşulları ve kültürel bağlamı birlikte değer üretir. Bu nedenle termal kalkınma “ürün merkezli” bir anlayış gerektirir.



ANKARA ÖRNEĞİ VE STRATEJİK BİR MODEL ARAYIŞI



Türkiye’nin Başkenti olması itibarıyla Ankara özel bir konuma sahiptir. Ankara’nın en az dört ilçesinde termal su kaynakları bulunmakta; bu alanlarda kısmen otel kompleksleri ve kaplıca tesisleri hizmet vermektedir. Ancak bu tesislerin büyük bölümü ulusal ölçekte farklılaşmış, bilimsel temelli, ürünleşmiş bir model sunamamaktadır. Bu çerçevede Ankara Kalkınma Ajansı destekleriyle geliştirilen “Ankara Termal Horizon 2030” Projesi vizyonu, suyun özelliklerini merkeze alan ürün temelli bir dönüşümü hedeflemektedir. Amaç; Ankara’nın termal kaynaklarını yalnızca konaklama değil; rehabilitasyon, aktif yaşlanma, kronik hastalık yönetimi, sporcu sağlığı, stres terapisi ve dijital destekli izleme programları gibi spesifik alanlarda markalaştırmaktır. Bu modelin Ankara’da başarıya ulaşması, Türkiye genelinde uygulanabilecek bir örnek teşkil edecektir.







ÜRÜNLEŞME NEDEN ŞARTTIR?



Termal suyu ürüne dönüştürmeden sürdürülebilir bir termal turizm ekonomisi oluşturmak mümkün değildir. Ürünleşme şu unsurları içerir:



• Suyun kimyasal analizine dayalı uzmanlaşma (örneğin romatizma, dermatoloji, nörolojik rehabilitasyon, göğüs hastalıkları gibi alanlarda farklılaşma),• Dijital sağlık izleme sistemleri ile ölçülebilir sonuç üretme,• Giyilebilir teknolojiler ve yapay zekâ destekli takip mekanizmaları,• Klinik iş birlikleri ve akademik araştırmalarla bilimsel güvenilirlik sağlama,• Uluslararası sertifikasyon ve kalite standartları.



Bu yaklaşım, termal turizmi sezonluk bir faaliyet olmaktan çıkararak yıl boyu sürdürülebilir bir sağlık ekonomisine dönüştürebilir.



BÖLGESEL KALKINMA VE İSTİHDAM ETKİSİ



Termal turizm yalnızca turizm geliri üretmez; aynı zamanda bölgesel kalkınmanın lokomotifi olabilir. Termal bölgelerde; sağlık personeli istihdamı artar. Fizyoterapist, diyetisyen, psikolog gibi uzman alanlarda yeni iş imkânları doğar. Yerel tarım ve organik üretim desteklenir. Kadın ve genç istihdamı güçlenir. Çok yönlü olarak hizmet sektörü canlanır. Kırsal alanlarda nüfusun azalması ve yaşlanması önemli bir sorundur. Termal yatırımlar, bu bölgelerde ekonomik canlılık oluşturarak göçü yavaşlatabilir.



KAMU, ÖZEL SEKTÖR, STK VE AKADEMİNİN ROLÜ



Bu dönüşüm tek başına özel sektör yatırımlarıyla gerçekleşemez. Kamu otoriteleri; ürünleşmeyi teşvik eden destek mekanizmaları geliştirmeli, ruhsatlandırma süreçlerini sadeleştirmeli ve kalite standartlarını yükseltmelidir. Yerel yönetimler; bölgelerindeki termal su potansiyelini stratejik planlarına entegre etmelidir. Özel sektör; kısa vadeli konaklama gelirine değil, uzun vadeli marka değerine odaklanmalıdır. Akademi; termal suların tıbbi etkileri üzerine araştırmaları artırmalı, klinik çalışmalarla uluslararası literatüre katkı sağlamalı, termal işletmeler ile işbirlikleri sağlamalıdır. Sivil toplum kuruluşları ise bilinçlendirme, eğitim ve sosyal kapsayıcılık alanında roller üstlenmelidir.



BAKANLIKLAR VE POLİTİKA DESTEĞİ



İlgili bakanlıkların ürünleşmeyi teşvik eden destek programları geliştirmesi kritik önemdedir. Sağlık turizmi ve sağlığın geliştirilmesi teşvikleri, dijital sağlık yatırımları, Ar-Ge destekleri ve bölgesel kalkınma hibeleri termal dönüşümün hızlanmasını sağlayabilir. Aksi halde, büyük potansiyel taşıyan bu kaynaklar düşük katma değerle kullanılmaya ve heba edilmeye devam edecektir.



YAŞLANMA VE TERMAL SAĞLIK İLİŞKİSİ



Türkiye hızla yaşlanmaktadır. 65 yaş üstü nüfus oranı %10’u aşmış ve artış trendindedir. Yaşlanmaya bağlı kronik hastalıkların yönetimi, hareket kabiliyetinin korunması ve yaşam kalitesinin artırılması için termal rehabilitasyon merkezleri stratejik önem taşır. Eğer termal tesisler dijital sağlık sistemleri ile entegre edilirse; öncesi-sonrası ölçülebilir, veri temelli bir iyileşme modeli kurulabilir. Bu model hem kamu sağlık harcamalarını azaltır, hem de uluslararası hasta çekme kapasitesini artırır.







KÜRESEL AÇILIM VE MARKA DEĞERİ



Dünyada termal turizm yüksek verimlilik sağlayan bir turizm türüdür. Ortalama konaklama süresi daha uzundur ve kişi başı harcama klasik turizme göre daha yüksektir. Türkiye’nin coğrafi konumu, genç sağlık iş gücü ve jeotermal zenginliği bir araya geldiğinde küresel bir marka oluşturma potansiyeli vardır. Ancak bu; ürünleşme, uzmanlaşma, kalite, dijitalleşme ve bilimsel temellendirme ile mümkündür.



“ANKARA THERMAL HORİZON 2030” PROJESİ VİZYONU



“Ankara Thermal Horizon 2030” Projesi vizyonunun başarısı, yalnızca bir şehir projesi olmasından değil; Türkiye’nin termal geleceğine yön verebilecek bir model olma potansiyelinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ülkemizde termal turizm alanında çalışan akademisyenlerin, termal potansiyel barındıran şehirlerde görev yapan valilerin, kaymakamların ve belediye başkanlarının yanı sıra tüm kalkınma ajanslarının bu projeye ilgi göstermesi stratejik bir zorunluluktur. Çünkü bu girişim, klasik kaplıca anlayışını aşarak suyu merkeze alan ürünleşme, bilimsel temellendirme, dijital sağlık entegrasyonu ve bölgesel kalkınma ekseninde bütüncül bir dönüşüm modeli önermektedir.



Akademi için bu proje; klinik araştırmalar, jeotermal su analizleri, sağlık çıktılarının ölçülmesi ve uluslararası yayın üretimi açısından güçlü bir araştırma zemini sunmaktadır. Yerel yöneticiler için ise, termal kaynakların plansız ve düşük katma değerli kullanımından çıkarılarak istihdam, marka şehir kimliği ve yatırım çekme kapasitesi üreten bir kalkınma aracına dönüşmesi anlamına gelmektedir.



Kalkınma ajansları açısından bakıldığında ise bu model; bölgesel rekabet gücünü artıran, kümelenme yaklaşımını destekleyen, sağlık turizmi ve dijitalleşme odaklı yenilikçi projelere zemin hazırlayan somut bir uygulama alanıdır. Eğer bu proje yalnızca Ankara ile sınırlı kalmaz, termal potansiyeli olan diğer şehirlerle bilgi ve deneyim paylaşımı içinde yaygınlaştırılırsa; Türkiye genelinde standartları belirleyen, ürün odaklı, veri temelli ve uluslararası rekabet gücü yüksek bir termal turizm ekosistemi inşa edilebilir. Bu nedenle “Ankara Thermal Horizon 2030”, bir yerel proje olmanın ötesinde; Türkiye’nin termal zenginliğini stratejik değere dönüştürme çağrısıdır ve bu çağrıya tüm paydaşların ortak akılla cevap vermesi gerekmektedir.



TERMAL TURİZME DİJİTALLEŞME VE YAPAY ZEKÂ ADIMLARI



Dünyada termal turizmin gelişiminde dijitalleşme ve yapay zekâ artık tamamlayıcı değil, belirleyici bir rol üstlenmektedir. Almanya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde termal ve medikal wellness merkezleri; ziyaretçi deneyimini rezervasyon aşamasından başlayarak veri temelli yönetmektedir.



Yapay zekâ destekli sağlık ön değerlendirme sistemleri, misafir tesise gelmeden önce kronik hastalık geçmişini, hareket kapasitesini ve beklentilerini analiz ederek kişiselleştirilmiş programlar oluşturmaktadır. Giyilebilir sensörler ve akıllı bileklikler sayesinde tansiyon, nabız, uyku kalitesi ve hareket verileri anlık takip edilmekte; bu veriler bulut sistemlerinde analiz edilerek tedavi süreçleri dinamik biçimde güncellenmektedir. Dijital ikiz (digital twin) teknolojileri ile bireyin sağlık profili modellenmekte, rehabilitasyon süreci simüle edilmekte ve iyileşme senaryoları öngörülebilmektedir. Ayrıca büyük veri analitiği sayesinde tesisler hangi tedavi paketinin hangi yaş grubunda daha etkili olduğunu ölçebilmekte; pazarlama stratejilerini de bu verilere göre şekillendirmektedir.



Türkiye bu dönüşümün dışında kalmamalıdır. Termal tesislere entegre edilecek yapay zekâ tabanlı sağlık takip sistemleri, uzaktan doktor konsültasyonu altyapıları, dijital fizyoterapi uygulamaları, kişiselleştirilmiş beslenme ve egzersiz algoritmaları, çok dilli dijital rehber sistemleri ve veri temelli performans raporlama mekanizmaları sayesinde hem hizmet kalitesi hem de uluslararası güvenilirlik artacaktır. Böyle bir model; sezonluk doluluk oranına dayalı klasik turizm anlayışından çıkarak ölçülebilir sağlık çıktıları üreten, uzun süreli konaklamayı teşvik eden ve kişi başı geliri yükselten yüksek verimli bir ekosistem oluşturur. Aynı zamanda toplanan anonimleştirilmiş sağlık verileri akademik araştırmalara, ürün geliştirmeye ve yeni sigorta modellerine zemin hazırlayabilir.



Türkiye, güçlü sağlık altyapısı ve genç teknoloji girişimciliği kapasitesiyle termal turizmi dijital sağlıkla entegre eden hibrit bir model geliştirebilirse; yalnızca kaplıca destinasyonu değil, “akıllı termal rehabilitasyon ve aktif yaşlanma üssü” olarak konumlanabilir. Bu dönüşüm, verimliliği artırırken maliyetleri optimize edecek, uluslararası rekabet gücünü yükseltecek ve termal kaynaklarımızı düşük katma değerli kullanım döngüsünden çıkararak yüksek teknolojili bir sağlık ekonomisine taşıyacaktır.



SONUÇ: KAYNAK VAR, VİZYON GEREKLİ







Türkiye’nin termal su kaynakları büyük bir doğal servettir. Ancak doğal servet, doğru strateji olmadan kalkınma üretemez. Suyun kimyasal değerini ekonomik değere, ekonomik değeri sosyal refaha dönüştürecek bir modele ihtiyaç vardır. “Ankara Thermal Horizon 2030” Projesi ile Ankara’da başlatılan vizyon, Türkiye geneline yayılabilecek bir dönüşümün ilk adımı olabilir. Eğer yerel yönetimler, kalkınma ajansları, bakanlıklar, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşları ortak bir hedef etrafında birleşirse; Türkiye termal turizm ve termal sağlık alanında yalnızca bölgesel değil, küresel bir destinasyon haline gelebilir. Aksi takdirde, bu eşsiz kaynaklar sessizce akmaya devam edecek; biz ise, potansiyelimizi konuşmaya devam edeceğiz. Artık konuşma değil, stratejik dönüşüm zamanıdır.



Uzman Dr. Sinan İBİŞMedikal Turizm Derneği Başkanı]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizmde yeni eksen: Planlama, deneyim ve kimlik]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizmde-yeni-eksen-planlama-deneyim-ve-kimlik/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin turizmde istikrarlı yükselişini mercek altına alan TOURMAG Turizm Dergisi, yeni sayısı ile sektörün ekonomik gücünü, kültürel derinliğini ve sürdürülebilir vizyonunu çok yönlü dosyalarla irdeliyor. Yeni yıla güçlü bir performansla giren Türkiye turizmi, 65 milyar dolarlık gelir ve 64 milyon ziyaretçi rakamlarıyla yalnızca niceliksel değil, stratejik bir başarıya da imza atıyor. Bu sayıda, Türkiye Otelciler […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Şub 2026 14:02:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin turizmde istikrarlı yükselişini mercek altına alan TOURMAG Turizm Dergisi, yeni sayısı ile sektörün ekonomik gücünü, kültürel derinliğini ve sürdürülebilir vizyonunu çok yönlü dosyalarla irdeliyor.



Yeni yıla güçlü bir performansla giren Türkiye turizmi, 65 milyar dolarlık gelir ve 64 milyon ziyaretçi rakamlarıyla yalnızca niceliksel değil, stratejik bir başarıya da imza atıyor. Bu sayıda, Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı Erkan Yağcı’nın değerlendirmeleri ışığında, sektörün krizlere karşı kazandığı direnç ve planlı büyüme modeli kapsamlı biçimde inceleniyor.



BİR “WANDERLUST” DAVETİ



Yeni sayının kapak konusu, Fransız Rivierası’nın zarif başkenti Nice… Işığı, sanatı, mutfağı ve yavaş akan yaşam ritmiyle Nice, yalnızca görülmesi gereken bir destinasyon değil; hissedilmesi gereken bir ruh hâli olarak sayfalarda yerini alıyor. Gezi dosyalarında ayrıca gastronominin başkentlerinden Lyon, iki farklı yüzüyle dikkat çeken Vietnam, tarihi çalkantılarla dolu Romanya’nın başkenti Bükreş ve çölün mistik atmosferinde yükselen El Ula, okurları kültürler arası bir keşfe davet ediyor.



TÜRKİYE’DE TURİZM 12 AYA YAYILIYOR



TOURMAG’in yeni sayısında Türkiye’nin dört bir yanından dikkat çeken gelişmeler yer alıyor. Antalya ve Alanya’da uluslararası organizasyonlarla güçlenen etkinlik takvimi, Diyarbakır’ın 2 milyon turist hedefi, Gaziantep’in 2030 turizm vizyonu, gastronomi iddiasını yükselten Şanlıurfa, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Göbeklitepe’nin Berlin’de açılan sergisi, Manisa’daki Sardes Antik Kenti’nde başlayan gece müzeciliği uygulaması ve daha pek çok içerikle dergi, turizmin yalnızca “deniz-kum-güneş” üçgeninden ibaret olmadığını; kültür, arkeoloji, spor, doğa ve gastronomi ekseninde çok katmanlı bir kalkınma modeline dönüştüğünü ortaya koyuyor.



NEDEN OKUMALISINIZ?



Çünkü TOURMAG sadece bir dergi değil, her sayısıyla sizi daha bilinçli, daha meraklı ve daha duyarlı bir gezgin yapmayı hedefleyen bir yaşam rehberi. Türkiye’nin turizm potansiyelini kültürel miras, sürdürülebilirlik ve insan hikâyeleriyle buluşturan TOURMAG’in yeni sayısı raflarda yerini aldı.




Daha fazlası için TOURMAG Turizm Dergisi’nin yeni sayısını kaçırmayın! TOURMAG Turizm Dergisi’ni www.kiletisimyayinlari.com internet sitesi üzerinden aynı gün kargo ile sipariş verebilir veya Hepsiburada, Trendyol, N11 gibi platformlardan satın alabilirsiniz.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Hadi Turizm Konuşalım”, Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hadi-turizm-konusalim-akdeniz-universitesi-ev-sahipliginde-gerceklesti/</link>
        <description><![CDATA[Turizm sektörünün lider isimlerini üniversite öğrencileriyle buluşturma vizyonuyla yola çıkan, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda hayata geçirilen Deniz Dikkaya moderatörlüğündeki “Hadi Turizm Konuşalım” etkinlik serisinin ikinci buluşması, 16 Şubat’ta Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Turizm öğrencileri ile sektör profesyonellerini buluşturan etkinlikte; sektörün dönüşümü, geleceğe dair öngörüler ve yaşam deneyimleri öğrencilerle paylaşıldı. Programın konukları; Barut Hotels […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Şub 2026 11:50:43 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizm sektörünün lider isimlerini üniversite öğrencileriyle buluşturma vizyonuyla yola çıkan, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda hayata geçirilen Deniz Dikkaya moderatörlüğündeki “Hadi Turizm Konuşalım” etkinlik serisinin ikinci buluşması, 16 Şubat’ta Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Turizm öğrencileri ile sektör profesyonellerini buluşturan etkinlikte; sektörün dönüşümü, geleceğe dair öngörüler ve yaşam deneyimleri öğrencilerle paylaşıldı. 



Programın konukları; Barut Hotels - Band Grup Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Yiğit Özalpay, Türkiye İş Bankası Turizm Bankacılığı Birim Müdürü Güvenç Çelim, Tüm Etkinlik Organizatörleri Derneği (TEODER) Başkanı Umut Kaya, Gezgin & Influencer Ceren Yılmaz ile Topluluk Önünde Konuşma Eğitmeni & Yazar Erhan Ali Yılmaz oldu.







Canlı Müzik ve Sürpriz Yarışmalar Festival Havası Yarattı



Turizmin Talk Show’u olarak paylaşılan etkinliğin tanımına uygun olarak, sahnede etkinlik boyunca süren canlı performanslarıyla "Atilla Cem - Sen Söyle Band" grubu, dinleyicilere adeta bir festival havası yaşattı. Enerjik sohbet ve hareketli şarkılar eşliğinde ilerleyen programda, öğrenciler Deniz Dikkaya tarafından sahneye davet edilerek sürpriz yarışmalara katıldı, tatil ödülleri kazandı. “Hadi Turizm Konuşalım” etkinlik serisi, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin farklı üniversitelerinde gençlerle buluşmaya devam edecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[SKAL Marmara’da Mete Özmenç dönemi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/skal-marmarada-mete-ozmenc-donemi/</link>
        <description><![CDATA[SKAL International Marmara Kulübü Olağan Genel Kurulu, 18 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Genel kurula, geçmiş dönem başkanlarından Mert Okan’ın yönetici olarak görev yaptığı Grand Yavuz Hotel Sultanahmet ev sahipliği yaptı. SKAL Marmara Kulübü üyelerinin yanı sıra Türkiye’deki diğer kulüplerden gelen misafirlerin katılımıyla zincir değişim töreninin düzenlendiği toplantıda; Uluslararası SKAL Dernekleri Federasyonu (USDF) Başkanı Emre Gezgin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 19 Şub 2026 12:44:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[SKAL International Marmara Kulübü Olağan Genel Kurulu, 18 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Genel kurula, geçmiş dönem başkanlarından Mert Okan’ın yönetici olarak görev yaptığı Grand Yavuz Hotel Sultanahmet ev sahipliği yaptı.



SKAL Marmara Kulübü üyelerinin yanı sıra Türkiye’deki diğer kulüplerden gelen misafirlerin katılımıyla zincir değişim töreninin düzenlendiği toplantıda; Uluslararası SKAL Dernekleri Federasyonu (USDF) Başkanı Emre Gezgin tarafından 2024-2025 dönemi başkanlığını yürüten Emre Pekin’den alınan regalye, SKAL International Marmara Kulübü 2026-2027 Dönemi Başkanı Mete Özmenç 'e takdim edildi. Mete Özmenç başkanlığındaki SKAL Marmara Yönetim Kurulu'nda Mert Albututanan, Emre Tunç, Mete Eken ve Melek Gözübüyük görev alacak. Denetim Kurulu üyeleri ise Melih Buluç, Zeynep Yılmaz, Dilaver Doğru, Ferzan Kırhan ve Murat Yumak olarak belirlendi.







SKAL Ailesinden YOĞUN İLGİ



Geceye ayrıca; SKAL International Türkiye Direktörü Deniz Anapa, USDF Başkanı Emre Gezgin, USDF Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Özkaratay, SKAL İstanbul Kulübü Başkanı Mustafa Yalçın Devrim, SKAL Eskişehir Kulübü Başkanı Hakkı Gök ve SKAL Bursa Kulübü Geçmiş Dönem Başkanı Meltem Mısırlıoğlu başta olmak üzere çok sayıda özel davetli katıldı. SKAL dostları, yoğun katılımla gerçekleşen toplantıda samimi ve keyifli bir akşam geçirdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ağırlama sektörünün öncü isimleri FSUMMIT 2026’da buluştu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/agirlama-sektorunun-oncu-isimleri-fsummit-2026da-bulustu/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’yi dünya çapında güçlü bir turizm, ağırlama ve gastronomi destinasyonu haline getirmek vizyonuyla Sözen Group tarafından düzenlenen VI. Uluslararası Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi – FSUMMIT, 12-13 Şubat 2026 tarihlerinde Antalya’da NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Ağırlama Sisteminde Ekosistem” temasıyla düzenlenen zirve, sektörün ulusal ve uluslararası tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturarak, ağırlama dünyasının geleceğine ışık […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 19 Şub 2026 11:12:23 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'yi dünya çapında güçlü bir turizm, ağırlama ve gastronomi destinasyonu haline getirmek vizyonuyla Sözen Group tarafından düzenlenen VI. Uluslararası Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi - FSUMMIT, 12-13 Şubat 2026 tarihlerinde Antalya’da NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Ağırlama Sisteminde Ekosistem” temasıyla düzenlenen zirve, sektörün ulusal ve uluslararası tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturarak, ağırlama dünyasının geleceğine ışık tuttu.



Turizm, gastronomi ve ağırlama alanlarında Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü arttırmak ve destinasyon markası değerini güçlendirmek amacıyla hayata geçirildiği açıklanan zirvede; konaklama, gastronomi, teknoloji, yatırım, sürdürülebilirlik ve destinasyon yönetimi arasındaki çok katmanlı ilişkiler, bütüncül bir yaklaşımla ele alındı.







Ağırlama ekosisteminin geleceği masaya yatırıldı



Değişen misafir beklentileri, hızlanan dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gereklilikleri, ağırlama sektöründe tüm iş modellerini yeniden şekillendirirken; FSUMMIT 2026, farklı disiplinlerin birlikte nasıl güçlü bir ekosistem oluşturduğunu kapsamlı şekilde ele aldı. Ekosistem yaklaşımının yatırım kararlarından operasyonel süreçlere, misafir deneyiminden finansal sürdürülebilirliğe kadar sektörün tüm dinamiklerini nasıl dönüştürdüğü, alanında uzman isimler tarafından değerlendirildi. Zirve kapsamında, ekosistem temelli ağırlama modelleri, gastronomi ve destinasyon markalaşmasının kesişim noktaları, teknolojinin operasyonel süreçler ve misafir deneyimi üzerindeki etkisi, yerel kaynak kullanımının sürdürülebilirlik açısından önemi ve geleceğin otel ile restoran yapılarında geliştirilen bütünleşmiş çözümler gibi kritik başlıklar, sektör liderleri ve uzman konuşmacıların katılımıyla kapsamlı şekilde irdelendi.







Sektörün tüm paydaşları aynı platformda



FSUMMIT 2026, otel ve restoran zinciri yöneticilerinden yatırımcılara, şeflerden gastronomi profesyonellerine, satın alma yöneticilerinden turizm markalarına, seyahat acentelerinden marina ve destinasyon temsilcilerine kadar sektörün tüm bileşenlerini bir araya getirdi. Zirve kapsamında yer alan sergi alanı ise gıda ve içecek markaları, endüstriyel mutfak çözümleri, teknoloji ve ekipman firmalarına sektör profesyonelleriyle doğrudan temas kurma imkânı sundu.







“Ağırlama sektörü güçlü bir ekosisteme dönüştü”



Sözen Group CEO’su ve FSUMMIT Kurucusu Gökmen Sözen, açılış konuşmasında şunları söyledi: “Antalya’yı sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli turizm potansiyeline sahip destinasyonlarından biri olarak görüyoruz. Tüm paydaşlarımızla birlikte burayı bir dünya turizm başkenti haline getirmek için çalışıyoruz. Ağırlama sektörü artık yalnızca hizmet sunan bir yapı değil; turizm, gastronomi, teknoloji, yatırım ve sürdürülebilirliğin birlikte çalıştığı güçlü bir ekosistem. FSUMMIT 2026’da bu ekosistemin tüm paydaşlarını ortak bir gelecek vizyonu etrafında buluşturmayı hedefliyoruz. Antalya’nın, tıpkı Marbella gibi, gastronomisiyle de dünyanın konuştuğu bir turizm başkenti haline gelmesi en büyük hedeflerimiz arasında yer alıyor.”



“Deneyim, tarladan başlayan bir ekosistemin sonucudur”







Ev Dışı Tüketim Derneği Başkanı Melih Şahinöz ise açılış konuşmasında ağırlama sektörünün bütünsel yapısına dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu organizasyon, büyük bir fedakârlık ve yoğun emeğin sonucunda hayata geçirildi. Bu yıl altıncısını gerçekleştirdiğimiz FSUMMIT vesilesiyle, başta Gökmen Sözen olmak üzere, emeği geçen tüm ekip arkadaşlarına içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ağırlama sektöründeki deneyimin yalnızca otel ve restoranda başlamadığını; tarladan üretime, depolamadan dağıtıma kadar uzanan bütüncül bir ekosistemin sonucu olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle bu yıl belirlenen temanın, sektörümüzün sürdürülebilirliğini güçlendirmek ve rekabet gücünü artıracak yeni çözümler geliştirmek açısından son derece değerli olduğuna inanıyorum.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Göbeklitepe’de hedef 1 milyon ziyaretçi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gobeklitepe-de-hedef-1-milyon-ziyaretci/</link>
        <description><![CDATA[Almanya’nın başkenti Berlin’de açılan “Toplumun Keşfi: Göbeklitepe, Taş Tepeler ve 12.000 Yıl Önceki Yaşam” sergisinin, Göbeklitepe turizmine ve bölgenin uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Berlin’deki James Simon Galerie’de 11 Şubat’ta açılan serginin geniş katılımlı bir törenle ziyaretçilerin beğenisine sunulduğunu belirtti. Açılışa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Almanya […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 19 Şub 2026 02:05:41 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Almanya'nın başkenti Berlin'de açılan "Toplumun Keşfi: Göbeklitepe, Taş Tepeler ve 12.000 Yıl Önceki Yaşam" sergisinin, Göbeklitepe turizmine ve bölgenin uluslararası tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor.



Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Berlin'deki James Simon Galerie'de 11 Şubat'ta açılan serginin geniş katılımlı bir törenle ziyaretçilerin beğenisine sunulduğunu belirtti. Açılışa, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Almanya Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer'in yanı sıra çok sayıda sanatseverin katıldığını hatırlatan Şıldak, kendisinin de sergiyi gezdiğini ve çok beğendiğini ifade etti. 



Sergide farklı dönemlerde gün yüzüne çıkarılan heykeller ile günlük yaşam objelerinin estetik bir tasarımla sergilendiğini söyleyen Vali Hasan Şıldak, serginin başta Göbeklitepe olmak üzere Taş Tepeler Projesi kapsamındaki kazı alanlarının daha geniş kitlelere ulaşması açısından önemli olduğunu aktardı. Berlin'de yaklaşık 500 bin Türk'ün yaşadığını hatırlatan Şıldak, serginin bu yönüyle de anlamlı olduğunu anlatarak şunları kaydetti:







ZİYARETÇİ AKINI BEKLENİYOR



"Buradaki amaç, hem insanlığın ortak mirası olan bu eserleri dünyayla buluşturmak hem de şehrimize turizm yönüyle bir canlılık kazandırmaktır. Avrupa'da yaşayanların şehrimize, Göbeklitepe'ye, Karahantepe'ye ve bütün Taş Tepeler Projesi'ne yoğun bir ilgisi oluşacağını düşünüyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın da büyük katkılarıyla gerçekleşen bu etkinliğin ilimiz turizmine yansımalarının çok olumlu olacağını ve bir ziyaretçi akınının başlayacağını öngörebiliyorum. 2026'da Göbeklitepe'de 1 milyon ziyaretçi rakamını yakalayacağımızı, gelecek yıllarda ise bu rakamın aşılmakla birlikte yabancı turist oranının da giderek yükseleceğini düşünüyorum. Tanıtım, şehrin turizme hazırlanması ve altyapı eksiklerinin giderilmesi konusundaki adımlar bunu kendiliğinden getirecektir."







SERGİ HAKKINDA...



Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzeleri'ne bağlı Ön Asya Müzesi iş birliğinde hazırlanan sergi, 44'ü ilk kez sergilenen 89 eser ve 4 replikadan oluşuyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan, dünyanın bilinen en eski yerleşim yeri Göbeklitepe ve çevresindeki Taş Tepeler Bölgesi sergisi, 19 Temmuz 2026'ya kadar ziyaret edilebilecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul Lütfi Kırdar’da yeni dönem]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-lutfi-kirdar-da-yeni-donem/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda genel müdürlük görevine Deniz Dikkaya atandı. Konu ile ilgili yapılan açıklamada; “Türkiye’nin kongre ve etkinlik turizmindeki öncü ismi İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı olarak, yönetim kadromuzdaki bayrak değişimini paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz” denildi. 30 YILLIK DENEYİM Turizm, konaklama ve MICE sektöründe 30 yıllık köklü bir tecrübeye sahip […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 18 Şub 2026 14:47:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda genel müdürlük görevine Deniz Dikkaya atandı. Konu ile ilgili yapılan açıklamada; “Türkiye’nin kongre ve etkinlik turizmindeki öncü ismi İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı olarak, yönetim kadromuzdaki bayrak değişimini paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz” denildi.







30 YILLIK DENEYİM



Turizm, konaklama ve MICE sektöründe 30 yıllık köklü bir tecrübeye sahip olan Dikkaya’nın kuruma belirgin bir dinamizm kazandıracağı, turizm çevrelerinde konuşulmaya başlandı. Kurumdan yapılan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Deniz Dikkaya’nın vizyoner liderliğinde; uluslararası etkinlik pazarındaki konumumuzu güçlendirmeyi, yenilikçi etkinlik çözümlerimizle sürdürülebilir büyümeyi, İstanbul’un global bir etkinlik destinasyonu olma kimliğine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Yeni Genel Müdürümüz Deniz Dikkaya’ya hoş geldiniz diyor, kendisinin liderliğinde kurumumuzun köklü geçmişini daha parlak bir geleceğe taşıyacak olmanın heyecanını yaşıyoruz."



Deniz Dikkaya, aynı zamanda 2026 yılı "ACE of MICE Awards – Turizm Başarı Ödülü" sahibi, deneyimli bir isim olarak biliniyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[FIJET Türkiye’den önemli mesajlar]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fijet-turkiyeden-onemli-mesajlar/</link>
        <description><![CDATA[Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET)’i ülkemizde temsil eden Türkiye Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TTYGD) Yönetim Kurulu, geçtiğimiz hafta önemli gündem maddeleriyle bir araya geldi. Toplantıya; FIJET Dünya Başkan Yardımcısı Delal Adamdede, TTYGD Başkanı Gürkan Boztepe ile yönetim kurulu üyeleri Hüseyin Kurtoğulları, Hakkı Yüksel ve Sema Kutlu katılım sağladı. Toplantının ana gündemini, FIJET […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 16 Şub 2026 13:24:10 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET)'i ülkemizde temsil eden Türkiye Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TTYGD) Yönetim Kurulu, geçtiğimiz hafta önemli gündem maddeleriyle bir araya geldi. Toplantıya; FIJET Dünya Başkan Yardımcısı Delal Adamdede, TTYGD Başkanı Gürkan Boztepe ile yönetim kurulu üyeleri Hüseyin Kurtoğulları, Hakkı Yüksel ve Sema Kutlu katılım sağladı.



Toplantının ana gündemini, FIJET Dünya Başkan Yardımcısı Delal Atamdede’nin Tunus’ta gerçekleştirdiği temaslar oluşturdu. Tunus’ta düzenlenen "Dünya Başkanlığı" sürecine katılan Atamdede, dönüşünün ardından yönetim kuruluna kapsamlı bir bilgilendirmede bulundu. Tunus’ta gerçekleştirilen görüşmeler, uluslararası turizm medyasının geleceği, küresel iş birlikleri ve Türkiye’nin temsili açısından atılabilecek adımlar, toplantıda detaylı şekilde ele alındı.







Delal Atamdede, özellikle TTYGD'nin uluslararası platformlarda daha görünür olması, derneğin etkin rolünün güçlendirilmesi ve ortak projelerin artırılması yönünde önemli temaslarda bulunduğunu ifade etti. Tunus sonrası yapılan bu değerlendirme toplantısında, elde edilen kazanımlar ve önümüzdeki süreçte izlenecek yol haritası masaya yatırıldı. TTYGD Yönetim Kurulu, uluslararası ilişkilerin kurumsal düzeyde daha da güçlendirilmesi, yeni iş birliklerinin geliştirilmesi ve Türkiye’nin turizm tanıtımında medya gücünün daha etkin kullanılması konusunda görüş birliğine vardı. TTYGD’nin hem ulusal hem de küresel ölçekte daha aktif bir rol üstlenmesi için çalışmaların hız kesmeden süreceği vurgulandı.



TTYGD YÖNETİMİNDEN "USTA"YA SAYGI



TTYGD Yönetim Kurulu Toplantısı sonrasında, geçtiğimiz yıl yayımlanan ve turizm dünyasında büyük yankı uyandıran “USTA” adlı kitabın yazarı, Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Kurtoğulları’na bir teşekkür sertifikası takdim edildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Artvin’in karla kaplı Maden köyü fotoğraf tutkunlarını ağırladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/artvinin-karla-kapli-maden-koyu-fotograf-tutkunlarini-agirladi/</link>
        <description><![CDATA[Artvin’in Şavşat ilçesinde, Karçal Dağları eteklerinde yer alan Maden köyü; doğal güzelliği, ahşap mimarisi ve geleneksel yaşam tarzıyla fotoğraf tutkunlarına ev sahipliği yaptı. Artvin Belediyesi, kentin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Maden köyüne foto safari programı düzenledi. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen fotoğraf ve doğa meraklıları; 1900 rakımdaki, ahşap mimarisiyle öne çıkan, karla kaplı köyde doğal güzellikleri […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 16 Şub 2026 01:22:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Artvin'in Şavşat ilçesinde, Karçal Dağları eteklerinde yer alan Maden köyü; doğal güzelliği, ahşap mimarisi ve geleneksel yaşam tarzıyla fotoğraf tutkunlarına ev sahipliği yaptı. Artvin Belediyesi, kentin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Maden köyüne foto safari programı düzenledi.



Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen fotoğraf ve doğa meraklıları; 1900 rakımdaki, ahşap mimarisiyle öne çıkan, karla kaplı köyde doğal güzellikleri ve köylülerin günlük yaşamını görüntüledi. Etkinlikte bazı katılımcılar da yöresel kıyafetler giyerek, akordeon eşliğinde horon oynadı. Kışın sert geçtiği köyde kar kalınlığı yer yer 1 metreyi aşarken, köy içinde ulaşım yaya olarak sağlanıyor. Köye gelen ziyaretçiler, karla bütünleşen geleneksel yaşama hayran kalırken; beyaz örtü altındaki doğal ve kültürel dokuyu keşfedip, fotoğraflama imkanı buluyor.







"doğal çeşitliliği ve kültürel dokusuyla dikkat çekici"



Fotoğraf Sanatçısı Faruk Akbaş, bölgenin eşsiz doğal zenginlikleri ve geleneksel yaşam tarzıyla dünyada nadir görülen yerlerden olduğunu söyledi. Türkiye'nin farklı bölgelerinde ve dünyanın pek çok ülkesinde yıllardır gezi ve belgesel fotoğrafları çektiğini belirten Akbaş, Şavşat ve çevresinin hem doğal çeşitliliği hem de kültürel dokusuyla dikkat çekici olduğunu vurguladı. Akbaş, bölgenin bir fotoğrafçı için aranan tüm unsurları barındırdığına işaret ederek; "Burada kültür, doğa, insan ve yaşam iç içe. Bu yüzden yıllardır geliyoruz ve her yıl mutlaka tekrar ziyaret ediyoruz" dedi. 







"MADEN KÖYÜ HER MEVSİM FARKLI GÜZELLİKLER SUNUYOR"



Fethiye'den gelen Ahu Akbaş ise Şavşat ilçesinin ve Maden köyünün her mevsim farklı güzellikler sunduğunu ifade etti. Bölgeyi sık sık ziyaret ettiğini aktaran Akbaş, yöre halkının misafirperverliğine de dikkat çekti. İstanbul'dan programa dahil olan Nursen Sarı da ortaya çok güzel fotoğraflar çıktığını vurguladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Erciyes’te pistler kayakseverlerle doldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/erciyeste-pistler-kayakseverlerle-doldu/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen kış sporları ve turizm merkezlerinden Erciyes Kayak Merkezi’nde pistler kayakseverlerle doldu. Hafta sonu tatilini kayak merkezinde geçirmek isteyen ziyaretçiler, “İç Anadolu’nun zirvesi” olarak nitelendirilen Erciyes Dağı’nda yoğunluk oluşturdu. Yerli ve yabancı kayakseverler; Tekir, Develi, Hacılar ve Hisarcık kapılardaki tesislerde kayak ve snowboard yaparak güneşli havada eğlenceli vakit geçirdi. Bazı aileler çocuklarıyla kızağa […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 16 Şub 2026 01:22:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin önde gelen kış sporları ve turizm merkezlerinden Erciyes Kayak Merkezi'nde pistler kayakseverlerle doldu. Hafta sonu tatilini kayak merkezinde geçirmek isteyen ziyaretçiler, "İç Anadolu'nun zirvesi" olarak nitelendirilen Erciyes Dağı'nda yoğunluk oluşturdu.



Yerli ve yabancı kayakseverler; Tekir, Develi, Hacılar ve Hisarcık kapılardaki tesislerde kayak ve snowboard yaparak güneşli havada eğlenceli vakit geçirdi. Bazı aileler çocuklarıyla kızağa bindi; ziyaretçilerden bir kısmı da gondollarla manzarayı seyretti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Fikri Ataoğlu’ndan Diyarbakır Valiliği’ne ziyaret]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fikri-ataoglundan-diyarbakir-valiligi-ne-ziyaret/</link>
        <description><![CDATA[KKTC Başbakan Yardımcısı – Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Diyarbakır Valiliği’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. TÜRSAB heyetiyle birlikte düzenlenen ziyarete; TÜRSAB Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, KITSAB Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Akançay ve TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Akyıl eşlik etti. Fikri Ataoğlu; TÜRSAB ve KITSAB heyetleriyle birlikte Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu tarafından makamında […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 15 Şub 2026 00:24:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[KKTC Başbakan Yardımcısı - Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Diyarbakır Valiliği’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. TÜRSAB heyetiyle birlikte düzenlenen ziyarete; TÜRSAB Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, KITSAB Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Akançay ve TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Akyıl eşlik etti.



Fikri Ataoğlu; TÜRSAB ve KITSAB heyetleriyle birlikte Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu tarafından makamında karşılandı. Ziyarette, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki kardeşlik bağlarının, turizm başta olmak üzere her alanda güçlendirilmesi için istişarelerde bulunulduğu açıklandı. Ziyaret sonrası Diyarbakır ve çevresinde tarihi eserleri gezen heyet, ayrılıırken yayınladıkları mesajda şunları ifade etti: "Nazik ev sahipliği için Diyarbakır Valiliği’ne ve Diyarbakır Valisi Sayın Murat Zorluoğlu’na teşekkür ederiz.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dünya ölçeğinde bir kültür rotası: Hitit Yolu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dunya-olceginde-bir-kultur-rotasi-hitit-yolu/</link>
        <description><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, sosyal medyada dikkat çeken bir paylaşımda bulundu. Bizce ilgili herkesin bu açıklamayı dikkate alması gerekiyor. İşte, Seda Kaya Ösen’in paylaşımı: “Turizm denilince deniz-kum-güneş modeli Türkiye için değerlidir; ancak gerçek turizm vizyonu, coğrafyanın tamamını ekonomik ve kültürel üretime dahil edebilmektir. Örneğin, Anadolu’nun ortasında dünya ölçeğinde bir kültür rotası var: Hitit […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 15 Şub 2026 00:02:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, sosyal medyada dikkat çeken bir paylaşımda bulundu. Bizce ilgili herkesin bu açıklamayı dikkate alması gerekiyor. İşte, Seda Kaya Ösen'in paylaşımı:



"Turizm denilince deniz-kum-güneş modeli Türkiye için değerlidir; ancak gerçek turizm vizyonu, coğrafyanın tamamını ekonomik ve kültürel üretime dahil edebilmektir. Örneğin, Anadolu’nun ortasında dünya ölçeğinde bir kültür rotası var: Hitit Yolu.







Çorum’da oluşturulan yaklaşık 385 kilometrelik bu yürüyüş ve bisiklet rotası, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hattuşa başta olmak üzere, Hitit medeniyetinin izlerini Anadolu platosunda birbirine bağlar. Bu coğrafya, yalnızca arkeolojik kalıntıları birleştiren bir parkur değildir. Burası, Anadolu’da devlet geleneğinin, diplomasi kültürünün ve yazılı hukukun doğduğu bir merkezdir. 







Ancak gerçek şu ki; böylesine büyük bir tarihsel mirasa rağmen Hitit Yolu'nun bilinirliği ve ziyaretçi ilgisi, olması gereken seviyede değildir. UNESCO değerleri yalnızca listelerde kalmamalı, sahada görünür olmalıdır. Altyapı, yönlendirme, dijital tanıtım ve uluslararası iş birlikleri hızla artırılmalıdır.  Anadolu platosu, turizm politikalarında arka planda kalmamalı. Hitit Yolu desteklenmeli. Bir yandan Anadolu coğrafyasının başka yerlerinde yeni parkurlar oluşturulmalı ve bütün bunların bir haritası yapılmalı. Bu girişim kapsamında Hattuşa daha güçlü anlatılmalı, bu miras hak ettiği ilgiyi görmelidir. Çünkü mesele, bir yürüyüş rotasından fazlasıdır. Mesele, Anadolu’nun merkezindeki tarihsel hafızayı ayağa kaldırmaktır."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TÜKİD, Türk kırtasiye sektörünü dünya sahnesine taşıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tukid-turk-kirtasiye-sektorunu-dunya-sahnesine-tasiyor/</link>
        <description><![CDATA[Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), dünyanın en büyük oyuncak fuarı Spielwarenmesse Nürnberg ile Frankfurt’ta dünyanın en prestijli tasarım, kırtasiye ve yaşam stil fuarı Ambiente ve Creativeworld’te yürüttüğü temaslarla Türk kırtasiye sektörünün ihracat odaklı küresel görünürlüğünü güçlendirdi. Avrupa ayağı, daha önce Dubai ve Orta Doğu pazarında gerçekleştirilen temasların stratejik devamı niteliği taşıyor. Türk kırtasiye markaları, sadece küresel […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 13 Şub 2026 14:41:05 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), dünyanın en büyük oyuncak fuarı Spielwarenmesse Nürnberg ile Frankfurt’ta dünyanın en prestijli tasarım, kırtasiye ve yaşam stil fuarı Ambiente ve Creativeworld’te yürüttüğü temaslarla Türk kırtasiye sektörünün ihracat odaklı küresel görünürlüğünü güçlendirdi. Avrupa ayağı, daha önce Dubai ve Orta Doğu pazarında gerçekleştirilen temasların stratejik devamı niteliği taşıyor. Türk kırtasiye markaları, sadece küresel pazarlara açılmakla kalmıyor; tasarım dili, ürün çeşitliliği ve yenilikçi yaklaşımıyla uluslararası eğilimlerin oluşumunda giderek daha görünür bir rol üstleniyor.



Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), dünyanın en büyük oyuncak fuarı Spielwarenmesse Nürnberg Fuarı’nı ziyaret etti. Fuar kapsamında dünyanın dört bir yanından gelen sektör temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde; küresel eğilimler, yeni pazar dinamikleri ve yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. Nürnberg ziyareti, Türk kırtasiye sektörünün uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmeye yönelik temasların önemli bir ayağı oldu. TÜKİD, Avrupa’daki temaslarına Frankfurt’ta düzenlenen Ambiente 2026 ve Creativeworld fuarları ile devam etti. Ev, yaşam, kırtasiye, hobi ve yaratıcı endüstrilerin küresel buluşma noktası olan bu iki fuar; Türk markalarının tasarım gücünü, üretim kabiliyetini ve yenilikçi ürün portföyünü dünya alıcılarıyla buluşturması açısından stratejik bir iş geliştirme ve pazar erişim platformu sundu. Ambiente 2026 ve Creativeworld fuarlarına Türkiye’den 21’i TÜKİD üyesi 25 firma katılım sağladı. Türk firmalarının stantları, uluslararası satın almacıların yoğun ilgisiyle karşılandı; ziyaretçiler ürünleri yakından inceleyerek teknik özellikler hakkında bilgi aldı, potansiyel iş birlikleri hakkında birebir görüşmeler gerçekleştirdi.







"Küresel alıcılarla birebir temas ediyoruz"



İhracatçı Türk kırtasiye firmaları, ürünlerini dünyanın dört bir yanından gelen satın almacılarla buluştururken; TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci ile TÜKİD idari personeli de fuar alanında temaslarda bulundu. TÜKİD Başkanı Keresteci, “Uluslararası fuarlar, Türk kırtasiye sektörünün potansiyelini doğrudan alıcılarla buluşturduğumuz güçlü platformlar. Nürnberg ve Frankfurt temaslarımız; ihracat yaklaşımımızı güçlendiren, yeni iş birliklerinin önünü açan stratejik adımlar. Amacımız, Türk markalarının kalite, tasarım ve üretim gücünü dünya pazarlarında görünür kılmak” dedi. Keresteci, “TÜKİD yurt dışı fuarlarına uzun yıllardır davet ediliyor. Fuar alanlarında üyelerimiz küresel alıcılarla B2B görüşmeler yapıyor. Türk kırtasiye markalarını doğru platformlarda küresel alıcılarla buluşturmaya ve ihracat temaslarımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Bu yaklaşım, firmalarımızın uzun vadeli güven ilişkileri kurmasına zemin hazırlıyor. Hedefimiz; Türk kırtasiye sektörünü sadece ihracat yapan değil, küresel pazarlarda tercih edilen çözüm ortağı olarak konumlandırmak” diye konuştu.







Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan ihracat hattı



TÜKİD’in Nürnberg ve Frankfurt hattındaki fuar ziyaretleri; daha önce Dubai ve Orta Doğu pazarında yürütülen ihracat odaklı temasların Avrupa ayağı olarak konumlandı. Bu kapsamda TÜKİD, dünyanın önde gelen kırtasiye fuarlarından Paperworld Middle East’te Türkiye’yi güçlü bir şekilde temsil etti. Dubai’de gerçekleştirilen fuara İstanbul Ticaret Odası (İTO) organizasyonu ile milli katılım da gerçekleştirildi. 17 Türk firması fuarda boy gösterdi. Dosyalama ürünlerinden okul öncesi materyallere, kâğıt ürünlerinden hobi malzemelerine uzanan zengin ürün yelpazesi, uluslararası alıcılardan yoğun ilgi gördü. TÜKİD, ayrıca kırtasiye sektörü özelinde yeni pazar fırsatlarını değerlendirmek üzere Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Stationery & Paper Expo Saudi Arabia fuarına katıldı. Türkiye’den 16 ihracatçı firmanın ürünlerini sergilediği Riyad Front Exhibition & Conference Center’da gerçekleştirilen fuar, Suudi Arabistan’ın ilk kırtasiye fuarı özelliğini taşıyor. Öte yandan TÜKİD yurt dışı pazarlara yönelik hazırladığı EXPORT 2026 özel sayısında, uluslararası profesyonellerin görüşlerine yer verdi. Yayın, Türk kırtasiye sektörünün ihracat potansiyelini güçlü biçimde ortaya koyuyor.







TÜKİD Hakkında...



Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), 1985 yılında sektörün öncü ve deneyimli isimlerinin girişimleriyle kurulmuştur. Türkiye genelinde kırtasiye sektörünü temsil eden ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olan TÜKİD, kurulduğu günden bu yana sektörün gelişimine liderlik etmektedir. TÜKİD’in mesleki standartları dört temel değer üzerine inşa edilmiştir: Ticaret Ahlakı, Tüketici Güvenliği, Açık Fikirlilik ile Sektörün ve Perakendenin Geleceğini Planlama. Bugün TÜKİD; 494 üyesiyle, 500’ün üzerinde şirketi temsil etmektedir. Üye yapısı, sektörün tüm ürün gruplarını kapsamaktadır. TÜKİD üyeleri, sektörde çekirdekten yetişmiş deneyimli profesyoneller ile ikinci kuşak sermayedar temsilcilerinden meydana gelmektedir. Bu sayede TÜKİD, köklü birikim ile geleceğe yönelik vizyonu aynı çatı altında buluşturmaktadır.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizm ve gayrimenkulde “İkinci Yetişkinlik” dönemi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizm-ve-gayrimenkulde-ikinci-yetiskinlik-donemi/</link>
        <description><![CDATA[Akfen GYO AŞ Genel Müdürü Ece Demirpençe; “Avro Bölgesi’nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamaları, diğer tüm yaş gruplarına kıyasla daha hızlı artıyor. Bu bireyler bakım arayışında değil, premium bir yaşam tarzı, yani bir ‘İkinci Yetişkinlik’ talep ediyor” dedi. Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (Akfen GYO) AŞ Genel Müdürü Ece Demirpençe, turizm ve gayrimenkul yatırımlarında tek […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 11 Şub 2026 20:10:20 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Akfen GYO AŞ Genel Müdürü Ece Demirpençe; "Avro Bölgesi'nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamaları, diğer tüm yaş gruplarına kıyasla daha hızlı artıyor. Bu bireyler bakım arayışında değil, premium bir yaşam tarzı, yani bir 'İkinci Yetişkinlik' talep ediyor" dedi.



Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (Akfen GYO) AŞ Genel Müdürü Ece Demirpençe, turizm ve gayrimenkul yatırımlarında tek segmente dayalı modellerin yerini bağımsız yaşam, sağlık turizmi ve deneyim odaklı varlıkları bir araya getiren karma projelerin aldığını belirtti. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) tarafından Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı (TGA) desteği ve Türkiye İş Bankası'nın ana sponsorluğunda düzenlenen Turizm Yatırım Forumu (TIF) 2026'ya katılan Demirpençe, "Konaklama Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor?" başlıklı panelde değerlendirmelerde bulundu.



Açıklamada paneldeki görüşlerine yer verilen Ece Demirpençe; finansal inovasyonun, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının, turizm ve gayrimenkul yatırımlarında belirleyici rol oynadığına dikkati çekti. Yatırımcıların tek bir turizm segmentine odaklanmak istemediğini aktaran Demirpençe; "Independent Living" (Bağımsız Yaşam), sağlık turizmi ve deneyim odaklı varlıklardan oluşan karma projelerin, portföyleri piyasa dalgalanmalarına karşı daha dirençli hale getirdiğini ifade etti.



Demirpençe, Avro Bölgesi'nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamalarının diğer tüm yaş gruplarına kıyasla daha hızlı arttığına işaret ederek, şunları kaydetti: "Bocconi Üniversitesi ve Allianz'ın 2025 raporundaki en güncel bulgulara göre 'Silver Economy', yani 50 yaş ve üzeri nüfus, halihazırda küresel GSYH'nin yüzde 34'ünü, yaklaşık 39 trilyon avroyu üretiyor ve küresel tüketim harcamalarının yarısını oluşturuyor. Avro Bölgesi'nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamaları, diğer tüm yaş gruplarına kıyasla daha hızlı artıyor. Bu bireyler bakım arayışında değil, premium bir yaşam tarzı, yani bir 'İkinci Yetişkinlik' talep ediyor. Otel gibi görünen, ancak kalıcı konutlar olarak işleyen, yüksek hizmet seviyesine sahip ortamlar istiyorlar."



İspanya ve Portekiz'de bu yaklaşımın turizm altyapısıyla başarıyla birleştiği örnekler bulunduğunu aktaran Demirpençe, Akfen GYO'nun Florida'da geliştirmekte olduğu bağımsız yaşam projesinin, bu kesişimin somut örneklerinden biri olduğunu vurgulayarak; "Bu proje, mevsimselliği ortadan kaldıran yıl boyu talep, uzun süreli konaklamalar sayesinde öngörülebilir nakit akışları, sadece oda gelirinin ötesine geçen hizmet odaklı gelirler sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu.



"Atıl durumdaki otel varlıkları dönüştürülmelİ"



Türkiye'nin iklim avantajı, sağlık altyapısı, doğal zenginlikleri ve güçlü hava yolu ağıyla potansiyele sahip olduğunu aktaran Ece Demirpençe, atıl durumdaki otel varlıklarının profesyonelce yönetilen ve devredilebilir kullanım haklarına sahip birimlere dönüştürülebileceğini, bu yaklaşımın döviz bazlı gelir ve istikrarlı operasyonel kalite sunan uygulanabilir bir yatırım modeli oluşturduğunu ifade etti. GYO'ların yalnızca gelir getiren varlıkların sahibi olmadığına, bu yapıların ekonomi için uzun vadeli değer üreten platformlara dönüştüğüne değinen Demirpençe, uzun vadeli değer yaratmanın, kentsel gelişimin temel yapı taşlarından biri olduğunun altını çizdi.



GÜÇLÜ BİR REJENERASYON



Bu yaklaşımın örneği olarak Kadıköy'de hayata geçirilen "Terminal Kadıköy" projesini gösteren Demirpençe, projenin güçlü bir rejenerasyon yaklaşımıyla geliştirildiğini, sağlam ve sürdürülebilir bir ticari yapı üzerine kurgulandığını aktardı. Demirpençe, canlı ve turistik bir kentsel bölgenin merkezinde konumlanan projenin, ticari fizibilitesinin yanı sıra sosyal ve mekansal değer ürettiğine de değindi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Volkan Ataman: MICE turizminin anahtarı, güçlü destinasyon pazarlaması!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/volkan-ataman-mice-turizminin-anahtari-guclu-destinasyon-pazarlamasi/</link>
        <description><![CDATA[Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, Türkiye’nin MICE (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Fuar) turizminde büyümesinin destinasyon pazarlamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Ataman, şunları dile getirdi: “Türkiye; güçlü altyapısı, ulaşım ağı ve konaklama kapasitesiyle MICE turizmi için ciddi bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 10 Şub 2026 18:11:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, Türkiye’nin MICE (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Fuar) turizminde büyümesinin destinasyon pazarlamasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Ataman, şunları dile getirdi:



“Türkiye; güçlü altyapısı, ulaşım ağı ve konaklama kapasitesiyle MICE turizmi için ciddi bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için İstanbul, Antalya, Ankara ve İzmir gibi şehirlerin uluslararası pazarlarda net birer MICE destinasyonu olarak konumlandırılması gerekiyor. İş dünyasına hitap eden etkinlikleri, kültür, gastronomi ve deneyim odaklı içeriklerle desteklemek, rekabet gücümüzü artıracaktır.”







"TÜRKİYE, MICE ALANINDA BÖLGESEL BİR MERKEZ HALİNE GELEBİLİR"



Destinasyon pazarlamasında İstanbul’un doğru konumlandırılmasına örnek olarak İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’nun (ICVB) çalışmalarını gösteren Volkan Ataman, ICVB’nin şehir markalaşması ve uluslararası tanıtım açısından en başarılı örneklerden biri olduğunu vurguladı. Destinasyon pazarlamasında dijitalleşmenin önemine de dikkat çeken Ataman, hedef pazarlara yönelik tanıtım stratejilerinin MICE turizminin büyümesini hızlandıracağını vurguladı. Kamu ve özel sektör iş birliğinin kritik olduğunu belirten Ataman; “Doğru markalaşma ve sürdürülebilir destinasyon yönetimiyle Türkiye, MICE alanında bölgesel bir merkez haline gelebilir. Bu da sadece turizm gelirleri değil; organizasyon, hizmet ve ulaşım gibi birçok sektörü olumlu yönde etkileyecek güçlü bir ekonomik çarpan yaratır” ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizm Yatırım Forumu 2026’da yol haritası masaya yatırılıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizm-yatirim-forumu-2026da-yol-haritasi-masaya-yatiriliyor/</link>
        <description><![CDATA[Turizm Yatırım Forumu 2026’da (Tourism Investment Forum – TIF 2026) iki gün boyunca turizmde sürdürülebilir büyüme, yatırım ortamı ve finansman başlıkları ele alınacak. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı desteği ve Türkiye İş Bankası’nın ana sponsorluğunda gerçekleştirilen ve iki gün boyunca sürecek […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 10 Şub 2026 14:20:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizm Yatırım Forumu 2026'da (Tourism Investment Forum - TIF 2026) iki gün boyunca turizmde sürdürülebilir büyüme, yatırım ortamı ve finansman başlıkları ele alınacak.



Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı desteği ve Türkiye İş Bankası'nın ana sponsorluğunda gerçekleştirilen ve iki gün boyunca sürecek Turizm Yatırım Forumu 2026'nın açılış konuşmasını yapan TTYD Başkanı Oya Narin, forumun 100'e yakın konuşmacı ve konaklama, seyahat, gayrimenkul, finans, yatırım, kamu, tasarım, pazarlama gibi turizm dünyasının farklı bileşenlerini bir araya getireceğini söyledi.



Narin, dünya turizminin her geçen gün büyüdüğüne işaret ederek; "Küresel turizm ekonomisi salgın sonrası toparlandı ve tekrar büyümeye doğru bir eğilim gösteriyor. World Travel & Tourism Council'ın (WTTC) hesapladığı ekonomik etki çalışmalarına göre seyahat ve turizm sektörü, 2024'te küresel ekonomiye 10,9 trilyon dolar katkı sağlarken, 357 milyon kişiye iş sahası açtı. Önümüzdeki 10 yıl için projeksiyonlar ise bu katkının 2035'te 16,5 trilyon dolara ulaşacağını söylüyor. İstihdam da 462 milyon şeklinde bir projeksiyonla karşı karşıya bırakıyor bizi. Türkiye, turizmde bu tablo içerisinde baktığımızda son derece güçlü bir şekilde yer alıyor" dedi.



Türkiye'nin turizm gelirlerine değinen Oya Narin; "2015 yılında 31,5 milyar dolar olan turizm gelirimiz, 2025 itibarıyla 65,2 milyar dolara ulaşmış, 10 yılda yüzde 107'lik bir büyüme göstermiş. Aynı dönemde Türkiye'yi ziyaret eden ziyaretçi sayısı, 41,6 milyondan 63,9 milyona yükselmiş. Ziyaretçi hacmi yaklaşık yüzde 54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir ise 757 dolardan 1020 dolara çıkmış" yorumunu yaptı. 







"2030'DA 120 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİ ÖNGÖRÜYORUZ"



Narin, sözlerine şöyle devam etti: "TTYD olarak 'Turizmde Dönüşüm' projemiz kapsamında yaptığımız modellemelerde, turizm gelirlerimizin bir dönüşüm programıyla birlikte 2030'da 120 milyar dolara erişilebileceğini tahmin ediyoruz. Son yıllarda pandemi ve yakın coğrafyamızda kontrolümüz dışında gelişen olaylara rağmen yolumuza emin adımlarla ilerliyoruz. Bu süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığımızın kararlı desteği, hızlı koordinasyonu ve sektöre güven veren duruşu hepimiz için çok kıymetli, kendilerine ve ekibine özellikle teşekkür ediyoruz."







"HER TURİST ASLINDA POTANSİYEL BİR YATIRIMCIDIR"



Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat ise konuşmasında; "Bundan 20 yıl önce Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi kurulduğunda bir argümanımız vardı: 'Her turist aslında potansiyel bir yatırımcıdır'. 'Eğer insanlar en kıymetli şeyleri olan zamanlarını, en kıymetli sevdiklerini ailelerini ülkeye getiriyorlarsa yatırımlarını neden getirmesinler?' diyorduk ve aslında bu argümanımız aslında halen geçerli bir argüman" dedi. Turizm sektörünün kaldıraç etkisinin olduğuna değinen Polat; "Bunu aslında yatırımcılarla yaptığımız belirli görüşmelerde tecrübeyle öğreniyoruz. Halen mevcut yatırımcılarla, eğer daha önce ülkemize hiç gelmedilerse, Türkiye arasında realiteyle algı arasında bir bilgi asimetresi hala mevcut. O yüzden yatırımcılarla ilgili her zaman bununla ilgili ajandamız var; onlara mümkün olduğunca hızlı bir şekilde ülkemizi ziyaret ettirmek. Çünkü ülkemize geldiklerinde aslında altyapımız üstyapımız, insan kaynağı, dinamizm ve benzeri yönünde bir pozitif etki olduğunu her zaman gözlemiyoruz" ifadelerini kullandı.







“TÜRKİYE, KRİZ YÖNETİMİNDE GÜÇLÜ BİR REFLEKS KAZANDI”



Forumun her geçen yıl artan uluslararası katılımı ve yatırım odağıyla yalnızca Türkiye için değil, küresel turizm ekonomisi açısından da önemli bir buluşma noktası hâline geldiğini belirten Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; bu platformun yeni yatırımlar, stratejik ortaklıklar ve uzun vadeli iş birlikleri için güçlü bir zemin sunduğunu ifade etti. Küresel ölçekte ekonomik, siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Ersoy, Türkiye’nin krizleri yönetme konusunda güçlü bir refleks ve ciddi bir kurumsal tecrübe kazandığını vurguladı.







"TÜRK TURİZMİNE GENİŞ BİR ÜRÜN YELPAZESİ KAZANDIRILDI"



Bakan Ersoy, bu dayanıklılığın turizm sektörü ve yatırım ortamına da doğrudan yansıdığını dile getirdi. Göreve geldikleri günden bu yana turizmi yalnızca rakamlarla değil; vizyon, çeşitlilik ve nitelik odağıyla ele aldıklarını belirten Ersoy, deniz-kum-güneş anlayışının ötesine geçilerek kültür ve inanç turizmi, arkeoloji, doğa ve ekoturizm, gastronomi, sağlık ve termal turizm, kongre ve fuar, kruvaziyer ile kış turizmi gibi alanların devreye alındığını ve Türk turizmine geniş bir ürün yelpazesi kazandırıldığını anlattı.







"İSTANBUL DAHA ÇOK TURİSTİ VE YATIRIMI HAK EDİYOR"



Turizm Yatırım Forumu 2026'da konuşan İTO Başkanı Avdagiç, İstanbul'un sadece bir yönüyle değil; kültür, finans, sanat gibi her yönüyle dünya turizmi için tercih edilmeye devam ettiğini söyledi. Avdagiç, İstanbul'a bakıldığında 8 bin 500 yıllık tarihi ve doğal güzelliği ile merkez olmaya devam ettiğini aktararak, şunları kaydetti: "Bu anlamda İstanbul, gerçekten daha çok turisti ve yatırımı hak ediyor. Yatırımcısına da her yönüyle daha fazla kazanç sağlayacak bir potansiyel sunuyor. İTO olarak bir taraftan Turizm Geliştirme Vakfımızla, bakanlığımızla, valiliğimizle, büyükşehir belediyemizle beraber aynı zamanda İstanbul'da kongre turizmini geliştirme konusunda önemli çalışmalar yapıyoruz. Dolayısıyla, kongre turizmi anlamında İstanbul'da gelişen bir potansiyel olduğunu da ifade etmek istiyorum."







"KKTC'ye yapılan yatırımlar, dünyayla yarışan yatırımlardır"



Foruma konuk olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC'ye bugüne yapılan yatırımların ve devamlılığının önemli olduğunu belirterek; "KKTC'ye yapılan yatırımlar, dünyayla yarışan yatırımlardır. KKTC olarak ülkemize gelen yatırımcılara kapımızın her zaman açık olduğunu ve yapılacak yatırımcılara büroksi olarak engellerin olmadığını söylüyoruz. Genç nufüs yatırımcıların yanı sıra yatırımlarda çalışacak kardeşlerimizin de genç olması, çalışmalara sahip çıkması bizi onurlandırıyor" açıklamasında bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İTO Başkanı Avdagiç, ITF standını ziyaret etti]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ito-baskani-avdagic-itf-standini-ziyaret-etti/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekip Avdagiç, 10 Şubat 2026 tarihinde Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus’ta düzenlenen “TIF 2026 – Turizm Yatırım Forumu” kapsamında İstanbul Turizm Fuarı (ITF) standını ziyaret etti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde gerçekleşen forumda; İstanbul turizminin gelişimi, yatırımlar ve sektörün geleceğine dair değerlendirmelerde bulunuldu. ITF – İstanbul […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 10 Şub 2026 14:20:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekip Avdagiç, 10 Şubat 2026 tarihinde Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus’ta düzenlenen "TIF 2026 – Turizm Yatırım Forumu" kapsamında İstanbul Turizm Fuarı (ITF) standını ziyaret etti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde gerçekleşen forumda; İstanbul turizminin gelişimi, yatırımlar ve sektörün geleceğine dair değerlendirmelerde bulunuldu.



ITF – İstanbul Turizm Fuarı, uluslararası turizm profesyonellerini bir araya getiren önemli bir sektör platformu olarak Dream Project tarafından düzenleniyor; turizm ve MICE sektörlerinin büyümesine ve dünya pazarlarıyla entegrasyonuna katkı sağlıyor.



Jolly Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Mert Vardar, Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç, Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Volkan Ataman, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TUGEV) ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) Başkan Yardımcısı Ümit Öztürk ve İBB Turizm Platform Başkanı İlkay Şalabi…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Zeynep Göztepe’ye Bodrum’da yeni görev]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/zeynep-goztepe-ye-bodrumda-yeni-gorev/</link>
        <description><![CDATA[Ünlü turizmci Zeynep Göztepe, Bodrum’un butik mekanlarından “Churchill Bodrum”, “Town House” ve “Yu Bodrum” markalarının marka yöneticisi ve koordinatörü oldu. İstanbul’da çalıştığı yıllarda yurt içi ve yurt dışında pek çok ünlü markanın PR hizmetlerinde görev alan Göztepe, yaklaşık on yıldır Bodrum’da yaşıyor. “İLHAMIM BODRUM” Zeynep Göztepe, sohbet sırasında “İlhamım Bodrum” sözleriyle yeni görevine dair haberi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 10 Şub 2026 10:55:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ünlü turizmci Zeynep Göztepe, Bodrum’un butik mekanlarından "Churchill Bodrum", "Town House" ve "Yu Bodrum" markalarının marka yöneticisi ve koordinatörü oldu. İstanbul’da çalıştığı yıllarda yurt içi ve yurt dışında pek çok ünlü markanın PR hizmetlerinde görev alan Göztepe, yaklaşık on yıldır Bodrum'da yaşıyor.



“İLHAMIM BODRUM”



Zeynep Göztepe, sohbet sırasında "İlhamım Bodrum" sözleriyle yeni görevine dair haberi bizimle paylaşırken; "Bodrum’a sahip çıkmalıyız" mesajı ise bir nebze olsun içimizi rahatlattı. İşte, Göztepe’nin Bodrum ile ilgili düşünceleri: “Binlerce yıllık geçmişi ile dünyanın yedi harikasından biri olarak gösterilen Halikarnas Mozolesi ile Batı edebiyatının ilk büyük eserlerinin yazarı olarak kabul edilen efsanevi ozan Homeros’un 'Ebedi mavilikler ülkesi' tanımlamasıyla dünya tarihine geçecek kadar etkileyici bir kentin; sanat, kültür, arkeoloji, edebiyat, tarih, doğa unsurları ile değerlerine sahip çıkmalıyız ve gelecek nesillere mavi bir Bodrum emanet etmeliyiz.”







ZEYNEP GÖZTEPE KİMDİR?



Bodrum Lisesi ve Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Viyana’da yüksek lisansını tamamladı. 35 yıl etkinlik ve halkla ilişkiler başta olmak üzere, turizm ve hizmet sektöründe çalıştı. Uzun yıllar Bodrum ve İstanbul’da turizm ve PR alanında başarılı çalışmaları ile dikkat çeken Zeynep Göztepe; MICE, kongre, seminer, sanatsal etkinlik organizasyonları, lansman, resepsiyon, niş ve kişiye özel projeler, lokal markalar ile iş birliği, sponsorluk ve iletişim kampanyaları, kişiye özel turlar, destinasyon düğün organizasyonu (Hint, Lübnan, Rus vb. ülkeler) vb. alanlarda faaliyet gösterdi; uluslararası sanat dünyasının önemli buluşmalarından IAAF İstanbul, IAAF İzmir, Bodrum Sanat ve Antika Fuarlarının danışmanlığını yaptı. 2019 senesinden bu yana ise profesyonel iş hayatına Bodrum’da devam etmekte.



2022'de kaybettigimiz, Türkiye’nin önde gelen turizmcilerinden, BOTAV (Bodrum Tanıtma Vakfı) ve Skål International Bodrum’un kurucu ve onur üyesi duayen Mümtaz Göztepe’nin kızı olan Zeynep Göztepe; 1991-1995 yılları arasında Bodrum Rotaract Kulübü (kurucu üyeliği ve başkanlığı), 1992-2002 yılları arasında Bodrum Otelciler Derneği (BODER), 1995-2015 yılları arasında TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) Bodrum Bölge Temsil Kurulu'nda aktif görev yaptığı dönemden bu yana hem otelcilik hem acente alanında Bodrum-Kos arasındaki birçok resmi ve özel proje, gezi, kongrede yer aldı ve bizzat organizasyonunu üstlendi. Kos Belediyesi tarafından Göztepe’ye yıllardır süren ada sevgisi ve ada sakinleri ile geliştirdiği dostluk ve iş ilişkileri nedeni ile "Kos Adası Fahri Vatandaşlık" ünvanı verildi.



Zeynep Göztepe, halen Skål International Bodrum, BOSAV (Bodrum ve Karya Bölgesi Kültür, Sanat ve Tanıtma Vakfı), Marmara Üniversitesi Mezunlar Derneği üyesi. Bodrum Belediyesi Kültür AŞ eski Genel Müdürü olan Göztepe; "Churchill Bodrum", "Town House" ve "Yu Bodrum" marka yöneticisi ve koordinatörü olarak sektörde faaliyetlerine devam etmekte.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[FIJET Executive Committee Meeting held in Tunisia]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fijet-executive-committee-meeting-held-in-tunisia/</link>
        <description><![CDATA[The Executive Committee Meeting of the World Federation of Travel Writers and Journalists (FIJET) was held in Tunis, the capital of Tunisia. Hosted by Tunisia on February 7, 2026, the meeting was attended by FIJET World President Tijani Haddad and members of the FIJET Executive Committee. Delal Atamdede, who also serves as FIJET World Vice […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Paz, 08 Şub 2026 14:49:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[The Executive Committee Meeting of the World Federation of Travel Writers and Journalists (FIJET) was held in Tunis, the capital of Tunisia. Hosted by Tunisia on February 7, 2026, the meeting was attended by FIJET World President Tijani Haddad and members of the FIJET Executive Committee. Delal Atamdede, who also serves as FIJET World Vice President, represented Türkiye at the meeting.



ELECTORAL CONGRESS AND GOLDEN APPLE AWARD CANDIDATES



The meeting, which began with a very intensive agenda, addressed key topics including the Electoral Congress planned for 2026, Golden Apple Award candidates, and FIJET Young Tourism Journalists, as well as issues related to sustainability in tourism.







SECOND MEETING AT THE MINISTRY OF TOURISM



Following the Executive Committee Meeting, a second meeting was held at the Tunisian Ministry of Tourism upon the invitation of Tunisian Minister of Tourism Sofiane Tekaya. During this meeting, President Haddad and members of the Executive Committee exchanged views on current developments in global tourism, tourism diversity in the Mediterranean Basin, the creation of joint cooperation platforms, and the Tourism Festival planned to be held in Tunisia in 2027.



Tunisian Minister of Tourism Sofiane Tekaya, FIJET World Vice President Delal Atamdede, and FIJET World President Tijani Haddad...]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[FIJET Yürütme Kurulu Toplantısı Tunus’ta yapıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fijet-yurutme-kurulu-toplantisi-tunusta-yapildi/</link>
        <description><![CDATA[Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET)’in Yürütme Kurulu Toplantısı, Tunus’un başkenti Tunis’te yapıldı. 7 Şubat 2026 tarihinde Tunus’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya, FIJET Dünya Başkanı Tijani Haddad ve FIJET Yürütme Kurulu üyeleri katıldı. Toplantıda Türkiye’yi, aynı zamanda FIJET Dünya Başkan Yardımcısı da olan Delal Atamdede temsil etti. SEÇİMLİ KONGRE, ALTIN ELMA ÖDÜLÜ ADAYLARI Oldukça […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 08 Şub 2026 14:32:35 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET)'in Yürütme Kurulu Toplantısı, Tunus’un başkenti Tunis’te yapıldı. 7 Şubat 2026 tarihinde Tunus’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya, FIJET Dünya Başkanı Tijani Haddad ve FIJET Yürütme Kurulu üyeleri katıldı. Toplantıda Türkiye’yi, aynı zamanda FIJET Dünya Başkan Yardımcısı da olan Delal Atamdede temsil etti.



SEÇİMLİ KONGRE, ALTIN ELMA ÖDÜLÜ ADAYLARI



Oldukça yoğun bir gündemle başlayan toplantıda; 2026 yılı içerisinde gerçekleştirilmesi planlanan “Seçimli Kongre”, “Altın Elma Ödülü Adayları” ve “FIJET Genç Turizm Gazetecileri” başlıkları başta olmak üzere, turizmde sürdürülebilirliğe ilişkin konular ele alındı.







TURİZM BAKANLIĞI’NDA İKİNCİ TOPLANTI



Yürütme Kurulu Toplantısı'nın ardından, Tunus Turizm Bakanı Sofiane Tekaya’nın daveti üzerine Tunus Turizm Bakanlığı’nda ikinci bir toplantı yapıldı. Toplantıya katılan Başkan Haddad ve Yürütme Kurulu üyeleri; dünya turizmindeki güncel gelişmeler, Akdeniz Çanağı'nda turizm çeşitliliği ile ortak çalışma ortamlarının oluşturulması ve 2027 yılında Tunus’ta düzenlenmesi planlanan Turizm Festivali üzerine fikir alışverişinde bulundular.



Tunus Turizm Bakanı Sofiane Tekaya, FIJET Dünya Başkan Yardımcısı Delal Atamdede ve FIJET Dünya Başkanı Tijani Haddad…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Basant Uçurtma Festivali 25 yıl sonra yeniden başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/basant-ucurtma-festivali-25-yil-sonra-yeniden-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Pakistan’ın Pencap eyaletinin başkenti Lahor’da ülke genelinde yasaklanan uçurtma uçurulması, 25 yıl aradan sonra Basant Uçurtma Festivali kapsamında yeniden serbest bırakıldı. Pakistan’ın Pencap eyaletinin başkenti Lahor’da, geçmişte festival sırasında yaşanan ölümler ve ciddi yaralanmaların ardından ülke genelinde yasaklanan uçurtma uçurulması, 25 yıl aradan sonra Basant Uçurtma Festivali kapsamında yeniden serbest bırakıldı. Pakistan kültürü açısından önemli […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cts, 07 Şub 2026 00:11:48 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Pakistan’ın Pencap eyaletinin başkenti Lahor’da ülke genelinde yasaklanan uçurtma uçurulması, 25 yıl aradan sonra Basant Uçurtma Festivali kapsamında yeniden serbest bırakıldı.



Pakistan’ın Pencap eyaletinin başkenti Lahor’da, geçmişte festival sırasında yaşanan ölümler ve ciddi yaralanmaların ardından ülke genelinde yasaklanan uçurtma uçurulması, 25 yıl aradan sonra Basant Uçurtma Festivali kapsamında yeniden serbest bırakıldı. Pakistan kültürü açısından önemli bir yere sahip olan Basant Uçurtma Festivali, alınan güvenlik önlemleri kapsamında Lahor’un tarihi Delhi Kapısı bölgesinde başladı.



Üç gün sürecek festivalin başlamasıyla genç, yaşlı ve çocuklar uçurtmalarını gökyüzüne bıraktı, Lahor semaları rengarenk uçurtmalarla doldu. Kültürel miras festivali olarak bilinen Basant’a, Pencap Kıdemli Bakanı Meryem Aurangzeb de katıldı. Aurangzeb, burada yaptığı değerledirmede festivalin yeniden düzenlenmesinin, Lahor’un kültürel kimliği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak; "Lahor’da görebileceğiniz tek şey şenlik renkleri. Bizim miras festivalimiz, kültürel bir festival olan bu festival, 25 yıl sonra yeniden Lahor’a döndü" ifadelerini kullandı.



Festivalin, eski Başbakan Navaz Şerif’in arzusu doğrultusunda, Pencap Eyaleti Başbakanı Meryem Navaz Şerif'in vizyonuyla hayata geçirildiğini belirten Aurangzeb; "Bu festival gençlerle bağlantılı, mirasla bağlantılı, kültürle bağlantılı. Bu ulusun ihtiyaç duyduğu ve hak ettiği şey de budur" dedi. Festivalin güvenli şekilde organize edildiğine dikkati çeken Aurangzeb; "Festival sadece açılmadı, sadece izin verilmedi. Festivalin tam bir güvenlik, emniyet planı ve ulaşım planı mevcut" bilgisini paylaştı. Olası acil durumlara karşı geniş önlemler alındığını aktaran Aurangzeb; "Allah korusun, bir şey olursa diye yaklaşık 200 gezici klinik, 25 sahra hastanesi hazır durumda. Tüm ilçe ve bölge hastaneleri ile üçüncü basamak hastaneler alarmda" sözlerini sarf etti.







GENÇLER KÜLTÜRLERİYLE 25 YIL SONRA YENİDEN BAĞ KURDU



Aurangzeb, Basant'ın tarihinin oldukça eski olduğuna değinerek; "Basant Uçurtma Festivali, Lahor’un kültürünün, tarihinin ve mirasının bir parçasıdır. Bu bizim kanımızda var" değerlendirmesinde bulundu. Festivalin yeniden başlamasıyla özellikle gençlerin kültürleriyle 25 yıl sonra yeniden bağ kurduğunu dile getiren Aurangzeb, gökyüzünün renginin değiştiğini söyledi. Aurangzeb ayrıca Türk halkına da seslenerek; "Öncelikle Türk halkını da tebrik ediyorum ve gelecek yıl inşallah Basant için davet ediyorum" diye konuştu.







ÖLÜMLER VE CİDDİ YARALANMALAR NEDENİYLE YASAKLANMIŞTI



Geçmişte festival sırasında havaya ateş açılması ile cam, metal ve jilet kaplı uçurtma iplerinin neden olduğu ölümler ve ciddi yaralanmalar sonucu ortaya çıkan güvenlik sorunları nedeniyle, uçurtma uçurulması Pakistan genelinde yaklaşık 25 yıl boyunca yasaklanmıştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Mardin’den Orta Asya’ya – Bir Turizmcinin Hayat Yolculuğu”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mardinden-orta-asyaya-bir-turizmcinin-hayat-yolculugu/</link>
        <description><![CDATA[Türk turizminin duayen isimlerinden Orhan Sancar, “Mardin’den Orta Asya’ya – Bir Turizmcinin Hayat Yolculuğu” adını verdiği kitabını 29. EMITT Turizm Fuarı’nda düzenlenen imza gününde tanıttı. Turizmci Ali Bilir’in geçtiğimiz yıl kurduğu Bilir Kitap tarafından basımı ve dağıtımı yapılan kitabın tanıtımı dolayısıyla bir kokteyl gerçekleştirilirken, etkinlik kapsamında bir imza günü de yapıldı. Buluşmaya, Orhan Sancar’ın yarım […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 07 Şub 2026 00:04:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türk turizminin duayen isimlerinden Orhan Sancar, “Mardin’den Orta Asya’ya - Bir Turizmcinin Hayat Yolculuğu” adını verdiği kitabını 29. EMITT Turizm Fuarı'nda düzenlenen imza gününde tanıttı. Turizmci Ali Bilir’in geçtiğimiz yıl kurduğu Bilir Kitap tarafından basımı ve dağıtımı yapılan kitabın tanıtımı dolayısıyla bir kokteyl gerçekleştirilirken, etkinlik kapsamında bir imza günü de yapıldı.



Buluşmaya, Orhan Sancar’ın yarım asırlık turizm yolculuğunda birlikte yol aldığı arkadaşları yoğun ilgi gösterdi. “Mardin’den Orta Asya’ya - Bir Turizmcinin Hayat Yolculuğu”, Sancar’ın yaklaşık 50 yıl önce Mardin’de başlayan, Orta Asya’ya uzanan ve dünyanın farklı coğrafyalarını kapsayan turizm serüvenini aktarırken; sektörün geçmişine ışık tutan deneyimlerin yanı sıra geleceğe dair önemli ipuçları da sunuyor.







REHBER OLABİLECEK DENEYİMLERLE DOLU



Kitabında son derere samimi bir dil kullanan Orhan Sancar, meslek hayatındaki zorlukları, başarıları ve karşılaştığı insan manzaralarını, "belgesel anlatı" tadında okuyucuya sunuyor. Aynı zamanda turizm profesyonelleri için bir rehber, genç kuşaklar için ise ilham kaynağı olması beklenen kitap, seçkin kitabevleri ile birlikte online satış platformlarından temin edilebiliyor. Kitap ayrıca, 7-15 Şubat tarihleri arasında Kadıköy İskele Meydanı’nda düzenlenen Kadıköy Kitap Fuarı’ndaki Bilir Kitap standında da okurlarıyla buluşacak.



Duayen turizmci Orhan Sancar’ın yeni kitabı için 14 Şubat Cumartesi günü Kadıköy Kitap Fuarı’nda bir imza günü gerçekleştirilecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[29. EMITT Turizm Fuarı’na yoğun ilgi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/29-emitt-turizm-fuarina-yogun-ilgi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’de bu yıl 29’uncu kez kapılarını açan EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, 5 Şubat’ta İstanbul’da başladı. 7 Şubat’a kadar sürecek fuarda turizm sektörünün tüm paydaşları bir araya gelirken; sektörün mevcut durumu, yeni trendler ve Türkiye’nin turizm hedefleri masaya yatırılıyor. Bu yıl ilk kez Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi yerine Yeşilköy […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 06 Şub 2026 12:53:03 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’de bu yıl 29’uncu kez kapılarını açan EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, 5 Şubat’ta İstanbul’da başladı. 7 Şubat’a kadar sürecek fuarda turizm sektörünün tüm paydaşları bir araya gelirken; sektörün mevcut durumu, yeni trendler ve Türkiye’nin turizm hedefleri masaya yatırılıyor.



Bu yıl ilk kez Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi yerine Yeşilköy Dünya Ticaret Merkezi bünyesindeki İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen EMITT'e, merkezi konumu ve ulaşım kolaylığı sayesinde yoğun ilgi gösterildi. Fuarın açılış törenine; İstanbul Valisi Davut Gül, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, çeşitli ülkelerin turizm bakanları, EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.







KÜRESEL TURİZM TAKVİMİNDE KRİTİK BİR DURAK



Açılışta konuşan EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin, bu buluşmanın yalnızca bir fuar organizasyonu olmadığını; turizmin geleceğinin konuşulduğu, kültürlerin buluştuğu ve yeni iş birliklerinin temellerinin atıldığı önemli bir platform olduğunu ifade etti. EMITT’in küresel turizm takviminde kritik bir durak olduğuna dikkat çeken Keskin, fuarın Türkiye’nin dünyadaki en güçlü markalarından biri haline geldiğini belirtti. EMITT’in sektörün gelişiminde temel bir rol üstlendiğini de dile getiren Banu Keskin, bu yıl fuarın İstanbul Fuar Merkezi’ne taşınmasının ise erişilebilirliği artırmak ve ticari verimliliği güçlendirmek amacıyla atılmış stratejik bir adım olduğunu söyledi.



7 Şubat Cumartesi akşamına kadar ziyaretçilerini ağırlayacak olan 29. EMITT Turizm Fuarı’nın açılış kurdelesi protokol üyeleri tarafından kesilirken, açılışın ardından stantlar gezilerek sektörel temaslar gerçekleştirildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mete Vardar yazıyor: Gündeme dair]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mete-vardar-yaziyor-gundeme-dair/</link>
        <description><![CDATA[Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından kredi kartı limitlerine yönelik olarak alınan kararları yakından takip etmekteyim. Enflasyonla mücadele hedefi doğrultusunda atılan adımların öneminin farkında olduğumu ve mali disiplinin korunmasına yönelik çabaları önemsediğimi ifade etmek isterim. Kredi kartı limitlerine ilişkin bu düzenlemenin, yalnızca belirli bir alanı değil; ticaretten hizmet sektörlerine, işletmelerden hane halkı harcamalarına kadar […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 04 Şub 2026 18:45:31 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından kredi kartı limitlerine yönelik olarak alınan kararları yakından takip etmekteyim. Enflasyonla mücadele hedefi doğrultusunda atılan adımların öneminin farkında olduğumu ve mali disiplinin korunmasına yönelik çabaları önemsediğimi ifade etmek isterim.



Kredi kartı limitlerine ilişkin bu düzenlemenin, yalnızca belirli bir alanı değil; ticaretten hizmet sektörlerine, işletmelerden hane halkı harcamalarına kadar ekonomik hayatın tamamını etkileyebilecek nitelikte bir değişiklik olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle, olası yansımalarının sahadaki etkilerle birlikte değerlendirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.



Biz turizmciler açısından kredi kartları yalnızca bir ödeme aracı değil, sektörün işleyişinin temel unsurlarından biridir. Seyahat planlamasından rezervasyon süreçlerine, konaklamadan ulaşım ve yeme-içme harcamalarına kadar turizm sektöründeki pek çok işlem, kredi kartları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Otel ve tesis konaklamaları, paket turlar, ulaşım biletleri, araç kiralama ve organizasyon harcamalarının çok önemli bir bölümü bu yöntemle ödenmektedir.



Bu çerçevede, kredi kartı limitlerinde yaşanabilecek daralmanın, vatandaşlarımızın seyahat planlarını ve özellikle iç turizm talebini etkileyebileceği; bunun da turizm işletmelerinin tahsilat ve nakit akışı üzerinde yansımaları olabileceği öngörülmektedir. Sezonsal bir yapıya sahip olan turizm sektöründe nakit döngüsünün yavaşlaması, istihdam ve yatırım kararları açısından da önem taşımaktadır. Kredi kartı limitlerinin daraltılması, hem vatandaşlarımızın seyahat planlarını ertelemesine hem de turizm işletmelerinin tahsilat ve nakit akışında ciddi sorunlar yaşamasına yol açabilecektir.



Bu durumun en önemli yansımalarından biri, özellikle iç turizmde talebin azalması şeklinde ortaya çıkacaktır. Kredi kartı kullanımının sınırlanması; oteller, seyahat acenteleri, rehberlik hizmetleri, yeme-içme işletmeleri ve KOBİ ölçeğindeki çok sayıda turizm işletmesinin satışlarını ve nakit döngüsünü olumsuz etkileyecektir. Sezonsal gelir yapısına sahip olan turizm sektöründe nakit akışının yavaşlaması; zincirleme biçimde istihdamdan yatırımlara, hizmet kalitesinden uluslararası rekabet gücüne kadar pek çok alanda risk oluşturma potansiyeline sahiptir.



Öte yandan, turizm harcamalarının kredi kartı harici yöntemlerle yapılması pratikte giderek zorlaşmaktadır. Güvenlik ve kullanım kolaylığı gibi unsurlar dikkate alındığında, kredi kartı kullanımının turizm sektörü açısından taşıdığı önem daha da belirgin hale gelmektedir. Bu nedenle, kredi kartı limitlerine yönelik düzenlemeler, sektörün kendine özgü dinamikleri göz önünde bulundurularak ele alınmalıdır.



Finansal istikrarı gözeten düzenlemelerin, turizm sektörünün sürdürülebilirliğini ve ülkemizin turizm gelirlerini destekleyecek yönde şekillenmesinin, ekonomik faaliyetlerin devamlılığı açısından olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Bu kapsamda, ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla görüşlerimi yapıcı bir anlayışla paylaşmayı sürdüreceğimi belirtmek istiyorum.



Saygılarımla...



METE VARDAR]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ata sporu cirit, Kars’ın kış turizmine renk katıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ata-sporu-cirit-karsin-kis-turizmine-renk-katiyor/</link>
        <description><![CDATA[Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir geçmişe sahip atlı spor olarak yaşatılan cirit, Kars’ın turizm destinasyonunda karla bütünleşen önemli etkinlikler arasında yer alıyor. Yüzyıllardır Anadolu’da yaşatılan cirit, Selim ilçesinde bu yıl etkili olan yoğun kar yağışının ardından ata sporunu yaşatmaya çalışan vatandaşların eğlencesi oluyor. Sabah erken saatlerde atlarını ahırdan çıkarıp gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra Selim Ata […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 04 Şub 2026 01:20:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan bir geçmişe sahip atlı spor olarak yaşatılan cirit, Kars'ın turizm destinasyonunda karla bütünleşen önemli etkinlikler arasında yer alıyor. Yüzyıllardır Anadolu'da yaşatılan cirit, Selim ilçesinde bu yıl etkili olan yoğun kar yağışının ardından ata sporunu yaşatmaya çalışan vatandaşların eğlencesi oluyor.



Sabah erken saatlerde atlarını ahırdan çıkarıp gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra Selim Ata Sporları Turizm Destinasyon Merkezi'nde bir araya gelen cirit tutkunları, kar üzerinde atlarını sahaya sürüyor. Savaş oyunu kökenli olmasına rağmen centilmenlik ortamında mücadele eden her yaştan ciritçiler, stres atıp ata sporunu gelecek kuşaklara aktarıyor. Kış aylarında özellikle Turistik Doğu Ekspresi ile Kars'a gelen yerli ve yabancı turistler, karda oynanan cirit oyununu beğeniyle izliyor. Bu yönüyle de cirit, kentin turizm destinasyonunda önemli yer tutuyor.



Kafkas Atlı Spor Kulüp Başkanı Selçuk Başkaya, konu ile ilgili yaptığı açıklamada kış aylarında ciritin ayrı bir zevk verdiğini söyledi. Turistlerin ciriti ilgiyle izlediğini dile getiren Başkaya; "Doğu Ekspresi ile Kars'a gelen yerli ve yabancı turistler için maçlar düzenliyoruz ve karşılaşmalar sorunsuz şekilde tamamlanıyor. Kar üzerinde cirit oynamak çok güzel. Keyifli ve ayrı bir görseli var. Buraya gelen insanlar da çok memnun kalıyor, ilgi günden güne artıyor" dedi. 







"ÜLKEMİZİN NADİDE DEĞERLERİNDEN BİRİ"



Antalya'dan Kars'a gelen Alican Aytöre ise ilk defa kar üzerinde cirit izlediğini ve çok beğendiğini belirterek; "Burada cirit sporuyla tanışma fırsatımız oldu. Ülkemizin nadide değerlerinden biri olan bu sporun desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben ciriti ilk defa kar üzerinde gördüm. Oyuncuların, binicilerin ata hakimiyetleri, atların zaten kendi güzellikleri çok müthişti. Bol bol fotoğraf çektik. Herkesi Kars'a cirit sporunu tanımaya davet ediyorum" diye konuştu.







"BU KÜLTÜRÜN HALEN YAŞIYOR OLMASI ONUR VERİCİ"



İstanbul'dan gelen Umur Barış Uçanok da cirit kültürünü canlı görüp birebir şahit olmanın çok keyifli olduğunu anlattı. Bu kültürün halen yaşıyor olmasının da onur verici olduğunu işaret eden Uçanok; "Kars'a bu benim ilk gelişim, yaz aylarında da gelmeyi istiyorum. Küçükken atım vardı, o yüzden atlara karşı kendimi biraz daha samimi hissediyorum. Ben de çok yapmak istiyordum ama kısmet olmadı" ifadelerini kullandı. Tur rehberi Arzu Öztürk ise Kars'a gelen turistlerin şehri beğenerek gezdiğini dile getirerek; "Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen turist gruplarını Kars'ta gezdiriyorum. İstanbul'dan gelen bir grubum var. Programı özel kılmak adına ata sporu ciriti misafirlere tanıtmak için getirdim. Güzel bir gösteri izledik. Bütün ekibe teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sağlık alanında insan ile giyilebilir robotik sistemler birleşiyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/saglik-alaninda-insan-ile-giyilebilir-robotik-sistemler-birlesiyor/</link>
        <description><![CDATA[İnsan biyolojisi, nörorehabilitasyon, yapay zeka, rejeneratif tıp ve nöroteknoloji alanlarındaki en güncel gelişmeler, Cybernicx Future 2026 kapsamında İstanbul’da ele alındı. Uluslararası katılımla düzenlenen zirve boyunca, nörolojik hastalıkların tedavisinden hücre ve gen terapilerine, siber tıptan teknolojik longevity yaklaşımlarına kadar geniş bir yelpazede bilimsel ve klinik paylaşımlar yapıldı. “Cybernicx Future 2026” etkinliğinde, beyinden gelen sinyallerle çalışan Cyberdyne […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 02 Şub 2026 00:21:56 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İnsan biyolojisi, nörorehabilitasyon, yapay zeka, rejeneratif tıp ve nöroteknoloji alanlarındaki en güncel gelişmeler, Cybernicx Future 2026 kapsamında İstanbul’da ele alındı. Uluslararası katılımla düzenlenen zirve boyunca, nörolojik hastalıkların tedavisinden hücre ve gen terapilerine, siber tıptan teknolojik longevity yaklaşımlarına kadar geniş bir yelpazede bilimsel ve klinik paylaşımlar yapıldı.



"Cybernicx Future 2026" etkinliğinde, beyinden gelen sinyallerle çalışan Cyberdyne giyilebilir robotik sistemlerinin, Cybernicx Terapi kombine tedavi sistemleri ile beyin ve sinir sistemini nasıl yeniden aktive ettiği ve nöroplastisiteyi nasıl tetikleyebildiği uygulamalı olarak aktarıldı. Bu sistemlerin omurilik yaralanmaları, Multiple Skleroz (MS), Felç ve inme, Serebral Palsi, ALS ve diğer nörolojik hastalıklarda robotik rehabilitasyonun bugünü ve geleceği açısından taşıdığı potansiyel, bilimsel ve klinik veriler ışığında değerlendirildi.



Türkiye’de sadece Cybernicx bünyesindeki Cyber Robotic Center merkezlerinde yer alan Cyberdyne’ın giyilebilir robotik sistemleri, uygulama kısmında da MS ve Serebral Palsi’de dünya çapında güçlü bir akademik ekibe sahip. Bu açıdan Cyber Robotic Center, Cybernicx Future 2026 panelinde uygulamalı olarak gösterilen ve bunun dışında anlatılan cihazları kombine halde kullanarak Türkiye’deki tek sistem olarak öne çıkıyor.







SANKAİ: İNSAN İLE TEKNOLOJİ ARASINDAKİ İLİŞKİ ARTIK ÇOK DAHA KESİN



Zirvede konuşan ve insanların diğer canlılardan tamamen farklı olduğunu söyleyen CYBERDYNE Inc. Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Prof. Dr. Yoshiyuki Sankai, “Canlıların çoğu her zaman değişir, DNA’larını değiştirmek zorundadır. Ancak insanlar her zaman teknolojiler geliştirerek sosyal yenilikleri ya da toplumsal sistemleri değiştirmeye çalışır. Bu da teknolojinin insanlar için çok ama çok önemli olduğu anlamına gelir, diye düşünüyorum. Bu nedenle, insanlar ile teknolojiler arasındaki ilişki artık çok daha kesin ve birbirine daha sıkı bir şekilde bağlıdır. Zamanla bu ilişkinin giderek kaynaştığını düşünüyorum. Cybernicx Future 2026 zirvesinde de insanlar ile teknolojiler arasındaki bu ilişkiyi tartışmaya çalışıyoruz.” dedi.



"GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİ SAYESİNDE İNSAN VE ROBOTİK SİSTEMLER BİRLEŞİYOR"



Teknolojinin insana uyum sağlaması gerektiğini belirten Sankai, “İnsanların da teknolojilere uyum sağlaması gerekir; yani karşılıklı olarak. Yapay zeka teknolojisi bu uyumu teşvik eden önemli parçalardan biridir. Hatta sağlık sistemleri bile, hastaların durumları sürekli değiştiği için, hasta koşullarına uyum sağlayan bu tür yapay öğrenme sistemlerine sahiptir. Bu teknolojiler her zaman durumu kontrol eder ve en verimli koşulları birlikte değerlendirir. Bu çok önemlidir. Yapay zeka teknolojisi burada kilit unsurlardan biridir. Tarihsel olarak, bilim kurgu alanında bu teknolojiler genellikle vücudumuza yerleştirilmeye çalışılmıştır. Ancak en son teknolojiler tamamen farklıdır. Giyilebilir teknolojiler ve uygulamalar sayesinde, insan tarafı ile robotik tarafı birleştirebiliriz. Bu uyumlulukların gerçek dünyada kullanılabilmesi açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.



“SAĞLIKLI VE UZUN BİR YAŞAMI DESTEKLEMEK İÇİN KULLANILABİLİR”



Giyilebilir teknolojilerin sağlıklı ve uzun yaşamı desteklemek için de önemli bir teknolojik kaynak olduğuna dikkat çeken Sankai, “Bu teknolojiler insanların içsel durumlarını, beyin ve sinir sistemlerini ve fizyolojik sistemlerini sürekli analiz eder. Gelecekte ve mevcut durumda bu sistemler, sağlıklı ve uzun bir yaşamı desteklemek için insanın durumunu kontrol edebilir. Şu anda bu teknolojileri kullanarak beyin fonksiyonlarını analiz etmeye odaklanıyoruz. Fonksiyonel MR ya da bazı teknolojiler burada bazı görüntüler oluşturuyor. Bu teknolojileri tedavi süreçleri boyunca kullanarak, iyileşme sürecindeki beyin fonksiyonlarını değerlendirebiliriz. Bunun, bir sonraki adımlardan biri olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.







"İLERİ TEKNOLOJİ DESTEKLİ LONGEVITY MERKEZİ TÜRKİYE’DE KURULUYOR"



Zirvede Only You Plus adlı teknoloji destekli Longevity Sistemi’nin merkezinin Türkiye’de açılacak olması da duyuruldu. Konuyla ilgili konuşan Cybernicx Yönetim Kurulu Üyesi Gülnihal Sezer, “Bugün burada Japonya, İtalya ve Türkiye'nin çok önemli bilim insanlarının bir araya gelmiş olduğu Cybernicx Future 2026’dayız. Geleceğin hem uzun yaşamını hem de sağlık anlamında nasıl şekillendiğini, yüksek teknolojinin buna nasıl destek olduğunu, yapay zekanın bunun neresinde ve ne olduğunu ama her şeyden önemlisi insan olduğunu konuşuyoruz. Çok önemli bilim insanlarının bir araya gelmiş olduğu ve birlikte yol almaya karar verdiğimiz bir projemiz var. Bu projede dünyadan önemli bilim insanlarının yer aldığı uzmanlar var. Tüm bu bilgi ve birikimleri merkezi Türkiye’de olacak Only You Plus projesinde birleştirme kararı alındı. Bu proje aynı zamanda eğitim de içerecek. Bu kısmı da bizim açımızdan çok önemli. Türkiye çok genç bir nüfus. Eğitim, İtalya’da dijital ve telematik bir üniversitede olacak. Bununla beraber dünyanın her yerinden her öğrenciye de ulaşmış olacağız. Çok heyecanlı bir gün.” dedi. Projenin öncelikli hedefinin uzun ve sağlıklı yaşam alanında konumlanacağını belirten Sezer, “Bu anlamda farklı sektörlerdeki doktorlarımızla Türkiye içerisinde iş birliği alanına gireceğiz. Amacımız bu doktorlarımızı da bu çerçevenin içerisinde yurt dışındaki önemli bilim insanlarıyla bir araya getirebilmek.” diye konuştu.



TAKAFUJİ: PLAZMA TEDAVİSİYLE HÜCRELER YENİDEN CANLANIYOR



Zirvede konuşan Takafuji Genel Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü’nün Başkanı, Japon bilim insanı Prof. Dr. Yasutane Takafuji plazma teknolojisinde gelinen son noktaya ve yeni geliştirdikleri cihaza yönelik bilgiler vererek , “Aslında plazma üretmek demek, radyasyon türlerinden biri olan gama ışınlarının (gamma ray) yayılması anlamına gelir. Bu gama ışınları ortaya çıktığında, insan hücreleri ve özellikle mitokondriler aktive olur. Mitokondrilerin güçlenmesiyle birlikte, eğer kanser hücreleri gölgede saklanıyorsa, NK (Doğal öldürücü hücreler) hücreleri ve T hücrelerinin onları yok etme gücü artar.” dedi.



"PLAZMA TEKNOLOJİSİYLE ATP ÜRETİMİ 3 KAT ARTIYOR"



Mitokondrilerin hücrenin enerji merkezi olduğunu söyleyen Takafuji, “Mitokondriler canlandıkça vücut ısısı yükselir ve bağışıklık sistemi ciddi şekilde güçlenir. Plazmanın asıl etkin tarafı ise burada ortaya çıkar. En önemli nokta şudur: Mitokondrilerin aktive olmasıyla birlikte, biyolojik enerji olan ATP üretimi tam 3 kat hızlanır. Bunun deneysel olarak kanıtlandığı gösterilmiştir. Bu durum, tıp dünyası açısından son derece büyük ve çarpıcı bir gelişmedir” diye konuştu.







KİKUCHİ: İPS HÜCRELERİ PARKİNSON’DA KLİNİK AŞAMAYA ULAŞTI



Parkinson hastalığında iki proje üzerinde çalıştıklarına dikkat çeken Kyoto Üniversitesi iPS Hücre Araştırma ve Uygulama Merkezi (CiRA) Öğretim Üyesi, Japon Bilim İnsanı Doç. Dr. Tetsuhiro Kikuchi ise “Biri Parkinson hastalığı, diğeri ise inme (felç) üzerine. Parkinson hastalığı alanında klinik bir çalışmayı halihazırda tamamladık. Yaklaşımımız, dejenerasyona uğramış nöronların aslında kalıcı olarak kaybolmadığı fikrine dayanıyor. Bir hastadan alınan ve çeşitli işlemlere tabi tutulabilmeleri için yeniden programlanan hücre yani iPS hücre teknolojisini kullanarak bu nöronları yeniden oluşturmayı hedefliyoruz. Bu, araştırmamızın çok önemli bir noktası. Parkinson hastalığı kapsamında klinik çalışmalar zaten gerçekleştirilmiş durumda.” diye konuştu.



“PARKİNSON’DA KLİNİK ÇALIŞMA TAMAMLANDI”



İnme projesinde ise Parkinson hastalığına göre daha farklı bir durumda olduklarını belirten Kikuchi, sözlerine şöyle devam etti: “Bu çalışma şu anda hayvan deneylerinde kanıtlanmış kavram (proof of concept) aşamasında ve henüz klinik aşamaya geçilmiş değil. Fare çalışmalarını tamamladık ve araştırmayı insan dışı primat modellerine genişletiyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içinde klinik bir çalışma başlatmayı planlıyoruz. Özetle, Parkinson projesi klinik aşamaya ulaşmışken, inme projesi hala klinik öncesi aşamadadır.” dedi.



HÜCRE VE GEN TEDAVİLERİNDE CAR-T TEKNOLOJİSİ KANSERDE YENİ UMUT



Konferansta hücre ve gen tedavilerinde gelinen son noktaya değinen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Kurtoğlu, hücre ve gen tedavilerinin son 10 yılda tıpta devrim niteliğinde bir ilerleme kaydedildiğini belirterek, bu tedavilerin kanserden yaşlanmanın etkilerini geciktirmeye kadar birçok alanda umut vadettiğini söyledi. Hücre ve gen tedavilerinin en önemli özelliğinin, canlı insan hücreleri ve genler üzerinden hastalığın kaynağına doğrudan müdahale etmesi olduğunu aktaran Kurtoğlu, “Hücre ve gen tedavileri içerisinde CAR-T teknolojisi oldukça önemli ve kanseri sıfırlayabilecek tarzda bir teknoloji. Kan kanserlerinde şu anda bir çığır açtı diyebilirim. Bu yönteme erişim şu anda klinik çalışmalar adı altında bütün dünyada ve Türkiye'de var.” ifadelerini kullandı.







"SAĞLIK ALANINDA EN ETKİLİ 100 KİŞİ" LİSTESİNDEN İKİSİ  İSTANBUL'DAYDI



Time dergisinin 2024’te yayımladığı “Sağlık Alanındaki En Etkili 100 Kişi” listesinde yer alarak küresel düzeyde etki uyandıran bilim insanları arasında gösterilen iki isim olan Sinirbilimci ve Lozan Üniversite Hastanesi'nden ve EPFL'den Beyin Cerrahı Dr. Jocelyne Bloch ve Prof. Dr. Grégoire Courtine de Cybernicx Future 2026 paneli kapsamında Türkiye'ye gelen isimler arasındaydı. İki bilim insanı, birlikte gerçekleştirdikleri sunumda hareketin yeniden kazanılması için nöroteknolojinin geldiği boyutları ve son çalışmalarını paylaştılar.



17 YILLIK ARAŞTIRMA İLE HİNDİSTAN'I SALLAYAN PARAG GAD DA PANELDE KONUŞTU



Cybernicx Future 2026 kapsamında Türkiye'ye gelen isimlerden biri de Dr. Parag Gad oldu. Tam 17 yıllık araştırma sonucunda geliştirdiği ve UCLA'daki doktora çalışması sırasında tasarladığı felç ve serebral palsi için invaziv olmayan tedavi cihazı ile Hindistan'da katıldığı reality şovunda herkesi etkileyen Dr. Gad, panelde detaylı bir sunum gerçekleştirdi. xStep isimli icadını devrim niteliğinde bir tıbbi cihaz olarak nitelendiren Dr. Parag Gad, cihazın omurilik yaralanmaları ve serebral palsiden kaynaklanan felci, invaziv prosedürler olmadan tedavi edebileceğini belirtti.



BEYİN PLASTİSİTESİ VE OYUN TEKNOLOJİSİ BİRLEŞİYOR



Nörorehabilitasyon alanının son dönemde öne çıkan isimlerinden Johns Hopkins Üniversitesi’nden Dr. John Krakauer, Cybernicx Future 2026’da gerçekleştirdiği sunumda, inme sonrası motor öğrenme ve rehabilitasyon süreçlerini ele aldı. Sunumunda, ileri teknolojiler ve oyunlaştırma temelli yaklaşımların, yoğun ve göreve özgü motor pratik yoluyla öğrenmeyi nasıl desteklediğini; bu süreçlerin de motor performansla ilişkili nöral devrelerde yeniden organizasyonu nasıl teşvik ettiğini paylaştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[2 bin 400 rakımlı Soğanlı Dağları’nda kış festivali]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/2-bin-400-rakimli-soganli-daglarinda-kis-festivali/</link>
        <description><![CDATA[Doğu Karadeniz’in önemli sıradağlarından Soğanlı Dağları’nda yer alan Aydıntepe Yaylası’nda ilk kez düzenlenecek kış festivaliyle bölge turizminin canlandırılması hedefleniyor. Alternatif turizm arayanların rotasında bulunan Soğanlı Dağları; yaylaları, dereleri, gölleri ve dik yamaçlarıyla her mevsim farklı manzaralar sunarken, doğa sporlarına elverişli yapısıyla da dikkati çekiyor. Aydıntepe Kaymakamlığı ve Belediyesince özellikle yazın kamp, trekking ve tırmanış tutkunlarını […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 02 Şub 2026 00:21:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Doğu Karadeniz'in önemli sıradağlarından Soğanlı Dağları'nda yer alan Aydıntepe Yaylası'nda ilk kez düzenlenecek kış festivaliyle bölge turizminin canlandırılması hedefleniyor.



Alternatif turizm arayanların rotasında bulunan Soğanlı Dağları; yaylaları, dereleri, gölleri ve dik yamaçlarıyla her mevsim farklı manzaralar sunarken, doğa sporlarına elverişli yapısıyla da dikkati çekiyor. Aydıntepe Kaymakamlığı ve Belediyesince özellikle yazın kamp, trekking ve tırmanış tutkunlarını ağırlayan bölgenin kışın da turizmden pay alması amacıyla, ilçe merkezine yaklaşık 8 kilometre uzaklıktaki 2 bin 400 rakımlı yaylada 7 Şubat'ta festival düzenlenecek. 



Festival çerçevesinde kış sporlarına yönelik etkinliklerin yanı sıra yöresel sanatçıların konserleri, atlı kızak, halk oyunları gösterileri ve kar üzerinde çeşitli yarışmalar yapılacak. İl Özel İdaresi ve belediye ekipleri de yayla yolunda ve festival alanında yer yer 5 metreyi bulan karla mücadele çalışmalarını sürdürüyor. Ekiplerin iş makinesinin boyunu geçen karla mücadele çalışmaları ve beyaz örtü altındaki yayla ile dağlık coğrafya, dronla görüntülendi.







"Potansiyeli canlandırmaya çalışıyoruz"



Bölgede çalışmaları takip eden Aydıntepe Kaymakamı Ertuğrul Bayram, bölgenin doğal güzellikleriyle yazın da yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Bölgede özellikle 2 bin 400 rakımlı Aydıntepe Yaylası'nın, göleti ve doğal manzarasıyla en önemli uğrak noktalardan olduğunu belirten Bayram; "Bizler de buradaki potansiyeli kışın da etkinlikler düzenleyerek canlandırmaya çalışıyoruz. Yazın hem Derebaşı virajları hem yer altı şehrimiz hem de yaylalarımızla ilçemiz yoğun ilgi görmektedir. Umarız kış etkinliğimiz de güzel bir şekilde geçer" dedi.







ÜCRETSİZ SERVİSLER KALKACAK



Kaymakam Ertuğrul Bayram, etkinlikle bölgenin kış turizmi potansiyelinin tanıtılmasını ve ekonomiye katkı sağlamayı hedeflediklerini dile getirdi. Yaklaşık bir ay önce başladıkları hazırlıkları neredeyse tamamladıklarını anlatan Bayram, şunları kaydetti: "Festival kapsamında çocuklarımız ve gençlerimiz için kayma alanları oluşturduk. Atlı cirit ekipleri, burada güzel bir gösteri sunacak. Çocuklarımızı ve gençlerimizi göletin etrafında kızakla gezdirecekler. Yine heyecan yaşamak isteyen vatandaşlarımız, kar motorlarını burada deneyimleyebilecek. Kamp ateşimizi yakacağız, belediyemiz ile kaymakamlığımızın ikramları olacak. Tüm vatandaşlarımızı ailecek buraya bekliyoruz. Kaymakamlık binamızın önünden ücretsiz servislerimiz kalkacak. Bu çalışmada bizlere destek olan Sayın Valimize, kurum amirlerimize, özel idare ve belediye ekiplerimize teşekkür ediyorum." Bölgede ekiplerin metrelerce karla mücadele ettiğini, yolları açtığını belirten Bayram, festival gününe kadar çalışmaların süreceğini, vatandaşların güvenli şekilde etkinliğe katılması için gerekli önlemleri aldıklarını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tokat turizmde 10 yılda 2 milyar dolar kazanabilir]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tokat-turizmde-10-yilda-2-milyar-dolar-kazanabilir/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Ekoturizm Derneği Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Düğün Profesyonelleri Derneği Avrupa ve Asya Başkan Yardımcısı olarak görev yapan, bugüne kadar dünyanın birçok ülkesini görme ve farklı turizm modellerini yerinde inceleme fırsatı bulan Murtaza Kalender, uluslararası deneyimleri doğrultusunda Tokat ’ın turizm geleceğine ilişkin görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. İşte, Kalender’in açıklamaları: BACASI OLMAYAN EN GÜÇLÜ SANAYİ: TURİZM […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 02 Şub 2026 00:21:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Ekoturizm Derneği Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Düğün Profesyonelleri Derneği Avrupa ve Asya Başkan Yardımcısı olarak görev yapan, bugüne kadar dünyanın birçok ülkesini görme ve farklı turizm modellerini yerinde inceleme fırsatı bulan Murtaza Kalender, uluslararası deneyimleri doğrultusunda Tokat ’ın turizm geleceğine ilişkin görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. İşte, Kalender'in açıklamaları:



BACASI OLMAYAN EN GÜÇLÜ SANAYİ: TURİZM



Turizm, günümüzde şehirlerin kalkınmasında lokomotif rol üstlenen bacasız bir sanayi konumundadır. Tokat ise sahip olduğu değerlerle önümüzdeki 10 yıl içerisinde 2 milyar dolar döviz geliri elde edebilecek potansiyele sahiptir. Bunun için en önemli unsur, Tokat’ın kendi gücüne inanması ve birlikte hareket edebilmesidir.



GÜÇLÜ TURİZM POTANSİYELİ



Tokat’ın tarihi mirası, doğal güzellikleri, kültürel değerleri ve zengin mutfağı, şehri turizmde öne çıkarabilecek temel unsurlardır. Antik kentler, kaleler, medreseler, tabiat parkları, kaplıcalar ile birlikte gastronomi, meyve ve sebze zenginliği, Tokat’ın çok yönlü bir turizm destinasyonu olabileceğini açıkça göstermektedir.



ADETA KÜÇÜK BİR ÜLKE



Tokat, ilçeleriyle birlikte düşünüldüğünde tarih, doğa, kültür ve gastronominin aynı şehirde buluştuğu nadir merkezlerden biridir. Her köşesi ayrı bir hikâye, her ilçesi ayrı bir değer taşımaktadır. Bu bütünlük, Tokat’ı benzersiz kılan en önemli unsurlardan biridir.







TARİHİN KALBİNDE TOKAT




Yağıbasan Medresesi – Anadolu’nun ilk medreselerinden biri



Tokat Kalesi ve tarihi hamamlar



Horoztepe, Komana Pontika ve Sebastopolis antik kentleri



Danişmentlilere başkentlik yapmış Niksar



Zile Kalesi – Jül Sezar’ın “Veni, vidi, vici” sözünü söylediği yer



Ballıca Mağarası – UNESCO listesinde yer alan eşsiz doğa harikası



Tarihi konaklar, hanlar ve medreseler




Kısacası Tokat; kale, medrese ve antik kent zenginliği açısından Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir.



DOĞANIN VE TERMALİN BAŞKENTİ




Zinav Gölü Tabiat Parkı



Almus Barajı



Kaz Gölü



Niksar Çamiçi Yaylası



Sulusaray ve Reşadiye kaplıcaları – Dünyanın sayılı termal sularından




Tokat, doğa turizmi ve termal turizm açısından büyük bir avantaja sahiptir.



GASTRONOMİ İLE ZİRVEYE YOLCULUK



Tokat mutfağı, Türkiye’nin en özel lezzetlerinden bazılarını barındırır: Tokat kebabı, Zile pekmezi, bat, keşkek, Tokat tavası, madımak, çökelekli gözleme, Niksar cevizlisi, Zile kömesi, yaprak dolması, katmer ve bakla dolması gibi birçok yöresel tat, gastronomi turizmi için büyük bir güçtür.



EKOTURİZM VE TARIMSAL ZENGİNLİK



Tokat, dalından toplanan meyve ve sebzeleriyle ekoturizmde zirveye oynayabilecek şehirlerden biridir. Kiraz, elma, üzüm, şeftali, armut, erik, vişne, ayva, ceviz, dut ile domates, biber, patlıcan, salatalık, fasulye, kabak, lahana, ıspanak, pırasa, soğan, sarımsak, havuç ve marul çeşitliliği, Tokat’ın doğal bereketini ortaya koymaktadır.







EL SANATLARI VE KÜLTÜREL ÜRETİM



Tokat yazması, el örgüsü ürünler, kilimler, halılar, oyalı yemeniler ve düzenlenecek atölye çalışmaları, Tokat’ı kültür turizminde daha ileri noktalara taşıyabilir.



YAŞAYAN KÜLTÜREL MİRAS



Zile, Almus, Reşadiye ve Artova’daki Sıraç köyleri, canlı kültürel yapılarıyla Tokat’ın sosyal ve folklorik zenginliğini yansıtmaktadır.



PLANLAMA VE ORTAK VİZYONUN ÖNEMİ



Tokat’ın potansiyeli, birkaç başlıkla sınırlanamayacak kadar büyüktür. Önemli olan; halkın, kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve turizm paydaşlarının aynı hedef etrafında birleşmesidir. Bugünden başlanacak en az 10 yıllık stratejik turizm planı, Tokat’ı gerçek anlamda bir turizm merkezine dönüştürebilir.



SON SÖZ: GELECEK TOKAT’IN ELİNDE



Tokat; doğru strateji, güçlü inanç ve ortak hareketle turizmi gerçek bir bacasız sanayiye dönüştürebilecek imkâna sahiptir. Geleceği belirleyecek olan ise bugünden atılacak kararlı adımlar ve Tokat halkının bu vizyona olan inancıdır.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Melek mi Meloni mi? Roma’daki fresk İtalya’yı karıştırdı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/melek-mi-meloni-mi-romadaki-fresk-italyayi-karistirdi/</link>
        <description><![CDATA[İtalya’nın başkenti Roma’daki tarihi “San Lorenzo in Lucina Bazilikası”nda restorasyondan geçen bir freskteki melek figürlerinden birinin yüz ifadesinin, İtalya Başbakan Giorgia Meloni ‘ye benzemesi ülkede gündem oldu. La Repubblica gazetesinin haberinde; başkentin merkezinde bulunan, geçmişi 4. yüzyıla dayanan bazilikada restorasyondan geçen fresklerden birindeki yüzün, “her gün haberlerde de görülen ve ülkenin en güçlü kadınlarından biri […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 01 Şub 2026 03:36:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İtalya'nın başkenti Roma'daki tarihi "San Lorenzo in Lucina Bazilikası"nda restorasyondan geçen bir freskteki melek figürlerinden birinin yüz ifadesinin, İtalya Başbakan Giorgia Meloni 'ye benzemesi ülkede gündem oldu. La Repubblica gazetesinin haberinde; başkentin merkezinde bulunan, geçmişi 4. yüzyıla dayanan bazilikada restorasyondan geçen fresklerden birindeki yüzün, "her gün haberlerde de görülen ve ülkenin en güçlü kadınlarından biri olan" Başbakan Meloni'ye benzediği ileri sürüldü.



Sosyal medya mecralarında da paylaşılan fotoğraflarda freskte yer alan meleklerden birinin Meloni'ye olan benzerliği, kamuoyunda büyük ilgi uyandırırken, tartışmalara da yol açtı. ANSA haber ajansına konuşan bazilikadan sorumlu Piskopos Daniele Micheletti; "Bu sabah gazetede haberi okudum ve restorasyonu görmeye gittim. Gerçekten de belli bir benzerlik var ama bunu neden böyle yaptığını restorasyonu yapan kişiye sormanız gerekir. Nedenini ben bilmiyorum. Ben tam olarak olduğu gibi restore edilmesini istedim. Orada bir melek vardı ama yüz hatlarının öyle olup olmadığını bilmiyorum" dedi.



Roma Piskoposluğu'ndan ANSA'ya yapılan açıklamada da Meloni'ye benzeyen melekli freskin "şaşkınlıkla" karşılandığı belirtilerek; "Sanatçının müdahale ettiği açık. Bu konudan ve restoratörün niyetinden tamamen habersizdik ve bilgilendirilmedik. Şimdi ne olduğunu araştırıyoruz" diye konuştu.







Muhalefet tepki gösterirken, Başbakan Meloni'den de bir yorum geldi



Ana muhalefet partisi Demokratik Parti (PD), 5 Yıldız Hareketi ile Yeşil ve Sol İttifak (AVS) partilerinden, Meloni'ye benzeyen melekli freske tepki gösterildi. Üç parti de İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli'ye söz konusu restorasyona yönelik inceleme başlatmasını ve konuya açıklık getirmesini istedi. Başbakan Meloni ise kilisedeki freskteki melek figürünün kendisine benzemesine ilişkin sosyal medya hesabından, freskin fotoğrafını "Hayır, kesinlikle bir meleğe benzemiyorum" ifadesini ironi yaparak paylaştı.







"DEĞİŞTİRİLMEMELİYDİ"



Tartışmaların odağındaki isim restorasyon sorumlusu Bruno Valentinetti de melekteki yüzün Meloni'ye benzediği iddialarını reddederek; "Kim diyor ki bu yüz Başbakan Meloni'nin? Kilise rahibi söylemedi, ona benzediğini söyledi. Bu yüz için 25 yıl önce orada olanı, aynı şekilde restore ettim. 25 yıl önceki aynı tasarımları ve renkleri kullanmak zorundaydım. Değiştirilmemeliydi. Tartışmaya gelince, ben de bunların hepsinin uydurma olduğunu söylüyorum" ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Salzburg Havalimanı’nda bir deneyim mucizesi: Red Bull Hangar-7]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/salzburg-havalimaninda-bir-deneyim-mucizesi-red-bull-hangar-7/</link>
        <description><![CDATA[Avusturya merkezli enerji içeceği markası Red Bull’un Salzburg Havalimanı’nda yer alan “Hangar-7” adlı müzesi, ülkeyi ziyaret edenler için mutlaka görülmesi gereken yerler arasında ilk 10’da bulunuyor. Red Bull tarafından hayata geçirilen ve klasik bir müze anlayışının çok ötesine geçen bu yapı, mimari ve deneyimi bir arada sunan özgün bir merkez olarak öne çıkıyor. Kuruluşunun üzerinden […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 30 Oca 2026 21:50:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Avusturya merkezli enerji içeceği markası Red Bull’un Salzburg Havalimanı’nda yer alan "Hangar-7" adlı müzesi, ülkeyi ziyaret edenler için mutlaka görülmesi gereken yerler arasında ilk 10’da bulunuyor. Red Bull tarafından hayata geçirilen ve klasik bir müze anlayışının çok ötesine geçen bu yapı, mimari ve deneyimi bir arada sunan özgün bir merkez olarak öne çıkıyor. Kuruluşunun üzerinden 23 yıl geçmiş olmasına rağmen Hangar-7, ilk günkü heyecanıyla ziyaretçilerini etkilemeyi sürdürüyor.



Müzenin merkezinde, büyük bölümü hâlâ uçuşa elverişli olan tarihi uçaklar ve helikopterlerden oluşan "Flying Bulls" koleksiyonu yer alıyor. Bu teknik miras, mekânın doğal ışıkla dolu atmosferinde sergilenen dönemsel çağdaş sanat sergileriyle tamamlanıyor. Gastronomi alanında ise Hangar-7, her ay dünyaca ünlü bir şefin konuk olduğu "Restaurant Ikarus" ile uluslararası ölçekte ayrıcalıklı bir konuma sahip.







KÜRESEL BİR CAZİBE MERKEZİ



Sergiler, etkinlikler ve kültürel buluşmalar için de prestijli bir adres olan Hangar-7; tasarım, teknoloji ve yaratıcılığa ilgi duyanlar için küresel bir cazibe merkezi olmayı sürdürüyor. Özetle müze; Red Bull’un yenilik, estetik ve tutkuyu bir araya getiren vizyonunun, yere sağlam basarken bakışını her zaman gökyüzüne çeviren güçlü bir yansıması olarak öne çıkıyor.



2003 yılında açılan bu ikonik cam-çelik yapı; havacılık, motor sporları, çağdaş sanat ve üst düzey gastronomiyi tek bir çatı altında buluşturuyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türkiye turizmde rekor kırdı!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turkiye-turizmde-rekor-kirdi/</link>
        <description><![CDATA[65 milyar dolar gelir, 64 milyon ziyaretçi...]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 30 Oca 2026 20:41:10 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2025 yılında Türkiye’nin 65,2 milyar dolar turizm geliri ve 63,9 milyon ziyaretçiyle Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını açıkladı.



Türkiye turizminde uzun süredir beklenen eşik aşıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlediği toplantıda 2025 yılı verilerini açıkladı. Bakan Ersoy, Türkiye’nin 2025 yılı turizm gelirinin 65 milyar 231 milyon dolar, toplam ziyaretçi sayısının ise 63 milyon 941 bin olduğunu duyurdu. 



Bu rakamlarla Türkiye, hem gelirde hem ziyaretçi sayısında Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre Türkiye’nin 2017’de en çok turist ağırlayan ülkeler arasında 8’inci sıradayken, 2024 itibarıyla 4’üncü sıraya yükseldiğini hatırlatan Ersoy, turizm gelirlerinde ise 15’inci sıradan 7’nci sıraya çıkıldığını belirtti. 







TURİZM GELİRİ 65,2 MİLYAR DOLARA ÇIKTI



Sunumda paylaşılan verilere göre 2017'de 31,254 milyar dolar, 2024'te 61,103 milyar dolar, 2025'te 65,231 milyar dolar turizm geliri elde edildi. Bu artış, 2024’e göre yüzde 6,8; 2017’ye göre ise yüzde 109 yükseliş anlamına geliyor.







KİŞİ BAŞI HARCAMA 100 DOLARA YÜKSELDİ



Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı 2017'de 37,9 milyon, 2024'te 62,2 milyon, 2025'te 63,9 milyon olarak gerçekleşti. En çok ziyaretçi gönderen ülkeler ise Rusya Federasyonu (6,90 milyon), Almanya (6,75 milyon) ve Birleşik Krallık (4,27 milyon) şeklinde açıklandı. 2025 yılında kişi başı gecelik ortalama harcama 100 dolar oldu. Ortalama kalış süresi ise 10,7 gece olarak kaydedildi. 







TURİZM ÇEŞİTLİLİĞİ ARTTI



Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye'de artık deniz-kum-güneş turizminin ötesine geçildiğini; kültür, inanç, doğa, ekoturizm, arkeoloji, sağlık, gastronomi, kruvaziyer, kongre ve kış turizmi gibi alanlarda büyük çeşitlilik sağlandığını vurguladı. "Geleceğe Miras" ve "Gece Müzeciliği" uygulamalarının dünyada örnek gösterildiğini aktaran Ersoy, tanıtım kampanyalarında kullanılan mini dizi modelinin de büyük başarı yakaladığını ifade etti.







2026 HEDEFİ: 68 MİLYAR DOLAR



Bakan Ersoy, 2026 yılı turizm geliri hedefinin de 68 milyar dolar olduğunu açıkladı. Hem ana pazarlarda hem de uzak pazarlarda çift haneli büyüme beklendiğini ifade eden Ersoy; Türkiye’nin turizmde küresel bir güç haline geldiğini, hem ana pazarlarda hem de uzak pazarlarda çift haneli büyüme beklendiğini söyledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Balnet.net küçük oteller ve pansiyonları hedefliyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/balnet-net-kucuk-oteller-ve-pansiyonlari-hedefliyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye turizm sektörü, dijitalleşmenin hız kazandığı yeni bir döneme girerken, sektörün köklü dijital oyuncularından Balnet, kapsamlı bir yenilenme süreciyle dikkatleri üzerine çekiyor. Yıllardır Balıkesir ve Çanakkale bölgesindeki hakimiyetiyle bilinen platform, yeni dönemde rotasını tüm Ege ve Akdeniz’e çevirerek “deniz, kum ve güneş” turizminin kalbinin attığı her noktada olmayı hedefliyor. Balnet’in duyurduğu yeni yol haritası; yapay […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Cum, 30 Oca 2026 20:15:58 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye turizm sektörü, dijitalleşmenin hız kazandığı yeni bir döneme girerken, sektörün köklü dijital oyuncularından Balnet, kapsamlı bir yenilenme süreciyle dikkatleri üzerine çekiyor. Yıllardır Balıkesir ve Çanakkale bölgesindeki hakimiyetiyle bilinen platform, yeni dönemde rotasını tüm Ege ve Akdeniz’e çevirerek "deniz, kum ve güneş" turizminin kalbinin attığı her noktada olmayı hedefliyor.



Balnet’in duyurduğu yeni yol haritası; yapay zeka destekli içerik yönetiminden, küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) sunulan can suyu niteliğindeki çözümlere kadar sektörü yakından ilgilendiren önemli başlıklar içeriyor.



Bölgesel Hakimiyetten Ulusal Kapsama



Geçmiş yıllarda özellikle Kuzey Ege, Balıkesir ve Çanakkale lokasyonlarında tatilcilerin ve işletmelerin ilk başvuru kaynağı olan Balnet, kabuk değiştiriyor. Platform, bölgesel başarısını tüm kıyı şeridine yayarak; İzmir, Muğla, Antalya ve Mersin gibi turizmin dev lokasyonlarını kapsama alanına alıyor.



Bu genişleme stratejisi, sadece bir harita güncellemesi değil; aynı zamanda altyapısal bir dönüşümü ifade ediyor. Balnet yetkilileri, kullanıcı deneyimini merkeze alan yeni arayüz çalışmalarıyla, tatil planlayanların aradıkları sonuca en hızlı ve en doğru şekilde ulaşmalarını sağlamayı amaçlıyor.



Yapay Zeka ile Zenginleştirilmiş İçerik Deneyimi



Sektördeki en büyük sorunlardan biri olan "güncel ve doğru bilgiye erişim" problemine Balnet, teknoloji ile yanıt veriyor. Platform, içerik kalitesini artırmak ve kullanıcıya en rafine bilgiyi sunmak adına Yapay Zeka (AI) entegrasyonlarını devreye aldı.



Bu entegrasyon sayesinde; tesislerin özellikleri, bölge tanıtımları ve tatilcilerin ihtiyaç duyduğu detaylar, çok daha hızlı işlenerek kullanıcıya sunuluyor. Yapay zeka destekli analizler, hem tatilcinin doğru tesisi bulmasını kolaylaştırıyor hem de işletmelerin dijital görünürlüğünü organik olarak artırıyor.



KOBİ'ler İçin "Sıfır Müşteri" Sorununa Çözüm



Balnet’in yeni vizyonunun merkezinde, turizmin bel kemiği olan orta ve küçük ölçekli işletmeler yer alıyor. Büyük otel zincirlerinin yanı sıra, butik hizmet veren işletmelerin pazarlama bütçelerinin kısıtlı olduğunun farkında olan platform, bu işletmelerin en büyük korkusu olan "boş oda" ve "sıfır müşteri" riskini minimize etmeyi hedefliyor.



İşletmelere sunulan erişim kanallarında da yeniliğe gidildi. Daha önce sadece telefon araması üzerinden sağlanan iletişim ağına, günümüzün en hızlı iletişim aracı olan WhatsApp erişimi eklendi. Bu sayede tesisler, potansiyel müşterileriyle anlık yazışarak rezervasyon sürecini saniyeler içinde tamamlayabilecek.







Tatilciler İçin Genişleyen Seçenek Havuzu



Platformun genişleyen ağı, tatilciler için Ege ve Akdeniz kıyılarında binlerce yeni seçenek anlamına geliyor. Kullanıcılar, yenilenen altyapı sayesinde sadece popüler destinasyonları değil, keşfedilmemiş koyları ve saklı cennetleri de inceleme fırsatı bulacak.



Balnet, sunduğu geniş portföy ile her bütçeye uygun konaklama alternatiflerini bir araya getiriyor. Tatil planı yapanlar, Ege ve Akdeniz'in en seçkin bölgelerinde hizmet veren lüks bir otel arayışında olsalar da, daha samimi ve bütçe dostu bir pansiyon tercih etseler de, platform üzerinde filtrelenmiş, doğrulanmış ve detaylandırılmış seçeneklere kolayca ulaşabiliyor.



3 Yılda 3 Farklı İş Modeli ile Tam Entegrasyon



Balnet’in dönüşüm süreci sadece bugünü değil, geleceği de kapsayan bir vizyona sahip. Platform, değişim sürecinin tamamlanmasıyla birlikte 3 farklı iş modelini devreye sokacağını duyurdu. Önümüzdeki 3 yıl içinde, tüm hedef lokasyonlarda tam aktif hale gelmesi planlanan bu modeller, hem işletmelerin karlılığını artırmayı hem de kullanıcı memnuniyetini maksimize etmeyi amaçlıyor.



Sektör temsilcileri, Balnet’in bu agresif ve teknoloji odaklı büyüme stratejisinin, özellikle dijitalleşme yarışında geri kalmak istemeyen turizm işletmeleri için büyük bir fırsat yarattığı görüşünde birleşiyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[EMITT, 2026’da otizme sanatla alan açıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/emitt-2026da-otizme-sanatla-alan-aciyor/</link>
        <description><![CDATA[29. EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, bu yıl anlamlı bir projeyle de ziyaretçilerini ağırlayacak. Otizmli bireylerin ve ailelerin üretime, yaratıcılığa ve toplumsal yaşama katılımını destekleyen Otizm Güçlü Aile Derneği’nin (OGAD) ağırlanacağı fuarda, Bağımsız Sanatçılar Kolektifi’nin derneğe bağışladığı özel alan içinde özel gereksinimli çocukların ürettiği eserler sergilenecek. ICA Events tarafından 5-7 Şubat […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Per, 29 Oca 2026 15:25:22 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[29. EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, bu yıl anlamlı bir projeyle de ziyaretçilerini ağırlayacak. Otizmli bireylerin ve ailelerin üretime, yaratıcılığa ve toplumsal yaşama katılımını destekleyen Otizm Güçlü Aile Derneği’nin (OGAD) ağırlanacağı fuarda, Bağımsız Sanatçılar Kolektifi’nin derneğe bağışladığı özel alan içinde özel gereksinimli çocukların ürettiği eserler sergilenecek.



ICA Events tarafından 5-7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek 29. EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, bu yıl anlamlı bir projeye imza atacak. Yenilenen organizasyon yapısıyla toplumsal fayda ve görünürlüğü de önemseyen EMITT, bu doğrultuda otizmli bireylerin ve ailelerin üretime, yaratıcılığa ve toplumsal yaşama katılımını destekleyen Otizm Güçlü Aile Derneği’ni (OGAD) ağırlayacak. Bu kapsamda, Bağımsız Sanatçılar Kolektifi’nin derneğe bağışladığı özel alan içinde Ressam Ercan Dağ’ın küratörlüğünde özel gereksinimli çocukların ürettiği eserler sergilenirken, çocukların yaratıcılıkları daha görünür kılınarak fuara katılan binlerce ziyaretçiyle buluşturulacak.







SANAT ESERLERİ FUAR ALANINA RENK KATACAK



Yapılan iş birliğine dair açıklamalarda bulunan EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin; “Fuarımızın köklü geçmişinden aldığı tecrübe, bu yıl yenilenen organizasyon yapısı ile daha farklı bir yapıya bürünecek. Bunlar arasında, İstanbul Fuar Merkezi’nin yeni mekânımız olmasının yanında toplumsal hassasiyetlere odaklanan bir projemiz de mevcut. Bu kapsamda, kurumsal sosyal sorumluluk anlayışımızı güçlendiren ve bizzat fuar alanında görünür kılan bir çalışma gerçekleştireceğiz. Bunun için de otizmli bireylerin toplumsal yaşamda tam ve eşit katılımla yer aldığı, kapsayıcı ve bilinçli bir toplumun oluşmasına katkı sunan öncü bir sivil toplum kuruluşu olan Otizm Güçlü Aile Derneği (OGAD) ile bir iş birliği yaptık. Böylelikle kendilerine ayrılan alan içinde özel gereksinimli çocukların ürettiği eserleri, tüm ziyaretçilerimiz yakından görme fırsatı bulacak. İş birliğimiz sayesinde otizmli bireylerin yanı sıra aileler ve toplumun her kesimi için de farkındalık oluşturacağız. Çünkü onların da toplumda eşit, saygılı ve anlayışlı bir şekilde yer alabilmesi hepimizin sorumluluğunda” dedi.







TOPLUMA KATKI SUNAN BİREY OLMA VURGUSU TEMSİL EDİLECEK



Otizm Güçlü Aile Derneği (OGAD) Başkanı Yasemin Dağ ise iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Otizmli çocukların ve ailelerinin üretimle, sanatla ve toplumsal hayatla temas ettiği her alan çok kıymetli. EMITT gibi büyük ve görünürlüğü yüksek bir platformda çocuklarımızın ürettiği eserlerin yer alması, onların yalnızca ‘desteklenen’ değil, topluma katkı sunan bireyler olarak görülmesi açısından çok anlamlı. Bu alanı OGAD’a açan ICA Events’e ve Bağımsız Sanatçılar Kolektifi’ne teşekkür ediyorum. Bu tür iş birliklerinin çoğalması, kapsayıcı bir toplum için somut ve gerçek adımlar demek.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hataylı çocuklara Karadeniz’de unutulmaz ara tatil deneyimi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hatayli-cocuklara-karadenizde-unutulmaz-ara-tatil-deneyimi/</link>
        <description><![CDATA[Bukla Tur ve Hatay Sörf Merkezi iş birliğiyle düzenlenen program kapsamında Hatay’dan 18 çocuk, ara tatilde Trabzon’a giderek ilk kez karla tanıştı; Karadeniz’in doğası ve kültürüyle buluştu. Bukla Tur ve Hatay Sörf Merkezi iş birliğiyle, Hataylı çocuklar için unutulmaz bir ara tatil deneyimi hayata geçirildi. Hatay Sörf Merkezi’nde son iki yıldır yürütülen çalışmalara düzenli olarak […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 29 Oca 2026 13:54:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bukla Tur ve Hatay Sörf Merkezi iş birliğiyle düzenlenen program kapsamında Hatay’dan 18 çocuk, ara tatilde Trabzon’a giderek ilk kez karla tanıştı; Karadeniz’in doğası ve kültürüyle buluştu.



Bukla Tur ve Hatay Sörf Merkezi iş birliğiyle, Hataylı çocuklar için unutulmaz bir ara tatil deneyimi hayata geçirildi. Hatay Sörf Merkezi’nde son iki yıldır yürütülen çalışmalara düzenli olarak katılan 18 çocuk, 19-22 Ocak tarihleri arasında düzenlenen program kapsamında Trabzon ve Karadeniz bölgesini kapsayan bir rota üzerinden hem ilk kez kar görmenin heyecanını yaşadı hem de Karadeniz’in eşsiz doğasını yakından tanıma fırsatı buldu.



Bukla Tur Genel Müdürü Sadık Ziya Enderoğlu ve Serdar Yenigün öncülüğünde organize edilen bu özel ara tatil programı, Hatay Sörf Merkezi bünyesindeki çocukları Karadeniz’in doğasıyla buluşturdu. Hayatlarında ilk kez karla tanışan çocuklar, doğayla iç içe, keyifli ve hafızalarda yer edecek bir deneyim yaşadı. Bukla Tur’un organizasyonunu üstlendiği programa, Pegasus Havayolları ve Hatay Büyükşehir Belediyesi ulaşım desteği sağladı. Sunulan destekler sayesinde çocuklar farklı bir coğrafyayı güvenli, planlı ve kapsayıcı bir program dahilinde deneyimleme imkânı yakaladı.



HAFIZALARDA KALICI İZLER BIRAKAN ÖZEN ANILAR



Trabzon ve çevresinde gerçekleşen üç günlük program boyunca çocuklar, kar ve doğa manzaraları eşliğinde yürüyüşler yaptı; Ayder Yaylası’nı ziyaret etti ve Karadeniz kültürünü yakından tanıdı. Bölgedeki yerel işletmelerin katkılarıyla zenginleşen program, çocuklar için yalnızca bir gezi değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir öğrenme alanına dönüştü. Alanında uzman Bukla Tur rehberleri eşliğinde yürütülen program boyunca çocuklar, yaşadıkları bölgenin dışında bir coğrafyayı tanıyarak yeni deneyimler kazandı ve doğayla güçlü bir bağ kurdu. İlk kez karla karşılaşan çocuklar için bu yolculuk, hafızalarda kalıcı izler bırakan özel anılarla tamamlandı.



"İYİLİĞİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDİYORUZ"



Bukla Tur Genel Müdürü Sadık Ziya Enderoğlu, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Bizim için en büyük kazanç, bir çocuğun yüzündeki gülümseme ve kalıcı bir mutluluğa vesile olabilmek. Sosyal sorumluluk projelerinde kâr amacı gütmeden, misafirlerimizle birlikte iyiliği büyütmeye devam ediyoruz.” Bukla Tur ve Hatay Sörf Merkezi’nin ortaklaşa hayata geçirdiği bu çalışma, çocukların sosyal gelişimini desteklemeyi ve yeni ufuklar açmayı amaçlayan dayanışma temelli iş birliklerine güçlü bir örnek oluştururken; Bukla Tur, önümüzdeki dönemde de çocuklar başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerine dokunan sosyal sorumluluk projelerini arttırarak sürdürmeyi hedeflediğini de belirtti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Syedra Antik Kenti’nde 100’den fazla zeytinyağı üretim merkezi olduğu belirlendi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/syedra-antik-kentinde-100den-fazla-zeytinyagi-uretim-merkezi-oldugu-belirlendi/</link>
        <description><![CDATA[Alanya’daki Syedra Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda tespit edilen M.S. 5.-6. yüzyıla ait 100’den fazla zeytinyağı işliği, şehrin antik dönemde önemli bir zeytinyağı üretim merkezi olduğunu ortaya koydu. Syedra Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında, Alaaddin Keykubat Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertuğ Ergürer başkanlığındaki kazı çalışmaları devam ediyor. Syedra’da […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 29 Oca 2026 02:08:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Alanya’daki Syedra Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda tespit edilen M.S. 5.-6. yüzyıla ait 100'den fazla zeytinyağı işliği, şehrin antik dönemde önemli bir zeytinyağı üretim merkezi olduğunu ortaya koydu.



Syedra Antik Kenti'nde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında, Alaaddin Keykubat Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertuğ Ergürer başkanlığındaki kazı çalışmaları devam ediyor. Syedra'da zeytinyağı işliklerinin en sık rastladıkları mimari unsurlardan biri olduğunu belirten Ergürer; "Kazı çalışmalarıyla açığa çıkardığımız 20'ye yakın zeytinyağı işliği var. Bunun dışında, antik kentin tamamında 100'den fazla zeytinyağı işliği tespit ettik. Bunlar, kentte çok yoğun bir zeytinyağı üretiminin olduğunu gösteriyor" dedi. 



Ergürer, kentte neredeyse her yapının altında bir zeytinyağı ya da diğer üretimlere ait atölye ve işliklerin olduğuna dikkati çekerek, bunların üzerinde de 2 veya 3 katlı konutların bulunduğunu kaydetti. Evlerin caddeye bakan taraflarında üretime yönelik dükkan, üst katlarda ise insanların yaşadığı konutların olduğunu anlatan Doç. Dr. Ertuğ Ergürer; "Zeytinyağı işliklerinin kent içinde olması bizim için ilginç oldu. Genelde üretimler kentin dışında, sur dışındaki alanlarda olur. Burada ise neredeyse her yapının altında olması dikkat çekici. Bu durum, burada zeytinyağı üretiminin yoğun bir şekilde yapıldığını gösteriyor" diye konuştu.







NEREDEYSE TÜM TAŞ VE MALZEMELER ORİJİNAL YERİNDE



Ergürer, 2024'te kentin güneybatı caddesinde neredeyse tüm taş ve malzemelerin orijinal yerinde olduğu bir zeytinyağı işliğini tespit ettiklerini kaydetti. Ergürer, zeytinyağının biriktirildiği, o dönemde "pitos" olarak adlandırılan büyük depolama kabının da yine orijinal yerinde bulunduğunu aktararak, şöyle devam etti: "Bakanlığımıza bu bulguların belgelerini ve verilerini paylaştıktan sonra burayı yeniden ayağa kaldırarak, gelen ziyaretçilere zeytinyağı üretimini göstermek amacıyla çalışma yaptık. Burada zeytinler işliklerde kırılıyor, pres bölümüne götürülüyor, ahşap kollar ve mekanizmalar yardımıyla zeytinyağı sıkılarak kaplara biriktiriliyor. Daha sonra çeşitli aletlerle diğer depolama kaplarına aktarılıyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Adıyaman’da Göbeklitepe’deki “T” taşları andıran yapılar bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/adiyamanda-gobeklitepedeki-t-taslari-andiran-yapilar-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[Adıyaman’ın Samsat ilçesindeki Atatürk Baraj Göleti’nde su seviyesinin düşmesiyle, Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’de bulunanlara benzer “T” şeklinde taşlar ortaya çıktı. Bir ihbarı değerlendiren Müze Müdürlüğü ekipleri, Kızılöz köyündeki gölet kıyısında suların çekilmesinin ardından bölgede inceleme başlattı. İncelemelerde, Neolitik Dönem’e ait olduğu değerlendirilen “T” biçimli taş yapılar tespit edildi. Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 28 Oca 2026 00:45:30 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Adıyaman'ın Samsat ilçesindeki Atatürk Baraj Göleti'nde su seviyesinin düşmesiyle, Şanlıurfa'daki Göbeklitepe'de bulunanlara benzer "T" şeklinde taşlar ortaya çıktı. Bir ihbarı değerlendiren Müze Müdürlüğü ekipleri, Kızılöz köyündeki gölet kıyısında suların çekilmesinin ardından bölgede inceleme başlattı. İncelemelerde, Neolitik Dönem'e ait olduğu değerlendirilen "T" biçimli taş yapılar tespit edildi.



Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Ezer, gazetecilere bulunan taşların 11 bin yıl öncesine tarihlendiğini söyledi. Taşların Göbeklitepe kültürünü yansıttığını belirten Ezer, şöyle devam etti: "Bu alan bizi tabii çok heyecanlandırdı. Bölgenin çok önemli bir yerleşim olduğunu düşünüyoruz. Son yıllarda çok popüler olan Göbeklitepe ile açığa çıkarılan, Göbeklitepe kültürü olarak anılan, şimdilerde Taş Tepeler kültürü olarak lanse edilen, aynı kültüre ait arkeolojik bulgular elimizde mevcut şu anda. İki küçük yapı bulundu. Bunlar da bize ön bilgiler veriyor. Daha geniş çaplı araştırmaya ihtiyacımız var."







PERRE ANTİK KENTİ'NDE SERGİLENMEYE BAŞLANDI



Adıyaman Müzesi Müdür Yardımcısı Mustafa Çelik ise ihbar üzerine alanda kazı çalışmaları yaptıklarını ifade ederek; "Yaptığımız çalışmada direkt yüzeyde T formu gördük. Göbeklitepe'de bulunan formlara benzer bir yapıdaydı" diye konuştu. Suların çekilmesiyle eserlerin ortaya çıktığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti: "Söz konusu alan, aslında orijinalinde yaklaşık 2 veya 3 metre toprak altındaydı. Ancak baraj sularının yükselip alçalmasıyla, burada oluşan dinamik etkiden dolayı üstteki toprak örtü çekilince, burada bulunan mevcut formlar ortaya çıkmış oldu. Amacımız, şu anda sular yükselmeden önce mevcuttaki yapıları kurtarmaya çalışmak." Bulunan eserler, Perre Antik Kenti'nde sergilenmeye başlandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Listra Antik Kenti’nde bulunan “mühürlenmiş bronz haç” restore edildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/listra-antik-kentinde-bulunan-muhurlenmis-bronz-hac-restore-edildi/</link>
        <description><![CDATA[Konya’nın Meram ilçesinde yer alan antik Listra (Lystra) kentindeki kazıda bulunan iki parçalı bronz haç, uzman restoratör tarafından temizlenip koruma altına alındı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ), Konya Büyükşehir Belediyesi ile Meram Belediyesi’nin desteğiyle Hatunsaray ve Botsa mahalleleri sınırlarında yer alan Listra Antik Kenti’ndeki kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı başkanlığını NEÜ […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 28 Oca 2026 00:45:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Konya'nın Meram ilçesinde yer alan antik Listra (Lystra) kentindeki kazıda bulunan iki parçalı bronz haç, uzman restoratör tarafından temizlenip koruma altına alındı. 



Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ), Konya Büyükşehir Belediyesi ile Meram Belediyesi'nin desteğiyle Hatunsaray ve Botsa mahalleleri sınırlarında yer alan Listra Antik Kenti'ndeki kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı başkanlığını NEÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Mete Mimiroğlu'nun yürüttüğü Listra Antik Kenti, Hristiyanlığın yayılmasında önemli rol oynadığına inanılan Aziz Pavlus'un ziyaret ettiği yerlerden biri olarak biliniyor. 



Kazılarda kilise alanındaki mezarlarda haçlar ve çeşitli takıların olduğu metal buluntulara ulaşıldı. Bunlar arasında Hristiyanlık tarihi açısından önemli ve nadir rastlanan, 9. ila 11. yüzyılları arasına tarihlendirilen bronz röliker (kutsal sayılan emanetlerin saklandığı dinsel obje) haç, kazı ekibini heyecanlandırdı. Arkeoloji Müzesi'nde titizlikle yürütülen ve cerrahi hassasiyetle yapılan restore çalışmasında, üzerinde geometrik motiflerin yer aldığı iki parçalı haç korumaya alındı.







Bronzdan haç, açılmayacak şekilde mühürlenmiş



Kazı Başkanı NEÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Mete Mimiroğlu, konu ile ilgili yaptığı açıklamada kazı ekibinde görevli restoratörle eserlerde temizlik çalışması yürüttüklerini söyledi. İki yıldır süren kazıda önemli buluntulara ulaştıklarını anlatan Mimiroğlu; "Sürpriz eserler ortaya çıkıyor. Önemli bir eserimiz şu anda temizleniyor: Bir röliker haç. Kazı alanında açılmamış şekilde tespit etmiştik. Mühürlendiği için esere zarar vermemek adına açamıyoruz. Yüzyılların getirdiği bozulmayı temizleyerek, eserin gelecek kuşaklara net şekilde ulaşmasını sağlıyoruz. Genellikle rölikerler kazılarda kırık, açılmış ya da tek parça halinde ele geçer. Listra kazılarında birden fazla röliker bulduk, ancak bunların tamamına yakını kırık haldeydi. Bu eser ise ilk yapıldığı dönemde mühürlenmiş ve kapatılmış şekilde bulunmasıyla bizi heyecanlandırdı" dedi.







İçinden herhangi bir malzeme çıkmadı



Doç. Dr. İlker Mete Mimiroğlu, eserin perçinleme yöntemiyle kalıcı olarak mühürlendiğini, bu durumun dönemin kullanım anlayışına da ışık tuttuğunu ifade etti. Rölikerlerin azizlere ya da kutsal kabul edilen nesnelere ait kalıntıları muhafaza eden kaplar olduğuna değinen Mimiroğlu, bazılarının ise kolye gibi boyunda taşındığını dile getirdi. Mimiroğlu, kazıda ortaya çıkarılan röliker haçta ise insan figürüne rastlanmadığını belirterek; "Bu röliker de boyunda bir kolye gibi taşınabilen bir haç. Geometrik motiflerle yapılmış basit bir süsleme çıktı. Açılmamakla beraber aralıktan baktığımızda içinde bir bulgu malzemesi görmedik. Üstünde kefen parçası kumaş vardı, ancak iki kapağı açıldığında belli olur. Burada gördüğümüz o perçinlemede, açılıp kapanacak mekanizma olmadığını ve mühürlendiğini anlıyoruz" ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Van’da çığda arama kurtarma eğitimlerinin ilk etabı tamamlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/vanda-cigda-arama-kurtarma-egitimlerinin-ilk-etabi-tamamlandi/</link>
        <description><![CDATA[Van’da Afet ve Acil Durum İl Müdürlüğü (AFAD) koordinesinde, farklı illerden gelen personele verilen çığda arama kurtarma eğitimlerinin birinci etabı tamamlandı. AFAD İl Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre; ülke genelinde yaşanabilecek çığ olaylarına hızlı ve etkin müdahale edebilmek amacıyla, farklı illerden gelen AFAD personeline “Çığda Arama Kurtarma ve Müdahale Eğitimi” verildi. Bu kapsamda […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 27 Oca 2026 00:33:49 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Van'da Afet ve Acil Durum İl Müdürlüğü (AFAD) koordinesinde, farklı illerden gelen personele verilen çığda arama kurtarma eğitimlerinin birinci etabı tamamlandı.



AFAD İl Müdürlüğü'nün sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre; ülke genelinde yaşanabilecek çığ olaylarına hızlı ve etkin müdahale edebilmek amacıyla, farklı illerden gelen AFAD personeline "Çığda Arama Kurtarma ve Müdahale Eğitimi" verildi.



Bu kapsamda Hakkari, Ağrı, Siirt, Muş, Bingöl, Iğdır, Şırnak, Batman ve Bitlis'ten gelen ve birinci grup eğitim programında yer alan görevliler; çığ riski analizi, çığ bölgesinde güvenli çalışma yöntemleri, çığda arama kurtarma, sondalama ve arama kurtarma sırasında dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgilendirildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Wtatil’den güç birliği açıklaması]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/wtatil-den-guc-birligi-aciklamasi/</link>
        <description><![CDATA[Türk turizminde hızlı ve istikrarlı bir büyüme içinde olan Wtatil, dikkat çekici bir güç birliği açıklamasında bulundu. Markanın kurucusu ve CEO’su Cihan Saray tarafından paylaşılan açıklama şöyle: “Bugün, Wtatil adına çok önemli ve gurur verici bir dönüm noktasını paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin en büyük B2B outgoing tur operatörlerinden biri olarak, yıllardır istikrarlı büyüme ve sürdürülebilir başarı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 27 Oca 2026 00:33:47 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türk turizminde hızlı ve istikrarlı bir büyüme içinde olan Wtatil, dikkat çekici bir güç birliği açıklamasında bulundu. Markanın kurucusu ve CEO’su Cihan Saray tarafından paylaşılan açıklama şöyle:



"Bugün, Wtatil adına çok önemli ve gurur verici bir dönüm noktasını paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin en büyük B2B outgoing tur operatörlerinden biri olarak, yıllardır istikrarlı büyüme ve sürdürülebilir başarı odağıyla ilerleyen Wtatil, artık çok daha güçlü bir yolculuğa çıkıyor. Bu kapsamda, Honest Holding ile stratejik iş birliği ve ortaklık sürecimizi resmen başlatmış bulunuyoruz.



Bu adım sadece bir yatırım veya ortaklık değil; Wtatil’in 2030 vizyonuna, global büyüme hedeflerine ve turizmde teknolojiyle güçlenen yeni nesil bir marka olma yolculuğuna duyulan güçlü bir güvenin en net göstergesidir. Önümüzdeki dönemde; yeni pazarlarda çok daha aktif olacak, Anadolu çıkışlı charter operasyonlarımızı genişletecek ve Wtatil’i gerçek anlamda küresel bir turizm markası haline getirecek yeni yatırımlara odaklanacağız. Bu süreçte bize inanan, birlikte büyüyen tüm acentelerimize, iş ortaklarımıza ve gece gündüz emek veren Wtatil ekibimize gönülden teşekkür ediyorum.



YOLUMUZ UZUN, HEDEFİMİZ BÜYÜK



Ayrıca bu yolculukta bize güç katan Honest Holding A.Ş. ’e ve Sayın Cengiz Deveci’ye de özellikle teşekkür etmek isterim. 2026 ve sonrası için Wtatil adına çok daha büyük hedeflerin, çok daha güçlü yatırımların ve çok daha iddialı bir dönemin başlangıcındayız. Yolumuz uzun, hedefimiz büyük. Ve biz bu yolu artık daha güçlü yürüyoruz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Limon Kolonyası” sanatseverlerle buluştu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/limon-kolonyasi-sanatseverlerle-bulustu/</link>
        <description><![CDATA[Balat’ın tarihi atmosferinde zaman ve mekan odaklı, mutlaka görülmesi gereken bir serginin açıldığı haberini buradan paylaşıyoruz. Fener Kireçhane Sokak üzerindeki 20 numaralı tarihi binada açılan serginin adı “Limon Kolonyası”. MERHAMET, FAZİLET, MASUMİYET Küratörlüğünü Seda Çelik’in üstlendiği bu sergi, sıradışı bir sergi olarak yorumlanıyor. Sergide limon kolonyası yok, ikramı da yok ama merhamet, fazilet, masumiyet hepsi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
        <pubDate>Paz, 25 Oca 2026 01:54:46 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Balat’ın tarihi atmosferinde zaman ve mekan odaklı, mutlaka görülmesi gereken bir serginin açıldığı haberini buradan paylaşıyoruz. Fener Kireçhane Sokak üzerindeki 20 numaralı tarihi binada açılan serginin adı “Limon Kolonyası”.



MERHAMET, FAZİLET, MASUMİYET



Küratörlüğünü Seda Çelik’in üstlendiği bu sergi, sıradışı bir sergi olarak yorumlanıyor. Sergide limon kolonyası yok, ikramı da yok ama merhamet, fazilet, masumiyet hepsi var. Atmosfer ile birlikte neyin hatırlanabilir kılındığını fark ediyor ve geçmişe daha farklı bir gözle bakmaya zorlanıyorsunuz.



11 SANATÇI, 50’DEN FAZLA ESER



Birbirini tanımayan 11 sanatçı tarafından, birbirinden farklı üslup ve tarzlarda üretilmiş 50’den fazla eserin sergilendiği “Limon Kolonyası” sergisi için takdir edilmesi gereken 12’nci ismin ise serginin küratörü Seda Çelik’in olduğu ifade ediliyor. Bu sergi için 125 yıllık tarihi binayı tahsis eden Baran Mimarlık tarafından oniks mermerden üretilmiş aydınlatma ürünleri de yine küratörün isteği ile serginin tamamlayıcı unsuru olarak görülmüş ve satışa sunulmuş durumda.







SEÇİCİ HAFIZANIN PARÇASI OLMAYA DAVET



Sergiyi ziyaret etmeyi planlayan sanatseverler, yalnızca bu anlatıya tanıklık etmekle kalmayacak; aynı zamanda seçici hafızanın yıllar boyunca taşıyacağı bu hikayenin bir parçası hâline gelecek. Sergiye katılan sanatçılar şu isimlerden oluşuyor: Yeşim Pektok Yağmur, Türkan Burkas, Melis Arslan, Ercan Vural, Dilan Gitmez, Cemre Teke, Çağla Saydağ Karter, Beyza İla, Emel Vardar, Ayşe Derin Ergenç ve Asya Alpay.



23 Ocak Cuma günü itibarıyla açılışı yapılan sergi, 3 Şubat 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Tabi sergiyi ziyarete gidecekler, gelmişken “tamamlayıcılık” adına mini bir “Balat gezisi” yapmayı da bu programlarına ekleyebilirler.



Serginin bir başka katılımcı ismi de uluslararası sanatçılarımızdan Asya Alpay. Sanatçının “Limon Kolonyası” konseptinden yola çıkarak bu sergi için hazırladığı 13 parçadan oluşan bir enstalasyonun açıklamaları hayli düşündürücü.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Cengiz Deveci, DEİK Türkiye-Meksika İş Konseyi Başkanı seçildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/cengiz-deveci-deik-turkiye-meksika-is-konseyi-baskani-secildi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye-Meksika arasındaki ekonomik ilişkiler, Honest Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Deveci’nin yönetimine emanet edildi. Deveci, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurulu’nun olağan seçimlerinde Türkiye-Meksika İş Konseyi Başkanı olarak seçilerek görevine başladı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Seçimli Olağan Genel Kurulu ardından Türkiye’nin birçok ülkede dış ekonomik ilişkilerini yönetecek yeni isimler belli oldu. DEİK Başkanı Nail […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 21 Oca 2026 11:57:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye-Meksika arasındaki ekonomik ilişkiler, Honest Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Deveci’nin yönetimine emanet edildi. Deveci, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurulu'nun olağan seçimlerinde Türkiye-Meksika İş Konseyi Başkanı olarak seçilerek görevine başladı.



Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Seçimli Olağan Genel Kurulu ardından Türkiye’nin birçok ülkede dış ekonomik ilişkilerini yönetecek yeni isimler belli oldu. DEİK Başkanı Nail Olpak’ın ev sahipliğinde ve T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen DEİK Genel Kurulu’nda, 2025-2027 yılları arasında görev yapacak iş konseyi başkanları ve koordinatörleri belirlendi. Olağan genel kurulda Honest Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Deveci, DEİK Türkiye-Meksika İş Konseyi Başkanı olarak seçildi.



Honest Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Deveci, teveccüh ederek oy kullanan iş dünyası temsilcilerine teşekkür ederek, yeni görevinden dolayı onur ve memnuniyet duyduğunu kaydetti. Türkiye ile Meksika arasında halihazırda 2,4 milyar USD seviyesinde bulunan ticaret hacmini ve ekonomik ilişkileri daha da güçlendirmek için çalışacağını belirten Deveci, şu değerlendirmeyi yaptı: 



"Bu süreçte yeni dönemin ülkemiz, iş dünyamız ve Türkiye-Meksika ekonomik ilişkileri açısından hayırlı olmasını temenni ederim. İki ülke arasındaki karşılıklı ticareti 5 milyar USD hedefine taşımak üzere ekibimle birlikte kararlılıkla görev alacağız. Türkiye ile Meksika arasındaki ticari ve ekonomik iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunmak isteyen tüm paydaşları, bu vizyon doğrultusunda birlikte çalışmaya ve süreci yakından takip etmeye davet ediyorum.’"]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[MICE sektörünün öncü kuruluşu “I-MICE” 10 yaşında!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mice-sektorunun-oncu-kurulusu-i-mice-10-yasinda/</link>
        <description><![CDATA[2015 yılında Hüseyin Kurt öncülüğünde 25-30 kişinin bir araya gelmesiyle temelleri atılan ve ilerleyen süreçte “I-MICE” adını alan dernek, bugün 10. kuruluş yıldönümünü kutlamanın gururunu yaşıyor. Aradan geçen 10 yıl içinde 600’den fazla nitelikli üyeye ulaşıp, uluslararası alanda önemli bir bilinirlik kazanmak elbette kolay bir iş değildi. Bu başarının ardında yatan en önemli etkenler arasında, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 21 Oca 2026 01:22:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[2015 yılında Hüseyin Kurt öncülüğünde 25-30 kişinin bir araya gelmesiyle temelleri atılan ve ilerleyen süreçte "I-MICE" adını alan dernek, bugün 10. kuruluş yıldönümünü kutlamanın gururunu yaşıyor. Aradan geçen 10 yıl içinde 600’den fazla nitelikli üyeye ulaşıp, uluslararası alanda önemli bir bilinirlik kazanmak elbette kolay bir iş değildi. Bu başarının ardında yatan en önemli etkenler arasında, "Birlikte çok daha güçlüyüz" anlayışını ilk günden itibaren rehber edinmek ve sürdürülebilirliği bir hedefin ötesine taşıyabilmiş olmak dikkat çekiyor.







ADDRESS HOTEL İSTANBUL’DA MUHTEŞEM KUTLAMA



I-MICE Derneği, 10. yıl kutlamaları için Address Hotel İstanbul'da muhteşem bir geceye imza attı. Derneğin başkanlığını yürüten Işıl Özmen, kutlama programında yaptığı konuşmada derneğin 10 yıllık yolculuğu hakkında bilgi paylaşımında bulundu. I-MICE'ın önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri ve sektöre dair vizyonundan da bahseden Özmen; "I-MICE Derneği olarak 10. yılımızda ve sonrasında da MICE sektöründe ortak üretim, güven ve sürdürülebilir iş birlikleri odağında, emin ve güçlü adımlarla yolumuza devam edeceğiz” dedi.







ÖDÜLLER TAKDİM EDİLDİ



Başta da değindiğimiz gibi 10. yıl kutlama etkinliği, tek kelimeyle muhteşem bir buluşmaya sahne oldu. Bu özel gecede, etkinliğe katkı sunan sponsorlar ve destekçiler de unutulmadı; tüm paydaşlara emek ve katkılarının karşılığı olarak tek tek teşekkür plaketleri takdim edildi.



Gecenin ilk ödülü, 10 yıl önce derneğin kuruculuğunu üstlenen ve emin adımlarla yol almaya başladığını gördükten sonra bayrağı arkadaşlarına devreden Hüseyin Kurt'a verildi.



I-MICE Derneği'nin 10. yıl kutlamalarına kusursuz ev sahipliği yapan Address Hotel İstanbul da teşekkür plaketi alan kurumlar arasındaydı. Otel adına ödülü, genel müdürlük görevini yürüten Lider Düzgün'e takdim edildi.



I-MICE Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Işıl Özmen'in ödül takdimi sırasında yaptığı bir konuşma konukları hayli duygulandırdı: "Burada ve arkamızda bir başarı hikayesinden söz edilecekse, bunda Genel Sekreterimiz Nurçin Çakmaklıoğlu ile Kurumsal İletişim Müdürümüz Nilgün Dunamlı'nın katkıları çok büyüktür. Huzurlarınızda onlara teşekkürlerimi iletiyorum."



TOURMAG Turizm Dergisi ailesi olarak derneğin 10. yıl kutlamalarına bizler de davetliydik. Onların coşkusuna alkışlarımızla ortak olduk. Kadir Toprakkaya, Yaprak Gürdal ve Canan Toprakkaya…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Firuz Bağlıkaya: Türkiye dünya çapında bir turizm markasıdır]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/firuz-baglikaya-turkiye-dunya-capinda-bir-turizm-markasidir/</link>
        <description><![CDATA[TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Gaffar Yakınca’nın sunumuyla A Haber’de yayınlanan “Turizm Yüzyılı” programında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin yatırımcı altyapısı, güçlü pazarlama kapasitesi, coğrafi avantajı, sahip olduğu kültürel ve doğal varlıklar sayesinde dünya çapında bir turizm markası haline geldiğine dikkat çeken Bağlıkaya, “Turizm potansiyelimizi daha etkin şekilde değerlendirilmeliyiz” dedi. Bağlıkaya, Türkiye’nin tecrübelerinin, yasal düzenlemelerinin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 19 Oca 2026 00:30:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Gaffar Yakınca’nın sunumuyla A Haber’de yayınlanan "Turizm Yüzyılı" programında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin yatırımcı altyapısı, güçlü pazarlama kapasitesi, coğrafi avantajı, sahip olduğu kültürel ve doğal varlıklar sayesinde dünya çapında bir turizm markası haline geldiğine dikkat çeken Bağlıkaya, “Turizm potansiyelimizi daha etkin şekilde değerlendirilmeliyiz” dedi.



Bağlıkaya, Türkiye’nin tecrübelerinin, yasal düzenlemelerinin ve özel sektör kapasitesinin bu süreçte rehber niteliğinde olabileceğini sözlerine ekleyerek; “Ayrıca turizmin kültürel bütünleşme, ekonomik dayanışma ve bölgesel barış açısından kritik bir araç olduğunu asla göz ardı etmemeliyiz” diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Obilet’ten Sevgililer Günü’ne özel rota önerileri]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/obiletten-sevgililer-gunune-ozel-rota-onerileri/</link>
        <description><![CDATA[Obilet, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü farklı bir atmosferde kutlamak isteyenler için yurt içi ve yurt dışından 10 rota önerisi hazırladı. Sevgililer Günü’nde kalabalıklardan uzaklaşıp, sakin bir seyahat planı yapmak isteyenler için doğayla iç içe destinasyonlar ve şehir kaçamakları, alternatifler arasında yer alıyor. Yurt içi rotalarında peribacaları ve balon turlarıyla bilinen Kapadokya öne çıkarken; kış atmosferini […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 18 Oca 2026 01:44:15 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Obilet, 14 Şubat Sevgililer Günü'nü farklı bir atmosferde kutlamak isteyenler için yurt içi ve yurt dışından 10 rota önerisi hazırladı. Sevgililer Günü'nde kalabalıklardan uzaklaşıp, sakin bir seyahat planı yapmak isteyenler için doğayla iç içe destinasyonlar ve şehir kaçamakları, alternatifler arasında yer alıyor.



Yurt içi rotalarında peribacaları ve balon turlarıyla bilinen Kapadokya öne çıkarken; kış atmosferini hissetmek isteyenler için Abant ve şehre yakınlığıyla dikkati çeken Sapanca, tercih edilebilir destinasyonlar arasında bulunuyor. Kuzey Ege'nin sakin atmosferini yansıtan Bozcaada da bağları, butik otelleri ve gün batımı manzarasıyla çiftlere farklı bir deneyim sunuyor.



Yurt dışı seçeneklerinde "romantizmin başkenti" olarak anılan Paris; Eyfel Kulesi ve Seine Nehri kıyısındaki yürüyüş rotalarıyla listede yer alıyor. Tarihi dokusu ve mutfağıyla Roma; kanalları ve gondol turlarıyla Venedik de popüler seçenekler arasında gösteriliyor. Orta Avrupa'nın tarihi şehirlerinden Prag, mimarisi ve köprüleriyle dikkati çekerken; vizesiz seyahat imkanı sunan Belgrad ve Saraybosna da hem kültürel hem de sakin bir tatil arayan çiftler için alternatif oluşturuyor. Tuna ve Sava nehirlerinin buluştuğu Belgrad canlı şehir hayatıyla, Saraybosna ise tarihi yapısıyla ziyaretçilerini bekliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tan Sağtürk danışman olarak görev yapacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tan-sagturk-danisman-olarak-gorev-yapacak/</link>
        <description><![CDATA[Devlet Opera ve Balesi eski Genel Müdürü Bedri Tan Sağtürk, Kültür ve Turizm Bakanı Danışmanı olarak atandı. Sağtürk’ün bundan böyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda danışman olarak görev yapacağı açıklandı. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’ndan yapılan açıklamaya göre, uluslararası tecrübesi ve sahne deneyimiyle Türkiye’nin önde gelen sanatçılarından Tan Sağtürk, iki yılı aşkın süredir yürüttüğü Devlet […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 17 Oca 2026 12:17:41 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Devlet Opera ve Balesi eski Genel Müdürü Bedri Tan Sağtürk, Kültür ve Turizm Bakanı Danışmanı olarak atandı. Sağtürk’ün bundan böyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda danışman olarak görev yapacağı açıklandı.



Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’ndan yapılan açıklamaya göre, uluslararası tecrübesi ve sahne deneyimiyle Türkiye’nin önde gelen sanatçılarından Tan Sağtürk, iki yılı aşkın süredir yürüttüğü Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde yeni görevine başlayacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile yapılan görüşmenin ardından gerçekleştirilen atamayla Sağtürk, kültür ve sanat alanındaki çalışmalarını bakan danışmanı olarak sürdürecek.



Açıklamada ifadelerine yer verilen Bakan Ersoy, bugüne kadar ortaya koyduğu katkılar için Sağtürk’e teşekkür ederek; “Görev süresi boyunca başarılı işlere imza atan, opera ve balede rekorlar kırılmasının önünü açan Sayın Tan Sağtürk’ün bilgi ve birikiminden, Bakanlığımızın farklı alanlarında da yararlanmaya devam edeceğiz. Yeni görevinde kendisine başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sümela Manastırı’nı 2025’te 514 bin 596 kişi ziyaret etti]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sumela-manastiri-2025te-514-bin-596-kisi-tarafindan-ziyaret-edildi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin önemli turizm rotalarından dünyaca ünlü Sümela Manastırı, geçen yıl 514 bin 596 kişi tarafından ziyaret edildi. Trabzon’un Maçka ilçesindeki Karadağ’ın Altındere Vadisi’nde, 300 metre yükseklikte kayalara oyularak inşa edilen tarihi manastır, yılın 12 ayı ziyaretçilerine doğa, tarih ve kültürü bir arada sunuyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan manastır, kültür ve doğa turizmi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 15 Oca 2026 09:34:46 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin önemli turizm rotalarından dünyaca ünlü Sümela Manastırı, geçen yıl 514 bin 596 kişi tarafından ziyaret edildi. Trabzon'un Maçka ilçesindeki Karadağ'ın Altındere Vadisi'nde, 300 metre yükseklikte kayalara oyularak inşa edilen tarihi manastır, yılın 12 ayı ziyaretçilerine doğa, tarih ve kültürü bir arada sunuyor.



UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan manastır, kültür ve doğa turizmi tutkunlarının her dönem Trabzon rotasında ilk sırada yer alıyor. Altındere Vadisi'ne gelen ziyaretçiler, minibüslerle manastıra ulaşırken, ormanlarla çevrili patika yolda yürüyerek de manastırın mevsime özgü manzarasının tadını çıkarabiliyor.



Sümela Manastırı, ziyaretçilerine doğa yürüyüşü, dağ bisikleti ve foto safari gibi farklı deneyimler de sunuyor. Manastırda yer alan "Azize Varvara" olarak bilinen Aya Varvara Kilisesi ise bölgedeki tarih ve kültür turizmine ayrı değer katıyor. Alternatif turizm seçenekleriyle adından söz ettiren Sümela Manastırı, 2025'te 514 bin 596 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.







"ZİYARETÇİ SAYISI HER YIL KATLANARAK ARTTI"



Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Sümela Manastırı 'nın ülkenin en önemli turizm destinasyonlarından olduğunu söyledi. Manastırın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer aldığını belirten Erdoğan; "Sümela Manastırı, geçmiş yıllarda kapsamlı restorasyon süreci yaşadı ve restorasyonun bitmesiyle yoğun bir ilgiyle karşı karşıya kaldı. Ziyaretçi sayısı her yıl katlanarak arttı" dedi.







"KALICI LİSTE İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLIYORUZ"



Erdoğan, Sümela Manastırı'nın geçen yıl 514 bin 596 ziyaretçiye ev sahipliği yaptığı bilgisini paylaşarak; "Sümela Manastırı, ziyarete açıldığı günden itibaren en büyük rakam. Önceki yıla göre baktığımızda da yüzde 16'lık artış söz konusu" diye konuştu. Ziyaretçi rakamlarının memnuniyet verici olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti: "UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Sümela Manastırı'nın kalıcı listeye girmesi için çalışmalara başlıyoruz. Burada Bakanlığımız, Valiliğimiz, Belediyemiz uhdesinde bir süreci başlatacağız. Manastırın, UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi'nde yer aldıktan sonra ziyaretçi sayısının daha da artmasını beklemekteyiz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizmin yeni rotası: Nicelikten niteliğe bir yolculuk]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizmin-yeni-rotasi-nicelikten-nitelige-bir-yolculuk/</link>
        <description><![CDATA[Takvim yaprakları Şubat 2026’yı gösterdiğinde, dünya turizminin kalbi bir kez daha, ama bu kez çok daha güçlü bir ritimle İstanbul’da atacak. Sektörün 29 yıllık köklü çınarı EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, ICA Events’in organizasyonuyla sahneye çıkıyor. Ancak bu yıl, EMITT’i sadece “yeni bir edisyon” olarak tanımlamak büyük haksızlık olur. Çünkü EMITT […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 14 Oca 2026 12:53:33 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Takvim yaprakları Şubat 2026'yı gösterdiğinde, dünya turizminin kalbi bir kez daha, ama bu kez çok daha güçlü bir ritimle İstanbul’da atacak. Sektörün 29 yıllık köklü çınarı EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, ICA Events’in organizasyonuyla sahneye çıkıyor. Ancak bu yıl, EMITT’i sadece "yeni bir edisyon" olarak tanımlamak büyük haksızlık olur. Çünkü EMITT 2026, bir mekân değişikliğinden çok daha fazlasını; bir "zihniyet devrimini" temsil ediyor.



NEREDE VE NE ZAMAN?



5-7 Şubat 2026 tarihlerinde, turizm profesyonellerini İstanbul’un ticaret ve ulaşım aksının tam merkezinde, İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) ağırlamaya hazırlanıyoruz. Bu lokasyon tercihi tesadüf değil, stratejik bir hamle. Erişilebilirliğin, modern altyapının ve iş odaklı buluşmaların yeni adresi burası.







KİMLER VAR, NE OLUYOR?



Almanya’dan Japonya’ya, BAE’den Maldivler’e kadar birçok ülkenin katılımıyla küresel bir turizm zirvesine tanıklık edeceğiz. Konaklamadan sağlık turizmine, MICE sektöründen seyahat teknolojilerine kadar oyun kurucuların hepsi aynı masada.



EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin



Neden ve Nasıl? (İşin Sırrı Burada)



İşte işin "editörün notu" dediğimiz kısmı tam da burası. Geçtiğimiz yıl katılımcı başına 734 bin Euro, toplamda ise 482 milyon Euro’luk devasa bir iş hacmi yaratılmıştı. Rakamlar etkileyici, evet; ancak EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin’in vizyonu, bu yılki rotayı çok net çiziyor: “Bizim için sayıdan çok etki, kalabalıktan çok doğru bağlantılar önemli." Bu cümle, 2026 turizminin manifestosudur. EMITT, kuru kalabalıkların koridorları doldurduğu bir fuar olmaktan çıkıp; her el sıkışmanın bir sözleşmeye, her kahve molasının bir iş birliğine dönüştüğü, "nitelikli bağlantı" merkezine dönüşüyor. Görüşmelerin yüzde 87’sinin siparişle sonuçlandığı bir platformda, hedef artık sadece kartvizit toplamak değil, ciro üretmek.



EMITT'te kurulan güçlü iş birlikleri



SON SÖZ



TOURMAG Turizm Dergisi olarak şuna inanıyoruz: 2026, turizmde "strateji" yılı olacak. EMITT ise bu stratejinin oyun sahası. Eğer turizmin geleceğinde sadece seyirci değil, oyuncu olmak istiyorsanız; 5 Şubat’ta İstanbul Fuar Merkezi’nde olmanız bir tercih değil, bir zorunluluktur. Turizmin yeni yüzyılında, doğru bağlantılarla buluşmak dileğiyle…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TURA Turizm 60. yaşını kutluyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tura-turizm-60-yasini-kutluyor/</link>
        <description><![CDATA[Türk turizmin gelişmesinde göz ardı edilemeyecek kadar önemli izleri bulunan TURA Turizm, 60’ıncı yılını kutluyor. 1966 yılında Türkiye’de henüz turizm konusu telaffuz dahi edilmez iken, İstanbul’da sadece tek bir tane 5 yıldızlı Hilton Oteli var iken kolları sıvayan iki genç girişimci Erkunt Öner ve Çetin Saraç tarafından kurulan TURA Turizm, şimdilerde 60’ıncı yılını kutluyor. Turizm, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 11 Oca 2026 23:17:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türk turizmin gelişmesinde göz ardı edilemeyecek kadar önemli izleri bulunan TURA Turizm, 60’ıncı yılını kutluyor. 



1966 yılında Türkiye’de henüz turizm konusu telaffuz dahi edilmez iken, İstanbul’da sadece tek bir tane 5 yıldızlı Hilton Oteli var iken kolları sıvayan iki genç girişimci Erkunt Öner ve Çetin Saraç tarafından kurulan TURA Turizm, şimdilerde 60’ıncı yılını kutluyor.



Turizm, dışarıdan bakıldığında kulağa hoş gelen bir sektör gibi algılansa da, ne denli stresli ve tehlikelerle dolu olduğunu en iyi bu işin içinde olanlar bilir. Ekonomik dalgalanmalar, siyasi belirsizlikler, terör, savaşlar, depremler, ambargolar ve coğrafi koşullar gibi sayısız zorlukla örülü bir yolda ilerleyerek 60 yıl boyunca ayakta kalabilmiş olmayı gerçekten önemsemek gerekir.







600 BİN TURİST SAYISINDAN 60 MİLYON TURİSTE!



Öyle ki 1960’lı, 1970’li hatta 1980’li yıllar; iletişimin, ulaşımın ve istikrarın çok çok zayıf olduğu yıllar. İşte takdir edilmesi gereken bu zorlu yılları aşıp, 60’ıncı yıla ulaşmış olmayı alkışlıyor, büyük takdirle karşılıyorum. Bir de rakamları karşılaştırdığımızda, konunun önemi daha da belirginleşiyor. 1950’li yıllarda Türkiye 30 bin turiste ev sahipliği yaparken; 1960 yılında 60 bin, 1966’da 600 bin turiste ev sahipliği yapıyordu. 2026 yılına geldiğimizde ise bu rakam 6 milyon değil, 60 milyon ve fazlasına ulaştı. İşte bunun temellerinde TURA Turizm’in de katkısı oldu.







ACILARLA, KAYIPLARLA GEÇEN YILLAR



Elbette bu zorlu yolları bir bir aşarken büyük sıkıntılar çekildi, büyük acılar yaşandı, büyük kayıplar verildi. Kazanan turizm oldu, Türkiye oldu. TURA Turizm de kazandı. Yurt içinde sayıları milyonu aşan kitlelerin, Türkiye’nin turizm değerleriyle tanışmasına aracılık etti. Yurt dışından yine sayıları yüz binlerle anılan misafirleri ülkemize getirerek, onların anılarında güzel izler bıraktı.







GO WITH SMILE



TURA Turizm, 60’ıncı yıla ulaşmayı “Bir yolculuğun tadı kalbimizde yer bulur; bir anın ışıltısı geleceğe yön verir” sloganı ve “Gülümseyerek Git (Go wtih Smile)” tavsiyesiyle kutlamayı tercih etmiş. Bu kararı almalarının başlıca nedenlerinden birinin, yaşadığımız pandemi süreci olduğunu düşünüyorum.







GÖRKEMLİ KUTLAMA



TURA Turizm bayrağını 60’ıncı yıl ve sonrasında dalgalandırma görevini üstlenmiş olan Leyla ve Kemal Öner kardeşler, “Bir işi ya en iyi şekilde yap ya da hiç yapma” sözünü rehber edinerek, çok çok başarılı bir kutlama organizasyonu gerçekleştirdiler. 9 Ocak akşamı Conrad Otel’de düzenlenen bu görkemli kutlama öylesine kusursuzdu ki, kapıdan çıkarken arkamı döndüm ve ellerimi birbirine vurarak alkışlamak zorunda kaldım. Yaklaşık 650 kişinin katıldığı; aralarında Avrupa’dan, Amerika’dan, Uzak Doğu’dan da misafirlerin bulunduğu dev organizasyon öylesine kusursuz geçti ki, tüm katılımcıların takdirinin öncelikli olarak bu yönde olduğu yüzlerinden okunuyordu.







TURA Turizm Ailesi, davete katılan 650 kişiyi tek tek karşılayarak salona aldı.



Gala gecesi öncesinde verilen kokteylde, salonun duvarlarında TURA Turizm'in 1966'dan başlayan öyküsü, konukları derin bir nostalji yolculuğuna çıkardı.



Ceylan Saner'in sunuculuğunu yaptığı gecede, kokteyl ve gala yemeği sırasında Belaruslu keman sanatçısı Anna Miadzvedzeva muhteşem bir performans sergilerken; Ata Marin Orkestrası da konukları Latin müzikleriyle hareketlendirdi. Gecenin en büyük sürpriz ise Sertab Erener'in sahne alması oldu.



Kemal Öner, Kadir Toprakkaya, Canan Toprakkaya, Çiğdem Öner, Leyla Öner Günçavdı...]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Vize muafiyeti ve “At Yılı” etkinlikleri, Kapadokya turizmini hareketlendirecek]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/vize-muafiyeti-ve-at-yili-etkinlikleri-kapadokya-turizmini-hareketlendirecek/</link>
        <description><![CDATA[Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik başlatılan vize muafiyeti ve Çin hayvan takvimine göre 2026’nın “At Yılı” olması dolayısıyla, “Güzel atlar ülkesi” anlamındaki Kapadokya’da turizmin yılın ilk çeyreğinde hareketlenmesi bekleniyor. Çinli turistlerin tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerin yanı sıra sıcak hava balon turu ve diğer tur aktiviteleri nedeniyle ilgi gösterdiği Kapadokya’da, bu yıl Çinli ziyaretçi rekoru […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 10 Oca 2026 22:11:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik başlatılan vize muafiyeti ve Çin hayvan takvimine göre 2026'nın "At Yılı" olması dolayısıyla, "Güzel atlar ülkesi" anlamındaki Kapadokya'da turizmin yılın ilk çeyreğinde hareketlenmesi bekleniyor.



Çinli turistlerin tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerin yanı sıra sıcak hava balon turu ve diğer tur aktiviteleri nedeniyle ilgi gösterdiği Kapadokya'da, bu yıl Çinli ziyaretçi rekoru hedefleniyor. Kapadokya Alan Başkanlığı da şubatta "At Yılı" temasıyla bölgede at gösterileri, tematik festivaller, kültürel etkinlikler ve özel tur programları hazırlıklarına başlarken, sektör temsilcileri turizm sezonunun erken dönemde hareketleneceğini öngörüyor.



Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Talip Aldemir, konu ile ilgili yaptığı açıklamada vize muafiyetinin Çin pazarında Türkiye'yi daha ulaşılabilir hale getirdiğini belirterek, "At Yılı" ile Kapadokya'nın bütünleşmesinin bölgeyi cazibe merkezine dönüştüreceğini söyledi. Vize muafiyeti kararını desteklediklerini kaydeden Aldemir; "Çin pazarı, ülke turizmi ve Kapadokya bölgesi için çok önemli. Dolayısıyla, Türkiye ve bölge turizmi için pozitif katkı sağlayacaktır. Bundan en önemli payı Kapadokya alacaktır diye düşünüyoruz. 500 bin civarı Çinli turist hedefimiz vardı, bununla birlikte yüzde 20'nin üzerinde artış da bekliyoruz" dedi. Kapadokya'nın Çinli turistler açısından farklı öneme sahip bir turizm merkezi olduğuna dikkati çeken Aldemir, vize muafiyeti ve "At Yılı" etkinliklerinin 2026 boyunca bölgeye renk ve hareketlilik katacağını dile getirdi.







"At Yılı" kapsamında özel etkinlikler gerçekleştirilecek



Nevşehir Turist Rehberleri Odası Başkanı Özay Onur ise Kovid-19 sürecinden sonra en yoğun Çinli turistin bu yıl bölgede ağırlanacağına inandığını söyledi. Turizmde yaşanacak yoğunluğun ülke ve bölge ekonomisine ciddi katkı sağlayacağını ifade eden Onur, şöyle konuştu: "Vize muafiyetinin sağlanmasından sonra malumunuz bu yıl Çin'de 'At Yılı'. Kapadokya, atla özdeşleşmiş bir yer. Bölgemizde hazırlıklar tüm hızıyla devam etmektedir. Özel etkinlikler yapacağız. Bunlardan birisi de 'Çin At Yılı Köyü' oluşturulacak. Bu da tabii yoğun şekilde Çinlinin gelmesini sağlayacaktır. Kapadokya'da yerin altına indiğiniz zaman bölgemizde yer altı şehirleri var. Farklı bir dünya. Yüzeyine baktığımız zaman, coğrafi şekillerin dünyada eşi benzeri yok. Gökyüzüne balonla çıktığımız an, insanın dünyası değişir. İşte Çinliler burada bu üç yerin birinde bile fotoğraf çektirse, onlar için bir ayrıcalık. Önümüzdeki aydan itibaren yoğun şekilde Çinli ziyaretçi gelmesini bekliyoruz. Bu da tabii Kapadokya turizmcileri için çok önemli."







TÜM SEKTÖR PAYDAŞLARI HAZIRLIK İÇERİSİNDE



Anadolu Sıcak Hava Balon İşletmecileri Derneği Başkanı Mehmet Halis Aydoğan da Kapadokya Alan Başkanlığı ile bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin, Çinli ziyaretçilerin ilgisini çekebilmek amacıyla çeşitli etkinlikler için hazırlık yaptıklarını aktararak, 2026'nın bölge turizmi açısından iyi olması için çalıştıklarını kaydetti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum Rotaract Kulübü’nün eski ve yeni üyeleri buluştu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrum-rotaract-kulubu-eski-ve-yeni-uyeleri-bulustu/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum Rotaract Kulübü, yeni yılı karşılarken anlamlı bir buluşmaya da imza attı. Kulübün eski ve yeni üyelerini bir araya getiren bu özel etkinlik, aynı zamanda ocak ayının ilk toplantısı olma niteliğini taşıdı. Ancak buluşma, resmi bir toplantının ötesine geçerek paylaşımın, dayanışmanın ve kurumsal hafızanın canlı tutulduğu, sıcak bir sosyal etkinlik olarak gerçekleşti. Geçmiş dönemlere ait […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 07 Oca 2026 13:04:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum Rotaract Kulübü, yeni yılı karşılarken anlamlı bir buluşmaya da imza attı. Kulübün eski ve yeni üyelerini bir araya getiren bu özel etkinlik, aynı zamanda ocak ayının ilk toplantısı olma niteliğini taşıdı. Ancak buluşma, resmi bir toplantının ötesine geçerek paylaşımın, dayanışmanın ve kurumsal hafızanın canlı tutulduğu, sıcak bir sosyal etkinlik olarak gerçekleşti.



Geçmiş dönemlere ait fotoğraflar eşliğinde kulübün tarihine dair anılar tazelenirken, yeni dönem üyeleri ile eski Rotaractlılar arasında kuşaklar arası güçlü bir bağ kuruldu. Samimi bir atmosferde devam eden etkinlik, sohbet ve kaynaşma bölümüyle zenginleşti. Katılımcılar, geçmiş deneyimlerin aktarılmasının yeni projeler ve olası iş birlikleri için ilham verici bir zemin oluşturduğunu vurguladı.



Bodrum Rotaract Kulübü’nün eski üyelerinden Zeynep Göztepe; “Genç liderler olarak toplumsal sorumluluk projelerinde yer alıyor, yerel ve uluslararası düzeyde değişim yaratıyoruz. Bodrum'un güzelliklerini koruyarak geleceğe taşıyoruz" açıklamasında bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizm öğrencilerinden Payas Külliyesi’ne teknik gezi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizm-ogrencilerinden-payas-kulliyesi-ne-teknik-gezi/</link>
        <description><![CDATA[İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü 1. sınıf öğrencileri, mesleki eğitimlerine katkı sağlamak amacıyla Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi’ne teknik gezi düzenledi. Öğretim Görevlisi Ayhan Varol Bayer rehberliğinde gerçekleşen gezide öğrenciler, üniversite tarafından sağlanan ulaşım imkânıyla Payas’a ulaştı. Payas Belediyesi’nin rehberlik desteğiyle yürütülen ziyarette, Mimar Sinan’ın önemli eserlerinden biri olan külliye, kapsamlı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 05 Oca 2026 13:29:47 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü 1. sınıf öğrencileri, mesleki eğitimlerine katkı sağlamak amacıyla Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi’ne teknik gezi düzenledi. Öğretim Görevlisi Ayhan Varol Bayer rehberliğinde gerçekleşen gezide öğrenciler, üniversite tarafından sağlanan ulaşım imkânıyla Payas’a ulaştı. Payas Belediyesi’nin rehberlik desteğiyle yürütülen ziyarette, Mimar Sinan’ın önemli eserlerinden biri olan külliye, kapsamlı şekilde incelendi.



Kervansaray, cami, hamam ve medreseden oluşan külliyenin mimarisi, tarihsel süreci ve restorasyon çalışmaları hakkında detaylı bilgiler alan öğrenciler, sahada uygulamalı eğitim fırsatını değerlendirdi. Geziye ilişkin açıklama yapan İSTE Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel, uygulamalı eğitimin önemine dikkat çekerek; “Bölgemizin kültürel mirasını yerinde görerek öğrenen öğrencilerimiz, mesleğe daha güçlü hazırlanıyor” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Beyaza bürünen Sümela Manastırı ziyaretçilerini ağırlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/beyaza-burunen-sumela-manastiri-ziyaretcilerini-agirliyor/</link>
        <description><![CDATA[Trabzon’un Maçka ilçesindeki dünyaca ünlü Sümela Manastırı, son günlerde etkisini gösteren kar yağışının ardından yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Karadağ’ın Altındere Vadisi’ne bakan eteğinde, vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanlık alanda kayaların oyulmasıyla yapılan ve halk arasında “Meryem Ana” adıyla bilinen Sümela Manastırı, kar yağışıyla beyaza büründü. Her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçileri bölgeye […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 04 Oca 2026 18:58:45 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon'un Maçka ilçesindeki dünyaca ünlü Sümela Manastırı, son günlerde etkisini gösteren kar yağışının ardından yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.



Karadağ'ın Altındere Vadisi'ne bakan eteğinde, vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanlık alanda kayaların oyulmasıyla yapılan ve halk arasında "Meryem Ana" adıyla bilinen Sümela Manastırı, kar yağışıyla beyaza büründü. Her mevsim yerli ve yabancı ziyaretçileri bölgeye çeken manastırın beyaz örtü ile kaplanan doyumsuz manzarası havadan görüntülendi.



Yılbaşı dolayısıyla ailesiyle Sakarya'dan kente gelen Berkay Kırca, ilk defa tarihi manastırı ve çevresini gezdiğini, karla birlikte gördüğü manzaradan çok etkilendiğini söyledi. Bölgeyi bir kez daha ziyaret etmek istediğini ifade eden Kırca; "Yılbaşını değerlendirmek için geldik. Burası çok güzeldi. Daha önce Rize’ye gelmiştim, ilk defa Trabzon’a geldim. Çıkış biraz zordu ama değdi. Herkese tavsiye ederim" dedi. 







"FOTOĞRAFTAKİLERDEN DAHA GÜZEL"



Özbekistan'dan eşiyle gelen Davud Abdulahev de ilk kez gördüğü manastır ve çevresindeki manzarayı çok beğendiğini dile getirerek; "Uzungöl'ün ardından burayı gördüm. İnsanlar, o dönemde burayı ne kadar güzel ve sağlam yapmış. Kültür ve Turizm Bakanlığı, burayı güzel düzenlemiş. Burada her şey tertemiz, düzenli ve herkes işini güzel yapıyor. Fotoğraftakilerden daha güzel. Herkese gelmesini önerebilirim" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yetersiz uyku ve işlenmiş gıdalar beyin sağlığını tehdit ediyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yetersiz-uyku-ve-islenmis-gidalar-beyin-sagligini-tehdit-ediyor/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, uzun süreli yetersiz uykunun dikkat ve hafızayı zayıflattığını, yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların da beyin için yüksek risk oluşturduğunu belirtti. Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Topçuoğlu, günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığını olumsuz yönde etkileyebildiğine değindi. Beyni yoran ve daha hızlı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
        <pubDate>Cum, 02 Oca 2026 23:40:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, uzun süreli yetersiz uykunun dikkat ve hafızayı zayıflattığını, yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların da beyin için yüksek risk oluşturduğunu belirtti. Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Topçuoğlu, günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığını olumsuz yönde etkileyebildiğine değindi. 



Beyni yoran ve daha hızlı yaşlanmasına neden olan alışkanlıkların başında yetersiz uykunun geldiğini aktaran Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu; "Yetersiz uyku, kısa vadede dikkat, hafıza ve öğrenme kapasitesini etkilerken, uzun vadede kronik uykusuzluğun demans riskini artırdığını biliyoruz. Fiziksel olarak hareketsizlik, kısa vadede enerji düşüklüğü ve zihinsel yorgunluk gibi sonuçlarla kendini gösterirken, uzun vadede bilişsel fonksiyonlarda gerileme ve nöron bağlantılarının zayıflaması gibi etkiler ortaya çıkabiliyor" ifadelerini kullandı. 



KİŞİNİN TOPLUMSAL UYUMU AZALIYOR



Topçuoğlu, uykusuzluğun özellikle beynin hipokampüs, prefrontal korteks ve amigdala bölgelerini etkilediğine dikkati çekti. Hipokampüs etkilendiğinde hafıza oluşumu ve bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılmasının bozulduğunu söyleyen Topçuoğlu, şunları kaydetti: "Kısa bellekteki bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması, derin uykuda gerçekleşen bir hadisedir. Prefrontal korteks etkilendiğinde, dikkat ve odak sorunları ortaya çıkabiliyor. Amigdala ise uykusuzluktan aşırı uyarılıyor; abartılı duygusal reaksiyonlar ve dürtüsel tepkiler ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla, kişinin toplumsal uyumu da azalıyor." 







Haz tuzağı bağımlılık yaratıyor



Topçuoğlu, uyku sırasında devreye giren glimfatik sistemin beyinde biriken toksinleri temizlediğini, bu sürecin bellek oluşumu ve sinir hücrelerinin onarımı için kritik olduğunu vurguladı. Yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların odaklanma güçlüğü ve beyin sisi oluşumuna yol açtığı uyarısında bulunan Topçuoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: "İşlenmiş gıdaların tümü, beyin için yüksek risk oluşturuyor. Çünkü bunlar çok yüksek şeker, yüksek oranda tuz ve düşük kaliteli trans yağ içeriyor. Bu da beynimizin ödül mekanizmasını bozarak bağımlılık yaratıyor. Cips, şeker ve 'fast food' gibi gıdalar, dopamin salınımını aşırı düzeyde uyarıyor. Buna haz tuzağı diyoruz ve beyin bu gıdalara bağımlı hale geliyor. Uzun vadede dopamin reseptörleri duyarsızlaşıyor, motivasyon ve ruh hali bozuluyor. Hayvan deneylerinde, kafeterya tipi besinlerle beslenen hayvanların hipokampüsünde yapısal bozulma gözlendi."



SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENMEYE ÖNEM VERİLMELİ



Topçuoğlu, beyin sağlığı için su tüketiminin de önemine işaret ederek, yetersiz su içmenin beyin hücrelerinin hacmini küçülttüğünü, elektrolit dengesini bozduğunu ve toksinlerin temizlenmesini engellediğini belirtti. Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, beyin sağlığını korumak için şu tavsiyelerde bulundu: "Her gün açık havada 20 dakika yürüyüş yapılmalı. Egzersiz; stresi azaltan, kan akışını düzelten etkisiyle uzun vadede uyku düzenini de etkiliyor. Uzun vadede uyku düzeninizi mutlaka yoluna koyunuz. Bunun için gerekirse yardım alınmalı, sosyal izolasyondan kaçınılmalı. Bireylerin yalnız kalmaktan imtina etmesi önemli. Çünkü beyin ne kadar çok uyaran alırsa, o kadar çok kendini yenileme yetilerini korur. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye önem verilmeli."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ankara, “2026 Yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti” ünvanını resmen aldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ankara-2026-yili-turk-dunyasi-turizm-baskenti-unvanini-resmen-aldi/</link>
        <description><![CDATA[Ankara, “2026 Yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti” ünvanını Kırgızistan’ın Manas kentinde düzenlenen Anahtar Teslim Töreni ile resmen aldı. Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, 9 Temmuz 2025’te gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı Turizm Bakanları Toplantısı’nda alınan karar doğrultusunda Ankara, 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti olarak seçilmişti. Bu kapsamda, Kırgızistan’ın Manas (Celal-Abad) kentinde düzenlenen Türk Dünyası Turizm […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 29 Ara 2025 00:48:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ankara, "2026 Yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti" ünvanını Kırgızistan'ın Manas kentinde düzenlenen Anahtar Teslim Töreni ile resmen aldı. 



Ankara Valiliği'nden yapılan açıklamaya göre, 9 Temmuz 2025'te gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı Turizm Bakanları Toplantısı'nda alınan karar doğrultusunda Ankara, 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti olarak seçilmişti. Bu kapsamda, Kırgızistan'ın Manas (Celal-Abad) kentinde düzenlenen Türk Dünyası Turizm Başkenti Kapanış ve Anahtar Teslim Töreni ile ünvanın Ankara'ya devri gerçekleştirildi.



Törende ünvanı simgeleyen sembolik anahtar, Manas Belediye Başkanı Ernisbek Ormokov tarafından Ankara Vali Yardımcısı İzzettin Sevgili ile Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Karakaya'ya teslim edildi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) tarafından yürütülen Türk Dünyası Turizm Başkenti Projesi, üye ülkeler arasında kültürel iş birliğini güçlendirmeyi, ortak mirası görünür kılmayı ve Türk dünyasının turizm potansiyelini uluslararası alanda tanıtmayı amaçlıyor.



2025 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti olan Manas'ta düzenlenen törene; TDT temsilcileri, Manas Belediyesi yöneticileri, Türkiye Cumhuriyeti Bişkek Büyükelçiliği yetkilileri ile çok sayıda davetli katıldı. Programda Türk ve Kırgız kültürünü yansıtan gösteriler sergilenirken, iki halk arasındaki tarihi ve manevi bağlara vurgu yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın koordinasyonunda, Ankara Valiliğince 2026 yılı boyunca Türk Dünyası Turizm Başkenti ünvanı kapsamında düzenlenecek faaliyetlere kamu kurumları, yerel yönetimler, akademik çevreler ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde destek verilecek. Bu süreçte, Ankara'nın Türk dünyası şehirleri arasında kültürel dayanışmayı ve turizm etkileşimini güçlendiren öncü merkez olacağı kaydedildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Ödüllerin efendisi” Calipso Fish, mutfağını yine taçlandırdı!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/odullerin-efendisi-calipso-fish-mutfagini-yine-taclandirdi/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, Küçükyalı’da yer alan Calipso Fish, yıllardır yalnızca iyi balık yemek isteyenlerin değil, gastronomiyi bir kültür olarak yaşayanların da buluşma noktası. Sade ama iddialı mutfağı, mevsimselliği merkeze alan yaklaşımı ve üstün hizmet anlayışıyla Calipso Fish, bugün Türk gastronomisinin uluslararası vitrine çıkan güçlü temsilcilerinden biri olarak anılıyor. Mekânın son yıllardaki başarısı, aldığı prestijli ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Ara 2025 20:03:01 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, Küçükyalı’da yer alan Calipso Fish, yıllardır yalnızca iyi balık yemek isteyenlerin değil, gastronomiyi bir kültür olarak yaşayanların da buluşma noktası. Sade ama iddialı mutfağı, mevsimselliği merkeze alan yaklaşımı ve üstün hizmet anlayışıyla Calipso Fish, bugün Türk gastronomisinin uluslararası vitrine çıkan güçlü temsilcilerinden biri olarak anılıyor.



Mekânın son yıllardaki başarısı, aldığı prestijli ve güncel ödüllerle adeta perçinlenmiş durumda. Calipso Fish, 2023 ve 2024 yıllarında üst üste “Michelin Bib Gourmand” ödülüne layık görülerek, bu başarıyı balık kategorisinde elde eden Türkiye’deki ilk restoran olma ünvanını taşıyor. Ayrıca, Michelin Rehberi 2025 ve 2026 Türkiye Seçkisi’nde tavsiye edilen restoranlar arasında yer alması, mutfağındaki sürekliliğin ve kalite standardının altını bir kez daha çiziyor.



Uluslararası gastronomi rehberlerinin gözdesi olan Calipso Fish; Gault & Millau 2024, 2025 ve 2026 Gastronomi Rehberi’nde üç yıl üst üste yer alarak, mutfak vizyonu ve servis kalitesindeki istikrarını kanıtladı. Bunun yanı sıra 2025-2026 İncili Gastronomi Rehberi tarafından verilen “3 İnci” ödülüyle de Türkiye gastronomi sahnesindeki seçkin konumunu güçlendirdi. Daha önce “La Liste” (2019, 2020) gibi global platformlarda da adından söz ettiren mekân, uluslararası gastronomi çevrelerinin radarında kalıcı olmayı başardı.







LEZZETTE İSTİKRARIN ADRESİ



Mekanın bu yükselişi yalnızca ödül listeleriyle sınırlı değil; iş dünyasından yöneticiler, beyaz yakalı profesyoneller, yabancı turistler, gurme lezzet avcıları ve gerçek balık tutkunlarından oluşan geniş bir müdavim kitlesi, bu adresi tekrar tekrar tercih ediyor. Her tabakta sadelikle ustalığı buluşturan Calipso Fish, lezzet anlayışını sürdürülebilirlik ve kaliteyle harmanlayarak, İstanbul gastronomi haritasında kendine sağlam bir yer edinmiş durumda.



Bugün Calipso için söylenebilecek en net cümle şu: Lezzette istikrarın ve gastronomide sürdürülebilir başarının adreslerinden biri.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[GTD, Hijyen Projesi’ni tekrar gündeme aldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gtd-hijyen-projesini-tekrar-gundeme-aldi/</link>
        <description><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği (GTD)’nin pandemi döneminde faaliyete geçirdiği ve önemli bilim adamları ile beraber yürüttüğü GT Hijyen Projesi’nin, son aylarda ortaya çıkan zehirlenme ve kayıp vakalarının ardından 2026’da daha etkin olarak hayata geçirileceği duyuruldu. Konuya ilişkin Arts Hotel Taksim’de düzenlenen “Gastronomi Turizminde Hijyen ve Güvenli Gıda” etkinliği, sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Ara 2025 01:51:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği (GTD)'nin pandemi döneminde faaliyete geçirdiği ve önemli bilim adamları ile beraber yürüttüğü GT Hijyen Projesi'nin, son aylarda ortaya çıkan zehirlenme ve kayıp vakalarının ardından 2026'da daha etkin olarak hayata geçirileceği duyuruldu. Konuya ilişkin Arts Hotel Taksim'de düzenlenen “Gastronomi Turizminde Hijyen ve Güvenli Gıda” etkinliği, sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. 



Toplantının açılış konuşmasını yapan GTD Başkanı Gürkan Boztepe, bugüne kadar turizm alanında lokanta ve restoranlar başta olmak üzere yaklaşık 260 işletmeye hijyen belgesi verdiklerini belirterek, bu çalışmaları 2026 yılında daha da artırmayı hedeflediklerini söyledi. Etkinliğe konuşmacı olarak katılan İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar ve Kontrol Şube Müdürü Sedat Demirkol, sektörün önde gelen temsilcilerine yeni hijyen programları ile ilgili bilgi verdi.







"TOLERANSSIZ BİR DENETİM ANLAYIŞINA SAHİBİZ"



Suat Parıldar, konuşmasında gıda güvenliği ve hijyen konularında asla taviz vermediklerini, toleranssız bir denetim anlayışı benimsediklerini vurguladı. Özellikle hijyen denetimlerinin uzun soluklu olması ve toplumun her kesiminde yaşayan insanların katkısı ile projelerin başarılı olabileceğini söyleyen Parıldar, yaklaşık 800 gıda kontrol elemanıyla faaliyet gösterdiklerini, Anadolu'da kontrol elemanlarının yılda 160-165 firma denetlerken, İstanbul’da her bir kontrol elemanına düşen firma sayısının 300 ve üzeri olduğunu belirtti. 



"HİJYEN VE GÜVENLİ GIDA, VAZGEÇİLMEZ UNSURLAR"



Tarım İl ve Orman Müdürü Suat Parıldar, her yıl yaklaşık 22 bin 500 firmanın denetlendiğini, bazı işletmelere ise aynı yıl içinde birden fazla kez gidildiğini aktararak, yaklaşık 1.300 firmaya tutanakla ceza uygulandığını ifade etti. Bir ürüne “gıda” denilebilmesi için takip edilebilir ve izlenebilir olması gerektiğinin altını çizen Parıldar, 28 Temmuz itibarıyla tüm firmalar için karekod uygulamasının zorunlu hale getirildiğini söyledi. Karekod uygulamasının en basit haliyle iş yeri kapılarında yer alan yapışkan etiketlerle hayata geçirildiğini kaydeden Parıldar, halk sağlığını korumaya yönelik olarak gıda üretim ve hizmet noktalarında sık, etkin ve sürdürülebilir denetimlerin aralıksız sürdüğünü; hijyen ve güvenli gıdanın, gastronomi turizmi açısından vazgeçilmez unsurlar olduğunu sözlerine ekledi.



"İKLİM KRİZİ VE SUSUZLUĞA KARŞI DİKKATLİ OLMALIYIZ"



Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yalnızca gıda alanında değil; balıkçılık, hayvancılık, iklim değişikliğiyle mücadele, ata tohumları, biyosidal ilaçlama, pestisitler, ormancılık ve topraksız tarım seracılığı gibi pek çok alanda çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Parıldar, bu konulara ilişkin hazırlanan bir videonun da katılımcılara izletildiğini dile getirerek; videoda özellikle gelecekte iklim krizi ve susuzluğa karşı alınabilecek önlemlerin öne çıktığını belirtti.







SEKTÖR İLE BİLİM DÜNYASI BULUŞTU



Hijyen programına katılan Dr. Ender Saraç ile Gastronomi Turizm Derneği (GTD) Hijyen Belgesi ve programlarına başkanlık eden Prof. Dr. Oğuz Özyaral da sağlıklı yaşam, hijyen ve toplumsal farkındalık konularında toplantıya gelen katılımcıları bilgilendirdi. Katılımcılar, sektör ile bilim dünyasını bir araya getiren bu etkinlikten memnuniyetle ayrıldı.







"EL BİRLİĞİ ŞART"



Prof. Dr. Oğuz Özyaral, Gebze TÜBİTAK Projesi'nde uzun süre çalıştığını, sektörel ve akademik alanda "halk sağlığı", "gıda hijyeni" ve "iş hijyeni" branşlarında yaklaşık 400 öğrenci yetiştirdiğini, ancak halkımızın etiket okumadaki ihmal ve vurdumduymazlığının had safhada olduğunu ifade ederek, bu çalışmaların el birliğiyle yapılması gerektiğinin altını çizdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizmde güvenlik uzmanlık ister]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizmde-guvenlik-uzmanlik-ister/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin turizm potansiyeli artmaya devam ederken, güvenlik tesis tercihinde giderek daha belirleyici bir unsur oluyor. Securitas, turizm sektörüne özel geliştirdiği teknoloji destekli çözümleriyle misafirlerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlarken, işletmelerin operasyonel sürdürülebilirliğini de destekliyor. Securitas Güvenlik, turizm sektöründeki güvenlik risklerini değerlendirmek üzere bir grup basın mensubuyla bir araya geldi. Toplantıda konuşan Securitas Güvenlik Süreçleri ve Kalite […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 26 Ara 2025 18:35:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin turizm potansiyeli artmaya devam ederken, güvenlik tesis tercihinde giderek daha belirleyici bir unsur oluyor. Securitas, turizm sektörüne özel geliştirdiği teknoloji destekli çözümleriyle misafirlerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlarken, işletmelerin operasyonel sürdürülebilirliğini de destekliyor.



Securitas Güvenlik, turizm sektöründeki güvenlik risklerini değerlendirmek üzere bir grup basın mensubuyla bir araya geldi. Toplantıda konuşan Securitas Güvenlik Süreçleri ve Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim, turizmde güvenliğin uzmanlık gerektirdiğine dikkat çekerek; “En önemli kriter, misafirleri rahatsız etmeden kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak. Güvenlik görünmez olmalı, ancak her an hissedilmeli” dedi.







GÜVENLİK, TESİS SEÇİMİNDE BELİRLEYİCİ ROL OYNUYOR



Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, jeopolitik gerginlikler, salgınlar, sağlık riskleri ve siber tehditler, güvenliği turistler için tesis seçiminde kritik bir başlık haline getirdi. Yapılan araştırmalar, ziyaretçilerin tesis tercihinde maliyet ve konum kadar güvenliği de önceliklendirdiğini ortaya koyuyor. Bu noktada Securitas Güvenlik Süreçleri ve Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim, tesis seçiminde tüketicilere bazı önerilerde bulundu. Misafirlerin rezervasyon öncesinde tesis yorumlarını incelemelerini, hırsızlık ve izinsiz giriş gibi anahtar kelimelere göre değerlendirme yapmalarını; güvenlik sertifikaları ile iş sağlığı, güvenliği ve bilgi güvenliği uygulamalarını mutlaka araştırmalarını öneren Erim; “Bu bağlamda tesise ilk girişte araç ve geçiş kontrol sistemlerinin varlığı, profesyonel karşılama yaklaşımı, kartlı oda girişleri, acil durum yönlendirmeleri ve personelin görünür şekilde kimliklendirilmesi, tesisin güvenlik anlayışı hakkında önemli ipuçları sunuyor” diye konuştu.



TURİZMDE GÜVENLİK PROFESYONELLERE BIRAKILMALI



Turizm tesislerinde güvenliğin mutlaka uzman ekipler tarafından ve profesyonel bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Hüseyin Erim, şunları söyledi: “Risklerin doğru analiz edilmesiyle hem güvenlik seviyesi artırılabilir hem de maliyetler optimize edilebilir. Yapılan risk analizleri doğrultusunda bazı tehditler basit bir giriş kontrolüyle, bazıları fiziki güvenlik personeliyle, bazıları ise teknoloji destekli çözümlerle etkin biçimde yönetilebiliyor. Güvenlik hizmeti alınan şirketin düzenli raporlama yapabilmesi, risk değerlendirmelerini güncellemesi ve tatbikatlar ile denetimlerle süreci sürekli iyileştirmesi kritik önem taşıyor.”







EĞİTİM, İMAJ VE KRİZ YÖNETİMİ BİR BÜTÜN



Turizm sektöründe görev yapan güvenlik personelinin yalnızca operasyonel değil, sektöre özel eğitimlerden de geçmesi gerektiğine dikkat çeken Hüseyin Erim, şu değerlendirmede bulundu: “Karşılama esnasındaki misafirperverlik, potansiyel risklerin doğru şekilde değerlendirilmesi (profiling) ile acil durumlarda doğru iletişim ve yönlendirme becerileri, bu eğitimlerin temelini oluşturuyor. Özellikle yangın gibi acil durumlarda; ilk tespit, alarm süreçlerinin başlatılması, misafirlerin güvenli alanlara yönlendirilmesi ve ilgili ekiplerle koordinasyon hayati rol oynuyor. İmaj eğitimleri de en önemli başlıklardan biri. Misafir geldiğinde ilk karşılama, yaklaşım ve görünüm gibi detaylar, markanın imajını doğrudan destekliyor.”



Tek çözüm, tek sözleşme, tek muhatap



Securitas’ın global verilerine göre, turizm segmentinde öne çıkan riskler arasında; hırsızlık ve izinsiz girişler, yangın riskleri, iş sağlığı ve güvenliği kaynaklı sorunlar, misafir kaynaklı riskler ve siber tehditler yer alıyor. Küresel veriler, hırsızlık riskinin ilk sırada yer aldığını; bunu misafir kaynaklı riskler ve yangınların izlediğini gösteriyor. Securitas, risk analizlerinde Securitas Güvenlik Metodolojisi'ni kullanarak bilgi, insan ve teknolojiyi bir araya getiriyor. Dijital altyapı ve teknoloji destekli çözümlerle riskleri minimize ederken, etkin maliyet kontrolü sağlıyor. “Tek çözüm, tek sözleşme, tek muhatap” yaklaşımıyla; uzman güvenlik hizmetleri, itfaiye hizmetleri, risk danışmanlığı, uzaktan izleme ve alarm sistemlerini entegre biçimde sunuyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İskenderun’da Noel Bayramı coşkusu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/iskenderunda-noel-bayrami-coskusu/</link>
        <description><![CDATA[İskenderun’da kiliselerde düzenlenen ayinlerle Noel Bayramı, birlik ve beraberlik mesajlarıyla kutlandı. İsa Mesih’in doğumunun kutlandığı Noel Bayramı, tüm dünyada olduğu gibi İskenderun’da da büyük bir coşku ve manevi atmosfer içinde kutlandı. Kentteki kiliselerde düzenlenen ayinlere, Hristiyan vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Noel kapsamında ilk ayin, İskenderun Aziz Corç Rum Ortodoks Kilisesi’nde gerçekleştirildi. Ayini, Kilise Pederi Yusuf […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 26 Ara 2025 01:18:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İskenderun’da kiliselerde düzenlenen ayinlerle Noel Bayramı, birlik ve beraberlik mesajlarıyla kutlandı.



İsa Mesih’in doğumunun kutlandığı Noel Bayramı, tüm dünyada olduğu gibi İskenderun’da da büyük bir coşku ve manevi atmosfer içinde kutlandı. Kentteki kiliselerde düzenlenen ayinlere, Hristiyan vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.



Noel kapsamında ilk ayin, İskenderun Aziz Corç Rum Ortodoks Kilisesi’nde gerçekleştirildi. Ayini, Kilise Pederi Yusuf Nicholas Papasoğlu yönetirken; kutsal ayinde ilahiler seslendirildi, İncil’den bölümler okundu ve dünya barışı için dualar edildi. Ayin sırasında konuşan Peder Papasoğlu, Noel Bayramı’nın Türkiye’de ve tüm dünyada barışa, birlik ve beraberliğe vesile olmasını temenni ederek; “Noel Bayramı'nın tüm dünyaya ve ülkemize barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum. Bu kutsal gecede bir arada olmanın ve kardeşlik bağlarımızı güçlendirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.



Papasoğlu, konuşmasının sonunda Noel’i kutlayan devlet büyüklerine ve siyasilere teşekkür ederken; kilise çevresinde geniş güvenlik önlemleri alan İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü ile emniyet mensuplarına da şükranlarını sundu. Ayinde ayrıca şehitler için dualar edildi. Ayin sonunda Noel Bayramı vesilesiyle kilise salonunda Noel Baba figürlü özel pasta kesildi. Cemaat üyeleri, kilise bahçesinde birbirleriyle bayramlaşarak Noel sevincini paylaştı. Kutlama bitiminde Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk tarafından gönderilen Noel hediyeleri de cemaat üyelerine dağıtıldı. Cemaat, bu anlamlı jest için Başkan Öntürk’e teşekkür etti.



Katolik Kilisesi’nde de Ayin Düzenlendi



Noel Bayramı dolayısıyla ikinci ayin ise İskenderun Müjdeleme Latin Katolik Kilisesi’nde gerçekleştirildi. Ayini, Anadolu Havarisel Vekili ve Episkoposu Antuan Ilgıt yönetirken; Katolik Kilisesi Pederi Carmine Donnici ve Ermeni Kilisesi Pederi Avedis Tabaşyan da ayine eşlik etti. İncil’den bölümlerin okunduğu ayin, gitar çalan gençlerden oluşan koronun seslendirdiği ilahilerle coşkulu bir atmosferde geçti. Ayin sonrası kilise salonunda düzenlenen kokteylde cemaat üyeleri, birbirlerinin Noel Bayramı’nı kutladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hasankeyf’te restore edilen 10 mağara turizme açıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hasankeyf-te-restore-edilen-10-magara-turizme-acildi/</link>
        <description><![CDATA[Batman’ın tarihi Hasankeyf ilçesindeki ören yerinde restore edilen 10 mağara turizme açıldı. İlçenin Kale bölgesinde düzenlenen törende konuşan Batman Valisi Ekrem Canalp, üç yıl önce başlattıkları restorasyon projesinin tamamlandığını ve mağaraların turizme açıldığını söyledi. Gelecek yıllarda restore edilen mağara sayısının daha da artacağını ifade eden Canalp; “Bu bir başlangıç, bundan sonra her yıl yenilerini eklemek […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 26 Ara 2025 01:05:49 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesindeki ören yerinde restore edilen 10 mağara turizme açıldı. İlçenin Kale bölgesinde düzenlenen törende konuşan Batman Valisi Ekrem Canalp, üç yıl önce başlattıkları restorasyon projesinin tamamlandığını ve mağaraların turizme açıldığını söyledi.



Gelecek yıllarda restore edilen mağara sayısının daha da artacağını ifade eden Canalp; "Bu bir başlangıç, bundan sonra her yıl yenilerini eklemek suretiyle adım adım gideceğiz. Zor olan şey neydi? Zor olan şey, ilkini yapmaktı. Ancak bu sefer mütevazı değil, daha cesur olacağız. Çünkü aynı usul ve esasa göre yapacağız" dedi.



Bölge için bir mağara otel projelerinin de olduğunu dile getiren Vali Ekrem Canalp; "İnşallah yakın zamanda mağara otelle ilgili olarak da yatırımcılara, 'Buyurun yatırım yapın' diyecek hale geldik. İmar planıydı, bitti. Milli Emlak'tan Kültür ve Turizm Bakanlığı'na tahsis konusu vardı, o da tamamlandı" diye konuştu. Açılışın ardından Canalp ve beraberindekiler mağaraları gezdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum, 2026’ya renkli ve enerjik girmeye hazırlanıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrum-2026ya-renkli-ve-enerjik-girmeye-hazirlaniyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin gözde turizm merkezlerinden Muğla’nın Bodrum ilçesi; ışıl ışıl süslenmiş sokakları, turistik tesislerin özel menüleri ve eğlence planlarıyla 2026 yılına enerjik ve coşkulu girmeye hazırlanıyor. Bodrum’da yılbaşı için hazırlıklar günler öncesinden tamamlandı. Yaz aylarında dünyanın dört bir yanından yerli ve yabancı turistleri ağırlayan ilçe, yeni yılda da konuklarına en iyi şekilde ev sahipliği yapacak. İlçe […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 26 Ara 2025 00:58:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin gözde turizm merkezlerinden Muğla'nın Bodrum ilçesi; ışıl ışıl süslenmiş sokakları, turistik tesislerin özel menüleri ve eğlence planlarıyla 2026 yılına enerjik ve coşkulu girmeye hazırlanıyor.



Bodrum'da yılbaşı için hazırlıklar günler öncesinden tamamlandı. Yaz aylarında dünyanın dört bir yanından yerli ve yabancı turistleri ağırlayan ilçe, yeni yılda da konuklarına en iyi şekilde ev sahipliği yapacak. İlçe merkezi ve çevresindeki mahalleler, cadde ve sokaklar ile açık oteller, yılbaşı için özel olarak ışıklarla süslendi. Bodrum Belediye Meydanı, özellikle gece saatlerinde adeta görsel şölen sunuyor. Süslenip ışıklandırılan alanlarda aileleriyle gezinti yapan vatandaşlar, kentin gecesinde ve gündüzünde bolca fotoğraf çektiriyor.



Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Enver Kantarmış, bu yıl ilçede yılbaşının diğer yıllara oranla daha hareketli ve güzel geçmesini beklediklerini söyledi. Önceki yıllarda yeni yıla sadece 3-4 gün kala ışıklandırma çalışmalarının tamamlandığını, bu yıl ise hazırlıkların yaklaşık 20 gün önceden bitirildiğini belirten Kantarmış, güzel atmosferin oluşmasına katkı sağlayan herkese teşekkür etti. Bodrum Belediye Meydan'ında çekilen fotoğrafların, videoların sosyal medyada paylaşıldığını bunun da hareketlilikte etkisinin olduğunu dile getiren Kantarmış; "Bodrum'un havası güzel, oksijeni güzel, onun için biraz daha iyi geçeceğini düşünüyorum. Bodrum'da şu an denize giriyoruz, yılbaşında da denize gireceğiz, herkesi bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Kantarmış, AJet'in 2026 yaz sezonunda ilçeyi üçüncü uçuş üssü olarak seçmesi ve 15 farklı destinasyondan uçuş koymasıyla 2026'da daha iyi bir sezon geçireceklerine inandığını dile getirdi.







"Bodrum bu yıl da sınırsız eğlence vadediyor"



Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin de yeni yıla sayılı günler kala ilçede tatlı bir telaşın olduğunu kaydetti. Sokakların süslenmesi, hazırlanması ve alışveriş merkezlerindeki hareketliliğin ilçeye ayrı bir renk kattığına değinen Girgin, Bodrum'da 12 ay açık otellerin hazırlıklarını yaptığını, restoranlar ve diğer turizm sektörü, hizmet sektörü bileşenlerinin de hazırlıklarını tamamladığını anlattı. Eğlence mekanlarında da rezervasyonların yüzde 70 seviyesinde hazırlandığına dikkati çeken Girgin, şöyle konuştu: "Birçok kişiyle görüştük, taleplerin olduğunu söylüyorlar. Bodrum yine her zaman olduğu gibi bu yıl da sınırsız eğlence vadediyor. Huzurlu, güvenli, herkesin katılım sağlayabileceği eğlence alternatifleri mevcut. Sanıyorum bu yıl da Bodrum Belediyesi'nin merkezde yapacağı etkinlikler olacaktır. Keyifli vakit geçirmek isteyenleri Bodrum'a bekliyoruz."







"İlçeye gelmek için son dakikaya kalmayın"



Bodrum Otelciler Derneği Başkanı Ömer Faruk Dengiz ise ilçede 260'ın üzerinde otelin rezervasyon almaya müsait olduğunu kaydetti. Hava trafiğinde de yoğunluğun olacağını, ilçeye gelecek olanların son dakikalara kalmaması gerektiğini belirten Dengiz, geçen yıl bu tip durumlarla karşılaştıklarını, insanların araçlarıyla gelmek zorunda kaldıklarını söyledi. Eğlence merkezleri ile otellerde çeşitli konserlerin olacağını da aktaran Dengiz; "Bodrum'da yılbaşı etkinlikleri de olacak. Tatile gelmek için rezervasyonlarınızı ona göre yapmanızı tavsiye ediyoruz. Otellerimizde yüzde 50'nin üzerine rezervasyon bekliyoruz. Muğla'nın yakın ilçelerinden de Bodrum'daki yılbaşı etkinliklerine katılan vatandaşlar olacaktır. Bodrum'da karnaval havasında bir hazırlık çalışması var. Bizler de otelciler olarak yeni yıla gireceğimiz için oldukça heyecanlıyız" dedi.







Kentteki süsleme ve ışıklandırmalar beğenildi



Ankara'dan 5 yıl önce Bodrum'a yerleşen ve bebeğiyle Bodrum Belediye Meydanı'nı gezen Mercan Karaman; "Bodrum bize Ankara'nın ayazından sonra cennet gibi geldi. Bu yıl süslemeleri çok beğendik. Akşamları daha keyifli oluyor. Bodrum'da yaşamak çok keyifli, çok mutluyuz. Çocuk olmasaydı yılbaşında dışarıda olurduk ama maalesef evdeyiz. Herkesi yılbaşında Bodrum'a bekleriz" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Köprübaşı Tarihi Meclis Binası restorasyonu tamamlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/koprubasi-tarihi-meclis-binasi-restorasyonu-tamamlandi/</link>
        <description><![CDATA[Antakya Köprübaşı’nda bulunan ve 6 Şubat depremlerinde ağır hasar alarak yıkılan Köprübaşı Tarihi Meclis Binası’nda yürütülen bakım, onarım ve restorasyon çalışmaları tamamlandı. Tarihi dokusuna uygun şekilde restore edilen yapı, kısa süre içinde yeniden hizmete açılacak. Kentin hafızasında önemli bir yeri olan bina, simgesel değeriyle Antakya’nın kültürel mirasına katkı sunmaya devam edecek. DAHA FONKSİYONEL OLACAK 1933 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 25 Ara 2025 01:57:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antakya Köprübaşı’nda bulunan ve 6 Şubat depremlerinde ağır hasar alarak yıkılan Köprübaşı Tarihi Meclis Binası’nda yürütülen bakım, onarım ve restorasyon çalışmaları tamamlandı. Tarihi dokusuna uygun şekilde restore edilen yapı, kısa süre içinde yeniden hizmete açılacak. Kentin hafızasında önemli bir yeri olan bina, simgesel değeriyle Antakya’nın kültürel mirasına katkı sunmaya devam edecek.







DAHA FONKSİYONEL OLACAK



1933 ve 1936 yıllarında Rasim Adalı tarafından yaptırılan Köprübaşı Tarihi Meclis Binası, Hatay Devleti’nin tarihine yön veren kararların alındığı yer olmasıyla büyük önem taşıyor. Hatay Devleti’nin ilk meclis toplantısının da bu binada yapılmış olması, yapıyı tarihsel açıdan ayrıcalıklı kılan başlıca özellikler arasında yer alıyor. Yenileme çalışmalarının ardından binanın, geçmişe kıyasla çok daha işlevsel amaçlarla kullanılacağı ve bölgenin simge yapılarından biri olma özelliğini sürdüreceği belirtiliyor.







YAPI UNSURLARININ ÇOĞU YENİDEN KULLANILDI



Restorasyon öncesinde tarihi binadaki mozaikler, karolar, tavan aksamı ile pencere ve kapı çerçeveleri tek tek sökülerek ayıklandı, numaralandırıldı ve koruma altına alındı. Restorasyon sürecinde bu unsurların büyük bir bölümü yeniden kullanıldı; bir kısmından ise aslına uygun üretim yapılabilmesi için yararlanıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul Turizm Derneği’nde Murtaza Kalender güven tazeledi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-turizm-derneginde-murtaza-kalender-guven-tazeledi/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul Turizm Derneği, 7. Olağan Genel Kurulu’nu La Quinta by Wyndham Güneşli Hotel’de gerçekleştirdi. Dernek üyelerinin yoğun katılımıyla düzenlenen genel kurulda mevcut başkan Murtaza Kalender, güven tazeleyerek yeniden başkanlığa seçildi. Genel kurulda bir konuşma yapan Başkan Murtaza Kalender, İstanbul gibi dünyanın önde gelen metropol şehirlerinden birinde yeniden bu göreve layık görülmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 24 Ara 2025 10:30:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Turizm Derneği, 7. Olağan Genel Kurulu’nu La Quinta by Wyndham Güneşli Hotel’de gerçekleştirdi. Dernek üyelerinin yoğun katılımıyla düzenlenen genel kurulda mevcut başkan Murtaza Kalender, güven tazeleyerek yeniden başkanlığa seçildi.



Genel kurulda bir konuşma yapan Başkan Murtaza Kalender, İstanbul gibi dünyanın önde gelen metropol şehirlerinden birinde yeniden bu göreve layık görülmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, dernek üyelerine teşekkür etti. Kalender, derneğin temel misyonunun İstanbul’u uluslararası turizm arenasında hak ettiği konuma taşımak olduğunu vurguladı.







"SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR YAPI OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ"



İstanbul turizmini 12 aya yayarak sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı ve katma değerini artırmayı hedeflediklerini ifade eden Murtaza Kalender, bu doğrultuda yurt dışında çok sayıda uluslararası etkinlikte aktif rol alacaklarını belirtti. İlk etkinliklerini EMITT Turizm Fuarı ile başlatacaklarını kaydeden Kalender, fuara ISTTA çatısı altında yaklaşık 600 tur operatörünün katılımının sağlanacağını açıkladı.







"BİR YILDA EN AZ 15 ULUSLARARASI ORGANİZASYONDA YER ALMALIYIZ"



Başkan Kalender ayrıca, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenecek SATTE Turizm Fuarı’na katılım sağlayacaklarını; devamında Mumbai, Ahmedabad, Kolkata, Chennai, Bangalore ve Hyderabad gibi Hindistan’ın önemli potansiyel şehirlerinde "Türkiye Destination Roadshow" etkinlikleri düzenleyeceklerini aktardı. Bir yıl içerisinde en az 15 uluslararası organizasyonda yer almayı hedeflediklerini dile getiren Kalender, söz konusu çalışmalarla İstanbul’un uluslararası tanıtımına ve turizmde marka değerinin güçlendirilmesine önemli katkılar sunmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Michelin yıldızlarıyla gastronomi turizminin yeni adresi: Urla]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/michelin-yildizlariyla-gastronomi-turizminin-yeni-adresi-urla/</link>
        <description><![CDATA[Michelin Rehberi 2026 Türkiye Seçkisi’nde biri 2, üçü 1 yıldızlı restoranlarla temsil edilen İzmir’in Urla ilçesi, uluslararası gastronomi turizminde adından söz ettirmeye başladı. Michelin Rehberi seçkisine ilk kez 2024 yılında dahil edilen İzmir’de ilk yıldızı “Vino Locale”, “OD Urla” ve “Teruar Urla” aldı. 2025 seçkisinde bu üç restoran yıldızlarını korurken, yine Urla’da hizmet veren “Narımor” […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Çar, 24 Ara 2025 10:17:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Michelin Rehberi 2026 Türkiye Seçkisi'nde biri 2, üçü 1 yıldızlı restoranlarla temsil edilen İzmir'in Urla ilçesi, uluslararası gastronomi turizminde adından söz ettirmeye başladı.



Michelin Rehberi seçkisine ilk kez 2024 yılında dahil edilen İzmir'de ilk yıldızı "Vino Locale", "OD Urla" ve "Teruar Urla" aldı. 2025 seçkisinde bu üç restoran yıldızlarını korurken, yine Urla'da hizmet veren "Narımor" listeye eklendi. 2026 seçkisinde ise şef Ozan Kumbasar ve eşi Seray Kumbasar'ın birlikte işlettiği Vino Locale, iki Michelin yıldızına layık görülerek Türkiye'deki bu ünvana sahip iki işletmeden biri oldu. İzmir ayrıca, Bib Gourmand kategorisinde 5, tavsiye edilen işletmeler listesinde ise 7 restoranla Michelin Rehberi'nde yer aldı.



İlçede iki Michelin yıldızlı restoranın gastronomi turizmi açısından önemini değerlendiren şef Ozan Kumbasar, dünyada Michelin yıldızlı restoranlara gitmenin "yıldız toplamak" olarak adlandırıldığını söyledi. Gastronomi turizminin Urla'yı planlı bir destinasyon haline getirdiğini ifade eden Kumbasar; "Yıldız toplayan insanlar, Türkiye'ye Michelin yıldızlı restoranlar için geliyor. Bunun İzmir'de olması, bizim kadar hem yerel üretici hem de esnaf için çok önemli" dedi.







ROTA DEĞİŞTİRMEYE DEĞER



Kumbasar, gastronomi turizminde insanların yalnızca restorana gelmekle kalmadığını belirterek; "Bir yerde kahvaltı ediyorlar, hediyelik eşya alıyorlar, otelde kalıyorlar, kafede kahve içiyorlar, geziyorlar. İzmir'de bir tane iki yıldızlı Michelin restoranın olması bizi çok mutlu etti" diye konuştu. Michelin Rehberi'nin iki yıldızlı restoranları "rota değiştirmeye değer" olarak tanımladığını anımsatan Kumbasar, bu ünvanın İzmir'in uluslararası gastronomi haritasındaki yerini güçlendirdiğini dile getirdi.







Çocukluk tutkusu zirveye taşıdı



Yemekle kurduğu bağın çocukluk yıllarında başladığını anlatan Kumbasar, mutfağın kendisi için bir meslekten çok bir tutku olduğunu ifade etti. İlkokul döneminde annesi ile babasının ortak bir şirket kurduğunu, okuldan sonra evde onları beklerken yemek denemelerine başladığını anlatan Kumbasar, şunları kaydetti: "Annemin tarif kitaplarından yemek yapmaya başladım. Yavaş yavaş önce ilkokul, sonra ortaokul, lise ve üniversite arkadaşlarıma yemek yapmaya başladım. Baktım ki yemek yaparken kafamı dağıtabiliyorum, mutlu oluyorum, bana rehabilitasyon gibi geliyor, iş gibi gelmiyor. Hala da öyle. Bu işten çok keyif alıyorum."







Urla’nın tarımı ve denizi mutfağın temeli



Sekiz yıl önce Urla'da restoran açmalarıyla yolculuğun somutlaştığını dile getiren Kumbasar, bölgeyi de ürünlere yakın olduğu için seçtiklerini vurguladı. Küçük bir ilçede dört farklı Michelin yıldızlı restoranın olmasının tesadüf olmadığını kaydeden Kumbasar; "Doğru ürüne çok kolay ulaşabiliyoruz. Çiftçimizle anlaşmalı tarım yapıyoruz. Bir ürünü tarladan koparttığınız gün pişirmeniz ile aradan üç beş gün geçtikten sonra pişirmeniz arasında o kadar büyük bir fark var" ifadelerini kullandı. Kumbasar; Urla'nın enginarı, kınalı bamyası, mavi kuyruklu karidesi, Ege otları, cibesi ve radikasıyla doğru sezonda, doğru teknikle çalışmanın başarıyı beraberinde getirdiğini söyledi.







"KENDİNE YETEBİLEN BİR RESTORAN OLMAK İSTEDİK"



Restoranın kurucu ortaklarından Seray Kumbasar ise işletme yönetimi ve içecek eşleşmelerini üstleniyor. Seray Kumbasar, Michelin'in Türkiye'de ilk kez verdiği "Michelin Sommelier 2024" ödülüne layık görüldü. Restoranı kurarken ödül hedeflemediklerini vurgulayan Kumbasar; "Biz kendine yetebilen bir restoran olmak istedik. Restoranımızı inşa ederken, bahçemizi yaparken doğaya uyumlu, minimum atıkla, bölge ürünlerini kullanarak, bölge insanlarıyla beraber çalışabileceğimiz bir ekosistem kurmak istedik" değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Karahantepe, 2025’in ilk 10 keşfi arasında gösterildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/karahantepe-2025in-ilk-10-kesfi-arasinda-gosterildi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa’da yürütülen Taş Tepeler Projesi’nin parçası olan Karahantepe ‘nin, Archaeology Magazine tarafından 2025 yılının ilk 10 keşfi arasında gösterilerek derginin kapağına taşındığını bildirdi. Bakan Ersoy, NSosyal hesabından Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası ölçekte elde ettiği başarıya ilişkin paylaşımda bulundu. Karahantepe ‘nin dünya sahnesinde olduğunu belirten Ersoy, şunları kaydetti: “26 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 24 Ara 2025 09:55:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şanlıurfa'da yürütülen Taş Tepeler Projesi'nin parçası olan Karahantepe 'nin, Archaeology Magazine tarafından 2025 yılının ilk 10 keşfi arasında gösterilerek derginin kapağına taşındığını bildirdi.



Bakan Ersoy, NSosyal hesabından Taş Tepeler Projesi'nin uluslararası ölçekte elde ettiği başarıya ilişkin paylaşımda bulundu. Karahantepe 'nin dünya sahnesinde olduğunu belirten Ersoy, şunları kaydetti: 



"26 Kasım'da 5. yılını kutladığımız Taş Tepeler Projesi'nin önemli bir parçası olan Karahantepe, dünyanın saygın yayınlarından Archaeology Magazine tarafından 2025 yılının ilk 10 keşfi arasında gösterildi ve derginin kapağında yer aldı. Bu topraklarda yürüttüğümüz bilimsel çalışmalar, insanlık tarihine dair bildiklerimizi yeniden şekillendiriyor. İnanıyorum ki mikro analizlerden arkeometriye, sembolik buluntulardan koruma faaliyetlerine uzanan bu kapsamlı süreç, Taş Tepeler'i dünyanın Neolitik başkenti olarak tescilleyecek."



Anadolu'nun 12 bin yıllık hikayesini bilimle gün yüzüne çıkarmaya, kültürel mirası koruyarak dünyaya anlatmaya kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan Bakan Ersoy, bu süreçte emeği geçen herkese, Şanlıurfa Valiliği'ne ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Şanlıurfa’da “dijital habercilik” konuşuldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sanliurfada-dijital-habercilik-konusuldu/</link>
        <description><![CDATA[Ülkemizin dört bir yanını adım adım gezerek tanıtım ve gelişim misyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD), bu kez Şanlıurfa’da buluştu. 18-21 Aralık 2025 tarihleri arasında “Dijital Habercilik ve Medya Çalıştayı” başlığıyla gerçekleştirilen programa, Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda gazeteci katılım sağladı. Düzenlenen panellerde, dijital medyanın bugünü ve geleceği kapsamlı biçimde ele alınırken; yapay […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 24 Ara 2025 09:47:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ülkemizin dört bir yanını adım adım gezerek tanıtım ve gelişim misyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD), bu kez Şanlıurfa’da buluştu. 18-21 Aralık 2025 tarihleri arasında "Dijital Habercilik ve Medya Çalıştayı" başlığıyla gerçekleştirilen programa, Türkiye'nin farklı illerinden çok sayıda gazeteci katılım sağladı.



Düzenlenen panellerde, dijital medyanın bugünü ve geleceği kapsamlı biçimde ele alınırken; yapay zekânın sektöre etkileri de tartışıldı. Dijital habercilik, medyada etik değerler, yapay zekânın haberciliğe etkisi, saha haberciliği, savaş muhabirliği ve haberde fotoğrafın rolü gibi medya dünyasının hem temel hem de güncel başlıklarına ilişkin sorulara, aralarında deneyimli ve tanınmış gazetecilerin de bulunduğu konuşmacılar yanıt verdi.







HARRAN ÜNİVERSİTESİ EV SAHİPLİĞİ YAPTI



Sinop’tan Muş’a, Trabzon’dan Mersin’e, Türkiye'nin dört bir yanından 150’den fazla gazetecinin yer aldığı çalıştaya, Harran Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Programa; Şanlıurfa Vali Yardımcısı Harun Reşit Han, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Sait Ağan, Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tahir Güllüoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Şanlıurfa Bölge Müdürü Numan Günay, MİSİAD Genel Başkan Yardımcısı Ömer Ağ, Şanlıurfa Çalışan Gazeteciler Derneği Başkanı ve BİK Yönetim Kurulu Üyesi Tahir Gülebak, Anadolu Basın Birliği Başkan Yardımcısı Celal Çiftçi, Anadolu Basın Birliği Şanlıurfa İl Temsilcisi Naif Bülbül, Haberler.com ve Sondakika.com Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Teymur, ünlü gazeteciler İsmail Saymaz, Nevzat Çiçek, Kemal Öztürk, Alişer Delek ile TİGAD il temsilcileri katıldı.







TURİZM DEĞERLERİ, TARİHİ ZENGİNLİKLERİ TANITILDI



Çalıştayın ardından, Şanlıurfa’nın turizm değerleri ve tarihi zenginliklerini tanıtmak amacıyla bir kültür gezisi de gerçekleştirilerek; Balıklıgöl Platosu, Dergâh Camisi, Gümrük Hanı, tarihi çarşılar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi, Harran Ulu Camii ve Kalesi ile Göbeklitepe ve Karahantepe ziyaret edildi. Mevlana Celaleddin-i Rumi Camii Külliyesi’nde bulunan bir salonda TİGAD üyeleri için sahnelenen semazen gösterisinin, katılımcıların hafızalarında uzun süre yer edeceği ifade edildi. Gezinin unutulmaz anlarından biri de Eyyübiye ve Haliliye belediyelerinin sosyal tesislerinde verilen akşam yemekleri sırasında sergilenen sıra gecesi performansları oldu.







OKAN GEÇGEL: BÜYÜK MEMNUNİYET DUYDUK



TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, gezinin son günü yaptığı açıklamada "peygamberler diyarı" olarak anılan Şanlıurfa’da bulunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, çalıştayın son derece verimli geçtiğini dile getirdi. Geçgel, başta Şanlıurfa il protokolü, TİGAD Şanlıurfa İl Temsilcisi Mehmet Yetim, Memleketçi Sanayici İş Adamları Derneği (MİSİAD) Genel Başkan Yardımcısı Ömer Ağ olmak üzere değerli katılımcılara, organizasyona katkı sunan tüm kurumlara ve TİGAD üyelerine teşekkür etti.







"MEDYA İLE AKADEMİYİ AYNI ZEMİNDE BULUŞTURDUK"



TİGAD Şanlıurfa İl Temsilcisi Mehmet Yetim de Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazetecileri Şanlıurfa’da ağırlamaktan duydukları memnuniyeti aktararak; “Dijital medyanın bugününü ve yarınını konuştuğumuz bu çalıştayda, medya ile akademiyi aynı zeminde buluşturduk. Alanında uzman isimlerin katkılarıyla çok verimli oturumlar gerçekleştirdik. Bu vesile ile bir kez daha bütün değerli katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi’nde “Bir Millet, İki Devlet” vurgusu: Haydar Aliyev anıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/uskudar-universitesinde-bir-millet-iki-devlet-vurgusu-haydar-aliyev-anildi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin mimarı Ulu Önder Haydar Aliyev, vefatının 22. yılında anlamlı ve kapsamlı bir programla anıldı. Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen anma programı; kurum temsilcilerini, sivil toplum kuruluşlarını, öğrencileri ve davetlileri aynı çatı altında buluşturdu. Program boyunca Türkiye ile Azerbaycan arasındaki köklü bağların temelini oluşturan “Bir Millet, İki Devlet” anlayışının tarihsel arka planı, kültürel derinliği […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 24 Ara 2025 05:23:07 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin mimarı Ulu Önder Haydar Aliyev, vefatının 22. yılında anlamlı ve kapsamlı bir programla anıldı. Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen anma programı; kurum temsilcilerini, sivil toplum kuruluşlarını, öğrencileri ve davetlileri aynı çatı altında buluşturdu. 



Program boyunca Türkiye ile Azerbaycan arasındaki köklü bağların temelini oluşturan “Bir Millet, İki Devlet” anlayışının tarihsel arka planı, kültürel derinliği ve günümüze yansıyan toplumsal boyutları, çok yönlü bir biçimde ele alındı. Anma gecesinde yapılan konuşmalarda, Haydar Aliyev ’in yalnızca Azerbaycan’ın modernleşme sürecine yön veren bir devlet adamı değil; aynı zamanda Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini stratejik bir vizyonla inşa eden tarihsel bir figür olduğu vurgulandı. 



SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDAN YOĞUN İLGİ



Katılımcılar, Aliyev’in ortaya koyduğu bu vizyonun bugün iki ülke arasındaki siyasi, kültürel ve toplumsal iş birliklerinin temelini oluşturduğuna dikkat çekti. Programa, FIJET başta olmak üzere ARAGRUP, Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği, Anadolu Birleştirici Ve Sanayici İş Dünyası Derneği (ASİAD) ve Roman Eğitim ve Araştırma Vakfı (RETAV) gibi çeşitli sivil toplum kuruluşları ile akademik çevreler destek verdi. Kurum temsilcileri, yaptıkları değerlendirmelerde bu tür etkinliklerin Türk dünyası bilincinin güçlenmesine katkı sağladığını ve ortak değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.







YOL GÖSTERİCİ BİR REFERANS



Etkinlikte söz alan akademisyenler, Haydar Aliyev ’in siyasi mirasını yalnızca geçmişe ait bir hatıra olarak değil; günümüz uluslararası ilişkileri açısından da yol gösterici bir referans olarak değerlendirdi. Konuşmalarda, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin tarihsel sürekliliğinin, kültürel yakınlık ve ortak hafıza sayesinde güçlenerek devam ettiği vurgulandı.







KARDEŞLİK, BİRLİK VE ORTAK GELECEK VURGUSU



Öğrencilerin de yoğun ilgi gösterdiği programda, genç kuşakların bu tür anma etkinlikleri aracılığıyla tarihsel bilinç kazandığı ve ortak kimlik duygusunun pekiştiği ifade edildi. Katılımcılar, özellikle üniversitelerin bu tür programlarla sadece akademik değil, toplumsal ve kültürel bir sorumluluk da üstlendiğine dikkat çekti. Anma programı, saygı duruşu ve duygusal anlarla sona ererken; kardeşlik, birlik ve ortak gelecek vurgusu, salondaki herkes için ortak bir duyguya dönüştü. Etkinlik, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin geçmişten geleceğe uzanan güçlü bağlarını bir kez daha hatırlatırken, katılımcılarda derin bir saygı ve özlem duygusu bıraktı.







TÜRKİYE-AZERBAYCAN KARDEŞLİĞİNE GÖNÜLDEN TEŞEKKÜR



Bu anlamlı anma programının hayata geçirilmesinde emeği geçen, başta Üsküdar Üniversitesi yönetimi ve akademik kadrosu olmak üzere; katkı ve destekleriyle programa değer katan FIJET, ARAGRUP, Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği, ASİAD ve RETAV’a teşekkür ederiz. Ayrıca organizasyon sürecinde özveriyle görev alan tüm kurum temsilcilerine, akademisyenlere, öğrencilere ve katılımlarıyla bu anlamlı buluşmayı güçlendiren tüm davetlilere şükranlarımızı sunarız. Bu tür etkinliklerin ortak tarih ve değerlerimizin yaşatılmasına katkı sağlamaya devam edeceğine olan inancımızla, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini geleceğe taşıyan her adıma saygıyla teşekkür ederiz.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dedeman Palandöken’de köklü miras, yeni dönem]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dedeman-palandoken-de-koklu-miras-yeni-donem/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’de turizmin gelişimine 60 yıldır katkı sunan, ülkemizin ilk yerli otel zinciri Dedeman Hospitality’nin kış turizmiyle kurduğu güçlü bağın önemli temsilcilerinden Dedeman Palandöken ’in yenilenen yüzü paylaşıldı. Kuruluşundan bu yana konaklamayı bir hizmet alanından öte; süreklilik, güven ve insan odaklı bir anlayış olarak ele alan Dedeman Hospitality’nin bu yaklaşımı, Palandöken’in coğrafyasıyla şekillenen güçlü bir hikâyeye […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Sal, 23 Ara 2025 19:46:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’de turizmin gelişimine 60 yıldır katkı sunan, ülkemizin ilk yerli otel zinciri Dedeman Hospitality’nin kış turizmiyle kurduğu güçlü bağın önemli temsilcilerinden Dedeman Palandöken ’in yenilenen yüzü paylaşıldı. Kuruluşundan bu yana konaklamayı bir hizmet alanından öte; süreklilik, güven ve insan odaklı bir anlayış olarak ele alan Dedeman Hospitality’nin bu yaklaşımı, Palandöken’in coğrafyasıyla şekillenen güçlü bir hikâyeye dönüştü. Bu hikâye, 1994’te kapılarını açan Dedeman Palandöken’in taşıdığı Dedeman ruhuyla büyüyerek bugünlere ulaştı.



Bu kapsamda Dedeman Hospitality, Palandöken’in simge yapılarından biri olan Dedeman Palandöken’de hayata geçirilen dönüşümü; Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Özmestçi, Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman ve Dedeman Hospitality üst düzey yöneticilerinin katılımıyla, Dedeman İstanbul’da düzenlenen özel bir buluşma ile basın mensuplarıyla paylaştı.



Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, Dedeman Palandöken’in yenilenen yüzü ve markanın kış turizmine bakışına ilişkin değerlendirmelerinde şu ifadeleri kullandı: “Dedeman Palandöken, kış turizmine yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değil, geleceğin sorumluluğuyla bakmamız gerektiğini gösteren çok kıymetli bir örnek. Burada yaptığımız yatırım, pistlerin ötesinde; güvenliği, erişilebilirliği ve uzun vadeli sürdürülebilirliği merkeze alan bir anlayışın sonucu. Biz doluluk kadar güvene, büyüme kadar dengeye inanıyoruz. Bugün, Dedeman Hospitality olarak 39 şehirdeyiz ve markamızı Türkiye’de ayak basmadığımız tüm şehirlere taşımayı hedefliyoruz. 2025 yılı içinde 93 yeni proje için teklif verdik; 2027 sonunda 150 otele ulaşmayı planlıyoruz. 2026 yılı için hedeflediğimiz 130 milyon dolar ciro da bu disiplinli ve temkinli büyüme yaklaşımının doğal bir sonucu. ‘Herkesin Dedeman’ı’ ifadesi bizim için bir slogan değil; Palandöken’de olduğu gibi, güvenliği önceleyen, insanı merkeze alan ve her koşulda sürdürülebilirliği esas alan bir duruşun karşılığı. Türkiye turizminin geleceğini fırsatçı değil; sorumlu, erişilebilir ve nitelikli yatırımlarla birlikte inşa edebileceğimize inanıyoruz.”







DEDEMAN PALANDÖKEN: BİR OTELDEN FAZLASI, BİR DÖNÜM NOKTASI



1994 yılında kapılarını açan Dedeman Palandöken, Türkiye’de kış turizminin gelişiminde kilometre taşı niteliğinde bir yatırım. Açıldığı günden bu yana Dedeman Palandöken; pistlere doğrudan erişim imkânı, yüksek kapasitesi ve güvenli konaklama yaklaşımıyla Palandöken’i ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir destinasyon haline getiren ana yapılardan biri oldu. Dedeman Palandöken, yalnızca bir konaklama tesisi değil; Palandöken’in bugünkü konumuna ulaşmasında süreklilik sağlayan, kış turizminin standartlarını yükselten ve bölgenin potansiyelini yıllar boyunca canlı tutan bir referans noktası. 30 yılı aşkın süredir Dedeman Palandöken; düzenin, güvenliğin ve misafirperverliğin temsilcisi oldu. Bugün gelinen noktada, bu köklü yapının yenilenmesi, Palandöken’in geleceğine yapılan bir yatırım olarak değerlendirilmekte.



Dedeman Palandöken’de Yeni Bir Dönem Başladı



Türkiye’nin köklü konaklama markası Dedeman Hospitality, Palandöken’in eşsiz doğasını çağdaş dağ turizmi anlayışıyla buluşturan Dedeman Palandöken ’i kapsamlı bir yenileme sürecinden geçirerek aralık ayında misafirleriyle yeniden buluşturdu. Bölgenin simge yapılarından biri olan otel, gerçekleştirilen bu dönüşümle birlikte modern çizgilerle yeniden yorumlanarak yeni bir döneme adım attı. Yenilenen Dedeman Palandöken, yalnızca kayak tutkunlarına değil; kış mevsimini konfor, güvenlik ve nitelikli bir deneyim eşliğinde yaşamak isteyen tüm misafirlerine daha güçlü bir konaklama anlayışı sunuyor.







Dağ Otelciliğinde Güncel Bir Yaklaşım



Toplam 187 odasıyla hizmet veren Dedeman Palandöken; standart, suit ve connection oda seçenekleriyle farklı misafir profillerine hitap edecek şekilde yeniden kurgulandı. Yenileme süreci kapsamında odalardan restoranlara, lobi alanlarından kayak odalarına kadar otelin tüm yaşam alanları güncel konfor beklentileri doğrultusunda ele alındı. Yeni mimari yaklaşım; fonksiyonelliği sıcak bir dağ oteli atmosferiyle buluştururken, konfor ve estetiğin dengeli birlikteliğini ön plana çıkarıyor. Otelin hemen yanında yer alan dünya standartlarındaki kayak pistleri ise Palandöken’deki kış sezonu deneyimini tamamlayan önemli unsurlar arasında yer alıyor.



Güvenlik ve Altyapıda Baştan Sona Dönüşüm



Yenileme sürecinin temel başlıklarından biri olan güvenlik ve altyapı çalışmaları, kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Otelin yangın güvenlik sistemleri, yürürlükteki mevzuatın da ötesine geçen standartlarda yeniden tasarlanarak üst düzey güvenlik sağlayacak şekilde güçlendirildi. Bununla birlikte dış cephe ve ısı yalıtımı iyileştirildi, yapısal güçlendirme çalışmaları titizlikle hayata geçirildi. Konforun kesintisiz biçimde sürdürülebilmesi amacıyla tüm altyapı sistemleri yenilenerek, operasyonel verimlilik ve misafir memnuniyeti üst seviyeye taşındı. Modern tasarım anlayışı, güçlendirilmiş altyapısı ve misafir deneyimini zenginleştiren yeni alanlarıyla Dedeman Palandöken, Türkiye’de kış turizminin en güçlü adreslerinden biri olma konumunu bugün daha da pekiştiriyor. Dedeman’ın misafirperverlik mirasını Palandöken’in zirvesine taşıyan otel, Aralık ayında kapılarını yeniden açarak bölgeye yeni bir enerji ve güçlü bir kış dinamizmi kazandırdı.



Banu Dedeman, Ergün Demiray ve Murat Özmestçi...



Deneyimi Zenginleştiren Yeni Alanlar



Gerçekleştirilen renovasyon çalışmalarıyla birlikte Dedeman Palandöken’e, konaklama deneyimini çeşitlendiren ve sosyal etkileşimi artıran yeni alanlar kazandırıldı. Kayak sonrası buluşmalar için sıcak ve samimi bir atmosfer sunan "Apres Ski Cafe", günün yorgunluğunu keyifli bir ortamda atmak isteyen misafirler için öne çıkan bir buluşma noktası haline geldi. Otel bünyesinde hayata geçirilen "Sokak Lezzetleri Alanı", hızlı ve lezzetli alternatifler arayan misafirler için dinamik bir gastronomi deneyimi sunarken; "Dedeman City Store", modern bir alışveriş alanı olarak konumlandı. Tamamen yenilenen "Executive Lounge / Lobby" alanı ise geniş, ferah ve çağdaş dokunuşlarla tasarlanarak, misafirleri daha ilk adımda karşılayan güçlü bir karşılama atmosferi oluşturdu. Kayak okulunda hizmet veren "Ski Bunny", Les Alpes tarafından Dedeman Palandöken’e özel olarak geliştirilen kids club konseptiyle çocukların karla güvenli, eğlenceli ve öğretici bir deneyim yaşamasını hedefliyor.



HERKESİN DEDEMAN'I



60 yıllık birikimiyle Türkiye turizminin gelişiminde önemli bir rol üstlenen Dedeman Hospitality, “Herkesin Dedeman’ı” ifadesini; güvenliği önceleyen, insanı merkeze alan ve sürekliliği esas alan bir duruş olarak sahada karşılık bulan bir anlayışla hayata geçiriyor. Dedeman Palandöken ’de hayata geçirilen dönüşüm ise, önceliği her zaman insan olan, güvenliği temel alan ve bulunduğu coğrafyanın koşullarını dikkate alarak ilerleyen bu duruşun güncel bir yansıması olarak paylaşıldı. Geçmişten gelen sorumluluk, bugünün ihtiyaçlarıyla birlikte ele alınarak Palandöken’de yaşamaya devam ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Palandöken’de yılbaşı dolu dolu geçecek]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/palandoken-de-yilbasi-dolu-dolu-gececek/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Erzurum’daki Palandöken Kayak Merkezi, yılbaşında çok sayıda tatilciyi ağırlayacak. Havalimanına yakınlığı, sezonu erken açması gibi özellikleriyle öne çıkan, uzun ve dik pistleriyle dikkati çeken Palandöken Kayak Merkezi’ne her yıl binlerce kayaksever geliyor. Snowboard ve kızak keyfinin yanı sıra buz duvarı, snow park, dev salıncak, zipline, yamaç paraşütü, insan sapanı ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 22 Ara 2025 23:48:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin önemli kış turizm merkezlerinden Erzurum'daki Palandöken Kayak Merkezi, yılbaşında çok sayıda tatilciyi ağırlayacak.



Havalimanına yakınlığı, sezonu erken açması gibi özellikleriyle öne çıkan, uzun ve dik pistleriyle dikkati çeken Palandöken Kayak Merkezi'ne her yıl binlerce kayaksever geliyor. Snowboard ve kızak keyfinin yanı sıra buz duvarı, snow park, dev salıncak, zipline, yamaç paraşütü, insan sapanı ve lastik raftingi seçeneklerinin de sunulduğu Palandöken'de, hem profesyonel hem de acemilerin kayak yapabileceği birçok alternatif pist bulunuyor.



Uzunlukları 1 ile 14 kilometre arasında değişen 55 pistte kayak yapılabilen merkezde kar kalınlığı yer yer bir metreye yaklaştı. Pistlerde güvenlik önlemlerinin yanı sıra otellerde yangın tedbirlerinin alındığı merkezde, gece kayağıyla beraber 12 saat aralıksız kayak keyfi sunuluyor. Yılbaşı rezervasyonlarını alan merkezdeki turizmciler, yeni yıla kayak yaparak girecek turistler için tüm hazırlıkları tamamladı. Kayakçıların meşaleli gösteriler yapacağı, havai fişek gösterisi ve müzik programlarının düzenleneceği, çeşitli lezzetlerin sunulacağı merkezde, otelciler yılbaşı gecesini yüzde 85-90'ın üzerinde dolulukla geçirmeyi hedefliyor.



Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Kuzeydoğu Anadolu Başkanı Nuh Şenol, birkaç gün önce kayak sezonunun resmi açılışını yaptıklarını söyledi. Kar kalınlığının bir metre civarında olduğunu, yer yer de bir metreyi geçtiğini bildiren Şenol; "Kayakseverler çok güzel imkanla kayak yapabiliyor. Palandöken Kayak Merkezi üst seviye güvenirliliği, ulaşımın kolaylığı sebebiyle Türkiye'de ve dünyada birçok kayakseverin tercih ettiği noktalardan birisi olma unvanını taşıyor" dedi.







"PALANDÖKEN BİR MARKA KAYAK MERKEZİ"



Yeni yılın yaklaştığına işaret eden Şenol, açıklamalarına şöyle devam etti: "Şu an otellerimizde yüzde 60-65'in üzerinde doluluk oranı görüyoruz. Bu oranın yılbaşında yüzde 90'a yakın bir seviyeye gelmesini öngörüyoruz. Yılbaşında çok iyi programlarımız var. Özellikle eğlencenin, aynı zamanda gündüz kayak yapıp, akşam doya doya eğlencenin geçeceği yılbaşı programları var. Bu programlara sadece Erzurum'dan değil, yurt içinden ve dışından da birçok misafirin tercih edip, rezervasyon yaptırdığını görüyoruz. Palandöken bir marka kayak merkezi. İnsanlar bu marka kayak tesisinde günlerini geçirip, yeni yıla 'merhaba' demek istiyor. Programlarımızın daha doyurucu, eğlencenin daha iyi olduğu, özellikle yöresel yemeklerin, sanatçıların, yöresel dans gösterilerinin olduğu dolu dolu programlardan dolayı misafirlerin tercih noktası olma yolunda her geçen yıl daha da ivme artıyor. Palandöken'de herkesi yılbaşını geçirmeye bekliyoruz. Dolu dolu programları görüp, hem kayak zevkini tadıp hem de gece eğlencesiyle yeni yıla 'merhaba' demelerini tavsiye ediyoruz."







"Pistlerin yüzde 100'ü açık olacak"



Palandöken'deki bir otelin genel müdürü Ömer Akça ise şu anda da pistlerin yüzde 60'a yakınının hem doğal kar hem de yapay karlandırmayla hazırlandığını belirtti. Önlerinde yılbaşı periyodu olduğunu anlatan Akça; "Bütün hazırlıklarımız tamam. Pistlerin yüzde 100'ü açık olacak. Bununla beraber misafirlerimiz de tercih ediyorlar. Şu andaki rezervasyonlara göre yılbaşı doluluk oranımız yüzde 65'lerde, Allah nasip ederse yılbaşıyla beraber yüzde 95-100 doluluk bekliyoruz" diye konuştu. Şu anda pistlerde sıkıştırılmış yaklaşık 60-70 santimetre kar olduğuna değinen Akça, şunları kaydetti: "Dolayısıyla bütün kayakçılar da keyif alıyor. Yapay karlandırma ve takviyeyle beraber pistlerimize bakım yapıyoruz ve hazırlıyoruz. Meteorolojik verilerle de yılbaşıyla beraber yaklaşık yarım metreden fazla karın da ilave yağması biz turizmcileri heyecanlandırıyor. Rezervasyonlar devam ediyor. Yılbaşıyla ilgili her işletmenin ve her tesisin kendine özel sanatçıları, gösterileri, meşaleli kayakları, havai fişekleri, eğlenceleri var, yöresel lezzetler sunuyoruz. Misafirlerimizde dolu dolu 3 günlük bir yılbaşı paketi hazırladık. Misafirlerimizi Palandöken'e bekliyoruz."







"Yılbaşı gecesi otellerimizde gala gecelerimiz var"



Kayak merkezindeki bir başka otelin genel müdürü Ali Güney de pistlerde kar kalitesinin iyi olduğunu söyledi. Misafirlerin yoğun bir şekilde gelmeye devam ettiğini işaret eden Güney; "Yılbaşında şu anda yaklaşık yüzde 60 doluluk oranımız var. 27-28 Aralık gibi de inşallah yüzde 85 civarında misafirleri bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Güney, Palandöken olarak tüm yangın tedbirlerini aldıklarına dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Gelen misafirler güvenli bir şekilde tatilleri yapıp, yılbaşını Palandöken'de geçirip, sağ salim bir şekilde inşallah göndereceğiz. Yılbaşı gecesi otellerimizde gala gecelerimiz var. Misafirlerimiz aynı zamanda eğlenecek, güzel bir yılbaşı geçirecek. Palandöken'e misafirler gelecek, sabah kayağını yapacak, 4-5 gibi hamam saunayı kullanıp, akşam da güzel bir şekilde müzik eğlencesine katılacak. Palandöken, Türkiye'nin en iyi kayak merkezi. Kayakseverler de Palandöken'i tercih ediyorlar, çünkü Palandöken'de gece kayağı var. Sabahtan başlıyor, akşam 8-9'a kadar kayabiliyor. Kristal kar kalitesi var. Misafirlerin Erzurum'a gelip de kaymama gibi şansları yok. Suni karlamayla birlikte kayaklarını güzelce yapıyorlar."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Cornelia Diamond Golf Resort’ta yeni yıl coşkusu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/cornelia-diamond-golf-resortda-yeni-yil-coskusu/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’nın gözde tatil destinasyonu Belek’te yer alan Cornelia Diamond Golf Resort & Spa, 2026 yılbaşı gecesi için hazırlıklarını tamamladı. Akdeniz’in mavisiyle çam ormanlarının yeşilini buluşturan eşsiz konumu, tescilli hizmet anlayışı ve dünya standartlarındaki eğlence programıyla Cornelia Diamond, misafirlerine yeni yılı muhteşem bir atmosferde karşılama ayrıcalıkları sunmaya hazırlanıyor. YILBAŞI GECESİNİN YILDIZI: MÜJDE KIZILKAN Yeni yıl programı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Pts, 22 Ara 2025 22:37:56 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'nın gözde tatil destinasyonu Belek'te yer alan Cornelia Diamond Golf Resort & Spa, 2026 yılbaşı gecesi için hazırlıklarını tamamladı. Akdeniz'in mavisiyle çam ormanlarının yeşilini buluşturan eşsiz konumu, tescilli hizmet anlayışı ve dünya standartlarındaki eğlence programıyla Cornelia Diamond, misafirlerine yeni yılı muhteşem bir atmosferde karşılama ayrıcalıkları sunmaya hazırlanıyor.



YILBAŞI GECESİNİN YILDIZI: MÜJDE KIZILKAN



Yeni yıl programı ve ilgi çekici etkinliği, sahne performanslarıyla geniş bir hayran kitlesine sahip olan Müjde Kızılkan'ın konseri olacak. Kızılkan'ın sevilen şarkılarından oluşan özel repertuvarı gecenin ritmini belirlerken; özel atmosferler, ışık şovları ve gala alanları, müzikle bütünleşen büyüleyici bir atmosfer yaratacak.







GASTRONOMİDE ÖZEL YILBAŞI MENÜSÜ



Cornelia Diamond'ın yerel gastronomi ekibi tarafından yenilenen menüsü, uluslararası ve yerel lezzetleri aynı sofrada buluşturuyor. Özenle seçilmiş tatlar, şık sunumlar ve geceye özel ikramlarla misafirler, yeni yılı adeta bir lezzet yolculuğuyla karşılayacak.



Lüks, Konfor ve Eğlence Bir Arada



Yılbaşı döneminde Cornelia Diamond'ın lüks hizmet anlayışı zirveye taşınıyor. Açık ve kapalı ısıtmalı havuz kompleksi, deniz sıfır konumu, organik bakım ritüelleri sunan Crassula Spa, dünya mutfaklarından seçkin örnekler sunan restoranlar ve zengin çocuk kulübü olanaklarıyla otel, her yaştan misafir için ayrıcalıklı bir yeni yıl deneyimi vadediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Pirinç ile yapabileceğiniz 3 yaratıcı tarif]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/pirinc-ile-yapabileceginiz-3-yaratici-tarif/</link>
        <description><![CDATA[Pirinç; mutfakların en çok yönlü, en kolay uyum sağlayan ve her kültürde kendine yer bulan temel malzemelerinden biri. Sadece klasik pilavlarla sınırlı değil. Özenle seçilmiş zengin tariflerden ilhamla, California Calrose pirinciyle hazırlanan bu tarifler, günlük menülerinize yenilik katarken; aynı zamanda sağlıklı, besleyici ve pratik fikirler sunacak. Kuşkonmazlı Pilav – Zamansız Lezzet, Mevsimin En Taze Dokunuşu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Pts, 22 Ara 2025 12:39:46 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Pirinç; mutfakların en çok yönlü, en kolay uyum sağlayan ve her kültürde kendine yer bulan temel malzemelerinden biri. Sadece klasik pilavlarla sınırlı değil. Özenle seçilmiş zengin tariflerden ilhamla, California Calrose pirinciyle hazırlanan bu tarifler, günlük menülerinize yenilik katarken; aynı zamanda sağlıklı, besleyici ve pratik fikirler sunacak.







Kuşkonmazlı Pilav – Zamansız Lezzet, Mevsimin En Taze Dokunuşu



Kuşkonmaz, tabaklara zarafet ve tazelik katan en özel sebzelerden biri. Hafif aroması, kendine özgü çıtır dokusu ve besleyici içeriğiyle pirinçle buluştuğunda ortaya hem çok şık hem de son derece dengeli bir lezzet çıkıyor. Kuşkonmazlı Pilav; özellikle ilkbahar-yaz aylarında sofralara ferahlık katmak isteyenler için ideal bir seçenek. Tane tane pişmiş pirincin yumuşaklığı, kuşkonmazın hafif diri kıvamıyla birleşerek hem sade yemeklerin yanında bir tamamlayıcı oluyor hem de tek başına hafif bir öğün hâline geliyor.



Rengini ve besin değerini kaybetmemesi için kısa süre sotelenmiş kuşkonmazlar, pilavın içine son aşamada eklenerek tazeliğini koruyor. Böylece hem görsel olarak etkileyici hem de aroması bozulmamış bir pilav elde ediliyor. Düşük kalorili, lif açısından zengin ve modern mutfaklara çok yakışan bu tarif; pratikliğiyle de günlük menülerde gönül rahatlığıyla tercih edilebilir. Her sofraya yakışan, sade ama güçlü bir lezzet. Tane tane dokusu ve pratik yapımı ile başlangıç noktanız olsun.



Tarif detayları: https://www.usarice.com.tr/news/24/72/Kuskonmazli-Pilav/d,recipe  







Meksika Sütlacı – Lezzetin Sıcak ve Baharatlı Yorumu



Meksika mutfağı denince akla genellikle renkli sokak lezzetleri, baharatlı yemekler ve canlı aromalar gelir… Ancak bu mutfağın en zarif ve huzur veren tatlılarından biri olan Meksika Sütlacı, bambaşka bir sayfa açar. Pirinç, süt, tarçın ve vanilyanın mükemmel uyumuyla hazırlanır. Basit malzemelerle yapılmasına rağmen, Meksika’nın sıcak ve samimi mutfak kültürünü yansıtan derin bir karaktere sahiptir. Her kaşıkta tarçının sıcak aroması duyulur, sütlü kıvamın yumuşacık dokusu damağı sarar ve ortaya hem tanıdık hem de egzotik bir lezzet çıkar.



Tarif detayları:  https://www.usarice.com.tr/news/30/71/Meksika-Suetlaci/d,recipe







Pirinçli Deniz Ürünleri Salatası – Ferah, Hafif ve Akdeniz Esintili



Pirinçli Deniz Ürünleri Salatası, denizden gelen tazeliği pirincin yumuşak dokusuyla buluşturan, hafif ama oldukça doyurucu bir lezzet arayanların favorisi olmaya aday. Zeytinyağının rafine tadı, limonun ferahlatıcı asiditesi ve deniz ürünlerinin doğal aromasıyla birleştiğinde ortaya hem modern hem de Akdeniz ruhunu taşıyan renkli bir salata çıkar.



Tarif detayları:  https://www.usarice.com.tr/news/33/66/Pirincli-Deniz-ueruenleri-Salatasi/d,recipe]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kapadokya’da 2 gün: Peri bacalarından atlı turlara]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kapadokyada-2-gun-peri-bacalarindan-atli-turlara/</link>
        <description><![CDATA[Kapadokya; mistik vadileri, peri bacaları ve yer altı şehirleriyle Türkiye’nin en büyüleyici destinasyonlarından biri. Sadece iki gününüz olsa bile, benimle mutlaka görmeniz gereken yerleri, tadılması gereken lezzetleri, yapılacak aktiviteleri ve unutulmaz bir at turu deneyimini keşfetmenizi isterim. 1. GÜN: GÖREME VE ÇEVRESİ Gezilecek yerler: Yeme-içme önerileri: 2. Gün: Balonlar, Yer Altı Şehirleri ve At Turu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Per, 18 Ara 2025 14:06:56 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kapadokya; mistik vadileri, peri bacaları ve yer altı şehirleriyle Türkiye’nin en büyüleyici destinasyonlarından biri. Sadece iki gününüz olsa bile, benimle mutlaka görmeniz gereken yerleri, tadılması gereken lezzetleri, yapılacak aktiviteleri ve unutulmaz bir at turu deneyimini keşfetmenizi isterim.



1. GÜN: GÖREME VE ÇEVRESİ







Gezilecek yerler:




Göreme Açık Hava Müzesi: Kaya içine oyulmuş kiliseler ve freskler, Kapadokya’nın tarihini yansıtıyor.



Paşabağı ve Zelve Vadisi: Peri bacalarının en etkileyici örnekleri; yürüyüş ve fotoğraf için ideal.




Yeme-içme önerileri:




Öğle: Göreme’de testi kebabı deneyin.



Akşam: Taş ev konseptli restoranlarda yerel şarap ve meze tadımı.








2. Gün: Balonlar, Yer Altı Şehirleri ve At Turu



Gezilecek yerler: 




Sıcak hava balonu turu: Sabah erken saatlerde güneşin doğuşuyla birlikte büyüleyici manzara.



Kaymaklı veya Derinkuyu Yer Altı Şehri: Kapadokya’nın tarihini keşfedin.



Uçhisar Kalesi: Gün batımında panoramik fotoğraflar için mükemmel nokta.



At turu deneyimi: Vadiler arasında at sırtında keşif; özellikle Aşk Vadisi veya Kızılçukur Vadisi, hem doğa hem de fotoğraf için harika.




Yeme-içme önerileri:




Öğle: Yerel mantı veya çömlek yemekleri.



Akşam: Kapadokya şarapları eşliğinde akşam yemeği.








Ekstra tavsiyeler:




Yürüyüş rotaları: Aşk Vadisi ve Kızılçukur Vadisi.



Fotoğraf ipuçları: Sabah erken saatlerde ışık ve kalabalıktan uzak çekim.



Konaklama önerisi: Göreme veya Uçhisar taş ev oteller.



Aktivite Önerisi: Çömlek yapımı.




Kapadokya; tarih, doğa, lezzet ve atlı keşifleri bir arada sunuyor. Sadece iki gün bile olsa, unutulmaz anılar ve nefes kesen manzaralarla dolu bir deneyim yaşamak mümkün.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Göbeklitepe’nin yurt dışı tanıtımları turist sayısına olumlu yansıyacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gobeklitepe-nin-yurt-disi-tanitimlari-turist-sayisina-olumlu-yansiyacak/</link>
        <description><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Göbeklitepe ‘deki 96 seçkin eserin, Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Almanya, İngiltere ve Japonya’da sergilenecek olması Şanlıurfalı turizmcileri sevindirdi. Neolitik Dönem’in en önemli merkezleri arasında kabul edilen Göbeklitepe ‘ye yurt dışından olan ilgi her geçen yıl katlanarak artırıyor. Tarihi ören yerinde bulunan anıtsal yapıları, yılda 1 milyon civarında yerli ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 18 Ara 2025 13:31:49 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Göbeklitepe 'deki 96 seçkin eserin, Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Almanya, İngiltere ve Japonya'da sergilenecek olması Şanlıurfalı turizmcileri sevindirdi.



Neolitik Dönem'in en önemli merkezleri arasında kabul edilen Göbeklitepe 'ye yurt dışından olan ilgi her geçen yıl katlanarak artırıyor. Tarihi ören yerinde bulunan anıtsal yapıları, yılda 1 milyon civarında yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, özellikle uluslararası tanıtımlarla "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen tarihi ören yerine dünyanın pek çok ülkesinden turistin gelmesi için çaba gösteriyor.



İtalya'da Roma'nın ikonik binaları arasında bulunan Kolezyum'da geçen yıl "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisiyle 6 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlayan serginin yeni durakları da belli oldu. Göbeklitepe'de bulunan 96 seçkin eserin tanıtılacağı "Toplumun Keşfi: 12.000 Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam" sergisi, ilk etapta şubat ayında Almanya'nın başkenti Berlin'de açılacak. Sergi daha sonra ise İngiltere ve Japonya'da tarih tutkunlarıyla buluşacak.







İtalya sergisi meyvelerini veriyor



Türkiye Turist Rehberleri Odaları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Müslüm Çoban, Göbeklitepe'ye artan ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İtalyan turistlerin sergi sonrası ören yerinde daha fazla görülmeye başlandığına dikkati çeken Çoban, şöyle konuştu: "Bu sergiden sonra Göbeklitepe'ye büyük bir ilgi oldu ve son dönemde Şanlıurfa Rehberler Odası'ndan 'İtalyanca bilen rehber var mı' diye sıkça birçok acenteden talep geliyor. O bakımdan İtalya'dan sonra da Almanya, sonrasında İngiltere ve Japonya'da bu sergi devam edecek. Göbeklitepe'ye zaten büyük bir ilgi var. Neolitik dönemde bulunan yeni eserlerle ilgi daha da artıyor. Sergilenecek ülkeler özellikle en fazla nitelikli turistin geldiği yerler. Göbeklitepe'yi yerinde görmek isteyen insanlar için bu sergiler ayrıca bir motivasyon kaynağı olacaktır."







Kente önemli bir ekonomik katkı olarak dönüyor



Şanlıurfa Turizm Komitesi Başkanı Mehmet Kamil Türkmen ise tarihi ören yerinin her yıl yaklaşık 1 milyon kişi tarafından ziyaret edildiğini söyledi. İtalya'daki serginin 6 milyon kişi tarafından ziyaret edilmesinin Göbeklitepe'ye olan uluslararası ilginin önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Türkmen, sözlerine şöyle devam etti: "Bu tanıtımlar, Göbeklitepe 'nin bilinilirliğini son derece artırıyor. Bu da kente önemli bir ekonomik katkı olarak dönüyor. Çıkan eserlerin sergilenmesi bölgeye olan ilgiyi ve talebi artırmakta, kentin daha fazla turist çekme imkanını sağlayacaktır. Ekonomimize doğrudan etki edecek kentteki kalış süresini artırmaya yönelik hamleler yapılmaktadır. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[THY’den yeni rota, dev kampanya! Bu tarihlere dikkat]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/thy-den-yeni-rota-dev-kampanya-bu-tarihlere-dikkat/</link>
        <description><![CDATA[Türk Hava Yolları (THY), İstanbul’dan Romanya’nın Temeşvar şehrine direkt uçuşların 1 Nisan’da başlayacağını duyurdu. Açıklamada ayrıca yolcular için özel bir kampanyaya da dikkat çekilerek, uçak biletlerinin 31 Ocak 2026 tarihine kadar satın alınması halinde, 1 Nisan–30 Eylül 2026 döneminde 139 Euro’dan başlayan fiyatlarla seyahat edilebileceği belirtildi. Türk Hava Yolları (THY) uçuş ağını genişletmeye devam ederken, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 18 Ara 2025 01:57:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türk Hava Yolları (THY), İstanbul'dan Romanya'nın Temeşvar şehrine direkt uçuşların 1 Nisan'da başlayacağını duyurdu. Açıklamada ayrıca yolcular için özel bir kampanyaya da dikkat çekilerek, uçak biletlerinin 31 Ocak 2026 tarihine kadar satın alınması halinde, 1 Nisan–30 Eylül 2026 döneminde 139 Euro'dan başlayan fiyatlarla seyahat edilebileceği belirtildi.



Türk Hava Yolları (THY) uçuş ağını genişletmeye devam ederken, İstanbul'dan Romanya'nın önemli şehirlerinden Temeşvar'a direkt seferlerin 1 Nisan itibarıyla başlayacağını duyurdu. Yeni hatla birlikte THY, Orta ve Doğu Avrupa'daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.







YENİ ROTA, DEV KAMPANYA



THY'nin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada; "Dünyanın en çok noktasına uçan hava yolu olarak, Temeşvar uçuşlarımızın başladığını bildirmekten mutluluk duyuyoruz" denildi. THY'nin İstanbul-Temeşvar direkt uçuşları 1 Nisan'da başlayacak. Açıklamada ayrıca yolcular için özel bir kampanyaya da dikkat çekilerek, uçak biletlerinin 31 Ocak 2026 tarihine kadar satın alınması halinde, 1 Nisan–30 Eylül 2026 döneminde 139 Euro'dan başlayan fiyatlarla seyahat edilebileceği belirtildi.



HEM EKONOMİK HEM KÜLTÜREL BAĞLARA KATKI SAĞLAYACAK



Yeni direkt seferlerin hem turistik hem de ticari açıdan İstanbul ile Temeşvar arasındaki ulaşımı kolaylaştırması ve iki şehir arasındaki ekonomik ve kültürel bağlara katkı sağlaması bekleniyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Setur Marinaları, 2025’i sanat ve spor etkinlikleriyle tamamladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/setur-marinalari-2025i-sanat-ve-spor-etkinlikleriyle-tamamladi/</link>
        <description><![CDATA[Setur Marinaları, yıl boyunca gerçekleştirdiği kültür sanat buluşmaları, gastronomi etkinlikleri, spor organizasyonları ve festivallerle dikkatleri çekti. Setur Marinaları, misafirlerine ve deniz tutkunlarına sanat ve spor deneyimi yaşattığı etkinlik takvimiyle 2025’i tamamladı. Setur Marinaları, Antalya’da Kaş Caz Festivali’ne ev sahipliği yapmasının yanı sıra Türkiye’nin hobi ve aktivite festivali Big Boyz ile göze çarptı. “Art on the […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 17 Ara 2025 14:13:20 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Setur Marinaları, yıl boyunca gerçekleştirdiği kültür sanat buluşmaları, gastronomi etkinlikleri, spor organizasyonları ve festivallerle dikkatleri çekti.



Setur Marinaları, misafirlerine ve deniz tutkunlarına sanat ve spor deneyimi yaşattığı etkinlik takvimiyle 2025'i tamamladı. Setur Marinaları, Antalya'da Kaş Caz Festivali'ne ev sahipliği yapmasının yanı sıra Türkiye'nin hobi ve aktivite festivali Big Boyz ile göze çarptı. "Art on the Boat" projesiyle de sanat, müzik, yaratıcılık ve dans harmanlanarak katılımcılara ilham dolu anlar yaşatıldı. Buluşmalar, marinaların aynı zamanda canlı birer kültür merkezi olduğunu kanıtladı.



Spora ve sporcuya verdiği destekle öne çıkan şirket, yıl boyunca ev sahipliği yaptığı ulusal ve uluslararası yarışlarla buluşma noktalarından biri oldu. Şirket, ana destekçisi olduğu 24. Uluslararası Arena AquaChallenge Yüzme Şampiyonaları'nın Kaş etabında çok sayıda sporcuyu ağırlarken, Balıkesir'de Uluslararası Ayvalık Yarı Maratonu'na ana sponsor olarak destek verdi. TAYK 30 Ağustos BMW Borusan Otomotiv Kupası, 13. TAYK-Eker Olympos Regatta Yelken Festivali ve TAYK J70 Yarışları gibi organizasyonlarda yelken tutkunlarını bir araya getiren şirketin en yeni halkası Antalya'da Demre Marina ise TAYK Setur Marinas St. Nicholas Demre Kupası Yat Yarışı'nda başrolü üstlendi. Şirket ayrıca, Ayvalık'ta Klasik Otomobil Kulübü'nün düzenlediği 27. Batı Anadolu Rallisi'nin de start noktası oldu.







KLASİK TEKNELER DENİZ KÜLTÜRÜNE YENİDEN KAZANDIRILDI



Setur Marinaları, 2025'te toplumsal fayda ve farkındalık oluşturma misyonunu da sürdürdü. Bu kapsamda, "8. Klasik Tekneler Buluşması" ile kültürel ve tarihsel değeri yüksek, klasik tekneleri deniz kültürüne yeniden kazandıran şirket, "Engellere Yelken Aç" etkinliğinde özel katılımcıları yelkenle bir araya getirdi. Çevre Haftası kapsamında da Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile öğrencileri ağırlayarak çevre bilincini artıran şirket; Antalya, Ayvalık ve Yalova'daki çevre temizliği etkinliklerine destek verdi.



DİJİTAL VE ÇEVRE DOSTU MARİNA ÇÖZÜMLERİYLE FARK YARATTI



Setur Marinaları, yıl boyunca Türkiye'de ve dünya çapında katıldığı pek çok prestijli fuarda dijital ve çevre dostu marina çözümleriyle denizcilik sektörünün odağında yer aldı. Boot Düsseldorf, Bosphorus Boat Show, MAST İzmir Boat Show, Artı Boat Show Ankara ve Bodrum Boat Show söz konusu fuarlar arasında yer alırken; Setur Marinaları bu platformlarda sektörel iş birliklerini geliştirme fırsatı buldu. Aralık boyunca tüm marina ve ticaret merkezlerinde yıl sonu etkinliklerine imza atan şirket, gelecek dönemde de denizle buluşan kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaya, farklı deneyimleri misafirleriyle buluşturmaya ve sporu destekleyen organizasyonlara katkı sunmayı sürdürecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Şanlıurfa, “2029 Dünya Gastronomi Şehri” adayı gösterildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sanliurfa-2029-dunya-gastronomi-sehri-adayi-gosterildi/</link>
        <description><![CDATA[Şanlıurfa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın girişimleriyle köklü gastronomi mirası, kültürel zenginliği ve sürdürülebilir üretim geleneği sayesinde Uluslararası Gastronomi, Kültür, Sanat ve Turizm Enstitüsü (IGCAT) tarafından “2029 Dünya Gastronomi Şehri” (World Region of Gastronomy) ünvanına aday gösterildi. Gastronominin kadim merkezlerinden biri olarak kabul edilen Şanlıurfa, uluslararası alanda önemli bir adaylıkla gündeme geldi. Tarihi ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 16 Ara 2025 22:07:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Şanlıurfa, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın girişimleriyle köklü gastronomi mirası, kültürel zenginliği ve sürdürülebilir üretim geleneği sayesinde Uluslararası Gastronomi, Kültür, Sanat ve Turizm Enstitüsü (IGCAT) tarafından "2029 Dünya Gastronomi Şehri" (World Region of Gastronomy) ünvanına aday gösterildi. 



Gastronominin kadim merkezlerinden biri olarak kabul edilen Şanlıurfa, uluslararası alanda önemli bir adaylıkla gündeme geldi. Tarihi ve kültürel mirasının yanı sıra köklü mutfak geleneğiyle öne çıkan tarihi kent; Uluslararası Gastronomi, Kültür, Sanat ve Turizm Enstitüsü (IGCAT) tarafından verilen "2029 Dünya Gastronomi Şehri" (World Region of Gastronomy) ünvanına aday gösterildi. Türkiye’nin bu alanda aday gösterilen ilk şehri Şanlıurfa oldu. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan Şanlıurfa mutfağı; lahmacun, kebap çeşitleri, borani ve yöreye özgü birçok lezzetiyle hem Türkiye'de hem de dünyada tanınıyor. 



Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, 2029 Dünya Gastronomi Şehri (World Region of Gastronomy) ünvanına aday gösterilmesi konusunda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya; Haliliye Belediye Başkan Vekili Halil Yetkin, Eyyübiye Belediye Başkan Vekili Hüseyin Aslıhan, Karaköprü Belediye Başkan Vekili Fırat Sultan, Harran Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ahmet İlyas ve Şanlıurfa Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı Nasan Bülbül katıldı. Toplantıda konuşan Başkan Gülpınar, Şanlıurfa’nın gastronomi alanında uluslararası ölçekte yeni ve güçlü bir sürecin resmî adımını attığını belirterek, IGCAT tarafından verilen Dünya Gastronomi Unvanı’nın yalnızca mutfak lezzetlerini değil; kültürel mirasın korunmasını, yerel üretimin desteklenmesini ve sürdürülebilir kalkınmayı esas alan çok yönlü bir vizyonu temsil ettiğini vurguladı.







“MUTFAK KÜLTÜRÜMÜZ İNSANLIK TARİHİNİN EN ESKİ DÖNEMLERİNE UZANIYOR”



Şanlıurfa’nın gastronomi geçmişinin insanlık tarihinin en eski dönemlerine dayandığını ifade eden Gülpınar, Karahantepe ve Göbeklitepe kazılarında ortaya çıkarılan yiyecek kalıntıları, taş tezgâhlar, öğütme ve ezme taşları ile tahıl işleme izlerinin bu durumu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Gülpınar; ortak sofralar, üretim alanları ve paylaşım kültürünün "Halil İbrahim Sofrası" geleneğiyle bugün hâlâ yaşatıldığını dile getirdi.



GASTRONOMİ STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI HAZIRLANACAK



Başkan Gülpınar, resmî adaylık süreci kapsamında kapsamlı bir Gastronomi Stratejisi ve Eylem Planı hazırlıklarına başlanacağını açıkladı. Bu süreçte, unutulmaya yüz tutmuş yerel yemeklerin gün yüzüne çıkarılarak kayıt altına alınması ve turizme kazandırılması, ata tohumları ile yerel üretimin desteklenerek gastronomi ile tarımın birlikte güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca hijyen, gıda güvenliği ve sertifikasyon alanlarında standartların yükseltilmesi planlanırken; yerel mutfağın Şanlıurfa’nın "UNESCO Müzik Şehri" kimliğiyle bütünleştirilmesiyle çok duyulu kültürel etkinliklerin hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Tüm bu çalışmalarla Şanlıurfa’nın gastronomi alanında ulusal ve uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir şehir hâline getirilmesi hedefleniyor.







“AMACIMIZ, GASTRONOMİ MİRASINI GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAK”



Konuşmasında hedeflerini de paylaşan Başkan Gülpınar; “Amacımız, Şanlıurfa’nın gastronomi mirasını dünyaya tanıtmak, nitelikli gastronomi turizmini geliştirmek ve bu zenginliği gelecek kuşaklara güçlü bir vizyonla aktarmaktır” dedi. Gülpınar ayrıca Harran Üniversitesi, ilçe belediyeleri, GAP Bölge Kalkınma İdaresi, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ve Slow Food Türkiye’ye desteklerinden dolayı teşekkür etti. Basın toplantısı, Başkan Gülpınar’ın gazetecilerin sorularını yanıtlamasıyla sona erdi.



ŞANLIURFA’YI ÖNE ÇIKARAN TEMEL ÖZELLİK NEDİR?



Şanlıurfa’nın temel hikâyesi, gastronominin yalnızca bir mutfak faaliyeti değil; insanlık tarihinin en eski üretme, pişirme, paylaşma ve birlikte yaşama pratiği olduğunun bu coğrafyada arkeolojik ve kültürel süreklilikle izlenebilmesidir. Göbeklitepe ve Karahantepe kazılarında ortaya çıkarılan öğütme taşları, tahıl işleme izleri ve ortak kullanım alanları, insanlığın ilk sofralarının bu topraklarda kurulduğunu göstermektedir. Halil İbrahim Sofrası geleneğiyle kesintisiz biçimde devam eden bu miras ile Şanlıurfa, dünya’nın en eski mutfağının hikayesini gözler önüne sermektedir.







IGCAT DÜNYA GASTRONOMİ ŞEHRİ ÜNVANI NEDEN ÖNEMLİDİR?



IGCAT (International Institute of Gastronomy, Culture, Arts and Tourism) Dünya Gastronomi Şehri ünvanı, gastronomiyi yalnızca yemek kültürü olarak değil; kültürel mirasın korunması, yerel üretimin desteklenmesi, sürdürülebilir kalkınma, hijyen ve gıda güvenliği başlıklarıyla birlikte ele alan saygın bir uluslararası değerlendirme sistemidir. IGCAT, çalışmalarını Dünya Turizm Örgütü (UN Tourism) ilkeleriyle uyumlu şekilde yürütmekte; şehirlerarasında uluslararası iş birlikleri, bilgi paylaşımı ve ortak projeler geliştirilmesini teşvik etmektedir. Bu yönüyle ünvan, şehirler için yalnızca prestij değil, küresel ölçekte sürdürülebilir gelişim ağına dâhil olma fırsatıdır.



ŞANLIURFA’NIN ADAYLIĞI NE ZAMAN VE NASIL NETLEŞTİ?



Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile IGCAT arasında gerçekleştirilen ön görüşmelerin ardından Şanlıurfa’yı temsil etmek üzere Harran Üniversitesi, Haliliye Belediyesi, Eyyübiye Belediyesi, Karaköprü Belediyesi, GAP İdaresi, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ile Slow Food Türkiye’nin dahil olduğu güçlü bir paydaşlık komisyonu oluşturuldu. Hazırlanan başvuru dosyası, Barcelona’da düzenlenen IGCAT Danışma Kurulu Toplantısı’nda değerlendirildi ve Şanlıurfa, Türkiye’den bu ünvan için resmî aday ilan edilen ilk şehir oldu.







2029’A KADAR HANGİ ÇALIŞMALAR HAYATA GEÇİRİLECEK?



Gastronomi Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanacak, ulusal ve uluslararası gastronomi festivalleri, geleneksel tariflerin kayıt altına alınması, unutulmaya yüz tutmuş yemeklerin yeniden gün yüzüne çıkarılması ve ticarileştirilmesi, ata tohumları temelli tarımsal projeler, eğitim-setifikasyon programları ve uluslararası tanıtım faaliyetleri aşamalı olarak hayata geçirilecek.



ŞANLIURFA BU ADAYLIKLA NASIL BİR MESAJ VERMEK İSTİYOR?



Şanlıurfa, gastronominin yalnızca lezzet değil; tarih, kültür, tarım, hijyen, sürdürülebilirlik ve paylaşım olduğunu vurgulayarak, insanlık tarihinin en eski sofralarından geleceğin güvenli mutfağına uzanan güçlü bir hikâye anlatmakta. Adaylık süreci gastronomi odaklı, yılın tamamına yayılan sürdürülebilir turizmi güçlendirecek; ata tohumlarıyla üretim yapan çiftçiden gastronomi işletmelerine kadar geniş bir kesime doğrudan ekonomik katkı sağlayacak. Tarım–turizm–kültür ekseninde bütüncül bir kalkınma modeli oluşturulacak. 2029 Dünya Gastronomi Şehri adaylığı Şanlıurfa için bir sonuç değil, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir vizyonun kilometre taşı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bütün kalbinle Fas]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/butun-kalbinle-fas/</link>
        <description><![CDATA[Maroc
De tout ton cœur
ⵎⴻⵔⵔⵓⴽ ⵙ ⵡⵓⵍⵉⴽ ⴰⴽⴽ]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Paz, 14 Ara 2025 01:31:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kış mevsiminin gelmekten kaçındığı bir kasım günü, Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu üyeleri olarak Fas ’ın Fes kentine doğru yola çıktık. İçimdeki paralel evren için riskli bir konuydu, uçuş noktamızın Kazablanka olması. Türk Hava Yolları'nın Gotham City ve Metropolis ilanları gibi, nereye uçarsam uçayım, ekrandaki Kazablanka yazısını da bir mit olarak konumlandırıyordum zihnimde.



Biniş kartının üzerindeki yazıyla durum netleşmişti ve bu gerçek kabuğun içerisinde, başka mistik hikâyelerin peşine düşmüş oluyordum. Elbette, arada kalmakta güçlük çekebileceğim başka konular da vardı. Hangi sokaklarda ya da aynı sokağın hangi çağında dolaşmalı ve Fas’ı hissetmeliydim? Kazablanka filminin sahnelerinde mi, yoksa daha kadim bir Fas çağında mı?



Bir sinema salonundan fazlasını dolduracak kadar yolcuyla havalandığımızda, her zamanki gibi insanların yüz ifadelerini izledim. Telaşlarını, mutluluklarını, heyecanlarını, bıkkınlıklarını, özetle insana dair hayat izlerini. Neden bir Faslı, Türkiye’ye gitmiş olabilirdi veya neden bir Türk, Fas’a seyahat ediyordu? On yedi ülkeden katılımcının ilk buluşma noktasının Kazablanka olması, benim için bu yolculuğun heyecanını katlamaya yetmişti. Dört buçuk saatlik uçuştan sonra, Atlantik kıyısına yumuşak bir inişle ulaştık.



Eşim Behiye, seyahatimizle ilgili ayrıntıları sorduğunda, "Belki de ilk kez hiçbir hazırlık yapmadan yola çıkıyorum" dedim. Dolaştığımız sokaklar, yiyeceğimiz yemekler, müzikler, hepsi ilk kez şahit olduğum şeyler olmalıydı. Yalnız, fotoğraflarımızı paylaşırken kullandığı müzik, cümlelerimi yazarken beni etkiledi diyebilirim.



Yazıyı da işte bu müziğin ruhuyla yazdım. Aslında bir film müziği ve konusunun Fas ve Kazablanka ile ilgisi de yok. Ne var ki İbrahim Maalouf, babası Nassim Maalouf’un icadı olan dört sübaplı trompetiyle Lübnan'dan Mağrip'e doğru o kadar güzel üflemiş ki... Ben de Kuzey Afrika'nın etkileyici hikâyelerine o nefesi eklemeden edemedim.







Bir rüyaUn réve!ⵜⴰⵔⴳⵉⵜTargit



Behiye her zamanki gibi hislerime güvenip, “Evet, sendeyiz bayım!” diye seslendiğinde, çoktan rotayı çizmiştim. Inrgid Bergman ve Humphrey Bogart’tan romantik bir akşam çalmak üzere Kazablanka sokaklarındaydık. Zamanı iyi değerlendirmek için bir taksiye bindik. Yirmili yaşlardaki genç taksici, sigarasını ön camdan dışarı çıkardı ve hareket etmeden önce cam bardaktaki köpüklü kahvesini bizi fazla bekletmeden yudumladı.



Önce mekânın adını söylemeye niyetlensem de bana fırsat vermeden telefonumu alıp, açık olan yol tarifini takip ederek birkaç dakika içinde mekânın önüne götürdü. Kapıya yaklaştığımızda, bütün masaların dolu olduğunu yazan ayaklı tabela karşıladı bizi. Onu okuyup kafamı kaldırdığımda, her filmde kapıda duran uzun boylu, siyah takım elbiseli ve saçları briyantinli adamla göz göze geldik. Söze ondan önce girerek, “Bizim için çok özel bir yeriniz olduğunu biliyorum!” dedim. 



Bir tebessümle duraklayıp, kapıdaki turuncu telefonun ahizesini kaldırdı. Ardından biraz keyifsiz bir yüz ifadesiyle döndü ama pek inandırıcı değildi. Aslında o rolünü gayet iyi oynadı ama benim inanmamak için kat edilmiş birkaç bin kilometrem vardı. “Yemek için masamız yok!” cevabı gelirse, ısrarcı olmakta kararlıydım; çünkü Kazablanka’daki tek gecemizdi. Çok geçmeden gülümsedi ve zarif bir reveransla bizi içeri davet etti: “Hanımefendi ve beyefendi! Sizler için çok özel iki sandalye ayrıldı.”



Bizi davet ettiği binanın ne kendisi, ne de içindekiler, filmde gördüklerinizin aslı değildi elbette. Ama biz hikâyenin kendisinin peşindeydik. Bize göre Sam piyanonun başındaydı, Rick de oralarda bir yerlerde oturmuş, insanları izliyordu. İçerideki misafirler de tam olması gerektiği gibi, oldukça asortik bir topluluktu. Bir yerin kapısından ancak bu kadar büyülü girilirdi ve bize bunu yaşatan bir yerdeydik artık. Tam karşıda, barın önünde iki sandalye gördük. İkinci bir reveransla artık mekanın her yerinden görülen, dolayısıyla her noktayı görebileceğimiz tek yerdeydik. Piyanist de taburesine oturunca, manzara tamamlanmıştı. Biraz film, biraz gerçek, içerideki topluluk da tam bir dünya harmonisiydi.







Akşamı çok az kelimeyle ve daha çok zihnimizde kalacak karelere ayırdık. Fotoğraf çekmek bile çok kabacaydı ve ortamın ruhunu bozma tehlikesi vardı. Gecenin sonunda, tablosuna son fırça dokunuşlarını yapan bir ressam nahifliğiyle o anı kaydeden hanımefendi dışında, kimsenin elinde de kamera görmedik. Ancak biz, Rick ve Ilsa gibi mekânın sahibi edasında, herkesin gitmesini bekledik. Ödülümüzü de aldık tabii... Bizi zamanın gerisinde bir güne adresleyen fotoğraflarımız oldu.



Bu eşsiz ve unutulmaz film, konusuyla neredeyse eş zamanlı şekilde beyazperdeye yansıyan, İkinci Dünya Savaşı'nın içinden bir kesitti. Savaşın farklı esintilerinden etkilenen Fas, Avrupa kıtasının seçkin tabakasından insanların Kazablanka’daki kaynaşmasına ve sürdürdüğü yaşam tarzına ev sahipliği yapıyordu. Biz de dünyanın tüm sevimsiz gündeminden sıyrılıp, kurtarılmış birkaç gün yaşamaya gelmiştik. Üstelik Sam bir kez daha çalıyordu ve kimse ona itiraz etmiyordu bu sefer: “…Hala aynı eski hikaye. Aşk ve şöhret için bir savaş. Bir ölüm kalım meselesi. Dünya, aşıkları daima sevgiyle karşılayacaktır. Zaman geçip gittikçe…”



FESⴼⴻⵙ



Ertesi gün bindiğimiz otobüs, bizi uçsuz bucaksız ve düzenli tarlaların arasından Fes’e doğru götürüyordu. Bu güneşli günde çiftçilere küçük ak balıkçıllar, çeltikçiler ve ihtişamlı yırtıcı kuşlar eşlik ediyordu. Bu manzara sayesinde çoktan Kazablanka’dan sıyrılmıştım ve beynimde Mağrip'in eşsiz müzisyenlerinden biri olan Dhafer Youseff’in "Kuşların Ağıtı" süiti çalıyordu. Bir hafta önce çıktığım Kırşehir seyahatinde, bende özel bir yeri olan Seyfe Gölü’ne gitmeye yüreğim pek de el vermemişti. Kurumuş göle yaktığı ağıtta, Fatma Teyze’nin dizeleri yıllar sonra aynı gerçeği dile getiriyordu: “Ailece aşmış gidiyor sele doğru, yaktı beni kuşlar göle doğru. Hani senin senin ördeğin kazın, başına biriken gelinin kızın? Sen de benim gibi kurudun mu çölde?"







Durakları yok olmuş bir yolculuğun ortasında bir yerde, nasibini tarlalarda arayan su kuşlarını, biraz da buruk bir teselliyle izliyordum. Kim bilir belki de Seyfe’yi pas geçenlerden bazıları buraya kadar gelmişti. Bu Fas panoraması beni etkilemişti. Tarlaları birbirinden ayıran yüzlerce metrelik hatlara sıralanan kaktüsler, pastoral senfoninin porte çizgileriydi. Dünyadaki seçkin turizm yazarlarını bir araya getiren bu seyahat, gastronomiden nasibini alırken, portelere yazılan notalar dilden dile yayılacaktı. İnsanın emeği, onun en kadim varlığıydı. Toprakla arasına kimseyi sokmadığı sürece, zamana da yenilmemişti. Yeri gelince kurak topraklara ağıtlar da yakmıştı ama yağmur, er ya da geç geri gelmişti.



Mağrip müzisyenlerinin cümleleri ilham vericidir. Tıpkı Anouar Brahem gibi... Önüne çıkan bir nesneyi, küçük bir sözü melodileriyle derinleştiren bu udî ozanı ne zaman dinlesem, uzun uzun yazarım. Ne de olsa her şarkı bir yolculuk ve kimi nereye götüreceğini bilemeyiz. Ben de kendimi onların akışına bırakmayı seviyorum. Yazı başlıklarımdaki kelimelerin izini sürerseniz, melodilerine de ulaşırsınız. Biraz el yordamıyla da olsa onları Tamazigt dilinde ve Tifinag alfabesiyle yazmaya çalıştım. Şimdi yazının başına dönüp, bu şarkılardan birini ya da İbrahim Maalouf’tan bir şeyler dinlerseniz, tam da aynı tempoyla yürürüz sokaklarda.



Fes Medinaⵍⵎⴻⴷⵉⵏⴰlmedina



Otelden dışarı adım attıktan on beş dakika sonra, binlerce dar sokaktan oluşan bir zaman tünelindeydik. Dünyanın popüler film platosu sayılabilecek bu şehrin dar sokaklarında, gönüllü bir kaybolmanın keyfini çıkardık. Üstelik bizi nelerin beklediğini bilmiyorduk. Sonra fark ettik ki, kalabalığın akışına kapılarak bir nehrin ana kolunu takip eden bir alışkanlıkla ilerliyorduk. Tarifi imkansız, binlerce renkli sokağın içindeki kayıtsız zamana kapılıp gitmekti yaptığımız.







Bazen de takılıp kaldık yoldaki renklere. Son anda valize koymayı unuttuğumuz için, her yeri süsleyen rengarenk terliklerden birer çift almak istedik. Bu terlikler ve argan yağları sayesinde hem pazarlığı hem de "Siz ne kadar ödemek istiyorsunuz?" sorusuna nasıl cevap vereceğimizi öğrenmiştik. Taksiden kıyafete, hediyelik eşyalara kadar hepsinde işleyen bir pazarlık geleneği vardı. Üstelik gösterilen nezaket, samimiyetten uzak ve yapmacık değildi. Matematiğin binbir hali var işte... Fazla bile ödemiş olsanız, miktar olarak da şeklen de aldatılmış sayılmazsınız. Ne de olsa siz, yalnızca gönlünüzden kopanı vermiş oluyorsunuz.



Akıp gittiğiniz sokaklarda sonsuza kadar yürüyebilirsiniz. Asla bitmeyecek bir labirent... Arada sert bir omuz yerseniz, o da günün son enerjisini kullanıp, yokuşu çıkan birinin devrilmeye dirençli adımlarındandır. Sokağın kokuları değişmeye başladığında, birileri avucunuza bir tutam taze nane tutuşturuyorsa, bilin ki meşhur tabakhanelere ulaşmış bulunuyorsunuz. Kuzu derileri gibi asit havuzlarının kokusuyla şoklandıktan sonra, burnunuz alışmaya başlıyor ve rengarenk havuzları gören teraslara ulaşıyorsunuz.







Bir süre sonra adımlarınızın sizi götüreceği yer belli... Rick’in mekânına bizi götüren taksicinin kahvesinden bahsetmiştim. Kendimize rastgele bir yol çizip, yemek yemek üzere çıktığımız sokaklardaki kahvehanelerde gerçekten herkes bu cam bardaktaki kahveyi içiyordu. Hatta aklınızda bulunsun, küçük ticari arabaların arka bagajındaki mobil kahvecilerde güzel bir espresso bulunabiliyor. 



Tabakhane’den ayrıldıktan sonra hep yapmayı sevdiğim “bir kahve-bir sokak” ritüelimiz için Behiye’yle kendimizi minik bir dükkanın önündeki iki sandalyeye bıraktık. Hedefimize ulaşmıştık. Gerçekten lezzetli bir kahve eşliğinde sokağı dinliyorduk. Geri dönüş vakti geldiğinde, kahveyi yapan delikanlıya tuvaletin yerini sordum. Beni hemen karşıdaki bir atölyeye götürdü. Babası, ailesi ve diğer çalışanlarla tanıştım. Birkaç dakika izledim çalışan erdemli ellerini. Özür dileyerek bir fotoğraf çekmek istedim. Sonra en istekli görünenle sınırlı tek bir kare alıp, vedalaştım.







A Ram Sam Sam!



Yalnız, Abdi kaldı aklımda! Adımlarımız bizi maskelerin olduğu bir dükkanın önündeki avluya çıkardı. Fas’ta beni en çok etkileyen ve arkasını göremediğim bir derinlikti. O kadar eminim ki, bakışlarından içeride anlatılası bir yaşam vardı. Onun için Medina’da dükkanların kapanma saatindeki iki müşteriydik belki. “Au revoir Abdi!” diyerek uzaklaşırken yüzümdeki alfabeyi eksiksiz okuyan Behiye, “Onun sessizliğinde var olan hikâyesi seni de derinlere götürdü değil mi?” diye sordu.



“Yine mi fotoğraf çektin?” demeyin lütfen ama bir kareyle dükkanını ve onun bakışlarındaki hikâyeyi yanımıza alıp, gitmek istedim. Bize hayır demeyecek kadar nötr bir nezaket ama ticari bir gülümsemenin çok ötesinde, uzaklara doru donuk bir bakış. Bu dakikadan itibaren otele dönme kısmını anlatmak, bu yazının içinden çıkacak ilk şeydi ve öyle yaptım. Ben Abdi! Dizdiğim maskeleri tek tek topladım, kepenkleri kapattım, taş sokaklarda ilerlemeye başladım. Her akşam olduğu gibi sıcak Kasra ekmeğimi alıp, eve doğru ilerledim. Çocukluğumdaki gibi, insanların arasından bir sağa, bir sola yürüdüm ve arada bir sekerek, o en kadim şarkıyı mırıldandım:



A Ram Sam Sam! A Ram Sam Sam!Guli Guli Guli Guli (söyle söyle söyle söyle)Ar-rafīq ar-rafīq (arkadaşım, arkadaşım)ⴰⵎ ⵡⴰ ⴰⵎⴷⴰⴽⴻⵍⵯⵉⵡam wa amdakelʷiw]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Erciyes Kayak Merkezi suni karlama ile yeni sezona hazırlanıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/erciyes-kayak-merkezi-suni-karlama-ile-yeni-sezona-hazirlaniyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Erciyes Kayak Merkezi ‘nde geçen yıl 30 Kasım’da yapılan sezon açılışı bu yıl kuraklık nedeniyle gecikince, pistler için karlama makineleriyle suni karlama yapılmaya başlandı. Her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan kayak merkezinde, uygun hava koşullarında hem gündüz hem de gece devam eden suni karlama çalışmalarıyla pistler beyaz […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 13 Ara 2025 13:53:01 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin önemli kış turizm merkezlerinden Erciyes Kayak Merkezi 'nde geçen yıl 30 Kasım'da yapılan sezon açılışı bu yıl kuraklık nedeniyle gecikince, pistler için karlama makineleriyle suni karlama yapılmaya başlandı. Her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan kayak merkezinde, uygun hava koşullarında hem gündüz hem de gece devam eden suni karlama çalışmalarıyla pistler beyaz örtüyle kaplanıyor.



Develi, Hacılar, Tekir, Hisarcık gibi bölgelerde 154 karlama makinesi gece gündüz çalıştırılarak, zemin kayak için uygun hale getiriliyor. Suni karlama ile daha yüksek donma avantajı elde edilmesinin yanında dayanıklı pistler oluşturularak, pistlerin ilkbaharın sonlarına kadar hizmet vermesi sağlanıyor.







24 SAAT KAR ÜRETİMİ DEVAM EDİYOR



Erciyes Kayak Merkezi Yapay Karlama Bölüm Şefi Murat Saylan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Erciyes'te suni karlama ile yeni sezona hazırlık yaptıklarını söyledi. Merkezdeki pistlerin yüzde 60'ını suni kar makineleriyle kayak için hazır hale getirdiklerini anlatan Saylan, Erciyes'teki iki göletin suni karlama çalışmalarında kullanıldığını belirtti.







TÜRKİYE'DE SİSTEMİN EN BÜYÜĞÜ ERCİYES'TE!



Murat Saylan, 154 suni karlama makinesiyle saatte yaklaşık 9 bin metreküp kar ürettiklerine işaret ederek, hava sıcaklığının sıfırın altında 2,5 dereceye düşmesiyle makinelerin kar üretmeye başladığını dile getirdi. Hava sıcaklığı düştükçe kar üretiminin arttığını vurgulayan Saylan; "Suni karlamada Türkiye'de bu sistemin en büyüğü Erciyes'te. Yakın zamanda sezonu açmayı planlıyoruz" dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[FEST Travel’ın 40. yılı coşkuyla kutlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fest-travel-40-yilini-coskuyla-kutladi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin turizm yolculuğunda önemli izleri bulunan FEST Travel, geride bıraktığı 40. yılını büyük bir coşku ile kutladı. 1985 yılında, turizmin o dönemlerde bir lüks değil, ihtiyaç olduğunu yüksek sesle dile getiren Faruk Pekin tarafından kurulan FEST Travel, Türkiye’nin tanıtımı konusunda hem bireysel hem de kurumsal olarak yoğun çaba harcayanların başında gelmesiyle de biliniyor. KIRK YILDA […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 11 Ara 2025 01:35:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin turizm yolculuğunda önemli izleri bulunan FEST Travel, geride bıraktığı 40. yılını büyük bir coşku ile kutladı. 1985 yılında, turizmin o dönemlerde bir lüks değil, ihtiyaç olduğunu yüksek sesle dile getiren Faruk Pekin tarafından kurulan FEST Travel, Türkiye’nin tanıtımı konusunda hem bireysel hem de kurumsal olarak yoğun çaba harcayanların başında gelmesiyle de biliniyor.







KIRK YILDA DEVRÎALEM



Gayrettepe Engin Pak İş Merkezi'nin konferans salonunda gerçekleşen kutlama etkinlikleri kapsamında, bir de kitap lansmanı yapıldı. FEST Travel’ın 40 yılını anlatan "Kırk Yılda Devrîalem - Geçmişten Geleceğe Kültür Turizmi" adlı kitabın lansmanına, ViyolArt Trio da ezgileriyle eşlik etti. Kokteylin ardından FEST Travel'ın 40 yılını anlatan “Kırk Yılda Devrîalem” adlı film gösterildi. Kamera ve kurgusu Dr. Hazan Havlucu'ya ait olan filmde, Türkiye ve dünya gezilerinden değişik örnekler aktarıldı.







40 YILDAN 41 KARE 



Konuklar, konferans salonunda sergilenen “40 Yıldan 41 Kare” fotoğraf seçkisiyle geçmiş yolculukların ruhunu yeniden hissetme fırsatı buldu. Sunuculuğunu FEST Travel Genel Müdürü Zekeriya Şen’in üstlendiği gecede, konukların konuşmaları da geceye büyük renk kattı. Turizm eski bakanlarından Bahattin Yücel ve TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın anılarını paylaşması, konuklara nostalji yaşattı. Türkiye’de kültür turizminin gelişmesinde görev alan akademisyenlerden Prof. Dr. Uşun Tükel, bu gelişimin nasıl gerçekleştirildiğini örneklerle vurguladı. "Kırk Yılda Devrîalem" kitabının editörü İlkay Baliç ise kitabın yazım süreçlerini anekdotlarla anlattı. Konuşmalar, kültür turizminin geçmişten bugüne geçirdiği dönüşümü bütüncül bir çerçeve içinde ele aldı.







ZARİF VE DUYGUSAL BİR FİNAL DOKUNUŞU



FEST Travel Kurucusu Faruk Pekin’in konuşması, FEST Travel’ın kuruluş felsefesinin ve Türkiye’de kültürel turizme kazandırdığı vizyonun altını çizerken; Ferhat Pekin, kurumun geleceğe dair yenilikçi yol haritasını paylaştı. Gece, A. Büşra Yakar Akın yönetimindeki REZONANS'ın dört parçalık konseriyle sona erdi: "Göle Yas" (Turgut Erdener), "Eylül Sonu" (İlhan Baran), "Radiant Down" (James Macmillan), "Güzelleme" (Hasan Uçarsu). Konser, geceye zarif ve duygusal bir final dokunuşu yaparak 40. yıl kutlamasını unutulmaz kıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Azerbaycan Turizm Ofisi’nden kutlama]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/azerbaycan-turizm-ofisi-nden-kutlama/</link>
        <description><![CDATA[Azerbaycan’ın Türkiye’de turizm ofisi açması, iki ülkenin turizm değerlerinin keşfedilmesi adına büyük bir kazanç olarak yorumlandı. Ofisin açılışı sonrasında bir kutlama yemeği verildi. The Peninsula Hotel’de gerçekleşen yemeğe turizm ofisi yöneticileri, Azerbaycan ve Türkiye’nin turizm ile ilgili kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Azerbaycan Devlet Turizm Ajansı Başkanı Fuad Nagiyev, Başkan Yardımcısı Reşad Aliyev, Azerbaycan Cumhuriyeti […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 10 Ara 2025 22:43:44 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Azerbaycan’ın Türkiye’de turizm ofisi açması, iki ülkenin turizm değerlerinin keşfedilmesi adına büyük bir kazanç olarak yorumlandı. Ofisin açılışı sonrasında bir kutlama yemeği verildi. The Peninsula Hotel’de gerçekleşen yemeğe turizm ofisi yöneticileri, Azerbaycan ve Türkiye’nin turizm ile ilgili kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.



Azerbaycan Devlet Turizm Ajansı Başkanı Fuad Nagiyev, Başkan Yardımcısı Reşad Aliyev, Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Narmin Mustafayeva ve Azerbaycan Türkiye Turizm Ofisi Müdürü Ruslan Alizade’nin ev sahipliği yaptığı gecede, Azerbaycan mutfağının özel lezzetleri konuklara ikram edildi.







"AVRUPA'NIN ALPLER'İ, BİZİM KAFKASLAR'IMIZ"



Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, onur konuğu olarak bulunduğu gecede kısa bir konuşma yaparak; “Azerbaycan ile Türkiye arasındaki turizm trafiğinin her geçen yıl artış göstererek istikrarlı biçimde yükseliyor olması memnuniyet verici” dedi. Çam, konuşmasının devamında Azerbaycan’ın son yıllarda turizm alanında önemli yatırımlar yaptığına dikkat çekerek; "Avrupa’nın Alpler'i varsa, bizim de Kafkaslar'ımız var. Bunu iyi değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.



Azerbaycan Devlet Turizm Ajansı Başkanı Fuad Nagiyev tarafından Serdar Çam’a, katılımından ve katkılarından dolayı bir teşekkür plaketi takdim edildi.



Sevinç Satıroğlu’nun sunuculuğunu yaptığı gecenin müzik bölümünün konukları, Azerbaycan’ın ünlü jazz piyanisti ve bestecisi Isfar Sarabski ile tar sanatçısı Behruz Zeynal’ın performansı, konuklar tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.















Geceye turizm ve ekonomi basınından da katılım vardı. Para Vizyon Dergisi'nden Nusret Kafasıbüyük, Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz, Tourmag Turizm Dergisi'nden Kadir ve Canan Toprakkaya, Blogger Yaprak Gürdal, Turizm Yazarı Cem Polatoğlu ve BTB Tour'dan Sedat Gözcü, Azerbaycan Turizm Ofisi'nin açılış memnuniyetine ortak oldular.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TatilBudur dijital dönüşüm ile güçlenmeye devam ediyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tatilbudur-dijital-donusum-ile-guclenmeye-devam-ediyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen seyahat markalarından TatilBudur, İş Girişim Sermayesi’nin iştirakleri arasına katılmasıyla başlayan yeni yapılanma sürecini, yenilenen marka yaklaşımını ve 2025 turizm sezonuna ilişkin değerlendirmelerini Four Seasons Hotel’de düzenlenen basın toplantısında paylaştı. Türkiye genelinde 56 ilde 500’ün üzerindeki acente ağı ve 2.500’den fazla tatil danışmanı ile hizmet veren TatilBudur, toplantıda yeni dönemin stratejik hedeflerini, yatırım […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 10 Ara 2025 11:51:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin önde gelen seyahat markalarından TatilBudur, İş Girişim Sermayesi'nin iştirakleri arasına katılmasıyla başlayan yeni yapılanma sürecini, yenilenen marka yaklaşımını ve 2025 turizm sezonuna ilişkin değerlendirmelerini Four Seasons Hotel'de düzenlenen basın toplantısında paylaştı.



Türkiye genelinde 56 ilde 500'ün üzerindeki acente ağı ve 2.500'den fazla tatil danışmanı ile hizmet veren TatilBudur, toplantıda yeni dönemin stratejik hedeflerini, yatırım planlarını, dijital dönüşüm adımlarını ve turizm pazarına yönelik öngörülerini paylaştı. Toplantıya; TatilBudur Yönetim Kurulu Başkanı ve İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Genel Müdürü Kubilay Aykol ile TatilBudur Genel Müdürü Onur Otruş katıldı.



TatilBudur Yönetim Kurulu Başkanı ve İş Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Genel Müdürü Kubilay Aykol, toplantıda “İş Girişim olarak 2000 yılından bu yana aktif bir girişim sermayesi şirketiyiz. Turizmin yalnızca sektöre ve ekonomiye katkı sağlamakla kalmayıp, cari açığın azaltılmasına destek olan ve ülke ekonomisinde bir direnç noktası haline gelen kritik bir alan olduğunu hepimiz biliyoruz. TatilBudur ile yolculuğumuz 2015 yılında başladı. Bu süreçte pandemi gibi zorlu bir dönemden geçtik, ancak sonrasında birlikte büyümeye devam ettik. TatilBudur bizim için yalnızca bir turizm markası değil, aynı zamanda güçlü bir turizm teknoloji platformu. TatilBudur’un en belirgin özelliği, insanı merkeze koyan bir şirket kültürüne sahip olması. Reklamlarında gördüğünüz gülümseyen yüzler ve hissettirdiği sıcaklık, şirketin gerçek yapısıyla birebir örtüşüyor. Çünkü burada gerçekten mutlu, işini iyi yapan ve değer üreten bir ekip var. Biz de insana yatırım yapan bu turizm teknoloji şirketinin yanında olmayı bu nedenle tercih ediyoruz. TatilBudur, 28 yıldır bu sektörde faaliyet gösteriyor ve turizm için 28 yıl uzun ve kıymetli bir süre. TatilBudur’un büyüme yolculuğunun güçlü bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.







DOĞRU STRATEJİ, DOĞRU YATIRIM, GÜÇLÜ ORGANİZASYON YAPISI



Yeni yapılanma döneminin TatilBudur için önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten TatilBudur Genel Müdürü Onur Otruş ise şunları dile getirdi: “TatilBudur pazarı takip eden değil, pazara yön veren bir marka konumuna yükseldi. Bu başarı yalnızca büyüme rakamlarından değil; doğru strateji, doğru yatırım ve güçlü organizasyon yapısından besleniyor. Rakamsal başarı önem taşısa da markanın gerçek gücünü belirleyen unsurun, tüketicinin duyduğu güven olduğuna inanıyoruz. Sorbunu platformunun gerçekleştirdiği bağımsız araştırmaya göre TatilBudur, yüzde 97 tavsiye oranıyla sektörün en yüksek memnuniyet seviyesine ulaştı. Bu sonuç bizim için yalnızca bir skor değil, müşteri deneyimini doğru yönettiğimizin en somut göstergesi. 







SEKTÖRÜN GELECEĞİNİN DE SORUMLULUĞUNU ÜSTLENİYORUZ



2026 ve sonrası için TatilBudur markasının geleceğini şekillendirecek stratejilerimizi oluşturduk ve bu doğrultuda yatırımlarımızı bir yıldır hayata geçiriyoruz. Konaklama tarafında da büyümeye devam ediyoruz; 2026 yılında otel işletme sayımızı 7’ye çıkarmayı hedefliyoruz. TatilBudur olarak yalnızca bugünün değil, sektörün geleceğinin de sorumluluğunu üstleniyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz Dijital Eğitim Platformu ile sektördeki önemli eğitim ihtiyacını karşılamaya başlayacağız. Bu platform ile mevcut işgücünün eğitimini oteller ve diğer işverenler için erişilebilir kılmayı, turizm eğitimi alan öğrencilerin ve sektöre ilgi duyan potansiyel işgücü adayların eğitim ihtiyaçlarını desteklemeyi hedefliyoruz. Bu bizim toplumsal fayda hedefli girişim projemiz."







TATİLBUDUR HİSSİ



Ayrıca teknolojik yatırımlarından da bahseden Otruş; “Teknoloji, yaptığımız tüm yatırımların merkezinde yer alıyor. 2018’den bu yana yerinde Ar-Ge yapımız ve 65’i aşkın yazılımcıdan oluşan ekibimizle, TatilBudur’un yanı sıra konaklama ve uluslararası operasyonlarımız için teknoloji temelli projeler geliştiriyoruz. Bu kapsamda, Almanya’nın önde gelen tur operatörlerinden ForYou Travel ile önemli bir iş birliğine imza attık ve şirketin Türkiye envanterinin sağlanmasına yönelik anlaşma gerçekleştirdik. 2026 yılında Almanya pazarında agresif bir büyüme hedefliyoruz. Ayrıca, 2025’in son çeyreğinde Almanya’da TatilBudur adıyla bir iştirak kurduk ve B2C kanallar üzerinden Türkiye’ye misafir getirmeye hazırlanıyoruz. Aynı zamanda son bir yıldır yoğun şekilde çalıştığımız marka dönüşüm sürecini tamamladık. TatilBudur’un iletişim stratejisini, deneyim tasarımını ve marka vaadini 'TatilBudur Hissi' adı altında tek bir çatı altında topladık. Bu yaklaşım, tüketiciyle kurulan ilişkiyi basit bir rezervasyon deneyiminin ötesine taşıyarak markanın insana dokunan yönünü stratejik bir yapı haline getiriyor. Bundan sonraki tüm iletişim çalışmalarımız bu çerçevede ilerleyecek” açıklamalarında bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kabataş Transfer Merkezi’nin ikinci etabı da tamamlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kabatas-transfer-merkezinin-ikinci-etabi-da-tamamlandi/</link>
        <description><![CDATA[Galataport ile kabuk değiştiren İstanbul’un Beşiktaş sahili, Kabataş Transfer Merkezi ile bu değişimin adeta bir taçlandırma dönemine yaklaştı. Yapımı uzun zamandır devam eden “Kabataş Transfer Merkezi İkinci Etap Projesi” tamamlandı. 17 BİN 243 METREKARELİK KULLANIM ALANI Toplamda 17 bin 243 metrekarelik kullanım alanına sahip olan merkezin 1,5 milyar liraya mal olduğu, aktarılan bilgiler arasında yer […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 10 Ara 2025 02:32:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Galataport ile kabuk değiştiren İstanbul’un Beşiktaş sahili, Kabataş Transfer Merkezi ile bu değişimin adeta bir taçlandırma dönemine yaklaştı. Yapımı uzun zamandır devam eden “Kabataş Transfer Merkezi İkinci Etap Projesi” tamamlandı.



17 BİN 243 METREKARELİK KULLANIM ALANI



Toplamda 17 bin 243 metrekarelik kullanım alanına sahip olan merkezin 1,5 milyar liraya mal olduğu, aktarılan bilgiler arasında yer alıyor. Transfer merkezi; bünyesinde barındırdığı geniş otopark, sergi salonları, kafeteryalar, ticari alanlar, ofisler, bekleme alanları ve yolcu salonları ile hizmet verecek.



TARİHİ DOKU ÇAĞDAŞ MİMARİYLE BİRLEŞİYOR



Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fındıklı Parkı, Kabataş füniküler ve tramvay durağı, Şehir Hatları iskelesi ile yapımı süren Kabataş Metro İstasyonu’nun kesişim noktasında yer alan Kabataş Transfer Merkezi, İstanbul’un tarihi dokusunu çağdaş mimariyle birleştiriyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Azerbaycan, İstanbul’da turizm ofisi açtı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/azerbaycan-istanbulda-turizm-ofisi-acti/</link>
        <description><![CDATA[Azerbaycan ile Türkiye arasındaki turizm trafiğinin büyük artış göstermesi sonucunda Azerbaycan hükümeti, İstanbul’da turizm ofisi açmaya karar verdi. Karaköy Meydanı’nda, Galataport’a çok yakın bir lokasyonda hizmete giren turizm ofisi için bir açılış etkinliği düzenlendi. 9 Aralık Salı günü gerçekleşen açılış törenine; Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Azerbaycan Devlet Turizm Ajansı Başkanı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 10 Ara 2025 02:25:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Azerbaycan ile Türkiye arasındaki turizm trafiğinin büyük artış göstermesi sonucunda Azerbaycan hükümeti, İstanbul'da turizm ofisi açmaya karar verdi. Karaköy Meydanı'nda, Galataport'a çok yakın bir lokasyonda hizmete giren turizm ofisi için bir açılış etkinliği düzenlendi.



9 Aralık Salı günü gerçekleşen açılış törenine; Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Azerbaycan Devlet Turizm Ajansı Başkanı Fuad Nagiyev, Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Narmin Mustafayeva, Azerbaycan Turizm Bürosu CEO'su Florian Sengstschmid ile Türkiye ve Azerbaycan’dan sektör temsilcileri ve basın mensupları katıldı.







YENİ BİR DÖNÜM NOKTASI



Açılış konuşmasında Fuad Nagiyev, temsilcilik ofisinin faaliyete geçmesinin iki ülke arasındaki iş birliğinin gelişiminde yeni bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Nagiyev, bu ofisin ikili ilişkilerin daha yapılandırılmış ve etkin şekilde ilerlemesine katkı sağlayacağını, aynı zamanda Azerbaycan’ın turizm markasının Türkiye’deki bilinirliğini artırmada önemli bir rol üstleneceğini vurguladı. Fuad Nagiyev ayrıca, Türk ziyaretçilerin Azerbaycan’a olan ilgisinin istikrarlı bir şekilde arttığını, son beş yılda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ülkeye gelen yabancı ziyaretçiler arasında ikinci sırada yer aldığını ifade etti.







ZENGİN TURİZM POTANSİYELİNİ TANITMAYI HEDEFLİYOR



Tören kültürel programla devam ederken, katılımcılar ikili turizm ilişkilerinin geleceğine dair görüşlerini paylaşarak iş birliğinin güçlendirilmesi için atılacak adımları değerlendirdi. İstanbul’daki temsilcilik ofisinin açılması, Türk turizm sektörü ile iş birliğini güçlendirmeyi, Azerbaycan’ın zengin turizm potansiyelini daha geniş kitlelere tanıtmayı ve tanıtım faaliyetlerini artırmayı hedefliyor. Ofis, Türkiye pazarında pazarlama ve medya kampanyaları yürütecek, etkinlikler düzenleyecek, seyahat acentaları ve medya kuruluşlarıyla doğrudan iletişim içinde olacak. Türk vatandaşlarının yalnızca kimlik kartlarıyla Azerbaycan’a seyahat edebilmesi ve Azerbaycan Havayolları ile Türk Hava yolları tarafından gerçekleştirilen düzenli uçuşlar, 2020-2024 yılları arasında Türk ziyaretçi sayısının üç kat artmasına önemli ölçüde katkı sağlamıştı.







AZERBAYCAN TURİZM BÜROSU (ATB) HAKKINDA...



Azerbaycan Turizm Bürosu (ATB), Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Turizm Ajansı’na bağlı olarak faaliyet gösteren ulusal turizm tanıtım kuruluşu olarak biliniyor. ATB’nin temel amacı, Azerbaycan’ın turizm sektörünün büyümesine katkı sağlamak; ülkenin kültürel zenginliklerini, köklü mirasını ve turizm potansiyelini uluslararası ziyaretçilere tanıtmak şeklinde açıklanıyor.







Turizm ofisi açılışına, turizm dünyasının paydaşlarından da katılım oldu. Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin ve TÜRSAB Başkan Yardımcısı Davut Günaydın konuklar arasındaydı.



Azerbaycan Turizm Ofisi açılışına, TOURMAG Turizm Dergisi olarak katılım sağladık. Canan Toprakkaya ve Kadir Toprakkaya…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Güllük Dağı’nın saklı hazinesi: Termessos]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gulluk-daginin-sakli-hazinesi-termessos/</link>
        <description><![CDATA[Doğa ve tarihin buluştuğu Termessos, ziyaretçilerine unutulmaz manzaralar sunuyor. Antalya’da Güllük Dağı Milli Parkı sınırlarındaki Termessos Antik Kenti, doğa ve tarihin bir araya geldiği görüntüsüyle ziyaretçilerin uğrak yerleri arasında yer alıyor. Büyük İskender’in doğu seferinde surları aşamadığı tek şehir olarak bilinen Termessos Antik Kenti, kent merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Güllük Dağı Milli Parkı sınırlarında bulunuyor. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Pts, 08 Ara 2025 11:49:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Doğa ve tarihin buluştuğu Termessos, ziyaretçilerine unutulmaz manzaralar sunuyor. Antalya'da Güllük Dağı Milli Parkı sınırlarındaki Termessos Antik Kenti, doğa ve tarihin bir araya geldiği görüntüsüyle ziyaretçilerin uğrak yerleri arasında yer alıyor.



Büyük İskender'in doğu seferinde surları aşamadığı tek şehir olarak bilinen Termessos Antik Kenti, kent merkezine 30 kilometre uzaklıktaki Güllük Dağı Milli Parkı sınırlarında bulunuyor. Kartal yuvasını andıran konumu, zorlu coğrafyası dolayısıyla Türkiye'nin en iyi korunan antik kentlerinden biri olan Termessos; endemik bitkileri, yaban hayatı ve asırlık meşe ağaçlarının tarihi eserlerle iç içe geçmiş görüntüsüyle ilgi çekiyor. Ziyaretçiler, tarihi yapıları gezerken sincap, tilki ve geyik ile Termessos çiğdemi gibi endemik bitkileri görme şansı yakalayabiliyor.



Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Termessos Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Koçak, Termessos'un bölgenin en büyük antik kentlerinden olduğunu söyledi. Antik kentteki yerleşimin 1.050 ile 1.200 metre arasında kurulduğunu belirten Koçak, kentin bulunduğu konumun kartal yuvasına benzetildiğini kaydetti. Termessosluların savaşçı ve özgürlüklerine düşkün olduğuna işaret eden Koçak; "Bağımsızlıklarını Roma döneminde bile korumuşlar. Termessos'taki sikkelerde hiçbir zaman imparator portresi basılmamış. Hep kendi kahramanlarını, tanrılarını sikkelerin üzerine basarak bağımsız olduklarını belirtmişler" dedi.







"LAHİTLERİN, MEZAR YAPILARIN HEPSİ ÇOK SÜSLÜ"



Antik kente gelen ziyaretçilerin öncelikle doğayı sevmesi gerektiğini anlatan Doç. Dr. Koçak; "Termessos, milli park sınırları içerisinde. Yaban hayatı da olduğu için belli bir saatte girişleri kapatıyoruz. Ziyaretçiler kentin nekropollerini mutlaka görmeliler. Lahitlerin, mezar yapıların hepsi çok süslü. Üzerlerinde çeşitli kabartmalar var" diye konuştu. Koçak, bölgede benzeri pek bulunmayan bir su kaynağı yapısı olduğunu dile getirerek, Termessos'un antik tiyatrosu, agorası, devasa sarnıçları, meclis binası, tapınakları, sütunlu caddesi, mezarlarıyla mutlaka görülmesi gereken bir antik kent olduğunu anlattı. Antik kentin özellikle ekim, kasım ve aralık aylarında sonbahar renklerine bezendiğine dikkati çeken Koçak; "Doğanın bütün renklerini tarihi kalıntıların arasında Termessos'ta görebilirsiniz. Ziyaretçiler, doğanın sunduğu güzellikler içerisinde binlerce yıllık kalıntılar arasında yürüyüş yapmanın mutluluğunu yaşıyor" ifadelerini kullandı.



Antalya'da Güllük Dağı Milli Parkı sınırlarındaki Termessos Antik Kenti, doğa ve tarihin bir araya geldiği görüntüsüyle ziyaretçilerin uğrak yerleri arasında yer alıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Michelin Guide 2026 Turkey Selection announced]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/michelin-guide-2026-turkey-selection-announced/</link>
        <description><![CDATA[The prestigious global restaurant rating system, the Michelin Guide, has announced its 2026 Turkey Selection at a ceremony attended by Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy. With the 2026 selection, the Michelin Guide Turkey now includes 2 restaurants with two Michelin stars, 15 restaurants with one star, 39 Bib Gourmand restaurants and 13 […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Cts, 06 Ara 2025 02:02:41 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[The prestigious global restaurant rating system, the Michelin Guide, has announced its 2026 Turkey Selection at a ceremony attended by Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy. With the 2026 selection, the Michelin Guide Turkey now includes 2 restaurants with two Michelin stars, 15 restaurants with one star, 39 Bib Gourmand restaurants and 13 green-starred restaurants.



The number of recommended venues in Türkiye reached 115 this year with the addition of 38 new establishments. In total, 171 restaurants have now been featured in the Turkey Guide. This year’s selection includes 54 new restaurants, including several from Cappadocia, which made it into the list for the first time. Cappadocia left a strong impression on inspectors with its tradition, hospitality, and terroir.







“This new selection highlights the strength of Türkiye’s gastronomic identity”



Speaking via video call at the ceremony held at the Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus, Michelin Guide International Director Gwendal Poullennec said: “This new selection demonstrates the strength and maturity of Türkiye’s gastronomic identity. In Istanbul, Izmir, Muğla, and now Cappadocia, our inspectors identified chefs who stay true to tradition while boldly embracing creativity, prioritizing terroir, and committing to more responsible cooking methods. The diversity, talent, and sincerity we encountered across the country confirm the growing depth and confidence of its culinary scene.”







18 new restaurants from Cappadocia included



Poullennec noted that Michelin inspectors added 18 new restaurants from Cappadocia to the 2026 selection and continued: “What impressed inspectors the most was the spirit of the region. Beyond legendary Turkish hospitality and enchanting landscapes, Cappadocia offers a warm, relaxed atmosphere that invites visitors to savor life’s simple pleasures. This philosophy is reflected in its cuisine. Tradition, respect, and terroir hold deep meaning here. Many chefs remain loyal to recipes and techniques passed down through generations, offering flavors that have endured for centuries and continue to fascinate guests today.”







Two Michelin Stars awarded to Vino Locale in Izmir



Vino Locale, owned by chef Ozan Kumbasar and previously awarded one Michelin star in Izmir’s first selection in 2024, was elevated to two stars this year. Turk Fatih Tutak also retained its two-star rating, becoming the second restaurant in Türkiye to achieve this level. This year, one Michelin star was awarded to Revithia in Nevşehir, Araf Istanbul, and Mezra Yalıkavak in Muğla. With these additions, the total number of one-star restaurants in Türkiye has reached 15.







16 new Bib Gourmand restaurants added



The Bib Gourmand distinction, introduced by Michelin in 1997, honors restaurants offering excellent food at reasonable prices. These establishments span a wide range of cuisines and aim to welcome guests with high-quality flavors at accessible price points. With this year’s additions, Türkiye now has 39 Bib Gourmand restaurants. The 16 new entries include:– From Izmir: Kemal’in Yeri Mülkiyeliler Birliği, Partal Kardeşler Balık Restoran– From Muğla: Bağarası, Mandalya, Mezegi– From Nevşehir: Babayan Evi, Aravan Evi, Happena, Old Greek House– From Istanbul: Casius Antioch Kitchen, Yanyalı Fehmi Lokantası, Mahir Lokantası, Mutfakkoz, Parvus Kalamış, Ahmet Ustam Ocakbaşı– From Niğde: Tabal Gastronomi Evi







Four restaurants earned the Green Star



The Green Star highlights restaurants dedicated to inspiring sustainability practices. In the 2026 selection, Turk Fatih Tutak (Istanbul), Orfoz (Muğla), Teruar Urla (Izmir), and Babayan Evi (Nevşehir) received this distinction. The Michelin Guide Turkey also presented three special awards honoring individuals who enrich the dining experience with their mastery, dedication, and vision:– Michelin Young Chef Award 2026 (in partnership with Jumbo): Duru Akgül of Yakamengen III in Muğla– Michelin Sommelier Award 2026: Ersin Topkara of Neolokal in Istanbul, holder of one star and one green star– Michelin Service Award 2026 (in partnership with Olivana): Ezgi Serdaroğlu of Teruar Urla in Izmir]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Michelin Rehberi 2026 Türkiye Seçkisi açıklandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/michelin-rehberi-2026-turkiye-seckisi-aciklandi/</link>
        <description><![CDATA[Dünyanın prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden Michelin Rehberi 2026 Türkiye Seçkisi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla düzenlenen törende açıklandı. 2026 seçkisiyle birlikte Michelin Rehberi Türkiye’de iki Michelin yıldızına sahip 2 restoran, bir yıldıza sahip 15 restoran, Bib Gourmand dereceli 39 restoran ve yeşil yıldızlı 13 restoran yer aldı. Türkiye’deki tavsiye edilen mekan sayısı, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 06 Ara 2025 01:53:30 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünyanın prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden Michelin Rehberi 2026 Türkiye Seçkisi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla düzenlenen törende açıklandı. 2026 seçkisiyle birlikte Michelin Rehberi Türkiye'de iki Michelin yıldızına sahip 2 restoran, bir yıldıza sahip 15 restoran, Bib Gourmand dereceli 39 restoran ve yeşil yıldızlı 13 restoran yer aldı.



Türkiye'deki tavsiye edilen mekan sayısı, bu sene 38 yeni işletmeyle birlikte 115 restorana ulaştı. Bu yılla beraber Türkiye rehberine toplamda 171 restoran seçilmiş oldu. Bu yılki seçki, Kapadokya'dan ilk kez listeye giren restoranlar dahil olmak üzere toplam 54 yeni restoranı içeriyor. Seçkiye alınan Kapadokya; gelenek, misafirperverlik ve teruar konusunda müfettişler üzerinde güçlü bir izlenim bıraktı.







"Bu yeni seçki, Türkiye'nin gastronomi kimliğinin gücünü ortaya koyuyor"



Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus'ta Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla düzenlenen törende video bağlantısıyla bir konuşma yapan Michelin Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec; "Bu yeni seçki, Türkiye'nin gastronomi kimliğinin gücünü ve olgunluğunu ortaya koyuyor. İstanbul, İzmir, Muğla ve artık Kapadokya'da müfettişlerimiz, geleneğe bağlı kalırken yaratıcılığı cesurca benimseyen, teruar çalışmalarının merkezine yerleştiren ve daha sorumlu pişirme yöntemlerine kendini adayan şefleri belirledi. Ülke genelinde karşılaştığımız çeşitlilik, yetenek ve samimiyet, derinliği ve özgüveni giderek artan bir gastronomi sahnesinin varlığını doğruluyor" dedi.







KAPADOKYA'DAN 18 YENİ RESTORAN DAHİL EDİLDİ



Poullennec, Michelin Rehberi müfettişlerinin 2026 seçkisine Kapadokya'dan 18 yeni restoranı dahil ettiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Müfettişleri en çok etkileyen, bölgenin ruhu oldu. Efsanevi Türk misafirperverliğinin ve büyüleyici manzaraların ötesinde Kapadokya, hayatın yalın zevklerini acele etmeden tatmaya davet eden rahat ve sıcak bir atmosfere sahip. Bu anlayış, yemeklere de yansıyor. Gelenek, saygı ve teruar, burada derin bir anlam taşıyor. Pek çok şef, nesiller boyunca aktarılan tariflere ve tekniklere sadık kalarak, yüzyıllardır varlığını sürdüren ve bugün hala misafirleri büyüleyen lezzetler sunuyor."







İki Michelin yıldızını, İzmir'deki VIno Locale aldı



İzmir'in 2024'teki ilk seçkisinde yer alan ve bir Michelin yıldızı kazanan şef Ozan Kumbasar'ın "Vino Locale" adlı mekanı, bu yıl iki yıldıza yükseldi. Ayrıca, Türkiye'de bu dereceye ulaşan ikinci restoran olarak Turk Fatih Tutak da bu sene yıldızını korudu. Bu yıl tek Michelin yıldızı Nevşehir'deki Revithia'ya, İstanbul'da Araf İstanbul'a ve Muğla'da Mezra Yalıkavak'a verildi. Bu yeni eklemelerle birlikte Türkiye'deki tek Michelin yıldızlı restoranlarının toplam sayısı 15'e ulaştı.







16 yeni mekana BIb Gourmand derecesi



Michelin Rehberi tarafından 1997'de tanıtılan Bib Gourmand derecesi, uygun fiyatlarla mükemmel yemek sunan seçili restoranları onurlandırıyor. Bu işletmeler, geniş bir mutfak yelpazesini kapsıyor ve her bütçeye hitap eden, farklı mutfaklardan kaliteli lezzetler sunarak misafirlerini ağırlıyor. Bu seneki yeni eklemelerle birlikte Türkiye'deki Bib Gourmand restoranlarının toplam sayısı 39'a ulaştı. İstanbul, İzmir, Muğla, Nevşehir ve Niğde'den yer alan 16 yeni restoran arasında İzmir'den Kemal'in Yeri Mülkiyeliler Birliği ve Partal Kardeşler Balık Restoran, Muğla'dan Bağarası, Mandalya ve Mezegi, Nevşehir'den Babayan Evi, Aravan Evi, Happena, Old Greek House ve İstanbul'dan Casius Antioch Kitchen, Yanyalı Fehmi Lokantası, Mahir Lokantası, Mutfakkoz, Parvus Kalamış ile Ahmet Ustam Ocakbaşı ve Niğde'den Tabal Gastronomi Evi yer alıyor.







4 restoran "yeşil yıldız" derecesini kazandı



Michelin Rehberi'nde Yeşil Yıldız, ilham verici uygulamalara kendini adamış işletmeleri öne çıkarıyor. 2026 yılı seçkisinde bu dereceyi İstanbul'dan Turk Fatih Tutak, Muğla'dan Orfoz, İzmir'den Teruar Urla ve Nevşehir'den Babayan Evi aldı. Bu seneki seçki kapsamında Michelin Rehberi Türkiye, yemek deneyimini zenginleştiren ustalık, adanmışlık ve vizyonlarıyla öne çıkan isimleri onurlandıran üç özel ödül de verdi. "Michelin Genç Şef Ödülü 2026", Jumbo işbirliğiyle Muğla'daki Yakamengen III restoranının genç şefi Duru Akgül'e, "Michelin Sommelier Ödülü 2026" ise bir yıldız ve yeşil yıldız sahibi İstanbul'daki Neolokal restoranından Ersin Topkara'ya takdim edildi. "Michelin Servis Ödülü 2026"yı da Olivana iş birliğiyle, İzmir'deki "Teruar Urla" restoranında görev yapan Ezgi Serdaroğlu aldı.







MICHELIN ANAHTARLARI



Restoran seçkisinin yanı sıra Michelin Rehberi, Türkiye ve dünyanın dört bir yanındaki tüm bölgelerden otellerin yer aldığı, benzersiz konaklama seçeneklerinden oluşan bir liste de sunuyor. 2024 yılında tanıtılan "Michelin Anahtarları", rehberdeki en seçkin otellere veriliyor ve ünlü yıldızlarla ödüllendirilen dünyanın en iyi restoranları gibi kutlanıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“En İyi Turizm Köyü” Anıtlı, Mardin turizmine ivme kazandıracak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/en-iyi-turizm-koyu-anitli-mardin-turizmine-ivme-kazandiracak/</link>
        <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütü’nün açıkladığı “En İyi Turizm Köyleri 2025” listesine giren Midyat’ın tarihi Anıtlı Mahallesi, Mardin’in turizmde yakaladığı ivmeyi güçlendirecek. Midyat ilçesine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki 2012’de yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile köy statüsünden mahalleye dönüşen tarihi Anıtlı köyü, doğallığını koruyarak görenleri adeta büyüleyen tarihi eserler barındırıyor. Eski ismi “Hah” olan Anıtlı’da […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 04 Ara 2025 01:06:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütü'nün açıkladığı "En İyi Turizm Köyleri 2025" listesine giren Midyat'ın tarihi Anıtlı Mahallesi, Mardin'in turizmde yakaladığı ivmeyi güçlendirecek.



Midyat ilçesine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki 2012'de yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile köy statüsünden mahalleye dönüşen tarihi Anıtlı köyü, doğallığını koruyarak görenleri adeta büyüleyen tarihi eserler barındırıyor. Eski ismi "Hah" olan Anıtlı'da yer alan ve Mor Gabriel Manastırı'ndan sonra 9 asır boyunca metropolitlik merkezi olarak kullanılan Mor Sobo Katedrali kalıntıları ile 2 bin yıllık anıtın üzerine kurulan Meryem Ana Kilisesi, görenleri adeta büyülüyor. İnanç turizmi bakımından zengin potansiyele sahip Anıtlı, BM Dünya Turizm Örgütü tarafından "En İyi Turizm Köyleri 2015" listesine girerek, ödüle layık görülen 29 ülkeden 52 köy arasında yer aldı. Bu ünvanın, bölgenin turizmini daha da hareketlendirmesi bekleniyor. 



Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Turabdin bölgesinde yer alan Anıtlı'nın, Süryanilerin en önemli merkezleri arasında yer aldığını söyledi. Midyat Belediyesi olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı ile 2022 yılında yaptıkları protokol kapsamında çalışmalara başladıklarını aktaran Şahin, 2023 yılına kadar eksiklikleri tamamlayarak müracaatlarını yaptıklarını anımsattı. Anıtlı'nın bu yıl BM Dünya Turizm Örgütü tarafından düzenlenen "En İyi Turizm Köyleri" listesine girdiğini kaydeden Şahin, 17 Ekim'de Çin'in Zhejiang eyaletine bağlı Huzhou kentinde düzenlenen ödül töreninde Türkiye'den seçilen 4 köyden biri olarak ödüllerini aldıklarını bildirdi.







"Midyat artık sadece Türkiye'de değil, dünyada parlayan bir yıldız"



Şahin, turizmde önemli gelişmelerin yaşandığı Midyat'ın uluslararası tanınırlığının daha da artacağını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Buraya gelen turist sayısının önemli ölçüde artacağına inanıyoruz. Dünyanın her yerinden gelen turistler, öncelikle orayı (Anıtlı) ziyaret etmek istiyor. Gerek alt ve üst yapı gerek restorasyon çalışmalarıyla çok güzel projeler gerçekleştirdik ve bitirmek üzereyiz. Ümitliyiz. Önümüzdeki sezonda inşallah Midyat'a 9 ayda gelen 3,5 milyon turistin çok üzerinde bir sayıya ulaşacağımıza inanıyoruz. Anıtlı sadece Mardin'de değil, dünyada tanınan bir köy artık. Gelen yerli turistlerin yanında yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Midyat artık sadece Türkiye'de değil, dünyada tanınan bir ilçe, parlayan bir yıldız. Herkesi Midyat'ta bekliyoruz."







"Bu kıymetli varlıklar görülmeye değer"



Anıtlı Mahalle Muhtarı Habip Doğan da en iyi turizm köyü seçilmesiyle mahallenin odak haline geldiğini söyledi. Her zaman belli ziyaretçilerinin olduğunu ancak ödülün alınmasının ardından ziyaretçilerin sayısında artış yaşandığını, bunun daha da artacağına inandıklarını dile Doğan, şunları aktardı: "En iyi turizm köyü seçilmesi için emek harcayan herkese çok teşekkür ediyoruz. Doğallığı korunan köyümüz, geçmişe dayalı çok kültürel varlıklara sahiptir. Meryem Ana Kilisesi başta olmak üzere Mor Sobo Katedrali kalıntıları gibi tarihi, kültürel varlıkları, taş doku evleri ile gelen ziyaretçiler çok memnun ayrılacaktır. Bu kıymetli varlıklar görülmeye değer. Bunun için hak edilmiş bir ödül alınmıştır. Bu gidişle inanıyorum ki her geçen gün turist sayısı artacaktır."







"Gelecek yıl Anıtlı, turizmin parlayan yıldızı olacak"



İlçede turizm seyahat acentesi yetkilisi Zeynettin Mağat da Midyat'ın son yıllarda yoğun ilgi gördüğünü dile getirdi. Misafirlerin en çok görmek istedikleri yerlerin başında artık Anıtlı'nın yer almaya başladığını kaydeden Mağat, şöyle konuştu: "Tarihi Anıtlı köyü, dünyanın en iyi turizm köyleri arasına girdi. Turizmciler olarak buna çok sevindik. Midyat zaten yoğun bir ilgi görüyor. Anıtlı köyü ile daha fazla ilgi göreceğine inanıyoruz. Özellikle yabancı misafirlerimizi daha fazla ağırlayacağız. Yoğun rezervasyon alıyoruz. Gelecek yıl Anıtlı, turizmin parlayan yıldızı olacak."







"Gerçekten tek kelime ile muhteşem"



Renas Çiçek de ailesiyle geldikleri Anıtlı'da tarihi yapıları gezdiklerini söyledi. Özellikle Meryem Ana Kilisesi'nden çok etkilendiklerini belirten Çiçek; "Çok beğendik. Çok uzak yerlerden geldik, sırf burayı görmek için. Herkese tavsiye ederiz" dedi. İstanbul'dan arkadaş grubu ile gelen İshak Altın da ilk kez gelmelerine rağmen çok merak ettikleri Anıtlı'yı görmek istediklerini belirtti. Altın; "Anıtlı gerçekten harikulade. Çok beğendim. Anıtlı'nın daha önce bu listeye girmesi gerektiğini düşünüyorum. Gezdikten sonra hayran kaldım, gerçekten tek kelime ile muhteşem" ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Küresel turizm ağı TTI İzmir’de buluştu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kuresel-turizm-agi-tti-izmir-de-bir-araya-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Turizmin kalbi, bu kez İzmir’de atıyor. TTI İzmir – 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. TTI İzmir’e vizyon partnerliği yapan BookingAgora öncülüğünde, 50’yi aşkın ülkeden küresel turizm markası İzmir’de bir araya geldi. 39’u havayolu, 37’si otelcilik başta olmak üzere toplam 88 küresel marka, fuar alanında ziyaretçilerini kabul edecek, yeni fikirlerle […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 04 Ara 2025 00:15:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizmin kalbi, bu kez İzmir’de atıyor. TTI İzmir - 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. TTI İzmir’e vizyon partnerliği yapan BookingAgora öncülüğünde, 50’yi aşkın ülkeden küresel turizm markası İzmir’de bir araya geldi. 39’u havayolu, 37’si otelcilik başta olmak üzere toplam 88 küresel marka, fuar alanında ziyaretçilerini kabul edecek, yeni fikirlerle yeni iş birlikleri geliştirecek.



T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TÜRSAB iş birliğiyle 3-5 Aralık tarihlerinde Fuar İzmir’de düzenlenen TTI İzmir - 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi’nin vizyon partnerliğini BookingAgora üstlendi. Türkiye’nin önde gelen B2B turizm platformlarından biri olan BookingAgora, 50’nin üzerinde ülkeden havayolu, otel, turizm teknoloji markası, acente, GSA firmaları ve araç kiralama olmak üzere toplam 88 markayı fuara getirerek uluslararası turizm ağını İzmir’de buluşturdu.







"TURİZM TEK BAŞINA DEĞİL, HEP BİRLİKTE YAPILACAK BİR İŞ"



BookingAgora Kurucu Ortağı Kadri Ciga, fuarın uluslararası boyutuna dikkat çekerek; "TTI İzmir yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de en önemli turizm buluşmalarından biri haline geliyor. Bu yıl İzmir, ülkemiz turizmi için güçlü bir iş birliği platformuna ev sahipliği yapacak. Turizm tek başına değil, birlikte yapılacak bir iş. BookingAgora olarak biz, teknolojimiz ve küresel iş ağımızla Türk turizminin dünya sahnesinde daha görünür hale gelmesine katkı sunmayı hedefliyoruz" dedi.







"BU GÜÇLÜ AĞIN TURİZME BÜYÜK KATKI SAĞLAYACAĞINA İNANIYORUZ"



Bölgenin en önemli turizm ağlarından biri olan TTI İzmir’in uluslararası alanda da etkisini güçlendireceğini vurgulayan BookingAgora Kurucu Ortağı Murat Kahraman ise şunları ifade etti: "İzmir gibi sayısız turistik değeriyle öne çıkan bu şehirde gerçekleştirilen TTI İzmir’e katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Türk turizminin gelişmesi için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da elimizden gelen tüm çabayı göstermeye devam edeceğiz. 39’u havayolu, 37’si otelcilik olmak üzere turizm acenteleri, GSA ve araç kiralama firmaları dâhil küresel turizm seyahat markaları, ayrıca Dubai ve Aqaba turizm ofisleri toplam 88 marka TTI’da yer alıyor. Bu güçlü ağın, hem sektör profesyonelleri arasında yeni iş birliklerine zemin hazırlaması hem de Türkiye’nin turizm tanıtımına ve sürdürülebilir büyümesine önemli katkı sağlamasını hedefliyoruz. Katılımcı markalara ve bu büyük fuar organizasyonunda emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Tüm paydaşlarımızı 88 güçlü markanın yer aldığı B 116 Hall’üne bekliyoruz."



TTI İZMİR KATILIMCI MARKALARI



Murat Kahraman & Cemal Kürekçi...



Absheron Hotel Group Azerbaijan, Acapulco Hotel & Spa Hotel, Aegean Airlines, Air Arabia, Air Astana, Air Canada, Air Europa, Air Link, Air Portugal, Air Serbia, Air Tanzania, Air Transat, AirBaltic, Ajet, Al Manara Luxury Collection, All Nippon Airways (ANA), AnimaWings, APG Türkiye, Aqaba / Aseza, Avantgarde Hotels, Aviareps Türkiye, Baron Hotels Egypt, BW Hotels Türkiye, Cars2World, Centrum Air, China Airlines, Citadines Maslak Istanbul The Ascott, Concord Travel Lebanon, Concord Hotels and Resorts, Condor, Constance Hotels, Croatia Airlines, Crowne Plaza Old City, CruiseRep -Hertz, Double Tree By Hilton Aqaba, Dubai Department of Economy & Tourism, Ekar, Emirates, Ethiopian Airlines, Fly Cham, FlyDubai, Flynas, Hampton By Hilton İstanbul Arnavutköy, Hyatt Regency Aqaba Ayla Resort, Hyperguest, Indigo Airlines, Jazeera Airways, Kaya Artemis Hotels & Resorts, Kempinski Hotel Aqaba Red Sea, Kerzner Hotels, Le Meridien Istanbul Etiler, Legoland Dubai, LOT Polish Airlines, Lufthansa Group, McArthurGlen Designer Outlet, MEA Middle East Airlines, MIAT Mongolian Airlines, Minor Hotels, Movenpick Aqaba, Movenpick Beirut, Nile Air, One&Only Portonovi, Ramada Plaza By Wyndham Gevgelija, Ramada Plaza By Wyndham Palovdiv,  Ramada Sofia City Center, Rixos Hotels Egypt, Sabre, Salamis Bay Conti, Sheraton, Bishkek, Sheraton Istanbul Ataköy, Sheraton Levent, Singapore Airlines, Sixsenses Kocataş Mansion Hotels, Sky Express, Sky Tower Batumi, SLS Dubai Hotels & Residence, Sofitel Taksim, Srilankan Airlines, TAL Aviation Türkiye, THAI Airways, The St. Regis Amman, The Westin Saraya Aqaba Resort & Spa, Travel Plan / KKTC, Travelmania / Discover Azerbaijan, United Airlines, Vietnam Airlines, W Amman, WebBeds.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Michelin ödüllü Calipso Fish’te torik lakerda şöleni]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/michelin-odullu-calipso-fish-te-torik-lakerda-soleni/</link>
        <description><![CDATA[Heyecanla beklenen torik mevsimi başladı; Calipso Fish’in lokum gibi ağızda dağılan, dillere destan “torik lakerda”sı balıkseverlerin beğenisine sunuldu. “Gurme lezzetleri erişilebilir fiyatlara sunan”, Anadolu Yakası’nın sevilen restoranı Calipso Fish, yine damak çatlatan bir lezzet ile müdavimlerini ve yeni keşifler yapmak isteyen lezzet tutkunlarını ağırlıyor. Yaklaşık 7-8 kiloluk taze balıklardan restoranın kendi özel reçetesi ile hazırlanan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Sal, 02 Ara 2025 18:50:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Heyecanla beklenen torik mevsimi başladı; Calipso Fish’in lokum gibi ağızda dağılan, dillere destan “torik lakerda”sı balıkseverlerin beğenisine sunuldu.



“Gurme lezzetleri erişilebilir fiyatlara sunan”, Anadolu Yakası'nın sevilen restoranı Calipso Fish, yine damak çatlatan bir lezzet ile müdavimlerini ve yeni keşifler yapmak isteyen lezzet tutkunlarını ağırlıyor. Yaklaşık 7-8 kiloluk taze balıklardan restoranın kendi özel reçetesi ile hazırlanan lakerdalar, bir aylık olgunlaşma süresinin ardından tatmaya hazır hale geliyor.



Dünya çapında geçerli “Michelin Bib Gourmand” ödülünü üç yıldır üst üste alma başarısını gösteren bu özel restoran; hem dostlarınızla sakin bir atmosferde keyifli sohbetler etmek hem de balık, meze ve şekersiz tatlıların en kalitelileriyle kendinizi şımartmak için harika bir mekan. Yeni yıl yaklaşırken Küçükyalı’da Calipso’ya uğramayı ajandanıza not almanızı tavsiye ediyoruz. İstanbul gastronomi sahnesinde kendisine seçkin bir yer edinen Calipso Fish, sizleri torik lakerda tadımına bekliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TURYİD ve Özyeğin Üniversitesi’nden akademi-sektör ortaklığı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turyid-ve-ozyegin-universitesinden-akademi-sektor-ortakligi/</link>
        <description><![CDATA[Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) ile Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Türkiye’deki gastronomi sektörünün gelişimine ivme kazandıracak stratejik bir iş birliğine imza attı. Akademik birikimin gastronomi sektörünün gelişimine bir katkı olarak konumlandırılacağı iş birliği kapsamında ortak araştırma, proje, eğitim ve staj çalışmalarının yürütülmesi hedefleniyor. Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 02 Ara 2025 14:52:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) ile Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Türkiye’deki gastronomi sektörünün gelişimine ivme kazandıracak stratejik bir iş birliğine imza attı. Akademik birikimin gastronomi sektörünün gelişimine bir katkı olarak konumlandırılacağı iş birliği kapsamında ortak araştırma, proje, eğitim ve staj çalışmalarının yürütülmesi hedefleniyor.



Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) ile Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Türkiye gastronomi sektörüne nitelikli profesyoneller ve girişimciler kazandırmak, onların sektörde devamlılığını teşvik edecek sürdürülebilir faaliyetler geliştirmek ve sektörün itibarını güçlendirmek amacıyla bir iş birliğine imza attığını duyurdu. Özyeğin Üniversitesi akademik kadrosunun katkılarıyla hazırlanan iş birliği kapsamında, sektör sorunlarının çözümüne ve sektörün gelişimine yönelik akademik araştırma, proje, eğitim, ulusal ve uluslararası çalıştay, konferans, toplantı gibi akademik çalışmaların yanı sıra işyerinde yönetici geliştirme eğitim programları ve kariyer planlama stajlarının oluşturulması ve yürütülmesi hedefleniyor.



Gastronomi Dünyasına Akademi Katkısı



Buna göre, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin ders programında bulunan “Uygulamalı Yönetsel Gelişim” seçmeli dersi uygulamalarının TURYİD üye işletmelerinde uygulanmasına öncelik verilecek. Ders kapsamındaki faaliyetlerin detaylı iş planlarına dönüştürülmesi ve ilgili komisyonlar tarafından yürütülmesi için taraflar koordineli şekilde çalışacak.



"KALİFİYE PROFESYONELLERİ YETİŞTİRMEK İÇİN DEĞERLİ BİR ADIM"



TURYİD Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Demirer, konu ile ilgili yaptığı açıklamada “Türkiye gastronomi sektörünün sürdürülebilir büyümesi için nitelikli insan kaynağı en kritik alan. Bu iş birliği, sektörün ihtiyaç duyduğu kalifiye profesyonelleri yetiştirmek adına çok değerli bir adım. Akademik kariyer dönemi içinde Yüksek Öğretim Kurumu’ndan (YÖK) onaylı şekilde ders kredisi olarak kabul edilecek bu iş birliği, akademi ile sektör arasında kurulan bir köprü niteliğinde. Gastronomi ekosisteminin geleceğini güçlendirecek bu iş birliği için Özyeğin Üniversitesi’ne teşekkür ederiz” dedi.







"GİRİŞİMCİ BAKIŞ AÇIMIZI HER ZAMAN CANLI TUTUYORUZ"



Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Özertan ise şunları dile getirdi: “Gastronomi ve otel yöneticiliği; yarattığı istihdam, yerel kalkınmayı desteklemesi, kültürel etkileşime katkısı ve ekonomik çarpan olma gücüyle ülkelerin hareketliliğini artıran en önemli sektörler arasında. Dolayısıyla gastronomi ve otel yöneticiliği sektörüne yapılan yatırımlar, geleceğimizi şekillendiren önemli bir güce sahip. Biz de Türkiye’nin girişimci ve araştırmacı üniversitesi olarak bu alandaki girişimci bakış açımızı her zaman canlı tutuyoruz. Bu sebeple, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi olarak TURYİD ile yaptığımız iş birliğinin sektör için öncü olmasını, sektöre örnek teşkil etmesini ve katma değer yaratmasını hedefliyoruz. Fakülte misyonumuzun temel taşı olan nitelikli, sorun çözme odaklı, sektörel bilgi ve becerilerle donanmış profesyonelleri ve geleceğin liderlerini yetiştirecek bu iş birliğiyle akademi ve iş dünyası arasında köprü görevini üstlenmekten mutluluk duyuyoruz."



"SEKTÖRE ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLAYACAKTIR"



TURYİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İK & Eğitim Komitesi Başkanı Onur Tahincioğlu da şu açıklamalarda bulundu: “Eğitim, sektörümüzün gelişiminde belirleyici bir rol oynuyor. Bu açıdan Özyeğin Üniversitesi gibi bu konuyu her zaman önceliklendiren, güçlü bir akademik kurumla iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Gençlerin uygulamalı eğitim deneyimini zenginleştirecek bu modelin sektöre önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizm dünyası İzmir’de bir araya geliyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizm-dunyasi-izmirde-tti-izmir-de-bir-araya-geliyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin en kapsamlı turizm buluşmalarından olan TTI İzmir – 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi, 3-5 Aralık 2025 tarihlerinde Fuar İzmir’de kapılarını açıyor. Turizmin bugünü ve geleceğine dair kapsamlı bir bakış sunacak “TTI Stage” oturumlarında; sürdürülebilir turizm uygulamalarından destinasyon yönetimine, uluslararası iş birliği modellerinden bölgesel kalkınma stratejilerine ve güncel trendlere kadar pek çok konu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 02 Ara 2025 09:39:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin en kapsamlı turizm buluşmalarından olan TTI İzmir - 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi, 3-5 Aralık 2025 tarihlerinde Fuar İzmir’de kapılarını açıyor. Turizmin bugünü ve geleceğine dair kapsamlı bir bakış sunacak "TTI Stage" oturumlarında; sürdürülebilir turizm uygulamalarından destinasyon yönetimine, uluslararası iş birliği modellerinden bölgesel kalkınma stratejilerine ve güncel trendlere kadar pek çok konu ele alınacak.



T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TÜRSAB iş birliğiyle 3-5 Aralık tarihlerinde Fuar İzmir'de düzenlenecek TTI İzmir - 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi, turizm sektörünün yerli ve yabancı paydaşlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Köklü tarihi, kültürel mirası, doğal güzellikleri, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki antik kentleri, zengin müzeleri, tatil beldeleri, gelişmiş turizm altyapısı ve güçlü fuarcılık geleneği ile İzmir, TTI İzmir’de üç gün boyunca sektör profesyonellere ilham veren bir atmosfer sunacak. TTI Stage’de de fuar boyunca gerçekleştirilecek seminerler, paneller, sunumlar ve workshoplarla sektör profesyonellerine bilgilendirici içerikler sunulacak.







Bölgesel başarı hikayeleri paylaşılacak



TTI Stage’de ilk gün, yerel yönetimlerin sürdürülebilir turizmde üstlendiği rol, bunun iyi uygulamaları, sağlık turizmi gibi konular ele alınacak. Günün ilk oturumu olan “Sürdürülebilir Turizm Destinasyonları: Yerel Yönetimlerin Liderliği”, İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Fuarcılık Komisyon Başkanı Seyhan Müşerref Kuralı moderatörlüğünde yapılacak. Oturumda, Green Destinations Bölge Direktörü Iyad Kayali ile Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ve Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, sürdürülebilir destinasyon yönetimi konusunda bölgesel başarı hikayelerini paylaşacak. Ardından, İzmir’in uluslararası sürdürülebilir turizm platformlarındaki görünürlüğünü güçlendiren “Green Destinations 2025 Top 100 Story Awards – İzmir Töreni” gerçekleştirilecek. Green Destinations tarafından verilen ödüller; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Şengel, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’e takdim edilecek.



Başkanlar Oturumu



Günün en çok ilgi çekecek oturumlarından biri ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın moderatörlüğünü üstlendiği “Büyükşehir Belediye Başkanları Oturumu” olacak. Balıkesir, Manisa ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlarının konuşmacı olarak yer aldığı oturumda, Ege ve çevresindeki büyükşehirlerin turizm politikaları ve ortak hareket etme imkanları masaya yatırılacak. Fuarın ilk gününde sektörün farklı dinamiklerini ele alan özel oturumlar da yer alacak. FlyDubai Türkiye Müdürü Meltem Özkeskin moderatörlüğünde gerçekleşecek “Misafirperverliğin Kalbi” oturumunda, havayolu ve konaklama sektörünün temsilcileri konuşmacı olacak.







Sağlık Turizmi paneli



Günün bir diğer önemli buluşması ise sağlıklı kentler ve turizm vizyonunu ele alan panel olacak. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya moderatörlüğünde düzenlenecek “Sağlık Turizmi” başlıklı oturumda; İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Soner Emre, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş ve Medicana International İzmir Genel Müdürü Dr. Remzi Karşı, sağlık turizmi ve kent yaşamının entegrasyonuna dair görüşlerini paylaşacak. İlk gün programı, SKAL İzmir Turizmin Yıldızları Ödül Töreni ile sona erecek.



Turizmin yerel kalkınmaya etkileri ele alınacak



TTI Stage’in ikinci gün oturumları, uluslararası destinasyonların tanıtımları ve bölgesel kalkınma modellerinin tartışıldığı içeriklerle devam edecek. Gün, “Bosna Hersek’in Gizli Cevheri: Tuzla Kantonu” sunumu ile açılacak. Ardından düzenlenecek “İlçelerin Kalkınmasında Turizmin Rolü” paneli; Kuşadası, Marmaris ve Çeşme’nin turizm stratejilerine odaklanacak. ÇEŞTOB Başkanı Orhan Belge’nin moderatörlüğündeki oturumda Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ve Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, turizmin yerel kalkınmaya etkilerini değerlendirecek.







Dünya turizmi nereye gidiyor?



“Dünya Turizmi Nereye Gidiyor?” başlıklı oturumda ise küresel turizm trendleri masaya yatıracak. ETİK Başkanı ve TÜROFED Başkan Yardımcısı Mehmet İşler moderatörlüğünde gerçekleştirilecek oturumda, sektörün deneyimli isimleri Faruk Pekin, Osman Ayık ve İlker Ünsever, turizmin geleceğini şekillendiren yeni eğilimleri anlatacak.



İzmir Bağ Yolunun Dünya Yolculuğu



TTI İzmir 2025 kapsamında öne çıkan oturumlardan biri de “Iter Vitis – İzmir Bağ Yolunun Dünyaya Yolculuğu” başlığıyla düzenlenecek. Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği’nden Yalçın Güçer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek oturumda, Iter Vitis Avrupa Konseyi Kültür Rotası Başkanı Emanuela Panke ile sektörün önemli temsilcileri Ali Boz ve Bilge Bengisu Öğünlü, katılımcılarla deneyimlerini paylaşacak. "Bağ Turizmine Ege İmzası: Çal Bağ Yolu, Urla Bağ Yolu ve Lidya Antik Bağ Rotası" başlığıyla gerçekleştirilecek Onur Türkay’ın moderatörlüğündeki oturumda ise Prof. Dr. Hürriyet Yılmaz, Ceylan Ertörer Diaz Leon ve Ercan Boztepe, Ege Bölgesi’nin bağcılık ve şarap turizmi potansiyelini ön plana çıkaran rotaları, yerel kültürel değerleri ve sürdürülebilir turizm yaklaşımını gündeme taşıyacak.







Markalaşmanın gücü



İkinci günün uluslararası yönü, Ürdün’ün Altın Üçgeni Aqaba, Wadi Rum, Petra üzerine hazırlanan kapsamlı sunumla güçlenecek. Günün devamında konaklama ve dijital pazarlama alanında iki oturum gerçekleştirilecek. BookingAgora Kurucu Ortağı Kadri Ciga moderatörlüğündeki oturumda, Dubai’deki lüks konaklama deneyimleri ve markalaşma süreçleri ele alınacak. Hemen ardından Yandex Ads yetkililerinin katılımıyla düzenlenecek oturumunda ise Rusya pazarında dijital reklamlar ve başarı modelleri masaya yatırılacak. Gün, otel ve rezidans projelerinde markalaşmanın gücünün konuşulacağı panelle tamamlanacak.



Yeni destinasyonlar ve sağlık turizmi potansiyeli



Fuarın son günü Yunanistan’dan Seyşeller’e, Cezayir’den Zambiya’ya kadar farklı coğrafyalardan ülkelerin destinasyon tanıtımlarına sahne olacak. Ayrıca, Akhisar’ın inanç turizmi ve sürdürülebilirlik yaklaşımını ele alan sunum, bölgenin yeni turizm hikayesini sahneye taşıyacak. Son günün öne çıkan oturumlarından biri de “Sağlık Turizminde İzmir’in Potansiyeli” başlığıyla düzenlenecek. Oturum, İzmir Sağlık Turizmi Derneği (İZSATU) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Bülent Cinel’in moderatörlüğünde gerçekleşecek. İZSATU Genel Sekreteri İlknur Bodur, TÜRSAB İzmir Bölge Temsil Kurulu Başkanı İsmail Hakkı Karadeveci, Aydın Sağlık Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ahu Yazıcı Ayyıldız, İzmir Tınaztepe Üniversitesi Sağlık Turizmi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Songül Gökhan ve İZSATU Yönetim Kurulu Üyesi Sezgin Aydın, konuşmacı olarak yer alacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kuzey Ege uluslararası arenada yükseliyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kuzey-ege-uluslararasi-arenada-yukseliyor/</link>
        <description><![CDATA[GIA Digital’in kurucusu ve GIA Hotel Sales Hub – North Aegean Temsilcisi Cazibe Evran, Kuzey Ege destinasyonunun uluslararası pazardaki görünürlüğünü artırmak amacıyla bölgeye yönelik tanıtım ve profesyonel iş birliği faaliyetlerini sürdürüyor. Evran, turizm sektöründe 11 yıl, havalimanı operasyonlarında 5 yıl olmak üzere toplam 16 yıllık deneyimiyle bölgenin sürdürülebilir turizm stratejilerine katkı sağlayan projeler geliştiriyor. ÇOK […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 01 Ara 2025 14:38:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[GIA Digital'in kurucusu ve GIA Hotel Sales Hub – North Aegean Temsilcisi Cazibe Evran, Kuzey Ege destinasyonunun uluslararası pazardaki görünürlüğünü artırmak amacıyla bölgeye yönelik tanıtım ve profesyonel iş birliği faaliyetlerini sürdürüyor. Evran, turizm sektöründe 11 yıl, havalimanı operasyonlarında 5 yıl olmak üzere toplam 16 yıllık deneyimiyle bölgenin sürdürülebilir turizm stratejilerine katkı sağlayan projeler geliştiriyor.

















ÇOK YÖNLÜ ULAŞIM AĞIYLA STRATEJİK BİR TURİZM MERKEZİ



Kuzey Ege; karayolu, havayolu ve deniz yolu seçeneklerini bir arada sunan güçlü ulaşım altyapısıyla uluslararası ziyaretçiler için erişilebilir bir destinasyon konumunda bulunuyor. Balıkesir Edremit Koca Seyit Havalimanı’nın ulusal ve uluslararası uçuş kapasitesi, bölgeyi hem bireysel hem kurumsal seyahatlerde tercih edilen bir merkez haline getirirken; Ayvalık Hudut Kapısı üzerinden Lesvos’a düzenli olarak gerçekleşen feribot seferleri de Avrupa’ya sorunsuz bir bağlantı imkânı sunuyor. Bölgenin Troya, Assos, Bergama ve Efes Antik Kenti gibi dünya mirası duraklarına yakın konumu, ziyaretçilere geniş kapsamlı kültürel rota seçenekleri sunuyor. Bununla birlikte resmen UNESCO adayı ilan edilen ve Kuzey Ege merkezli yapısıyla bölgemizi geniş bir coğrafyada temsil eden İda Madra Jeoparkı, destinasyonun uluslararası tanıtım stratejilerinde önemli bir avantaj oluşturuyor.







TURİZM PROFESYONELLERİNİ BÖLGEYLE BULUŞTURDU



GIA Hotel Sales Hub öncülüğünde düzenlenen “Kuzey Ege’yi Keşfet – Deneyim Rotaları” temalı fam trip programı kapsamında, ulusal ve uluslararası turizm profesyonelleri Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde bir araya geldi. Program, bölgenin gastronomi, kültür, doğa ve konaklama alanındaki potansiyelini yerinde deneyimleme fırsatı sunarak yeni iş birliklerine zemin hazırladı. Turizm sektörünün uluslararası arenada tanınan ve geliştirdiği proje ve operasyonlarla ülkenin turizm potansiyelini artıran deneyimli isimleri, bölgenin turizm değerlerini kapsamlı biçimde değerlendirdi.







ALTERNATİF TURİZMDE TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ DESTİNASYONLARINDAN BİRİ



Cazibe Evran, bölgenin sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerin uluslararası ziyaretçiler için yüksek çekicilik taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Kazdağları ve Madra Dağları’nın oksijen kalitesi yüksek havası, klimatik iklimi, termal kaynakları, kültürel dokusu ve mavi bayraklı plajları, Kuzey Ege’yi Türkiye’nin en nitelikli destinasyonlarından biri konumuna getiriyor. Kültür-sanat festivalleri, zeytin hasat etkinlikleri ve dört mevsim turizme uygun yapısıyla bölge, alternatif turizmde benzersiz fırsatlar sunuyor. Düzenlediğimiz fam trip programı, bu değerleri ulusal ve uluslararası iş ortaklarına aktarmak adına güçlü bir destinasyon yönetimi hamlesidir.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Hadi Turizm Konuşalım” başlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hadi-turizm-konusalim-basliyor/</link>
        <description><![CDATA[Turizm eğitimi alan üniversite öğrencileri için hazırlanan “Hadi Turizm Konuşalım” projesi, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda başlıyor. Turizm sektörünün deneyimli isimleriyle gençleri bir araya getiren buluşma serisi “Hadi Turizm Konuşalım” projesi, turizmci ve iletişimci Deniz Dikkaya tarafından, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda hayata geçirildi. Üniversite öğrencilerine ilham vermeyi hedefleyen proje, sahadaki gerçek deneyimleri aktararak turizmin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 01 Ara 2025 01:24:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizm eğitimi alan üniversite öğrencileri için hazırlanan “Hadi Turizm Konuşalım” projesi, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda başlıyor.



Turizm sektörünün deneyimli isimleriyle gençleri bir araya getiren buluşma serisi “Hadi Turizm Konuşalım” projesi, turizmci ve iletişimci Deniz Dikkaya tarafından, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda hayata geçirildi. Üniversite öğrencilerine ilham vermeyi hedefleyen proje, sahadaki gerçek deneyimleri aktararak turizmin geleceğine katkı sunmayı amaçlıyor.



Etkinlik serisinin diğer destekçileri arasında Pegasus Havayolları, Hotech Teknoloji ve Modernist Grup yer alıyor. İnteraktif sohbet formatında ilerleyen bu buluşmalarda;



• Turizm çatısı altında yer alan otelcilik, seyahat acenteciliği, etkinlik, gastronomi, havacılık, turizm teknolojileri ve finans konularındaki liderlerin, başarı hikayeleri paylaşılacak,• Öğrenciler aktif soru cevap bölümlerine katılacak,• Her buluşmaya renk katacak sürpriz ünlü konuklar etkinlikte yer alacak.



Kayıt altına alınan etkinlikler, sosyal medya platformlarından da yeniden yayınlanacak. Böylelikle proje kampüslerle sınırlı kalmayıp, dijitalde de geniş bir izleyici kitlesine ulaşabilecek.



İLK DURAK: 5 ARALIK’TA BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ



“Hadi Turizm Konuşalım” etkinlik serisinin ilk ayağı, 5 Aralık Cuma günü Başkent Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin katılımıyla, Prof. Dr. İhsan Doğramacı Konferans Salonu'nda 14.00-16.30 saatleri arasında gerçekleşecek. 2,5 saat sürecek etkinlikte öğrenciler, turizmin farklı alanlarından profesyonellerle bir araya gelecek. İlk etkinliğin konukları arasında BWH Hotels İş Geliştirme Direktörü Semih Analı, Türkiye İş Bankası Turizm Bankacılığı Birim Müdürü Güvenç Çelim, Shine Hospitality Kurucusu Ayça Bilgin ile Hotech Teknoloji Kurucusu Hamdullah Turgut yer alıyor. İlk etkinliğin sürpriz ünlü konuğu, sevilen sanatçı ve oyuncu Cem Belevi olacak. Belevi, milyonların ezbere söylediği şarkılarıyla dinleyicilerine keyifli bir final yaşatacak.



TURİZMİN RUHUNU AKTARAN BİR BULUŞMA MODELİ



Turizm kariyeri boyunca birçok ulusal ve uluslararası markada yöneticilik yapan; televizyon, radyo ve dijital platformlardaki projeleriyle geniş bir kitleye ulaşan Deniz Dikkaya, gençlere ilham vermek amacıyla özel bir formatta hazırladığı projeyi şöyle özetliyor: “Turizm; dinamizmi, yaratıcılığı ve insanla bağı güçlü bir sektör. Bugünün öğrencileri, yarının global turizm liderleri olacak. Çok uzun yıllardır yapmak istediğim bu proje sayesinde turizm öğrencilerine sadece bilgiyi değil; sahadaki gerçek deneyimi, heyecanı ve turizmin ruhunu aktarmak istiyorum.”



NEDEN “HADİ TURİZM KONUŞALIM”?



• Öğrencilerin sektöre erişimi sınırlı: Birçok turizm öğrencisi güncel uygulamalara ve profesyonellere yeterince ulaşamıyor.• Turizm hızla dönüşüyor: Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve deneyim ekonomisi sektörün geleceğini yeniden şekillendiriyor.• Köprü ihtiyacı var: Bu proje, akademi ile profesyonel dünyayı aynı platformda buluşturuyor.



PROGRAM TAKVİMİ NETLEŞİYOR



5 Aralık’ta Başkent Üniversitesi’ndeki etkinliğin ardından programda Başkent Üniversitesi, Kapadokya Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi gibi Türkiye’nin farklı şehirlerinden birçok üniversite yer alıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dakar Karnavalı’ndan renkli görüntüler]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dakar-karnavali-ndan-renkli-goruntuler/</link>
        <description><![CDATA[Senegal’de Dakar Karnavalı kapsamında kortej yürüyüşü düzenlendi. Başkent Dakar’da bu yıl 6’ncısı düzenlenen Dakar Karnavalı’nın kortej yürüyüşü, Douata Seck Kültür Merkezi’nden başladı. Bu yıl “miras ve hareket” temasıyla düzenlenen karnavala Haiti, ABD ve Guadeloupe da misafir ülke olarak katıldı. Yerel kıyafetler giymiş çeşitli etnik gruplar ve geleneksel dansçılardan oluşan yüzlerce kişilik kortej, Medina sokaklarından geçerek […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 01 Ara 2025 00:20:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Senegal'de Dakar Karnavalı kapsamında kortej yürüyüşü düzenlendi. Başkent Dakar'da bu yıl 6'ncısı düzenlenen Dakar Karnavalı'nın kortej yürüyüşü, Douata Seck Kültür Merkezi'nden başladı. Bu yıl "miras ve hareket" temasıyla düzenlenen karnavala Haiti, ABD ve Guadeloupe da misafir ülke olarak katıldı.



Yerel kıyafetler giymiş çeşitli etnik gruplar ve geleneksel dansçılardan oluşan yüzlerce kişilik kortej, Medina sokaklarından geçerek tekrar kültür merkezine geldi. Renkli görüntülere sahne olan yürüyüş sırasında halk bol bol fotoğraf çektirdi. 







2019'DAN BU YANA DÜZENLENİYOR



Kortejde Filistin bayrağıyla yürüyen İspanyol turist Juan Antonio Valderde Garcia da Dakar'a tatil için geldiğini söyledi. İspanyolca "Özgür Filistin" yazılı bir tişört giyen Garcia, Filistin meselesinin kendi davası olduğunu ve korteje Filistin bayrağıyla sallamaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi. Dakar Karnavalı, Senegal'in kültürel ve etnik yapısını tanıtmak için 2019'dan bu yana düzenleniyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Muş’ta tabiat harikası bazalt kayalıklar keşfedilmeyi bekliyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/musta-tabiat-harikasi-bazalt-kayaliklar-kesfedilmeyi-bekliyor/</link>
        <description><![CDATA[Muş’un Varto ilçesinde milyonlarca yıl önce volkanik hareketler sonucu oluştuğu tahmin edilen bazalt kayalıklar, turizme kazandırılmayı bekliyor. Kaynarca Deresi Vadisi’nde bulunan beşgen şeklindeki bazalt kayalıklar, görüntüsü ve doğal yapısıyla dikkatleri çekiyor. Milyonlarca yıl önce Varto fayındaki volkanik faaliyetler sonucu oluştuğu düşünülen yaklaşık 35, 40 metre yükseklikteki sütunların, ender görülen yapılar arasında yer aldığı belirtiliyor. Bazalt […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 30 Kas 2025 22:43:42 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muş'un Varto ilçesinde milyonlarca yıl önce volkanik hareketler sonucu oluştuğu tahmin edilen bazalt kayalıklar, turizme kazandırılmayı bekliyor.



Kaynarca Deresi Vadisi'nde bulunan beşgen şeklindeki bazalt kayalıklar, görüntüsü ve doğal yapısıyla dikkatleri çekiyor. Milyonlarca yıl önce Varto fayındaki volkanik faaliyetler sonucu oluştuğu düşünülen yaklaşık 35, 40 metre yükseklikteki sütunların, ender görülen yapılar arasında yer aldığı belirtiliyor.



Bazalt sütunların olduğu bölgede araştırma yapan Muş Alparslan Üniversitesi Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Dölek, konu ile ilgili yaptığı açıklamada jeolojik miras olarak koruma altına alınması gereken yapıların turizme de hizmet edebileceğini söyledi. Çevredeki ekolojik çeşitliliğin vadiyi oldukça değerli kıldığını ifade eden Dölek, şunları kaydetti:







"TURİZMLE BİRLİKTE KIRSAL KALKINMAYI DESTEKLEYECEK"



"Burası turizme kazandırılırken, aynı zamanda koruma odaklı yaklaşımlarla bölgenin düzenlenmesi gerekiyor. Sadece turizm amaçlı düşünmemekte gerekir. Özellikle Varto fay zonu, Leylekdağı segmenti ve onlarla birlikte bölgenin depremselliği ile bütünleşik düşünüldüğünde, bölgenin tektonik ve volkanik özelliklerinde kilit ve önemli noktalardan bir tanesi. Buranın destinasyon amaçlı düşünüldüğü gibi bölgenin yer bilimleri açısından da önemli referans noktalardan bir tanesi olduğunu düşünüyoruz. Koruma amaçlı geliştirilecek birçok proje, bölgede turizmle birlikte kırsal kalkınmayı destekleyecek."







"BÜYÜK POTANSİYEL DEĞERİ VAR"



Bazaltların Türkiye ve dünyada değişik örneklerinin olduğunu dile getiren İskender Dölek; "Özellikle İskoçya'da 'dev kaldırımı' olarak ifade edilen yapılara benzeyen bir yapı ama buranın bir farkı, özellikle ekolojik olarak sunmuş olduğu zengin çeşitlilik, burayı daha da önemli kılıyor. Ankara Kızılcahamam yakınlarında yine bazalt sütunlarından oluşan jeosit ya da jeomorfositlerin turizme kazandırıldığı alanları biliyoruz. Burasının da en az onlar kadar potansiyel değeri var" dedi.







"SİT ALANI OLARAK İLAN EDİLMELİ"



Bazal sütunların oluş şekliyle ilgili de bilgi veren Dölek, sözlerine şöyle devam etti: "Bazaltların bu şekli alması, Leylekdağı segmentindeki zayıf fay zonlarını takip ederek yüzeye çıkmasıyla alakalı. Bunlar genelde altıgen şeklinde oluyor ama buradaki yapı daha çok beşgen şeklinde gelişmiş. Bazaltın soğumasıyla çatlaklar veya yarıklar oluşmuş. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na sunularak, bu bölge sit alanı olarak ilan edilmeli. Burası arkeolojik amaçlı değerlendirilerek korunması sağlanmalıdır."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kokina çiçeği: Yeni yılın umudunu ve rengini taşıyan özel bir bitki]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kokina-cicegi-yeni-yilin-umudunu-ve-rengini-tasiyan-ozel-bir-bitki/</link>
        <description><![CDATA[Kış döneminin en sembolik bitkilerinden biri olan kokina çiçeği, özellikle yılın son haftalarına doğru artan talebi, kültürel geçmişi ve dekoratif gücüyle öne çıkan nadir çiçekler arasında yer alır. Türkiye’de yeni yılı simgeleyen başlıca süsleme unsurlarından biri hâline gelen kokina, hem görsel estetiği hem de uzun süre dayanıklılığı sayesinde iç mekânda güçlü bir atmosfer yaratır. Bu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Yaşam]]></category>
        <pubDate>Cts, 29 Kas 2025 15:27:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kış döneminin en sembolik bitkilerinden biri olan kokina çiçeği, özellikle yılın son haftalarına doğru artan talebi, kültürel geçmişi ve dekoratif gücüyle öne çıkan nadir çiçekler arasında yer alır. Türkiye’de yeni yılı simgeleyen başlıca süsleme unsurlarından biri hâline gelen kokina, hem görsel estetiği hem de uzun süre dayanıklılığı sayesinde iç mekânda güçlü bir atmosfer yaratır. Bu özel bitkiyi daha detaylı tanımak ve kokinanın geleneksel anlamını öğrenmek isteyenler için hazırlanan bu kapsamlı içerik, hem çiçek severlere hem de yılbaşı konseptiyle çalışan dekorasyon markalarına rehber niteliği taşımaktadır.



Kokina, botanik açıdan bakıldığında aslında iki farklı bitkinin ustaca bir araya getirilmesiyle oluşturulan geleneksel bir düzenlemedir. Yaprakları dikenli formda olan Ruscus türü bitkiler ile kırmızı renkli meyvelere sahip başka bir türün zarif biçimde bağlanmasıyla ortaya çıkar. Bu nedenle doğada birebir “kokina bitkisi” olarak adlandırılan bir çiçek bulunmaz; ancak kültürümüzde yer edinmiş haliyle kokina, hem anlam hem de görsel sembol niteliği taşır. Eski dönemlerde kokina çiçeğinin yılbaşı akşamına kadar solmadan dayanması, kişiye uğur ve bereket getirdiğine inanılan bir ritüel olarak benimsenmiştir. Bu kültürel miras günümüzde de devam etmekte ve pek çok kişi yeni yılı kokina ile karşılamayı tercih etmektedir.



Kokinanın Dekoratif Kullanım Gücü



Kokina çiçeğinin popülerliğini artıran unsurların başında dekoratif esnekliği gelir. Kırmızı meyvelerin çarpıcı rengi ve yeşilin güçlü kontrastı, özellikle yılbaşı temalarında benzersiz bir atmosfer oluşturur. Kokina; kapı süslerinden masa dekorasyonlarına, ofis girişlerinden hediye paketlemeye kadar pek çok alanda etkin biçimde kullanılabilir. Yılbaşı döneminde işletmelerin vitrin tasarımlarında, markaların kampanya çekimlerinde ve etkinlik mekânlarında güçlü bir görsel tamamlayıcıdır. Bu nedenle kokina yalnızca çiçek severler için değil, aynı zamanda görsel iletişimi önemseyen tüm markalar için stratejik bir dekoratif ögedir.



Yeni yıl yaklaşırken birçok kişi arama motorlarında hem kokina ile hem de yılbaşı konseptine uygun ürünlerle ilgili bilgi arayışına girer. Kokina, Türkiye’de en çok tercih edilen yılbaşı çiçeği seçeneklerinin başında gelir ve kültürel karşılığı sayesinde hem nostaljik hem de estetik bir tercih sunar.







Kokina Çiçeği ile Yeni Yıl Ruhunu Ev ve Ofise Taşımak



Kokina kullanımının en büyük avantajlarından biri dayanıklılığıdır. Kış aylarında soğuktan etkilenmeyen yapısı sayesinde uzun süre formunu korur ve bu yönüyle diğer birçok kısa ömürlü çiçeğe kıyasla daha ekonomik bir tercih sunar. Ayrıca minimal bir bakımla haftalar boyunca ilk günkü tazeliğini koruyabilir. Evlerde salon dekorasyonunda, mutfak raflarında, giriş koridorlarında ya da şömine üstlerinde; ofislerde ise resepsiyon alanlarında, toplantı masalarında ve ortak dinlenme alanlarında kullanıldığında sade ama derin bir şıklık yaratır. Kokinanın kırmızı meyveleri, yeni yıl döneminin psikolojik olarak enerji veren, dinamik ve umut dolu atmosferini destekler.



Yılbaşı Geleneğinde Kokinanın Yeri



Yeni yıl ruhunu hissettiren her unsur gibi kokina çiçeği de bir ritüelin parçasıdır. İnsanlar çoğu zaman kokina satın alırken yalnızca dekoratif bir ürün almaktan fazlasını talep eder; yeni yılın bereketi, şansı ve birliktelik duygusunu bir arada sunan bir simge isterler. Bu nedenle kokina, sevdiklerine anlamlı bir hediye vermek isteyenler için de stratejik bir tercihtir. Küçük bir demet kokina, yenilenen umutların sessiz bir temsilcisi olarak kabul edilir. Kurumsal firmalar ise yılbaşı döneminde çalışanlarına veya iş ortaklarına kokina düzenlemeleri göndererek hem geleneksel kültüre hem de kurumsal nezakete uygun bir jest yapar.



Profesyonel Çiçek Tasarımlarında Doğru Adres



Yeni yıl sezonuna özel çiçek satın alırken kaliteli malzeme, taze ürün seçimi ve hızlı teslimat gibi kriterler büyük önem taşır. Bu noktada profesyonel bir çiçek tasarım markasıyla çalışmak, hem bireysel hem kurumsal ihtiyaçlar için kritik bir avantaj sağlar. Lilyana Flowers, kokina ve yılbaşı düzenlemelerinde yüksek standartlı tasarım anlayışı, hızlı teslimat kabiliyeti ve güçlü stok yönetimiyle öne çıkar. Yılbaşı çiçekleri kategorisindeki ürünler, yalnızca kokina demetleriyle sınırlı kalmayıp çam temalı aranjmanlar, kırmızı dekoratif setler ve sezon özelinde hazırlanan premium kutulu çiçek alternatiflerini de kapsar.



Yeni yıl döneminin ruhunu yansıtan bu özel bitkiyi satın almak isteyenler için marka, kullanıcı dostu bir alışveriş deneyimi sunar. Sipariş süreci hızlıdır, teslimatlar güvenilirdir ve ürünler özenle paketlenerek müşteriye ulaştırılır. Dilerseniz koleksiyonu web sitesi üzerinden inceleyebilirsiniz: https://www.lilyanaflowers.com]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Akdeniz turizminin starları Malta’da Akdeniz Turizm Forumu’nda buluştu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/akdeniz-turizminin-starlari-maltada-akdeniz-turizm-forumu-nda-bulustu/</link>
        <description><![CDATA[Akdeniz merkezli vizyonerlerin ve liderlerin turizmin geleceğini şekillendirmek için bir araya geldiği en önemli buluşmalar arasında gösterilen Akdeniz Turizm Forumu, 26-28 Kasım 2025 tarihleri arasında Malta’da gerçekleşti. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 30 ülkeden yaklaşık 1700 katılımcı ile düzenlenen Akdeniz Turizm Forumu’nda, bu yıl “sürdürülebilirlik, deneyim ve yapay zeka” odak noktası oldu. Dünya Turizm Yazarları […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 29 Kas 2025 13:01:45 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Akdeniz merkezli vizyonerlerin ve liderlerin turizmin geleceğini şekillendirmek için bir araya geldiği en önemli buluşmalar arasında gösterilen Akdeniz Turizm Forumu, 26-28 Kasım 2025 tarihleri arasında Malta’da gerçekleşti. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 30 ülkeden yaklaşık 1700 katılımcı ile düzenlenen Akdeniz Turizm Forumu’nda, bu yıl “sürdürülebilirlik, deneyim ve yapay zeka” odak noktası oldu.



Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET)'in medya partneri olduğu forum, Malta’nın en büyük oteli Hilton’da organize edildi. Akdeniz Turizm Vakfı’nın ev sahipliğinde yapılan buluşmaya 50’den fazla uzman, konuşmacı olarak katılım gösterdi. Türkiye’den Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, en çok ilgi gören panellerden birinin konuşmacısı oldu.







MEHMET NURİ ERSOY TELEKONFERANS İLE BAĞLANDI



Akdeniz Turizm Forumu'na Türkiye'den Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, telekonferans yöntemi ile online olarak bağlandı. Forumun hayırlı olması dileklerini paylaşan Ersoy, ev sahipliğini üstlenen Akdeniz Turizm Vakfı yönetimine ve emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.







BULUŞMAYA TÜRKİYE DAMGASI



Malta’da on yılı aşkın süredir devam eden Akdeniz Turizm Forumu buluşmalarında, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Türkiye damgası belirgin biçimde hissedildi. FIJET Dünya Başkan Vekili Delal Atamdede ile birlikte Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Ürgüp Belediye Başkanı Ali Ertuğrul Bul, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, Yakutiye Belediye Başkanı Dr. Mahmut Uçar, Uluslararası SKAL Dernekleri Federasyonu Başkanı Emre Gezgin, Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer de katılımcılar arasındaydı.







TARSUS’A "BÜYÜK AKDENİZ TURİZM ÖDÜLÜ"



Akdeniz Turizm Forumu’ndaki panelde dikkat çeken bir konuşma yapan Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç’a, “Büyük Akdeniz Turizm Ödülü” verildi. Boltaç’a ödülün, temsil ettiği Tarsus ile birlikte Akdeniz Bölgesi turizmine yaptığı katkılar ve sürdürülebilirlik çalışmalarından dolayı takdim edildiği açıklandı.



Ali Boltaç, ödülünü Malta Cumhurbaşkanı Myriam Spiteri Denono’nun elinden alırken, onu takdim eden isim ise Malta Turizm Vakfı Başkanı Tony Zahra oldu.



Akdeniz Turizm Vakfı Ödülleri'nde "Sivil Toplum İnovasyonu" kategorisi için belirlenen isim, Uluslararası SKAL Dernekleri Federasyonu Başkanı Emre Gezgin oldu. Akdeniz Bölgesi'nde profesyonel mükemmellik, turizm liderliği ve uluslararası iş birliğinin teşvik edilmesinde gösterdiği çabalar nedeniyle ödüle layık görülen Gezgin, ödülünü Akdeniz Turizm Vakfı Kurumsal İletişim Direktörü Mona Khalilieh'ın takdimi ile Malta Cumhurbaşkanı Myriam Spiteri Denono’nun elinden aldı.



FIJET Dünya Başkan Vekili Delal Atamdede, FIJET Dünya Başkanı Tijani Haddad, Latifa Haddad ve FIJET Türkiye Yönetim Kurulu Danışmanı Hüseyin Kurtoğulları...



Akdeniz Turizm Forumu Türkiye Delegasyonu, Malta'da incelemelerde bulunma fırsatı da elde etti. Malta'ya gidildiğinde görmeden kesinlikle dönülmeyecek olan yerlerden biri de St. George's Katedrali idi.



Akdeniz Turizm Forumu'nun uzun yıllar hafızalarda kalacak önemli bölümlerinden biri de müzik tarafıydı. Dünyaca ünlü kompozitör Bruno Santori, orkestrası eşliğinde öylesine muhteşem bir performans sergiledi ki dakikalarca ayakta alkışlandı. Türkiye'den katılan şarkıcı Selin'in, Santori'nin davetiyle sahneye çıktığında seslendirdiği şarkılar ve mükemmel İngilizce performansının sadece Türkiye delegasyonu değil, tüm konuklarca alkışlanması dikkatleri çekti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Göbeklitepe bölgesinden yeni buluntular]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gobeklitepe-bolgesinden-yeni-buluntular/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Göbeklitepe bölgesinde Taş Tepeler Projesi kapsamında elde edilen yeni arkeolojik buluntuları kamuoyuyla paylaştı. Ersoy, 12 alanda ve 219 bilim insanıyla sürdürülen çalışmalarda ortaya çıkarılan heykellerin, yüz kabartmalarının ve yeni buluntuların, bölgedeki yaşamın kültürel ve toplumsal yapısını daha iyi anlamamıza önemli katkılar sunduğu ifade etti. Berlin, Londra ve Tokyo’da […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 26 Kas 2025 19:55:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Göbeklitepe bölgesinde Taş Tepeler Projesi kapsamında elde edilen yeni arkeolojik buluntuları kamuoyuyla paylaştı. Ersoy, 12 alanda ve 219 bilim insanıyla sürdürülen çalışmalarda ortaya çıkarılan heykellerin, yüz kabartmalarının ve yeni buluntuların, bölgedeki yaşamın kültürel ve toplumsal yapısını daha iyi anlamamıza önemli katkılar sunduğu ifade etti.







Berlin, Londra ve Tokyo’da sergi hazırlıkları



Roma Kolezyum’da açılan “Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi” sergisinin 6 milyon ziyaretçiye ulaştığını ve büyük ilgi gördüğünü söyleyen Bakan Ersoy; Berlin, Londra ve Tokyo’da planlanan sergiler için de hazırlıkların sürdüğünü belirtti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Burkina Faso heyetinden GTD’ye ziyaret]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/burkina-faso-heyetinden-gtd-ziyareti/</link>
        <description><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), Afrika’da Türk markalarının gastronomi konusunda tanıtımı ve iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarına bir yenisini ekleyerek Burkina Faso’dan önemli bir heyeti ağırladı. Ziyarette, gastronomi turizminin iki ülke arasında hem ekonomik hem kültürel etkileşimi artıracak güçlü bir köprü olduğu vurgulandı. GTD yetkilileri, Türk markalarının Afrika pazarındaki konumunu güçlendirmek için yürütülen projeleri heyetle paylaştı. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 26 Kas 2025 13:05:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), Afrika’da Türk markalarının gastronomi konusunda tanıtımı ve iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarına bir yenisini ekleyerek Burkina Faso’dan önemli bir heyeti ağırladı. Ziyarette, gastronomi turizminin iki ülke arasında hem ekonomik hem kültürel etkileşimi artıracak güçlü bir köprü olduğu vurgulandı. 



GTD yetkilileri, Türk markalarının Afrika pazarındaki konumunu güçlendirmek için yürütülen projeleri heyetle paylaştı. Görüşme, Türk lezzetlerinin Afrika’da tanıtımı, sektörel eğitim programları, ortak etkinlikler ve karşılıklı yatırım fırsatları üzerine kapsamlı değerlendirmelerle devam etti. Heyet, GTD’nin Türkiye’nin gastronomi potansiyelini uluslararası arenaya taşıma konusundaki çalışmalarından duydukları memnuniyeti dile getirdi.



Gastronomi Turizmi Derneği, bu ziyaretin Türkiye ile Burkina Faso arasında yeni iş birliklerine kapı açacağına inandığını belirterek karşılıklı temasların devam edeceğini açıkladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[DenizBank powers the VI. IAAF Istanbul Art Fair]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/denizbank-powers-the-vi-iaaf-istanbul-art-fair/</link>
        <description><![CDATA[DenizBank has become the main supporter of the IAAF Istanbul Art Fair, one of Turkey’s leading art events. Scheduled to take place on 4–7 December 2025 at the Lütfi Kırdar Convention Center, the DenizBank VI. IAAF Istanbul Art Fair will kick off with a special opening on 3 December. The DenizBank VI. IAAF Istanbul Art […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Çar, 26 Kas 2025 11:10:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[DenizBank has become the main supporter of the IAAF Istanbul Art Fair, one of Turkey’s leading art events. Scheduled to take place on 4–7 December 2025 at the Lütfi Kırdar Convention Center, the DenizBank VI. IAAF Istanbul Art Fair will kick off with a special opening on 3 December.



The DenizBank VI. IAAF Istanbul Art Fair brings together collectors and art enthusiasts with classical, modern, and contemporary artworks by local and international artists across various disciplines, including painting, sculpture, photography, and design. With DenizBank’s support—driven by its mission to enhance access to culture and the arts—the fair expands its scope, aiming to offer visitors an unforgettable experience.



Alongside exhibitions, the DenizBank VI. IAAF Istanbul Art Fair, which will also host Istanbul Art Magazine, will feature talks, panels, and special collection presentations. With international participants and the addition of new galleries and collections, this year’s fair is expected to be busier compared to previous editions.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sabiha Gökçen’de dijital asistan etkinliği]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sabiha-gokcende-dijital-asistan-etkinligi/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda (ISG) çağrı merkezinin iş yükünü önemli ölçüde hafifleten yapay zeka destekli dijital asistan SAVVy’nin 1. yaşı, terminalde yolcuların da katılımıyla kutlandı. ISG Havalimanı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin yolcu sayısında en büyük 2’nci, Avrupa’nın ise en yoğun 9’uncu havalimanı olan ISG, dijitalleşme alanında attığı adımlarla sürdürülebilir büyüme ve yolcu memnuniyetinde başarısını ortaya […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 26 Kas 2025 09:36:52 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda (ISG) çağrı merkezinin iş yükünü önemli ölçüde hafifleten yapay zeka destekli dijital asistan SAVVy'nin 1. yaşı, terminalde yolcuların da katılımıyla kutlandı.



ISG Havalimanı'ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin yolcu sayısında en büyük 2'nci, Avrupa'nın ise en yoğun 9'uncu havalimanı olan ISG, dijitalleşme alanında attığı adımlarla sürdürülebilir büyüme ve yolcu memnuniyetinde başarısını ortaya koyuyor. Avrupa Havalimanları Konseyi verilerine göre, geçen yıla kıyasla yüzde 28,1'lik yolcu artışıyla ekim ayında Avrupa'nın en hızlı büyüyen havalimanı olan ISG, 2026'da 47 milyon yolcuyu ağırlamayı hedefliyor.



Art arda yolcu ve uçuş rekorları kıran ISG'nin bu başarısının ardında 2025 yılı hedeflerinin ilk sırasında yer alan dijitalleşme atılımları yer aldı. Kasım 2024'te Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) "Gökyüzünde Yapay Zeka" etkinliğinde ilk kez tanıtılan SAVVy, havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan olarak zaman içinde gelişti ve ISG operasyonlarında çağrı merkezi yükünün önemli bölümünü üstlendi.



"GERÇEK BİR EKİP ÜYESİ"



SAVVy'nin 1. yaş günü etkinliği kapsamında, ISG yönetimi ile çalışanlar terminalde bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Müşteri Deneyimi Şefi Özen Çakır Özel, SAVVy'nin yalnızca bir dijital asistan değil; havalimanının iletişim biçimini, hizmet anlayışını ve süreçlerini dönüştüren gerçek bir ekip üyesi haline geldiğini belirtti. Üretken yapay zekayı hayata geçirirken en çok önemsedikleri noktalardan birinin, yolculara "bir robotla konuşuyorum" hissi vermeden, karşılarında sohbet eden, anlayan ve doğal bir dille yanıt veren bir yardımcı sunmak olduğunu kaydeden Özel; "İnsanların bir konuda destek alırken aslında birebir asistanla konuşmak istediğini biliyoruz. SAVVy, tam da bu ihtiyacı sıcak ve insana yakın bir yüzle karşılayarak yolcularımızın teknolojiyi sevmesini ve tekrar tekrar kullanmayı tercih etmesini sağladı" ifadelerini kullandı.







"KISA SÜREDE BEKLENENİN ÜZERİNDE BİR ETKİ YARATTI"



ISG IT Direktörü İsmihan Baysal Anderson ise havacılık sektöründeki global eğilimlerle uyumlu olarak yolcu deneyimini daha akıllı, hızlı ve temassız hale getirmeye odaklandıklarını aktardı. Yapay zeka teknolojilerinin gelişimiyle birlikte kendilerinin de bu alandaki gelişmeleri merkeze aldıklarını kaydeden Anderson; "Dijitalleşme vizyonumuz kapsamında yolcu memnuniyetini artırmak, daha hızlı, doğru bir kişisel deneyim sunmak hedefiyle hayat bulan SAVVy, havacılık sektörünün özgün projelerinden biri olarak Doğal Dil İşleme (NLP) teknolojisiyle tasarlandı" değerlendirmesinde bulundu.







"BÜYÜK BİR YÜKÜ ÜSTLENDİ"



Yapay zekanın operasyonları destekleyici gücünü yansıtması için SAVVy'nin 6 aylık performans verilerini de paylaşan Anderson, şu bilgileri verdi: "SAVVy'i aktif olarak sistemlerimize entegre ettiğimiz 2024 yılının 1 Nisan-31 Ekim döneminde Sabiha Gökçen Havalimanı'nda 25 milyon yolcu ağırlanırken, 2025'in aynı döneminde bu sayı yaklaşık 29,7 milyona ulaştı. Yüzde 19'luk bu artış, operasyonel yoğunluk açısından önemli bir büyümeye işaret etti. Aynı dönemde çağrı merkezimiz 2024 yılında 48 bin 381, 2025 yılında 68 bin 690 çağrı karşıladı. Nisan ayından itibaren çağrıları karşılamaya başlayan SAVVy, yolculardan gelen 53 bin 736 mesajı dijital kanalda yanıtlayarak büyük bir yükü üstlendi. Toplamda 122 bin 426 yolcu etkileşiminin yaşandığı 2025 döneminde, bu temasların yüzde 56'sı çağrı merkezi, yüzde 44'ü SAVVy üzerinden gerçekleşti."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İznik’e Katolik dünyasından akın var!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/iznik-e-katolik-dunyasindan-akin-var/</link>
        <description><![CDATA[Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo, 27 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında Türkiye ve Lübnan’ı kapsayan önemli bir ziyaret programına çıkıyor. Yaklaşık 15 bin Hristiyanın da eşlik edeceği ziyaretin en dikkat çekici durağı ise İznik olacak. Papa 14. Leo’nun selefi Francis’in vasiyeti gereği İznik’te özel bir ayin yöneteceği belirtiliyor. Ayinin, Hristiyan dünyasında büyük öneme sahip […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 25 Kas 2025 01:32:15 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14. Leo, 27 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında Türkiye ve Lübnan'ı kapsayan önemli bir ziyaret programına çıkıyor. Yaklaşık 15 bin Hristiyanın da eşlik edeceği ziyaretin en dikkat çekici durağı ise İznik olacak.



Papa 14. Leo'nun selefi Francis'in vasiyeti gereği İznik'te özel bir ayin yöneteceği belirtiliyor. Ayinin, Hristiyan dünyasında büyük öneme sahip olan İznik'in tarihsel mirasına rağmen bu denli geniş katılımlı bir törene uzun yıllardır ev sahipliği yapmamış olması dikkat çekiyor.







SU ALTI BAZİLİKASINA ZİYARET



Papa Leo'nun Türkiye ziyaretinin ilk günü olan 27 Kasım'da, İznik Gölü kıyısında yer alan ve 2014'te sular altında keşfedilen tarihi bazilikanın kalıntılarını görmesi planlanıyor. Su altındaki bu bazilikanın, 325 yılında Roma İmparatoru Konstantin'in topladığı İlk İznik Konsili'nin yapıldığı yer olduğu değerlendiriliyor.







5. PAPA OLARAK TARİHE GEÇECEK



Göreve geldikten sonraki ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye'ye yapacak olan 70 yaşındaki Papa 14. Leo, böylece 1967'den bu yana Türkiye'ye gelen beşinci Papa unvanını alacak. Hristiyanlık tarihinde kritik kararlara sahne olan İznik Konsili'nin düzenlendiği bölge, Papa'nın katılacağı törenlerle yeniden dünya gündemine taşınacak.







İZNİK BAZİLİKASI HRİSTİYANLAR İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?



Hristiyanlığın inanç esaslarını belirleyen ve bugünkü kilise yapısının temelini atan Birinci İznik Konsili, 325 yılında Bursa’nın İznik ilçesinde toplanmıştı. Papa 14. Leo’nun da bu alanı ziyaret etmesi büyük anlam taşıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bentour’dan Cengiz Yılmaz için vefa]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bentourdan-cengiz-yilmaz-icin-vefa/</link>
        <description><![CDATA[Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Bentour Golf Müdürü Cengiz Yılmaz ’ın adı, şirketin merkez ofisindeki toplantı salonuna verilme kararı alındı. Bentour Reisen, Kasım 2023’te genç yaşta aramızdan ayrılan Cengiz Yılmaz ’ın hatırasını yaşatmak için anlamlı bir adım attı. Şirket, uzun yıllar emek verdiği turizm sektöründe özverisi, mesleki birikimi ve insan ilişkileriyle derin izler bırakan Yılmaz’ın adını, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 24 Kas 2025 22:52:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Bentour Golf Müdürü Cengiz Yılmaz ’ın adı, şirketin merkez ofisindeki toplantı salonuna verilme kararı alındı.



Bentour Reisen, Kasım 2023’te genç yaşta aramızdan ayrılan Cengiz Yılmaz ’ın hatırasını yaşatmak için anlamlı bir adım attı. Şirket, uzun yıllar emek verdiği turizm sektöründe özverisi, mesleki birikimi ve insan ilişkileriyle derin izler bırakan Yılmaz’ın adını, bir toplantı salonuna taşıma kararı aldı.



Bentour Reisen’den yapılan açıklamada; “Bir yıl önce kaybettiğimiz değerli çalışma arkadaşımız Cengiz Yılmaz’ı saygı ve rahmetle anıyoruz. Sektöre kattığı değerler ve örnek çalışma disipliniyle hatıralarımızda özel bir yere sahiptir. Aziz hatırasına duyduğumuz saygının bir göstergesi olarak, merkez ofisimizdeki toplantı odalarından birine 'Cengiz Yılmaz Golf' adını verdik” denildi. 



Bentour ekibi, Yılmaz’ı bir kez daha saygı ve sevgiyle andı; ailesine, yakınlarına ve turizm camiasına başsağlığı dileklerini iletti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TÜRSAB’da Firuz Bağlıkaya yeniden başkan seçildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tursabda-firuz-baglikaya-yeniden-baskan-secildi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’ın 26. Olağan Genel Kurulu seçimleri yapıldı. İstanbul WOW Hotel Convention Center’da gerçekleştirilen TÜRSAB 26. Olağan Genel Kurulu seçimlerinde, Firuz Bağlıkaya yeniden başkanlığa seçildi. Firuz Bağlıkaya ‘nın başkanlığındaki yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Davut Günaydın, Hasan Eker, Mert Vardar, Tülay Salihoğlu, Cevat Engin Şahin, Gürkan Özcan, Mehmet Akyıl, Abdulhamit Kuk. Yönetim […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 23 Kas 2025 21:45:01 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)'ın 26. Olağan Genel Kurulu seçimleri yapıldı. İstanbul WOW Hotel Convention Center’da gerçekleştirilen TÜRSAB 26. Olağan Genel Kurulu seçimlerinde, Firuz Bağlıkaya yeniden başkanlığa seçildi.



Firuz Bağlıkaya 'nın başkanlığındaki yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Davut Günaydın, Hasan Eker, Mert Vardar, Tülay Salihoğlu, Cevat Engin Şahin, Gürkan Özcan, Mehmet Akyıl, Abdulhamit Kuk. Yönetim kurulu yedek üyeliklerinde ise isimler şöyle sıralandı:  Öner Uygun, Kıvanç Meriç, Özgür Ildır Öksüz, Şebnem Ergüder, Kerem Serkan Çoban, Özgür Ersoy, Yeşim Yeşiltaç, Erhan Falay, İbrahim Değirmenci.







Diğer organlar da şu isimlerden oluştu:




Denetim Kurulu Asil: Hakan Bayındır, Ayşegül Özkeleş, Yüksel Türemez.



Denetim Kurulu Yedek: Büşra Celep, Cüneyt Özpamuk, Yonca Demetoğlu.



Disiplin Kurulu Asil: İbrahim Tanrıverdi, Seçkin Karakaya, Mustafa Gülmez.



Disiplin Kurulu Yedek: Mehtap Aram, Ali Tanrıverdi, Gonca Y. Orhan.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“FIJET Kongresi” Fas’ın Fes kentinde yapıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fijet-kongresi-fasin-fes-kentinde-yapildi/</link>
        <description><![CDATA[Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET) üyelerinin kongresi, Fas’ın Fes kentinde yapıldı. Fas Kralı Muhammed VI himayesi ve Fas Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleşen buluşmaya, dünyanın birçok ülkesinden gelen önemli turizm gazetecileri ve yazarları katıldı. Kongreye, Afrika ve Akdeniz bölgesinin önemli eğitim kurumları arasında yer alıp, dünya sıralamasında kendisine yer edinmiş olan Fes Üniversitesi ev […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 23 Kas 2025 16:36:56 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Turizm Yazarları ve Gazetecileri Federasyonu (FIJET) üyelerinin kongresi, Fas’ın Fes kentinde yapıldı. Fas Kralı Muhammed VI himayesi ve Fas Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleşen buluşmaya, dünyanın birçok ülkesinden gelen önemli turizm gazetecileri ve yazarları katıldı.



Kongreye, Afrika ve Akdeniz bölgesinin önemli eğitim kurumları arasında yer alıp, dünya sıralamasında kendisine yer edinmiş olan Fes Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Toplantının açılış konuşmasından sonra Fas Turizm Bakanlığı Müsteşarı ve FIJET Fas Temsilcisi, katılımcılara Fas Kralı Muhammed VI adına teşekkür etti.







TİJANİ HADDAD KATILAMADI



FIJET Başkanı Tijani Haddad, çok fazla arzu etmiş olmasına rağmen kongreye katılamadı. Ancak açılış konuşması için telekonferans yoluyla salona bağlanan Haddad, konuşmasına başlarken başta Fas Kralı Muhammed VI’e şükranlarını sundu ve kongrenin gerçekleştirilmesine katkı sunan Fas Turizm Bakanlığı’na, Fes Üniversitesi yönetimine ve tüm katılımcılara teşekkürlerini iletti.







"FIJET’İN 70 YILI AŞKIN BİR GEÇMİŞİ VAR"



Tijani Haddad, konuşmasında turizmin her yönüyle günden güne geliştiğini, özellikle kültür ve çevreye olan katkısının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, son yıllarda dijital medyanın öneminin altını çizdi. Konuşmasınına devamında FIJET'in dünyada var olan en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu aktaran Haddad, şunları ifade etti: “1954 yılında Paris'te kurulduğundan beri her yıl yapılan bu kongrelerle sadece kongre değil; şehir tanıtımları, müze gezileri, toplantılar ve forumlar ile ulusal ve uluslararası turizm gazeteciliği faaliyetleri de değerlendirilmekte.” 







BÜNYESİNDE FABRİKA BULUNAN ÜNİVERSİTE



Kongrenin ev sahibi olarak kürsüye gelen UEMF (Euromed University of Fas) Üniversite Konsey Başkanı, kısa bir bilgi vererek Fas’ın Afrika ülkeleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu, endüstriyel açıdan en gelişmiş ülkelerden birinin Fas olduğunu, üniversite bünyesinde ayrıca bir fabrika olduğunu; hızlı tren, uzay araştırmaları, makine ve fosfat yataklarının işletilmesinde büyük payı olduğunu vurguladı.







KONGREDE TÜRKİYE DAMGASI



Kongrede, önceki yıllarda olduğu gibi Türkiye’nin etkisi güçlü biçimde hissedildi. Aralarında Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç’ın da bulunduğu en geniş katılımlı delegasyon olan FIJET Türkiye ekibi, açılış töreninin ardından katılımcılara Anadolu’nun tarihi ve gastronomisiyle öne çıkan kenti Tarsus’u tanıttı.







KONGRE KATILIMCILARINI TARSUS’A DAVET ETTİ



Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, kongrede bir de konuşma yaptı. Fas’a gelirken 10 bin yıllık medeniyete sahip bir bölgeden katılım sağladığını dile getiren Boltaç; “Hristiyanların, Musevilerin, Müslümanların kutsal saydığı kent olan Tarsus’u burada tanıtmanın onurunu ve hazzını yaşıyorum. Sizlerle burada buluşmamı sağlayan FIJET Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Delal Atamdede ve Türk turizminin duayen isimlerinden Hüseyin Kurtoğulları’na teşekkürlerimi iletiyorum. FIJET tarafından temsil etmekte olduğum Tarsus’a verilen Altın Elma Ödülü sayesinde Tarsus’un dünyaya açılmasının önü açılmıştır. FIJET'in bu kararı için de teşekkürlerimi iletiyor, bu vesileyle tüm katılımcıları Anadolu'nun gözbebeği olan Tarsus’a davet ediyorum” diye konuştu.



Toplantının ikinci gününde "FIJET Katılımcı Ülkeler Yönetim Kurulu Toplantısı" yapıldı. Aynı gün öğleden sonraki kongre oturumunda ise "Turizm ve Medya ile İlişkisi, Gelecek ve Yapılması Gerekenler” konulu forum gerçekleştirildi.



Kongre boyunca söz alan konuşmacılar, özellikle spor ve gastronominin turizme olan katkılarından bahsetti. Birçok ülke temsilcisi söz alarak, bu kongrelerin her yıl turizm yazarları ve gazetecilerini bir araya getirip kaynaştırdığını vurguladı. Kongreye katkı sunan sponsorlara da ödülleri verildi.







Kongrenin üçüncü gününde tarihi kentler Meknes, Volubilis, Moulay Driss Zerhoun şehir gezileri gerçekleştirildi. Dördüncü gün çevre gezilerinden sonra kapanış gala yemeği ile kongre sona erdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yiğit Girgin, Doria Hotel Bodrum’da!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yigit-girgin-doria-hotel-bodrumda/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum’da uzun yıllar görev yaptığı Bodrium Hotel’den ayrılan Yiğit Girgin, yeni tercihinin Doria Hotel Bodrum olduğunu açıkladı. Girgin, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Kısa bir dinlenme döneminin ardından, Doria Hotel Bodrum’da genel müdür olarak göreve başladığımı sizlerle paylaşmak isterim. Bodrum turizminde edindiğim tecrübe ve biriktirdiğimiz bilgi birikimini, Doria Hotel Bodrum’un güçlü […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Cum, 21 Kas 2025 01:51:45 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum’da uzun yıllar görev yaptığı Bodrium Hotel’den ayrılan Yiğit Girgin, yeni tercihinin Doria Hotel Bodrum olduğunu açıkladı. Girgin, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:



“Kısa bir dinlenme döneminin ardından, Doria Hotel Bodrum’da genel müdür olarak göreve başladığımı sizlerle paylaşmak isterim. Bodrum turizminde edindiğim tecrübe ve biriktirdiğimiz bilgi birikimini, Doria Hotel Bodrum’un güçlü ekibiyle birlikte daha ileriye taşımak için yola çıkıyoruz. Hedefimiz, misafirlerimize samimi, kaliteli ve sürdürülebilir bir konaklama deneyimi sunarken, Bodrum’un turizm markasına da değer katmaya devam etmek.







AYRI BİR HEYECAN VE MOTİVASYON KAYNAĞI



Tekrar sahada olmak, misafirlerimizle ve iş ortaklarımızla birebir temas etmek, benim için ayrı bir heyecan ve motivasyon kaynağı. Bu yeni dönemin ekibimiz, iş ortaklarımız ve Bodrum turizmi için hayırlı olmasını diliyorum. Doria Hotel Bodrum’da misafirlerimizi ağırlamaktan, onlara Bodrum bölgesinin güzelliklerini göstermekten her zaman mutluluk duyacağız."







ORTAK PROJELERLE YAN YANA OLMAYA DEVAM



Bodrum turizmine bugüne kadar farklı platformlarda katkı sunmaya çalıştığını, bundan sonraki süreçte de hem Doria Hotel Bodrum çatısı altında hem de Bodrum destinasyonunun genel vizyonu kapsamında sektörel değerlendirmeler, turizm öngörüleri ve ortak projelerle yan yana olmaya devam etmek niyetinde olduğuna değinerek sözlerini noktalayan Yiğit Girgin, Doria Hotel Bodrum olarak hedeflerini "Misafir memnuniyetini odağına alan, sürdürülebilir ve nitelikli turizmi önceleyen, Bodrum’un marka değerini yükselten bir hizmet anlayışını istikrarlı biçimde sürdürmek" şeklinde özetledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“7. Mezopotamya Gurme ve Yöresel Lezzetler Fuarı” açıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/7-mezopotamya-gurme-ve-yoresel-lezzetler-fuari-acildi/</link>
        <description><![CDATA[Diyarbakır’da düzenlenen “7. Mezopotamya Gurme ve Yöresel Lezzetler Fuarı” törenle açıldı. Diyarbakır Fuarcılık ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından; Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Diyarbakır Ticaret Borsası, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı, Dicle Üniversitesi (DÜ), Diyarbakır Lokantacılar, Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası’nın desteğiyle Mezopotamya Uluslararası […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 18 Kas 2025 22:47:15 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Diyarbakır'da düzenlenen "7. Mezopotamya Gurme ve Yöresel Lezzetler Fuarı" törenle açıldı. Diyarbakır Fuarcılık ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından; Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Diyarbakır Ticaret Borsası, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı, Dicle Üniversitesi (DÜ), Diyarbakır Lokantacılar, Kebapçılar ve Tatlıcılar Odası'nın desteğiyle Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen fuara, 60 ilden 172 firma katıldı.



Fuarın açılışında konuşan Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan, Diyarbakır'ın Türkiye'de yüzde 77'lik üretimle kozada birinci, 16 bin 700 mandayla ikinci, 2 milyon 395 bin koyunla dördüncü, 611 bin büyükbaş hayvanla beşinci ve mercimek ile pamuk üretiminde ikinci sırada yer aldığını belirtti. Alan; "Mezopotamya'nın bereketli topraklarında çok ciddi üretimler yapıyoruz. Ürettiğimiz bu ürünlerin katma değerlerinin artırabilmesi ve Türkiye'ye tanıtılması için fuarları çok önemsiyoruz. Tescilli ürünlerimizin sayısında son yıllarda çok ciddi bir artış söz konusu" dedi. Diyarbakır'da 1990-2020 verilerine göre yağış miktarında yaşanan azalmaya değinen Alan, bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı olarak basınçlı sulama sistemlerine çok ciddi destekler verdiklerini bildirdi.







"DAHA FAZLA ZİYARETÇİ AĞIRLAYACAĞIMIZA İNANIYORUZ"



DTSO Başkanı Mehmet Kaya da yaklaşık 60 ilden gelen 172 firmanın ürünlerini fuarda sergileyip tanıtacaklarını söyledi. 7. Mezopotamya Gurme ve Yöresel Lezzetler Fuarı'nın geçen yıldan daha fazla ziyaretçi ağırlayacağına inandığını kaydeden Kaya, şöyle konuştu: "Bu fuarı Ticaret ve Sanayi Odası olarak düzenliyoruz ama her zaman yerel yönetimlerimizi, Valiliğimizi yanımızda görüyoruz, desteklerini alıyoruz. Bu da bize bu fuarları daha iyi düzenleme motivasyonu veriyor. Bu anlamda teşekkür ediyorum."







ÜRÜN ETİKETLERİ VE SAKLAMA KOŞULLARI DENETLENDİ



Konuşmaların ardından fuarın açılışı gerçekleştirildi, katılımcılar tarafından stantlar gezildi. Açılışa, bölge illerinden oda ve borsa başkanları, kamu kurum ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'ne bağlı gıda kontrol ekiplerince, fuar alanında sergilenen ürünlerin etiketleri ve saklama koşulları denetlendi, mevzuata uygunluğun tespit edilmesi amacıyla incelenmek üzere çeşitli ürün gruplarından numuneler alındı. Fuar, 6 gün boyunca ziyarete açık olacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Fethiye kıyılarında su altı arkeologlarını heyecanlandıran keşif]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fethiye-kiyilarinda-su-alti-arkeologlarini-heyecanlandiran-kesif/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Fethiye ilçesi kıyılarında yürütülen su altı arkeolojisi yüzey araştırmalarında, Tunç Çağı’ndan Osmanlı dönemine kadar gemilerin bağlandığı antik demirleme yeriyle 3 gemi batığına ulaşıldı. Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Başkanı ve Araştırma Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ve ekibi, suyun metrelerce derinliğindeki tarihi kalıntıların gün yüzüne çıkarılması için önemli […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 17 Kas 2025 23:56:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Fethiye ilçesi kıyılarında yürütülen su altı arkeolojisi yüzey araştırmalarında, Tunç Çağı'ndan Osmanlı dönemine kadar gemilerin bağlandığı antik demirleme yeriyle 3 gemi batığına ulaşıldı.



Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Başkanı ve Araştırma Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ve ekibi, suyun metrelerce derinliğindeki tarihi kalıntıların gün yüzüne çıkarılması için önemli çalışma gerçekleştiriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında metrelerce derinliğe dalış yaparak, ileri teknoloji sonar cihazları ve robotların yardımıyla gemi batıklarına ulaşan ekip, hem tespit ettikleri gemi batıklarında kazı yapıyor hem de yeni batıkların keşfedilmesi için yüzey araştırmaları yürütüyor.



Üzerindeki yüküyle batan gemi batıklarını hem envantere kazandıran hem de yürüttükleri kazılarda çıkardıkları buluntularla geçmişin deniz ticaretine ışık tutan arkeologlar, bu yıl yürüttükleri çalışmalarda 6'sı Antalya'da 4'ü Fethiye'de 10 yeni gemi batığına ulaştı. Fethiye kıyılarında da çalışma yapan ekip, milattan önce 4. ve milattan sonra ise 6. yüzyıla tarihlenen antik demirleme yeri ile 3 gemi batığını keşfetti. Keşif, su altı arkeologlarını heyecanlandırdı.







"ÖNEMLİ BİR DEMİRLEME YERİ BELGELEDİK"



Araştırma Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz, konu ile ilgili yaptığı açıklamada UPL bilimsel araştırma inceleme gemisiyle bu sene 10 batık belgelediklerini, özellikle bu sene ilk kez Fethiye kıyılarında böyle bir çalışma gerçekleştirdiklerini söyledi. Her keşfin heyecan verici olduğunu anlatan Öniz, şunları kaydetti:



"Fethiye kıyısında daha önce hiç bilinmeyen bir antik demirleme yerini belgeledik. Bu demirleme yerinde, Tunç Çağı'ndan Osmanlı dönemine kadar çok sayıda geminin gelip, demir attığını tespit ettik. Antalya kıyılarının Tunç Çağı'ndan itibaren çok yoğun denizciliğe şahit olduğunu biliyorduk, şimdi artık buna Fethiye'nin doğu kıyılarını da dahil ediyoruz. Gemiler muhtemelen Mısır, Filistin, Lübnan, Suriye kıyılarından hatta Hatay, Adana, Mersin kıyılarından yola çıkarak ya da o istikamete giderken fırtına sırasında Fethiye'deki bu antik demirleme yerinde duruyorlar. Bir kısmı demirleme işlemlerini tamamlayarak gidiyor, bir kısmı fırtınada demirlerini yukarı doğru alamıyor, o çapalar yani demirler suyun altında kalıyor. Biz de bu çapalara bağlı olarak kaç bin yıldır Fethiye kıyılarının denizciliğe şahit olduğunu, kaç bin yıldır bu kıyılardan gemilerin gelip gittiğini anlayabiliyoruz. Bu sene böyle önemli bir demirleme yeri belgeledik."







"Toplam 421 gemi batığı bulduk"



Öniz, Fethiye'nin doğu kıyılarının kısmen rüzgara, fırtınaya çok açık bir bölge olduğuna dikkati çekerek, buldukları demirleme yerinin su altı arkeologları için bir şans olduğunu vurguladı. Batığın bulunduğu bölgenin gemilerin fırtına sırasında sığınmak için kullanıldığına işaret eden Öniz, buraların genellikle adaların emniyetli noktaları, yarımadaların veya koyların rüzgar almayan yerleri olduğunu belirtti.



Emniyetli bir demirleme yeri olmasına rağmen içinde üç gemi batığı da bulduklarını belirten Öniz, "Buradan da şunu alıyoruz, burası batıdan gelen rüzgarlar için emniyetli ama doğudan aniden rüzgar çıkarsa oradan hemen kaçmaları gerekiyor. Fırtına tersten geldiğinde denizcilerin hemen çapayı çıkartması bazen mümkün olamıyor. O zaman halatı kesip kaçmaları gerekiyor. Bu şekilde çapaları buluyoruz. Ama bu fırtınada kaçamayan gemiler de olmuş. Üç gemi de aniden çıkan fırtınadan kaçamayarak bölgede batmış. Her bir batık bizim için bir zaman kapsülü. Hangi dönemde ne gibi üretimler yapılmış, nasıl amforalar kullanılmış, bunlar nerede üretilmiş, hangi kentten ticaret yapılmış hepsini anlayabiliyoruz. Dolayısıyla bunlar bizim için birer kitap niteliği taşıyor." diye konuştu.



Geçen seneye kadar 411 olan gemi batığı sayısının bu sene itibarıyla 421'e ulaştığını bildiren Öniz, arkeolojik nitelik taşıyan gemi batıklarını belgelendirip envantere kazandırdıklarını vurguladı. Dünya gündeminde de yer alan Kumluca Seramik Batığı ile "Dünyanın en eski batığı" olarak bilinen Kumluca Orta Tunç Batığı'nda önemli kazılar yaptıklarını aktaran Öniz, "Bu batıklardan da önemli eserleri çıkardık. Bu eserlerimiz inşallah 2026 sonunda açılması planlanan Kemer'deki Akdeniz Sualtı Arkeoloji Müzesi'nde sergilenecek." dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Nişantaşı’nda yeni nesil fırın-kafe: Molen]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/nisantasinda-yeni-nesil-firin-kafe-molen/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul’un kalbi Nişantaşı’nda taze ekşi mayalı ekmek kokuları, bu kez başka bir hikâyeyi anlatıyor. Yeni nesil “fırın-kafe” konseptiyle hayata geçen Molen, hem gastronomi dünyasından hem de medya ve iş çevrelerinden yoğun ilgi gören özel bir açılış davetiyle kapılarını açtı. Molen, sadece kafe değil; iyi, temiz ve adil gıdanın rehberliğinde doğan yeni bir fırın kültürü. İran […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 17 Kas 2025 23:56:47 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul’un kalbi Nişantaşı’nda taze ekşi mayalı ekmek kokuları, bu kez başka bir hikâyeyi anlatıyor. Yeni nesil “fırın-kafe” konseptiyle hayata geçen Molen, hem gastronomi dünyasından hem de medya ve iş çevrelerinden yoğun ilgi gören özel bir açılış davetiyle kapılarını açtı. 



Molen, sadece kafe değil; iyi, temiz ve adil gıdanın rehberliğinde doğan yeni bir fırın kültürü. İran asıllı turizmci Sajad Huseyininajad’ın çocukluk tutkusundan doğan Molen; ekmeğin özüne, emeğin değerine, sadeliğin zarafetine adanmış bir proje. Fırıncılık eğitimini 2020-2023 yılları arasında MSA’da tamamlayan Sajad Huseyininajad, yıllar süren hazırlığın ardından kendisi gibi turizmci olan eşi Elahe Yademellatian ile birlikte hayalini gerçekleştirdi. Pandemi döneminde evde başlayan ekşi maya denemeleri, bugün profesyonel bir üretim alanına dönüştü. “Ekmek bizim kültürümüzde sofranın kalbidir” diyor Sajad ve Elahe.



Bir Fırından Fazlası



Nişantaşı’nın en sakin köşelerinden birinde açılan Molen, şehir temposuna bir yavaşlık alanı sunuyor. Burada sabah, taze ekşi maya kokusuyla güne başlanıyor; öğlen saatlerine sade tostlar, salatalar, focaccialar eşlik ediyor. Ekşi mayalı ekmekler, siyez katkılı reçeteler ve hafif tatlılar menünün başrollerinde. Ancak Molen’i özel kılan, menüsünün yanı sıra yaklaşımı: Her ürün katkısız malzemelerle yerel üreticiden, doğru kaynaktan geliyor. Kastamonu’dan siyez unu, Ayvalık’tan zeytinyağı… Her tabakta bir coğrafya, bir hikâye, bir üretici var.



Adını “Değirmen”den Alan Felsefe



Molen, Felemenkçe değirmen anlamına geliyor. Unun öğütüldüğü, emeğin başladığı yer… Logosundaki minik değirmen, bu sadeliğin sembolü. Molen, fırıncılığı yeniden tanımlarken, “artizan üretim” kavramını sadece lezzetle değil; vicdanla, kaynakla, saygıyla yeniden inşa ediyor. Sajad Huseyininajad; “Bütün ekmeklerimiz yüzde yüz ekşi mayadan yapılıyor, katkı maddesi kullanmıyoruz” diyerek Molen’in menü hikayesini anlatıyor: “Türkiye’nin farklı bölgelerinden özel buğdaylar getiriyoruz. İşin maliyetine bakmadan, elimizden gelen en iyi ürünü sunmaya çalışıyoruz. İran’da 'Sangak' adında bir ekmek var; taş üzerinde pişer, lavaş gibidir ama ekşi mayalıdır. Biz de Molen’de tamamen katkısız ve yerel unlarla aynı prensiplerle ekmeklerimizi üretiyoruz.”







“Eşimin Hayali Gerçekleşti”



Elahe Yademellatian ise hem süreci hem de duygusunu şöyle dile getiriyor: “15 yıldır turizm sektöründe çalışıyoruz. Sahand Turizm adında, İran’dan Türkiye’ye turist getiren bir acentemiz var. Eşim Sajad’ın aklında hep bir gün bakery açma fikri vardı. Şimdi o hayal gerçeğe dönüştü. Sade, basit ama sağlıklı ürünler sunuyoruz. Bu konsept İstanbul’a yeni bir nefes olacak.”



Tasarımda Doğallık, Deneyimde Samimiyet



Molen’in mekân tasarımında, sanat eğitimi olan Elahe Yademellatian’ın özenli dokunuşları hissediliyor. Ahşap dokular, yumuşak ışıklar ve doğal tonlar, sıcak ve davetkâr bir atmosfer yaratıyor. Bu ortak yolculukta Sajad’ın emeğe dayalı vizyonu ile Elahe’nin estetik bakışı birleşiyor; ortaya hem düşünülmüş hem hissedilmiş bir mekân çıkıyor.







Açılış Davetinde Gastronomi Dünyası Buluştu



Molen’in açılış daveti, İstanbul’un gastronomi, medya ve iş dünyasından çok sayıda ismi bir araya getirdi. Şefler, yazarlar, sektör temsilcileri ve basın mensupları, ekşi maya ile Anadolu buğdaylarının hikayesini dinlerken, Molen ekmek ustasıyla birlikte focaccia yapımını da deneyimlediler. Molen, yakın zamanda butik restoranlara özel ekmek üretimi ve artizan fırıncılık atölyelerini hayata geçirmeye hazırlanıyor.



Molen Menüsünden öne çıkan lezzetler



Çılbır, sıcak kahvaltı tabağı, Molen salata, simit salata, soğuk sandviçler (caprese, hindi füme & cheddar, vegetarian, olive), sıcak sandviçler (yer fıstığı soslu & tavuklu, mantar kokoreç, tiftik, rosto sebze, sosisli), tostlar, pizzalar, kruvasanlar, sıcak-soğuk içecekler ve özel moctailler.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Milli golfçü Deniz Sapmaz, Faldo Gençler Turu Avrupa Büyük Finali’ne katılacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/milli-golfcu-deniz-sapmaz-faldo-gencler-turu-avrupa-buyuk-finaline-katilacak/</link>
        <description><![CDATA[Milli golfçü Deniz Sapmaz, 18-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Faldo Gençler Turu’nun Avrupa Büyük Finali’nde mücadele edecek. Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Al Ain Binicilik, Atıcılık ve Golf Kulübü’nün ev sahipliği yapacağı organizasyonda, 32 ülkeden 89 sporcu yer alacak. Turnuvaya 16, 21 yaş altı kategorilerindeki kadın ve erkek golfçüler katılacak. Deniz Sapmaz, Dubai Desert Klasik Gençler Turnuvası’nda şampiyon […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 17 Kas 2025 01:12:07 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Milli golfçü Deniz Sapmaz, 18-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Faldo Gençler Turu'nun Avrupa Büyük Finali'nde mücadele edecek.



Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Al Ain Binicilik, Atıcılık ve Golf Kulübü'nün ev sahipliği yapacağı organizasyonda, 32 ülkeden 89 sporcu yer alacak. Turnuvaya 16, 21 yaş altı kategorilerindeki kadın ve erkek golfçüler katılacak. Deniz Sapmaz, Dubai Desert Klasik Gençler Turnuvası'nda şampiyon olarak katılmaya hak kazandığı Avrupa büyük finalinde, hem 16 hem de 21 yaş altı kadınlar kategorisinde yarışacak.



16 yaşındaki milli golfçü, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: "Bu turnuvada oynayabilmek ve Türkiye'yi temsil etmek, hem beni motive ediyor hem de gururlandırıyor. Böyle önemli bir organizasyonda yer aldığım için heyecanlı ve mutluyum."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Limyra Antik Kenti’nde 43 yıldır aranan Zeus Tapınağı bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/limyra-antik-kentinde-43-yildir-aranan-zeus-tapinagi-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’nın Finike ilçesinde içerisinden geçen sularla dikkati çeken Limyra Antik Kenti’nde yapılan kazı çalışmalarında, 1982 yılından bu yana epigrafik kaynaklardan varlığı bilinen, ancak bulunamayan Zeus Tapınağı’nın bir bölümü ortaya çıkarıldı. Likya Uygarlığı’nın doğu kentlerinden Limyra Antik Kenti, Finike’nin yaklaşık 9 kilometre kuzeydoğusundaki Toçak Dağı’nın eteklerinde yer alıyor. Likya Kralı Perikle’nin hüküm sürdüğü zamanlarda Likya’nın başkenti […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Paz, 16 Kas 2025 00:26:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'nın Finike ilçesinde içerisinden geçen sularla dikkati çeken Limyra Antik Kenti'nde yapılan kazı çalışmalarında, 1982 yılından bu yana epigrafik kaynaklardan varlığı bilinen, ancak bulunamayan Zeus Tapınağı'nın bir bölümü ortaya çıkarıldı.



Likya Uygarlığı'nın doğu kentlerinden Limyra Antik Kenti, Finike'nin yaklaşık 9 kilometre kuzeydoğusundaki Toçak Dağı'nın eteklerinde yer alıyor. Likya Kralı Perikle'nin hüküm sürdüğü zamanlarda Likya'nın başkenti olan Limyra, Bizans döneminde ise bölgenin piskoposluk merkezi olmasıyla biliniyor. Likya bölgesinin en çok kaya mezarına sahip kentlerinden Limyra; surları, "Perikle Heroonu" isimli anıt mezarı, 6 bin kişilik tiyatrosu, Roma hamamı, "Ptolemaion" anıtı, caddesi ve Gaius Sezar adına yapılan mezar anıtıyla öne çıkıyor. 



Kentte, Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'yle birlikte Limyra Koordinatör Kazı Başkanı Doç. Dr. Kudret Sezgin tarafından yapılan kazılar devam ediyor. Kazılar kapsamında uzun yıllardır kentte olduğu tahmin edilen Zeus Tapınağı'nın yeri tespit edildi. Kentin batı bölümünde yapılan çalışmalarla tapınağın bir bölümü ortaya çıkarıldı.







"Tapınak olduğu biliniyordu ama nerede olduğu bilinmiyordu"



Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Sezgin, konu ile ilgili yaptığı açıklamada arkeolojik kalıntılar üzerinden kentin en erken şehirleşme sürecinin klasik döneme yani 2400 yıl öncesine dayandığını belirtti. Likya Kralı Perikle'nin kentte ciddi imar faaliyeti yürüttüğünü dile getiren Sezgin, Limyra'nın 2023 yılında Geleceğe Miras Projesi'ne dahil edildiğini söyledi. Koordinatörlük olarak kendilerinin ilk defa bu yıl kazı çalışmalarına başladıklarını ve çok önemli arkeolojik keşfe imza attıklarını kaydeden Sezgin; "1982 yılından bu yana Epigrafik kaynaklardan bilinen ama yeri yıllardır tespit edilemeyen tapınak yapısını bulduk. Arkeolojik verilerle tapınağın klasik dönemde inşa edilmiş Zeus Tapınağı olduğu sonucuna vardık. Hellenistik ve Roma İmparatorluğu döneminde de kentin baş tanrısının Zeus olduğunu yazılı kaynaklardan net şekilde biliyoruz. Tapınak olduğu biliniyordu ama nerede olduğu bilinmiyordu" dedi.







Tapınak, kentteki yapıların da yeniden tanımlanmasını sağladı



Tapınağın doğu cephesi olarak adlandırılan ana giriş bölümü ve sundurma olarak tanımlayacakları ante duvarlarını açığa çıkardıkları bilgisini veren Sezgin; "Tapınağın ön cephesi 15 metre genişliğinde. Tapınağın üzerine Bizans döneminde bir sur inşa edilmiş. Kutsal oda, surun dış kısmında kalan, özel mülk olan portakal bahçesinin altında kalmış. Kamulaştırma çalışmalarını tamamladığımızda kazıları orada sürdüreceğiz" diye konuştu. Tapınakta seramikler bulunduğunu bildiren Sezgin, bu seramikler sayesinde kentin yerleşim tarihinin 5000 yıl öncesine dayandığının anlaşıldığını kaydetti. Tapınağın keşfedilmesinin kentin şehirleşme sürecinde bugüne kadar kabul gören bazı teorilerin tekrar gözden geçirilmesini sağladığını anlatan Sezgin; "Uzun yıllardır Roma Caddesi'nin altında tespit edilen propilon denilen anıtsal kapının klasik dönemde tapınağın kutsal alanına giriş sağlayan kapı olduğu sonucuna varıldı. Hellenistik dönem sur duvarı olarak adlandırılan duvar yapısının da tapınağın çevre koruma duvarı olduğu sonucuna vardık" ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[23 yılda 13 bin 377 kaçak kültür varlığının Türkiye’ye iadesi sağlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/23-yilda-13-bin-377-kacak-kultur-varliginin-turkiyeye-iadesi-saglandi/</link>
        <description><![CDATA[Son 23 yılda Türkiye’ye 13 bin 377 kaçak kültür varlığının iadesi gerçekleşti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açıklamasına göre, UNESCO’dan gelen güncel rakamlara göre bu sayı oldukça önemli olarak değerlendirildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, NSosyal hesabından 14 Kasım UNESCO Dünya Kültür Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele Günü kapsamında yurt dışına kaçırılan kültür […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 15 Kas 2025 19:49:23 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Son 23 yılda Türkiye'ye 13 bin 377 kaçak kültür varlığının iadesi gerçekleşti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un açıklamasına göre, UNESCO'dan gelen güncel rakamlara göre bu sayı oldukça önemli olarak değerlendirildi.



Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, NSosyal hesabından 14 Kasım UNESCO Dünya Kültür Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele Günü kapsamında yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarının iadesine ilişkin güncel rakamları paylaştı. Bakan Ersoy, Dün akşam, Galata Kulesi'nin eşsiz silueti üzerinde "Kültür varlığı kaçakçılığına karşı sessiz kalmayacağız" şeklinde güçlü bir mesaj verdiklerini bildirdi.







"BU TOPRAKLARIN MİRASI BİZE EMANET"



Bakan Ersoy, paylaşımında ayrıca şu sözlere yer verdi: "Yurt dışına kaçırılan eserlerimizi 'evlerine döndürmek' için kararlılıkla çalışıyoruz. Göreve başladığımız 2018'den bu yana 9 bin 62, 2002'den bu yana ise 13 bin 377 kültür varlığımızı ülkemize kazandırdık. Sadece 2024 yılında 1149, 2025'te ise 109 eserimizi yeniden ait olduğu topraklarla buluşturduk. Bu toprakların mirası bize emanet. Suça ortak olmayalım, kültürel mirasımıza birlikte sahip çıkalım. 14 Kasım UNESCO Dünya Kültür Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele Günü kutlu olsun!"]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türkiye, Asya-Pasifik’te “süper destinasyon” olma yolunda!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turkiye-asya-pasifikte-super-destinasyon-olma-yolunda/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA)’nın girişimleriyle, dünyaca ünlü Çin merkezli seyahat platformlarından Trip.com, 5-9 Kasım tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Trip.com Group Global Partner Summit 2025” etkinliğine ev sahipliği yaptı. Trip.com Group ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Türkiye’yi dünyanın dört bir yanındaki seyahat severlere bir “süper destinasyon” olarak tanıtmayı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 13 Kas 2025 14:27:30 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA)'nın girişimleriyle, dünyaca ünlü Çin merkezli seyahat platformlarından Trip.com, 5-9 Kasım tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Trip.com Group Global Partner Summit 2025" etkinliğine ev sahipliği yaptı.



Trip.com Group ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Türkiye’yi dünyanın dört bir yanındaki seyahat severlere bir “süper destinasyon” olarak tanıtmayı hedefleyen yeni bir stratejik iş birliğine imza attı. Bu iş birliği, Türkiye’nin kültürel zenginliğini, doğal güzelliklerini ve renkli deneyimlerini özellikle Asya’daki yeni kitlelere tanıtmayı amaçlıyor. Küresel iş ortaklarının katılımıyla gerçekleşen zirve, tam da bu amaca yönelik olarak düzenlendi. Türkiye’yi uluslararası seyahat pazarında daha görünür kılmayı hedefleyen etkinliğe; başta Trip.com yetkilileri olmak üzere konaklama, havayolu, turistik cazibe merkezleri, tur operatörleri, turizm otoriteleri ve medya sektörlerinden yaklaşık 2 bin 500 temsilci katılım sağladı.



Trip.com, global seyahat hizmetleri sunan, Çin merkezli büyük bir platform. Hem bireysel yolculara hem de seyahat acentelerine hizmet vererek dünya çapında uçuşlar, oteller, araç kiralama ve tur paketleri gibi çeşitli seyahat çözümleri sunan Trip.com, seyahat endüstrisinin liderlerinden biri olarak, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde geniş bir kullanıcı kitlesine sahip. Bu ortaklık, Türkiye’nin turizm hikâyesinde veri, inovasyon ve iş birliğiyle şekillenen yeni bir dönemi temsil ediyor. Trip.com Group ve TGA, havayolu bağlantılarını güçlendirmek, konaklama seçeneklerini genişletmek ve destinasyon içi deneyimleri zenginleştirmek için birlikte çalışacak. İki kurum, İstanbul’un zamansız siluetinden Kapadokya’nın büyüleyici manzaralarına, Antalya’nın plajlarından İzmir’in mirasına ve Türk mutfağının eşsiz lezzetlerine kadar Türkiye’nin çok yönlü cazibesini vurgulayan ortak kampanyalar yürütecek.







BU İŞ BİRLİĞİ TÜRKİYE AÇISINDAN ÇOK ŞEY VAAD EDİYOR



Trip.com Group, güçlü pazarlama ve teknoloji ekosistemini kullanarak, dünya genelinde milyonlarca potansiyel seyahat tutkununa ulaşmayı hedefliyor. Çin, Hong Kong, Japonya, Malezya ve Endonezya gibi Asya-Pasifik pazarlarına odaklanarak, Asya ile Avrupa arasında seyahat akışını güçlendirmeyi ve Türkiye’nin de bu kilit çıkış noktalarıyla bağlantısını derinleştirmeyi amaçlıyor. Trip.com Group’un İstanbul Ofisi de şirketin yerel iş ortaklarını destekleme ve turizm ekosistemini güçlendirme yönündeki uzun vadeli taahhüdünü yansıtıyor.



"SEÇKİN SEYAHAT DENEYİMLERİ TASARLIYORUZ"



İş birliği hakkında konuşan Trip.com Group Küresel Stratejik Ortaklıklar ve Projeler Başkan Yardımcısı Amanda Wang, şunları ifade etti: “Türkiye, gerçekten her şeye sahip bir destinasyon. Doğal güzellikleri, kültürü, tarihi ve anlatılacak inanılmaz bir hikâyesi var. TGA ile bu iş birliğimiz, bu hikâyeyi anlamlı seyahat deneyimlerine dönüştürmeyi hedefliyor. Bu vizyonu gerçekleştirmek için kültürel özgünlüğü dijital inovasyonla harmanlayan seçkin seyahat deneyimleri tasarlıyoruz. Asya’dan gelen daha fazla seyahat severin Türkiye’nin büyüsünü keşfetmesine aracılık etmekten ve yerel iş ortaklarımızla yakın çalışarak, sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz.”



Amanda Wang ve Sinan Seha Türkseven...



"BU ORTAKLIĞA BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ"



Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven ise şu açıklamalarda bulundu: “Birleşmiş Milletler turizm verilerine göre dünyanın 4. büyük turizm pazarı Türkiye olarak, Trip.com Grubu’nun küresel turizm sektörü üzerindeki kayda değer etkisinin farkındayız ve bu ortaklığa büyük önem veriyoruz. Türkiye’nin turizm destinasyonları, tüm ziyaretçilere unutulmaz seyahat deneyimleri sunuyor. Binlerce yıla uzanan köklü ortak tarihimiz göz önüne alındığında, daha fazla Çinli seyahat severi ağırlamayı çok arzu ediyoruz. Çinli misafirlerimize hak ettikleri özgün ve ayrıcalıklı deneyimleri sunacağımıza eminiz.” 



İSTANBUL, EN İYİ 100 KÜRESEL DESTİNASYON ARASINDA



Trip.Best tarafından İstanbul’un "2025’in En İyi 100 Küresel Destinasyonu" arasında gösterilmesi, şehrin dünyanın en dinamik seyahat noktalarından biri olarak öne çıkan gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Ortaklığın derinleşmesiyle birlikte Trip.com Group ve TGA, destinasyon iş birliklerinin potansiyelini yeniden tanımlayarak, sürdürülebilir büyümeyi teşvik etmeyi ve seyahat deneyimini zenginleştirmeyi hedefliyor. Trip.com Group, platformlarında GSTC sertifikalı Türk otellerinin görünürlüğünü artırarak sorumlu ve sürdürülebilir seyahat anlayışına olan bağlılığını güçlendiriyor. Kısacası bu stratejik ortaklık, Türkiye'yi küresel seyahat severler için bir “süper destinasyon” konumuna getirecek. İş birliği; bağlantıyı artırmaya, sürdürülebilir seyahati teşvik etmeye ve daha fazla seyahat severi Türkiye'nin farklı kültürel ve doğal zenginliklerini keşfetmeye teşvik etmeye odaklanıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tharsa Antik Kenti’nde 1800 yıllık oda mezarı bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tharsa-antik-kentinde-1800-yillik-oda-mezari-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[Adıyaman’daki Tharsa Antik Kenti’nde 1800 yıllık oda mezarı tespit edildi. Adıyaman Müze Müdürü Mehmet Alkan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Kuyulu köyü yakınlarındaki antik kentte bu yılki kazı çalışmaları kapsamında yeni oda mezarı bulduklarını ifade etti. Nitelikli bir oda mezarını gün yüzüne çıkardıklarını belirten Alkan, şunları aktardı: “İçeri girdiğimizde kline sahnesi, kadın büstü ve vazo […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 12 Kas 2025 16:04:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Adıyaman'daki Tharsa Antik Kenti'nde 1800 yıllık oda mezarı tespit edildi. Adıyaman Müze Müdürü Mehmet Alkan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Kuyulu köyü yakınlarındaki antik kentte bu yılki kazı çalışmaları kapsamında yeni oda mezarı bulduklarını ifade etti. Nitelikli bir oda mezarını gün yüzüne çıkardıklarını belirten Alkan, şunları aktardı:



 "İçeri girdiğimizde kline sahnesi, kadın büstü ve vazo bulunmakta. Aynı zamanda mezarın tavan kısmında ise çapraz figürler yer almakta. Antik kentte ilk kez bu tür bir mezarla karşılaştık. Buraya yerli ve yabancı turistlerimiz geliyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz tarafından burada çeşitli tanıtımlar yapılmasıyla günden güne ziyaretçi sayılarımız artmakta."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sağlık turizmine reklam yasağı ve yeni etik kriterler geldi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/saglik-turizmine-reklam-yasagi-ve-yeni-etik-kriterler-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirmeye ilişkin kriterleri belirledi; genel ahlak, tıbbi deontoloji ve meslek etiği ilkeleri getirdi. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve sağlık alanında tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerine ilişkin esasları düzenleyen yeni “Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik”, Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik, sağlık hizmetlerinde etik ilkelere uygun, doğru ve güvenilir bilgi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 12 Kas 2025 11:22:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirmeye ilişkin kriterleri belirledi; genel ahlak, tıbbi deontoloji ve meslek etiği ilkeleri getirdi.



Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve sağlık alanında tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerine ilişkin esasları düzenleyen yeni “Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik”, Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik, sağlık hizmetlerinde etik ilkelere uygun, doğru ve güvenilir bilgi paylaşımını teşvik ederken, reklam ve yönlendirme amaçlı uygulamaları kesin biçimde yasaklıyor.



Yeni düzenleme ile sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinin çerçevesi netleştirirken; bu faaliyetlerin denetimi, etik standartlara uygunluğu ve olası ihlallerde uygulanacak yaptırımları da belirliyor. Yönetmelik, sağlık meslek mensuplarını, özel sağlık kuruluşlarını ve uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarını kapsıyor.



REKLAM DEĞİL, BİLGİLENDİRME YAPILACAK



Yönetmelik uyarınca, sağlık hizmet sunumunda açık veya örtülü reklam yapılması yasak. Ancak bazı koşullara uyulması halinde, bilgilendirme amaçlı içerik paylaşılabilecek. Yönetmelikte bilgilendirmeye ilişkin başlıca kriterler şu şekilde sıralandı:




Tanıtım ve bilgilendirmeler genel ahlak, tıbbi deontoloji ve meslek etiği kurallarına uygun olacak.



Bilgilendirme, yalnızca yetkili sağlık meslek mensupları tarafından yapılabilecek.



Kuruluşlar, kendi hizmetlerini başkaları aleyhine ön plana çıkaramayacak.



Bilimsel olarak kanıtlanmamış tedavi yöntemleri hakkında açıklama yapılamayacak.



Ücret, indirim, kampanya veya promosyon içeren paylaşımlar kesinlikle yasaklanıyor.



Hasta memnuniyeti üzerinden reklam yapılması, hasta görsellerinin izinsiz paylaşılması da yönetmelikle yasaklandı.



İnternet sitelerinde bilgilendirme yapılabilir; ancak son güncelleme tarihi ve editör iletişim bilgileri açıkça yer almalı.



Yeni açılan sağlık tesisleri, yalnızca ilk bir ay süresince sınırlı tanıtım yapabilecek.




MAHREMİYET VE KİŞİSEL VERİLERE TAM KORUMA



Tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde Hasta Hakları Yönetmeliği ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine tam uyum zorunlu hale getirildi. Örneğin hasta görsellerinin kullanılabilmesi için açık rıza alınacak, hastaya bu izni her zaman geri çekme hakkı tanınacak. Ayrıca, görsellerin manipüle edilmesi, yanıltıcı biçimde düzenlenmesi veya reklam amacıyla kullanılması yasaklandı.



GÖRSEL İÇERİKLERE YENİ STANDARTLAR




Tıbbi işlem öncesi ve sonrası görsellerde tarih belirtilmesi zorunlu olacak.



Görseller yalnızca ilgili sağlık tesisi veya sağlık meslek mensubu tarafından paylaşılabilecek.



Paylaşımlarda kullanıcı yorumları ve beğeni gibi etkileşimler kapalı olacak.



Görsellerde “Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir” uyarısının yer alması zorunlu hale getirildi.



Ameliyat esnasında veya mahrem bölgelere ilişkin görüntülerin paylaşımı kesin olarak yasaklandı.








ULUSLARARASI SAĞLIK TURİZMİNE ÖZEL DÜZENLEMELER



Yeni yönetmelik, uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren kurumlara da özel hükümler getiriyor. Getirilen bu hükümlere ilişkin şu noktaların altı çiziliyor:




Tanıtımlar yalnızca yurt dışına yönelik mecralarda yapılabilecek.



Türkçe hariç diğer dillerde sponsorlu içerik paylaşımına izin veriliyor.



“HealthTürkiye” logosunun tüm mecralarda kullanımı zorunlu olacak.



Türkiye’deki bireylere yönelik yönlendirme ve tanıtım faaliyetleri yasak.



Yurt dışı hedefli tanıtımlarda indirim ve kampanya duyurularına izin verilebilecek.




RADYO VE TELEVİZYONDA BİLGİLENDİRME ŞARTLARI



Sağlık programlarına katılan hekim ve uzmanlar, yayından önce taahhütname imzalayacak. Bu programlar, Bakanlık veya il sağlık müdürlüklerince oluşturulan komisyonlar tarafından incelenecek. Aykırılık tespit edilirse, hem ilgili kişilere hem de yayın kuruluşuna idari işlem uygulanabilecek.



DENETİM VE YAPTIRIMLAR



Yönetmeliğe aykırı tanıtım ve bilgilendirme yapan kişi ve kuruluşlar hakkında şu yaptırımlar öngörülüyor:




Sağlık tesisleri ve aracı kuruluşlar hakkında idari yaptırımlar uygulanacak.



Organ ve doku teminine ilişkin reklam yapanlar hakkında savcılığa suç duyurusu yapılacak.



Yetkisiz veya ruhsatsız sağlık hizmeti sunumuna ilişkin tanıtımlar Ticaret Bakanlığına bildirilecek.



İnternet üzerinden yapılan ve insan sağlığını tehlikeye atan içeriklere erişim engeli getirilebilecek.



Mahremiyet ihlali durumlarında, Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında işlem yapılacak.




DENETİM KOMİSYONLARI KURULACAK



İllerde “Sağlıkta Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri İl Değerlendirme Komisyonu” oluşturulacak. Komisyon, sağlık ve ticaret temsilcilerinden oluşacak; şikâyetleri 45 gün içinde değerlendirerek karara bağlayacak.



BAKANLIKTAN AÇIKLAMA



Sağlık Bakanlığı, yönetmelikle birlikte amacın “hasta haklarını ve toplumsal güveni korumak, sağlık iletişiminde etik standartları güçlendirmek” olduğunu vurguladı. Bakanlık yetkilileri; “Sağlıkta bilgi paylaşımı önemlidir ancak bu, reklamla değil; doğruluk, etik ve şeffaflık ilkeleriyle yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bentour Reisen, “Club of the Best” ile başarı dolu bir yılı kutladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bentour-reisen-club-of-the-best-ile-basari-dolu-bir-yili-kutladi/</link>
        <description><![CDATA[Bentour Reisen, bu yıl ilk kez düzenlediği “Club of the Best” etkinliğiyle yeni bir konsepti başarıyla hayata geçirdi. Almanya, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’dan yaklaşık 200 seyahat acentesi ortağı, Türkiye uzmanı Bentour Reisen’in davetiyle İzmir Özdere’deki Sunis Efes Royal Palace Resort & Spa Oteli’nde bir araya geldi. Büyüme ve rekor yılı 2024’teki başarılı 20. yıl kutlamasının […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 11 Kas 2025 16:40:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bentour Reisen, bu yıl ilk kez düzenlediği "Club of the Best" etkinliğiyle yeni bir konsepti başarıyla hayata geçirdi. Almanya, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’dan yaklaşık 200 seyahat acentesi ortağı, Türkiye uzmanı Bentour Reisen’in davetiyle İzmir Özdere’deki Sunis Efes Royal Palace Resort & Spa Oteli'nde bir araya geldi.



Büyüme ve rekor yılı



2024’teki başarılı 20. yıl kutlamasının ardından Bentour Reisen, 2025’te de büyüme ivmesini sürdürdü ve yılı yeni bir misafir ve ciro rekoruyla kapattı. Şirket, 300.000’den fazla misafire hizmet vererek bir önceki yıla göre yüzde 20 artış kaydetti. Ciro ise 250 milyon Euro’nun üzerine çıktı. Bu güçlü talep, hem müşterilerin hem de satış ortaklarının Bentour Reisen markasına duyduğu güvenin göstergesi. Trustpilot’ta 5.000’den fazla yorum üzerinden elde edilen 4,6/5 yıldız derecelendirmesi, yüksek müşteri memnuniyetini doğruluyor.







Etkinliğin açılışı ve vizyon



Etkinlik, Bentour CEO’su Deniz Uğur ve Genel Müdür Songül Göktas-Rosati tarafından otelin amfitiyatrosunda açıldı. Göktas-Rosati ve Uğur, “Club of the Best” konseptinin amacının seyahat acenteleriyle etkileşimi güçlendirmek, bilgi paylaşımı, ilham ve kişisel bağlantıları modern bir formatta birleştirmek olduğunu vurguladı. Bentour Reisen, “eşit ortaklık” anlayışıyla seyahat sektörünün karşılaştığı zorluklara birlikte çözümler üretmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, etkinliğin samimi ve yapıcı atmosferine yön verdi.



Sunumlar ve atölye çalışmaları



Açılış gününde Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA)’dan Başak Emir, Türkiye’nin turistik çeşitliliğini tanıtan bir sunum yaptı. Sunis Hotels CEO’su Murat Erdoğan ise katılımcıları selamlayarak Bentour Reisen ile uzun yıllara dayanan iş birliğini vurguladı. Stefan Viehmann, “Yapay Zekâyı Anlamak ve Fırsatlarını Kullanmak – Turizm Sektörüne İlhamlar” başlıklı sunumunda yapay zekânın turizmdeki pratik faydalarını anlattı. Bu oturum, öğleden sonraki “Yapay Zekâyı Deneyimle” atölyesine bir hazırlık niteliğindeydi. Katılımcılar, dört farklı atölye konusundan birini seçerek maksimum 30 kişilik küçük gruplarda interaktif oturumlara katıldılar:




“Geleceği Şekillendirmek – Bentour’un Vizyonu”: CEO Deniz Uğur ile sektörel trendler ve Bentour’un geleceği üzerine tartışma.



“Satışta İçgörüler – Eşit Düzeyde Diyalog”: Songül Göktas-Rosati ve Satış Direktörü Christina Göhrl liderliğinde açık forum.



“Yapay Zekâyı Deneyimle”: Stefan Viehmann ile turizmde kullanılabilecek dijital araçların pratik örnekleri.



“Bentour à la carte – Seyahati Yeniden Düşünmek”: Nicholas McKenzie tarafından sunulan esnek rezervasyon dünyası.




Atölyeler yoğun ilgi gördü ve yeni sezon için değerli ürün bilgileri, satış içgörüleri ve günlük işlere yönelik pratik yaklaşımlar sundu.







Yeni sezon, yeni hedefler



Bentour Reisen, 2025/26 sezonu için güçlü bir programla geliyor. Öne çıkan yenilikler arasında 12 günlük TransAnadolu Ekspresi turu, "Quick Transfer" hizmetinin Marsa Alam, Samos ve diğer yeni destinasyonlara genişletilmesi yer alıyor. Türkiye programında ise 81 ilin tamamına yayılan çeşitlilikle, yerel işletmeleri destekleyen sürdürülebilir turizm anlayışı ön planda. Yeni dönemde, tanınmış tatil bölgeleri dışındaki butik ve aile otellerine daha fazla yer verilecek. Ayrıca, Mısır ve Yunanistan’da yeni oteller, Türkiye-Yunanistan kombine turları ve Belçika/Hollanda pazarının genişletilmesi de 2026 planları arasında bulunuyor.



Eğlence, ödüller ve dostluk



Ünlü komedyen Özcan Coşar, etkinliğe mizah dolu performansıyla renk kattı; günlük hayata dair keskin gözlemleriyle salondan büyük alkış aldı. Sahneye yalnızca kırmızı halılar, flaşlar ve ışıltı değil, çoğu zaman göz ardı edilen perde arkasındaki insanlar da taşındı. Coşar’ın etkileyici sahne performansı ve izleyiciyle kurduğu güçlü bağ, salonda kahkahalarla karşılandı ve etkinliğin içerik odaklı bölümünden ilham dolu buluşmalarla geçen öğleden sonraya kusursuz bir geçiş sağladı. Gösteri sonrasında, Bentour satış ekibiyle birlikte “Best of the Best” ödülleri on acente ortağına takdim edildi. Ödül alan acenteler (alfabetik sırayla): Aydeniz Reisen, Global Travel, Hotelreport Travel, Magic Tours, RB Travel, Reisebüro Güneş, Reise-Center Hagemann, Reise Fee Travel & More, Saray Reizen, TomsTravel.







Fuar, geziler ve akşam etkinlikleri



Türk otelciler, havayolları, sigorta firmaları ve diğer turizm partnerlerinin katıldığı turizm fuarı, otelin à-la-carte restoranlarının terasında gerçekleştirildi. Etkinlik, iş ortaklarıyla doğrudan diyalog kurmak ve sektördeki güncel eğilimleri değerlendirmek için yoğun şekilde değerlendirilen bir platform sundu. Katılımcılar ayrıca üç farklı gezi seçeneği arasından seçim yaptı: Efes ve Meryem Ana Evi turu,Şirince köyü ziyareti ve yöresel tatlar, Kuşadası alışveriş turu.



"GET-TOGETHER" & "FOOD FESTIVAL"



Perşembe akşamı, Paloma Pasha Hotel’de canlı müzikli ve DJ’li “Get-Together” etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında ilgilenen acente temsilcileri, ev sahiplerinin rehberliğinde düzenlenen tanıtım turuyla tesisi ve olanaklarını yerinde inceleme imkânı buldu. Etkinliğin doruk noktası, cuma akşamı Sunis Hotel’in 2.000 m²’lik iskelesinde düzenlenen kokteyl resepsiyonu ile yaşandı. SunExpress CCO’su Helmut Wölfl ve Bentour Reisen CEO’su Deniz Uğur, Food Festival’in açılışını birlikte gerçekleştirdi.







AÇIKLIK, GÜVEN VE KARŞILIKLI SAYGI



Etkinlikte Bentour Reisen yönetimi ve satış ekibi, misafirlere bizzat servis yaparak tur operatörü ile iş ortakları arasındaki yakın bağı sembolik biçimde gözler önüne serdi. Gecede, Dolce Band’in canlı performansı sabaha kadar sürdü ve eğlenceli atmosferi doruğa taşıdı. Etkinlik boyunca Bentour Reisen kültürünü yansıtan samimi bir birliktelik hâkimdi: Açıklık, güven ve karşılıklı saygı. Birçok katılımcı, atmosferi “arkadaşlar arasında gibi” şeklinde tanımladı; bu da “Club of the Best” konseptinin ruhunu en iyi şekilde yansıtıyordu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[SunExpress, Almanya’dan Türkiye’ye 4 yeni hat açıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sunexpress-almanyadan-turkiyeye-4-yeni-hat-aciyor/</link>
        <description><![CDATA[Alman-Türk ortak havayolu SunExpress, Almanya’dan Türkiye’ye 4 yeni hat açacağını duyurdu. Şirket, 2026 yaz uçuş planında ilave 10 yeni uluslararası hat açacağını açıkladı. Bunların dördünün, Almanya çıkışlı Türkiye uçuşları olacağı verilen bilgiler arasında. Şirketin uçuş ağına ilk kez dahil olan Memmingen Havalimanı, Mart 2026’dan itibaren haftada beş kez Antalya’ya bağlanacak. Yoğun yaz döneminde (11 Mayıs–24 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Sal, 11 Kas 2025 01:32:31 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Alman-Türk ortak havayolu SunExpress, Almanya’dan Türkiye’ye 4 yeni hat açacağını duyurdu. Şirket, 2026 yaz uçuş planında ilave 10 yeni uluslararası hat açacağını açıkladı. Bunların dördünün, Almanya çıkışlı Türkiye uçuşları olacağı verilen bilgiler arasında. 



Şirketin uçuş ağına ilk kez dahil olan Memmingen Havalimanı, Mart 2026’dan itibaren haftada beş kez Antalya’ya bağlanacak. Yoğun yaz döneminde (11 Mayıs–24 Haziran ve 2 Ağustos–19 Eylül arasında) uçuşlar her gün gerçekleştirilecek.







EDREMİT VE HATAY’A YENİ ALMANYA BAĞLANTILARI



SunExpress ayrıca Hannover ve Münih’ten Edremit’e, haftada iki seferlik yeni hatlar planlıyor. Bunun yanı sıra Düsseldorf’tan Hatay’a haftada bir uçuş yapılacak. Şirketten yapılan açıklamada, bu yeni rotaların özellikle Almanya ile Türkiye arasındaki etnik/diaspora seyahat talebine yanıt verdiği belirtildi.







AVRUPA’DAN 21 TÜRK DESTİNASYONUNA UÇUŞ



Türk Hava Yolları ile Lufthansa’nın ortak kuruluşu olan SunExpress, 2026 yaz sezonunda Almanya, Avusturya ve İsviçre’deki 23 havalimanından Türkiye’deki 21 noktaya uçuş düzenleyecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mısır, Katar üzerinden lüks turizm ile tanışıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/misir-katar-uzerinden-luks-turizm-ile-tanisiyor/</link>
        <description><![CDATA[Katar’ın devlet yatırım şirketi Qatari Diar, Mısır’ın Akdeniz kıyısında yer alan Alam Al-Roum bölgesindeki turizm ve gayrimenkul projesine yaklaşık 30 milyar ABD doları tutarında yatırım yapacağını açıkladı. Bu proje, 7.2 kilometrelik kıyı şeridi boyunca 20 milyon metrekarelik alanı kapsayacak ve Mısır’ı yıl boyu hizmet verecek bir lüks tatil destinasyonu haline getirmeyi amaçlıyor. MISIR TARİHİNDEKİ EN […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 11 Kas 2025 01:26:49 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Katar’ın devlet yatırım şirketi Qatari Diar, Mısır’ın Akdeniz kıyısında yer alan Alam Al-Roum bölgesindeki turizm ve gayrimenkul projesine yaklaşık 30 milyar ABD doları tutarında yatırım yapacağını açıkladı. Bu proje, 7.2 kilometrelik kıyı şeridi boyunca 20 milyon metrekarelik alanı kapsayacak ve Mısır’ı yıl boyu hizmet verecek bir lüks tatil destinasyonu haline getirmeyi amaçlıyor.



MISIR TARİHİNDEKİ EN BÜYÜK YABANCI GAYRİMENKUL YATIRIMI



Yatırım anlaşması, Qatari Diar ile Mısır’ın Yeni Kentsel Topluluklar İdaresi arasında imzalandı. Buna göre Katar tarafı, Mısır’a 3,5 milyar dolarlık nakit ödeme ve yaklaşık 26,2 milyar dolarlık ayni yatırım yapacak. Böylece Alam Al-Roum, Mısır tarihindeki en büyük yabancı gayrimenkul yatırımlarından biri olacak.



LÜKS KONAKLAMA, GOLF SAHALARI, MARİNALAR



Projenin ilk etabında beş yıldızlı oteller ve sahil tatil köyleri, golf sahası, lüks konutlar ve özel villalar, yat limanları ve eğlence alanları yer alacak. Proje tamamlandığında, tesisin 4 binden 500’den fazla oda kapasitesine ulaşması bekleniyor. Hilton, Four Seasons, InterContinental ve Ritz-Carlton gibi küresel markalar projede yer alabilecek.



EKONOMİYE VE İSTİHDAMA BÜYÜK KATKI



Yatırımın Mısır ekonomisine 250 binden fazla yeni istihdam sağlaması bekleniyor. Uzmanlara göre bu proje, Mısır’ın ekonomisini çeşitlendirme ve enerji dışı gelirleri artırma stratejisinin temel taşlarından biri olacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ancient City of Side revived through digital experience]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ancient-city-of-side-revived-through-digital-experience/</link>
        <description><![CDATA[One of the notable examples of digital museology in Türkiye can be found at the Visitors’ Center of the Side Archaeological Site in Antalya. Here, visitors can explore the fascinating past of the ancient city of Side through an immersive digital experience. In a special video installation created by Kup Production, the ancient city is […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Paz, 09 Kas 2025 16:49:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[One of the notable examples of digital museology in Türkiye can be found at the Visitors’ Center of the Side Archaeological Site in Antalya. Here, visitors can explore the fascinating past of the ancient city of Side through an immersive digital experience. In a special video installation created by Kup Production, the ancient city is virtually reconstructed using projection technology, bringing its grandeur back to life for today’s visitors.



The videos, prepared under the supervision of Prof. Dr. Feristah Alanyali, who leads the excavations at Side Ancient City, are designed to make visitors feel as though they are living within the space itself. Writer Huseyin Karagoz, who took part in the project, explained the followings:







A JOURNEY THROUGH TIME



“One of the conceptual inspirations behind the video used in this digital experience is the temple dedicated to Tyche, the goddess of fortune and fate, located at the center of the agora. Since Tyche was depicted in antiquity holding a disk known as the ‘wheel of fortune,’ the same motif seen in mosaics also appears as a visual element in the video. This wheel of fortune takes us on a journey through time —sometimes exploring beneath the seas, sometimes viewing the city from afar. It transports us to the Athena festivals once held to celebrate the start of the maritime trade season in the ancient era. We gather before the monumental fountain, walk through the agora, and leave offerings at the temples of Athena and Apollo. Then, aboard a boat adorned with a pomegranate tree at its stern and a statue of the goddess at its bow, we sail into the Mediterranean —experiencing Side’s legendary sunset as if we were living in ancient times.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Antalya yabancı turist sayısında yeni rekora koşuyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/antalya-yabanci-turist-sayisinda-yeni-rekora-kosuyor/</link>
        <description><![CDATA[Geçen yıl yabancı turist sayısında rekor kıran Antalya’da, bu sene geçen yılki rakamın aşılması bekleniyor. Turist hareketliliğinin devam ettiği Antalya, geçen ay 2 milyon 216 bin 554 yabancı turist ile ekim ayları içinde tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştı. Yabancı turist sayısında önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8’lik artış gerçekleşti. Yılın 10 aylık […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 09 Kas 2025 15:17:20 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Geçen yıl yabancı turist sayısında rekor kıran Antalya'da, bu sene geçen yılki rakamın aşılması bekleniyor.



Turist hareketliliğinin devam ettiği Antalya, geçen ay 2 milyon 216 bin 554 yabancı turist ile ekim ayları içinde tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştı. Yabancı turist sayısında önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8'lik artış gerçekleşti. Yılın 10 aylık döneminde de geçen yılın aynı dönemindeki rakamlar aşıldı. Yılın 10 ayında kenti ziyaret eden yabancı turist sayısı geçen senenin aynı dönemine göre 176 bin 884 artarak 16 milyon 308 bin 937'ye ulaştı. 



Bu dönemde Antalya, 3 milyon 889 bin 889 kişiyle en fazla Rusya'dan misafir ağırladı. Rusya'yı ise 3 milyon 342 bin 550 turistle Almanya, 1 milyon 475 bin 24 kişiyle İngiltere takip etti. İlk 10'da ise Polonya, Hollanda, Ukrayna, Romanya, Kazakistan, Çekya ve Litvanya yer aldı. Geçen yılı 17 milyon 278 bin 103 yabancı turistle kapatan Antalya'da bu yıl, bu rakamın aşılarak yeni bir rekora imza atılması bekleniyor.







"Antalya, birçok ülkenin nüfusundan fazla turist ağırlıyor"



Antalya Valisi Hulusi Şahin, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Antalya'nın çoğu ülke nüfusunun 2-3 katı yabancı turist ağırladığını belirtti. Antalya'da yabancı turist sayısında hedeflenen rakamlara ulaşıldığını dile getiren Şahin, gelir konusunda da kişi başı günlük harcamanın 70 dolarlardan 100 doların üzerine çıktığını kaydetti. Bu rakamların da iyi olduğunu ancak daha da yukarıya çıkabileceğini ifade eden Şahin, şunları söyledi: "Bunun için gerekli potansiyelimiz var. Neler yapabiliriz? Birincisi; mutlu edeceksiniz ki seneye yine gelecek. İkincisi; etkinlikler, atraksiyonlar o kadar çok olacak ki '7 gün yetmiyor, bir iki gün daha kalayım' diyecek. Yani kalış süresini artıracaksınız. Bunlar için ciddi gastronomimizin, ciddi aktivitelerimizin olması lazım. 'Kasımda sezon bitti' diyoruz. Halbuki bizim kasımımız da aralık ayımız da çok güzel. Mart ve nisan ayları da harika. Bu ayları da turizmin içerisine katarsak, özellikle de kültür turizmi bu dönemde ideal bir mevsim pozisyonu oluşuyor. Her yeri gezebileceğiniz iklim var. Bunların üzerine çalışmamız lazım."







"ANTALYA'DA HER KESİM TURİZMİ SAHİPLENMİŞ DURUMDA"



Vali Şahin, kış turizmi için de özellikle spor organizasyonlarına ağırlık verdiklerini ifade etti. Belek Turizm Merkezi'nin özellikle kamp ve golf alanlarında iyi konumda olduğunu vurgulayan Şahin, Kemer ilçesinde de doğa turizmine yönelik yatırımlar yapıldığını kaydetti. Antalya'da her kesimin turizmi sahiplendiğinin altını çizen Şahin, bunun da başarıyı beraberinde getirdiğini söyledi. Turizm rakamlarının da bunu gösterdiğine işaret eden Şahin; "Geçen senenin rakamlarına ulaştık, hatta bir tık üstüne çıktık. Yılbaşı itibarıyla yılı geçen yılın üzerinde tamamlayacağız" dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[BookingAgora, TTI İzmir 2025’in vizyon partneri oldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bookingagora-tti-izmir-2025in-vizyon-partneri-oldu/</link>
        <description><![CDATA[İzmir, 3–5 Aralık 2025 tarihleri arasında 19’uncusu düzenlenecek TTI İzmir – Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi ile bir kez daha turizm dünyasının buluşma noktası olmaya hazırlanıyor. Sektörün öncü markalarından BookingAgora, İstanbul’da İZFAŞ yetkilileriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, TTI İzmir 2025’in vizyon partneri olduğunu açıkladı. Türkiye’nin önde gelen B2B turizm platformlarından biri olan BookingAgora, 50’nin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Paz, 09 Kas 2025 15:17:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İzmir, 3–5 Aralık 2025 tarihleri arasında 19’uncusu düzenlenecek TTI İzmir - Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi ile bir kez daha turizm dünyasının buluşma noktası olmaya hazırlanıyor. Sektörün öncü markalarından BookingAgora, İstanbul’da İZFAŞ yetkilileriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, TTI İzmir 2025’in vizyon partneri olduğunu açıkladı.



Türkiye’nin önde gelen B2B turizm platformlarından biri olan BookingAgora, 50’nin üzerinde ülkeden 80’i aşkın havayolu, otel, acente, GSA firmaları ve araç kiralama markasını fuara getirerek uluslararası turizm ağını İzmir’de buluşturacak. 37’si havayolu, 36’sı otelcilik olmak üzere turizm acenteleri, GSA ve araç kiralama firmaları dâhil küresel turizm seyahat markaları katılacak; ayrıca Dubai ve Aqaba turizm ofisleri de TTI’da yer alacak. Bu güçlü ağın, hem sektör profesyonelleri arasında yeni iş birliklerine zemin hazırlaması hem de Türkiye’nin turizm tanıtımına önemli katkı sağlaması hedefleniyor.



Le Meridien İstanbul Etiler’de düzenlenen basın toplantısına, BookingAgora Kurucu Ortakları Murat Kahraman ve Kadri Ciga ile İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Başkan Danışmanı Cemalberk Kürekci, Fuarlar Müdürü Yeşim Yiğit, Fuarlar Müdür Yardımcısı Yusuf Erdoğan katıldı. Konuşmacılar, TTI İzmir 2025’in Türk turizminin uluslararası görünürlüğünü artıracak stratejik bir iş birliği platformu olacağına dikkat çekti.



"TÜRKİYE'NİN TANITIMI İÇİN FUARLARIN BÜYÜK ÖNEM TAŞIDIĞINA İNANIYORUZ"



Basın toplantısında konuşan BookingAgora Kurucu Ortağı Murat Kahraman, iş birliğine dair şunları söyledi: “Türkiye’nin tanıtımı ve turizmin sürdürülebilir büyümesi için fuarların büyük önem taşıdığına inanıyoruz. İzmir gibi sayısız turistik değeriyle öne çıkan bir şehirde gerçekleştirilen TTI İzmir’e katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Türk turizminin gelişmesi için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da elimizden gelen tüm çabayı göstermeye devam edeceğiz.”







"TTI İZMİR, BÖLGENİN EN İYİ TURİZM BULUŞMALARINDAN BİRİ HALİNE GELECEK"



BookingAgora Kurucu Ortağı Kadri Ciga ise fuarın uluslararası boyutuna dikkat çekerek yaptığı konuşmada şu açıklamalarda bulundu: “TTI İzmir'in yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de en önemli turizm buluşmalarından biri haline gelmesini arzu ediyoruz. Bu yıl 50’nin üzerinde ülkeden markaları İzmir’de bir araya getirmek, ülkemiz turizmi için güçlü bir iş birliği platformu oluşturacaktır. BookingAgora olarak biz, teknolojimiz ve küresel iş ağımızla Türk turizminin dünya sahnesinde daha görünür hale gelmesine katkı sunmayı hedefliyoruz.”



"4 BİNİ AŞKIN FİRMAYI 2,5 MİLYON ZİYARETÇİYLE BULUŞTURDUK"



İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu da TTI İzmir 2025’in uluslararası boyutuna ve yeni vizyon ortaklığına ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “İzmir Büyükşehir Belediyemizin ev sahipliğinde, bu yıl kentimizde düzenlenen fuarlarda yerli ve yabancı 4 bini aşkın katılımcı firmayı, Türkiye’nin dört bir yanından ve 120’yi aşkın ülkeden gelen yaklaşık 2,5 milyon ziyaretçiyle buluşturduk. Bu rakamlar, İzmir’in fuarcılıktaki öncülüğünü ve küresel bir buluşma noktası olma potansiyelini açıkça ortaya koyuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olarak, kentimizin ekonomik, kültürel ve turistik gelişimine katkı sunmak en temel önceliğimiz. Bu güçlü zeminin üzerine inşa ettiğimiz BookingAgora ile vizyon ortaklığımız, TTI İzmir’in uluslararası ölçekteki gücünü daha da artıracak stratejik bir adım niteliğinde.”



YENİLİKÇİ DÜŞÜNCE, SÜRDÜRÜLEBİLİR GELİŞİM, İŞ BİRLİĞİ



Bu iş birliğinin, Türkiye’nin turizm vizyonunu dünyaya taşıyan, kalıcı iş bağlantılarına ve yeni pazarlara açılan bir köprü olacağını ifade eden Cumalıoğlu; “Küresel havayolu gruplarının, dünyaca ünlü konaklama zincirlerinin ve bölgesel turizm otoritelerinin katılımı, fuarımızın uluslararası iş birliği boyutunu önemli ölçüde güçlendirecek. İZFAŞ olarak biz; yenilikçi düşünceyi, sürdürülebilir gelişimi ve iş birliğini merkeze alarak, İzmir’i dünya turizminin en güçlü buluşma merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. TTI İzmir 2025 de bu vizyonun en somut örneklerinden biri olacak” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul, 2025 Okuyucu Seyahat Ödülleri’nde altın madalya kazandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-2025-okuyucu-seyahat-odullerinde-altin-madalya-kazandi/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul, dünyaca ünlü seyahat dergisi Wanderlust’ın 2025 Okuyucu Seyahat Ödülleri ‘nde “En Çok Gitmek İstenen Şehir (Avrupa)” kategorisinde altın madalya kazandı. Avrupa’dan Amerika’ya, Okyanusya’dan Asya’ya kadar geniş coğrafyada etkili bir okuyucu kitlesine sahip Wanderlust, Londra Ulusal Galerisi’nde düzenlenen törenle 24. Okuyucu Seyahat Ödülleri ‘nin kazananlarını açıkladı. İstanbul, “En Çok Gitmek İstenen Şehir (Avrupa)” kategorisinde Doğu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 09 Kas 2025 15:17:15 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul, dünyaca ünlü seyahat dergisi Wanderlust'ın 2025 Okuyucu Seyahat Ödülleri 'nde "En Çok Gitmek İstenen Şehir (Avrupa)" kategorisinde altın madalya kazandı.



Avrupa'dan Amerika'ya, Okyanusya'dan Asya'ya kadar geniş coğrafyada etkili bir okuyucu kitlesine sahip Wanderlust, Londra Ulusal Galerisi'nde düzenlenen törenle 24. Okuyucu Seyahat Ödülleri 'nin kazananlarını açıkladı. İstanbul, "En Çok Gitmek İstenen Şehir (Avrupa)" kategorisinde Doğu ile Batı'yı bir araya getiren cazibesiyle altın madalya kazandı.



Birleşik Krallık'ın dünyaca ünlü seyahat dergisi Wanderlust’ın ödüle ilişkin yapılan açıklamasında, derginin okuyucularının İstanbul’un kubbeler ve minarelerle süslenmiş silüetinden gelişen sanat ve yemek sahnesine kadar, tarihin ve modernliğin büyüleyici karışımını öne çıkararak şehri altın madalya ile ödüllendirdikleri belirtildi. Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Wanderlust'un Genel Yayın Yönetmeni George Kipouros ise İstanbul’un 2024’te gümüş madalya kazandığını hatırlatarak şunları kaydetti: 







TAŞLARINDA TARİH, GELECEĞİNDE HAYAL GÜCÜ VAR



"İstanbul, bu yıl altın madalya aldı. Okuyucular, bu şehri her seferinde kendilerini şaşırtan bir şehir olarak tanımlıyor. Gün batımında Boğaz'ı geçmekten, yüzyılların etkisini taşıyan yemekleri tatmaktan ve aynı öğleden sonra kiliseler, camiler ve modern sanat galerileri arasında dolaşmaktan bahsediyorlar. İstanbul'un enerjisi, farklı dünyalar arasında ne kadar rahat yaşandığına dayanıyor. Taşlarında tarih var ama geleceğinde de hayal gücü var." 







DUBROVNİK'E GÜMÜŞ, MADRİD'E BRONZ MADALYA



"En Çok Gitmek İstenen Şehir (Avrupa)" kategorisinde, Hırvatistan'ın Adriyatik Denizi sahilinde bulunan Dubrovnik, "Eski Kent" bölgesinin sinematik cazibesi ve sürdürülebilir turizm yönünde attığı yeni adımlarla gümüş madalya aldı. İspanya’nın başkenti Madrid ise beğenilen müzeleri, gece hayatı ve topluluk bilinci ile bronz madalyaya layık görüldü.







JAPONYA, "EN ÇOK GİTMEK İSTENEN ÜLKE" OLDU



Wanderlust Seyahat Ödülleri 2025’te "En Çok Gitmek İstenen Ülke" kategorisinde Japonya altın madalya alırken, Kosta Rika gümüş madalya ve Kanada bronz madalya kazandı. "En Çok Gitmek İstenen Şehir (Dünya)" kategorisinde Arjantin'in başkenti Buenos Aires, ilk kez altın madalya kazandı. Japonya’nın başkenti Tokyo gümüş madalya ve Avustralya’nın Sidney şehri bronz madalya aldı. Birleşik Krallık'ın en büyük tüketici oylaması seyahat ödülleri olan bu ödüllerde, Birleşik Krallık'ın en uzun süredir yayınlanan ve en çok tirajlı seyahat dergisi olan Wanderlust'ın 200 binden fazla okuyucusu tarafından toplam 4,8 milyon oy kullanıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bentour, Avrupa’dan 200 acente getirdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bentour-avrupadan-200-acente-getirdi/</link>
        <description><![CDATA[Avrupa’nın önde gelen tur operatörlerinden Bentour’un 16’ncı “Türkiye Buluşması” gerçekleşti. 2004 yılında Kadir Uğur tarafından kurulup, Türk turizminin gelişmesi yolunda çok büyük katkılar sağlayan Bentour, 16 yıldır düzenli olarak yaptığı Türkiye Buluşmaları’ndan birini daha hayata geçirdi. İzmir’in Özdere bölgesindeki Sunis Efes Royal Palace tesislerinde organize edilen etkinliğe, büyük çoğunluğu Almanya’dan olmak üzere yaklaşık 200 davetli […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 09 Kas 2025 15:17:14 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Avrupa’nın önde gelen tur operatörlerinden Bentour’un 16'ncı "Türkiye Buluşması" gerçekleşti. 2004 yılında Kadir Uğur tarafından kurulup, Türk turizminin gelişmesi yolunda çok büyük katkılar sağlayan Bentour, 16 yıldır düzenli olarak yaptığı Türkiye Buluşmaları’ndan birini daha hayata geçirdi. İzmir’in Özdere bölgesindeki Sunis Efes Royal Palace tesislerinde organize edilen etkinliğe, büyük çoğunluğu Almanya’dan olmak üzere yaklaşık 200 davetli acente temsilcisi katıldı.



ANTALYA’DAN İZMİR’E, COMEDY NIGHT’TAN COMEDY DAY’E



Bu buluşmaya bu kez üç farklı konsept damgasını vurdu: Etkinliğin Antalya yerine İzmir’de düzenlenmesi, katılımcı sayısının 500 yerine 200 kişiyle sınırlandırılması ve organizasyona adını veren “Comedy Night”ın bu kez “Comedy Day” olarak gerçekleştirilmesi.







NEDEN "TÜRKİYE BULUŞMASI"?



Bentour yönetimi, 16 yıldır aralıksız olarak sürdürdüğü bu etkinliği her ne kadar “Comedy Night” olarak lanse ediyor olsa da TOURMAG Turizm Dergisi olarak biz bu etkinliği “Türkiye Buluşması” olarak kabul ediyor ve en azından bizim tarafımızda böyle anılmasını arzu ediyoruz.



BÜYÜK ORGANİZASYON, BÜYÜK FEDAKÂRLIK



Yapılan iş öylesine büyük, öylesine önemli ve öylesine zor bir organizasyon ki, bunu “Comedy Night” olarak anmak ve kayıtlara geçmek bir türlü içimizden gelmiyor. Almanya, Avusturya, Hollanda, Danimarka, Belçika ve İsviçre’den en başarılı seyahat acentalarının temsilcilerini toplayacaksın, uçak biletlerini temin edeceksin, 5 yıldızlı otellerde ultra herşey dahil konseptinde 4-5 gün ağırlayacaksın, ülkenin tarihi yerlerini gezdireceksin, hediyeler temin edip, geri göndereceksin.







500-600-700 KİŞİLİK KATILIMLAR OLDU



Bu tür organizasyonlar 10-30-50 kişilik gruplar şeklinde yapılabilir, ancak 200 kişi ile yapmak hiç de kolay bir iş değil. Dahası, biz 500 kişilik katılımın olduğu buluşmaya da tanık olduk; 600-700 kişinin katıldığı üç buluşmanın gerçekleştiğini de bizzat Kadir Uğur’dan işittik.



ÜLKE TANITIMI, GERİ DÖNÜŞ BEKLENTİSİ



Tabi bu buluşmaların öncelikle amacı “geri dönüş” odaklı gibi görünse de Kadir Uğur’a göre; “Önceliğimiz ülke tanıtımı. Çünkü ülkemizi iyi tanıtırsak, geri dönüş konusunu beklemeye gerek kalmaz, mutlaka gelir. Müşteri memnuniyeti yüzde 99’4 olan bir kurum durumundayız. 0,6'lık kayıp ise bizim engel olamayacağımız, havayolu kaynaklı bir kesinti. Misafir memnuniyetini olmazsa olmazımız olarak görüyoruz.”







"2026’DA 400 BİN MİSAFİR GETİRECEĞİZ"



İzmir’de 5-9 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleşen "Bentour Türkiye Buluşması", basın toplantısı ile başladı. Markanın kurucusu ve onursal başkanı Kadir Uğur ile CEO'su Deniz Uğur’un birlikte katıldıkları toplantıda verilen bilgiler arasında; 2025 yılı performans değerlendirmesi, 2026 hedeflerine ilişkin bilgiler yer aldı. Deniz Uğur, içinde bulunduğumuz yılı 350 bin misafir ağırlama başarısı ile kapatacaklarını, 2026’da ise 400 bin misafir ağırlama hedeflerinin olduğunu belirtti.



“BAKANLIK BAZINDA ÇALIŞTAYLAR YAPILMALI”



Kadir Uğur ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın her yıl turizm sektöründeki önde gelen aktörleri toplayıp, çalıştaylar yapması gerektiğine dikkat çekti. "Bu çalıştaylar aşamasında stratejilerin belirlenip, o doğrultuda yola çıkılmasını tavsiye ediyorum” diyen Kadir Uğur; “Yoksa 2025’te olduğu gibi 2026 yılında da kayıp yaşarız. Biz yapılan fiyat artışlarını piyasanın kabul etmediğini söyledik. Başta fiyatlar artırıldı ama sonunda piyasa kabul etmeyince yeniden 2024 fiyatlarına dönüldü” ifadelerini kullandı.







“ÜLKE TURİZMİ İÇİN TÜRK TUR OPERATÖRLERİ ÖNEMLİ”



Kadir Uğur, sözlerine şöyle devam etti: “Bazı otellerde Hans, Hasan’dan daha kıymetli. Türk otelleri, Türk tur operatörlerine değer vermeli. Türk tur operatörleri, bu ülkenin turizmi için çok önemli. İskandinavya’dan 1 milyon turist getiren TURSE vardı, maalesef iflas etti. Şimdi 150 bin bile gelmiyor. Avusturya’da Gullet vardı, 1-1,5 milyon turist getiriyordu. Gullet gitti, o sayılar da gitti. Otelciler getirebilirler mi bu sayılarda turistleri? ‘Biz kendi müşterimizi yaratıyoruz’ diyen otelciler, bunu göz önünde bulundurmalı. Avrupalı tur operatörleri, en ufak sıkıntıda uçakların burnunu başka yere çeviriyor. Biz çevirmiyoruz. Biz, iyi günde de kötü günde de buradayız."



Etkinliğin markalaşmasında önemli etkisi olan Özcan Coşar, bu buluşmada da sahnedeydi. Almanya'nın Cem Yılmaz'ı kabul edilen ve Avrupa'da büyük bir hayran kitlesi olan Coşar, bu defa performansını "Comedy Night" değil, "Comedy Day" olarak sergiledi. İlaveten, yılın en başarılı acentelerinin ödüllerinin takdim edilmesi görevini de Özcan Coşar yerine getirdi.



TOURMAG Turizm Dergisi’nden Canan Toprakkaya’ya açıklamalarda bulunan Kadir Uğur; “Sadece işimize odaklandık ve en iyi biçimde yapma yolunda çaba harcıyoruz. Bazılarının yaptığı gibi ‘Otel de kuracağım, uçak şirketi de tur operatörü de kuracağım’ demiyoruz. Bizim, Sunis gibi sadece otelcilik yapan iyi otel şirketlerine, sadece havacılık yapan iyi uçak şirketlerine ve sadece tur operatörlüğü yapan iyi tur operatörlerine ihtiyacımız var” diye konuştu.



Gündüz Efes Antik Kenti, Kuşadası, Şirince, Meryem Ana Evi gibi yerleri gezen misafirlerden bazıları, mandalina bahçelerinden mandalina hasadı yaptı. Aynı günün akşamında ise Sunis Efes Royal Palace'ın iskelesi üzerinde muhteşem bir kokteyl ve sonrasında Food Festivali'ne katıldılar.



Buluşmaya, Bentour ve Sunis ailesinden yaklaşık 100 kişilik bir ekip destek verdi. Onlar adına teşekkürleri kabul eden isimler ise Funda Uysaler, Deniz Uğur, Deniz Erdem, Ali Kaygusuz, Kadir Uğur ve İlker Genç idi.



Food Festivali sırasında Bentour ve Sunis yönetimi, mutfak şefi şapkaları ile geceye renk kattılar. Gecenin "Executive Chef" görevini ise doğal olarak Kadir Uğur üstlendi. Tanju İçten, Funda Bagana, İshak Serhad Baysan, Keriman Dağistanlı Özüdoğru ve Erol Özüdoğru…



Buluşmaya renk katan bir diğer isim ise Server Demiriz idi. Cam sanatları konusunda duayen bir isim olan Demiriz Hoca, misafirleri yaptığı cam sanatı ürünü nazarlık kolyeleri ile buluşturdu. Kadir Toprakkaya, Müjgan Demiriz, Server Demiriz ve Canan Toprakkaya...















Son günün son gecesinde yapılan pastanın üzerinde Bentour ve Sunis logoları yer aldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gastronominin yıldızları 10. yılında Gastromasa sahnesindeydi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gastronominin-yildizlari-10-yilinda-gastromasa-sahnesindeydi/</link>
        <description><![CDATA[Dünyanın en büyük ikinci gastronomi konferansı olarak kabul edilen Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı, bu yıl 6-7 Kasım 2025 tarihlerinde “Stories of 10 Years” temasıyla gerçekleştirildi. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen bu özel etkinlik, 6 Kasım saat 09.30’da ana sahnede açılış konuşmalarıyla başladı. Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı’nı düzenleyen Sözen Group CEO’su […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 08 Kas 2025 15:52:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünyanın en büyük ikinci gastronomi konferansı olarak kabul edilen Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı, bu yıl 6-7 Kasım 2025 tarihlerinde “Stories of 10 Years” temasıyla gerçekleştirildi. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen bu özel etkinlik, 6 Kasım saat 09.30'da ana sahnede açılış konuşmalarıyla başladı. 



Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı'nı düzenleyen Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen’in yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen ve İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, yaptıkları konuşmalarda gastronomi sektörünün gelişimine ve ülkemize katkılarına yönelik değerlendirmelerde bulundular. Gastronomi alanında lokomotif şehrimiz olan Gaziantep'in Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise yerelden dünyaya uzanan yol haritalarını ve bundan sonraki aşamalarda neyi başarmayı hedeflediklerini anlattı. Özellikle gastronomi öğrencilerine hitap eden Şahin, duygusal tonda yaptığı ilham ve motivasyon verici konuşmasıyla salondan büyük alkış aldı.



Türkiye ile dünya gastronomisi arasında güçlü bir köprü kuran Gastromasa, 10. yılını kutladığı organizasyonda dünya gastronomi sahnesinden çok önemli şefleri ve isimleri de ağırladı. Michelin yıldızlı ve "Gault & Millau Toque" (Şef Şapkası) ödüllü isimler, hem kendi mutfak yolculuklarını anlattılar hem de restoranları ile elde ettikleri dünyaca ünlü başarılarının sırlarını paylaştılar. 







ZİYARETÇİLERE UNUTULMAZ ANLAR YAŞATTILAR



Emmanuel Renaut, Julien Royer, Marco Müller, Oriol Castro, Ángel León, Andoni Luis Aduriz, Ana Roš, Albert Adrià, Simon Rogan, Antonio Bachour, Diego Guerrero, Virgilio Martínez, Christian Le Square, Jorge Vallejo, Rasmus Munk, Torres Brothers, Mitsuharu Tsumura, Jeremy Chan, René Frank, Paco Torreblanca, Philippe Bernachon, Elena Arzak, Santiago Lastra, Endo Kazutoshi, Gianluca Fusto, Mohamad Orfali, Mohamed Benabdallah, Giorgio Bargiani gibi yıldız şefler, pastry şefleri, sommelier’ler ve miksolojistler, bu yıl da sektöre ilham veren konuşmalar, paneller, söyleşiler ve workshoplarla ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşattılar. Türk gastronomisinin dünyaya tanıtımında rol alan Fatih Tutak, Ömür Akkor, Hazer Amani, Rafet İnce gibi pek çok milli şefimiz de organizasyonda yer aldı.













GENİŞ BİR PAYDAŞ KİTLESİ BİR ARAYA GELDİ



Gastromasa 2025, gastronominin farklı alanlarını kapsayan "Gastromasa Hospitality", "Gastromasa Coffee", "Gastromasa Bar" ve "Gastromasa Pastry" başlıkları altında zengin içerikleriyle yine Türk ve dünya gastronomisinin nabzını tuttu. Yoğun ziyaretçi katılımının gözlendiği konferansta; turizm ve ağırlama sektörünün önemli yatırımcıları, fikir önderleri, uluslararası markalar, gastronomi okullarından öğrenciler, gurmeler ve lezzet meraklıları gibi geniş bir paydaş kitlesi bir araya geldi. Gastromasa’yı düzenleyen Sözen Group ve Gökmen Sözen, gerek organizasyondaki oturumlar ve trend belirleyen içeriklerle, gerekse marka-ziyaretçi katılımının yoğunluğu ve ortamın dinamizmiyle büyük takdir topladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizmde 64 milyar dolarlık hedef geçerliliğini koruyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizmde-64-milyar-dolarlik-hedef-gecerliligini-koruyor/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu yılın 9 ayında 50 milyon ziyaretçinin Türkiye’de ağırlandığını ve 50 milyar dolar turizm geliri sağlandığını ifade ederek; “Yıl sonu hedefimiz olan 64 milyar dolara emin adımlarla yürüyebildiğimizi görebildik” dedi. Bakan Ersoy, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen ve turizm sektörünün önemli buluşma noktalarından olan Dünya Seyahat Fuarı’na (WTM) katıldı. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 05 Kas 2025 01:13:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu yılın 9 ayında 50 milyon ziyaretçinin Türkiye'de ağırlandığını ve 50 milyar dolar turizm geliri sağlandığını ifade ederek; "Yıl sonu hedefimiz olan 64 milyar dolara emin adımlarla yürüyebildiğimizi görebildik" dedi.



Bakan Ersoy, İngiltere'nin başkenti Londra’da düzenlenen ve turizm sektörünün önemli buluşma noktalarından olan Dünya Seyahat Fuarı'na (WTM) katıldı. Ersoy, burada basına yaptığı açıklamada WTM'de turizm sektörü profesyonelleriyle bir araya geldiklerini belirterek, bu fuarın sektörün kapanışı ve yeni sezonun açılışıyla ilgili fikir sahibi olunmasını sağlayan önemli pazarlardan biri olduğunu söyledi.



Geçen hafta Türkiye turizmine ilişkin 9 aylık verileri açıkladıklarını hatırlatan Ersoy, şunları kaydetti: "Türkiye, 50 milyon ziyaretçi ve 50 milyar dolar turizm geliriyle ilk 9 ayı tamamladı. Bu da genel olarak baktığımızda ziyaretçi sayısında yüzde 1,6'lık, gelir olarak baktığımızda yüzde 5,7'nin üzerinde bir artış demek. Yıl sonu hedefimiz olan 64 milyar dolara (turizm gelirine) emin adımlarla yürüyebildiğimizi görebildik. Ekim ayı da çok başarılı geçti. Ortalamanın üzerinde bir rezervasyon ve ziyaretçi akışıyla karşılaştık. Kasım ve aralık beklentilerimizin de bu paralelde iyi olacağını düşünüyoruz." Bakan Ersoy, bölgede yaşanan bazı gelişmelerin turizm sezonunda rezervasyon akışını yavaşlatsa da daha sonra yapılan kampanyalarla turizm akışını hızlandırdıklarını dile getirdi.



"Türkiye, geçen sene 765 noktada arkeolojik kazı gerçekleştirdi"



Ersoy, İngiltere'ye ilişkin yaptığı değerlendirmede de "Bu seneyi (İngiltere'den gelen) 4 milyon 250 bin ziyaretçiyle kapatacağız. Önümüzdeki sene hedefimiz, İngiliz pazarından 4,5 milyonun üzerinde ziyaretçi almak" dedi. İngiltere’nin yanı sıra İrlanda ve Doğu Avrupa ülkeleri gibi yeni destinasyonlara da ağırlık verdiklerini vurgulayan Ersoy; "Türkiye artık 'deniz-kum-güneş' üçgeninden çıkmış durumda. Özellikle ürün ve kaynak destinasyon çeşitlemesi konusunda son 7-8 yıldır çok çeşitli yatırımlar yapıyoruz. Bunun da olumlu sonuçları rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu. Ersoy, bu bağlamda arkeolojik çalışmalara önem verdiklerinin altını çizerek; "Türkiye, geçen sene 765 noktada arkeolojik kazı gerçekleştirdi. 265 kazı başkanlığının 251'i 'Geleceğe Miras' kapsamında 12 ay boyunca kazılır hale geldi" ifadelerini kullandı.







"Restoranlarımız, MIchelIn yıldızı inceleme radarına girmiş durumda"



Gastronomi alanında yapılan çalışmalara da değinen Ersoy, İstanbul’un ardından İzmir, Urla, Çeşme ve Bodrum’un da "Michelin Rehberi" seçkisine dahil edildiğini, Kapadokya’nın da bu sene yeni destinasyonlarda yer alacağını bildirdi. Ersoy; "Bundan sonraki yıllarda tüm Türkiye, Michelin Yıldızı'nın kapsamı alanına giriyor. İlk başta şehir şehir dahil ediyorsunuz, belli bir kapasiteye ulaştıktan sonra ülke genelini kapsama alanına alıyor. Bundan sonraki yıllarda tüm Türkiye’deki restoranlarımız, Michelin Yıldızı inceleme radarına girmiş durumda. Bu açıdan da gastronomide aldığımız yolu gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.







"SADECE NİCELİK DEĞİL, NİTELİK DE ÖNEM TAŞIYOR"



Turizmin 12 aya ve 81 vilayete yayılmasının yanı sıra kaynak destinasyon çeşitlemeleriyle 7 yıl önce başlatılan yeni stratejiye devam edeceklerini belirten Ersoy, bu strateji kapsamında sadece nicelik değil, niteliğin de önem taşıdığına dikkati çekti. Ersoy, turizmde konaklama dışı harcaması yüksek turistleri de hedeflediklerini, bunun geçen haftaki verilere de olumlu şekilde yansıdığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: "Yabancı turist gelirlerini incelediğimizde, geçen sene gecelik 107 dolar civarında olan yabancı turist harcamasının ilk 9 ayda 116 dolara çıktığını gördük. Bu da yıl sonu tahmini olan 118 dolarla yabancı turist kişi başı gecelik harcamayı kapatacağımızı gösteriyor. Her sene de bu rakamı artırarak yolumuza devam etmek istiyoruz."







"Göbeklitepe sergisi İngiltere ve Almanya'da da düzenleNECEK"



Konuşmasının ardından "İtalya'da Kolezyum'da Göbeklitepe Sergisi düzenlenmişti. Başka ülkelerde de bu sergiyi düzenlemeyi planlıyor musunuz?" sorusu üzerine Ersoy, İtalya'daki sergiyi rekor sayıda 6 milyondan fazla kişinin ziyaret ettiğini söyledi. Ersoy; "Berlin'de ve İngiltere'de şu anda bakıyoruz. Gelecek yıl eylül ayı içinde İngiltere’de düzenlemeyi düşünüyoruz. 2026 içinde Berlin’de de planlıyoruz. Bu sergiyi, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok noktada yaygınlaştıracağız" dedi. Konuşmasının ardından fuar alanında Türkiye ve KKTC'nin tanıtımının yapıldığı stantları ziyaret eden Ersoy, fuara katılanlar arasında yer alan KKTC Başbakan Yardımcısı - Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile ikili görüşme gerçekleştirdi.​​​​​​​ Fuar kapsamında tur operatörlerinden TUI, EasyJet Holidays ve Jet2 Holidays yöneticileriyle de görüşmeler gerçekleştiren Ersoy, Maldivler Turizm ve Çevre Bakanı Thoriq İbrahim ile de bir araya gelerek karşılıklı işbirliği olanaklarını değerlendirdi.







DÜNYANIN EN BÜYÜK İKİNCİ TURİZM FUARI



"Dünyanın en büyük ikinci turizm fuarı" olan WTM, turizm sektörünün önemli buluşma noktalarından biri olarak biliniyor. Bu yıl 4-6 Kasım'da düzenlenen ve çok sayıda ülkenin standının yer aldığı fuar, seyahat pazarının ana aktörlerini ve turizm profesyonellerini ağırlıyor. Fuarda Türkiye, 909 metrekarelik stant alanıyla yer alıyor. Türkiye'den 76 sektör temsilcisi kurum, Türkiye standında alt katılımcı olarak fuara katılım sağlıyor. Türkiye standında ülkenin destinasyonları ve turizm ürünleri tanıtılıyor; ziyaretçilere ve katılımcılara, coğrafi işaretli ürünlerin de yer aldığı yöresel lezzetler ikram ediliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dalgaların taşıdığı turizm rekoru]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dalgalarin-tasidigi-turizm-rekoru/</link>
        <description><![CDATA[TOURMAG Turizm Dergisi’nin sonbahar sayısı yayımlandı. Ekim-Kasım-Aralık 2025 dönemine ait yeni sayıda, Türkiye turizminin mavi ufuklara uzanan yeni hikâyesi ele alınıyor. Derginin bu sayısında, Türkiye’nin kruvaziyer turizminde elde ettiği tarihi başarı ön plana çıkarılıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılının ilk sekiz ayında 18 limanda 1,5 milyon yolcu ağırlandı. Bu rakam, son 12 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 04 Kas 2025 14:29:07 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[TOURMAG Turizm Dergisi’nin sonbahar sayısı yayımlandı. Ekim-Kasım-Aralık 2025 dönemine ait yeni sayıda, Türkiye turizminin mavi ufuklara uzanan yeni hikâyesi ele alınıyor. Derginin bu sayısında, Türkiye’nin kruvaziyer turizminde elde ettiği tarihi başarı ön plana çıkarılıyor.



Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılının ilk sekiz ayında 18 limanda 1,5 milyon yolcu ağırlandı. Bu rakam, son 12 yılın en yüksek seviyesini temsil ediyor. TOURMAG, bu gelişmeyi kruvaziyer turizminin ülke ekonomisi, gastronomi ve kültürel etkileşim üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirerek; Kuşadası, Galataport İstanbul, İzmir ve Bodrum’un artık yalnızca liman değil, uluslararası kruvaziyer ağının merkez durakları hâline geldiğini vurguluyor.







GELECEĞE MİRAS: ANADOLU’NUN KÜLTÜREL YOLCULUĞU



Dergide ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” anlayışıyla yürüttüğü arkeolojik kazılar, restorasyonlar ve kültürel projelere de geniş yer veriliyor. İstanbul’daki Haydarpaşa ve Sirkeci gar sahaları, İznik Gölü’ndeki bazilika, Datça açıklarındaki Osmanlı batığı ve Karahantepe kazıları, bu bölümde dikkat çeken başlıklar arasında. Bu projelerin yalnızca geçmişi korumakla kalmayıp; aynı zamanda yerel ekonomiye, bölgesel kalkınmaya ve sürdürülebilir turizme katkı sağladığının altı çiziliyor.



TÜRKİYE’NİN RENKLİ TURİZM ATLASI



Derginin, Uşak’taki lavanta tarlalarından Hakkari’nin doğa turizmine, Erzurum’un Çin’in Linfen kentiyle imzaladığı kardeş şehir protokolüne kadar uzanan geniş bir içerik yelpazesi bulunuyor. Akdeniz’de yükselen Sualtı Arkeoloji Müzesi, Adana’nın tarihi demiryolu rotası, Erzincan’ın Ergan Dağı Turizm Merkezi gibi haberlerle TOURMAG, Türkiye’nin her bölgesinden başarı hikâyelerini okurlarına taşıyor.



NEDEN OKUMALISINIZ?



Çünkü TOURMAG sadece bir dergi değil, her sayısıyla sizi daha bilinçli, daha meraklı ve daha duyarlı bir gezgin yapmayı hedefleyen bir yaşam rehberi. Türkiye’nin turizm potansiyelini kültürel miras, sürdürülebilirlik ve insan hikâyeleriyle buluşturan TOURMAG’in yeni sayısı raflarda yerini aldı.




Daha fazlası için TOURMAG Turizm Dergisi’nin yeni sayısını kaçırmayın! TOURMAG Turizm Dergisi’ni www.kiletisimyayinlari.com internet sitesi üzerinden aynı gün kargo ile sipariş verebilir veya Hepsiburada, Trendyol, N11 gibi platformlardan satın alabilirsiniz.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ataoğlu: KKTC dünyanın gözde destinasyonlarından biri olma yolunda]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ataoglu-kktc-dunyanin-gozde-destinasyonlarindan-biri-olma-yolunda/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25) kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, ülkesinin turizm stratejilerini ve gelecekteki yatırımlarını paylaştı. Bakan Ataoğlu, Kuzey Kıbrıs’ın sunduğu turizm fırsatlarının yanı sıra KKTC’nin doğal güzellikleri ve tarihi zenginliklerinin tanıtımını vurguladı. Turizmin Gelişimine Yatırım ve Çevre Dostu Politikalar Bakan Fikri Ataoğlu, Kuzey […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 03 Kas 2025 23:50:52 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25) kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, ülkesinin turizm stratejilerini ve gelecekteki yatırımlarını paylaştı. Bakan Ataoğlu, Kuzey Kıbrıs’ın sunduğu turizm fırsatlarının yanı sıra KKTC’nin doğal güzellikleri ve tarihi zenginliklerinin tanıtımını vurguladı.







Turizmin Gelişimine Yatırım ve Çevre Dostu Politikalar



Bakan Fikri Ataoğlu, Kuzey Kıbrıs'ın her mevsim turizm faaliyetlerine açık olduğunu belirtti: "Yılın on iki ayında denize girebileceğiniz, güneşi ve denizi ile dünyayla yarışan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sunuyoruz. Turizm, ülkemizin ekonomisinin lokomotif sektörü olmaya devam ediyor." Bakan Ataoğlu, ayrıca, Kuzey Kıbrıs'taki yatırımların hızla artmasına dikkat çekerek; “Kuzey Kıbrıs’a yapılan yatırımlar, sadece turizm sektöründe değil, aynı zamanda konut ve çevre projelerinde de büyümeyi sürdürüyor. Bu yatırımlar sayesinde KKTC’nin uluslararası alanda daha fazla tanınmasını sağlıyoruz” dedi.



Türkiye’den Yatırım ve Turizm Taahhütleri



KKTC'nin en büyük ekonomik güçlerinden birinin turizm olduğunu aktaran Ataoğlu, Türkiye'den gelen yatırımcıların ülkeye olan ilgisinin artarak devam ettiğini vurguladı: “Anavatan Türkiye’den gelen yatırımcılar, Kuzey Kıbrıs’ın turizm sektöründe dünya standartlarında yatırımlar yapıyor. Bu, Kuzey Kıbrıs’ın turizmdeki güçlü konumunu pekiştiriyor."







Sağlık Turizmi ve Sürdürülebilirlik Çabaları



Sağlık turizminin gelişimi ile ilgili de açıklamalarda bulunan Bakan Ataoğlu, Kuzey Kıbrıs’ın sunduğu sağlık hizmetlerinin dünya çapında tanınması için önemli adımlar attıklarını dile getirdi: "Kuzey Kıbrıs, sağlık turizminde önemli bir merkez olma yolunda hızla ilerliyor. Gelecekte sağlık turizmine yönelik yatırımlar daha da artacak." Bakan Ataoğlu, KKTC’nin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarına da değindi: "Yeşil enerji projeleri, çevre dostu yatırımlar ve su yönetimi gibi adımlar, Kuzey Kıbrıs’ı daha yeşil bir gelecek için hazırlıyor. Bu alandaki projelerimiz hızla ilerliyor."



Alternatif Turizm ve Yanıltıcı Algılarla Mücadele



Kuzey Kıbrıs’ın sadece kumar turizmiyle sınırlı olmadığını belirten Bakan Ataoğlu, alternatif turizm modellerine de önem verdiklerini ifade etti: "Kuzey Kıbrıs, kültürel turizmden sağlık turizmine kadar geniş bir yelpazeye sahip. Ülkemiz, tarihi zenginlikleri ve doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Müzik terimleri sözlüğü neden gerekli? Müzik prodüksiyonunda ortak dil]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/muzik-terimleri-sozlugu-neden-gerekli-muzik-produksiyonunda-ortak-dil/</link>
        <description><![CDATA[Müzik prodüksiyonu ve müzik üretiminde, özellikle teknolojik ürünlerin de dahil olmasıyla beraber İngilizce birçok terim kullanılmaya başlandı. Bunların bazılarının birebir Türkçe karşılığı olsa da çoğunu örneklerle ve açıklamalarla detaylandırmadan doğru bir şekilde yerelleştirmek pek mümkün olmayabilir. Müzik üretiminde yer alan mix mastering gibi alanlarda uzmanlık geliştiren sektör temsilcileri için iletişimi ve bilgi dağarcığını geliştirmek için […]]]></description>
        <category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
        <pubDate>Pts, 03 Kas 2025 19:30:14 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Müzik prodüksiyonu ve müzik üretiminde, özellikle teknolojik ürünlerin de dahil olmasıyla beraber İngilizce birçok terim kullanılmaya başlandı. Bunların bazılarının birebir Türkçe karşılığı olsa da çoğunu örneklerle ve açıklamalarla detaylandırmadan doğru bir şekilde yerelleştirmek pek mümkün olmayabilir.



Müzik üretiminde yer alan mix mastering gibi alanlarda uzmanlık geliştiren sektör temsilcileri için iletişimi ve bilgi dağarcığını geliştirmek için müzik terimlerini kavramak önemli olabilir. Bir yandan da çeşitli yabancı uygulamaları kullanırken verimlilik artabilir.



Bu yazıda neden İngilizce müzik terimlerinin bu kadar çok kullanıldığını ve bu küresel stüdyo dilinin nasıl bir terminoloji ortaya çıkardığını keşfedebilirsiniz. Ayrıca sıklıkla kullanılan özellikle mix mastering’de karşınıza çıkabilecek bazı terimlere de yer veriliyor.



Müzikte Küresel Stüdyo Dili: İngilizce



Aslında müzik üretiminde ve stüdyo ekipmanlarıyla ilgili daha çok İngilizce terim ve kısaltmayla karşılaşmanın sebebi üretimin ve teknolojik ürünlerin global bir dağıtım hedefiyle İngilizce kurgulanması olarak gösterilebilir. Birçok bahsedilen ürün ve ekipman özelliği ve türü yerelleştirilmediği için ve bunlarla ilgili üretilen eğitim materyalleri ve rehberler de İngilizce dilinde olduğu için İngilizce terminoloji daha sık kullanılıyor.



DAW, plugin gibi müzik üretimi ve mix mastering alanlarında olmazsa olmaz olarak görülen bazı terimler örnek gösterilebilir. Bu terimlerin Türkçe karşılıklarına ve Türkçe olarak müzik terimlerinin açıklamalarına ulaşmak da mümkün. Yine sektörde İngilizce olarak kullanılmaya devam edilse de müzik terimleri sözlüğü kullanarak çeşitli terimlerin açıklamalarını ve kullanım alanlarını keşfedebilirsiniz.



Mix Mastering Süreçlerinizi Kolaylaştırabilecek 5 Müzik Terimi



Miks ve mastering işlemlerini gerçekleştirirken birçok müzik terimi ile karşılaşabilirsiniz. Kullanılan uygulamaların ve işlevlerinin tam olarak neyi ifade ettiğini ve neye faydalı olabileceğini anlamak müzik sektöründeki profesyoneller için oldukça önemli.



Özellikle mix ve mastering’de karşınıza çıkabilecek bu 5 müzik terimlerini aşağıda bulabilirsiniz.



1. LUFS (Loudness Unit Full Scale) - Tam Ölçeğe Göre Ses Yüksekliği Birimleri



LUFS terimi müzik yayın platformları dışında ayrıca radyo, televizyon ve podcast’ler için de kullanılan, standart olarak kabul edilen ses yüksekliği ölçüm birimi olarak açıklanıyor.



Günümüzde ses yüksekliği ölçümü için modern bir standart olarak kabul edilen LUFS terimi bazı avantajlar sunuyor. En önemlilerinden biri ses seviyesi dışında ayrıca insan kulağının farklı frekansları öznel olarak nasıl algıladığını da hesaba katması olarak görülebilir.



Bu yükseklik ölçüm biriminin temel amacı ise müzik prodüksiyonu uzmanlarının ses seviyesini maksimuma çıkarmak yerine daha tutarlı bir sonucu hedeflemesi. Yani dinamik aralık ve ses kalitesine odaklanmaları. Bu sayede dinleyiciler için dengeli ve keyifli bir deneyim yaşama fırsatı oluşuyor.



2. Headroom - Boşluk Payı



Headroom terimi bir ses sisteminin bozulma oluşmadan önce ulaşabileceği muhtemel maksimum ses seviyesini ifade ediyor. İyi bir headroom için sesin kayıt ortamlarının ses yüksekliği sınırının altında güvenli bir şekilde tutulmasını sağlar. Bu sayede sert bozulmaları önler.



Miksajda da kaliteyi artırabilir. Bu sırada netlik, ayrım ve genişlik artışı gerçekleştirir.



Mastering mühendisleri headroom kullanımına daha çok ihtiyaç duyar. Şarkının seviyesini istemedikleri efektler oluşmadan daha düzgün bir şekilde işemek ve yükseltmek için yeterli boşluk payına yani headroom’a ihtiyaç duyarlar. Bunun aksi durumda yetersiz boşluk payı olursa mix kısılır, mevcut bit derinliği azalır ve nicemleme de bozulabilir.







3. Dithering - Titreşimleme



Dithering, bit derinliği azaltıldığında dijital ses sinyalinde ortaya çıkan bozulmayı azaltmayı amaçlayarak kasıtlı bir şekilde gürültü eklenmesini sağlıyor. Bu süreçte sesi yumuşatmak ve nicemleme hatalarını daha az fark edilir hale getirmek amaçlanır.



Titreşimleme olarak da ifade edilen bu terim tüm ses dosyasına az miktarda rastgele gürültü ekler. Ayrıca nicemlemeden kaynaklanan sinyale bağlı bozulmanın da algısal olarak fark edilebilirliğini azaltır. Bunun dışında ayrıca bit deirinliğinin azalmasıyla sert duyulabilecek geçişlerin yumuşatılmasına ve dinamik aralığın korunmasına da yol açar.



4. Limiter - Sınırlayıcı, Limitleyici



Ses işleme aracı olarak kabul edilen limitleyici ses sinyallerinin ayarlanan desibel seviyesini aşmasını önler. Dinamik aralığı azaltır, mix içerisinde ses seviyesi farkını azaltır. Bir yandan kompresör olarak da çalışır. Ancak en büyük fark olarak limitleyici sonsuz bir oranla hiçbir sinyalin geçemeyeceği bir üst sınır belirler.



5. Plugin - Eklenti



Kapsamlı bir uygulamanın veya programın daha hızlı veya çeşitli özelliklerle çalışmasını mümkün kılan küçük çağlı bilgisayar programlarına plugin deniliyor. Çeşitli formatlarda bulunabiliyor. Müzik üretiminde kullanılan eklentiler sesin işlenmesi ve oluşturulması gibi temel işlevleri gerçekleştirmeye odaklanıyor.



Müzik Terimleri Terminolojisi Kimler için Avantajlı?



Müzik sektöründe mix ve mastering veya müzik prodüksiyonunun herhangi bir aşamasında görev alan profesyoneller müzik terimlerinden yararlanabilir. Günlük hayatlarında kullandıkları bu terimleri daha iyi benimseyerek müzik sektöründe iletişim kurarken veya teknolojik ürünleri kullanırken faydalanabilirler.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sardes Antik Kenti’nde gece müzeciliği nisanda başlayacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sardes-antik-kentinde-gece-muzeciligi-nisanda-baslayacak/</link>
        <description><![CDATA[UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Sardes Antik Kenti’nde “gece müzeciliği” uygulaması nisan ayında başlayacak. Manisa’nın Salihli ilçesinde yer alan, tarihte devlet güvencesinde paranın ilk basıldığı yer olarak bilinen ve Lidya uygarlığının başkenti olan Sardes Antik Kenti’nde yürütülen proje kapsamında, kentin öne çıkan bölümleri özel bir aydınlatma sistemiyle ışıklandırıldı. Gece müzeciliği uygulamasıyla özellikle Roma dönemi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 02 Kas 2025 23:43:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Sardes Antik Kenti'nde "gece müzeciliği" uygulaması nisan ayında başlayacak. Manisa'nın Salihli ilçesinde yer alan, tarihte devlet güvencesinde paranın ilk basıldığı yer olarak bilinen ve Lidya uygarlığının başkenti olan Sardes Antik Kenti'nde yürütülen proje kapsamında, kentin öne çıkan bölümleri özel bir aydınlatma sistemiyle ışıklandırıldı.



Gece müzeciliği uygulamasıyla özellikle Roma dönemi anıtsal hamamı ve gimnazyum ile çevresindeki dükkanlar, ziyaretçilerin güvenli şekilde gezebileceği biçimde düzenlendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen proje, hem yerli hem yabancı turistlerin ilgisini yılın her dönemine yaymayı hedefliyor.







"BU MÜJDEYİ HEMŞEHRİLERİMİZLE PAYLAŞMAK İSTİYORUZ"



AK Parti Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, Manisa Müzesi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada Sardes Antik Kenti'nde yıllardır süren kazı ve restorasyon çalışmalarının ardından modern bir adım olarak gece müzeciliği uygulamasını hayata geçirileceğini belirtti. Antik şehirdeki ışıklandırma çalışmalarının tamamlandığını aktaran Arınç; "Söz verdiğimiz gibi milletvekili olduğum dönemden beri derdine düştüğüm, dertlendiğim her işi hayata geçirmeye çalıştık. İnşallah en kısa zamanda Sardes Antik Kenti'miz, gece müzeciliği kapsamında ilgilileriyle ve ziyaretçileriyle buluşacak" dedi.







ETKİNLİKLERE DE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK



Sardes'in medeniyet tarihinde önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çeken Arınç, Sardes'in Efes gibi gece de gezilebilen, konaklamalı etkinliklerin yapılacağı, etrafıyla birlikte bir değer üreten alan haline geleceğini bildirdi. Gece müzeciliği uygulamasının gelecek yıl nisan ayı itibarıyla ziyaretçileri ağırlamaya başlayacağını vurgulayan Arınç, şunları kaydetti: "Genelde Türkiye'de gece müzeciliği sezonu nisan ayında başlar. Biz de bu müjdeyi hemşehrilerimizle paylaşmak istiyoruz. Nisan ayından itibaren Sardes, gece gezilebilen, ışıklandırmasıyla büyüleyen bir antik şehir olacak. Ayrıca çok keyifli etkinliklere de ev sahipliği yapacak."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Işığın, tarihin ve insan sıcaklığının aynasında bir şehir: Amasya]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/isigin-tarihin-ve-insan-sicakliginin-aynasinda-bir-sehir-amasya/</link>
        <description><![CDATA[Kasım ayına Amasya’da girdik. Oğlumuz Doruk Alp’in 3 Kasım’daki yemin töreni için Amasya ’ya giderken, doğrusu bu kadar büyüleneceğimizi tahmin etmiyorduk. Yemin töreni öncesinde; “Birkaç gün kalalım, şehri de gezelim” dedik. Ancak karşımıza çıkan şehir, sıradan bir Anadolu durağı değil; geçmişin, doğanın, müziğin ve insan sıcaklığının iç içe geçtiği bir kültür mozaiğiydi. Şehzadeler Şehrinde Bir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Paz, 02 Kas 2025 23:41:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kasım ayına Amasya'da girdik. Oğlumuz Doruk Alp’in 3 Kasım’daki yemin töreni için Amasya ’ya giderken, doğrusu bu kadar büyüleneceğimizi tahmin etmiyorduk. Yemin töreni öncesinde; “Birkaç gün kalalım, şehri de gezelim” dedik. Ancak karşımıza çıkan şehir, sıradan bir Anadolu durağı değil; geçmişin, doğanın, müziğin ve insan sıcaklığının iç içe geçtiği bir kültür mozaiğiydi.



Şehzadeler Şehrinde Bir Zaman Yolculuğu



Amasya, Orta Karadeniz’in kalbinde, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir şehir. Pontus Kralları Kaya Mezarları’ndan Amasya Kalesi’ne uzanan kayalık siluetler, binlerce yıllık bir geçmişi taşıyor. Osmanlı döneminde “Şehzadeler Şehri” olarak anılmasının nedeni, birçok padişahın burada sancakbeyliği yapmış olması. II. Bayezid Külliyesi, Hazeranlar Konağı, Saraydüzü Kışla Binası Milli Mücadele Müzesi ve Amasya Arkeoloji Müzesi, kentin tarihini adım adım hissettiriyor. Taş sokaklarında yürürken, her köşe başında bir hikâye gizli. Bir evin cumbasında Şehzade Mehmet’in gölgesi, bir avluda Ferhat’ın Şirin’e uzanan aşkı yankılanıyor. Amasya, tarihin yalnızca anlatıldığı değil, yaşandığı bir şehir.







Bir Öğle Sofrasında Sürpriz Lezzet



Amasya sadece gözlere değil, damağa da hitap ediyor. Sabah uçağı ile Merzifon Havalimanı'na indiğimizde, bir ay önce havalimanına bıraktığımız moto karavanımıza kavuşmak sanki eski bir dostu görmek gibiydi bizim için. Rota, Suluova üzerinden tarlalar arasından Amasya'ya bağladı bizi. Tam istediğimiz gibi doğa ile iç içe 40 dakikalık bir yolculuk oldu. Tabi kahvaltımızı erken yaptığımızdan, Amasya'ya varıp, otele yerleşmemiz derken karnımız acıktı. Nehir kenarında ne yiyelim diye bakınırken, güzel bir konumda balık ve köfte restoranı bulduk. 



O gün öğlen, Yeşilırmak kenarındaki bir restoranda kalkan balığı yedik. İstanbul’da hiç bu kadar tazesini, hem de üçte bir fiyatına bulamazsınız. Şansımıza garson bize iyi ki kalkan balığı önderdi. Yediğimiz ızgara kalkan, hem çok lezzetli hem de çok uygun fiyatlıydı. Uçağa atlayıp, kalkan yemeye özellikle Amasya'ya gelseniz, İstanbul'da pahalı bir kalkan fiyatına, uçak dahil kalkan aynı fiyata gelirdi. Yeşilırmak'ın dingin akışı ve bir de kalkanın o unutulmaz tadı… “Bu keyfi yaşadık desem, şaşırırdım” diye geçirdim içimden. Amasya, misafirini şaşırtmayı seven bir şehir.







Yeşilırmak Kıyısında Bir Akşam



Akşam olduğunda şehir adeta yeniden doğuyor. İşte bu anı paylaşmak istedim. Gecenin tam da gece olduğu o saatlerde, sokak aralarında yürürken, neredeyse her otel ve Yalıboyu Evleri'nden yükselen farklı melodiler, şehri canlı bir sahneye dönüştürüyordu. Yeşilırmak’ın kıyısındaki Yalıboyu Evleri'nin arka sokaklarında müziğin büyüsünden kurtulup, Yeşilırmak tarafına doğru köprüye doğru yürürken, bu sefer kırmızı ve mor ışıklarla süslenmiş cepheleriyle nehrin aynasına dönüşmüş manzara ile karşılaşmak çok mutlu ediyor. 



Suyun üzerinde yanan renkler, gökyüzündeki yıldızlarla yarışıyor. Kalenin ve kaya mezarlarının aydınlatması, arka fonda sanki kayaların gözbebeği gibi tüm şehri gözetleyerek tarihin sahnesini ışıkla boyuyor. Dar taş sokaklardan geçip, cafe-müzikhollerin önünde biraz oturduk. Lambaların altından hafif bir müzik yükseliyordu. Biraz ileride Emin Efendi Konakları’nda canlı müzik başlamıştı. Sazın, gitarın, kahkahaların ve alkışların iç içe geçtiği bir gece… Kapı kendiliğinden açıldı ve içeride kendimize masa seçerken bulduk. Birkaç masa ötede gençler türküler söylüyor, yan masada asker aileleri oğulları için gelmişken, bizler gibi Amasya'da güzel bir gece geçiriyorlardı.



Biz de o gece bu ışıklı şehrin kalbine karıştık. Emin Paşa Konağı'nda hem yemek hem de canlı müziğin neşesine bıraktık kendimizi. Müziğin etkisinden zor ayrılırken konaktan çıkıp, bu sefer Yeşilırmak'ın bir arka paralelinden gezerek otelimiz Lalehan Konağı'na 1,5 km kadar yürümeyi tercih ettik. Oğlumuzun yemin töreni öncesi bu şehirde bulunmak, bu atmosferi yaşamak, bizim için tarifsiz bir mutluluktu. Sabah uyandığımızda odamızın köşesinden yansıyan Yeşilırmak ve kalenin yükseklerdeki görüntüsü şaşırtıcıydı.







Bir Şehrin Nabzı: Asker Aileleri ve Gece Hayatı



Amasya’nın gecesi sadece müzikle değil, insan hikâyeleriyle de dolu. Her yemin töreni öncesi ve sonrası şehir, Türkiye’nin dört bir yanından gelen asker aileleriyle canlanıyor. Oteller, restoranlar, konaklar, kafeler dolup taşıyor; şehir bir kutlama yerine dönüşüyor. Bu tür günlerde sokaklarda hem gurur hem özlem hem de sevinç yan yana yürüyor. Amasya’nın gece hayatı, bu yönüyle başka hiçbir Anadolu şehrine benzemiyor; sanki İstanbul’dan kalkıp gelmişsiniz gibi ama daha içten, daha gerçek bir eğlence sizi karşılıyor. Fiyatlar ise büyük şehirlere göre gerçekten çok uygun ve kaliteli.



Bir Sürpriz Daha: Nehrin Sessiz Dönüşümü



Şehrin ortasından geçen Yeşilırmak, yalnızca bir manzara unsuru değil, Amasya’nın kalbi. Belediyenin çevre düzenleme çalışmaları sayesinde her üç ayda bir nehir suyu kontrollü biçimde azaltılıp, tabandaki yosunlar temizleniyor. Biz tam da bu sürece denk geldik. Suyun çekilmesiyle ortaya çıkan doğal doku, bir tablo gibi görünüyordu; yosunların altında taşlar, geçmişin izlerini taşıyarak yavaş yavaş önümüzden geçiyordu. Doğanın bu düzenli dönüşümünü izlemek, bizim için beklenmedik şaşırtıcı bir deneyim oldu.







"Işığın ve Ruhun Şehri" demek yerinde olur



Amasya, tarihini gururla taşıyan ama aynı zamanda geleceğe dönük yaşayan bir şehir. Belediyenin ışıklandırma, çevre ve kültür etkinlikleriyle şehir geceleri bir açık hava sahnesine dönüşüyor. Kültür, müzik ve yaşamın iç içe geçtiği bu kent, insanına huzuru ve neşeyi aynı anda sunuyor. Orta Karadeniz’in bu zarif şehri, bir kez görenin kalbinde yer eder. Bazı şehirler gündüzleri güzeldir, bazılarıysa geceleri parlar. Amasya, her ikisini birden başarabilen nadir şehirlerden biridir. Tarihiyle, insanıyla, ışıklarıyla, suyun sesiyle... Ve belki de en çok, o gecelerdeki sıcak kalabalıklarıyla...



Ömür akıp giderken, kimi zaman bir vesileyle, kimi zaman da planlayarak; ne olursa olsun, gezmek için bir bahane bulmalı insan…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum’da kruvaziyer turizmi doludizgin devam ediyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrumda-kruvaziyer-turizmi-doludizgin-devam-ediyor/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Bodrum ilçesine “Marella Discovery 2” ve “Emerald Azzurra” isimli kruvaziyerler, aynı anda toplam 1.853 yolcu getirdi. Gemilerin Bodrum’dan sonra Yunanistan adalarına dümen kıracağı öğrenildi. İlçeye bu sezon planlanmış son seferlerini gerçekleştiren Bahamalar bayraklı gemiler, Bodrum Yolcu Limanı iskelesine yanaştırıldı. SONRAKİ DURAKLARI RODOS VE İSTANKÖY Santorini Limanı’ndan gelen 264 metre uzunluğundaki Marella Discovery 2’de, çoğu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 02 Kas 2025 22:44:48 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Bodrum ilçesine "Marella Discovery 2" ve "Emerald Azzurra" isimli kruvaziyerler, aynı anda toplam 1.853 yolcu getirdi. Gemilerin Bodrum'dan sonra Yunanistan adalarına dümen kıracağı öğrenildi. İlçeye bu sezon planlanmış son seferlerini gerçekleştiren Bahamalar bayraklı gemiler, Bodrum Yolcu Limanı iskelesine yanaştırıldı.







SONRAKİ DURAKLARI RODOS VE İSTANKÖY



Santorini Limanı'ndan gelen 264 metre uzunluğundaki Marella Discovery 2'de, çoğu İngiliz 1.798 yolcu ile 723 personel bulunduğu bildirildi. Geminin bir sonraki durağı Rodos Limanı olacak. Rodos Limanı'ndan hareket ederek Bodrum'a ulaşan 110 metre uzunluğundaki diğer gemide ise çoğu ABD'li 55 yolcu ile 76 personel bulunuyor. Emerald Azzurra'nın Bodrum'dan ayrıldıktan sonra rotası İstanköy (Kos) Limanı olacak.







TURİSTLER İLÇEYİ GEZDİ



Tur programı kapsamında Bodrum'a gelen gemilerden inen turistler, gümrük işlemlerinin ardından ilçeyi gezmek için limandan ayrıldı. Turistler, Paşatarlası ve Kumbahçe sahili ile çarşıyı gezerek alışveriş yaptılar. Bazıları ise taksi ve tur otobüsleri ile şehir turuna çıkıp, tarihi ve turistik yerleri ziyaret ettiler.







TURİZM DERGİSİ KAPAK YAPTI



Öte yandan TOURMAG Turizm Dergisi, yayımlanan yeni sayısında kruvaziyer turizmini sayfalarına taşıyarak kapak konusu yaptı. "Yüzen otellerin yeni durağı: Türkiye'nin ışıltılı limanları" başlığıyla çıkan dergide, ünlü gezgin Saffet Emre Tonguç ile birlikte Celestyal Türkiye Direktörü ve Karavan Turizm Cruise Direktörü Özgü Alnıtemiz'in de görüşleri yer aldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Aylin Özsavaş: Turizmin merkezinde TÜRSAB olacak!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/aylin-ozsavas-turizmin-merkezinde-tursab-olacak/</link>
        <description><![CDATA[TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş, turizmin kalbi Kuşadası’nda sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Korumar Hotel De Luxe’te gerçekleşen buluşmaya, seyahat acentaları ve basın mensupları yoğun ilgi gösterdi. Acentalar, Özsavaş’ı coşkuyla karşıladı. Toplantıda konuşan Aylin Özsavaş, TÜRSAB Başkan adaylığı sürecine dair değerlendirmelerde bulundu ve başkan seçilmesi halinde hayata geçirmeyi planladığı projeleri paylaştı. Özsavaş, konuşmasında birlik, şeffaflık […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cts, 01 Kas 2025 19:28:44 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş, turizmin kalbi Kuşadası’nda sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Korumar Hotel De Luxe’te gerçekleşen buluşmaya, seyahat acentaları ve basın mensupları yoğun ilgi gösterdi. Acentalar, Özsavaş’ı coşkuyla karşıladı.



Toplantıda konuşan Aylin Özsavaş, TÜRSAB Başkan adaylığı sürecine dair değerlendirmelerde bulundu ve başkan seçilmesi halinde hayata geçirmeyi planladığı projeleri paylaştı. Özsavaş, konuşmasında birlik, şeffaflık ve güven vurgusu yaparak şunları söyledi: “Artık üyelerine sırtını dönen değil, üyeleriyle omuz omuza yürüyen bir TÜRSAB olacağız. Sektörün tüm paydaşlarıyla ortak akılla, el ele vererek sorunları tek tek çözeceğiz.”







”1618 Sayılı Yasa, Günümüz Koşullarına Cevap Veremiyor”



Toplantıya katılan seyahat acentaları, turizm sektörünün uzun süredir karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara dikkat çekti. Katılımcılar, 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun günümüz koşullarına uygun hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Aylin Özsavaş bu konuda şu sözleri dile getirdi: “1618 sayılı yasa, dönemin şartlarında önemli bir kazanımdı. Ancak artık sektörün ihtiyaçlarına yanıt vermiyor. TÜRSAB Başkanlığım döneminde bu yasada yapılacak değişiklikler öncelikli hedeflerimizden biri olacak.”



”Kuşadası’nda KOMER, Yeniden Turizme Kazandırılmalı”



Seyahat acentaları, toplantı sırasında Kuşadası Kongre Merkezi (KOMER)’in de yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çekti. 2013 yılında hizmete açılan KOMER’in bugün atıl durumda olduğuna vurgu yapan katılımcılar, merkezin yeniden aktif hale getirilerek turizme kazandırılması gerektiğini ifade ettiler. Aylin Özsavaş, bu konuda da önemli bir hatırlatma yaptı: “Tam 12 yıl önce 30 Ekim 2013’te KOMER’in resmi açılışına katılmıştım. Bu muazzam kongre merkezinin yeniden canlandırılması gerekiyor. Kongre turizmi, ülkemize yüksek gelir getiren en önemli turizm kollarından biri. Esas mesele, kongre turizmini yeniden eski değerine kavuşturmak ve bu alanda ülkemizi yeniden güçlü bir oyuncu haline getirmek.” Ekim 2016 da yapılması planlanan Alman Seyahat Birliği (DRV)’de için KOMER’de görev aldığını da hatırlatan Özsavaş, uluslararası tecrübesiyle Türkiye’nin kongre turizmini yeniden güçlendirmeye kararlı olduğunu vurguladı. Bölgenin kongre turizm faaliyetlerini artıracağız ve KOMER’i faal hale getireceğiz.







CruIse Turizmi de Öncelikler Arasında



Kuşadası’ndaki seyahat acentaları ayrıca cruise gemi taşımacılığının önemine değindi. Acentalar, Türkiye’nin bu alanda büyük bir potansiyele sahip olduğunu ancak mevcut kapasitenin yeterince kullanılmadığını belirterek, daha etkin politikalar geliştirilmesi gerektiğini söylediler. Seyahat acentalarının sorunlarını tek tek dinleyip soruları yanıtlayan Aylin Özsavaş, bu konuda da destek sözü verdi: “Cruise turizmi, Türkiye’nin vitrinidir. Elbet sorunlar vardır bizim görevimiz bölgenin yaşadığı sıkıntılara çözüm yolları bulmaktır.“



Birlik, Şeffaflık ve Güven Temelli Yeni TÜRSAB Vizyonu



Aylin Özsavaş konuşmasında birlik ve dayanışma çağrısı yaptı: “Artık üyelerine sırtını dönen değil, onlarla birlikte karar alan; adil, şeffaf ve güvene dayalı bir TÜRSAB inşa edeceğiz. Bu süreçte hiçbir üyemiz kendini yalnız hissetmeyecek.” Toplantı, samimi sohbetler ve karşılıklı fikir alışverişlerinin ardından yemek eşliğinde sona erdi. Katılımcılar, turizmin geleceğine umutla bakmalarını sağlayan bu buluşmadan memnuniyetle ayrıldılar.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Lokanta by Divan, Chaine des Rôtisseurs üyelerini ağırladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/lokanta-by-divan-chaine-des-rotisseurs-uyelerini-agirladi/</link>
        <description><![CDATA[Divan Grubu’nun 70 yılı aşan gastronomi mirası ve rafine lezzet anlayışıyla hayat bulan Lokanta by Divan, kökleri Orta Çağ’a dayanan, dünyanın en eski ve en prestijli gastronomi derneklerinden Chaine des Rôtisseurs’ün 2025-2026 yılı ilk yemeğine ev sahipliği yaptı. 22 bin üyesiyle 80’den fazla ülkede mutfak sanatlarını aynı kalite ve değerler doğrultusunda teşvik etmek ve sofra […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 31 Eki 2025 00:42:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Divan Grubu’nun 70 yılı aşan gastronomi mirası ve rafine lezzet anlayışıyla hayat bulan Lokanta by Divan, kökleri Orta Çağ’a dayanan, dünyanın en eski ve en prestijli gastronomi derneklerinden Chaine des Rôtisseurs’ün 2025-2026 yılı ilk yemeğine ev sahipliği yaptı.



22 bin üyesiyle 80'den fazla ülkede mutfak sanatlarını aynı kalite ve değerler doğrultusunda teşvik etmek ve sofra zevklerini paylaşmak amacıyla profesyonel ve amatör gastronomi tutkunlarını bir araya getiren Chaine des Rôtisseurs’ün, Lokanta by Divan ’ın ikonik atmosferinde gerçekleşen yemeğine, dernek üyelerinin yanı sıra gastronomi dünyasından seçkin isimler de katıldı. Gecede misafirlere, Türk mutfağının köklerinden ilham alan ve zamansız bir geleneği temsil eden Lokanta by Divan’ın ödüllü ve yaratıcı şefi Volkan Arık liderliğinde hazırlanan özel menü sunuldu. 



Sürdürülebilirliği ve sıfır atık prensiplerini odağına alan, özenle hazırlanmış rafine tabaklar sunan Lokanta by Divan ekibi, mevsiminde ve yöresel ürünler kullanarak binlerce yıllık geçmişe sahip olan lezzetleri bugüne taşıyarak beğeni topladı. Michelin Rehberi tarafından tavsiye edilen ve bugüne dek birçok saygın ödülle onurlandırılan Lokanta by Divan, 70. yaşını kutlamaya hazırlanan Divan Grubu’nun hikayesinin başladığı ilk adres olan Divan İstanbul’daki konumuyla ve özenli misafirperverliğiyle bütünsel bir gastronomi deneyimi yaşatmaya devam ediyor.







EXECUTIVE CHEF VOLKAN ARIK HAKKINDA...



1987’de Mersin’de doğan Volkan Arık, Anadolu’nun zengin mutfak mirasıyla şekillenen yolculuğunu bugün Lokanta by Divan’ın Executive Chef’i olarak sürdürüyor. Her tabağında yerellik, mevsimsellik ve sürdürülebilirlik ilkelerini zarafetle buluşturan Arık, geçmişin izlerini çağdaş bir yorumla sunuyor. Gault & Millau tarafından 2 şapka ile onurlandırılmış, Michelin Guide tavsiye listesinde yer almış, İncili Gastronomi Rehberi’nden 4 İnci kazanmış ve Creative People Talk tarafından Modern İstanbul Mutfağı Ödülü’ne layık görülmüştür. Vizyonu, Türk mutfağını uluslararası gastronomi sahnesinde modern bir kimlikle konumlandırmak ve yeni nesil şeflere ilham vermektir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türk turizminin geleceği ve Almanya pazarı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turk-turizminin-gelecegi-ve-almanya-pazari/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25) çerçevesinde gerçekleşen “Alman Turizm Endüstrisi Buluşması” paneli, Türk turizminin Almanya pazarındaki rolünü ve sektördeki geleceğe yönelik stratejileri detaylı bir şekilde ele aldı. “SÜRDÜRÜLEBİLİR MİSAFİRPERVERLİK” TEMASIYLA DİKKATLERİ ÇEKTİ Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, 22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yedinci kez düzenlenen ATF25, turizm sektörünün tüm bileşenlerini aynı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 31 Eki 2025 00:35:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25) çerçevesinde gerçekleşen "Alman Turizm Endüstrisi Buluşması" paneli, Türk turizminin Almanya pazarındaki rolünü ve sektördeki geleceğe yönelik stratejileri detaylı bir şekilde ele aldı.







"SÜRDÜRÜLEBİLİR MİSAFİRPERVERLİK" TEMASIYLA DİKKATLERİ ÇEKTİ



Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, 22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştirildi. Yedinci kez düzenlenen ATF25, turizm sektörünün tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturarak büyük bir küresel buluşmaya ev sahipliği yaptı. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda ve Kilit Hospitality Group ana partnerliğinde düzenlenen ATF25, "Sürdürülebilir Misafirperverlik" temasıyla dikkatleri çekti.







TÜRKİYE'NİN TURİZMDE KARŞILAŞTIĞI ZORLUKLAR TARTIŞILDI



ATF25’in önemli panellerinden biri de "Alman Turizm Endüstrisi Buluşması" oldu. Alman Turizm Endüstrisi Federal Birliği (BTW) Başkanı Sören Hartmann, Alman Seyahat Acenteler Birliği Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı Önder Sancarbarlaz, Schmetterling International CEO’su Ömer Karaca, RTK Group CEO’su Thomas Bösl ve Bentour Reisen Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Uğur, panelde Türkiye ile Almanya arasındaki güçlü turizm ilişkileri ve geleceğe yönelik stratejiler üzerinde fikir alışverişinde bulundu. Sören Hartmann moderatörlüğündeki panelde konuşmacılar, Türkiye'nin turizmdeki başarılarını ve karşılaştığı zorlukları kapsamlı bir şekilde tartıştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bursa’nın 600 yıllık hanı geleneksel sanatçılara atölye oldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bursanin-600-yillik-hani-geleneksel-sanatcilara-atolye-oldu/</link>
        <description><![CDATA[arih boyunca ticaret merkezi, bedesten, hastane, gibi çeşitli amaçlarla kullanılan Tahtakale Yoğurt Han son dönemde hat, tezhip, çini, musiki ve ebru sanatçılarıyla antikacıları ağırlıyor. Bursa’da, 600 yıllık geçmişe sahip tarihi Tahtakale Yoğurt Han’da atölyeleri bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçıları hat, tezhip, çini ve ebru gibi geleneksel sanatları icra ediyor. Osmanlı döneminde 15. yüzyılın ilk […]]]></description>
        <category><![CDATA[Antika]]></category>
        <pubDate>Cum, 31 Eki 2025 00:07:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[arih boyunca ticaret merkezi, bedesten, hastane, gibi çeşitli amaçlarla kullanılan Tahtakale Yoğurt Han son dönemde hat, tezhip, çini, musiki ve ebru sanatçılarıyla antikacıları ağırlıyor.



Bursa'da, 600 yıllık geçmişe sahip tarihi Tahtakale Yoğurt Han'da atölyeleri bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçıları hat, tezhip, çini ve ebru gibi geleneksel sanatları icra ediyor.







Osmanlı döneminde 15. yüzyılın ilk çeyreğinde kente kazandırılan ve yüzlerce yıl boyunca ticaret merkezi, bedesten, hastane gibi çeşitli amaçlarla kullanılan tarihi han, Ülküm Eğitim Vakfı girişimleriyle geleneksel sanat dallarını icra eden sanatçı ve antikacıların bulunduğu bir yapıya dönüştürüldü.



Hat, tezhip, çini, musiki ve ebru gibi sanatçılarla antikacıların bir araya geldiği handaki atölyelerde üretilen eserler, bir sergi aracılığıyla sanatseverlerin beğenisine sunulacak.







Tarihi handa geleneksel sanat dallarına dair atölyelerin buluşturulması çalışmalarını yürüten Ülküm Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın, AA muhabirine, eğitim vakfının 2018 yılında kurulduğunu söyledi.







Amaçlarının gençlerin eğitimine destek sağlamak ve yeni yetişen nesli, eğitim hayatı boyunca desteklemek olduğunu vurgulayan Aydın, "Onun dışında Türk İslam kültürüne uygun sanat eserlerinin yaşatılması, yeni nesillere aktarılması gibi amaçlarımız, hedeflerimiz var. Vakfımız kurulduktan sonra Vakıflar Bölge Müdürlüğü marifetiyle içinde bulunduğumuz tarihi Tahtakale Yoğurt Han'ı, kiraladık." diye konuştu.







"Yeni neslin de Tahtakale'yi tanımasını sağlayacağız"



Aydın, hanın içinde bulunan her biri 12 metrekare civarındaki dükkanları çoğunluğu geleneksel sanatlarla uğraşan sanatkarlara tahsis ettiklerini anlattı.



Sanatçıların artık daha rahat ortamda eser ürettiğini dile getiren Aydın, şöyle devam etti:



"Burada hat, tezhip, çini ve ebru sanatıyla uğraşan sanatkarlarımız, antikacılarımız var. Onlara burada imkan tanıyoruz ve öyle zannediyorum ki çok yerinde bir faaliyet oluyor. Zira inşallah ayın 31'inde içeride faaliyet gösteren bu sanatkarlarımız bir araya gelecek, kendi ürettikleri eserlerin yer aldığı çok güzel bir sergi yapacağız. Aynı zamanda aramıza yeni katılan sanatkar arkadaşlarımızın iş yerlerinin açılışını yapacağız. Hemşerilerimizi, şehrimizde yaşayan bütün vatandaşlarımızı bu sergimize davet ediyoruz. Bu yaptığımız faaliyetlerle inşallah içerideki sanatkar kardeşlerimizle beraber yeni neslin de Tahtakale'yi tanımasını sağlayacağız."







"10 dükkandan 5'inde geleneksel sanatçılarımız bulunuyor"



Kültür ve Turizm Bakanlığı Hat Sanatçısı Mustafa Mesten de 32 yıldır bu sanatla meşgul olduğunu söyledi.



Mesten, atölyesini geçen yıl tarihi hana taşındığını belirterek, "Bizim çalışmalarımız daha çok geleneksel hat sanatı üzerine. 1993 yılında Prof. Dr. Hattat Mehmet Memiş hocamla bu sanata başladık. O gün bugündür hocamızla meşk halinde hem derslerimiz devam ediyor, hem de icazetimizi aldık, öğrencilerimize ders vermekteyiz." diye konuştu.



Tarihi yapının sanatçılar hanı olması çalıştıklarına dikkati çeken Mesten, şunları kaydetti:



"Burası tarihi bir handır. Zaten Bursa'mız tarihle yoğrulmuş, sanat tarihimizin neredeyse bütün örneklerini görebileceğimiz bir şehir olmasına karşın hat sanatıyla ilgili ve geleneksel sanatlarımızla ilgili temsil noktasında biraz zayıf kalmış İstanbul'a karşı. Bu hat sanatını ve geleneksel sanatlarımızı Bursa'da daha da yukarıya çıkartabilmek için bu hanımızın bir sanatçılar hanı olmasını istedik. İlk önce yan tarafımdaki İlhan Engin hocamın başlamasıyla, ardından diğer hattat arkadaşlar, ebrucu, tezhipçi, çinici derken burada şu anda 10 dükkandan 5'inde geleneksel sanatçılarımız bulunuyor."







Mesten, 31 Ekim'de handa çini ve tezhip üzerine iki atölyenin daha açılacağını ifade ederek, "Ayrıca aynı gün sergi ve müzayede olacak. Bütün Bursalı hemşehrilerimizi bu sergimize, açılışımıza ve müzayedemize bekliyoruz." dedi.



Bu arada 31 Ekim'deki etkinlikte hattatlar Mustafa Mesten ve İlhan Ergin, çini sanatçısı Hanife Kaysadı, tezhip sanatçısı Meliha Kantarcı ile ebru sanatçısı Büşra Sayi Çelik eserlerini sergileyecek. Ayrıca antikacı İsmet Baykala'nın eser ve ürünleri de müzayede ile satışa sunulacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yalova’da Roma dönemine ait su kanalının turizme kazandırılması için çalışmalar sürüyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yalovada-roma-donemine-ait-su-kanalinin-turizme-kazandirilmasi-icin-calismalar-suruyor/</link>
        <description><![CDATA[Yalova’nın Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye beldesinde Roma dönemine ait 2400 yıllık su kanalının 800 metrelik bölümü, restorasyon ve rölöve çalışmasının tamamlanmasıyla ziyarete açılacak. Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca 2006’da tescil edilen, Teşvikiye beldesi Güngörmezler mevkisinden Kemertepe’ye kadar yer altında ilerleyen 13 kilometre uzunluğundaki tarihi su kemerinde çalışmalar devam ediyor. Yalova Müze Müdürlüğü […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 30 Eki 2025 23:57:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Yalova'nın Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye beldesinde Roma dönemine ait 2400 yıllık su kanalının 800 metrelik bölümü, restorasyon ve rölöve çalışmasının tamamlanmasıyla ziyarete açılacak.



Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca 2006'da tescil edilen, Teşvikiye beldesi Güngörmezler mevkisinden Kemertepe'ye kadar yer altında ilerleyen 13 kilometre uzunluğundaki tarihi su kemerinde çalışmalar devam ediyor.







Yalova Müze Müdürlüğü ve Kocaeli Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ile protokol imzalayan Teşvikiye Belediyesinin çalışmaları kapsamında restorasyon ve rölöve yapılan 800 metrelik bölümde sona yaklaşılıyor.



Temizleme, onarım ve ışıklandırma sisteminin tamamlanmasının ardından turizme açılması planlanan su kanalındaki çalışmaların ilk etabında ziyaretçilere, Roma dönemine ait şehircilik yapılarının gösterilmesi hedefleniyor.



İl Özel İdaresinin maddi destek sağladığı tarihi su kanalının, yüksekliği 2, genişliği 1 metre olan ve moloz taştan kireç harcı kullanılarak inşa edilen bölümünün ziyarete açılmasıyla bölgede turizmin canlanması bekleniyor.







Burası çok dikkati çeken bir anıt gibi göründü"



Teşvikiye Belediye Başkanı Mustafa Nurten, AA muhabirine, beldenin eski adının "Zindan" olduğunu ve tarihi su kanalının Roma döneminde İstanbul'a su götürmek için Çınarcık ilçesine kadar uzadığını söyledi.



Göreve geldikten sonra yaklaşık 13 kilometrelik kısmı 3 etaba ayırarak ilk etap olan 800 metrelik bölümü turizme kazandırmak için çalışmalara başladıklarını anlatan Nurten, şöyle konuştu:



"Buraların turizme kazandırılması için çok uzun süre ciddi mücadeleler verdik ama mücadelemizin meyvesini aldık çok şükür. Çok yakın zamanda turizme açacağız. Burası çok dikkati çeken bir anıt gibi göründü. Bu kadarını beklemiyordum. Türkiye'de turizm firmalarının yüzde 70'i şimdiden burayı işaretlemiş, turlar düzenleyecek, dolayısıyla bu bölgede bir hareketlenme olacak."



Nurten, su kanalının başlangıç noktasında Güngörmez Şelalesi'nin yer aldığını, orada da Valilik, İl Özel İdaresi ve Bursa Orman Bölge Müdürlüğü ile ortak çalışmayla yürüyüş yolları yapacaklarını aktardı.







"Restorasyon bittiğinde ziyaretçi akınına uğrayacak"



İl Genel Meclis Başkanı Hasan Soygüzel ise Teşvikiye Belediyesinin yürüttüğü projeye, İl Özel İdaresi olarak Kültür Varlıkları Fonu'ndan 10 milyon liranın üzerinde destek olduklarını kaydetti.



Kanalın Roma dönemine ait özgün bir yapı olduğunun altını çizen Soygüzel, şunları belirtti:



"Gerçekten tarihi açıdan son derece değerli çünkü Roma döneminden kalma, Teşvikiye Dağları'ndan merkeze, limana su getirilen bir yapı ve o dönemin imkanlarıyla, yapı tekniğiyle yapılmış bir eser. Dolayısıyla dönemin özelliklerini yansıtması bakımından da son derece değerli. Restorasyon bittiğinde ziyaretçi akınına uğrayacağını düşünüyorum."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yıl sonunda 53 milyon yabancı ziyaretçiye, 64 milyar dolar turizm gelirine ulaşılması bekleniyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yil-sonunda-53-milyon-yabanci-ziyaretciye-64-milyar-dolar-turizm-gelirine-ulasilmasi-bekleniyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin turizm gelirinin yıl sonu itibarıyla 64 milyar dolara, Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının ise 53 milyona ulaşması bekleniyor. AA muhabirinin “2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”ndan yaptığı derlemeye göre, Türkiye’de turizm sektörünün 2025’te ürün ve pazar çeşitliliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalara yoğunluk verildi. Bu kapsamda, Türkiye’ye 2025 Ocak-Ağustos döneminde gelen yabancı ziyaretçilerin sayısı önceki yıla göre […]]]></description>
        <category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
        <pubDate>Per, 30 Eki 2025 23:49:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin turizm gelirinin yıl sonu itibarıyla 64 milyar dolara, Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının ise 53 milyona ulaşması bekleniyor. AA muhabirinin "2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı"ndan yaptığı derlemeye göre, Türkiye'de turizm sektörünün 2025'te ürün ve pazar çeşitliliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalara yoğunluk verildi.



Bu kapsamda, Türkiye'ye 2025 Ocak-Ağustos döneminde gelen yabancı ziyaretçilerin sayısı önceki yıla göre yüzde 0,9 azalarak, 35,5 milyon kişi oldu. Turizm geliri ise Ocak-Haziran 2025 döneminde önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,6 artışla 25,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Geçen yıl ise Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı 52,6 milyon kişi olurken, turizm geliri de 61,1 milyar doları buldu.



Bu yılın sonu itibarıyla da Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının bir önceki yıla göre yüzde 1 artışla 53 milyon kişiye, turizm gelirinin ise yüzde 4,7'lik artışla 64 milyar dolara ulaşması bekleniyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Elite World, Skalite Ödülleri’nde “Turizm Yatırım Grubu” Kategorisinde Ödüle Layık Görüldü]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/elite-world-skalite-odullerinde-turizm-yatirim-grubu-kategorisinde-odule-layik-goruldu/</link>
        <description><![CDATA[Elite World Hotels & Resorts, Türkiye’de “Turizmin Oscarları” olarak kabul edilen Skalite Ödülleri’nde “Turizm Yatırım Grubu” kategorisinde ödül alarak kalite odaklı hizmet anlayışını bir kez daha tescilledi. Türkiye’nin önde gelen turizm gruplarından Elite World Hotels & Resorts, turizm sektörünün en prestijli ödüllerinden biri kabul edilen Skalite Ödülleri’nde “Turizm Yatırım Grubu” kategorisinde ödülün sahibi oldu. 27 Ekim Pazartesi, Raffles İstanbul’da […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 30 Eki 2025 23:26:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Elite World Hotels & Resorts, Türkiye’de “Turizmin Oscarları” olarak kabul edilen Skalite Ödülleri’nde “Turizm Yatırım Grubu” kategorisinde ödül alarak kalite odaklı hizmet anlayışını bir kez daha tescilledi.



Türkiye’nin önde gelen turizm gruplarından Elite World Hotels & Resorts, turizm sektörünün en prestijli ödüllerinden biri kabul edilen Skalite Ödülleri’nde “Turizm Yatırım Grubu” kategorisinde ödülün sahibi oldu. 27 Ekim Pazartesi, Raffles İstanbul’da  düzenlenen ödül töreninde Elite World Hotels & Resorts adına ödülü, şirketin CEO’su Orkun Petekçi aldı.



Elite Word Hotels & Resort, Türk turizme değer katan projeleri, kalite ve sürdürülebilirlik yaklaşımı, konaklama sektöründe Turquality Marka Koruma Programına kabul edilen ilk zinciri olması, çevre, kültür ve yerel ekonomiyi koruyan sorumlu işletme modeli gibi başarılı projeleriyle ödüle layık görüldü. 



Ödül töreninde konuşan Elite World Hotels & Resorts CEO Orkun Petekçi, “Turizmde kaliteyi sürdürülebilir kılmak, yalnızca iyi bir hizmet değil; doğru yatırım, güçlü insan kaynağı, çevre duyarlılığı ve kültürel mirası koruma sorumluluğu gerektiriyor. Turizmde 50. yılımızı kutlamaya hazırladığımız dönemde gelen bu ödül, yalnızca yaptığımız projelerin değil, kalite odaklı bir hizmet anlayışımızın da temsil ediyor. Bu ödülü almamızda emeği geçen tüm ekibimize, iş ortaklarımıza ve misafirlerimize teşekkür ediyoruz” dedi.



1998 yılından bu yana Türkiye’nin Turizm Oscarları olarak anılan Skalite Ödülleri, seyahat acenteleri, konaklama tesisleri, ulaştırma şirketleri ve turizme değer katan kurumlar arasında kaliteyi bir yönetim felsefesi olarak benimseyenleri ödüllendiriyor.



ELITE WORLD HOTELS & RESORTS HAKKINDA



Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts, 50 yıla yaklaşan konaklama deneyimiyle Türk misafirperverliğini Türkiye ve dünyanın dört bir yanındaki otelleriyle temsil ediyor. Şehir otellerinden resort otellere, aile ve iş otellerinden yetişkin konseptli tesislere kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan zincir, 10 farklı markası ve İstanbul’dan Kuşadası’na, Van’dan Amsterdam’a, Marmaris’ten Sivas’a misafirlerine keyifli bir dünyanın kapılarını aralıyor.



Franchise modeliyle büyümesini hızlandıran zincir, hali hazırda faaliyette olan ve sözleşmesi imzalanmış otelleriyle bugün itibariyle yurt içinde 12 şehir, yurt dışında 3 ülkede toplam 24 oteliyle hizmet veriyor. Zincir, 2030 yılına kadar 50 otele ulaşma hedefiyle büyüme yolculuğunu sürdürüyor. 



2019 yılında otelcilik sektöründen TURQUALITY® Marka Destek Programı’na kabul edilen ilk marka olan Elite World Hotels & Resorts, bugün bir üst programa kabul edilerek uluslararası marka yolculuğuna daha güçlü adımlarla devam ediyor. 



Geniş çaplı toplantı ve kongrelere ev sahipliği yapma imkanı sağlayan güçlü teknolojik alt yapısı ve donanımlı salonlarının yanı sıra kapsamlı spa merkezleriyle misafir ihtiyaçlarına yüksek standartlarda cevap veren Elite World Grand, tarihi bir doku taşıyan, hikayesi olan mimarisiyle misafirlerine ayrıcalıklı deneyimler yaşatan Elite World Collection, geleneksel otelcilik hizmetini, merkezi lokasyonlarda sade ve lüks bir konforla birleştiren Elite World, modern tasarımlı odalarıyla uzun süreli konaklamalara ev rahatlığında hizmet sağlayan Elite World Residence, merkezi lokasyonlarda sade ve şık bir tasarıma sahip işlevsel odalarıyla rezidans konseptine kaliteli ve erişilebilir bir alternatif sunan Elite World Homes, misafirlerine doğayla iç içe bir konaklama deneyiminin yanı sıra kurumsal organizasyonlar ve diğer çeşitli etkinlikler için geniş yeşil alanlar sunan Elite World Village, rahatça erişilebilen merkezi lokasyonlarda, çağdaş çizgileri ve akıllı teknolojik altyapısıyla fark yaratan Elite World Comfy, esnek bir tasarım üzerine kurulu modern yaklaşımı ve orijinalliği koruyan atmosferiyle Elite World Nest, fonksiyonelliğiyle dikkat çeken odalarında yenilikçi trendler ve teknolojiyi üstün bir hizmet kalitesiyle harmanlayan Elite World INN ve dinamik seyahat ihtiyaçlarına sade, samimi ve esnek hizmet anlayışıyla yanıt veren Elite World GO markalarıyla farklı kategorilerdeki konaklama ihtiyaçlarını karşılıyor.



Elite World Hotels & Resorts, yalnızca konaklama değil, aynı zamanda yeme-içme ve sağlıklı yaşam alanlarında da markalarıyla fark yaratıyor. Türk ve dünya mutfaklarından seçkin lezzetler sunan The Grill, kahve tutkunlarını ayrıcalıklı bir atmosferle buluşturan Coffee Company, sağlıklı yaşam, spor ve spa deneyimini bir arada sunan Fit Life Spa & Health Center, Ege’ye özel rafine lezzetleriyle Savlo ve kahve ve şarap sunumlarını atıştırmalıklarla harmanlayan Vington markaları zincirin bütüncül hizmet anlayışını tamamlıyor.



Ayrıntılı bilgi için



Excel İletişim ve Algı Yönetimi



Sinem Semerci, sinem.semerci@excel.com.tr, 0 533 591 76 62]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Cumhuriyet’in 102. yılı Afrika’da coşkuyla kutlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/cumhuriyetin-102-yili-afrikada-coskuyla-kutlandi/</link>
        <description><![CDATA[Cumhuriyet’in 102. yılı, Batı Afrika’da Türkiye’nin gücünü ve kültürel zenginliğini yansıtan büyük bir organizasyonla kutlandı. Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da düzenlenen etkinlikte Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), Türk mutfağını uluslararası sahneye taşıyarak büyük beğeni topladı. Organizasyon, Türkiye Cumhuriyeti Vagadugu Büyükelçiliği ev sahipliğinde, başkentin önde gelen 5 yıldızlı otellerinden Azalaï Hôtel Ouagadougou’da gerçekleştirildi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 30 Eki 2025 13:11:38 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Cumhuriyet'in 102. yılı, Batı Afrika’da Türkiye’nin gücünü ve kültürel zenginliğini yansıtan büyük bir organizasyonla kutlandı. Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da düzenlenen etkinlikte Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), Türk mutfağını uluslararası sahneye taşıyarak büyük beğeni topladı.



Organizasyon, Türkiye Cumhuriyeti Vagadugu Büyükelçiliği ev sahipliğinde, başkentin önde gelen 5 yıldızlı otellerinden Azalaï Hôtel Ouagadougou’da gerçekleştirildi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlenen etkinlik, Türkiye’nin “onur ülkesi” olarak yer aldığı prestijli bir gastronomi buluşması oldu. Etkinliğe, GTD Başkanı Gürkan Boztepe ve GTD Danışman Şefi Hüseyin Şipal katıldı. Türk mutfağının zengin kültürel mirasını temsil eden GTD heyeti, katılımcılara geçmişten günümüze uzanan lezzetleri sundu.



“Türk Mutfağı, Kültürel Bir Köprü”



GTD Başkanı Gürkan Boztepe, etkinlikte yaptığı açıklamada Türk gastronomisinin küresel sahnede güç kazandığını vurguladı: “Türk mutfağı, sadece eşsiz lezzetleriyle değil, binlerce yıllık kültürel mirasıyla da dünya gastronomi sahnesinde hak ettiği yere emin adımlarla ilerliyor. GTD olarak, Türkiye’yi ve mutfağımızı her kıtada tanıtmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.”







Büyükelçilikten Gururlandıran Ev Sahipliği



Etkinliğin resmi açılış törenine; T.C. Vagadugu Büyükelçisi Feriba Duygu Hokkacı Esirgen, Burkina Faso İçişleri Bakanı, ticari ateşe, askeri ateşe, THY temsilcileri ve çok sayıda diplomatik misyon katıldı. Büyükelçi Feriba Duygu Hokkacı Esirgen, mükemmel Fransızcası ve zarif ev sahipliğiyle organizasyona damga vururken, Türkiye’nin Afrika’daki güçlü varlığı bir kez daha hissettirildi. Törende konuşan Burkina Faso İçişleri Bakanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu derin saygıyı dile getirerek, Atatürk’ün liderliğinde kurulan Cumhuriyet'in sadece Türk halkı için değil, bağımsızlık mücadelesi veren tüm uluslar için de ilham kaynağı olduğunu vurguladı.







GTD’nin Uluslararası Tanıtım Vizyonu



GTD, Türk gastronomisini dünyaya tanıtmak ve gastronomi turizmini geliştirmek amacıyla farklı kıtalarda düzenlediği etkinliklerle Türkiye’nin kültürel diplomasisine katkı sunmaya devam ediyor. Burkina Faso’daki bu organizasyon, Türk mutfağının global marka yolculuğunda yeni bir kilometre taşı olarak kayda geçti. Aynı zamanda, Türkiye’nin mal ve hizmet ihracatına katkı sağlayan stratejik bir tanıtım etkinliği olarak öne çıktı. GTD’nin bu tür uluslararası girişimleri, Türk markalarının dış pazarlarda bilinirliğini artırarak, ülke ekonomisine katma değer yaratma hedefini de güçlendirmeye devam ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[BookingAgora’dan keşif dolu bir rota: Ürdün]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bookingagora-dan-kesif-dolu-bir-rota-urdun/</link>
        <description><![CDATA[47 ülkede 10 binden fazla seyahat acentesi ve 15 binden fazla kullanıcıya küresel seyahat çözümleri üreten BookingAgora, Türkiye’deki seyahat acentelerine yeni destinasyonlar kazandırmak ve alternatif pazarları tanıtmak amacıyla keşif turlarını sürdürüyor. Son keşif rotasında Ürdün vardı. BookingAgora’nın Türk Hava Yolları ve Marriott Ürdün sponsorluğunda gerçekleştirdiği ve Türkiye’nin önde gelen seyahat acentelerini ağırladığı gezide Ürdün’ün tarihi, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 28 Eki 2025 23:57:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[47 ülkede 10 binden fazla seyahat acentesi ve 15 binden fazla kullanıcıya küresel seyahat çözümleri üreten BookingAgora, Türkiye’deki seyahat acentelerine yeni destinasyonlar kazandırmak ve alternatif pazarları tanıtmak amacıyla keşif turlarını sürdürüyor. Son keşif rotasında Ürdün vardı. BookingAgora’nın Türk Hava Yolları ve Marriott Ürdün sponsorluğunda gerçekleştirdiği ve Türkiye’nin önde gelen seyahat acentelerini ağırladığı gezide Ürdün’ün tarihi, doğal ve kültürel zenginlikleri keşfedildi.



Türkiye’nin önde gelen 20 seyahat acentesinin üst düzey yöneticileri, BookingAgora organizasyonuyla, Türk Hava Yolları ve Marriott Ürdün sponsorluğunda düzenlenen özel bir keşif turu kapsamında Ürdün’ü ziyaret etti. 5 gün süren program, ülkenin kuzeyinden güneyine uzanan benzersiz bir rota üzerinde gerçekleştirildi. Katılımcılar, Ürdün’ün kültürel mirasını, doğal güzelliklerini ve misafirperverliğini doğrudan deneyimleme fırsatı buldu.



Petra’dan Lut’a 5 günlük keşif yolculuğu



Gezi, Amman’a varışla başladı. İlk gün Salt şehrinin tarihi sokakları gezildi ve Osmanlı Şehitleri Anıtı ziyaret edildi. Ardından düzenlenen Amman şehir turu, kentin hem antik hem modern yüzünü gözler önüne serdi. İkinci gün, Ajloun ve Jerash ziyaretleriyle Ürdün’ün kuzeyindeki tarihî miras keşfedildi. Jerash’ın Roma döneminden kalma görkemli kalıntıları, katılımcılardan tam not aldı. Üçüncü günün rotasında Madaba, Nebo Dağı ve Lut Gölü (Ölü Deniz) yer aldı. Katılımcılar, ölü denizin mineral bakımından zengin sularında benzersiz bir yüzme deneyiminin ardından Petra’ya geçerek geceyi orada geçirdi. Dördüncü gün, dünyanın yeni yedi harikasından biri olarak kabul edilen Petra Antik Kenti ziyaret edildi. Ardından Vadi Rum Çölü’nde düzenlenen jeep turu, çölün mistik atmosferinde unutulmaz bir deneyim sundu. Gün, Akabe’deki akşam yemeği ve konaklamayla sona erdi. Organizasyonun son gününde ise katılımcılar, Kızıldeniz kıyısında düzenlenen şnorkel turuna katılarak Akabe’nin eşsiz su altı yaşamını keşfettiler.



Acente gözüyle Ürdün destinasyonu



Geziye katılan seyahat acentesi yöneticileri, Ürdün’ü “beklentilerin çok üzerinde bir destinasyon” olarak değerlendirdi. Bir katılımcı; “Petra’nın büyüsü, Rum Vadisi manzarası ve Ürdün halkının sıcaklığı bizi derinden etkiledi. Türkiye pazarında büyük potansiyel var” ifadelerini kullandı. Bir diğer katılımcı ise “Ürdün; tarih, doğa ve deneyim arayan gezginler için hem ulaşılabilir hem de özgün bir rota. Bu tür organizasyonlar, destinasyonun tanıtımı için büyük değer taşıyor” dedi.







BookIngAgora’dan güçlü turizm hamlesi



Organizasyonu üstlenen BookingAgora, Türkiye’deki seyahat acentelerine yeni destinasyonlar kazandırmak ve alternatif pazarları tanıtmak amacıyla benzer keşif turlarını sürdürmeyi planlıyor. Bu etkinlik, Türk Hava Yolları ve Marriott Ürdün’ün güçlü iş birliğiyle iki ülke arasındaki turizm ilişkilerine de yeni bir ivme kazandırdı.







Kısa uçuş süresi, vize kolaylığı



Son yıllarda Ürdün, Türkiye çıkışlı turlar arasında giderek daha fazla ilgi görmeye başladı. Yaklaşık iki saatlik kısa uçuş süresi, vize kolaylığı, kültürel yakınlık ve tarih, doğa, dinî mirasın iç içe geçtiği zengin deneyim Ürdün’ü farklı kılıyor. Ülke; Petra, Rum Vadisi, Lut Gölü ve Akabe gibi dünyaca ünlü duraklarıyla tarihî, kültürel ve doğa temalı seyahatleri bir arada sunabilen nadir destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor.







Ürdün’e ne zaman ve nasıl gitmeli?



Ürdün’ü ziyaret etmek için en ideal dönemler, ilkbahar (mart-haziran) ve sonbahar (eylül-kasım) ayları. Bu dönemlerde hava sıcaklıkları dengeli, doğa aktiviteleri için son derece elverişli. Türkiye’den Ürdün’e, Türk Hava Yolları’nın Amman’a düzenli direkt uçuşlarıyla yalnızca iki saatte ulaşmak mümkün. Konaklama tarafında Marriott Ürdün gibi uluslararası zincirlerin yüksek standartlı otelleri, konforlu bir deneyim sunuyor.







BOOKINGAGORA HAKKINDA...



BookingAgora küresel seyahat pazarında etkin ve öncü bir rol alarak değişime açık olmayı, acente memnuniyeti odaklılığını ve dünya standartlarında B2B hizmet vermeyi hedefler. Profesyonel ekip ve yüksek teknolojik donanımı ile bugün 47 ülkede 10 binden fazla acente, 15 bini aşkın kullanıcısı için 2.3 milyon otele, 400’den fazla havayolu ile binlerce destinasyona erişim sağlamaktadır. Ayrıca transfer, tur, araç kiralama ve vize hizmetleri de vermektedir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İç pazarda kruvaziyer turizmine ilgi artıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ic-pazarda-kruvaziyer-turizmine-ilgi-artiyor/</link>
        <description><![CDATA[“Yüzen oteller” olarak nitelendirilen lüks gemilerle farklı ülkelere ve destinasyonlara yapılan tatil, yerli turistin de ilgisi çekmeye başladı. Türkiye’nin önde gelen ticari yük ve kruvaziyer limanı QTerminals Antalya, bu yıl 9 ayda 12 lüks gemiyle gelen yaklaşık 10 bin turisti konuk etti. Ağırlıklı olarak yabancı turistin tercih ettiği kruvaziyer tatili, iç pazarda da ilgi çekiyor. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 28 Eki 2025 13:34:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[“Yüzen oteller" olarak nitelendirilen lüks gemilerle farklı ülkelere ve destinasyonlara yapılan tatil, yerli turistin de ilgisi çekmeye başladı. Türkiye'nin önde gelen ticari yük ve kruvaziyer limanı QTerminals Antalya, bu yıl 9 ayda 12 lüks gemiyle gelen yaklaşık 10 bin turisti konuk etti. Ağırlıklı olarak yabancı turistin tercih ettiği kruvaziyer tatili, iç pazarda da ilgi çekiyor.



ATG Hotels Satış-Pazarlama Koordinatörü ve Selectum Blu Cruises Genel Müdürü Nilda Türe, konu ile ilgili yaptığı açıklamada bu yıl keyifli bir sezon geçirdiklerini, gelecek yıl için de aynı beklentiler içinde olduklarını söyledi. Türkiye'nin kruvaziyerle son yıllarda önemli sayıda yabancı turist ağırladığını dile getiren Türe, kruvaziyerin iç pazarda çok bilinen bir tatil şekli olmadığını, ancak gelişme kaydettiğini ifade etti.



İLGİ ARTARAK DEVAM EDİYOR



Her geçen yıl yerli turistin de kruvaziyere ilgisinin arttığını aktaran Nilda Türe; "Bavulu hiç açıp toplamadan 3-4 şehir, ülke gezebiliyorsunuz. Herkesin yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'de de bu mümkün. Sektörde birkaç firma var, çok uygun fiyatla misafirlere bu imkanı sunuyoruz. Her gün başka bir adada, başka bir şehirde uyanmak ve otel konforunda, güzel bir deneyim" dedi.







4 ADAYA KAPI VİZESİYLE KRUVAZİYER TATİL İMKANI



Türe, Türkiye'den Yunanistan'a 4 adaya kapı vizesiyle kruvaziyer tatil imkanı sunabildiklerini kaydetti. Otel konseptinde de bu yılı iyi geçirdiklerini kaydeden Türe, özellikle Avrupa pazarında bir büyüme kaydedildiğini; Almanya, İngiltere, Polonya ve Romanya pazarlarında bir artış yaşandığını, Balkan ülkelerine de ağırlık vermeye başladıklarını bildirdi.







ERKEN REZERVASYON FIRSATLARI



Erken rezervasyon kampanyalarının başladığını anımsatan Nilda Türe, yabancı turistin bunu çok iyi değerlendirdiğini ifade etti. Yerli turiste de erken rezervasyon kampanyalarından faydalanmaları çağrısında bulunan Türe; "Şu anda Avrupa pazarında ciddi hareketlilikler var. İç pazardan da geri dönüşler alıyoruz. Artık yerli turist avantajlarını biliyor. İç pazara yönelik şu dönemde kaçmayacak fırsatlar sunuluyor. Misafirlerimiz doğru zamanda tatillerini alırlarsa, hem bizi hem de kendilerini mutlu etmiş olurlar" diye konuştu.







JOLLY'YE ÖZEL CRUISE İNDİRİMİ



Öte yandan, deniz tutkunları için Jolly cruise programlarında kabin başı 200€ indirim ve ikinci kişiye yüzde 50 indirim fırsatı sunan bir kampanya açıklandı. Ek olarak 7500 bonus kazandıran kampanya, 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılacak konaklamalarda geçerli olup, yalnızca belirli cruise rotalarında uygulanıyor. Yurt dışı ve gemi turlarında yeşil pasaportlulara özel avantajlar da misafirleri bekliyor.







TOURMAG TURİZM DERGİSİ KAPAK KONUSU YAPIYOR



Türkiye’nin Turizm Dergisi TOURMAG, yayımlanacak yeni sayısında kruvaziyer turizmini kapak yaparak sayfalarına taşıyor. “Yüzen otellerin yeni durağı: Türkiye’nin ışıltılı limanları” başlığıyla çıkacak olan dergide, ünlü gezgin Saffet Emre Tonguç’un da cruise turizmiyle ilgili bir yazısı yer alıyor.



Dergi sayfalarında Celestyal Türkiye Direktörü ve Karavan Turizm Cruise Direktörü Özgü Alnıtemiz’in, kruvaziyer turizminin ülkemize kazandırdıklarını, potansiyelini ve geleceğe dair beklentilerini anlattığı değerlendirmeleri de yer alıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Jolly erken rezervasyon kampayasını başlattı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/jolly-erken-rezervasyon-kampayasini-baslatti/</link>
        <description><![CDATA[Yeni yılı beklemeden tatil planlarını güvence altına alma zamanı! Türkiye’de tatil denince ilk akla gelen markalardan Jolly, 2026 sezonuna özel erken rezervasyon kampanyasını başlattı. Yüzde 50’ye varan indirimler, esnek ödeme koşulları ve bonus fırsatlarıyla misafirlere hem bütçelerini koruma hem de hayal ettikleri hep tatil mutluluğunu şimdiden planlama imkânı sunuyor. “Şimdi al, sonra öde” anlayışıyla hazırlanan kampanya; yazdan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 28 Eki 2025 12:20:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Yeni yılı beklemeden tatil planlarını güvence altına alma zamanı! Türkiye’de tatil denince ilk akla gelen markalardan Jolly, 2026 sezonuna özel erken rezervasyon kampanyasını başlattı. Yüzde 50’ye varan indirimler, esnek ödeme koşulları ve bonus fırsatlarıyla misafirlere hem bütçelerini koruma hem de hayal ettikleri hep tatil mutluluğunu şimdiden planlama imkânı sunuyor.



“Şimdi al, sonra öde” anlayışıyla hazırlanan kampanya; yazdan kışa, yurt içinden cruise’a kadar her tatil türünde, dileğin zaman ve tesiste uygun alım koşullarıyla tatil yapma fırsatı sağlıyor. Üstelik tatilden önce ödemeyi tamamlama seçeneğiyle, planlarını erkenden yapan misafirlere büyük bir esneklik sunuyor.



YURT İÇİ TATİLLERDE YÜZDE 50’YE VARAN İNDİRİM VE ESNEK ÖDEME AVANTAJI



Türkiye’nin dört bir yanındaki tatil destinasyonlarında geçerli erken rezervasyon fırsatlarıyla Jolly, misafirlerine yüzde 50’ye varan indirim ve yüzde 50’sini şimdi, kalanını tatilden önce ödeme kolaylığı sunuyor. Ayrıca iptal ve iade hakkı, Bonus'a özel yüzde 5 ek indirim veya vade farksız 9 taksit avantajlarıyla, yurt içi tatiller artık çok daha erişilebilir hale geliyor.







KÜLTÜR TURLARINDA KESİN HAREKET GARANTİSİ VE YÜZDE 50’YE VARAN İNDİRİMLER



Tarihi, doğayı ve kültürel mirası keşfetmek isteyenler için Jolly, bu sezon kültür turlarında kesin hareketli tur seçenekleri, yüzde 50’ye varan indirimler, yüzde 25 ön ödeme avantajı ve vade farksız 9 taksit imkânı sunuyor. Kültür turlarındaki tüm avantajlar, misafirlere erken planlama özgürlüğü sağlıyor.



KIBRIS TATİLLERİNDE ÇİFTE AVANTAJ: İNDİRİM + BONUS FIRSAT



Kıbrıs otellerinde geçerli erken rezervasyon kampanyalarıyla misafirler yüzde 50’ye varan indirim, yüzde 50’sini şimdi, kalanını tatilden önce ödeme ve vade farksız 3 taksit (tüm kartlara geçerli) fırsatlarından yararlanabiliyor. Ayrıca, Kıbrıs rezervasyonlarında 7500 bonus kazanma ayrıcalığı da tatil planlarını daha avantajlı hale getiriyor.



YURT DIŞI TURLARDA 600$’A VARAN İNDİRİM FIRSATI



Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya uzanan geniş Jolly yurt dışı tur portföyü, erken rezervasyon dönemine özel oda başı 600$’a varan indirim ve yüzde 25 ön ödeme kolaylığı sunuyor. İndirim, iki kişilik odalarda oda başı olarak uygulanıyor. Yüzde 25 ön ödeme kampanyası yalnızca acente rezervasyonlarında geçerli olup, online rezervasyonlarda uygulanmamaktadır. Misafirler ayrıca 7500 bonus kazanma ayrıcalığına da sahip oluyor.



YURT DIŞI CRUISE: 200€ + İKİNCİ KİŞİYE YÜZDE 50 İNDİRİM AVANTAJI



Deniz tutkunları için Jolly cruise programlarında kabin başı 200€ indirim ve ikinci kişiye yüzde 50 indirim fırsatı sunuluyor. Ek olarak 7500 bonus kazandıran kampanya, 31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılacak konaklamalarda geçerli olup, yalnızca belirli cruise rotalarında uygulanıyor. Yurt dışı tur ve gemi turlarımızda yeşil pasaportlulara özel avantajlar da misafirleri bekliyor.







TERMAL OTELLERDE EKSTRA AYRICALIKLAR



Sağlık ve huzuru bir arada yaşamak isteyen misafirler için Jolly, "1 Gece Bizden" kampanyası, 2 çocuk ücretsiz konaklama ve "TERMAL1000" koduyla ekstra indirim fırsatları sunuyor. Tüm avantajlar sezon boyunca sınırlı kontenjanla geçerli.



KAYAK OTELLERİNDE ÜCRETSİZ SKIPASS VE TRANSFER FIRSATI



Kış tatili severler için Jolly kayak otellerinde yüzde 50’ye varan indirim, ücretsiz skipass ve ücretsiz transfer avantajı sağlıyor. Bu özel fırsatlar sınırlı süreyle geçerli olup, sezon boyunca erken rezervasyon yapan misafirlere öncelikli olarak sunuluyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Skalite 2025 – Turizmde Kalite Ödülleri” sahiplerini buldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/skalite-2025-turizmde-kalite-odulleri-sahiplerini-buldu/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin en köklü turizm derneği Skål International İstanbul Kulübü tarafından düzenlenen “Skalite 2025 – Turizmde Kalite Ödülleri”, 27 Ekim Pazartesi akşamı Raffles Hotel İstanbul’da gerçekleştirilen görkemli bir törenle sahiplerini buldu. Turizm sektörünün farklı alanlarından öncü isimlerin ve kurumların ödüllendirildiği gecede, Türk turizminin sürdürülebilir gelişimine kaliteden ödün vermeden katkı sağlayan projeler ve başarı hikayeleri dikkat çekti. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Sal, 28 Eki 2025 11:05:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin en köklü turizm derneği Skål International İstanbul Kulübü tarafından düzenlenen "Skalite 2025 - Turizmde Kalite Ödülleri", 27 Ekim Pazartesi akşamı Raffles Hotel İstanbul’da gerçekleştirilen görkemli bir törenle sahiplerini buldu. Turizm sektörünün farklı alanlarından öncü isimlerin ve kurumların ödüllendirildiği gecede, Türk turizminin sürdürülebilir gelişimine kaliteden ödün vermeden katkı sağlayan projeler ve başarı hikayeleri dikkat çekti.



Skal üyelerinin oylarıyla belirlenen "Turizmde Kalite Ödülleri", bu yıl da turizmin tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturdu. Otelcilikten seyahat teknolojilerine, gastronomiden eğitime kadar birçok farklı kategoride verilen ödüller, sektörün en iyilerini bir araya getirdi. Skal İstanbul Kulübü Başkanı Selma Tatar, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Skalite, Türk turizminde değer yaratanların bir araya geldiği, kalitenin simgesi haline gelen bir organizasyon. Her yıl olduğu gibi bu yıl da ülkemizin turizmdeki başarılarını kutlamaktan gurur duyuyoruz. Bu ödüller yalnızca birer takdir göstergesi değil, aynı zamanda Türk turizminin geleceğine olan inancımızın da bir yansımasıdır.”



Gecede ödül alanlar arasında Divan Otelleri, The Peninsula İstanbul, Vakko Hotel and Residence gibi konaklama sektörünün önde gelen markalarının yanı sıra TEMA Vakfı, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi, "Yılın Rehberi" & Turizm Yazarı Şerif Yenen gibi farklı alanlarda turizme katkı sağlayan kurum ve temsilciler de yer aldı. Ayrıca, "Skål İstanbul Özel Ödülü" bu sene Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı’na takdim edildi. Kazananlar, Türkiye’nin turizmdeki hizmet kalitesini ve sosyal katkılarını artırmaya yönelik çalışmalarıyla takdir topladı.







Kalitenin Gelenekselleşen Buluşması



1956 yılında kurulan Skål International İstanbul Kulübü, 1998 yılından bu yana “Skålite - Turizmde Kalite Ödülleri”ni düzenliyor. Bu ödüller, turizmde kalite bilincini geliştirmek ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımına katkı sağlamak amacıyla veriliyor. Skålite, her yıl turizmin farklı alanlarından kişi ve kurumları ödüllendirerek sektörün gelişimine ışık tutuyor.







SKALITE 2025 ÖDÜLLERİ




Divan Otelleri



The Peninsula İstanbul



Vakko Hotel And Residence



Moris Turizm A.Ş



Fest Travel



O.D.S.Tur.Key



Mesnevi Turizm



Seviç Restoran



Binbirdirek Sarnıcı



Zeyrek Çinili Hamam



Serdar Gülgün



Tema Vakfı



Özyeğin Üniversitesi Uygulamali Bilimler Fakültesi



Eliteworld Hotels & Resorts



Şerif Yenen



Türsab TV



Odamigo Excellence In B2B Travel








SKAL İSTANBUL ÖZEL ÖDÜLÜTürkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı



SKAL BÖLGE ÖDÜLLERİ




Konya — Selçuklu Kongre Merkezi



Eskişehir — Prof. Dr. Murat Türkteki



Eskişehir — Ayşe Ünlüce



Bursa — Ömer Kızıl



İzmir — Ahmet Kilimci



Antalya — Tolga Kilit



Bodrum — Cape Bodrum Luxury Hotel & Beach



Marmaris — Libero Tour



Kapadokya — Teyfik Ölmez



Mezopotamya — Prof. Dr. Aytaç Coşkun



Ankara — Gökyay Vakfı Satranç Müzesi



Çukurova — Ekar Global



Kuşadası — Bahattin Sürücü



Marmara — Orhon Atameriç



Çanakkale — Dilek Mildon



Fethiye — Mehmet Argın








USDF ÖZEL ÖDÜLÜAkdeniz Turizm Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Senatörü ve Humanica Şirketinin Kurucu Başkanı — Dr. Barbaros Kon



YAŞAM BOYU BAŞARI ÖDÜLÜNurdan Üstman]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kapadokya nasıl Türkiye’nin simgesi haline geldi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kapadokya-nasil-turkiyenin-simgesi-haline-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’de benzersiz olarak nitelendirilebilecek onlarca yer var: Ege Denizi kıyısındaki antik kentler, Akdeniz’in uçsuz bucaksız kumsalları, yemyeşil vadiler ve görkemli dağlar. Ancak bu çeşitlilik içinde bir yer özellikle öne çıkıyor: Kapadokya. Burada deniz ve palmiye ağaçları yoktur, ancak kayalık vadiler, yumuşak sabah ışığı ve şafak vakti gökyüzüne yükselen onlarca balon vardır. Burası, manzarasının bir serap […]]]></description>
        <category><![CDATA[online]]></category>
        <pubDate>Sal, 28 Eki 2025 00:42:44 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’de benzersiz olarak nitelendirilebilecek onlarca yer var: Ege Denizi kıyısındaki antik kentler, Akdeniz’in uçsuz bucaksız kumsalları, yemyeşil vadiler ve görkemli dağlar. Ancak bu çeşitlilik içinde bir yer özellikle öne çıkıyor: Kapadokya.



Burada deniz ve palmiye ağaçları yoktur, ancak kayalık vadiler, yumuşak sabah ışığı ve şafak vakti gökyüzüne yükselen onlarca balon vardır. Burası, manzarasının bir serap gibi göründüğü ve atmosferinin masallardan çıkmış gibi olduğu bir bölgedir. Bugün Kapadokya sadece bir turizm merkezi değil, modern Türkiye’nin sembolü, tanınmış bir simgesidir.



Her şeyi değiştiren uçsuz bucaksız bir fikir



Kapadokya’nın tarihi yüzyıllar öncesine dayanır. Turistler gelmeden çok önce, burada kayalıklara evler oyarak yaşamayı öğrenen insanlar vardı. Bu taş evler, manastırlar ve yeraltı şehirleri, düşmanlardan ve sert iklimden korunmak için kullanılıyordu. Arkeologlar hâlâ burada çok katmanlı yerleşim yerleri buluyorlar; bazıları yüzlerce kişiyi barındırabiliyordu.



İlk araştırmacılar ve gezginler bu bölgeye 20. yüzyılın ortalarında gelmeye başladılar. Onları çeken şey konfor değil, tarihti. Türkiye’nin kıyı şehirleri turizm ve yurtdışında emlak merkezi haline gelirken, Kapadokya kendi ritminde yaşamaya devam etti — yavaş, düşünceli, küresel trendlerin koşuşturmacasından uzak.



Dönüm noktası 1990’larda gerçekleşti. Yeni Zelanda’dan gelen bir pilot, buradaki rüzgarların balon uçuşu için ideal olduğunu fark etti. Bu fikir hızla yayıldı: Kapadokya’nın manzaraları, yüksekten seyredilmek için yaratılmış gibiydi. O zamandan beri vadilerin üzerindeki gökyüzü yüzlerce balonun arenası haline geldi ve gün doğumu, dünyanın dört bir yanından insanların buraya gelmek için sabırsızlandığı bir ana gösteri oldu.



Instagram dönemi ve yeni bir sembolün doğuşu



Kapadokya’nın gerçek popülerlik patlaması 2010’lu yıllarda, Instagram döneminde yaşandı. Eskiden sadece birkaç kişinin görebildiği manzara, birdenbire milyonlarca kullanıcının akışında yer aldı. Kayalıkların üzerinde süzülen rengarenk balonların şafak fotoğrafları viral oldu.



Buraya, “o kareyi” çekmeyi hayal eden blog yazarları, fotoğrafçılar ve gezginler akın etti. #cappadocia, #balloonride ve #turkey etiketleri milyonlarca kez görüntülendi. Bölgenin turizm altyapısı hızla değişti: otel sahipleri fotoğraf alanları oluşturmaya, en güzel manzaralı teraslar tasarlamaya, balonların önünde kahvaltı sunmaya ve hatta profesyonel fotoğraf turları düzenlemeye başladılar.



2020’li yıllarda Kapadokya, dünyanın en “Instagramlanabilir” yerleri listesine girdi. İstatistiklere göre, turistlerin %80’inden fazlası fotoğraf çekmek için buraya geliyor. Her gün doğuşu gerçek bir gösteriye dönüşüyor: aynı anda 150’ye kadar balon gökyüzüne yükseliyor. Uçuşlar meteoroloji servisi tarafından düzenleniyor ve balon sepetine yalnızca önceden rezervasyon yaparak binilebiliyor.







Eşsiz, başka hiçbir yere benzemeyen bir yer



Kapadokya genellikle diğer ünlü balon uçuş bölgeleriyle karşılaştırılır: Myanmar’daki Bagan, Kaliforniya’daki Napa Vadisi, Kenya’daki safari destinasyonları. Ancak hiçbiri bu Türk harikasının ölçeği ve atmosferiyle rekabet edemez. Burada her şey insan ve manzara arasındaki uyum fikri etrafında şekillenmiştir: tüf kayaya oyulmuş antik kentler tasarım otellerle komşudur ve sabah sisleri vadileri fantastik bir filmin dekoruna dönüştürür.



Kapadokya’nın gelişimi, Türkiye’nin genel olarak algılanışını da değiştirmiştir. Eskiden ülke öncelikle deniz tatil beldeleriyle özdeşleştirilirken, şimdi Kapadokya, deniz olmadan da bir doğa harikasının kültürel ve ekonomik bir markaya dönüşebileceğinin bir örneği olmuştur. Bu yer, Türkiye’nin yalnızca güneş ve plajların ülkesi değil, her taşın bir tarih barındırdığı eski uygarlıkların ülkesi olduğunu da kanıtlamıştır.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Artaş Oteller Grubu’nda Vadistanbul kadrosuna iki önemli terfi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/artas-oteller-grubunda-vadistanbul-kadrosuna-iki-onemli-terfi/</link>
        <description><![CDATA[Artaş Oteller Grubu’na bağlı Vadistanbul bölgesi otelleri, yönetim kadrosunda iki önemli terfi gerçekleştirerek satış ve pazarlama yapılanmasını güçlendirdi. Havaalanına yakınlığı, modern mimarisi, alışveriş merkezi, konser alanları, stadyumu ve estetik sosyal yaşam alanlarıyla öne çıkan Vadistanbul, bugün İstanbul’da “görülmeden gidilmeyecek yerler” arasında yer alıyor. Bu dinamik bölgenin merkezinde konumlanan Artaş Oteller Grubu ise sektöre yön veren […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Sal, 28 Eki 2025 00:18:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Artaş Oteller Grubu’na bağlı Vadistanbul bölgesi otelleri, yönetim kadrosunda iki önemli terfi gerçekleştirerek satış ve pazarlama yapılanmasını güçlendirdi.



Havaalanına yakınlığı, modern mimarisi, alışveriş merkezi, konser alanları, stadyumu ve estetik sosyal yaşam alanlarıyla öne çıkan Vadistanbul, bugün İstanbul’da “görülmeden gidilmeyecek yerler” arasında yer alıyor. Bu dinamik bölgenin merkezinde konumlanan Artaş Oteller Grubu ise sektöre yön veren vizyonuyla yatırımlarına güçlü bir ekiple devam ediyor.



Grup bünyesinde uzun süredir görev yapan Selin Tan, Radisson Collection Hotel Vadistanbul’un Satış ve Pazarlama Direktörü pozisyonuna terfi etti. Turizm ve konaklama sektöründe 15 yılı aşkın deneyime sahip olan Tan, kariyeri boyunca Titanic Hotels ve Radisson Hotels zincirlerinde çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundu. İstanbul Üniversitesi Turizm İşletmeciliği mezunu olan Tan, yeni görevinde otelin satış ve pazarlama stratejilerine liderlik ederek, markanın hem yerel hem de uluslararası pazardaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. 



Selin Tan



REZİDANS MARKALARI TEK BİR YAPI ALTINDA KONSOLİDE EDİLECEK



Bir diğer önemli terfi ise Özgür İpekergil’den geldi. Artaş Oteller Grubu’nun yeni stratejisi doğrultusunda, bünyesindeki rezidans markalarının tek bir yapı altında konsolide edilmesine liderlik edecek olan İpekergil; Mövenpick Living Saklıvadi, Mövenpick Living Çamlıvadi, Radisson Residences Vadistanbul ve Radisson Residences Avrupa TEM İstanbul otellerinin Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görevlendirildi. Turizm sektöründe 15 yılı aşkın deneyime sahip olan İpekergil, geçmişte Radisson, Hilton ve TAV Holding bünyelerinde üst düzey görevlerde bulundu. Ayrıca, Amerika’da Marriott Virginia Beach USA otelinde edindiği uluslararası deneyimiyle dikkat çeken, Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi mezunu olan Özgür İpekergil, yeni sorumluluğu kapsamında grup rezidanslarının satış ve pazarlama stratejilerini bütünsel bir yaklaşımla yönlendirerek, markaların ulusal ve uluslararası pazardaki gücünü artırmayı hedefliyor. 



Özgür İpekergil



SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR LİDERLİK KÜLTÜRÜ



Bu iki terfi, Artaş Oteller Grubu’nun yalnızca güçlü insan kaynağına yaptığı yatırımın değil, aynı zamanda yetenekleri içeriden yetiştirerek sürdürülebilir bir liderlik kültürü oluşturma vizyonunun da bir yansıması. Grup, deneyim ve liderlik becerilerinin birleştiği bu güçlü kadrosuyla Türk turizm sektöründe hizmet kalitesini bir adım daha ileri taşımayı hedefliyor.







Artaş Oteller Grubu Hakkında...



Artaş Oteller Grubu, misafir memnuniyetinde mükemmeliyet odaklı, sürdürülebilirlik prensiplerine bağlı ve yenilikçi bir yaklaşımla hizmet veren bir turizm grubudur. Bünyesinde uluslararası otelleri barındıran Artaş, Türkiye genelindeki tesisleriyle sektöre değer katmaya devam etmektedir. Artaş Oteller Grubu’nun bünyesinde Swissotel Resort Bodrum Beach, Vadistanbul bölgesinde bulunan Radisson Collection Hotel Vadistanbul, Radisson Residences Vadistanbul, Mövenpick Living Çamlıvadi ve Mövenpick Living Saklıvadi, Sultanahmet bölgesinde yer alan Radisson Hotel Sultanahmet ve Radisson Hotel President Old Town, TEM bölgesindeki Radisson Residences Avrupa TEM, Avrupa standartlarında kayak otelleri olan Radisson Blu Hotel Mount Erciyes ve Radisson Blu Hotel Mount Erciyes Lake Side, Anadolu’nun en iyi otellerinden biri olan Radisson Blu Hotel Kayseri ile birlikte TEMA projesi kapsamında yeni açılan Marriott Executive Apartments TEMA gibi toplam 12 uluslararası otel yer alıyor. Grup, genişleyen portföyüyle turizm sektöründeki güçlü konumunu korumaya ve geliştirmeye devam ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Edremit’te zeytinyağına adanmış bir festival: “FestOlive”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/edremitte-zeytinyagina-adanmis-bir-festival-festolive/</link>
        <description><![CDATA[Edremit Ticaret Odası ve Edremit Ticaret Borsası iş birliğiyle düzenlenen 2. Zeytinyağı Tadım Festivali “FestOlive”, Balıkesir’in Edremit ilçesi Güre sahilinde açıldı. Festivale gelen ziyaretçiler, zeytinyağının farklı çeşitlerini tadarak Edremit’in köklü zeytin kültürünü ve Ege’nin eşsiz lezzetlerini yakından deneyimleme fırsatı buldular. Festivalin açılışına Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 28 Eki 2025 00:16:18 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Edremit Ticaret Odası ve Edremit Ticaret Borsası iş birliğiyle düzenlenen 2. Zeytinyağı Tadım Festivali "FestOlive", Balıkesir'in Edremit ilçesi Güre sahilinde açıldı. Festivale gelen ziyaretçiler, zeytinyağının farklı çeşitlerini tadarak Edremit'in köklü zeytin kültürünü ve Ege'nin eşsiz lezzetlerini yakından deneyimleme fırsatı buldular.



Festivalin açılışına Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Havran Kaymakamı Muhammed Evlice, Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, Havran Belediye Başkanı Emin Ersoy, Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula, Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva, Midilli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Konstantinos Sotirakis, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, Edremit Ticaret Borsası Başkanı A. Tarkan Denizer ve Burhaniye Ticaret Odası Meclis Başkanı Erhan İnam katıldı.



Açılışta konuşma yapan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın; "Balıkesir'imizde on iki milyonun üzerinde zeytin ağacımız var. Zeytin konusunda Türkiye'nin en önde gelen illerinin başındayız. Bunun üç milyonun üzerinde olanı da şu anda bulunduğumuz Edremit'imizde. Zeytinyağı üretimi bakımından da baktığınız zaman Türkiye'de dördüncü sıradayız. Edremit, 20 bin hektarlık bir zeytin arazisine sahip" dedi. 







Festival boyunca tadım etkinlikleri, atölyeler, müzik performansları ve birbirinden lezzetli yöresel stantlar büyük ilgi gördü. Festivalin ilk gününde sunumu Prof. Dr. Abdullah Soykan yaptı. Ardından José María Penco ve Murat Küçükçakır, “Yeni Sezonda Dünyada Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Son Durum” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdiler.







İkinci gün Diyetisyen Hatice Nur, “Ege Sağlığının Mucizesi: Zeytinyağı” konulu söyleşide katılımcıların sorularını yanıtladı. Kazdağı Müzesi’nde ise Influencer Tuğçe Aksulu, gazeteciler Talip Bayram ve Murat Çiçek ile Influencer Gülçin Polat, “Şehir Markalaşmasında Turizm ve Gastronominin Yeri” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdiler. Aynı gün, Diyetisyen Gözde Güncü ve Köşe Yazarı - Influencer Alper Kılınç, “Zeytinyağının Bağırsak Sağlığındaki Etkisi” üzerine bir söyleşi yaptı. Ayrıca, Prof. Dr. Sabriye Çelik Uğuz moderatörlüğünde düzenlenen “Sürdürülebilir Turizm ve Kültür Turlarının Bölge Ekonomilerine Katkısı” paneline, Emre Serhat Dönmez (Jolly Tur Kültür Turları Müdürü) ve Fatih Ergün (TÜRSAB Bölge Başkanı) katıldı. Günün devamında Aktaylar Zeytinyağı, Ekin Kocadağ, Ferhatoğlu Fabrika Satış Mağazası, Halil Esen ve Nermin Hanım Zeytinliği ziyaret edildi. 







2. Zeytinyağı Tadım Festivali "FestOlive"in üçüncü günü, Zeytinli Köyü’nde zeytinlik buluşması ve hasat etkinliği düzenlendi; ardından Varol Zeytincilik Tesisleri’ne fabrika ziyareti yapıldı. Yine Kazdağı Müzesi’nde “Sosyal Medyanın Sektördeki Yeri ve Önemi” konulu söyleşi; Tuncay Tapar (Favori Lezzetler Yayın Yönetmeni), Şef Ayvaz Akbacak, Şef Mehmet Butcher ve Şennur Enginer’in (Seyahat ve Gastronomi Yazarı) katılımıyla gerçekleştirildi. Aynı salonda Nazım Tanrıkulu (BAÇEM Müdürü) tarafından “Zeytin Bahçelerinde Ara Tarım, Aromatik Bitkiler ve Zeytinle Gelen Değer: Edremit’in Hazineleri” başlıklı panel düzenlendi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Barbaros Kon’a USDF Özel Ödülü verildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/barbaros-kon-usdf-ozel-odulu-aldi/</link>
        <description><![CDATA[Akdeniz Turizm Vakfı Türkiye Senatörü Dr. Barbaros Kon ‘a “Uluslararası SKAL Dernekleri Federasyonu (USDF) Özel Ödülü” verildi. Dünya Turizm Profesyonelleri Örgütü SKAL International organizasyonunun İstanbul Kulübü tarafından düzenlenen “SKALİTE’25 Ödülleri”, turizm dünyasının prestijli ödülleri arasında gösteriliyor. 27 Ekim Pazartesi akşamı Raffles Hotel İstanbul Balo Salonu’nda gerçekleştirilen ödül törenine, SKAL İstanbul Kulübü üyelerinin yanı sıra çok […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 27 Eki 2025 23:06:16 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Akdeniz Turizm Vakfı Türkiye Senatörü Dr. Barbaros Kon 'a "Uluslararası SKAL Dernekleri Federasyonu (USDF) Özel Ödülü" verildi. Dünya Turizm Profesyonelleri Örgütü SKAL International organizasyonunun İstanbul Kulübü tarafından düzenlenen “SKALİTE’25 Ödülleri”, turizm dünyasının prestijli ödülleri arasında gösteriliyor. 



27 Ekim Pazartesi akşamı Raffles Hotel İstanbul Balo Salonu’nda gerçekleştirilen ödül törenine, SKAL İstanbul Kulübü üyelerinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Aynı zamanda TOURMAG Turizm Dergisi Yayın Kurulu Üyesi olan Dr. Barbaros Kon’a ödülün, merkezi Malta’da bulunan Akdeniz Turizm Vakfı’nın Büyük Turizm Ödülleri’nde Türkiye’nin son dokuz yıldır başarı elde etmesinde gösterdiği katkılardan dolayı verildiği açıklandı.



Dr. Barbaros Kon ’a ödülü, USDF Başkanı Emre Gezgin tarafından takdim edildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hakan Ali Toker’den Zagreb’de “Cumhuriyet Bayramı Konseri”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hakan-ali-toker-den-zagrebte-cumhuriyet-bayrami-konseri/</link>
        <description><![CDATA[Klasik Batı Müziği, caz ve Türk Sanat Müziği’ni özgün biçimde harmanlayan piyanist ve besteci Hakan Ali Toker, Hırvat-Türk Dostluk Derneği tarafından Türkiye Cumhuriyeti Zagreb Büyükelçiliği himayesinde gerçekleştirilen “Hırvat-Türk Dostluğu için Klarnetçiler” adlı uluslararası müzik projesi kapsamında, Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle 28 Ekim Salı günü saat 19.00’da Zagreb’de sahne alacak.   Toker, Lisinski Küçük Salon’da Türkiye ile kültürel […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 27 Eki 2025 13:15:42 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Klasik Batı Müziği, caz ve Türk Sanat Müziği'ni özgün biçimde harmanlayan piyanist ve besteci Hakan Ali Toker, Hırvat-Türk Dostluk Derneği tarafından Türkiye Cumhuriyeti Zagreb Büyükelçiliği himayesinde gerçekleştirilen “Hırvat-Türk Dostluğu için Klarnetçiler” adlı uluslararası müzik projesi kapsamında, Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle 28 Ekim Salı günü saat 19.00’da Zagreb’de sahne alacak.  



Toker, Lisinski Küçük Salon'da Türkiye ile kültürel ilişkileri ilerletmek isteyen Hırvatlar tarafından kurulan, başkanlığını Goran Beus Richembergh’in üstlendiği Hırvat-Türk Dostluk Derneği’nin düzenleyeceği “Kutlama Konseri”nde sahne alacak. Dört klarnetçiden oluşan “Hırvat Klarnet Dörtlüsü” (Bruno Philipp, Marko Zavisic, Bozan Bejo ve Lovre Lucic), Hakan Ali Toker, Mariı Igrec, Luka Zuzic ve Borna Sercar'ın performans sergileyeceği konserde, Toker’in bestelerinin yanı sıra geleneksel Türk ve Hırvat müziklerinden örnekler de icra edilecek. Konsere, Türkiye Cumhuriyeti Zagreb Büyükelçisi Nurdan Erpulat Altuntaş da katılacak. 



Hasan Ali Toker, 2019 yılında da iki ülkeden diplomatların, sanatçıların, iş insanlarının bulunduğu bir törende Hırvat-Türk dostluğuna ve iki ülkenin karşılıklı sanatsal alışverişlerine yaptığı katkılardan dolayı “Hırvat-Türk Dostluk Nişanı” ile onurlandırılmıştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/antalya-altin-portakal-film-festivali-basladi/</link>
        <description><![CDATA[62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, geleneksel kortej geçişiyle başladı. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen festival kapsamındaki kortej geçişine; aralarında Settar Tanrıöğen, Yüksel Arıcı, Yosi Misrahi, Mehmet Kurtuluş, Mahmut Cevher ve Ezel Akay’ın da bulunduğu bazı ünlüler katıldı. Sanatçılar, üstü açık otomobillerle halkı selamladı; hayranlarıyla fotoğraf çektirip, onlara karanfil attı. Kortejde, Antalya Büyükşehir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 26 Eki 2025 15:53:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, geleneksel kortej geçişiyle başladı. Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen festival kapsamındaki kortej geçişine; aralarında Settar Tanrıöğen, Yüksel Arıcı, Yosi Misrahi, Mehmet Kurtuluş, Mahmut Cevher ve Ezel Akay'ın da bulunduğu bazı ünlüler katıldı.



Sanatçılar, üstü açık otomobillerle halkı selamladı; hayranlarıyla fotoğraf çektirip, onlara karanfil attı. Kortejde, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir de yer aldı. Cam Piramit önünden başlayan kortej; 100. Yıl Bulvarı, Güllük Caddesi, Cumhuriyet Meydanı ve Işıklar Caddesi'nin ardından Karaalioğlu Parkı girişinde sona erdi. 







12 FİLM "ALTIN PORTAKAL" İÇİN YARIŞACAK



Park içerisinde korteje katılan yabancı akrobasi grubu tarafından gösteri düzenlendi. Korteje ilgi gösteren vatandaşlar, cadde ve sokaklarda yoğunluk oluşturdu. Antalya Büyükşehir Belediyesince bu yıl 62'ncisi düzenlenen festivalde gerçekleştirilecek Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda 12 film, "Altın Portakal"ı kazanmak için yarışacak. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 2 Kasım'da sona erecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Satala Antik Kenti’nde Tanrıça İsis’in büstü bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/satala-antik-kentinde-tanrica-isisin-bustu-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde Roma döneminde askeri karargah olarak kullanılan Satala Antik Kenti’ndeki kazıda, Mısır Tanrıçası İsis’in bronz büstü bulundu. Kazı Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Elif Yavuz Çakmur, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Nekropol alanındaki kazılar sırasında Mısır Tanrıçası İsis’in 20 santimetrelik bronz büstünün bulunduğu söyledi. Satala Antik Kenti […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Paz, 26 Eki 2025 15:46:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gümüşhane'nin Kelkit ilçesinde Roma döneminde askeri karargah olarak kullanılan Satala Antik Kenti'ndeki kazıda, Mısır Tanrıçası İsis'in bronz büstü bulundu. Kazı Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Elif Yavuz Çakmur, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Nekropol alanındaki kazılar sırasında Mısır Tanrıçası İsis'in 20 santimetrelik bronz büstünün bulunduğu söyledi.



Satala Antik Kenti kazıları sırasında sürpriz ve çok önemli bir buluntu ile karşılaştıklarını belirten Çakmur; "Mısır Tanrıçası İsis'in heykeli, kaidesinden kopmuş olarak bulundu. Lejyonların Mitra inancı ile 12 tanrıya olan inancını biliyoruz. Aynı zamanda doğu kültürlerinde bir tanrıçaya olan inançlarını belirtmesi açısından, oldukça önemli bir buluntu olarak karşımıza çıktı" dedi.



"DİNİ ÇEŞİTLİLİĞİ GÖSTERMESİ AÇISINDAN ÖNEMLİ"



Elif Yavuz Çakmur, büstün bulunması ile Roma lejyonlarının dini inançları hakkında yeni bir bilginin ortaya çıktığının altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti: "Bu buluntu, lejyon askerlerinin dini çeşitliliğini göstermesi açısından önemli. Aynı zamanda 1870'li yıllarda çıkan Afrodit büstünden sonra açığa çıkartılan ilk büst olması açısından da çok önemli bir buluntu olarak karşımıza çıkıyor."







"GÜMÜŞHANE KENT MÜZESİ'NDE SERGİLENECEK"



Çakmur, Mısır Tanrıçası İsis'in büstüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Büst, üç ayak üzerine yerleştirilmiş, üç yapraklı kaliksten çıkan tanrıça kaidesiyle bulundu. Büstün başında; sol tarafı korunmuş, bereket ve bolluğun sembolü olan iki mısır başağı bulunuyor. Heykel, önünde düğümle bağlanmış püsküllü bir şal giymiş. Heykelin restorasyon çalışmaları sürüyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Gümüşhane Kent Müzesi'nde sergilenecek. Ekibimizce yapılacak bilimsel çalışmalarla da bronz büstün tarihlendirilmesi yapılacak."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ATF25 ile turizmin kalbi Antalya’da atıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/atf25-ile-turizmin-kalbi-antalyada-atiyor/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25), turizmin geleceğini şekillendirecek buluşmalar için kapılarını açtı. Fuar, 24 Ekim’e kadar Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Turizm sektörünün tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturan ATF25, yedinci kez küresel ölçekte büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Açılış günü itibarıyla salonlar, dünyanın dört bir yanından gelen turizm profesyonelleriyle dolarken; sektörün önde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 23 Eki 2025 12:38:19 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25), turizmin geleceğini şekillendirecek buluşmalar için kapılarını açtı. Fuar, 24 Ekim'e kadar Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.



Turizm sektörünün tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturan ATF25, yedinci kez küresel ölçekte büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Açılış günü itibarıyla salonlar, dünyanın dört bir yanından gelen turizm profesyonelleriyle dolarken; sektörün önde gelen temsilcileri, yatırımcıları ve karar vericileri, üç gün sürecek vizyon toplantıları, paneller ve özel oturumlarla turizmin geleceğini tartışmaya başladı.



Bu yıl “Sürdürülebilir Misafirperverlik” temasıyla düzenlenen ATF25, 40 bin metrekarelik alanda 100'e yakın ülkeden gelen profesyonel katılımcılar ve 1000’in üzerinde marka ile turizmin kalbi olmayı sürdürüyor. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğu ve Kilit Hospitality Group ana partnerliğiyle gerçekleştirilen ATF25; sürdürülebilirlik, teknoloji ve iş birliği odaklı yapısıyla turizm dünyasına yeni bir vizyon kazandırıyor.







ATF25 AÇILIŞ KONUŞMALARI GERÇEKLEŞTİ



ATF25, sektörün önde gelen temsilcilerinin katıldığı açılış konuşmalarıyla başladı. Turizmin geleceğine yön veren isimler; sektörün gelişimi, sürdürülebilir misafirperverlik anlayışı ve Türkiye’nin uluslararası konumuna dair önemli mesajlar verdi.



Selçuk Meral



ATF Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral: 



“Uluslararası Antalya Turizm Fuarı'na hepiniz hoş geldiniz. Bu yedi yıl, çok başarılı bir sürecin sonunda, bugün burada uluslararası bir hüviyette buluşmamızı sağladı. Başından beri büyük bir inançla yola çıktık çünkü Türkiye'miz ve Antalya'mız turizme dair her şeye sahip ve turizmde yapabileceklerimiz şu ana kadar yaptıklarımızın çok daha ilerisinde. Türk insanında, Türkiye topraklarında bunun çok daha fazlası var. Bu yıl çok zengin bir içerik hazırladık. Her birinize bizimle olduğunuz, için ve Türk turizmini ileriye taşıyacak adımlara omuz verdiğiniz için teşekkür ederim.”



Fikri Ataoğlu



KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu:



“Bugün yedincisi düzenlenen Uluslararası Antalya Turizm Fuarı’nda hep birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ada Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yanlış algısını yıkıyoruz. Ada Kıbrıs için yaptığımız tüm çekimler ve çalışmalar, ana vatan Türkiye’nin tüm kanallarında yayınlandı. Bunun için, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür ediyorum. Ana vatan Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a gelen kardeşlerimizin sayısının arttığını gördüğümüzde mutlu olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Ana vatan Türkiye'deki bütün kardeşlerimize birçok kez seslenişlerimiz oldu, o seslenişlerimizde farklı adalara, farklı ülkelere değil, para birimini, aynı dini ve aynı dili paylaştığımız kendi adamız olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gidelim. Aynı doğrultuda farklı ülkelerdeki yapılan yatırımlar değil, kendi ülkemiz olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yatırımların yapılması çağrısıydı. O küçücük adanın ana vatan Türkiye'deki ufak bir dokunuşuyla ne boyutlara geleceğini hayal ederek yola çıktık ve hayallerimizin gerçekleşmesi ile ilgili elbette ki birlik ve beraberlik içerisinde bunları yapıyoruz.”



Hulusi Şahin



Antalya Valisi Hulusi Şahin:



“Antalya çok özel bir şehir. Bunu anlatmaya gerek yok. Antalya en az 50 yıllık bir serüvenle bu noktalara geldi. Fakat, sürdürülebilirlik bu hususta bizim açımızdan kritik öneme sahip bir konu. ‘Sürdürülebilir misafirperverlik’ diyoruz. Misafirimize ne ikram ediyoruz? Öncelikle deniz, kum ve güneş. Kumsallarımızı ve tertemiz turkuaz sularımızı korumamız lazım. Bir numaralı görev bu. Doğamızı korumamız lazım. Bizim açımızdan bir numaralı görev, sürdürülebilir bir doğayı turizmin hizmetine sunmak. Artık yeni şeyler söylemek lazım, skora oynamak da çok doğru olmasa gerek. Her yıl yüzde 5-10 büyüyerek nereye kadar gidebiliriz? Bizim bir istikrarımız var, bu şehrin kaldırma kapasitesi var. Ürünlerimizi ve katma değeri arttırarak, turistten alacağımız geliri ve imkanı arttırarak turizmde gideceğimiz daha çok yer var. Eminim ve inanıyorum ki bugün bunlar konuşulacak. Önümüzdeki üç gün içerisinde sadece Antalya ve Türkiye'nin turizmi de konuşulmayacak. Burası bölgesel bir turizm fuarı değil, küresel bir turizm fuarı.”



Büşra Özdemir



Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir:



“Dünyanın dört bir yanından yüze yakın ülkeden gelen paydaşların buluşacağı ATF25’te, 2025 yılının değerlendirmesi yapılacak, gelecek yılların turizm açısından nasıl şekillendirileceğine dair önemli görüşmeler gerçekleştirilecektir. Ayrıca sektöre dair yeni işbirlikler içinde önemli fırsatlar sunulacaktır. O nedenle 3 gün sürecek fuarın turizm sektörümüz ve ilgili tüm paydaşlarımız açısından başarılı geçmesini diliyorum. Fuar organizatörlerinin seçtikleri ‘Sürdürülebilir Misafirperverlik’ temasından dolayı da canı gönülden kutluyorum. Bu anlayışla medeniyetimizin köklerindeki konukseverliği geleceğe taşımaya devam edeceğiz.”



Yusuf Hacısüleyman



ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman:



“Antalya'nın turizm gelişim yolculuğuna birçoğumuz şahitlik ettik. Bundan tam 40 yıl önce bugün bir ifadeyle andığımız, kitle turizmi dediğimiz çalışma ve hareketlilik 1985 yılında Antalya'da başladı. Kendimi çok şanslı hissediyorum. 1987'den beri bu yolculuğa ben de şahitlik yaptım. Bundan sonrası için yeni bir yol haritasına ihtiyacımız var. Sanmayalım ki bu başarılarımız daimi olacak ve hiçbir şey yapmadan bütün bu ekonomimizi sağlamaya devam edeceğiz, durum öyle değil. Bu yıl bile geçen yılki pazarlarımızdan çok az bir eksilmeye rağmen bakıyoruz ki bir duraklama dönemine girmiş gibi hissediyoruz. Artık eski cazibelerimizi yenileriyle tamamlamamız gerekiyor. Eski politikalarımızı yeni politikalar ve yol haritası çizerek geliştirmemiz gerekiyor.”



Kaan Kaşif Kavaloğlu



Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu:



“Antalyamız sadece Türkiye'nin değil dünyanın en sayılı turizm merkezlerinden bir tanesi. Yaklaşık 17 milyon turisti, 7 buçuk milyon yerli turisti, nüfusunun 10 katı kadar turisti ağırlayabilmeyi ve onları mutlu bir şekilde kendi ülkelerine göndermeyi, evlerine göndermeyi başarabilen bir kent. Antalya, şüphesiz ki dünyanın en güzel yeri ama aynı zamanda ekonomik anlamda da ülkemizin bir lokomotif kenti. Yedincisini yaptığımız Antalya Turizm Fuarı, Avrupa'nın ve dünyanın ilgisini şehrimize tam anlamıyla çekmiştir. Çok başarılı bir fuar geçireceğimizi düşünüyorum.”



Davut Günaydın



TÜRSAB Başkan Yardımcısı Davut Günaydın:



“Biz ülkeye gelen turist sayısını yüz milyonlarla ölçmek istiyoruz. Bunun hazırlıkların yapılması için elimizden geleni yapıyoruz. Bütün stratejileri ve analizleri yakından takip ediyoruz. Sektördeki birleşenlerin en yakın zamanda birbirine entegrasyonunun bitmesini bekliyoruz. Burada özellikle sektör temsilcilerine, mahalli idarelere ve bütün otoritelere seslenmek istiyoruz. Lütfen turizm hareketi yaparken seyahat acentesi kullanın. Rakamlar bu kadar güzel olunca rakiplerimiz bu pastadan daha büyük pay almak istiyorlar. Biz mutlaka turizm koordinasyon kurulunun bir an önce kurulmasını istiyoruz, teşviklerin bir an önce verilmesini istiyoruz, özellikle uçak teşviği, uçaklarda akaryakıt teşviği istiyoruz. Sektördeki otelci arkadaşlarımızın söylediği gibi, sigorta primlerinde çok ciddi destekler istiyoruz. Hava yollarına buradan seslenmek istiyorum, seyahat acentelerini üzmeyin, birlikte çalışın. Buradan sesleniyoruz, seyahat acentelerini lütfen baypas etmeyin.”



Sezgin Yılmaz



Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz:



“Türkiye İş Bankası olarak, turizm sektörüne 2 yıl içerisinde tam 1 milyar dolar ekstra kaynak ayırdık. Memnuniyetle söyleyebilirim ki, 15 Ağustos itibariyle 1 milyar dolar ayırdığımız kaynağı geçtik ve yıl sonunda da bu ayırdığımız kaynağı artırarak devam ediyoruz. Toplamda sektör payı olarak bakıldığında, özel sektör içerisinde, nakdi kredilerde yüzde 23’ün üzerinde, gayri nakdi kredilerde ise yüzde 22 civarında bir pazar payına sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Sektördeki her beş kredinin bir tanesini Türkiye İş Bankası olarak biz veriyoruz. Peki bundan sonra devam edecek miyiz? Bu sene inişli çıkışlı bir yıl oldu ama geçen senenin çok da altında olduğunu söyleyemem. Bundan sonra 2026 yıl sonuna kadar yatırım teşvik belgeli işlerimize baktığımızda 2,38 milyar dolarlık toplamda yatırım görüyoruz. Bu sebeple bu yatırımların hemen tamamını karşılayacak inançta ve güçte olduğumuzu, taahhütkâr olduğumuzu bütün turizm ekosistemi buradayken bir kez daha tekrarlamak isterim.”







TURİZMİN GELECEĞİNİ İNŞA EDEN STRATEJİK BİR PLATFORM



Açılış konuşmalarında ATF25’in yalnızca bir buluşma noktası değil, turizmin geleceğini inşa eden stratejik bir platform olduğu vurgulandı. Katılımcılar, sürdürülebilir misafirperverliğin Türkiye’nin turizm markasına kattığı değerin altını çizerek, uluslararası iş birliklerinin güçlenmesine dikkat çekti. Üç gün boyunca devam edecek olan Antalya Turizm Fuarı; paneller, workshoplar, özel sunumlar ve ödül programlarıyla turizmin tüm alanlarını kapsayan yoğun bir içerikle turizm profesyonellerini bir araya getiriyor. Sektörün öncü isimleri, akademisyenler, teknoloji girişimleri ve yerel yönetim temsilcileri ATF25’te buluşarak, turizmin geleceğine dair fikir ve deneyimlerini paylaşıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum dijital ekonominin yeni başkenti olmaya hazırlanıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrum-dijital-ekonominin-yeni-baskenti-olmaya-hazirlaniyor/</link>
        <description><![CDATA[12–15 Kasım 2025 tarihleri arasında yapılacak olan DEF BODRUM 2025 organizasyonunun basın lansmanı, Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ve Organizasyon Komitesi Başkanı Merter Özdemir’in katılımıyla BOTAV’da Bodrum sanayici ve iş insanlarının ve basının yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Merter Özdemir, “12–15 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz Digital Economy Forum – […]]]></description>
        <category><![CDATA[Bodrum Turizm Bölgesi]]></category>
        <pubDate>Pts, 20 Eki 2025 16:43:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[12–15 Kasım 2025 tarihleri arasında yapılacak olan DEF BODRUM 2025 organizasyonunun basın lansmanı, Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ve Organizasyon Komitesi Başkanı Merter Özdemir’in katılımıyla BOTAV’da Bodrum sanayici ve iş insanlarının ve basının yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi.



Açılış konuşmasını yapan Merter Özdemir, “12–15 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz Digital Economy Forum – DefBodrum, ülke genelinden ve yurtdışından birçok katılımcıyı, 150’den fazla global konuşmacıyı ve dünyanın önde gelen yatırımcılarını Bodrum’da buluşturacak. Bu dört gün boyunca sadece teknolojiyi değil, ekonominin, kültürün, sanayinin, turizmin ve hatta eğitimin dijital geleceğini konuşacağız. Bu forum, Türkiye’nin vizyonunu dünyaya anlatan bir platform olacak. Burada genç girişimcilerle global yatırımcılar tanışacak, uluslararası medya Türkiye’yi konuşacak ve Bodrum artık yalnızca tatil ile değil, dijital ekonomi ile de anılacak.” dedi.







Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci yaptığı konuşmada, “12–15 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek Dijital Ekonomi Forumu – DEF | BODRUM 2025, bir konferansın ötesinde Bodrum’un uluslararası ölçekte bilgi, teknoloji ve yenilik üreten bir merkez olma yolculuğunun başlangıcıdır. Dolayısıyla bu forum; dijital dönüşümden e-ticarete, yapay zekâdan sürdürülebilirliğe, dijital pazarlamadan geleceğin ekonomik modellerine kadar uzanan geniş bir vizyonu tartışmaya açacak ve yine dünyanın farklı ülkelerinden alanında öncü liderleri Bodrum’da ağırlıyor olacağız. Bugün dünyayı şekillendiren güç bilgi, bilgiyi yönlendiren ise vizyondur.” dedi.







Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı ise konuşmasında, “Bugün burada, Bodrum’un bu vizyonuna yeni bir sayfa ekleyen çok önemli bir girişimi konuşmak üzere bir aradayız. Digital Economy Forum – DefBodrum 2025, yalnızca bir etkinlik değil, dijital dünyanın geleceğini şekillendirecek fikirlerin, iş birliklerinin ve yatırımların doğacağı uluslararası bir platformdur. Birçok ülkeden binlerce katılımcının bir araya geleceği bu organizasyon, Bodrum’un sadece bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda bir ‘dijital ekonomi merkezi’ olma yolculuğunun da güçlü bir adımıdır.” dedi.



Bodrum, 12–15 Kasım 2025 tarihleri arasında dünyanın dijital ekonomideki en önemli isimlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Valilik, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi ve birçok iş dünyası kuruluşunun desteğiyle hayata geçirilen Digital Economy Forum – DefBodrum 2025, dijital dönüşüm, yapay zekâ, girişimcilik, yatırım, e-ticaret ve yaratıcı ekonomi alanlarında Türkiye’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği en kapsamlı uluslararası buluşma olacak.







DÜNYANIN KALBİ BODRUMDA ATACAK



Etkinliğin genel koordinatörlüğünü ve tüm organizasyon sürecini TOBB Türkiye Teknoloji Buluşmaları’nın kurucusu Merter Özdemir yürütüyor. Dört gün boyunca toplamda 10.000’in üzerinde katılımcı ve 300’den fazla global konuşma ve panel ile gerçekleşecek DefBodrum, iş dünyası, yatırımcılar, teknoloji devleri, kamu kurumları, akademisyenler ve medya temsilcilerini bir araya getirecek. Forumda; dijital ekonomi, yapay zekâ, finans teknolojileri, e-ticaret, siber güvenlik, turizm teknolojileri, film ve yaratıcı endüstriler gibi birçok başlık ele alınacak.



DEFBODRUM, TÜRKİYE’NİN DİJİTAL VİZYONUNUN SEMBOLÜ OLACAK



Basın lansmanında konuşan DefBodrum Kurucusu Merter Özdemir, etkinliğin yalnızca bir konferans değil, Türkiye’nin dijital geleceğine yön verecek bir platform olduğunu vurguladı: “DefBodrum, Türkiye’nin dijital ekonomide söz sahibi olma yolculuğunda atılmış en cesur adımlardan biridir. Burada sadece teknolojiyi değil, ekonominin, kültürün, sanayinin ve turizmin dijital geleceğini konuşacağız. Bodrum artık yalnızca turizm ile değil, inovasyon ve teknolojiyle de anılacak.”



KAMU KURUMLARINDAN VE YEREL YÖNETİMLERDEN GÜÇLÜ DESTEK



Etkinlik, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Muğla Valiliği, Güney Ege Kalkınma Ajansı, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi, Bodrum Ticaret Odası ve Marmara Koleji başta olmak üzere birçok kamu ve özel sektör kuruluşunun desteğiyle düzenleniyor. Bodrum Belediye Başkanı ve Bodrum Kaymakamı lansmanda yaptıkları konuşmalarda, DefBodrum’un Bodrum’un uluslararası marka değerine büyük katkı sağlayacağını vurguladı.



GLOBAL DÜZEYDE TANITIM, MEDYA VE NETWORKING FIRSATI



DefBodrum, uluslararası medya kuruluşlarının, teknoloji devlerinin ve global yatırım fonlarının da yer aldığı güçlü bir tanıtım kampanyasıyla duyurulacak. Etkinlik süresince kurulacak özel paneller, startup sahneleri ve networking alanları, yerli girişimlerin global yatırımcılarla buluşmasına imkân verecek. Forumun detayları, konuşmacı listesi ve kayıt bilgileri resmî web sitesi www.defbodrum.com adresinde paylaşılmaktadır.



DEF Bodrum 2025 – Kısa Bilgi



● Tarih: 12–15 Kasım 2025● Yer: Marmara Koleji Bodrum, Muğla● Katılımcı: 10.000+ kişi - 4 gün● Konuşmacı: 300+ global konuşma / panel● Web Sitesi: www.defbodrum.com]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Shvili Georgian Bistro” İstanbul’da!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/shvili-georgian-bistro-istanbulda/</link>
        <description><![CDATA[Sürdürülebilir büyümesiyle tanınan ve dünya genelinde 75’in üzerinde restoranı bulunan Tigrus Restaurant Holding, Shvili Georgian Bistro’yu Kadıköy’e getirmenin gururunu yaşıyor. Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da güçlü bir restoran ağına sahip olan, yaklaşık 30 restoranla dünyanın en hızlı büyüyen Gürcü restoran markası konumundaki Shvili’nin Terminal Kadıköy’deki açılışı, otantik Gürcü mutfağının Türkiye’deki yeni dönemini başlatıyor. GÜRCÜ MUTFAĞININ […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 18 Eki 2025 23:39:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sürdürülebilir büyümesiyle tanınan ve dünya genelinde 75'in üzerinde restoranı bulunan Tigrus Restaurant Holding, Shvili Georgian Bistro'yu Kadıköy'e getirmenin gururunu yaşıyor. Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da güçlü bir restoran ağına sahip olan, yaklaşık 30 restoranla dünyanın en hızlı büyüyen Gürcü restoran markası konumundaki Shvili'nin Terminal Kadıköy’deki açılışı, otantik Gürcü mutfağının Türkiye'deki yeni dönemini başlatıyor.



GÜRCÜ MUTFAĞININ MODERN YORUMU



Mutfakta mükemmeliyet ve sürdürülebilirlik vizyonuyla kurulan Tigrus Restaurant Holding, bugün uluslararası restoran sektörünün en itibarlı ve etkili oyuncularından biri haline geldi. Bu güçlü ağ içerisinde Shvili Georgian Bistro, Gürcü mutfağının modern yorumu ve samimi misafirperverliğiyle öne çıkıyor.







İZMİR, ANKARA VE BURSA’DA AÇILACAK



Şirket, önümüzdeki beş yıl içinde Shvili Georgian Bistro’yu Türkiye genelinde daha da büyütmeyi; İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa gibi büyükşehirlerde yeni şubeler açmayı hedefliyor. Bu büyüme stratejisi kapsamında grup; kaliteye, özgünlüğe ve sürdürülebilir gelişime aynı derecede önem veren franchise iş birliklerine de açık.







GÜRCİSTAN’IN İSTANBUL BAŞKONSOLOSU DA KATILDI



Pelin Akın Özalp (Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi), Cem Kozlu (Yönetici, Danışman ve Yazar), Henrik Winther (Tigrus Restaurant Holding Kurucu Başkanı) ve Aleksandre Jishkariani (Gürcistan’ın İstanbul Başkonsolosu) gibi seçkin konukların katılımıyla gerçekleşen açılışta, çok sayıda davetli bir araya geldi. Shvili Georgian Bistro’nun dostları olarak söz alan Pelin Akın Özalp ve Cem Kozlu, konuşmalarında Gürcistan ile Türkiye arasındaki kültürel bağa değinerek, markanın sıcak ve samimi misafirperverliğini övdüler. Konuklar, Gürcü halk dansları ile renklenen gece boyunca, "XXXL Haçapuri" ve "Mama Khinkali" sunumlarıyla Gürcü kültürünün canlı ruhunu deneyimlediler.







GÜRCİSTAN VE TÜRKİYE ARASINDA YENİ BİR DOSTLUK



Tigrus Restaurant Holding Kurucu Başkanı Henrik Winther, açılış konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bu gece sadece bir restoranın açılışını değil, aynı zamanda Gürcistan ve Türkiye arasında yeni bir dostluğun başlangıcını kutluyoruz. Bizi bir araya getiren şey, iyi yemek ve içten misafirperverliğe duyduğumuz ortak sevgidir. Türkiye, bizim için en önemli pazarlardan biri. Burada olmak hem bir onur hem de büyük bir fırsat. Shvili Georgian Bistro, dünyanın ilk gerçekten küresel Gürcü restoran markası olarak, nesiller boyu aktarılan tarifleri yeni kitlelerle buluşturuyor. Güçlü operasyonlarımız ve özgünlüğe olan tutkumuzla, Gürcü mutfağının sadece bir yemek değil, bir duygu olduğunu paylaşan iş ortaklarımızla birlikte Türkiye genelinde büyümeye hazırız.” Winther ayrıca, Shvili Georgian Bistro’nun Doğu Avrupa’daki ilk adımlarından başlayarak Dubai, Abu Dabi ve diğer şehirlerdeki başarılarına uzanan yolculuğuna değinerek, markanın bugün uluslararası alanda 5 üzerinden 4,9 yıldız puan ortalamasına ulaştığını belirtti.







TERMİNAL KADIKÖY’DE CANLI BİR YENİ LEZZET DURAĞI



İstanbul’un en dinamik bölgelerinden biri olan Terminal Kadıköy; yoğun yaya trafiği, feribot, metro ve otobüs hatlarına yakınlığı, otopark ve vale hizmetleriyle hem yerel kültürü hem de uluslararası markaları bir araya getiren bir yaşam merkezi olarak öne çıkıyor. Shvili Georgian Bistro, burada medya, gurmeler ve ailelerin Gürcü mutfağının cömert sofraları etrafında buluşacağı yeni bir gastronomi noktası olmayı hedefliyor.







LEZZETLERİN ARDINDAKİ İSİM: ŞEF LİKA MARDALEİSHVİLİ



Shvili Georgian Bistro'nun mutfağının kalbinde, markanın dünya genelindeki 26 restoranından sorumlu Şef Lika Mardaleishvili yer alıyor. Yemekle iç içe bir Gürcü ailesinde büyüyen Lika, çocukluk geleneklerini ruhu olan tabaklara dönüştürüyor. Menüsü, otantik tariflerle modern dokunuşların dengeli birleşimini sunuyor:




Başlangıçlar: Renkli pkhali çeşitleri, çıtır patlıcan salatası, nar salatası.



Klasikler: Adzhapsandal, satsivi (ceviz soslu tavuk), lobio, dolma.



İkonlar: Kuzu, dana, peynir, patates ve mantar dolgulu khinkali çeşitleri; ayrıca “Mama Khinkali” –dev bir mantının içinde on mini khinkali.



Fırın ürünleri: Adjarian, megrelian, ımeretian, kubdari, achma gibi khachapuri çeşitleri.



Ana yemekler: Chashushuli, tavuk tapaka, levrek fileto, dana yanak, kremalı somon, geleneksel kebaplar.



Tatlılar: Khinkali cheesecake, Napolyon, Gürcü baklavası, bal & cevizli yoğurt, pelamushi.








"ANILARIMIZIN BİR KÖŞESİNDE HEP DURACAK, HEP HATIRLANACAK"



Açılışın onur konukları arasında, bir dönem THY Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan, bununla birlikte Coca-Cola'nın tüm dünyada sadece 8 kişiden oluşan CEO'lar grubunun üyesi, Coca-Cola Avrasya ve Güney Avrupa Bölge Yöneticisi görevlerini icra eden Cem Kozlu da vardı. Kozlu, gecede yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: "İki bin 700 yıllık geçmişi olan Kadıköy'ün bu bölgesinde, ülkemizin komuşusu Gürcistan'ın lezzetlerini İstanbul ile buluşturma misyonunu üstlenmiş bu değerli kişileri tebrik ediyor, kutluyorum. Terminallerin insan hayatında farklı bir yeri vardır; ya kavuşmayı ya da vedayı temsil ettiği için her anlamda duygu yükü vardır. Bu tesis ve içinde bulunduğumuz bu mekan, anılarımızın bir köşesinde hep duracak, hep hatırlanacaktır. Bu anlamda da önemlidir."



Şef Lika’nın vizyonu yalnızca tarifleri korumakla sınırlı değil; Gürcü tatlarını uluslararası damaklara hitap edecek şekilde yeniden yorumlayarak, kültürler arası bir köprü kurmayı da hedefliyor. Böylece Shvili’nin menüsü, hem geleneksel lezzetleri sevenleri hem de yeni tatlar keşfetmek isteyenleri kendine çekiyor.



Açılış sırasında Gürcü halk dansları ve müzikleri, geceye damgasını vurdu.



Shvili’nin Terminal Kadıköy’deki açılışına, gastronomi dünyasının önde gelen isimlerinden Osman Serim, eşi Monic Serim ile katıldı. Serim çiftine, Kadıköy merkezli medya grubu K-İletişim Yayınlar Grubu'nun yöneticileri Canan & Kadir Toprakkaya çifti eşlik etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[KKTC turizmine THY desteği]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kktc-turizmine-thy-destegi/</link>
        <description><![CDATA[Türk Hava Yolları (THY), iştirak şirketi AJet ile birlikte bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) 2,1 milyon yolcu taşımayı planlıyor. Türkiye ile KKTC arasında güçlü hava köprüsünü kuran şirket, haftalık 152 seferle ada yolcularına hizmet veriyor. Geçen yıl 774 bin yolcu THY, 1 milyon yolcu ise AJet seferleriyle KKTC’ye uçtu. Böylece iki şirket, KKTC’ye […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cts, 18 Eki 2025 01:00:47 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türk Hava Yolları (THY), iştirak şirketi AJet ile birlikte bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) 2,1 milyon yolcu taşımayı planlıyor. Türkiye ile KKTC arasında güçlü hava köprüsünü kuran şirket, haftalık 152 seferle ada yolcularına hizmet veriyor.



Geçen yıl 774 bin yolcu THY, 1 milyon yolcu ise AJet seferleriyle KKTC'ye uçtu. Böylece iki şirket, KKTC'ye 1 milyon 774 bin yolcu taşıdı. Yılın 9 aylık döneminde THY 467 bin, AJet ise 972 bin yolcuya hizmet verdi. Bu yılın sonuna kadar 2,1 milyon yolcunun adaya ulaştırılması hedefleniyor. 



Yolcu trafiğini geçen yılın ilk 2 ayına kıyasla 2025'te yüzde 22,5 yükselten THY'nin KKTC destinasyonuna talep, adaya yönelik tanıtım faaliyetleriyle hızla artıyor. KKTC'nin turizminin geliştirilmesine büyük önem atfeden ve bu yönde çalışmalar yapan bayrak taşıyıcı hava yolu, kültür turları kapsamında çalıştığı acentelere yıl süresince avantajlı uçak biletleri fırsatı sağlıyor.







"ADA KIBRIS" PROJESİNE THY'DEN TAM DESTEK



"Ada Kıbrıs" tanıtım projesini destekleyen THY, bu kapsamda birçok notadan adaya indirimli seferler düzenliyor. THY, bu kapsamda KKTC ile İstanbul ve Londra arasında seyahat eden yolcular için özel ücretlerle günde iki sefer düzenliyor. Geçen yıl "KKTC kültür turu" paketlerini uygulamaya alan şirket, geçen yıl kültür turu projesi kapsamında 4 bin yolcu taşıdı. Bu yıl hedef ise 10 bin yolcu olarak belirlendi. THY, İstanbul ve Antalya havalimanlarından; AJet ise Sabiha Gökçen, Ankara Esenboğa ve Mersin Çukurova havalimanlarından Ercan Havalimanı'na çıkışlı uçuşlarla Kıbrıs'a yolcu taşıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kruvaziyer yolcu sayısı 12 yılın zirvesinde!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kruvaziyer-yolcu-sayisi-12-yilin-zirvesinde/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’ye kruvaziyer gemilerle gelen yolcu sayısı, bu yılın 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışla 1,7 milyonu aştı. Bu yolcu sayısı, 9 aylık dönemler dikkate alındığında son 12 yılın en yükseği olarak kayıtlara geçti. Türkiye, pandemi sonrası hızla toparlanan turizm sektöründe en dikkat çekici ivmeyi kruvaziyer alanında yakalıyor. Bir zamanlar yalnızca Akdeniz […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 17 Eki 2025 22:01:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’ye kruvaziyer gemilerle gelen yolcu sayısı, bu yılın 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışla 1,7 milyonu aştı. Bu yolcu sayısı, 9 aylık dönemler dikkate alındığında son 12 yılın en yükseği olarak kayıtlara geçti.



Türkiye, pandemi sonrası hızla toparlanan turizm sektöründe en dikkat çekici ivmeyi kruvaziyer alanında yakalıyor. Bir zamanlar yalnızca Akdeniz Çanağı'ndaki rakip limanların gölgesinde kalan Türkiye kıyıları, son yıllarda yeniden dev kruvaziyer gemilerinin gözdesi haline geldi. Yılın ilk 9 ayında Türkiye’ye deniz yoluyla gelen yolcu sayısı 1,7 milyonu aşarak son 12 yılın zirvesine çıktı.



Kuşadası’ndan İstanbul’a, Bodrum’dan Marmaris’e kadar pek çok liman, yılın dokuz ayında adeta yüzen şehirlerle dolup taştı. Bu tablo, Türkiye’nin artık sadece klasik tatil destinasyonu değil, aynı zamanda küresel kruvaziyer rotalarının vazgeçilmez bir durağı haline geldiğinin en somut göstergesi olarak yorumlanıyor.







TOURMAG TURİZM DERGİSİ KAPAK YAPIYOR



TOURMAG Turizm Dergisi, kruvaziyer turizminin dikkat çekici yükselişinden yola çıkarak konuyu kapak dosyasına taşıyor. Dergi, gelecek hafta yayınlanacak yeni sayısında kruvaziyer turizmini kapsamlı bir şekilde ele alacak. “Yüzen otellerin yeni durağı: Türkiye’nin ışıltılı limanları” başlığıyla çıkacak sayıda, kruvaziyer sektöründeki son gelişmelerin yanı sıra ünlü gezgin Saffet Emre Tonguç’un izlenimlerini aktardığı özel bir köşe yazısı da yer alacak.







PANDEMİ DÖNEMİNDE DİBİ GÖRMÜŞTÜ



Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’deki limanlara geçen yıl ocak-eylül arası dönemde 917 kruvaziyer gemi yanaşırken, bu yılın aynı döneminde söz konusu sayı 1.075'e ulaştı. Kruvaziyer turizmiyle ülkeye gelen yolcu sayısı da geçen yıl ocak-eylül döneminde 1 milyon 470 bin 431 olarak hesaplanmıştı. Yolcu sayısı, bu yılın 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışla 1 milyon 710 bin 454'e ulaştı. Bu yolcu sayısı, 9 aylık dönemler dikkate alındığında son 12 yılın en yükseği olarak kayıtlara geçti. Kruvaziyer yolcu sayısı Ocak-Eylül 2013'te 1 milyon 726 bin 668'e çıkarken, sonraki yıllarda düşüşe geçti. Covid-19 salgınının yaşandığı 2020'nin 9 ayında 1.824'e kadar gerileyen yolcu sayısı, 2023'te yeniden 1 milyonu aştı.







EN ÇOK YOLCU VE GEMİ KUŞADASI'NA GELDİ



Bu yılın ocak-eylül döneminde en fazla kruvaziyer gemi ve yolcusu Kuşadası'na geldi. Liman, 493 gemi ve 825 bin 647 yolcuya ev sahipliği yaptı. Kuşadası'nın ardından en çok yolcu İstanbul'da ağırlandı. İstanbul'a 207 gemiyle 495 bin 186 yolcu geldi. Ülkenin önemli turizm merkezlerinden Bodrum'a, 117 bin 985 turist taşıyan 96 gemi yanaştı. Bu limanı 60 gemiyle Çeşme, 31 gemiyle İzmir ve 30 gemiyle Marmaris izledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mardin Kültür Yolu Festivali’nde 370 etkinlik düzenlenecek]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mardin-kultur-yolu-festivalinde-370-etkinlik-duzenlenecek/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Mardin Kültür Yolu Festivali’ne ilişkin, “Festivalimiz için 16 mekan ve 30 farklı nokta belirledik. Toplam 103 farklı başlıkta gerçekleştirilecek 370 etkinlikte Mardinli hemşehrilerimizi ağırlayacağız” dedi. Bakan Ersoy, Sakıp Sabancı Kent Müzesi’nde Mardin Kültür Yolu Festivali’nin açılışı dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Türkiye Kültür Yolu Festivali vesilesiyle Mardin’de bulunduklarını, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 17 Eki 2025 19:52:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Mardin Kültür Yolu Festivali'ne ilişkin, "Festivalimiz için 16 mekan ve 30 farklı nokta belirledik. Toplam 103 farklı başlıkta gerçekleştirilecek 370 etkinlikte Mardinli hemşehrilerimizi ağırlayacağız" dedi.



Bakan Ersoy, Sakıp Sabancı Kent Müzesi'nde Mardin Kültür Yolu Festivali'nin açılışı dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Türkiye Kültür Yolu Festivali vesilesiyle Mardin'de bulunduklarını, 2021'de Beyoğlu Kültür Yolu Festivali ile İstanbul'da attıkları o ilk adımın değiştiğini, dönüştüğünü, gelişip zenginleştiğini ve Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne evrildiğini belirtti. Bir şehirle başladıkları yolculuğun 7 bölgenin tamamına ve bu yıl itibarıyla toplam 20 şehre ulaştığını bildiren Ersoy, 2021'de 2 binden fazla sanatçının katılımıyla 80 farklı noktada 380'in üzerinde etkinlik gerçekleştirdiklerini, bugün ise 1000'den fazla mekanda, yaklaşık 45 bin sanatçının katıldığı 6 bin 800'ün üzerinde etkinlik içeren bir Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin olduğunu vurguladı.



Yürüttükleri hizmeti ve yakaladıkları başarıyı anlamak isteyen herkes için açık, net ve tartışma götürmez bir noktada olduklarını anlatan Ersoy, şunları kaydetti: "Ancak geldiğimiz bu noktaya rağmen hala 'Neden?' diye soranlar oluyor. Bir kez de Mardin'de, sizlerin huzurunda bu konuya açıklık getireyim. Biz, göreve geldiğimiz günden beri turizm ile kültür sanat başlıklarını birlikte değerlendiriyoruz. Birbirlerini besleyen, destekleyen ve nihayetinde birbirlerini tamamlayan bu başlıklardan, kendi kendine yeten ve sürekli ilerleyebilen bir ekosistem bina etmenin gayretini verdik, veriyoruz. İşte Türkiye Kültür Yolu Festivali, bu gayretin sonucu olan bir markadır. Bakınız festival alanlarımıza, yüz binlerle, milyonlarla ifade edilen sayılarda ziyaretçi geliyor. Bu ölçekteki bir insan hareketliliği, iç turizmde ve dolayısıyla bölge ekonomisinde de ciddi hareketlilik sağlamakta, esnafımız için önemli kazanç kapısı oluşturmakta. Yani festival, insanımız için büyük bir ekonomik fayda sunmaktadır. Hepimiz biliyoruz ki biz dünyanın en zengin kültürlerinden birine sahibiz ancak bunu bilmekle buna sahip çıkmak farklı şeylerdir. Bugün müzikten tutunuz da geleneksel sanatlardan yöresel mutfağa varana kadar kültürel değerlerimizi festivalimizin öznesi kılarak ayağa kaldırmakta, bilinirliklerini sağlayarak yaşatmaktayız. Yani festivalimiz sanata ve sanatçıya, zanaatkarın emeğine ve alın terine, gelenek ve göreneklerimize sahip çıkan, muhafaza eden, destek veren bir çatıdır."



Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin kültür sanatın herkes için ulaşılabilir olması gerektiğini sözde bırakmamak adına atılmış en güçlü adım olduğuna işaret eden Ersoy, bugün konserlerden temsillere, film gösterimlerinden sergilere, atölyelerden çocuk etkinlikleri, söyleşi ve çalıştaylara kadar kültür sanat adına akla gelen ne varsa festivalde bulunduğunu aktardı.







"Festivalimiz için 16 mekan ve 30 farklı nokta belirledik"



Ülkenin olduğu kadar dünyanın en önemli sanatçılarının ve eserlerinin de bu çatı altında halkla buluştuğuna dikkati çeken Ersoy, "Bu festivalle biz diyoruz ki kültür sanat belirli kesimlerin ayrıcalığı değil, herkesin hakkıdır, sınıfsal ayrışmanın değil, toplumsal kaynaşmanın, birlik ve beraberliğin vesilesidir. Festivalimiz vesilesiyle kültür varlıklarımızı ihya ediyoruz, işlevlendirerek hayatın içine katıyoruz, medeniyet mirasımızın benzersiz eserlerini uluslararası alanda bilinir kılıyoruz. İllerimizi, mekanları ve güzergahları rastgele değil, bu doğrultuda seçiyor, şehirlerimizin kendi özgün kültürel varlık ve değerleriyle markalaşmalarının önünü açmış oluyoruz." ifadelerini kullandı.



Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin ülkenin kültür, tarih ve medeniyet sahalarındaki geleneksel ve modern markalarının bir araya getirilmesiyle vücut bulmuş yeni uluslararası marka olduğunu ifade eden Ersoy, bugün Mardin'i bu markaya dahil etmek, bütün faydalarını Mardin'in ve Mardinlilerin istifadesine sunmak için bir arada olduklarını bildirdi. Medeniyetlerin, kültürlerin, insana dair en kutlu ve derin değerlerin harman olduğu bu toprakların bütün zenginliğini yaşatmanın, paylaşmanın ve geleceğe aktarmanın yolunu döşediklerini belirten Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü: "M.Ö. 4500'lere dayanan muazzam bir tarih yatıyor bu topraklarda. Mardin, halihazırda, Mardin Kültürel Peyzajı ile Zeynel Abidin Camisi ve Mor Yakup Kilisesi gibi eşsiz unsurlarıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yerini almış bir medeniyet havzasıdır. Türkiye Kültür Yolu Festivali ile Mardin'i dünyanın en özel şehirlerinden biri yapan bu dokuyu ve ruhu diri tutacak, özgünlüğünü koruyacak ve evrensel kültür sanat eserleriyle ulusal ve uluslararası vitrine taşıyacağız.



Festivalimiz için 16 mekan ve 30 farklı nokta belirledik. Toplam 103 farklı başlıkta gerçekleştirilecek 370 etkinlikte Mardinli hemşehrilerimizi ağırlayacağız. 9 günlük festival süresinde 22 konser, 21 sergi ve yerleştirme, 2 tiyatro oyunu, çocuk oyunu, 5 söyleşi, yetişkinler için 7 ve çocuklar için 4 atölye uygulaması, fotoğrafçılıktan film gösterimlerine 9 farklı etkinlik ve yine 32 farklı başlıktaki çocuk etkinliğinde sizleri misafir edeceğiz."



Gastronominin, festivalin en önemli ve vazgeçilmez başlıklarından biri olduğunu, Mardin mutfağının geleneksel lezzetlerini de ziyaretçilerle buluşturacaklarını dile getiren Ersoy, bunun için 10 lezzet durağı belirlediklerini, söz konusu noktaların etkinliklere ev sahipliği yapacağını anlattı. Ana sahnede Buray, Bengü, Sagopa Kajmer, Derya Uluğ, Ebru Yaşar, Haluk Levent, Merve Özbey, Murat Boz ve Alişan'ın sahne alacağını kaydeden Ersoy, Mezopotamya'nın koku kültüründen tılsımlı gömleklere, dünyanın en ünlü ressamının çalışmalarından minyatürlere, yapay zeka destekli dijital uygulamalardan belgesel gösterimlerine çok farklı, çok çeşitli sergiler ve sanat çalışmalarının da kapılarını ziyaretçilere açacağını, "Mezopotamya'nın Gizemli Kokuları", "Tılsım", "Pablo Pıcasso: Yaratılış Her Şeydir" gibi sergilerin büyük ilgi göreceğine inandığını söyledi.



Ersoy, perdelerin Mardinli sanatseverler için açılacağını ifade ederek, şunları aktardı: "Hem yetişkinler hem de çocuklar için çok güzel temsillerimiz olacak. Bu noktada sanatın her zaman insana ve dünyaya ayna tutarak, yaşananların unutulup gitmesine engel olan bir hafıza olduğunu vurgulamak gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, her platformda ve her mecrada Filistin'in sesi olduğumuz gibi sanatta da bu insani ve vicdani görevi yerine getirmek için elimizden geleni yaptık, yapıyoruz. Bu doğrultuda 'Filistin Hakkında Konuşmalıyız' tiyatro oyununa bütün Mardinli kardeşlerimi davet ediyorum. Geleneksel sanatlarımız, festivalimizin yine olmazsa olmaz başlıklarından biri. Desteğimiz sadece eserleri, ürünleri sergilemekle kısıtlı değil, esasen bu sanatların öğrenilmesini, onlara ilginin artmasını önemsiyoruz. Festivalimiz dahilinde gerçekleştireceğimiz atölyeler tam olarak bunu hedefliyor. Mardin'de de ziyaretçilerimize ahşap oymacılığından ebruya, telkariden taş işlemeciliğine, kumaş boyamadan sema talimine kadar bu toprakların en özgün ve özel değerlerini deneyimleyerek öğrenme fırsatı sunmaktayız."



"Gelecek yıl festival takvimimize 6 şehrimizi daha ekleyeceğiz"



Çok değeli konuşmacıların yer alacağı söyleşilerin olacağını, 3. Mardin Film Festivali Telkari Ödülleri'nin festival bünyesinde gerçekleştirileceğini belirten Ersoy, ayrıca Çocuk Köyü, meddahlıktan orta oyununa, illüzyon gösterilerinden tiyatro temsillerine kadar çok çeşitli etkinliklerle çocukları ağırlayacaklarını duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, şöyle devam etti: "Her şehrimizde olduğu gibi Mardin'de de velilerimizden özellikle rica ediyorum, çocuklarımızı bu festivale getirelim, yaşıtlarıyla bu etkinliklere katılmalarını sağlayalım lütfen. Kültür ve sanatla ne kadar erken yaşta tanışırlarsa onların gelişimine o denli güçlü ve güzel etkileri olacaktır. Daha birçok etkinlik var ancak elbette hepsini burada saymamız mümkün değil. Festivalimiz aracılığıyla inşallah Mardin'i daha görünür, erişilebilir ve bilinir kılacağız. Türkiye Kültür Yolu Festivali, şehrimizin turizmine ve ekonomisine doğrudan katkı sağlayacak, Mardin, bölgesel ve küresel ölçekte daha güçlü bir marka şehir haline gelecektir.



Türkiye Kültür Yolu Festivali'yle hamdolsun ki bugün kültür ve sanatımızı ayağa kaldıran, sanatçılarımızı destekleyen, her bir insanımızı kucaklayan, her yaşa ve ilgi grubuna hitap eden bir marka vücuda getirdik. Milli olanı evrensel olanla birlikte sunduk, bize ait olanı yaşatırken, dünyanın kültür ve sanatına da ev sahipliği yaparak insanımız için farklı olana, yeni meraklara, ilgilere kapılar araladık. Verdiğimiz sözleri yerine getirdik, koyduğumuz hedefleri, beklentileri aştık. Milletimizin teveccühü, ilgi ve desteği her zorluğu aşmamızı, bugüne ulaşmamızı mümkün kılan yegane güç olmuştur. Yine sizlerden aldığımız güç ve destekle sizler için ve sizinle birlikte yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Gelecek yıl festival takvimimize 6 şehrimizi daha ekleyecek, dünyanın en büyük, en kapsamlı ve uzun süreli festivalini, 26 şehirle birlikte yeni bir zirveye taşıyacağız."



Kültür sanat projelerinin Türkiye Kültür Yolu Festivali ile sınırlı olmadığını, "Bir Anadolu Şenliği" ve "Yaşayan Miras Şölenleri"nin de kendi takvimlerine uygun şekilde farklı şehirlerde hayata geçirildiğini anımsatan Ersoy, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda "Bir Anadolu Şenliği"ni bu yıl 22 Ağustos'ta Hakkari'de başlattıklarını, sırasıyla Tunceli, Şırnak, Bingöl ve Bitlis'le devam ederek 28 Eylül'de tamamladıklarını, gelecek sene 4 ili daha ekleyerek şenlikleri 9 şehirde düzenleyeceklerini bildirdi.



Yaşayan Miras Şölenleri'ni bu yıl sonuna kadar 10 şehirde gerçekleştireceklerini, gelecek sene şölenin 15 şehirde halkla buluşacağını anlatan Ersoy, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bu rakamlar ışığında 2026'da 3 muazzam kültür sanat etkinliğine toplam 50 şehrimizin ev sahipliği yapacağını bir kez daha buradan ifade etmiş oluyorum. Dünyanın hiçbir ülkesinde kültür ve sanatı bu denli zengin ve güçlü şekilde hayatın içine katabilen bir başka proje, bir başka etkinlik yoktur. Bu ayrıcalık aziz milletimizindir ve insanımız buna fazlasıyla layıktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla ülkemizin en köklü sorunları bir bir çözülüp geride bırakılırken ve Türkiye Yüzyılı'nın şafağı sökerken bizler de üzerimize düşeni yapmaya, bölgelerimizin ve şehirlerimizin kültür turizm başlıklarında en güçlü şekilde geleceğe yol almalarını sağlamaya devam edeceğiz. Milletimize hizmet yolunda bizimle aynı kararlılığı ve iradeyi paylaşan bütün mülki idarelerimize, yerel yönetimlerimize, kültür sanat paydaşlarımıza ve değerli sanatçılarımıza teşekkür ediyorum. Festivalimizin Mardin'e hayırlı olmasını diliyorum."



Mardin Valisi Tuncay Akkoyun ise festivali gerçekleştirmenin mutluluğunu ve coşkusunu paylaştıklarını, etkinliğin Mardin'i kültür ve sanatın önemli merkezlerinden biri haline getireceğini söyledi. Mardin Kültür Yolu Festivali'nin birlik ve beraberliği pekiştiren, geçmişle geleceği, yerelle evrenseli, gençle ustayı, sanatla yaşamı buluşturan güçlü köprü kurarak birleştirici bir kültür ve sanat deneyimi sunacağını kaydeden Akkoyun, "Festival boyunca Mardin'in sokakları, meydanları, tarihi hanları ve taş avluları sanatla, müzikle dolacak, 9 gün sürecek bu büyük buluşmada konserler, tiyatrolar, sergiler, söyleşiler, atölye çalışmaları, film gösterimleri ve sokak performanslarıyla şehrimiz bir kültür sanat sahnesine dönüşecektir. Kültür Yolu Festivali'nin Mardin'imize hayırlı olmasını temenni ediyorum." şeklinde konuştu.



Bakan Ersoy, daha sonra festivali kapsamında Sakıp Sabancı Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi'nde sanatseverlerin beğenisine sunulan "Bana Beni Anlat 21. Yüzyılda Minyatür Sanatı", "Tılsım", "Medeniyetlerin Mirası" sergilerini gezdi, sanatçılardan ve sergi küratörlerinden bilgi aldı. Ardından Ersoy, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünde açılan "Mezopotamya'nın Gizemli Kokuları", "Paranın Yüzünde Anadolu: Sikkelere Yansıyan Mardin", "Milli Kütüphane Hazineleri: Mardin Şer'iye Sicillerinde Toplumsal Yaşam ve Aile" sergilerini gezdi. Bakan Ersoy'a, Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin milletvekilleri Faruk Kılıç ve Muhammed Adak, Türkiye Kültür Yolu Festivali Genel Direktörü Selim Terzi, Güzel Sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı, İl Emniyet Müdürü Recep Tecimer, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tahsin Saruhan ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök ile davetliler eşlik etti. Daha sonra Mardin Valiliğini ziyaret ederek Vali Akkoyun ile görüşen Ersoy, AK Parti Mardin İl Başkanlığı'nda da İl Başkanı Mehmet Uncu ve partililerle bir araya geldi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[BLS International yeni MEA sözleşmelerinden men edildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bls-international-yeni-mea-sozlesmelerinden-men-edildi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’de İspanya adına vize başvuru hizmetleri sunan BLS International, iki yıl boyunca Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden oluşan MEA bölgesinde yeni sözleşmelerden men edildi; mevcut işler etkilenmedi. Karar, şirket aleyhine açılan davalar ve başvuru sahiplerinden gelen şikayetler gibi iddialar nedeniyle alındı. Cumartesi günü yapılan bir borsa bildirimine göre BLS International, Dışişleri Bakanlığı (MEA) tarafında iki […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 16 Eki 2025 17:46:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’de İspanya adına vize başvuru hizmetleri sunan BLS International, iki yıl boyunca Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden oluşan MEA bölgesinde yeni sözleşmelerden men edildi; mevcut işler etkilenmedi. Karar, şirket aleyhine açılan davalar ve başvuru sahiplerinden gelen şikayetler gibi iddialar nedeniyle alındı.



Cumartesi günü yapılan bir borsa bildirimine göre BLS International, Dışişleri Bakanlığı (MEA) tarafında iki yıl süreyle Hindistan'ın yurt dışı misyonları için yapılacak tüm ihalelere ve sözleşmelere katılmaktan men edildi. MEA, çeşitli nedenleri gerekçe göstererek 9 Ekim'de ihale yasağı kararını verdi. Şirketin düzenleyici dosyasında, kararın mahkeme davaları ve başvuru sahiplerinin şirket aleyhine yaptığı şikayetler gibi iddialar nedeniyle alındığı açıkça belirtildi. 







ÖNEMLİ BİR ENGEL



Bu iki yıllık askıya alma kararı, BLS International'ın hem yurt içinde hem de dünya çapındaki Hindistan misyonları için MEA ile ilgili yeni işlere teklif vermesini engelliyor. Şirket ayrıca, ihaleye katılma yasağının mevcut sözleşmelerini etkilemeyeceğini ve bu sözleşmelerin mevcut şart ve koşullar altında devam edeceğini açıkladı. Şirket, gelecekteki işlere getirilen bu kısıtlamanın, halka açık şirketin finansal performansını veya mevcut faaliyetlerini etkilemesinin beklenmediğini belirtti. İki yıllık ihaleye katılma yasağı, BLS International'ın Dışişleri Bakanlığı ile gelecekteki büyüme planları için önemli bir engel teşkil ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ATF25 Türkiye’den fuar deneyiminde ezber bozan dijital dönüşüm]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/atf25-turkiyeden-fuar-deneyiminde-ezber-bozan-dijital-donusum/</link>
        <description><![CDATA[İş Bankası ana sponsorluğunda, Kilit Hospitality ana partnerliğiyle 22-23-24 Ekim 2025’te ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenecek ATF25 Türkiye, bu yıl turizm sektöründe dijital dönüşümün sınırlarını yeniden çiziyor. ATF, katılımcı ve ziyaretçilere yalnızca bir etkinlik değil, geleceğin deneyimini bugünden yaşatan bir inovasyon sahnesi sunuyor. ATF25 Türkiye’nin resmi mobil uygulaması ATF World’ün yanı sıra bu yıl ilk […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 16 Eki 2025 12:45:14 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İş Bankası ana sponsorluğunda, Kilit Hospitality ana partnerliğiyle 22-23-24 Ekim 2025’te ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi'nde düzenlenecek ATF25 Türkiye, bu yıl turizm sektöründe dijital dönüşümün sınırlarını yeniden çiziyor.



ATF, katılımcı ve ziyaretçilere yalnızca bir etkinlik değil, geleceğin deneyimini bugünden yaşatan bir inovasyon sahnesi sunuyor. ATF25 Türkiye’nin resmi mobil uygulaması ATF World’ün yanı sıra bu yıl ilk kez kullanıma sunulan ATF Assistant ve ATF Help, fuar deneyimini uçtan uca dijitalleştirerek sektörde bir ilke imza atıyor.







Profesyoneller İçin Dijital Platform: ATF World



Tüm profesyonelleri tek bir ağda buluşturan ATF World, katılımcıların profilleri görüntüleyip, B2B randevularını planlayabildiği, programları ve panelleri anlık takip edebildiği bir dijital merkez işlevi görüyor. ATF World ile katılımcılar kolayca bağlantı kurabiliyor, randevularını organize edebiliyor ve etkinlik süresince ihtiyaç duydukları bilgilere anında ulaşabiliyor.



ATF AssIstant: Dijital Rehber



ATF Assistant, WhatsApp üzerinden çalışan çok dilli yapısıyla kullanıcıların tüm sorularına anında yanıt veriyor. Kayıt, ulaşım, konaklama, program takvimi, B2B planlamaları ve yönlendirmeler, hepsi bir mesaj kadar yakınınızda. Yapay zekâ desteğiyle kullanıcıyı doğru departmana yönlendirerek zaman kazandıran sistem, ziyaretçi deneyimini maksimum verimlilikle yönetiyor.







ATF Help: Fuarın Dijital Komuta Merkezi



Fuarın sahadaki tüm operasyonel akışını yöneten ATF Help; elektrik, güvenlik, temizlik ve lojistik gibi alanlardaki talepleri anında ilgili ekiplere iletiyor. Mobil uygulama veya WhatsApp üzerinden çalışan sistem, tüm işlemleri raporluyor ve her adımda memnuniyet ölçümü yapıyor. Örneğin, bir stantta elektrik arızası yaşandığında, katılımcı QR kod üzerinden talebini bildiriyor; sistem saniyeler içinde ilgili personele iletip, çözümü anlık olarak takip ediyor.



Geleceği Şekillendiren Vizyon



ATF Assistant ve ATF Help, ATF25 Türkiye’nin “Sürdürülebilir Misafirperverlik” temasıyla örtüşen inovatif vizyonunun en güçlü örnekleri. Kayıttan operasyon yönetimine, raporlamadan memnuniyet analizine kadar tüm süreçleri kapsayan sistem, fuarcılık anlayışında memnuniyet ve güven temelli yeni bir çağ başlatıyor.



Fuarın Ötesinde Bir Deneyim



ATF25 Türkiye, bu dijital dönüşümle yalnızca bir fuar değil, geleceğin turizm ekosistemini bugünden inşa eden bir platform olma yolunda ilerliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İTO, Tarihi Yarımada’da kültürel mirası yeniden canlandırıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ito-tarihi-yarimadada-kulturel-mirasi-yeniden-canlandiriyor/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul Ticaret Odası (İTO), Tarihi Yarımada’da eski İTO Merkez Binası, İTO Ek Bina, Taşhan Ek Blok ve yeni İTO Merkez Binası’nın yanı sıra Hidayet Camisi restorasyonu projelerini gerçekleştiriyor. İTO’nun Tarihi Yarımada ve Eminönü’nün tarihi dokusunu koruyup, bölgeye modern bir çehre kazandırmak için başlattığı 5 ayrı restorasyon ve rekonstrüksiyon projesi farklı aşamalarda sürüyor. Tarihi bölgede daha […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 15 Eki 2025 12:21:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Ticaret Odası (İTO), Tarihi Yarımada'da eski İTO Merkez Binası, İTO Ek Bina, Taşhan Ek Blok ve yeni İTO Merkez Binası'nın yanı sıra Hidayet Camisi restorasyonu projelerini gerçekleştiriyor.



İTO'nun Tarihi Yarımada ve Eminönü'nün tarihi dokusunu koruyup, bölgeye modern bir çehre kazandırmak için başlattığı 5 ayrı restorasyon ve rekonstrüksiyon projesi farklı aşamalarda sürüyor. Tarihi bölgede daha önce de 428 yaşındaki Yeni Cami Hünkar Kasrı, Mimar Vedat Tek'in şaheseri 110 yıllık Liman Han ve 1930'lardan kalma Taş Han restorasyonları İTO tarafından tamamlamıştı.



İTO Başkanı Şekib Avdagiç, konu ile ilgili yaptığı açıklamada restorasyon ve rekonstrüksiyon projeleri ile bu tarihi yapıları gelecek kuşaklara aktarma sorumluluklarını yerine getirdiklerini ifade etti. Eminönü'nün kadim İstanbul'un yani Dersaadet'in kalbi olduğunu vurgulayan Avdagiç; "Tarihi Yarımada binlerce yıldır siyasetin, ekonominin, kültürün merkezi. Burada satın aldığımız yapıları hem restore ediyoruz hem de Yeni Camii Hünkar Kasrı gibi kullanımını da üstleniyoruz. Zira restore et, sonrasına karışma demek, o yapıları tekrar çürümeye terk etmek demektir. Biz bu yapıların yaşanarak korunması gerektiğine inanıyoruz, yaşayan tarihsel mekanlar olarak var olmasını istiyoruz. Çünkü biz bu binaları taş yapılar olarak değil, içinde bir medeniyetin zenginliklerini barındıran kültürel savunma hatlarımız olarak görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.



İTO'nun dünyanın en büyük ikinci odası olmasına yaraşır mekanlarda şehrine, ülkesine ve bölgesine hizmet ürettiğini kaydeden Avdagiç, satın alınan yapıları restore ya da yeniden inşa ederek, merkez bina inşaatı dışında kısa bir süre sonra odanın kullanımına sunacaklarını vurguladı. Avdagiç, İTO'nun 144. yılını dört dörtlük binaların açılışıyla taçlandıracaklarını aktararak, sözlerini şöyle tamamladı: "İTO, Eminönü'ne bütün hizmet binalarıyla damgasını vurmuş, Tarihi Yarımada ile bütünleşmiştir. Biz bu eserleri bu toprakların tapu senedi olarak görüyoruz. Bu eserlere sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır. Geçmişin değerlerini mıh gibi aklımızda tutmak demektir. İTO'nun kültür ve sanatta yazılı olmayan anayasası haline gelen bir ilkemiz var. O da içinden çıktığımız şehre karşı vefa borcunu ödemeye kararlı tüccarlar olarak, dünyanın kültür başkentlerinden biri olan İstanbul'un, tıpkı ticaret gibi kültürel ve sanatsal yönünü öne çıkartmak. Kültür, sanat ve eğitim alanında yaptığımız her şey İstanbullu tüccarların, İstanbul'un kültür ve sanatına sahip çıkmalarının simgesi."







54 YIL ÖNCEKİ MİMARİ ÖZELLİKLERİYLE İNŞA EDİLDİ



Odanın restorasyon ve rekonstrüksiyon projelerinden ilki, İstanbul Ticaret Üniversitesi öğrencilerinin hizmetine sunulan eski İTO Merkez Binası. Zemin sıvılaşması sebebiyle denize doğru kayan, Haliç'e kıyı 1971 yapımı eski Merkez Binası, 54 yıl önceki mimari özellikleri korunarak yeniden inşa ettirildi. 1970'lerde İstanbul Ticaret Sarayı adıyla bilinen ve İTO Merkez Binası olarak 29 yıl hizmet veren yapı, asırlara meydan okuyacak bir sağlamlığa kavuşturuldu.



İSTANBUL'A YENİ SOLUK KAZANDIRACAK



Rekonstrüksiyon çalışmaları tamamlanma aşamasında olan İTO Ek Binası'nın tarihi geçmişi de 1870’lere dayanıyor. 1998'in kasım ayında Emlak Bankası'ndan satın alınan binanın tuğla dış cephesi, Paris ve Barselona'daki benzerleri gibi aynen korunurken; Oda’nın avluya bakan kısmı da giydirme cam cephe ile değiştirildi. Böylece ihtişamlı bir Boğaziçi panoraması elde edildi. Ayrıca oditoryumun sahne arkasına Boğaziçi'nin eşsiz manzarası yerleştirildi. Binada yer alan Kitap İstanbul mağazasının yanı sıra 296 kişilik konferans salonunun da İstanbul'a yeni bir soluk kazandırması bekleniyor.



ÇIKAN TARİHİ ESERLER BİNADA SERGİLENECEK



İTO'nun Eminönü'ne kazandıracağı diğer modern bir yapı ise Oda'nın yeni Merkez Binası olacak. Boğaziçi, Haliç ve Sarayburnu’na hakim proje için çalışmalar Ocak 2024’te başladı. Osmanlı döneminde doldurulan Neorion Limanı üzerindeki çalışmalar sırasında ikinci dereceden ahşap iskele, deniz ile kara arasına yapılan taştan set duvar ve kara kısmında taş paye kalıntıları ortaya çıkarıldı. Kalıntıların rölöve çizimleri Koruma Kurulu onayı sonrası kültür varlığı olarak tescil ettirildi. Ahşap iskele ve ahşap kalıntıları, uzmanların gözetim ve danışmanlığında yerinden kaldırılıp paslanmaz çelik hazneler içerisinde korumaya alındı. Sahada bulunan diğer ahşap ve taş payelere de Kurul kararının onaylanması sonrası aynı işlemler yapılacak. Ortaya çıkarılan tarihi iskele yeni binanın zemin katındaki özel alanda sergilenecek. Eminönü’nde 2020'de tamamlanan tarihi Taşhan binasına Ek Hizmet Blokları inşa ediliyor. Koruma kurulları ve belediyenin gözetiminde yürütülen çalışmalarla Taş Han Ek Blok'un en üst katı İTO tahkim Merkezi'nin duruşma salonu olarak planlanıyor. Ayrıca İTO’nun bazı müdürlükleri bu binada Oda üyelerine hizmet verecek.







Radar taraması ile kalıntı izleri tespit edilerek sağlamlaştırıldı



İTO, Eminönü'nde 1813'te inşa ettirilen Hidayet Camisi'nin restorasyonunu da üstlendi. II. Mahmud döneminde 1813’te yapılan cami, II. Abdülhamid tarafından 1887’de yeniden inşa ettirildi. Altı dolgu alanı olduğundan caminin kayan zemini, İTO tarafından yapılan radar taraması sonucu, kalıntı izleri bulunan bölgeler hariç tutularak sağlamlaştırıldı. Cami iskele alanda yapıldığı için bu bölgede de arkeolojik kalıntılar bulunuyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Koruma Kurulu gözetiminde son aşamaya gelen restorasyon çalışmasında, tarihi camiye yapısal güçlendirme projesi uygulandı. Dış duvarlarda çelik çerçeve oluşturuldu. Kubbenin kurşun kaplamaları yenilendi. Kubbe iç kısmında kalem işleri uygulaması, çini işleri, son cemaat mahfili Bağdadi çıtaların onarımını yapıldı. Ahşap doğramalar yenilendi. Birinci katta minberde, mihrapta ve kapı üstündeki kitabede bakım onarım işleri tamamlandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Göbeklitepe’de günlük ziyaretçi sayısı 5 bine ulaştı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gobeklitepe-de-gunluk-ziyaretci-sayisi-5-bine-ulasti/</link>
        <description><![CDATA[Şanlıurfa’da 12 bin yıllık geçmişiyle “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göbeklitepe, sonbahar sezonuyla birlikte ziyaretçi sayısında günlük ortalama 5 bine ulaştı. Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki tarihi ören yeri, Neolitik Dönem’e tarihlenen, boyları 3 ila 6 metre arasında değişen ve 40 ila 60 ton ağırlığındaki yabani hayvan figürlü […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 15 Eki 2025 11:44:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Şanlıurfa'da 12 bin yıllık geçmişiyle "tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Göbeklitepe, sonbahar sezonuyla birlikte ziyaretçi sayısında günlük ortalama 5 bine ulaştı.



Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki tarihi ören yeri, Neolitik Dönem'e tarihlenen, boyları 3 ila 6 metre arasında değişen ve 40 ila 60 ton ağırlığındaki yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlarıyla öne çıkıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne 2018'de giren Göbeklitepe, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019'un "Göbeklitepe Yılı" ilan edilmesinin ardından ziyaretçi sayısını katlayarak artırdı.



Covid-19 salgını ile 2023'te yaşanan deprem ve sel felaketleri nedeniyle ziyaretçi sayısı zaman zaman düşse de Göbeklitepe'yi 2019'da 412 bin 378, 2020'de 197 bin 912, 2021'de 567 bin 453, 2022'de 837 bin 811, 2023'te 512 bin 164, 2024'te 731 bin 794 kişi ziyaret etti. Bu yılın ocak-eylül döneminde burayı gezen 517 bin 316 kişiyle birlikte toplam ziyaretçi sayısı, 6 yıl 9 ayda 3 milyon 776 bin 828'e ulaştı. Sonbahar aylarında turizm hareketliliğinin arttığı bölgede, ören yerini günlük ortalama 5 bin civarında turist gezmeye devam ediyor.







"BÜTÜN TURLARDA GÖBEKLİTEPE PROGRAMI VAR"



Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Göbeklitepe'nin dünya çapında popülerliğini giderek artırdığını söyledi. Tarihi ören yerine daha fazla turist çekmek için çok yönlü çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Aslan, şöyle konuştu: "Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesiyle bölge turizminin lokomotifi oldu. Bölgeye gelen bütün turlarda istisnasız Göbeklitepe ve Şanlıurfa programı var. Göbeklitepe sadece bölgenin değil, Türkiye'nin kültür turizmi alanında gelecekte de lokomotifi olacağını gösteriyor." Aslan, kentteki ziyaretçi sayısının olağanüstü durumlar dışında son 10 yılda düzenli olarak arttığını kaydetti.







"CİDDİ YOĞUNLUK VAR"



Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Turizm Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Kamil Türkmen de kentte turist hareketliliğinin sonbaharla birlikte belirgin şekilde arttığını vurguladı. Kentin hava sıcaklığının düşmesiyle ziyaretler için ideal döneme girildiğini belirten Türkmen, şu değerlendirmeyi yaptı: "Sonbahar sezonundayız. Özellikle eylül, ekim ve kasım ayları çok hareketli geçiyor. Şu anda o yoğunluğu yaşıyoruz. Göbeklitepe, geçen yıl bölgede en çok ziyaret edilen ören yeri olduğu için ciddi yoğunluk var. Ortalama bu döneme bakıldığında günlük yoğunluk 5 bin kişileri zorluyor. Çok güzel bir rakam. Ekim ayıyla hareketliliğin daha da artmasını bekliyoruz. Bu sezonun iyi geçeceğine ve yılın güçlü şekilde tamamlanacağına inanıyorum."







ZİYARETÇİLERİNİ BÜYÜLÜYOR



Polonyalı turist Victor Ches ise eşiyle çıktıkları dünya turu kapsamında Göbeklitepe'yi ziyaret ettiklerini dile getirdi. Tarihe büyük ilgi duyduklarını anlatan Ches; "Burası bizi çok heyecanlandırdı. Çok eski bir yer ve o dönemin insanlarının burayı nasıl yaptığını merak ediyoruz" dedi. Almanya'dan gelen gurbetçi Samira Ceylan da uzun süredir görmek istedikleri Göbeklitepe'yi nihayet ziyaret ettiklerini aktararak; "Burası gerçekten çok güzel ve heyecan verici. Kazıların halen devam ettiğini görmek de bizi mutlu etti" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mardin’de 1500 yıllık mozaik bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mardinde-1500-yillik-mozaik-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[Mardin’in Midyat ilçesinde temizlik çalışması yapılan tarihi değirmenin tabanında yaklaşık 1500 yıllık mozaik tespit edildi. Midyat ve Nusaybin ilçeleri arasında yer alan; birçok antik kale, kervansaray ve arkeolojik yerleşime sahip Çağ Çağ Çayı Vadisi’nin Sivrice Mahallesi Beyazsu Mesire Alanı mevkisinde, özel bir mülkiyete ait alanda atıl durumdaki tarihi değirmenin turizme kazandırılması için çalışma başlatıldı. Mülkiyet […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 15 Eki 2025 11:21:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Mardin'in Midyat ilçesinde temizlik çalışması yapılan tarihi değirmenin tabanında yaklaşık 1500 yıllık mozaik tespit edildi.



Midyat ve Nusaybin ilçeleri arasında yer alan; birçok antik kale, kervansaray ve arkeolojik yerleşime sahip Çağ Çağ Çayı Vadisi'nin Sivrice Mahallesi Beyazsu Mesire Alanı mevkisinde, özel bir mülkiyete ait alanda atıl durumdaki tarihi değirmenin turizme kazandırılması için çalışma başlatıldı. Mülkiyet sahiplerince yürütülen temizlik çalışmaları sırasında, değirmenin tabanında 1500 yıllık mozaik tespit edilmesi üzerine Mardin Müze Müdürlüğü'ne bilgi verildi.



Müze Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucu, alanın tescili için çalışmalara başlandı. Bu kapsamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izniyle kurtarma kazısı yapılması kararlaştırıldı. Mardin Müze Müdürü İdris Akgül başkanlığında, arkeologlar Volkan Bağlayıcı ve Mehmet Şan ile uzmanlar tarafından mülk sahibinin desteğiyle yürütülen kurtarma kazısında, değirmenin iç bölümündeki iki alanda farklı renkte mozaik taban döşemelerine rastlandı. Mozaik döşemelerde kare, dikdörtgen, daire ve üçgen gibi geometrik şekillerin yanı sıra dalga, düğüm, haç ve sonsuzluk motifi ile "Tittos Domestikos" yazılı yazıta ulaşıldı.



"Bizi en çok heyecanlandıran, mozaiğin üzerinde bir yazıtın yer alması"



Mardin Müze Müdürü ve Kazı Başkanı Akgül, konu ile ilgili yaptığı açıklamada mülkiyet sahibinin yaptığı başvuru üzerine alanda incelemelerde bulunduklarını söyledi. Yapılan ilk incelemede tarihi değirmenin tabanında 1500 yıllık mozaik döşeme tespit ettiklerini anlatan Akgül, şunları kaydetti: "Değirmen, sonraki dönemlerde eklenti olarak yer almakta. Mozaiğin bulunduğu yapı kalıntısı ise daha eskiye doğru gitmekte. Mozaikli taban döşemesinde yaptığımız kazı çalışmasında, 1 nolu mekanda daha çok geometrik motifler bulunmakta. Bizi en çok sevindiren ve heyecanlandıran, mozaiğin üzerinde bir yazıtın yer alması. Yazıt, iki kelimeden (Tittos Domestikos) oluşmakta. Tittos bir özel isim ama Domestikos'a baktığımızda, kaynaklarda daha çok bir ünvan olarak geçmekte. Bu ünvandaki kişilerin daha çok askeri bölümlerde ve kiliselerde herhangi bir görevli olarak yer aldıkları bilinmekte. 40 metrekareye yakın bir mozaik ortaya çıkardık. Ana panolarda düğüm motifi şeklinde madalyonlar bulunmakta. Bu madalyonların içerisinde de geometrik şekiller ile haç işareti olarak nitelendirebileceğimiz motifler tespit edilmiştir. Yapı kalıntısı olarak baktığımızda, mekan diğer parsellere doğru genişlemekte. İlk aşamada tam olarak ne olduğunu bilmesek de yazıttan buranın sivil bir idareciye ait yapı olduğunu söyleyebiliriz."







"PROJELENDİRİLİP, ZİYARETE AÇILMA PLANI SÖZ KONUSU"



Akgül, alanda yapılacak konservasyon (resim, heykel gibi sanat eserlerinin nesiller boyu özelliklerini kaybetmeyecek şekilde korunması işi) çalışmalarından sonra yapı ile ilgili daha sağlıklı bilgilere ulaşacaklarını belirterek, bu mevkide birebir kazı yaptıkları ilk alanlardan birinin burası olduğunu, bunun bölgenin tarihlendirilmesi konusunda kendilerine daha sağlıklı bilgiler vereceğini düşündüklerini dile getirdi. Mülkiyet sahiplerine mozaik alanla ilgili Mardin Müze Müdürlüğü'ne bilgi verdikleri için teşekkür eden Akgül; "Burası bir işletme, bir tesis alanı. Mülkiyet sahibinin burayı projelendirip, ziyarete açmak gibi önerileri var. Yapılacak çalışmalar sonrasında mozaiğin bu alanda sergilenmesi planlaması da var" dedi.







"Arkeolojik zeminin zarar görmemesi için çalışmaları durdurduk"



Mülkiyet sahiplerinden Reşit Coşkun da yaklaşık 150 yıllık olduğunu bildikleri harabe haldeki tarihi su değirmenini turizme ve ticarete kazandırmak için temizlik çalışmaları yürüttüklerini aktardı. Çalışmalar sırasında zeminde kültür varlığı olabileceğini düşündükleri kalıntılar bulduklarını anlatan Coşkun, şunları söyledi: "Arkeolojik zeminin zarar görmemesi için çalışmaları durdurduk, Müze Müdürlüğü'ne bilgi verdik. Sağ olsunlar, onlar da hızla alana geldiler, zemin taraması yaptılar. Burada mozaik buldular. 100-150 yıllık bir tarih bekliyorduk ama buranın açığa çıkan mozaiklerle çok daha eski olduğu tespit edildi."







"TURİZME KAZANDIRMAK İSTİYORUZ"



Coşkun, Bakanlık bünyesinde gerekli projeleri hazırlayıp, alanı turizme kazandırmak istediklerini, bu tür alanların ülke tarihine kazandırılması gerektiğini dile getirdi. Bu alanların bir miras olduğuna işaret eden Coşkun; "Bunların ülkemizde kalması ve turizme kazandırılması gerekiyor. Her vatandaşın bu şekilde davranması gerekiyor. Burası tahmin ettiğimizden çok daha eski. Midyat-Nusaybin hattında ilk defa mozaik bulunması bizleri heyecanlandırdı. Eminim turizme de ülkemize de çok büyük katkısı olacaktır" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dedeman Hospitality 2 ayda 10 yeni otel ile büyüyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dedeman-hospitality-2-ayda-10-yeni-otel-ile-buyuyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin en köklü otel zincirlerinden biri olan Dedeman Hospitality, 59 yıllık deneyimiyle 2025 yılının son çeyreğine güçlü bir büyüme hamlesiyle giriyor. Marka, yalnızca 2 ay içinde gerçekleştireceği 10 yeni otel açılışıyla, Türkiye’nin dört bir yanında büyüyen güçlü varlığını yeni noktaları ile pekiştirecek. Van’dan Çanakkale’ye, Konya’dan İzmir’e, Bursa’dan Sapanca’ya uzanan bu büyüme rotasında; Park Dedeman Van, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Sal, 14 Eki 2025 18:01:31 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin en köklü otel zincirlerinden biri olan Dedeman Hospitality, 59 yıllık deneyimiyle 2025 yılının son çeyreğine güçlü bir büyüme hamlesiyle giriyor. Marka, yalnızca 2 ay içinde gerçekleştireceği 10 yeni otel açılışıyla, Türkiye’nin dört bir yanında büyüyen güçlü varlığını yeni noktaları ile pekiştirecek.



Van’dan Çanakkale’ye, Konya’dan İzmir’e, Bursa’dan Sapanca’ya uzanan bu büyüme rotasında; Park Dedeman Van, Park Dedeman Şişli, Park Dedeman Midyat, Remida Managed by Dedeman Çanakkale, Park Dedeman Konya, Park Dedeman İzmir, Rest & More by Dedeman Sky Tower Bursa, Park Dedeman Bursa, Şeref Han Konağı Managed by Dedeman Kütahya, Rest by Dedeman Sapanca yer alıyor. Her biri kendi konseptine sahip bu yeni oteller, misafirlerin farklı ihtiyaç ve beklentilerine yanıt verirken; bulundukları şehirlerin ruhunu Dedeman misafirperverliğiyle buluşturmaya hazırlanıyor.







KÖKLÜ BİR MİRAS, GELECEĞE YÖN VEREN BİR VİZYONLA BÜYÜYOR



Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, markanın büyüme stratejisini şu sözlerle değerlendiriyor: “Dedeman olarak, her zaman ülkemizin turizm potansiyeline ve bu toprakların misafirperverlik geleneğine güveniyoruz. Bugün attığımız her adımda, köklü mirasımızdan aldığımız gücü çağın gereksinimleriyle birleştiriyoruz. Büyüme bizim için bir hız yarışı değil; doğru zamanda, doğru adımlarla ilerlemeyi gerektiren bir yolculuk. Amacımız, her yaşa ve her beklentiye hitap eden farklı deneyimler sunarken, kaliteden ödün vermeden sürdürülebilir bir büyüme modeli ortaya koymak. Bunu da iş ortaklarımızla, ekip arkadaşlarımızla ve misafirlerimizle büyük bir aile olmanın bilinciyle yapıyoruz. Dedeman Hospitality çatısı altında hedefimiz, Türk misafirperverliğini modern bir anlayışla geleceğe taşımak ve hem ülkemizde hem dünyada bu değeri gururla temsil etmek.”







"HERKESİN DEDEMAN'I"



Dedeman Hospitality, altmış yıla yaklaşan geçmişiyle Türk turizminin hafızasında yalnızca bir marka olarak değil, bir kültürün taşıyıcısı olarak yer alıyor. Bugün attığı her adımda, köklü mirasını geleceğin dinamikleriyle buluşturarak değişen beklentilere uyum sağlayan, ancak özünden ödün vermeyen bir anlayışı temsil ediyor. “Herkesin Dedeman’ı” mottosunun ardında misafir deneyimini kişiselleştiren, sürdürülebilirlik ilkelerini iş modelinin merkezine yerleştiren ve dijital dönüşümü hizmet kalitesine entegre eden bir vizyon bulunuyor. Dedeman Hospitality, her markasıyla yalnızca konaklama değil; buluşma, paylaşma ve ilham alma noktaları yaratıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Jolly, Stevie Awards’tan iki uluslararası ödül ile döndü]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/jolly-stevie-awardstan-iki-odul-ile-dondu/</link>
        <description><![CDATA[Turizm sektöründe müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi denince akla gelen ilk markalardan biri olan Jolly, uluslararası çapta prestije sahip Stevie Awards’ta iki önemli ödül kazanarak başarısını global ölçekte tescilledi. Portekiz’in Lizbon kentinde 10 Ekim 2025 tarihinde düzenlenen International Business Awards®️ (Stevie Awards) töreninde; “Yılın Müşteri Hizmetleri Departmanı” ve “Müşteri Hizmetlerinde En İyi Kriz Yönetimi” kategorilerinde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 13 Eki 2025 13:53:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizm sektöründe müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi denince akla gelen ilk markalardan biri olan Jolly, uluslararası çapta prestije sahip Stevie Awards’ta iki önemli ödül kazanarak başarısını global ölçekte tescilledi.



Portekiz’in Lizbon kentinde 10 Ekim 2025 tarihinde düzenlenen International Business Awards®️ (Stevie Awards) töreninde; “Yılın Müşteri Hizmetleri Departmanı” ve “Müşteri Hizmetlerinde En İyi Kriz Yönetimi” kategorilerinde Bronz Stevie Ödülü’nün sahibi olan Jolly, aldığı ödüllerle misafir memnuniyetine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi. Jolly Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Burçin Baysak ve Müşteri Hizmetleri Grup Müdürü Zeynep Gül Çakır, Corinthia Hotel Lisbon’da gerçekleştirilen törende ödülleri teslim aldı.



“ULUSLARARASI HİZMET STANDARTLARIMIZ TESCİLLENDİ”



Jolly Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Burçin Baysak, elde edilen bu başarıya ilişkin duygularını şu sözlerle paylaştı: “Jolly olarak sunduğumuz hizmetin uluslararası standartlarda olduğunu her zaman biliyor ve bu anlayışla çalışıyoruz. Stevie Awards’ta kazandığımız bu ödüllerle, hizmet kalitemizin global ölçekte tescillenmiş olmasından büyük gurur duyuyoruz. Hedefimiz, çıtayı her zaman daha yukarı taşımak ve misafir memnuniyetinde fark yaratan uygulamalarla sektöre öncülük etmeyi sürdürmek.”







MİSAFİR MEMNUNİYETİNDE ÖNCÜ MARKA



Jolly, bu uluslararası başarıyla birlikte misafir memnuniyetine verdiği önemi ve bu alandaki liderliğini bir kez daha ortaya koydu. Dijital dönüşüme yaptığı yatırımlar, kriz dönemlerinde geliştirdiği hızlı ve etkin yönetim stratejileri ile öne çıkan Jolly; misafir deneyimini her an önceliklendiren yaklaşımı sayesinde, sektörde örnek gösterilen bir hizmet anlayışı sunuyor.



STEVIE AWARDS HAKKINDA…



Stevie Awards, 2002 yılından bu yana dünya çapında kurumların ve profesyonellerin iş başarılarını ödüllendiren en prestijli organizasyonlardan biridir. Her yıl binlerce başvurunun değerlendirildiği program; müşteri hizmetleri, pazarlama, inovasyon ve kurumsal başarı gibi birçok farklı kategoride ödüller sunmaktadır. International Business Awards®️, farklı ülkelerden katılım gösteren şirketlerin performanslarını global düzeyde değerlendiren ve sektörler arası kıyaslama yapan en kapsamlı iş ödüllerinden biri olarak kabul edilir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TÜRSAB’ın BTK seçimlerini kazananlar mazbatalarını aldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tursab-btk-secimlerini-kazananlar-mazbatalarini-aldi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bölge Temsil Kurulu (BTK) seçimlerinde kazanan adaylar, düzenlenen törenle mazbatalarını teslim aldı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen etkinliğe; TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, TÜRSAB’ın BTK başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, seyahat acenteleri, sektör temsilcileri ve basın mensupları katıldı. Türkiye’nin 34 farklı noktasında 1-7 Ekim’de yapılan BTK […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 13 Eki 2025 09:59:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Bölge Temsil Kurulu (BTK) seçimlerinde kazanan adaylar, düzenlenen törenle mazbatalarını teslim aldı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirilen etkinliğe; TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, TÜRSAB'ın BTK başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, seyahat acenteleri, sektör temsilcileri ve basın mensupları katıldı.



Türkiye'nin 34 farklı noktasında 1-7 Ekim'de yapılan BTK seçimlerinde kazanan adaylar ve yönetimlere giren temsilciler belli olurken, etkinlikte mazbatalar sahiplerine takdim edildi. TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, etkinlikte yaptığı konuşmasında BTK seçimlerinin Türkiye'nin dört bir yanında şimdiye kadar görülmemiş düzeyde yüksek bir katılımla gerçekleştiğini söyledi. Bağlıkaya, 5 bini aşkın seyahat acentesinin seçimlerde oy kullandığını vurgulayarak; "Daha önceki seçimlerde görülmemiş büyüklükteki bu seçim katılımı, üyelerimizin TÜRSAB'a verdikleri önemin de ne kadar büyük olduğunu bizlere gösterdi. Hemen her bölgemizde birden çok adayın göreve talip olması da TÜRSAB'daki demokratik anlayışın bir yansıması oldu" şeklinde konuştu.







"Bizim için seçimlerin sağlıklı ve adil yapılması esastı"



Seçimlerdeki yüksek katılımı "demokrasi şöleni" olarak tanımlayan Bağlıkaya, TÜRSAB'ın seçilmiş organları olarak seçimlerin adil, hukuka uygun, şeffaf ve sorunsuz geçmesi için çok dikkatli davrandıklarını kaydetti. Bağlıkaya, seçimlerin mevzuatlara uygun olarak tamamlandığını dile getirerek; "Seçilen herkes şaibeden uzak, kurallara uygun yapılan oylamalarla hak ettiği oyu aldı. Bizim için kimin seçildiğinden çok, seçimlerin sağlıklı ve adil yapılması esastı. Gururla söyleyebilirim ki bu hedefimize ulaştık. Hepiniz hak ettiğiniz için, üyelerimiz sizleri tercih ettiği için buradasınız. Hepinizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.



"Birlikte daha büyük işleri başaracağız"



TÜRSAB'ın sıradan bir meslek birliği olmadığını, tarihi sorumluluğu olan bir kurum olduğunu kaydeden Bağlıkaya, kuruluşundan bu yana geçen yarım asrı aşkın sürede Türk turizminin her dönemine damgasını vurmuş, yön vermiş, öncülük etmiş bir kurumun çatısı altında olduklarına işaret etti. Firuz Bağlıkaya, büyük bir mirasın emanetçileri olarak her bir kararlarında ve adımlarında bu tarihi sorumluluğu taşımak durumunda olduklarına vurgulayarak; "Her bir bölge başkanımız, her bir yönetim kurulu üyemiz, bulunduğu bölgede Türk turizminin sesi, seyahat acentelerimizin ve turizm sektörünün savunucusu, TÜRSAB'ın elçisi konumundadır. Sizlerin gayretiyle, özverisiyle, sahadaki varlığıyla, birliğimiz ayakta durur güçlenir ve büyür. Birlikte daha büyük işleri başaracağız" diye konuştu.







"PROJE BÜTÇE TAHSİSİNİ ARTIRARAK SÜRDÜRECEĞİZ"



Bölge Temsil Kurullarının yaptıkları çalışmalarda ellerini güçlendirecek adımlar atmayı sürdüreceklerinin de altını çizen Bağlıkaya, şunları kaydetti: "Geçmiş dönemlerde BTK'larımız için uygulamaya başladığımız proje bütçe tahsisini, önümüzdeki dönemde de artırarak sürdüreceğiz. Yine bölge temsil kurullarımızı ilgilendiren bir diğer önemli başlık, BTK ofislerimiz ile ilgili. Bildiğiniz gibi geçmiş dönem borçları nedeniyle bankaların mülkiyetine geçen TÜRSAB Genel Merkez binamızı, Olağanüstü Genel Kurul'da sizlerden aldığımız yetkiyle yeniden birliğimize kazandırdık. Benzer şekilde BTK fislerimizi de birlik mülkiyetine geri aldık. Deprem bölgesindeki seyahat acentelerimizden 2025 yılı için aidat alınmaması yönündeki talebimizi Sayın Cumhurbaşkanımıza arz etmiştik. Bu talebimizin alt komisyondan geçerek Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alındığını öğrendik. Düzenlemenin yakın zamanda onaylanmasını beklediğimizi de sizlerle paylaşmaktan memnuniyet duyuyorum."



"BİRLİKTE ÜRETECEĞİZ, BİRLİKTE BÜYÜYECEĞİZ"



Bağlıkaya, Türk turizmini daha da ileri taşıyacak yeni projelere, yenilikçi fikirlere imza atılacak yeni bir döneme odaklanma zamanının geldiğine dikkati çekerek; "Her bir ferdi ile bu kocaman aileyi birlikte bir arada tutma görevi ise hepimize düşüyor. Birlikte çalışacağız, sorunlarımızı birlikte çözeceğiz. Birlikte üreteceğiz, birlikte büyüyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki TÜRSAB’ın gücü üyelerinden, üyelerinin gücü de TÜRSAB’dan gelir" dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yiğit Girgin, Bodrium’dan gözyaşlarıyla uğurlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yigit-girgin-bodriumdan-gozyaslariyla-ugurlandi/</link>
        <description><![CDATA[Konaklayanların yorumuyla “Bodrum’un ruhu olan en güzel oteli” Bodrium’un genel müdürü Yiğit Girgin, “Ayrılık zamanı” diyerek veda ettiği bu görevinden alkışlar ve gözyaşları ile uğurlandı. Çalışma arkadaşları, çevresi ve Bodrum genelinde çok sevilen, Bodrum markasının gelişmesi için büyük çaba harcayan bir kişilik olan Girgin, paylaştığı hayli duygu yüklü mesajında “Keşkelerim olmadı, olmayacak” mesajı verdi. İşte, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Paz, 12 Eki 2025 21:55:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Konaklayanların yorumuyla "Bodrum’un ruhu olan en güzel oteli" Bodrium’un genel müdürü Yiğit Girgin, “Ayrılık zamanı” diyerek veda ettiği bu görevinden alkışlar ve gözyaşları ile uğurlandı. Çalışma arkadaşları, çevresi ve Bodrum genelinde çok sevilen, Bodrum markasının gelişmesi için büyük çaba harcayan bir kişilik olan Girgin, paylaştığı hayli duygu yüklü mesajında “Keşkelerim olmadı, olmayacak” mesajı verdi. İşte, Yiğit Girgin 'in o paylaşımı:







VEDA DEĞİL, GÜZEL BİR TEŞEKKÜR



Tam 8 yıl boyunca büyük bir keyif, mutluluk ve onurla yürüttüğüm Bodrium Hotel & SPA Genel Müdürlüğü görevimin sonuna geldim. Bu süre zarfında yüzlerce ekip arkadaşı, binlerce mutlu misafir, birçok partner, sayısız proje, başarı, bazen de “Neyse ki bitti” dedirten zorluklar yaşadım.



HER BİRİ BANA GERÇEK BİR TECRÜBE OLDU



En güzeli de şu: Geriye dönüp baktığımda ne bir kırgınlık, ne bir pişmanlık, ne de “keşke” kaldı. Kahkahalar, stresli toplantılar, geç saatler, sabah kahveleri, kriz anında “Hallederiz” diyen ekip ruhu ve elbette güzel insanlar, büyük anılar ve kocaman bir tecrübe…







BİR TEK ŞEY DEĞİŞMEDİ: DEĞİŞİMİN KENDİSİ



Bugün, bu güzel görevi büyük bir iç huzurla devrediyorum. Sizlerle çalışmak büyük bir ayrıcalıktı ve bu ayrıcalığı bana yaşattığınız için minnettarım. Birlikte çıktığımız bu yolculukta Bodrium, Tyro Italiano, IANUA SPA ve IANUA Beauty markalarını hep birlikte omuzladık. Harikasınız!



BİR TEŞEKKÜR DE ALTAŞ AİLESİNE BORÇLUYUM



Yönetim Kurulu Başkanımız Şeref Bülbül, kıymetli yöneticilerimiz Yılmaz Koç, Diren Üykü, Güney Derin ve tüm ekip arkadaşlarıma; bana ve ekibime duyduğunuz güven, desteğiniz ve vizyoner yaklaşımınız için sonsuz teşekkür ederim. Bu yolculukta arkamda değil, hep yanımdaydınız.



Ve tabii, bu hikâyenin perde arkasında her zaman alkışı hak edenler var: Eşim, hayat arkadaşım ve iki minik kahramanım, Eliz (8) ve Atlas (6). Birlikte büyüdük. Ben bazen otelde, bazen sahada, bazen “Birazdan geliyorum” derken onlar hep oradaydı. Asıl teşekkürü size borçluyum. Değerli ekip arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, partnerlerimiz, Bodrium’un bir noktasında yolu benimle kesişen tüm güzel insanlar; başka projelerde görüşmek üzere, kalın sağlıcakla...]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Phoenix’te yeni nesil bir arkeoloji müzesi tasarlanıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/phoenix-te-yeni-nesil-bir-arkeoloji-muzesi-tasarlaniyor/</link>
        <description><![CDATA[Phoenix Arkeoloji Projesi’nin Montana State University School of Architecture ile yürüttüğü tasarım iş birliği, 2025 güz döneminde yeni bir sayfa açıyor. Bu dönem, “Architectural Design III Lost and Found” stüdyosu kapsamında öğrenciler, Marmaris’in Taşlıca köyü sınırlarında yer alan Phoenix Antik Kenti’nde “yeni nesil, çok işlevli bir arkeoloji müzesi” tasarlayacak. Bu müze, yalnızca geçmişin kalıntılarını sergilemeye […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cts, 11 Eki 2025 13:25:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Phoenix Arkeoloji Projesi’nin Montana State University School of Architecture ile yürüttüğü tasarım iş birliği, 2025 güz döneminde yeni bir sayfa açıyor. Bu dönem, "Architectural Design III Lost and Found" stüdyosu kapsamında öğrenciler, Marmaris’in Taşlıca köyü sınırlarında yer alan Phoenix Antik Kenti'nde “yeni nesil, çok işlevli bir arkeoloji müzesi” tasarlayacak. 



Bu müze, yalnızca geçmişin kalıntılarını sergilemeye değil; o geçmişi bugünle, bugünü ise gelecekle buluşturmaya davet eden bir alan olarak kurgulanacak. Zamanın izleri, arkeolojik katmanlar ve Phoenix’in sessiz coğrafyası, bu kez çağdaş bir mekân diliyle yeniden yorumlanacak. Geçtiğimiz dönemde büyük ilgi gören Phoenix Arkeoloji Araştırma Merkezi tasarımlarının ardından, bu yeni süreç öğrencilerden yalnızca estetik bir üretim değil, düşünsel bir yaklaşım da talep ediyor. Her tasarım, Phoenix’in ruhuna dokunan, onun kaybolan hikâyelerini mekâna dönüştüren bir öneri olacak.







KÜLTÜREL MİRASIN ÇAĞDAŞ MİMARLIKLA KURDUĞU DİYALOG GÖZDEN GEÇİRİLECEK



Phoenix Arkeoloji Projesi Direktörü Dr. Asil Yaman, bu dönem de jüri üyesi olarak yer alacak. İş birliğini ders müfredatına dahil eden Dr. Ezgi Balkanay ve Dr. James Park, öğrencilerin bu yaratıcı süreçteki rehberleri olacak. Phoenix ekibi, bu iş birliğini yalnızca akademik bir proje olarak değil, kültürel mirasın çağdaş mimarlıkla kurduğu diyaloğu yeniden düşünmeye davet eden bir yolculuk olarak tanımlıyor. Çünkü Phoenix’te hiçbir taş yalnızca geçmişi anlatmaz; her biri, geleceğe bırakılmış sessiz bir düşüncedir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hititlerin 3200 yıllık su anıtı kuraklıktan etkilenmedi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hititlerin-3200-yillik-su-aniti-kurakliktan-etkilenmedi/</link>
        <description><![CDATA[Konya’nın Beyşehir ilçesinde Geç Hitit Dönemi’nde M.Ö. 1200’de inşa edilen Eflatunpınar Hitit Su Anıtı, küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklıktan etkilenmedi. Kral 4. Tutalya tarafından 3 bin 200 yıl önce doğal su kaynağı üzerine yaptırılmış büyük bir havuz ve kabartma tekniğiyle inşa edilen dikdörtgen görünümündeki Eflatunpınar, tanrı ve tanrıça figürlü duvarlarıyla ilgi görüyor. Birbirlerini tamamlayacak şekilde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cts, 11 Eki 2025 12:06:03 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Konya'nın Beyşehir ilçesinde Geç Hitit Dönemi'nde M.Ö. 1200'de inşa edilen Eflatunpınar Hitit Su Anıtı, küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklıktan etkilenmedi.



Kral 4. Tutalya tarafından 3 bin 200 yıl önce doğal su kaynağı üzerine yaptırılmış büyük bir havuz ve kabartma tekniğiyle inşa edilen dikdörtgen görünümündeki Eflatunpınar, tanrı ve tanrıça figürlü duvarlarıyla ilgi görüyor. Birbirlerini tamamlayacak şekilde kesilmiş andezit taş blokların birleştirilmesiyle inşa edilen su anıtı; kendine özgü taş işçiliği, kabartmalardaki kompozisyon ve açık hava tapınağı olarak düzenlenmesiyle Hitit Uygarlığı'nın diğer kaya anıtlarından ayrılıyor.



Tarihi su anıtının 1837 yılından bu yana 3,5 metre yüksekliğinde olduğu biliniyordu, ancak Konya Müze Müdürlüğünce 1996-1997 ve 1999-2001 yıllarında yapılan kazılar sonucu 7 metre yüksekliğinde olduğu belirlendi. Kazılarda anıtla bağlantılı, 30 metre eninde ve 34 metre boyunda, kutsal görülen havuzun da bulunduğu ortaya çıkarılmıştı. Anıtın cephesinde ise 19 taş blok üzerinde çeşitli figürler yer alıyor.  







KURAK AYLARDA BİLE ZİYARETÇİLERİNİ AĞIRLIYOR



Sadıkhacı Mahallesi'ne 4 kilometre mesafedeki su anıtı, akan suların havuzda toplanarak gerektiğinde tasarruflu şekilde kullanılmasını sağlayan ve nadir görülen sistemiyle kurak aylarda bile ziyaretçilerini ağırlıyor. Anıt, 2014'te UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'ne "Hitit Kutsal Su Tapınağı" olarak dahil edilmişti. Beyşehir Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Mustafa Büyükkafalı, konu ile ilgili yaptığı açıklamada suyun asırlardır akmaya devam ettiğini söyledi. Hititlerin de suyun kutsallığına ve bereketine inanarak, tanrılara şükretmek için bu su anıtını yaptıklarını ifade eden Büyükkafalı; "Kesintisiz olarak 3200 yıldır akan bu su kaynağı, şu an kuraklığa meydan okuyor diyebiliriz. Bundan dolayı yılın her mevsiminde kesintisiz olarak ziyaretçi alıyor" dedi.







NADİR GÖRÜLEN BAZI BALIKLARA EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR



Mustafa Büyükkafalı, su anıtının karşısına yapılan tesis sayesinde de ziyaretçilerin kısa süreli dinlenme imkanı bulduğunu belirtti. Asırlardır akan bu suyun bereketine kendilerinin de inandığını dile getiren Büyükkafalı; "Bu su kaynağı, az da olsa Beyşehir Gölü'nü beslemeye devam eden su kaynaklarından birisi. Aynı zamanda gölden kaçan bazı nadir balıklar da buradaki havuzda gözlemlenebiliyor, yani çok eskiden Beyşehir Gölü'nde gördüğümüz balıklara da bir nevi ev sahipliği yapıyor" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Securitas’a “En Etkin İK Liderliği Ödülü”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/securitas-a-en-etkin-ik-liderligi-odulu/</link>
        <description><![CDATA[Securitas İnsan ve Kültür Koordinatörü Öyküm Sinici, “2025’in En Etkin 50 İK Lideri” arasında yer aldı. DataExpert Exceptional Leadership Solutions iş birliğiyle BMI Business School İstanbul tarafından bu yıl 8’incisi gerçekleştirilen “En Etkin 50 CHRO Araştırması” sonuçlandı. Araştırmada, insan kaynakları fonksiyonunu en üst düzeyde temsil eden ve performanslarıyla kurumlarında fark yaratan liderler belirlendi. Bu yıl […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 09 Eki 2025 14:59:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Securitas İnsan ve Kültür Koordinatörü Öyküm Sinici, "2025'in En Etkin 50 İK Lideri" arasında yer aldı.



DataExpert Exceptional Leadership Solutions iş birliğiyle BMI Business School İstanbul tarafından bu yıl 8’incisi gerçekleştirilen “En Etkin 50 CHRO Araştırması” sonuçlandı. Araştırmada, insan kaynakları fonksiyonunu en üst düzeyde temsil eden ve performanslarıyla kurumlarında fark yaratan liderler belirlendi. Bu yıl listede Securitas İnsan ve Kültür Koordinatörü Öyküm Sinici de yerini aldı ve sektöründe insan odaklı liderlik anlayışıyla öne çıkan isimlerden biri oldu.



Araştırmanın sonuçlarının açıklandığı ve sektörün önde gelen insan kaynakları liderlerinin bir araya geldiği CHRO Summit 2025, Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirildi. Etkinlikte Öyküm Sinici, “İnsan X Makine: Teknoloji ile İnsanlık Arasında Liderlik” başlıklı panelde konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmasında teknolojinin insan kaynakları süreçlerindeki dönüştürücü etkisine değinen Sinici; “Teknolojideki gelişim işlerimizi kolaylaştırırken, çalışanlar ve yöneticiler için zaman ve alan kazandırdı. Bu kazanç, insan kaynağı tarafında ‘insan ve kültür’e evrildi. Biz de bu dönüşümü Securitas’ta kendi kültürümüzün merkezine koyduk. Şirket içinde kültür elçileri uygulamamız var. Yöneticilerimiz, şirket erdemlerimizden birini seçerek o değer etrafında çalışmalar yürütüyor ve bunu kendi ekipleri içinde yaygınlaştırıyorlar. Tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte 2030 hedeflerimizi belirledik ve bu vizyon doğrultusunda ilerliyoruz” dedi.







"YENİLİKÇİ BİR PROJE GELİŞTİRDİK"



Securitas’ın, yüksek çalışan sirkülasyon oranına sahip özel güvenlik sektöründe sürdürülebilir istihdam yaratmak için yapay zekâdan da yararlandığını belirten Sinici, sözlerine şöyle devam etti: “İş dünyasında çalışan bağlılığını korumak ve yetenek kaybını önlemek, şirketlerin sürdürülebilir başarısında kritik bir rol oynuyor. İnsan kaynakları süreçlerine veri analitiği ve yapay zekâyı entegre eden yenilikçi bir proje geliştirdik. Proje kapsamında çalışanların yalnızca kurumsal verileri değil, çalışma süreleri boyunca ortaya çıkan davranışsal eğilimleri de inceleniyor. Performans göstergeleri, devamsızlık oranları, ekip içi etkileşim yoğunluğu, görev değişiklikleri ve kişisel memnuniyet sinyalleri gibi çok boyutlu veriler yapay zekâ algoritmalarıyla değerlendiriliyor.



YÖNETİCİLERE PROAKTİF AKSİYON ALMA İMKANI SUNULUYOR



Bu analizler sonucunda, ayrılma riski taşıyan çalışanlar önceden tespit edilerek, yöneticilere proaktif aksiyon alma imkânı sunuluyor. Yapay zeka destekli bu çözüm, yalnızca çalışan memnuniyetini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda işe alım, eğitim planlama ve organizasyonel sürdürülebilirlik süreçlerine de değer katıyor. Securitas, insan odaklı yaklaşımını teknolojiyle birleştirerek hem çalışanlarının mutluluğunu hem de operasyonel verimliliğini artırmayı hhedefliyor. Securitas Türkiye, yaptığı bu çalışmalarla diğer Securitas ülkelerine de örnek olmuş ve bu çalışmasını oralara ihraç etmiştir.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[MICHELIN Rehberi’nin “MICHELIN Anahtarları” sahiplerini buldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/michelin-rehberinin-michelin-anahtarlari-yayinlandi/</link>
        <description><![CDATA[Merkezi Fransa’nın Clermont-Ferrand kentinde bulunup, 175 ülkede faaliyet gösteren Michelin markasının 125. yılını kutlayan MICHELIN Rehberi’nin mükemmel otelleri vurgulamak için yeni küresel standart olarak belirlediği MICHELIN Anahtarları sahiplerini buldu. MICHELIN Yıldızları nasıl olağanüstü restoranları onurlandırıyorsa, MICHELIN Anahtarları da dünyanın en seçkin otellerini öne çıkarıyor. MICHELIN Rehberi, ilk “Küresel MICHELIN Anahtar Seçkisi”ni sunmaktan mutluluk duyuyor. Geçtiğimiz […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 09 Eki 2025 13:11:10 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Merkezi Fransa’nın Clermont-Ferrand kentinde bulunup, 175 ülkede faaliyet gösteren Michelin markasının 125. yılını kutlayan MICHELIN Rehberi'nin mükemmel otelleri vurgulamak için yeni küresel standart olarak belirlediği MICHELIN Anahtarları sahiplerini buldu. MICHELIN Yıldızları nasıl olağanüstü restoranları onurlandırıyorsa, MICHELIN Anahtarları da dünyanın en seçkin otellerini öne çıkarıyor.



MICHELIN Rehberi, ilk "Küresel MICHELIN Anahtar Seçkisi"ni sunmaktan mutluluk duyuyor. Geçtiğimiz yıl 15 önemli seyahat destinasyonunda başlatılan "MICHELIN Anahtar" derecelendirmesinin ardından MICHELIN Rehberi Müfettişleri, dünya çapında 7.000’den fazla oteli titizlikle inceleyerek en olağanüstü deneyimleri sunanları belirledi.



Toplamda 2.457 otel; bir (1.742), iki (572) veya üç (143) MICHELIN Anahtarı ile ödüllendirildi. Bu oteller, dünya çapında konaklama sektörünün en iyilerini temsil ediyor ve MICHELIN Rehberi’nin en yüksek kalite ve misafirperverlik standartlarını karşılıyor. Paris’teki Musée des Arts Décoratifs’te düzenlenen özel bir törenle ve çevrimiçi olarak duyurulan bu otellerin tamamı, MICHELIN Rehberi’nin web sitesi ve mobil uygulamaları üzerinden rezervasyon yapılabilir durumda. Entegre concierge hizmetleri ve VIP ayrıcalıkları sayesinde kusursuz ve unutulmaz bir deneyim gezginleri bekliyor.







İLHAM VEREN KONAKLAMALAR İÇİN GÜVENİLİR BİR REHBER



MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, konu ile ilgili yaptığı açıklamada“125 yıl önce standartları yüksek gezginler için bir rehber olarak doğan MICHELIN Rehberi, şimdi konaklama dünyasında mükemmelliği yeniden tanımlıyor. MICHELIN Yıldızları nasıl olağanüstü restoranları kutluyorsa, MICHELIN Anahtarları da tasarım, hizmet ve konumun unutulmaz anlar yaratmak üzere bir araya geldiği otelleri onurlandırıyor. MICHELIN Anahtarları ile Michelin Rehberi, olağanüstü otel deneyimleri için yeni, küresel ve bağımsız bir ölçüt oluşturuyor. MICHELIN Rehberi Müfettişleri, sahip oldukları benzersiz saha uzmanlığıyla dünyanın dört bir yanından en seçkin otelleri belirledi. İster ikonik tatil köyleri, ister tarihi şehir otelleri, isterse keşfedilmeyi bekleyen gizli hazineler olsun; MICHELIN Anahtarları, ilham ve keyif veren unutulmaz konaklamalar için güvenilir bir rehber sunuyor” dedi.







MICHELIN Rehberi Otel Seçkisi ve MICHELIN Anahtarları



Dünya çapında restoran seçkileri ve yıldız derecelendirmeleriyle tanınan MICHELIN Rehberi, son yıllarda 7.000’den fazla tesisi kapsayan küresel otel seçkisini yeniden hayata geçirdi. Yıldızlar nasıl en iyi gastronomi deneyimlerini tanımlıyorsa, MICHELIN Anahtarları da MICHELİN Rehberi’nin otel seçkisindeki en olağanüstü konaklamaları öne çıkarıyor. MICHELIN Rehberi Müfettişleri tarafından beş evrensel kriter üzerinden değerlendirilen anahtarlar sadece olanaklara değil, otelin genel misafirperverlik deneyimine odaklanarak, konaklama mükemmelliği için ilk bağımsız küresel ölçütü oluşturuyor:




Bir MICHELIN Anahtarı: Çok özel bir konaklamaKarakteri ve kişiliğiyle öne çıkan gerçek bir mücevher. Alışılmışın dışında olabilir, farklı bir şey sunabilir ya da türünün en iyilerinden biri olabilir. Sunulan hizmet, benzer fiyatlı tesislerin çok ötesine geçer.



İki MICHELIN Anahtarı: Olağanüstü bir konaklamaHer yönüyle benzersiz ve olağanüstü bir deneyim sunar. Karakteri, cazibesi ve özenli işletmesiyle dikkat çeker. Çarpıcı tasarımı ya da mimarisi ve bulunduğu yerin ruhunu yansıtmasıyla unutulmaz bir konaklama sağlar.



Üç MICHELIN Anahtarı: Sıra dışı bir konaklamaŞaşırtıcı ve lüks bir deneyim sunar – konfor, hizmet kalitesi, stil ve zarafetin zirvesi. Dünyanın en dikkat çekici ve olağanüstü otellerinden biridir. Hayat boyu unutulmayacak bir seyahat için ideal bir destinasyondur.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kaunos Antik Kenti’ndeki kazılarda kilise bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kaunos-antik-kentindeki-kazilarda-kilise-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde yer alan Kaunos Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında kilise gün yüzüne çıkarıldı. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan alandaki 2 bin 400 yıllık kaya mezarları, 5 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora ve kutsal alanlar ile 1300 yıllık mozaikler, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Kazıların bu yıl ağırlıklı olarak yapıldığı arkaik sur içi manastır […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 08 Eki 2025 20:50:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde yer alan Kaunos Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında kilise gün yüzüne çıkarıldı. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunan alandaki 2 bin 400 yıllık kaya mezarları, 5 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora ve kutsal alanlar ile 1300 yıllık mozaikler, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Kazıların bu yıl ağırlıklı olarak yapıldığı arkaik sur içi manastır alanında, antik kentte çoğu ilk kez rastlanan malzeme ve yapılar gün yüzüne çıkarılıyor.



Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Ufuk Çörtük, konu ile ilgili yaptığı açıklamada manastır bölgesindeki Geç Antik Çağ'a ait yapı kompleksinde 3 yıldır kazı yaptıklarını söyledi. Yaklaşık 2 yıldır yapı kompleksinin odalarını boşaltmaya başladıklarını belirten Çörtük, "Geleceğe Miras Projesi kapsamında, arkaik sur içi manastır bölgesindeki kazılara bu yıl da devam ettik. Geçen yıl özellikle tıp alanında kullanılan aletleri gün yüzüne çıkardık. Bu sene tıp aletlerindeki artış dikkatimizi çekti. Bu kompleks yapının ilk evresi yani M.S. 2. ve 3. yüzyılda bir sağlık merkezi, hastane olarak kullanıldığını ele geçirilen malzemelerle söyleyebiliriz" dedi. Özellikle Roma İmparatorluğu döneminde askeri garnizon hastanelerinin kurulduğunu anlatan Çörtük, buraların sonradan halkın da tedavi gördüğü hastaneler haline geldiğini ifade etti.







"Kompleksi Türkler de kullanmış"



Limana yakınlığının yanı sıra bir avlu ve etrafında odalardan oluşan plan sergileyen kompleksin benzer örneklerinden dolayı Roma dönemi hastanesi olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ufuk Çörtük, şöyle konuştu: "Manastır alanında Hristiyanlık dönemine yönelik çalışmalar yürüttük. Kompleksin üst kotunda yer alan bir yapı vardı; bu sene o yapının tamamını açtık ve çok güzel bir kilise çıktı. Her şeyiyle korunmuş vaziyette. 3. yüzyıldaki hastane işlevini Hristiyanlık döneminde bir dinsel merkeze çevirdikleri, bu kiliseyle artık netleşti. Bunun da tarihi M.S. 6'ncı yüzyıl. Bu sene yapının ilk evre kullanımına ve manastır kullanımına yoğunlaştık. Geçmiş dönemlerde ortaya çıkardığımız cami ve türbe olgusu da halen geçerliliğini koruyor." Kompleksin Türk döneminde de kullanıldığını vurgulayan Çörtük, kazılarda Aydınoğulları Beyliği'ne ait bir sikke de bulduklarını ifade etti. Doç. Dr. Ufuk Çörtük, M.S. 2. yüzyılda başlayan kullanım evresinin 14. yüzyıla kadar 4-5 farklı evrede sürdüğünü sözlerine ekledi.



Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde yer alan Kaunos Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında kilise gün yüzüne çıkarıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Galerie D’art La Visione represents Türkiye in London]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/galerie-dart-la-visione-represents-turkiye-in-london/</link>
        <description><![CDATA[Galerie D’art La Visione Represents Türkiye at Focus Art Fair London 2025. Saatchi Gallery in London will once again become the heartbeat of the international contemporary art scene this October. Founded in 2005 by Yonca Gökalp in Istanbul’s Akaretler district, Galerie D’art La Visione has established itself as one of Türkiye’s leading contemporary art spaces […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Sal, 07 Eki 2025 23:39:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Galerie D’art La Visione Represents Türkiye at Focus Art Fair London 2025. Saatchi Gallery in London will once again become the heartbeat of the international contemporary art scene this October.



Founded in 2005 by Yonca Gökalp in Istanbul’s Akaretler district, Galerie D’art La Visione has established itself as one of Türkiye’s leading contemporary art spaces over the past two decades. Operating from the same location since its foundation, the gallery has hosted numerous solo and group exhibitions, while creating vibrant bridges between artists and audiences through workshops and interactive programs.



Extending its influence beyond the local art scene, the gallery has gained increasing visibility in the international art world. As in previous years, it continues to make a strong impression on the global stage by participating in Focus Art Fair London, one of the most notable art fairs worldwide.







A Curatorial Platform Bridging Asia and Europe



As an Asia-based international art fair, Focus Art Fair stands out not only as a market but as a curatorial platform that brings together diverse techniques, cultures, and perspectives. Combining physical and digital experiences in an innovative format, it aims to create meaningful face-to-face encounters between art and its audiences. Taking place at Saatchi Gallery, London, from 16–19 October 2025, this year’s Focus Art Fair will feature a special selection presented by Galerie D’art La Visione. The gallery will showcase works by Asya Alpay, Atila Çakır, Begüm Ada Göksoy, Berfin Uluman, Burcu Eşiyok, Damla Güdemez, Ela Keskiner, Elif Cilli, Ertuğrul Çakır, Gamze Bilgişin, Hüsnİye Uğur, Işık Özdemir, Milan Rich Baranowski, Özlem Zerey, Sanem Güvercin, and Şahika Kutsal.







A Conceptual Exhibition Curated by Emre Ertürk



The exhibition will be curated by Emre Ertürk, offering a cohesive and conceptual approach. Each artist, working in different fields of contemporary art, will reflect the diversity and depth of today’s art scene through their unique visual languages. Together, their works will embody the gallery’s vision of supporting innovative and thought-provoking artistic production.







A Strong International Presence



Continuing its mission to bring Turkish contemporary art to the world stage, Galerie D’art La Visione has participated in Focus Art Fair London in 2023, 2024, and 2025, as well as World Art Dubai 2025. This consistent presence demonstrates the gallery’s commitment to representing Türkiye’s contemporary art vision on a global level. Galerie D’art La Visione invites all collectors, curators, and art enthusiasts to join this inspiring celebration of contemporary art at Saatchi Gallery this October.



Among the participating artists is Asya Alpay, who is recognized for her international artistic identity.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Modernist Grup’un yeni CEO’su Deniz Dikkaya oldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/modernist-grupun-yeni-ceosu-deniz-dikkaya-oldu/</link>
        <description><![CDATA[2008 yılından bu yana uluslararası markalara stratejik etkinlik ve bütünsel pazarlama yönetimi çözümleriyle değer yaratan Modernist Grup’un CEO’su, turizm sektörünün önemli ismi Deniz Dikkaya oldu. Dikkaya, turizm camiasındaki enerjik çalışmaları, uzun yıllara dayanan bilgi ve birikimi, satış ve pazarlama alanındaki yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımının yanı sıra medya dünyasındaki bilinirliğiyle Modernist Grup’un projelerine yeni bir vizyon […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 07 Eki 2025 10:27:19 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[2008 yılından bu yana uluslararası markalara stratejik etkinlik ve bütünsel pazarlama yönetimi çözümleriyle değer yaratan Modernist Grup'un CEO’su, turizm sektörünün önemli ismi Deniz Dikkaya oldu. Dikkaya, turizm camiasındaki enerjik çalışmaları, uzun yıllara dayanan bilgi ve birikimi, satış ve pazarlama alanındaki yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımının yanı sıra medya dünyasındaki bilinirliğiyle Modernist Grup'un projelerine yeni bir vizyon kazandıracak.



Modernist Grup, bünyesinde bulunan Modernist Event, MCW Creative, Studio Modern ve DijiFabrik markalarıyla yılda 400’den fazla etkinlik ve yüzlerce pazarlama kampanyası ile sektörde başarılı projeleri ve güçlü duruşuyla tanınıyor. Grup, deneyimli kadrosuna CEO pozisyonunda Deniz Dikkaya’nın eklenmesiyle iletişim stratejilerini daha da güçlendirmeyi hedefliyor.



Yeni göreviyle ilgili konuşan Dikkaya, şunları ifade etti: "Modernist Grup'un profesyonel tavrı, inovatif yapısı ve özellikle global büyüme vizyonu beni çok heyecanlandırıyor. Uzun yıllardır kurumsal çalışmalarını büyük bir saygıyla takip ettiğim bu önemli markanın ve enerjik ekibin içerisinde görev alarak, deneyimlerimi ve yaratıcılığımı yansıtabileceğim bir ortamda yepyeni projelere imza atmayı hedefliyorum.”



DENİZ DİKKAYA HAKKINDA...



Deniz Dikkaya, kariyeri boyunca birçok uluslararası zincir otelde ve önemli yerli otel gruplarında üst düzey yönetici olarak görev almış, farklı segmentlerde otel operasyonlarından satış ve pazarlama yönetimlerine kadar çeşitli roller üstlenmiş, özellikle etkinlik dünyasında ses getiren yaratıcı projelere imza atmış, ulusal ve uluslararası önemli turizm fuarlarında görev aldığı markaları başarıyla temsil etmiş, sektörüne değer katmayı misyon edinmiş bir turizm profesyoneli. Dikkaya, genç turizmcilere ilham olacak pek çok eğitime ve ödülün de sahibi. “Turizmde Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü” ve “Satışta Yılın Lideri” ödülü, Dikkaya’nın sektördeki liderlik becerilerini kanıtlamasının yanı sıra sektörün tanıtımına ve gelişimine katkıda bulunmak amacıyla halihazırda Kafa Radyo’da “Turizm Kafası” adlı sektör programını hazırlayıp sunuyor ve bu içeriğiyle 2022 yılında “Yılın Radyo Programı” ödülüne layık görüldü.



Modernist Grup Hakkında...



Modernist Grup; markalara stratejik etkinlik yönetimi, kreatif ajans hizmetleri ve dijital pazarlama çözümleriyle yenilikçi, güven odaklı ve sürdürülebilir esaslı uçtan uca hizmet sunuyor. İstanbul, Dubai ve Suudi Arabistan ofisleriyle ve deneyimli ekibiyle 7 kıta ve 55 ülkede global ölçekte faaliyet gösteriyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Karahantepe’de insan yüzlü T biçimli dikilitaş bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/karahantepede-insan-yuzlu-t-bicimli-dikilitas-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; “Taş Tepeler Projemiz kapsamında yürütülen kazılarda, ilk kez insan yüzü betimli bir T biçimli dikilitaş gün yüzüne çıkarıldı” ifadelerini kullandı. Bakan Ersoy, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada Karahantepe’de bulunan insan yüzü betimli T biçimli dikilitaşın, Neolitik Çağ insanının kendini T biçimli sütuna işlediği ilk örnek olarak insanlık tarihine ışık […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Sal, 07 Eki 2025 01:10:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; "Taş Tepeler Projemiz kapsamında yürütülen kazılarda, ilk kez insan yüzü betimli bir T biçimli dikilitaş gün yüzüne çıkarıldı" ifadelerini kullandı. Bakan Ersoy, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada Karahantepe'de bulunan insan yüzü betimli T biçimli dikilitaşın, Neolitik Çağ insanının kendini T biçimli sütuna işlediği ilk örnek olarak insanlık tarihine ışık tuttuğunu bildirdi.



"Keskin yüz hatları, derin göz çukurları ve belirgin burnuyla bu yüz, 12 bin yıl öncesinden bugüne uzanan bir bakışı taşıyor" değerlendirmesinde bulunan Ersoy; Anadolu'nun kadim topraklarında her keşfin ortak geçmişi biraz daha görünür kıldığını, bu mirası korumaya, anlamaya ve dünyayla paylaşmaya devam ettiklerini vurguladı. Ersoy, paylaşımında bu önemli keşfe emek veren kazı ekibine ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne teşekkür etti.







"Keşif, Neolitik insanın soyut düşünme gücünü ortaya koyuyor"



Bakanlıktan konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre, Taş Tepeler Projesi kapsamında 2025 yılı kazı çalışmaları 10 ayrı alanda sürüyor. Göbeklitepe ve çevresinde bulunan T biçimli dikilitaşların üzerlerindeki kol ve el kabartmaları, uzun süredir bu taşların insanı sembolize ettiği düşüncesini güçlendiriyordu. Karahantepe'de ortaya çıkarılan bu yeni buluntu ise ilk kez bir T biçimli dikilitaş üzerinde insan yüzünün işlenmiş olmasıyla Neolitik Dönem araştırmalarında yeni bir dönüm noktası olarak nitelendiriliyor. Dikilitaşın üst kısmında yer alan yüz betimi, keskin hatları, derin göz çukurları ve küt biçimli burnuyla Karahantepe'de daha önce bulunan insan heykelleriyle benzer üslup taşıyor. Bu keşif, Neolitik insanın yalnızca teknik ustalığını değil, kendini ifade etme biçimini ve soyut düşünme gücünü de ortaya koyuyor.







İnsanı sembolleştiren ilk anlatım



T biçimli dikilitaşların çatı taşıyıcısı olmanın ötesinde sembolik bir anlam taşıdığı uzun süredir kabul ediliyordu. Ancak bu keşifle bu taşların yalnızca insanı temsil etmediği, ilk kez yüz hatlarıyla insanın kendisini doğrudan betimlediği anlaşıldı. Yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanan Taş Tepeler Projesi'nin insanlığın yerleşik yaşama geçiş sürecini ve inanç dünyasındaki dönüşümünü belgeleyen en kapsamlı arkeolojik girişimlerden biri olduğu biliniyor. Anadolu'nun güneydoğusunda yürütülen çalışmalar, insanlık tarihinin bilinen en erken dönemlerine dair yeni bilgiler sunmaya devam ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[GastroShow 2025’e yoğun ilgi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gastroshow-2025e-yogun-ilgi/</link>
        <description><![CDATA[Ülkemizde önemi her geçen gün daha fazla anlaşılan gastronomi alanındaki gelişmeler, koşar adımlarla hedefe doğru yol alıyor. Bunun son örneklerinden biri de 6 Ekim Pazartesi günü gerçekleşti. Bu yıl “Sağlık” temasıyla Swissotel The Bosphorus İstanbul’da düzenlenen GastroShow 2025; gastronomi, turizm ve iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) tarafından organize […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Sal, 07 Eki 2025 01:02:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ülkemizde önemi her geçen gün daha fazla anlaşılan gastronomi alanındaki gelişmeler, koşar adımlarla hedefe doğru yol alıyor. Bunun son örneklerinden biri de 6 Ekim Pazartesi günü gerçekleşti. Bu yıl "Sağlık" temasıyla Swissotel The Bosphorus İstanbul'da düzenlenen GastroShow 2025; gastronomi, turizm ve iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. 



Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) tarafından organize edilen etkinlikte; Türk mutfağının uluslararası tanıtımı, sıfır atık hedefleri, sürdürülebilirlik ve markalaşma konuları öne çıktı. Konuşmacılar; sağlıklı beslenme, sürdürülebilir gastronomi, sağlık ve turizm ilişkisi gibi başlıklar altında görüşlerini paylaştı. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından önemli isimlerin de katıldığı açılış töreninde, geleceğin mutfağının çevreye ve topluma karşı sorumluluk bilinciyle şekillenmesi gerektiği vurgulandı. Etkinlik genelinde markalaşma, sağlık ve sürdürülebilirlik mesajları öne çıktı.







ULUSLARARASI ALANDA YENİ BİR DÖNEM



GastroShow 2025, Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe’nin açılış konuşmasıyla başladı ve önümüzdeki yıllara ışık tutan umut verici paylaşımlarla devam etti. Türkiye’nin gastronomi markası olma yolundaki önemine dikkat çeken Boztepe; “Rusya’da Gastronomi Turizmi Derneği ofisimizi açtık. Şimdi Karadeniz mutfağı odaklı bir iş birliği sözleşmesi üzerinde çalışıyoruz” diyerek, Türk mutfağının küresel tanıtımında yeni bir sayfa açtıklarını duyurdu.  Gastronominin turizmdeki stratejik rolüne de değinen Gürkan Boztepe; “Dünyada artık turizm sadece gezmekle değil, tatmakla ölçülüyor. Bizim mutfağımızın hikayesi, doğallığı ve kültürel zenginliği, global sofralarda yer almaya hazır. Türkiye bu alanda bir merkez ülke haline gelebilir” ifadelerini kullandı.







GASTRONOMİDE KÜRESEL BİR BULUŞMA NOKTASI



Etkinik kapsamında Türk mutfağının küresel vizyonu, sürdürülebilir gastronomi ve sağlıklı beslenme gibi konular; paneller, konferanslar ve networking oturumlarıyla ele alındı. GastroShow 2025, yalnızca bir etkinlik olmanın ötesinde; Türkiye’nin gastronomi turizmi alanındaki vizyonunu dünyaya taşıyan, kültürel değerleri sağlık odaklı bir bakış açısıyla öne çıkaran uluslararası bir buluşma noktası olarak kayıtlara geçti.



Canan Toprakkaya, Ali Tüfekçi, Ali Onaran, Özgül Özkan Yavuz, İris Cingi ve Hüseyin Kurtoğulları…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Voici pourquoi les Voyageurs Devraient utiliser un VPN]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/voici-pourquoi-les-voyageurs-devraient-utiliser-un-vpn/</link>
        <description><![CDATA[Les voyageurs sont de différents types. Certains sont des globe-trotters qui voyagent beaucoup à travers le monde. D’autres sont des jetsetters qui traversent souvent les frontières pour leurs loisirs, leurs affaires ou leurs activités culturelles. Beaucoup de gens voyagent en tant que nomades numériques. Les voyageurs partagent souvent des activités communes, comme explorer de nouveaux […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Pts, 06 Eki 2025 13:00:18 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Les voyageurs sont de différents types. Certains sont des globe-trotters qui voyagent beaucoup à travers le monde. D'autres sont des jetsetters qui traversent souvent les frontières pour leurs loisirs, leurs affaires ou leurs activités culturelles.



Beaucoup de gens voyagent en tant que nomades numériques. Les voyageurs partagent souvent des activités communes, comme explorer de nouveaux endroits, profiter de moments heureux et tirer le meilleur parti de leurs voyages.



Les cartes d'embarquement imprimées, les cartes papier et les guides sont ce sur quoi les gens comptaient il y a à peine dix ans... Cependant, les progrès technologiques ont maintenant transformé notre façon de voyager. Parmi les nombreuses solutions technologiques disponibles pour faciliter et améliorer les expériences de voyage, les VPN se classent plus haut.



Vous ne savez pas pourquoi vous devriez utiliser un VPN en voyage? Voici les quatre principales raisons qui vous obligeront à en profiter.



1. Sécurité renforcée sur les réseaux Wi-Fi publics



Le Wi-Fi public est désormais partout, dans les aéroports, les hôtels et les cafés. Ne vous y fiez jamais en voyage. Ces réseaux ouverts sont un terrain fertile pour les cybercriminels qui tentent de voler vos informations personnelles. Dans vos activités en ligne, un VPN peut faire de la magie. Il crypte votre connexion Internet. Ainsi, vous ne perdez pas votre sécurité. Vos activités en ligne, quelles qu'elles soient, restent privées et sécurisées. Lors de vos déplacements, l'accès aux applications bancaires et à la messagerie électronique sera également exempt de piratage potentiel.



2. Accès au Contenu Géo-Restreint



Le contenu Internet est vaste. Chaque pays a des réglementations différentes pour l'accès et le partage de contenu. Imaginez que vous recherchez votre film ou émission préféré et que vous rencontrez un message indiquant: “Ce site est restreint dans votre région.” Ne t'inquiète pas! Il est temps de get a VPN et de l'installer. Cela masquera votre adresse IP. Ensuite, donnez l'impression que vous naviguez depuis votre pays d'origine. Anxieux de savoir ce qui va se passer? Vous contourner les restrictions géographiques et profiterez des activités en ligne sans aucune interruption.



3. Éviter la Discrimination Par les Prix



La diversité est importante dans tous les aspects de la vie, et les voyages ne font pas exception. De nombreux services liés aux voyages, tels que les vols ou les réservations d'hôtel, varient souvent en termes de prix en fonction de votre emplacement. Si vous êtes un voyageur, vous pouvez trouver de meilleures offres tout en économisant de l'argent sur les frais de voyage en même temps. Vous ne savez pas comment? Changez simplement votre emplacement à l'aide d'un VPN. Vous pouvez comparer les prix entre différentes régions avant de finaliser vos réservations.



4. Amélioration De La Confidentialité En Ligne



Voyager n'est pas du tout sûr. Ne prenez donc jamais la protection de vos données personnelles à la légère. Utilisez plutôt un VPN qui crypte votre connexion et masque vos activités de navigation des FAI et des annonceurs. Quoi que vous cherchiez sur le Web, personne ne peut vous suivre. Que ce soit pour partager des détails ou effectuer des transactions en ligne lorsque vous êtes loin de chez vous, vous pouvez le faire en toute sécurité et avec une tranquillité d'esprit ultime.



Verdict Final



Les projets de voyage sont maintenant incomplets sans VPN. En protégeant vos informations personnelles et vos activités en ligne des regards indiscrets, cette technologie numérique fera toute la différence. Avec facilité et confiance, vous pouvez vivre une expérience de voyage dont vous vous souviendrez et que vous chérirez toute votre vie.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Romalı kadın hayırsever Menodora’nın mezarı keşfedildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/romali-kadin-hayirsever-menodora-nin-mezari-kesfedildi/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’daki Sillyon Antik Kenti’nde yapılan kazılarda, “Roma döneminde kentteki birçok yapının inşasını finanse ettiği ve çocuklar için vakıf kurduğu” bilgisi çeşitli kaynaklarda geçen Menodora ‘nın mezarı belirlendi. Serik ilçesindeki antik kentte Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında, Opet ana sponsorluğundaki çalışmalar, Pamukkale Üniversitesi’nden Doç. Dr. Murat Taşkıran’ın başkanlığını yaptığı yaklaşık 50 kişilik ekiple […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 02 Eki 2025 00:23:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'daki Sillyon Antik Kenti'nde yapılan kazılarda, "Roma döneminde kentteki birçok yapının inşasını finanse ettiği ve çocuklar için vakıf kurduğu" bilgisi çeşitli kaynaklarda geçen Menodora 'nın mezarı belirlendi.



Serik ilçesindeki antik kentte Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında, Opet ana sponsorluğundaki çalışmalar, Pamukkale Üniversitesi'nden Doç. Dr. Murat Taşkıran'ın başkanlığını yaptığı yaklaşık 50 kişilik ekiple sürdürülüyor. Kentin ana caddesinde yapılan çalışmalar sırasında, cadde kenarında yer alan ve özel bir alana konumlandırılmasıyla kazı ekibinin dikkatini çeken bir mezarın, M.S. 2. yüzyılda kentte yaşayan "Romalı kadın hayırsever Menodora"ya ait olduğu anlaşıldı. Önceki yıllarda tespit edilen ve üzerinde Menodora'nın kent için yaptığı hayırlar hakkında bilgilerin yer aldığı yazıt da mezarın uygun bir yerine dikildi. Roma dönemindeki kent ileri gelenlerinin mezar yapısı hakkında bilgi verecek mezarda çevre düzenleme çalışmaları devam ediyor. 



Kazı Başkanı Taşkıran, konu ile ilgili yaptığı açıklamada 2025 yılı kazılarında kentin girişinden akropolis olarak adlandırılan tepe noktasına kadar devam eden ana caddeye odaklandıklarını söyledi. Caddenin yaklaşık bir kilometrelik kısmının açıldığını kaydeden Taşkıran, ana caddede kentin önde gelenlerine ait olduğunu değerlendirdikleri bir grup mezarla karşılaştıklarını ve bir mezarın konumuyla dikkatlerini çektiğini ifade etti. Daha önce tespit edilen ve transkripsiyonu yapılan 26 satırlık bir yazıtın da burada gün yüzüne çıkarıldığını belirten Taşkıran, yazıtın Roma döneminde yaşayan, kente bağışlarda bulunan Menodora'ya ait olduğunu dile getirdi.



YAZITTA BAĞIŞLARI VE İMAR FAALİYETLERİ ANLATILIYOR



Yazıtta Menodora ve ailesinin kent için yaptığı bağışlar ve imar faaliyetlerinin bir özetinin yer aldığını anlatan Doç. Dr. Taşkıran, şöyle konuştu: "Daha önce transkripsiyonu yapılan yazıtı farklı tekniklerle değerlendirdiğimizde yeni detaylara da ulaştık. Menodora'nın mezarını genel itibarıyla tespit etmiş bulunmaktayız. Menodora'nın mezarının yakınında bulunan yazıt, yapılan çalışmalar sonucu uygun olan yerine dikildi. Bundan sonraki süreçte amaç, mezarda, etrafında çevre düzenlemesi yapmak ve alanın daha net görülmesini sağlamak. Ziyaretçilerin antik dönem mezar mimarisini, özellikle elitlerin mezarlarının nasıl olduğunu kafalarında canlandırabilmeleri için çalışmalarımız devam edecek." Hayırseverliğin özellikle Roma döneminde çok önemli bir müessese olarak birçok kentte, güçlü isimlerle karşılarına çıktığını ve Menodora'nın da bunlardan biri olduğunu belirten Taşkıran, yapılan çalışmaların Menodora'nın antik Akdeniz'in en zengin ve hayırsever kadınlarından biri olduğunu gösterdiğini vurguladı.







"BİR KENTİN BİR KADIN ELİYLE NASIL AYAĞA KALKABİLECEĞİNİN ÖRNEĞİ"



Menodora'nın "bahtsız bir kaderi" olduğunun bilindiğini ifade eden Taşkıran, "Babası Megakles'i erken yaşta kaybediyor. Ardından kocası Apollonios, ondan bir süre sonra da oğlu hayatını kaybediyor. Acılı bir kadın aslında. Bu acılarını bir kenara bırakıp, ailesinden kalan serveti, gücü Sillyon için kullanıyor ve ömrünün kalanını Sillyon'un ihyası için harcıyor." dedi. Taşkıran, yazıt ve başka arkeolojik verilerden, Menadora'nın, günümüzde kent meclisi başkanlığı olarak da değerlendirilebilecek bir görevi ve gymnasiumun (spor okulu) yöneticiliği yaptığının ve çocuklar için vakıf kurduğunun bilindiğini ifade etti. Özellikle çocukların eğitimine önem veren hayırseverin, anıtsal yapı ve tapınak inşa ettirdiğinin de kayıtlarda yer aldığını bildiren Taşkıran, "Hamam ve stadionun (stadyum) da onun dönemi yapıları olduğunu biliyoruz. Bir kentin bir kadın eliyle nasıl ayağa kalkabileceğini Menodora örneğinde görebiliyoruz." diye konuştu.







KENTİ İÇİN 300 BİN GÜMÜŞ PARA HARCAMIŞ



Doç. Dr. Murat Taşkıran, Menodora'nın bilinen hayırseverlik kavramından farklı bir karakter olarak karşılarına çıktığının altını çizerek, şunları kaydetti: "Birçok kentte örneğin Plancia Magna gibi hayırseverler olduğunu biliyoruz. Menodora'nın özelliği tamamen acılarını bir tarafa bırakıp, kendini vatanına adamış olması. Bütün servetini hayır için harcıyor. Bu da uzmanlar tarafından 300 bin denarius (gümüş para) olarak telaffuz edilir. Bu da Menodora'yı antik dönemin en çok para harcayan hayırseveri olarak nitelendirmemizi sağlıyor. Menodora, Sillyon gibi zor ve engebeli bir araziyi ilmek ilmek işleyerek düzenli bir Akdeniz kenti haline getiriyor. Başka bir ifadeyle hayırsever olmasının yanında iyi bir vizyoner ve kent planlamacısı."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum Altın Mozole Ödülleri sahiplerini buldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrum-altin-mozole-odulleri-sahiplerini-buldu/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) tarafından bu yıl ilk kez gerçekleştirilen; Bodrum’un sanatçılarını, zanaatkârlarını ve değer yaratan isimlerini onurlandırmak amacıyla düzenlenen Bodrum Altın Mozole Ödülleri (BAM), düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu. Bodrum’un kültürel mirasını, sanatını, gastronomisini ve turizmdeki yenilikçi çalışmalarını geleceğe taşıyan, iş ve sanat dünyasından önemli isimlerin bir araya geldiği Bodrum Altın Mozole Ödül […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 30 Eyl 2025 14:06:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) tarafından bu yıl ilk kez gerçekleştirilen; Bodrum’un sanatçılarını, zanaatkârlarını ve değer yaratan isimlerini onurlandırmak amacıyla düzenlenen Bodrum Altın Mozole Ödülleri (BAM), düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.



Bodrum’un kültürel mirasını, sanatını, gastronomisini ve turizmdeki yenilikçi çalışmalarını geleceğe taşıyan, iş ve sanat dünyasından önemli isimlerin bir araya geldiği Bodrum Altın Mozole Ödül Töreni'nde Türkiye’nin alanında uzman tanınmış isimlerden oluşan jüri üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda; Bodrum’un değerlerini koruyan, sürdürülebilirliği ve toplumsal faydayı merkezine alan kişi ve kurumlara ödüller verildi. BOTAV Yönetim Kurulu Başkanı ve Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, tören açılış konuşmasında şunları söyledi: 



“BOTAV olarak ilk defa hayata geçirdiğimiz Bodrum Altın Mozole Ödül Törenimiz, yılllardan beri Bodrum’un kültürel, sosyal ve ekonomik hayatına değer katmış nice işletmecileri, nice isimleri, nice değer katan güzide insanları onurlandıracağımız, onları mozoleyi yansıtan simgesel bir ödülle taçlandıracağımız bir törendir. Kral Mausolos’a eşi Artemisia tarafından M.Ö. 4. yüzyılda yaptırılmış olan ve dünyanın yedi harikasından biri olan güzel eser bu topraklarda olduğu için kendimizi çok şanslı hissetmeliyiz. Yaşadığı dönemde 45 metrelik kaidesiyle dünyanın en görkemli eserleri arasında bulunan mozole, şu anda maalesef ki British Museum’da. Birçok vakfımız ve birçok derneğimiz, getirilmesi konusunda çok büyük çalışmalar yaptı. Ben inanıyorum ki BOTAV Yönetim Kurulu'nun, ödülün adını 'Altın Mozole' koymasının altında çok kıymetli bir anlam yatıyor. Belki günün birinde bu tören, mozolenin önünde yapılacak ve layık olan, ait olan değer Bodrum’a geri dönmüş olacak.



Aslında hayalimiz, ilham kaynağımız ve yola çıkış noktamız tamamen budur. Bodrum Altın Mozole Ödülleri, birbirinden güzel, ihtişamlı, görkemli insanlara, onlara yakışan değer altın olduğu için böyle seçildi ve onların içinde bulunduğu bu değeri yaşatan dünyanın yedi harikasından birine sahip olduğumuz mozole olduğu için de altın mozole olarak taçlandırıldı. BOTAV Yönetim Kurulu'nda görev alan kıymetli arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. BOTAV’a inanmaya ve Bodrum’un içinden doğan değerlerin Bodrum adına çalışma gayretine lütfen inanın. Sürdürülebilirlik anlamında inanıyorum ki Bodrum Altın Mozole Ödülleri, Bodrum var oldukça var olmaya devam edecek.”







BODRUM ALTIN MOZOLE ÖDÜLLERİ JÜRİ ÜYELERİ




Gastronomi Kategorisi Jüri Üyeleri: Kaya Demirer, Melih Şahinöz, Gökmen Sözen, Sitare Baras, Sadettin Cesur, Mehmet Nane.



Konaklama Kategorisi Jüri Üyeleri: Saffet Emre Tonguç, Bahar Akıncı, Oya Narin, Abdülkadir Ateş, Prof. Dr. Gökhan Ayazlar.



Eğlence Kategorisi Jüri Üyeleri: Zümrüt Yezdani Kedik, Süleyman Demir, Kerimcan Akduman, Yiğit Akdemir.



Kültür & Sanat Kategorisi Jüri Üyeleri: Dr. Feride Çelik, Nebil Özgentürk, Ayça Okay, Prof. Dr. Bilal Söğüt, Prof. Dr. Burcu Karabey, Doç. Dr. Merve Kaptan.



Doğa & Sürdürülebilirlik Kategorisi Jüri Üyeleri: Kerim Sabuncuoğlu, Prof. Dr. Levent Kurnaz, Kıvılcım Kocabıyık, Asli Pasinli, Süha Derbent.



Sosyal Etki Kategorisi Jüri Üyeleri: Dilara Koçak, Emine Erdem, Prof. Dr. Itır Erhart, Mehru Öztürk, Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak.



Denizcilik Kategorisi Jüri Üyeleri: Tuna Altunkaya, Kerem Başer, Şeref Sevi, Yaman Olgaç, Sinan Özer, Şevket Nalbantoğlu.








ÖDÜL KAZANANLARI




Kültür & Sanat Kategorisi:



Görsel ve Sahne Sanatları/Etkinlikler: Bodrum Belediyesi (Bodrum'un Kültür ve Tarih Yolculuğu)



Sergi Alanları: İnspera Bodrum Sanat Merkezi



Konaklama Kategorisi:



Konsept/Tematik Otel: Ruins Luxury Resort



60 Oda ve Üzeri Kapasite Otel: Mandarin Oriental, Bodrum



60 Oda ve Altı Kapasite Otel: Churchill



Gastronomi Kategorisi:



Lokal Restoranlar: Orfoz Restoran



Enternasyonal Restoranlar: Roka



Şef Restoranlar: Maça Kızı



Denizcilik Kategorisi:



Yat İşletmecileri ve Deniz Araçlarına Hizmet Veren Şirketler: Merhaba 1961



Marinalar-Tersane ve Çekek: Ağanlar Shipyard Marina



Yat Üreticileri: Ege Yat



Başarılı Sporcu Ödülü: Aysu Türkoğlu



Doğa ve Sürdürülebilirlik Kategorisi



Bodrum'un Doğal Mirasını Koruyan Çevre Dostu ve Sürdürülebilir Projeler: Yaveş Gari-İyi Temiz Adil Gıda Odaklı Yerel Slow Hareketi



Eğlence Kategorisi



Gece Kulübü: Marina Yacht Club Bodrum



Bar: Sips Barcelona



Kokteyl Bar: Katip Kokteyl Bar



Ruins Özel Ödülü



Ressam Devrim Erbil



Başka Bir Hayat Diliyorum Derneği



Onur Ödülleri



Halikarnas Gece Kulübü - Süleyman Demir



Kısmet Lokantası - Orhan Dumanlı



Futa - Hatice Cem



Ara Collection - Ali Rıza Akdolu



Körfez Restoran - Ali Subaşıoğlu



Sünger Avcısı İbrahim Totoz, 



Güney Sandalet - Hilmi Güney



Cactus Grup - Ünsal Tülbentçi



STS Bodrum - Yücel Köyağasıoğlu ve Erman Aras



Bodrum Sağlık Vakfı - Hülya Kocadon








Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) Hakkında…



1996 yılında kurulan Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV), Bodrum’un tarihsel, doğal, kültürel ve insani değerlerini dünyaya tanıtmak amacıyla faaliyet göstermektedir. Kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği tanıtım çalışmaları ve uluslararası fuar organizasyonlarıyla Bodrum’un turizm gelirlerine önemli katkılar sağlayan BOTAV, vizyonunu sürdürülebilir büyüme ve global marka olma hedefi üzerine inşa etmiştir. Vakıf, Bodrum’un dünya çapındaki bilinirliğini artırmayı ve kentin değerlerini geleceğe taşımayı misyon edinmiştir. 2025 yılı itibarıyla tanıtım faaliyetlerine yeni bir ivme kazandıran BOTAV, yılın ilk aylarında düzenlenen Yapay Zeka Buluşmaları Konferansı, Bodrum Marka Konferansı ve tamamlanan e-ticaret eğitimleri ile Bodrum’un turizmde geleceğe hazırlanan yüzünü ortaya koymuştur. Yılın son çeyreğinde ise heyecan verici bir organizasyona imza atacak olan vakıf, BAM Ödülleri ile Bodrum’un tanıtım çalışmalarını daha da hızlandıracak ve kenti hem ulusal hem de uluslararası fuarlarda güçlü bir şekilde temsil etmeye devam edecektir. Tanıtım vizyonunu akademik alana da taşıyan BOTAV, önümüzdeki dönemde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi iş birliğiyle markalaşma konferanslarına devam edecek; alanında uzman isimler ve akademisyenlerle yürütülecek bu çalışmalar, Bodrum’un marka değerini geleceğe taşımayı hedeflemektedir. BOTAV, turizmde yalnızca bugünü değil, geleceği de tasarlayan bir anlayışla yoluna devam etmektedir.



Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı, BOTAV Yönetim Kurulu Üyesi ve Cactus Otel Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Nurçe Erben Hakan ve BOTAV Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Uysal’ın da konuşma yaptığı Bodrum Altın Mozole Ödül Töreni'nin sunuculuğunu, televizyoncu ve sunucu Mesut Yar üstlendi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Global Tourism Forum 2025 turizmin liderlerini Brüksel’de buluşturuyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/global-tourism-forum-2025-turizmin-liderlerini-brukselde-bulusturuyor/</link>
        <description><![CDATA[Dünya Turizm Forumu Enstitüsü (World Tourism Forum Institute – WTFI), turizm sektörünün en prestijli buluşmalarından biri olan Global Tourism Forum (GTF) Yıllık Toplantısı 2025’i 19-21 Ekim 2025 tarihlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenliyor. “Değişen Dünyada Turizmi Yeniden Tanımlamak” temasıyla gerçekleştirilecek etkinlik, turizmin geleceğine yön verecek devlet başkanları, bakanlar, uluslararası kuruluşların temsilcileri, sektör liderleri ve yatırımcıları bir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 29 Eyl 2025 21:52:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünya Turizm Forumu Enstitüsü (World Tourism Forum Institute – WTFI), turizm sektörünün en prestijli buluşmalarından biri olan Global Tourism Forum (GTF) Yıllık Toplantısı 2025’i 19-21 Ekim 2025 tarihlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenliyor. "Değişen Dünyada Turizmi Yeniden Tanımlamak" temasıyla gerçekleştirilecek etkinlik, turizmin geleceğine yön verecek devlet başkanları, bakanlar, uluslararası kuruluşların temsilcileri, sektör liderleri ve yatırımcıları bir araya getirecek.



Brüksel’de Üç Günlük Küresel Buluşma



Etkinlik, 19 Ekim Pazar günü Belga Queen Restaurant’ta gerçekleştirilecek özel karşılama yemeği ile başlayacak. WTFI üyeleri, bakanlar ve heyet başkanlarının katılacağı bu seçkin davet, üst düzey diyalog ve kültürel etkileşim için özel bir zemin hazırlayacak.







Açılış ve İlk Gün – 20 Ekim 2025



Brüksel Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi’nde düzenlenecek forumun açılış oturumu, Birleşmiş Milletler Turizm Genel Sekreter Adayı Shaikha Al Nowais’in katılımıyla yapılacak.



• Açılış konuşmaları: Jean-Jacques Morin (Accor Group Başkan Yardımcısı) ve Bulut Bağcı (WTFI Başkanı).• Kadın Liderliği Oturumu: “Turizmde Kadınların Gücü: Daha Kapsayıcı Bir Gelecek” başlıklı özel söyleşi.• Havacılık 2050 Vizyonu: Eurocontrol yöneticileri ile Avrupa havacılığının geleceği.• Havalimanları 2030: Dubai Havalimanları CEO’su Paul Griffiths ile dönüşüm vizyonu.• Yeni Dünya Düzeninde Turizm: Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kuban Omuraliev, eski AB Komiseri Dimitris Avramopoulos ve bölgesel liderlerle jeopolitik tartışma.• Yapay Zekâ & Turizm – 500 Milyar Dolarlık Dönüşüm: Teknoloji devlerinin CEO’larıyla geleceğin turizm teknolojileri.



Akşam saatlerinde ise turizmin en prestijli ödülleri olan World Tourism Awards 2025, kırmızı halı töreniyle sahiplerini bulacak. Dünyanın dört bir yanından seçilen “Turizmin En İyi 100” destinasyon, lider ve kurumları ödüllendirilecek.



İkinci Gün – 21 Ekim 2025



Forumun ikinci günü; sürdürülebilirlik, yatırım ve yeni iş modelleri üzerine odaklanacak:



• NextGen Policy Lab: Kamu-özel sektör iş birliklerinde yeni nesil modeller.• Destination 2050: Akıllı Şehirler: Brüksel, Berlin, Zagreb ve Katar turizm ofisleriyle şehirlerin geleceği.• Afrika’nın Yükselişi: Angola, Nijerya, Mısır, Gana ve Mozambik turizm bakanlarıyla altyapı, istihdam ve yatırım tartışmaları.• Sermaye ve Yatırım Oturumları: Özel sermaye fonları, kraliyet aileleri ve yatırımcılarla küresel turizm yatırımlarının geleceği.• Sürdürülebilir Havacılık: Boeing, AerCap ve PIF yöneticileriyle çevre dostu stratejiler.• Yeni Medya ve Turizmde Etki Dinamikleri: Küresel medya liderleri ve influencer’larla destinasyonların marka yönetimi.• Mavi Ekonomi: Gemi inşa, ticaret ve turizmin geleceği üzerine özel oturum.







WTFI Başkanı Bulut Bağcı: Turizmi yeniden şekillendireceğiz



Dünya Turizm Forumu Enstitüsü Başkanı Bulut Bağcı, etkinlik öncesinde yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Global Tourism Forum 2025 yalnızca bir konferans değil, turizmin geleceğini şekillendirecek bir platformdur. Brüksel’de bir araya gelen devlet adamları, yatırımcılar ve sektör liderleri; sürdürülebilirlikten yapay zekâya, altyapı yatırımlarından medya etkisine kadar tüm boyutlarıyla turizmi tartışacak. Amacımız, dünyayı turizm aracılığıyla yeniden birbirine bağlamak ve kalıcı iş birlikleri geliştirmek.”



KATILIMCI PROFİLİ VE ETKİNLİK DETAYLARI 



Forum, 60’tan fazla ülkeden bakan, büyükelçi, turizm ofisi yöneticisi, CEO ve yatırımcıyı ağırlayacak. Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu’dan geniş bir katılım bekleniyor. Etkinlik detayları:



• Tarih: 19-21 Ekim 2025• Yer: Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi, Brüksel• Organizatör: World Tourism Forum Institute (WTFI)• Tema: “Değişen Dünyada Turizmi Yeniden Tanımlamak”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ATF25, SKAL International Dünya liderleriyle buluşturuyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/atf25-skal-international-dunya-liderleriyle-bulusturuyor/</link>
        <description><![CDATA[ATF25, dünyanın en yaygın turizm STK’sı SKAL International’ın başkanlarını ağırlayarak sektöre yeni bir pencere açıyor. Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), bu yıl turizmin küresel ölçekteki en önemli ağlarından biri olan SKAL International ile güçlü bir iş birliğine imza atıyor. Turizmin vizyon buluşması ATF25, SKAL International çatısı altındaki dünya liderlerini ağırlayarak, küresel dostlukların ve pazarlar arası […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 29 Eyl 2025 18:03:01 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[ATF25, dünyanın en yaygın turizm STK’sı SKAL International'ın başkanlarını ağırlayarak sektöre yeni bir pencere açıyor.



Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), bu yıl turizmin küresel ölçekteki en önemli ağlarından biri olan SKAL International ile güçlü bir iş birliğine imza atıyor. Turizmin vizyon buluşması ATF25, SKAL International çatısı altındaki dünya liderlerini ağırlayarak, küresel dostlukların ve pazarlar arası bağlantıların önemini öne çıkaracak.



Antalya Uluslararası Fuar Merkezi’nde 7. kez düzenlenecek olan ATF25, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğu ve Kilit Hospitality Group ana partnerliğiyle 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak. 70’ten fazla ülkeden 40.000’in üzerinde profesyonel ziyaret ve 1.000’in üzerinde turizm markası ile gerçekleşecek olan ATF25, “Sürdürülebilir Misafirperverlik” temasıyla sektörde farkındalığın artmasına öncülük ediyor.







KÜRESEL LİDERLER ANTALYA’DA



“Küresel Pazarlar, Ortak Gelecek – Skal Dünya Liderleriyle Turizmde Küresel Bağlantılar” başlıklı oturumun başkanlığını, geçmiş dönem SKAL Dünya Başkanı Salih Çene üstlenecek. Katılımcılar arasında ise SKAL International Dünya Başkanı Denise Scrafton (Avusturalya), SKAL International Başkan Yardımcısı ve 2026 Seçilmiş Dünya Başkanı Andres Hayes (Amerika), Finans Direktörü ve 2026 Başkan Yardımcısı Mohan N.S.N (Hindistan), SKAL International geçmiş dönem Dünya Başkanları Hülya Aslantaş ve Salih Çene yer alacak.



TURİZMİN GELECEĞİNE YÖN VEREN KONULAR



ATF25’te gerçekleşecek bu özel oturumda, turizm profesyonellerinin dünyayı daha iyi bir yer haline getirme misyonunu nasıl taşıyabileceği, farklı pazarlarda çalışmanın avantajları ve zorlukları, pandemi sonrası gelişen dayanışma örnekleri, yeni pazarlara açılmada dost ülkelerle kurulan bağların önemi ve SKAL çatısı altındaki iş birliklerinin sektöre sağladığı katkılar ele alınacak. Ayrıca, sürdürülebilir ve kalıcı uluslararası ilişkiler için geliştirilebilecek stratejiler ile geleceğin turizminin hangi pazar bağlantılarından besleneceği de tartışılacak.







SKAL ÜYELERİNE ÖZEL DAVET



Bu iş birliği kapsamında, dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren tüm SKAL üyeleri ATF25’e davet edildi. Antalya’da gerçekleşecek bu buluşma, SKAL’ın küresel ağını Türkiye’de bir araya getirerek üyelerine yeni iş birlikleri geliştirme, sektörel yenilikleri yakından takip etme ve uluslararası turizm profesyonelleriyle doğrudan temas kurma fırsatı sunacak. Bu kapsamda ATF25 yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada turizm profesyonellerinin dikkatini çeken küresel bir buluşmaya ev sahipliği yapacak. 



"TURİZM SEKTÖRÜ İÇİN TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK BULUŞMA NOKTASI"



SKAL Antalya Başkanı Uğursal Uğur, bu iş birliğinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, artık turizm sektörü için Türkiye’nin en büyük buluşma noktası olduğunu kanıtlamıştır. SKAL olarak, bu yolculukta ATF Kurucusu Selçuk Meral’i tebrik ediyoruz ve her zaman iş birliğimizi sürdürüyoruz. ATF25’e SKAL Türkiye Federasyonu Başkanımız Emre Gezgin, yönetim kurulu, tüm SKAL kulüp başkanlarımız ve 500’ün üzerinde SKAL üyesi kardeşlerimiz katılım gösterecek. Önemli konulara değindiğimiz ve farklı bakış açıları kazandığımız bir panel olacağını düşünüyorum. ATF25’te görüşmek üzere.”







ATF25'TE GÜÇLÜ YENİLİKLER



ATF, bu yıl yaptığı yenilikler ve sektörde lider konumunun sorumluluğu ile katma değer üretiyor. “Sürdürülebilir Misafirperverlik” teması kapsamında başlatılan ATF SHE burs programı, genç girişimcilere fırsat tanıyan Start-Up Adası ve turizmde tasarım ve inovasyonu ödüllendiren Tourism Design Awards, ilham verici fikirlerin küresel ölçekte görünürlük kazandığı buluşma noktaları olacak. Bu yıl ayrıca “Eğitim Şart” mottosuyla düzenlenecek ATF25 Workshops, turizm profesyonellerinin bilgi, beceri ve vizyonlarını geliştirmeye yönelik interaktif eğitimlerle sektöre değer katacak. Fuarın açılışı, Milli Sporcu ve Sunucu Çağla Kubat’ın sunumuyla gerçekleşecek. Kubat, aynı zamanda bu yılın teması doğrultusunda Türk turizminin gelişiminde öncü rol üstlenen yerel yöneticilerin onurlandırılacağı “Türk Misafirperverliğinin Öncüleri” Onur Töreni’nin de sunuculuğunu üstlenecek.



ÇOK YÖNLÜ BİR DENEYİM



ATF25’in üçüncü günü, sanat ve bilim dünyasından önemli isimlerin konuşmalarıyla öne çıkacak. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı (24 Ekim, 11:00), sanatın turizmle kesişen yollarını aktarırken; aynı gün saat 13.00’te Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, turizmin ekonomik dinamiklerini değerlendirecek. Saat 15.00’te ise Prof. Dr. Sinan Canan, insan davranışları ve beyin bilimleri perspektifinden turizmin geleceğine ışık tutacak. Ticaret Bakanlığı desteği, UFI üyeliği ve SKAL International ile yapılan iş birlikleriyle uluslararası prestijini artıran ATF25; sanat, ekonomi, bilim ve sporu aynı platformda buluşturarak çok yönlü bir deneyim sunuyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Marmaris’e gelen kruvaziyer gemisi 445 yolcu getirdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/marmarise-gelen-kruvaziyer-gemisi-445-yolcu-getirdi/</link>
        <description><![CDATA[Bahamalar bayraklı “Seven Seas Navigator” kruvaziyeri, Marmaris Limanı’na yanaşarak 445 yolcuyu şehre getirdi. Yolcular, Marmaris’in tarihi ve turistik yerlerini gezdi. Muğla’nın Marmaris ilçesine gelen ” Seven Seas Navigator” isimli kruvaziyer 445 yolcu getirdi. Bahamalar bayraklı 171 metre uzunluğundaki gemi, Marmaris Limanı’nın büyük iskelesine yanaştırıldı. İstanbul’dan gelen gemide ABD’li, Kanadalı ve İngiliz 445 yolcu ile 362 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 28 Eyl 2025 15:30:30 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bahamalar bayraklı "Seven Seas Navigator" kruvaziyeri, Marmaris Limanı'na yanaşarak 445 yolcuyu şehre getirdi. Yolcular, Marmaris'in tarihi ve turistik yerlerini gezdi.



Muğla'nın Marmaris ilçesine gelen " Seven Seas Navigator" isimli kruvaziyer 445 yolcu getirdi. Bahamalar bayraklı 171 metre uzunluğundaki gemi, Marmaris Limanı'nın büyük iskelesine yanaştırıldı. İstanbul'dan gelen gemide ABD'li, Kanadalı ve İngiliz 445 yolcu ile 362 personelin bulunduğu belirtildi.



Gümrük işlemlerinin ardından limandan ayrılan turistler; Marmaris Çarşısı, Kaleiçi ile Yat Limanı'nı gezdi, tarihi ve turistik yerleri ziyaret etti. Akşam saatlerinde ilçeden ayrılacak geminin bir sonraki durağının Alanya Limanı olacağı öğrenildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul Turizm Fuarı 2025: Tarihi şehirde dünyanın buluşma noktası]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-turizm-fuari-2025-tarihi-sehirde-dunyanin-bulusma-noktasi/</link>
        <description><![CDATA[25-26 Eylül’de İstanbul, yine bir kez daha turizmin kalbinin attığı şehir oldu. İstanbul Turizm Fuarı (ITF), üçüncü kez kapılarını açtı ve bu kez daha da güçlü, daha da iddialıydı. Ben de bu yıl ilk kez katıldım. Bir gözlemci olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, İstanbul yalnızca ev sahibi değil, aslında bu fuarın ruhu olmuştu. İstanbul’un böyle […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 28 Eyl 2025 15:30:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[25-26 Eylül’de İstanbul, yine bir kez daha turizmin kalbinin attığı şehir oldu. İstanbul Turizm Fuarı (ITF), üçüncü kez kapılarını açtı ve bu kez daha da güçlü, daha da iddialıydı. Ben de bu yıl ilk kez katıldım. Bir gözlemci olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, İstanbul yalnızca ev sahibi değil, aslında bu fuarın ruhu olmuştu.



İstanbul’un böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapması aslında sürpriz değil. Tarih boyunca doğu ile batının, kuzey ile güneyin yolları burada kesişti. Ticaret yolları, kültürler, inançlar, medeniyetler hep bu şehirde buluştu. Bugün de turizm dünyası, aynı ruhla İstanbul’da bir araya geliyor. ITF’nin üç yıldır üst üste bu şehirde düzenlenmesi, İstanbul’un “uluslararası turizm başkenti” rolünü perçinleyen çok önemli bir gösterge.







Benim için ayrı bir anlamı vardı, çünkü bu fuara ilk kez katıldım. Daha kapıdan girer girmez farklı dillerde konuşan insanların coşkusu, dünyanın dört bir yanından gelen profesyonellerin hareketliliği, renkli stantlar ve karşılıklı tanıtım çabaları hemen göze çarpıyordu. Sanki tek bir salonda küçük bir dünya kurulmuş gibiydi. İstanbul’un enerjisiyle birleşince ortaya çok canlı, çok heyecan verici bir tablo çıktı.







Rakamlar organizasyonun çok güçlü olduğunun bir göstergesiydi. Bu yıl fuara 50 ülkeden 500 firma katıldı. Katılımcılar arasında oteller, seyahat acenteleri, destinasyon tanıtım ofisleri, tur operatörleri ve teknoloji şirketleri vardı. Ziyaretçi sayısı ise 15 bini aştı. Özellikle 2.500’den fazla seyahat acentesinin İstanbul’a gelmiş olması, fuarın iş bağlantıları açısından ne kadar kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Kısacası, bu sadece bir fuar değil, aynı zamanda yeni sezon için kontratların imzalandığı, işlerin hız kazandığı dev bir pazar alanıydı.







Fuar kapsamında düzenlenen Turizm Zirvesi oturumlarında çok dikkat çekici konular vardı. Benim ilgimi en çok çeken konulardan biri, turizmin sadece tatil değil, aynı zamanda kültür, sanat ve deneyim odaklı bir hale geldiğinin vurgulanması oldu. Fuar alanında dolaşırken özellikle Muğla’nın standı oldukça ilgi çekiciydi. Doğası, kültürel değerleri ve deniz turizmiyle bütünleşik bir hikâye sundular. KKTC de yine güçlü bir şekilde sahnedeydi; alternatif tatil seçenekleri ve kültürel zenginlikleri öne çıkararak ziyaretçilerin ilgisini topladı. Burada şunu hissettim: İstanbul fuarın merkeziydi ama aslında tüm Türkiye vitrine çıkmıştı.







Zincir oteller de fuarın en dikkat çeken aktörlerindendi. Stantlarda gezerken otel görevlileriyle konuşma fırsatı buldum. Herkesin ortak beklentisi, 2026 sezonunun çok daha güçlü bir başlangıç yapacağı yönündeydi. Zamanlamanın önemine dikkat çekmek istiyorum. Fuarın eylül sonunda yapılması boşuna değil. Bu dönem, turizm sektöründe kontratların yapıldığı kritik zamanlardan biri. Yani buradaki görüşmeler, doğrudan 2026 sezonunu şekillendirecek. Kendi gözlemlerime göre de acentelerle otel yöneticilerinin sürekli toplantılar halinde olduğunu görmek, bu etkinliğin ticari açıdan ne kadar verimli geçtiğini açıkça gösteriyordu.







İstanbul'un Mesajı



Sonuçta, İstanbul Turizm Fuarı 2025 sadece iki gün sürdü ama etkisi çok daha uzun soluklu olacak. İstanbul, bu organizasyonla dünyaya şu mesajı verdi: “Ben sadece bir turizm destinasyonu değilim, aynı zamanda sektörün buluşma noktasıyım.” 







Benim için de unutulmaz bir deneyim oldu. İlk kez katıldığım bu fuarda gördüğüm enerji, çeşitlilik ve iş birliği ruhu bana şunu düşündürdü: İstanbul’da turizm fuarı demek, aslında dünyanın turizm geleceğinin masaya yatırılması demek. Bu nedenle İstanbul’un böylesi değerli bir buluşmaya ev sahipliği yapması, hem şehre hem de Türkiye’ye çok büyük bir değer katıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kültür Yolu Festivali’nin galası AKM’de yapıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kultur-yolu-festivalinin-galasi-akmde-yapildi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen “İstanbul Kültür Yolu Festivali”nin galası, sanat ve siyaset dünyasından birçok ismin katılımıyla Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, galada yaptığı konuşmada, 5 yıl önce İstanbul’da başlayan Kültür Yolu Festivali’ni artık dünyanın ilgiyle ve hayranlıkla takip ettiğini söyledi. Kültür Yolu Festivalleri’ni başlatırken, kültür sanatla […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Eyl 2025 12:58:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen "İstanbul Kültür Yolu Festivali"nin galası, sanat ve siyaset dünyasından birçok ismin katılımıyla Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, galada yaptığı konuşmada, 5 yıl önce İstanbul'da başlayan Kültür Yolu Festivali'ni artık dünyanın ilgiyle ve hayranlıkla takip ettiğini söyledi.



Kültür Yolu Festivalleri'ni başlatırken, kültür sanatla bütünleşmiş bir turizm vizyonu ortaya koymak istediklerini belirten Ersoy, "Yurdumuzun dört bir yanına dünya çapında kültür sanat etkinliklerini ulaştırmak ve şehirlerimizin turizm potansiyelini en üst noktaya taşımak istedik. Bugün geldiğimiz noktada, binlerce etkinlik, milyonlarla buluşan on binlerce sanatçı ve ortaya çıkan muhteşem bir sinerjiyle bu vizyonun gerçekleştiğini görüyoruz. Bu yolda en çok önem verdiğimiz unsurlar, sürdürülebilirlik ve halkımızın hayatına gerçek anlamda değer katmak oldu." dedi.



Ersoy, festivalin Türkiye'nin dört bir yanına yayıldığını anlatarak, şöyle devam etti: "Her şehir kendi tarihi, kendi kültürel kimliği ve kendi ruhuyla bu festivallere can vermiştir. İstanbul ise bu hikayenin merkezinde, kalbinde yer alıyor. Çünkü İstanbul, binlerce yıllık tarihiyle sadece bizim değil, tüm insanlığın da gözbebeğidir. Ayasofya'dan Topkapı Sarayı'na, Galata'dan Beyoğlu'na, Boğaziçi'nden Haliç'e uzanan bu şehir, farklı kültürlerin, farklı inançların ve farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan eşsiz bir açık hava müzesidir.



İstanbul Kültür Yolu Festivali, bu büyük mirası çağdaş sanatın en güçlü ifadeleriyle buluşturuyor. Müzikten tiyatroya, edebiyattan dijital sanata, sergilerden konserlere kadar yüzlerce etkinlik boyunca hem İstanbullulara hem de şehrimize gelen misafirlere unutulmaz bir deneyim sunuyoruz. Burada sanat, sokaklarda dolaşıyor, meydanlarda yankılanıyor, tarihi mekanlarda hayat buluyor."







"Turizmi kültürle iç içe yaşatan bir anlayışı hayata geçirmiş oluyoruz"



Bakan Ersoy, bugün dünya turizminde önemli bir değişim yaşandığına işaret ederek, "Artık insanlar sadece görmek için değil, hissetmek için, deneyimlemek için seyahat ediyor. İşte biz de Kültür Yolu Festivalleri ile tam olarak bunu sunuyoruz. Bir şehrin ruhunu hissettiren, ziyaretçilere kalıcı bir hafıza bırakan, turizmi kültürle iç içe yaşatan bir anlayışı hayata geçirmiş oluyoruz. Bu festival tüm olumlu katkılarının yanı sıra genç sanatçılarımız için bir vitrin, ustalarımız için bir saygı duruşu, uluslararası kültür ve sanat çevreleri içinse bir davetiye mahiyetindedir." değerlendirmesini yaptı.



Kültür Yolu Festivalleri'nin sanatın her dalını kucakladığını dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:"Modern sanatlar kadar geleneksel ve klasik sanatlarımızı da her geçen yıl daha güçlü şekilde öne çıkarıyoruz. Somut olmayan kültürel mirasımızı yaşatan sanatçılarımıza alan açıyor, onları geleceğe taşıyoruz. Bilimsel etkinliklerden yaşayan miras şölenlerine, Anadolu şenliklerinden gençlerimizle kurduğumuz gönül köprülerine kadar bir bütün olarak Türkiye'nin kültürel zenginliğini sergiliyoruz. Bu doğrultuda şehirlerimizin marka değerlerini artırmak için birçok tanıtım ve turizm faaliyetini hayata geçirdik, geçiriyoruz."



"Bir Anadolu Şenliği" Bitlis'te 28 Eylül'de sona erecek



Ersoy, Bakanlık olarak yerel ve geleneksel değerleri öne çıkarmak, kültür ve sanatı herkes için ulaşılabilir kılmak adına "Bir Anadolu Şenliği" adıyla yeni bir etkinliği hayata geçirdiklerini söyledi. Şenliğin, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 5 şehirde hayata geçirildiğini aktaran Ersoy, "22 Ağustos'ta Hakkari'de başlayan Bir Anadolu Şenliği'ni daha sonra sırasıyla Tunceli, Şırnak ve Bingöl'de gerçekleştirdik. Şenliğimizin son durağı Bitlis'teki etkinliklerimiz bu pazar günü yani 28 Eylül'de sona erecek. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli önderliğinde başlayan 'Terörsüz Türkiye' vizyonunun en önemli bileşenlerinden biridir işte bu çalışma." diye konuştu.



İstanbul Festivali'nde bu yıl 110 noktada, 180 başlık altında 730 etkinliği sanatseverlerle buluşturduklarını belirten Bakan Ersoy, şu bilgileri verdi: "Etkinlik sayısı bakımından geçtiğimiz yılın oldukça üzerine çıktık. Festivalimizde bu yıl da dünyaca ünlü sanatçılar, orkestralar, topluluklar ve sergiler bizlerle olacak. Rusya'nın efsanevi bale topluluğu Bolşoy Tiyatrosu ilk kez İstanbul'da sahne alıyor. 'Romeo ve Juliet' ile başlayacak gösteriler 'Kuğu Gölü' ile devam edecek ve 4 akşam boyunca bizlere büyüleyici anlar yaşatacak. Modern klasik müziğin önemli isimlerinden Andrea Vanzo, AKM'de unutulmaz bir konser verecek."



"Filistin'deki zulme bir kez daha sessiz kalmadığımızı tüm dünyaya duyuracağız"



Ersoy, bu yıl festivalde sergilerin de zengin olduğuna dikkati çekerek, "Salvador Dali'nin eserlerini içeren 'Sürrealizmin Başyapıtları', Henri Matisse'in 'Şekillerin Basitleştirilmesine Doğru' sergisi, 'James Cameron'ın Sanatı', Steve McCurry'nin dünya prömiyerini İstanbul'da yapacağı 'The Haunted Eye' sergisi ve bizden güçlü bir hikaye 'Şakir Paşa Ailesinin Beş Harikası' sergisi. Artık gönül rahatlığıyla ifade edebiliriz ki Türkiye Kültür Yolu Festivali, dünyanın en saygın sanatçılarının, orkestralarının ve etkinliklerinin ajandasında hak ettiği yeri almış, ülkemizin uluslararası bilinirliği ve prestiji en üst seviyeye ulaşmıştır." dedi.



Festivalde bu yıl da Filistin için özel başlık açtıklarını ifade eden Ersoy, "Sanatın evrensel ve derin gücünü kullanarak, Filistin'deki insanlık dramını insanlığın vicdanına sunacağız. 'Nuri Pakdil ve Kudüs', 'Hala Yaşıyorum', 'Filistin Benim Vatanım', 'Ben Yıkılmayacağım' sergileri ile Gazze ve Filistin'deki zulme bir kez daha sessiz kalmadığımızı tüm dünyaya duyuracağız." diye konuştu.







"2026'da Türkiye Kültür Yolu Festivali, 20 şehirden 26 şehre genişliyor"



Bakan Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivalleri'nin her yıl daha da büyüyüp geliştiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "2026 yılında Türkiye Kültür Yolu Festivali, 20 şehirden 26 şehre genişliyor. Her ilimizden, her bölgemizden 'Türkiye Kültür Yolu Festivali'ni ilimize getirin.' talepleri geliyor. Ancak hak verirsiniz ki her talebe hemen olumlu yanıt verebilme, yapabilme şansımızı yok. Biz de bu noktada öncelikli olarak büyükşehirler olmak üzere, coğrafi bölgeler, iklim koşulları gibi faktörleri göz önüne alarak festivalimize katılacak yeni illerimizi belirledik. Türkiye Kültür Yolu Festivali'miz, Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya'nın da katılımıyla 2026'da 26 ilde ve neredeyse 8 aya yayılan bir takvimde hayat bulacak. Ama bununla da yetinmiyoruz. Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu defa bir sonraki yılın yeni festival duraklarını da açıklama kararı aldık. Buna göre 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ'ı da festival programımıza dahil edeceğiz. Bu büyük kültür yolculuğunu 2027 yılında 32 ilimizle daha da ileri taşıyoruz. Bir yandan da Bir Anadolu Şenliği'mizin ve Yaşayan Miras Şölenleri'mizin devam edeceğini de belirmek isterim."



Konuşmasının ardından galaya katılan davetlilerle sohbet eden Ersoy, daha sonra AKM'de Salvador Dali'nin eserlerini içeren "Sürrealizmin Başyapıtları", Henri Matisse'in "Şekillerin Basitleştirilmesine Doğru" ile "Şakir Paşa Ailesinin Beş Harikası" sergilerini gezdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“9. Uluslararası Adana Lezzet Festivali” İstanbul’da tanıtıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/9-uluslararasi-adana-lezzet-festivali-istanbulda-tanitildi/</link>
        <description><![CDATA[Adana Valiliğince 10-12 Ekim tarihleri arasında Merkez Park’ta düzenlenecek 9. Uluslararası Adana Lezzet Festivali ‘nin tanıtımı İstanbul’da yapıldı. Feriye İstanbul’da gerçekleştirilen tanıtım programında konuşan Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Adana’nın 10 bin yıl geriye uzanan geçmişiyle kadim bir şehir olduğunu söyledi. 9. Uluslararası Adana Lezzet Festivali ‘ni 10-11-12 Ekim’de Seyhan Nehri kıyısındaki Merkez Park’ta gerçekleştireceklerini […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Eyl 2025 01:27:07 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Adana Valiliğince 10-12 Ekim tarihleri arasında Merkez Park'ta düzenlenecek 9. Uluslararası Adana Lezzet Festivali 'nin tanıtımı İstanbul'da yapıldı. Feriye İstanbul'da gerçekleştirilen tanıtım programında konuşan Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Adana'nın 10 bin yıl geriye uzanan geçmişiyle kadim bir şehir olduğunu söyledi.



9. Uluslararası Adana Lezzet Festivali 'ni 10-11-12 Ekim'de Seyhan Nehri kıyısındaki Merkez Park'ta gerçekleştireceklerini aktaran Köşger, buranın Türkiye'nin en büyük festival alanlarından biri olarak yalnızca lezzetlerin değil; kültürün, sanatın ve kardeşliğin buluşmasına ev sahipliği yapacağını ifade etti. Köşger, festivalin bu yılki temasının "Kuşaktan Kuşağa" olduğunu dile getirerek şunları söyledi: 



"Festivalimiz yalnızca bir yemek alanı değildir, aynı anda farklı noktalarda ilerleyen zengin bir kültür programıdır. Ustaların söyleşileri, paneller, ustalık gösterimleri, çocuk atölyeleri, gençler için yarışmalar, konserler ve açık hava etkinlikleriyle her yaş grubuna hitap eden bir içerik hazırladık. Bu yıl ayrıca, ulusal şeflerimizin yanı sıra uluslararası kabul gören Michelin yıldızlı şefler de festivalimizde yer alacak; kendi mutfak deneyimlerini paylaşarak, coğrafi işaretli ürünlerimizi çağdaş tekniklerle buluşturacaklar. Böylece Adana; bilgiyle tadın, sanatla kentin, gelenekle yeniliğin buluştuğu büyük bir kültür şölenine dönüşecek."







"BU YIL HEDEFİMİZ DAHA BÜYÜK"



Geçen yılki festivalde 800 bini aşkın misafir ağırladıkları ve yaklaşık 3,7 milyar liralık bir ekonomik hareketlilik oluştuğunu belirten Vali Köşger, sözlerine şöyle devam etti: "Bu yıl hedefimiz daha büyük. 3 gün boyunca 1 milyonun üzerinde ziyaretçiyi Adana'nın bereketli sofrasında buluşturmak ve festivalimizi kültürden ekonomiye uzanan güçlü bir şölene dönüştürmek istiyoruz. Bu etkiyi sürdürülebilirlik ilkesiyle birleştiriyoruz. Her yıl olduğu gibi festivalimiz 'Sıfır Atık' yaklaşımı üzerine kurgulandı, fakat bu yıl çıtayı daha da yükseltiyoruz. İsrafı azaltan uygulamalar, ayrıştırma ve geri kazanım sistemleri, gıda bağışı mekanizmaları sahada ölçülerek raporlanacak. Tedarikte 'yerinde üretim, yerinde tüketim' anlayışıyla hareket ediyor, en fazla 50 kilometrelik çevreden temin ederek karbon ayak izini azaltıyoruz. Böylece doğaya saygıyı, sofradaki bereketi ve geleceğe karşı sorumluluğumuzu aynı çizgide buluşturuyoruz."







"MUTFAK MİRASIMIZ KÜRESEL ÖLÇEKTE TESCİLLENECEK"



Köşger, Adana'nın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı-Gastronomi adaylık dosyasının kabul gördüğüne de değinerek; "Sürecin Paris aşaması tamamlanmıştır. Nihai kararın 30 Ekim-13 Kasım tarihlerinde Semerkant'ta düzenlenecek UNESCO 43. Genel Konferansı'nda tüm dünyaya açıklanması beklenmektedir. Bu gelişme, mutfak mirasımızın küresel ölçekte tescillenmesi, yaratıcı endüstrilerimizin güçlenmesi ve kültür temelli kalkınma anlayışımızın dünyada görünür olması açısından stratejik bir eşiği ifade etmektedir. Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olmamız, Adana mutfağını yalnızca Türkiye'ye değil, tüm dünyaya hitap eden bir değer haline getirecektir" değerlendirmesinde bulundu.







"YILLARDIR BÜYÜK KARARLILIKLA ÇALIŞTIK"



Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer ise Adana'nın tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yaptığını anlatarak; "Bugün geldiğimiz noktada Adana mutfağı yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da ilgisini çekmektedir. Adana Büyükşehir Belediyesi olarak gastronomi kültürünü tanıtmak için yıllardır büyük kararlılıkla çalıştık. Sayın Valimizin desteğiyle bu çaba daha da güçlenmiştir" dedi. Geçer, bu yıl 9'uncusu düzenlenecek festivalin geçmiş yıllara göre çok daha büyük bir anlam taşıdığını, bugün burada başlatılan tanıtımının ekim ayında Adana'da gerçekleşecek festivalin müjdesi olduğunu kaydetti.



Konuşmaların ardından Vali Köşger ve beraberindekiler, ünlü şeflerle mangalın başına geçti. Katılımcılara Adana kebabı ile ciğer ikram edildi.



Tanıtıma katılanlar arasında, Adana'nın ünlü lezzet markalarından "Hasan Usta" markası da vardı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türkiye’nin öncü otel markasından geleceğe güçlü bir adım]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turkiyenin-oncu-otel-markasi-dedeman-dan-gelecege-guclu-bir-adim/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye turizminin öncü markası Dedeman, 59 yıllık güçlü mirasını yepyeni bir gelecek vizyonuyla buluşturarak ezber bozan bir dönüşüme imza atıyor. Yeni çatı marka Dedeman Hospitality, konukseverliğini yaşamın her alanında sunmaya başlıyor. 2025 itibarıyla grubun Dedeman Hotels & Resorts International (DHRI) altındaki tüm konaklama markaları ile farklı ağırlama hizmetlerini kapsayan yeni markaları, artık Dedeman Hospitality kimliği […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 27 Eyl 2025 01:27:05 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye turizminin öncü markası Dedeman, 59 yıllık güçlü mirasını yepyeni bir gelecek vizyonuyla buluşturarak ezber bozan bir dönüşüme imza atıyor. Yeni çatı marka Dedeman Hospitality, konukseverliğini yaşamın her alanında sunmaya başlıyor.



2025 itibarıyla grubun Dedeman Hotels & Resorts International (DHRI) altındaki tüm konaklama markaları ile farklı ağırlama hizmetlerini kapsayan yeni markaları, artık Dedeman Hospitality kimliği altında birleşiyor. Bu stratejik adım Dedeman’ın sektördeki güçlü konumunu pekiştirirken; küresel sahnedeki yeni konumunu, sürdürülebilir büyüme hedeflerini ve geleceğin ağırlama anlayışını tanımlayan cesur bir yeniden doğuş anlamına geliyor. Dedeman Hospitality, “geleceğin ağırlama ekosistemi”ni bugünden inşa ediyor.



Dedeman İstanbul Oteli’nin 24 Eylül 1982’deki açılış yıldönümünde gerçekleşen bu anlamlı buluşmada, marka köklü mirasını “Dedeman Hospitality” adıyla yeni bir vizyonla tanımlayarak misafirperverliğini uluslararası ölçekte markalaştırdı. Dedeman’ın marka tarihine yeni bir sayfa ekleyen büyük dönüşüm yolculuğu, yatırımcılara ve iş ortaklarına özel düzenlenen prestijli bir davetle Dedeman İstanbul’un görkemli Balo Salonu’nda kutlandı. Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Dedeman’ın dördüncü kuşak temsilcisi Murat Özmestçi, Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman ve yönetim kurulunun değerli üyeleri, gecede konuklarla bir araya geldi. Bunun yanı sıra Dedeman Hospitality’nin özverili ekip arkadaşları, yöneticileri, yatırımcıları ve sektörün önde gelen temsilcileri de davete katılarak bu önemli anın bir parçası oldular.



Konuklar, markanın küresel vizyonunu, sürdürülebilir büyüme stratejilerini ve yeni dönem projelerini dinlerken; samimi sohbetler, ilham verici paylaşımlar ve güçlü birliktelik ruhu sayesinde gece unutulmaz bir buluşmaya dönüştü. Gecenin sonunda tüm katılımcılar, Dedeman Hospitality’nin sadece Türkiye’de değil, dünya turizminin geleceğinde de söz sahibi olacağına yakından tanıklık ettiler.







"BÜYÜK ŞEMSİYE MARKAMIZ GÖRÜCÜYE ÇIKIYOR"



Gecenin duygusal anlamını vurgulayan Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, açılış konuşmasında duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Bu geceyi benim için özel kılan birkaç noktaya değinmek isterim. Bugün 24 Eylül… Tam 43 yıl önce yine 24 Eylül’de Dedeman İstanbul’un açılış daveti yapılmıştı. Bu buluşmanın tarihini öğrendiğimde '24 Eylül' dediler. 'Ne kadar güzel düşünmüşsünüz' dedim; tam da otelin açıldığı gün. Üstelik dedem, rahmetli Mehmet Kemal Dedeman’ın doğum günü. Yani 365 günün içinde bir defa olabilecek bir tesadüf. Böyle özel bir günü yine böyle özel bir ana denk getirmiş olduk. Karşınızda yeni bir isim var: Dedeman Hospitality. Bugüne kadar hep 'Dedeman Hotels & Resorts International' ve alt markalarını duymuş olabilirsiniz. Artık hem otelcilik hem de otelcilik dışı faaliyetlerimizi kapsayan büyük şemsiye markamız Dedeman Hospitality görücüye çıkıyor."







"ÇEŞİTLİLİĞE GİTTİKÇE FARKLI ALANLAR DA GÜNDEME GELİYOR"



Ardından sözü alan Dedeman’ın dördüncü kuşak temsilcisi ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Özmestçi, “Dedeman Hospitality” adını nasıl seçtiğini şöyle anlattı: "Biz Kıbrıs’ta çok güzel bir projeye adım atarken, 'Dedeman Hotels & Resorts International artık yeterli kalmıyor' dedik. Çeşitliliğe gittikçe sadece Dedeman otelleri değil; Village Life, yerli restoranlar, ofis, kahve marketi gibi farklı alanlar da gündeme geliyor. Misafirperverliğimizin altına giren, bizi mutlu eden ve daha da çeşitlendirebileceğimiz tüm turizm faaliyetleri için 'Hospitality' ismini seçtik."







"ÖNCE DOSTLUK, ARKADAŞLIK VE AİLE; TİCARET SONRA GELİR"



Son olarak Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, duygularını şu sözlerle paylaştı: "Eğer bir başarı elde edebildiysek, öncelikle ekip arkadaşlarımızın ve ardından sizlerin bize duyduğu güven sayesindedir. Tüm anlaşmalarda hep şunu söyledim: Önce dostluk, arkadaşlık ve aile; ticaret sonra gelir. Bu zamana kadar bunu fazlasıyla yerine getirdiğimizi düşünüyorum. Böyle büyük bir ailenin parçası olmaktan son derece mutluyum. Bunun gerçekleşmesinde en büyük payın Banu Dedeman’a ait olduğunu özellikle belirtmek isterim. Bir lider olarak vizyonu ve güveni bizim için ilham verici oldu.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TravelXPerience 2025 seyahat sektörünü buluşturdu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/travelxperience-2025-seyahat-sektorunu-bulusturdu/</link>
        <description><![CDATA[Turizm teknoloji markası olarak küresel pazarda aktif rol alan seyahat sağlayıcısı BookingAgora, geleneksel sektör buluşmalarına bir yenisini ekledi. Six Senses Kocataş Mansions iş birliğiyle gerçekleşen “TravelXPerience 2025”, havacılık markalarına B2B görüşme fırsatı yaratarak GDS, GSA, hava yolları, seyahat acenteleri, oteller olmak üzere turizm sektörü temsilcilerinden 600’ü aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Gündüz workshop, gece after […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 26 Eyl 2025 13:30:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizm teknoloji markası olarak küresel pazarda aktif rol alan seyahat sağlayıcısı BookingAgora, geleneksel sektör buluşmalarına bir yenisini ekledi. Six Senses Kocataş Mansions iş birliğiyle gerçekleşen "TravelXPerience 2025", havacılık markalarına B2B görüşme fırsatı yaratarak GDS, GSA, hava yolları, seyahat acenteleri, oteller olmak üzere turizm sektörü temsilcilerinden 600’ü aşkın katılımcıyı bir araya getirdi.







Gündüz workshop, gece after party



"The Future of Travel, Experienced Today" sloganıyla İstanbul Six Senses Kocataş Mansions’da düzenlenen etkinlik, gündüz saatlerinde havacılık sektörüne yön veren hava yolu ve GDS markalarının stantlarıyla bir workshop alanı gibiydi. İstanbul Boğazı'nın eşsiz manzarasına karşı katılımcı markalar AJet, Emirates, Fly Dubai, Fly Cham, Sabre, Saudia, TAL Aviation Group, Turkish Airlines, Lufthansa, APG, FlyArystan, IndiGo, MEA, THAI stantlarında B2B görüşmelerle başlayan program, ilerleyen saatlerde ışıklar altında ve canlı performanslarla enerjisi yüksek bir after party’ye dönüştü.







MARKA SUNUMLARI GERÇEKLEŞTİRİLDİ



BookingAgora Kurucu Ortağı Murat Kahraman’ın açılış konuşması, Six Senses Kocataş Mansions Otel Müdürü Deniz Kınalı'nın hoş geldiniz konuşmasının ardından sahneye sırayla AJet Bölge Satış Temsilcisi Yasin Üke, Emirates Havayolları Satış Yöneticisi Mustafa Mert Akyürek, Fly Cham Bölge Müdürü İsmail Şeref, Fly Dubai Türkiye Müdürü Meltem Özkeskin, Sabre Türkiye Müdürü Altuğ Bekdemir, Saudia Havayolları Satış Müdürü Emre Tuncer, Six Senses Satış Pazarlama Direktörü Rabia Alkan, THY Pazarlama Uzmanı Furkan Eker çıkarak marka sunumlarını gerçekleştirdi. BookingAgora TravelXPerience 2025'te havayolu markalarından başka turizm sektörünün nabzını tutan dört önemli etkinlik olan DUBAI DET, Antalya Turizm Fuarı, Travel Turkey İzmir Fuarı ve Uzakrota markaları da yer aldı. Sırasıyla ATF Kurucusu Selçuk Meral, TTİzmir İZTAŞ Fuarlar Müdür Yardımcısı Yusuf Erdoğan, Uzakrota COO’su Ömer Gündoğdu sahneye gelerek, yakın zaman içinde gerçekleşecek etkinliklerinin duyurusu ve davetini yaptı.







10. yıl pastası tüm ekiple sahnede kesildi



Gece; Loca Orkestrası, DJ Lady Pi ve Sevkan Aydın Sahne Sanatları’nın canlı performansları ve hediye çekilişleri ile devam etti. Ardından 10 binden fazla seyahat acentesi ve 15 binden fazla kullanıcıya hizmet verdiği kadrosu ve kurucu ortakları Murat Kahraman, Aziz Ciga, Kadri Ciga, Sezgin Kara ile birlikte 10. yıl pastasını sahnede kesen BookingAgora ekibi, davetlileri selamladı. 







"ÇÖZÜM ORTAĞI OLDUĞUMUZ MARKALAR İLE BİRLİKTE BÜYÜYORUZ"



BookingAgora Kurucu Ortağı Murat Kahraman, gecede yaptığı konuşmada "8 ülkedeki satış ağımızla, 47 ülkede aktif satış yapan küresel bir seyahat toptancısı olarak yerli ve yabancı birçok tedarikçi firma ile çalışıyoruz. Müşterilerimiz için dünya çapında 2.3 milyon otele, 400’den fazla hava yolu ile binlerce destinasyona erişim sağlıyoruz. İşte bütün bu entegrasyonu sağlayan bu kadro, siz değerli iş ortaklarımıza kesintisiz, hızlı ve çözüm odaklı hizmet vermek için özenle ve özveriyle çalışıyor. Bu geleneksel buluşmalarımızla amacımız, hem siz iş ortaklarımıza hem de sektöre katkı sağlamak. Yeniliklerimizi, gelişmeleri, hedeflerimizi birbirimize anlatma fırsatı bulduğumuza, bilgi ve deneyimlerimizi paylaştığımıza, yeni iş birlikleri geliştirdiğimize inanıyoruz. Dijital seyahat pazarı bir devrim yaratarak büyürken, bu pazarın en büyük ivmesi hepimizin çok iyi bildiği gibi entegrasyon. Biz de Türkiye pazarından globale açılan dijital bir platform olarak, küresel seyahat pazarının paydaşı olan ve çözüm ortağı olduğumuz markalar ile birlikte büyüyoruz. Bu sektör buluşmaları, bu açıdan da bakınca sektöre değer ve ivme katıyor. Geldiğiniz için hepinize, katkıları için tüm sponsor markalarımıza, iş birliği ve bu eşsiz butik oteldeki misafirperverliği için Six Senses Kocataş Mansions’a teşekkür ediyorum’’ dedi.



Six Senses Kocataş Mansions Hotel’in özgün atmosferinde gündüz workshop’larla başlayan BookingAgora TravelXPerience 20245 etkinliği, gece geç saatlere kadar gala partisi, canlı performanslar, dans gösterileri ve hediye çekilişleri ile devam etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizmin geleceği kadınların gücünde!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizmin-gelecegi-kadinlarin-gucunde/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), Türk Eğitim Vakfı iş birliğiyle başlattığı “ATF SHE” burs programı sayesinde genç kadınların turizm ve otelcilik alanındaki eğitimine destek vererek sektörün geleceğine yatırım yapıyor. ATF25, bu yılki teması “Sürdürülebilir Misafirperverlik” kapsamında hayata geçirdiği ATF SHE (Sustainable Hospitality Education Scholarship) projesi ile genç kadınların eğitim yoluyla sektöre kazandırılmasını hedefliyor. Antalya Uluslararası […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 26 Eyl 2025 12:20:48 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), Türk Eğitim Vakfı iş birliğiyle başlattığı "ATF SHE" burs programı sayesinde genç kadınların turizm ve otelcilik alanındaki eğitimine destek vererek sektörün geleceğine yatırım yapıyor.



ATF25, bu yılki teması “Sürdürülebilir Misafirperverlik” kapsamında hayata geçirdiği ATF SHE (Sustainable Hospitality Education Scholarship) projesi ile genç kadınların eğitim yoluyla sektöre kazandırılmasını hedefliyor. Antalya Uluslararası Fuar Merkezi’nde 7. kez düzenlenecek olan ATF25, bu önemli adımla yalnızca sektörün bugünü için değil, geleceği için de sürdürülebilir bir vizyon ortaya koyuyor.



Türkiye İş Bankası ana sponsorluğu ve Kilit Hospitality Group ana partnerliği ile gerçekleşecek olan ATF25, 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak. 70’ten fazla ülkeden 40.000’in üzerinde profesyonel ziyaret ile gerçekleşecek olan ATF, bu yıl yaptığı yenilikler ve sektördeki lider konumunun sorumluluğu ile katma değer üretiyor. Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), 2025 teması olan “Sürdürülebilir Misafirperverlik” vizyonu doğrultusunda özel bir sorumluluk projesi başlatıyor: ATF SHE (Sustainable Hospitality Education Scholarship). Turizm ve otelcilik alanlarında eğitim gören genç kadınlara yönelik bu program, yalnızca burs vermekle kalmayacak; kadınların sektör liderliğine hazırlanması için katma değer üretecek.



Türk Eğitim Vakfı (TEV) iş birliğiyle yürütülen ATF SHE programı ile genç kadın öğrenciler, turizm ve otelcilik alanında eğitim desteği alarak hem kendi kariyerlerini şekillendirme hem de sektörün geleceğine katılım fırsatı bulacak. ATF25, ATF SHE kapsamında sektörde farkındalık yaratmak ve turizm endüstrisine kadın katılımını yukarı taşımayı hedefliyor. ATF SHE Eğitim Burs Fonu’na bağış yapmak isteyenler, buraya tıklayarak tek seferlik ya da düzenli olarak bağışlarını yapabiliyor. Siz de TEV’in resmi websitesi olan bagis.tev.org.tr üzerinden "Burs Fonlarına Bağış" adımını izleyerek ATF SHE programına destek olabilirsiniz.







Turizmde Kadın İmzası



ATF SHE burs programıyla genç kadınların sektöre katılımını destekleyen ATF25, aynı zamanda turizmin güçlü kadın liderlerini sahneye taşıyarak ilham verici bir perspektif sunuyor. “Turizmde Kadın İmzası” başlıklı oturumda; kadınların sektördeki rolü, eşitlik, toplumsal dönüşüm ve sürdürülebilirlik vizyonu masaya yatırılacak. Panelin moderatörlüğünü, MTS Globe İnsan Kaynakları Direktörü Tuğçe Yolalan Baş üstlenecek. Emirates Türkiye Satış Müdürü Deniz Sümerpalazoğlu, Holidaymine Yönetici Ortağı Arzu Harley, Gezinomi Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Selen Kılıçözgürler, deneyimlerini paylaşarak turizmin geleceğinde kadınların yaratacağı farkı gözler önüne serecek. Kadınların yalnızca misafirperverlik alanında değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, liderlik ve toplumsal dönüşümde üstlendikleri roller, 23 Ekim’de ATF25 sahnesinde sektör profesyonellerine ilham verecek.







ATF25’te Güçlü Yenilikler



ATF, bu yıl yaptığı yenilikler ve sektörde lider konumunun sorumluluğu ile katma değer üretiyor. “Sürdürülebilir Misafirperverlik” teması kapsamında başlatılan ATF SHE burs programı, genç girişimcilere fırsat tanıyan Start-Up Adası ve turizmde tasarım ve inovasyonu ödüllendiren Tourism Design Awards, ilham verici fikirlerin küresel ölçekte görünürlük kazandığı buluşma noktaları olacak. Bu yıl ayrıca “Eğitim Şart” mottosuyla düzenlenecek ATF25 Workshops, turizm profesyonellerinin bilgi, beceri ve vizyonlarını geliştirmeye yönelik interaktif eğitimlerle sektöre değer katacak. Fuarın açılışı, Milli Sporcu ve Sunucu Çağla Kubat’ın sunumuyla gerçekleşecek. Kubat, aynı zamanda bu yılın teması doğrultusunda Türk turizminin gelişiminde öncü rol üstlenen yerel yöneticilerin onurlandırılacağı “Türk Misafirperverliğinin Öncüleri” Onur Töreni'nin de sunuculuğunu üstlenecek. 







ÇOK YÖNLÜ BİR DENEYİM



ATF25’in üçüncü günü, sanat ve bilim dünyasından önemli isimlerin konuşmalarıyla öne çıkacak. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı (24 Ekim, 11:00), sanatın turizmle kesişen yollarını aktarırken; aynı gün saat 13.00’te Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin, turizmin ekonomik dinamiklerini değerlendirecek. Saat 15.00’te ise Prof. Dr. Sinan Canan, insan davranışları ve beyin bilimleri perspektifinden turizmin geleceğine ışık tutacak. Ticaret Bakanlığı desteği, UFI üyeliği ve SKAL International ile yapılan iş birlikleriyle uluslararası prestijini artıran ATF25; sanat, ekonomi, bilim ve sporu aynı platformda buluşturarak çok yönlü bir deneyim sunuyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul Turizm Fuarı görkemli bir törenle açıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-turizm-fuari-gorkemli-bir-torenle-acildi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye turizminin en önemli buluşması İstanbul Turizm Fuarı (ITF 2025 – Istanbul Tourism Fair), 25 Eylül Perşembe günü Yenikapı – Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde görkemli bir törenle açıldı. Açılış seremonisi; KKTC Başbakan Yardımcısı – Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Yücel Gemici, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 25 Eyl 2025 17:57:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye turizminin en önemli buluşması İstanbul Turizm Fuarı (ITF 2025 - Istanbul Tourism Fair), 25 Eylül Perşembe günü Yenikapı - Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde görkemli bir törenle açıldı. Açılış seremonisi; KKTC Başbakan Yardımcısı - Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Yücel Gemici, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Nuri Aslan, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TUGEV) ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Hasan Eker, Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman ve sektörün önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.



Bu yıl üçüncüsü düzenlenen fuar; 296 katılımcı firma, 50 ülkeden turizm profesyoneli ve 15 binin üzerinde ziyaretçi ile sektörün buluşma noktası oldu. 10 bin metrekarelik fuar alanında; otel zincirlerinden seyahat acentelerine, havayollarından kruvaziyer firmalarına, tur operatörlerinden belediyelere, ülke katılımlarına kadar geniş bir yelpaze bir araya geldi. Açılışta konuşan sektör temsilcileri, fuarın Türk turizmi için stratejik bir öneme sahip olduğunu ve uluslararası turizm dünyası için taşıdığı önemi vurguladılar. 







"İSTANBUL TURİZM FUARI EŞSİZ BİR PLATFORM SUNUYOR"



Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, açılışta yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: "İstanbul Turizm Fuarı ’nı bu yıl üçüncü kez gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye turizmini dünyaya tanıtmak, sektörümüzün uluslararası bağlantılarını güçlendirmek ve yeni iş birliklerine zemin hazırlamak için bu fuar eşsiz bir platform sunuyor. Katılımcılarımız ve ziyaretçilerimizle birlikte İstanbul’u turizmin kalbi hâline getirdik. B2B odaklı olan fuarımız ayrıca, 17 konu başlığı altında 73 ulusal ve uluslararası konuşmacı ile gerçekleştirilen turizm zirvesiyle de sektöre yön vermeye ve yeni vizyonlarla sektörümüzü buluşturmaya devam ediyor. Bu organizasyonun hayata geçmesinde büyük katkısı olan başta ana sponsor Türkiye İş Bankası ve resmî havayolu sponsorumuz Türk Hava Yolları olmak üzere, resmî iş ortaklarımız TÜRSAB, TÜROB ve TTYD’ye, ayrıca destekleri için İstanbul Büyükşehir Belediyesi - İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu, TGA ve Ticaret Bakanlığı’na içten teşekkürlerimizi sunuyorum."







“İstanbul Turizm Fuarı dünyada ilk 3’e girmeli”



Açılış konuşmalarında söz alan TÜROB Başkanı Müberra Eresin; "ITF 2025 kapsamındaki yüz yüze görüşmelerde, turizmdeki gelecek trendleri belirleniyor. Bu fuar, bu açıdan çok önemli. İstanbul böyle güzel bir fuarı hak ediyor. Bu fuarın gelişerek dünyada ilk 3’e girmesini arzu ediyoruz ve bu yolda hep yanınızda olacağız” mesajı verirken, TTYD Başkanı Oya Narin ise “Türkiye’de güçlü bir fiyat ve kalite dengesi peşinde koştuğumuz, kalış sürelerini uzatmanın çok önemli olduğunu bildiğimiz bir dönemdeyiz. Bu noktada İstanbul ve İstanbul’u tanıtan fuarlar bizim için çok değerli” ifadelerini kullandı.



“Turizmin gelişimi için eğitime daha fazla önem verilmeli”



Turizm sektörünün gelişimi konusunda konuşan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Hasan Eker de “Turizmin gelişimi için öncelikle dijitalleşme desteklenmeli ve standartlar belirlenmeli. Sektörün istediği şartlarda personel eğitimi de bir diğer gereklilik” dedi.



“Türkiye, İtalya’yı geride bırakARAK 4. sıraya yerleşti”



Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu; “Bu fuarın ülkemizin pazarlamasında çok değerli olduğunu düşünüyorum. İstanbul ve Antalya, turizm açısından çok değerli. Siyasetteki G7 gibi turizmin T7 zirvesi olsaydı, Türkiye kesin burada yer alırdı. Hiçbir yıl kolay değil, bundan sonra da olmayacak. Bu zor dönemlerde pazarlama daha çok önem kazanıyor” mesajı verirken, TGA Genel Başkan Yardımcısı Sinan Seha Yurtseven de Türkiye’nin ziyaretçi sayısına bakıldığında İtalya’yı geride bırakarak dünyada 4. sıraya yerleştiğini ve bu yolda ilerlerken turizm sektöründeki pazarlama faaliyetleri kapsamında ITF gibi fuarların önem taşıdığını belirtti.







“Amaç, adil ve sürdürülebilir bir İstanbul”



İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı; “Adil ve sürdürülebilir bir İstanbul için 2019 yılından bu yana çok çalışıyoruz. Bu kapsamda, İstanbul Turizm Fuarı’nı desteklemekten mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullanırken, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz ise “Bankamızın ikinci kez sponsor olduğu etkinlikte birlikte olmaktan mutluyuz. İki gün sonra Dünya Turizm Günü ve bu yılki tema, turizm ve sürdürülebilir dönüşüm. Biz de bu doğrultuda turizm sektöründe sadece finansman kaynağı değil, yol arkadaşı ve çözüm ortağı olma taahhüdüyle yola çıktık. Geçen seneki taahhütlerimizi yerine getirdiğimizi açıklamaktan mutluluk duyuyorum” diye konuştu. Açılış konuşmalarında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Yaşık, ITF’nin uluslararası fuar olacağına inancını dile getirirken; KKTC Başkan Yardımcısı - Turizm, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC’de turizmin gelişimi için Türkiye ile iş birliğinin önemine dikkat çekti ve dayanışma çağrısı yaptı.



Güçlü Destekçilerle Büyüyen Bir Organizasyon



ITF 2025, güçlü sponsor ve iş ortaklarının desteğiyle düzenleniyor. Ana sponsor Türkiye İş Bankası ve resmi havayolu sponsoru Türk Hava Yolları organizasyona katkı sağlarken; TÜRSAB stratejik partner, TÜROB ve TTYD ise resmi iş ortakları olarak fuara destek veriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi - İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu, TGA ve Ticaret Bakanlığı da etkinliğin destekçileri arasında yer alıyor.







İstanbul Turizmin Kalbi Oldu



İstanbul Turizm Fuarı (ITF 2025 - Istanbul Tourism Fair), iki gün boyunca yoğun oturumlar, B2B görüşmeler ve uluslararası temaslarla Türkiye turizminin marka değerini güçlendiriyor, yeni iş birliklerine zemin hazırlıyor ve ülke ekonomisine önemli katkılar sunuyor. Fuarda, ulusal ve uluslararası 2.500’ü aşkın seyahat acentası B2B toplantılarında bir araya geliyor. Bu iki gün boyunca İstanbul, dünyanın dört bir yanından gelen turizm profesyonelleri için turizmin kalbi haline geliyor.



Turizm Zirvesi – 1. Gün Programı



• 11:20–11:50 – CVENT: Yapay Zeka Destekli Planlayıcı / Konuşmacı: Aaron Singh• 12:00–12:40 – Başkanlar Oturumu / Moderatör: Hakan Güldağ / Konuşmacı: Oya Narin, Müberra Eresin• 12:50–13:30 – İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu- MICE Endüstrisinin Geleceği Oturumu/ Moderatör: Cemil Hakan Kılıç Konuşmacılar: Efi Koudeli, Dimitris Ganitis, Paola Padovani, Jaqueline Gil• 13:40–14:10 – Benelux Pazarı Oturumu / Konuşmacı: Yıldıray Karaer• 14:20–15:00 – Dubai Pazarı Oturumu / Moderatör: Mehmet Gürkaynak Konuşmacılar:Bader Ali Habib, Saeed Abdulwahid Khamis R. Saqer Al Muhairi, Egor Plakhov• 15:10–15:50 – Muğla Büyükşehir Belediyesi Sponsorluğunda Destinasyon Oturumu / Konuşmacılar:Ahmet Aras ,Tamer Mandalinci, Acar Ünlü, B. Önder Akdenizli• 16:00–16:40 – Müzik Turizmi Oturumu / Moderatör : Başak Koç Konuşmacılar: Buray, Derya Uluğ• 16:50-17:30 -Vietnam & Kamboçya Pazarı Oturumu /Konuşmacılar: Nguyễn Quý Phương, Thi Thu Ha Dang, Chea Sok, Truong Quoc Hung



Turizm Zirvesi – 2. Gün Programı



• 10:10-10:50-Otellerde Markalaşma Oturumu / Moderatör: Orhan GenceliKonuşmacılar: Merve Sakaoğlu, Murat Özel, Özkan Alkan, Deniz Dikkaya• 11:00-11:40- Türkiye Belediyeler Birliği Oturumu/ Moderatör: Dr.Şengül Altan Arslan Konuşmacılar; Lal Denizli, Ahmet Aras, Candan Yüceer, Filiz Ceritoğlu Sengel• 11:50-12:00-Polonya Pazarı Oturumu /Konuşmacılar: Mariusz Jańczuk, Michal Fijol• 12:30-13:30-2025 Sezon Değerlendirmesi, 2026 Beklentiler (Oteller)/ Konuşmacılar:Tolga Kilit, Zafer Alkaya, Hakan Saatçioğlu, Murat Alpman, Korhan Alşan, Utkan Gülaçtı, Balcan Oğuz, Ergün Demiray13:40-14:20-2025 Sezon Değerlendirmesi, 2026 Beklentiler (Tur Operatörleri) / Konuşmacılar: Kadir Uğur, Egemen Tunçel, Oğuz Ergül• 14:30–15:10 – EventMagix Sponsorluluğun 2025 Sezon Değerlendirmesi ve 2026 Beklentileri / Moderatör: Mesut Kanat Konuşmacılar: Mehmet Kamçı, Koray Küçükyılmaz, Mert Vardar, Mustafa Kemal Çubuk, Kaan Karayal• 15:20–16:10 – 2025 Sezon Değerlendirmesi ve 2026 Beklentiler (Sektör Dernek ve Birlikleri) / Bülent Uysal, Cengiz Aygün, Orhan Belge, Ömer Faruk Dengiz, Yücel Okutur, Birol Akman, Murat Erdal• 16:20–16:50 – Türk Turizmi Bir Dünya Markası / Ömür Gedik, Oytun Türkoğlu]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hilton Maslak’ın yeni genel müdürü Ahmet Özkan oldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hilton-maslakin-yeni-genel-muduru-ahmet-ozkan-oldu/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul’un iş ve yaşam merkezlerinden Maslak’ta yer alan Hilton Istanbul Maslak’ın yeni genel müdürü Ahmet Özkan oldu. Uluslararası zincir otellerde edindiği deneyim, konaklama sektöründeki vizyoner liderliği ve stratejik yaklaşımıyla öne çıkan, kariyerinde üstlendiği önemli görevler ve başarılarla adından söz ettiren Özkan, Türkiye’nin en önemli iş bölgesindeki bu ikonik otele yeni bir ivme kazandırmaya hazırlanıyor. Ahmet […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Sal, 23 Eyl 2025 15:11:05 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul’un iş ve yaşam merkezlerinden Maslak’ta yer alan Hilton Istanbul Maslak’ın yeni genel müdürü Ahmet Özkan oldu. Uluslararası zincir otellerde edindiği deneyim, konaklama sektöründeki vizyoner liderliği ve stratejik yaklaşımıyla öne çıkan, kariyerinde üstlendiği önemli görevler ve başarılarla adından söz ettiren Özkan, Türkiye’nin en önemli iş bölgesindeki bu ikonik otele yeni bir ivme kazandırmaya hazırlanıyor. 



Ahmet Özkan, Hilton Istanbul Maslak’ın yalnızca bir konaklama noktası değil, aynı zamanda iş dünyasının buluşma adresi ve şehrin sosyal yaşamında fark yaratan bir merkez olması için çalışmalarını sürdüreceğini belirtiyor. Ekibiyle birlikte toplantı, etkinlik ve yaşam alanlarını daha da güçlendirmeyi hedefleyen Özkan, misafir deneyimini uluslararası standartların ötesine taşımayı amaçlıyor.







AHMET ÖZKAN HAKKINDA...



İstanbul Üniversitesi İşletme Yönetimi Bölümü'nden mezun olan Ahmet Özkan, konaklama sektöründeki yolculuğuna Hilton Konya’nın açılış ekibinde satış ve pazarlama departmanında başladı. Ardından ise Hilton ParkSA’da ve Conrad Istanbul Bosphorus’ta gelirler müdürü olarak görev aldı. Uluslararası deneyim için Hırvatistan’a giden Özkan, Hilton Imperial Dubrovnik’te gelirler direktörü olarak çalıştı. Türkiye’ye dönüşünde Swissôtel Grand Efes İzmir’de satış ve pazarlama direktörü olarak önemli projelere imza attı. 2019–2022 yılları arasında Swissôtel The Bosphorus’ta otel müdürü olarak kariyerine devam etti. Rixos Tersane İstanbul’un açılışındaki genel müdürlük deneyiminin ardından Hyatt Regency İstanbul’da aynı sorumluluğu üstlendi. Bugün ise profesyonel kariyerini Hilton Istanbul Maslak’ın genel müdürü olarak sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Timbriada Antik Kenti tarım tarihine ışık tutuyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/timbriada-antik-kenti-tarim-tarihine-isik-tutuyor/</link>
        <description><![CDATA[Isparta’nın Aksu ilçesindeki 2 bin 200 yıllık Timbriada Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, kiler ve aşevi olarak kullanılmış yapılar tespit edildi. M.Ö. 2. yüzyılda Asartepe yamaçlarına kurulmuş olan, yaklaşık 2 kilometrelik alana yayılarak Pisidia bölgesinin önemli merkezlerinden olan antik kentte, Süleyman Demirel Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Özcan başkanlığında kazılar devam ediyor. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Sal, 23 Eyl 2025 09:49:03 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Isparta'nın Aksu ilçesindeki 2 bin 200 yıllık Timbriada Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında, kiler ve aşevi olarak kullanılmış yapılar tespit edildi. M.Ö. 2. yüzyılda Asartepe yamaçlarına kurulmuş olan, yaklaşık 2 kilometrelik alana yayılarak Pisidia bölgesinin önemli merkezlerinden olan antik kentte, Süleyman Demirel Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Özcan başkanlığında kazılar devam ediyor. Kazılar, antik kentteki kilisenin çevresinde yoğunlaşıyor.



Prof. Dr. Özcan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada bölgede 5 yıldır kazı çalışması yaptıklarını söyledi. Antik kentin merkezi olarak bilinen kilesinin yaklaşık 30 metre batısında sondaj gerçekleştirdiklerini aktaran Özcan, "Sondaj çalışmamızda bir kısmı kiler, bir kısmı da aşevi olarak kullanılan bir yer gördük. Bu durum, Geç Antik Dönem'de kilisenin artan önemine işaret ediyor. Çalışmamızda ne kadar karbonlaşmış olsa da bazı tohum ya da tahıllara rastladık. Bu da çok önemli. Belki ilerleyen çalışmalarda sağlam biçimde günümüze ulaşmış ata tohumlarına ulaşma ihtimalimiz var" diye konuştu.







"TARIM TARİHİNE IŞIK TUTAN ÇOK KIYMETLİ BİR BULGU"



Tohum ve tahılların bulunmasının tarım tarihine ışık tutan çok kıymetli bir bulgu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Fikret Özcan; "Bu, o dönemde insanların beslenme kültürünü, ekolojik uyumlarını ve ekonomik yaşamlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Aynı zamanda günümüz tarımı için de genetik çeşitlilik açısından önemli" dedi. Kentte 2. yüzyıldan itibaren para basıldığını kaydeden Özcan, Zindan Mağarası önünde yapılan kazılardan bu bilgiye ulaştıklarını bildirdi.







TİMBRİADA ANTİK KENTİ HAKKINDA...



Eğirdir Yuvalı köyünden Beyşehir Gölü'ne kadar uzanan geniş bir bölgeye sahip olan antik kentin çevresinde Tynada, Başören, Sırçalı ve Deliklitaş gibi yerleşmeler bulunuyor. Zindan Mağarası önündeki Kybele (Meter) kült alanı, Antik Çağ'da yalnızca kentin değil, tüm bölgenin en önemli kutsal merkezlerinden biri olarak biliniyor. Kentin bastığı sikkelerde Kybele'nin yanı sıra Zeus, Dionysos, Hermes ve Dioskurlar gibi tanrıların tasvir edilmesi, inanç çeşitliliğini ortaya koyuyor. Roma döneminde de önemini sürdüren Timbriada, Geç Antik Çağ'da bir piskoposluk merkezi olarak kayıtlarda geçiyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sonbahar tatili için villa kiralarken dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sonbahar-tatili-icin-villa-kiralarken-dikkat-edilmesi-gerekenler/</link>
        <description><![CDATA[Sonbahar çoğu kişinin tatil planlarını rafa kaldırdığı bir dönem gibi görünse de aslında tam tersine, yılın en keyifli tatil zamanlarından biridir. Yazın kalabalığı ve yoğun temposu sona erdiğinde, sahiller daha sakin, doğa daha dingin bir hal alır. Özellikle villa tatili planlayanlar için bu dönem, daha huzurlu ve kişisel bir tatil deneyimi sunar. Akdeniz ve Ege […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 22 Eyl 2025 13:40:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sonbahar çoğu kişinin tatil planlarını rafa kaldırdığı bir dönem gibi görünse de aslında tam tersine, yılın en keyifli tatil zamanlarından biridir. Yazın kalabalığı ve yoğun temposu sona erdiğinde, sahiller daha sakin, doğa daha dingin bir hal alır. Özellikle villa tatili planlayanlar için bu dönem, daha huzurlu ve kişisel bir tatil deneyimi sunar. Akdeniz ve Ege kıyılarında güneş hâlâ kendini hissettirirken, akşamları hafif serinleyen hava tatilinize farklı bir konfor katar. Ayrıca bu mevsim, tatilciler için hem ekonomik hem de ruhsal açıdan rahatlatıcı bir seçenek haline gelir. Yılın geri kalanını daha enerjik karşılamak isteyenler için sonbahar, adeta gizli bir mola fırsatıdır.



Sonbahar tatilinin en büyük avantajlarından biri de deniz ve hava koşullarının hâlâ elverişli olmasıdır. Eylül ayında deniz, yaz boyunca ısındığı için oldukça keyiflidir ve Ekim ayına kadar rahatlıkla yüzülebilir. Güneşin kavurucu etkisi azalır, bu da uzun yürüyüşler, kültürel geziler veya doğa aktiviteleri için ideal bir ortam yaratır. Çocuklu aileler için gündüzleri hâlâ yazı aratmayacak kadar sıcak, geceleri ise uykuya uygun serinlik tatilin konforunu artırır. Aynı zamanda sezonun sona ermesiyle birlikte restoranlarda, plajlarda ve turistik mekanlarda yoğunluk azalır. Daha sakin bir atmosfer, tatilcilerin hem doğayla hem de kendileriyle daha fazla vakit geçirmesine imkân tanır.



Bölge Seçiminde Sonbaharın Avantajları



Sonbahar tatili için bölge seçimi yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, iklim koşullarıdır. Türkiye’nin farklı bölgeleri, bu dönemde tatilcilere çeşitli deneyimler sunar. Akdeniz kıyıları, Eylül ve Ekim aylarında hâlâ yaz havasını korur. Antalya, Kaş ve Kalkan gibi bölgelerde deniz sıcaklığı tatil için uygundur ve gün boyu güneşin keyfi çıkarılabilir. Bu bölgeler, yaz kalabalığının dağılmasıyla birlikte çok daha huzurlu bir tatil ortamına dönüşür. Restoranlarda ve plajlarda sıra beklemeden vakit geçirebilir, turistik mekanları rahatlıkla keşfedebilirsiniz. Sonbaharda bu destinasyonlarda yapılan tatiller, hem doğanın dinginliğini hissettirir hem de yazın yüksek tempolu atmosferinden uzaklaşmanızı sağlar.



Ege kıyıları da sonbahar tatili için oldukça cazip seçenekler sunar. Muğla, Bodrum ve Fethiye, bu dönemde hala sıcak günleriyle deniz keyfi yapmak isteyenleri karşılar. Özellikle Eylül ayı boyunca Ege’nin berrak koyları ve doğa yürüyüşlerine elverişli parkurları, tatilinize farklı bir renk katar. Ekim ayında ise serinleyen akşamlar, romantik bir atmosfer yaratır. Aynı zamanda Alaçatı gibi bölgeler, yazın kalabalığından uzaklaşıp butik tatil deneyimi yaşamak isteyenler için uygundur. Daha serin ve farklı bir atmosfer arayanlar içinse Rize’nin Ardeşen bölgesi, doğa içinde huzurlu bir tatil fırsatı sunar. Sonbaharda bölge seçimini doğru yapmak, tatilinizin hem iklimsel hem de ruhsal açıdan en verimli şekilde geçmesini sağlar.







Villa Tipi Seçerken Nelere Dikkat Etmeli



Sonbaharda villa tatili planlarken en önemli kararlardan biri, seçeceğiniz villa tipidir. Hangi özelliklere ihtiyaç duyduğunuzu belirlemek, tatilinizi hem konforlu hem de keyifli hale getirir. Eylül ve Ekim aylarında hâlâ yaz havası devam ettiği için denize yakın veya deniz manzaralı villalar popüler seçenekler arasında yer alır. Gün içinde sıcaklığı hissedebilir, akşamları ise manzaraya karşı huzurlu vakit geçirebilirsiniz. Kalabalık gruplar ya da aileler için geniş bahçeli ve çok odalı villalar tercih edilmelidir. Bu sayede herkes kendine özel alan bulabilir, aynı zamanda ortak alanlarda birlikte vakit geçirmenin keyfi yaşanır. Tatil planınızı yaparken bölgenin iklimiyle villa özelliklerinin uyumlu olmasına da dikkat etmek gerekir.



Ekim sonuna doğru hava serinlemeye başladığında ise jakuzili ya da ısıtmalı havuzlu villalar öne çıkar. Bu tip villalar, sonbahar tatilini sadece yaz aktiviteleriyle sınırlamadan dört mevsim keyifli hale getirir. Özellikle balayı çiftleri ve romantik tatil arayanlar için jakuzili villalar, ekstra bir konfor sunar. Doğa içinde villalar ise sakinliği ve sessizliği arayan tatilciler için idealdir. Orman manzarasına uyanmak ya da sonbaharın renklerini bahçeden izlemek, tatili unutulmaz kılar. Villa tipini belirlerken sadece konum değil, tatilden beklentiniz de önemlidir. Dinlenmek, keşfetmek ya da eğlence odaklı bir tatil planlıyor olmanız, doğru villa seçimini yapmanızda belirleyici olur.



Bütçe ve Rezervasyon İpuçları



Sonbahar tatilinde villa kiralamanın en cazip yanlarından biri, yaz aylarına kıyasla çok daha ekonomik seçenekler sunmasıdır. Temmuz ve Ağustos’un yüksek sezon fiyatları geride kaldığında, aynı bütçeyle çok daha lüks bir villa tercih edebilirsiniz. Özellikle Eylül ayının ortasından itibaren fiyatlar gözle görülür şekilde düşmeye başlar. Bu da tatilcilerin hem konaklama hem de bölgedeki yeme içme ve aktivite masraflarını daha rahat karşılamasına imkân tanır. Bütçenizi daha verimli kullanmak için villa seçerken konum, büyüklük ve özellikler arasında doğru dengeyi kurmanız önemlidir. Denize sıfır bir villada kalmak cazip olabilir ancak denize birkaç dakika uzaklıkta, daha uygun fiyatlı bir villada kalıp aradaki bütçeyi farklı deneyimlere ayırmak da tatilinizi zenginleştirebilir.



Rezervasyon süreci de tatil bütçeniz üzerinde doğrudan etkili olan bir unsurdur. Yazın erken rezervasyon büyük avantaj sağlarken, sonbaharda son dakika fırsatları daha ön plana çıkar. Bu dönemde boş kalan villalar için cazip indirimler yapılır, böylece planınızı esnek tutarak daha ekonomik seçimler yapabilirsiniz. Ayrıca kalabalık bir grupla veya geniş aileyle tatil yapıyorsanız, tek bir villayı ortak kiralamak kişi başına düşen maliyeti ciddi şekilde azaltır. Bazı villalarda uzun süreli konaklamalarda ek indirimler de sunulabilir. Rezervasyon yapmadan önce bölgedeki alternatifleri karşılaştırmak, toplam maliyetleri göz önünde bulundurmak ve güvenilir bir platform aracılığıyla işlem yapmak bütçenizi korumanın en doğru yolları arasında yer alır.



Sonbaharda Tatil Yaparken Unutulmaması Gerekenler



Sonbahar tatili, yazdan farklı olarak bazı küçük hazırlıklar gerektirir. Öncelikle valiz hazırlarken gündüz ve gece sıcaklıklarının değişken olabileceğini göz önünde bulundurmalısınız. Eylül ayında gündüzleri hâlâ yazı aratmayacak kadar sıcak olurken, akşamları serinlik hissedilir. Bu yüzden yanınıza hem yazlık kıyafetler hem de akşamları kullanabileceğiniz ince bir ceket veya hırka almanız faydalı olacaktır. Deniz keyfi yapmayı planlıyorsanız mayo, havlu ve plaj çantanızı unutmamalısınız. Aynı zamanda sonbaharın romantik atmosferini değerlendirmek için yürüyüş ayakkabısı veya hafif spor giysiler de tatilinizin olmazsa olmazları arasında yer alır. Doğa içinde bir villada konaklayacaksanız, yağmur ihtimaline karşı su geçirmez ayakkabı ya da şemsiye de yanınıza almanız işinizi kolaylaştırır.



Valiz hazırlığının dışında bölgedeki etkinlikleri ve olanakları önceden araştırmak da tatilinizi daha keyifli hale getirir. Sonbahar, özellikle kültürel etkinlikler, yöresel festivaller ve doğa turları için harika bir zamandır. Antalya ve Muğla’da doğa yürüyüşleri, bisiklet rotaları veya tekne turları sonbaharda çok daha rahat yapılabilir. Restoran ve kafeler yaz kalabalığından sonra daha sakin olduğundan, yerel lezzetleri keşfetmek için ideal bir dönemdir. Tatiliniz boyunca rahat etmek için villanın bulunduğu konumun market, eczane ve ulaşım noktalarına yakın olup olmadığını da önceden kontrol etmelisiniz. Bu detaylar göz ardı edildiğinde, tatilde keyif kaçırabilecek küçük aksiliklerle karşılaşabilirsiniz. Sonbaharda tatilinizi kusursuz hale getirmek, biraz hazırlık ve doğru planlamayla mümkündür.



Doğru Villa Seçimi İçin Güvenilir Adresler



Sonbahar tatili planlarken doğru villayı bulmak kadar, bu villayı güvenilir bir platformdan kiralamak da büyük önem taşır. Çünkü internet ortamında çok sayıda ilan bulunur ve bunların hepsi gerçeği yansıtmayabilir. İlk olarak, seçtiğiniz sitenin açık iletişim bilgilerine sahip olmasına dikkat etmelisiniz. Sabit telefon numarası, e-posta adresi ve ofis adresi bulunan siteler, şeffaf bir yaklaşım sergiler. Ayrıca resmi sözleşme ve güvenli ödeme yöntemleri sunmayan sitelerden uzak durmak gerekir. Kullanıcı yorumlarını incelemek de güvenilirliği anlamanın yollarından biridir. Daha önce o platform üzerinden tatil yapan kişilerin deneyimleri, size hem olumlu hem de olumsuz yönler hakkında fikir verecektir.



Villa kiralamada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, sitenin portföy genişliğidir. Farklı bölgelerde ve farklı tatil beklentilerine uygun villa seçenekleri sunan platformlar, size daha fazla alternatif sağlar. Bu çeşitlilik, hem bütçenize hem de tatil beklentinize en uygun villayı bulma şansınızı artırır. Sonbahar tatiline özel olarak ısıtmalı havuzlu, doğa içinde veya denize yakın villaların yer aldığı portföyler, konforlu bir tatil geçirmenizi sağlar. Güvenilir villa kiralama platformları arasında yer alan Villacım, şeffaf hizmet anlayışı ve geniş seçenekleriyle öne çıkar. Rezervasyon sürecinde sunduğu güvenli ödeme yöntemleri, tatil boyunca sağladığı destek hizmetleri sayesinde tatilinizi sadece planlamakla kalmaz, aynı zamanda içinizin rahat olmasını da sağlar.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ATF25 küresel gücünü pekiştiriyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/atf25-kuresel-gucunu-pekistiriyor/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), açılışına sayılı günler kala iki önemli gelişmeyi duyurdu. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından “Desteklenen Yurt İçi Etkinlik” statüsü kazanan ATF25, dünya fuarcılığının en prestijli kuruluşu olan UFI – The Global Association of the Exhibition Industry üyeliğine kabul edilerek Türk turizminde tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğu ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 19 Eyl 2025 13:10:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), açılışına sayılı günler kala iki önemli gelişmeyi duyurdu. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından “Desteklenen Yurt İçi Etkinlik” statüsü kazanan ATF25, dünya fuarcılığının en prestijli kuruluşu olan UFI – The Global Association of the Exhibition Industry üyeliğine kabul edilerek Türk turizminde tarihi bir başarıya imza attı.



Türkiye İş Bankası ana sponsorluğu ve Kilit Hospitality Group ana partnerliği ile düzenlenen ATF25, 22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. 70’ten fazla ülkeden 40.000’in üzerinde profesyonel ziyareti ağırlayacak olan ATF25, “Sürdürülebilir Misafirperverlik” temasıyla turizm sektörüne hem vizyon hem de sorumluluk kazandırmayı hedefliyor.



UFI Üyesi İlk Türk Turizm Fuarı: ATF



ATF25’in UFI – The Global Association of the Exhibition Industry üyeleri arasına katılması, fuarın küresel standartlara uygunluğunu tescilleyen önemli bir gelişme oldu. ATF böylece, Türk bir fuarcılık şirketi tarafından düzenlenen ilk UFI üyesi turizm fuarı olma ünvanını kazandı. Dünyada 90’dan fazla ülkeden 800’ün üzerinde fuar organizatörü ve 851 UFI onaylı etkinliğin yer aldığı bu ağ, katılımcılar ve ziyaretçiler için kalite güvencesi ve küresel tanınırlık anlamına geliyor. ATF25, bu üyelik sayesinde katılımcılarına yalnızca Türkiye’de değil, dünya çapında da prestij, güven ve iş birliği fırsatları sunacak.







Sağlık, Spor ve Bilişim Sektörlerine Devlet Desteği



Uluslararası Antalya Turizm Fuarı’nın, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan ‘2025 Yılı Desteklenen Yurt İçi Etkinlikler Listesi’ne dahil edilmesiyle birlikte özellikle sağlık, spor ve bilişim alanında faaliyet gösteren firmalar, ATF25’e katılımlarında yüzde 60’a varan devlet desteğinden yararlanabilecek. Bu büyük avantaj, söz konusu sektörlerdeki markalara yalnızca maliyet avantajı sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda uluslararası pazarlara açılma ve hizmet ihracatını artırma noktasında da güçlü bir fırsat sunacak.







Türkiye ve Akdeniz’in En Verimli Turizm Fuarı



Her yıl binlerce iş birliğine ev sahipliği yapan, kültürel ve çevresel sorumluluk bilinciyle sektöre yön veren Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, bakanlık desteği ve UFI üyeliği ile birlikte yalnızca Türkiye’de değil, küresel ölçekte de gücünü artırarak uluslararası turizm arenasında liderliğini pekiştirdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sompo Sigorta brokerlarıyla bir araya geldi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sompo-sigorta-brokerlariyla-bir-araya-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Sigorta sektörünün önemli şirketlerinden Sompo Sigorta, Sait Halim Paşa Yalısı’nda düzenlediği toplantıda brokerlarıyla buluştu. Toplantıda şirketin kurumsal sigortalardaki büyüme hedefleri, 2025 yılında prim üretimindeki planları ve iş birliklerinin sektöre sağlayacağı katma değer paylaşıldı. Sompo Sigorta, pazardaki konumunu daha da güçlendirmeyi ve uzun vadeli büyüme beklentilerini gerçekleştirmeyi amaçladığını vurguladı. Sompo Sigorta’nın üst düzey yöneticileriyle Türkiye’nin önde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 18 Eyl 2025 15:29:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sigorta sektörünün önemli şirketlerinden Sompo Sigorta, Sait Halim Paşa Yalısı’nda düzenlediği toplantıda brokerlarıyla buluştu. Toplantıda şirketin kurumsal sigortalardaki büyüme hedefleri, 2025 yılında prim üretimindeki planları ve iş birliklerinin sektöre sağlayacağı katma değer paylaşıldı. Sompo Sigorta, pazardaki konumunu daha da güçlendirmeyi ve uzun vadeli büyüme beklentilerini gerçekleştirmeyi amaçladığını vurguladı.



Sompo Sigorta’nın üst düzey yöneticileriyle Türkiye’nin önde gelen 120 brokerının bir araya geldiği buluşma, Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur ile icra kurulu üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleşti. Etkinliğe, Sompo Global Kurumsal Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Richard Allen da özel davetli olarak katıldı. 



"Müşteriye dokunan her noktada brokerlarımızın katkısı paha biçilmez"



Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Brokerlarımız, bizim için birer iş ortağı olmanın ötesinde, sektörün gelişimine birlikte yön verdiğimiz paydaşlarımızdır. Bu etkinlik, karşılıklı anlayışı ve iş birliğini daha da ileriye taşıyacağımız bir dönemin başlangıcıdır. Biz, Sompo Sigorta olarak sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmiyor, geleceğin sigorta ekosistemini de şekillendirecek uzun vadeli iş birlikleri kurmayı hedefliyoruz. Müşteriye dokunan her noktada brokerlarımızın katkısı paha biçilmez. Bu nedenle onların deneyimlerinden beslenerek inovatif çözümler üretmek, veri ve teknoloji odaklı yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarını daha hızlı ve doğru şekilde karşılamak ve sektöre daha fazla değer katmak, önceliklerimiz arasında yer alıyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[D-Marin tekne sahiplerini tek platformda buluşturuyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/d-marin-tekne-sahiplerini-tek-platformda-bulusturuyor/</link>
        <description><![CDATA[D-Marin, akıllı teknolojilerle marina deneyimine yeni bir boyut kazandırıyor. 19.300’den fazla aktif kullanıcısı bulunan D-Marin uygulaması; rezervasyon, sözleşme yenileme, check-in, ödeme ve gerçek zamanlı izleme gibi hizmetleri tek merkezden sunuyor. 10.000’den fazla sensör ve 2.500’den fazla akıllı pedestal ile güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirlik sağlanırken, kullanıcıların yüzde 90’ı zamandan tasarruf ettiklerini belirtiyor. Toplam 10 milyon avroluk […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 18 Eyl 2025 14:39:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[D-Marin, akıllı teknolojilerle marina deneyimine yeni bir boyut kazandırıyor. 19.300’den fazla aktif kullanıcısı bulunan D-Marin uygulaması; rezervasyon, sözleşme yenileme, check-in, ödeme ve gerçek zamanlı izleme gibi hizmetleri tek merkezden sunuyor. 10.000’den fazla sensör ve 2.500’den fazla akıllı pedestal ile güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirlik sağlanırken, kullanıcıların yüzde 90’ı zamandan tasarruf ettiklerini belirtiyor. Toplam 10 milyon avroluk yatırımla hayata geçirilen bu dijital ekosistem, marina işletmeciliğinde küresel standartları belirliyor.



D-Marin’in yenilikçi ve akıllı çözümleri, Akdeniz ve diğer denizlerde verimlilik, sürdürülebilirlik ve müşteri memnuniyetini yeniden tanımlıyor. Bu dönüşümün temelinde; akıllı pedestallar, akıllı sensörler ve marina hizmetlerini birbirine bağlayarak konukların teknede, karada veya evlerindeyken hizmetleri eksiksiz biçimde kontrol etmelerini ve zahmetsizce kullanmalarını sağlayan, birleşik bir dijital uygulama merkezi olan D-Marin uygulaması yer alıyor.



D-Marin uygulaması, 19.300’den fazla aktif kullanıcıya sahip ve her ay ortalama 500’den fazla yeni kullanıcı kazanıyor. Uygulama; sorunsuz rezervasyon, yenileme, gerçek zamanlı izleme ve ödeme imkânı sunuyor. Yıllık özel yanaşma yeri sahiplerinin yüzde 93’ü halihazırda aktif bir D-Marin uygulaması hesabına sahip; bu kişilerin yüzde 63’ü uygulamayı her ay bir defadan fazla kullanıyor.







ENTEGRE BİR EKOSİSTEM SUNUYOR



Akıllı pedestallar ve akıllı sensörler gibi dijital olanakları tek bir çatı altında toplayan D-Marin uygulaması, marina deneyimini dönüştüren entegre bir ekosistem sunuyor. Konuklar bu sayede istedikleri zaman, istedikleri yerden yanaşma yeri rezervasyonu yapabiliyor, yıllık sözleşmelerini yenileyebiliyor, check-in işlemlerini gerçekleştirebiliyor, teknelerinin durumunu takip edebiliyor, kamu hizmetlerini yönetebiliyor ve ödemelerini kolayca yapabiliyor. Tüm bu imkânlar, D-Marin’in seçkin marinalarında kolaylık, şeffaflık ve sürdürülebilirlik için yeni standartlar oluşturuyor.







SORUNLAR HIZLA VE ETKİN BİR ŞEKİLDE GİDERİLİYOR



D-Marin’in Sense4Boat platformuyla desteklenen akıllı sensörleri ise gerçek zamanlı tekne izleme sağlıyor. Su sızıntısı, akü arızaları, yangın veya izinsiz hareket gibi kritik riskleri tespit ederek marina ekiplerinin anında müdahale etmesini mümkün kılıyor. Böylece sorunların temel nedenleri hızla ve etkin bir şekilde giderilebiliyor. Uygulamanın devreye alınmasından bu yana, D-Marin’in seçkin marinalarında 10.000’den fazla sensör kurulumu tamamlandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum Altın Mozole Ödülleri için geri sayım başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrum-altin-mozole-odulleri-icin-geri-sayim-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum’un değerlerini geleceğe taşımayı hedefleyen Bodrum Altın Mozole Ödülleri, Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) yönetiminin katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında kamuoyuna tanıtıldı. Bodrum’un sanatçılarını, zanaatkârlarını ve değer yaratan isimlerini onurlandırmak amacıyla düzenlenen Bodrum Altın Mozole Ödül Töreni, 29 Eylül 2025 tarihinde Ruins Luxury Resort’ta gerçekleşecek. Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen ödül töreni; […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 17 Eyl 2025 00:26:31 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum'un değerlerini geleceğe taşımayı hedefleyen Bodrum Altın Mozole Ödülleri, Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) yönetiminin katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında kamuoyuna tanıtıldı.



Bodrum’un sanatçılarını, zanaatkârlarını ve değer yaratan isimlerini onurlandırmak amacıyla düzenlenen Bodrum Altın Mozole Ödül Töreni, 29 Eylül 2025 tarihinde Ruins Luxury Resort’ta gerçekleşecek. Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen ödül töreni; kentin kültürel mirasını, gastronomisini, sanatını ve turizmdeki yenilikçi çalışmalarını geleceğe taşımayı hedefliyor.







"Bodrum’un değerlerini geleceğe taşıyacak"



Basın toplantısında konuşan BOTAV Yönetim Kurulu Başkanı ve Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, şunları ifade etti: "Bodrum Tanıtma Vakfı ve Bodrum Belediyesi’nin iş birliğiyle, Bodrum’un evrensel değerlerini uluslararası ölçekte pekiştirmek amacıyla ilk kez Bodrum Altın Mozole Ödülleri 'ni hayata geçiriyoruz. Bu ödüller, Bodrum’un tarihini, sanatını ve kültürel mirasını geleceğe taşıyacak yeni bir adım olarak konumlanmaktadır. Ödüllerimizin ilham kaynağı yalnızca Bodrum’un değil, insanlık tarihinin en büyük değerlerinden biri olan Halikarnas Mozolesi’dir. Bu eşsiz yapı; emeği, yaratıcılığı ve uygarlığı temsil etmekte, Bodrum’un binlerce yıllık kültürel bağını simgelemektedir. Bodrum Altın Mozole Ödülleri, sadece başarıyı takdir etmenin ötesinde; Bodrum’un değerlerine sahip çıkan, mirası gelecek nesillere aktaran, sürdürülebilirliği ve sosyal faydayı önceliklendiren, yenilikçi bir bakış açısıyla fark yaratan kişi ve kurumları hedeflemektedir. Bu kapsamda gastronomiden denizciliğe, kültür-sanattan turizme, yenilikçilikten doğaya ve sosyal etkinliklere kadar uzanan 7 farklı kategoride toplam 17 ödül verilecektir.”







“Bodrum’un markalarını tek yürek bir araya getiriyoruz”



BOTAV Yönetim Kurulu Üyesi Nurçe Erben ise organizasyonun amacını şu sözlerle aktardı: “Amacımız, Bodrum’un değerlerini ulusal, yerel ve uluslararası klasmanlarda bir araya getirmek ve tanıtmak. Tamamen iyi niyetlerle, kıymetli insanlarla yola çıktığımız bu yolculukta, bütün Bodrum markalarını birlikte bir araya getirmek istedik. Bizim isteğimiz ve arzumuz, hep birlikte Bodrum’un değerlerini görünür kılmak ve uluslararası ölçekte hak ettiği yere taşımaktır. Bodrum muhteşem bir yer, doğal bir cennet. Neden bütün markalar bir araya gelmesin? Neden burada yaşayan herkes tek yürek olmasın diye düşündük aslında bu yola çıkarken.”







“Bodrum markasını geleceğe taşıyacağız”



BOTAV Yönetim Kurulu Üyesi Süleyman Uysal da şunları vurguladı: “Neden böyle bir projeye başladık? Çünkü Bodrum markası, dünyada ismi bilinen en önemli Türk markalarından biridir. Bu marka, reklamcılık veya pazarlama harcamasıyla değil; Bodrum’un dünyanın en güzel yerlerinden biri olması sayesinde ama aynı zamanda esnafımızın, restoranlarımızın, zanaatkârlarımızın, sanatçılarımızın Bodrum’a gelen herkese bir aile sıcaklığıyla davranarak onları mutlu etmesi sayesinde büyümüştür. Dolayısıyla biz de eşitlik ilkesi gereği görünürlüğü az kalan ama Bodrum markasına değer katmış önemli işletmeleri tek tek değerlendirip, Türkiye çapında saygın bir jüri kriteriyle inceleyerek hem ödüllendirmek hem onurlandırmak hem de bundan sonraki tanıtım faaliyetlerimizde bu markaları ön plana çıkararak Bodrum’un tanıtımına katkı sunmak istiyoruz. Toplamda 7 ana kategoride, 17 dalda ödüller verilecek. Ayrıca, BOTAV Yönetim Kurulu tarafından seçilecek 3 Onur Ödülü, düzenlenecek törende sahiplerini bulacak. Bu projede Oggusto ile jüri kriterleri ve Bodrum markalarının özel bir kategoriyle tanıtılması konusunda, Effect Burson Ajansı ile ise basın ve iletişim tarafında iş birliği yapıyoruz.”







Başvuru süresi uzatıldı



Web sitesi üzerinden başvuruların tamamen ücretsiz olduğu Bodrum Altın Mozole Ödülleri'ne; BOTAV Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Mandalinci, Başkan Yardımcıları Mahmut Serdar Kocadon ve Alptekin Polat ve Yönetim Kurulu Üyeleri Nurçe Erben, Süleyman Uysal, Erdem Ağan, Ersin Pamuksüzer, Süzer Hamdi Akın ve Hıfzı Ali Güreli’den oluşan BOTAV Yönetim Kurulu kararıyla son başvuru tarihinin 22 Eylül 2025 tarihine uzatıldığı açıklandı.







Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) Hakkında...



1996 yılında kurulan Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV), Bodrum’un tarihsel, doğal, kültürel ve insani değerlerini dünyaya tanıtmak amacıyla faaliyet göstermektedir. Kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği tanıtım çalışmaları ve uluslararası fuar organizasyonlarıyla Bodrum’un turizm gelirlerine önemli katkılar sağlayan BOTAV, vizyonunu sürdürülebilir büyüme ve global marka olma hedefi üzerine inşa etmiştir. Vakıf, Bodrum’un dünya çapındaki bilinirliğini artırmayı ve kentin değerlerini geleceğe taşımayı misyon edinmiştir. 2025 yılı itibarıyla tanıtım faaliyetlerine yeni bir ivme kazandıran BOTAV, yılın ilk aylarında düzenlenen Yapay Zeka Buluşmaları Konferansı, Bodrum Marka Konferansı ve tamamlanan e-ticaret eğitimleri ile Bodrum’un turizmde geleceğe hazırlanan yüzünü ortaya koymuştur. Yılın son çeyreğinde ise heyecan verici bir organizasyona imza atacak olan vakıf, BAM Ödülleri ile Bodrum’un tanıtım çalışmalarını daha da hızlandıracak ve kenti hem ulusal hem de uluslararası fuarlarda güçlü bir şekilde temsil etmeye devam edecektir. Tanıtım vizyonunu akademik alana da taşıyan BOTAV, önümüzdeki dönemde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi iş birliğiyle markalaşma konferanslarına devam edecek; alanında uzman isimler ve akademisyenlerle yürütülecek bu çalışmalar, Bodrum’un marka değerini geleceğe taşımayı hedeflemektedir. BOTAV, turizmde yalnızca bugünü değil, geleceği de tasarlayan bir anlayışla yoluna devam etmektedir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ATF25 Türkiye opens a new chapter in sustainability with bioscore partnership]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/atf25-turkiye-opens-a-new-chapter-in-sustainability-with-bioscore-partnership/</link>
        <description><![CDATA[The International Antalya Tourism Fair (ATF), with İş Bankası as main sponsor and Kilit Hospitality as main partner, is preparing to open its doors for the seventh time on October 22–23–24, 2025, at Antalya ANFAŞ International Fair Center. This year, ATF25 Türkiye will host productive B2B meetings over three days, welcoming more than 40,000 professional […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Sal, 16 Eyl 2025 14:37:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[The International Antalya Tourism Fair (ATF), with İş Bankası as main sponsor and Kilit Hospitality as main partner, is preparing to open its doors for the seventh time on October 22–23–24, 2025, at Antalya ANFAŞ International Fair Center. This year, ATF25 Türkiye will host productive B2B meetings over three days, welcoming more than 40,000 professional visitors from over 70 countries. 



As the most productive tourism gathering of Türkiye and the Mediterranean, ATF25 Türkiye has chosen “Sustainable Hospitality” as this year’s theme. In addition to commercial partnerships, ATF25 Türkiye also highlights environmental and cultural responsibility, taking an important step in sustainability by signing an official collaboration agreement with Bioscore Sustainability, represented by Holidaymine.



ATF25 Türkiye Launches Carbon Footprint Measurement



Bioscore, a specialist in sustainability data platforms and consultancy within the tourism sector, will measure the carbon footprint of all processes of the International Antalya Tourism Fair. This evaluation will cover every stage—from preparation to the fair period, from dismantling to the supply chain. The data collected will provide the foundation for developing carbon reduction strategies and implementing offsetting projects. Visitors will also have the opportunity to calculate and offset the emissions generated by their participation through the Bioscore Balance platform.







Sustainable Hospitality: From Past to Future



ATF Founder and Chairman of the Board, Selçuk Meral, emphasized the importance of the collaboration: “The International Antalya Tourism Fair grows each year, contributing to the sector. However, we believe that growth cannot be measured by numbers alone. That is why we undertake projects that embody our responsibility toward the environment and the future. This collaboration with Bioscore is a significant indicator of our determination to strengthen our hospitality approach with sustainability principles.” Bioscore CEO Víctor Monzón Montalbá stated: “We are proud to support ATF25’s strategic commitment to Sustainable Hospitality. By combining advanced data analytics with tailored sustainability consultancy, we enable organizers to measure their environmental impact and apply effective, measurable strategies. In this way, tourism events can align cultural and social integrity with environmental responsibility in a concrete and accountable manner.”







ATF25 Türkiye at the Heart of Sustainability



With its theme “Sustainable Hospitality,” ATF25 Türkiye places sustainability at the core of the event. Through data-driven reduction strategies and possible offsetting initiatives, the fair is taking strong steps toward minimizing its environmental footprint. The International Antalya Tourism Fair continues its determination not only to be a visionary gathering of the tourism sector but also to raise awareness and promote innovation in sustainable tourism practices.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[3. GlobeMeets yoğun ilgiyle sona erdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/3-globemeets-yogun-ilgiyle-sona-erdi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin ve bölgenin en prestijli B2B buluşmaları arasında yer alan GlobeMeets B2B Networking Event’in üçüncüsü, Rixos Tersane İstanbul’da yoğun ilgi ve geniş katılımla tamamlandı. Etkinliğin açılışına; Ulaştırma ve Altyapı eski Bakanı ve halen TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, İGA Ticaret Genel […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 15 Eyl 2025 13:40:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin ve bölgenin en prestijli B2B buluşmaları arasında yer alan GlobeMeets B2B Networking Event’in üçüncüsü, Rixos Tersane İstanbul'da yoğun ilgi ve geniş katılımla tamamlandı. Etkinliğin açılışına; Ulaştırma ve Altyapı eski Bakanı ve halen TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, İGA Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Server Aydın, Tersane Yönetim Direktörü Çetin Pehlivan, çok sayıda ülkenin başkonsolosları ve konsolosları, turizm sektörünün önde gelen STK başkanları ve yöneticileri, ulusal ve uluslararası basın mensupları katıldı.



Bu güçlü protokol, GlobeMeets'in yalnızca bir sektör buluşması değil; aynı zamanda diplomasi, ticaret ve turizmin küresel buluşma noktası olduğunun da göstergesi oldu. GlobeMeets, 3. yılında da turizm endüstrisinin küresel oyuncularını bir araya getirdi. İstanbul’dan 700’ün üzerinde alıcı acenta, Türkiye’nin 40 şehrinden 250’nin üzerinde hosted buyer, 20 farklı ülkeden uluslararası alıcı acentalar, 60 ülkede hizmet veren DMC’ler, 11 ülkenin turizm ofisi, 20’ye yakın havayolu şirketi, kruvaziyer şirketleri, sigorta şirketleri, marketplace iş ortakları, yurt dışından ve yurt içinden seçkin oteller ve outlet center iş ortaklarını bir araya getirdi.







"DÜNYANIN EN GÜÇLÜ KÜRESEL BULUŞMA MERKEZLERİ ARASINDA"



İki gün boyunca 10.000’in üzerinde randevulu ve randevusuz görüşme gerçekleşti. Bu yoğun etkileşim, GlobeMeets’i yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da önde gelen B2B etkinliklerinden biri haline getirdi. GlobeMeets’in kurucusu Hüseyin Kurt, açılışta yaptığı konuşmada şunları vurguladı: “Bu etkinlik bir hayal ile başladı, vizyonla büyüdü ve adeta bir kuyumcu titizliğiyle 10 ay boyunca hazırlandı. GlobeMeets, bugün turizm, seyahat ve iş gezileri alanında dünyanın en güçlü küresel buluşma merkezlerinden biridir.”







"GLOBEMEETS ASLA BİR FUARA DÖNÜŞMEYECEK"



Kurt ayrıca şu açıklamalarda bulundu: "GlobeMeets asla bir fuara dönüşmeyecek, butik yapısını koruyarak özgün bir networking platformu olmaya devam edecek. 2026 yılında da 10-11 Eylül tarihlerinde etkinlik yeniden Rixos Tersane’de sektörle buluşacak. GlobeMeets ekibi olarak bizlere güvenen, bu yolculuğa eşlik eden ve bizlerle birlikte değer üreten tüm paydaşlarımıza teşekkür ederiz. Bundan sonra da turizm sektörümüz için değer yaratmaya, fayda üretmeye ve sektörümüzün yolunu aydınlatan bir ışık olmaya devam edeceğimizi gönülden paylaşmak isteriz. GlobeMeets yalnızca bugünün değil, geleceğin de güçlü bir buluşma noktası olmaya kararlılıkla devam edecektir.”







NETWORKING PARTY



Etkinlik, 12 Eylül akşamı İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasına karşı Portaxe’te düzenlenen özel "Networking Party" ile son buldu. Tüm katılımcılar, iki günün yoğun temposunun ardından özenle hazırlanan bu gecede bir araya gelerek, hem dinlenme hem de yeni bağlarını güçlendirme fırsatı buldu. Sektörün farklı coğrafyalardan gelen temsilcileri, bu samimi atmosferde iş birliklerini daha da pekiştirerek GlobeMeets’in yalnızca iş değil, aynı zamanda dostluklar üreten bir platform olduğunu bir kez daha deneyimlediler.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Hasankeyf kazılarında “Büyük Saray” gün yüzüne çıkarılacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hasankeyf-kazilarinda-buyuk-saray-gun-yuzune-cikarilacak/</link>
        <description><![CDATA[Batman’ın tarihi Hasankeyf ilçesinde yürütülen arkeolojik kazılarda Büyük Saray ‘ın tamamının ortaya çıkarılması hedefleniyor. İnsanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hasankeyf’te Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekai Erdal’ın başkanlığında yürütülen arkeolojik kazılar sürüyor. Hasankeyf Ören Yeri’nde bu yıl temmuz ayında başlayan kazı çalışmaları, aralarında arkeolog, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Paz, 14 Eyl 2025 18:19:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesinde yürütülen arkeolojik kazılarda Büyük Saray 'ın tamamının ortaya çıkarılması hedefleniyor.



İnsanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hasankeyf'te Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekai Erdal'ın başkanlığında yürütülen arkeolojik kazılar sürüyor. Hasankeyf Ören Yeri'nde bu yıl temmuz ayında başlayan kazı çalışmaları, aralarında arkeolog, sanat tarihçisi, mimar ve antropoloğun bulunduğu 30 kişilik ekiple yürütülüyor. Bu yıl kazı çalışmalarında Hasankeyf Kalesi bölgesinde bulunan Büyük Saray ve çevresine ağırlık verildi. Çalışmayla Büyük Saray'ın tamamen ortaya çıkarılıp, restorasyona hazır hale getirilmesi hedefleniyor.



Kazı Başkanı Doç. Dr. Zekai Erdal, konu ile ilgili yaptığı açıklamada temmuz ayı itibarıyla Hasankeyf Kalesi bölgesindeki kazılara başladıklarını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün himayesinde Geleceğe Miras Projesi kapsamında devam eden kazılarda kale bölgesinde bulunan Büyük Saray yapısına odaklandıklarını aktaran Erdal, bu yıl itibarıyla bunu tamamen ortaya çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Kazıları 30 kişiden oluşan uzman ekiple yürüttüklerini ifade eden Erdal; "Ekibimizde Türkiye'nin farklı üniversitelerinde görev yapan hocalarımız yer alıyor. Hocalarımız kendilerine düşen zaman çerçevesinde buraya gelerek gerekli çalışmaları yapıyor" dedi.







ASKERİ GARNİZONUN BİR PARÇASI OLARAK İNŞA EDİLDİ



Büyük Saray'ın Hasankeyf Kalesi'nin ana yapısı olduğunu anlatan Erdal, sarayın ilk ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair net bilginin bulunmadığını kaydetti. Doç. Dr. Erdal, şunları paylaştı: "Büyük Saray 'ın üzerindeki taşlı işaretlerin Hasankeyf Köprüsü üzerindeki taşlı işaretlerle benzerliği münasebetiyle, yapının Roma dönemindeki askeri garnizonun bir parçası olarak inşa edildiği, daha sonra bölgeye egemen olan Artuklular döneminde saray olarak değerlendirildiği kaynaklarda geçiyor."







KULLANILAMAZ HALE GELİP, ÜZERİNE MEZARLIK YAPILDI



Sarayın bilinmeyen bir dönemde kullanılmaz hale geldikten sonra içerisinin toprak ve molozlarla dolduğunu, üzerine ise mezarlık yapıldığını aktaran Erdal, ilk kazıların 1986 yılında başladığını, 2021'e kadar yapının yarısının ortaya çıkarıldığını anımsattı. Doç. Dr. Erdal, 2021 yılından sonra kazıları Büyük Saray ve çevresinde yoğunlaştırdıklarını dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: "Daha önce sarayın yarısına yakını ortaya çıkarılmıştı. Hasankeyf Kalesi'nin ana ve merkez yapısı olması nedeniyle birinci önceliğimiz, saray yapısının toprakla dolu olan beden duvarlarını ortaya çıkarmak; sarayın sınırlarını belirleyip, daha sonra bu yapıyı konservasyon ve restorasyon uygulamasına hazır hale getirmek. Yıl sonuna kadar bu hedefimize ulaşmayı planlıyoruz."







ORTA ÇAĞ'IN ÖNEMLİ MERKEZLERİNDEN BİRİ



Hasankeyf Kalesi'nin 12 bin yıllık tarihe sahip olduğunu belirten Erdal, Hasankeyf Höyük'ten ayrı değerlendirilemeyeceğini, iki yerin birbirine oldukça yakın olduğunu anlattı. "Hasankeyf Höyük, günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce tarihlendirilen bir yerleşim birimidir ki Anadolu'daki erken yerlerden biridir. Bu bağlamda Hasankeyf Kalesi de özellikle İslami dönemde Artuklular ve Eyyubiler döneminde başkentlik yapmış, Orta Çağ'ın önemli merkezlerinden biridir" diyen Erdal, kazılarda elde edilen buluntuların büyük kısmının Orta Çağ İslam, Türk-İslam dönemine ait eserler olduğunu bildirdi. Erdal; "Biz bu kazılar çerçevesinde zemin noktasında sondajlama ve derinleşme çalışmasında İslam öncesi dönemlere ait hatta Hasankeyf Höyük ile bağlantılı ya da onun dönemine ait eserlerin de çıkmasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum Altın Mozole Ödülleri ilk kez sahiplerini buluyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrum-altin-mozole-odulleri-ilk-kez-sahiplerini-buluyor/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum’un sanatçılarını, zanaatkârlarını ve değer yaratan isimlerini onurlandırmak amacıyla düzenlenen Bodrum Altın Mozole Ödül Töreni, 29 Eylül 2025 tarihinde Ruins Luxury Resort’ta gerçekleşecek. Bodrum’un kültürel mirasını, gastronomisini, sanatını ve turizmdeki yenilikçi çalışmalarını geleceğe taşımak amacıyla Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) tarafından bu yıl ilk kez Bodrum Altın Mozole Ödülleri (BAM) düzenleniyor. Ruins Luxury Resort’ta gerçekleşecek olan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 12 Eyl 2025 19:24:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum’un sanatçılarını, zanaatkârlarını ve değer yaratan isimlerini onurlandırmak amacıyla düzenlenen Bodrum Altın Mozole Ödül Töreni, 29 Eylül 2025 tarihinde Ruins Luxury Resort’ta gerçekleşecek. 



Bodrum’un kültürel mirasını, gastronomisini, sanatını ve turizmdeki yenilikçi çalışmalarını geleceğe taşımak amacıyla Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) tarafından bu yıl ilk kez Bodrum Altın Mozole Ödülleri (BAM) düzenleniyor. Ruins Luxury Resort’ta gerçekleşecek olan ödül töreni, Bodrum’un eşsiz kültürel mirasını, sanatını, gastronomisini, doğasını ve sosyal yaşamını görünür kılarken; kentin değerlerini koruyan, sürdürülebilir ve toplumsal faydayı merkeze alan çalışmaları teşvik ederek, Bodrum’un ulusal ve uluslararası ölçekte marka değerini güçlendirmesi açısından önemli bir adım niteliği taşıyor.



Bodrum Altın Mozole Ödül Töreni, 7 ana kategori ve 17 dalda verilecek ödüllerle, kentin değerlerini koruyan ve geleceğe taşıyan kişi ile kurumları onurlandıracak. Törende; konaklama, eğlence, gastronomi, kültür & sanat, doğa & sürdürülebilirlik, sosyal etki ve denizcilik kategorilerinde ödüller sahiplerini bulacak. Dünyanın yedi harikasından biri olarak bilinen Halikarnas Mozolesi’nden ilhamla tasarlanan ödülün tasarımı ise Bodrum’un tarihsel mirasını bugüne taşıyan ve aynı zamanda sürdürülebilir bir gelecek inşa etme iradesini yansıtan güçlü bir sembol niteliği taşıyor. Bodrum’a değerli katkılarda bulunan zanaatkârların ve işletmecilerin emeklerini onurlandırmayı hedefleyen ödül töreninde sunuculuğu, gazeteci ve televizyon sunucusu Mesut Yar üstleniyor.







Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) Hakkında...



1996 yılında kurulan Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV); Bodrum’un tarihsel, doğal, kültürel ve insani değerlerini dünyaya tanıtmak amacıyla faaliyet göstermektedir. Kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği tanıtım çalışmaları ve uluslararası fuar organizasyonlarıyla Bodrum’un turizm gelirlerine önemli katkılar sağlayan BOTAV, vizyonunu sürdürülebilir büyüme ve global marka olma hedefi üzerine inşa etmiştir. Vakıf, Bodrum’un dünya çapındaki bilinirliğini artırmayı ve kentin değerlerini geleceğe taşımayı misyon edinmiştir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bentour, Türkiye’nin her köşesine turist getirmeye hazırlanıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bentour-turkiyenin-her-kosesine-turist-getirmeye-hazirlaniyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin zengin kültürel mirası, eşsiz doğası ve misafirperverliği, Bentour’un yeni vizyonuyla dünyaya açılıyor. Türkiye için çalışan önde gelen Türk tur operatörlerinden Bentour, ülkenin dört bir yanına turist getirme girişimini duyurdu. Bu kapsamda özellikle butik ve küçük otellerin tanıtımı ve pazarlanması odak noktası olacak. Türkiye’nin 81 İlinde Turizm Hareketliliği Yeni turizm girişimiyle yalnızca klasik destinasyonlar değil, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 12 Eyl 2025 14:35:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin zengin kültürel mirası, eşsiz doğası ve misafirperverliği, Bentour’un yeni vizyonuyla dünyaya açılıyor. Türkiye için çalışan önde gelen Türk tur operatörlerinden Bentour, ülkenin dört bir yanına turist getirme girişimini duyurdu. Bu kapsamda özellikle butik ve küçük otellerin tanıtımı ve pazarlanması odak noktası olacak.



Türkiye’nin 81 İlinde Turizm Hareketliliği



Yeni turizm girişimiyle yalnızca klasik destinasyonlar değil, aynı zamanda yerel deneyimler, otantik konaklamalar ve keşfedilmemiş güzellikler de ön plana çıkarılacak. Böylece hem yerel işletmeler desteklenecek hem de Türkiye’ye gelen turistlere daha özgün ve kişisel seyahat deneyimleri sunulacak. Bentour Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Uğur, konuyla ilgili şunları söyledi: “Bizim vizyonumuz, Türkiye’yi sadece büyük otellerden ibaret bir destinasyon olarak tanıtmak değil; aynı zamanda butik ve küçük otelleri, yerel değerleri ve otantik deneyimleri ön plana çıkarmaktır. Türkiye’ye gelen her ziyaretçinin ülkemizi bir seyahat uzmanı rehberliğinde daha derin, daha samimi ve unutulmaz bir şekilde tanımasını istiyoruz.”







Sürdürülebilir ve Katma Değerli Turizm



Bu girişim, Türkiye’yi küresel ölçekte bir seyahat uzmanı destinasyonu olarak konumlandırmayı, yerel ekonomiye katkı sağlamayı ve turizmin sürdürülebilirliğini artırmayı hedefliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İngiliz arkeolog, 30 yıldır Türkiye’de tarihi gün yüzüne çıkarıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ingiliz-arkeolog-30-yildir-turkiyede-tarihi-gun-yuzune-cikariyor/</link>
        <description><![CDATA[Liverpool Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Douglas Baird, 30 yıldır Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yürüttüğü kazı çalışmalarıyla tarihi gün yüzüne çıkarıyor. Başta Ürdün ve Irak olmak üzere Orta Doğu’nun birçok yerinde kazı çalışması yaptıktan sonra 1995’te Türkiye’ye gelen İngiliz arkeolog Baird; Konya’da Çatalhöyük, Boncuklu Höyük, Karaman’da Pınarbaşı kazılarında önemli araştırmalara imza attı. Son olarak […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cum, 12 Eyl 2025 00:37:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Liverpool Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Douglas Baird, 30 yıldır Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yürüttüğü kazı çalışmalarıyla tarihi gün yüzüne çıkarıyor. Başta Ürdün ve Irak olmak üzere Orta Doğu'nun birçok yerinde kazı çalışması yaptıktan sonra 1995'te Türkiye'ye gelen İngiliz arkeolog Baird; Konya'da Çatalhöyük, Boncuklu Höyük, Karaman'da Pınarbaşı kazılarında önemli araştırmalara imza attı.



Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Taş Tepeler Projesi kapsamında Göbeklitepe'den önce inşa edildiği düşünülen, Şanlıurfa'nın Eyyübiye ilçesinde bulunan Mendik Tepe'deki kazılara başkanlık yapan 65 yaşındaki Baird, işini ilk günkü heyecanla yapıyor. İngiliz arkeolog Douglas Baird, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Türkiye'de uzun yıllardır kazı çalışmaları yürüttüğünü belirterek, Mendik Tepe'nin insanlık tarihinin en erken dönemlerine ışık tutan bir merkez olduğunu söyledi. 







"İNSANLIĞIN MERKEZİ ORTA DOĞU"



Orta Doğu'nun insanlığın merkezi olduğunu dile getiren Baird; "Doktora hocamla birlikte Irak'ta, Mendik Tepe ile benzer tarihlere sahip Neolitik Çağ yerleşimlerinde kazılar yapıyordum. O dönemde bu yerleşimlerin Türkiye'ye doğru nasıl yayıldığını anlamak istedik. Aynı yıllarda Çatalhöyük'te de kazı yürütülüyordu. Biz de bu nedenle İç Anadolu'da kazılara başladık" dedi.







TAŞ TEPELER'DEKİ KAZILAR HERKESİ HEYECANLANDIRIYOR



Taş Tepeler Projesi'nde yer almanın kendileri için büyük bir heyecan kaynağı olduğunu belirten Baird, şunları kaydetti: "İç Anadolu'da gerçekleştirdiğimiz farklı yerleşimleri kapsayan bölgesel çalışmanın bir benzerini burada daha geniş ölçekte yapma fırsatımız olacak. Taş Tepeler Projesi kapsamında farklı akademisyenlerin yürüttüğü kazılarda elde edilen verileri birlikte değerlendirerek, aradaki bağlantıları ortaya koyabileceğiz. Bu, proje çalışanları için oldukça heyecan verici. Biz de Mendik Tepe kazısıyla bu projeye katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Taş Tepeler, büyük dikili taşları ve görkemli yapılarıyla yalnızca akademisyenler için değil, toplumun geneli için de heyecan verici bir alan. Yapılan belgeseller ve ziyaretçi ilgisi de bunu gösteriyor." Baird, Mendik Tepe'deki kazı çalışmalarını sürdürmek için Türkiye'de yaklaşık 5 yıl daha kalmayı planladığını belirtti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Zeugma Mozaik Müzesi 14 yılda 3,5 milyon ziyaretçiyi ağırladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/zeugma-mozaik-muzesi-14-yilda-35-milyon-ziyaretciyi-agirladi/</link>
        <description><![CDATA[Gaziantep’te başta dünyaca ünlü “Çingene Kızı” mozaiği olmak üzere birçok önemli esere ev sahipliği yapan Zeugma Mozaik Müzesi, açıldığı 9 Eylül 2011’den bu yana 3 milyon 536 bin 460 ziyaretçiyi ağırladı. Nizip ilçesine bağlı Belkıs Mahallesi yakınlarında, Fırat Nehri kıyısında yer alan Zeugma Antik Kenti’nde 1998 yılında başlatılan kurtarma kazılarında, Roma dönemine ait villalarda “Çingene […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 11 Eyl 2025 00:15:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gaziantep'te başta dünyaca ünlü "Çingene Kızı" mozaiği olmak üzere birçok önemli esere ev sahipliği yapan Zeugma Mozaik Müzesi, açıldığı 9 Eylül 2011'den bu yana 3 milyon 536 bin 460 ziyaretçiyi ağırladı. 



Nizip ilçesine bağlı Belkıs Mahallesi yakınlarında, Fırat Nehri kıyısında yer alan Zeugma Antik Kenti'nde 1998 yılında başlatılan kurtarma kazılarında, Roma dönemine ait villalarda "Çingene Kızı" mozaiği, "Mars Heykeli" ve çok sayıda eser gün yüzüne çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, eserlerin sergilenmesi için merkez Şehitkamil ilçesi İpekyolu üzerinde modern müzecilik anlayışıyla, 25 bini kapalı olmak üzere toplam 30 bin metrekarelik alana Zeugma Mozaik Müzesi'ni inşa etti.



Ziyarete 9 Eylül 2011'de düzenlenen törenle açılan müze, bünyesinde kültür ve sanat etkinliklerinin yapıldığı sergi ve konferans salonlarını da barındırıyor. Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olma özelliğini taşıyan Zeugma Mozaik Müzesi, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne sahip. "Çingene Kızı" mozaiğinin ABD'den 52 yıl sonra, 2018'de Türkiye'ye iadesi sağlanan 12 parçasının sergilendiği müzede toplam 150 eser yer alıyor.



EN ÇOK ZİYARETÇİYİ 2024'TE AĞIRLADI



Bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği yerlerin başında yer alan Zeugma Mozaik Müzesi'ni, açıldığı 2011'de 71 bin, 2012'de 169 bin, 2013'te 179 bin, 2014'te 206 bin, 2015'te 179 bin, 2016'da 109 bin, 2017'de 169 bin, 2018'de 267 bin, 2019'da 340 bin, 2020'de 99 bin, 2021'de 249 bin, 2022'de 425 bin, 2023'te 218 bin, 2024'te 466 bin ve bu yılın 8 aylık bölümünde 386 bin olmak üzere toplamda 3 milyon 536 bin 460 kişi ziyaret etti.







"ZİYARETÇİDE 2024 RAKAMLARINI GEÇECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUZ"



Gaziantep Müze Müdürü Özgür Çomak, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Zeugma'nın dünyanın en önemli müzelerinden biri olduğunu belirtti. Müzenin başta "Çingene Kızı" olmak üzere Roma ve Yunan mitolojilerine konu olmuş çok önemli mozaikleri barındırdığını ifade eden Çomak, ziyaretçilerin akın akın müzeye geldiğini dile getirdi. Ziyaretçi sayısının her yıl yükseldiğini aktaran Çomak, şunları kaydetti: "Bu yıl şu ana kadar 385 bin ziyaretçi sayısına ulaştık. Sonbahar turizmiyle birlikte bu sayının yıl sonuna kadar 2024 rakamlarını geçeceğini düşünüyoruz. Ziyaretçi bakımından 2025'e hızlı bir giriş yaptık. 17 Mayıs 2025'te 8 bin 167 ziyaretçiyle tüm zamanların günlük ziyaretçi rekorunu kırdık. Artık sonbahara girdik ve turlar daha sık gelmeye başladı. Çingene Kızı sadece Türkiye'de değil, uluslararası düzeyde de bir marka ve çok önemli bir eserdir."







ÇOCUK DOSTU MÜZE



Müzenin yıl içinde çeşitli kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yaptığını anlatan Çomak, sözlerine şöyle devam etti: "Biz çocuk dostu bir müzeyiz. Eğitim ve öğretim yılı içerisinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaptığımız protokol kapsamında, müze eğitmeni koordinasyonunda resmi ve hafta sonu tatilleri hariç her gün bir sınıfı buraya getiriyoruz. Müze geziliyor, müzecilik eğitimi veriliyor ve çeşitli drama gösterileri düzenleniyor."







ZİYARETÇİLERİN İLK UĞRAK YERİ



Seyahat acentesi işletmecisi Ergin Erol ise Zeugma'nın insanları en çok cezbeden yerlerden biri olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: "Buradaki Çingene Kızı'nın yer aldığı müze, dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri oluşuyla turistleri cezbediyor. Ziyaretçilerin çoğu en çok burayı merak ediyor. Zeugma Mozaik Müzesi birinci sırada, gastronomi ve kültür ise ikinci sırada geliyor."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sagalassos Antik Kenti artık gece de parlayacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sagalassos-antik-kenti-artik-gece-de-parlayacak/</link>
        <description><![CDATA[Burdur’un Ağlasun ilçesinde yer alan, “aşkların ve imparatorların şehri” olarak anılan Sagalassos Antik Kenti, yeni sezonda ziyaretçilerine ışıl ışıl, benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Akdağ yamaçlarında kurulan ve ilk yerleşim izleri günümüzden 12 bin yıl öncesine kadar uzanan antik kenti ziyaret edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Sagalassos Antik Kenti’ne gelen ziyaretçiler, artık gece saatlerinde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 10 Eyl 2025 00:28:10 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Burdur’un Ağlasun ilçesinde yer alan, “aşkların ve imparatorların şehri” olarak anılan Sagalassos Antik Kenti, yeni sezonda ziyaretçilerine ışıl ışıl, benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor.



Akdağ yamaçlarında kurulan ve ilk yerleşim izleri günümüzden 12 bin yıl öncesine kadar uzanan antik kenti ziyaret edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Sagalassos Antik Kenti'ne gelen ziyaretçiler, artık gece saatlerinde de kenti ziyaret etme fırsatı bulacak. Bu kapsamda yürütülen çalışmalarda antik kentin ışıkları deneme amaçlı ilk kez yandı. 



Burdur Valiliği, Sagalassos Antik Kenti'nin önümüzdeki sezondan itibaren gece de ziyaret edilebileceğini duyurdu. Gece müzeciliğiyle ziyaretçi sayısının daha da artması hedeflenirken; özel ışıklarla hayat bulan tiyatro, odeon, agora ve anıtsal çeşmeler, ziyaretçilere akşam serinliğinde etkileyici bir atmosfer sunacak.







IŞIKLAR İLK KEZ YANDI



Sagalassos Antik Kenti Kazı Başkanı ve Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Peter Talloen, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Yukarı Agora ve yol üzeri ışıklandırmada sona gelindiğini söyledi. Antik kentin ışıklarını ilk kez yaktıklarını ifade eden Talloen, önümüzdeki sezon gece müzeciliğinin tamamen başlamasının planlandığını kaydetti. 







"ZİYARETÇİ SAYIMIZ HER SENE ARTIYOR"



Çalışmaların sürdüğünü dile getiren Talloen; "Zannediyorum önümüzdeki yıl bitmiş olur. O zaman da ziyaretçileri bekliyoruz. Her sene artan bir ziyaretçi sayımız var. Bu bizi çok mutlu ediyor. Umarım önümüzdeki yıllarda gece müzeciliği ile daha fazla ziyaretçiyi Sagalassos'a davet edebiliriz" dedi. 







"MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN BİR ROMA ŞEHRİ"



Sagalassos'un mutlaka görülmesi gereken bir Roma şehri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Peter Talloen; "Geçen yıl antik kenti 115 bin kişinin ziyaret etmişti. Devam eden sezonda biraz daha artış bekliyoruz. Bu sene ziyaretçi sayımızın 120-125 bin civarı olacağını düşünüyorum. Antik kenti gece de gezme imkanı ile bu sayının çok daha fazla olacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Atli Muazzez Hanim Mansion awaits its new owner]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/atli-muazzez-hanim-mansion-awaits-its-new-owner/</link>
        <description><![CDATA[In Goztepe, one of Istanbul’s historic neighborhoods renowned for its Ottoman mansions, stands a unique mansion that has witnessed the city for three centuries and remains one of the few of its kind. Built during the late Ottoman period by Tevfik Bey, the Director of the Regie, and named after his horse-riding enthusiast daughter Muazzez […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Çar, 10 Eyl 2025 00:11:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[In Goztepe, one of Istanbul’s historic neighborhoods renowned for its Ottoman mansions, stands a unique mansion that has witnessed the city for three centuries and remains one of the few of its kind. Built during the late Ottoman period by Tevfik Bey, the Director of the Regie, and named after his horse-riding enthusiast daughter Muazzez Hanim, this elegant residence is now waiting for its new owner.







Registered as a first-degree historical monument, Atli Muazzez Hanim Mansion is situated on a 1,898 m² plot and features 3 floors, 9 rooms, and a private life story embedded in its walls. With its delicate panoramic details, high ceilings reflecting Ottoman mansion architecture, and spacious garden, it offers a timeless living space in the heart of Goztepe. Largely restored, this precious property presents a unique investment opportunity—whether as a private residence, boutique hotel, or cultural venue.




Just steps from Marmaray, within walking distance to Bagdat Avenue



544 m² of enclosed usable space



415 m² net usable area



500 m² private garden



3 floors + basement, total 9 rooms



Located on a 1,898 m² plot





For detailed information:Mine CAKIR (0533 654 19 28)]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Setur Ayvalık Marina’da “Art on the Boat” festivali coşkusu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/setur-ayvalik-marinada-art-on-the-boat-festivali-coskusu/</link>
        <description><![CDATA[Festivallere doymayan ikonik turizm şehri Ayvalık’ta bu kez 6 Eylül Cumartesi günü boyunca, Setur Ayvalık Marina’nın ev sahipliğinde sanatın merkeze konulduğu bir festival vardı. Mutlu Makarna’nın sponsorluğunda bu yıl ilki düzenlenen “Art on the Boat” festivali, yaza veda ettiğimiz şu günlerde hafif meltemin deniz ve çam kokularını taşıdığı serin bir havada Ayvalıklıların ve turistlerin yoğun […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Paz, 07 Eyl 2025 21:16:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Festivallere doymayan ikonik turizm şehri Ayvalık’ta bu kez 6 Eylül Cumartesi günü boyunca, Setur Ayvalık Marina’nın ev sahipliğinde sanatın merkeze konulduğu bir festival vardı. Mutlu Makarna’nın sponsorluğunda bu yıl ilki düzenlenen "Art on the Boat" festivali, yaza veda ettiğimiz şu günlerde hafif meltemin deniz ve çam kokularını taşıdığı serin bir havada Ayvalıklıların ve turistlerin yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi.



"Art on the Boat" festivali, sanatın yanı sıra edebiyat, müzik, dans ve gastronomi gibi hayata renk katan tüm alanlara dokunuşlar yaparak, keyifli konuklar ve etkinliklerle hafta sonunu Ayvalık’ta geçirenlere güzel saatler yaşattı. Marina alanının girişinde ünlü ressamlar Haluk Tuğcu ve Pınar Tuğba Biçmen’in tematik resimlerinden oluşan bir sergi konukları karşıladı. Türkiye’nin en büyük Yunan dans grubu "Kakapedia" ise sirtakiler ve geleneksel danslarla festivale renk kattı. 







ETKİNLİKLER YOĞUN İLGİYLE KARŞILANDI



Uluslararası dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu’nun konuyla ilgili söyleşisinin yanı sıra Prof. Dr. Nevzat Kaya’nın sohbeti de oldukça ilgi çekti. "Deniz ve Edebiyat" temalı söyleşi, Kaya’nın sahne performansını andıran teatral sunumuyla benzersiz bir anlatı kazandı. Organizasyonda "sessiz lüks" teması kapsamında, gustosu yüksek kitlelerin yaşam tarzına ait bir örnek olarak “puro deneyimi” ele alındı. Çanakkale Puro Kulübü Başkanı Akın Şirin tarafından önce anlatım, sonra soru-cevap şeklinde devam eden söyleşide konuklardan pek çok soru gelince, kulüp üyeleri de kendi deneyimlerinden örneklerle dinleyenleri aydınlattılar.







EŞSİZ BİR AYVALIK YAZ ANISI



Etkinlikler arasında katılımcılar, marinadaki marka mağazalardan alışveriş ettiler ya da cafe ve restoranlarda oturup, bağlı teknelerin hafif rüzgarda dans ettiği muhteşem manzaraya karşı gurme lezzet ve içeceklerin tadını çıkardılar. Festival, sevilen sanatçı Suat Suna’nın romantik şarkıları ve unutulmaz keman solo performansıyla sonlanarak, eşsiz bir Ayvalık yaz anısı olarak hafızalarda yerini aldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sıcak bir bardak çayın arkasında bitmeyen manzara, bitmeyen güzel komşuluk!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sicak-bir-bardak-cayin-arkasinda-bitmeyen-manzara-bitmeyen-guzel-komsuluk/</link>
        <description><![CDATA[1970’lerin başında Gömeç kıyılarında kurulan Artur Tatil Sitesi, Türkiye’nin en özgün toplu konut projelerinden biri. Yaklaşık iki milyon metrekarelik arazide Behruz ve Altuğ Çinici’nin mimari tasarımıyla şekillenen site, yalnızca yazlık evlerden ibaret değil; bir dönemin ortak hayallerinin, vizyoner aklının ve toplumsal dayanışmasının eseri. Projeyi hayata geçirenler arasında Türkiye’nin seçkin mimarları, mühendisleri, hukukçuları, doktorları, kaymakamları vardı. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Paz, 07 Eyl 2025 20:35:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[1970’lerin başında Gömeç kıyılarında kurulan Artur Tatil Sitesi, Türkiye’nin en özgün toplu konut projelerinden biri. Yaklaşık iki milyon metrekarelik arazide Behruz ve Altuğ Çinici'nin mimari tasarımıyla şekillenen site, yalnızca yazlık evlerden ibaret değil; bir dönemin ortak hayallerinin, vizyoner aklının ve toplumsal dayanışmasının eseri.



Projeyi hayata geçirenler arasında Türkiye'nin seçkin mimarları, mühendisleri, hukukçuları, doktorları, kaymakamları vardı. Dönemin Türk turizmine katkısı, büyük vizyoner kişisi Burhaniye Kaymakamı Özer Türk’ün öncülüğü, güçlü bir liderlik sergilemesi ve toplumu bir araya getirme kabiliyeti sayesinde arazi satın alındı; altyapısı, kuyular ve özel su hattı kuruldu. Tümü özel mülkiyet olan parsellerde, ortaklık sistemiyle iki bine yakın aileye ev yapıldı.



COĞRAFYA VE MİMARİ UYUM



Zeytinliklerle bezeli, eğimli bir arazi üzerine kurulan site, doğayla uyumlu planlamasıyla öne çıkıyor. Her ev manzaraya açılıyor, hiçbirinin ufku kapanmıyor. Tek katlı (90 m²), çift katlı (120 m²) ve daha küçük tipolojilerle farklı bütçelere uygun konutlar üretildi. Kurayla belirlenen evler, adalet duygusunun somut bir örneği oldu. Çinici'nin tasarım yaklaşımı yalnızca evlere değil, tüm sosyal tesislere yansıdı: Postane, güvenlik birimi, çay bahçesi, disko, yüzme havuzu, arıtma tesisi… Kısacası, modern bir tatil köyünde olması gereken her şey düşünüldü.







ARTUR'UN SOSYAL DOKUSU: KOMŞULUK, DAYANIŞMA VE KÜLTÜR



Artur'un ruhunu en çok yansıtan anlardan biri, her yaz düzenlenen beş çayı buluşmaları. Komşular, ev yapımı kekler, börekler, kurabiyelerle bir araya gelir; denize karşı bardaklarda demlenen çay eşliğinde sohbetler edilir. Hatta bu güzel geleneğe, akşam beş çayına davet edilen arkadaşım Neslihan ve annesinin aracılığı ile ben de katılmış oldum, bu eşsiz manzaradaki keyifli ortama. Yılların oluşturduğu bu güven dolu samimi ortamda, unuttuğumuz komşulukla nostalji yaşamış olduk. Ev sahibi Emine & Osman Kandur’un bahçesinde gün batımı da fırından yeni çıkmış sıcacık kurabiyelerin tadı da bizi yıllar öncesi annelerimizin misafir kokan günlerine götürdü. Tek farkı, bizlerin yaş almış halleriydi sanırım. Geçmişte olduğu gibi bugün de kuşakları bir araya getirmiş, belki de bizim çocuklarımıza çok yabancı kalacak bir ortamdı.



Osman Kandur, Zuhal Orhun, Zeliha Baturalp, Derhal Baksı, Sibel İşcan, Nihal Hanım, Derya Baksı, Ergül Gököz, Emine Kandur, Neslihan Gököz, Nursema Öztürk.



GERÇEK MİMARLIK İLE GELEN KOMŞULUK



Bu fotoğraf karesinde yer alan isimlerin bir de ortak görüşü var Artur hakkında: "Artur’u özel kılan yalnızca evleri değil; insanları, komşulukların içtenliği, dayanışmanın gücü, kuşaklar boyu süren dostluklardı. Güneşin kıyısında, çayın buğusunda, sohbetin samimiyetinde saklıdır buradaki gerçek mimarlık ile gelen komşuluk.”







NESLİHAN GÖKÖZ ANLATIYOR



Güneş batarken sofraların etrafında kahkahalar yükseliyor, dostluklar pekişiyor. Bu geleneksel buluşmalar, yalnızca yemek paylaşımı değil, aynı zamanda kültürel belleğin aktarımı olarak dikkatleri çekiyor. İçmimar Neslihan Gököz bir yandan Artur'un özelliklerini paylaşırken, bir yandan da Emine Kandur'un özenle hazırlayıp pişirdiği kurabiyelerle Artur'un geçmiş yıllarına doğru bir yolculuğa çıkardı bizleri: "1970-80’lerde Artur'un sosyal hayatı canlıydı. Gündüzleri tavla ve iskambil turnuvaları, akşamüstleri çay partileri, geceleri disko eğlenceleri… Çocuklar sahilde oyunlar oynarken, gençler gitar eşliğinde şarkılar söyler, ateş başında yaz aşkları filizlenirdi. Kayahan’ın meşhur 'Sarı Şekerim' şarkısının ilhamını burada bulduğunu söyleyenler vardır."







TÜM SİTEYE HAKİM BİR KOLEKTİF BİLİNÇ



Hatta yaşanan dayanışmanın gücü örneğini de vermek gerekirse; mülk sahipleri arasında askerler, hâkimler, mühendisler vardı. Yangın çıktığında zincir kurarak kovalarla denizden su taşır, hep birlikte alevleri söndürürlerdi. Bu kolektif bilinç ile yangın söndürmede ilk kez sistematik bir çalışmanın içinde bulmuştu kendini Neslihan Gököz. Bu sistem, şu an sitenin tüm işleyişinde hâlâ kendini gösteriyor: Zeytinliklerin ihaleyle toplanması, güvenliğin ve sosyal tesislerin sürdürülebilmesi, kırk yıldır süregelen cafe-restoranları işletenlerle neredeyse akraba gibi iletişim bunlardan sadece birkaçı. Kendi içinde sağlık ocağı, fırını, eczanesi, oteli vb.. Hatta jandarması bile var. 







Artur Tatil Sitesi: Bir Hayalin Gerçeğe Dönüşü



Burası yalnızca bir tatil köyü değil, aynı zamanda bir vizyonun hayata geçirilmiş hali. Bu sürecin en önemli aktörlerinden biri de Artur’un kurucularından olan Neslihan Gököz’ün babasıydı. Harita kadastro alanındaki uzmanlığı, coğrafi keşiflerdeki katkısı ve bölgeye duyduğu sorumlulukla Artur’un temellerinin atılmasında büyük rol oynamıştı. Meşhur bilinen ismiyle diye anlatıyor: “Kaymakam çamının altında kurulan hayaller, babamın da emeğiyle gerçeğe dönüştü. Altyapısından su hattına, imar planından evlerin konumlandırılmasına kadar pek çok detayda babamın ve onun kuşağının alın teri vardır. Onlar bir dönemin insanlarıydı. Çalışkan, vizyoner, dayanışmacı… Artur’u kurarken yalnızca evler inşa etmediler; bizlere dostluk, komşuluk ve paylaşım mirası bıraktılar.” Ve işte bugün, gün batımı manzarasına karşı çay bardaklarının buğusunda hâlâ aynı ruh yaşıyor: Geçmişten bugüne uzanan birlik, dostluk ve hayal gücü...







Bitmeyen Manzara, Bitmeyen Hikâye



Bugün Artur Tatil Sitesi, üç koy üzerinde yükselen (Güvercin, Martı ve Gemi Yatağı) yerleşimiyle hâlâ eşsiz. Eğimin sağladığı kesintisiz manzara, Kaz Dağları’ndan doğan ve Ege’nin sularına batan güneşle birleşiyor. Artur’un kültürü hâlâ canlı: Yaz akşamları çay sofraları, komşular arası dayanışma... Hepsi, 50 yıl önce kurulan sistemin devamı. Şimdi bizler ailelerimizin yaşlarına geldik, çocuklarımıza bu güzel beldeyi bırakmak ve korumak istiyoruz. 



Artur'da 30 Ağustos'ta çekilmiş bir kare... Cumhuriyet'in dördüncü kuşağı ile Cumhuriyet kadınları üçü bir arada...



KENDİ İÇİNDE YÖNETİLEN, RUHU CAPCANLI BİR TOPLULUK



Artur Tatil Sitesi bugün hâlâ ayakta. Evler yaşlandıkça mecburen tadilatlar, güçlendirmeler yapılıyor. Gömeç Belediyesi’nden alınan izinlerle yenilemeler gerçekleştiriliyor. Kurallar aynı: İnşaat sadece kışın yapılabilir, yazın kimse rahatsız edilemez! Zeytinlikler ise hâlâ varlığını sürdürüyor; ihale usulüyle toplanıyor, siteye gelir sağlıyor. Çam kozalakları bile değerlendiriliyor; güvenlik, bakım, temizlik vb. karşılanıyor. Artur hâlâ bir anonim şirket, hâlâ kendi içinde yönetilen bir topluluk. Ve en önemlisi, manzarası hiç değişmiyor: Kaz Dağları’ndan doğan güneş, Ege’nin sularında batıyor. Artur’un ruhu, hem doğanın güzelliğinde hem de insanların komşuluk bağında yaşamaya devam ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Akdamar Kilisesi’nde 13. ayin gerçekleştirildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/akdamar-kilisesinde-13-ayin-gerceklestirildi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel izniyle yılda bir kez ibadete açılan Van Gölü’ndeki Akdamar Adası’nda bulunan kilisede, bu yıl 13’üncüsü yapılan ayin başladı. Ayine katılmak üzere kente gelen din adamları ile ziyaretçiler, Edremit ve Gevaş iskelelerinden teknelerle adaya götürüldü. Din adamlarıyla adaya gelen Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, yardımcısı Rahip Kaspar Garabetyan ve Episkopos Hovagim […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 07 Eyl 2025 19:58:48 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın özel izniyle yılda bir kez ibadete açılan Van Gölü'ndeki Akdamar Adası'nda bulunan kilisede, bu yıl 13'üncüsü yapılan ayin başladı. Ayine katılmak üzere kente gelen din adamları ile ziyaretçiler, Edremit ve Gevaş iskelelerinden teknelerle adaya götürüldü.



Din adamlarıyla adaya gelen Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, yardımcısı Rahip Kaspar Garabetyan ve Episkopos Hovagim Manukyan, ziyaretçilerle bir süre sohbet etti. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından başlayan ayini Manukyan yönetti. Maşalyan'ın başkanlık yaptığı ayinde katılımcılar mum yaktı, dua etti ve ilahiler okudu.







TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINDAN AYİN İÇİN GELDİLER



Ayin için İstanbul'dan gelen Anjel Yanıkbaca, gazetecilere Van Gölü'ndeki Akdamar Adası'nda bulunan kilisenin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın özel izniyle ibadete açılmasını önemli bulduklarını söyledi. Van'a ilk kez geldiklerini belirten Yanıkbaca; "Daha önce gelmek istiyorduk ama fırsatımız olmuyordu. Burayı çok beğendik. Organizasyon çok güzel. Emeği geçen herkese teşekkür ederim" dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[3. Konya Gastronomi Festivali yoğun ilgiyle karşılandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/3-konya-gastronomi-festivali-yogun-ilgiyle-karsilandi/</link>
        <description><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 3. Konya Gastronomi Festivali ‘nin açılışı; Türkiye’nin ünlü şefleri, akademisyenler, yurt içi ve yurt dışından misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2019 yılında başlattıkları gastronomi serüveninin her geçen yıl büyüyerek yoluna devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Gastrofest, aslında bir lezzet festivalinin çok daha ötesinde, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Paz, 07 Eyl 2025 00:03:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 3. Konya Gastronomi Festivali 'nin açılışı; Türkiye'nin ünlü şefleri, akademisyenler, yurt içi ve yurt dışından misafirlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2019 yılında başlattıkları gastronomi serüveninin her geçen yıl büyüyerek yoluna devam ettiğini belirterek şunları söyledi:



"Gastrofest, aslında bir lezzet festivalinin çok daha ötesinde, medeniyetimizi mutfak kültürü üzerinden anlatan hikâyedir. 100 esnafımızın stant açarak katkı verdiği festivalimiz; 60 söyleşi, 40 atölye çalışması, 4 büyük konser ve 180'e yakın ünlü şefimizin ustalık gösterisi ile gastronomi dünyasına yön verecek, yüz binlerce ziyaretçiye Konya mutfağının kadim lezzetlerini sunacaktır. Ayrıca, çocuklarımız için özel etkinliklerden sergilere, 12 kategoride gerçekleşecek birbirinden heyecanlı yarışmalardan sıfır atık uygulamalarına kadar çok yönlü bir program bizleri bekliyor. Bu kıymetli etkinliğin şehrimize, kültürümüze ve gastronomi dünyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum.



Festivalimizin açılışında geleneklerimizi yaşatan 'Toyga Çorbasına Tuz Atma Geleneği', gönül coğrafyamızdan gelen şeflerimizin hazırlayacağı 'Türk Dünyası lezzetleri' ve 'Konya Lezzet Mekânı Ödülleri' gibi özel bölümlerle bir kez daha sofranın insanları birleştiren gücüne tanıklık edeceğiz. Bu vesileyle, bugün hem Konya'mızdan hem de ülkemizin birçok şehrinden gelerek bu lezzet ve kültür yolculuğuna şahitlik eden tüm misafirlerimize bir kez daha hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum."







"Festivallerle Konya Kültürünün Tanıtımına Katkı Sağlıyoruz"



Herkesi 7 Eylül'e kadar sürecek festivale davet eden Başkan Altay; "Belediye olarak Gastrofest ile Bilim Festivali ile Kitap Günleri ve Tarihi Bedesten Alışveriş Günleri gibi etkinliklerle şehrimizin kültürünün tanıtımına katkı sağlıyor, esnaflarımızı destekliyor, Konya'yı yeniden bölgenin çekim merkezi haline getiriyoruz. Bu yolculukta bizleri yalnız bırakmayan hemşehrilerime, esnaflarımıza ve tüm misafirlerimize teşekkürü bir borç bilirim" dedi.







"BİZİ DİĞER ŞEHİRLERDEN AYIRAN ÖZELLİKLERİMİZ VAR"



Birçok şehirde gastronomi festivallerinin düzenlendiğini, ancak Konya'yı diğer şehirlerden ayıran önemli özelliklerin olduğunu anlatan Altay; "Bizi diğer şehirlerden ayıran bazı özelliklerimiz var. Birincisi mekan. Bu bölge, Konya'mızın yeni yapılaşan alanı. Ecdat Bahçesi, kurulduğu günden itibaren Konya'mıza çok büyük katkı sağladı. Bu tür organizasyonları da burada gerçekleştiriyoruz. Bu yıl ilave olarak yan tarafa yapmış olduğumuz otopark, hem milli maçımıza hem Gastronomi Festivalimize gelenler için çok önemli bir farkındalık oluşturdu. Ayrıca Konya, on bin yıldır şehir hayatını sürdürebilmiş ender yerleşim yerlerinden birisi. UNESCO tarafından dünyanın ilk şehri Çatalhöyük ile başlayan gastronomi yolculuğunu bugüne taşıyan bir medeniyetin evlatları olarak bunu düzenliyoruz" diye konuştu.







"BU Gastronomiyi Dünya Mutfağına Kazandırmak Boynumuzun Borcu"



Konya'yı diğer şehirlerden ayıran en önemli özelliklerden birisinin de Hz. Mevlana'nın aşçısı olan ve dünyada türbesi olan tek aşçı olan Ateşbaz-ı Veli Hazretleri'nin Konya'da bulunması olduğunu belirten Başkan Altay; "Yüzyıllar boyunca Mevlevi mutfağının, sofranın kurulma düzeninden yemek yeme adabına kadar oluşturulan kültürü de taşıyan bir festival yapıyoruz. Bununla birlikte 1308'den sonra Osmanlı ecdadımız ve Türkiye Cumhuriyeti'nin oluşturduğu fırsatlar da ortaya koyduğu gastronominin dünyada başka şehirlerde bulamayacağınız bu özellikleri taşıyor. Dolayısıyla her lokmayı aldığımızda, her içeceği yudumladığımızda bunu da hatırlamamız gerekiyor. Bizim boynumuzun borcu da böyle kıymetli bir gastronomiyi sadece Türkiye'ye değil, dünya mutfağına kazandırmak" değerlendirmesinde bulundu.







Türkiye'nin Ünlü Şeflerine Teşekkür 



Başkan Altay, Türkiye'nin en ünlü şeflerinin hüneriyle, emekleriyle festivale destek verdiğini vurgulayarak; "Onları aramızda görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Konya'nın ve ülkemizin gastronomisine, özellikle de Anadolu'nun başkentinin mutfak kültürünü tüm dünyaya tanıtmada bize verdikleri desteklerden dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" sözleriyle konuşmasını tamamladı.







"Kültürel Paylaşımın VE Sürdürülebilirliğin Canlı Bir Göstergesi"



Konya Valisi İbrahim Akın da 3. Konya Gastronomi Festivali 'nde bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek; "Evvela himaye ve destekleriyle festivalimizin düzenlenmesine vesile olan çok kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımıza, ülkemizin her köşesinden teşrif eden duayen şeflerimize kıymetli akademisyenlerimize, esnaflarımıza, kültür erbabımıza ve emeği geçen tüm kurum ve gönüllülerimize teşekkür ediyorum" dedi. Kültürümüzde sofranın sadece lezzetlerin buluştuğu bir yer değil, bilakis gönülleri birleştiren ve muhabbeti büyüten bir mekan olduğunu belirten Vali Akın; "İşte bu anlayışla düzenlediğimiz bu festivalimiz de aynı bereketi taşımakta, geçmişin köklü mirası ile bugünün yenilikçi bakış açısı aynı sofrada buluşmaktadır. Festivalimiz, kültürel paylaşımın, sürdürülebilirliğin ve gelecek kuşaklara ilham olmanın canlı bir göstergesidir. Bu kıymetli etkinliğin şehrimize, kültürümüze ve gastronomi dünyamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum" ifadelerine yer verdi.







"VEFA ÖDÜLLERİ" İLK KEZ TAKDİM EDİLDİ



Konuşmaların ardından, Konya'daki üniversitelerin gastronomi bölümlerinden mezun olan öğrencileri temsilen dört öğrenciye Mevlevi geleneğini sürdürmek amacıyla kuşak giydirildi. Daha sonra bu yıl ilk kez verilen "Vefa Ödülleri" töreniyle, gastronomi alanında Konya'nın en köklü esnaflarına ödül takdim edildi. Son olarak, Mevlevi mutfağı aşçısı Ateşbaz-ı Veli Türbesi'nden getirilen tuzun protokol üyeleri tarafından Türk mutfağında bolluğun, bereketin simgesi olan toyga çorbasına atılmasının ardından stantlar gezildi.







Söyleşiler, Atölye Çalışmaları, Konserler, Yarışmalar, Sergiler



100 esnafın stant açarak katkı verdiği Konya Gastronomi Festivali kapsamında; 60 söyleşi, 40 atölye çalışması, 4 büyük konser ve 180'e yakın ünlü şef, yüz binlerce ziyaretçiye Konya mutfağının kadim lezzetlerini sunacak. 3. Konya GastroFest, 7 Eylül Pazar gününe kadar Kalehan Ecdad Bahçesi'nde ziyaret edilebilecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul-Paris Turistik Treni yolculuğa başlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-paris-turistik-treni-yolculuga-basliyor/</link>
        <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul-Paris Turistik Treni ‘nin “İstanbul-Paris 2” sefer adıyla 6 Eylül Cumartesi günü Halkalı İstasyonu’ndan hareket edeceğini bildirdi. Bakan Abdulkadir Uraloğlu, yazılı açıklamasında Macaristan Ulusal Demiryolu Şirketi MAV’ın Paris-İstanbul tren seferlerine ilişkin bilgi verdi. MAV’ın bu yıl Paris-İstanbul güzergahında eylülde üç, ekim ve kasım aylarında ise birer tren seferi planladığını […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 05 Eyl 2025 23:20:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul-Paris Turistik Treni 'nin "İstanbul-Paris 2" sefer adıyla 6 Eylül Cumartesi günü Halkalı İstasyonu'ndan hareket edeceğini bildirdi.



Bakan Abdulkadir Uraloğlu, yazılı açıklamasında Macaristan Ulusal Demiryolu Şirketi MAV'ın Paris-İstanbul tren seferlerine ilişkin bilgi verdi. MAV'ın bu yıl Paris-İstanbul güzergahında eylülde üç, ekim ve kasım aylarında ise birer tren seferi planladığını belirten Uraloğlu, mayısta düzenlenen ilk iki seferin başarıyla tamamlanmasının ardından, eylül ayının ilk özel treninin Türkiye'ye "Balkan Explorer 2" adıyla geçtiğimiz gece Kapıkule'den giriş yaptığını kaydetti.



Uraloğlu, trenin Kapıkule-Halkalı hattında TCDD Taşımacılık AŞ tarafından işletildiğini ifade ederek; "Ülkemizden 'İstanbul-Paris 2' sefer adıyla yola çıkacak olan tren, 6 Eylül Cumartesi günü saat 10.25'te Halkalı'dan hareket edecek. İstanbul-Paris Turistik Treni, Kapıkule'den çıkış yaparak Paris istikametindeki uluslararası yolculuğuna devam edecek. Avrupa'nın kalbine konforlu ve nostaljik bir seyahat fırsatı tanıyan 14 vagonlu tren, 52 yolcuya unutulmaz bir deneyim sunacak" değerlendirmesinde bulundu.







YENİ SEFERLERİN TAKVİMİ



Paris-İstanbul arasında işleyecek turistik trenlerin gelecek programlarına ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, şunları kaydetti: "14 Eylül'de 'Constellation' adlı tren Kapıkule'den giriş yapacak, 15 Eylül sabahı ise Halkalı'dan ayrılacak. 17 Eylül'de Türkiye'ye ulaşacak 'Paris-İstanbul 2' treni, 18 Eylül'de 'Latitudes 1' adıyla dönüş seferine çıkacak. Ekim ayındaki sefer, 20 Ekim gecesi 'Latitudes 2' ismiyle Kapıkule'den Türkiye'ye girecek ve 21 Ekim akşamı 'Marmara' adıyla ülkemizden ayrılacak trenle yapılacak. Yılın son özel treni ise 1 Kasım gecesi 'Balkan Explorer 3' adıyla Türkiye'ye ulaşacak, 3 Kasım'da 'Chastels of Transilvania' ismiyle rotasına devam edecek."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tralleis Antik Kenti gün yüzüne çıkıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tralleis-antik-kenti-gun-yuzune-cikiyor/</link>
        <description><![CDATA[Aydın’ın Efeler ilçesindeki binlerce yıllık Tralleis Antik Kenti, eylül ayı itibarıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Murat Çekilmez, çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında sürdüğünü belirtti. Çekilmez, “Orijinal mermer caddeleri açarak turistlerin antik dönemi birebir deneyimlemesini sağlayacağız” derken; kazılara destek veren iş insanı Fırat Barışık ise “Bir turizmci olarak bu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cum, 05 Eyl 2025 23:20:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Aydın’ın Efeler ilçesindeki binlerce yıllık Tralleis Antik Kenti, eylül ayı itibarıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Murat Çekilmez, çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında sürdüğünü belirtti. 



Çekilmez, “Orijinal mermer caddeleri açarak turistlerin antik dönemi birebir deneyimlemesini sağlayacağız" derken; kazılara destek veren iş insanı Fırat Barışık ise “Bir turizmci olarak bu mirasa katkı sağlamaktan gurur duyuyorum” diye konuştu.







TRALLEİS ANTİK KENTİ HAKKINDA...



Tralleis Antik Kenti, Aydın ilinin kuzeyinde, Kestane Dağı'nın güney yamacındaki geniş ve yüksek plato üzerinde konumlanır. Antik metinlerde Menderes Nehri veya Mesogis Dağı'nın sınır kabul edilmesi kentin bazen Karia, bazen de Lidya Bölgesi içinde gösterilmesine neden olmuştur. Menderes Havzası'nın verimli toprakları üzerine kurlmuş olan antik kent, M. Ö. 334’te İskender tarafından alınmasından sonra Hellenistik krallıklar arasında sık sık el değiştirmiştir. 







DÜNYACA ÜNLÜ İKİ HEYKELE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR



Tralleis’te bugün ayakta kalan tek yapı, “Üç Gözler” olarak adlandırılan ve 2. asırda yapılmış olan, Antik Çağ'ın eğitim, spor ve kültür açısından önde gelen yapılarından olan gymnasiuma ait kalıntıdır. Roma dönemine ait bir hamam, tiyatro, agora ve stadyum, kentin diğer yapılarındandır. Devam eden kazılarla da kentin toprak altında kalmış kısımları ortaya çıkarılmaktadır. İlk Çağ'da ürettiği deriler ve kırmızı renkli çanak çömlek ile ünlü olan kent, Apollonios ve Tauriskos isimli iki büyük yontu ustasını ve Ayasofya’nın mimarlarından Anthemios’u da yetiştirmiştir. Heykel sanatının dünyaca ünlü iki heykeli olan "Farnese Boğazı" ve "Genç Atlet" isimli heykeller de Tralleis’in gün yüzüne çıkan harikalarındandır.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Konya Karahöyük’te 3 bin 500 yıllık “yemek takımı” bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/konya-karahoyukte-3-bin-500-yillik-yemek-takimi-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[Konya’nın Meram ilçesinde kazısı süren Karahöyük ‘te yaklaşık 3 bin 500 yıllık olduğu değerlendirilen testi, tabak ve kupalı bardak gün yüzüne çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Meram’da kazısı süren Karahöyük’te buluntular, kazı ekibi başta olmak üzere bilim dünyasında da heyecan uyandırıyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cum, 05 Eyl 2025 22:33:43 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Konya'nın Meram ilçesinde kazısı süren Karahöyük 'te yaklaşık 3 bin 500 yıllık olduğu değerlendirilen testi, tabak ve kupalı bardak gün yüzüne çıkarıldı.



Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni, Konya Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle Meram'da kazısı süren Karahöyük'te buluntular, kazı ekibi başta olmak üzere bilim dünyasında da heyecan uyandırıyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gonca Dardeniz Arıkan'ın kazı başkanlığını yürüttüğü höyükte gün yüzüne çıkarılan buluntular, yıllar öncesine ait bilgilere ışık tutuyor.



Kazının dördüncü yılında, tüccara ait gümüş plakalar, oyuncak, figürinler ile evin bir bölümünden testi, tabak ve kupalı bardaktan oluşan takım gün yüzüne çıkarıldı. Kazı Başkanı Doç. Dr. Arıkan, Konya Karahöyük'ün Anadolu ve ön Asya arkeolojisi açısından önemli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Höyüğün eski Hitit dönemine kadar kesintisiz bilgileri barındırdığına dikkati çeken Arıkan; "Burada 10 höyük var. Bunların hepsini kendi içinde anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyoruz. Höyüğün güneybatısındayız, yukarıda da çalışmalarımız var. Durduğumuz yer, yaklaşık milattan önce 2000'lere tarihleniyor" dedi. Doç. Dr. Arıkan, açığa çıkarılan bölümün kamu binası olduğuna değinerek, buradaki yapı malzemeleri ile bölümler üzerine çalıştıklarını dile getirdi.







"ESERLER MÜZEDE SERGİLENMEYE HAZIRLANIYOR"



Bu yıl kazı sezonunda ilginç buluntular elde ettiklerine dikkati çeken Arıkan, şöyle konuştu: "Kamusal yapının içinde kremasyon mezarlar ile inanç dünyasına dair bir sunak var. Tarımsal aktivitelere, günlük hayata ve üretime dair bilgileri toplamaya devam ediyoruz. 3 bin 500 yıllık kilden yapılmış boğa figürini var. Çocuk her zaman çocuk; onun da bir şeylerle oynaması, oyalanması gerekiyor. Tekerlekli veya hayvan minyatürleri oyuncak. Kurşundan yapılmış ve nazarlık gibi kullanılan tanrıça figürin var. Yeme-içme faaliyeti olan yerden testi, yonca ağızlı testi ile tabağın bir arada olduğu mutfak seti bulduk. Set olarak bulundu. Bardağın restorasyonu tamamlandı, tabağın restorasyonu devam ediyor. Eserler müzede sergilenmeye hazırlanıyor."







TÜCCARIN SERMAYESİ GÜMÜŞLER KUMAŞA SARILI BULUNDU



Karahöyük 'ün döneminin en önemli ticaret merkezlerinden biri olduğunun bilindiğini anlatan Arıkan, kumaşa sarılı gümüş levhaların bulunmasının heyecan uyandırdığını bildirdi. Buluntu üzerine çalışmaların sürdüğünü belirten Arıkan, "Bir tüccarın sermayesi olsa gerek. Tüccarların olduğunu biliyoruz. Ama ilk defa tüccarlara daha yakından dokunuyoruz. Konya'nın ilk ticaret odası burası. Nasıl bugün her tüccarın bir vergi numarası, imzası varsa aynıları 3 bin 500 yıl önce de var. Onların mühürleri, mühür baskıları ve bu şekilde gümüş parçacıklar olarak bulunabiliyor. Sayma kili diyeceğimiz üzerinde işaretler olan küçük bir parça bulduk." ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gezgin Karl Bushby, Türk misafirperverliğine hayran kaldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gezgin-karl-bushby-turk-misafirperverligine-hayran-kaldi/</link>
        <description><![CDATA[26 yıl önce Şili’den başladığı yolculuğunda Türkiye etabını tamamlayan İngiliz gezgin Karl Bushby, Türkiye hayranlığını “Türkiye harikaydı. Muhteşem bir ülke, insanları harika. Tanıyabileceğiniz en iyi insanlar burada” sözleriyle dile getirdi. İngiliz gezgin Karl Bushby, 26 yılda dünyayı adım adım dolaşarak kıtaları aştı. Gürcistan üzerinden Türkiye’ye şubat ayında giriş yapan 56 yaşındaki gezgin Bushby, yürüyüşüne devam […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 05 Eyl 2025 17:03:29 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[26 yıl önce Şili'den başladığı yolculuğunda Türkiye etabını tamamlayan İngiliz gezgin Karl Bushby, Türkiye hayranlığını "Türkiye harikaydı. Muhteşem bir ülke, insanları harika. Tanıyabileceğiniz en iyi insanlar burada" sözleriyle dile getirdi.



İngiliz gezgin Karl Bushby, 26 yılda dünyayı adım adım dolaşarak kıtaları aştı. Gürcistan üzerinden Türkiye'ye şubat ayında giriş yapan 56 yaşındaki gezgin Bushby, yürüyüşüne devam etti. Edirne'ye ulaşan Bushby, Türkiye'deki yolculuğunu tamamlamış oldu.



YOLCULUĞA 6 AY DAHA DEVAM EDECEK



Karl Bushby, yolculuğunun son ayağının Avrupa olduğunu belirtti. Dünyayı en ince ayrıntısına kadar tanımayı amaçladığını vurgulayan Bushby, yolculuğunun sırasıyla Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık olduğunu aktardı. İngiliz gezgin, yaklaşık 6 ay yolculuğuna devam edeceğini anlattı.







"TÜRKİYE HARİKA, TANIYABİLECEĞİNİZ EN İYİ İNSANLAR BURADA"



Türkiye hakkında görüşlerini paylaşan Bushby, şöyle konuştu: Türkiye harikaydı, muhteşem bir ülke, insanları harika. Tanıyabileceğiniz en iyi insanlar burada. Türkiye'de çok arkadaş edindim. İnsanlar, hava çok güzel. Gerçekten güzel bir ülke. Harika bir sahil şeridiniz var, sonra dağlara giriyorsunuz. Çok zorlayıcıydı. O dağlarda çok kilo verdim.







"MİSAFİRPERVERLİKLERİ MUHTEŞEM"



Türkiye, dünyanın en misafirperver ülkelerinden biri olarak ünlü. Bunu çok insandan duymuştum. Bu tarafa gelirken tanıştığım birçok gezgin bana, 'Türkiye harika olacak.' diyordu. Haklılardı. Evet, haklılardı. Misafirperverlik muhteşem. İnsanların sokakta durup sizinle konuşması, bu, dünyanın birçok yerinde olan bir şey değil. Bushby, Kapıkule Sınır Kapısı'ndan geçerek Bulgaristan'a devam etti.







ROTASINA AVRUPA'DA DEVAM EDECEK



Şili'den 1998'de yola çıkan Bushby, yaklaşık 4 yıl süren uzun yolculuğun ardından yağmur ormanlarıyla kaplı, geçilmesi imkansız olarak kabul edilen Darien Boşluğu'nu aşarak Panama Kanalı üzerinden Kuzey Amerika'ya geçti. Yürümeye devam eden Bushby, Meksika, ABD ve Kanada üzerinden Alaska'ya, ardından buzlarla kaplı Bering Boğazı'nı yürüyerek 2006'da Rusya'ya ulaştı. Rusya'da izinsiz ülkeye giriş gerekçesiyle gözaltına alınan ve iki ay sonra serbest bırakılıp yürümesine izin verilen Bushby, birçok defa vize problemleri yüzünden uçakla ayrılmak zorunda kalsa da bıraktığı noktaya geri dönüp yürüyüşüne devam etti. Bushby, yürüyüşüne Moğolistan ve Orta Asya devletleri üzerinden devam ederek Hazar Denizi'ne ulaştı ve burayı da bir teknede zaman zaman dinlenerek yüzerek geçti. Gezgin, şubat ayında Türkiye'ye giriş yaptı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TOURMAG Turizm Dergisi’nden Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’e anlamlı ziyaret]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tourmag-turizm-dergisinden-ayvalik-belediye-baskani-mesut-ergine-anlamli-ziyaret/</link>
        <description><![CDATA[Turizmin nabzını tutan ve okurlarına daima sektördeki en güncel gelişmeleri bildiren TOURMAG Turizm Dergimizin Özel Haberler Editörü Serap Gürses, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin ’i makamında ziyaret etti. Görüşme, Tarihi Kentler Birliği tarafından restorasyon uygulaması dalında ödül alan ve Türkiye’nin en güzel belediye binalarından biri olarak gösterilen 150 yıllık yapıda gerçekleşti. Ziyaret sırasında, Kuzey Ege’nin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 05 Eyl 2025 14:50:35 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Turizmin nabzını tutan ve okurlarına daima sektördeki en güncel gelişmeleri bildiren TOURMAG Turizm Dergimizin Özel Haberler Editörü Serap Gürses, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin ’i makamında ziyaret etti. Görüşme, Tarihi Kentler Birliği tarafından restorasyon uygulaması dalında ödül alan ve Türkiye'nin en güzel belediye binalarından biri olarak gösterilen 150 yıllık yapıda gerçekleşti.



Ziyaret sırasında, Kuzey Ege'nin incisi Ayvalık’ın zengin turistik mirası ve belediyenin kültür, sanat, turizm odaklı çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Başkan Mesut Ergin, "Ayvalık Endüstri Peyzajı" olarak UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Ayvalık’ın kalıcı listeye kabul edilmesi için çalışmaların son hızla devam ettiğini ifade etti. 







KÖKLÜ TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİYLE DE ÖNE ÇIKIYOR



Ayvalık’ın yalnızca denizi ve doğasıyla değil, aynı zamanda köklü tarihi ve kültürel değerleriyle de öne çıktığını vurgulayan Başkan Ergin; halen eski taş evleri, şirin sokakları, 25 mavi bayraklı plajı, kırmızı mercanlı dalış noktaları, zeytin-zeytinyağı ve muhteşem gastronomisiyle ülkemizin en önemli turizm destinasyonlarından biri olan kentin turizm potansiyelini artırmak için hiç tükenmeyen bir enerjiyle ve şevkle çalışıp hizmet verdiklerini aktardı.







DÖRT MEVSİM CANLILIĞINI KORUYOR



Yılda 300’ün üzerinde etkinliğe ev sahipliği yapan Ayvalık; kültür, sanat, turizm, müzik ve sinema alanlarında düzenlediği organizasyonlar ve etkinliklerle dört mevsim canlılığını koruyor. Ziyaret esnasında Başkan Ergin tarafından editörümüz Serap Gürses’e Ayvalık Belediyesi Kültür Yayınlarınca hazırlanan iki kitap hediye edildi. İş birliğinin geliştirilmesine yönelik karşılıklı temennilerin ardından Başkan Mesut Ergin, dergimiz aracılığıyla tüm halkımızı 16-19 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek 20. Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat ve Turizm Festivali'ne davet etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Countdown begins for Global Tourism Forum – Brussels 2025]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/countdown-begins-for-global-tourism-forum-brussels-2025/</link>
        <description><![CDATA[The Global Tourism Forum (WTF) Brussels 2025 is continuing its preparations for the major gathering that will bring together heads of state, ministers, and industry leaders. The promotional event, held simultaneously in Brussels and Dubai on September 1, took place at the Royal Museum of Fine Arts of Belgium. The Global Tourism Forum Institute (WTFI) […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Cum, 05 Eyl 2025 13:33:40 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[The Global Tourism Forum (WTF) Brussels 2025 is continuing its preparations for the major gathering that will bring together heads of state, ministers, and industry leaders. The promotional event, held simultaneously in Brussels and Dubai on September 1, took place at the Royal Museum of Fine Arts of Belgium. The Global Tourism Forum Institute (WTFI) announced the first approved protocol and speaker list for the “WTF 2025 Annual Meeting,” which will be held in Brussels on October 19-21, 2025.



Kuban Omuraliev, Secretary General of the Organization of Turkic States



THE DAVOS OF THE TOURISM INDUSTRY



Bringing together high-level government representatives and leading figures of the industry from all over the world each year, the Global Tourism Forum is often referred to as the “Davos of the Tourism Industry.” The event will host a head of state, secretaries-general of international organizations, national tourism representatives, as well as leaders from aviation, hospitality, investment, and technology. In this respect, WTF reinforces its claim as the leading platform for global tourism and travel investments.



Sheikh Mana Al Maktoum, Member of the Dubai Royal Family



INVESTMENT OPPORTUNITIES AND CROSS-BORDER PARTNERSHIPS



The 2025 edition in Brussels will focus on destination case studies, investment opportunities, and cross-border partnerships. The forum will be held with a comprehensive vision aimed at creating new values for communities and economies.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Küresel Turizm Forumu – Brüksel 2025 için geri sayım başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kuresel-turizm-forumu-bruksel-2025-icin-geri-sayim-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Küresel Turizm Forumu (WTF) Brüksel 2025; devlet başkanları, bakanlar ve sektör liderlerini bir araya getirecek dev buluşma için hazırlıklarını sürdürüyor. 1 Eylül’de Brüksel ve Dubai’de eş zamanlı gerçekleştirilen tanıtım toplantısının Brüksel ayağı, Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi’nde düzenlendi. Küresel Turizm Forumu Enstitüsü (WTFI), 19-21 Ekim 2025 tarihleri arasında Brüksel’de gerçekleşecek “WTF 2025 Yıllık Toplantısı” için […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 05 Eyl 2025 13:10:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Küresel Turizm Forumu (WTF) Brüksel 2025; devlet başkanları, bakanlar ve sektör liderlerini bir araya getirecek dev buluşma için hazırlıklarını sürdürüyor. 1 Eylül’de Brüksel ve Dubai’de eş zamanlı gerçekleştirilen tanıtım toplantısının Brüksel ayağı, Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi’nde düzenlendi. Küresel Turizm Forumu Enstitüsü (WTFI), 19-21 Ekim 2025 tarihleri arasında Brüksel’de gerçekleşecek “WTF 2025 Yıllık Toplantısı” için ilk onaylı protokol ve konuşmacı listesini duyurdu.



Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kuban Omuraliev



TURİZM ENDÜSTRİSİNİN DAVOS’U



Her yıl dünyanın dört bir yanından üst düzey hükümet temsilcileri ve sektörün önde gelen isimlerini buluşturan Küresel Turizm Forumu, “Turizm Endüstrisinin Davos’u” olarak anılıyor. Etkinlikte bir devlet başkanı, uluslararası kuruluşların genel sekreterleri, ulusal turizm temsilcileri ile havacılık, konaklama, yatırım ve teknoloji alanlarının liderleri yer alacak. Bu yönüyle WTF, küresel turizm ve seyahat yatırımları için önde gelen platform olma iddiasını güçlendiriyor.



Dubai Kraliyet Ailesi Üyesi Sheikh Mana Al Maktoum



YATIRIM FIRSATLARI VE SINIR ÖTESİ ORTAKLIKLAR



Brüksel’deki 2025 edisyonunda; destinasyon vaka çalışmaları, yatırım fırsatları ve sınır ötesi ortaklıklar ele alınacak. Forum, topluluklar ve ekonomiler için yeni değerler ortaya çıkarmayı hedefleyen kapsamlı bir vizyonla gerçekleştirilecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sagalassos Antik Kenti kazıları 20. yılını kutluyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sagalassos-antik-kenti-kazilari-yirminci-yilini-kutluyor/</link>
        <description><![CDATA[Burdur’un Ağlasun ilçesinde bulunan Sagalassos Antik Kenti’nde 20 yıldır sürdürülen kazılarla Anadolu’nun en görkemli Roma şehirlerinden biri gün yüzüne çıkarılıyor. Antik kentte Aygaz’ın desteğiyle 2005’ten bu yana sürdürülen Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi’nin 20’nci yılı kutlanıyor. Bu kapsamda Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz ve beraberindeki heyet, Sagalassos’u ve kazı evini ziyaret etti. Heyettekiler, proje kapsamında yapılan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 04 Eyl 2025 08:56:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Burdur'un Ağlasun ilçesinde bulunan Sagalassos Antik Kenti'nde 20 yıldır sürdürülen kazılarla Anadolu’nun en görkemli Roma şehirlerinden biri gün yüzüne çıkarılıyor.



Antik kentte Aygaz'ın desteğiyle 2005'ten bu yana sürdürülen Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi'nin 20'nci yılı kutlanıyor. Bu kapsamda Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz ve beraberindeki heyet, Sagalassos'u ve kazı evini ziyaret etti. Heyettekiler, proje kapsamında yapılan Agora Gymnasiumu ve Güneydoğu Caddesi ile Sokak Çeşmesi restorasyon çalışmaları hakkında bilgi aldı.



UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan antik kente son kazılarda bulunan sfenks tanrı Tutu figürü ile biri ay tanrısı Men'e, diğeri Hermes'e ait olmak üzere iki gerçek boyutlu mermer heykel katılımcılara tanıtıldı. Poyraz, kazı alanındaki konuşmasında destek verdikleri kazılarla 20 yıldır antik kentin gün yüzüne çıkarılmasına tanıklık ettiklerini söyledi. Antoninler Çeşmesi'nin hem ülke hem de arkeoloji dünyası açısından unutulmaz bir dönüm noktası olduğunu belirten Poyraz; "Yukarı Agora ise bugün Akdeniz'in en iyi korunmuş antik meydanlarından biri olarak ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunuyor" dedi.



Melih Poyraz, kazıların çok yönlü iş birliğiyle yürütüldüğünü vurgulayarak; "2024 yılından itibaren proje Koç, Bilkent, KU Leuven ve Brüksel Vrije üniversiteleri gibi köklü kurumların oluşturduğu konsorsiyum tarafından yürütülüyor. Bu sadece maddi bir destek değil, burada ciddi bilgi, emek ve birikim var. Buradaki kurumların, hocalarımızın destek vermesi ve projeye el birliğiyle sarılması sayesinde de bugün bu güzel mirasa tanıklık ediyoruz" diye konuştu.







"UZUN SOLUKLU KATKI BİZİM İÇİN ÖNEMLİ"



Şirketin gelecek yıl 65. kuruluş yılını kutlayacağını dile getiren Poyraz, şunları kaydetti: "65 yıl, enerji sektöründe lider şirket. Gerçekten de ülkemizin en önemli kurumlarından, şirketlerinden bir tanesi. Biz sektörde öncü olmanın yanı sıra toplumsal, kültürel ve bilimsel değerleri de üretmeyi kurumsal kimliğimizin ayrılmaz parçası olarak görüyoruz. Bu bizim için çok kıymetli. Dolayısıyla sponsorluklarımız, sosyal sorumluluk projelerimizin bizim için en önemli özelliği, bu projelerin uzun soluklu olması. Buradaki bizim varlığımız aslında bunu gösteriyor."







EN İYİ KORUNAN ANTİK KENTLERDEN BİRİ



Sagalassos Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Peter Talloen ise Sagalassos'un en iyi korunan antik kentlerden biri olduğunu aktardı. Bölgede M.S. 7. yüzyılda çok yıkıcı bir deprem olduğunu hatırlatan Talloen; "Bütün yapılar toprak altında kalınca, büyük bir yapboz halinde bize geldi. Biz o konuda çok şanslıyız. Bu görkemli yapıları tekrar ayağa kaldırabiliriz. Öyle bir fırsatımız var. Çoğu yerlerde yakın yerde modern bir yerleşim olunca bazen yağmalara maruz kalıyorlar. Burada öyle bir şey söz konusu değil. Nasıl bırakıldıysa, tekrar öyle buluyoruz" diye konuştu.







Çalışmalar dördüncü dönemde de sürecek



Sagalassos’un 2029'a kadar planlanan kazı çalışmaları programı kapsamında, Agora Gymnasiumu'nun restorasyonu ile Güneydoğu Caddesi ve caddenin sınırında bulunan Sokak Çeşmesi'nin anastilosis çalışmaları hedeflendiği belirtildi. 2024 yılında Gymnasium’un batı portikosunda ön restitüsyon çalışmaları tamamlanırken, Sokak Çeşmesi'nde ise kazılar ilerletilerek çökmüş mimari parçaların belgelenmesi yapıldı. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla ziyaretçiler, artık antik kentin özgün yollarını kullanarak Yukarı Agora’ya ulaşma deneyimi yaşayacak. Aygaz'ın 2024'te başlayan 4. dönem desteği ile 5 sene sürecek koruma ve anastilosis programı kapsamında, Yukarı Agora ve meydana erişim sağlayan yollar da dahil olmak üzere Sokak Çeşmesi'nin etrafındaki kentsel alanda bulunan yapıların araştırılması, belgelenmesi ve halka açılması çalışmaları devam ediyor. Bu program sonucunda Agora Gymnasium'unun restorasyonu ve Güneydoğu Caddesi ve Sokak Çeşmesi'nin restorasyonu hedefleniyor. Bu kapsamda 2025'te, Sokak Çeşmesi'nin ve yeni keşfedilen sütunlu caddenin doğu tarafında kalan son kısmında bir kazı çalışması yürütülüyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dünyanın ilk nükleer buzkıranı “Lenin” ziyaretçilerini ağırlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dunyanin-ilk-nukleer-buzkirani-lenin-30-yillik-seruveninin-ardindan-ziyaretcilerini-agirliyor/</link>
        <description><![CDATA[Dünyanın ilk nükleer buzkıranı “Lenin”, Kuzey Kutbu’nun buzullarında 30 yılı aşkın süre görev yaptıktan sonra müzeye dönüştürüldü. Rus denizciler, Kuzey Deniz Yolu’nu keşfe ilk defa yaklaşık 500 yıl önce çıkarken, 1959’da seferlerine başlayan “Lenin” gemisi de söz konusu serüvende önemli bir yer tuttu. Kuzey Deniz Yolu’nu yıl boyunca gemi trafiğine açarak stratejik bir ticaret yolu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 03 Eyl 2025 15:15:07 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünyanın ilk nükleer buzkıranı "Lenin", Kuzey Kutbu'nun buzullarında 30 yılı aşkın süre görev yaptıktan sonra müzeye dönüştürüldü.



Rus denizciler, Kuzey Deniz Yolu'nu keşfe ilk defa yaklaşık 500 yıl önce çıkarken, 1959’da seferlerine başlayan "Lenin" gemisi de söz konusu serüvende önemli bir yer tuttu. Kuzey Deniz Yolu'nu yıl boyunca gemi trafiğine açarak stratejik bir ticaret yolu yaratmak isteyen Sovyetler Birliği, zengin enerji ve maden kaynaklarına sahip bölgede yeni ekonomik imkanları da keşfetmek istedi.



Ülkenin kuzeyindeki hedeflerine ulaşabilmek için nükleer buzkıran inşa etme kararı alan Sovyet yönetimi, Sovyet Birliği'nin kurucusunun soyadını taşıyan buzkıran "Lenin"i 3 yıl 3 ayda tamamladı. Gemi, 1957’de yapılan ilk denemelerin ardından 1959’da faaliyete alındı. İlk aşamada üç reaktörle çalışan Lenin’e, teknolojide yaşanan gelişmelere güç sistemi sökülerek yerine daha güvenli ve modern iki yeni reaktör yerleştirildi. Söz konusu yenileme, aynı zamanda geminin hizmet süresini uzattı ve güvenilirliğini artırdı. Böylelikle, dünyada ilk defa nükleer enerjiyle çalışan bir buzkıran gemisi Kuzey Kutbu'ndaki denizlere açıldı.







654 BİN DENİZ MİLİNDEN FAZLA YOL YAPTI



Lenin, 134 metre uzunluğu, yaklaşık 17 bin ton ağırlığı ve güçlü motoru sayesinde zorlu ve soğuk şartlarda aylarca sefer yapabilme kapasitesine sahipken, nükleer özelliği sayesinde yıllarca yakıt ikmali yapmadan seferlerine devam etti ve 654 bin deniz milinden fazla yol yaptı. Buzkıran özelliğiyle faaliyet süresince binlerce ticari geminin seyrüseferine yardımcı olan Lenin, Rusya’nın Kuzey Deniz Yolu serüveninde önemli bir kilometre taşını simgeliyor.







FEDERAL ÖNEME SAHİP KÜLTÜREL MİRAS



Lenin buzkıranı 1989’a kadar aktif görevde kalırken, Rus yetkililer gemiyi hurdaya çıkarmak yerine göreve başlamasının 50'nci yılında ülkenin kuzey şehri Murmansk'ta müze olarak hizmete açtı. Rusya’nın "federal öneme sahip kültürel mirası" ünvanına sahip Lenin, müze olarak hizmete açılmasından bu yana 1 milyona yakın ziyaretçi ağırlarken, ziyaretçiler düzenlenen rehberli turlar eşliğinde geminin köprüsü, makine dairesi, mürettebat kamaraları ve haberleşme odalarını gezilebiliyor. İnteraktif sergi salonlarına dönüştürülmüş denizci kamaraları müzenin en çok ilgi gören alanları arasında yer alırken; müzede buz kırma seslerinin canlandırıldığı multimedya uygulamaları, kutup ayılarının projeksiyonla yansıtıldığı bölümler ve Kuzey Kutbu'nun zorlu yaşamını anlatan görseller yer alıyor. Müze özelliğinin yanı sıra okullar, üniversiteler ve uzmanlar için arktik doğası ve nükleer enerji hakkında bir eğitim alanı olarak da kullanılan Lenin'de, bilimsel toplantılar ve kültürel etkinlikler de düzenleniyor.







"nükleer buzkıran serüveni" hız kazandı



Dünyanın coğrafi açıdan en büyük ülkesi Rusya, Kara Denizi'nden başlayıp Bering Boğazı’ndaki Dejnyov Burnu’na uzanan, yaklaşık 5 bin 600 kilometre uzunluğundaki özellikle kış döneminde kalın buzullarla kaplı Kuzey Deniz Yolu’nun geliştirilmesine stratejik önem veriyor. Farklı tür yakıtlı gemilere kıyasla yaklaşık 5 ila 7 yıl yakıt takviyesine ihtiyaç duymayan nükleer buzkıranlar, 80 bin beygir gücüne çıkabilen motorlarla zorlu coğrafyadaki buzları kırarak ticari gemilerin kullanabileceği koridorlar oluşturuyor. Rusya, Kuzey Kutbu'ndaki deniz taşımacılığını geliştirmek üzere tasarlanmış, dünyanın tek nükleer buzkıran filosuna sahip konumda bulunuyor. Rosatom'un alt kuruluşu Atomflot’un filosunda, Arktika tipi Yamal ve 50 Let Pobedyi, Taymır tipi Taymır ve Vaygach, Proje 22220 temelinde inşa edilen Arktika, Sibir, Ural ve Yakutiya adlı sekiz nükleer buzkıran bulunuyor. Taymır ve Vaygach buzkıranları, daha çok nehir girişleri gibi bölgelerde faaliyet gösterecek şekilde tasarlanırken, Proje 22220 tipi nükleer buzkıranlar hem Sibirya nehirlerinin girişlerinde hem de Arktik Okyanusu denizlerinde görevlerini yerine getirebiliyor. Atomflot, dört nükleer buzkıranın daha filoya katılması için çalışmalarını sürdürürken, Rusya, Kuzey Deniz Yolu'nda ticari gemilerin seyrüseferini yıl boyunca düzenli olarak gerçekleştirilebilmesini hedefliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Twitter (X) ve Threads videolarını kolayca indirin]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/twitter-x-ve-threads-videolarini-kolayca-indirin/</link>
        <description><![CDATA[X ve Threads Videolarını Saklamanın Yolu X (eski adıyla Twitter) ve Threads platformlarında gezinirken sizi etkileyen videolarla karşılaşabilirsiniz: nefes kesen bir doğa manzarası, kahkahalara boğan bir espri veya kulağınızdan çıkmayan bir melodi. Bu videoları çevrimdışı izlemek ya da saklamak için Twitter (X) Video indir hizmeti ve Threads video indir hizmeti imdadınıza yetişiyor. SSSX.io, Twitter (X) […]]]></description>
        <category><![CDATA[online]]></category>
        <pubDate>Çar, 03 Eyl 2025 14:16:31 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[X ve Threads Videolarını Saklamanın Yolu



X (eski adıyla Twitter) ve Threads platformlarında gezinirken sizi etkileyen videolarla karşılaşabilirsiniz: nefes kesen bir doğa manzarası, kahkahalara boğan bir espri veya kulağınızdan çıkmayan bir melodi. Bu videoları çevrimdışı izlemek ya da saklamak için Twitter (X) Video indir hizmeti ve Threads video indir hizmeti imdadınıza yetişiyor. SSSX.io, Twitter (X) videolarını; Threadsdownload.net ise Threads videolarını 4K kalitesinde veya MP3 formatında, su işareti olmadan ve kayıt gerektirmeden indirmenizi sağlar. Telefon, tablet veya PC fark etmez; her cihazda çalışır. Merak ettiniz mi? Adım adım rehberle başlayalım!



SSSX.io ve Threadsdownload.net Neden Harika?



Basit ve Hızlı Kullanım



SSSX.io, X videolarını indirmek için tasarlandı; Twitter (X) Video indir hizmeti ile bu işlem kolaylaşır. Threadsdownload.net ise Threads için aynı kolaylığı sunar; Threads video indir hizmeti ile videoları hızlıca alabilirsiniz. Uygulama yüklemeye veya karmaşık uzantılarla uğraşmaya gerek yok. Bir bağlantıyı kopyalayıp yapıştırıyorsunuz ve saniyeler içinde videonuz ya da ses dosyanız hazır. Videolar MP4 formatında gelir; orijinal video yüksek çözünürlüklüyse, 4K kalitesinde indirme seçeneği mevcut. Bu, özellikle detaylı manzara videoları veya aksiyon dolu sahneler için ideal.



Çeşitli Format Seçenekleri



MP3 indirme özelliği, müzik severler veya podcast dinleyicileri için harika. Örneğin, SSSX.io ile X’te bir konser klibinin sesini veya Threadsdownload.net ile Threads’te bir konuşmayı kaydedebilirsiniz. Threadsdownload.net, GIF ve fotoğraf indirme seçenekleriyle de öne çıkar. Her iki araç da platformların kendi sunucularından veri çeker, bu yüzden yasal bir sorun yaşamazsınız.



Her Cihaza Uyum



Android, iOS, Windows veya macOS; SSSX.io ve Threadsdownload.net Chrome, Safari veya Firefox gibi tarayıcılarda sorunsuz çalışır. Arayüz minimalisttir: bir bağlantı alanı ve “İndir” butonu. Komik bir video koleksiyonu, eğitici bir tarif veya ilham verici bir konuşma saklamak için mükemmel.



Teknik Bilgi Gerekmez



Bu hizmetler, teknolojiyle arası iyi olmayanlar için bile kolaydır. İster evde telefonunuzla, ister işte bilgisayarınızla kullanın, birkaç tıklamayla işiniz biter. Kayıt veya ek yazılım gerekmez, bu da süreci hızlandırır.



Adım Adım Kullanım Kılavuzu



1. Bağlantıyı Kopyalayın



X veya Threads’te gezinin ve indirmek istediğiniz video, ses veya GIF içeren paylaşımı bulun. Paylaşımı açın ve tarayıcı çubuğundan URL’yi kopyalayın. Mobilde “Paylaş” butonuyla hızlıca kopyalayabilirsiniz. Paylaşımın video içerdiğinden emin olun.



2. Doğru Siteyi Ziyaret Edin



X videoları için https://sssx.io/tr, Threads videoları için https://threadsdownload.net/tr gidin. Bağlantıyı üstteki alana yapıştırın. Kayıt veya yazılım indirme yok; hemen başlayabilirsiniz.



3. Dosyayı İndirin



“İndir” butonuna tıklayın, araç bağlantıyı işlesin. Size video kalitesi (varsa 4K’ya kadar) veya MP3 gibi format seçenekleri sunulur. İstediğinizi seçin ve dosya İndirilenler klasörüne kaydedilir. Mobilde dosya yöneticisinde, PC’de varsayılan indirme klasöründe bulabilirsiniz.



Sık Sorulan Sorular ve İpuçları




Cihazımda çalışır mı? Evet, Android, iOS, Windows ve macOS’ta; Chrome veya Safari ile sorunsuz.



Yüksek kaliteli video indirebilir miyim? Orijinal video HD veya 4K ise, bu kalitede indirebilirsiniz.



Sadece ses veya GIF mümkün mü? Evet, SSSX.io MP3, Threadsdownload.net ise GIF ve fotoğraf destekler.



Dosyalar nerede? İndirilenler klasöründe; cihazınızın dosya yöneticisine bakın.




Stabil bir internet bağlantısı, işlemin hızlı olmasını sağlar. Hata alırsanız, bağlantıyı kontrol edin veya paylaşımın medya içerdiğinden emin olun. Tatil anıları, komik klipler veya faydalı içerikler için ideal bir çözüm. Telif haklarına saygı göstererek kişisel kullanım için indirme yapmanızı öneririz.



Sonuç: Denemeye Değer



Twitter (X) Video indir hizmeti ile SSSX.io ve Threads video indir hizmeti ile Threadsdownload.net ile videoları indirmek çok kolay. X’ten bir maç özeti veya Threads’ten eğlenceli bir GIF olsun, her şey sizin kontrolünüzde.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Sea to Sky Enduro”, 9-11 Ekim’de Antalya’da yapılacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sea-to-sky-enduro-9-11-ekimde-antalyada-yapilacak/</link>
        <description><![CDATA[Sea to Sky Enduro Motosiklet Yarışı, dünyanın en iyi enduro motosiklet sporcularını Antalya’nın Kemer ilçesinde bir araya getirecek. 9-11 Ekim tarihlerindeki organizasyon, 16’ncı yılında Hard Enduro Dünya Şampiyonası’nın 5’inci ayağı olarak koşulacak. Sea To Sky Enduro Motosiklet Yarışı’nın 16’ncısı, Hard Enduro Dünya Şampiyonası’nın 5’inci ayağı olarak 9-11 Ekim’de Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenecek. Kemer Enduro Motosiklet […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 03 Eyl 2025 00:07:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sea to Sky Enduro Motosiklet Yarışı, dünyanın en iyi enduro motosiklet sporcularını Antalya’nın Kemer ilçesinde bir araya getirecek. 9-11 Ekim tarihlerindeki organizasyon, 16'ncı yılında Hard Enduro Dünya Şampiyonası'nın 5’inci ayağı olarak koşulacak.



Sea To Sky Enduro Motosiklet Yarışı'nın 16'ncısı, Hard Enduro Dünya Şampiyonası'nın 5'inci ayağı olarak 9-11 Ekim'de Antalya'nın Kemer ilçesinde düzenlenecek. Kemer Enduro Motosiklet Kulübü'nden yapılan açıklamaya göre, Uluslararası Motosiklet Federasyonu (FIM) tarafından geçen yıl Hard Enduro Dünya Şampiyonası'na dahil edilen yarışın, 40 ülkeden 400'ün üzerinde sporcuyu ağırlaması bekleniyor. 



Enduro sporunun ünlü isimleri, Türkiye'de zorlu parkurda büyük çekişme yaşayacak. Spor Toto, Cazador Tekstil, Talay Lojistik sponsorluğunda; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Antalya Valiliği, Türkiye Motosiklet Federasyonu, Kemer Kaymakamlığı, Kemer Belediyesi, Yaşam Hastaneleri ve Olympos Teleferik'in katkılarıyla gerçekleşecek yarışlar; plaj, orman ve dağ olmak üzere üç etapta koşulacak.







BÖLGE TANITIMINA ÖNEMLİ KATKI SAĞLIYOR



Deniz seviyesinden başlayacak yarış, 2 bin 365 metrelik Tahtalı Dağı'nın zirvesinde sona erecek. Farklı ülkelerden on binlerce motor sporları tutkunu, her yıl ekim ayında Kemer'e hem tatil hem de yarışmayı yerinde takip etmek için aileleriyle geliyor. Ekim ayında Kemer'de "Sea to Sky" yarış haftasında, yüksek sezondaki gibi turizm hareketliliği yaşanıyor. Oteller başta olmak üzere tüm turizm sektörüne katkı sağlayan organizasyon, spor turizmi etkinliği olarak bölge tanıtımına önemli katkı sağlıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Şile: Karadeniz’in kıyısında saklı cennet]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sile-karadenizin-kiyisinda-sakli-cennet/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul’a yalnızca bir saatlik mesafede bulunan Şile, doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Karadeniz’in serin sularıyla tarihin izlerini buluşturan ilçe, doğası ve manzaralarıyla ziyaretçilerine dört mevsim ayrı bir güzellik sunuyor. Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla şekillenen sahil şeridi, kayalıkları, gizli koyları ve eşsiz manzaralarıyla bölgeyi keşfetmek isteyenler için cazip bir rota oluşturan Şile’nin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 03 Eyl 2025 00:07:35 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul'a yalnızca bir saatlik mesafede bulunan Şile, doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Karadeniz’in serin sularıyla tarihin izlerini buluşturan ilçe, doğası ve manzaralarıyla ziyaretçilerine dört mevsim ayrı bir güzellik sunuyor. 



Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla şekillenen sahil şeridi, kayalıkları, gizli koyları ve eşsiz manzaralarıyla bölgeyi keşfetmek isteyenler için cazip bir rota oluşturan Şile’nin simgelerinden biri olan Şile Kalesi, deniz ortasında yükselerek geçmişten günümüze uzanan bir tarih yolculuğu sunuyor. Kayaların arasına gizlenmiş küçük koylar ise berrak suları ile özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası oluyor.



Doğasıyla öne çıkan ilçe, yalnızca deniz turizmiyle değil; aynı zamanda yürüyüş parkurları, yeşilin binbir tonunu barındıran tepeleri ve manzaralı seyir noktalarıyla da dikkat çekiyor. Özellikle hafta sonu kaçamakları için tercih edilen bölge, kalabalıktan uzaklaşıp nefes almak isteyen İstanbullulara adeta ilaç gibi geliyor. Tarihi evleri, dar sokakları, yöresel lezzetleri ve denize karşı konumlanan kafeleriyle Şile, yalnızca yazın değil, dört mevsim boyunca ayrı bir güzellik taşıyor. Karadeniz’in incisi Şile, doğa ile tarihin buluştuğu eşsiz atmosferiyle ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatmaya devam ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Makedon Kulesi, “Galata Kulesi” konseptiyle turizme kazandırılıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/makedon-kulesi-galata-kulesi-konseptiyle-turizme-kazandiriliyor/</link>
        <description><![CDATA[Edirne’de restorasyonu süren Roma dönemi mirası Makedon Kulesi, “Galata Kulesi” konseptiyle ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Kule ve çevresindeki ören yerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2021’de başlanan restorasyon çalışmaları sürüyor. Bu kapsamda, kule duvarlarında güçlendirme yapıldı. Kulenin çevresi yapıya zarar veren köklü bitkiler ve otlardan arındırıldı. Aslına uygun şekilde restore edilen kulede, arkeolojik alanda bulunan yapılardaki çimento […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 02 Eyl 2025 10:42:22 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Edirne'de restorasyonu süren Roma dönemi mirası Makedon Kulesi, "Galata Kulesi" konseptiyle ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Kule ve çevresindeki ören yerinde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2021'de başlanan restorasyon çalışmaları sürüyor.



Bu kapsamda, kule duvarlarında güçlendirme yapıldı. Kulenin çevresi yapıya zarar veren köklü bitkiler ve otlardan arındırıldı. Aslına uygun şekilde restore edilen kulede, arkeolojik alanda bulunan yapılardaki çimento malzemeler temizlendi, yerine özgün harç uygulaması yapıldı. Restorasyonun tamamlanmasıyla yerli ve yabancı turistler, kule içindeki şeffaf asansörle terasa çıkacak, kule duvarlarında Edirne'yi kuran medeniyetlere ait fotoğraflar görülebilecek. Galata Kulesi'ne benzer özelliklerle düzenlenecek Makedon Kulesi, kentte yeni bir cazibe merkezine dönüşecek.



Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, konu ile ilgili yaptığı açıklamada farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan kule ve çevresini eski güzelliğine kavuşturmak için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Kente değer katacak bir çalışma yapıldığını belirten Soytürk; "Makedon Kulesi'nde hedeflenen, Galata Kulesi'ndeki gibi en üst katında bir seyir terası oluşturmak. Çünkü en üst kat, Edirne Sarayı ve Hıdırlık Tabya'nın görülebileceği bir yükseklikte. Burada güzel bir seyir terası ziyaretçileri ağırlayacak" dedi. Soytürk, kulenin aslına uygun şekilde ihya edilmesi için her detayın hassasiyetle ele alındığını dile getirdi. Kulenin restorasyon çalışmalarında ilk olarak kapsamlı bir statik çalışması yapıldığını vurgulayan Soytürk; "Restorasyonlar hakikaten iğneyle kuyu kazmak gibidir. Çok hassas ve detaylı çalışmalar yapılıyor. Bilim Kurulu, Danışma Kurulu ve teknik ekip çalışıyor. Kulenin hem içten hem de dıştan güçlendirme çalışmaları yapılıyor. Bir taraftan sur duvarlarının bulunduğu alanda yeni kazılar ve çalışmalar yürütülüyor. O kazılar sonrasında çıkan eserlere göre proje yeniden revize ediliyor" diye konuştu.







ÖNEMLİ BİR TURİZM DESTİNASYONU OLUŞTURULACAK



Makedon Kulesi'ni geleceğe sağlıklı şekilde taşımak için ciddi bir çalışma yapıldığını aktaran Soytürk, sözlerini şöyle sürdürdü: "Makedon Kulesi ve etrafındaki ören yerinin restorasyonuyla beraber Edirne, Trakya ve Balkan coğrafyası çok ciddi bir turizm destinasyonuna sahip olacak. Çalışmaları titizlikle yürütüyoruz. Bir an önce tamamlayarak, ziyaretçileri kuledeki seyir terasında ağırlamayı ve ören yerini tanıtmayı hedefliyoruz. Çalışmalar bittiğinde, özel günlerde aynı Galata Kulesi'nde olduğu gibi mapping gösterisi (video haritalama, film ve animasyonların doğal dokuya uygun olarak oturtularak yayınlanması) yapılacak. Kulenin bulunduğu sokağı da sağlıklaştırma çalışması yapıp, trafiğe kapatarak çok güzel bir turizm destinasyonu oluşturacağız."







MAKEDON KULESİ HAKKINDA...



Roma İmparatorluğu'nda 117-138 yılları arasında hüküm süren Hadrianus tarafından yaptırılan ve eski Edirne'yi çevreleyen surlar üzerinde bulunan kulelerden bugüne ulaşabilen tek örnek olan Makedon Kulesi, Edirne Valilerinden Hacı İzzet Paşa'nın üstüne yaptırdığı ahşap katlar ve koydurduğu saatler sonrasında (1867) "saat kulesi" olarak anılmaya başlandı. Eser, bir dönem yangın gözlem kulesi olarak da kullanıldı. Kentte 1953'te meydana gelen depremde büyük hasar gören kulenin üzerine yaptırılan katlar ve saat bölümü, şehir estetiğini bozduğu gerekçesiyle düzenlenen rapor sonucu dinamitlenerek yıktırıldı. Kule, 1990’lı yıllarda restore edildi. Edirne Müzesi tarafından 2002 ve 2003 yıllarında kulenin çevresinde kazılar yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2021'de "Edirne Eski Saat Kulesi Restorasyonu Projesi" kapsamında çalışmalar başladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ATF25, Tourism Design Awards’ı duyurdu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/atf25-tourism-design-awardsi-duyurdu/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), turizmin yaratıcılıkla buluştuğu yeni bir platform sunuyor: Tourism Design Awards. 22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya Expo Center’da 7. kez düzenlenecek ATF25, bu yıl “Sürdürülebilir Misafirperverlik” temasıyla kapılarını açıyor. ATF üretimi olan Tourism Design Awards, turizmin geleceğini şekillendiren özgün tasarımları uluslararası ölçekte ödüllendirecek. TOURISM DESIGN AWARDS’IN MANİFESTOSU Turizm yalnızca yolculukların değil; […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 01 Eyl 2025 16:02:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), turizmin yaratıcılıkla buluştuğu yeni bir platform sunuyor: Tourism Design Awards.



22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya Expo Center'da 7. kez düzenlenecek ATF25, bu yıl “Sürdürülebilir Misafirperverlik” temasıyla kapılarını açıyor. ATF üretimi olan Tourism Design Awards, turizmin geleceğini şekillendiren özgün tasarımları uluslararası ölçekte ödüllendirecek.



TOURISM DESIGN AWARDS'IN MANİFESTOSU



Turizm yalnızca yolculukların değil; kültürlerin, duyguların ve deneyimlerin birleşimidir ve her deneyim tasarımla başlar. Tourism Design Awards, bu inançla doğdu; turizmi tasarımın diliyle yeniden tanımlamak ve yaratıcı vizyonları dünyaya tanıtmak için.



TOURISM DESIGN AWARDS'IN VİZYONU



ATF Kurucusu ve Başkanı Selçuk Meral: "2019’da ‘Turizm Memleket Meselesidir’ diyerek çıktığımız yolculukta her yıl yeni bir vizyon ortaya koyduk. Tourism Design Awards ile bu vizyona güçlü bir başlık daha ekliyoruz: Tasarım. Çünkü turizmin geleceği, tasarımın gücüyle yazılacaktır."



Tourism Design Awards Koordinatörü ve Jüri Başkanı Yakup Burak Akay: "Biz her deneyimin tasarımla başladığına inanıyoruz. Tourism Design Awards ile turizmi tasarımın diliyle yeniden tanımlıyor ve geleceğin yaratıcı vizyonlarını dünyaya tanıtıyoruz."



7 ANA KATEGORİDE ÖDÜL



● Mimari Tasarım● İçmimari Tasarım● Peyzaj Tasarımı● Endüstriyel Tasarım● Grafik & Reklam Tasarımı● Yazılım & Dijital Tasarım● Sosyal & Deneyimsel Tasarım



Projeler; yenilikçilik, kullanıcı odaklılık, estetik değer, sürdürülebilirlik, teknoloji entegrasyonu ve kültürel uyum kriterleriyle değerlendirilecek.







JÜRİ KADROSU 2025



Akademisyenler & Bilim Dünyası● Prof. Dr. Osman Arayıcı – Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İçmimarlık● Prof. Dr. Zuhal Kaynakçı Elinç – Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı (Peyzaj Mimarlığı)● Prof. Dr. Sedef Doğaner – Dean, School of Architecture & Design, Wentworth Institute of Technology (ABD)● Prof. Dr. Şebnem Ertaş Beşir – Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi● Prof. Dr. Oğuz Özyaral – Belek Üniversitesi Rektör Yardımcısı (Gastronomi)● Prof. Dr. Erdoğan Ergün – Yakın Doğu Üniversitesi, Grafik Bölümü / Dijital Sanatçı● Doç. Dr. Özgü Özturan – Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi● Dr. Öğr. Üyesi Benan Çelikel – Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı



Meslek Örgütleri & Akademik Temsilciler● Y. İçmimar Yakup Burak Akay – Tourism Design Awards Koordinatörü, Jüri Başkanı● Öğr. Gör. Hikmet Başaytaç – Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi / İçmimarlar Odası Antalya Şubesi YK● Mimar Hasan Çerçiler – Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı● İçmimar İsmail Gökçen Tosun – İçmimarlar Odası Yönetim KuruluTasarım & Endüstri Uzmanları● Gökay Karacabey – Ödüllü Endüstriyel Tasarımcı● Özgür Ergün – Dijital Pazarlama & Yapay Zekâ Uzmanı (Turizm odaklı)Kamu Kurumları● Dr. Ömer Ersoy – Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara İl MüdürüTurizm STK Başkanları● Yusuf Hacısüleyman – ATSO Başkanı● Kaan Kavaloğlu – AKTOB Başkanı● Hakan Saatçioğlu – POYD Başkanı● Burhan Sili – ALTİD Başkanı● Ugursal Uğur – SKAL Antalya Başkanı● İlhan Arıdıci – KETOB Başkanı● Hasan Yetkil – AKOED Başkanı● Recep Yavuz – Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanıİletişim & Medya● Emre Noyan – Antalya Reklamcılar Derneği● Güldal Sığınç – Antalya Halkla İlişkiler Derneği



Bu güçlü jüri yapısı, projelerin çok yönlü, tarafsız ve titiz bir değerlendirme sürecinden geçmesini sağlayacak.



KAZANANLAR GALA GECESİNDE ÖDÜLLERİNE KAVUŞACAK



Ödüller, 22 Ekim 2025’te ATF25 Welcome Gecesi kapsamında düzenlenecek görkemli bir törenle sahiplerini bulacak. Kazanan projeler, fuar boyunca özel sergi alanında ziyaretçilere sunulacak.



● Başvuru için son tarih: 10 Eylül 2025● Finalistlerin açıklanması: 25 Eylül 2025● Kazananların duyurulması: 10 Ekim 2025



Başvurular: www.tourismdesignawards.comProgram: www.antalyaturizmfuari.com]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Festive spirit in Mount Ida: Traditional village feast]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/festive-spirit-in-mount-ida-traditional-village-feast/</link>
        <description><![CDATA[A tradition that has been kept alive for many years in the villages of Mount Ida was once again celebrated with great enthusiasm the other day. In Avcılar Village, guests were served keşkek, chickpeas, and rice cooked in large cauldrons in the village square, accompanied by the magnificent view of Edremit Bay. At the traditional […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Pts, 01 Eyl 2025 15:32:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[A tradition that has been kept alive for many years in the villages of Mount Ida was once again celebrated with great enthusiasm the other day. In Avcılar Village, guests were served keşkek, chickpeas, and rice cooked in large cauldrons in the village square, accompanied by the magnificent view of Edremit Bay.



At the traditional gathering held on Dedepınarı Hill, visitors enjoyed their meals to the sound of drums and zurna, and later sipped tea brewed with spring water from the mountain while engaging in lively conversations. Children, meanwhile, had fun with face painting, clown shows, and games led by Spider-Man.



The biggest applause went to the folk dance performances and the heroic dances of the efes. Local dances seemed to revive the legend of Sarıkız, while scenes from the years of the National Struggle came alive before the guests’ eyes. Blending tradition with festivity in the mystical atmosphere of Mount Ida, the feast became an unforgettable day for both locals and tourists alike.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kaz Dağları’nda şenlik havası: Geleneksel köy hayırı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kaz-daglari-nda-senlik-havasi-geleneksel-koy-hayiri/</link>
        <description><![CDATA[Kaz Dağları köylerinde uzun yıllardır yaşatılan bir gelenek, geçtiğimiz gün büyük bir coşkuyla tekrarlandı. Avcılar Köyü’nde muhteşem Edremit Körfezi manzarası eşliğinde konuklara köy meydanındaki kazanlarda pişirilen keşkek, nohut ve pilav dağıtıldı. Dedepınarı Tepesi’nde gerçekleştirilen geleneksel buluşmada; misafirler davul zurna ve çeşitli eğlenceler eşliğinde karınlarını doyurduktan sonra, dağdan gelen kaynak suyu ile demlenmiş çaylarını içerek sohbetler […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 01 Eyl 2025 15:26:21 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kaz Dağları köylerinde uzun yıllardır yaşatılan bir gelenek, geçtiğimiz gün büyük bir coşkuyla tekrarlandı. Avcılar Köyü’nde muhteşem Edremit Körfezi manzarası eşliğinde konuklara köy meydanındaki kazanlarda pişirilen keşkek, nohut ve pilav dağıtıldı.



Dedepınarı Tepesi'nde gerçekleştirilen geleneksel buluşmada; misafirler davul zurna ve çeşitli eğlenceler eşliğinde karınlarını doyurduktan sonra, dağdan gelen kaynak suyu ile demlenmiş çaylarını içerek sohbetler ettiler. Çocuklar ise yüz boyama, palyaço gösterileri ve Örümcek Adam’ın oynattığı oyunlar ile eğlencenin tadını çıkardı.



En büyük alkışı ise folklor gösterileri ve efelerin kahramanlık dolu dansları aldı. Yöre oyunları ile adeta Sarıkız efsanesi yeniden canlandı, Milli Mücadele yılları misafirlerin gözlerinin önünden geçti. Kaz Dağları 'nın mistik atmosferinde gelenek ve eğlenceyi bir araya getiren hayır, hem yerli halk hem de turistler için unutulmaz bir gün oldu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mardin’in minyatürü “Savur” turizmde iddialı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mardinin-minyaturu-savur-turizmde-iddiali/</link>
        <description><![CDATA[Farklı din, mezhep ve dillere mensup kişilerin buluşmasıyla birlikte yaşamın sembollerinden biri olan Mardin’in Savur ilçesi, turizmde cazibe merkezi olmayı hedefliyor. Kent merkezine 50 kilometre uzakta, yaklaşık 25 bin nüfusa sahip, Roma döneminde inşa edildiği tahmin edilen kalenin yamacına kurulu tarihi ve doğasıyla ilgi gören Savur’da altyapı ve turizme yönelik çalışmalarla büyük bir değişim yaşanıyor. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 01 Eyl 2025 00:59:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Farklı din, mezhep ve dillere mensup kişilerin buluşmasıyla birlikte yaşamın sembollerinden biri olan Mardin'in Savur ilçesi, turizmde cazibe merkezi olmayı hedefliyor.



Kent merkezine 50 kilometre uzakta, yaklaşık 25 bin nüfusa sahip, Roma döneminde inşa edildiği tahmin edilen kalenin yamacına kurulu tarihi ve doğasıyla ilgi gören Savur'da altyapı ve turizme yönelik çalışmalarla büyük bir değişim yaşanıyor. Tarihi ve kültürel potansiyelin değerlendirilmesi ve turizm altyapısının güçlendirilmesi amacıyla hedeflenen projelerin hayata geçirildiği ilçede, sit alanında doğal gaz ve altyapı çalışmalarının büyük bölümü tamamlandı. 



Roma döneminde inşa edildiği tahmin edilen kalenin ışıklandırılmasının yapıldığı ilçede, Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın doğup büyüdüğü ve doktorluk yaparken kaldığı evin "Aziz Sancar TÜBİTAK Bilim Merkezi"ne dönüştürülmesi için de çalışmalar sürüyor. Savur Belediye Başkanı Engin Uğur Hamidi, AA muhabirine yerel seçimin ardından çalışmalara başladıklarını söyledi. Bakanlıklar, Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi desteğiyle çalışmaları yürüttüklerini anlatan Hamidi, kırsal Dereiçi Mahallesi'ni turizme kazandırdıklarını, alt ve üst yapı çalışmalarının büyük bir bölümünü tamamladıklarını belirtti.



"MİSTİK BİR GÜZELLİK KAZANDIRACAK"



Bunların yanı sıra turizme yönelik önemli çalışmaların da yapıldığının altını çizen Hamidi, şunları kaydetti: "Savur'umuz çok güzel, butik bir ilçe. Artuklu ve Midyat ilçelerinden farkı, burada tarih ve doğa var. İlçenin turizme açılabilmesi için daha kısa ve konforlu bir yol yapılacak. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca yeni yol yatırım programına alındı, ihaleden sonra yapımına başlanacak. Yeni yolumuz bittiğinde Savur'umuz turizme hazır olacak. Bir master planı hazırladık. Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın evini restore ediyoruz. Bilim merkezi, kütüphane ve okuma salonları olacak. Birçok gencimiz bundan faydalanacak. Bunun yanında birçok tarihi yeri restore ediyoruz. Pilot bölge olarak tarihi 10 ev belirledik. Bu evleri restore ediyoruz. Savur'umuzun tarihi dokusuna uygun bütün binaların taşla kaplanması amacıyla ilçemize taş ocağı kazandırdık. Bu taşı üretip, istihdam sağlayacağız ve ürettiğimiz taşlarla bütün Savur'u kaplayacağız. Bu da Savur'a mistik bir güzellik kazandıracak." Doğa turizmi kapsamında da Savur Deresi'nin ıslahı çalışmalarının yüzde 85'ini tamamladıklarını aktaran Başkan Hamidi, yapılacak iki gölet için de ihaleye çıkıldığını bildirdi.







"Kalemiz, tarihi ve kültürel dokusuyla turizme yön verecek"



Roma döneminde inşa edildiği tahmin edilen kalenin gece görüntüsü için ışıklandırmaların yapıldığını kaydeden Hamidi, şöyle konuştu: "Kaledeki çalışmalar tamamlandığında efsane bir görüntü ortaya çıkacak. Savur Kalesi, tarihi değeri çok yüksek. Yakında kalede kazı çalışmaları da başlayacak. Kalede seyir terası da yapmayı düşünüyoruz. İnsanların gelip buradaki zenginlikleri göreceğine inanıyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Savur Kalemiz, tarihi ve kültürel dokusuyla turizme yön verecek. Bunun yanında Dereiçi köyümüz, konaklarımız da var. Uluslararası Cittaslow Birliği'nin 'Sakin Şehir' üyesi olmak istiyoruz. Sessiz, sakin bir turizm yapmayı düşünüyoruz. Savur hak ettiği yeri bulacak, bundan eminiz. Bu konuda çok heyecanlıyız. Savur, önümüzdeki 5 yıl içinde bölgenin parlayan yıldızı olacak, efsane bir şehir haline dönüşecek." Hamidi, destek için Bakanlıklara, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanvekili Tuncay Akkoyun ile ilgililere teşekkür etti.







"Savur kabuğunu kıracak"



İlçe sakinlerinden Aziz Tanınmış da ilçenin turizme kazandırılması ve dünyaya tanıtılması gerektiğini söyledi. Belediyenin ilçede önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Tanınmış, şöyle konuştu: "Yollarımız yapılıyor, kalenin ışıklandırılması yapıldı. Savur, Mardin'in minyatürüdür. Kale etrafında kurulmuş çok güzel, tarihi bir ilçedir. Kalemiz, tarihi evlerimiz, bağlarımız var. Özünü kaybetmemiş bir ilçedir. Bu hizmetler devam ederse, Savur kabuğunu kıracak. Turizme açılması için yapılan çalışmalar çok güzel. Turizme kazandırıldığı zaman Türkiye'nin en güzel bölgelerinden, ilçelerinden biri olacak."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Signature Cave Cappadocia, MICHELIN Guide & Tablet Hotels koleksiyonunda!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/signature-cave-cappadocia-michelin-guide-tablet-hotels-koleksiyonunda/</link>
        <description><![CDATA[MICHELIN Rehberi’nin Türkiye kapsamını Kapadokya’ya genişletmesinin ardından bölgenin yıldızı parlamaya devam ediyor. “Trademark Collection by Wyndham” markası altında hizmet veren mağara oteli Signature Cave Cappadocia, “Tablet Hotels & MICHELIN Guide” koleksiyonuna kabul edildi. Bu kabulün küresel turizmdeki anlamı ve önemine işaret eden Honest Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Deveci, bölgenin uluslararası tanıtımında yepyeni bir sayfa […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 29 Ağu 2025 15:49:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[MICHELIN Rehberi'nin Türkiye kapsamını Kapadokya’ya genişletmesinin ardından bölgenin yıldızı parlamaya devam ediyor. "Trademark Collection by Wyndham" markası altında hizmet veren mağara oteli Signature Cave Cappadocia, "Tablet Hotels & MICHELIN Guide" koleksiyonuna kabul edildi. Bu kabulün küresel turizmdeki anlamı ve önemine işaret eden Honest Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Deveci, bölgenin uluslararası tanıtımında yepyeni bir sayfa açmaya hazırlandıklarını kaydetti.



Dünyanın en büyük otel zincirlerinden Wyndham Hotels & Resorts, global portföyüne tarihi bir ilk ekledi. Signature Cave Cappadocia, Trademark Collection by Wyndham grubunun dünyadaki ilk “cave hotel”i olarak kapılarını açmasının ardından otel, ilk uluslararası başarısına imzasını atarak Michelin Guide’ın otel koleksiyonunda yerini aldı. Kapadokya’nın büyüleyici coğrafyasında eşsiz bir misafir deneyimi sunan bu otantik otel, MICHELIN Guide’ın otel seçkisi olan "Tablet Hotels" koleksiyonuna kabul edilerek uluslararası alanda prestijli bir kalite belgesine sahip oldu.







Kültür, tasarım, otantik deneyim ve hizmet kalitesi



Tablet Hotels & MICHELIN Guide koleksiyonuna girmek, yalnızca sınırlı sayıdaki otelin ulaşabildiği bir ayrıcalık. Bu platform, standart rezervasyon sitelerinden farklı olarak otelleri titizlikle seçiyor. Platformda tasarımı, hizmet kalitesi, özgünlüğü, bulunduğu destinasyona katkısıyla fark yaratan otellere yer veriliyor. MICHELIN Rehberi, geçtiğimiz günlerde İstanbul, İzmir ve Muğla’dan sonra Türkiye’deki kapsamını Kapadokya ile genişlettiğini duyurmuş, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu eşsiz coğrafyanın gastronomi kültürünü odağına almıştı. Hemen arkasından gelen bu kabul, turizm otelcilik açısından önemli bir atılımın işareti. Kapadokya’da bu koleksiyonda yer alan birkaç özel otelden biri olan Signature Cave Cappadocia Trademark Collection by Wyndham, bölgenin uluslararası tanıtımında yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor.







Wyndham’ın global ağı MIchelIn prestijiYle birleşti



"Trademark Collection by Wyndham" markası altında faaliyet gösteren otel, Wyndham Hotels & Resorts portföyünde dünyanın ilk cave hoteli olmasıyla öne çıkıyor. Bu özellik, Wyndham’ın farklı kültür ve destinasyonlarda otantik deneyimler sunma vizyonunu güçlü biçimde yansıtıyor. Bu kabul ile birlikte Signature Cave Cappadocia, Wyndham’ın global ağı ve MICHELIN Guide’ın prestijiyle birleşerek dünya çapında seçkin gezginlere ulaşma fırsatı elde edecek. Önümüzdeki dönemde yürütülecek tanıtım kampanyaları ile hem Türkiye turizmine hem de Kapadokya’nın global marka değerine katkı sağlayacaklarını açıklayan Honest Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Deveci, Signature Cave Cappadocia’nın MICHELIN Rehberi'nde yer almasından duydukları gururu şu sözlerle ifade etti: “Wyndham’ın dünyadaki ilk cave oteli olarak markamızın uluslararası vizyonunu Kapadokya’da temsil etmekten gurur duyuyoruz. Tablet Hotels & MICHELIN Guide seçkisinde yer almak, otelimizin global düzeyde benzersizliğinin ve kalitesinin tescilidir. Misafirlerimize bölgenin tarihini ve kültürel zenginliklerini en yüksek hizmet standartlarıyla yaşatma hedefimiz doğrultusunda bu başarı, önemli bir dönüm noktasıdır. Sadece otelimizin değil, bölgemizin uluslararası tanıtımında yepyeni bir dönem başlıyor.’’]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Park Dedeman Kartal için imzalar atıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/park-dedeman-kartal-icin-imzalar-atildi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri Dedeman Hotels & Resorts International (DHRI), Anadolu Yakası’nın en büyük ve en dinamik ilçelerinden Kartal’da hayata geçireceği Park Dedeman Kartal için imzaları attı. Şehrin nabzını tutan merkezi konumu ve ulaşım avantajlarıyla öne çıkan yeni otel, Dedeman’ın şehir otelciliğindeki gücünü İstanbul’un Anadolu yakasında daha da görünür kılacak. ANADOLU YAKASI’NIN YENİ BULUŞMA […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Cum, 29 Ağu 2025 15:10:56 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri Dedeman Hotels & Resorts International (DHRI), Anadolu Yakası’nın en büyük ve en dinamik ilçelerinden Kartal’da hayata geçireceği Park Dedeman Kartal için imzaları attı. Şehrin nabzını tutan merkezi konumu ve ulaşım avantajlarıyla öne çıkan yeni otel, Dedeman’ın şehir otelciliğindeki gücünü İstanbul’un Anadolu yakasında daha da görünür kılacak.



ANADOLU YAKASI'NIN YENİ BULUŞMA NOKTASI



Dört yıldızlı standardıyla tasarlanan Park Dedeman Kartal; metro ve havaalanına kolay erişim avantajı, ferah ve modern mimariye sahip oda, restoran ve spa alanları ile şehir içi akışa uyumlu, pratik ve konforlu bir deneyim sunmayı hedefliyor. Konforu ve merkezi konumuyla öne çıkan otel; alışveriş merkezleri, hastaneler ve adliye gibi kritik çekim noktalarına yakınlığı sayesinde iş ve seyahat amaçlı konaklamalarda ilk tercihler arasında yer alacak.



DİJİTAL HİZMET YAKLAŞIMI VE ÇEVİK OPERASYON YAPISI



Park Dedeman Kartal, şehir otelciliğinin ritmine uygun hız ve esneklik sunarken, sağlık turizmi için misafirlerin ihtiyaç duyacağı tüm imkânları odalarda ve ortak alanlarda bir araya getiriyor. Genç neslin beklentilerine uygun dijital hizmet yaklaşımı ve çevik operasyon yapısıyla Park Dedeman Kartal, Dedeman’ın İstanbul’daki varlığını geleceğe odaklı vizyonuyla daha da ileri taşıyor.



GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ



Park Dedeman Kartal’ın yatırımcısı olan Kartal Holding A.Ş., turizm sektöründe güçlü bir geçmişe sahip. Grup, 2012 yılından bu yana "216 Suites" markasıyla İstanbul’un farklı bölgelerinde modern oteller işletiyor. Bugüne kadar geliştirdiği yenilikçi yaklaşım ve misafir memnuniyetine verdiği önemle öne çıkan Kartal Holding, şimdi bu birikimini Dedeman markasının köklü deneyimiyle buluşturarak, İstanbul’a değer katacak yeni bir iş birliğine imza atıyor. Proje, Kartal Bilişim ve Turizm Yatırımları A.Ş. / Kartal Holding A.Ş. yatırımıyla, Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kartal’ın liderliğinde hayata geçiriliyor.



"HER YENİ OTEL, AİLEYE KATILAN YENİ BİR ÜYE"



İmza töreninde konuşan DHRI Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, Dedeman’ın 60 yıllık hikâyesini gençleşen, dijitalleşen ve hızlanan bir hizmet anlayışıyla geleceğe taşıdıklarını vurgularken, "Park Dedeman Kartal" projesinin bu dönüşümün güçlü bir parçası olacağını ifade etti. DHRI Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman ise her yeni oteli “aileye katılan yeni bir üye” olarak gördüklerini belirterek, girişimin şehre huzur, bereket ve şans getirmesi temennisinde bulundu. Mustafa Kartal da Dedeman markasının birikimiyle oluşacak sinerjiye inandıklarını ve birlikte sürdürülebilir değer yaratmayı hedeflediklerini paylaştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sagalassos Antik Kenti’ndeki Odeon gün yüzüne çıkıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sagalassos-antik-kentindeki-odeon-gun-yuzune-cikiyor/</link>
        <description><![CDATA[Burdur’un Ağlasun ilçesinde bulunan Sagalassos Antik Kenti’nde Türkiye’nin üçüncü büyük Odeon’u (müzik dinlemek için yapılmış özel yapı) gün yüzüne çıkartılıyor. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden (MAKÜ) yapılan açıklamaya göre, Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri tarafından iki yıldır kazı çalışması yapılan Sagalassos’ta eserler gün yüzüne çıkarılıyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan kentte Roma İmparatoru Hadrianus’a adanan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 28 Ağu 2025 23:32:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Burdur'un Ağlasun ilçesinde bulunan Sagalassos Antik Kenti'nde Türkiye'nin üçüncü büyük Odeon'u (müzik dinlemek için yapılmış özel yapı) gün yüzüne çıkartılıyor.



Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nden (MAKÜ) yapılan açıklamaya göre, Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleri tarafından iki yıldır kazı çalışması yapılan Sagalassos'ta eserler gün yüzüne çıkarılıyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan kentte Roma İmparatoru Hadrianus'a adanan 1892 yıllık çeşme çevresinde yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan Odeon, tamamlandığında Türkiye’nin en büyük üç odeonundan biri olacak. 



Kazı Başkan Yardımcısı ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Düzgün Tarkan, konu ile ilgili yaptığı açıklamada antik kentlerde her yapının kendi başına değer taşıdığını belirtti. Odeon'un yaklaşık 4 metre kadar toprak altında bulunduğunu aktaran Tarkan; "Sagalassos Antik Kenti’ndeki Odeon, müzik gösterilerinin yanı sıra meclis toplantılarının da yapıldığı çok amaçlı bir yapı. Çeşme ve küçük taş bloklarla döşenmiş meydanla birlikte ortaya çıkarıldığında, kentin en hareketli noktalarından biri gün ışığına kavuşmuş olacak" ifadelerini kullandı.







"YAKIN ZAMANDA BİR HEYKEL DE GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI"



Dr. Düzgün Tarkan, Bizans döneminde oturma sıralarının bir kısmının söküldüğünü, ancak mevcut örnekler sayesinde restorasyonun hızlı şekilde yapılabileceğini vurguladı. Kentte yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarıyla Sagalassos'un zengin mirasının hem bilim dünyasına hem de gelecek kuşaklara aktarılacağına değinen Tarkan, kentte 9-10 bin kişilik büyük bir tiyatro bulunduğuna, bu verilerden yola çıkarak antik dönemde Sagalassos Antik Kenti'nin nüfusunun 35-40 bin civarında olduğunu tahmin ettiklerine işaret etti. Pisidia Bölgesi’nin önde gelen kentlerinden biri olan Sagalassos'un 2. yüzyılda imparator kültünün merkezi olduğunun altını çizen Tarkan, ayrıca kazılarda yakın zamanda küçük bir heykelin de gün yüzüne çıkarıldığını, eserin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından paylaşılacağını kaydetti.​​​​​​​]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[CNN, Türk kahvesi ve kültürünü tanıttı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/cnn-turk-kahvesi-ve-kulturunu-tanitti/</link>
        <description><![CDATA[CNN Travel, 500 yıllık geçmişiyle UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Türk kahvesi ve beraberinde süregelen kahve kültürünü tanıttı. CNN’in seyahat bölümü CNN Travel, Türk kahvesinin tarihini ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan başlayıp bugüne kadar devam eden kahve kültürünü anlatan bir haber hazırladı. Haberde, “Türk kahvesine sadece bir içecek demek onu hafife almak olur” […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 28 Ağu 2025 01:57:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[CNN Travel, 500 yıllık geçmişiyle UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi'nde yer alan Türk kahvesi ve beraberinde süregelen kahve kültürünü tanıttı.



CNN'in seyahat bölümü CNN Travel, Türk kahvesinin tarihini ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan başlayıp bugüne kadar devam eden kahve kültürünü anlatan bir haber hazırladı. Haberde, "Türk kahvesine sadece bir içecek demek onu hafife almak olur" denildi.



500 yıllık geçmişiyle UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi'nde yer alan Türk kahvesinin "tüm modern kahvelerin atası" olduğu aktarılan haberde, Türk kahvesi ile birlikte gelen sohbet kültürüne değinildi. Haberde, 1500'lü yıllarda ilk açılan kahvehanelerden de bahsedilerek, kahvenin Osmanlı İmparatorluğu'nda kısa bir süre içerisinde kültürel hayatı etkisi altına aldığı kaydedildi.



Türk kahvesini diğerlerinden ayıran en önemli özelliğin pişirme yöntemi olduğu vurgulanan haberde; cezvede, kumda ve çeşitli tekniklerle yapılan yöntemlere de yer verildi. Türk kahvesinin pişirilme yöntemleri, ardından küçük fincanlarda ikram edilişi, sohbet eşliğinde yavaş yavaş içilişi ve son olarak fal bakma geleneğinin aktarıldığı haberde, Türkiye'de Türk kahvesinin en keyifli şekilde içilebileceği mekanlar da sıralandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Phoenix Arkeoloji Projesi, American Philosophical Society’de dünyaya tanıtılıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/phoenix-arkeoloji-projesi-american-philosophical-societyde-dunyaya-tanitiliyor/</link>
        <description><![CDATA[2021 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın resmi izniyle başlatılan ve Penn Museum’dan Dr. Asil Yaman tarafından yürütülen Phoenix Arkeoloji Projesi (PAP), disiplinlerarası ve uluslararası iş birliğine dayanan yenilikçi bir arazi araştırma girişimi olarak öne çıkıyor. Antik Phoenix kenti, Bozburun Yarımadası’nın güneybatısında, Marmaris’e bağlı Taşlıca Köyü’nün 4 km güneyinde yer alıyor. Kentin akropolisi Hisartepe, 250 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 27 Ağu 2025 23:07:46 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[2021 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın resmi izniyle başlatılan ve Penn Museum’dan Dr. Asil Yaman tarafından yürütülen Phoenix Arkeoloji Projesi (PAP), disiplinlerarası ve uluslararası iş birliğine dayanan yenilikçi bir arazi araştırma girişimi olarak öne çıkıyor.



Antik Phoenix kenti, Bozburun Yarımadası’nın güneybatısında, Marmaris’e bağlı Taşlıca Köyü’nün 4 km güneyinde yer alıyor. Kentin akropolisi Hisartepe, 250 metre yükseklikte Sindili Ovası’na hâkim konumuyla yaklaşık 2,5 hektarlık bir çekirdek yerleşimi barındırıyor. Proje, 2026 yılına kadar her yıl ağustos–ekim ayları arasında yürütülen yüzey araştırmalarıyla antik kentin kültürel ve ekolojik mirasını çok katmanlı bir şekilde kayıt altına almayı hedefliyor.



PAP, klasik yöntemlerle yapılan sistematik yüzey araştırmalarını; jeofizik, ekoloji, antropoloji, sosyoloji ve tarih gibi disiplinlerle buluşturuyor. Ortaya çıkan veriler, çevrimiçi bir dijital arayüzde birleştirilerek hem bilim insanlarının hem de kamuoyunun erişimine açılacak. Bu yenilikçi yaklaşım, şimdi uluslararası bir sahnede gündeme geliyor. 23–24 Ekim 2025’te Philadelphia’daki American Philosophical Society (APS) tarafından düzenlenen “The Future of Field Work: The Promise and Perils of Research in the Twenty-First Century” başlıklı prestijli sempozyumda, Phoenix Arkeoloji Projesi adına “Arazi Çalışmalarında Yenilikçi Yöntemler: Phoenix Arkeolojik Alanında Sürdürülebilirlik ve Çevresel Sorumluluk” konulu bir sunum gerçekleştirilecek.







DİKKAT ÇEKİCİ BİR ULUSLARARASI GÖRÜNÜRLÜK



1743’te Benjamin Franklin tarafından kurulan American Philosophical Society; bilim, beşeri bilimler ve sosyal bilimler alanlarında dünyanın en köklü ve saygın akademik kurumlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu çerçevede Phoenix Arkeoloji Projesi’nin APS’de yer alması, hem Türkiye arkeolojisi hem de sürdürülebilir araştırma yöntemleri açısından dikkat çekici bir uluslararası görünürlük sağlıyor. 



📌 Konuşma ayrıca çevrimiçi olarak da yayınlanacak. Program için linki tıklayabilirsiniz: https://www.amphilsoc.org/future-field-work-promise-and-perils-research-twenty-first-century]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İzmir Enternasyonal Fuarı, 94. kez kapılarını açıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/izmir-enternasyonal-fuari-94-kez-kapilarini-aciyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin fuarcılık serüvenini başlatan ve birçok ilke imza atan İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), 94’üncü kez kapılarını açacak. Basın toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 94’üncü İEF’nin büyük bir kortejle festival havasında başlayacağını duyurarak İzmirlilere katılım çağrısında bulundu. Tugay; “Fuarımız hayırlı olsun. Tüm hemşehrilerimizi fuarımıza bekliyoruz. İzmirliler burada mutluluk duyacakları pek çok şey […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 26 Ağu 2025 23:20:23 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin fuarcılık serüvenini başlatan ve birçok ilke imza atan İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), 94’üncü kez kapılarını açacak. Basın toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 94’üncü İEF’nin büyük bir kortejle festival havasında başlayacağını duyurarak İzmirlilere katılım çağrısında bulundu. Tugay; “Fuarımız hayırlı olsun. Tüm hemşehrilerimizi fuarımıza bekliyoruz. İzmirliler burada mutluluk duyacakları pek çok şey görecekler” dedi.



Kentin simgelerinden İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), 94’üncü kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından “Fuar Şehrin Kalbinde” sloganıyla düzenlenen fuar, 29 Ağustos-9 Eylül 2025 tarihlerinde Kültürpark’ta ziyaretçileri ağırlayacak. Uluslararası organizasyon için Kültürpark İsmet İnönü Sanat Merkezi önünde basın toplantısı düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde yapılan tanıtım toplantısında, ana sponsor Folkart’ın Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak ve etkinlik sponsoru Migros’un Kuzey Ege Direktörü Güneş Fırıldak da yer aldı. Toplantıya ayrıca İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları ve iş dünyasının temsilcileri katıldı.



“Bizim için özel bir an”



Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay; “Bizim için gerçekten özel bir an. İzmir’de pek çok çalışma yapıyoruz ama İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), hepinizin bildiği gibi İzmir’in simge organizasyonlarından. Ama sadece İzmir değil, Türkiye’de yapılan ilk fuar, ilk uluslararası fuar olarak ülke tarihine damgasını vurmuş. Ama aynı zamanda geçen 94 yıl içinde Türkiye’den çok fazla sayıda insanın ziyaret etmesiyle onlar için de özel önem kazanmış bir fuar. Böyle bir etkinliği organize etmek büyük onur ve keyif. Aynı zamanda bir o kadar büyük sorumluluk. Geçen yıl bu fuarı yeni bir kimliğe büründürmemiz gerektiğini ama aynı zamanda eskiden beri gelen güzel anıları koruyarak, canlı tutarak yeniden dinamizm kazandırmamız gerektiğini söylemiştik. Sürekli ne yapacağımızı düşünerek bir yıl geçirdik. Mümkün olan en iyi organizasyonu hazırlamaya çalıştık” dedi.







Fuarın asra yaklaşan hikayesi



İzmir’in fuarcılık hikayesine değinen Başkan Tugay, hikayenin 17 Şubat 1923’te İzmir’deki İktisat Kongresi’nde alınan kararlarla başladığını söyledi. Tugay, “Açılan Yerli Malları Sergisi’nde o günkü şartlarda üretilen tarım ürünlerinin, sanayi mallarının mobilyaya kadar pek çok üretim sergilendi. Bu şekilde İzmir’de fuarcılığın ilk adımı atılmıştı. Sonrasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu şehirde fuarlar kurun, sergiler açın diye talimat vermişti. İzmir Enternasyonal Fuarı yolculuğu böyle başladı. 1922’de İzmir’in kurtuluşu sonrasında büyük bir yangınla İzmir büyük bir harabeye dönmüştü. Kültürpark bu harabe alanlarından biriydi. Sonraki 15 yıl içinde yoğun bir çalışmayla yeşil alana, kültürel bir alana dönüştü ve 1936 yılında kapılarını açtı. Kültürpark aslında İzmirlilerin yangınlarda açılan yarasını sarmıştır, herkesi bir araya getiren önemli bir mekan olmuştur. Üzerinde hiçbir ağaç olmayan bu arazi gelişirken, yeşillenirken geleceğe dair umutları yeşertmiştir. Küllerinden doğan Kültürpark ticaretin, kültürün, sanatın, sporun ve eğlencenin merkezi haline geldi. Efsane başkanımız Behçet Uz’un ‘Burası yalnızca yeşil alan değil, İzmir’in gençlerinin kültürel dönüşümünü sağlayacak bir alan olmalı’ bakış açısıyla bu asırlık çınar diyebileceğimiz alan şehrin kalbinde filizlendi. Tüm İzmirliler Kültürpark’a fuar der, fuarla özdeşleşmiş bir alandır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında bile dünya bir kaos içindeyken Kültürpark ve fuar ayakta kalmıştı. 1943 yılında fuarı 1 milyondan fazla insan ziyaret etmişti. Almanya ve İngiltere savaşırken bu fuarda stantlarıyla bir aradaydı. Dolayısıyla İEF barış köprüsü rolü bile görmüştü. 1944-1945 yıllarında fuar 2 buçuk milyon insanı ağırlamıştı. O günler için müthiş bir rakam. Başlarda daha çok ticari fuar olarak düzenlenmiş ve dikkat çekmiş fuarımız, zaman içinde dünyanın, ihtiyaçların değişmesiyle başka anlamlarda kayıplar yaşadı. Ancak ne olursa olsun Behçet Uz’un ifadesiyle müstesna bir cumhuriyet eseri olarak İzmir’in en önemli kültür miraslarından olmaya devam etti” ifadelerini kullandı.



Yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi



Başkan Tugay, Kültürpark’ı kuruluş değerleriyle yeniden canlandırmak adına uzun süredir yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Atıl durumdaki müze binasının restore edilerek sanat galerisi yapıldığını ve fuar sonrasında faaliyetine devam edeceğini belirten Başkan Tugay, Resim Heykel Müzesi olarak kullanılan yapının da modern kütüphaneye dönüştürüldüğünü açıkladı. Başkan Tugay, “Göl Gazinosu’nu restore ettik, bitti. Göl dediğimiz büyük havuz da hazır olacak. Göl Gazinosu bir taraftan restoran olarak hizmet verirken, kapalı alanda İzmir Mutfak Müzesi’nin tanıtımı için hazırlanan ön sergi sizlerin ziyaretlerine sunulacak. Ada Gazinosu’nu bu seneye yetiştiremedik ama önümüzdeki yıl şehrimize hizmet eden sosyal tesis olarak tamamlayacağız” dedi.



Kortejle festival havasında başlangıç



Tugay, bu sene yapılan küçük değişiklikten de söz ederek; “Bence zamanla gelenekselleştikçe, renklendikçe hakikaten etkileyici bir görselliğe dönüşecek. Bir kortejle başlayacak fuarımız. Dünyadaki pek çok festivalin geçit törenleri vardır. Özellikle şehir dışından gelen konukların katıldığı ama şehrimizin renkli temalarının yer aldığı güzel bir geçit törenini bu sene başlatıyoruz. Önümüzdeki yıllarda bunun muhteşem bir görsel şova dönüşeceğini düşünüyorum. İzmir’in Türkiye’nin sosyal, kültürel yapısında öncü kenti olduğunu biliyoruz. Pek çok şehir İzmir’den ilham almıştır. Ama genel olarak İzmir’in organizasyonları her zaman başka şehirlere ilham vermiştir. Bu yapacağımız geçit töreni daha sonraki yıllarda daha da renklendikçe uluslararası boyuta ulaşacak. Bu sene Balkan kültürü temasını daha yoğun olarak fuarımızda işlemeye karar verdik. Balkan Halk Dansları Festivali’ni de gerçekleştireceğiz” diye konuştu.



“Tüm hemşehrilerimizi fuarımıza bekliyoruz”



Çim alanlardaki etkinliklerle, gençler ve çocuklar için hazırlanan programlarla fuarda renkli görüntülerin yaşanacağını aktaran Başkan Tugay, İzmirlileri şehre katkı vermeye davet etti. Başkan Tugay; “Herkesin elinden gelen her türlü katkıyı, İzmir için ortaya koyması lazım. Bu anlamda basınımıza da, iş dünyamıza da, kültür ve sanat alanında yetişmiş çok değerli İzmirlilere de çok önemli görevler düşüyor. Herkes mutlaka elinden geleni yapmalı. Bir yerde kalkınma varsa, geleceğe dair umut ve heyecan varsa, bu hep beraber olduğumuz zaman gerçekleşecektir. Bunu hiç kimse unutmasın. Ben ve arkadaşlarım elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Emin olun çok güzel şeyler yapacağız. Çok güzel şeyler adım adım İzmir’de gerçekleşecek. Bugün sponsor olarak destekleri için Migros ve Folkart ailesine teşekkür ediyorum. Bu, İzmir’e destek olmaktır, sahip çıkmaktır. Şu an İzmir’e inancını yitirmiş gibi görünen kişilere biraz daha aktif olmalarını hatırlatmak istiyorum. Fuarımız hayırlı olsun. Tüm hemşehrilerimizi fuarımıza bekliyoruz. Burada mutluluk duyacakları pek çok şey görecekler. Önümüzdeki yıl inşallah 95’incisinde de çok daha güzelini hep beraber yapacağız. Bu sene için emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.







Cumalıoğlu: Fuar demek İzmir demek



Toplantıda konuşan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu; “Burası Türkiye’de fuarcılığın başladığı yer. Bu sene fuarı, 'Fuar Şehrin Kalbinde' sloganıyla yapıyoruz. Fuar gerçekten şehrin kalbinde. Çünkü Kültürpark şehrin kalbinde. İzmir’de yaşayan herkesin Kültürpark’ta, İzmir Enternasyonal Fuarı’nda anısı var. Bu yüzden 94 yıldır fuar demek, İzmir Enternasyonal Fuarı demek. Fuar demek İzmir demek. Genç Cumhuriyet'in çok önemli bir mirası. Çocuklara, gençlere 7’den 70’e herkese hitap edebilecek, sanatla, sporla, kültürle dolu bir fuar hazırladık” diye konuştu.



Sancak: İzmir için sevgiyle yerine getirdiğimiz bir görev olarak görüyoruz



Bu yıl da İEF’nin ana sponsoru olmaktan mutlu olduklarını ifade eden Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, 94. İEF’te dünyaca ünlü medya sanatçısı Refik Anadol’un veri bilimi ve yapay zekâyı sanatsal bir dile dönüştürdüğü iki eserinin ve Atatürk’e ait fotoğraf ve kişisel eşyaların ilk kez sergileneceği “Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı” Mustafa Kemal Atatürk sergisinin de yer aldığını ifade etti. Mesut Sancak, “İzmir sadece yaşadığımız bir şehir değil. Tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapmış, kültürüyle, doğasıyla, insanıyla hepimize ilham veren bir kent. Biz bu kentin bir parçasıyız. İzmir’de doğan ve büyüyen bir marka olarak şehrimize değer katma sorumluluğunu taşıdığımız için gururluyuz. Bu anlayışla geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da 94’üncü İzmir Enternasyonal Fuarı ’nın ana sponsoru olduk. Fuarımızın ana sponsoru olmaktan gurur duyuyoruz. Bu onuru bize layık gören İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’a tekrar şükranlarımı sunuyorum. Biz bu ve benzeri faaliyetlerimizi gönülden bağlı olduğumuz İzmir için sevgiyle yerine getirdiğimiz bir görev olarak görüyoruz” dedi.



“Her yıl daha da ileriye taşıyoruz”



Migros Kuzey Ege Direktörü Güneş Fırıldak ise; “Migros olarak, ticaret ve eğlencenin harmanlandığı bir kültür şöleni olan İzmir Enternasyonal Fuarı’na 14 yıldır sponsor olmaktan mutluyuz. Fuar Şehrin Kalbinde sloganıyla misafirlerimize keyifli deneyimler yaşatmak için Migros mağazamız, tedarikçi sokağımız, aile kulübümüz, kişisel bakım ve kozmetik mağazamız Mion ve Money standımızla fuarımızda yer alacağız. Stantlarımızda birçok etkinliğimizi sergileyeceğiz. Sponsor olarak destek verdiğimiz Gripin ve Derya Uluğ konserlerinde her yaştan misafirimizin keyifli vakit geçirmesini bekliyoruz. İzmir’le bütünleşen ve heyecanla beklenen bu fuarı hep birlikte her yıl daha ileri noktaya taşıdığımızı düşünüyorum” diye konuştu.



“Lunapark alanı olarak tanımlanmış bir alan değil”



Toplantının soru cevap bölümünde, uzun yıllardır Kültürpark’ta işgalci durumda olan ve yargı süreciyle kaldırılan lunaparkla ilgili soruya yanıt veren Başkan Tugay; “Lunaparkın yerleştiği alan, lunapark alanı olarak tanımlanmış bir alan değil. Normalde orası lunapark olmaması gereken bir alan. Birinin başına bir şey gelse, burada belediye ruhsatsız lunapark işletiyor dese ceza alırız. Yılın 365 günü orada bir yapı var. Biz baktık, inceleme yaptık. Kaç kişi kullanıyor diye baktık. Belli özel günler dışında ziyaretçileri de çok az. Bir diğer konu da eskimiş, modası geçmiş aletlerin orada olmasıydı. Yeni nesil çocukların dikkatini çekmeyen bir yerdi. Burası İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük kenti. İddialarımız var. İzmir’i sıçratacağız diyoruz. Ama diğer taraftan uzun yıllardır aynı eğlence araçları var. Burada da problem var. Ruhsatsız çalışan bir işletme vardı, tehlikeli olabileceğini düşündüğümüz durumlar vardı. Bir kira sözleşmesi yoktu. Kira sözleşmesinin yapılamamasının nedeni de o alanın lunapark alanı olmamasıydı. Böylesine bir kısır döngü içerisindeki o alanı kaldırmamız gerekiyordu. Yanlış bir şey yaptığımızı düşünmüyorum. İzmir’in içinde 3-4 farklı yerde lunapark var. O tür bir lunapark isteyenler için bu hizmeti veren yerler var. Ben inanıyorum ki biz çok daha iyi bir eğlence parkını hak ediyoruz. Bunu göstermeliyiz. İzmir’in bazı bölgelerinde tematik eğlence parkları için farklı alanlarımız var. Standart bir lunaparkın çok daha gelişmişi, İzmir’in turizmine de hizmet edecek derecede bir eğlence parkının gerçekleşebileceğine ben yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı.







Onur konuğu ülke Bosna Hersek



Onur konuğu olarak bugüne kadar birçok farklı ülkeyi ağırlayan İzmir Enternasyonal Fuarı ’nın bu yılki onur konuğu ülkesi Bosna Hersek olacak. Bosna Hersek’ten Tuzla, Stari Grad ve Centar belediyeleri, ticaret odaları, farklı kurum ve kuruluşlar fuarda yer alacak. Bosna Hersek kültürünü yansıtan stantlarda gastronomiden el sanatlarına, kent tanıtımından kültürel ürünlere kadar geniş bir yelpaze İzmirlilerle buluşacak. Fransa, Fildişi Sahilleri, Hindistan, Ukrayna ve Kamboçya fuara katılan ülkeler arasında yer alıyor. İtalya Konsolosluğu aracılığıyla Tamburi del Vesuvio müzik grubu da İEF’e katılarak farklı günlerde performans sergileyecek. B40 üyesi şehirlerden üst düzey yöneticiler ve yabancı heyetler de ziyaretçiler arasında yer alıyor.



Kortej ve açılış töreni coşkusu



İEF’nin resmi açılış töreni 29 Ağustos saat 20.00’de Lozan Kapısı – İsmet İnönü Heykeli önünde yapılacak. Açılış öncesinde saat 19.30’da Gündoğdu Meydanı’ndan başlayıp Lozan Meydanı’nda sona erecek korteje, bando gösterisi ve Balkanlılar Halk Dansları Festivali katılımcılarının dansları renk katacak. Ayrıca, açılış töreninde gerçekleşecek Flying Screen gösterisi, izleyenlere görsel bir şölen sunacak.



Çim konserleri ile 12 gün boyunca müzik şöleni



İzmir Enternasyonal Fuarı akşamlarının vazgeçilmezi Çim Konserleri, bu yıl da on binlerce müzikseveri Kültürpark’ta buluşturacak. 29 Ağustos’ta Candan Erçetin ile başlayacak konser serisi, 30 Ağustos’ta Edis ve ön performansta Ali Altay ile İzmirlilere Zafer Bayramı coşkusunu yaşatacak. 31 Ağustos’ta Yıldız Tilbe, 1 Eylül’de Ceza, 2 Eylül’de Nihat Sırdar ile 90’lar Kafası sahnede olacak. 3 Eylül’de Derya Uluğ, 4 Eylül’de de Gripin Migros sponsorluğunda Çim Konserleri’nde yer alacak. Çim Konserleri kapsamında 5 Eylül’de Mustafa Sandal, 6 Eylül’de Selda Bağcan, 7 Eylül’de Sertab Erener, 8 Eylül’de Duman sahne alacak. Fuarın son günü 9 Eylül’de ise Mor ve Ötesi, İzmir’in kurtuluşunun 103. yılına yakışır bir final yapacak. Konserler saat 21.15’te başlayacak.



Sergiler: sanat ve tarih bir arada



Bu yıl İEF, sergi programıyla da dikkat çekiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Folkart iş birliğiyle “Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı” Gazi Mustafa Kemal Atatürk Sergisi ile Refik Anadol’un “Şifanın Algısı” ve “Makine Rüyaları: Ege” Sergisine Atlas Pavyonu ev sahipliği yapacak. “Ve Mavi Gözleri Çakmak Çakmaktı” Gazi Mustafa Kemal Atatürk Sergisi, Ulu Önder’in bugüne dek gün yüzüne çıkmamış 250 fotoğrafı, 226 kişisel eşyası ve yüzlerce belgeyle tarihe ışık tutacak. Zübeyde Hanım’ın mektuplarından Atatürk’ün sağlık cihazlarına kadar birçok özel parça sergide ziyaretçilerle buluşacak. Fuarla birlikte kapılarını açacak sergi, 21 Aralık 2025 tarihine kadar açık kalacak.



Dünyaca ünlü medya sanatçısı Refik Anadol’un veri bilimi ve yapay zekayı sanata dönüştürdüğü “Şifanın Algısı” ilk kez izleyici ile buluşacak “Makine Rüyaları: Ege” sergilerindeki eserler, İzmir Enternasyonal Fuarı’nda teknolojiyi sanatla buluşturan güçlü bir örnek olacak. Sergi 30 Eylül tarihine kadar açık olacak. Kültürpark’ta 1939 yılında inşa edilen ve geçmişte İzmir Tarih ve Sanat Müzesi olarak kullanılan bina, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek görsel sanatlar galerisi haline getiriliyor. Orijinal haline çevrilen bina, sergi salonu olarak dünyaca ünlü İzmirli Seramik Sanatçısı Mehmet Tüzüm Kızılcan’ın adını taşıyarak “Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi” olarak sanatseverlere hizmet edecek. Galeri, İzmirli Uluslararası Dokuma Sanatçısı Fırat Neziroğlu’nun “İzmir’i Özledim” sergisi ile birlikte, Mehmet Nuri Göçen Vakfı Uluslararası Seramik Koleksiyonu’nu sanatseverlerle buluşturacak. Sergiler, 26 Ağustos – 31 Ekim 2025 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Kültürpark Pakistan Pavyonu’nda ise İzmir Planlama Ajansı’nın hazırladığı “İz’in Peşinde Kentin İçinde Sergisi” yer alacak. Sergi, 30 Ağustos-21 Eylül 2025 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.



İzmir Büyükşehir Belediyesi özel standında yer alacak



İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşları da özel olarak hazırlanan stantla fuarda yerini alacak. Belediye hizmetlerinin ve projelerin tanıtılacağı stantta ziyaretçiler, A’dan Z’ye İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni yakından tanıma fırsatı bulacak. Yeni projeler, çeşitli görsel materyaller ve uzman anlatımlarıyla ziyaretçilere sunulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi standında aynı zamanda spor, bilgi yarışması, dans gösterileri gibi birçok etkinlik de gerçekleştirilecek. Belediyeler Sokağı’nda ise ilçe belediyeleri kendi stantlarında hizmetlerini tanıtırken, ilçelerine özgü turistik yerler ve ürünlerini de fuar ziyaretçilerine sunacak.







Kültür, sanat ve spor etkinlikleri



İzmir Enternasyonal Fuarı, konserlerin yanı sıra tiyatro oyunları, stand-up gösterileri, uluslararası sokak etkinlikleri, çocuk atölyeleri, spor etkinlikleri ve turnuvalarıyla tam bir festival atmosferi yaşatacak. Atatürk Açık Hava Tiyatrosu’nda 1 Eylül’den 8 Eylül’e kadar sırasıyla Oyun Atölyesi – Hayvan Çiftliği tiyatro oyunu, Deniz Göktaş / Stand-up, Aşkım Kapışmak / Stand-up, Mesut Süre “İlişki Testi”, Miray Akovalıgil “Ya Bende Bir Şey Yoksa” / Stand-up, Enver Ertaş “The Illusionist ” / Sihirbazlık Gösterisi, Anlatan Adam “İbrahim Türker” / Stand-up ve Tahsin Hasoğlu / Stand up gösterileri sahnelenecek. Gösteriler saat 20.00’de başlayacak.Fuar boyunca uluslararası sokak etkinliklerinde Teddy Bears korteji, Edgar Groll, Charming Jay ve Zirk Comedy performansları, Kaskatlı Havuz’da Shadow Dance/Water Screen Projection dijital enstalasyonu İzmirlilerle buluşacak.



İzmir Enternasyonal Fuarı’nda Gençlik ve Spor Alanı bu yıl da birbirinden renkli etkinliklere ev sahipliği yapacak. Ahşap Sahne yanı çim alanda Red Bull etkinlikleri, motor sporları ve refleks oyunları, 7 Eylül’de WSBK Toprak Razgatlıoğlu yarışı izleme partisi düzenlenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin farklı birimlerinin katkılarıyla renkli etkinlikler de bu alanda olacak. Meslek Fabrikası’nın seramik, barista ve istihdam otobüsü; Kültür ve Sosyal İşler Dairesi’nin baskı, mozaik ve vitray atölyeleri; ESHOT’un müze ve mavi otobüs sergisi; Eşrefpaşa Hastanesi’nin sahra çadırı; Engelli Çalışmaları biriminin spor ve farkındalık etkinlikleri; Gençlik Çalışmaları’nın boyama, origami, karaoke ve çay seremonisi atölyeleri; Kadın Çalışmaları’nın ise eşitlik ve farkındalık temalı çalışmaları fuar ziyaretçileriyle buluşacak. Ayrıca yoga, tango, Quiz Night bilgi yarışmaları, e-spor turnuvaları ve ayak tenisi organizasyonlarıyla birçok etkinlik, gençler için hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim sunacak. Ayrıca, İzmir’deki spor kulüplerinin stantları ve farklı spor etkinlikleri de bu alanda yer alacak. Fuar, 29 Ağustos–9 Eylül tarihleri arasında 3x3 Streetball İzmir Cup 2025 müsabakalarına ev sahipliği yapacak. Gençlik ve Spor Alanı’nda düzenlenecek ve basketbol heyecanının zirveye çıkacağı turnuvanın finali ise 9 Eylül’de gerçekleşecek.



Yeme-içme ve etkinlik alanı



Bu yıl yenilenen Yeme İçme ve Etkinlik Alanı’na kurulacak etkinlik sahnesi konserlerden dans yarışmalarına, spor turnuvalarından DJ performanslarına kadar dopdolu bir programla fuar ziyaretçilerine festival havası yaşatacak. Her akşam 19.00 – 21.00 saatleri arasında sahneye çıkacak sanatçılar arasında Gizem Ataş&Muffin Band, Sedat Yüce, Dolce Band, Ibis Maria Latin Night, Nilay Selçuk, Sevil Arnoczky, Burak Kibar gibi isimler yer alırken İZBB Pop Orkestrası ve Kültür Orkestrası da özel performanslarıyla fuar atmosferini renklendirecek. Renkli konserleri DJ gösterileri tamamlayacak. 6 ve 7 Eylül’de düzenlenecek Dans Festivali Yarışmaları ise salsa, bachata ve kizomba tutkunlarını buluşturacak.



Çocuklara özel etkinlikler



Çocuklar için de İZELMAN Fuar Çocuk Kulübü, Dobidop Eğitim Otobüsü, Mobil Çocuk Sahne ve EÇEV etkinlikleriyle masal anlatımından oyun atölyelerine kadar dolu dolu bir program hazırlandı. Ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından, Mobil Çocuk Sahne’de 6 ve 7 Eylül’de Kendini Arayan Zürafa, İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde ise 31 Ağustos ve 7 Eylül’de Soytarılar Okulu isimli çocuk oyunları sahnelenecek. Minikler, etkinliklere katılarak fuarın tadını çıkaracak.



Fuar söyleşileri



Fuar Söyleşileri, ziyaretçilere bilgi ve ilham dolu buluşmalar sunacak. İsmet İnönü Sanat Merkezi önündeki çim alanda gerçekleşecek söyleşilerde; çevre, tarım, kadın hakları ve tarih gibi farklı konular ele alınacak. 3 Eylül’de Doğayla Şiddet Söyleşisi ile Gıda Egemenliğinden Gıda Güvenliğine konulu panel ziyaretçilerle buluşacak. 4 Eylül’de Standart Up Etkinliği ve İklim Değişikliği ve Kuraklığın Tarımsal Üretim Üzerine Etkileri konulu sunumlar gerçekleşecek. 5 Eylül’de Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Söyleşisi ile Geçmişten Günümüze İzmir’in Gazoz Tarihi söyleşileri olacak. 6 Eylül’de İzmir Bira ve Birahaneleri söyleşisi, 7 Eylül’de ise İnsan Kökeni üzerine imza ve söyleşi etkinliği düzenlenecek. Söyleşiler, fuar katılımcılarına hem bilgilendirici hem de interaktif bir deneyim sunacak.



Göl Gazinosu fuara hazır



Kültürpark’ın simge yapısı Göl Gazinosu, aslına uygun restore edilerek sosyal tesis ve Mutfak Müzesi olarak hizmete açılacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın önerisiyle Kültürpark’taki tarihi Göl Gazinosu’nu İzmir Mutfak Müzesi’ne dönüştürüyor. Müzenin küratörü Nejat Yentürk, üç önemli koleksiyoncunun bağışladığı binlerce eserle eşsiz bir arşiv oluşturduklarını belirtiyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanın sayılı gastronomi müzeleri arasında yer alması hedeflenen proje, İzmir’in zengin mutfak kültürünü geleceğe taşımayı amaçlıyor. Müzenin tanıtımı için hazırlanan ön sergi, 94. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında 29 Ağustos – 9 Eylül tarihleri arasında Göl Gazinosu’nun fuayesinde İzmirlilerle buluşacak. Bu sergi, müzenin içeriğine dair seçilmiş örneklerle merak uyandırıcı bir ön gösterim niteliğinde olacak.



Hazine Avı oyunu



6 Eylül’de ise Kültürpark’ın farklı noktalarında gerçekleştirilecek Hazine Avı oyunu, macera ve eğlenceyi bir araya getirecek. Oyunun ödül töreni aynı gün saat 18.30 – 19.00 arasında yapılacak.



Fuar Big Boyz Fest’e ev sahipliği yapacak



Fuarın ev sahipliği yaptığı Big Boyz Fest ise 29 Ağustos – 2 Eylül tarihleri arasında Uzun Havuz yanında gerçekleştirilecek. Big Boyz Fest ilk kez İzmir’de düzenlenirken motosiklet, yelken malzemeleri, drone, olta gibi hobi ürünleri; workshoplar, stantlar, DJ performansları ve atölyelerle katılımcılarına eşsiz bir deneyim sunacak. Festivalde birçok markanın stantları yer alacak, katılımcılar hem araçları inceleyebilecek hem de interaktif etkinliklere katılabilecek.



Ana sponsor Folkart, etkinlik sponsoru Migros



Geçtiğimiz yıl, 11 günde, 756 bin 635 ziyaretçiyi ağırlayan İzmir Enternasyonal Fuarı, bu yıl da 12 günde şehrin ve ülkenin uluslararası vitrini olmayı hedefliyor. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ana sponsoru Folkart, etkinlik sponsoru ise Migros oldu. İzmir Enternasyonal Fuarı giriş ücretleri tam 40 TL, öğrenci 25 TL olarak belirlendi. 29 Ağustos – 9 Eylül tarihleri arasında Kültürpark’ta gerçekleşecek fuar, her gün 16.00 – 23.00 saatleri arasında ziyaretçilerini bekliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Akdeniz Heykeli ilk kez Antalya’da sanatseverlerle buluşacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/akdeniz-heykeli-ilk-kez-atf25-turkiyede-sergilenecek/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, İlhan Koman’ın simgesel eseri Akdeniz Heykeli ‘nin kumdan replikasına ev sahipliği yapıyor. 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya Expo Center’da yedinci kez düzenlenecek Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25 Türkiye), bu yıl yalnızca turizm sektörüyle sınırlı kalmayarak, kültür ve sanat dünyasında da iz bırakacak bir etkinliğe imza atıyor. Türk çağdaş sanatının en önemli […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 26 Ağu 2025 09:28:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, İlhan Koman'ın simgesel eseri Akdeniz Heykeli 'nin kumdan replikasına ev sahipliği yapıyor. 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya Expo Center'da yedinci kez düzenlenecek Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25 Türkiye), bu yıl yalnızca turizm sektörüyle sınırlı kalmayarak, kültür ve sanat dünyasında da iz bırakacak bir etkinliğe imza atıyor.



Türk çağdaş sanatının en önemli eserlerinden biri kabul edilen İlhan Koman’ın Akdeniz Heykeli, deneyimli turizmci Recep Yavuz’un önerisi, Cem Karaca ve Selçuk Meral’in projelendirmesi, NBK Touristic, Kum Heykel Müzesi ve ATF iş birliğiyle Antalya’ya getiriliyor. Beş heykeltıraş ve 12 kişilik ekibin, 50 ton kum kullanarak 15 günde inşa edeceği devasa replikayla Akdeniz Heykeli, ilk kez Antalya’da sanatseverlerle buluşacak.



ATF25'TE YILLARDIR BEKLENEN BİR HAYAL



1980’de tamamlanan, 4 ton ağırlığında ve 112 metal levhanın birleşiminden oluşan Akdeniz Heykeli, Türkiye’nin en dikkat çekici sanat simgelerinden biri oldu. 1981’de Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’ne layık görülen eser, yıllar boyunca defalarca Antalya’ya getirilmek istendi, ancak bu hayal gerçekleşmedi. Sanatçısı İlhan Koman'ın "Bir deniz kenarına dikin" sözleriyle işaret ettiği eserin kumdan replikasıyla Antalya’da sergilenecek olması, bölge halkının uzun süredir beklediği özlemi yeniden gündeme taşıyor.







"AKDENİZ'E GERİ DÖNÜŞ, KÜLTÜREL BELLEK İÇİN TARİHİ BİR ADIM"



Uluslararası Antalya Turizm Fuarı Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral, projenin önemini şu sözlerle dile getirdi: “Akdeniz Heykeli yalnızca bir sanat eseri değil; tıpkı turizm gibi kucaklaşmayı, sevgiyi ve bütünleşmeyi simgeleyen evrensel bir değer. Uluslararası Antalya Turizm Fuarı da sektörün kucaklaşma noktasıdır. Katılımcıları, ziyaretçileri ve içerikleriyle ATF, Türkiye’nin turizm vizyonuna katkı sunarken; kültür-sanat turizmine dikkat çekmeyi ve turizm ürünlerimizin çeşitlenmesi gerekliliğine farkındalık sağlamayı hedefliyor. Bu özel eseri Akdeniz’e geri çağırmak, Antalya’nın ve bölgenin kültürel belleği için tarihi bir adımdır.”







ATF25 TÜRKİYE’DE SANAT, TURİZM VE FARKINDALIK BİR ARADA



ATF25 Türkiye, bu yıl deniz-kum-güneş turizminin ötesine geçerek, sanatın evrensel diliyle güçlü bir farkındalık yaratmayı ve kültür-sanat turizminin değerini öne çıkarmayı hedefliyor. Akdeniz Heykeli'nin kumdan replikasıyla Antalya, ulusal ve uluslararası kamuoyuna “Bu eser Akdeniz’e ait” mesajını verecek. Üç gün boyunca binlerce ziyaretçi ve sektör profesyonelini bir araya getirecek olan ATF25 Türkiye, yalnızca iş birliği ve ticaretin değil, aynı zamanda kültürel belleğin korunması ve sanatsal mirasın sahiplenilmesi açısından da tarihi bir platform olacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Michelin Bib Gourmand ile taçlanan lezzet: Calipso Fish]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/michelin-bib-gourmand-ile-taclanan-lezzet-calipso-fish/</link>
        <description><![CDATA[2014’ten bu yana fine dining balık kültürünü zirveye taşıyan Calipso Fish, ödüllere doymayan çizgisiyle artık yalnızca İstanbul’un değil, dünyanın dikkatle izlediği gastronomi adreslerinden biri. Hiç düşündünüz mü? İnsanlar genelde sevdikleri arkadaşlarıyla, uzun zamandır görmedikleri dostlarıyla bir araya gelmek, güzel bir sofrada buluşmak istedikleri zaman neden “Rakı balık yapalım” ya da “Bir balık yemeye gidelim” derler? […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 25 Ağu 2025 11:38:50 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[2014’ten bu yana fine dining balık kültürünü zirveye taşıyan Calipso Fish, ödüllere doymayan çizgisiyle artık yalnızca İstanbul’un değil, dünyanın dikkatle izlediği gastronomi adreslerinden biri.



Hiç düşündünüz mü? İnsanlar genelde sevdikleri arkadaşlarıyla, uzun zamandır görmedikleri dostlarıyla bir araya gelmek, güzel bir sofrada buluşmak istedikleri zaman neden “Rakı balık yapalım” ya da “Bir balık yemeye gidelim” derler? Ailece kutlama yemeklerinin, yurt dışından gelen hatırlı konukların veya kıymetli iş ortaklarının ağırlanma mekânı neden hep kaliteli balık restoranlarıdır? Çünkü balık restoranları, bambaşka bir yemek kültürünü temsil eder. Zamanın ve temponun gitgide hızlandığı günümüzde; konuşmadan, karşındakinin yüzüne bile bakamadan alelacele yemek yenen fast food mekânlarına inat, balık restoranlarında zaman yavaş akar. Şairin “Aheste çek kürekleri, mehtap uyanmasın” dediği gibi her lokmanın tadını çıkarmanın, sevdiklerinin gözlerinin içine bakarak uzun uzun sohbet etmenin, bir yandan lezzetin dibine vururken öte yandan anıları, fikirleri, hatta hayalleri masaya yatırmanın mümkün olduğu yerlerdir. 



Başlangıçlarıyla, soğuk mezeleriyle, ara sıcakları, salatasıyla, taptaze balığıyla, tatlısı, meyvesi ve en son cila niyetine içilen kahvesiyle balık sofrası adeta bir ritüeldir. Kendince bir adabı vardır. İnsanı yavaşlatan, konuşturan, düşündüren bir mola anı ve paylaşım zenginliğidir. Özlenen sadece lezzet değildir; o masalarda kurulan ya da pekiştirilen dostluklara, edilen sohbetlere ve ara sıra gönülden geliveren kahkahalara da özlem duyulur. Lezzetlerin yavaşça çiğnenerek özümsendiği, damaktan kalbe bir yol kurulan yerlerdir. Ancak her balık restoranında da yemek yenmez. Bahsettiğimiz türden unutulmaz bir deneyim yaşamak için de gerçekten işinin ehli, nezih ve istikrarlı bir fine dining balık mekânını seçmek gerekir.



Şimdi size öyle bir mekânı anlatacağım. Michelin yıldızının pırıltısını taşıyan, İstanbul Anadolu Yakası’nın gastronomi alanında gurur kaynağı, senelerin değişmez lezzet adresi Calipso Fish...







ÖDÜLLERE DOYMAYAN, FEVKALADENİN FEVKİNDE BİR BALIK RESTORANI



Ziya Kaçar ve Hakan Veli Şahin tarafından 2014 yılında kurulmuş Calipso Fish. İkisi de işine âşık, titiz, son derece enerjik ve çalışkan girişimciler. Hayatlarını balığa adayıp, 40’tan fazla ülkeyi gezerek balık ve meze kültürünün izini sürmüşler. Yıllar içinde müşterilerine hep daha iyisini sunmak amacıyla araştırarak, deneyerek, uzmanlaşarak, en sonunda neredeyse kusursuz denebilecek bir fine dining restaurant ve gastronomi incisi yaratmışlar. Tabi bu sürekli çaba karşılıksız kalmamış.



Gecce Mekan Ödülleri’yle başlayan serüven; Tripadvisor Mükemmellik Sertifikası (2017), La Liste (2019, 2020), Gault & Millau / Gourmand Table (2024-2025) ile devam etmiş, en sonunda da dünyanın en prestijli gastronomi ödülü Michelin ile taçlanmış. 2023, 2024 ve 2025 yıllarında peş peşe Michelin Bib Gourmand ile onurlandırılmış ve “balık kategorisinde bu ödülü alan ilk mekân” olarak ülkemizin yüz akı olmuşlar. Sonuç olarak, Calipso’ya “lezzet ve kalitede istikrarın, sürdürülebilirliğin adresi” desek abartmış olmayız. Hâliyle bu başarılar, haklı bir müdavim kitlesi yaratmış: İş dünyasından yöneticiler ve beyaz yakalılar, yabancı turistler, gurme tatlara meraklı lezzet avcıları ve balık sevdalıları...







MICHELIN BIB GOURMAND’IN RUHU: ULAŞILABİLİR ÜSTÜN LEZZET



Bu dünya çapında geçerli ödül, lezzet ve kaliteyi erişilebilir fiyatla birleştiren restoranlara veriliyor. Calipso Fish, tam da bu dengeyi kurarak İstanbul gastronomi sahnesinde kendisine seçkin bir yer edindi ve özellikle Anadolu Yakası’nda vazgeçilmez bir adres hâline geldi. Yani “Bu restoran Michelin ödülü almış, çok pahalıdır” diyerek önyargıya kapılmanıza ve çekinmenize gerek yok. Zaten genel olarak balık restoranlarında ödeyeceğiniz rakam; mezelerin ve ara sıcakların sayısına, seçtiğiniz balığın çeşidine ve içtiğiniz içkiye göre değişir. Kısacası, burada makul fiyatlara güzel ve damak şenlendiren bir lezzet deneyimi yaşamak mümkün. Üstelik uzman lezzet müfettişlerince defalarca denenmiş ve onaylanmış bir kalite ile...



Artık biraz da gözlemlerimizden bahsedelim isterseniz. Konu uzun saatler geçireceğimiz bir balık restoranı olunca, müşteri ya da daha doğru deyimle misafir olarak beklentilerimiz de daha yüksek ve hassas oluyor hâliyle. Sadece taze ve iyi pişirilmiş bir balık yiyip çıkmak istemiyoruz; A’dan Z’ye tüm duyularımıza hitap eden bir deneyim yaşamak istiyoruz. Calipso’da daha kapıdan girer girmez ferah mekân, tertemiz özenli masalar, hoş ve gözü yormayan bir dekorasyon sizi karşılıyor. Yemeğin ve sofranın önüne geçen abartılı bir ambiyans yok. Bunun yerine huzurlu, sakin ve nezih bir ortam sunulmuş. 



Müzik gürültülü değil, hafif bir fon oluşturuyor. Tam da sohbet edilerek keyif yapılacak ve lezzete odaklanabileceğiniz türden bir restoran. Güler yüzlü ve işine hâkim garsonlar hemen sizi karşılıyor; gerek tecrübeleri gerekse profesyonellikleriyle sizi en doğru şekilde yönlendiriyor ve tavsiyelerde bulunuyorlar. Bu özellikle bir balık restoranında çok büyük artı. Daha ilk adımdan doğru yere geldiğinize dair bir güven sağlıyorlar.







UNUTULMAZ BİR LEZZET YOLCULUĞU



Bir balık restoranı sadece ana yemeğiyle değil, başlangıçlarıyla da bir duruş sergiler, bir hikâye anlatır ve mesaj verir. Ege mutfağının en sevilen ve aranılan mezeleriyle lezzet yolculuğumuza başlıyoruz. Vitrinde müthiş bir çeşitlilik var, seçim yapmakta zorlanıyoruz. Neredeyse hepsi, kendini tattırmak için adeta bize göz kırpıyorlar. Hem soğuk zeytinyağlılar, hem de sıcak mezeler tam kıvamında. Zengin bir mutfağın ustaca hazırlanmış rafine örnekleri... Mevsimine göre çeşitli yeşilliklerle oluşturulan salatalar sadece garnitür değil, başlı başına bir tat deneyimi sunuyor. Masaya gelen bütün ürünler günlük ve tazecik hazırlanmış; damaklarımızda iz bırakarak tam not alıyorlar.



Calipso Fish'in öne çıkan lezzetlerinden bahsedecek olursak; sıcaklardan balık köftesi, karidesli mantı, ahtapot ve kalamar ızgara ile levrek külbastıyı sayabiliriz. Soğuk mezelerden ise lakerda, hardallı ve portakallı lagos sarma ve frambuazlı iskorpit balığı en sevilenlerden. Menüde her gün 35-40 çeşit meze ve Ege otları bulunuyor. Seçim yapmak ayrı bir zevk.







Sıra balığa gelince içimizi bir heyecan sarıyor; çünkü kalkan mevsiminde gelmişiz ve birazdan Calipso Fish'in dillere destan kalkan tandırını tadacağız. Burada balıklar her daim taptaze ve hangi mevsimde ne tutuluyorsa, doğanın takvimine saygı gösterilerek sofraya getirilmeye dikkat ediliyor. Ziya ve Veli Beyler, bu konuda prensip sahibi işletmeciler ve avlanma yasağına, boy yasağına uymaya ve genel olarak deniz ürünleri konusunda konuklarını bilinçlendirmeye de önem veriyorlar.



Bence balık pişirmek bir sanattır. Balığı az pişirirseniz, içinde beyaz pıhtı gibi sulu ve hoş olmayan kısımlar kalır. Gereğinden fazla pişirirseniz de balık kurur ve lif lif olur, yine zevk alamazsınız. Hassas terazide altın tartmak gibi özenle yapılması gereken bir işlemdir. İşte, Calipso Fish'in usta aşçıları ve yetkin mutfak ekibi, doğru teknikler kullanarak tam kıvamında pişirilen balıklar ve deniz ürünleri sunuyorlar bizlere. Masmavi denizlerimizin kraliçesi kalkan muhteşem bir sunumla, yanındaki harika eşlikçileriyle ideal bir nefasette geliyor. Gurmeleri bile uzun uzun konuşturacak bir ziyafet, adeta bir şölen sofrası.







DENİZLE KURULMUŞ BİR BAĞIN TA KENDİSİ: CALIPSO FISH



Artık bu güzel ortamda, Calipso Fish'e özgü lezzetlerin keyfini çıkararak dostlarla uzun uzun sohbet edebilir, hayatın karmaşasından uzak, biraz kendimizi şımartabildiğimiz hoşça zamanlar yaşayabiliriz. Biz de kendimizi akışa bırakıyoruz ve anın tadına varıyoruz. Yemeğimizi tatlı olarak gelen çikolata ve frambuaz soslu, haşhaşlı panna cotta ile sonlandırıp, Türk kahvemizi de içerek hem karnı hem ruhu doymuş birer mutlu misafir olarak bu başarılı mekândan ayrılıyoruz.



İyi bir balık restoranı yalnızca deniz ürünlerinden oluşan lezzetler sunmaz; denize, doğaya, servis ettiği tabağa ve misafirine karşı bir sorumluluk taşır. Size sadece damak zevki değil, bir yaşam kültürü sunar. Denizle kurulmuş bir bağın ta kendisidir. Artık taze balık ve Ege mutfağının nadide lezzetlerini tadarak bir tatil molası hissini yaşamak için illaki bir sahil kasabasına, mesela Ayvalık-Cunda’ya ya da Bodrum’a kadar gitmenize gerek yok. İş güç ve sorumluluklar sebebiyle bu yaz İstanbul’da kaldıysanız eğer, Küçükyalı’da yeşillikler ve hafif esintiler arasında kendinize ve sevdiklerinize bir balık ziyafeti hediye edebilir, unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşayabilirsiniz. Calipso Fish; sıcak atmosferi, üstün servisi ve özenli sofralarıyla sizi Michelin kalitesinde lezzetlere ve özel hazırlanmış gurme reçetelere davet ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[30 Ağustos’ta toplu taşıma ücretsiz!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/30-agustosta-toplu-tasima-ucretsiz/</link>
        <description><![CDATA[Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı ve Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy Metro Hattı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda ücretsiz hizmet verecek. Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, vatandaşlar 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı ve Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy Metro Hattı seferlerinden ücretsiz faydalanabilecek.]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 25 Ağu 2025 11:08:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı ve Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy Metro Hattı, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda ücretsiz hizmet verecek. Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.



Buna göre, vatandaşlar 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı ve Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy Metro Hattı seferlerinden ücretsiz faydalanabilecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Savarona pazar günü İstanbul Boğazı’nı selamlayacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/savarona-pazar-gunu-istanbul-bogazini-selamlayacak/</link>
        <description><![CDATA[TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında Cumhuriyet’in kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi mirası “Savarona” yatı, “TCG Anadolu” ve 7 gemiyle birlikte 24 Ağustos’ta İstanbul Boğazı’nı selamlayacak. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cepheden cepheye kitaplarını taşıdığı bavulu, hastalığı sırasında kanının bulaştığı pike örtüsü, çalışma masası gibi özel eşyalarının yer aldığı Savarona yatı, Gazi’nin son günlerinin tanığı oldu. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cts, 23 Ağu 2025 15:01:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamında Cumhuriyet'in kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi mirası "Savarona" yatı, "TCG Anadolu" ve 7 gemiyle birlikte 24 Ağustos'ta İstanbul Boğazı'nı selamlayacak.



Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün cepheden cepheye kitaplarını taşıdığı bavulu, hastalığı sırasında kanının bulaştığı pike örtüsü, çalışma masası gibi özel eşyalarının yer aldığı Savarona yatı, Gazi'nin son günlerinin tanığı oldu. Savarona yatının yeni hikayesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı envanterinde bulunan yatın tekrar bahriyeye kazandırılmasına yönelik önerisi üzerine başladı.



Bunun üzerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na devredilen yatla ilgili Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun talimatıyla hazırlanan üç alternatifli planın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'a sunulmasıyla restorasyon kararı verildi. Oramiral Tatlıoğlu'nun talimatıyla Deniz Müzesi'ndeki Atatürk’e ait çeşitli objeler Savarona’ya getirtildi. Uzun yıllar kullanılamayan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla kapsamlı bir restorasyondan geçmesinin ardından İstanbul Tersanesi Komutanlığınca gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde donanmaya katılan Savarona yatı, geleceği bilimle çizen TEKNOFEST için yeniden "mavi vatan"da boy gösterecek. Savarona Yatı, Türkiye'nin en büyük askeri gemisi TCG Anadolu ve Deniz Kuvvetleri'ne ait 7 gemiyle birlikte 24 Ağustos Pazar günü İstanbul'da Boğaz geçişi icra edecek. 



ATATÜRK, 56 GÜN KALDIĞI YATTA ÖNEMLİ KARARLAR ALDI



İstanbul Tersanesi Komutanı Tümamiral Recep Erdinç Yetkin, Atatürk'ün Savarona'daki kamarasında AA muhabirine yaptığı açıklamada yatın 1931 senesinde Almanya'da inşa edildiğini, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtiyaç duyması üzerine 24 Mart 1938 tarihinde satın alınarak Türk bayrağının çekildiğini kaydetti. Geminin 1 Haziran 1938'de Dolmabahçe önlerine intikal ettiğini ve Gazi Mustafa Kemal Ataürk'ün rahatsızlığı süresince gemiye geldiğini aktaran Yetkin; "Atatürk bu gemiye geliyor ve rahatsızlığının bir kısmını da burada geçiriyor. Toplamda 56 gün burada kalıyor. Ancak bu 56 gün kısa olmakla birlikte önemli kararlara imza atılan bir zaman aralığı oluyor. Örneğin, Hatay sorununun görüşülerek nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair kararlar burada alınıyor. İstanbul imar planlarının onaylanması, Barbaros Hayrettin Paşa Müzesi'nin türbesinin etrafının temizlenerek sonra halka açılması ve Preveze Deniz Zaferi'nin kutlanılması, bu gemide alınmış olan kararlardır" ifadelerini kullandı.







ÖNEMLİ, TARİHİ İMZALARIN ATILDIĞI BİR GEMİ



Tümamiral Yetkin, Atatürk'ün rahatsızlığı süresince dönemin başbakanı ve bakanlar kurulunu birkaç defa yatta topladığını hatırlatarak; "Ülkemizi ziyarette bulunan devlet büyükleri de diğer ülkelerin devlet büyükleri de burada ağırlanmıştır. Bunlardan bir tanesi de Romanya Kralı'dır. Bu önemli, tarihi imzaların atıldığı bir gemidir. Atatürk, yürüyerek gelmiş olduğu bu gemide 56 gün sonrasında maalesef bir gece vakti, kimseye de gözükmeden sessiz bir şekilde gemiden ayrılıyor. Ayrılışına müteakip de 108 gün sonra maalesef aramızdan ayrılıyor" diye konuştu.







BERBER KOLTUĞU, BORNOZ TAKIMI, KANLI ÇARŞAFI...



Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'e ait her şeyin özenle korunduğuna dikkati çeken Yetkin, Gazi'nin yatta kalan hatıralarını da şu sözlerle anlattı: "Kendisinin bornoz takımları, terlikleri, havlusu ve yatağını görmektesiniz. Hemen yatağa dikkat ederseniz, üzerinde bir leke bulunmaktadır. Bu, Atatürk'ün siroz hastalığından mütevellit olan bir kanının lekesi olarak karşımıza çıkıyor. Bunu halen burada muhafaza etmekteyiz. 8. Cumhurbaşkanımız Sayın Turgut Özal tarafından gemiye verilmiş olan Cumhurbaşkanlığı sancağımız da geminin önemli objeleri arasında yer almaktadır. Keza yine Atatürk'ün kullanmış olduğu bardak takımları, Atatürk'ün berber koltukları da kamarasının içerisinde yer almaktadır. Atatürk'ün çalışma odasını da görüyoruz. Bu çalışma odasındayken Atatürk'ün rahatsızlığı sırasında manevi kızı Afet İnan'a yazmış olduğu bir mektup da vardır. Bu da gururla sakladığımız objelerimizden bir tanesidir. Orijinal çalışma masası da yine burada yer almaktadır. Atatürk Kütüphanemizde de Atatürk'le ilgili olan bütün kitapları, önemli kitapları da sergilemekteyiz."







SAVARONA DA TÜRK HALKINI SELAMLAYACAK



Türkiye'nin en büyük askeri gemisi TCG Anadolu, Savarona ve Deniz Kuvvetleri'nin bazı gemilerinin gerçekleştireceği İstanbul Boğazı geçişi için de vatandaşlara çağrıda bulunan Yetkin; "Maziden atiye büyük bir coşkuyla devam etmiş olduğumuz Türk denizciliğini yaygınlaştırmak üzere 'Donanmasız Anadolu olamaz' diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün rehberliğinde şu anda görmüş olduğunuz Savarona gemimiz, Türkiye'nin en büyük gemisi gururumuz Anadolu SİHA gemimiz ve toplamda 9 gemimizle Boğaz geçişi yapacağız. 13.30'da Sarıyer'den başlayacak olan Boğaz geçişimizde 9 gemiyle donanmamız, 17.00'de Sayın Cumhurbaşkanımızı Dolmabahçe'nin önlerinde, Boğaz'da da aziz Türk halkımızı selamlayacaktır. Tüm değerli halkımızı Boğaz boyunca bekliyoruz. Biz orada olacağız, bizi yalnız bırakmayacaklarına inanıyoruz. Herkesin Zafer Bayramı'nı kutluyorum. 'Mavi vatan' bizim için çok önceliklidir" değerlendirmesinde bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Bir Anadolu Şenliği” ilk durağı olan Hakkari’de başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bir-anadolu-senligi-ilk-duragi-olan-hakkaride-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda farklı şehirlerde organize edilecek “Bir Anadolu Şenliği”, ilk durağı olan Hakkari’de başladı. Hakkari’yi baştan sona bir kültür sahnesine çevirmeyi amaçlayan şenlik, 4 Eylül’e kadar şehir merkezinden Yüksekova’ya, Çukurca’dan Şemdinli ve Derecik ilçesine kadar uzanacak. Program açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 23 Ağu 2025 14:45:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda farklı şehirlerde organize edilecek "Bir Anadolu Şenliği", ilk durağı olan Hakkari'de başladı. Hakkari'yi baştan sona bir kültür sahnesine çevirmeyi amaçlayan şenlik, 4 Eylül'e kadar şehir merkezinden Yüksekova'ya, Çukurca'dan Şemdinli ve Derecik ilçesine kadar uzanacak.



Program açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan, "Bir Anadolu Şenliği"nde Hakkari'nin tüm güzelliklerinin deneyimlendiğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un bir ay önce Hakkari'yi gezdiğini ve turizm potansiyelinden oldukça etkilendiğini aktaran Alparslan, şenliğin iki hafta boyunca Hakkari'nin yanı sıra Şırnak, Tunceli, Bitlis ve Bingöl'de gerçekleştirileceğini belirtti. Alparslan, şenliğin kültür sanat şölenine dönüşeceğine işaret ederek şöyle konuştu:



"Şenlik, hem Türkiye'mizin hem de bölgenin daha iyi tanıtımı adına; bölgedeki huzurun, güvenin zirvede olduğunun bir göstergesi olarak da insanlarımızla, sanatçılarımızı ve kültürü buluşturduğumuz bir program haline gelmiş olacak. Sinemadan konserlere, Devlet Tiyatrosu'ndan opera ve baleye kadar kültür sanat programları hayata geçirilecek. Yine gezici kütüphanelerimiz, her yaştan okur kesimine ulaşacak. Burada birlik ve beraberliğe de özel bir vurgu yapıyoruz. Şenlik, bölge turizminin gelişmesi daha fazla tanınması açısından da güzel bir mecra. Bakanımızın başlatmış olduğu bu programın hayırlara bereketlere vesile olmasını diliyorum."







"Kışı ayrı güzel, yazı ayrı güzel"



Hakkari Valisi Ali Çelik ise şehirde iki alanın turizm bölgesi olarak ilan edildiğini söyleyerek; "Özellikle kış turizm potansiyelinin olduğu alanlar, ileriye dönük olarak planlama ve çalışma aşamasının içine alındı. İkinci aşama da 'Bir Anadolu Şenliği'nin planlamasıydı. Şenliğin hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi. Konuşmasında Hakkari'nin doğasından ve insanından bahseden Çelik; "Hakkari huzurun, dağların, kardeşliğin sevginin şehri. Burada herkes, kalbinin üzerine elini koyarak birbirlerini selamlıyor. Buradan hepinizi kalben selamlıyoruz. Herkesi Hakkari'ye bekliyoruz. Gerçekten bu güzel coğrafya, dağcılıktan kampçılığa, trekkingden inanç turizmine kadar birçok turizm potansiyelini barındırıyor. Hakkari'nin kışı ve yazı ayrı güzel" değerlendirmesini yaptı. 







"Bir Anadolu Şenliği" hakkında...



Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda bu yıl ilk kez düzenlenen "Bir Anadolu Şenliği", 5 farklı şehirde hayata geçiriliyor. Şenlik, Hakkari'nin ardından sırasıyla 5-11 Eylül'de Tunceli, 12-18 Eylül'de Şırnak, 19-25 Eylül'de Bingöl ve 22-28 Eylül Bitlis'te yapılacak. Eski Belediye Alanı'ndaki ana sahnede Murat Dalkılıç, Bengü, Ferat Üngür ve Yudum; Yüksekova Stadyumu'nda ise Merve Özbey, Oğuzhan Koç, Delil Dilanar, Rojin ve Nevzat Çiftçi sevenleriyle buluşacak. Hakkari'de Grup Tillo, Colemerg Collective, Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Topluluğu ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin özel etkinlikleri de gerçekleştirilecek. Merzan Şehir Stadyumu ve Mevlana Parkı'nda kurulacak Çocuk Köyü; sahne gösterileri, tiyatro oyunları, atölyeler ve oyun alanlarıyla çocuklarla buluşacak. Bursa Devlet Tiyatrosu'nun "Harikalar Mutfağı" ve İzmir Devlet Tiyatrosu'nun "Orfin'in Müzik Kutusu" oyunları ise minik izleyicileri ağırlayacak. Çanakkale Savaşları Mobil Müzesi, sinema tırı ve gezici kütüphane de şenlikte olacak. Ayrıca, Erzurum Devlet Tiyatrosu'nun "Yeşilçam", Ankara Devlet Tiyatrosu'nun ise "Eyvah Nadir" oyunu şenlikte sahnelenecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Muhafazakâr cruise gemisi ile umre deneyimi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/muhafazakar-cruise-gemisi-ile-umre-deneyimi/</link>
        <description><![CDATA[Salam Booking ve Hünkar Turizm, dünyada ilk kez muhafazakâr cruise tatilini umre ile birleştiren eşsiz bir seyahat deneyimini sunuyor. 12 Eylül’de Galataport’tan hareket edecek “Aroya” gemisi ile gerçekleştirilecek sekiz gecelik tam pansiyon seyahat; Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan limanlarına uğrayacak; yolculuk kutsal topraklarda umre ile taçlanacak. Müslüman seyahatseverlere değerlerinden taviz vermeden seyahat etme imkanları sunan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 23 Ağu 2025 14:18:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Salam Booking ve Hünkar Turizm, dünyada ilk kez muhafazakâr cruise tatilini umre ile birleştiren eşsiz bir seyahat deneyimini sunuyor. 12 Eylül’de Galataport’tan hareket edecek "Aroya" gemisi ile gerçekleştirilecek sekiz gecelik tam pansiyon seyahat; Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan limanlarına uğrayacak; yolculuk kutsal topraklarda umre ile taçlanacak.



Müslüman seyahatseverlere değerlerinden taviz vermeden seyahat etme imkanları sunan Salam Booking’in tatil, ibadet ve konforu bir arada sunduğu dünyanın ilk muhafazakâr cruise tatili ve umre deneyimi için geri sayım başladı. Salam Booking ile Hünkar Turizm’in öncülüğünde organize edilen ve 12 Eylül’de Galataport’tan bu yıl son kez hareket edecek "Aroya" cruise gemisi ile başlayacak olan tur, hem İslami değerlere uygun hizmet anlayışı hem de lüks seyahat deneyimini bir arada sunacak. Tur süresince kadınlara özel alanlar ve helal sertifikalı menüler ile deniz yolculuğu güven ve konfor içinde deneyimlenecek. Bu benzersiz program, bu yıl yalnızca bir kez gerçekleştirilecek.







Önce Cruıse Tatili, Ardından Umre İbadeti



Dini hassasiyetlere ve muhafazakâr yaşam tarzına uygun seyahat seçenekleri sunma vizyonuyla yola çıkan Salam Booking’in Kurucu Ortağı Havva Elif Kahraman, programın detaylarını şöyle paylaştı: “Galataport, Kuşadası, Bodrum, Şarm El Şeyh, Cidde, Mekke ve Medine güzergâhını kapsayan bu özel turumuz, sekiz gecelik tam pansiyon bir cruise tatiliyle başlayacak ve ardından kutsal topraklarda umre ile taçlanacak. Konaklama seçeneklerimiz, misafirlerimizin tercihine göre servisli 4 yıldızlı otellerden, Kâbe’ye yürüme mesafesindeki 5 yıldızlı otellere kadar uzanıyor. Umre boyunca Türkçe rehberlik, transferler ve dönüş uçuşları da pakete dahil. Yolculuk, muhafazakâr hassasiyetlerle tasarlanmış 'Aroya' cruise gemisiyle gerçekleşecek. Alkolsüz konseptin yanı sıra ibadet vakitlerine uygun programlar ve namaz alanları bulunuyor. Ailelere özel sosyal alanlar, çocuklara hitap eden oyun alanları ve eğlence parkı gibi detaylarla da herkesin konforu düşünülmüş. Gemide ayrıca 15 restoran, 13 dinlenme alanı, sanat galerisi, canlı gösteriler ve 1000 kişilik tiyatro salonu yer alıyor. Tüm bu hizmetler, 1600’den fazla personel tarafından sunulacak” dedi. Ayrıca göz bebeğimiz İstanbul’dan kutsal topraklara uzanan bu yolculuğu sunmak için sabırsızlandıklarını söyleyen Kahraman; “Müslümanlara hak ettikleri seyahat hizmetlerini erişilebilir fiyatlarla sunuyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar için sadece bir tatil değil, bir yol arkadaşlığı sunuyoruz” diye ekledi.



Yüksek standartlarda güvenli ve huzurlu bir seyahat



Salam Booking, baştan sona güvence sunduğu bu programda konuklarının dini hassasiyetlerine uygun şekilde konforlu, düzenli ve huzurlu bir seyahat geçirmesi için tüm detayları planladı. Gemi turu boyunca hem tatil yapmanın hem de ibadet etmenin mümkün olduğu bu yeni nesil seyahat anlayışı, muhafazakâr aileler ve bireyler için yepyeni bir dönem başlatıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Rus şef Moskova’da Ege mutfağını tanıtıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/rus-sef-moskovada-ege-mutfagini-tanitiyor/</link>
        <description><![CDATA[Rus şef Arina Zhuravleva, 27 yaşında Moskova’da açtığı restoranında uluslararası mutfak lezzetleriyle, küçük yaşta tanıştığı Ege mutfağından zeytinyağlıları, mezeleri ve otları misafirlerine sunarak adeta kültür elçiliği yapıyor. Aydın Delice Yarımadası’nda geçen sene kapılarını açan Anda Barut Collection’ın ev sahipliğinde, otelde konaklayan yabancı konuklara Türk mutfağını ve yerli ve yabancı kadın şefleri tanıtmak amacıyla düzenlenen “Kadın […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 21 Ağu 2025 16:45:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Rus şef Arina Zhuravleva, 27 yaşında Moskova'da açtığı restoranında uluslararası mutfak lezzetleriyle, küçük yaşta tanıştığı Ege mutfağından zeytinyağlıları, mezeleri ve otları misafirlerine sunarak adeta kültür elçiliği yapıyor.



Aydın Delice Yarımadası'nda geçen sene kapılarını açan Anda Barut Collection'ın ev sahipliğinde, otelde konaklayan yabancı konuklara Türk mutfağını ve yerli ve yabancı kadın şefleri tanıtmak amacıyla düzenlenen "Kadın Şeflerle Lezzet Buluşması" programında 28 yaşındaki şef Arina Zhuravleva, konuklarına reçetesi kendine ait olan özel yemekler tattırdı. 27 yaşında restoran sahibi olan ve geçen yıl Moskova'da "Urban Winery" isminde restoran açan Arina Zhuravleva, Türk ve dünya mutfağına ilişkin açıklamalarda bulundu.



Küçük yaşta yemek yapmaya ilgi duyduğunu anlatan Zhuravleva, geçen yıl dünya mutfaklarını bir araya getiren uluslararası projenin başında olduğunu söyledi. Yıllar önce Türkiye'ye tatil amacıyla geldiğini belirten Zhuravleva; "Lezzeti, ürünü farklı bir yemek gibi ortaya çıkaran aromatik baharatları ve otları nedeniyle Türk mutfağını seviyorum. Türk mutfağındaki balık, etler ile mevsim sebze ve meyvelerinin tazeliğinden ve kalitesinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Harika bir ürün yelpazesi ve geniş yemek pişirme tekniklerine sahipsiniz" dedi.



Restoranında yaptığı yemekleri, program için heyecanla geldiği Anda Barut'taki misafirlerine de tattırmaktan mutlu olduğunu dile getiren Zhuravleva; "Misafirlerime rustik mutfak yaklaşımını tanıtmak istiyorum. Bu yaklaşım, yerel ürünlerin kullanımıyla öne çıkıyor, aynı zamanda gastronomi ve zarafeti de göz ardı etmiyor. Anda Barut Collection'daki akşam yemeği için geleneksel Ege mutfağını hatırlatacak yerel Türk ürünlerini seçtim" diye konuştu.







"YEREL TATLAR İLE MODERN TRENDLER ARASINDA DENGE KURMAYA ÇALIŞIYORUM"



Rus şef Arina Zhuravleva, mutfak dünyasının sürekli geliştiğini, tekniklere ve sunumlara yeni şeyler katıldığını ifade ederek; "Yemeklerimde çocukluğumdan beri aşina olduğum yerel tatlar ile modern trendler arasında bir denge kurmaya çalışıyorum. Bu yüzden de Ege mutfağını uluslararası mutfağın yanında kullanıyorum. Otlar, et pişirme teknikleri, Türkiye'ye özgü diğer ürünler hepsi restoranımdaki menümde var. Helva kreması, mezeler ve baharatları da konuklara sunuyorum. Yerel mutfakları tanıtınca kültür elçiliği de yapmış oluyorsunuz" açıklamasında bulundu.







"EGE MUTFAĞINDAKİ TÜM OTLARI, SEBZELERİ SEVİYORUM"



Türkiye'deki mutfak yolculuğunun bu programla başladığını aktaran Zhuravleva, bu deneyimin son olmayacağını söyledi. Zhuravleva, Türk yemeklerinden en çok kuzu etli tencere yemeklerini sevdiğini aktararak, sözlerine şöyle devam etti: "Gözleme favorim, ara ara kendime de yapıyorum. Türk mutfağı çok güzel. Baharatları özellikle kendi mutfağımda yemeklerle uyumlu bir şekilde kullanmaya çalışıyorum. Ege mutfağındaki tüm otları, sebzeleri seviyorum. Enginar, börülce ve taze otlar, Ege mutfağının vazgeçilmezi ve ben de onları çok seviyorum." 







"TÜRK VE FRANSIZ MUTFAĞINI BEĞENİYOR VE TAKİP EDİYORUM"



Türk helvasını kendi teknikleri ile krema haline getirdiğini, peynirli dondurma ile birleştirdiğini ve menüsüne eklediğini kaydeden Zhuravleva, "Türk mutfağındaki tatlılar da çok güzel ve farklı şekillerde sunulabiliyor. Kendi mutfağımız haricinde Türk ve Fransız mutfağını beğeniyor ve takip ediyorum" diye ekledi. Zhuravleva, Rus mutfağıyla Türk mutfağını ayıran noktanın ve dünyada bugün Türk mutfağının ilgi çekmesinin en önemli nedeninin ise pişirme teknikleri, yağ kullanımıyla baharat yelpazesinin genişliği olduğunu söyledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Where history meets bohemian elegance: Churchill Townhouse]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/where-history-meets-bohemian-elegance-churchill-bodrum/</link>
        <description><![CDATA[Located on one of Bodrum’s most prestigious coastlines with breathtaking views of Bodrum Castle, Churchill stands out as a destination where history, culture, and contemporary elegance come together. Originally a family-run establishment, it has been redesigned with bohemian details to offer guests not only dining and leisure but also boutique accommodation inspired by the spirit […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Per, 21 Ağu 2025 15:01:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Located on one of Bodrum’s most prestigious coastlines with breathtaking views of Bodrum Castle, Churchill stands out as a destination where history, culture, and contemporary elegance come together.



Originally a family-run establishment, it has been redesigned with bohemian details to offer guests not only dining and leisure but also boutique accommodation inspired by the spirit of Tulum, Marrakech, and Mykonos. The striking Moai statue at its entrance and the Aegean-inspired beach design make Churchill Townhouse a landmark that blends tradition with modern style.



At the heart of the experience is award-winning Chef Orkun Günay, who elevates local flavors into a refined culinary journey. His seasonal and regional creations highlight the richness of the Aegean, offering guests an unforgettable taste of both authenticity and innovation. Adding to the allure, Churchill’s sister venue YU brings Bodrum’s nightlife to life with rooftop events, live performances, and its signature Taboo Nights. By day, YU offers a relaxed beachfront atmosphere with Asian-bohemian design, curated cocktails, and fresh sushi plates. Together, Churchill & YU redefine Bodrum as a year-round destination for gastronomy, culture, and unforgettable experiences.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Patara Antik Kenti gece ışıklarıyla büyülüyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/patara-antik-kenti-gece-isiklariyla-buyuluyor/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı çalışması yürütülen Patara Antik Kenti’nde bir yandan geçmişin izleri gün yüzüne çıkarılırken, bir yandan da gece müzeciliği uygulamasıyla akşam saatlerinde ziyaretçi ağırlıyor. Doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Antalya’nın Kaş ilçesi, Patara Antik Kenti’nin ışıklandırılmasıyla birlikte gece müzeciliğiyle de ziyaretçilerini ağırlıyor. M.Ö. 1. yüzyılın […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 21 Ağu 2025 09:56:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı çalışması yürütülen Patara Antik Kenti'nde bir yandan geçmişin izleri gün yüzüne çıkarılırken, bir yandan da gece müzeciliği uygulamasıyla akşam saatlerinde ziyaretçi ağırlıyor.



Doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Antalya'nın Kaş ilçesi, Patara Antik Kenti'nin ışıklandırılmasıyla birlikte gece müzeciliğiyle de ziyaretçilerini ağırlıyor. M.Ö. 1. yüzyılın ortalarında 23 kentten oluşan Likya Birliği'nin başkenti olarak bilinen Patara; meclis binası, tarihi deniz feneri, antik tiyatrosu, İmparator Nero tarafından yaptırılan hamamı, yol kılavuz anıtı, kiliseleri, su kemerlerinin yanı sıra kent kapısı ile de dikkatleri çekiyor.



Antik kentin simge yapıları arasında, 19 metre uzunluğa ve 10 metre yüksekliğe sahip kent kapısı, büyüklüğüyle kentin ihtişamını da yansıtıyor. Kentte bulunan meclis binası, zafer takı, deniz feneri, antik tiyatro, hamam, yol kılavuz anıtı, kiliseler ve tapınaklar, antik kalıntılarıyla geçmişteki ihtişamlarını yansıtıyor.







12 AY KAZI ÇALIŞMASI YAPILIYOR



Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında, kentte 12 ay kazı çalışması yürütülüyor. Patara Antik Kenti, gece müzeciliği uygulaması kapsamında ışıklarla aydınlatılarak ziyaretçilere gece saatlerinde de kapılarını açtı. Işıklandırılmış görkemli yapılarıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunan antik kent; tarih tutkunlarının, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Antik kent, özellikle hava sıcaklarının yüksek olduğu yaz döneminde akşam saatlerinde ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.







"TARİHİ YAPILAR BÜYÜLEYİCİ GÖRÜNÜYOR"



Tatilcilerden Selin Altınok, Amasya'dan Patara Antik Kenti'ni görmek için geldiklerini söyledi. Patara Antik Kenti'nde çok güzel bir atmosfer bulunduğunu dile getiren Altınok; "Özellikle yapılan ışıklandırılmayla buradaki tarihi yapılar büyüleyici görünüyor. Bu ortam bizi çok etkiledi. O dönemde bile Likyalılar, yapıları çok özenerek yapmışlar. Antik tiyatrodaki ses o kadar hoşumuza gitti ki, akustik ortamı ve ambiyansı çok güzeldi. Buraya bir daha gelmeyi çok isteriz" dedi.







"AKŞAM SERİNLİĞİYLE RAHATÇA GEZİP GÖREBİLİYORUZ"



Bölgeyi ziyarete gelen Eren Koçak ise Patara Antik Kenti'nde gece müzeciliğinin başladığını duyduğunu ve ziyarete geldiğini kaydetti. Gündüzleri hava şartlarından dolayı gezmenin zorluğuna dikkat çeken Koçak; "Gece müzeciliği kapsamında yapılan ışıklandırma çalışmaları sayesinde, akşam serinliğiyle rahatça gezip görebiliyoruz. Işıkların vermiş olduğu ambiyans, büyüleyici bir ortam katmış buraya. Gerek meclis binası olsun gerekse antik tiyatro ve diğer tarihi yapılar, ışıklandırmalarla daha da ön plana çıkmış durumda. Herkese bu büyüleyici ortamı gezip görmelerini tavsiye ediyorum" diye konuştu. Koçak, kentteki çalışmalarla ziyaretçi sayısının arttığını dile getirdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kıyı kentinde 40 senelik bir Egeli: Churchill]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kiyi-kentinde-40-senelik-bir-egeli-churchill/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum’un en seçkin kıyı şeritlerinden birinde, Bodrum Kalesi’nin muhteşem manzarası eşliğinde yer alan Churchill, tarihin modern lüksle buluştuğu eşsiz bir yemek ve tatil deneyimi sunuyor. Başlangıçta bir aile işletmesi olan tesis, modern dünyanın ihtiyaçlarını karşılamak üzere bohem dokunuşlarla yeniden tasarlandı ve misafirlerine unutulmaz anlar yaşatmaya devam ediyor. Gastronomi Sanatı Gastro Contes Istanbul ve TAŞFED ödüllü […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Per, 21 Ağu 2025 09:36:23 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum'un en seçkin kıyı şeritlerinden birinde, Bodrum Kalesi'nin muhteşem manzarası eşliğinde yer alan Churchill, tarihin modern lüksle buluştuğu eşsiz bir yemek ve tatil deneyimi sunuyor. Başlangıçta bir aile işletmesi olan tesis, modern dünyanın ihtiyaçlarını karşılamak üzere bohem dokunuşlarla yeniden tasarlandı ve misafirlerine unutulmaz anlar yaşatmaya devam ediyor.



Gastronomi Sanatı



Gastro Contes Istanbul ve TAŞFED ödüllü Şef Orkun Günay, yerel lezzetlerle harmanlanmış özel reçetelerle benzersiz bir mutfak deneyimi sunuyor. Menüdeki yöresel ve mevsimsel tarifler, Ege'nin zengin tatlarını geniş bir yelpazede misafirlerle buluşturuyor. Şef Orkun'un deyimiyle; "Misafirlerimize lezzetin doruğa çıktığı, sıcacık bir ev samimiyetinde unutulmaz deneyimler sunuyoruz."



Konaklama Deneyimi



Her biri farklı bir temayla tasarlanmış beş butik suit; Tulum, Marakeş ve Mikonos ruhunu yansıtan dekorasyonlarıyla misafirlerini ağırlıyor. Churchill Townhouse’da konaklayan misafirler, Bodrum'un en güzel manzaralarından biri eşliğinde unutulmaz bir deneyim yaşıyor.







Moai Heykeli ve Plaj Deneyimi



Churchill’in kapısından içeri girildiğinde, gizemleri hâlâ çözülemeyen ihtişamlı Moai Heykeli misafirleri karşılıyor. Ege’nin rahat yaşam tarzından ilham alınarak dekore edilen mekânda; hasır sandalyeler, ahşap sehpalar, kumaş şemsiyeler ve bohem tasarımlar, Bodrum Kalesi'nin görkemli manzarasıyla buluşuyor. Etnik ve chill-out müzik eşliğinde misafirler, gün boyu güneşin ve denizin keyfini çıkarabilecekleri en iyi ortamda ağırlanıyor.







Profesyonellik ve Müşteri Memnuniyeti



Churchill Townhouse Otel Müdürü Zeynep Kokala Acar, yaptığı açıklamada tüm personelin misafirlerin taleplerini karşılamaya odaklandığını ve onların keyifli zaman geçirmesi için çalıştıklarını vurguladı. Acar, sözlerine şöyle devam etti: “Churchill ve YU çatısı altında, konuklarımızın ihtiyaçlarını öngörmek ve onların keyifli, mutlu ve huzurlu bir deneyim yaşamalarını sağlamak en büyük önceliğimizdir. Misafirlerimizin ister harika bir akşam yemeğinden, ister arkadaşlarla gün batımında kokteyl eşliğinde yapılan keyifli sohbetlerden maksimum mutluluk duyması, misyonumuzun temelini oluşturuyor."



Bodrum’un en eski taş evlerinden birinde konumlanan Churchill Townhouse, mimarisiyle öne çıkıyor. Aile mirasını modern bir vizyonla birleştiren mekân, Bodrum’un tarihini ve kültürünü ziyaretçilerine yaşatıyor.



Zeynep Kokala Acar: "YU, misafirlerini sürpriz sanatçılarla buluşturan, keyifli bir mola ve buluşma noktasıdır. Amacımız, konukların mekânın ruhunu ve dokusunu hissetmesini, bu atmosferin bir parçası olma isteği duymasını sağlamaktır."



YU gecelerinde, rooftop ve beach bölümlerinde çarpıcı deneyimler sunuluyor. "Taboo Nights" gibi her salı düzenlenen dans gösterileri ve DJ performansları, Bodrum’un merkezine yeni bir soluk getiriyor. Her ay birçok DJ’e ev sahipliği yapan YU, gündüzleri ise Asya ve bohem mimarilerini harmanlayan sahil bölümünde, keyifli şarkılar eşliğinde hem dinlenme hem de eğlenme imkânı sunuyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[SKAL International Konya’da toplandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/skal-international-konyada-toplandi/</link>
        <description><![CDATA[SKAL Konya Kulübü, turizmin evrensel ölçekte söz sahibi kuruluşu SKAL’ın geleceğinin planlandığı, istisnai öneme sahip toplantıya ev sahipliği yaptı. SKAL International Dünya Başkanı’nın katılımıyla gerçekleşen buluşmada, SKAL International Yönetim Kurulu da hazır bulundu. Dünya turizminin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından SKAL International’ın Dünya Başkanı ve Yönetim Kurulu, 9-14 Ağustos tarihleri arasında Konya’da idari anlamda hayati […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 20 Ağu 2025 23:24:23 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[SKAL Konya Kulübü, turizmin evrensel ölçekte söz sahibi kuruluşu SKAL’ın geleceğinin planlandığı, istisnai öneme sahip toplantıya ev sahipliği yaptı. SKAL International Dünya Başkanı’nın katılımıyla gerçekleşen buluşmada, SKAL International Yönetim Kurulu da hazır bulundu.



Dünya turizminin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından SKAL International’ın Dünya Başkanı ve Yönetim Kurulu, 9-14 Ağustos tarihleri arasında Konya’da idari anlamda hayati önemde olan konuları geniş kapsamda ele alıp, dünya turizmine uyum sağlamak amacıyla stratrejik ağırlığı olan bir dizi toplantı ve kültürel etkinlik gerçekleştirdi. Toplantıya; SKAL International Dünya Başkanı Denise Scrafton, Gelecek Dönem Dünya Başkanı Andres Hayes, Finanstan Sorumlu Başkan Yardımcısı Mohan Narayana, Direktörler Enrique Flores, Marc Rheaume, George Koch, Jose Luis Quintero, Kevin Rautenbach, Türkiye Direktörü Deniz Anapa, Michael Akin ve SKAL Head Office Genel Sekreteri Sandra Vera katıldı. 



Ramada Otel’deki açılış yemeği öncesinde SKAL International heyeti, Selçuklu Kongre Merkezi’ni gezerek merkez hakkındaki olumlu izlenimlerini paylaştı. Açılış yemeğine; SKAL Türkiye (USDF) Başkanı Emre Gezgin, USDF Yönetim Kurulu Üyeleri ve SKAL dernek başkanları da katıldı. SKAL Türkiye Başkanı Emre Gezgin, SKAL Türkiye Direktörü Deniz Anapa ve SKAL Konya Başkanı Fatih İşkin, konuşmalarında organizasyonun hem turizm sektörü hem de şehir tanıtımı açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı.



"TURİZMDE ETİK, GELECEĞE GÜVEN"



SKAL Konya Başkanı Fatih İşkin, yaptığı konuşmada Konya’nın kültürel ve tarihi değerlerine vurgu yaparak, şehrin kongre turizmi açısından önemli bir noktaya geldiğini ve 2028’de yapılacak Dünya Kongresi için aday olduklarını ifade etti. SKAL Türkiye Başkanı Emre Gezgin ise konuşmasına başlamadan önce tek tek yönetim kurulu üyeleri ve kulüp başkanlarını tanıttı. Federasyonun dönem sloganını paylaşarak "Turizmde Etik, Geleceğe Güven" mottosunun turizm gelişimimizde önemine değinen Gezgin, SKAL Türkiye ve International hareketine katkıları bağlamında; sosyal sorumluluk projeleri, üyelerin mesleki gelişimi üzerine yeni uygulamalar ve her sene Türkiye’de STK yöneticileri üyelerinin desteği ve iş birliğiyle uluslararası düzeyde düzenleyecekleri Euroasia SKAL Kongresi'nin duyurusunu SKAL International Yönetimi'ne yaparak önce dostluk, kardeşlik, sonra proje ve iş birlikleri felsefesine olan inancını yineledi ve katılımcılara teşekkürlerini sundu.







MİSAFİRPERVERLİK VE YAPICI DURUŞ VURGUSU



SKAL Türkiye Direktörü Deniz Anapa, SKAL Konya Kulübü’nün organizasyon desteği için teşekkür etti ve bu toplantının birkaç ay önce Konya'yı ziyaretleri sırasında ortaya çıktığını belirtti. Anapa, Türk misafirperverliği ve yapıcı duruşuna tanık olmanın mutluluğu ile federasyon yönetiminin çoğulcu katılımı ve kulüp başkanlarının yakın ilgi ile paydaşlıklarının sonucunda SKAL Dünya hareketinin gelişimine yönelik ortaya koydukları fikirler ile oluşan sinerji için USDF Başkanı Emre Gezgin nezdinde katılımcılara özel teşekkür edip, bundan sonra da büyük organizasyonlarda Konya’yı ev sahibi olarak görmek istediklerini söyledi.







SKAL TÜRKİYE HAREKETİNDE YENİ BİR KAPI



SKAL Dünya Başkanı Denise Scrafton da Konya’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu aktararak, kendilerine gösterilen ilgiden memnuniyetini ifade etti. Scrafton, SKAL hareketinin büyüklüğüne ve kardeşliğine dikkat çekerek, topluluğun daha da gelişmesi için hep birlikte çalışılması gerektiğini vurguladı. Gecenin sonunda USDF Başkanı Emre Gezgin, SKAL Konya Başkanı Fatih İşkin’e SKAL Türkiye Federasyonu adına Atatürk’ün açtığı ilk TBMM’nin kapısının altın yaldızlı bir replikasını sunarak, SKAL Konya Kulübü'nün bu istisnai değerde organizasyonu gerçekleştirmesi ile SKAL Türkiye hareketinde yeni bir kapı açtığını ifade etti. Gezgin, SKAL Dünya Başkanı Denise Skrafton’a da Uluslararası SKAL Dernekleri Fedeasyonu'na bağlı kulüplerin flamasını takdim ederek, ziyaretlerinden ötürü teşekkürlerini sundu. USDF Genel Sekreteri Akın Okyay, Atatürk portreli seramiği Denise Skrafton’a hediye ederek teşekkürlerini sundu.







KARDEŞLİK VE İŞ BİRLİĞİ MESAJLARI PEKİŞTİRİLDİ



Üç gün boyunca Dedeman Otel’de çalışma toplantılarını sürdüren SKAL International ekibi, kalan zamanlarda Konya’nın kültürel ve tarihi zenginliklerini keşfetti. Program kapsamında Çatalhöyük ziyareti ve yöresel mutfak tanıtımı yapıldı. Heyet ayrıca Sille Aya Eleni Kilisesi’ni gezdi, Mevlâna Semâ Gösterileri’ni izledi, Mevlâna Müzesi ve çevresini ziyaret ederek kentin yerel lezzetlerini tatma imkânı buldu. Toplantılarda ayrıca SKAL Türkiye üyeleri, 2028 Dünya Kongresi’nin Konya’da düzenlenmesi yönündeki taleplerini dile getirdi. Selçuklu Kongre Merkezi’nin altyapısı ve kongre olanaklarının bu organizasyon için son derece uygun bir seçenek olduğunu vurgulayan SKAL Türkiye ekibi, bu sayede Konya’nın uluslararası turizmde daha görünür hale geleceğini ifade etti. SKAL International’ın Konya’daki toplantısı, hem yerel turizmin tanıtımına katkı sağladı hem de uluslararası düzeyde kardeşlik ve iş birliği mesajlarını pekiştirdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul polisinden “huzur” uygulaması]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-polisinden-huzur-uygulamasi/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul genelinde polis ekiplerince helikopter destekli “huzur” uygulaması yapıldı. Beyoğlu, Fatih ve Kadıköy başta olmak üzere birçok ilçede gerçekleştirilen denetimlere ilçe emniyet müdürlükleri, Asayiş, Özel Harekat ve Narkotik Suçlarla Mücadele şube müdürlüklerinden ekipler katıldı. Oluşturulan uygulama noktalarında durdurdukları araçları detaylı arayan ekipler, sürücü ve yolcuların kimliklerini kontrol etti. Taksim Meydanı ve Millet Caddesi’ndeki uygulama noktalarında […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 20 Ağu 2025 12:30:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul genelinde polis ekiplerince helikopter destekli "huzur" uygulaması yapıldı. Beyoğlu, Fatih ve Kadıköy başta olmak üzere birçok ilçede gerçekleştirilen denetimlere ilçe emniyet müdürlükleri, Asayiş, Özel Harekat ve Narkotik Suçlarla Mücadele şube müdürlüklerinden ekipler katıldı.



Oluşturulan uygulama noktalarında durdurdukları araçları detaylı arayan ekipler, sürücü ve yolcuların kimliklerini kontrol etti. Taksim Meydanı ve Millet Caddesi’ndeki uygulama noktalarında görevli ekipler, sürücülerin belgelerini inceledi, yolcuların Genel Bilgi Toplama (GBT) kontrollerini yaptı. Denetime, polis helikopteri de destek verdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gürok Grup’ta Kerem Kutbay’a turizmde önemli görev]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gurok-grup-ta-kerem-kutbaya-turizmde-onemli-gorev/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen özel şirket gruplarından Gürok Grup, turizm sektöründeki yatırım ve yapılanma hamlesini sürdürüyor. Grup bünyesindeki Antalya’nın köklü ve saygın tesislerinden Ali Bey Club & Park Manavgat’ta uzun yıllardır genel müdürlük görevini büyük bir başarıyla yürüten Kerem Kutbay, bu görevine ek olarak, Ali Bey Resort ve Gül Palas otellerinden sorumlu bölge genel müdürü olarak […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 19 Ağu 2025 13:08:26 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen özel şirket gruplarından Gürok Grup, turizm sektöründeki yatırım ve yapılanma hamlesini sürdürüyor. Grup bünyesindeki Antalya'nın köklü ve saygın tesislerinden Ali Bey Club & Park Manavgat’ta uzun yıllardır genel müdürlük görevini büyük bir başarıyla yürüten Kerem Kutbay, bu görevine ek olarak, Ali Bey Resort ve Gül Palas otellerinden sorumlu bölge genel müdürü olarak atandı.



Sektörde 30 yılı aşan derin tecrübesiyle tanınan Kerem Kutbay, yeni görevinde mevcut sorumluluğuna ek olarak grubun diğer güçlü markaları olan Ali Bey Resort Sorgun ve grubun Kütahya’daki tarihi konaklama tesisi Gül Palas’ın da yönetimsel liderliğini üstlenecek. Kutbay, turizm sektöründe 35 yılı aşkın birikimi ve tecrübesiyle Gürok Grup şirketlerinin vizyonuna uygun olarak, yenilikçi ve sürdürülebilir büyümeye yönelik projelerde sorumluluğu altında bulunan otellere liderlik edecek.



Küresel markalarla sürdürülebilir büyüme



Sofra camından hızlı tüketime, cam ambalajdan yapıya geniş bir sektörel alanda faaliyet gösteren Gürok Grup, turizm sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi vizyonuyla büyümeyi sürdürüyor. Grubun turizmde küresel fark yaratan markaları arasında; Antalya’da dünyanın en büyük tenis oteli unvanına sahip Ali Bey Hotels & Resorts, Akdeniz’in ilk villa oteli BIJAL ile Maldivler’deki ultra lüks segmentte misafir ağırlayan JOALI Maldives ve JOALI Being markaları bulunuyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Aylin Özsavaş: Sektörümüzde güven kaybı büyük tehlike]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/aylin-ozsavas-sektorumuzde-guven-kaybi-buyuk-tehlike/</link>
        <description><![CDATA[Son dönemde iki seyahat acentesinin vatandaşları mağdur etmesi, kamuoyunda büyük bir güvensizlik yarattı. Bu olaylar yalnızca bireysel mağduriyetlere sebep olmakla kalmadı, aynı zamanda sektörün itibarı üzerinde de olumsuz etkiler doğurdu. Konu hakkında açıklamalarda bulunan Aylin Özsavaş, şunları dile getirdi: “Sektörümüz yalnızca ekonomik katkısı ile değil, ülkemizin itibarı açısından da hayati öneme sahiptir. Vatandaşımızın güven duygusu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 18 Ağu 2025 17:02:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Son dönemde iki seyahat acentesinin vatandaşları mağdur etmesi, kamuoyunda büyük bir güvensizlik yarattı. Bu olaylar yalnızca bireysel mağduriyetlere sebep olmakla kalmadı, aynı zamanda sektörün itibarı üzerinde de olumsuz etkiler doğurdu. Konu hakkında açıklamalarda bulunan Aylin Özsavaş, şunları dile getirdi: 



"Sektörümüz yalnızca ekonomik katkısı ile değil, ülkemizin itibarı açısından da hayati öneme sahiptir. Vatandaşımızın güven duygusu sarsıldığında, sektörümüzün geleceği de tehlikeye girer. Böylesine önemli bir meselede TÜRSAB yönetimi, gerekli adımları atmaktan uzak durmaktadır. Vatandaşlarımız mağdur olurken, sektörümüz güven kaybı yaşarken, kurumun üzerine düşen bilgilendirme ve koruma görevlerini yerine getirmemesi kabul edilemez. TÜRSAB, sigorta kapsamı ve güvence mekanizmaları hususunda çalışmalar yapıp, vatandaşlarımızı hakları konusunda bilgilendirmeli, sektörümüzdeki yanlışlar tüm camiaya mal edilmeden çözmeliydi



SİGORTA SİSTEMİ DEVREYE GİRMELİ



Türkiye’de tatilcileri güvence altına alan etkin bir sistemin olmaması, mağduriyetlerin temel nedenidir. Oysa Avrupa’da bu konuda yıllardır uygulanan güçlü modeller bulunmaktadır. Özellikle İngiltere’de uygulanan sigorta sistemine benzer bir çalışmayı, Türkiye'de sigorta şirketleri ile de görüşerek hayata geçirmek mümkün. Nitekim, TÜRSAB’da Dış Turizm İhtisas Başkanı olarak görev yaptığı sürede Cem Polatoğlu, ayrıntılı bir rapor yönetim kuruluna sunmuş, maalesef sonuç alınamamıştır. Öncelikle ivedilikle sigorta ve teminat sistemini hayata geçirmeliyiz. Her seyahat acentesinin müşterilerden aldığı ödemeler, sigorta güvencesi altında olacak. Böylece, iflas veya sözleşme ihlali durumunda vatandaşlarımız tek kuruş kaybetmeyecek.



ETİK VE DENETİM KURULLARINI İŞLETECEĞİZ



Acentalarımızın etik dışı davranışlarının tüm sektöre mal edilmesini engelleyeceğiz. Sıkı denetimlerle sektörde yalnızca dürüst ve güvenilir işletmelerin varlığını sürdürebilmesi sağlanacak. Kamu spotları ile vatandaşlarımızı bilgilendireceğiz. TÜRSAB, vatandaşın yanında olan bir kurum olacak. Bu kapsamda, vatandaşlarımızı sigorta içeriği, hakları ve güvence mekanizmaları konusunda düzenli olarak bilgilendireceğiz. Vatandaşımızın hakkını korumak, sektörümüzün itibarını korumaktır. Vatandaşımızın hakkını, sektörümüzün itibarını ve geleceğini, ülkemizin turizm gücünü birlikte koruyacağız."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ATF25 Türkiye’den “eğitim şart” vurgusu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/atf25-turkiyeden-egitim-sart-vurgusu/</link>
        <description><![CDATA[22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde yedinci kez kapılarını açmaya hazırlanan Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25 Türkiye), turizm sektörüne ilgi çekici yenilikler kazandırmaya devam ediyor. Her yıl binlerce turizm profesyonelini turizmin başkenti Antalya’da buluşturan ATF25 Türkiye, yalnızca bir fuar olmanın ötesinde; bilgi paylaşımını teşvik eden, sektöre yenilikçi bakış açıları kazandıran ve geleceğin turizm vizyonunu şekillendiren bir platform […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 18 Ağu 2025 16:53:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[22-23-24 Ekim 2025 tarihlerinde yedinci kez kapılarını açmaya hazırlanan Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25 Türkiye), turizm sektörüne ilgi çekici yenilikler kazandırmaya devam ediyor. Her yıl binlerce turizm profesyonelini turizmin başkenti Antalya’da buluşturan ATF25 Türkiye, yalnızca bir fuar olmanın ötesinde; bilgi paylaşımını teşvik eden, sektöre yenilikçi bakış açıları kazandıran ve geleceğin turizm vizyonunu şekillendiren bir platform olma özelliği taşıyor.



Geçtiğimiz günlerde ATF25 Türkiye, İTÜ ARI Teknokent ve Antalya OSB Teknopark iş birliğiyle turizmde dijital ve yeşil dönüşümü destekleyecek "Start-Up Zone & Demoday" organizasyonunu tanıttı. Bu iş birliğiyle geleceği kodlayanları ATF Start-Up Adası'nda buluşturacağını açıklayan ATF25 Türkiye, bu yılın temasını "sürdürülebilir misafirperverlik" olarak belirledi. Bu tema kapsamında Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, genel panellerin yanı sıra turizmde “eğitim şart” vurgusunu da ön plana çıkarıyor.



Üç gün boyunca düzenlenecek "ATF25 Workshops" ile hizmet kalitesinin en önemli unsurlarından biri olan personel niteliği ve sürekli gelişim konularında eğitimler verilecek. Katılımcılar, alanında uzman isimlerden sektörde fark yaratacak bilgi, beceri ve vizyon kazandırmaya yönelik interaktif oturumlarla hem mevcut ekiplerini geliştirme hem de geleceğin turizm profesyonellerini yetiştirme konusunda ilham alacak.







ATF25 Workshops Programı:




Sürdürülebilir Misafirperverliğin Gizli Gücü: Yüksek Performanslı Ekipler – Makbule Dere (Kariyer ve Yönetici Koçu, Kurucu, Kimyager)



Yarınlara Misafir Olmak: Bugünden Yarını Tasarlamak – Bedri Nejat Ata (ICF Üyesi, Koç, Yönetim Danışmanı)



Kırılgan Ama Güçlü: Yeni Nesille Güvenli İlişkiler Kurmak – Serkan Öcal (Kurumsal Danışman, Profesyonel Koç)



Görünmeyeni Görmek: Misafir Yolculuğunun Sessiz Anları – Feyza Ayanoğlu (Profesyonel Koç, Bütünsel Deneyim Danışmanı)



Stres Yönetiminde Farkındalık: Mindfulness Temelli Liderlik Yaklaşımı – İlknur Düntaş (Profesyonel Koç)



Kendine Misafir Olmak – Ayçin Teker (Profesyonel Koç - PCC, Eğitmen)



Duygusal Zekâyla Yöneten Lider: İçsel Rotanı Keşfet – Asena Taniş Ulugergerli (Yönetici ve Takım Koçu, Yönetim Danışmanı, Eğitmen)



Statüyü Aş, Liderliği Yaşa: Dönüşüm ve Motivasyonun Şifreleri – Sinem Girenay (Profesyonel Koç)








Vizyonerlerin Buluşma Noktası: ATF25 Türkiye



Türkiye’nin ve Akdeniz’in en vizyoner turizm buluşması olan ATF25 Türkiye, bu yıl 40.000’in üzerinde profesyonel ziyaret ile gerçekleşecek. ATF25 Türkiye, yalnızca dünyanın dört bir yanından turizm profesyonellerini bir araya getirmekle kalmayacak; aynı zamanda turizmin niteliğini artırmaya ve sektöre katma değer üretmeye yönelik panellere ve workshop’lara ev sahipliği yapacak. Bu özelliğiyle ATF25, bir fuardan çok daha fazlası olarak turizmin vizyoner buluşması olmayı sürdürecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[WorldFood İstanbul zengin programıyla bu yıl da dikkatleri çekiyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/worldfood-istanbul-zengin-programiyla-bu-yil-da-dikkatleri-uzerine-cekiyor/</link>
        <description><![CDATA[Sektördeki son yenilikleri ve gıda trendlerini sergileme ve keşfetme imkânı sunan 33. Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı – WorldFood İstanbul, 2-5 Eylül 2025 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Fuar, 100 ülkeden 900’ü aşkın satın alma profesyonelini katılımcılar ile buluşturmak için hazırlıklarını sürdürüyor. 32. yılında ağırladığı katılımcı firma ve ziyaretçi sayısıyla rekor kıran […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Pts, 18 Ağu 2025 14:24:58 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sektördeki son yenilikleri ve gıda trendlerini sergileme ve keşfetme imkânı sunan 33. Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı – WorldFood İstanbul, 2-5 Eylül 2025 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Fuar, 100 ülkeden 900’ü aşkın satın alma profesyonelini katılımcılar ile buluşturmak için hazırlıklarını sürdürüyor.



32. yılında ağırladığı katılımcı firma ve ziyaretçi sayısıyla rekor kıran WorldFood İstanbul, bu yıl da Türk gıda sektörünün en uzun süredir düzenlenen fuarı olma unvanıyla hem güçlü bir iş platformu hem de bilgi paylaşımı, inovasyon ve sektörel iş birlikleri için önemli bir merkez olacak. Bu yıl Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Hindistan, İtalya, Tayland, Güney Kore, Mısır, Nijerya, Polonya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Arnavutluk gibi farklı coğrafyalardan katılım sağlayan ülkelerle birlikte ICA Events tarafından düzenlenen WorldFood İstanbul’un “bölgesel ve uluslararası bir vizyon platformu” olma özelliği daha da güçlenecek.



Fuarda 25’i aşkın tematik etkinlikte 100’ü aşkın fikir önderi ve şef, gerçekçi bir gelecek vizyonu göstermek üzere yeni eğilimleri, sektöre dair hedefleri, sürdürülebilir yatırımları, teknolojik gelişmeleri ve ihracat odaklı projeleri, yol gösterici pek çok konuyla birlikte "Food Arena" sahnesine taşıyacak. 4 gün boyunca 4 farklı ana tema altında ziyaretçilerine bilgi vermeye ve ilham olmaya hazırlanan Food Arena etkinliklerinde; 2 Eylül Salı günü “Büyük Resim: Gıda ve Tarımın Uyanışı”, 3 Eylül Çarşamba günü “Gezegenin Tabağı: İklim Dostu Akıllı Gıda”, 4 Eylül Perşembe günü “Geleceğin Kodu: Veriden Tabağa” ve fuarın son günü olan 5 Eylül Cuma tarihinde ise “Girişimcinin Mutfağı: Yarın Ne Yiyeceğiz?” konuları, birbirinden değerli sektör profesyonellerini tarafından ele alınacak.







WorldFood İstanbul, Gıda Dünyasının Geleceğini Sahnesine Taşıyor



İklim dostu çözümlerden yapay zekâ destekli gıda inovasyonlarına, yeni nesil tarımdan etik üretime kadar geniş bir yelpazede hazırlanan programıyla WorldFood İstanbul, bu yıl da ziyaretçilerine ilham vermeye devam edecek. Sektörde aktif rol oynayan kurumlarla yapılan iş birlikleri ve ortak küratörlerle hazırlanan Food Arena Konferans Sahnesi’nde, gıda dünyasının öncü isimleri değerli içgörülerini ve geleceğe dair beklentilerini paylaşacak. Food Arena Atölye Mutfağı’nda ise gün temalarına uygun olarak yıldız şefler, yaratıcı girişimciler ve trend belirleyen influencer’lar ağırlanacak. Atıksız tariflerden probiyotik atıştırmalıklara, vegan baklavalardan fermente tatlara kadar birbirinden yaratıcı reçeteler sahnede hayat bulacak. Katılımcı firmaların ürünleriyle hazırlanan özel sunumlar, sohbet ve etkileşim ortamında izleyicilere sunulacak.







YENİ ÜRÜNLERİ DENEYİMLEME VE NETWORKING İMKANI



Masterclass kapsamında düzenlenen rehberli fuar turlarıyla ilgi alanınıza en uygun markaları keşfedip, yeni ürünleri yerinde deneyimleme ve networking fırsatlarını yakalama imkânı sunulacak. Ayrıca, Food Tech Garage’da yapay zekâ destekli çözümlerden ileri dönüşüm projelerine, dijital tarımdan izlenebilir ambalaj teknolojilerine kadar geleceğin gıda dünyasını şekillendiren start-up’larla buluşma fırsatı olacak. Fuar Direktörü Semi Benbanaste, konu ile ilgili yaptığı açıklamada “WorldFood İstanbul olarak, sektördeki yenilikleri ve sürdürülebilir çözümleri öne çıkaran zengin etkinlikler ve programlar hazırlıyoruz. Katılımcılarımıza ilham verecek, iş birliklerini güçlendirecek ve geleceğin gıda dünyasını şekillendirecek fikirlerin paylaşıldığı dinamik bir platform sunmayı amaçlıyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek, gıda sektörünün gelişimine katkı sağlamaktan büyük heyecan duyuyoruz” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sirkeci Garı’nda restorasyon çalışmalarına başlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sirkeci-garinda-restorasyon-calismalarina-baslandi/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul’un simge yapılarından Sirkeci Garı’nın tarihi salonları ve içerisindeki İstanbul Demiryolu Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan restorasyon çalışmaları nedeniyle ziyarete kapatıldı. Yapılan incelemeler ve projeler doğrultusunda tarihi salonlar, aslına uygun şekilde yeniden düzenlenecek. Çatı, vitray, cephe ve iç mekan restorasyonu gerçekleştirilecek. Restorasyonun ilk etabının tamamlanmasının ardından garın salonları; müze, galeri ve tematik kültür […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 16 Ağu 2025 18:39:43 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul'un simge yapılarından Sirkeci Garı'nın tarihi salonları ve içerisindeki İstanbul Demiryolu Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan restorasyon çalışmaları nedeniyle ziyarete kapatıldı. Yapılan incelemeler ve projeler doğrultusunda tarihi salonlar, aslına uygun şekilde yeniden düzenlenecek. Çatı, vitray, cephe ve iç mekan restorasyonu gerçekleştirilecek. Restorasyonun ilk etabının tamamlanmasının ardından garın salonları; müze, galeri ve tematik kültür alanları için yeniden işlevlendirilerek koruma altına alınacak.



Garda, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla iki farklı müze ziyaretçilerini ağırlayacak. Demiryolları Müzesi'nin yanı sıra 1960'lı yıllarda Türklerin Avrupa'ya gidişindeki rolü nedeniyle bir de Göç Müzesi kurulacak. "Kültür Adası" kimliğiyle tasarlanan çalışmaların, 2026 yılında İstanbul Kültür Yolu Festivali'ne kadar tamamlanması hedefleniyor.







DEMİRYOLU TAŞIMACILIĞI DEVAM EDECEK



Restorasyon çalışmalarının danışma kurulunda Prof. Dr. Luca Molinari, Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Prof. Dr. Feridun Çılı, Han Tümertekin ve Beral Madra ile Türkiye Tasarım Vakfı'ndan isimler yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, restorasyon çalışmaları sonucunda garda Göç Müzesi, tematik müze ve resim galerisi gibi kültürel alanların oluşturulacağını aktarmıştı. Ayrıca, bu yapıların AVM veya otel olmayacağını belirtmişti. Restorasyon çalışmalarının ardından Sirkeci Garı'nda demiryolu taşımacılığı devam edecek.



GAR, 3 KASIM 1890'DA HİZMETE AÇILDI



İstanbul'un kültür zenginliğine güzellik katan iki eski tren garından biri olan Sirkeci Tren Garı, II. Abdülhamid'in dönemini simgeliyor. İstanbul'un Avrupa'ya açılan kapısı olan garın temeli, 11 Şubat 1888'de bir törenle atıldı ve gar, 3 Kasım 1890'da hizmete açıldı. Sirkeci Garı'nda Alman mimar Jasmund'un imzası bulunuyor. Oryantalizm akımının güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkan gar, taş ve tuğlalarla örülmüş Bizans stili duvarı, Selçuk üslubunu yansıtan oymalı kapısı ve at nalı şeklindeki kemerli pencereleriyle dikkat çekiyor. Gar, II. Abdülhamid'in demiryollarıyla ulaşıma olan inancının bir ürünü olarak da gösteriliyor.







ÜNLÜ ORIENT EXPRESS'İN SON DURAĞIYDI



Paris'ten İstanbul'a uzanan ünlü Orient Express'in son durağı olan gar, aynı zamanda bu özelliğiyle yalnızca bir ulaşım noktası değil, Batı ile Doğu'nun buluşma simgesi haline geldi. Orient Express, ilk kez Paris'ten yola çıkarak 4 Ekim 1883'te İstanbul'a ulaştı. Lüks vagonları, gümüş çatal bıçak takımları ve seçkin yolcu profili ile dönemin en prestijli tren hattı olarak ün kazandı. 1977'ye kadar İstanbul'a seferlerini sürdüren tren, Sirkeci Garı'na ulaştığında dönemin elitlerini, diplomatlarını, yazarlarını ve maceraperestlerini şehrin kalbine taşıdı. Agatha Christie, ünlü romanı "Doğu Ekspresinde Cinayet"i yazarken 1920'lerde ve 1930'larda İstanbul'a yaptığı Orient Express yolculuklarından ilham aldı.



HEM DİPLOMATİK HEM TURİSTİK HAREKETLİLİĞİN MERKEZİ



20. yüzyıl boyunca İstanbul'un Avrupa'ya açılan kapısı olarak hem diplomatik hem turistik hareketliliğin merkezi olan Sirkeci Garı, 2005'te açılan İstanbul Demiryolu Müzesi ile demiryolu mirasının korunup, sergilendiği bir kültür alanına dönüştü. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'na (TCDD) ait müzede sergilenen yaklaşık 300 eser arasında tren parçaları, fotoğraflar, istasyon ekipmanları ve lokomotif kabinleri bulunuyordu. Sirkeci Garı ve tarihi salonları, bugüne kadar ayrıca birçok festivale, şenliğe, dergi fuarlarına ve konserlere ev sahipliği yaptı. 2013'te Marmaray tünel hattının açılmasıyla Sirkeci Garı'ndaki raylı ulaşım durduruldu. Ancak 2024'te T6 tramvay hattı üzerinden yeniden hizmete açıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yabancı arkeologların gezisi İstanbul’da sona erdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yabanci-arkeologlarin-gezisi-istanbulda-sona-erdi/</link>
        <description><![CDATA[Yunus Emre Enstitüsü’nün (YEE) davetiyle Türkiye’ye gelerek Troya, Efes, Teos, Zeugma, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi tarihi alanları ziyaret eden arkeologların katıldığı “Türk Arkeolojisi Yaz Okulu” programı, İstanbul gezisiyle sona erdi. YEE’nin Anadolu’daki uygarlıkların çok katmanlı geçmişini tanıtmak amacıyla hayata geçirdiği yaz okulu kapsamında 16 ülkeden gelen sanat tarihi uzmanları ve arkeologlardan oluşan 20 kişi, binlerce […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 15 Ağu 2025 09:48:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Yunus Emre Enstitüsü'nün (YEE) davetiyle Türkiye'ye gelerek Troya, Efes, Teos, Zeugma, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi tarihi alanları ziyaret eden arkeologların katıldığı "Türk Arkeolojisi Yaz Okulu" programı, İstanbul gezisiyle sona erdi. YEE'nin Anadolu'daki uygarlıkların çok katmanlı geçmişini tanıtmak amacıyla hayata geçirdiği yaz okulu kapsamında 16 ülkeden gelen sanat tarihi uzmanları ve arkeologlardan oluşan 20 kişi, binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirası yakından tanıma fırsatı buldu.



Arkeoloji, sanat tarihi, müzecilik ve antropoloji alanlarında görev yapan ziyaretçiler için kapsamlı gezi ve seminer programları düzenlendi. Çanakkale, İzmir, Gaziantep, Şanlıurfa ve Ankara'da bilimsel içerikli seminerlerin yanı sıra arkeolojik alanlarda yapılan inceleme gezilerine katılan davetliler, İstanbul'da sona eren program kapsamında Topkapı Sarayı, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Kapalıçarşı, İstanbul Deniz Müzesi ve Galata Mevlevihanesi gibi tarihi yapıları ziyaret etti.







16 ÜLKEDEN 20 ARKEOLOG VE AKADEMİSYEN KATILDI



Proje Koordinatörü Emre Çağlayan, etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada katılımcıların büyük bölümünün alanlarında uzman arkeologlardan oluştuğunu belirterek, davetlilere Türkiye'nin arkeolojik yöntemlerini ve teknolojilerini yerinde göstermek istediklerini söyledi. Çağlayan; Kanada, Danimarka, İtalya, Arnavutluk, Kosova, Mısır, Tunus, Hindistan ve Meksika'nın da aralarında bulunduğu 16 ülkeden gelen 20 arkeolog ve akademisyenin Troya, Efes, Teos, Zeugma, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi alanları gezerek kazı başkanları ve müze yetkililerinden bilgi aldığını anlattı.







"AKADEMİK BİLGİ ALIŞVERİŞİNİ GERÇEKLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ"



Projeyle yurt dışındaki arkeologlarla Türkiye'deki arkeologları bir araya getirdiklerini aktaran Emre Çağlayan; "Bir kültürel alışverişin haricinde akademik bilgi alışverişini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Enstitünün amaçlarından birisi, Türkiye'nin hem kültürel değerlerini göstermek hem kültür-sanat çalışmalarını öğretebilmek ve tanıtabilmek hem de Türkçe öğretebilmek. Bunun da en önemli yolunun alanda, yerinde yapabilmek olduğuna inandık. Bu yüzden arkeologlarımızı getirdik ve 'Türk Arkeolojisi Yaz Okulu' programı bu şekilde başladı" ifadelerini kullandı.







"UYGULAMALAR, PROFESYONELLİK BENİ ÇOK ETKİLEDİ"



Program katılan Kosova Vushtrri Müze Müdürü Shukrane Begu ise programın kendisi için öğretici olduğunu söyledi. Begu, Türk Arkeolojisi Yaz Okulu'nu Kosova'daki Yunus Emre Enstitüsü'nden öğrendiğini aktararak; "Böyle bir fırsat olduğunu öğrenince hiç düşünmeden başvurdum. Çünkü programın içeriği alanımla doğrudan örtüşüyordu. Kabul edildiğim için çok mutlu oldum" dedi. Özellikle müzecilik uygulamaları açısından ilham verici bir program olduğunu dile getiren Begu; "Bizim müzemiz henüz 20 yıllık. Çünkü 26 yıl önce ülkemizde savaş yaşandı ve birçok kültürel yapı yok oldu. Bu programda gördüğüm uygulamalar, profesyonellik beni çok etkiledi" diye konuştu.







"GERÇEKTEN ÇOK İYİ KORUYOR VE TANITIYORSUNUZ"



Shukrane Begu, Türkiye'nin tarihi eserlerini koruma ve sergileme konusundaki hassasiyetini de kaydederek, sözlerine şöyle devam etti: "Gerçekten çok iyi koruyor ve tanıtıyorsunuz. Bu, takdir edilmesi gereken bir başarı. Her ülkenin başaramayacağı bir organizasyon ve anlayış söz konusu. Kardeş şehirler gibi, kardeş müzeler de olabilir. Bu, hem bilgi paylaşımı hem de genç müzecilerin eğitimi açısından çok önemli olur. Geri döndüğümde ilk işim, burada öğrendiklerimi kendi müzemde uygulamak ve meslektaşlarıma aktarmak olacak."







"AKADEMİK ÇALIŞMALARA ÇOK FAYDASI OLACAK"



Programa Tahran'dan katılan İran Kültürel Miras Enstitüsü Öğretim Üyesi Maryam Dara da Urartu yazıtları üzerine çalıştığını belirterek, programa katılma sürecini ve deneyimlerini şöyle anlattı: "Yaz okulunu İran'daki Yunus Emre Enstitüsü aracılığıyla öğrendim. Uzmanlık alanım Urartu dönemi. Van bölgesine daha önce araştırma için çok kez geldim. Ancak Göbeklitepe ve Karahantepe'yi hep merak ediyordum, bugüne kadar ziyaret edememiştim. Bu program sayesinde o büyük hayalim gerçekleşti." Maryam Dara, sadece kazı alanları değil, müzelerde gördüğü eserlerin de akademik çalışmaları açısından son derece kıymetli olduğunu kaydetti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Uluslararası Taşköprü Sarımsak Festivali başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/uluslararasi-taskopru-sarimsak-festivali-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde bu yıl 35’incisi düzenlenen Uluslararası Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivali başladı. Türk ve yabancı halk oyunları ekiplerinin gösterileri yoğun ilgi gördü. Festival, ilçeye adını veren tarihi köprüde kurdelenin kesilmesi ve kortej yürüyüşüyle başladı. Festivale katılan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan ile çok sayıda davetli, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 15 Ağu 2025 09:11:42 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde bu yıl 35'incisi düzenlenen Uluslararası Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivali başladı. Türk ve yabancı halk oyunları ekiplerinin gösterileri yoğun ilgi gördü.



Festival, ilçeye adını veren tarihi köprüde kurdelenin kesilmesi ve kortej yürüyüşüyle başladı. Festivale katılan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan ile çok sayıda davetli, fuar alanına kurulan stantları gezdi. 



Katılımcılar, daha sonra Süleyman Demirel Caddesi üzerinden kortejle yürüyerek Pompeiopolis Tarım, Orman, Hayvancılık ve Tarımsal Gıda Fuar Alanı'na geçti. Burada fuarın açılış kurdelesini kesen Vali Dallı, Kaymakam Demirdağ ve Başkan Arslan, fuar alanındaki tarımsal araçları inceledi. Davetliler, tekrar kortejle festivalin düzenlendiği Cumhuriyet Meydanı'na kadar yürüdü.







"ŞEHRİMİZİN TANITIMINA SAĞLADIĞI KATKIYLA BÜYÜK BİR DEĞER"



Festivalin açılışında konuşan Vali Meftun Dallı; "Kastamonu'muzun bereketli topraklarının bizlere armağanı olan dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağı sadece eşsiz lezzetiyle değil, şehrimizin tanıtımına sağladığı katkıyla da büyük bir değerdir. Bu değer, yüzyıllardır bu topraklarda alın teriyle, sabırla, sevgiyle üretilmiş, günümüzde artık uluslararası bir marka haline gelmiştir. Bu festival sadece sarımsağımızı değil, Taşköprü'nün ve Kastamonu'nun kültürünü, tarihini, geleneklerini ve misafirperverliğini de dünyaya tanıtma imkanı sunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışından gelen misafirlerimizle birlikte kültürlerimizi paylaşacak, dostluk köprüleri kuracağız. Temennimiz, bu festivalin ilçemize, ilimize ve ülkemize hayırlı olması, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmesidir" dedi.







"İLÇEMİZ, ÜÇ FARKLI SİT ALANINI İÇİNDE BARINDIRAN ENDER BİR KENT"



Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan ise; "Güzel ilçemiz, tarihi ve kültürel değerlerinin yanında doğal güzellikleri ile de övünmeyi hak eden bir kimliğe sahiptir. Bizim ise yerel yönetim olarak amacımız, var olan bu değerleri ülkemize ve dünyaya tanıtmak ve bu haklı gururu yaşamaktır. Taşköprü ilçemiz arkeolojik, kentsel ve doğal sit alanları olmak üzere üç farklı sit alanını içinde barındıran ender, bir o kadar da örnek bir kent konumundadır. Bizler, sahip olduğumuz değerleri biliyoruz. Bu değerleri nasıl korumalıyızın, asıl tanıtmalıyızın mücadelesi içerisindeyiz. Mevcutları korumanın yanında gün ışığına çıkmayanları da ortaya çıkarıp, gelecek kuşaklara ulaştırmak durumundayız" diye konuştu.







"BEYAZ ALTIN, DÜNYANIN EN KALİTELİ SARIMSAĞI"



"Beyaz altın" olarak adlandırılan sarımsağın dünyanın en kaliteli sarımsağı olduğunu söyleyen Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Taşköprü Belediyesi tarafından 35 yıldır adına ülkemizde tek olan Sarımsak Festivali düzenlenmektedir. Bizim ilçemiz, tarım ve hayvancılık konusunda da son derece uygun arazi ve bitki örtüsüne sahip durumdadır. İlçemize kazandırılan barajların sulama kanalları tamamlandığında, tarıma elverişli alan 39 bin hektar olacaktır. Geçimini tarımdan sağlayan aile sayısı ise 6 bin 500 kadardır. Bilimsel açıdan her türlü değeri ispatlanmış olan ve adına festivaller düzenlediğimiz 'beyaz altın' sarımsağımız, dünyada hak ettiği durumdadır ve ayrıca her medeniyet tarafından da bilinmektedir. Gerek ülkemizde gerek dünya genelinde birçok bölgede sarımsak yetişmesine rağmen kansere karşı etkili selenyum maddesi, Taşköprü sarımsağının içeriğinde bulunmaktadır. Bu da bizim sarımsağımızı benzerleri arasında farklı kılan en büyük özelliktir."







HALK OYUNLARI GÖSTERİLERİ İLGİYLE KARŞILANDI



Konuşmaların ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Meksika, Ukrayna, Yunanistan, Polonya ve Taşköprü halk oyunları ekipleri gösterilerini sundu. Türk ve yabancı ekiplerin gösterileri yoğun ilgi gördü. 17 Ağustos Pazar günü akşam saatlerine kadar devam edecek olan festival, çok sayıda etkinlik ve konsere ev sahipliği yapacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Göbeklitepe yeni yüzüyle ziyaretçilerin hizmetine sunulacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gobeklitepe-yeni-yuzuyle-ziyaretcilerin-hizmetine-sunulacak/</link>
        <description><![CDATA[Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Göbeklitepe ‘nin yeni yüzüyle ziyaretçilerin hizmetine sunulacağını, yıl sonuna kadar 1000 araçlık otopark ile yeni yürüyüş yollarının faaliyete gireceğini bildirdi. Valilikten yapılan açıklamaya göre Vali Şıldak; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından desteklenen Karahantepe ile Göbeklitepe’de yapımı süren kazı evleri, yürüyüş yolları ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 13 Ağu 2025 01:09:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Göbeklitepe 'nin yeni yüzüyle ziyaretçilerin hizmetine sunulacağını, yıl sonuna kadar 1000 araçlık otopark ile yeni yürüyüş yollarının faaliyete gireceğini bildirdi. 



Valilikten yapılan açıklamaya göre Vali Şıldak; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından desteklenen Karahantepe ile Göbeklitepe'de yapımı süren kazı evleri, yürüyüş yolları ve arkeolojik alanlarda incelemelerde bulundu. Açıklamada görüşlerine yer verilen Şıldak, yeni yatırımlarla birlikte bu alanlarda turizm patlaması beklediklerini belirtti. 



Göbeklitepe'nin yeni yüzüyle ziyaretçilerin hizmetine sunulacağını, yıl sonuna kadar 1000 araçlık otopark ile yeni yürüyüş yollarının faaliyete gireceğine dikkat çeken Vali Hasan Şıldak, şunları kaydetti: "Göbeklitepe'de yürüyüş yollarımız yenileniyor. Artık gelen ziyaretçilerimiz, daha geniş cepheden yürüyüş yollarına sahip olacak bu alanda daha güzel bir izleme imkanı bulacak; daha konforlu bir yürüyüşle genişleyen bir güzergahta yeni bir yüzle karşılaşacaklar. Tabii ki en önemli olan hususlardan bir tanesi de yoğun günlerde, özellikle uzun tatillerde çok ziyaretçi aldığı için burada bir otopark sorunu yaşıyorduk. Artık daha geri noktada geniş bir otoparkla 1000'e yakın aracın park edebileceği ve yeni bir karşılama merkeziyle de bu bölge desteklenecek. Bu iki proje çalışmamız, yıl sonundan önce tamamlanmış olacak."







6 BİN METREKARENİN ÜZERİNDE BİR ALAN KAPATILACAK



Göbeklitepe yolunda bölünmüş yol çalışmalarının yakında başlayacağını vurgulayan Şıldak, Karahantepe'de kazı evi ve araştırma merkezi inşaatıyla ilgili sürecin devam ettiğini, çatı çalışmasıyla ilgili de hazırlık aşamasında olduklarını dile getirdi. Karahantepe'deki üst örtünün Göbeklitepe'nin çatısının 3-4 katı büyüklüğünde bir alan olduğunu aktaran Şıldak, 6 bin metrekarenin üzerinde bir alanın kapatılacağını kaydetti.







CİDDİ BİR JEOMANYETİK ÖLÇÜM ÇALIŞMASI YAPILACAK



Taş Tepeler Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul ise arkeolojik kazıların yaklaşık 100 kişilik ekiple devam ettiğini belirtti. Karul, Taş Tepeler Projesi içerisinde yer alan 6 noktada kazı çalışmalarının sürdüğünü, bu ay içinde 10 noktanın tamamında kazı çalışmalarının başlayacağını, 3 ayrı alanda da yüzey araştırmalarının yapıldığını söyledi. Göbeklitepe'de ciddi bir jeomanyetik ölçüm çalışması planladıklarını vurgulayan Prof. Dr. Necmi Karul, Taş Tepeler Projesi ile burada önceliklerinin koruma ve restorasyon olduğunu, Göbeklitepe'de C yapısında sağlamlaştırma çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Thames Nehri’nin bilinmeyen yüzü: Gelgitlerin açığa çıkardığı sırlar]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/thames-nehrinin-bilinmeyen-yuzu-gelgitlerin-aciga-cikardigi-sirlar/</link>
        <description><![CDATA[Londra’ya adım atan herkes, önce şehrin görkemli yapılarıyla büyülenir: Westminster Sarayı, Tower Bridge, St. Paul’s Katedrali. Ancak bu görkemin ardında yüzyıllardır Londra’yı besleyen bir damar var: Thames Nehri. THAMES’İN KÖKENİ VE YOLCULUĞU İngiltere’nin güneybatısında, Gloucestershire’daki Cotswolds Tepeleri’nden doğan Thames, yaklaşık 346 km boyunca İngiltere’nin kalbinden geçer. Windsor, Reading ve Oxford gibi tarihi kentlerden geçerek Londra’ya […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Sal, 12 Ağu 2025 20:41:49 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Londra’ya adım atan herkes, önce şehrin görkemli yapılarıyla büyülenir: Westminster Sarayı, Tower Bridge, St. Paul’s Katedrali. Ancak bu görkemin ardında yüzyıllardır Londra’yı besleyen bir damar var: Thames Nehri.



THAMES’İN KÖKENİ VE YOLCULUĞU



İngiltere’nin güneybatısında, Gloucestershire’daki Cotswolds Tepeleri’nden doğan Thames, yaklaşık 346 km boyunca İngiltere’nin kalbinden geçer. Windsor, Reading ve Oxford gibi tarihi kentlerden geçerek Londra’ya ulaşır ve nihayet Kuzey Denizi’ne dökülür. Nehir, Londra’nın tam ortasından kıvrılarak geçerken sadece bir su yolu değil; aynı zamanda şehrin tarihi, ticareti ve kültürüyle örülmüş bir yaşam hattı olmuştur.







TİCARETİN ATARDAMARI



Roma döneminde "Londinium" adını taşıyan şehir, Thames kıyısında kuruldu. Çünkü bu nehir, hem iç bölgelere hem de denize açılan güvenilir bir rota sunuyordu. Yüzyıllar boyunca gemiler; şarap, baharat, ipek, kömür ve tahıl gibi malları taşıdı. Orta Çağ’dan Victoria Çağı'na kadar Thames, dünyanın en işlek limanlarından biri olarak Londra’yı küresel ticaretin merkezine yerleştirdi.



GELGİTİN RİTMİ



Thames, günde iki kez yaşanan gelgitlerle su seviyesini 6–7 metreye kadar değiştirir. Bu yüzden iskeleler ve köprü ayakları, gelgit farkına uyum sağlayacak şekilde inşa edilir. Ulaşım, ticaret ve nehir taşımacılığı, bu doğal ritme göre planlanır.







ÇAMURUN ALTINDAKİ TARİH



Gelgit çekildiğinde, nehrin kıyılarında geniş çamur alanları ortaya çıkar. Bu çamurlar, oksijensiz yapısıyla ahşap, deri, metal ve seramik gibi malzemeleri yüzyıllarca bozulmadan korur. Burada Tudor döneminden kalma bir ayakkabı tabanı, Roma dönemi bir amfora parçası veya Orta Çağ madeni parası bulmak mümkündür.



MUDLARKER: THAMES’İN GİZLİ ARKEOLOGLARI



Bu hazineleri keşfetme işi, tarih boyunca farklı anlamlar taşıdı. 18. ve 19. yüzyılda “mudlark” kelimesi, nehir kenarında satılabilecek eşyaları toplayarak geçimini sağlayan yoksul insanlar için kullanılıyordu. Günümüzde ise "mudlarking", Port of London Authority’den alınan resmî bir izin belgesi ile yapılan bir hobi arkeoloji faaliyeti. Bu izin sayesinde çamurdan çıkarılan tüm buluntular, "Portable Antiquities Scheme" kapsamında kayıt altına alınıyor ve değerli olanlar müzelere bağışlanıyor. Böylece, Londra’nın kültürel mirası korunmuş oluyor.







MÜZELERE KATKI



London Museum of Docklands ve British Museum gibi kurumlar, mudlarker’ların bağışladığı sayısız esere ev sahipliği yapıyor. Roma döneminden kalma mozaikler, Orta Çağ takıları, hatta II. Dünya Savaşı’ndan kalma kişisel eşyalar… Her biri, Thames’in yüzyıllardır Londra’nın hafızasını sakladığının kanıtı.



TURİST GÖZÜYLE THAMES



Thames kıyısında yürürken, sadece suya bakan bir gezgin değilsiniz; şehrin ticari geçmişine, günlük yaşamına ve gizli hikâyelerine tanıklık ediyorsunuz. Gelgit saatlerini takip ederek nehir kenarındaki çamurlara inmek, Londra’da yapılacak en farklı deneyimlerden biri. Belki de elinize alacağınız küçük bir obje, yüzyıllar öncesinden bir Londralının hayatına dokunmuş olacaktır. Ben bu fırsatı bolca çakmak taşı toplayarak geçirdim.



Hareketli iskele, nehir yükseldikçe yükseliyor ve gemiler bu şekilde yanaşıyor.



Gelgit sonrası nehrin yükselmesi.



Şehrin her yeri şehir heykelleri ve sanatsal çalışmalarla dolu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Water flows again in the Roman bath of Stratonikeia after 1,900 years]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/water-flows-again-in-the-roman-bath-of-stratonikeia-after-1900-years/</link>
        <description><![CDATA[In the Stratonikeia Ancient City, located in the Yatağan district of Muğla, water has been directed into the pool of the Roman bath for the first time in 1,900 years, following the completion of excavation and restoration works. Stratonikeia, which is on the UNESCO World Heritage Tentative List, is known as “the City of Gladiators” […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Sal, 12 Ağu 2025 01:33:17 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[In the Stratonikeia Ancient City, located in the Yatağan district of Muğla, water has been directed into the pool of the Roman bath for the first time in 1,900 years, following the completion of excavation and restoration works.



Stratonikeia, which is on the UNESCO World Heritage Tentative List, is known as “the City of Gladiators” and is considered among the largest marble cities in the world. Excavations that began in 1977 continue to this day. The ancient city is significant not only for the Hellenistic, Roman, and Byzantine periods, but also for the Menteşe Beylik, Ottoman, and Republican eras. New artifacts are being unearthed, and historical structures within the city are being restored.



Professor Dr. Bilal Söğüt, Head of the Stratonikeia and Lagina Excavation Team, stated that in this historically important area—one of the most significant cities of the Caria region—they are conducting archaeological excavations, restoration, and architectural drawing works on various structures dating from ancient times to the present. He emphasized that the works carried out in the Roman bath under the “Heritage for the Future Project” are particularly exciting: 



“We have completed our excavation and conservation work here. Just as it was 1,900 years ago, we released the water back through the same channel, and it started flowing into the pool. It created an exciting atmosphere. In terms of leaving a heritage for the future, we have created a place that visitors can see, experience, and enjoy.” Prof. Dr. Söğüt added that, especially during these days of peak summer heat, visitors often try to enter the pool, but they explain that it is meant only for viewing. Their aim is to show how these pools functioned during the Roman period.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Stratonikeia’nın Roma hamamında 1900 yıl sonra su aktı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gladyatorler-kenti-stratonikeia-nin-roma-hamaminda-1900-yil-sonra-su-akti/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’nde bulunan Roma hamamında yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından 1900 yıl aradan sonra havuza su akıtıldı. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan, “Gladyatörler kenti” olarak bilinmesinin yanı sıra dünyanın en büyük mermer kentleri arasında gösterilen Stratonikeia’da, 1977’de başlayan kazı çalışmaları devam ediyor. Helenistik, Roma ve Bizans’ın yanı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Sal, 12 Ağu 2025 01:28:14 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti'nde bulunan Roma hamamında yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından 1900 yıl aradan sonra havuza su akıtıldı.



UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan, "Gladyatörler kenti" olarak bilinmesinin yanı sıra dünyanın en büyük mermer kentleri arasında gösterilen Stratonikeia'da, 1977'de başlayan kazı çalışmaları devam ediyor. Helenistik, Roma ve Bizans'ın yanı sıra Menteşe Beyliği, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri için de önem taşıyan antik kentte yeni eserler gün yüzüne çıkarılıyor, kentteki tarihi yapılar restore ediliyor.



Stratonikeia ve Lagina Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Karia bölgesinin en önemli kentlerinden biri olan tarihi alanda antik dönemlerden bugüne gelen farklı yapılarda arkeolojik kazı, restorasyon ve çizim çalışması yürüttüklerini söyledi. Özellikle Roma hamamında Geleceğe Miras Projesi kapsamında yaptıkları çalışmaların heyecan verici olduğunu belirten Söğüt; "Burada kazı ve konservasyon çalışmalarımızı bitirdik. 1900 yıl öncesinde olduğu gibi aynı kanaldan suyu tekrar saldık ve havuza su akmaya başladı. Heyecan verici bir ortam oluştu. Geleceğe miras bırakmak anlamında ziyaretçilerin gezip görebilecekleri ve gezdiklerinde mutlu olacakları bir ortam oluştu" dedi.



Prof. Dr. Bilal Söğüt, özellikle hava sıcaklıklarının en yüksek olduğu bugünlerde ziyaretçilerin havuza girmek için çaba gösterdiğini, ancak havuzun sadece bakmaları için yapıldığını söylediklerini, Roma döneminde bu havuzların nasıl çalıştığını göstermek istediklerini dile getirdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Uçarsu Şelalesi serinlemek isteyenlerin adresi oldu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ucarsu-selalesi-serinlemek-isteyenlerin-adresi-oldu/</link>
        <description><![CDATA[Antalya’nın Kaş ilçesinde yer alan ve Batı Toroslar’ın ikinci yüksek tepesi olan Akdağ’ın eteklerindeki Uçarsu Şelalesi ve Yeşilgöl, doğal güzellikleriyle sıcak yaz günlerinde serinlemek isteyenlerin uğrak noktası haline geldi. 1800 metre rakımdaki Akdağ’ın yamaçlarından eriyen kar sularının beslediği Yeşilgöl, soğuk suyu ile yazın kavurucu sıcaklarından bunalan bölge halkı ve turistleri ağırlıyor. Gömbe Ovası’na doğru akan, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 12 Ağu 2025 01:07:41 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya'nın Kaş ilçesinde yer alan ve Batı Toroslar'ın ikinci yüksek tepesi olan Akdağ'ın eteklerindeki Uçarsu Şelalesi ve Yeşilgöl, doğal güzellikleriyle sıcak yaz günlerinde serinlemek isteyenlerin uğrak noktası haline geldi.



1800 metre rakımdaki Akdağ'ın yamaçlarından eriyen kar sularının beslediği Yeşilgöl, soğuk suyu ile yazın kavurucu sıcaklarından bunalan bölge halkı ve turistleri ağırlıyor. Gömbe Ovası'na doğru akan, toplam alanı 50 dekar olan göl, yeşilin tüm tonlarını barındıran rengiyle ilgi görüyor.



Akdağ'ın eteklerinden ve Yeşilgöl'den gelen kaynakların birleşmesiyle 50 metre yükseklikten beyaz köpükler saçarak Gömbe Ovası'na akan Uçarsu Şelalesi, Gömbe Yaylası'nın içinden geçip Gömbe ve Elmalı ovalarına hayat veren Çayboğazı Barajı'nı da besliyor. Bölgeyi ziyaret eden Ali Göksun, Antalya'da sahillerin ve kentin çok sıcak olduğunu sıcak yaz günlerinde şelaleye geldiklerini söyledi.







"DOĞADAN GELEN SUYUN BERRAKLIĞI HARİKA"



Uçarsu Şelalesi'nin manzarası, doğası ve suyuyla çok güzel bir yer olduğunu belirten Göksun; "Türkiye'nin her yerinden vatandaşlar buraya geliyor. Hiçbir yerde böyle bir soğuk su yoktur herhalde. Doğadan gelen suyun berraklığı harika. Eskiden suyumuz çok akıyordu şimdi ise kuraklık nedeniyle biraz az geliyor ama eski günlerini aratmıyor" dedi. İstanbul'dan ziyarete gelen Mustafa Kuşcu ise şelalenin suyunun çok soğuk olduğunu ve hayran kaldıklarını dile getirdi. Kuşcu, suyun akışını görmek ve Gömbe Yaylası'nda serinlemek için ailesi bölgeyi ziyaret ettiklerini dile getirdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Geleceği kodlayanlar ATF Start-Up Adası’nda!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gelecegi-kodlayanlar-atf-start-up-adasinda/</link>
        <description><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25 Türkiye) yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da önde gelen girişimcilik ve teknoloji geliştirme merkezlerinden biri olan İTÜ ARI Teknokent ve Antalya OSB Teknopark ile önemli bir iş birliğine imza attı. Turizm sektöründeki dijital ve yeşil dönüşümü desteklemeyi amaçlayan bu stratejik iş birliği, Start-Up Zone & Demoday organizasyonu ile girişimcilik ve inovasyon […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 08 Ağu 2025 19:44:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25 Türkiye) yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da önde gelen girişimcilik ve teknoloji geliştirme merkezlerinden biri olan İTÜ ARI Teknokent ve Antalya OSB Teknopark ile önemli bir iş birliğine imza attı. Turizm sektöründeki dijital ve yeşil dönüşümü desteklemeyi amaçlayan bu stratejik iş birliği, Start-Up Zone & Demoday organizasyonu ile girişimcilik ve inovasyon odağında turizm sektörünün geleceğini şekillendirmeyi hedefliyor.



Geçtiğimiz haftalarda Antalya OSB Teknopark öncülüğünde Antalya’da imzalanan üçlü protokol kapsamında, teknoloji odaklı start-up’ların turizm sektörüyle buluşturulması ve sektöre yenilikçi katkılar sunması amaçlanıyor. Bu iş birliği sayesinde girişimciler, ATF25 Türkiye çatısı altında ulusal ve uluslararası yatırımcılarla buluşma, "ATF Start-Up Adası" adı altında ücretsiz stant alanı, sahne sunumları ve B2B görüşmeler gibi önemli fırsatlara erişebilecek.



Başvuru ve Değerlendirme Takvimi



● Ağustos 2025: Çağrı açılışı ve girişim duyuruları● Eylül 2025: Ön eleme ve detaylı değerlendirme● Ekim 2025: Jüri finali ve stant yerleşimi● 23 Ekim 2025: Demoday - Yatırımcı ve mentör sunumları● 22-23-24 Ekim 2025: ATF25 Türkiye’de sergileme ve B2B görüşmeler







Yeni Nesil Turizm Projelerine Destek



İş birliği ile; dijital turizm çözümleri, sürdürülebilirlik teknolojileri, misafir deneyimi platformları veseyahat veri analitiği gibi alanlarda çalışan girişimlerin desteklenmesi ve bu alanda ölçeklenebilir birbüyüme ortamının oluşturulması amaçlanıyor. Taraflar, bu sürecin Türkiye’deki yatırım ekosistemineyeni oyuncular kazandıracağına ve turizm sektörünün teknoloji adaptasyonunu hızlandıracağınainanıyor.







“Yenilikçi Projeleri Desteklemeye Devam Ediyoruz”



ATF Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral, iş birliği hakkında şu açıklamalarda bulundu: “2019 yılında ‘Turizm memleket meselesidir’ anlayışıyla başladığımız ATF yolculuğumuz, her geçen yıl gelişerek Türkiye turizminin kalbi haline geldi. Bu süreçte ülkemize fikir, bilgi ve iş temelinde uluslararası bir paylaşım merkezi kazandırdık. ATF25 itibarıyla, sektörümüzün heyecanına ortak olacak start-up projelerini de destekleyerek katma değer yaratmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle katkı sunabilecek herkesi ATF’nin yenilikçi vizyonuna ve heyecanına davet ediyorum.” 



ATF25 Türkiye, Türk turizmine katkı ve katma değer yaratan herkesin buluştuğu bir buluşma merkezi olmaya ve Türk hizmet etmeye devam ediyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kapadokya’da figürlü sıcak hava balonları gösteri uçuşu yaptı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kapadokyada-figurlu-sicak-hava-balonlari-gosteri-ucusu-yapti/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bu yılki 8’inci ayağı olan Nevşehir’de, etkinlikler kapsamında figürlü sıcak hava balonları gösteri uçuşu yaptı. Kapadokya’dakilerin yanı sıra çeşitli ülkelerden etkinlikler için getirilen figürlü sıcak hava balonları, Göreme beldesindeki festival alanında günün ilk ışıklarıyla görevlilerce uçuş için hazırlandı. Renkli görüntülerin ortaya çıktığı alanda yerli ve yabancı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 08 Ağu 2025 09:29:23 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin bu yılki 8'inci ayağı olan Nevşehir'de, etkinlikler kapsamında figürlü sıcak hava balonları gösteri uçuşu yaptı. Kapadokya'dakilerin yanı sıra çeşitli ülkelerden etkinlikler için getirilen figürlü sıcak hava balonları, Göreme beldesindeki festival alanında günün ilk ışıklarıyla görevlilerce uçuş için hazırlandı.



Renkli görüntülerin ortaya çıktığı alanda yerli ve yabancı turistler, etkinliğe katılan balonların görsel şölenini izledi. Türkiye'nin yanı sıra 27 ülkeden gelen; "papağan", "inek", "otomobil", "kurbağa", "roket", "kalp" ve "kurt" gibi 40 figürlü balon, Göreme beldesinden kalkış yaptıktan sonra vadilerin üzerinde yaklaşık 30 dakika boyunca uçtu.







"MASALSI BİR COĞRAFYA"



Nevşehir Valisi Ali Fidan, gazetecilere yaptığı açıklamada Kapadokya'nın doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle masalsı bir coğrafya olduğunu belirterek, sıcak hava balonlarının bölgeye farklı bir ahenk kattığını söyledi. Nevşehir'in festival dolayısıyla etkinliklere ev sahipliği yaptığını kaydeden Fidan; "Kapadokya, balon uçuşlarıyla dünyanın en önemli merkezlerinden birisi durumunda. Farklı figürleri içeren balonlarla bölge semaları güzelleşiyor. Geçen yıl balona binen yolcu sayısı bakımından tüm zamanların rekoru kırılmıştı. Geçen yıl yaklaşık 770 bin kişi, Kapadokya'da balon turuna katılmıştı. Bu yılın ilk 7 aylık verilerine baktığımızda, balona binen yolcu sayısında yüzde 11'lik artış olduğunu görüyoruz" dedi.







"FESTİVAL HER YIL DAHA DA GELİŞEREK BÜYÜYOR"



Anadolu Sıcak Hava Balon İşletmecileri Derneği Başkanı Mehmet Halis Aydoğan da festivalin her yıl daha da gelişerek büyüdüğünü, bölge semalarının figürlü sıcak hava balonlarıyla renklendiğini söyledi. Sıcak hava balonlarını izleyenlerden Orkun İnce de etkinlikler için her yıl festivale katılım sağladığını, organizasyonu bölgenin tanıtımı açısından faydalı bulduğunu ifade etti. Nevşehir Kültür Yolu Festivali kapsamında figürlü balonların gün doğumu vaktindeki gösteri uçuşları, 10 Ağustos'a kadar devam edecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Gipsy Kings by Andre Reyes, Apollon Tapınağı’nda klip çekti]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gipsy-kings-by-andre-reyes-apollon-tapinaginda-klip-cekti/</link>
        <description><![CDATA[Grammy ödüllü grup Gipsy Kings by Andre Reyes, Didim’deki Apollon Tapınağı’nda klip çekti. Antik dönemin etkileyici yapılarından Apollon Tapınağı’nı ziyaret eden grup, tapınağın mistik atmosferinde Flamenko, Rumba, Pop ve Latin müziğini kendine özgü tarzlarıyla harmanladıkları şarkılarını söyledi. AA muhabirine açıklamalarda bulunan grubun kurucusu Andre Reyes, ziyarete ilişkin “Apollon Tapınağı gibi çok özel bir mekanda şarkı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 07 Ağu 2025 10:32:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Grammy ödüllü grup Gipsy Kings by Andre Reyes, Didim'deki Apollon Tapınağı'nda klip çekti. Antik dönemin etkileyici yapılarından Apollon Tapınağı'nı ziyaret eden grup, tapınağın mistik atmosferinde Flamenko, Rumba, Pop ve Latin müziğini kendine özgü tarzlarıyla harmanladıkları şarkılarını söyledi.



AA muhabirine açıklamalarda bulunan grubun kurucusu Andre Reyes, ziyarete ilişkin "Apollon Tapınağı gibi çok özel bir mekanda şarkı söylemek ve klip çekmek, bizim için gerçekten çok keyifli bir deneyimdi" dedi. Brezilya'dan Japonya'ya kadar çok geniş bir coğrafyada konser verdiklerini belirten Reyes, Türkiye turnesi kapsamında eylül ve ekimde İzmir, Bursa, İstanbul, Samsun, Ankara, Antalya, Mersin ve Gaziantep'te müzikseverlerle buluşacakları bilgisini paylaştı.



"EN CANLI HİSSETTİĞİMİZ AN, SAHNEDE OLDUĞUMUZ ZAMAN"



Şarkılarını söylerken onlara ilham verenin insanların enerjisi olduğuna işaret eden Reyes; "Onların müziğimize duydukları sevgi… Her gün bizi ayakta tutan şey bu. Kendimizi en canlı hissettiğimiz an, sahnede olduğumuz zaman. Ne zaman Türkiye'ye gelsek, kendimizi evimizde gibi hissediyoruz. Bu bizim için çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Reyes, yaptıkları müziği "tutkulu" ve "gelenekle geleceğin harmanı" olarak tanımlayarak; "Bizim müziğimiz doğrudan kalbe konuşur. Kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok. Ailemiz, bizim köklerimiz. Onlar olmadan çaldığımız şeyde bir gerçeklik olmazdı. Bugünlere geldiysek, tam da bu yüzden. Biz müziği hayatın her alanında yaşayan bir aileyiz" diye konuştu.







"HAKAN ALTUN'UN 'BİR TELEFON' ŞARKISINI SEVEREK DİNLİYORUZ"



Türkiye'de müzikseverlerin kendilerine gösterdikleri ilgiden çok memnun olduklarını ifade eden Reyes, şunları kaydetti: "Türkiye'deki konserlerimiz biraz da bu yüzden çok keyifli geçiyor. Karşılıklı performansa dönüşüyor. Türkiye'de bizim müziğimizi seven çok sanatçı var. Simge Sağın mesela, birçok parçasında çingene müziğinin ritimlerini kullanıyor. Bu da bizim için sevindirici oluyor. Ayrıca, Hakan Altun'un 'Bir Telefon' şarkısını çok severek dinliyoruz. İstanbul'daki konserimizde belki beraber söyleriz." Reyes, 2022'de "Naci Gitano (Çingene Olarak Doğmak)" adlı bir albüm çıkardıklarına dikkati çekerek, Gipsy Kings'in klasikleşen "Amor Mio", "Bamboleo", "Baila Baila" ve "Volare" gibi şarkılarını söylemekten büyük keyif aldıklarını sözlerine ekledi. Grup, Anda Barut Collection Didim'in davetlisi olarak Türkiye'ye gelmişti.







GIPSY KINGS HAKKINDA...



İspanya'da 1930'lardaki iç savaş sırasında ülkeyi terk ederek Fransa'nın güneyine yerleşen göçebe topluluk üyelerinin 1978'de kurduğu Gipsy Kings, 1987'de kendi isimlerini taşıyan albümlerini piyasaya sürmelerinin ardından dünyaca tanındı. Albümün sevilen şarkıları "Djobi Djoba", "Bamboleo" ve "Un Amor" parçaları, ABD müzik listelerinde 40 hafta kalarak en uzun süre bu listelerde yer edinen İspanyolca şarkılar arasına yerleşti. Popülerleştikten sonra İngilizce şarkı uyarlamaya da başlayan grup; "I've Got No Strings", "Hotel California" ve "My Way" gibi şarkıları Katalan rumba şeklinde yeniden yorumlayarak beğeni kazandı. Topluluk, beş kez Grammy Müzik Ödülleri'ne aday gösterilirken, "Love and Liberte" (1993) ve "Savor Flamenco" (2013) albümleriyle çok sayıda önemli ödüle değer görüldü.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tatilde yangın riskine karşı nasıl davranmalıyız?]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tatilde-yangin-riskine-karsi-nasil-davranmaliyiz/</link>
        <description><![CDATA[Son 1 ayda 90 bin hektar alanımız yandı. Orman yangınlarının ne yazık ki en çok arttığı yaz aylarında hepimizin daha duyarlı ve dikkatli olması gerekiyor. Tatilsepeti, Akdeniz Koruma Derneği iş birliğiyle yürüttüğü ‘”Koruyarak Keşfet”’ projesi kapsamında tatile gidenlere yangın riskine karşı yapılması gerekenler konusunda farkındalık kazandırıyor. Tatilsepeti ile tatilini planlayanlara, gittikleri yerde sorumlu turist olarak […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 05 Ağu 2025 16:20:45 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Son 1 ayda 90 bin hektar alanımız yandı. Orman yangınlarının ne yazık ki en çok arttığı yaz aylarında hepimizin daha duyarlı ve dikkatli olması gerekiyor. Tatilsepeti, Akdeniz Koruma Derneği iş birliğiyle yürüttüğü ‘"Koruyarak Keşfet"’ projesi kapsamında tatile gidenlere yangın riskine karşı yapılması gerekenler konusunda farkındalık kazandırıyor. Tatilsepeti ile tatilini planlayanlara, gittikleri yerde sorumlu turist olarak davranmaları için bilinçlendirici içerikler paylaşılıyor.



Ülkemizde her yıl ortalama 2 bin 793 orman yangını çıkıyor. Ancak 2024 yılında bu sayı, son zamanların en üst seviyesine çıkarak 3 bin 797’ye ulaştı. Yaz mevsiminin başlamasından bu yana neredeyse hemen her gün bir yangın haberiyle uyanıyoruz. 2025 Temmuz itibarıyla çıkan yangınların sayısı 3 bini geçti. Sadece son bir ayda 90 bin hektar alan yandı, ağacımız kül oldu.







YANGINLARIN ÖNLENMESİ ÖNCE BİLİNÇLİ BİR TOPLUMLA MÜMKÜN



Her 10 yangından biri ne yazık ki insan ihmali yüzünden çıkıyor. İklim değişikliğinin etkileri ise yangınlarla mücadeleyi zorlaştırıyor. Küresel ısınma, özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerindeki ormanları daha da hassas hale getiriyor. Uzmanlara göre, 23 milyon hektarlık orman varlığının yüzde 55’i yüksek risk grubunda yer alıyor. Bu da yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alanın, özellikle yaz aylarında ciddi tehlike altında olduğu anlamına geliyor. Yangınların önlenmesi önce bilinçli bir toplumla mümkün. Yaz aylarında doğayla iç içe vakit geçirmek hepimiz için bir ihtiyaç. Ancak bu ihtiyacımızı karşılarken özellikle doğa alanlarında, yangın riski taşıyan bölgelerde tatile gidenlerin duyarlı olması, sorumlu bir turist olarak davranması son derece önem taşıyor.



DOĞAYA VE GEZEGENE DUYARLI TATİL BİLİNCİ YAYGINLAŞTIRILIYOR



Tatilsepeti, Akdeniz Koruma Derneği iş birliğiyle doğaya ve gezegene duyarlı tatil bilincini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Tatilcilerin “sorumlu turist” bilinciyle hareket etmeye teşvik edilerek ekosisteme duyarlı davranması, bölgenin doğal ve kültürel değerlerini koruması konusunda bilinçlendirilmesini amaçlayan ‘’Koruyarak Keşfet’’ projesi kapsamında, yangın riskine karşı da önemli hatırlatmalar yapılıyor.







ORMAN YANGINLARINA KARŞI TATİLDE SORUMLULUK ALMA ZAMANI



Akdeniz Koruma Derneği’nin 10 yılı aşkın süredir Türkiye’de yürüttüğü bilim temelli koruma çalışmaları ile Tatilsepeti’nin geniş kitlelere ulaşabilen güvenilir platform yapısını birleştiren “Koruyarak Keşfet” projesi, çok daha fazla kişiye erişerek farkındalık yaratmayı hedefliyor. Tatilcilere birebir gönderilen paylaşımlarda, gittikleri bölgedeki yangın riskine karşı yapılması gerekenler şöyle anlatılıyor:




Riskli davranışlardan kaçının: Sigara izmaritlerini gelişigüzel atmayın, cam atıkları ve plastik atıklarınızı doğada bırakmayın. Ateş yakacaksanız, yalnızca izin verilen alanları tercih edin ve aracınızı kuru otların üzerine park etmekten kaçının. Küçük görünen bu önlemler, büyük felaketlerin önüne geçebilir.



Gözünüz her zaman doğada olsun: Orman giriş yasağı olan bölgelerde kurallara uyun, çevrenizi dikkatle gözlemleyin. Şüpheli bir duman veya ateş gördüğünüzde vakit kaybetmeden ALO 112’yi arayın. Tatildeyken de doğa sizin sorumluluğunuzda.



Doğaya saygı, tatilin bir parçası olsun: Gölgelik ihtiyacınız için ağaç altlarını değil, kendi şemsiyenizi tercih edin. Yürüyüş yaparken yalnızca belirlenmiş patikalarda ilerleyin. Bu sayede hem doğaya zarar vermezsiniz hem de tatilinizi doğayla uyum içinde geçirirsiniz.




* Fotoğraflar: AKD arşivi]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Zeytinlerin arasında unutulan vicdan]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/zeytinlerin-arasinda-unutulan-vicdan/</link>
        <description><![CDATA[Kaz Dağları’nın eteğinde, bir zamanlar zeytin ağaçlarının gölgesinde ineklerin otladığı, tavukların özgürce dolaştığı, toprağa basmanın bile insanı iyileştirdiği bir yer vardı: Akçay. 1988 yazıydı… Babamın emekliliği sonrası aldığı mütevazı bir daireyle bizim Edremit-Akçay hikâyemiz başladı. 18 yaşındaydım. Ailemin 1900’lü yıllarda geldiği Kartal sahil kasabasından sonra gördüğüm en serin ve tatlı suyun karıştığı denizdi bu. İnsana […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Sal, 05 Ağu 2025 16:03:19 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kaz Dağları’nın eteğinde, bir zamanlar zeytin ağaçlarının gölgesinde ineklerin otladığı, tavukların özgürce dolaştığı, toprağa basmanın bile insanı iyileştirdiği bir yer vardı: Akçay.



1988 yazıydı... Babamın emekliliği sonrası aldığı mütevazı bir daireyle bizim Edremit-Akçay hikâyemiz başladı. 18 yaşındaydım. Ailemin 1900’lü yıllarda geldiği Kartal sahil kasabasından sonra gördüğüm en serin ve tatlı suyun karıştığı denizdi bu. İnsana direnç katan havası, Assos’a kadar uzanan körfez manzarası, zeytinliklerin arasından denize ulaşan patikalar… Hepsi ilk görüşte aklıma ve ruhuma kazındı. Sabahları annem ve ablamla bostanlara yürürdük. Kuş sesleriyle dolu yemyeşil bir doğanın içinde, sabah serinliğiyle mest olarak…



Kızılkeçili Çayı boyunca uzanan ve denize açılan evlerin arkasında sadece bostanlar, zeytin ağaçları, inekler ve kümesten gelen sesler vardı. Sabahları taze süt, kümesten yumurta, dalından biber ve domates toplardık. Masalsı, bakir bir doğaydı burası. Bizim apartman, o bölgede yapılan ilk dört katlı yapılardan biriydi. O dönemlerde bu bölge, emekliliğini huzurla geçirmek, torunlarıyla vakit geçirmek isteyen ailelerin cazibe merkeziydi. Ama bu huzurlu cazibe, ne yazık ki uzun süre kalıcı olamadı.







SEBEP DE ASLINDA ÇOK AÇIK



Atalardan miras kalan zeytinlikler, mandalina bahçeleri, büyük bir emek isterdi. Ancak köyde kalan yaşlılar, artık ekip biçemez hale gelmişti. Gençler ise bir bir şehirlere göçmüştü. Yıllar sonra “Bakacak halimiz kalmadı, ne yapalım evladım, başka çaremiz yoktu” diyen köy halkı, zeytinlikleri ve tarım arazilerini müteahhitlere teslim etti. Ve işte şimdi, 40 yıl sonra, bu bölgenin geçirdiği dönüşüme tanıklık etmek içimi sızlatıyor. Geçtiğimiz cumartesi günü oto sanayiye ihtiyacım oldu. Navigasyon beni Akçay’ın hemen arkasındaki Zeytinli bölgesine yönlendirdi.







GÖRDÜĞÜM MANZARA İSE BİR HAYAL KIRIKLIĞIYDI



Kocaman bir oto sanayi sitesi kurulmuştu. Fakat bu yapılaşma uğruna zeytin ağaçları kurutulmuş, sökülüp molozların arasına terk edilmişti. Ağaçlar nefessiz kalmış, kökler toprağın hafızasından silinmişti. Kaz Dağları’nın oksijen yüklü havası, zeytinliklerin yemyeşil örtüsü, artık sanayi tozları ve estetikten yoksun betonarme yapılarla gölgeleniyor. Bugün hâlâ insanlar doğayla buluşmak için buraya geliyor; ama farkında değiller ki artık o doğa, gözle görülmeyen bir hızla yok oluyor. Kızılkeçili Çayı üzerindeki araç köprüsünde yürüyene bile yer kalmamış. Oysa bu çay, çocukların ayaklarını serinlettiği, taşlarında denge kurmaya çalıştığı, kuş seslerinin yankılandığı bir yaşam koridoruydu bir zamanlar. 







KAYBOLAN BİR TOPRAĞIN BELLEĞİ



Bugün o oto sanayi, belki birçok kişiye ekmek kapısı oldu. Ancak doğa, bu kazancı çok ağır ödüyor. Kurumaya bırakılan ağaçlar, molozlar arasında yitip giden kökler ve kaybolan bir toprağın belleği… Bu yazıyı kaleme alırken içimde yalnızca çevresel bir duyarlılık değil, aynı zamanda derin bir vicdan duygusu var. Çünkü bu topraklar, bu çay, bu ağaçlar, bizim hayatlarımızın sessiz tanıklarıydı.







VE BİZ, BU TANIKLARA İYİ DAVRANMADIK



Artık Edremit’in sadece geçmişini değil, geleceğini de düşünme zamanı. Çünkü bir gün çocuklarımız ya da torunlarımız “Burası gerçekten Kaz Dağları mıymış?” diye sorduklarında, o soruya gözümüzü kaçırmadan cevap verebilmemiz gerekiyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Hitit ekmeği” Türk mutfağına kazandırıldı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/hitit-ekmegi-turk-mutfagina-kazandirildi/</link>
        <description><![CDATA[Hititlerin başkenti Hattuşa’ya ev sahipliği yapan Çorum’da arkeolojik kazılarda bulunan yaklaşık 3 bin 500 yıllık tabletlerde bahsedilen “Hitit ekmeği”, bir kadın kooperatifince geleneksel yöntemlerle organik olarak yeniden üretildi. Yaklaşık 1,5 yıl önce ailesiyle Çorum kent merkezinden Elvançelebi köyüne taşınan ziraat mühendisi Tuba Topkara, köyde çeşitli hamur işleri ürünler yapan Valide Sultanlar Sofrası Kadın Girişimi ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 04 Ağu 2025 20:15:13 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Hititlerin başkenti Hattuşa'ya ev sahipliği yapan Çorum'da arkeolojik kazılarda bulunan yaklaşık 3 bin 500 yıllık tabletlerde bahsedilen "Hitit ekmeği", bir kadın kooperatifince geleneksel yöntemlerle organik olarak yeniden üretildi. Yaklaşık 1,5 yıl önce ailesiyle Çorum kent merkezinden Elvançelebi köyüne taşınan ziraat mühendisi Tuba Topkara, köyde çeşitli hamur işleri ürünler yapan Valide Sultanlar Sofrası Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi ile tanıştı.



15 kişiden oluşan kooperatifte üretime katılan Topkara, yeni bir ürün ararken tesadüfen tanıştığı gastronomi öğretmeni Ülkü Menşure Solak'tan "Hitit ekmeği"nin tarifini öğrendi. Solak'ın yazarlarından olduğu, 2007'de yayımlanan "Deneysel Bir Arkeoloji Çalışması Olarak Hitit Mutfağı" kitabını inceleyen Tuba Topkara, kooperatif bünyesinde Solak'ın danışmanlığında "Hitit ekmeği" üretmeye karar verdi. Bu sırada kooperatif başkanlığını da üstlenen Topkara, köyden birkaç çiftçi ile ata tohumu buğday ekmesi için anlaştı. Köyde kullanılmayan bir taş fırını da kooperatif olarak devralıp tadilatını yaptıran Topkara, taş fırını "Hitit ekmeği" üretmek için hazır hale getirtti.



Tohum ekilmesinden hasadına kadar buğday üretim sürecini titizlikle yürüten Topkara, geleneksel yöntemle çalışan bir taş değirmeninde buğdayı öğüterek organik un elde etti. Organik un, ekşi maya, kaya tuzu ve kaynak suyu kullanılarak kooperatifteki diğer kadınların maharetli ellerinde eski ahşap teknede yoğrulan hamur, "Hitit ekmeği" için özel olarak dizayn edilen taş fırında odun ateşinde pişirildi. Hititlerden kalma 3 bin 500 yıllık tabletlerdeki tariflere uygun olarak hazırlanan "Hitit ekmeği", ilk etapta Çorum Belediyesi aracılığıyla beğeniye sunuldu. Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın'ın talimatıyla belediye bünyesindeki sosyal tesislerde kullanılan ekmek, tost yapılarak vatandaşların beğenisine sunuluyor.







EKMEĞİN YAPIMINDA GELENEKSEL YÖNTEMLER KULLANILIYOR



Topkara, AA muhabirine "Hitit ekmeği"nin özel bir tarifinin olduğunu, kadın eliyle yapılmasının ekmeğe ayrı bir lezzet kattığını söyledi. Köyde üretilen ata tohumu buğdayın taş değirmende un haline getirildiğini anlatan Topkara; "Özel kaya tuzu ve yerel pınar suyumuzu geleneksel yöntemlerle kullanarak unu hamura dönüştürüyoruz. Kooperatifimize üye hanımlar tarafından meşe odunu ateşinde pişirilen ekmekler, paketlenerek tüketiciye gönderiliyor" dedi. "Hitit ekmeği"ni dünyaya tanıtmak istediklerini dile getiren Topkara; "3 bin 500 yıl öncesinde üretilen Hitit ekmeğini yalnızca Çorum'a değil, dünyaya mal etmek istiyoruz. Bu uygarlık Çorum'da yaşamış bir uygarlık. Bunların bize miras bıraktığı bir ekmek var. Kendi AR-GE çalışmalarımızı yaparak üretime başladık" diye konuştu.







EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ, BÜTÜN YÖNLERİYLE ORGANİK OLMASI



Ülkü Menşure Solak ise kitapta Hititlerin tabletlerinde, özellikle dini metinlerinde yaptıkları belirlenen tarifler üzerinde deneysel bir arkeoloji çalışması yürüttüklerini anlattı. "Hitit ekmeği"nin mümkün olduğunca eski usulle, taş değirmen, taş fırın kullanılarak yapılması gerektiğinin altını çizen Solak; "Ekmeğin en önemli özelliği bütün yönleriyle organik olması. Asla GDO'lu gıda bu ekmekte bulunmuyor. Hititlerle aynı teknikle yeniden Türkiye ve dünya mutfağına bu tarifi kazandırmaya çalışıyoruz. Çok da güzel sonuçlar aldık" ifadesini kullandı. "Hitit ekmeği"nin 3 bin 500 yıllık geçmişi bulunduğuna dikkati çeken Solak, şunları kaydetti: "Hititler bütün bu tarifleri dini ritüel metinlerine not etmiş. Nelerin kullanıldığını biliyoruz. Buğdayı nasıl öğüttüklerini, hangi buğdayı kullandıklarını biliyoruz. İpuçlarını birleştirdiğimizde bir sonuca varıyoruz. Organik buğday eksiğini tamamlayarak 3 bin 500 yıllık tarifi yeniden canlandırmış olduk."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Halkbank’tan elektrikli araç şarjında bir ilk]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/halkbank-tan-elektrikli-arac-sarjinda-bir-ilk/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi, her geçen gün büyümeye devam ediyor. Haziran 2024’te 122 bin 670 olan trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, Haziran 2025 itibarıyla yaklaşık yüzde 117 artarak 265 bin 847’ye ulaştı. Aynı dönemde şarj istasyonu sayısı 13.000’i, toplam soket sayısı ise 30.000’i aştı. Türkiye genelinde 200’e yakın şarj ağı işletmecisi (CPO) faaliyet gösteriyor. Bu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 04 Ağu 2025 16:11:07 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi, her geçen gün büyümeye devam ediyor. Haziran 2024’te 122 bin 670 olan trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, Haziran 2025 itibarıyla yaklaşık yüzde 117 artarak 265 bin 847’ye ulaştı. Aynı dönemde şarj istasyonu sayısı 13.000’i, toplam soket sayısı ise 30.000’i aştı. Türkiye genelinde 200’e yakın şarj ağı işletmecisi (CPO) faaliyet gösteriyor. Bu büyüme yalnızca altyapı değil, ödeme sistemleri ve dijital hizmetlerde de yenilikçi çözümler gerektiriyor.



Avrupa Birliği’nin elektrikli araç şarj altyapısında açık ödeme sistemleri ve erişilebilirlik gibi standartları zorunlu kılan düzenleyici yönetmeliği olan AFIR (Alternative Fuels Infrastructure Regulation) regülasyonları, bu tür yenilikçi çözümleri destekliyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Halkbank, elektrikli araç kullanıcıları ve şarj istasyonu işletmecilerine yönelik geliştirdiği "Paraf Şarj POS Çözümü" ile sektörde öncü bir adım attı. Evseteknik firmasının geliştirdiği ve "Evsepos Ad-Hoc" ödeme hizmeti ile entegre çalışan bu yeni sistem sayesinde, kullanıcılar hiçbir mobil uygulamaya ihtiyaç duymadan, yalnızca kredi veya banka kartlarıyla şarj işlemini başlatabiliyor.



ÖNCÜ VE YENİ BİR ÇÖZÜM



Türkiye’de POS tabanlı çalışan ve doğrudan kart ile ödeme imkânı sunan ilk sistem olan Paraf Şarj POS Çözümü, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin AFIR (Alternative Fuels Infrastructure Regulation) kapsamında tanımlanan gereklilikleri de karşılayan öncü ve yeni bir çözüm. Paraf Şarj POS Çözümü, elektrikli araç şarj işlemini temassız ödeme ile entegre bir şekilde başlatıyor. Kullanıcı, şarj noktasına aracını bağladıktan sonra POS cihazı üzerinden kredi kartı, banka kartı ile işlemi başlatabiliyor. Ödeme alındığında sistem otomatik olarak şarjı başlatıyor; işlem tamamlandığında şarj durur ve fatura bilgisi kullanıcıya sunuluyor. Böylece hızlı, kolay ve güvenli bir kullanıcı deneyimi sağlanıyor. 







ŞARJ İSTASYONU İŞLETMECİLERİNE DE BÜYÜK KOLAYLIK SAĞLIYOR



Kullanıcıların mobil uygulama indirme ve üyelik zorunluluğunu ortadan kaldıran sistem, ödeme/iade/şarj sonlandırma gibi sahada çok yaygın görülen sürücü şikâyetlerini de minimuma indirmeyi hedefliyor. Bu sistem yalnızca kullanıcıya değil, şarj istasyonu işletmecilerine de büyük kolaylık sağlıyor. Paraf Şarj POS Çözümü sayesinde işletmeler; ödeme alma, anlık işlem takibi, otomatik fatura oluşturma ve merkezi raporlama gibi tüm operasyonel süreçleri tek panel üzerinden yönetebiliyor. Aynı zamanda sistem, GİB mevzuatına uygun olarak e-fatura ve e-arşiv entegrasyonu ile gelirlerin düzenli takibini mümkün kılıyor. Hem AC hem de DC şarj istasyonlarıyla uyumlu çalışan sistem; kart bilgilerinin korunması, hızlı kurulum ve kullanım kolaylığı vb. ile öne çıkıyor.







"DÖNÜŞÜMÜN BİR PARÇASI OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ"



Halkbank Genel Müdür Osman Arslan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Elektrikli araçlar, geleceğin ulaşım modelini oluşturuyor. Paraf Şarj POS Çözümü ile bu dönüşümün bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Türkiye’de ilk kez, doğrudan banka veya kredi kartı ile ödeme alınabilen, POS tabanlı ve AFIR uyumlu sistemi alanında uzman paydaşlarla geliştirdik. Bu çözümümüz, hem bireysel kullanıcılar için kullanım kolaylığı sağlıyor hem de işletmelerin gelirlerini kayıt altına almasını ve dijitalleşmesini mümkün kılıyor. Sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve yerli teknoloji odaklı çalışmalarımızı bu alanda da sürdüreceğiz” dedi.







İLK ÖN ANLAŞMALAR TAMAMLANDI



Paraf Şarj çözümünü ilk tercih eden elektrikli şarj operatörleri; Fix Charge, Goşarj, Midhrapod ve Charge Teknoloji oldu. Fix Charge, ilk aşamada 25 adet şarj ünitesini Paraf Şarj POS ödeme sistemiyle donatacak. Goşarj, Midhrapod ve Charge Teknoloji ise sistemin kullanımı için ön anlaşmalarını tamamladı. Bu kapsamda Goşarj firması, İstanbul’daki tüm şarj istasyonlarını Paraf Şarj POS ile donatacak. Charge Teknoloji firması, hem CPO faaliyetleri hem de yerli ve milli teknolojiyle ürettiği şarj üniteleriyle entegre olarak müşterilerine sunan ilk üretici olacak. Bu sayede firma tarafından satılan cihazlar, herhangi bir mobil uygulama entegrasyonuna ihtiyaç duymadan doğrudan kullanılabilecek. Midhrapod firması ise özellikle turistlerin ve yabancıların şarj ihtiyaçlarını karşılamak için bu sisteme geçiş sürecini başlatmış durumda.







YENİ BİR DÖNEMİN HABERCİSİ



Pilot uygulamaları başarıyla tamamlanan Paraf Şarj POS Çözümü, 2025 yılı sonuna kadar Türkiye genelinde yüzlerce noktada devreye alınacak. Halkbank, bu çözümle birlikte hem elektrikli araç kullanıcılarına hem de şarj ağı işletmecilerine yönelik dijital, güvenli ve yasalara uyumlu bir ekosistem oluşturmayı hedefliyor. Paraf Şarj POS Çözümü, elektrikli araç şarjında yeni bir dönemin habercisi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Securitas’tan gençlere kariyer desteği]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/securitas-tan-genclere-kariyer-destegi/</link>
        <description><![CDATA[Securitas Türkiye’nin genç yeteneklere kariyer yolculuklarında destek olmak amacıyla hayata geçirdiği “Güvenli Fikirler” programı başarıyla tamamlandı. Gençlerin güvenliğe dair yenilikçi fikirlerini ortaya koyduğu program, sektör ile gençler arasında köprü kurarak önemli bir etki yarattı. Final aşamasında 35 genç, güvenliğin farklı alanlarına yönelik geliştirdikleri 6 proje ile yarıştı. Securitas üst yönetiminden oluşan jüri tarafından yapılan değerlendirmeler […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 04 Ağu 2025 12:46:34 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Securitas Türkiye’nin genç yeteneklere kariyer yolculuklarında destek olmak amacıyla hayata geçirdiği “Güvenli Fikirler” programı başarıyla tamamlandı. Gençlerin güvenliğe dair yenilikçi fikirlerini ortaya koyduğu program, sektör ile gençler arasında köprü kurarak önemli bir etki yarattı.



Final aşamasında 35 genç, güvenliğin farklı alanlarına yönelik geliştirdikleri 6 proje ile yarıştı. Securitas üst yönetiminden oluşan jüri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, en yüksek puanı alan üç proje ödüllendirildi. Birinci olan projeye 60 bin TL, ikinciye 40 bin TL, üçüncüye ise 20 bin TL para ödülünün yanı sıra Securitas Güvenlik’te staj imkânı sağlandı.



Genç yetenekler tarafından büyük ilgi gören program, üniversite son sınıf öğrencileri ve yeni mezunlara açık olarak Youthall platformu üzerinden yürütüldü. İki binden fazla ön başvuru alan programa katılan, dört ay süresince projeye hazırlanan gençler, Securitas yöneticilerinden eğitim alarak sektörün dinamiklerini yakından tanıdı. Program kapsamında katılımcılar fikirlerini geliştirip, projeye dönüştürdü ve 25 Temmuz’da Ankara Holiday Inn Çukurambar Otel’de gerçekleşen final etkinliğinde sunumlarını gerçekleştirdiler. Jüri üyeleri, projeler arasındaki puan farklarının çok az olduğunu vurgulayarak, tüm önerilerin son derece değerli bulunduğunu belirttiler. Program, gençlerin güvenlik sektörüne yenilikçi ve yaratıcı bakış açıları kazandırmasının yanı sıra Securitas çalışanları ile gençler arasında güçlü bir sinerji oluşmasını sağladı.







“Program hem gençlere hem bize çok şey kattı”



Programı değerlendiren Securitas Güvenlik Kurumsal İletişim Müdürü Elif Koca, şunları dile getirdi: "Amacımız, gençlere Securitas’ı ve güvenlik sektörünü tanıtarak, bu alanı kariyer yolculuklarında bir seçenek olarak değerlendirmelerini sağlamaktı. Güvenliğin yalnızca sahada yürütülen hizmetlerden ibaret olmadığını; teknoloji, danışmanlık, insan kaynakları yönetimi ve yangın güvenliği gibi çok yönlü alanları kapsayan stratejik bir sektör olduğunu anlatmaya çalıştık. Beklentimizin çok üzerinde ilgi gören program, kuşaklar arası etkileşim açısından da önemli bir köprü oldu. Securitas olarak önümüzdeki dönemde de gençlerle bir araya gelmeye ve kariyer yolculuklarına eşlik etmeye devam edeceğiz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[The 22nd Bodrum Ballet Festival opens with “Swan Lake”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/the-22nd-bodrum-ballet-festival-opens-with-swan-lake/</link>
        <description><![CDATA[The 22nd International Bodrum Ballet Festival, organized by the General Directorate of State Opera and Ballet (DOB) under the Ministry of Culture and Tourism, opened with a performance of “Swan Lake.” Held in the North Moat of Bodrum Castle with the support of Türkiye İş Bankası, the festival has become one of the most prominent […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Paz, 03 Ağu 2025 23:06:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[The 22nd International Bodrum Ballet Festival, organized by the General Directorate of State Opera and Ballet (DOB) under the Ministry of Culture and Tourism, opened with a performance of "Swan Lake." Held in the North Moat of Bodrum Castle with the support of Türkiye İş Bankası, the festival has become one of the most prominent cultural and artistic events in the region. The immortal masterpiece "Swan Lake" by Pyotr Ilyich Tchaikovsky was performed by the İzmir State Opera and Ballet on the opening night.



The work, known for its classical choreography by Marius Petipa and Lev Ivanov, was presented with a contemporary interpretation by Armağan Davran and Volkan Ersoy. The production brought to the stage the dramatic journey of a cursed princess caught between fate and love, enhanced by magnificent music, impressive choreography, and striking visual design. The set design was created by Çağda Çitkaya, costume design by Nursun Ünlü, and lighting design by Oğuz Murat Yılmaz.







“I BELIEVE THIS YEAR WILL BREAK HISTORIC AUDIENCE RECORDS”



Before the performance, DOB General Director and Artistic Director Tan Sağtürk told reporters that they had increased the number of productions with excellent programming and were excited to meet the audience. He noted that ticket sales were nearly sold out and said: "I’d like to thank everyone at DOB. They’ve worked with great dedication. I believe this year will break historic audience records. I also want to thank Türkiye İş Bankası for their support. Last year, our festival reached 13,500 viewers, and we aim to achieve similar success again this year."







“WE ARE HAPPY TO BE WHERE ART AND TOURISM INTERSECT”



Suat Sözen, Deputy General Manager of Türkiye İş Bankası, emphasized that Bodrum is one of Turkey’s most popular tourist destinations. Highlighting the significance of DOB hosting the International Ballet Festival in Bodrum, Sözen said: "We are happy to be present where art and tourism intersect. Last year was our first time supporting the festival, and it yielded great results. We had the best audience turnout ever. It looks like this year will surpass even that. This is a strong motivation for all of us."







ARTIST ALMULA ÖZLEM COMMEMORATED



During the festival’s opening night, Oğuz Özlem—one of the first-generation Turkish ballet artists and the person who originally envisioned the festival—also addressed the audience on stage. He was warmly received and applauded for his contributions to both the arts and the festival. Tan Sağtürk later presented him with a plaque of appreciation. Additionally, the festival honored Almula Özlem, an artist from the Ankara State Opera and Ballet who passed away last year. The opening night performance will be staged once again this evening. The 22nd International Bodrum Ballet Festival will conclude on Monday, August 25.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sümela Manastırı: Trabzon’un tarihi miras hazinesi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sumela-manastiri-trabzonun-tarihi-miras-hazinesi/</link>
        <description><![CDATA[Trabzon’un tarihi içinde önemli bir yer olan Sümela Manastırı, doğayla iç içe muhteşem bir yapıdır. Karadeniz’in en etkileyici tarihi yapılarından biri olan bu manastır, Altındere Vadisi’nde sarp kayalıklar üzerinde yer alır. Sümela Manastırı, ziyaretçilere tarihin ve doğanın harika manzarasını sunar. Trabzon’un kültürel mirasını keşfetmek isteyenler için bir must-see’dir. Bu benzersiz yapı, Ortodoks Hıristiyan mimarisinin en güzel […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Paz, 03 Ağu 2025 01:00:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon'un tarihi içinde önemli bir yer olan Sümela Manastırı, doğayla iç içe muhteşem bir yapıdır. Karadeniz'in en etkileyici tarihi yapılarından biri olan bu manastır, Altındere Vadisi'nde sarp kayalıklar üzerinde yer alır.



Sümela Manastırı, ziyaretçilere tarihin ve doğanın harika manzarasını sunar. Trabzon'un kültürel mirasını keşfetmek isteyenler için bir must-see'dir. Bu benzersiz yapı, Ortodoks Hıristiyan mimarisinin en güzel örneklerindendir. Manastır, ziyaretçilere tarih, mimari ve doğanın muhteşem birleşimini gösterir.



Sümela Manastırı, Trabzon'un zengin kültürel dokusunu ve tarihi geçmişini anlamamıza yardımcı bir açık hava müzesi. Her köşesi hikaye barındıran bu yapı, geçmiş ve bugünü birleştiren bir köprü gibidir.



Tarihi Geçmişi ve Kuruluş Efsanesi



Sümela Manastırı, Bizans dönemi boyunca önemli bir geçmişe sahiptir. Kuruluş efsanesi, I. Theodosius dönemine dayanır. Atina'dan gelen iki rahip, bölgede büyük bir manastır inşa etmek istediler.



Rahipler, mucizevi bir Meryem Ana ikonunu buldular. Bu ikon, manastırın yeri için çok önemliydi. Kayalık bir alanda inşa edilen manastır, zor koşullara rağmen ayakta kaldı.



Bizans dönemi, Sümela Manastırı için önemli bir dönemdir. Manastır, Hristiyan kültürünün sembolü oldu. Yüzyıllar boyunca, dinsel ve kültürel bir merkez olarak kaldı. Mimari ve freskler, dönemin sanatını günümüze taşıyor.



Manastırın efsanesi, bölge tarihinin gizemini ve güzelliğini yansıtır. Doğal güzellikleriyle iç içe, ziyaretçilere özel bir deneyim sunar.



Mimari Yapısı ve Freskler



Sümela Manastırı, Trabzon'un en etkileyici tarihi yapılarından biridir. Kayaya oyulmuş benzersiz bir mimariye sahiptir. Manastırın merkezini oluşturan kaya kilisesi, çevresinde çeşitli bölümlerle çevrilidir.



Mutfak, öğrenci odaları, misafirhane ve kütüphane gibi alanlar manastırın karmaşık yapısını gösterir. Bu alanlar, manastırın kompleks yapısını ortaya koyar.



Manastırın en dikkat çekici özelliklerinden biri, muhteşem fresklerdir. Bizans sanatının en güzel örneklerini sunan bu freskler, dini sahneleri ve azizlerin yaşamlarını renkli bir şekilde betimler. Bu sanat eserleri, ziyaretçilere tarihin derinliklerine bir yolculuk sunar.



Sümela Manastırı, doğayla iç içe bir tasarım sergiler. Sarp kayalıklara inşa edilen yapı, çevresindeki orman dokusuyla mükemmel bir uyum sağlar. Ana kaya kilisesinin konumu, mimari bir harikadır.



Ziyaretçiler, manastırın nasıl bu zorlu araziye inşa edildiğine hayret eder. Freskler, manastırın duvarlarını adeta bir açık hava müzesine çevirir. Her bir fresk, Hıristiyan sanatının zengin sembolizmiyle dolu.



Renkli ve detaylı betimlemeler, ziyaretçilere tarihi ve kültürel bir yolculuk yaşatır.



Sümela Manastırı Konumu ve Ulaşım



Sümela Manastırı, Trabzon'un Maçka ilçesi Altındere köyünde yer alır. Bu tarihi yer, Trabzon'a gelen herkes için önemli bir durak. Ulaşım seçenekleri de çok çeşitli ve rahat.



Trabzon havalimanından Maçka'ya gitmek 1 saat sürer. Otobüs, özel araç ya da rehberli turlarla gidebilirsiniz. Yol boyunca ve manastırda muhteşem manzaralar sizi bekliyor.



Yaz aylarında, Haziran-Eylül arasında en iyi ziyaret zamanıdır. Tezfly ve Tripuck gibi platformlar ucuz uçak ve otel fırsatları sunuyor.



Maçka çevresinde doğa yürüyüşleri ve fotoğraf çekimi yapabilirsiniz. Yöresel lezzetlerin tadını da çıkarabilirsiniz. Sümela Manastırı, size unutulmaz anılar bırakacak.







Manastırın Kayıp Hazinesi



Sümela Manastırı, tarih severler için büyük bir gizemdir. 1931 yılında, manastırın gizli hazinesi hakkında bir hikaye ortaya çıktı. O zamanın Başbakanı İsmet İnönü'ye Yunan yetkilileri, manastırda saklanan değerli eşyaları geri vermeyi istediler.



Altın haçlar, nadide İncil nüshaları ve tarihi eşyalar bu hazine içindeydi. Papazların bu değerli eşyaları sakladıkları sanılıyor. Bu hikaye, birçok farklı senaryoya yol açtı.



Şimdi, arkeolojik çalışmalar Sümela Manastırı'nın gizli hazinesini arıyor. Uzmanlar, manastırın gizli yerlerinde ve çevresinde çalışıyorlar. Her gün yeni bulgular, bu gizemli hazine hakkında daha fazla merak uyandırıyor.



Sümela Manastırı, sadece mimari yapısıyla değil, kültürel mirasıyla da zengin. Kayıp eserler, manastırın gizli yüzünü simgeler.



Restorasyon Çalışmaları ve Güncel Durumu



Sümela Manastırı restorasyonu 2015'te başladı. Bu, kültürel mirasımızı koruma açısından çok önemli bir süreç. Manastır, 22 Eylül 2015'te kapanıp, 25 Mayıs'ta kısmen açıldı.



Restorasyon, manastırın tarihi dokusunu koruma üzerine yoğunlaştı. Uzmanlar, binaların yapısını ve tarihi freskleri onarmak için çalıştılar.



Şimdi, manastırın bazı bölümleri ziyaretçilere açıktır. Ziyaretçiler, restore edilen kısımları keşfedebilir. Ancak, restorasyon tamamlanana kadar çalışmalar devam edecek.



Ziyaretçiler, tarihi mirasa saygı göstermeli ve koruma çalışmalarına destek olmalıdır. Manastırı ziyaret ederken çevreye ve yapılara zarar vermemek çok önemlidir.



Gelecekte, manastırın tüm bölümleri ziyaretçilere açılacaktır. Bu, Trabzon'un kültürel mirasını gelecek nesillere aktarılmasında önemli bir rol oynayacak.



Sonuç



Sümela Manastırı, Trabzon'un en önemli tarihi yerlerindendir. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alır. Bu, Türkiye'nin zengin tarihini ve kültürel derinliğini simgeler.



Manastır, sadece mimari güzellikleriyle değil, aynı zamanda bölgenin tarihsel dokusunu yansıtır. Ziyaretçileri, tarih ve doğa keşiflerine çıkarır. Trabzon'un güzelliklerini keşfetmek için mükemmel bir yerdir.



Kültürel mirasımızı koruma ve gelecek nesillere aktarımı için Sümela Manastırı çok önemlidir. Restorasyon çalışmaları, manastırın özgünliğini korur. Aynı zamanda ziyaretçilere daha iyi bir deneyim sunar.



Sümela Manastırı'nı ziyaret etmek, tarihe ve kültüre saygı duymak demektir. Tüm seyahatseverleri, bu eşsiz mirası keşfetmeye ve Trabzon'un büyülü atmosferini deneyimlemeye davet ediyoruz.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dünyaca ünlü akademisyenlerden Bodrum’un markalaşması için ipuçları]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/dunyaca-unlu-akademisyenlerden-bodrumun-markalasmasi-icin-ipuclari/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum Tanıtma Vakfı’nın (BOTAV) düzenlediği “Marka Buluşmaları” serisinin ilkine konuk olan, turizm alanında dünyada en çok atıf yapılan önemli araştırmalara imza atan Prof. Dr. Musa Pınar ve Prof. Dr. Muzaffer Uysal, Bodrum’un marka kimliğini, güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirdi. Seminerin açılışında konuşan BOTAV Genel Sekreteri Yiğit Girgin, uzun süredir planladıkları pazarlama alanındaki projeleri hayata geçirdiklerini […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 01 Ağu 2025 09:36:43 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum Tanıtma Vakfı'nın (BOTAV) düzenlediği "Marka Buluşmaları" serisinin ilkine konuk olan, turizm alanında dünyada en çok atıf yapılan önemli araştırmalara imza atan Prof. Dr. Musa Pınar ve Prof. Dr. Muzaffer Uysal, Bodrum'un marka kimliğini, güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirdi. Seminerin açılışında konuşan BOTAV Genel Sekreteri Yiğit Girgin, uzun süredir planladıkları pazarlama alanındaki projeleri hayata geçirdiklerini belirterek, değerli akademisyenlerin de katkılarıyla Bodrum’un markalaşması için yapılması gerekenleri masaya yatırdıklarını söyledi.



BOTAV'ın önümüzdeki süreçte pazarlama alanında yeni bir projeye daha imza atacağını dile getiren Girgin; “Başkanımız Sn. Tamer Mandalinci önderliğinde, güçlü yönetim kurulumuz ile planladığımız seminer serilerimizde, bir sonraki projede misafir deneyimlerini paylaşan bir sürece başlayacağız. Bu süreçte, Bodrum’a gelen misafirlerin karşılaştıkları güzellikler, kolaylıklar ve zorluklar noktasında bir araştırma planımız var. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi hocalarımızla hayata geçireceğimiz bir proje olacak. Böylelikle, turistler özelinde bir turizm datasına sahip olacağız. Özellikle pazarlama alanında bunu nasıl değerlendirebileceğimizi de tartışacağız. Proje ağustos itibariyle başlayacak. BOTAV sadece deniz, kum, güneş özelinde değil, Bodrum’un birçok noktasında tanıtım anlamında fikir öncüsü olmayı hedefliyor” diye konuştu.



Bodrum Belediyesi Başkan Yardımcısı Ercan Pehlivan ise yerel dokunun öneminin altını çizerek; “Bodrum'un yerel dokusunu korumak, bunu dünyaya tanıtmak hepimizin görevi, fakat aynı zamanda Bodrum’un bir de tarımsal alandaki güçlü yönlerini buna entegre etmek, gerçek Bodrum deneyimini yerli ve yabancı kitlelere ulaştırmak en güzeli. İşte biz artık bunu da yerel ürünlerimizle birinci elden yapar duruma geldik ve tanıtım çalışmalarımıza bunları da ekliyor olabileceğiz” diye ekledi.







MARKALAŞMA VE MİSAFİR MEMNUNİYETİ VURGUSU



Markalaşmanın ipuçlarına değinen Valparaiso Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Pınar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bodrum bir marka. Bu markayı nasıl ayakta tutacağız, nasıl geliştireceğiz? Avrupa’da nasıl daha rekabet eden hale getireceğiz? Bu soruların cevabını bulmak için; Bodrum markasını oluşturan temel kavramların, temel etkinliklerin, temel aktivitelerin bilinmesi gerekiyor. Markalaşmada en temel şey, müşterinin memnuniyeti. Marka olmak için bir deneyim sunuyoruz ama bu deneyimi duyururken biz neyi vaat ettik, vaatlerimizi nasıl yerine getiriyoruz? Yani, marka olmak için müşterinin memnun olması gerekiyor. Misafirlerin duygusal olarak bağlanması gerekiyor ki bizi tavsiye etsinler. Bir de biz doğru kitleye mi hitap ediyoruz Bodrum olarak, yoksa herkesi mi çekiyoruz? Çünkü meşhur bir laf vardır pazarlamada; 'Kime hitap ediyorsunuz?’ Herkese edemezsiniz. Biz belli bir segmente hitap etmek zorundayız. Ve de en önemlisi, bugüne kadar gelen turistlerin giderken nasıl duygularla, nasıl bir deneyimle gittiğini bilmemiz gerekiyor ki biz doğruları geliştirelim, yanlışları değiştirelim.”







ÇALIŞANLARIN YAŞAM KALİTESİ ÖNEMLİ



Bodrum’un uluslararası marka değerine sahip olduğunu aktaran Massachusetts Amherst Üniversitesi Turizm İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Uysal ise şunları söyledi: “Marka kapsamında benim daha çok yoğunlaştığım konular; rekabet, sürdürülebilir marka ilişkisi ve nihayetinde de yaşam kalitesi. Sahip olduğumuz markayı daha da zenginleştirebilmemiz, daha da ileriye götürebilmemiz ve sürdürülebilir bir hâle getirebilmemiz için bu entegrasyonun yapılması gerekiyor. Dolayısıyla çalışanların yaşam kalitesi, buradaki yaşayanlar kadar önemli. Tabii gelen turistlerin de ziyaret deneyimleri bunun parçası. Bunları birleştirmeden, bu ekosisteme sadece tekil bakarsak, sürdürülebilirlik ve bir marka anlayışını 10–15 sene sonra tehlikeye süreceğimizi düşünüyorum.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[GTD’den orman yangınlarında farkındalık etkinliği]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/gtd-den-orman-yanginlarinda-farkindalik-etkinligi/</link>
        <description><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), doğaya ve yerel değerlere sahip çıkmak amacıyla düzenlediği “Ormandayız” etkinliğiyle önemli bir farkındalık çalışmasına imza attı. 30 Temmuz Çarşamba akşamı İstanbul Life Park Izoletta’da gerçekleşen etkinlik, yoğun katılımla ve yüksek etkileşimle tamamlandı. Her yıl yaz aylarında artış gösteren orman yangınlarının yalnızca doğaya değil, aynı zamanda yerel üreticilere ve kültürel mirasa verdiği […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 31 Tem 2025 15:51:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), doğaya ve yerel değerlere sahip çıkmak amacıyla düzenlediği “Ormandayız” etkinliğiyle önemli bir farkındalık çalışmasına imza attı. 30 Temmuz Çarşamba akşamı İstanbul Life Park Izoletta’da gerçekleşen etkinlik, yoğun katılımla ve yüksek etkileşimle tamamlandı.



Her yıl yaz aylarında artış gösteren orman yangınlarının yalnızca doğaya değil, aynı zamanda yerel üreticilere ve kültürel mirasa verdiği zarara dikkat çekilen gecede, Türkiye’nin dört bir yanından getirilen coğrafi işaretli ürünler öne çıkarıldı. Kokteyl prolonge formatında yapılan etkinlik, GTD üyeleri için geleneksel bir buluşma niteliği taşırken; doğayla iç içe tasarlanmış atmosferiyle çevresel ve kültürel sürdürülebilirlik mesajı verdi.



Etkinlikte tüm GTD üyeleri, güçlü bir iş birliğiyle catering alanında sinerji yaratarak kendi ürün ve tatlarını üyelerle buluşturdu. Aynı zamanda sosyal sorumluluk alanında farkındalık yaratmak amacıyla farkındalık standları kuruldu. Programda öne çıkan başlıklar arasında; orman yangınlarının coğrafi işaretli ürünlere etkisi, küresel ısınmanın gastronomi turizmine yansımaları ve yerel üreticilerin korunması gibi konular yer aldı. Etkinliğe, Türkiye Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TYGD) ile Fransa menşeli FIJET Türkiye de destek verdi.



"ORMANLAR VE COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLER, GELECEĞİMİZİN ANAHTARI"



GTD ve TYGD Başkanı Gürkan Boztepe, etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada bu organizasyonu orman yangınlarına dikkat çekmek ve sosyal sorumluluk bilinci oluşturmak amacıyla özellikle ormanlık bir alanda gerçekleştirdiklerini belirtti. Boztepe; “Ormanlarımızı korumak kadar, Anadolu’nun zenginliğini yansıtan coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkmak da çok önemli. Bu iki değer, aslında geleceğimizin anahtarıdır” dedi.







BİRÇOK KURUM KATKI VERDİ



Geceye; İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, Sanatçı Tamer Levent, Prof. Dr. Oğuz Özyaral, eski Turizm ve Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı, eski Tarım Bakan Yardımcısı Ayşe Ayşin Işıkgece ve Dr. Ender Saraç da katılım sağladı. Etkinlik, aşağıdaki kurumların katkılarıyla hayata geçirildi: Aİdrink, Antiochia, Crowne Plaza Harbiye, Dr. Aronia, GT Anadolu, Izoletta, Kalbur Et, Kosifler Oto, Karaköy Güllüoğlu, Life Park, Meat Burger, Meltem’in Evi, Sabırtaşı, Tepe Gourmet, TYGD, Qurabiss, The Coffee Factory, Hatay dayanışma derneği, Efor Çay, Export, Vegan Derneği.



Etkinliğe katkı veren markalar arasında yer alan Dr. Aronia, en fazla ilgi gören stantlar arasındaydı. Dünyanın ilk ve tek yüzde 100 aronya içerikli, "Rainforest Alliance" sertifikalı ürünleri sergileyen marka temsilcileri; "Dikimden Hasata, Hasattan Sofraya Gelen Şifa' mottosuyla Türkiye’de aronya konusunda ilklere imza atarak öncü olan, uzman bir firma olarak hizmet vermekteyiz" açıklamasında bulundu. Aylin Kalafatoğlu, Hande Özuysal ve Aysun Yıldız…



Etkinlik, doğa sevgisiyle gastronomiyi buluşturarak hem çevresel duyarlılığı artırdı hem de toplumsal sorumluluğun güçlü bir örneğini ortaya koydu.



Buluşmaya verdiği katkılarından ötürü teşekkür plaket takdim edilen isimlerden biri de eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ayşe Ayşin Işıkgece idi.



Etkinliğe katılanlar arasında, "Günaydın Et" markasının kurucularından Cüneyt Asan da vardı. Asan, gecede yaptığı konuşmada "Bu ülkenin ormanlarına, toprağına, değerlerine sonuna kadar sahip çıkmalyız. Aksi durumda kötü günler bizleri bekliyor" ifadelerini kullandı.



Buluşmaya ev sahipliği yaparak sıcak bir yaz gününde serin ortamı ile konuklara unutulmaz dakikalar yaşatan İstanbul Life Park Izoletta’nın sahibi Erdem İpekçi, en çok teşekkür edilen isimler arasındaydı. Erdem İpekçi, Kemal Babalık, Kadir Toprakkaya, Canan Toprakkaya ve Aylin Tavmen...



Buluşmada yeni imajı ile dikkat çeken isimlerden biri de duayen turizmci Hüseyin Kurtoğulları idi. Prof. Dr. Oğuz Özyaral ile birlikte ertesi günün sabahında Erzurum Büyükşehir Belediyesi'nin özel davetlisi olarak Erzuruma'a harket edecek olan ikiliye, gece boyunca Hotel Gazetesi'nin sahipleri Aliye & Mustafa Üçbaş çifti eşlik etti.



Gecenin uzaklardan da konukları vardı. Kütahya'nın Çavdarhisar ilçesinde Anturia Çavdarhisar Evi'nin yöneticisi Dr. Murat Yılmaz & Behiye Yılmaz ikilisi, hem buluşmaya destek vermek hem de toplumsal sorumluluğa dikkat çekmek adına Kütahya'dan gelerek katılım sağladılar. Kemal Babalık, Kadir Toprakkaya, Prof. Dr. Oğuz Özyaral, Canan Toprakkaya, Behiye Yıldız, Nehir Demir ve Dr. Murat Yıldız...]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[159 ülke dolaşmış bir modern zaman seyyahı: Attila Atasoy]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/159-ulke-dolasmis-bir-modern-zaman-seyyahi-attila-atasoy/</link>
        <description><![CDATA[Harika ses tonuyla, her şarkıyı hakkını vererek söyleyen özgün yorumuyla, hâlâ dillerde ve gönüllerde yer eden hit parçalarıyla tanıdığımız değerli bir sanatçı Attila Atasoy. Aynı zamanda senelerce Şişli’de kendine ait bir eczaneyi işletmiş. Ancak usta sanatçı, 159 ülke dolaşmış bir modern zaman seyyahı aslında. Bütün bu maceralarını “Düş Peşime” adlı kitabında seyahat meraklılarıyla paylaşmış. Her […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 30 Tem 2025 14:50:56 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Harika ses tonuyla, her şarkıyı hakkını vererek söyleyen özgün yorumuyla, hâlâ dillerde ve gönüllerde yer eden hit parçalarıyla tanıdığımız değerli bir sanatçı Attila Atasoy. Aynı zamanda senelerce Şişli’de kendine ait bir eczaneyi işletmiş. Ancak usta sanatçı, 159 ülke dolaşmış bir modern zaman seyyahı aslında. Bütün bu maceralarını “Düş Peşime” adlı kitabında seyahat meraklılarıyla paylaşmış. Her sene tatile Bodrum’a gidenlere kızıyor. Garantici, sağlamcı insanlar olarak görüyor ve turist bile saymıyor. Kitabını da Bodrumculara ithaf etmiş.



Atasoy yay burcu; onun getirdiği bitmez tükenmez bir keşfetme enerjisi var. “Indiana Jones” ve “Mumya” filmlerine bayılıyor. Filozofik ve egzotik bütün şeylerin peşine düşüyor. Kısacası; sadece çok ülke gezip görmüş değil, “gezgin” ünvanının tam karşılığı olan, bu ünvanı hak etmiş biri Attila Atasoy. Biz de bu röportaj aracılığıyla sanatçının bu yönünü sizlerle tanıştırmak istedik.







Attila Bey, sizin ses sanatçısı, eczacı ve gezgin kimliğiniz, yani aynı anda üç şapkanız var. Biz bugün TOURMAG Turizm Dergisi olarak gezgin kimliğinizle ilgili konuşmak için buradayız. İkisi de yoğun zaman alan bu uğraşlarınız arasında çok sayıda gezi yapmayı da başarmışsınız. Kalbinizdeki o ilk yolculuk çağrısı ne zaman oldu? Sizi yollara düşürüp, sonunda bir gezgin yapan neydi?



Tabi ki müzik her zaman vardı hayatımda. Beş yaşından itibaren mandolinle başlayan bir süreç. Eurovizyon elemelerinde “Dilenci” ile ikinci olduğum zaman bütün Türkiye beni tanıdı. Zaten daha eczacılık talebesiyken ünlü olmuştum iyi kötü. Tabi daha sonra gazino, gece kulübü piyasası İstanbul’da olduğu için buraya geldim. İstanbul işin merkezi olduğu için, plak yapmak için İstanbul’a gelmek zorunluluğu vardı. Ama işte işlerin her zaman rast gitmediği bir piyasa. Hâliyle iktidarlar değişiyor, ihtilaller oluyor.



Dolayısıyla, o çalkantılı dönemlerin arasında kendimizi muhafaza etme çabası oluyor. Yani ben boşuna mı eczacı oldum dedim. Zaten gazinolar kadınların tekelindeydi. Mecburen annemin ve babamın katkılarıyla madem ki eczacıyım, abur cubur yerlerde çalışmayayım, kalitemi düşürmeyeyim diye eczane açtım ve güç bela ikisini de bir arada götürmeye çalıştım. Çok yoruldum hakikaten, üzüldüğüm zamanlar oldu. Araya evlilik, boşanma girdi vs. derken, sonra kendimle iç hesaplaşma dönemine girdim. Yani tamam şöhret var, para olmasa da üç beş kuruş kazanıyorum, fakat şöhret de bir esaret. Özgürlüğüne düşkün biri için hakikaten bir esaret. O içsel yolculuklarda “Ben ne istiyorum?”un cevabını verdim ve yollara düştüm.







Turistik gezilere ilk ne zaman başladınız?



İlk tabi kendi kendime, konserler için Amerika’ya, Avrupa’ya gittiğim oldu. Müzeyyen Senar’la Amerika’ya gittim. Türkiye’yi temsil ettiğim Tunus Şarkı Festivali, yine Bulgaristan Altın Orfe var. Öyle gitmişliklerim var tabi… Turist olarak gidişim ise şöyle oldu: Eczanemin yanına Singapur Havayolları açıldı. Gel de gitme şimdi. Bir de kampanya yaptılar. Yani ilk Bangkok-Pattaya-Singapur turunu yapan adamlardan biriyim ben. Dibime açılmış artık, zaten hevesim var gitmeye. Uzak Doğu’yu çok severim. Kendi isteğimle ilk öyle 1987’de başladı.







Dile kolay, tam 159 ülke gezdiğinizi biliyoruz. Bu kadar destinasyonu yoğun bir hayatın içine nasıl sığdırdınız?



Arada işler böyle makul seviyeye indiği zamanlarda yaptım. Yani ben sürekli gazinolarda çalışmadım ama hep şarkı ürettim. İşin piyasasını pek beceremedim açıkçası. Esnaflık sıfır bende. Bir de yay burcuyum, özgürlüğüme çok düşkünüm. Artık yeni soluklar almam gerekiyordu. Tabi babam öldü o arada. İşte onlardan, kendi biriktirebildiğimle…



Bir kere önce Türkiye Gezginler Kulübü Onur Üyesi oldum, sonra Dünya Mirası Gezginler Kulübü’nün onur üyesi. Kendim zaten bağımsız gezerken bir de bu gruplara dâhil oldum. Bu gruplarla gidilmesi çok zor yerlere gitme şansım oldu. Amazon Ormanları’ndan tutun da Kongo’da kabilelerle yaşamaya kadar, Uganda’da Pigmelerin köylerinde yaşamaya kadar. Ya da Borneo’da, Papua’da kabilelere gitmek gibi… Bunları hep gezi grubu arkadaşlarımla yaptım. Hem işi daha güvenli hâle hem daha ucuza getirmek mümkün oldu. İçimdeki ses sürekli bana git diyor çünkü. Bir de biz mesela Kuzey Kore’ye giden ilk Türk grubuyuz. Yıl 2000, çok zor. Çin’e gittik, Çin’den vize aldık. Rahmetli Orhan Kural sayesinde...







Bu seyahat kulüplerine nasıl üye olunuyor? Özelliği ne, kaç kişi? Biraz onlardan da bahseder misiniz?



Kendiliğinden oldu. İlk Orhan Kural davet etti beni. Onların, gezginlerin toplantısı vardı. Söyleşi, arada müzik, vs. TV programları yapıyordu. Ona misafir olunca iyi arkadaş olduk. Sonra Gezginler Kulübü’ne üye yaptılar beni. Orhan’ın düzenlediği parkurlarda kaç kişi toplanırsak öyle gitme şansımız oldu. Toplam 200-300 üye vardı sanırım. Bir de Atilla Ege tarafından Dünya Mirası Gezginleri Kulübü kuruldu. O da çok bilgili ve hakikaten aydınlatıcı bir insandı. Çin’i, Borneo’yu, Uganda’yı görmeyi, öyle yerlere gitmeyi de ona borçluyum. Kongo’da da mesela 7-8 kişiydik. Küçük rafine gruplar. O kabilelerle bir arada olmak için… Papua’da da çıplak yerlilerin köyüne gittik. Vamena denen yerin dağ köylerinde, af edersiniz sadece önlerine kabak kılıf takan yerliler var, çıplak yaşıyorlar. Biz onlara gittik. Böyle ekstrem şeyler de beni çok çekti her zaman. Bunun için de böyle grup olmak gerek. Oraya mesela Dünya Mirası Gezginleri ile gittim. Kongo’ya Orhan Kural’ın kulübünden arkadaşlarla gittim. Amazonlar'a da yine onlarla…







Sizce tek başına mı yoksa grupla mı seyahat daha keyifli oluyor?



Bu grup olmanın hem işi daha ucuza hem daha güvenli hâle getirmek bakımından çok faydası var. Yol arkadaşlığı da eğer iyi anlaşırsanız harikadır. Ben yalnız da Uzak Doğu’ya, oraya buraya çok yere gittim ama tabi grup olmanın keyfi başka. İyi anlaşan grupsa ve fazla kalabalık değilse; en fazla 9-10, hadi bilemedin 12 kişi, o zaman tadından yenmez.



Bir de tehlikeli yerlere gidiyoruz; Paris’e, Londra’ya dedem de gider. Yani oraya buraya zaten kendim gidebiliyorum ama böyle ekstrem yerler için arkadaşlık, güvenlik ve bir de ucuza getirmek bakımından son derece faydalı bir durum. İlk önce klasik turist oluyorsunuz zaten, mecburen turlarla gittiğinizde. O da ilk öğrenme, ilk adım bakımından faydalı. Ancak daha sonra artık turistlikten gezginliğe terfi etmek gerekiyor.







Kaç senede oluyor bu terfi aşağı yukarı?



Valla işte 1987'de başlayan süreç, 2000'li yıllarda çok ağırlık kazandı. Ben gittiğim yerin yerel hayatına sızarım. Oranın dolmuşuna binerim. Oranın halkının gittiği neresiyse; lokantası, pavyonu vs. her ne aklınıza geliyorsa o yerli halka sızarım. O bana keyif veriyor. Ben zaten yemek hiç seçmem, yoldan beslendiğim için. O bakımdan çok kolayımdır. Benim için simit, peynir, muhabbet olsun; en güzel ikram…







Ben şimdi şu enteresan gezilere gelmek istiyorum. Kabilelerle aynı ortamda yaşamak gibi… Bunlardan birkaç tanesini anlatır mısınız?



Ekvatoral bölgede, Kongo’da tabi saatlerce yol gidiyorsunuz toz, toprak içinde. Indiana Jones’un filmlerinde olur ya kalaslı köprüler falan, öyle yerlerden geçiyorsunuz. Önce kanolara gitmemiz lazım. Kanolara giderken bavul taşıyan yerliler var. Sömürgecilik zamanı İngilizler gibi. Önden onlar gidiyor, arkadan biz. Önce uzun bir yürüyüş, sonra bir dere var. Esas büyük kanoya ulaşabilmek için o dereden yürüyerek gitmemiz lazım. Derede diz boyu kırmızı su var, demir oksitli galiba. İçinde de su yılanları var. 1 km kadar derede yürüdük. Gerçi yılanlar bir şey yapmıyor tabi. Bizim yerliler onları yakalayıp, akşama da yediler zaten. Bir öğretmen kadın, “Ben yılanlı suda yürüyemem” dedi. Onu da yerli sırtına aldı, öyle götürdü. Böyle maceralar…



Go Kongo diye bir yerel gezi tur ekibi var, onlarlayız. Yerel adamlar bize eşlik ediyor. Sonra kanolara varıyorsun. Yerliler o kanolarda saatlerce kürek çekiyor. Sürekli şarkı söylüyorlar, ben de ona katılıyorum. Fakat yorulmuyorlar. Saatlerce kürek çekildi, çekildi, sonra Bantu kabilesine varıldı. Biz Bantulara ve Pigmelere gidiyoruz o gezide. Gittiğimiz yerde ekip çadırları kuruyor bize. Tuvalet için çukur kazılıyor, etrafına branda yapılıyor. O kırmızı nehirde yıkanılıyor, orada timsah yoktu enteresan. Bizim ekibimizde yemekleri turun sahibi Michel yapıyordu. Yediğimiz kuru fasulye, pilav. Ben yerli yemeklerinin hepsinin tadına baktım. Misyonerler iyi çalışmış, oraya Hristiyanlığı getirmişler. Hiçbir şeyleri yok, evleri yok, derme çatma ama kiliseleri var, oraya gidiyorlar. Fakat nasıl güzel şarkı söylüyorlar, dört sesten vokal yapıyor kadınlar. O kadar enteresan.



Neyse, ben çadırlarda tek kalıyorum. Çadırlar kuruldu. Bir papaz var. Papazın orda bir şey bulduk, yedik onu da. Herkes benim gibi kalender değil, ben ne bulsam yiyorum. Ağaç kabuğu da yerim yani. Neticede yorgunuz, uykusuzuz. Tuvalet yapacağız, herkes bize bakıyor. Büyük gözaltındayız. Çoluk çocuk bize bakıyorlar. Biz uzaylı gibi, beyaz adam… Tam yattık uyuyoruz; bir gürültü, tamtamlar, bağırış çağırış, şarkılar, türküler… “Eyvah” dedik; “Bunlar bizi yiyecekler herhalde.” Geldiler neyse, biri ölmüş, onu uğurluyorlarmış. Şarkılarla, türkülerle, danslarla uğurluyorlar. “Hay Allah, iyi kurtardık” dedik.







Amazon da çok zor bir parkur değil mi? Hatta Afrika’dan daha korkunç sanki. Balta girmemiş ormanlar, sineği, böceği, yılanı, vs. Her şey zehirli orada…



Amazon’da zaten ormana girerken yerli bir mihmandar oluyor. Önce yılan eğitimi alıyorsunuz. Hangi yılan zehirli, hangisi insan yiyen karınca? Küçücük bir yılan var, 70 cm bordo siyah. Çok da sevimli bir şey. Bu yılanın zehirlisi de zehirsizi de var. Şimdi bunların dalda olanları zehirsizmiş de yerde olanları zehirli miymiş ne. “Bir adım yılanı” deniyor buna. Soktuğu zaman ancak bir adım atabiliyorsunuz. O kadar zehirli yani. Şimdi bir yılan görüyorsunuz; “Acaba bu daldan mı düştü?” Yılandan da çok korkarım ayrıca ama bir deli cesareti oluyor insanda.



Peki hiç kaza olmadı mı bunca gezi sırasında? Hayvan ısırması, hastalık falan? Siz nasıl bu kadar sağlam kaldınız?



E bir iki yerde, Senegal-Gambiya arasında dünya mirası göreceğiz diye çok uzun bir yol gittik. Toz toprak içinde… Nihayetinde beş tane taş gördük o kadar :) Orada yollarda epey hırpalandık ama öyle önemli kaza, hastalanma vs. olmadı. Bir de Kongo’da 8.5 saat kanolarla yol aldığımız seferde beni iki çeçe sineği ısırdı. Neyse ki bir şey olmadı. Tükürüklediler beni, tükürükleri antiseptik ya. Zamanında uyku hastalığından binlerce kişi öldü Afrika’da. Ama on yıldır görülmüyormuş biz gittiğimizde. 2016 idi. Bir deli cesareti var işte…



Belli sakıncalı ülkelere giderken sarıhumma vs. aşısı oluyoruz. Afrika’daki bazı ülkeler için bir tek o isteniyor. Yanında sıtma ilacı getirenler oluyor. Ben bir eczacı olarak karşıydım, çünkü sıtma ilacını önceden alsanız da bir işe yaramaz. Olacaksanız olur. Yani tabi ki sinek kovucular, çadırlarınızı sıkı sıkıya kapatmanız önemli. Senegal’de bir milli parkta kaldık. Etraftan aslan, kaplan sesleri geliyor. Ben kulübede yalnız kalıyorum. İçeride örümcekler, sürüngenler falan vardı da ben hiç aldırmadım. “Merhaba” dedim, yattım. Bir de dandik bir somyam vardı, o çökmüştü. Çok hırpani yerlerde kalmışlığımız var. Safari parklardaki lodgelarda falan kaldık. İşte Kenya, Tanzanya, Uganda…







Aklınızda kalan başka hangi ilginç veya komik anılarınız var?



Bir keresinde Uganda’dayız. Orada dünyanın en derin tektonik göllerinden biri var: Bunyoni. Onun üzerindeki adacıklarda Pigmeler yaşıyor. Oraya gittik. Tabi 2 bin metre yükseklikte bungalovlar var, onlarda kalıyoruz. Aaa bir gittik de ne görelim? Hepsi uzamış bunların, biz cüce kaldık. 130-150 cm arası boy beklerken hepsi karışmış, uzamışlar. Bizim grup da yani cüceler grubuydu, hanımlar zaten kısa. Çok bozulduk. Gördüklerimiz en az benim kadardı. Demoralize olduk. Dönelim dedik hatta. Mesela, Tazmanya canavarı var. Bit kadar bir şey. Isırgan etobur tabi, yanında durmuyorsun. Ona aslında Tazmanya şeytanı denilmiş ama sonra canavara dönüşmüş. Tazmanya Havaalanı'nın girişinde heykeli bile var. 



Soğuk coğrafyalarda neler yaşandı? Biraz da onları anlatır mısınız?



İzlanda, Kuzey Finlandiya, Norveç’e gittim. Mevsim de önemli tabi. Sibirya’ya da gittik. Yekaterinburg mesela kışın çok soğuk oluyor. Ama yazın yandık biz sıcaktan. Acayip bir şey. Kışın en soğuk yer ama yazın ben üstüm çıplak dolaştım sıcaktan. Çok ilginç şeyler oluyor. Mesela, kışın Laponya’da köpeklerle kızak safari yaptığım için, buz otellerde kaldığım için orasını anlatayım. En kuzeydeki İvalo şehrine gittik, -45 dereceyi gördük. En soğuk oydu. Buz Otel'e gittik, buz odada kalacağız güya. Kahramanız ya… Ama mezar gibi yani. Buz üzerinde koca bir şilte. Üzerine kürk ve bir de uyku tulumu koymuşlar. Tulumda sadece gözünüz açık, tulum biraz indiği zaman bıyık donuyor. Yani otel -5 derece. Tam yemek yiyoruz mesela, dışarıdan konteyner bağlanıyor. Masa cam gibi buzdan. Yemek yerken bir suya uzanıyorsunuz, su donmuş. Ben bir de orda klip çekmeye çalıştım, kamera dondu. Orada bir de ısıtmalı, banyolu iglolar var. Eskimo kulübesinin camdan yapılmış modern versiyonu. O harika bir şey. O Buz Otel’den çıkıp, igloya 50 metre falan yürüyene kadar hayatımda bu kadar üşümedim sanırım. Yolda donuyorduk. O ara hava açıktı ama -45 dereceye düşmüş. O igloya kendimizi nasıl attık bilemiyorum. Ama o çok güzeldi. Kenarda perdeleri var. Kar üstünüze yağıyor. Ren geyikleri üzerinizden atlıyor. Kuzey Işıkları yukarıda. Acayip romantikti.







Bir de kitabınız var “Düş Peşime”. Tüm bunların detayları çok akıcı ve eğlenceli bir dille anlatılmış orada. En çok tavsiye ettiğiniz yer neresi?



Bu bir gezi kitabı. Gittiğim yerleri sohbet diliyle, orayı merak edenler için bir rehber niteliğinde anlattım. Layık bulduğum yerleri yazdım. Yazmak iyi geldi bana. Daha çok gidilmesi zor yerleri yazdım. Paris’i, Londra’yı herkes yazıyor. Niye yazayım oraları? Fakat o gidilmesi zor yerler, belki gitmek isteyenler için iyi bir rehber olur diye düşündüm ve öyle yazdım.



Her yeri tavsiye ediyorum. Kitabımın önsözünde de yazdım. “Bu kitabı tatil deyince aklına Bodrum gelenlere ithaf ediyorum. Ben bir haftalık Bodrum parasıyla 20 gün, 3 ülke dolaşmış biriyim. Dolayısıyla herkes Bodrum’u biliyor, çok kötü bir şey bu. Sağlamcı insanlar, turist bile değiller. Onlara çok kızdığım için de başta bir önsöz yazdım açıkçası. Her yer gidilmeye değer, yeter ki cesaretiniz olsun. Çok paraya gerek yok. Bir faydam olursa ne mutlu. Bir de yazmak, şarkı yazmak, böyle şeylere demek ki hevesim var. Bir işe yaramak istedim o konuda da. Ben bir de keşfetmeyi seviyorum. Yay burcunun getirdiği bir enerji var. Filozofik ve egzotik bütün şeylerin peşine düşmek, dünyanın sırrını araştırmak gibi...



Süpersiniz, bu enerjinizi aynen devam ettirin…



İçimdeki çocuğa borçluyum bunu. Niye böyle? Büyüyemiyorum ki yaşlanayım diyorum. Bütün görevlerimi de yaptım; yani anneme, babama, çocuğuma karşı vs…



Sizce gerçek bir gezgin nasıl olmalı? Seyahat ederken neleri göze almalı? Yani kısacası bir gezginle bir turist arasındaki fark nedir?



Gezgin her türlü koşulu göze alıp, bir şort ve bir tişörtle yola çıkabilecek kadar cesur, hevesli ve kâşif ruhlu olmalı. Gerekirse çadırda kalmalı, gerekirse de iki yıldızdan beş yıldıza kadar otelde kalabilir. Ama bunları kafaya takmadan, kafadan yola çıkabilen ve korkmayan insan demektir. Keşfetmeye âşık insan demektir.



Şimdi sizden kısa kısa "EN"lerinizi almak istiyorum. Bir de her kıtadan bir ülke ya da şehir seçmenizi. Tamamen kendi subjektif görüşlerinizle yapılan seçimler olsun. Bu keyifli sohbet için de çok teşekkür ediyor, size sağlıklı ve seyahat dolu nice yıllar diliyorum…



ATTİLA ATASOY'UN "EN"LERİEn çok hatırlayıp andığınız yer?Vietnam (Her bakımdan... Gelecek on yılda çok kalkınacak bir ülke.)En sevdiğiniz?Tayland tabi ki.En romantik?ViyanaEn eğlenceli?Brezilya (Karnaval)En şaşırdığınız?Madeira. (Çok iyi anlamda... Portekiz'e bağlı Atlantik’te bir ada. Bu kadar güzel, bu kadar bakımlı, bu kadar her şeyin iyi olduğu bir yer beklemiyordum. Ronaldo’nun da doğum yeri aynı zamanda. Mutlaka gidin. Hem iklimi hem doğası, her şey anlamında bayılarak şaşırdığım bir yer oldu.)En zorlandığınız?Senegal-Gambiya arasında beş tane Dünya Mirası taş sütun göreceğiz diye, toz toprak kıyamet 17 saat gittiğimiz yolculuk…En misafirperver?Gittiğiniz parkurlara da bağlı ama yine Vietnam, Tayland diyeceğim.En maceralı?BrezilyaEn belalı?BrezilyaEn sakin?İsviçre. (Huzurevi gibi ne güzel. Arada oraya gidin. Huzurun olduğu tek yer orası galiba. Gerçi bize rahat batıyor. Hele bir de Lichtenstein var. Orası tam huzurevi.)En gürültülü ve kalabalık?Orta Amerika ülkeleri; El Salvador, Meksika…En egzotik?Uzak Doğu aklıma geliyor direkt. Seyşeller, Maldivler hepsini gördüm ama oralar daha turistik. Mesela, James Bond Adaları var Tayland’da. Orası diyebilirim.En ucuz?TaylandEn soğuk?Finlandiya, İvaloEn sıcak?(Çöllere falan da gittim ama en boğucu daha çok Uzak Doğu’da oluyor. Singapur çok sıcak ve nemli olur gündüzleri. O nem insanı bayar yani hakikaten. Zaten Ekvator'a çok yakın. Singapur ve Endonezya arası. Sumatra’ya da gittik. Hangisi daha sıcaktı unutuyorum doğrusu.



ATTİLA ATASOY'UN SEÇİMLERİAvrupaPortekiz ve adalarAsyaTaylandAfrikaTanzanyaGüney AmerikaBrezilya ve Rio De JaneiroKuzey AmerikaSeattle ve AlaskaOkyanusyaMelbourne]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kapadokya, “Michelin Rehberi 2026” seçkisine dahil edildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kapadokya-michelin-rehberi-2026-seckisine-dahil-edildi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kapadokya’nın “Michelin Rehberi 2026” seçkisine dahil edildiğini bildirdi. Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Orta Anadolu’nun binlerce yıllık lezzet mirasını bugüne taşıyan Kapadokya; İstanbul, İzmir ve Muğla’nın ardından Michelin Rehberi 2026 seçkisine dahil edildi” ifadelerini kullandı. Ersoy, bu gelişmenin gastronomi turizminde Türkiye’nin ulaştığı yüksek seviyeyi bir kez […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Sal, 29 Tem 2025 15:03:59 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kapadokya'nın "Michelin Rehberi 2026" seçkisine dahil edildiğini bildirdi. Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Orta Anadolu'nun binlerce yıllık lezzet mirasını bugüne taşıyan Kapadokya; İstanbul, İzmir ve Muğla’nın ardından Michelin Rehberi 2026 seçkisine dahil edildi" ifadelerini kullandı.



Ersoy, bu gelişmenin gastronomi turizminde Türkiye'nin ulaştığı yüksek seviyeyi bir kez daha gözler önüne serdiğini belirterek, şunları kaydetti: "Bu kıymetli süreçte emeği olan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile Kapadokya'mızı koruyarak geleceğe taşıyan Kapadokya Alan Başkanlığımız başta olmak üzere sürece katkı sunan herkese teşekkür ediyor, Kapadokya'mıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum."







MUTFAĞI İLE DE ULUSLARARASI PLATFORMLARDA ÖNE ÇIKIYOR



Öte yandan; Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Hititlerden Roma İmparatorluğu'na, Selçuklulardan Osmanlılara uzanan bir medeniyetler mirasına ev sahipliği yapan Kapadokya, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, mutfağıyla da uluslararası platformlarda öne çıkıyor. Michelin Rehberi'nin dikkatini çeken Kapadokya restoranları; tandır yemeklerinden güveçlere, fermente lezzetlerden yöresel mezelere kadar geniş bir yelpaze sunuyor. 







SEÇKİ ARALIKTA AÇIKLANACAK



Açıklamada görüşlerine yer verilen Michelin Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec, Kapadokya'nın seçkiye dahil edilmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bölgenin kültürel ve gastronomik çeşitliliğinin müfettişler üzerinde derin bir etki bıraktığını belirtti. Poullennec; "Kapadokya'nın mutfak geleneği bölgeyle derin bir bağ içinde. Şefler, yerel ürünler ve tarımı ustalıklarının her aşamasında temel birer unsur olarak kullanıyor. Bu bölgeyi tercih etmek için bir neden daha sunmak istiyoruz: Kapadokya'nın eşsiz gastronomi dünyasını deneyimlemek" değerlendirmesinde bulundu. Kapadokya'daki ilk Michelin Rehberi restoran seçkisi İstanbul, İzmir ve Muğla'daki seçkilerle birlikte 4 Aralık 2025'te İstanbul'daki Four Seasons Hotel Bosphorus'ta düzenlenecek törenle açıklanacak. Tüm seçkiye Michelin Rehberi'nin internet sitesinden ve mobil uygulamalarından erişilebilecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Pergamon Antik Kenti’nde 1400 yıllık bronz kazan bulundu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/pergamon-antik-kentinde-1400-yillik-bronz-kazan-bulundu/</link>
        <description><![CDATA[İzmir’in Bergama ilçesindeki Pergamon Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, Roma dönemine ait 1400 yıllık olduğu değerlendirilen bronz kazan bulundu. Restorasyon ve temizlik süreci tamamlanan bronz kazanın yakın zamanda Bergama Müzesi’nde sergilenmesi planlanıyor. Pergamon Antik Kenti Kazı Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, antik kentte “Geleceğe Miras” projesi kapsamında çalışmalar Prof. Dr. Yusuf Sezgin başkanlığında yürütülüyor. Kızıl Avlu’nun […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Paz, 27 Tem 2025 23:45:00 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İzmir'in Bergama ilçesindeki Pergamon Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında, Roma dönemine ait 1400 yıllık olduğu değerlendirilen bronz kazan bulundu. Restorasyon ve temizlik süreci tamamlanan bronz kazanın yakın zamanda Bergama Müzesi'nde sergilenmesi planlanıyor.



Pergamon Antik Kenti Kazı Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, antik kentte "Geleceğe Miras" projesi kapsamında çalışmalar Prof. Dr. Yusuf Sezgin başkanlığında yürütülüyor. Kızıl Avlu'nun yakınındaki kazılarda "Mozaikli Ev" olarak adlandırılan yapıdaki havuz alanında, bütünlüğü korunmuş şekilde bronz kazan bulundu. Eserin yüksekliğinin 23 santimetre, genişliğinin 28 santimetre, derinliğinin de 21 santimetre olduğu belirtilen açıklamada, bronz kazanın dövme tekniğiyle imal edildiği kaydedildi. 







BERGAMA MÜZESİ'NDE SERGİLENECEK



Açıklamada, bronz kabın iyi korunduğu konservasyon ve restorasyon çalışmaları sonucunda yüzeyinde yer alan çekiç izlerinin net şekilde gözlemlendiği vurgulandı. Üst kısmında çizgisel motiflerin bulunduğu kazanın, Roma dönemine ait 1400 yıllık olduğu değerlendiriliyor. Restorasyon ve temizlik süreci tamamlanan bronz kazanın yakın zamanda Bergama Müzesi'nde sergilenmesi planlanıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Antalya günlük girişte tüm zamanların rekorunu kırdı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/antalya-gunluk-giriste-tum-zamanlarin-rekorunu-kirdi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya ‘da 26 Temmuz Cumartesi günü 104 bin 359 yabancı ziyaretçiyle tüm zamanların en yüksek günlük giriş rekorunun kırıldığını bildirdi. Bakan Ersoy; “Antalya bir kez daha tarih yazdı, bu kez tüm zamanların en yüksek günlük giriş rekorunu kırarak. 26 Temmuz Cumartesi günü 104 bin 359 yabancı ziyaretçiyle Antalya’ya […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 27 Tem 2025 20:56:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya 'da 26 Temmuz Cumartesi günü 104 bin 359 yabancı ziyaretçiyle tüm zamanların en yüksek günlük giriş rekorunun kırıldığını bildirdi.



Bakan Ersoy; "Antalya bir kez daha tarih yazdı, bu kez tüm zamanların en yüksek günlük giriş rekorunu kırarak. 26 Temmuz Cumartesi günü 104 bin 359 yabancı ziyaretçiyle Antalya'ya şimdiye kadarki en yüksek günlük giriş gerçekleşti. Temmuz ayı henüz bitmeden 2,3 milyona yakın ziyaretçiye ulaştık. 2025 başından bu yana 8,5 milyonu geçen yabancı misafirimizi ağırladık" açıklamasında bulundu. Antalya'nın artık sadece bir tatil cenneti değil, küresel turizm liginde şampiyonluğa oynayan bir başrol oyuncusu olduğunu da belirten Ersoy; şehrin doğası, tarihi, kültürü, misafirperverliği ve üstün hizmet kalitesiyle dünyayı kendine hayran bırakmaya devam ettiğini vurguladı.



Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Elbette bu rekorlar tesadüf değil; kararlı yatırımlarımızın, doğru politikalarımızın ve özel sektörümüzle yürüttüğümüz güçlü iş birliğinin bir sonucu. Bu gurur tablosunun mimarları başta olmak üzere, otellerimizde misafirlerimizi güler yüzle karşılayan emekçilerimize, rehberinden şoförüne, acentecisinden tur operatörüne tüm turizm çalışanlarımıza, süreci özveriyle yöneten kamu kurumlarımıza ve sektör temsilcilerimize en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Birlikte başardık. Türkiye Yüzyılı, turizmin de yüzyılı olacak."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’nin restorasyonuna başlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/3-bin-yillik-zerzevan-kalesi-nin-restorasyonuna-baslandi/</link>
        <description><![CDATA[Roma İmparatorluğu döneminde “askeri yerleşim” olarak kullanılan, arkeolojik kazıların sürdüğü, yerli ve yabancı turistlerin ilgiyle ziyaret ettiği tarihi Zerzevan Kalesi, restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılacak. Diyarbakır’da, Roma İmparatorluğu döneminde “askeri yerleşim” olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi’nin gelecek kuşaklara aktarılması için kapsamlı restorasyon çalışması başlatıldı. Çınar ilçesine 13 kilometre […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Paz, 27 Tem 2025 00:59:18 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazıların sürdüğü, yerli ve yabancı turistlerin ilgiyle ziyaret ettiği tarihi Zerzevan Kalesi, restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılacak.



Diyarbakır'da, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi'nin gelecek kuşaklara aktarılması için kapsamlı restorasyon çalışması başlatıldı. Çınar ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında, 124 metre yükseklikte kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras Tapınağı'nın ortaya çıkarıldığı kale; yaz kış, yılın 12 ayı devam eden bilimsel kazılarla tarihe ışık tutuyor.



2020 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ne dahil edilen, kentin önemli turizm değerlerinden olan Zerzevan Kalesi, yerli ve yabancı turistlerden de büyük ilgi görüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyarbakır Valiliği, Çınar Kaymakamlığı, Diyarbakır Müzesi Müdürlüğü ve Dicle Üniversitesi'nin katkılarıyla 2014 yılında başlatılan kazılarda, bugüne kadar 1000 dönüm alanda 15 metre yüksekliğinde, 1200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 63 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişinin sığacağı yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, M.S. 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve Mithras Tapınağı'na gizli dini tören ve ayinler için gelen davetlilerin konakladığı alan ile birçok eser gün ışığına çıkarıldı.







TARİHİ KALE RESTORE EDİLİYOR



Zerzevan Kalesi'nde bir yandan arkeolojik kazı sürerken diğer yandan kapsamlı restorasyon çalışması başlatıldı. Tarihi kaledeki büyük kilise ve güney kulede 37 kişilik ekiple yürütülen çalışmada, yapıların korunması için capping (üst örtüsünü yitirmiş yapı duvarlarının üzerine uygulanan koruma katmanı), güçlendirme ve enjeksiyon (tarihi yapının orijinal dokusunu bozmadan güçlendirme ve çatlak onarımı sağlayan hassas çözümlerden) uygulaması gerçekleştiriliyor. Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Zerzevan Kalesi'nde 11 yıl önce başlatılan kazıların devam ettiğini söyledi. Bu yıl tamamlanan restorasyon projelerini uygulamaya geçirdiklerini ifade eden Coşkun, kaledeki güney kule ve kilisede restorasyona başlandığını belirtti.



MEVCUT YAPILARIN KORUNMASI AÇISINDAN OLDUKÇA ÖNEMLİ



Prof. Dr. Aytaç Coşkun, tarihi kaledeki bu çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında yürütüldüğünü kaydetti. Kaledeki mevcut yapıların gelecek kuşaklara aktarılması açısından restorasyonun önemine işaret eden Coşkun, çalışmaların şu an iki yerde sürdüğünü söyledi. Bu yılın sonundan itibaren diğer yapılarda da restorasyon çalışmalarının başlayacağını anlatan Coşkun; "Kalede 70 kişilik ekip çalışıyor. Kazı çalışmasıyla restorasyon artık bir arada yürütülecek. Mevcut yapıların korunması açısından restorasyon oldukça önemli. Geniş kapsamlı yapılan ve devam eden restorasyon çalışması, hem yapıların korunarak gelecek kuşaklara aktarılması hem de ziyaretçiler için görsel sunum açısından büyük bir önem arz etmekte" dedi.







UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ'NE GİRMEK HEDEFLENİYOR



Coşkun, 45 dereceye ulaşan sıcaklığa rağmen tarihi kalede çalışmaların devam ettiğini aktararak, yılın 12 ayı kazıların kesintisiz sürdüğünü söyledi. Kalenin bölgenin en çok ziyaret edilen destinasyonlarından birisi olduğunu kaydeden Coşkun; "Her yıl ortalama 400 bin kişi ziyaret ediyor. Bu yıl şu ana kadar 200 bin kişiyi geçtik. Yıl sonunda 500 bin kişinin kaleyi ziyaret edeceğini düşünüyoruz. Restorasyon, kazı ve çevre düzenleme çalışmasıyla gelecek yıl ziyaretçi sayısının 1 milyonu geçmesi bekleniyor" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Coşkun, Zerzevan Kalesi ve Mithras Kutsal Alanı'nın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer aldığını anımsatarak, 2026'da UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer almayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.



ZERZEVAN KALESİ HAKKINDA...



Askeri yerleşim antik yol güzergahında, 124 metre yükseklikte kayalık tepede bulunan Zerzevan Kalesi, Amida ile Dara arasında stratejik bir noktada yer alıyor. Yerleşim konumu itibarıyla bütün vadiye hakim, antik ticaret yolu üzerinde geniş bir alanı kontrol altında tutan, Roma sınır garnizonu olan kale, Romalılar ve Sasaniler arasında büyük mücadelelere sahne oldu. Zerzevan Kalesi'nin tarihi, Asur dönemine (M.Ö. 882-611) kadar gidiyor. Kalede Roma döneminde M.S. 3. yüzyılda asıl askeri yerleşim inşa edildi ve 639 yılına İslam ordularının fethine kadar kesintisiz kullanıldı. Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios (M.S. 491-518) ve Justinianos (M.S. 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazıları ise yeniden inşa edilerek mevcut haline getirildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Overturizmden kaçan turist için “mükemmel alternatif” Türkiye!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/overturizmden-kacan-turist-icin-mukemmel-alternatif-turkiye/</link>
        <description><![CDATA[Dünya turizmi, 2025 yılı ile önemli bir değişim sürecine adım atmış oldu. Bu adım doğrultusunda küresel seyahat trendleri hızla evrilirken, Türkiye’nin benzeri olmayan turistik yerleri, özellikle sürdürülebilir turizm ve deneyimsel seyahat gibi alanlarında büyük fırsatlar sunuyor. Kapadokya, Antalya, İstanbul, Bodrum ve Çeşme gibi yerler, dünya çapındaki seyahat trendlerine ayak uydurarak deneyim odaklı arayışlara yüzbinlerce turist […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 25 Tem 2025 16:00:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünya turizmi, 2025 yılı ile önemli bir değişim sürecine adım atmış oldu. Bu adım doğrultusunda küresel seyahat trendleri hızla evrilirken, Türkiye’nin benzeri olmayan turistik yerleri, özellikle sürdürülebilir turizm ve deneyimsel seyahat gibi alanlarında büyük fırsatlar sunuyor.



Kapadokya, Antalya, İstanbul, Bodrum ve Çeşme gibi yerler, dünya çapındaki seyahat trendlerine ayak uydurarak deneyim odaklı arayışlara yüzbinlerce turist için önemli merkezler haline geliyor. Ayrıca, turizm dolayısıyla aşırı kalabalıklaşan (overtuzim) bölgeler için Türkiye’nin alternatif yerler sunması, sektördeki rekabet avantajını artırıyor.



Kapadokya: Yıl Boyunca Cazibe Merkezi



Kapadokya, sadece yaz aylarında değil, dört mevsim boyunca turist çekebilecek özel bir destinasyon olarak ön plana çıkıyor. Peri bacaları, tarihi mağara otelleri ve büyüleyici vadiler, Kapadokya’yı yıl boyu ziyaret edilmesi gereken bir yer haline getiriyor. Özellikle Japonya ve Güney Kore'den gelen ziyaretçiler, Kapadokya'nın mistik atmosferine ilgi gösteriyor. Ayrıca, 30 yaş üstü Avrupa turistleri de Kapadokya'nın tarihî zenginliklerinden ve doğa ile iç içe olan otel deneyimlerinden faydalanmak için bu bölgeyi tercih ediyor. Kapadokya; doğa dostu turizm, lüks konaklama seçenekleri ve kültürel deneyimlerle bu kitlenin ilgisini çekmeye devam edecek.



JRO Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Murat Göktuğ Aksu



Kapadokya ve Benzersiz Otel Deneyimi



OteliniSat.com ve SellYourHotel.com çatı markası JRO Yatırım'ın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Göktuğ Aksu, Kapadokya’daki otel yatırımlarına olan ilgiyi şöyle değerlendirdi: “Kapadokya, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda sunduğu benzersiz otel deneyimleriyle de öne çıkıyor. Hem Asya hem de Avrupa’dan 30 yaş üstü gezginler için lüks konaklama olanakları ve deneyimsel turizm seçenekleri büyük fırsatlar barındırıyor. Ayrıca, bölgedeki otel yatırımlarının dijitalleşmesi, OteliniSat.com ve SellYourHotel.com gibi platformlarla daha verimli hale geliyor.”



Overturizm ve Türkiye’nin Alternatif Destinasyonları



Avrupa’daki popüler turistik bölgelerden Barselona, Ibiza ve Mykonos gibi destinasyonlarda aşırı turist yoğunluğu (overturizm), yerel halk üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor. Bu durum, Türkiye için büyük bir fırsat doğuruyor. Antalya, İstanbul, Bodrum ve Çeşme gibi alternatif destinasyonlar, overturizmden kaçınmak isteyen gezginler için cazip seçenekler sunuyor. Özellikle yaz aylarında İbiza’ya ve Mykonos’a benzer atmosferlere sahip olan Çeşme ve Bodrum, kaliteli gece hayatı ve sahil deneyimleriyle ziyaretçilere benzersiz bir tatil imkânı sağlıyor. Bunun yanı sıra İstanbul, Barselona’ya karşı modern bir alternatif olarak öne çıkarken; zengin kültürel mirası, sanat galerileri ve gastronomik zenginlikleriyle turistleri cezbetmeye devam ediyor. Antalya ise Mykonos’un sunduğu deniz ve güneş tatilini arayanlar için eşsiz bir seçenek sunuyor. Türkiye, bu destinasyonlarıyla daha fazla gezgin çekerek, overturizmden kaçan turistler için mükemmel bir alternatif oluşturuyor.







Asya ve Avrupa’dan Nitelikli Turistlerin Türkiye’ye Yönelmesi



Dünya çapında seyahat alışkanlıkları değişirken, özellikle Japonya ve Kore gibi Asya ülkelerinden gelen turistler, Türkiye’nin tarihi ve doğal zenginliklerine olan ilgilerini artırıyor. Kapadokya ve İstanbul gibi bölgeler, geleneksel Asya seyahat beklentilerine hitap eden deneyimler sunuyor. Aynı zamanda, 30 yaş üstü Avrupalı turistler daha sakin ve kültürel olarak zengin seyahatler arayışında oldukları için Türkiye’nin sunduğu kültürel miras, lüks konaklama imkanları ve sağlıklı yaşam odaklı tatil seçenekleri, bu yaş grubundaki gezginlerin ilgisini çekiyor. Türkiye, özellikle sağlık turizmi, spa otelleri ve sağlıklı yaşam (wellness) merkezleri ile bu segmenti çekebilecek büyük bir potansiyele sahip.



Sürdürülebilir Seyahat ve Deneyim Odaklı Turizmde Türkiye Fırsatları



Türkiye, sürdürülebilir turizm ve deneyimsel seyahat trendlerini karşılayacak eşsiz fırsatlar sunuyor. Kapadokya; tarihi köyler, doğa parkurları ve benzersiz konaklama seçenekleri ile hem yerel halkla etkileşime giren hem de doğa dostu turizm arayan gezginler için ideal bir destinasyon. Bodrum, Çeşme ve Antalya da lüks ve sürdürülebilir tatil seçenekleri ile öne çıkıyor. Z kuşağı ve deneyimsel seyahate ilgi duyan turistler, Türkiye'nin sunduğu otantik deneyimler, yerel festivaller ve gastronomik turlar gibi etkinliklerle bölgeyi keşfetmeye davet ediliyor. Ayrıca, dijital platformlar aracılığıyla daha kolay ulaşılabilir hâle gelen bu deneyimler, Türkiye'nin turist çekme potansiyelini daha da artırıyor.



JRO Yatırım Genel Müdürü Göksel Akman



SEYAHAT ALIŞKANLIKLARI YENİDEN ŞEKİLLENİYOR



Murat Göktuğ Aksu, bu çerçevede ek olarak şunları dile getirdi: “Türkiye, Kapadokya’dan İstanbul’a kadar uzanan geniş bir yelpazede, tüm yıl boyunca turistleri çekecek özelliklere sahip. Overturizmden etkilenen destinasyonlar için sunduğumuz alternatifler, Türkiye’nin turizm sektöründe güçlü bir konumda olmasını sağlıyor. Özellikle dijitalleşme sayesinde otel alım satımlarının daha verimli hale gelmesi, yerel yatırımcıların ve uluslararası alıcıların Türkiye’ye olan ilgisini artırıyor.” JRO Yatırım Genel Müdürü Göksel Akman ise Türkiye’nin yeni turizm vizyonuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Dünya genelinde seyahat alışkanlıkları yeniden şekilleniyor. Biz de JRO Yatırım olarak, sürdürülebilir turizm ve dijitalleşme ekseninde dönüşen bu yeni dönemi doğru okumaya odaklandık. Türkiye, sadece eşsiz doğasıyla değil, aynı zamanda otelcilik yatırımlarında sunduğu inovatif fırsatlarla da öne çıkıyor. Özellikle Kapadokya gibi yıl boyu turist çekebilen destinasyonlar, yerli ve yabancı yatırımcılar için stratejik birer cazibe merkezi haline geldi. Dijital platformlarla desteklenen bu dönüşüm, ülkemizin turizmdeki küresel rekabet gücünü artırıyor.”



Türkiye’nin Turizmdeki Geleceği Işıldıyor



Türkiye’nin öne çıkan turistik bölgeleri, hem Asyalı hem de Avrupa'dan gelen nitelikli turistler için büyük fırsatlar sunuyor. Kapadokya'nın büyüleyici doğal yapısı, İstanbul’un kültürel zenginliği ve Antalya'nın sahil tatili seçenekleri, Türkiye'nin çeşitlenen turizm pazarındaki rekabet avantajını pekiştiriyor. Overturizmden kaçınan turistler için Türkiye, alternatif destinasyonlar sunarak, sürdürülebilir turizmde büyük bir fırsat yaratıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tarihi keşfet, doğayı koru, yolculuğa çık!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tarihi-kesfet-dogayi-koru-yolculuga-cik/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin turizm alanındaki öncü yayınlarından TOURMAG Turizm Dergisi, 43. sayısıyla raflarda yerini aldı. Temmuz-Ağustos-Eylül 2025 dönemini kapsayan bu özel sayıda; arkeoloji turizminden dijitalleşen seyahat alışkanlıklarına, doğa koruma projelerinden dünya rotalarına kadar dopdolu bir içerik sizleri bekliyor. Bu sayının kapak dosyasında, Anadolu’nun eşsiz arkeolojik mirası mercek altına alınıyor. Türkiye, dünya arkeolojisinin en zengin sahnelerinden biri olarak […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 25 Tem 2025 09:53:18 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’nin turizm alanındaki öncü yayınlarından TOURMAG Turizm Dergisi, 43. sayısıyla raflarda yerini aldı. Temmuz-Ağustos-Eylül 2025 dönemini kapsayan bu özel sayıda; arkeoloji turizminden dijitalleşen seyahat alışkanlıklarına, doğa koruma projelerinden dünya rotalarına kadar dopdolu bir içerik sizleri bekliyor.



Bu sayının kapak dosyasında, Anadolu’nun eşsiz arkeolojik mirası mercek altına alınıyor. Türkiye, dünya arkeolojisinin en zengin sahnelerinden biri olarak sadece tarihsel bir derinlik sunmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğe dair vizyonlar da sunuyor. Bu engin kültürel keşif, yalnızca tarihe değil; sürdürülebilirlik, yerel kalkınma ve bilinçli turizm gibi kavramlara da ışık tutuyor.







Turizmi bir sektör değil, bir yaşam kültürü olarak gören tüm okurlar için ilham verici bir kaynak niteliğindeki TOURMAG’in son sayısında, ayrıca şu içerikler dikkatleri çekiyor:




Sürdürülebilir keşifler: Tatilsepeti ve Akdeniz Koruma Derneği iş birliğinde başlatılan “Koruyarak Keşfet” projesiyle ekosistem bilinci gelişiyor, turizm doğayla buluşuyor.



Yapay zekâ çağında seyahat: Seyahat artık sadece rota değil, bir kimlik meselesi. KızlarSoruyor ve RTB House’un verileriyle, tatil tercihlerinde kişiselleştirme, esneklik ve sosyal paylaşımın artan etkisi masaya yatırılıyor.



Yurt dışında Bali, yurt içinde Fethiye: Bali ve Roma hayalleri artarken, Fethiye doğaseverlerin yeni gözdesi hâline geliyor. Konaklama alışkanlıklarında da kamp ve butik oteller öne çıkıyor.



Güvenlik ve farkındalık: “Yangında ilk 180 saniye hayat kurtarır” mottosuyla Securitas İtfaiye’nin öncü uygulamaları tanıtılıyor.



Saronik Körfezi’nin incileri: Aegina ve Hydra



Meksika’da Aztek izleri



Senegal’de safari: Bandia Rezervi



Paris’te lüks konaklamanın yeni yüzü



Anadolu’nun kadim rotaları: Sagalassos, Palu Kalesi, Serçe Limanı.



Attila Atasoy’un 159 ülkeyi kapsayan yolculuğu



“Turkish Odyssey” ile Şerif Yenen’in zamansız rehberliği




NEDEN OKUMALISINIZ?



Çünkü TOURMAG sadece bir dergi değil, her sayısıyla sizi daha bilinçli, daha meraklı ve daha duyarlı bir gezgin yapmayı hedefleyen bir yaşam rehberi. Türkiye’nin turizm potansiyelini kültürel miras, sürdürülebilirlik ve insan hikâyeleriyle buluşturan 43. sayımız sizlerle…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Salda Gölü’nde sıcak hava balonlarıyla renkli turizm deneyimi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/salda-golu-nde-sicak-hava-balonlariyla-renkli-turizm-deneyimi/</link>
        <description><![CDATA[Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü ‘nde sıcak hava balonları ile yapılan turlar, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor. Güneşin doğuşunda gökyüzünde yükselen balonlar, ziyaretçilere eşsiz bir manzara sunuyor. Burdur’un Yeşilova ilçesinde Salda Gölü manzaralı sıcak hava balon turizmi devam ediyor. Turkuaz rengi suyu ve beyaz kumsalının güzelliğiyle ünlenen Salda Gölü yakınındaki Kayadibi Mahallesi’nden havalanan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 24 Tem 2025 16:06:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Burdur'un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü 'nde sıcak hava balonları ile yapılan turlar, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekiyor. Güneşin doğuşunda gökyüzünde yükselen balonlar, ziyaretçilere eşsiz bir manzara sunuyor.



Burdur'un Yeşilova ilçesinde Salda Gölü manzaralı sıcak hava balon turizmi devam ediyor. Turkuaz rengi suyu ve beyaz kumsalının güzelliğiyle ünlenen Salda Gölü yakınındaki Kayadibi Mahallesi'nden havalanan sıcak hava balonları, gökyüzünü süslüyor. Geçtiğimiz yıl başlatılan turlara katılanlar, mavinin her tonunun eşlik ettiği manzarayı gökyüzünden de izleme imkanı buluyor. Balonların gölle bütünleşen görsel şöleni, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Gökyüzünde peşi sıra yükselen rengarenk sıcak hava balonlarına binerek tura katılanlar, güneşin doğuşunda ortaya çıkan güzel manzara eşliğinde Salda Gölü üzerinde süzülüyor.







VALİ VE GAZETECİLER DE TURA KATILDI



Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan da 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla kentte çalışan yerel ve ulusal basın mensuplarıyla sıcak hava balon turuna katıldı. Bilgihan, gazetecilerin gününü kutladı. Düzenlenen etkinlikte konuşan Vali Bilgihan, Salda Gölü'nün doğal yapısının korunmasına büyük önem verdiklerini söyledi. Gölün turizm, bilim ve spor amaçlı değerlendirildiğini belirten Bilgihan, bu hafta sonu da yerli ve yabancı yaklaşık 700 sporcunun katılımıyla triatlon yarışları düzenleneceğini bildirdi.







"İLGİDEN MEMNUNUZ"



Sıcak hava balon turlarına ilginin arttığını ifade eden Vali Tülay Baydar Bilgihan; "Şu anda ilgiden oldukça memnunuz. Özellikle güneşin ve rüzgarın uygun olduğu dönemlerde bu etkinliğe vatandaşlarımızı davet ediyoruz. Salda Gölü'nün bilimle, sporla ve çevre hassasiyetleri ile öne çıkması bizim açımızdan son derece önemli. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından oluşturulan bir bilim merkezimiz var. Bu bilim merkezinin de inşallah önümüzdeki süreçlerde daha aktif bir şekilde faaliyete geçirilmesi için hem Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız hem de Mehmet Akif Ersoy Üniversitemizle birlikte çalışmalarımız da önümüzdeki süreçlerde başlamış olacak."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bulgaristan, Türklere vize uygulamasını kolaylaştırdı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bulgaristan-turk-vatandaslarina-vize-uygulamasini-kolaylastirdi/</link>
        <description><![CDATA[Bulgaristan Turizm Bakanı Miroslav Borşoş, Bulgaristan hükümetinin Türk vatandaşlarının tabi olduğu vize uygulamasına kolaylık getirdiğini ve verilecek vize süresini uzattığını bildirdi. Borşoş, hükümetin olağan oturumunun ardından yayımladığı görüntülü mesajında; “15 Temmuz tarihinden itibaren Türk vatandaşlarına turist vizesi verme konusunda yeni bir düzenleme getirildiğini bildirmekten memnuniyet duyarım” dedi. Yeni uygulamaya ilişkin bilgi veren Bakan Miroslav Borşoş; […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Per, 24 Tem 2025 15:32:53 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bulgaristan Turizm Bakanı Miroslav Borşoş, Bulgaristan hükümetinin Türk vatandaşlarının tabi olduğu vize uygulamasına kolaylık getirdiğini ve verilecek vize süresini uzattığını bildirdi. Borşoş, hükümetin olağan oturumunun ardından yayımladığı görüntülü mesajında; "15 Temmuz tarihinden itibaren Türk vatandaşlarına turist vizesi verme konusunda yeni bir düzenleme getirildiğini bildirmekten memnuniyet duyarım" dedi.



Yeni uygulamaya ilişkin bilgi veren Bakan Miroslav Borşoş; "Bu, 3 aylık ve 6 aylık vizelerin yanı sıra artık 1 yıllık, 3 yıllık ve 5 yıllık vizelerin de verilebileceği anlamına geliyor" ifadelerini kullandı. Uzun süreli vize alabilmek için daha önce alınan vizelerde herhangi bir ihlal olmaması şartı getirildiğini aktaran Borşoş, şunları kaydetti: "Yeni uygulama, vize verilmesini tamamen kolaylaştıracak bir gelişmedir. Türkiye ile vize uygulamaları, özellikle turizm alanında bizim için son derece önemlidir. Bu vize uygulamalarının hafifletilmesi, vize süresiyle ülkede kalış süresinin daha kolay ve hızlı bir şekilde düzenlenmesini mümkün kılacak ve bu da özellikle turizm alanında ilişkilerimizi kolaylaştıracaktır."







"ETKİLEYİCİ BİR ARTIŞ"



Bulgaristan Turizm Bakanı Miroslav Borşoş ayrıca, 2025'in ilk yarısında 2024'ün aynı dönemine göre Bulgaristan'a gelen Türk turistlerin genel sayısında yüzde 60 artış kaydedildiğini de aktardı. Borşoş; "Bu etkileyici bir artış. Turizmimiz için önemli olan Türkiye'den gelen turistlerin sayısına bakıldığında, ilişkilerimizin önemli bir hızla geliştiğini görüyoruz. Yıllardır uğraştığımız bir şey artık gerçeğe dönüştü" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Pompeii’den çalınan erotik mozaik yurduna döndü]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/pompeiiden-calinan-erotik-mozaik-yurduna-dondu/</link>
        <description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı sırasında bir Alman Nazi yüzbaşısı tarafından Pompeii’den çalınan erotik bir mozaik panel, antik Roma kalıntılarının bulunduğu alana geri götürüldü. İki aşığı tasvir eden kalıntı, M.Ö. geçen yüzyılın ortası ile M.S. 1. yüzyıl arasına tarihlenmiş. İngiliz The Guardian gazetesinin aktardığına göre mozaik, savaş sırasında İtalya’daki Alman askeri ikmal zincirinden sorumlu bir Wehrmacht yüzbaşısından […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 23 Tem 2025 16:39:19 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı sırasında bir Alman Nazi yüzbaşısı tarafından Pompeii'den çalınan erotik bir mozaik panel, antik Roma kalıntılarının bulunduğu alana geri götürüldü. İki aşığı tasvir eden kalıntı, M.Ö. geçen yüzyılın ortası ile M.S. 1. yüzyıl arasına tarihlenmiş.



İngiliz The Guardian gazetesinin aktardığına göre mozaik, savaş sırasında İtalya'daki Alman askeri ikmal zincirinden sorumlu bir Wehrmacht yüzbaşısından hediye olarak alan ve daha sonra hayatını kaybeden bir Alman vatandaşının yadigarları arasındaydı. Mozaiğin Almanya'daki varlığı, ölen Almanın yakınlarının Roma'daki İtalyan Carabinieri kültür mirası koruma ekibiyle temasa geçerek, mozaiği İtalyan devletine nasıl iade edeceklerini sormalarının ardından ortaya çıktı.







BİR EVİN YATAK ODASINI SÜSLEMİŞ



Birimin, Pompeii'deki bir evin yatak odasının zeminini süslediği düşünülen eserin orijinalliğini tespit etmesinin ardından, Stuttgart'taki İtalyan konsolosluğu tarafından geri gönderilmesi ayarlandı. Mozaik, geçici olarak Pompeii'deki kazılarda bulunan kalıntıların sergilendiği Pompeii Antiquarium müzesinde muhafaza edilecek. Pompeii Arkeoloji Parkı Müdürü Gabriel Zuchtriegel, mozaiğin kaynağının tam olarak bilinmediğini ve hiçbir zaman da bilinemeyeceğini söyledi. Zuchtriegel; “Ancak orijinalliğini tespit etmek ve mümkün olduğu ölçüde tarihini yeniden inşa etmek için daha ileri çalışmalar ve arkeometrik analizler yapacağız” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tarihle konforun buluşma noktası: Cunda Despot Evi:]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tarihle-konforun-bulusma-noktasi-cunda-despot-evi/</link>
        <description><![CDATA[Cunda Adası’nın köklü kültürel mirasını çağdaş konforla birleştiren Cunda Despot Evi, 2025 yaz sezonunda mimarisi, iç mekân tasarımı, doğayla iç içe deneyimleriyle fark yaratıyor. Cunda’nın girişinde, 19. yüzyıldan kalma görkemli bir taş konakta konumlanan Despot Evi, sadece bir konaklama tesisi değil; Ege’nin zarif ritmini yansıtan beş yıldızlı bir konaklama deneyimi sunuyor. Tarihi atmosferiyle öne çıkan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Çar, 23 Tem 2025 14:39:14 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Cunda Adası’nın köklü kültürel mirasını çağdaş konforla birleştiren Cunda Despot Evi, 2025 yaz sezonunda mimarisi, iç mekân tasarımı, doğayla iç içe deneyimleriyle fark yaratıyor. Cunda’nın girişinde, 19. yüzyıldan kalma görkemli bir taş konakta konumlanan Despot Evi, sadece bir konaklama tesisi değil; Ege’nin zarif ritmini yansıtan beş yıldızlı bir konaklama deneyimi sunuyor.



Tarihi atmosferiyle öne çıkan otel, Cunda’nın masmavi koyuna nazır özel plajı, deniz manzaralı açık havuzu, zeytin ağaçlarının gölgesinde sakin bir mola arayan misafirlere serinletici bir kaçış sunarken, havuz çevresinde konumlanan dinlenme alanları gün boyu konforlu bir tatil ortamı sağlıyor. Yerel ürünlerle hazılanan kişiselleştirilmiş kahvaltı menüsü, güne lezzetli ve sade bir başlangıç sunuyor. Despot Evi’nin geniş bahçesinde, Ege esintileri eşliğinde kahve yudumlamak ya da gün batımında doğayla baş başa kalmak ayrıcalıklı bir deneyime dönüşüyor.







MİNİMAL EGE ESTETİĞİ VE ZAMANSIZ BİR İÇ MİMARİ



1862’de inşa edilen Cunda Despot Evi, tarihsel bir simge haline gelen binasıyla "Kültürel Miras" ve "Kültür Endüstrisi Tasarım" ödüllerinin de sahibi. Taş cephe, yüksek tavanlar, orijinal ahşap doğramalar ve geleneksel ferforje detaylar binanın tarihi atmosferini korurken; her biri ayrı mimari detaylara sahip 28 odanın dekorasyonu, minimal Ege estetiği ve zamansız bir iç mimari anlayışıyla dikkat çekiyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Elaiussa Sebaste Antik Kenti’nde sezon kazıları başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/elaiussa-sebaste-antik-kentinde-sezon-kazilari-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Mersin’in Erdemli ilçesindeki Elaiussa Sebaste Antik Kenti’nde 30. dönem arkeolojik çalışmalar başladı. Ayaş Mahallesi’ndeki antik kentte yürütülen çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında destekleniyor. Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Asena Kızılarslanoğlu başkanlığındaki ekipte; farklı üniversitelerden akademisyen, arkeolog, antropolog ve sanat tarihçileri yer alıyor. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Çar, 23 Tem 2025 13:38:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Mersin'in Erdemli ilçesindeki Elaiussa Sebaste Antik Kenti'nde 30. dönem arkeolojik çalışmalar başladı. Ayaş Mahallesi'ndeki antik kentte yürütülen çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında destekleniyor.



Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Asena Kızılarslanoğlu başkanlığındaki ekipte; farklı üniversitelerden akademisyen, arkeolog, antropolog ve sanat tarihçileri yer alıyor. Ekibe, Amerika Birleşik Devletleri'nden uzmanlar ve öğrenciler de eşlik ediyor.







BAKIM, ONARIM VE RESTORASYON YAPILACAK



Elaiussa Sebaste Antik Kenti Kazı Başkanı Kızılarslanoğlu, gazetecilere Elaiussa Sebaste'nin M.Ö. 2. yüzyıldan M.S. 7. yüzyılın başına kadar önemli bir üretim, ticaret ve liman kenti olduğunu söyledi. Antik kentte tiyatro, tapınak, hamam ve nekropol gibi çok sayıda kamusal ve dini yapının yer aldığını belirten Kızılarslanoğlu, ​​şöyle konuştu: "Sadece arazi kazıları değil, aynı zamanda bitki temizliği, çevre düzenleme, yayına hazırlık ve buluntu değerlendirme çalışmaları devam ediyor. Alan içerisinde özellikle zemin döşemelerinde ve kazı evindeki depolarımızda bulunan eserlerde bakım, onarım ve restorasyon çalışmalarımız sürüyor."







ARKEOLOJİK ÇALIŞMALAR YIL BOYUNCA SÜRECEK



Kızılarslanoğlu, "Geleceğe Miras" projesi kapsamında arkeolojik çalışmaların yıl boyunca yapılacağını, çalışmalara daha sonra İtalya'dan bir ekibin dahil olacağını anlattı. Yürütülecek işlemleri değerlendiren Doç. Dr. Kızılarslanoğlu; "Kazı çalışmalarını, üretim alanı olarak belirlediğimiz kentin Adana kısmında bulunan noktada başlattık. Daha önce burada çalışmalar yapılmıştı, devam ettiriyoruz. Yine satış alanı olabileceğini düşündüğümüz bir yapı grubu içerisinde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bunun dışında yakın noktada bulunan küçük hamam yapısının içerisindeki mozaiklerin bakım, onarım ve restorasyonunu da sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.







NEKROPOLÜN TURİZME AÇILMASI HEDEFLENİYOR



Antik kentteki nekropolde de çalışmaların devam edeceğini dile getiren Kızılarslanoğlu, şunları kaydetti: "Kuzey bölümündeki mezarların olduğu alanda çok ilerleme kaydettik. Oradaki çalışmalarımız yıllardır devam ediyordu. Alanı bitki örtüsünden tamamen temizledik ve birçok mezar yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Buradaki alanın çevre düzenlemesi yapıldıktan sonra da turizme açılmasını hedefliyoruz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[TÜRSAB’dan AB Komisyonu’nun Schengen vizesi adımına ilişkin değerlendirme]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tursabdan-ab-komisyonunun-schengen-vizesi-adimina-iliskin-degerlendirme/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Schengen vizesine kolaylaştırma getiren gelişmelere ilişkin; “Son iki yıldır en yoğun çalıştığımız, yönetim kurulu üyelerimizin ilgili bakanlıklarla en çok istişare ettiği, pek çok Avrupa ülkesinin misyon temsilcilikleriyle görüşmeler gerçekleştirdiğimiz vize sorunuyla ilgili yaşanan bu gelişmeyi olumlu olarak değerlendiriyoruz. AB Komisyonu’nun yeni kararının pratikte uygulanması ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 20 Tem 2025 20:38:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Schengen vizesine kolaylaştırma getiren gelişmelere ilişkin; "Son iki yıldır en yoğun çalıştığımız, yönetim kurulu üyelerimizin ilgili bakanlıklarla en çok istişare ettiği, pek çok Avrupa ülkesinin misyon temsilcilikleriyle görüşmeler gerçekleştirdiğimiz vize sorunuyla ilgili yaşanan bu gelişmeyi olumlu olarak değerlendiriyoruz. AB Komisyonu'nun yeni kararının pratikte uygulanması ve randevu süreçleriyle ilgili konuyu yakından takip edeceğiz ve oluşabilecek sorunların çözümü noktasında üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz" dedi.



TÜRSAB'dan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Bağlıkaya, Schengen vize sürecindeki kolaylaştırmayla ilgili Avrupa Komisyonu'nun 15 Temmuz 2025 tarihli uygulama kararı hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bağlıkaya, kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı ve TÜRSAB'ın yoğun girişimleri neticesinde alındığını ve vize süreçlerinde belli bir rahatlama yaratacağını vurgulayarak; "Son iki yıldır en yoğun çalıştığımız, yönetim kurulu üyelerimizin ilgili bakanlıklarla en çok istişare ettiği, pek çok Avrupa ülkesinin misyon temsilcilikleriyle görüşmeler gerçekleştirdiğimiz vize sorunuyla ilgili yaşanan bu gelişmeyi olumlu olarak değerlendiriyoruz. Ancak vize randevularında yaşanan sorunlar ise devam ediyor. Bu soruna yönelik de adımlar atılması gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Kararı "vize sıkıntısını azaltacak bir adım" olarak tanımlayan Firuz Bağlıkaya, Schengen vizesinde en büyük sorunun randevu olduğunu, bu noktada seyahat acentelerinin değil, aracı kuruluşların sorgulanması gerektiğini kaydetti.



"VİZE RANDEVULARINDA YENİ DÜZENLEMELER YAPILMASI KAÇINILMAZ"



Bağlıkaya, vize randevusu alma sürecindeki sıkıntıların giderilmesi için de benzer bir hassasiyet beklendiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Genellikle ilgili ülkelerin belirledikleri aracı kuruluşlar üzerinden yürütülen randevu süreçleri aylara yayılabiliyor ve gerek vatandaşlarımız gerekse seyahat acentelerimiz bunun sonucunda büyük mağduriyetler yaşayabiliyor. Bu noktada aracı kuruluşların kontrol ve denetimi büyük önem arz ediyor. Ayrıca, vize randevusu hizmetinin az sayıdaki aracı kuruluş tarafından veriliyor olmasının yol açtığı tekelleşmenin de önüne geçilmesi gerekiyor. Vize randevu alımları noktasında yeni düzenlemeler yapılmasının kaçınılmaz olduğuna inanıyoruz. Vize randevularının fahiş fiyatlara satılması ve vize randevularının adil şekilde dağıtılması sağlanmazsa sorunun ana kaynağı göz ardı edilmiş olur."



"SÜRECİ YAKINDAN TAKİP EDECEĞİZ"



Firuz Bağlıkaya, AB Komisyonu'nun açıklamasında; "Kararın seyahat acenteleri tarafından yapılan usulsüzlükler, dolandırıcılık, insan kaçakçılığı ve hizmet pasaportlarıyla ilgili şeffaflık eksikliği gibi vize prosedürünü olumsuz yönde etkileyen konuları ele almak için Türk yetkililerle daha geniş katılımlı görüşmeler sonucunda alındığı" şeklindeki ifadelerin sektörü zan altında bırakacak nitelikte olduğunu dile getirdi. TÜRSAB üyesi seyahat acentelerinin vize prosedürlerine son derece hassasiyetle yaklaştığını kaydeden Bağlıkaya, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Acenteler, vize başvurularının prosedürlere uygun hazırlanması hususundaki profesyonel yaklaşımları ile Türk vatandaşlarının bu noktada da tercih sebebi olmaktadırlar. TÜRSAB üyesi seyahat acenteleri, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere yetkili mercilerin kontrol ve denetimine tabi olup, ilgili ülke temsilciliklerinin yetki verdiği vize hizmeti sunan acentelerimiz ise bu alandaki en güvenilir kuruluşlardır. Dolandırıcılık ya da sahtecilik olayları, seyahat acentelerine mal edilemez. TÜRSAB, vize sorununun başından bu yana sürecin yakın takipçisi oldu. Bundan sonra da gerek AB Komisyonu'nun yeni kararının pratikte uygulanması gerekse randevu süreçleriyle ilgili olarak konuyu yakından takip edeceğiz ve oluşabilecek sorunların çözümü noktasında üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Marcus Aurelius Türkiye’de! 65 yıllık hasret sona erdi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/marcus-aurelius-turkiyede-65-yillik-hasret-sona-erdi/</link>
        <description><![CDATA[Roma İmparatoru Marcus Aurelius heykeli, 65 yıl sonra Türkiye’ye iade edildi. Bakan Ersoy; “Diplomasi, hukuk ve bilimin ortak gücüyle yürüttüğümüz bu süreç tarihi bir başarıdır” açıklamasında bulundu. Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un Boubon Antik Kenti’nden kaçırılan bronz heykeli, 65 yıl sonra Türkiye’ye iade edildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cts, 19 Tem 2025 18:38:14 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Roma İmparatoru Marcus Aurelius heykeli, 65 yıl sonra Türkiye’ye iade edildi. Bakan Ersoy; "Diplomasi, hukuk ve bilimin ortak gücüyle yürüttüğümüz bu süreç tarihi bir başarıdır" açıklamasında bulundu.



Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un Boubon Antik Kenti’nden kaçırılan bronz heykeli, 65 yıl sonra Türkiye’ye iade edildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bu önemli dönüşü “tarihi bir başarı” olarak niteledi. Ersoy, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:



“Uzun soluklu bir mücadeleydi. Biz haklıydık, kararlıydık, sabırlıydık ve kazandık… Tırnaklarımızla kazıyarak gereken delilleri topladık! Ve ‘Filozof İmparator’ Marcus Aurelius'u, ait olduğu topraklara geri getirdik. Boubon Antik Kenti’nden 1960’larda kaçırılan Marcus Aurelius Heykeli, 65 yıl sonra Türkiye’ye döndü. ABD’de sergilenen bu eşsiz eser; bilimsel analizler, arşiv belgeleri ve tanık ifadeleriyle ülkemize iade edildi. Diplomasi, hukuk ve bilimin ortak gücüyle, New York Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimiyle yürüttüğümüz bu süreç, sadece bir iade değil; tarihî bir başarıdır. Marcus Aurelius’un ülkemize dönüşü, yıllardır süren hak arayışımızın somut bir sonucudur.



İster yurt içinde ister yurt dışında olsun, kaçırılan tüm kültürel mirasımıza sonuna kadar sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Filozof İmparator’u çok yakında, sürpriz bir sergide Ankaralılarla buluşturacağız. Türk arkeolojisinin önemli ismi rahmetli Prof. Dr. Jale İnan öncülüğünde başlayan bu süreçte emeği geçen Burdur Müzemize, Boubon kazı ekibimize, özellikle de Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca, Marcus Aurelius heykelinin ülkemize taşınmasında verdikleri kıymetli destek için bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları’na şükranlarımı sunuyorum.”







1960’LARDA KAÇIRILDI



MS 2. ve 3. yüzyıllara tarihlenen Marcus Aurelius heykeli, Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Boubon Antik Kenti’nde 1960’lı yıllarda yapılan kaçak kazılar sonucu yurt dışına çıkarıldı. Anadolu’nun en nadide bronz heykellerinden biri olan eser, yıllar içinde el değiştirerek ABD’nin Ohio eyaletindeki Cleveland Sanat Müzesi koleksiyonuna girdi. Türkiye’nin 65 yılı aşkın süredir peşinde olduğu bu eser, Prof. Dr. Jale İnan’ın öncülüğünde yürütülen çalışmalarla ilk kez bilim dünyasının gündemine taşındı. Heykel, Roma İmparatoru Marcus Aurelius’u bir filozof olarak tasvir etmesi nedeniyle antik sanat tarihinde özel bir yere sahip.



2021’DE BAŞLAYAN ORTAK SORUŞTURMA SONUÇ VERDİ



Kültür ve Turizm Bakanlığı ile New York Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi, 2021 yılında ortak bir çalışma başlattı. Bu süreçte yalnızca Marcus Aurelius heykeli değil, aynı zamanda Boubon kökenli Lucius Verus, Septimius Severus ve Caracalla gibi Roma imparatorlarına ait diğer heykel ve heykel başları da Türkiye’ye iade edildi. Marcus Aurelius heykelinin Boubon Antik Kenti'ndeki Sebasteion yapısına ait olduğu, yıllar içinde toplanan bilimsel veriler, akademik araştırmalar, arşiv belgeleri ve görgü tanıklarının ifadeleriyle net biçimde ortaya kondu. Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI), özellikle tanıkların 1967'deki kaçak kazıya dair verdiği bilgiler, kaide üzerindeki negatif izlerle heykelin ayak ölçülerinin birebir uyuşması ve benzer bir sandalet örneğinin Kybra Antik Kenti kazılarında bulunması ile Türkiye’nin iade talebini haklı buldu ve Cleveland Sanat Müzesi'ndeki heykele el konulmasına karar verdi.



MAHKEMEDEN LABORATUVARA UZANAN SÜREÇ



Cleveland Sanat Müzesi, Ekim 2023’te New York Yüksek Mahkemesi’nin el koyma kararına itiraz ederek heykelin Boubon’la ilişkilendirilmesine karşı dava açtı. Ancak Almanya’daki Curt Engelhorn Arkeometri Merkezi laboratuvarlarında yapılan analizler, heykelin uzun yıllar Boubon toprağında gömülü kaldığını kesin olarak ortaya koydu. 2024 yılı mayıs ayında, Bakanlık uzmanlarının gözetiminde heykelin silikon ayak kalıbı alındı ve Boubon Antik Kenti’ndeki kaidelerle birebir uyumlu olduğu belgelendi. Cleveland Müzesi’nin talep ettiği bilimsel analiz sürecine Kültür ve Turizm Bakanlığı, uzlaşmacı bir tutumla olumlu yaklaşarak sürecin sağlıklı ilerlemesini sağladı.







“TIRNAKLARIMIZLA KAZIYARAK REFERANS ALDIK”



Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Zeynep Boz heykelin iade sürecinde Cleveland Sanat Müzesi’nin, eserin kökenine ilişkin bilimsel şüphelerini gidermek amacıyla toprak analizi talep ettiği bildirildi. Boz’un verdiği bilgiye göre, heykelin altındaki kaide içinde yer alan küçük bir delik ile heykelin ayağındaki kurşun çıkıntının ilişkisi araştırıldı. Bu amaçla, heykelin Boubon Antik Kenti kökenli olduğunu ispatlayacak referans niteliğinde bir toprak örneğine ihtiyaç duyuldu. Referans olarak 1967 yılında jandarma operasyonuyla ele geçirilen ve halen Burdur Müzesi’nde korunan Valerianus heykeli seçildi. Bu heykelin içindeki toprak ile Marcus Aurelius heykelinden alınacak örnekler karşılaştırılarak her iki eserin aynı ortamda korunmuş olup olmadığı araştırıldı. Boz konuşmasına şöyle devam etti: “Burada enteresan bir şey oldu. Tabii heykelin içindeki toprak katılaşmış bir toprak. O yüzden bir türlü toprak örneği gelmiyordu heykelden. Bunun için çok çaba sarf etti restoratörlerimiz, konservatörlerimiz. Ancak gelmiyordu. Ve bu öyle bir andı ki artık bizim için bu son şanstı. Bütün kaygıları ve olumsuz yorumları ortadan kaldırıp bu heykelin evet Anadolu kökenli evet Burdur kökenli diyebilmemiz için. O noktada artık iş biraz daha içgüdülerimize kaldı ve tırnaklarımızla kazıyarak heykelin içinden referans alacağımız toprağı döktük. Ve o noktada uluslararası uzmanın artık örnek gelmiyor dediği noktada biz bakanlık çalışanları olarak birazcık daha inanmışlıkla diyelim belki öne çıkarak bu örnekleri alma şansına sahip olduk. Yine tabi ki uluslararası uzmanımızın denetiminde. Ve son derece dikkatli bir şekilde asitsiz kâğıtlarla yapılan numune alma işlemimizi tamamlamış olduk.”



TARİHE GEÇEN BİR MÜCADELE



Yapılan laboratuvar testleri, her iki heykelin de aynı toprak bileşimine sahip olduğunu ve Boubon Antik Kenti’nden çıkarıldığını bilimsel olarak kanıtladı. Bu kanıtların ardından Cleveland Sanat Müzesi, davadan vazgeçtiğini ve iade kararını kabul ettiğini Manhattan Bölge Savcılığı aracılığıyla Türkiye’ye resmi olarak bildirdi. Marcus Aurelius heykelinin Türkiye’ye dönüşü, yalnızca bir eserin iadesi değil, aynı zamanda uluslararası hukuk, bilim ve diplomasinin ortak başarısı olarak kayıtlara geçerken, Kültür ve Turizm Bakanlığının tarihî eser kaçakçılığıyla mücadelede “en önemli dönüm noktalarından biri” olarak da tarihe geçti.



YAKIN ZAMANDA ANKARA'DA SERGİLENECEK



Bakan Ersoy paylaşımında Marcus Aurelius heykelinin yakın bir zamanda Ankara'da gerçekleştirilecek bir sergi ile sanatseverlerle buluşacağını da belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı, yurt dışına kaçırılan tüm kültürel miras varlıklarını geri kazanmak için kararlılıkla çalışmalarını sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul Havalimanı çifte başarıya imza attı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-havalimani-cifte-basariya-imza-atti/</link>
        <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı ‘nda 18 Temmuz’da 1695 hava trafik hareketiyle bugüne kadarki en yüksek günlük uçuş sayısına ulaşıldığını bildirdi. Uraloğlu, yazılı açıklamasında havalimanının hem operasyonel hem de uluslararası prestij açısından tarihi bir başarıya imza attığını aktardı. Havalimanının 11 Haziran 2023’te UEFA Şampiyonlar Ligi Finali nedeniyle 1690 uçuşla kırılan rekoru geride […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 19 Tem 2025 16:30:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı 'nda 18 Temmuz'da 1695 hava trafik hareketiyle bugüne kadarki en yüksek günlük uçuş sayısına ulaşıldığını bildirdi. Uraloğlu, yazılı açıklamasında havalimanının hem operasyonel hem de uluslararası prestij açısından tarihi bir başarıya imza attığını aktardı.



Havalimanının 11 Haziran 2023'te UEFA Şampiyonlar Ligi Finali nedeniyle 1690 uçuşla kırılan rekoru geride bırakarak tarihi başarıya ulaştığına işaret eden Bakan Uraloğlu; "İstanbul Havalimanı'nda 18 Temmuz'da 1695 hava trafik hareketiyle açılışından bu yana en yüksek günlük uçuş sayısına ulaşıldı. Bu rekorla İstanbul Havalimanı, Avrupa ve dünyadaki havacılık sektörünün en önemli aktörlerinden biri olmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.



İTİBARINI PEKİŞTİRDİ



Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nın operasyonel gücün yanında uluslararası alandaki itibarını da pekiştirdiğini belirterek; "Havalimanı, dünyanın önde gelen seyahat dergilerinden 'Travel and Leisure' tarafından düzenlenen 'Dünyanın en iyi 10 uluslararası havalimanı' anketinde üst üste ikinci kez zirvede yer aldı" değerlendirmesinde bulundu. Her yıl milyonlarca okuyucunun oylarıyla belirlenen bu ankette İstanbul Havalimanı'nın bir kez daha tüm rakiplerini geride bırakmasının, ülkenin havacılık alanındaki vizyonunun ve hizmet kalitesinin dünyada ne denli takdir edildiğini gösterdiğini bildiren Bakan Uraloğlu, şunları kaydetti:







BİRÇOK ULUSLARARASI HAVALİMANINI GERİDE BIRAKTI



"Travel and Leisure dergisi okurları tarafından erişim, güvenlik, check-in, yeme-içme alanlarıyla alışveriş ve tasarım gibi birçok başlıkta yapılan değerlendirmeler sonucu belirlenen ankette İGA İstanbul Havalimanı; Changi Havalimanı (Singapur), Hamad Uluslararası Havalimanı (Katar), Zayed Uluslararası Havalimanı (BAE), Dubai Uluslararası Havalimanı (BAE), Hong Kong Uluslararası Havalimanı, Helsinki-Vantaa Havalimanı (Finlandiya), Haneda Havalimanı (Japonya), Chhatrapati Shivaji Maharaj Uluslararası Havalimanı (Hindistan) ve Seul Incheon Uluslararası Havalimanı (Güney Kore) havalimanlarını geride bırakarak birinci oldu."







HAZİRAN AYINDA AVRUPA'NIN EN YOĞUN HAVALİMANI OLDU



Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL), 2025 yılı haziran ayına ait Avrupa Hava Trafik Operasyonları Raporu'nu yayımladı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) resmi internet sitesinde yer alan rapora göre, haziran ayında Avrupa'daki en yoğun havalimanları listesinde İstanbul Havalimanı ilk sırada yer aldı. Günlük ortalama 1560 uçuş ile Avrupa'daki en yoğun havalimanı olan İstanbul Havalimanı'nı, Hollanda Amsterdam Schiphol ve Paris Charles de Gaulle havalimanları takip etti. Söz konusu ayda Antalya Havalimanı günlük ortalama 972 uçuş ile 10, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı ise günlük ortalama 748 uçuş ile 18'inci sırada yer aldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Antakya’da 30 bin eserlik hikâye: The Museum Hotel]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/antakyada-30-bin-eserlik-hikaye-the-museum-hotel/</link>
        <description><![CDATA[The Museum Hotel Antakya, Eyfel Kulesi’nden üç kat daha fazla çelik kullanılan bu yapının içinde dünyanın en büyüleyici otellerinden biri olarak adından söz ettiriyor. 2009 yılında standart bir şehir oteli olarak planlanan bir proje, Antakya’nın kalbinde tarihle yarışan bir başyapıta dönüştü. Asfuroğlu ailesinin arazisinde başlayan inşaat, sondaj çalışmaları sırasında her biri birer medeniyet hikâyesi anlatan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 19 Tem 2025 00:26:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[The Museum Hotel Antakya, Eyfel Kulesi’nden üç kat daha fazla çelik kullanılan bu yapının içinde dünyanın en büyüleyici otellerinden biri olarak adından söz ettiriyor. 2009 yılında standart bir şehir oteli olarak planlanan bir proje, Antakya’nın kalbinde tarihle yarışan bir başyapıta dönüştü. Asfuroğlu ailesinin arazisinde başlayan inşaat, sondaj çalışmaları sırasında her biri birer medeniyet hikâyesi anlatan 30 bine yakın arkeolojik eserin keşfiyle bambaşka bir yola saptı.







VE BUGÜN...



Antik çağlardan bugüne uzanan beş farklı kültür katmanının üzerinde yükselen bu eşsiz otel, aynı zamanda Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Müze ve otel girişleri ayrı olan yapının her ikisi de aynı olağanüstü arkeolojik alanı izliyor. Otelde kalmak, bu manzaranın sabah kahvaltısına, yemeklere ve kahvelere eşlik ettiği, tarihin tekrar canlandığı eşsiz bir deneyim sunuyor.







BİR MOZAİK, BİN YILIN HİKÂYESİ



M.S. 5. yüzyıla ait 1050 metrekarelik dünyanın en büyük tek parça taban mozaiği, otelin alt katlarında tüm ihtişamıyla sergileniyor. Geometrik desenlerle bezeli bu görkemli eser, zamanın ve doğanın izlerini hala üzerinde taşıyor. Antakya’da tarih içindeki çeşitli depremlerden sonra kıvrılmış bir halı gibi dalgalanan yüzeyiyle adeta geçmişin sesi gibi... Ve belki de en etkileyicisi “Pegasus Mozaiği”. Euporos imzasını taşıyan bu eşsiz sanat eseri, M.S. 2. yüzyıldan kalma ve 162 farklı taş rengiyle inşa edilmiş. 







SIRADAN BİR KONAKLAMADAN ÇOK DAHA FAZLASI



200 odasıyla The Museum Hotel Antakya, sıradan bir konaklamadan çok daha fazlasını vadediyor. Antik mozaiklere ve kazı alanına bakan geniş cam cephelerle donatılmış odaların kimisi St. Pierre Kilisesi’ne, kimisi dağlara, kimisi de şehir manzarası ile büyülüyor. Gastronomi düşkünleri için ise otel bir cennet.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Jolly yılı hedeflerinin üzerinde tamamlamaya hazırlanıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/jolly-yili-hedeflerinin-uzerinde-tamamlamaya-hazirlaniyor/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’de tatil denince akla gelen öncü markalardan biri olan Jolly, 2025 sezonuna güçlü bir başlangıç yaptı. Her ihtiyaca hitap eden ürünlerini, uygun fiyatlı tatil alternatifleri, vade farksız taksit seçenekleri ve kupon indirim kampanyalarıyla tatilcilerle buluşturan Jolly, 2025’in ilk 6 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre kişi sayısında yüzde 30’un, ciroda ise yüzde 60’ın üzerinde […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 18 Tem 2025 13:25:09 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye’de tatil denince akla gelen öncü markalardan biri olan Jolly, 2025 sezonuna güçlü bir başlangıç yaptı. Her ihtiyaca hitap eden ürünlerini, uygun fiyatlı tatil alternatifleri, vade farksız taksit seçenekleri ve kupon indirim kampanyalarıyla tatilcilerle buluşturan Jolly, 2025’in ilk 6 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre kişi sayısında yüzde 30’un, ciroda ise yüzde 60’ın üzerinde büyüme yakaladı.



İstanbul Kuruçeşme’de yer alan Civarda’da basın mensuplarıyla bir araya gelen Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, Jolly CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Vardar, Jolly Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Burçin Baysak ve departman yöneticileri, sektöre dair son gelişmeleri paylaştı. Yeni sezona güçlü bir başlangıç yaptıklarını aktaran Mete Vardar; “Her yıl olduğu gibi bu yıl da misafirlerimiz için çok özel kampanyalar hazırladık. Ekim 2024’te yüzde 50’ye varan oranlarda indirimlerle sunduğumuz erken rezervasyon kampanyasına çok güçlü bir talep oluştu. Yerli turistte artık erken rezervasyon bilinci oluştu. Böylece rezervasyonların yüzde 50’den fazlasını bu dönemde aldık. Ayrıca bankalarla yaptığımız özel kart ve puan kampanyaları, kredi kartına vade farksız taksit ve kupon indirimleri gibi çalışmalarımızla birlikte bu yılın ilk 6 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre kişi sayısında yüzde 30’un, ciroda ise yüzde 60’ın üzerinde büyüme yakaladık” dedi.



"İÇ PAZARIN ÖNEMİ ANLAŞILIYOR"



Jolly olarak iç pazarın önemini yıllardır hemen her mecrada dile getirdiklerini vurgulayan Mete Vardar, bu alanda başarıya ulaştıklarını ifade etti: “Artık ilk kontenjan açılan ve ilk kontrat yapılan pazarların başında iç pazar geliyor. Yerli turiste ayrılan kontenjan da artış gösteriyor. Dünyanın hemen her yerinde yerli turist çok önemlidir. Türkiye’de de bunu hem ticari ilişkilerimizde hem de sosyal mecralarda yıllarca anlattık. Bu emeklerimiz meyvesini verdi. Vatandaşlarımız artık daha öncelikli hale geldi.”



"ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYDUK"



Acentelerin de bu süreçte elini taşın altına koyduğunu belirten Mete Vardar, sözlerine şöyle devam etti: “Erken rezervasyon kampanyası ile ekim ayında temmuz ayı için tatil alan bir misafir, tatilinin sadece yüzde 25’ini ödedi. Kalan kısmı ise sekiz ay sonra dokuz taksitte ödedi. Buradaki yüzde 75’lik ödeme kısmını acente olarak biz finanse ettik. Sezon içinde de yüzde 50’ye varan indirim ve taksit fırsatları ile misafirlerimizin kafa rahatlığı ile tatil yapması için desteğimizi hep gösterdik. Paranın bu kadar kıymetli olduğu bir dönemde, sektörümüzdeki çarkların dönmesi için biz elimizi taşın altına koyduk.”



"FİYATLAR ENFLASYONUN ALTINDA"



2025 yılı için geçen seneye oranla çok daha iyi hazırlandıklarını vurgulayan Mete Vardar; “Otel fiyatlarında enflasyonun çok altında artış yapıldı. Tüm bunlara ek olarak, Jolly olarak biz de bankalarla yaptığımız özel anlaşmalarla vade farksız kredi kartı taksit imkânı sağladık. Erken rezervasyon sürecinde çok özel kampanyalar hazırladık. Bu da misafirlerimizin satın alma gücünü artırdı” ifadelerini kullandı.







"YAVRU VATAN’A HİZMET MİLLİ GÖREVİMİZ"



İç pazarı büyütmeyi kendilerine misyon edindiklerini belirten Mete Vardar, şunları dile getirdi: “Yıllardır verdiğimiz emeklerin karşılığını almaya başladık. Ülkemizde tatil algısının gelişimine sunduğumuz katkılarla yetinmiyor, şimdi Yavru Vatan’ımız için de özel çalışmalar yapıyoruz. Bu kapsamda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde turizmin gelişimine yönelik tüm imkânlarımızı seferber ettik. Kıbrıs’ta çok büyük yatırımlar var, otel sayısı artıyor. Kıbrıs Hükümeti’ne ve özellikle Kültür ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu’na emekleri için teşekkür ediyoruz. Ada turizminin gelişimi için müthiş bir çaba gösteriliyor. Biz de bu çalışmaları desteklemek için Kıbrıs turlarını daha çok öne çıkardık. Kıbrıs’ın sadece deniz, kum, güneş ve gazinodan ibaret olmadığını, derin tarihi ve kültürel birikimi de barındırdığını anlatıyoruz. Bu kapsamda Kıbrıs kültür turları, öne çıkardığımız en özel ürünümüz oldu. Şu anda da bu turlara çok güçlü bir talep oluşmasını sağladık. Mutlu ve gururluyuz. Yavru Vatan’a hizmeti bir milli görev olarak görüyoruz.”



YURT İÇİ TALEPTE ARTIŞ



Toplantıda iç pazara dair dikkat çekici veriler paylaşan Jolly, 2025 sezonunda yurt içi talebin yüksek seyrettiğini açıkladı. Özellikle Antalya, Alanya, Bodrum ve Marmaris'in en popüler destinasyonlar olarak ciddi bir ivme yakaladığı kaydedilirken; bu bölgelerdeki ciro, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 60’ın üzerinde büyüme gösterdi.



ESNAFA KATKI SAĞLIYORUZ



İç pazarda güçlü bir büyüme yakaladıklarını, kültür turizminin ise Jolly’nin olmazsa olmazı olduğunu belirten Mert Vardar, “İşimize sadece ticari olarak bakmıyoruz, gittiğimiz bölgeye heyecan ve mutluluk katıyoruz. Esnafa ve bölge halkına destek veriyoruz. Kültür turlarında liderliğimiz devam ediyor” dedi. Özellikle Kars turlarında kişi sayısında %135 artış sağlandığını dile getiren Vardar, her sene olduğu gibi Mardin ve GAP turlarının öncelikli misafir tercihleri arasında yer aldığını ifade etti.



"AVRUPA’YA TALEP HÂLÂ GÜÇLÜ"



Son dönemde kurdaki stabilizasyonun da etkisiyle yurt dışı turlara yönelik talebin arttığını belirten Mert Vardar ise; “Vize randevu sorunu maalesef hâlâ devam ediyor. Jolly olarak konsolosluklarla yoğun iletişim halinde çözüm arayışındayız. Ancak yine de Avrupa’ya talep çok güçlü. Özellikle Benelüks turlarında kişi sayısında yüzde 140 büyüme yakaladık. Bunun yanı sıra İtalya, İspanya ve Yunanistan’a olan talep de çok yüksek. Bu bölgelerde de kişi sayısında yüzde 20’lere varan büyüme sağladık” diye konuştu.



"UZAK DOĞU TURLARINA TALEP ARTTI"



Turizm ve Ticaret Bakanlıkları tarafından açıklanan “Uzak Ülkeler” stratejisine dikkat çeken Jolly Yönetim Kurulu Üyesi Mert Vardar, bu doğrultuda özel tur paketleri hazırladıklarını belirterek; “Özellikle Tayland, Bali ve Japonya gibi destinasyonlara yönelik ilgide ciddi bir artış gözlemliyoruz. Bu bölgelere yönelik talepler yüzde 50’ye varan oranlarda arttı. Japonya özelinde ise cirosal büyüme, geçen yılın aynı dönemine oranla 4 katını aştı. Vizesiz ülkelere yönelik talep de hayli yüksek. Dubai, Mısır ve Balkanlar, bu yıl da en çok ilgi gören destinasyonlar arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.







"ONLINE PAZARI DOMİNE EDİYORUZ"



Teknoloji yatırımlarının sürdüğünü vurgulayan Mert Vardar; “Dijital dünyaya adapte oluyor, kaynak yapımızı geliştiriyoruz. Butik oteller ve şehir otellerini online veri tabanı ile anlık izliyor, kontenjan ve fiyatları en sağlıklı şekilde yönetiyoruz. Online kanallar üzerinden çok güçlü bir artış sağladık. Bu yıl bu alanda yüzde 100’ün üzerinde büyüme yakaladık. Artık bu alanda pazara yön veriyoruz” dedi.



"İNSANA YATIRIM YAPIYORUZ"



Jolly’nin MICE sektörüne özel yatırımlarına da dikkat çeken Mert Vardar; “Bu alanda insana yatırım yapıyoruz. Şirketlerin kurumsal rezervasyonlarını dijital ortamlarda yönetecek çok tecrübeli bir ekibimiz var. Bugün São Paulo’dan İtalya’ya, Japonya’dan Malezya’ya, Trabzon’dan Kars’a 70 ülkede aynı anda MICE organizasyonlarını kusursuzca yönetiyoruz. Bu başarının arkasında insana yaptığımız yatırım var” açıklamasında bulundu.



JOLLY, 2025 YILINDA GÜÇLÜ PERFORMANSINI SÜRDÜRÜYOR



2025 yılına iddialı bir başlangıç yapan Jolly, yıl boyunca büyüme ve yenilik odaklı stratejileriyle sektördeki lider konumunu pekiştiriyor. Jolly CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Vardar; “Sadece hedef belirlemekle kalmadık, vizyonumuzu da genişlettik. Türkiye’nin en çok tercih edilen turizm markalarından biri olarak, sektördeki liderliğimizi daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. 2025 yılında güçlü altyapımız, dijitalleşme yatırımlarımız, sürdürülebilirlik odaklı projelerimiz ve müşteri memnuniyetini ön planda tutan hizmet anlayışımızla sektörde fark yaratmaya devam ediyoruz. Potansiyelimize, deneyimli ekibimize ve birlikte büyüdüğümüz milyonlarca misafirimize olan inancımızla bu yılı başarılı şekilde tamamlamayı hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Zigana Dağı’nın zirvesinde “saklı cennet”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/zigana-daginin-zirvesinde-sakli-cennet/</link>
        <description><![CDATA[Trabzon-Gümüşhane sınırında yer alan ve yörenin “saklı cenneti” olarak nitelendirilen Camiboğazı, Çakırgöl ve Kurtdere yaylaları, doğa ile iç içe vakit geçirmek isteyenlere ev sahipliği yapıyor. Sıcak havadan bunalan yerli ve yabancı ziyaretçiler, Karadeniz’in zirvesinde yer alan yaylalara ilgi gösteriyor. Zigana Dağı’nın zirvesinde yer alan Camiboğazı, Çakırgöl ve Kurtdere yaylaları da bugünlerde ziyaretçilerin rotasında ilk sırada […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 18 Tem 2025 00:11:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon-Gümüşhane sınırında yer alan ve yörenin "saklı cenneti" olarak nitelendirilen Camiboğazı, Çakırgöl ve Kurtdere yaylaları, doğa ile iç içe vakit geçirmek isteyenlere ev sahipliği yapıyor. Sıcak havadan bunalan yerli ve yabancı ziyaretçiler, Karadeniz'in zirvesinde yer alan yaylalara ilgi gösteriyor.



Zigana Dağı'nın zirvesinde yer alan Camiboğazı, Çakırgöl ve Kurtdere yaylaları da bugünlerde ziyaretçilerin rotasında ilk sırada yer alıyor. Serin suları ve bozulmamış doğasının yanı sıra bünyesindeki gölle de ilgi gören bölge, misafirlerine doğa ile iç içe keyifli anlar sunuyor. Trabzon'un Maçka ilçesindeki Altındere Vadisi'nde bulunan Sümela Manastırı güzergahındaki karayolundan ulaşılan yaylalara, son yıllarda yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisi artıyor.







"Günün yorgunluğunu yaylalara gelip atıyoruz"



Kurtdere Yaylası'na gelen Halit Vardal, AA muhabirine Trabzon'un çok sıcak olduğunu, serinlemek için yaylayı tercih ettiğini söyledi. Yaylanın güzelliklerine dikkati çeken Vardal; "Günümüzü burada geçirip stresimizi, günün yorgunluğunu yaylalara gelip atıyoruz" dedi. Trabzon'un Yomra ilçesinden Kurtdere Yaylası'na gelen Elif Çakır Mumcu da sıcak havalarda her yaz yaylalara geldiklerini ifade etti. Yaylaların sıcaklarda çok güzel olduğunu vurgulayan Mumcu; "Yaylaya gelince serinliyoruz. Yaylanın suyunu, pidesini, kaşarını severek yiyoruz. Memnunuz, günümüz güzel geçiyor. Mangalımızı yapıyoruz. Ailecek güzel bir aktivite oluyor" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Nemrut Dağı’ndaki simge eserler nano kireçle korunacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/nemrut-dagindaki-simge-eserler-nano-kirecle-korunacak/</link>
        <description><![CDATA[Nemrut Dağı’ndaki devasa heykellerin gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla 2022 yılında başlatılan restorasyon ve konservasyon çalışmalarından olumlu sonuçlar alınmasıyla, bölgedeki simge eserlerde de nano kireç uygulamasına başlandı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan kentte 2 bin 206 metre rakımlı Nemrut Dağı’ndaki dev heykellerin yüzey ve iç yapılarında oluşan kılcal çatlakların onarılması için 2022’de başlatılan nano kireç […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 15 Tem 2025 22:40:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Nemrut Dağı'ndaki devasa heykellerin gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla 2022 yılında başlatılan restorasyon ve konservasyon çalışmalarından olumlu sonuçlar alınmasıyla, bölgedeki simge eserlerde de nano kireç uygulamasına başlandı.



UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan kentte 2 bin 206 metre rakımlı Nemrut Dağı'ndaki dev heykellerin yüzey ve iç yapılarında oluşan kılcal çatlakların onarılması için 2022'de başlatılan nano kireç uygulamasının olumlu sonuç vermesinin ardından çalışmalar genişletildi. Bu kapsamda, Gaziantep Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı ile Adıyaman Müze Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalarda, bu yıl Batı terasında yer alan ve Nemrut Dağı'nın simge eserleri olarak bilinen Kartal Başı ile Kral l. Antiochos'un heykelinde uygulamalara hız verildi.



İlk aşamada heykel yüzeylerindeki kirlilik katmanları temizlenirken, daha sonra nano dağılımlı kalsiyum hidroksit çözeltisi, şırıngayla çatlaklara enjekte ediliyor. Bu estetik dolgular, yağmur suyu gibi atmosferik etkilerin heykel içine sızmasını engelliyor. Yaklaşık bir ay sürmesi planlanan çalışmalarda, taşların doğal görünümünü bozmadan içten sağlamlaştırma hedefleniyor.







"ZİYARETÇİLER YİNE DOĞAL FORMU GÖREBİLECEK"



Gaziantep Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürü Ayşe Ebru Çorbacı, konu ile ilgili yaptığı açıklamada daha önce Herakles heykelinin ayak kısmında yapılan uygulamaların olumlu sonuç verdiğini söyledi. Devasa heykellerde özel uygulama yaptıklarını ifade eden Çorbacı, şöyle konuştu: "2022 yılında başlattığımız deneme çalışmasının ardından yaptığımız kontroller neticesinde bu yöntemin etkili olduğunu gördük. Bu nedenle ,2025 yılında kapsamlı bir restorasyon planladık. Nano kireç çözeltisiyle taşların bünyesinde sağlamlaştırma sağlarken, aynı zamanda suyun taşın içine girmesini engelleyecek estetik dolgu uygulayacağız. Ancak bu dolgu çatlakları tamamen kapatmayacak, ziyaretçiler yine doğal formu görebilecek."



Adıyaman Müze Müdürü Mehmet Alkan da çalışmalarla, heykellerin ilerleyen yıllara daha sağlam ulaştırılmasını hedeflediklerini kaydetti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Duygu Aydemir, Londra’daki “Beyond the Frame” sergisinde!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/duygu-aydemir-londradaki-beyond-the-frame-sergisinde/</link>
        <description><![CDATA[Fotoğraf Sanatçısı Duygu Aydemir, 16-19 Temmuz 2025 tarihleri arasında Londra’da düzenlenen “Beyond the Frame” adlı uluslararası karma sergiye özgün fotoğraf çalışmasıyla katılıyor. Nidra Art Project’in 72. uluslararası sergisi olan “Beyond the Frame”, Espacio Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi; Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Tataristan, Belarus, İran, Tacikistan, Pakistan, Suriye, İtalya ve ABD’den sanatçıları bir araya getirerek, kültürel sınırların […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 15 Tem 2025 22:38:43 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Fotoğraf Sanatçısı Duygu Aydemir, 16-19 Temmuz 2025 tarihleri arasında Londra'da düzenlenen "Beyond the Frame” adlı uluslararası karma sergiye özgün fotoğraf çalışmasıyla katılıyor.



Nidra Art Project’in 72. uluslararası sergisi olan "Beyond the Frame", Espacio Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi; Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Tataristan, Belarus, İran, Tacikistan, Pakistan, Suriye, İtalya ve ABD’den sanatçıları bir araya getirerek, kültürel sınırların ötesine geçen çağdaş sanatı temsil ediyor. Resim, fotoğraf, dijital sanat, video art, kaligrafi, grafik, minyatür, illüstrasyon ve heykel gibi çok disiplinli eserler; kimlik, hafıza, dönüşüm ve küresel bağlar gibi temaları farklı coğrafyalardan bakışlarla bir araya getiriyor.



Duygu Aydemir’in “Within the Frame” başlıklı fotoğrafı, sergi kapsamında izleyiciyle buluşuyor. Sanatçının sade ama derin anlatımıyla, mekân–zihin ilişkisini ve görünürlük–yokluk kavramlarını sorgulayan bu çalışması, minimalist kompozisyonuyla izleyiciyi sessiz bir düşünce alanına davet ediyor.







DUYGU AYDEMİR HAKKINDA...



Duygu Aydemir, TED Ankara Koleji ve Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü mezunudur. Uzun yıllar kurumsal iletişim alanında çalıştıktan sonra, teknoloji ve girişimcilik dünyasına odaklanan kişi ve kurumlara stratejik iletişim danışmanlığı sunmaktadır. Aynı zamanda bir fotoğraf sanatçısı olan Aydemir, İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) üyesidir. Solo ve karma sergilerde yer almış olan çalışmaları; toplumsal hafıza, kimlik, bireysel alanlar ve görünürlük temaları etrafında şekillenmektedir. Fotoğrafı bir anlatım dili ve düşünsel ifade aracı olarak gören Duygu Aydemir, estetik sadeliğin içinde derinlik arayan bir bakışa sahiptir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Dönüşen şehir ritimlerinde: Kadın ayakkabıları]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/donusen-sehir-ritimlerinde-kadin-ayakkabilari/</link>
        <description><![CDATA[Günün başlangıcıyla birlikte, yoğun tempoya adım atan ilk figürlerden biri de bir kadındır. Belki işe, belki çocuğunu okula bırakmaya, belki sadece kendisiyle baş başa kısa bir yürüyüşe. Gün onun için çoktan başladı bile. İşte tam bu nokta, ayaklarının altındaki zeminle kurduğu ilişkiyi belirleyen en önemli eşlikçi devreye girer: Ayakkabısı. Ve o tercih, rastgele değil; bilinçlidir. […]]]></description>
        <category><![CDATA[online]]></category>
        <pubDate>Pts, 14 Tem 2025 16:38:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Günün başlangıcıyla birlikte, yoğun tempoya adım atan ilk figürlerden biri de bir kadındır. Belki işe, belki çocuğunu okula bırakmaya, belki sadece kendisiyle baş başa kısa bir yürüyüşe. Gün onun için çoktan başladı bile. İşte tam bu nokta, ayaklarının altındaki zeminle kurduğu ilişkiyi belirleyen en önemli eşlikçi devreye girer: Ayakkabısı. Ve o tercih, rastgele değil; bilinçlidir. Çünkü artık bir “kadın ayakkabısı” yalnızca estetik bir parça değil, bir yaşam tercihidir. Belli markaların bilinçli olarak seçilen ayakkabı modelleri de tam olarak bu tercihin temsilcisi.



Bugünün kadını, tek bir role sığmıyor; sabah profesyonel, öğlen anne, akşam gezgin ya da sporcu… Tüm kimlikleri tek bir güne sığdırabiliyor.  Ve hepsini aynı günde yaşayabiliyor. New Balance kadın ayakkabıları bu çok katmanlı yaşamı desteklemek için tasarlanıyor. Sabah işe yürürken şehir taşlarına dayanıklı; akşam yürüyüşte nefes alabilir; hafta sonu spontane bir seyahatte sağlam ve konforlu. Bu modeller, sadece ayağı değil, hayatı taşır.



Ayaklarınız Değil, Rutinleriniz Yorgun Kalsın



Ayakta geçirilen saatler arttıkça, bir ayakkabının rolü basit bir stil tamamlayıcısından çıkarak, doğrudan yaşam kalitesini etkileyen bir unsura dönüşür. Estetik her zaman göz önündedir; fakat gün boyu aktif kalan, sürekli ayakta duran ya da sıkça seyahat eden kadınlar için asıl mesele, şıklığı korurken ihtiyaç duyulan işlevselliği de geri plana itmeden sunabilmektir.Tüm bu kriterleri bir arada sunan markalardan biri olarak, New Balance kadın ayakkabı serileri dikkat çekiyor.



Her adımda zeminden gelen kuvveti azaltan özel yastıklama teknolojileri, ayaklara binen yükü dengeler ve gün boyu destek sağlar. Gün içinde fark edilmese bile, bu tür mikro destekler uzun vadede bel, diz ve kalça üzerindeki baskıyı azaltarak, postür bozukluklarının ve yorgunluk kaynaklı ağrıların önüne geçer.







Görünmeyen Teknoloji, Hissedilen Fark



Ayakkabının içine gizlenmiş teknolojiler, dışarıdan bakıldığında fark edilmez belki ama adım attıkça etkisi büyür. Sessiz ama sürekli çalışan bu yapılar, her adımda vücudun yükünü dengeler, kaslara ve eklemlere binen baskıyı azaltır. New Balance kadın ayak anatomisine özel olarak geliştirdiği modellerde, farklı ayak kemer yapılarına uygun destek sistemleri sunarak hem kişisel konforu hem de ortopedik dengeyi koruma altına alır. Bu, yalnızca gün boyu rahatlık sağlamakla kalmaz; aynı zamanda uzun vadeli ayak sağlığı için güçlü bir koruma kalkanı oluşturur.



Yastıklama teknolojileri, her zeminde darbe emilimini optimize ederken; esnek orta tabanlar, ayağın doğal hareket ritmini bozmadan ilerlemesini sağlar. Hafif ama dayanıklı dış taban yapıları ise yürüyüş sırasında zemine tutunarak, hem dengeyi artırır hem de enerji kaybını minimize eder.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bir rüzgâr gibi Ege’den esen tutku: Berrin Pehlivan ile Port Alaçatı üzerine…]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bir-ruzgar-gibi-egeden-esen-tutku-berrin-pehlivan-ile-port-alacati-uzerine/</link>
        <description><![CDATA[Alaçatı’nın rüzgârla dans eden dar sokaklarını, lavanta kokulu taş duvarlarını bilmeyen yok. Biz de bir doğum günü vesilesiyle bu özel bölgeye geldiğimizde, burada konaklayarak huzur dolu atmosferini birebir yaşama fırsatı bulduk. Mimarlık mesleğimizin getirdiği doğal bir dikkatle, bölgede yürütülen farklı bir proje hemen ilgimizi çekti. Mimar Alara Öztürk ve iç mimar ağabeyi Doruk Alp Öztürk […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Pts, 14 Tem 2025 01:06:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Alaçatı'nın rüzgârla dans eden dar sokaklarını, lavanta kokulu taş duvarlarını bilmeyen yok. Biz de bir doğum günü vesilesiyle bu özel bölgeye geldiğimizde, burada konaklayarak huzur dolu atmosferini birebir yaşama fırsatı bulduk. Mimarlık mesleğimizin getirdiği doğal bir dikkatle, bölgede yürütülen farklı bir proje hemen ilgimizi çekti. Mimar Alara Öztürk ve iç mimar ağabeyi Doruk Alp Öztürk duvardaki eskizleri incelerken, tesadüfen projede yer alan yatırımcılardan Kenan Suiçmez ile karşılaştık. Onun davetiyle projeyi denizden inceleme şansı elde ettik. Böylece sadece bir tatil değil, aynı zamanda ilham veren mimari bir yolculuğa da çıkmış olduk. Bu deneyimi ve Port Alaçatı 'nın büyüsünü sizlerle paylaşmak istedik:



Denize açılan kanallar, her evin önünde bağlı tekneler ve Akdeniz’in mimari zarafetini taşıyan pastel tonlardaki villalar… Burası Port Alaçatı... Ve bu özel yaşam alanının kalbinde yer alan Port Alaçatı Hotel, Berrin Pehlivan'ın zarif dokunuşuyla butik bir kimlik kazanmış durumda.







Sizi biraz tanıyabilir miyiz Berrin Hanım? Otelcilik hikâyeniz nasıl başladı?



Aslen İzmirliyim. Turizm, doğduğum coğrafyanın bir parçasıydı ama otelcilik benim için her zaman insanla, yaşamla, estetikle bağ kurmanın bir yoluydu. Port Alaçatı’ya ilk geldiğimde burada sadece taş ve deniz yoktu, bir ruh vardı. Otelin işletmesini üstlenmem, benim için profesyonel bir karar değil, kalpten gelen bir adım oldu. Bugün hâlâ her sabah aynı tutkuyla güne başlıyorum.



Port Alaçatı projesi Türkiye için oldukça özgün. Bu bölgenin mimari ve yapısal geçmişinden biraz söz eder misiniz?



Proje, dünyaca ünlü Fransız mimar François Spoerry’nin Port Grimaud’dan ilham alan yaklaşımıyla 1990’ların sonunda hayata geçirildi. Spoerry’nin ekibi, 11 Temmuz 1998 tarihli bir çizimle projeyi Alaçatı’ya uyarladı. Bu bölge, önceleri bataklık olarak anılıyordu. Deniz alanı dikkatle ıslah edilip, kanallarla genişletildi ve bugünkü su yolları oluşturuldu. Her villanın önünde kendi iskelesi bulunuyor. Teknelerle evinize yanaşmak, burada günlük yaşamın bir parçası.







Port Alaçatı Hotel’in mimari yapısı ve kapasitesi hakkında bilgi verebilir misiniz?



Otelimizde 18 oda bulunuyor ve her biri farklı bir tarzda, özenle tasarlandı. Hepsinin ortak noktası ise deniz görüyor olmaları. Bu, gerçekten ayrıcalıklı bir durum. Oda dekorasyonlarında doğal taş, ahşap ve el işi detaylara yer veriyoruz. Misafirlerimiz, sade ama estetik bir atmosferde konaklıyor.



Kahvaltıdan da bahsedelim isterseniz, çok övgü alıyormuş…



Kesinlikle. Kahvaltımız, otelin ruhunu tamamlayan en önemli detaylardan biri. Bahçemizde, begonvillerin altında, kuş sesleri ve hafif rüzgar eşliğinde servis yapıyoruz. Her şey el yapımı, yerel üretimden geliyor. Zeytinimiz Ayvalık’tan, reçellerimiz Çeşme’nin köylerinden… Misafirlerimiz kahvaltıyı bir öğün değil, bir tören gibi yaşıyorlar.







Peki, otelin sosyal kimliği nedir? Sadece konaklama mı sunuyorsunuz?



Hayır, asla sadece konaklama değil; burası bir yaşam alanı. Sanat sohbetlerinden yazar buluşmalarına, nefes ve yoga seanslarından sörf derslerine kadar pek çok etkinliğe ev sahipliği yapıyoruz. Bu yıl Ayşe Kulin ile gerçekleştirdiğimiz "Kitap ve Yaşam" sohbeti, misafirlerimiz için unutulmaz bir deneyimdi.



Sörf demişken, Alaçatı’daki deniz sporlarıyla otel arasında nasıl bir ilişki var?



"Bubi Surf School" gibi alanında önde gelen okullarla çok yakınız. Sörf, SUP, deniz bisikleti, kano gibi pek çok spor, burada günün doğal bir parçası. Deniz sadece seyredilen bir şey değil, burada yaşanan bir şey.







Bölge, yatırım açısından da oldukça değer kazandı. Bu gelişim sürecini nasıl yorumluyorsunuz?



Port Alaçatı, özgünlüğünü bozmadan gelişen nadir bölgelerden biri. Kanal sistemli mimari, estetik dokular, doğayla uyumlu planlama sayesinde emlak değeri her yıl artıyor. Burası sadece bir yazlık değil, yatırımın yanı sıra kaliteli bir yaşamı da sunuyor.



Yakın zamanda bölge büyük bir yangın tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Sizi nasıl etkiledi?



Evet, Çeşme-Alaçatı yangını gerçekten hepimizi çok derinden sarstı. Sadece maddi değil, manevi anlamda da çok etkilendik. Yangına en yakın alanlardan biri bizdik. Doğanın ne kadar kırılgan olduğunu, korumanın da ne kadar bizim sorumluluğumuzda olduğunu yeniden hissettik. Bu yüzden otelimizde sürdürülebilirlik ve doğa dostu yaklaşımlara daha fazla yer vermeye başladık.







Son olarak, Port Alaçatı Hotel’de konaklayan biri sizce ne deneyimler?



Sessizlik, huzur, zarafet ve gerçek samimiyet… Buraya gelen biri sabah kuş sesleriyle uyanır, begonvillerin altında kahvaltı eder, kanallar boyunca yürür, gün batımında denize karşı bir kadeh yudumlar. Her an, anı yaşamaktır. Misafirlerim ayrılırken, "Kendimi yeniden buldum" diyor. Bundan daha kıymetli bir şey olabilir mi?



📌 KÜNYE:Port Alaçatı HotelLokasyon: Port Alaçatı Kanalları, ÇeşmeOda sayısı: 18 (tümü deniz manzaralı)Mimari stil: Akdeniz & Ege taş yapısı, Fransız esintileriÖzellikler: Özel iskele, yüzme havuzu, bahçede kahvaltı, butik etkinlikler



Mustafa Öztürk, Ayşegül Şirin, Alara Öztürk, Berrin Pehlivan, Kenan Suiçmez, Alp Öztürk ve Nursema Öztürk...]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Meltem Özkaya, Memorial Bodrum’da!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/meltem-ozkaya-memorial-bodrumda/</link>
        <description><![CDATA[Kurumsal iletişimin önde gelen isimlerinden Meltem Özkaya, ara verdiği iletişim dünyasına geri döndü. Gazeteciliğe Show Haber’de adım attıktan sonra uzun yıllar Medicana Sağlık Grubu’nda Kurumsal İletişim Müdürü olarak görev yapan Özkaya, yılların yarattığı yorgunluğu gidermek amacıyla beş yıl önce Bodrum’a yerleşmişti. Dostlarından ve çeşitli kurumlardan gelen yoğun tavsiye karşısında mesleğe dönme kararı alan Meltem Özkaya, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 12 Tem 2025 23:40:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kurumsal iletişimin önde gelen isimlerinden Meltem Özkaya, ara verdiği iletişim dünyasına geri döndü. Gazeteciliğe Show Haber'de adım attıktan sonra uzun yıllar Medicana Sağlık Grubu'nda Kurumsal İletişim Müdürü olarak görev yapan Özkaya, yılların yarattığı yorgunluğu gidermek amacıyla beş yıl önce Bodrum'a yerleşmişti.



Dostlarından ve çeşitli kurumlardan gelen yoğun tavsiye karşısında mesleğe dönme kararı alan Meltem Özkaya, Bodrum'da açılan Memorial Hastanesi'nde Kurumsal İletişim ve Medya İlişkileri Yöneticisi olarak göreve başladı. Konusunda hayli deneyimli bir isim olan Özkaya'nın bu kararı, başta ailesi olmak üzere dostları tarafından büyük memnuniyetle karşılandı.







MELTEM ÖZKAYA HAKKINDA...



Stratejik iletişim uzmanı, medya danışmanı, aktivist, işletmeci gibi kimlikler altında tanınan Meltem Özkaya, medya dünyasına 1994 yılında Show TV Haber Merkezi'nde başladı. Meslek hayatı boyunca yazılı ve görsel medya, reklam ve PR ajansları ile kurumsal firmalarda iletişim alanında yöneticilik görevlerinde bulundu. 25 yılı aşkın süredir, ulusal ve yerel düzeyde faaliyet gösteren birçok markaya, marka imajı oluşturma ve iletişim stratejileri geliştirme konularında profesyonel destek verdi.



Uzun yıllar Medicana Grup Hastaneleri Kurumsal İletişim Departmanı’nda Grup İletişim Müdürü olarak görev yaptıktan sonra kurumsal hayattan fiilen ayrılan Özkaya; medya, gazete, televizyon, reklam ve PR ajanslarının mutfağında yetişmiş bir iletişim profesyoneli olarak, pandemi süreciyle birlikte serbest çalışmaya başladı. Bu süreçte İstanbul merkezli çeşitli ajanslara stratejik iletişim danışmanlığı hizmeti vermek yanında, Bodrum’da kafe ve beach işletmeciliği yaparak turizm sektöründe de aktif rol aldı.



Beş yıldır yaşamını sürdürdüğü Bodrum’da, sokak hayvanlarının yaşam hakkı konusunda çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü olarak görev yapan, Bodrum Kent Konseyi Sokak Hayvanları Çalışma Grubu üyesi olarak sahada aktif rol oynayan Meltem Özkaya, ayrıca Mahalle Afet Gönüllüleri (MAG/AME Bodrum) ekibinin bir parçası olarak afet ve acil müdahale eğitimlerini başarıyla tamamlamış bir isim. 2025 itibarıyla Bodrum Memorial Hastanesi’nin açılmasıyla birlikte kurumsal hayata yeniden dönüş yapan Özkaya, sağlık sektöründe köklü bir yapının parçası olarak iletişim alanındaki profesyonel birikimini yeni bir düzleme taşımayı hedefliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Lidya Tümülüsleri, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dâhil edildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/lidya-tumulusleri-unesco-dunya-miras-listesine-dahil-edildi/</link>
        <description><![CDATA[Manisa’nın Salihli ilçesinde yer alan Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dâhil edildi. 2013 yılından bu yana UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde bulunan arkeolojik alan, 47. Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda oy birliğiyle kalıcı listeye alındı. Böylece, Türkiye’nin listedeki miras alanı sayısı 22’ye yükseldi. UNESCO kararı sonrası bir değerlendirmede bulunan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 12 Tem 2025 22:49:27 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Manisa’nın Salihli ilçesinde yer alan Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dâhil edildi. 2013 yılından bu yana UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde bulunan arkeolojik alan, 47. Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda oy birliğiyle kalıcı listeye alındı. Böylece, Türkiye'nin listedeki miras alanı sayısı 22’ye yükseldi.



UNESCO kararı sonrası bir değerlendirmede bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, UNESCO ailesine katılarak 22. kültürel hazinemiz oldu. Lidya uygarlığının başkenti, dünyanın ilk madeni parasının doğduğu yer olan bu eşsiz coğrafya, artık tüm insanlığın ortak mirası olarak kayıt altına alındı. 20 metre kalınlığında ve antik dönemde yüksekliği 15-20 metre olduğu düşünülen surlarıyla, 7500 hektarlık dev nekropol alanıyla Lidya uygarlığının eşsiz temsilcisi olarak artık dünya sahnesinde. Bu başarıda emeği geçen Sardes Kazı Başkanlığı başta olmak üzere, tüm bilim insanlarımıza ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Tespit ve Planlama Daire Başkanlığı çalışma arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ederim. Türkiye’nin kültürel hazineleri Türkiye Yüzyılı’nda birer birer gün yüzüne çıkmaya devam edecek. Gece müzeciliği kapsamında ziyaretçilerini ağırlayan Sardes Antik Kenti’nin büyülü atmosferini keşfetmeye herkesi davet ediyorum."







KOMİTE TOPLANTISINDA KABUL EDİLDİ



Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sardes Kazı Başkanlığı’nın hazırladığı dosya, Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen 47. Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda değerlendirildi. Toplantıda alınan kararla Sardes ve Bin Tepeler, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dâhil edildi. Lidya uygarlığının başkenti olan Sardes, sahip olduğu mimari dokusu, kültürel birikimi ve dünyanın ilk madeni parasının burada basılması gibi özellikleriyle öne çıkarken; Marmara Gölü kıyısındaki Bin Tepeler Tümülüsleri de yaklaşık 7.500 hektarlık alanda yer alan, 119’dan fazla mezar yapısıyla dünyanın en büyük antik nekropollerinden biri olarak kabul ediliyor.







GÜÇLÜ ARKEOLOJİK VE MİMARİ KANITLARIYLA DİKKAT ÇEKİYOR



UNESCO’nun (iii) numaralı kriteri kapsamında listeye alınan alan, Anadolu’nun yerli kültürü olan Lidya medeniyetine dair güçlü arkeolojik ve mimari kanıtlarıyla dikkat çekiyor. Sardes Kazı Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında arkeolojik kazıların yanı sıra interdisipliner koruma faaliyetleri de sürdürülüyor. Kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla bölgedeki bilimsel çalışmalar, ulusal ve uluslararası iş birliğiyle devam ediyor. Türkiye, bu yeni kayıtla birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki yerini daha da güçlendirirken, Anadolu’nun zengin tarihsel katmanlarını evrensel miras çatısı altına taşımayı sürdürüyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kazdağları’nın kalbinde bir nefes durağı: Mas Kazdağı Kamping ile doğaya dönüş]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kazdaglarinin-kalbinde-bir-nefes-duragi-mas-kazdagi-kamping-ile-dogaya-donus/</link>
        <description><![CDATA[Kamp tutkusu kültürümüzün derinliklerinde yer etmiş olup, giderek daha fazla insanı doğa ve dostluk etrafında bir araya getirmeye devam ediyor. Bir yandan da farklı yerler ve doğayı tanımak isteyenlerin sayısının her geçen gün arttığı gerçeğinden yola çıkarak kamping konusuna zoom yapalım istedik. Bu konuda doğru adreslerden birinin Mas Kazdağı Kamping İşletmecisi Metin Aslan olduğunu öğrendik; […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Cts, 12 Tem 2025 20:31:38 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kamp tutkusu kültürümüzün derinliklerinde yer etmiş olup, giderek daha fazla insanı doğa ve dostluk etrafında bir araya getirmeye devam ediyor. Bir yandan da farklı yerler ve doğayı tanımak isteyenlerin sayısının her geçen gün arttığı gerçeğinden yola çıkarak kamping konusuna zoom yapalım istedik. Bu konuda doğru adreslerden birinin Mas Kazdağı Kamping İşletmecisi Metin Aslan olduğunu öğrendik; kendisini bulduk ve sorularımızı yönelttik.







Metin Bey, öncelikle Mas Kazdağı Kamping'in bulunduğu bu eşsiz konumdan ve Kazdağları'nın doğal güzelliklerinden bahseder misiniz? Burası gerçekten bir oksijen cenneti mi?



Kesinlikle! Mas Kazdağı Kamping, oksijen cenneti olarak bilinen Kazdağları'nda, 800 metre rakımda yer alıyor. En yüksek zirvemiz 1740 metre. Burası, 21 bin metrekarelik devasa bir alana yayılan Kazdağı Milli Parkı'nın içinde, 80 dönümlük bir alanı kaplıyor. Dünyanın oksijen seviyesi en yüksek ikinci yeri burası, yüzde 20.5 oranında oksijen basıyor. Dağlardan gelen 9 derecedeki buz gibi suyu bir havuz haline getirdik. Ayı Deresi Kanyonu'na yürüyebileceğiniz 3.5 kilometrelik bir çıkmaz yolumuz var; sabah ve akşam yürüyüşleri yapıp kanyonu seyredebileceğiniz muhteşem bir nokta. Tesisin dışına çıktığınızda ise bugüne kadar hiç keşfedilmemiş birçok doğal güzellikle karşılaşırsınız: Vallahi Şelalesi, Ağlayan Çam, Ayı Göleti, Şahinderesi Kanyonu, Tozlu Yaylası ve tabii ki Kazdağı Göknarı. Sarıkız Zirvesi'nde Sarıkız'ın yatırı ve eşsiz bir manzara da sizi bekliyor. Kazdağları, uzaktan tek bir dağ gibi görünse de aslında içine girdiğinizde göreceğiniz gibi birçok farklı bölgeden oluşuyor.







Kazdağları'nın bitki örtüsü, özellikle endemik türler ve Fatih Sultan Mehmet dönemine uzanan tarihi bağları çok ilgi çekici. Bu konuda neler söylemek istersiniz?



Kazdağları, gerçekten köklü bir tarihe sahip. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethederken gemileri karadan yürütmek için kullandığı ağaçların tamamının Kazdağları'ndan geldiği söylenir. Özellikle Kazdağı Göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani), dünyada sadece Kazdağları'nda yetişen tek endemik ağaç türüdür. Literatürde 32'ye yakın endemik bitki türünün bulunduğu belirtilir, 29'u doğrudan milli park sınırları içinde kaydedilmiştir. Bitki örtüsü olarak da çok zengin ve endemik türlerle dolu. Dünyada eşi benzeri olmayan Kazdağı Sarıkız Çayı (Sideritis Trojana Ehrent) adıyla anılan bir bitkimiz var; adaçayı dediğimiz bitki türlerine yakın. Ayrıca, Yabani Sarımsak (Allium Kurtzianum), Zambak Çiçeği, Kazdağları Mersini, Kazdağı Karakulak Çiçeği gibi nadir türler de bölgemizin bitki çeşitliliğine değer katar.







Kazdağları'nın suları da oldukça özel sanırım. Bu kaynakların özellikleri ve şifalı etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?



Sularımız gerçekten çok soğuk ve çok tatlı. Kazdağları, yapısı itibarıyla bir kireçtaşı dağı. Arkeologların söylediğine göre bugün taşlardan çıkan sular, sadece bu sene yağan kardan değil, milyonlarca yıl önceden yağan karların birikimlerinden beslenen kaynaklar. Bu, bilimsel olarak da kanıtlanmış bir durum. Ayı Deresi'nde dağın en tatlı sularından biri akar. Yine dağda "Yedi Kardeşler" dediğimiz bir bölge var. Burada bir çeşmemiz var; Enfes Çeşmesi diye geçer ve dağın en soğuk sularından biridir. Güneş görmeyen patikalarda yürürken bile bu soğukluğu hissedersiniz. Bir de Dalak Suyu var zirvede, kendiliğinden kaynayan bir su. Alkış yaptığınız zaman su kendiliğinden oksijen alıp, yerden kaynamaya başlıyor ve debisi çok yüksek. Arkeologlar, bu suyun ana damarının Uludağ'dan geldiğini söylüyorlar. Karpuzu içine koyarsanız, çatlatacak kadar soğuktur. Bunlar bugüne kadar pek bilinmeyen, bakir güzellikler. Kazdağları eteklerinde Güre Kaplıcaları gibi şifalı termal sularımız da var. Bu sular, romatizmal hastalıklar ve çeşitli cilt rahatsızlıklarına iyi gelen mineral zengini özelliklere sahip.







Kazdağları'nın iklimi ve özellikle poyrazın bölgedeki zeytinciliğe etkisi de çok ilginç. Edremit'in zeytinyağının kalitesindeki sırrı nedir?



Kazdağları; haziran, temmuz, ağustos, eylül aylarında poyrazı bol, esintili bir dağdır. Bu özellik, aşağıda deniz kenarında ve köylerde yetişen zeytin ağaçlarına eserek, zeytinde "pamuk böceği" denilen bir zararlının oluşumunu engeller. Poyrazın sürekli esmesi, zeytin üzerinde pamuklanma yapmıyor ve bu da buranın yağının ve zeytininin kalitesini artırıyor. Edremit'in zeytinyağı tarihte çok önemli bir yere sahip. Dünyada elektriğin henüz bulunmadığı dönemde, Vatikan'daki kandillerin Edremit zeytinyağıyla yandığı biliniyor. Çünkü kalitesiz zeytinyağı is yaparken, bizim zeytinyağımız is yapmıyordu. O dönemde Banker Ali Bey adında bir tüccar, dünyadaki ve Vatikan'daki tüm zeytinyağı ihtiyacını Edremit'ten temin ediyormuş. Rivayete göre, Çanakkale sınırından Edremit sınırına kadar bastığınız her toprak ona aitmiş. Osmanlı Devleti bile askerlik yapmak isteyenleri Banker Ali Bey'in yanında işçi olarak çalışırsa askerlik yapmış sayıyormuş. Hatta o dönemdeki padişahın banknotların üzerine Banker Ali Bey'in fotoğrafını bastırdığı söylenir. Günümüzde Tuğçe Kazaz gibi isimler de Banker Ali Bey'in soyundan geliyor.







Gelelim Mas Kazdağı Kamping'in kuruluşuna. Bu yatırım fikri nasıl ortaya çıktı ve ne zaman hayata geçti?



Mas Kazdağı Kamping'in başlama süreci, 2021 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı'nın açık ihale ile yaptığı bir tesis alanının bize kalmasıyla başladı. Aslında buranın planları 1993 yılında milli park olurken zaten yazılmış, çadır ve karavan alanları gibi her şey belirlenmişti. Buradaki yapıların kalıcı değil, taşınabilir olması, doğayı bozmadan ve ağaç kesmeden inşa edilmesi, sonra da sökülüp götürülebilmesi şartıyla bir ihale süreci yaşadık. Mimar arkadaşlarımızla projeyi çizdirdik, bakanlıktan onay aldık ve işe koyulduk. İhale gününden itibaren 36 ay içinde 80 dönümlük alana elektrik, kamera sistemi, internet ve güvenlik gibi tüm altyapıyı getirme şartımız vardı. Kazdağları'nda bugüne kadar böyle kapsamlı bir tesis yapılmamıştı.







Tesisinize baktığımızda hem yaz hem de kış turizmine uygun olduğunu görüyoruz. Bu konuda ne gibi özellikleriniz var ve konaklama çeşitleriniz nelerdir?



Evet, tesisimiz hem yaza hem de kışa uygun olacak şekilde tasarlandı. Çadırlarımızı -50 ile +50 dereceye dayanıklı olacak şekilde özel olarak ürettirdik. İçlerine merkezi sistem ısıtmalı kalorifer döşedik. Kaloriferi katı yakıtla çalıştırıyoruz ama kömür ya da odun değil; aşağıda yetişen zeytin ağaçlarımızın çekirdeklerini kullanıyoruz. Bu, hem çevre dostu hem de etkili bir çözüm. Şu anda 150 kişiye kadar kapasitemiz var, ancak ikinci etabımız bittiğinde 1.350 kişiye kadar hizmet verebilecek kapasiteye ulaşacağız. Türkiye'de ısıtmalı çadır yapısı olarak tek tesisiz. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2025 yılında örnek göstereceği bir proje olduk. Konaklama çeşitlerimiz ise şunlar:




26 adet dom (glamping) çadırı: Lüks ve konforlu bir kamp deneyimi sunuyor.



10 adet ahşap çadır: Doğayla bütünleşmiş, sıcak ve otantik bir konaklama.



10 adet firmaya ait kiralık karavan: Karavan deneyimini denemek isteyenler için ideal.



3 adet süit taş oda: Daha geleneksel ve kalıcı bir konfor arayanlara yönelik.








Özellikle karavanıyla gelen misafirler için sunduğunuz hizmetler ve tesisinizin diğer olanakları nelerdir?



Kendi karavanını getiren misafirlerimiz için 20 adet özel alan ayırdık. Bu alanlarda su, elektrik ve pis su atık hizmeti sunuyoruz. Karavan sahipleri, Kazdağları'nın eşsiz doğasının tadını çıkarırken, aynı zamanda modern olanaklardan mahrum kalmıyorlar. Kendi çadırıyla gelenlere de hizmet veriyoruz. Ayrıca, 250 araçlık geniş bir otoparkımız mevcut. Sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeği veren bir kafeteryamız ve restoranımız var. Sosyal tesis olarak spor alanlarımız ve dağlardan gelen 9 derecedeki buz gibi suyu bir havuz haline getirdiğimiz doğal havuzumuz bulunuyor. Tesisin işletmesinde ise 30 kişiye yakın personelimiz görev yapıyor.







Tesisiniz, sağlık ve huzur arayanlar için nasıl bir ortam sunuyor? Yoga kampları gibi etkinlikler için de imkanlarınız var mı?



Sağlık için çok önemli bir noktadayız. Dört gün konaklayan bir kişi, geldiğinde oksijenini ölçüp, dört gün sonra tekrar ölçtüğünde aradaki farkı görecektir. Tesisimiz oldukça sessiz. Akşam 6'dan sonra milli parka araç girişi yasak. Tamamen etrafı telle çevrili ve 86 kamera ile tesisin tamamını izliyoruz. Bu da misafirlerimizin güvenliğini sağlıyor. Burası, Kazdağları'na gelenlerin nefes alacakları, dinlenecekleri ve ruhlarını dinlendirecekleri bir yer. Yoga kampları için de özel olarak düşündük. Gelen müşterilerimiz için 150 kişilik kapalı bir etkinlik çadırımız var. Bu çadırda yoga, nefes terapisi ve çeşitli dinlenme terapileri gibi birçok imkan sunuyoruz. Misafirlerimiz hem konaklıyorlar hem de burada yogalarını, terapilerini yapıyorlar; yürüyüşlere çıkıp, nefeslerini açıyorlar. Bir oksijen cenneti dediğimiz gibi. Her kalan misafirimiz, gittiğinde mutlaka bunu hissediyor ve hayranlıkla ayrılıyor.







Metin Bey, son olarak kendi kişisel hikayenizden ve gelecek nesillere ne gibi bir miras bırakmayı hedeflediğinizden bahseder misiniz?



Ben aslen Edremitliyim ve bugüne kadar sanayicilikle uğraştım. Bu iş tamamen kafamda tasarladığım bir hayaldi ve şimdi gerçek oldu. Yıllarca para kazandım ama bu paralarımı İstanbul'a ya da İzmir'e götürmek istemedim; memleketime hizmet yapmak istedim. Kazandığım paraları yine buraya yatırım olarak değerlendirdim ki buradaki insanlar çalışsın, nesiller devam etsin, memleketime ve ülkeme faydalı olsun. Burasını yaptık ve işletmeye başladık. Eşim Aslı Hanım, işletmenin tamamen hakimiyetini aldı ve o ilgileniyor. Bir oğlum ve bir kızım, Mimarlık Fakültesi'nde okuyorlar. Onların mimarlığı bitirdikten sonra bu tesise sahip çıkmalarını, iyi İngilizce bilip, dünya pazarına çıkmalarını istiyorum. Ben böyle düşünüyorum ama asıl önemlisi, bu tesisin bugünkü çalışanların, annelerin, babaların, yarın onların evlatlarına da hizmet edecek kalıcı bir tesis olmasını arzu ettik. İnşallah bize, çocuklarımıza, ülkemize ve milletimize faydalı olur.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Van Kültür Yolu Festivali başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/van-kultur-yolu-festivali-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığınca “Türkiye Kültür Yolu Festivalleri” kapsamında düzenlenen Van Kültür Yolu Festivali, açılış programıyla başladı. Van Müzesi’nde yapılan açılışta konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, 5 yıl önce 7 bölge ve 20 şehirde başlatılan “Türkiye Kültür Yolu Festivalleri”nin, dünyanın en büyük festivalleri haline geldiğini söyledi. Tarihi mirası, arkeolojik zenginliği, sanatsal birikimi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 12 Tem 2025 19:14:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığınca "Türkiye Kültür Yolu Festivalleri" kapsamında düzenlenen Van Kültür Yolu Festivali, açılış programıyla başladı. Van Müzesi'nde yapılan açılışta konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, 5 yıl önce 7 bölge ve 20 şehirde başlatılan "Türkiye Kültür Yolu Festivalleri"nin, dünyanın en büyük festivalleri haline geldiğini söyledi.



Tarihi mirası, arkeolojik zenginliği, sanatsal birikimi ve gastronomik çeşitliliğiyle Van'ın, Kültür Yolu Festivali'ne kendi rengini ve dokusunu kattığını belirten Çam; "Dokuz gün boyunca konserler, sergiler, temsil ve gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve gastronomi etkinlikleriyle dolu dolu geçecek olan Kültür Yolu Festivali'nin en önemli noktası dünyanın ve Türkiye'nin zengin kültürel birikimini buraya taşıyacağı gibi Van'ın özgün sanatsal değerlerini, kültürel mirasını, el sanatlarını, tarihi mekanlarını, inanç noktalarını, doğal zenginliklerini, lezzet duraklarını, şehir kültürünü, birlik ve beraberliğini ve daha nicesini sayabileceğimiz eşsiz özelliklerini de Türkiye'nin gündemine taşıyacak" dedi.



Türkiye'nin dört bir yanından, bölge şehirlerinden hatta sınır ötesinden pek çok kişinin bu festivallere katıldığını ifade eden Serdar Çam, şunları kaydetti: "Kültür Yolu Festivali bu noktadan ele alındığında yalnızca sanatın ve kültürün değil, aynı zamanda turizmin ve ekonominin de kalbinin attığı, şehirlerimizin marka şehir olma vizyonuna hizmet eden bir organizasyon haline gelmiş durumda. Van bu noktada zaten geçmişten günümüze bir marka şehir ve tam da bu nedenle Kültür Yolu Festivali bu şehre çok yakışıyor. Festival boyunca şehrimizin geneline yayılmış olan 20'nin üzerinde noktada, 300'ün üzerinde etkinlik Vanlılar ile buluşacak."



Kültür Yolu Festivali'nde en önem verdikleri noktanın çocuklar olduğunu dile getiren Çam; "Onların dünyasına dokunan, zihinlerini ve gönüllerini zenginleştiren etkinliklerin olması bu festivalleri anlamlı kılıyor. Bu festivalde içeriklerimizden en önemli bölümlerden birini çocuklarımıza ayırdık ve Atatürk Kültür Parkı'nda kuracağımız Çocuk Köyü ile on binlerce çocuğumuzu zengin ve özel olarak hazırlanmış içeriklerle buluşturacağız" diye konuştu. Festival boyunca birçok sanatsal etkinlik, söyleşi ve serginin olacağını anlatan Çam, sözlerine şöyle devam etti:



"Van'ın kadim mirasıyla taşıdığı merkez şehir olma özelliği, inanıyorum ki bu festival süresince de kendisini gösterecek. Vanlıların yanı sıra Türkiye'nin her yerindeki özellikle de Hakkari'den Ağrı'ya, Siirt'ten Bitlis'e ve Şırnak'a kadar tüm komşu şehirlerimizde yaşayan vatandaşlarımızı, 9 gün sürecek bu kültürel şölene ortak olmaya davet ediyorum. Bir arada olmanın, bir ve beraber olmanın en anlamlı hali kültürle, sanatla, müzikle ve edebiyatla birlikte olmaktır. Bu özel festival için yoğun emek veren başta Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürümüz Selim Terzi'yi ve ekibini, ilk festivalden bugüne her adım ile özel olarak ilgilenerek Van'ın her bir noktasını kültür ve sanatla buluşturma adına büyük gayret gösteren Valimiz Sayın Ozan Balcı'yı, üniversitemizden STK'lerimize varıncaya kadar festival için düşünen, çalışan ve üreten tüm kültür paydaşlarımızı, katılan tüm yazarlarımızı ve sanatçılarımızı ve festival süresince etkinlikleri vatandaşlarımıza duyuran ve paylaşan siz değerli basın mensuplarımızı kutluyor, tüm katılımcılar adına teşekkür ediyorum."







"VAN, 9 GÜN BOYUNCA KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİNE DÖNÜŞECEK"



Vali Yardımcısı Tuğba Polat ise "Bu yıl ikincisi düzenlenen festival, 9 gün boyunca şehrimizi adeta bir kültür ve sanat merkezine dönüştürecek. Festivalimiz sadece kültür ve sanatsal bir buluşma değil, aynı zamanda Van'ın tarihi, ekonomi ve turistik potansiyelini görme açısından büyük bir fırsat. Van Kültür Yolu Festivali'nin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Tüm misafirlerimize ilham dolu, renkli ve kültürle iç içe bir festival geçirmelerini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Bakan Yardımcısı Çam ve beraberindekiler, daha sonra müzede yer alan "Gizem Dolu Anadolu", "Gümüşü Sanata Dönüştüren Urartu Mirası", "Işık Doğudan Yükselir", "Şehzadeler Sultanlar Oyuncak", "Yaşayan Miras: Çorap ve Patik", "Türkiye’nin Minyatürleri", "Türkiye’nin Ustaları Belgesel Gösterimi", "Dijital Hareketli Minyatür Uygulaması", "Kuşlar ve Şeyler", "Kişisel Seramik", "Van Geleneksel El Sanatları", "Urartu'dan Günümüze Kadın" ile "Gökyüzünden Türkiye" adlı sergileri ziyaret etti.







20 TEMMUZ'DA SONA ERECEK



Ardından, Hüsrevpaşa Camii Külliyesi avlusunda açılan "Adil-i Mutlak Hat" sergisini gezen Çam ve protokol üyeleri, Edremit ilçesinde bulunan Tariria Kültür, Sanat ve Gastronomi Merkezi'ndeki "Pablo Picasso: Yaratılış Her Şeydir" isimli sergiyi de ziyaret ederek buradaki eserler hakkında bilgi aldı. Programa; İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, Kültür ve Turizm İl Müdürü Abdurrahman Şahin, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray ve AK Parti İl Başkanı Abdulahat Arvas katıldı. Festival, 20 Temmuz'da sona erecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Yiğit Girgin: Bodrum için yeni bir hikaye yazmalıyız]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/yigit-girgin-bodrum-icin-yeni-bir-hikaye-yazmaliyiz/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum’da yaz sezonunda beklenen hareketliliğin olmadığını belirten Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) Genel Sekreteri Yiğit Girgin, bu gelişmede sosyal medyada yaratılan pahalı tatil algısının da payı olduğunu söyledi. Ülke olarak yüksek enflasyonla mücadele ettiğimizi ve turizmin de fiyat artışlarından etkilendiğini dile getiren Girgin, rekabet avantajının korunması için ciddi ve geniş çaplı önlemler alınması gerektiğine dikkat çekti. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cts, 12 Tem 2025 16:27:39 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum'da yaz sezonunda beklenen hareketliliğin olmadığını belirten Bodrum Tanıtma Vakfı (BOTAV) Genel Sekreteri Yiğit Girgin, bu gelişmede sosyal medyada yaratılan pahalı tatil algısının da payı olduğunu söyledi. Ülke olarak yüksek enflasyonla mücadele ettiğimizi ve turizmin de fiyat artışlarından etkilendiğini dile getiren Girgin, rekabet avantajının korunması için ciddi ve geniş çaplı önlemler alınması gerektiğine dikkat çekti. 



Bodrum genelinde dolulukların yüzde 70'ler seviyesinde olduğunu tahmin ettiklerini aktaran Yiğit Girgin; “Bu oranın temmuz sonuna kadar yüzde 85'e yükselmesini bekliyoruz. Normalde dolulukların sezon boyunca yüzde 100 olması gerekiyor. Bügün hep birlikte Bodrum turizmi için yeni bir hikaye yazma zamanıdır” dedi.







"TATİL ALGISI GİDEREK DEĞİŞİYOR"



Tatil algısının giderek değiştiğini de kaydeden Girgin; "Sezon öncesinde beklenen yoğunluk, haziran ayında sağlanamadı. Gelen yabancı turist sayısında da düşüş var. Bodrumlu turizmciler olarak zorlandığımız bir gerçek. Türkiye ve dünyada yaşanan ekonomik ve politik süreçler de bunda etkili. Tatil denince artık klasik deniz tatili değil, deneyim öncelikli bir olgu akla geliyor. Rakip destinasyonlar, deneyim odaklı vaatlerle ortaya çıkıyor ve turistler de o bölgelere yönleniyor. Artık herkes tüm fiyatları her yerden görüyor ve karşılaştırıyor. İyi veya kötü deneyimlerini de paylaşabiliyor. Bu da talebi belirliyor. İyi bir deneyimi herkes kabullenirken, kötü bir deneyim daha çok dikkat çekiyor ve adeta bir kartopu etkisi yaratarak daha fazla negatif etki oluşturuyor. Bodrum'da bu pozitif deneyimi ön plana çıkartmak, sadece belli kuruluşların işi değil. Hepimiz; yerel yönetim, bakanlık, turizm camiası ve Bodrum'daki tüm işletme sahipleri aynı amaç için çalışmalı. Sadece otelleri işletmeleri tanıtarak destinasyona cazibe katamayız. Destinasyonun cazibesiyle belli bir oran yakalansa bile bunu iki aya sıkıştırarak belli bir fiyat politikasıyla yapamayız. Sezonu 10-12 aya yayarak daha doğru bir fiyat-fayda dengesi sürdürebiliriz" diye konuştu.







"ÇÖZÜM ODAKLI ÇALIŞMAK ZORUNDAYIZ"



Yiğit Girgin, sözlerine şöyle devam etti: "Fiyatları aşağıya çekebilmek artık daha zor. Üretim her alanda azalıyor. Mesela, belli kalitede tarımsal ürünlere ulaşabilmek için daha fazla harcama yapmak gerekiyor. Bu da total fiyatı etkiliyor. Rekabetçi fiyat avantajını kaybetmeye başladık. Bodrum hakkında pahalılık konusunda basında ve sosyal medyada maksadını aşan, eleştirinin ötesine geçen çok fazla spekülatif haber yapılıyor. Oysa, Bodrum'da yeme-içme ve konaklama konusunda birçok farklı gelir grubuna hitap edecek alternatifler var. Turizm, pozitiflikten beslenen ve huzur seven bir yapı. Ufak negatifliklerden bile hızlıca etkilenebiliyor. Tarladaki domatesin fiyatından orman yangınına kadar burada birçok farklı neden var. Atılan yanlış bir adım, günün sonunda sizi yanlış bir noktaya getirebiliyor. Sezonun başında daha farklı beklentimiz vardı. Bunun tüm nedenlerini masaya, eğrisiyle doğrusuyla yatırmalıyız. Türk turizmini yeşerten turizmciler olarak her zaman zorluklarla mücadele etmek, pozitif olmak ve çözüm odaklı çalışmak zorundayız. Turizmi tekrardan nasıl daha hareketli hale getirebileceğini konuşmalıyız. Kişisel deneyimlerin ön planda olduğu sürdürülebilir bir turizm anlayışını mutlaka sağlamalıyız."







"AKSİYONSUZ VİZYON HALÜSİNASYONDUR"



Sektör olarak turizm trendleri ve yeniliklerinin yakından takip edilmesi gerektiğinin altını çizen Girgin, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Bizim belli bir yatak arzımız var; bununla beraber artık daha fazla turiste ihtiyacımız var. Arz-talep dengesi doğru kurgulanmalı. Ben yatırımlar olmasın demiyorum, fakat mevcut verimliliğin artması için, gezen turist trendinin arttığı dünyada bizim de pastadan daha fazla ve yukarı yönlü pay almamız gerektiğini düşünüyorum. Turistler, konaklama sürelerini biraz kısalttı. Harcama da buna paralel azalıyor. İnsanlar artık daha kısa konaklıyor ve farklı yerlerde gezmeyi tercih ediyor. Rakip destinasyonların pazarlama çalışmalarının da önemli etkisi var. İnsanların farklı alternatifleri gezmek istemesi çok normal. Avrupa, Asya ve Afrika'da gezilecek çok yer var. Turizm artık bir zengin aktivitesiymiş gibi kullanılmaya başlandı, ancak işin felsefesi kesinlikle bu değil. Herkese hitap etmeli ve tüm segmentleri konuşuyor olmalıyız. Farklı gelir gruplarına yönelik paketler sunulmalı. Bodrum, her zaman kıymetli bir destinasyon. Bu kadar marka, girişimci ve vizyoner iş insanının olduğu başka bir bölge yok. Her zaman doğru bir vizyonla aksiyon almalı ve şu sözü de hiç bir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız: 'Aksiyonsuz vizyon halüsinasyondur.' Bodrum için zaman kaybetmeden yeniden, birlikte ve el ele yola çıkma zamanıdır."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Edirne Sarayı dünya kültürel mirası için çok önemli bir eser olacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/edirne-sarayi-dunya-kulturel-mirasi-icin-cok-onemli-bir-eser-olacak/</link>
        <description><![CDATA[Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, ihyası sonrası Edirne Sarayı ‘nın dünya kültürel mirası için çok önemli bir eser olarak ortaya çıkacağını belirtti. Yıldız, gazetecilere Edirne Sarayı’nın ihyasına yönelik çalışmaların yarısının tamamlandığını söyledi. Cihannüma Kasrı’nın somut olarak görülebilir hale geldiğini belirten Dr. Yasin Yıldız; “Cihannüma ile birlikte Edirne Saray alanında gerçekleştirilen en önemli çalışmalardan bir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 11 Tem 2025 23:53:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Milli Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, ihyası sonrası Edirne Sarayı 'nın dünya kültürel mirası için çok önemli bir eser olarak ortaya çıkacağını belirtti. Yıldız, gazetecilere Edirne Sarayı'nın ihyasına yönelik çalışmaların yarısının tamamlandığını söyledi.



Cihannüma Kasrı'nın somut olarak görülebilir hale geldiğini belirten Dr. Yasin Yıldız; "Cihannüma ile birlikte Edirne Saray alanında gerçekleştirilen en önemli çalışmalardan bir tanesi Tunca Nehri'nin hemen batı tarafında kalan bu bölümün arazisinin birleştirilmesi oldu. Çünkü Milli Saraylar olarak yaklaşık bu bölümde 1200 dönümden oluşan bir alanda bu çalışmaları yürütüyoruz" dedi. Yıldız, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Edirne Sarayı alanının ihyasını bir bütün olarak ele aldıklarını dile getirdi.







SUR DUVARLARI ORTAYA ÇIKTI



Çalışmalarını bu prensiple yürüttüklerini ifade eden Yıldız, şunları kaydetti: "Çalışmaların başladığı 2,5 yıl içerisinde Cihannüma özelinden yola çıkarsak Edirne Sarayı'nın sur duvarlarının arkeolojik kalıntılarla yapılan kazı çalışmalarıyla, literatür taramasıyla, fotoğraf, arşiv belgesi ve bilgilerle ortaya çıkarılan bölümü de ihya edilmiş oldu. Sarayın Arz Odası'yla ilgili çalışmalar şu an hummalı bir şekilde devam ediyor. Yine burada çok önemli bir tarihi yapı var, Kum Kasrı. Gerçekten Edirne Sarayı'nın dönem özelliklerini fevkalade güzel yansıtan bir saray. Onunla ilgili çalışmalarımız da devam ediyor."



ARKEOLOJİK KAZILAR DEVAM EDİYOR



Yıldız, Cihannüma Kasrı'nın bulunduğu ikinci avlu ve birinci avluda arkeolojik kazı çalışmalarının devam ettiğini, bilim kurulu nezaretinde çok sayıda arkeolog, sanat tarihçisi ve saha çalışanının kazılarda yer aldığını kaydetti. Edirne Sarayı'ndaki çalışmaları ortalama günlük üç yüz çalışanla yürüttüklerini anlatan Yıldız; "Bunların tamamı restorasyon ve kazıda görev alan arkadaşlarımız. Dolayısıyla burada Cumhurbaşkanımızın sağlamış olduğu imkanlar doğrultusunda Edirne Sarayı'na gerçekten çok büyük bir yatırım yapıldığını söyleyebiliriz. Zaten neticesi de arkamızdaki çalışmadan görülebiliyor" diye konuştu.







"TOPKAPI İLE KARDEŞ SARAY GİBİLER"



Yıldız, Edirne Sarayı'nda sadece 15. ve 16. yüzyıl kalıntılarının bulunmadığını belirtti. Farklı yüzyıllarda inşa edilmiş yapılarıyla sarayın Topkapı Sarayı ile benzerlik gösterdiğini vurgulayan Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: "Edirne Sarayı mimari yapısı ve saray planıyla Topkapı Sarayı'na çok benziyor, iki kardeş saray gibiler. Sadece coğrafyanın getirmiş olduğu birtakım farklılıklar var. Dolayısıyla Edirne Sarayı'nın bu kalıntılarında sadece tarihi yapıları gündeme alırsak 15. ve 16. yüzyıl yapılarını gündeme alırsak ihya edilen kısmın yüzde elliye yakın olduğunu söyleyebilirim. Ancak burada çok kıymetli günümüze ulaşmış ve restorasyon çalışmaları devam eden 17, 18 ve 19. yüzyıllara ait kalıntılar var. Bunların 19. yüzyıla ait olanları son derece muhkem şekilde ayaktalar."



SARAYIN BAHÇELERİ DE DÜZENLENİYOR



Sarayda yapıların yanı sıra bahçeleri de ihya ettiklerinin altını çizen Yıldız, şunları ifade etti: "Çok özel bahçeleri, Gülhane Bahçesi, Dolmabahçe gibi alanları olan bir saray. Uzmanlarımız bunların hepsini tetkik ettiler, yerleriyle ilgili çalışmalar yapıldı. Burada döneminde yetişmiş bitkiler, toprağın altındaki su kanallarına kadar çok kapsamlı bir çalışma yapıldı ve ana hatlarıyla bu bahsetmiş olduğum 1200 dönümlük alanda bir klasik döneme ait sarayın bulunduğu kalıntılar. Mahmudiye bölgesindeki modern müzecilik uygulamaları, üçüncüsü bir doğal yaşam alanı düşünüyoruz. Alanımızın en uç kısmında rehabilite edilmesi gereken bir yerde ve bunun dışında da tarihi bahçelerin ihyası olmak üzere Master Planı'mızda dört ana etap var. İnşallah bunlar bittiğinde sadece Edirne için değil ülkemiz ve hatta dünya kültürel mirası için çok önemli bir eserin ortaya çıkacağını söyleyebilirim." Sarayın ihyasının 2,5 yıl sonra tamamlanması planlanıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Securitas Türkiye istihdamda 12. sırada]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/securitas-turkiye-istihdamda-12-sirada/</link>
        <description><![CDATA[Securitas Türkiye, Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği “Fortune 500” listesinde, 22.447 çalışanla 12 sırada yer aldı. Bu yıl Fortune 500 genel sıralamasında da yükselen şirket, listeye 280 sıradan girdi. Bu yıl 91. yaşını kutlayan şirket; 44 ülkede, Türkiye’de de 81 ilde bilgi, insan ve teknoloji entegrasyonu ile segmentlere özel güvenlik çözümleri sunuyor. “Securitas Çalışanıdır” […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 11 Tem 2025 14:18:05 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Securitas Türkiye, Türkiye'nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği "Fortune 500" listesinde, 22.447 çalışanla 12 sırada yer aldı. Bu yıl Fortune 500 genel sıralamasında da yükselen şirket, listeye 280 sıradan girdi.



Bu yıl 91. yaşını kutlayan şirket; 44 ülkede, Türkiye’de de 81 ilde bilgi, insan ve teknoloji entegrasyonu ile segmentlere özel güvenlik çözümleri sunuyor. “Securitas Çalışanıdır” mottosu ile Türkiye’de istihdama katkı sağlayan firmalar arasında ilk sıralarda yer alan Securitas Türkiye, listede sadece güvenlik hizmeti sunan tek firma olma özelliğini de taşıyor. Özellikle son yıllarda insan kaynağı bulmakta en çok zorlanan sektörlerden birisi güvenlik de olsa 2025 senesinde de Fortune 500’ün çalışan sayısı en yüksek şirketler arasında yerini yine başlarda almayı hedefliyor.



Dijital insan kaynakları uygulamalarında özellikle yapay zeka kullanarak doğru kişiyi, doğru projede istihdam etmesi, çalışanlarının gelişimlerine yön verecek eğitim programlarıyla kalifikasyonu yüksek çalışanları sektöre kazandırması ve kariyer yolculuğunda çalışanlara başarı hikayeleri yazacakları fırsatlar sunması, Securitas Türkiye’nin sürdürülebilir insan kaynağı ve başarı yönetimini destekliyor.







AİDİYET DUYGUSUNU ÖN PLANDA TUTUYOR



Securitas, gelişim ve kariyer fırsatlarının yanı sıra aidiyet duygusunu da ön planda tutuyor. Güvenlik sektöründe bir ilki gerçekleştirerek Bodrum’da lojman hizmeti sunmaya başlayan şirket, Securitas Vakfı ile de çalışanlarına maddi, manevi desteklerde bulunuyor. Güvenlik sektörünün ilk ve tek vakfı olan Securitas Çalışanları Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı hızla büyüyor. Securitas çalışanlarının yaşam standartlarını yükseltmek, iş ve sosyal yaşamlarında güçlü, başarılı ve mutlu olmalarını sağlamak amacıyla kurulan Vakıf, başta evlilik, ölüm ve doğum halleri olmak üzere sağlık, eğitim, kültürel, sportif ve sosyal konularda da yardımlar yaparak çalışanlarına destek olmak için çalışmalar yürütüyor.







360 DERECE GÜVENLİK ÇÖZÜMLERİ



Güvenlik sektöründe birçok ilke imza atan Securitas; insanlı güvenlik, itfaiye hizmetleri, güvenlik teknolojileri, uzaktak izleme hizmetleri, risk yönetimi ve danışmanlık, kontrol ve destek hizmetleri ile 360 derece güvenlik çözümleri sunuyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Colourful scenes at the Kosovo festival parade]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/colourful-scenes-at-the-kosovo-festival-parade/</link>
        <description><![CDATA[In Kosovo’s capital, Pristina, a parade and fashion show were held as part of the 4th International New Born Dance Festival. Dance groups from 10 countries performed wearing traditional costumes. The performances of the dance groups will be evaluated by a professional jury, and awards will be given to the most successful ones. Turkey is […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Per, 10 Tem 2025 23:23:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[In Kosovo’s capital, Pristina, a parade and fashion show were held as part of the 4th International New Born Dance Festival. Dance groups from 10 countries performed wearing traditional costumes.



The performances of the dance groups will be evaluated by a professional jury, and awards will be given to the most successful ones. Turkey is represented at the festival by the Folklore Education and Youth Association from Ankara. Organized under the International Dance Festivals Federation, the New Born Festival began on July 8 and will conclude on July 12.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kosova festivalindeki kortej yürüyüşü renkli görüntüler oluşturdu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kosova-festivalindeki-kortej-yuruyusu-renkli-goruntuler-olusturdu/</link>
        <description><![CDATA[Kosova’nın başkenti Priştine’de, 4. Uluslararası New Born Dans Festivali kapsamında kortej yürüyüşü ve defile düzenlendi. Geleneksel kıyafetleriyle sahneye çıkan 10 ülkeden dans grubu gösteri sundu. Dans gruplarının performansları, profesyonel jüri tarafından değerlendirilecek ve başarılı olanlara ödül verilecek. Festivalde Türkiye’yi, Ankara’dan Halk Bilimi Eğitim ve Gençlik Derneği temsil ediyor. 8 Temmuz’da başlayan, Uluslararası Dans Festivalleri Federasyonu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 10 Tem 2025 23:14:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kosova'nın başkenti Priştine'de, 4. Uluslararası New Born Dans Festivali kapsamında kortej yürüyüşü ve defile düzenlendi. Geleneksel kıyafetleriyle sahneye çıkan 10 ülkeden dans grubu gösteri sundu.



Dans gruplarının performansları, profesyonel jüri tarafından değerlendirilecek ve başarılı olanlara ödül verilecek. Festivalde Türkiye'yi, Ankara'dan Halk Bilimi Eğitim ve Gençlik Derneği temsil ediyor. 8 Temmuz'da başlayan, Uluslararası Dans Festivalleri Federasyonu bünyesinde düzenlenen New Born Festivali, 12 Temmuz'da sona erecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tekirdağ artan lavanta bahçeleriyle daha fazla turist çekmek istiyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tekirdag-artan-lavanta-bahceleriyle-daha-fazla-turist-cekmek-istiyor/</link>
        <description><![CDATA[Tekirdağ ‘da 2017 yılında 68 dekarlık 5 bahçeyle başlayan lavanta üretim alanı, Covid-19 salgını sonrası yerli ve yabancı turistlerin lavanta turizmine ilgisinin artmasıyla yaklaşık 1000 dekara ulaştı. Son yıllarda iklim değişikliğinin etkilerini hisseden üreticiler, suya çok az ihtiyaç duyan lavantayı alternatif bir ürün olarak değerlendirmeye başladı. Lavanta üreticisi çiftçiler bir yandan lavanta yağı üretirken, bir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 10 Tem 2025 23:11:15 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Tekirdağ 'da 2017 yılında 68 dekarlık 5 bahçeyle başlayan lavanta üretim alanı, Covid-19 salgını sonrası yerli ve yabancı turistlerin lavanta turizmine ilgisinin artmasıyla yaklaşık 1000 dekara ulaştı.



Son yıllarda iklim değişikliğinin etkilerini hisseden üreticiler, suya çok az ihtiyaç duyan lavantayı alternatif bir ürün olarak değerlendirmeye başladı. Lavanta üreticisi çiftçiler bir yandan lavanta yağı üretirken, bir yandan da bahçelerinde kurdukları dekorlarla fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçileri ağırlıyor.



Tekirdağ İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Bünyamin Örnek, konu ile ilgili yaptığı açıklamada lavanta tarlalarını ziyaret etmek, gözlemlemek, fotoğraf çekmek, lavantadan elde edilen ürünleri deneyimlemek ve lavanta hasadına katılmak amacıyla turistleri Tekirdağ’a beklediklerini söyledi. Tekirdağ’ın konum itibarıyla yerli ve yabancı turistler tarafından tercih edilen önemli bir şehir olduğunu belirten Örnek; "İlimiz İstanbul, Edirne, Çanakkale ve İzmir'e geçiş güzergahında yer aldığı için gelen yerli ve yabancı turistlere Tekirdağ'ın güzelliklerini anlatmakla ve göstermekle mükellefiz" dedi.







"ALTERNATİF BİR TURİZM ALANI OLUŞTU"



Bünyamin Örnek, salgın sonrası dönemde turistlerin doğayla iç içe deneyimlere olan ilgisinin arttığını ifade etti. Tekirdağ'ın doğal güzellikleriyle öne çıkan bir şehir olduğunu vurgulayan Örnek; "Pandemi sonrasında doğal güzelliklere olan ilgi arttı. Bu artışla birlikte lavanta bahçeleri, alternatif turizm alanlarından biri haline geldi. İlimizde lavanta bahçeleri hızla çoğaldı. 20 bahçede üretim alanı 1000 dekara ulaştı. Burada hem esnafımız gelir elde ediyor hem de misafirlerimiz doğal güzellikleri keşfetme imkanı buluyor" diye konuştu. Lavanta bahçelerinde ziyaretçilerin ilgisini çekmek amacıyla müzik dinletileri gibi çeşitli etkinlikler düzenlendiğini aktaran Örnek, lavanta bahçeleriyle alternatif bir turizm alanının oluştuğuna dikkat çekti.







"TARLALARI 5 BİN KİŞİ ZİYARET ETTİ"



Örnek lavanta bahçelerinin sayısının gelecek yıl yüzde 50 daha da artacağını, insanların alternatif ürünlere olan ilgisi arttıkça yeni alanlar ortaya çıktığını dile getiren Örnek; "Lavanta bahçelerimizin tanıtımı ve medyadaki görünürlüğü çok önemli. Amacımız, ilimize ekonomik katkı sağlamak, turist sayısını artırmak ve Tekirdağ'ın ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkı sunmak" dedi. Bahçelerde lavanta kokulu kolonya, lokum ve kozmetik ürünlerin yerli ve yabancı turistlere tanıtıldığını aktaran Örnek, geçen yıl her gün yaklaşık 2 bin kişinin ziyaret ettiği tarlalara bu yıl günlük 5 bin ziyaretçi beklediklerini bildirdi.







"GELEN MİSAFİRLERİMİZ STRES ATIYOR"



Lavanta bahçesi sahibi Hande Özgül, kentte her geçen yıl lavanta bahçelerinin sayısının arttığına işaret etti. Lavanta bahçesine gelenlere "misafirlerim" diye hitap ettiğini ifade eden Özgül; "Bu sene Tekirdağ genelinde lavanta tarlalarının sayısı arttı. Bizim bahçemize de ilgi oldukça yoğun. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Gelen misafirlerimiz stres atıyor, dekorlarda fotoğraf çekiliyor. İlginin artarak devam etmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Bahçe sahibi Hakan Turgut da mor renkli görsel şölenin, yerli ve yabancı misafirlere unutulmaz anılar yaşattığını belirtti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul Turizm Fuarı turizm profesyonellerini İstanbul’da buluşturacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-turizm-fuari-turizm-profesyonellerini-istanbulda-bulusturacak/</link>
        <description><![CDATA[Bu yıl 50 ülkeden turizm profesyonellerini İstanbul’da 25-26 Eylül tarihlerinde Yenikapı-Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde buluşturacak olan İstanbul Turizm Fuarı (ITF) için geri sayım başladı. Dream Project tarafından organize edilen ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) stratejik partnerliğinde düzenlenecek olan fuar, bu yıl daha da büyüyerek üçüncü kez kapılarını açacak. Her geçen yıl iddiasını biraz […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 10 Tem 2025 16:40:33 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bu yıl 50 ülkeden turizm profesyonellerini İstanbul’da 25-26 Eylül tarihlerinde Yenikapı-Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde buluşturacak olan İstanbul Turizm Fuarı (ITF) için geri sayım başladı. Dream Project tarafından organize edilen ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) stratejik partnerliğinde düzenlenecek olan fuar, bu yıl daha da büyüyerek üçüncü kez kapılarını açacak.



Her geçen yıl iddiasını biraz daha artıran İstanbul Turizm Fuarı (ITF), 25-26 Eylül tarihlerinde Yenikapı-Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde düzenlenecek. Şimdiden yüzde 90 doluluğa ulaşan fuarın bu yılki mottosu, “Network ve iş bağlantıları yapmaya hazır mısınız?” olarak belirlendi. Seyahat Acentalarından tur operatörlerine, havayolu şirketlerinden otellere, bölge destinasyonlarından DMC ve incentive firmalarına, teknoloji şirketlerine kadar turizm sektörünün tüm aktörlerini bir araya getirecek olan fuar, yeni iş birliklerine sahne olacak. Fuar kapsamında iki gün sürecek olan ve ulusal ve uluslararası turizm profesyonellerini buluşturacak “Turizm Zirvesi” ise sektörde öne çıkan konuları mercek altına alacak.



İLGİ KATLANARAK ARTIYOR



İstanbul Turizm Fuarı (ITF) öncesinde Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman ve TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, basın mensuplarıyla bir araya gelerek son gelişmeleri paylaştı. ITF’nin genç bir fuar olmasına rağmen büyük ilgi gördüğünü belirten Volkan Ataman; “ITF henüz üç yaşında. Ancak burada sağlanan güçlü iş birliktelikleri ve network, fuara olan ilgiyi katlayarak artırıyor. Geçen yılki fuar biter bitmez bir sonraki yıl için yerini ayıranlar olmuştu. Bu nedenle fuarımız şimdiden yüzde 90 doluluğa ulaştı” dedi.







SEYAHAT ACENTALARI YENİ İŞ BİRLİKLERİNE İMZA ATACAK



TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ise fuarın stratejik ortağı olduklarını belirterek şunları kaydetti: “TÜRSAB’ın, fuar alanının hemen yanında oluşturacağı özel B2B etkinlik alanı ile, yurt içindeki seyahat acentalarımız ile dünyanın dört bir yanından gelen tur operatörleri ve acentaları doğrudan bir araya getireceğiz. Yapılacak görüşmeler, katılımcı profilleri ve sektörel eşleşmelere göre planlanarak maksimum verim alınmasını hedefliyoruz. Bu büyük organizasyonla birlikte, seyahat acentalarımızı yurt dışından gelen 500’ü aşkın turizm profesyoneliyle bir araya getirerek karşılıklı yeni iş birliklerinin oluşturulmasını hedefliyoruz. Bu platform sayesinde, yurt dışından gelen değerli iş ortaklarımız Türkiye’nin turizm potansiyelini ve üyelerimizin sunduğu yenilikçi turizm ürün ve hizmetlerini yakından tanıma fırsatı bulacaklar. Aynı zamanda, seyahat acentalarımız da uluslararası iş ağlarını genişletme ve yeni pazarlara açılma imkânı elde edecekler.”



ULUSAL VE ULUSLARARASI 2.500 SEYAHAT ACENTASI BULUŞACAK



Fuar hazırlıklarıyla ilgili son gelişmeleri paylaşan Volkan Ataman; “Yangın felaketleri, ekonomik sıkıntılar ve ülke gündemine rağmen fuar hazırlıklarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Konseptimizi aylar öncesinden belirledik. Katılımcılarımızı oldukça kreatif, verimli, B2B odaklı ve içerik açısından dolu dolu bir fuar bekliyor. Yurt dışından ağırlayacağımız, Türkiye pazarını hedefleyen seyahat acentası, tur operatörü, DMC ve incentive firmalarına hem İstanbul’u tanıtacağız hem de katılımcılarımızla bir araya getirerek yeni iş birliklerinin oluşmasını sağlayacağız” dedi. Bu yıl fuara iddialı bir yatırımla 50 ülkeden 500 uluslararası hosted buyer getirdiklerinin altını çizen Ataman, “Yurt içi pazardan da 2 bin seyahat acentası ağırlayacağız. Böylece ulusal ve uluslararası seyahat acentalarıyla birlikte toplamda 2.500 seyahat acentası bir araya gelerek B2B toplantılarını gerçekleştirecek. Bu yıl iş bağlantılarına çok güçlü bir hazırlık yaptık ve bu alana odaklandık. Yurt dışından getireceğimiz satın alıcıların verimliliği de bu yönde. TÜRSAB ile gerçekleştirdiğimiz stratejik partnerlik anlaşması neticesinde, globalden 250 önemli seyahat acentasını fuarımızda ağırlıyor olacağız” ifadelerini kullandı.







15 BİNİN ÜZERİNDE TURİZM PROFESYONELİ



Otellerle seyahat acentalarının eylül ayında kontrat dönemi olduğuna dikkat çeken Ataman; “ITF de bu dönemde gerçekleştiği için binlerce seyahat acentası ve otelin kontrat anlaşmalarına sahne oluyor. Dolayısıyla burada çok güçlü iş birlikleri gelişiyor. Aynı zamanda 50 ülkeden ağırlayacağımız 500 hosted buyer, outgoing yapan seyahat acentaları, tur operatörleri, DMC’ler ve incentive firmaları ile katılımcılarımız iş anlaşmaları ve kontratlar yapacağı için turizm sektörümüz açısından çok verimli bir fuar olacak” dedi. Fuarın İstanbul turizmine de güçlü katkı sunduğuna dikkat çeken Ataman, “İstanbul özelinde düşündüğümüzde, Türkiye’nin dört bir yanından fuarımıza gelecek olan seyahat acentaları, oteller; kısacası 15.000 turizm profesyonelinin otel konaklamaları, yeme-içmeleri gibi harcamaları şehrimize ciddi bir ekonomik katkı sağlayacak” diye konuştu.



SEKTÖR MASAYA YATIRILACAK



Fuarla eş zamanlı düzenlenecek Turizm Zirvesi’ni hatırlatan Volkan Ataman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Zirvede ulusal ve uluslararası sektör profesyonelleri bizlerle olacak. Fuarın ilk günü, stratejik partnerimiz TÜRSAB ile birlikte 4 ülkenin seyahat acentaları birliği başkanlarıyla sektör ve vizyon oturumu gerçekleştirilecek. Muğla Destinasyon Oturumu’nda ise Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımızın başkanlığında ilçe belediye başkanlarımızla Muğla destinasyonu masaya yatırılacak. Pazar oturumlarımız kapsamında Polonya, Dubai, Benelüks ve Vietnam pazarları, uzmanları tarafından mercek altına alınacak. İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu ev sahipliğinde gerçekleştirilecek MICE oturumu ile MICE sektörüne ilham verilecek. ICCA, GainingEdge, CityDNA gibi uluslararası derneklerin yöneticileri de bizlerle olacak.



EĞLENCE VE NETWORK BİR ARADA



26 Eylül tarihli oturumlarımızda ise 2025 sezon değerlendirmesi ve 2026 beklentiler oturumlarında sektör dernekleri, tur operatörleri, oteller ile kıymetli seyahat acentalarının yönetim kurulu başkanları ve üyeleri bizlerle olacak. Müzik turizmi oturumunda birbirinden ünlü sanatçılar deneyimlerini paylaşacak; teknoloji ve yapay zekânın ele alınacağı Eventmagix ve Cevent oturumları da katılımcılara farklı bakış açıları kazandıracak. Türkiye Belediyeler Birliği moderasyonunda kıymetli belediye başkanlarımız, bölgelerindeki turizm potansiyelini ve yapılması gerekenleri masaya yatıracak. 25 Eylül akşamı ise Ela Excellence Resort Belek iş birliğiyle Fişekhane’de gerçekleştirilecek ITF Gala Partisi, katılımcılarımıza eğlence ve network’ü bir arada sunacak."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Ankara, “2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti” ilan edildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ankara-2026-turk-dunyasi-turizm-baskenti-ilan-edildi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; “Ortak turizm rotaları oluşturulması, vize kolaylıkları, kültürel mirasın birlikte tanıtılması gibi adımlar yalnızca ülkelerimizi değil, tüm Türk dünyasını daha görünür ve cazip hale getirecektir” dedi. “Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Turizm Bakanları Toplantısı”nın 10’uncusu Ankara’da yapıldı. Toplantıya, Bakan Ersoy’un yanı sıra TDT’ye üye ve gözlemci ülkelerin delegasyon başkanları ile […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 10 Tem 2025 09:51:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy; "Ortak turizm rotaları oluşturulması, vize kolaylıkları, kültürel mirasın birlikte tanıtılması gibi adımlar yalnızca ülkelerimizi değil, tüm Türk dünyasını daha görünür ve cazip hale getirecektir" dedi.



"Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Turizm Bakanları Toplantısı"nın 10'uncusu Ankara'da yapıldı. Toplantıya, Bakan Ersoy'un yanı sıra TDT'ye üye ve gözlemci ülkelerin delegasyon başkanları ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu da katıldı. Ersoy, açılış konuşmasında toplantının ülkeler arasındaki kadim kardeşlik bağlarını daha da güçlendireceğine yürekten inandığını söyledi.



Ortak dil, tarih, kültür ve medeniyet anlayışı etrafında şekillenen Türk dünyasının bölgesel ve küresel ölçekte daha görünür ve bütüncül yapıya dönüştüğünü belirten Bakan Ersoy; "Türk Devletleri Teşkilatı, bu dönüşümün kurumsal omurgasını oluştururken, bizlere ortak potansiyelimizi değerlendirmek ve işbirliği için çok kıymetli fırsatlar sunmaktadır" diye konuştu. Ersoy, Türk Devletleri Teşkilatı'na üye ülkelerle turizm alanındaki ilişkilerinin somut verilerle de güçlendiğinin altını çizerek, şu bilgileri verdi:



"2025 yılı ilk 5 aylık periyotta Azerbaycan'dan 317 bin, Kazakistan'dan 203 bin, Kırgızistan'dan 79 bin, Özbekistan'dan 215 bin, Macaristan'dan 58 bin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden 106 bin, Türkmenistan'dan ise 70 bin ziyaretçiyi ülkemizde ağırladık. Bu vesileyle Türkiye'ye gösterdikleri yoğun ilgi için tüm kardeş halklara ve siz değerli meslektaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum."



"Tarihimize ışık tutan kalıntıları gün yüzüne çıkarıyoruz"



Bakanlık tarafından ziyaretçi deneyimini zenginleştirmek amacıyla kültürel miras alanlarında yürütülen çeşitli projeleri de paylaşan Ersoy, gece müzeciliği uygulamasının başlatıldığını anımsattı. Bakan Ersoy, 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında Ayasofya Camisi, Galata Kulesi, Efes Antik Kenti, Nemrut ve Zeugma Mozaik Müzesi gibi 27 noktada akşam saatlerinde özel ışıklandırmalar eşliğinde ziyaret imkanı sunulacağını bildirdi. Ersoy, Ayasofya ve Efes'te hayata geçirilen projelere benzer şekilde gençlere tarihi dijital içeriklerle anlatmak amacıyla dijital deneyim müzeleri kurduklarını anlattı. Ersoy, "Geleceğe Miras" projesiyle kültürel mirasa sahip çıkmak ve bunu gelecek nesillere aktarmak adına önemli adım attıklarını belirterek, bu sayede hem bilimsel verimliliğin arttığını hem de yerel kalkınmaya katkı sağlanarak kültür turizminin desteklendiğini söyledi.







Türkiye, turist sayısında dünyada 4. sırada yer aldı



Ersoy, arkeolojik kazıların tüm yıla yayıldığını, bu sayede bilimsel verimliliğin arttığını ve yerel kalkınmaya katkı sağlandığını dile getirdi. Gordion'da 47'nci Tümülüs'ün gün yüzüne çıkarıldığını anımsatan Ersoy, bu keşfin, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan alanın Ankara'nın tanıtımında önemli rol oynadığını vurguladı. Türkiye'nin tarihi mirasını ve kültürel zenginliğini etkili şekilde koruyup tanıtmanın sonuçlarının uluslararası alanda da görüldüğünü ifade eden Ersoy, şunları kaydetti: "Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütünün yayımladığı Mayıs 2025 Dünya Turizm Barometresi'ne göre Türkiye, 2024 yılında 56,7 milyon yabancı ziyaretçiyle dünyada en çok turist ağırlayan 4. ülke oldu. Bu başarıyı Türk Devletleri Teşkilatının siz değerli temsilcileriyle burada paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Bir önceki yıla göre bir basamak yükselerek 5. sıradan 4. sıraya çıkan Türkiye, bu alandaki istikrarlı yükselişini sürdürmüştür. 2024 yılı toplam ziyaretçi sayımız ise 62,3 milyona ulaşmıştır."







"Türkiye, turizm konusunda dünya lideri konumunda"



Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev de Türkiye'nin turizm konusunda dünya lideri konumunda bulunduğunu söyledi. Ömüraliyev, 2024'te Türkiye'nin 56,7 milyon yabancı ziyaretçiyi ağırlayarak dünyada en çok ziyaret edilen dördüncü ülke haline geldiğini belirtti. Türkiye'nin turizm gündeminde Türk Devletleri Teşkilatına sürekli destek vermesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Ömüraliyev, 2014'te Bodrum'da gerçekleştirilen zirveden bu yana TDT'nin tarihi, kültürel ve coğrafi zenginlikleri ortak güce dönüştürmek için büyük çaba harcadığını kaydetti. Ömüraliyev, üye ülkelerin yüzyıllar öncesine uzanan ortak soy, gelenekler, diller ve aynı zamanda İpek Yolu'nun mirasıyla şekillenen ortak mirasla birleştiğini aktardı. "Bu kadim rota, bir ticaret ağından çok daha fazlasıydı. Doğu ile Batı'yı karmaşık işbirliği ağıyla birbirine bağlayan, fikir, bilgi ve kültür alışverişi kanalıydı." diyen Ömüraliyev, bu bağlantı ruhunun bugün TDT tarafından yürütülen stratejik ve vizyoner girişimlerde de yaşadığını dile getirdi. Ömüraliyev, İpek Yolu, Türk Kayak Merkezleri Birliği, Türk Müze Kartı ve Türk Dünyası Başkenti Girişimi gibi projelerin sadece kültürel farkındalığı teşvik etmekle kalmadığını, aynı zamanda birliği güçlendirdiğini, ortaklıkları desteklediğini ve kolektif kimliği küresel sahnede yükselttiğine dikkati çekti.







"Ortak projelere ve koordinasyon süreçlerine destek vermeye hazırız"



Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kapanış konuşmasında, toplantıda hem içerik hem de işbirliği perspektifi açısından önemli çıktılar elde edildiğini söyledi. Kültürel yakınlığın ekonomik işbirlikleriyle taçlandırılarak daha bütüncül kalkınma modeli oluşturulabileceğini belirten Ersoy, "Bu doğrultuda Türkiye olarak her türlü bilgi ve deneyim paylaşımına, ortak projelere ve koordinasyon süreçlerine destek vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim" dedi. Ersoy, "Ankara'nın 2026 yılı için 'Türk Dünyası Turizm Başkenti' olarak ilan edilmesi yönündeki teklifimizi sizlerle paylaşmaktan büyük memnuniyet duydum. Bu ünvanın Ankara'nın kültürel diplomasi alanındaki gücünü artıracağına ve Türk dünyasında kültür turizmine yeni ivme kazandıracağına inanıyorum." ifadelerini kullandı. Toplantı, Ankara'nın Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesiyle son buldu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Muğla, Çinli turistlerle iş birliğini geliştiriyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mugla-cinli-turistlerle-is-birligini-gelistiriyor/</link>
        <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, kentin turizm potansiyelini artırmak ve özellikle Çinli turistlerin ziyaretlerini daha konforlu hale getirmek amacıyla Fethiye’de önemli temaslarda bulundu. Görüşmelerde Çinli ziyaretçilerin beklentileri ele alınırken, karşılıklı öneriler ve iş birliği olanakları değerlendirildi. Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya; Muğla Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürü Necati Gümüş, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 09 Tem 2025 23:06:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, kentin turizm potansiyelini artırmak ve özellikle Çinli turistlerin ziyaretlerini daha konforlu hale getirmek amacıyla Fethiye’de önemli temaslarda bulundu. Görüşmelerde Çinli ziyaretçilerin beklentileri ele alınırken, karşılıklı öneriler ve iş birliği olanakları değerlendirildi.



Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya; Muğla Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürü Necati Gümüş, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni temsilen Emniyet Ateşesi ZhangLi, Müsteşar Ye Yifan ve Ateşe Dang Guanglong yer aldı. Toplantıda Büyükelçilik heyeti ve yerel paydaşlar, iki ülke arasındaki turizm ilişkilerini geliştirmek amacıyla karşılıklı iş birliği olanaklarını değerlendirdi.



ÇİNLİ TURİSTLER İÇİN DİL VE YÖNLENDİRME ÖNERİSİ



Toplantıda Çinli yetkililer, şehir genelindeki turistik ve önemli noktalarda Çince bilgilendirme ve yönlendirme tabelalarının yer almasının gerekliliğine dikkat çekti. Turizm acentelerinde ya da konaklama tesislerinde Çince bilen personelin bulunmasının önemine vurgu yapılırken, mevcut personelin dil eğitimi almasının da etkili olacağı ifade edildi. Çinli turistlerin güvenle seyahat edebilmeleri için izinli ve belgeli turizm acenteleri ile otellerin listesinin Çin tarafıyla paylaşılması gerektiği dile getirildi. Ayrıca, Çin’de sosyal medya kullanımının son derece yaygın olduğu, bu nedenle Muğla’nın dijital platformlarda tanıtım yapmasının oldukça etkili olacağı, bu konuda gerekirse Çince çeviri desteği verilebileceği de heyet tarafından belirtildi.







ÇİN VE MUĞLA HALKI ARASINDAKİ BAĞ GÜÇLENİYOR



Toplantıda konuşan Çin Halk Cumhuriyeti Emniyet Ateşesi ZhangLi, Türkiye ile Çin arasında gelişen ilişkilerin turizm alanına da olumlu yansıdığını belirtti. Muğla’nın bu süreçte önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken Zhang, Çin’den Türkiye’ye gelen turistlerin dörtte birinin Fethiye’yi tercih ettiğini vurguladı. Leshan ile Muğla, Huzhou ile Fethiye arasında kurulan kardeş şehir ilişkilerine değinen Zhang, bu iş birliklerinin halklar arası bağları güçlendirdiğini ifade etti.



"ULUSLARARASI DOSTLUK KÖPRÜLERİ KURUYORUZ"



Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, yürütülen temasların turizmin ötesinde kültürel ve diplomatik ilişkilerin güçlenmesine katkı sağladığını belirtti. Başkan Aras, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Çinli dostlarımızla geliştirdiğimiz ilişkiler sayesinde hem karşılıklı anlayış hem de ekonomik iş birlikleri güçleniyor. Turizm, aynı zamanda halkların birbirini tanıma ve yakınlaşma alanıdır. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak bu anlayışla hareket ediyor, uluslararası dostluk köprüleri kuruyoruz.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[KKTC’de yeni dönem başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kktcde-yeni-donem-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye, artık kendi gücünün ve imkânlarının farkına vardığından beri çok yönlü bir ticaret ve dış politika uyguluyor; kendi millî çıkarları için gerektiğinde güç kullanıyor, yeni müttefikler ediniyor. Küresel düzenin işleyişini Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde bizzat Cumhurbaşkanımız, “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek tartışmaya açıp, eski dengeleri bozan bir ülke konumuna geldi. Türkiye, imkânlarının farkına vardığı için artık […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Sal, 08 Tem 2025 16:39:44 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye, artık kendi gücünün ve imkânlarının farkına vardığından beri çok yönlü bir ticaret ve dış politika uyguluyor; kendi millî çıkarları için gerektiğinde güç kullanıyor, yeni müttefikler ediniyor. Küresel düzenin işleyişini Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde bizzat Cumhurbaşkanımız, "Dünya 5'ten büyüktür" diyerek tartışmaya açıp, eski dengeleri bozan bir ülke konumuna geldi. Türkiye, imkânlarının farkına vardığı için artık küresel arenada sesinin daha çok duyulduğu bir ülke.



Bir NATO ülkesi olmamıza ve ordumuzun bu kuruluşun en büyük ikinci ordusu olmasına rağmen, ABD ve AB gibi Batılı müttefiklerimizin aksine Rusya’yı bir düşman ülke ya da tehdit olarak görmüyoruz. Hem askeri hem de her sektörde ticari alanlarda karşılıklı iş birliğini devamlı geliştiriyoruz.



SIRA AKDENİZ’İN İNCİSİ KKTC’DE



Kuzey Kıbrıs, her şeyden önce jeopolitik açıdan çok önemli bir ada. Türkiye için “olmazsa olmaz” derecede hayati önem taşıyor. Kuzey Kıbrıs, Türkiye’nin güvenliği için çok önemli bir konumda. Soydaşlarımızın yüzyıllardır adada yaşaması da Türkiye’ye tarihi bir sorumluluk yüklüyor. Jeopolitik konumu nedeniyle birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kuzey Kıbrıs’ın her yeri geçmişin izlerini taşıyor. Kuzey Kıbrıs’ın tüm kentlerinde kale, cami, manastır, kilise ve şapel görmek mümkün. İhtişamı ile ilgi çeken Girne Kalesi, Saint Hilarion Kalesi, Batık Gemi Müzesi, Barbarlık Müzesi, Selimiye Camii, Lala Mustafa Paşa Camii ve Othello Kulesi gibi tarihi yapılar, her yıl yüz binlerce turisti Kuzey Kıbrıs’a çekiyor. Ayrıca eşsiz doğası ve Akdeniz iklimiyle Kuzey Ada, yıl boyunca ziyaretler için cazibe merkezi olma özelliğini sürdürüyor.



KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ



Türkiye’siz bir adım atmamakta kararlı olan KKTC, Türkiye’nin de atılımlarıyla hızla gelişen bir devlet görünümünde. Artık dünya ülkeleriyle ticaret yapabilmek için nasıl bir formül arıyor? Yatırımcıları çekmek için start veren Kuzey Kıbrıs, hangi teşvikleri veriyor? Türkiye-KKTC Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeleri olarak bunların çözümü ve katkı verilmesi için devamlı burada olacağız. İleri zamanlarda KKTC yerine “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” olarak ilan etmemizin zamanları da gelecek. 



PEK ÇOK YATIRIM FIRSATI MEVCUT



Türkiye’den gelen iş insanları, yavru vatanda turizm alanında yatırım yapıyor, bazı alanlarda üretim gerçekleştiriyor. Kıbrıs’ta “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin elini güçlendirecek en önemli unsur ona sahip çıkmak, ekonomisini güçlendirmek ve dolayısıyla halkın refah seviyesini yukarı çekmektir. KKTC ekonomik anlamda ne kadar güçlü olursa, kendi ayakları üzerinde ne kadar sağlam durursa, hem Rum muhatabı karşısında hem de uluslararası toplum nezdinde o kadar güçlü ve itibar sahibi olur. Bu hususta Türkiye’mizin vermekte olduğu eşsiz desteğin yanında, yine Türkiye’den yatırımcıların bu yönde atacakları adımlar oldukça faydalı olacaktır. KKTC’de yatırım yapılacak pek çok sektör ve fırsat fazlasıyla mevcuttur.







MARAŞ, KKTC TOPRAĞIDIR



Yıkılmaya ve yok olmaya mahkûm edilen Maraş’ı hayata kazandırma çabaları takdire şayandır. KKTC toprağı olan Maraş, KKTC yönetiminde, eski sakinlerinin hakları gözetilerek hayata bağlanacaktır. Maraş’ın açılması, ekonomiye ciddi bir ivme katacaktır. Maraş’ın açılmasının turizme, müteahhitlik hizmetlerine ve emlak sektörüne ciddi bir ivme katacağı kuşkusuzdur. Bunun için gereken kentsel dönüşüm projeleri üzerine çalışılmaktadır.



POTANSİYEL YATIRIM ALANLARI



Uluslararası standartlardaki yeni Ercan Havalimanı'nın açılmasıyla Kıbrıs Adası’ndaki en büyük ve modern havalimanı oldu ve KKTC’ye ciddi katkılar sağlayacaktır. Öncelikli sektörlerin başında turizm geliyor. Uluslararası anlamda tanınmışlık en önemli sorun. Bunun yanında, üreten ve kendi kendine yetebilen bir ekonomik istikrara ihtiyaç var. Küçük bir ada ülkesi olmasından dolayı ekonomik olarak azami refah seviyesini yakalayabilmek zor olmamalı.



KUZEY KIRBIS İNŞAATTA VİTES YÜKSELTTİ



İnşaat sektörü, turizm gibi KKTC ekonomisinin dinamosu konumunda. Son yıllarda inşaat sektörüne yönelik otel ve rezidansların ülkenin güzel konumlarında yükselmesi, turizme yönelik yatırımların artmasıyla paralel olarak KKTC halkının yüksek hayat standardı ve dünyaya entegre olma isteği, ekonomiyi canlı tutuyor. İnşaat sektörü, KKTC için gelecekte de bu konumunu sürdürecek niteliktedir. Her yıl yeni otellerin, rezidansların ve tatil köylerinin yapıldığı Kuzey Kıbrıs, bu sektöre yapılacak yatırımlar açısından büyük potansiyel taşımaktadır. Özellikle Maraş’ın açılmasıyla, KKTC’de inşaat sektörü ve turizm yeni bir boyut kazanmıştır.



120 BİNİN ÜZERİNDE ÖĞRENCİ EĞİTİM GÖRÜYOR



Kuzey Kıbrıs, aynı zamanda “üniversite adası” olarak da anılıyor. Dünya çapında bir eğitim üssü. Yükseköğrenim sektörü, turizm sektörüyle beraber ada ekonomisinin lokomotifi konumunda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üniversitelerini sınırlı sayıda ülke tanımaktadır. Günümüzde 20’si yerel merkezli, 6’sı yurt dışı merkezli olmak üzere toplam 26 üniversite ve 2 meslek okulu olmak üzere 28 aktif yükseköğretim kurumu bulunmaktadır. TC vatandaşı öğrenciler, ÖSYM sınavları sonucuna göre üniversitelere ücretli olarak kayıt yaptırıyor. Üçüncü ülke öğrencileri için her üniversite kendi sınavını açarak sınav sonucuna göre öğrenci kabul ediyor. Eğitim alanındaki çalışmalar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dünya çapında bir eğitim üssü olmaya doğru götürüyor. Her yıl binlerce genç, eğitim görmek için adaya akın ediyor. Türkiye dışında Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika olmak üzere birçok bölgeden gelen 40 bine yakın genç de yavru vatandaki üniversitelerde eğitim görüyor.



MAVİ VATAN İLE KKTC, HİDROKARBON YATAKLARINDA SÖZ SAHİBİ



KKTC, adanın üçte birine karşılık geliyor. Ada sahillerinin yarısı KKTC sınırları içerisinde yer alıyor. KKTC’nin kuzeyinde Türkiye, doğusunda Suriye, İsrail ve Lübnan; güneyinde Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Mısır; batısında ise Yunanistan yer alıyor. Özellikle ada çevresinde olduğu söylenen doğalgaz ve karbon kaynaklarının, hem Kıbrıs Türk hem de Rum halkı tarafından ortak fayda sağlayacak şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Adamızın coğrafi konumu, bize bu imkânı tanıyor. Avrupa’nın, Asya’nın ve Afrika’nın kesiştiği bir noktadadır. AB’nin KKTC'nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na verdiği ruhsatla sondaj yapmaya başlamasıyla, KKTC artık Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte Mavi Vatan’da, Doğu Akdeniz’de bir güç olarak yoluna devam edecektir. Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarında hakkı vardır. Bu kaynaklarla ilgili sismik araştırma ve sondaj çalışmalarının, oluşturulacak bir ortak komite eliyle yürütülmesi gereklidir. Kıbrıs Türk tarafı da sondaj çalışmalarını sürdürecektir. Çıkılan bu yol doğrudur ve bu yoldan dönüş yoktur.



GELECEK VAAT EDEN BİR ÜLKE



Kısacası Kuzey Kıbrıs; turizm, eğitim, tarım ve enerji sektörleri bakımından gelecek vaat eden bir ülke… Kuzey Kıbrıs'ı ekonomik refahı çok daha fazla artmış, uluslararası anlamda da statüsünün kabul edildiği bir konumda yakında görebilmeyi herkes görmek istiyor. Kuzey Kıbrıs, şimdi tarım ve enerji sektöründe de hamle yapmaya hazırlanıyor. Tarihi yapıları ve doğal güzellikleri ile Akdeniz’in incisi olan Kuzey Kıbrıs, yatırımcıları bekliyor.



YAVUZ ALTUNTürkiye-KKTC Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türkiye’de restoran fiyatları dünya ortalamasının üzerinde”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turkiyede-restoran-fiyatlari-dunya-ortalamasinin-uzerinde/</link>
        <description><![CDATA[Sabiha Fındıkkıran’ın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği “Bir Konu Bir Sohbet” programına, bu hafta Gastronomi Turizmi Derneği Kurucu Başkanı Gürkan Boztepe konuk oldu. Boztepe, gastronomi turizmi hakkında birçok açıklamada bulundu. Türk mutfağındaki algının değişmesi gerektiğini söyleyen Gürkan Boztepe, Türkiye’deki fiyat algısının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti. Sabiha Fındıkkıran’ın Youtube kanalında her cuma günü saat 18.00’da yayınlanan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Sal, 08 Tem 2025 12:36:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sabiha Fındıkkıran’ın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği "Bir Konu Bir Sohbet" programına, bu hafta Gastronomi Turizmi Derneği Kurucu Başkanı Gürkan Boztepe konuk oldu. Boztepe, gastronomi turizmi hakkında birçok açıklamada bulundu. Türk mutfağındaki algının değişmesi gerektiğini söyleyen Gürkan Boztepe, Türkiye’deki fiyat algısının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti.



Sabiha Fındıkkıran’ın Youtube kanalında her cuma günü saat 18.00'da yayınlanan "Bir Konu Bir Sohbet" programının bu haftaki konuğu, Gastronomi Turizmi Derneği Kurucu Başkanı Gürkan Boztepe’ydi. Türk gastronomi turizmi hakkında geçen keyifli sohbette Boztepe, Türk mutfağının hak ettiği yerde olmadığını söyledi.



"KAHVECİYE GİTMEK, ÇAYÇIYA GİTTİM DEMEKTEN DAHA HAVALI"



Sabiha Fındıkkıran’ın sorularını yanıtlayan Boztepe; “Son zamanlarda her yerde kahve dükkanları görüyoruz. Cihangir’de oturduğum için her yerde var. Bu dükkanlar kiralarını çıkartabiliyor mu düşünmüyor değilim. İstanbul’da kahveci dükkanında oturmak, çaycıda oturmaktan daha havalı geliyor. Aslında oraya gidenler, kahveyi çok sevdiği ya da kahveden iyi anladığı için değil, kendini oraya konumlandırdığı için gidiyor. Bir buluşmaya giderken çaycıya, kıraathaneye gidelim mi demek yerine kahve içelim mi demek daha prestijli geliyor. Bu, pideciler için de geçerli maalesef. Bu algıyı değiştirmek gerekiyor” dedi.



"MICHELIN YILDIZLI ŞEFLER, TÜRKİYE'YE GELDİĞİ ZAMAN BALIK EKMEK, KOKOREÇ, ISLAK HAMBURGER YİYOR"



Michelin yıldızlı dünyaca ünlü şeflerin Türkiye’ye geldiklerinde sokak lezzetlerini sorduklarını söyleyen Boztepe; “Türk mutfağının algısını değiştirmemiz lazım. Michelin yıldızlı şefler, ülkemize geldiklerinde balık ekmek, kokoreç, ıslak hamburger yemek istiyor. Sokak lezzetleri Türk mutfağı kadar ünlü aslında. Kebabı biz yapıyoruz, Yunanlılar diyor ki biz de yapıyoruz. Cacık yapıyoruz, onlar bizde de var diyor. 'Caciki' diyorlar hatta. İlber Ortaylı gibi insanların sayısı artsa çok iyi olur. Onların tarih bilgileriyle ve yaşanmış olaylarla bunları anlatmaları lazım. Yoğurt Türkçe bir kelime, bizim ürünümüz. Ama biz bunu dünyaya daha anlatamadık. Amerika’da bile Greek Yogurt diye satılıyor. Yoğurt, ayran gibi ana akım ürünlerimiz var. Bir de humus gibi bazı vegan ürünlerimiz var. Bunları duyurmamız lazım” diye konuştu.







"İTALYANLAR KENDİLERİNİ ÇOK İYİ KONUMLANDIRMIŞ"



İtalyanların mutfaklarını çok iyi konumlandırdığını belirten Boztepe; “İtalyanlar kendilerini çok iyi konumlamış durumda. Pizzaları, makarnaları, tiramisuları var. Başka yemekleri aklımıza gelmiyor ama dünyayı ele geçirmişler. Hamburg’da en iyi İtalyan restoranını işleten yine bir Türk. Avusturya’da en iyi İtalyan restoranını işleten yine bir Türk. İtalyan restoranı dediğimizin perde arkasında da bir Türk işletmesi var aslında. Çünkü ticari bir model olarak faydalı. Dünyayı ele geçirmişler bu konuda. Film sektörüyle başlamışlar. Baba 1-2-3 filmine bakalım; Baba filminin içerisinde zeytinyağı satıcısı İtalyanlar. Tesadüf mü? Değil. Operasyonlar yemek masalarında geçiyor. Gastronomiyi sinema sektörüne entegre etmişler. Biz de bunu özellikle sinema sektöründe yapmak zorundayız diye düşünüyorum. Türk mutfağının havalı bir şey olduğunu hatırlatmamız lazım. İtalyan mutfağından kaç çeşit yemek hatırlıyorsunuz diye sorsak, toplasak beş yemek hatırlayabilirsiniz. Bizim sadece bulgurdan yapılan 333 çeşit yemeğimiz var” değerlendirmesinde bulundu.



"HAMBURGER TÜRKLERİN YEMEĞİ"



Hamburgerin Türklerin yemeği olduğunu aktaran Boztepe; “Hafta sonu Hamburg’daydım, orada bir araştırma yaptım. Tatar bifteği diye bir şey var. Tatar bifteğini Hamburg’tan gelen bir Alman, aslında gidip görüp, kopyala yapıştır yapıp, üzerine de ekmeği koyup, hamburger yapıyor. Amerika bunu keşfediyor, sonra da Amerikalı bunu dünyaya paketliyor, hamburger olarak pazarlıyor. Aslında operasyonun altyapısını Türkler yapıyor. Gastronomide Türklerin önemi Anadolu’ya girdikçe anlaşılıyor. Çünkü 12 bin yıllık tarihimiz var. Amerika’nın hamburgerden başka benim bildiğim bir şeyi yok. Hamburger de bizim aslında ama bunu bizim doğru ifade etmemiz lazım. Bizde her şey çalınıyor artık, biz buna alıştık. Yeni jenerasyonun bilinçlenmesi şart” ifadelerini kullandı.







"TÜRKİYE'DE FİYATLAR DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE"



Fine dining restoranların fiyatları hakkında konuşan Boztepe, şunları dile getirdi: “Fine dining restoranlarda asıl sorun tabağın büyük olup, yemeğin küçük olmasından ziyade fiyatlar. Çünkü gösterilen çabayla karşılığının bedeli meselesi Türk insanını rahatsız ediyor. Şu anda bir restorandan 5 bin ila 10 bin lira arasında bir rakamla çıkıyorsunuz. Kiralar çok yüksek, bunları da anlıyorum ama garsonun kalitesi, garsonun kaç seneden beri orada çalıştığı, içeride orijinal tablo olup olmadığı gibi bir sürü detaylar var ve oradaki şefin popüleritesi, o şefin nefasetli yemek yapıp yapmadığı da bir faktör. Bunların hepsini masaya yatırdığınız zaman, herkes sorgulamaya başlıyor. Türkiye’deki durum fiyat anlamında biraz daha yukarıda kalıyor. Sebebinin de kiralarla alakalı olduğunu düşünüyorum. Restorancı arkadaşların da iyi niyetli olduğunu düşünüyorum ama burada dikkat edilmesi gereken şey, dünyadaki fiyatları artık herkes görebiliyor. Kiraların yanında ham madde fiyatlarındaki istikrarsızlık olarak görüyorum. Yemek maliyeti yalnızca yemek maliyeti değil, en büyük hata orada yapılıyor. Yemek maliyeti; kira, personel, bulaşıkçı, oraya koyduğunuz tabağın kalitesine kadar etkileyen faktörler var. Bazı fırsatçılar da oldu, kiran artmadıysa neden fiyatı artırıyorsun? Burada kötü niyetli bazı restoran sahipleri de var, iyi niyetli restoran sahipleri de var. Ama genel anlamda Türkiye, piyasa fiyatlarının üzerinde kaldı.”



"RESTORANCILAR KUSURA BAKMASIN"



Gastronomi Turizmi Derneği Kurucu Başkanı Gürkan Boztepe, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Tatilde Yunanistan’a kaç kişi gidiyor, bir bakalım. Fine dining’e bakalım, Antalya’ya kaç kişi gidiyor bakalım. Yunanistan’ın kapısında kaç tane Türk var, Adalar dahil olmak üzere? 30 Euro’ya kalamar karides yiyorum diyor insanlar. Burada aynı şeyi yapalım diyoruz, Boğaz’da fine dining demiyorum, 30 Euro’ya neresi var? Ben bilmiyorum. Türkiye’de millet yurt dışına gidiyorsun, işler çok iyi diyordu eskiden; şimdi yurt dışına gidiyorsun, iyi bak kazıklanmıyorsun gibi bir algı oluştu. Bunu restorancılar da yaptı yani kusura bakmasınlar. Bizim 2 bin tane üyemiz var. Bazen destek oluyorlar bazen kızıyorlar ama biz şapkayı çıkartacağız, konuşacağız. İğneyi batıracağız ki çözüme ulaşacağız."




Sabiha Fındıkkıran ile "Bir Konu Bir Sohbet" programı, alanında uzman konukların katılımıyla her cuma saat 18.00’da Sabiha Fındıkkıran’ın Youtube sayfasında.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Marriott Business Council Türkiye’den “Yaza Merhaba”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/marriott-business-council-turkiyeden-yaza-merhaba/</link>
        <description><![CDATA[Marriott Business Council Türkiye’nin “Yaza Merhaba” daveti, Marriott International Türkiye’ye bağlı otellerin üst düzey yöneticileri ve iş ortaklarının katılımıyla The Ritz-Carlton, Istanbul ev sahipliğinde gerçekleşti. Modern tasarımın ve nitelikli hizmetin sembolü The Ritz-Carlton, Istanbul, Marriott Business Council Türkiye tarafından düzenlenen “Yaza Merhaba” davetinin bu yılki ev sahibi oldu. Marriott International Türkiye’nin değerli iş ortaklarını bir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 08 Tem 2025 10:42:12 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Marriott Business Council Türkiye'nin "Yaza Merhaba" daveti, Marriott International Türkiye’ye bağlı otellerin üst düzey yöneticileri ve iş ortaklarının katılımıyla The Ritz-Carlton, Istanbul ev sahipliğinde gerçekleşti.



Modern tasarımın ve nitelikli hizmetin sembolü The Ritz-Carlton, Istanbul, Marriott Business Council Türkiye tarafından düzenlenen "Yaza Merhaba" davetinin bu yılki ev sahibi oldu. Marriott International Türkiye’nin değerli iş ortaklarını bir araya getiren gecede, Türkiye Down Sendromu Derneği ile yapılan iş birliğiyle Marriott International'ın "Toplumda Ayak İzlerimiz" sosyal sorumluluk programı kapsamında anlamlı bir projeye imza atıldı.



Türkiye genelinden 20 Marriott otelinin katılımıyla gerçekleşen davette 400’ün üzerinde özel davetli, The Ritz-Carlton, Istanbul’un büyüleyici atmosferi ve Boğaz manzarasıyla eşsiz bir İstanbul silüeti sunan terası The Roof’ta ağırlandı. Bohem dekorasyon detaylarının eşlik ettiği davette, down sendromlu bireylerin servise aktif katkıları ve geceye renk katan dansları ile unutulmaz anlara imza attı. The Ritz-Carlton, Istanbul’un efsanevi hizmet anlayışının sosyal sorumluluk ile buluştuğu gecede hem farkındalık yaratmak hem de sosyal bilinci güçlendirmek amaçlanırken, düzenlenen bağış kampanyası ile de down sendromlu bireylerin yaşama dahil olmaları için tüm turizmciler desteklerini gösterdi.







DAMAKLARDA İZ BIRAKAN BİR GASTRONOMİ DENEYİMİ



The Ritz-Carlton, Istanbul’un deneyimli mutfak ekibinin otelin her bir restoranının eşsiz lezzetleri ile hazırladığı lezzet seçkisi, damaklarda iz bırakan bir gastronomi deneyimini misafirlere yaşatırken, gece boyunca renkli dans gösterileri ve DJ performansı, misafirlere unutulmaz anlar yaşattı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İLKFER Denizcilik Müzesi 8 yaşında!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ilkfer-denizcilik-muzesi-8-yasinda/</link>
        <description><![CDATA[2017 yılında Pendik sahilindeki tersane bölgesinde açılan İLKFER Denizcilik Müzesi, sekizinci yaşını karşıladı. Aynı zamanda yatırımcısı olan İLKFER Grup Tesisleri içerisinde yer alan müze, Türk sivil denizciliğinin ilk özel müzesi konumunda. Müzenin kurucusu İLKFER Grup’un kurucu ortaklarından İlker Meşe, sekizinci yıla ilişkin yaptığı açıklamada “Müzemiz, dostlarımız ve denizcilik tutkusunu taşıyan duyarlı insanların katkısı ile her […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 07 Tem 2025 15:45:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[2017 yılında Pendik sahilindeki tersane bölgesinde açılan İLKFER Denizcilik Müzesi, sekizinci yaşını karşıladı. Aynı zamanda yatırımcısı olan İLKFER Grup Tesisleri içerisinde yer alan müze, Türk sivil denizciliğinin ilk özel müzesi konumunda.



Müzenin kurucusu İLKFER Grup'un kurucu ortaklarından İlker Meşe, sekizinci yıla ilişkin yaptığı açıklamada “Müzemiz, dostlarımız ve denizcilik tutkusunu taşıyan duyarlı insanların katkısı ile her geçen gün büyümeye ve genişlemeye devam ediyor. Müzemizi her zaman dostlarımızın ziyaretine açık bulundurmak, başlıca hedeflerimiz arasında” dedi.







TÜRK DENİZCİLİK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMLİ



Türk denizcilik tarihiyle ilgili birbirinden kıymetli binlerce eser, belge ve hikayeler barındıran müze bünyesinde ayrıca, Cumhuriyet dönemi değerli sanatçıların eserlerinin seçkisiyle oluşan büyük bir tablo koleksiyonu da yer alıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Marmaris’te balıkçıların ağına takılan heykel ilk kez sergilendi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/marmariste-balikcilarin-agina-takilan-heykel-ilk-kez-sergilendi/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Marmaris ilçesinde 5 yıl önce balıkçıların ağına takılan, ardından koruma altına alınan 2 bin 200 yıllık bronz kadın heykeli, ilk kez sanatseverlerle buluştu. Hisarönü Körfezi’nde 17 Kasım 2020’de “Azimler” isimli trol teknesindeki balıkçıların ağına başı ve kolları eksik, içi boş döküm şeklinde yapılmış bronz heykel takıldı. Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanlığı’na bildirildikten sonra […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Paz, 06 Tem 2025 13:51:07 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Marmaris ilçesinde 5 yıl önce balıkçıların ağına takılan, ardından koruma altına alınan 2 bin 200 yıllık bronz kadın heykeli, ilk kez sanatseverlerle buluştu.



Hisarönü Körfezi'nde 17 Kasım 2020'de "Azimler" isimli trol teknesindeki balıkçıların ağına başı ve kolları eksik, içi boş döküm şeklinde yapılmış bronz heykel takıldı. Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanlığı'na bildirildikten sonra yetkililerce Marmaris Müzesi'ne aynı gün nakli yapılan heykel, tuzdan arındırılarak gerekli koruma önlemleri alınıp, İzmir Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı'na götürüldü. Konservasyon işlemleri tamamlanan heykel, sergilenmek üzere yeniden Marmaris Müzesi'ne getirildi.



Bronz kadın heykeli ve kazılardan çıkarılan bazı eserler, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Cumhuriyet'in 102. yılına ithafen hayata geçirilen "102 Yılda 102 Sergi: Cumhuriyet'in Işığında Anadolu'nun Kültürel Mirasına Yolculuk" projesi kapsamında "Denizden Gelen Kadın" adlı sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Emlak Daire Başkanı Fügen Karaman, Marmaris Kale Müze'de düzenlenen açılış töreninde yaptığı konuşmada Anadolu'nun geleneksel değerlerini çağdaş bir yaklaşımla birleştirerek sergilediklerini söyledi.



93 ESER İLK KEZ SERGİLENİYOR



Kültürel zenginliği farklı temalarda çoğunlukla ilk kez sergilenen eserler aracılığıyla ziyaretçileri sunduklarına dikkat çeken Karaman; "Hedefimiz, sergilerimizle Cumhuriyet'in emanetçisi olacak gelecek nesillerin geçmişini, köklerini, bilerek tanıyarak kültürel mirasımıza sahip çıkmalarını ve gözetmelerini sağlamak. Sergimizde yer alan 95 eserden 93'ü ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor. Aralarından sergiye adını veren bronz heykel, restorasyonu yapılarak hazırlandı" diye konuştu.







SANAT VE KÜLTÜRE DESTEK DEVAM EDECEK



Marmaris Müze Müdürü Şehime Atabey ise bir zamanlar kalenin komutan odası olarak kullanılan bölümünün sergi salonu haline getirildiğini dile getirdi. Yeni sergi salonunun Marmaris Kale Müze'ye katkı sunmasını beklediklerini belirten Atabey; "Müzemizi 30 bin ziyaretçiden 150 binlere ulaştırdık. 2024 yılında müzeyi 155 bin 831 kişi ziyaret etti. Ziyaretçi sayısında artış devam etmekte. 2025 yılında ilk 6 ayda 55 bin 531 kişiye ulaştık. Yıl sonunda 180 binlere ulaşmayı bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mutlu Ayhan da ilçedeki 4 arkeolojik kazıya destek olduklarını, sanat ve kültüre desteklerinin devam edeceğini kaydetti.







BRONZ HEYKEL



M.Ö. 2. yüzyıl Helenistik Dönem özellikleri gösteren, ancak Roma dönemi eseri olduğu belirlenen bronz kadın heykeli, khiton üzerine hymation (Helenistik ve Roma dönemi kıyafetleri) giymiş olarak tasvir edilmiş.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İzmir Amerikan Koleji’nden unutulmaz mezuniyet balosu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/izmir-amerikan-kolejinden-unutulmaz-mezuniyet-balosu/</link>
        <description><![CDATA[Ege Bölgesi’nin köklü eğitim kurumlarından Özel İzmir Amerikan Koleji, aralarında en genç muhabirlerimizden Janset Selen’in de bulunduğu yeni mezunlarını verdi. Kurum, geleneksel hale getirdiği mezuniyet balosunu her yıl olduğu gibi bu yıl da Çeşme Altınyunus Tesisleri’nde gerçekleştirdi. Gecede okullarına ve öğretmenlerine veda eden öğrenciler kadar öğretmenler de hayli duygu yüklü dakikalar yaşadı. Janset Selen ile […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 05 Tem 2025 13:15:18 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ege Bölgesi'nin köklü eğitim kurumlarından Özel İzmir Amerikan Koleji, aralarında en genç muhabirlerimizden Janset Selen'in de bulunduğu yeni mezunlarını verdi. Kurum, geleneksel hale getirdiği mezuniyet balosunu her yıl olduğu gibi bu yıl da Çeşme Altınyunus Tesisleri'nde gerçekleştirdi.



Gecede okullarına ve öğretmenlerine veda eden öğrenciler kadar öğretmenler de hayli duygu yüklü dakikalar yaşadı. Janset Selen ile birlikte mezun olan öğrenciler, hayatlarında başlayacakları üniversite dönemiyle birlikte yeni bir yaşama merhaba demenin heyecanı içindeydi.



Üniversite hayatına Hollanda'nın İTÜ'sü olarak kabul edilen Eindhoven Teknik Üniversitesi'nde devam edecek olan Janset Selen, eğitim süreci dışındaki zamanlarda TOURMAG Turizm Dergisi sayfalarında yayınlanmak üzere hem Hollanda hem de Avrupa kentleriyle ilgili haberler paylaşacak.



Janset Selen ve Özel İzmir Amerikan Koleji Müdürü Didem Erpulat…



Didem Selen, Jan Bartu Selen, Janset Selen ve Tolga Selen...



Kaplan Şekerci, Janset Selen, İpek Altunyurt ve Sarp Tütüncüoğlu…



Kaplan Şekerci ve Janset Selen...]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[ETS’den yaz tatiline ekonomik ve konforlu alternatifler]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/ets-den-yaz-tatiline-ekonomik-ve-konforlu-alternatifler/</link>
        <description><![CDATA[Yaz tatili planı yapan, ancak bütçesini zorlamak istemeyen misafirlerine özel avantajlı konaklama seçenekleri sunan ETS, Ege ve Akdeniz kıyılarında yer alan seçkin tesislerin ailece eğlenebileceğiniz aquaparkları, gün boyu dinlenebileceğiniz özel plajları, SPA hizmetleri ve çocuklara özel etkinlikleriyle dopdolu bir tatil planı hazırladı. Antalya, Bodrum, Alanya, Belek ve Manavgat gibi popüler destinasyonlarda konumlanan bu tesislerde hem […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cum, 04 Tem 2025 19:49:36 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Yaz tatili planı yapan, ancak bütçesini zorlamak istemeyen misafirlerine özel avantajlı konaklama seçenekleri sunan ETS, Ege ve Akdeniz kıyılarında yer alan seçkin tesislerin ailece eğlenebileceğiniz aquaparkları, gün boyu dinlenebileceğiniz özel plajları, SPA hizmetleri ve çocuklara özel etkinlikleriyle dopdolu bir tatil planı hazırladı.



Antalya, Bodrum, Alanya, Belek ve Manavgat gibi popüler destinasyonlarda konumlanan bu tesislerde hem dinlenmek hem de eğlenmek mümkün:







Kremlin Palace – Antalya



Tasarımıyla Kremlin Sarayı’ndan ilham alan bu tesis, Lara-Kundu bölgesinde, denize sıfır konumda yer alıyor. Özel plaj, SPA uygulamaları ve aquapark gibi imkanlar sunan Kremlin Palace, ailelere konforlu ve eğlenceli bir tatil deneyimi sağlıyor.







A Good Life Utopia Family Resort – Alanya



Denize sıfır konumu, geniş hizmet yelpazesi ve çocuk dostu olanaklarıyla dikkat çeken tesis, her yaştan misafir için ideal. Aquapark, çocuk animasyon havuzu ve çeşitli spor aktiviteleriyle tatilinize hareket ve keyif katabilirsiniz.







Selectum Colours Bodrum – Gümbet



Bodrum’un canlı atmosferinde, denize sıfır konumda hizmet veren Selectum Colours Bodrum, aquaparkı ve spor olanaklarıyla dikkat çekiyor. Bütçe dostu fiyatlarla eğlenceli ve dinamik bir tatil yapmak isteyenler için ideal bir seçenek sunuyor.







Green Max Hotel – Belek



Akdeniz’in huzurlu atmosferinde, doğa ile iç içe konumlanan Green Max Hotel; SPA imkanları, tema geceleri ve animasyon programları ile keyifli bir konaklama vadediyor. Tesiste hem dinlenebilir hem de çeşitli aktivitelerle tatilinizi renklendirebilirsiniz.







Alba Resort Hotel – Manavgat



Denize sıfır konumu ve aile dostu hizmetleriyle öne çıkan Alba Resort Hotel, çocuklara özel eğlenceler ve SPA hizmetleriyle ailelerin favorisi oluyor. Geniş plaj alanı ve yüzme havuzlarıyla misafirlerine rahatlatıcı bir tatil ortamı sunuyor.




ETS, sunduğu bu ekonomik tatil alternatifleriyle misafirlerine hem bütçelerini koruyabilecekleri hem de konforlu bir yaz tatili geçirebilecekleri seçenekler sunmaya devam ediyor. Konaklama tarihleri ve kampanyalarla ilgili detaylı bilgiye www.ets.com.tr adresinden ulaşmak mümkün.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Anlamlı ödüle sürpriz kutlama]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/anlamli-odule-surpriz-kutlama/</link>
        <description><![CDATA[Erkeklerin egemen olduğu bir sektörde, seksenli yılların başında kurduğu “Akdenizrack” kuruluşu ile depo ve raf sistemlerinin öncü markaları arasında yer alan iş insanı Saniye Kurt, Türkiye’nin yanı sıra on yıl önce gittiği Gana’da da başarıdan başarıya koşuyor. Afrika’nın en büyük gıda üreticilerine raf sistemleri sunan firma, bugün kıtanın en çok tercih edilen Türk markalarından biri […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 04 Tem 2025 19:41:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Erkeklerin egemen olduğu bir sektörde, seksenli yılların başında kurduğu "Akdenizrack" kuruluşu ile depo ve raf sistemlerinin öncü markaları arasında yer alan iş insanı Saniye Kurt, Türkiye'nin yanı sıra on yıl önce gittiği Gana’da da başarıdan başarıya koşuyor. Afrika'nın en büyük gıda üreticilerine raf sistemleri sunan firma, bugün kıtanın en çok tercih edilen Türk markalarından biri olmanın gururunu yaşıyor. 



Saniye Kurt, bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Ghana CEO Summit organizasyonunda "Yılın Yenilikçi Sanayi Markası" ödülüne layık görüldü. Gana'da gerçekleşten ödül törenine Akdenizrack adına katılan iş insanı, ödülünü alırken yaptığı konuşmada en büyük destekçisinin kızı Büşra Kurt olduğunu belirtti. Ödül töreni sonrası Gana'da yatırım yapan yakın dostları Ayşenur Yılmaz, Funda Kayran ve çocukları Emre Kayran ile Efe Yılmaz, anlamlı ödül sonrası başarıyı sürpriz bir yemek ile kutladılar.



Ödül töreni sonrasında dostlar, Türkiye Cumhuriyeti Gana Büyükelçisi Hüseyin Güngör ve eşi tarafından büyükelçilik konutunda kabul edildi. Görüşmede hem bu önemli başarının kutlaması yapıldı hem de Türkiye ile Gana arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik ikili temaslarda bulunuldu.



Efe & Ayşe Nur Yılmaz, Saniye & Büşra Kurt, Funda & Emre Kayran...



Saniye Kurt, T.C Gana Büyükelçisi Hüseyin Güngör'ü ödül sonrası kızı Büşra Kurt ile ziyaret etti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Simpra, mobil karavan projesi Simpravan’ı tanıttı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/simpra-mobil-karavan-projesi-simpravani-tanitti/</link>
        <description><![CDATA[Restoran ve otel işletmelerine yönelik uçtan uca yenilikçi çözümler sunan Simpra, teknoloji deneyimini sahaya taşıyan mobil karavan projesi Simpravan’ı İstanbul’da düzenlenen bir etkinlikle tanıttı. Kullanıcıların Simpra teknolojilerini yerinde deneyimleyebileceği mobil karavan yola çıkmaya hazırlanıyor. 3 Temmuz’da Üçüncü Mekan’da gerçekleşen Simpravan tanıtım etkinliğinde, Simpra COO’su Mehmet Emin Çangal; projenin vizyonu, gelişim süreci ve kullanıcıya sunduğu fırsatları […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 04 Tem 2025 19:30:35 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Restoran ve otel işletmelerine yönelik uçtan uca yenilikçi çözümler sunan Simpra, teknoloji deneyimini sahaya taşıyan mobil karavan projesi Simpravan'ı İstanbul’da düzenlenen bir etkinlikle tanıttı. Kullanıcıların Simpra teknolojilerini yerinde deneyimleyebileceği mobil karavan yola çıkmaya hazırlanıyor.



3 Temmuz’da Üçüncü Mekan’da gerçekleşen Simpravan tanıtım etkinliğinde, Simpra COO’su Mehmet Emin Çangal; projenin vizyonu, gelişim süreci ve kullanıcıya sunduğu fırsatları anlattı. Çangal; "Simpra'nın sunduğu teknolojileri, masa başında anlatmakla yetinmek istemedik. İnsanların ürünlerimize dokunmasını, o hissiyatı yaşamasını arzuladık. Simpravan, tam da bu ihtiyaçtan doğdu. Teknolojimizi sadece anlatmıyor, yaşatıyoruz" dedi.







CANLI DEMO VE DENEYİM ALANI ÖNE ÇIKTI



Simpravan, klasik sunumlardan farklı olarak kullanıcıyı merkeze alan etkileşimli bir deneyim sunuyor. Simpra POS, Simpra Kiosk, Check & Place ve diğer teknolojilerin kurulu olduğu mobil karavanda basın mensupları, ürünleri yerinde test etti. Bu projenin en önemli yönünün teknolojiden öte bir deneyim olduğunu vurgulayan Simpra COO'su Mehmet Emin Çangal; "Simpravan sadece ürünleri tanıtan bir platform değil, aynı zamanda marka ile duygusal bir bağ kurma fırsatı sunuyor. Karavanın her durağında kurulan temas yalnızca bir demo değil, potansiyel müşterilerle samimi bir iletişim, dinlenme, dokunma ve birlikte keşfetme anı. Bu proje, markanın anlatılmasından çok, yaşatılmasına odaklanıyor” şeklinde konuştu.







EKİPMAN YA DA PERSONEL EKSİKLİĞİ KOLAYCA TESPİT EDİLEBİLİYOR



Protel Satış Direktörü Fatih Tenel ise Simpravan hakkında şu ifadeleri kullandı: "Simpravan bizim demo ortamımız. Burada self-servis kiosklarımız üzerinden sipariş verilebiliyor ve bu siparişler doğrudan kasa sistemine düşüyor. Aynı zamanda mutfağa da iletilen siparişler, KDS (Mutfak Ekran Sistemi) sayesinde takip ediliyor. KDS ile aşçının siparişi ne kadar sürede hazırladığını ve siparişin ne kadar zamanda çıktığını görebiliyoruz. Böylece mutfaktaki performansı analiz ederek ekipman ya da personel eksikliğini kolayca tespit edebiliyoruz.”







SİMPRAVAN, YOLA ÇIKARAK KULLANICILARLA BULUŞMAYA HAZIRLANIYOR



Simpravan, önümüzdeki dönemde Türkiye genelinde restoran ve kafe profesyonelleriyle buluşmak üzere hareket edecek. Farklı şehirlerde gerçekleşecek duraklar sayesinde Simpra'nın sunduğu çözümler, potansiyel kullanıcılarla birebir temas kurularak tanıtılacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bosphorus Teras’ta “Film Gibi Akşamlar”]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bosphorus-terasta-film-gibi-aksamlar/</link>
        <description><![CDATA[CVK Park Bosphorus Hotel’in terasında gerçekleşecek deneyimsel açık hava sineması, klasik sinema akşamlarının ötesine geçiyor. Lounge müzikle başlayan gece; ödüllü sinema yarışması, film öncesi kısa bir analiz ve nostaljik dokunuşlarla sizi bambaşka bir deneyime davet ediyor. CVK Park Bosphorus Hotel’in teras katında, 1 Temmuz’dan itibaren her salı akşamı Cenk Caner küratörlüğünde gerçekleşecek olan “Film Gibi […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cum, 04 Tem 2025 14:53:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[CVK Park Bosphorus Hotel’in terasında gerçekleşecek deneyimsel açık hava sineması, klasik sinema akşamlarının ötesine geçiyor. Lounge müzikle başlayan gece; ödüllü sinema yarışması, film öncesi kısa bir analiz ve nostaljik dokunuşlarla sizi bambaşka bir deneyime davet ediyor.



CVK Park Bosphorus Hotel’in teras katında, 1 Temmuz’dan itibaren her salı akşamı Cenk Caner küratörlüğünde gerçekleşecek olan "Film Gibi Akşamlar" etkinliği, şehrin kalabalığından uzaklaşmak ve sinemayı yeniden hissetmek isteyenler için benzersiz bir fırsat sunuyor. Bu özel film serisinde ikonik yapımların büyülü dünyasına dalarken, patlamış mısır eşliğinde keyifli sohbetler edilecek, Alaska Frigo sürpriziyle çocukluk anıları tazelenecek.



Sinemanın yalnızca izlenen değil, hissedilen bir deneyime dönüştüğü bu akşamlarda, Boğaz’ın eşsiz manzarası da gecenin yıldızlarından biri olacak. Lounge müzikle başlayan gece, ödüllü bir sinema yarışması, kısa bir film analizi ve ardından ikonik bir filmle tamamlanıyor. Her salı akşamı düzenlenecek etkinlikler, saat 20.00’de lounge müzik eşliğinde karşılama ile başlıyor. Saat 20.15’te başlayan ödüllü sinema yarışması, katılımcıları hem eğlendiriyor hem de bilgilerini sınamaya davet ediyor. Ardından, saat 20.40’ta gerçekleşen “Bir Film Nasıl İzlenir?” başlıklı kısa oturumda, sinema sanatına dair keyifli bilgiler paylaşılıyor. Saat 21.00’de ise Boğaz’ın eşsiz atmosferinde film gösterimi başlıyor.







Programda yer alan filmler arasında, kült yapımlardan romantik klasiklere uzanan geniş bir yelpaze bulunuyor:



• 1 Temmuz – Breakfast at Tiffany's• 16 Temmuz – 50 First Dates• 22 Temmuz – Whiplash• 29 Temmuz – Top Gun• 5 Ağustos – Interstellar• 12 Ağustos – City of Angels• 19 Ağustos – Before Sunrise• 26 Ağustos – Eternal Sunshine of the Spotless Mind



yaz akşamları unutulmaz anılarla süsleNecek



Katılımcılar, sadece film izlemekle kalmayacak; yarışacak, öğrenecek, sosyalleşecek ve yaz akşamlarını unutulmaz anılarla süsleyecek. Boğaz’da perdenin açılışına tanıklık etmek isteyenler için yerler şimdiden ayrılmaya başlandı. Biletlerin passo’da satışta olduğu bu etkinliğin, patlamış mısır dahilinde tek kişi ücreti 950 TL.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[CVK Park Bosphorus yazın gelişini kutladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/cvk-park-bosphorus-hotel-yazin-gelisini-kutladi/</link>
        <description><![CDATA[Şehrin kalbi Gümüşsuyu’nda yer alan CVK Park Bosphorus Hotel’in eşsiz Boğaz manzarası ve büyülü atmosferine sahip Bosphorus Terrace, misafirleriyle yazın gelişini kutladı. Turizm sektörünün önde gelen isimlerini buluşturan “Yaza Merhaba” davetinde, davetliler geceye özel olarak hazırlanan zengin menü eşliğinde Türk ve dünya mutfaklarının seçkin lezzetlerini tatma fırsatı buldu. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise Purple Hand Band […]]]></description>
        <category><![CDATA[Oteller]]></category>
        <pubDate>Cum, 04 Tem 2025 13:44:37 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Şehrin kalbi Gümüşsuyu’nda yer alan CVK Park Bosphorus Hotel'in eşsiz Boğaz manzarası ve büyülü atmosferine sahip Bosphorus Terrace, misafirleriyle yazın gelişini kutladı. Turizm sektörünün önde gelen isimlerini buluşturan "Yaza Merhaba" davetinde, davetliler geceye özel olarak hazırlanan zengin menü eşliğinde Türk ve dünya mutfaklarının seçkin lezzetlerini tatma fırsatı buldu. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise Purple Hand Band ve DJ Tai’nin canlı performansları ile büyüleyici dans şovları, davetlilere unutulmaz anlar yaşattı.



İstanbul’un en büyük panoramik Boğaz manzarasına sahip olan Bosphorus Terrace’da düzenlenen gecede konuşma yapan CVK Park Bosphorus Hotel Genel Müdürü Kurtuluş Gültekin; “İstanbul’un kalbinde, tarih ve lüksün buluşma noktası olan otelimizde siz değerli misafirlerimizi ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Boğaz'ın büyüleyici manzarasına sahip Bosphorus Terrace'ta yazı birlikte karşılamak bizim için artık geleneksel hale geldi. Yakın zamanda hayata geçirdiğimiz birçok proje ve heyecan verici yeniliklerimizle markamızı çok daha görünür kılmayı amaçlıyoruz. Bu özel gecede bizlerle birlikte olarak coşkumuzu paylaştığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Misafir memnuniyetini odağımıza alarak her sezon daha yenilikçi, daha özgün ve ayrıcalıklı deneyimlerle sizlerle buluşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.



Misafirlerine eşsiz bir deneyim vadeden CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’un "Yaza Merhaba" daveti, yaklaşık 750 kişinin katılımıyla gerçekleşti.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İzmirli gençler tarihle buluştu: Efes’i keşfettiler]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/izmirli-gencler-tarihle-bulustu-efesi-kesfettiler/</link>
        <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın “Genç Dostu Kent” hedefi doğrultusunda gençleri kentin tarihi ve kültürel değerleriyle buluşturmaya devam ediyor. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gençlik Çalışmaları Müdürlüğü koordinasyonunda, “Genç İzmir” çatısı altında ücretsiz olarak düzenlenen “Efes Gece Müzeciliği” etkinliği yoğun ilgi gördü. “Gençler İzmir’i Geziyor” projesi kapsamında yaz döneminin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 03 Tem 2025 20:24:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın "Genç Dostu Kent" hedefi doğrultusunda gençleri kentin tarihi ve kültürel değerleriyle buluşturmaya devam ediyor. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gençlik Çalışmaları Müdürlüğü koordinasyonunda, "Genç İzmir" çatısı altında ücretsiz olarak düzenlenen "Efes Gece Müzeciliği" etkinliği yoğun ilgi gördü. “Gençler İzmir’i Geziyor” projesi kapsamında yaz döneminin ilk etkinliğinde 80 genç, rehberler eşliğinde Ayasuluk Tepesi, St. Jean Anıtı, İsa Bey Camii ve Efes Antik Kenti’ni gece atmosferinde gezerek, tarihle iç içe unutulmaz bir deneyim yaşadı. Gençler, gece aydınlatmaları altında yapılan gezide bölgenin binlerce yıllık tarihine tanıklık etti.BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜREtkinliğe katılan gençler, gece müzeciliği deneyiminin farklı ve etkileyici olduğunu belirterek, Genç İzmir ekibine ve Başkan Tugay’a teşekkür etti. Genç İzmir üyelerinin ücretsiz olarak katıldığı "Efes Gece Müzeciliği" etkinliği, 31 Temmuz tarihinde yeniden yapılacak. Genç İzmir, yaz dönemi boyunca gençlere yönelik kültür, sanat, spor ve sosyal etkinliklerle kent gençliğine renk katmayı sürdürecek. Etkinliklere katılmak isteyen gençler, @izbbgencizmir kullanıcı adlı Instagram hesabını takip edebilir ve www.gencizmir.com adresinden detaylı bilgiye ulaşabilir.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kuşadası’na 4 kruvaziyerle 6 bin 298 turist geldi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kusadasina-4-kruvaziyerle-6-bin-298-turist-geldi/</link>
        <description><![CDATA[Kruvaziyer turizminin önemli noktalarından Aydın’ın Kuşadası ilçesi, 4 kruvaziyerle 6 bin 298 turisti ağırladı. Ege Port Limanı’na Malta bayraklı “Celestyal Discovery” ve “Celebrity Infinity”, Bahama bayraklı “Wind Star” ve İtalya bayraklı “Costa Fortuna” gemileri yanaştı. Gemilerden, çoğunluğu ABD vatandaşı 6 bin 298 yolcu indi. Turistlerden bazıları ilçe merkezinde alışveriş yaptı, bazıları ise Selçuk ilçesindeki Efes […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 03 Tem 2025 10:50:35 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kruvaziyer turizminin önemli noktalarından Aydın'ın Kuşadası ilçesi, 4 kruvaziyerle 6 bin 298 turisti ağırladı. Ege Port Limanı'na Malta bayraklı "Celestyal Discovery" ve "Celebrity Infinity", Bahama bayraklı "Wind Star" ve İtalya bayraklı "Costa Fortuna" gemileri yanaştı.



Gemilerden, çoğunluğu ABD vatandaşı 6 bin 298 yolcu indi. Turistlerden bazıları ilçe merkezinde alışveriş yaptı, bazıları ise Selçuk ilçesindeki Efes Antik Kenti ile Meryem Ana Evi'ni gezdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Fatsa’nın tarihi mirası yeniden hayat buluyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/fatsanin-tarihi-mirasi-yeniden-hayat-buluyor/</link>
        <description><![CDATA[Ordu Büyükşehir Belediyesi, kentin kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yürüttüğü arkeolojik çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor. 2010 yılından bu yana Kurul Kalesi’nde sürdürülen kazı çalışmalarına öncülük eden Ordu Büyükşehir Belediyesi, şimdi de Fatsa ilçesi Yapraklı Köyü sınırlarında yer alan Cıngırt Kalesi’nde kazı çalışmalarına başlıyor. Bilimsel ve teknik desteği Ordu Büyükşehir […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 02 Tem 2025 23:43:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ordu Büyükşehir Belediyesi, kentin kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yürüttüğü arkeolojik çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor. 2010 yılından bu yana Kurul Kalesi’nde sürdürülen kazı çalışmalarına öncülük eden Ordu Büyükşehir Belediyesi, şimdi de Fatsa ilçesi Yapraklı Köyü sınırlarında yer alan Cıngırt Kalesi’nde kazı çalışmalarına başlıyor.



Bilimsel ve teknik desteği Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanacak olan kazılar, Ordu Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşe Fatma Erol’un bilimsel danışmanlığında yürütülecek. Böylece Cıngırt Kalesi’nde 2012 yılında yapılan kurtarma kazılarının ardından ikinci kazı dönemi başlatılmış olacak.



2012 YILINDA KURTARMA KAZISI YAPILMIŞTI



Fatsa’nın yaklaşık 5 kilometre güneyinde, Yapraklı Köyü sınırları içerisinde bulunan Cıngırt Kayası Arkeolojik Yerleşim Alanı, yüksek ve ormanlık bir tepe üzerinde konumlanıyor. Doğal yapısıyla savunmaya elverişli bu alan, 1995 yılında 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmişti. Bölgede 2012 yılında Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşe Erol danışmanlığında ilk kurtarma kazısı yapılmış ve önemli arkeolojik bulgulara ulaşılmıştı.



ORTA ÇAĞA AİT BULGULAR ELDE EDİLMİŞTİ



Bugüne kadar yapılan çalışmalarda kayalara oyulmuş tünel benzeri yapılar, basamaklar, nişler, taş döşemeler, bir adet dehliz ve lahit mezar tipi taş oymalar tespit edildi. Ayrıca yüzeyde bulunan çatı kiremiti ve seramik parçalarının Orta Çağ dönemine ait olduğu düşünülüyor. Alanda tespit edilen yapılar, M.Ö. 301-63 yılları arasında Karadeniz hinterlandında yaygın olarak kullanılan savunma ve yerleşim sistemlerine ışık tutuyor. Bu bağlamda, Cıngırt Kayası’nın, Pontus Kralı VI. Mithradates döneminde inşa edilen ve “Phrourion” (askeri gözetleme/kale yerleşmesi) karakteri taşıyan yapılardan biri olabileceği değerlendiriliyor.



BÖLGE TURİZMİNE KAZANDIRILACAK



Kazı çalışmaları sadece arkeolojik buluntularla sınırlı kalmayacak. Ordu Büyükşehir Belediyesi, bu önemli kültürel mirasın korunmasını, tanıtılmasını ve bölge turizmine kazandırılmasını da hedefliyor. Kazılarla birlikte bölgenin tarihi dokusu daha da netleşirken, alanın bilimsel açıdan değerinin yanı sıra, yerel ve ulusal ölçekte kültürel turizm açısından da cazibe merkezi haline gelmesi amaçlanıyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Turizm Zirvesi sektörün nabzını tutmaya devam ediyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turizm-zirvesi-sektorun-nabzini-tutmaya-devam-ediyor/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul Turizm Fuarı kapsamında düzenlenen Turizm Zirvesi, bu yıl da sektörün nabzını tutmaya ve geleceğine ışık tutacak konuları gündeme taşımaya devam ediyor. Zirve programının öne çıkan oturumlarından biri, Türkiye ile Polonya arasındaki turizm ilişkilerine derinlemesine bir bakış sunacak. “Polonya Pazarı” oturumunda iki ülke arasındaki turizm potansiyeli, gelişen havayolu bağlantıları ve pazardaki büyüme stratejileri, uzman isimlerin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 01 Tem 2025 09:41:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul Turizm Fuarı kapsamında düzenlenen Turizm Zirvesi, bu yıl da sektörün nabzını tutmaya ve geleceğine ışık tutacak konuları gündeme taşımaya devam ediyor. Zirve programının öne çıkan oturumlarından biri, Türkiye ile Polonya arasındaki turizm ilişkilerine derinlemesine bir bakış sunacak. "Polonya Pazarı" oturumunda iki ülke arasındaki turizm potansiyeli, gelişen havayolu bağlantıları ve pazardaki büyüme stratejileri, uzman isimlerin değerlendirmesiyle ele alınacak.



Oturumun konuşmacıları, Avrupa'nın önde gelen tur operatörlerinden ITAKA Holdings Başkanı Mariusz Jańczuk ile Polonya'nın ulusal havayolu şirketi LOT Polish Airlines'ın CEO'su Michal Fijol olacak. Katılımcılar, Polonya'dan Türkiye'ye artan ilgi, tatil tercihleri, tüketici davranışları ve destinasyon yönetimi gibi pek çok konuda kapsamlı bilgiler edinme fırsatı bulacak.



TURİZMİN GELECEĞİNE YÖN VERECEK BU ÖZEL OTURUMU KAÇIRMAYIN



Mariusz Jańczuk, Türkiye'nin Polonya pazarında daha etkili bir şekilde konumlanabilmesi için gerekli stratejileri paylaşırken; Michal Fijol ise havayolu taşımacılığının turizm gelişimine olan katkısını, LOT Polish Airlines'ın Türkiye planlarını ve iki ülke arasındaki havayolu ağının genişletilmesine dair öngörülerini aktaracak. Turizmin geleceğine yön verecek bu özel oturumu takviminize not etmeyi unutmayın.



Etkinlik bilgileri: 



• Tarih: 25 Eylül 2025 • Saat: 16:00 - 16:40 • Yer: Yenikapı - Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi / Speakers Corner



Mariusz Jańczuk



Michal Fijol]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Burdur’un mor bahçelerinde lavanta hasatı başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/burdurun-mor-bahcelerinde-lavanta-hasati-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Burdur’da Lavanta Hasat ve Sanat Günleri kapsamında mor bahçelerde hasat başladı. Valilik tarafından düzenlenen etkinliğin ilk gününde, Karakent köyündeki lavanta bahçelerinde program düzenlendi. Katılımcılar, Burdur Gölü manzarası ve mor lavanta bahçesinde fotoğraf çektirdi, hasat yaptı. Daha sonra Lavanta-Gül Tanıtım Merkezi’nde koku atölyesi etkinliği düzenlendi. Burada, Koku Kültürü Derneği Başkan Yardımcısı ve Koku Uzmanı Bihter Türkan […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 29 Haz 2025 01:01:08 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Burdur'da Lavanta Hasat ve Sanat Günleri kapsamında mor bahçelerde hasat başladı. Valilik tarafından düzenlenen etkinliğin ilk gününde, Karakent köyündeki lavanta bahçelerinde program düzenlendi. 



Katılımcılar, Burdur Gölü manzarası ve mor lavanta bahçesinde fotoğraf çektirdi, hasat yaptı. Daha sonra Lavanta-Gül Tanıtım Merkezi'nde koku atölyesi etkinliği düzenlendi. Burada, Koku Kültürü Derneği Başkan Yardımcısı ve Koku Uzmanı Bihter Türkan Ergül, parfümün tarihi hakkında bilgi verdi, parfüm yapımını anlattı. Kimyagerler de kolonya ve sabun yapımına ilişkin katılımcılara bilgi verdi. 



Vali Tülay Baydar Bilgihan, gazetecilere etkinlikle hem Burdurlulara hem de il dışından gelenlere şehrin güzelliğini tanıtmak istediklerini söyledi. Dans topluluğu Anadolu Ateşi'nin akşam Sagalassos Antik Kenti'nde performans sergileyeceğini belirten Bilgihan, yarın Yeşilova ilçesinde lavanta hasadının yapılacağını, dört çiftin nikahının kıyılacağını ve Bakibey Konağı'ndaki etkinliklerle Lavanta Hasat ve Sanat Günleri'ne devam edeceklerini bildirdi. 



Etkinliğe katılanlardan Deniz Yavuz, Burdur'da bu tür aktivitelerin yapılmasından mutluluk duyduğunu ifade etti. Antalya'dan gelen Cansu Coşkun ise lavanta bahçelerinde doğayla iç içe olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Classic car enthusiasts gather in Ürgüp]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/classic-car-enthusiasts-gather-in-urgup/</link>
        <description><![CDATA[The “Classic Mercedes Festival,” which brought together classic car enthusiasts, was held in the Ürgüp district of Nevşehir. Organized in cooperation with the Ürgüp Municipality and the Classic Mercedes Club, the event took place at the Ürgüp Festival Area and attracted around 500 classic Mercedes owners from various cities across Türkiye. Visitors to the event […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Paz, 29 Haz 2025 00:06:38 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[The "Classic Mercedes Festival," which brought together classic car enthusiasts, was held in the Ürgüp district of Nevşehir. Organized in cooperation with the Ürgüp Municipality and the Classic Mercedes Club, the event took place at the Ürgüp Festival Area and attracted around 500 classic Mercedes owners from various cities across Türkiye.



Visitors to the event area had the chance to closely examine the vehicles and take photos. As part of the festival, a convoy of classic cars toured the town center. Fuat Süslü, President of the Classic Mercedes Club, stated that they organize a gathering in a different city each year, and this year they chose Cappadocia, one of Türkiye’s most prominent tourism destinations.



"Tremendous Interest from EdIrne to Ardahan"



Süslü expressed satisfaction with the public’s interest in the event, saying, “Our goal is not only to bring classic cars together but also to unite classic car enthusiasts from all over the country. We received tremendous interest from Edirne to Ardahan. We aim to touch hearts here, creating moments where fellow enthusiasts connect and celebrate their shared passion.”







"An atmosphere of IncredIble beauty"



Abdulkerim Kolat, one of the festival visitors, remarked on the unique features of each vehicle. Visiting the region from Istanbul for vacation, Kolat shared his excitement about unexpectedly encountering a classic car event: “Cappadocia and classic cars coming together—what an amazing combination. I believe everyone should experience such an event at least once in their life. There’s an atmosphere of incredible beauty here,” he said.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Klasik otomobil tutkunları Ürgüp’te buluştu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/klasik-otomobil-tutkunlari-urgupte-bulustu/</link>
        <description><![CDATA[Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde klasik otomobil tutkunlarını bir araya getiren “Classic Mercedes Festivali” gerçekleştirildi. Ürgüp Belediyesi ile Classic Mercedes Kulübü iş birliğinde, Ürgüp Festival Alanı’nda düzenlenen etkinliğe, Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaklaşık 500 klasik Mercedes sahibi, otomobilleriyle katıldı. Etkinlik alanını ziyaret eden vatandaşlar, otomobilleri inceleyip, fotoğraf çektirdi. Festival kapsamında, klasik otomobillerden oluşan konvoy ilçe merkezini turladı. Classic […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Paz, 29 Haz 2025 00:03:38 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde klasik otomobil tutkunlarını bir araya getiren "Classic Mercedes Festivali" gerçekleştirildi. Ürgüp Belediyesi ile Classic Mercedes Kulübü iş birliğinde, Ürgüp Festival Alanı'nda düzenlenen etkinliğe, Türkiye'nin farklı şehirlerinde yaklaşık 500 klasik Mercedes sahibi, otomobilleriyle katıldı.



Etkinlik alanını ziyaret eden vatandaşlar, otomobilleri inceleyip, fotoğraf çektirdi. Festival kapsamında, klasik otomobillerden oluşan konvoy ilçe merkezini turladı. Classic Mercedes Kulübü Başkanı Fuat Süslü, her yıl farklı bir kentte buluşma programı organize ettiklerini, bu yıl ise Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya'da bir araya geldiklerini belirtti.



"Edirne'den Ardahan'a inanılmaz bir teveccüh oldu"



Vatandaşların etkinliğe gösterdiği ilgiden memnun olduklarını kaydeden Süslü; "Amacımız, klasik otomobilleri bir araya getirmenin yanı sıra ülkenin farklı şehirlerindeki klasik otomobil tutkunlarını da buluşturmak. Edirne'den Ardahan'a inanılmaz bir teveccüh oldu. Burada gönüllere de hitap ediyoruz, klasik tutkunlarının kucaklaşmasına da vesile oluyoruz" dedi.







"müthiş güzellikte bir atmosfer"



Festival alanını ziyaret edenlerden Abdulkerim Kolat ise araçların her birinin farklı özelliklere sahip olduğunu ifade etti. İstanbul'dan tatil için geldiği bölgede klasik otomobillerle karşılaşmanın heyecan verici olduğunu dile getiren Kolat; "Kapadokya ve klasik otomobiller bir arada bulunuyor. Herkesin hayatında böyle bir etkinliği tecrübe etmesi gerektiğini düşünüyorum. Burada müthiş güzellikte bir atmosfer var" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kolezyum’da Mevlana’dan evrensel barış çağrısı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kolezyumda-mevlanadan-evrensel-baris-cagrisi/</link>
        <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı, Roma Büyükelçiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Yunus Emre Enstitüsü’nün iş birliğiyle İtalya’nın başkenti Roma’da sema ayini gerçekleştirildi. Kolezyum yanında açık havada, tarihi bir ortamda düzenlenen program, Hz. Mevlana’nın ve Konya’nın evrensel mesajını Avrupa’nın merkezine taşıdı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, etkinliğin Konya’nın tanıtımı açısından büyük fırsat olduğunu ifade ederek; […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 28 Haz 2025 22:32:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı, Roma Büyükelçiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Yunus Emre Enstitüsü’nün iş birliğiyle İtalya’nın başkenti Roma’da sema ayini gerçekleştirildi. Kolezyum yanında açık havada, tarihi bir ortamda düzenlenen program, Hz. Mevlana’nın ve Konya’nın evrensel mesajını Avrupa’nın merkezine taşıdı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, etkinliğin Konya’nın tanıtımı açısından büyük fırsat olduğunu ifade ederek; “Roma’da Konya’yı anlatmak bizim için çok büyük bir mutluluk” dedi. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ise; “Bugün, savaşların ve ayrılıkların arttığı bir dünyada, Mevlana’nın ‘insanlık’, ‘kardeşlik’ ve ‘barış’ temelli mesajları, hepimiz için bir rehber niteliğinde olmalıdır” diye konuştu. Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Elif Çomoğlu Ülgen; “Çok kısa bir sürede böyle bir hayali gerçekleştirmemize yardımcı olan Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Konya Büyükşehir Belediye Başkanımıza şükranlarımı sunuyorum” dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Roma Büyükelçiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Yunus Emre Enstitüsü iş birliğinde İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen sema programı büyük beğeni topladı.ROMA’DA SEMA AYİN-İ ŞERİFİ İZLEYENLERİ ETKİLEDİAvrupa’nın merkezinde, tarihi Kolezyum’un hemen yanında gerçekleştirilen sema ayin-i şerifi programı, Mevlana Celaleddin Rumi’nin evrensel mesajını Avrupa’nın merkezine taşıdı. Açık havada yapılan programda, tasavvuf musikisi eşliğinde icra edilen sema, izleyenleri çok etkiledi. Roma’da Mevlana’nın felsefesinin tanıtımı açısından önemli bir adım olarak değerlendirilen programda semazenlerin ruhani dönüşleri, izleyiciler tarafından büyük beğeni topladı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Trabzon Büyükşehir’in müzeleri ziyaretçi rekoru kırdı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/trabzon-buyuksehirin-muzeleri-ziyaretci-rekoru-kirdi/</link>
        <description><![CDATA[Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğundaki müzeler ve tarihi yapılar, 2025 yılının ilk yarısında ziyaretçi rekorları kırdı. Atatürk Köşkü, Kızlar Manastırı, Çal Mağarası ve Şehir Müzesi gibi kültürel destinasyonlar, hem yerli hem yabancı turistlerin uğrak noktası haline geldi. Atatürk Köşkü, 2024’ün ilk yarısında 77 bin 555 kişiyi ağırlarken, 2025’in aynı döneminde yüzde 47’lik artışla 112 bin 831 […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 28 Haz 2025 22:30:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğundaki müzeler ve tarihi yapılar, 2025 yılının ilk yarısında ziyaretçi rekorları kırdı. Atatürk Köşkü, Kızlar Manastırı, Çal Mağarası ve Şehir Müzesi gibi kültürel destinasyonlar, hem yerli hem yabancı turistlerin uğrak noktası haline geldi. Atatürk Köşkü, 2024’ün ilk yarısında 77 bin 555 kişiyi ağırlarken, 2025’in aynı döneminde yüzde 47’lik artışla 112 bin 831 ziyaretçiye ulaştı. Yine Trabzon Büyükşehir bünyesindeki Kızlar Manastırı 9 bin 119, Çal Mağarası 37 bin 200, Trabzon Şehir Müzesi ise 9 bin 969 ziyaretçiyi konuk etti. "AMACIMIZ, BU İLGİYİ KALICI HALE GETİRMEK"Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Başkan Genç, belediyenin kültürel yatırımlarla şehre kattığı değeri ifade ederek, “Trabzon Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi yapılarımıza ve kültürel mirasımıza sahip çıkmakla kalmıyor, bu değerleri halkımızla ve ziyaretçilerimizle buluşturmak için yoğun bir gayret gösteriyoruz. Atatürk Köşkü gibi simge mekanlarımızda ulaştığımız rekor ziyaretçi sayıları, yürüttüğümüz tanıtım, restorasyon ve ulaşım çalışmalarının başarısını açıkça ortaya koyuyor. Amacımız bu ilgiyi kalıcı hale getirerek Trabzon’u kültür turizminin öncü şehirlerinden biri yapmak. Büyükşehir Belediyesi olarak müzelerimizin altyapılarını güçlendirmeye, dijital rehberlik ve yeni düzenleme projeleriyle ziyaretçi deneyimini artırmaya devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızı ve misafirlerimizi, bu eşsiz mirası yerinde görmeye davet ediyoruz” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Savaşlar ve ekonomi turist tercihlerini de etkiliyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/savaslar-ve-ekonomi-turist-tercihlerini-de-etkiliyor/</link>
        <description><![CDATA[Dünyada farklı coğrafyalarda yaşanan savaşlar ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum nedeniyle, turizmde bu sezon geçtiğimiz yıla göre daha durağan başladı. Bodrium Hotel Genel Müdürü ve BOTAV Genel Sekreteri Yiğit Girgin, tüm dünyada yaşanan ekonomik sorunların yanında Rusya ve Orta Doğu’daki savaş gibi nedenlerle sezon başlangıcında beklenen hareketin olmadığını söyledi. Okulların geç kapanmasıyla yerli turistlerin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Cts, 28 Haz 2025 17:05:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dünyada farklı coğrafyalarda yaşanan savaşlar ve Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik durum nedeniyle, turizmde bu sezon geçtiğimiz yıla göre daha durağan başladı. Bodrium Hotel Genel Müdürü ve BOTAV Genel Sekreteri Yiğit Girgin, tüm dünyada yaşanan ekonomik sorunların yanında Rusya ve Orta Doğu'daki savaş gibi nedenlerle sezon başlangıcında beklenen hareketin olmadığını söyledi.



Okulların geç kapanmasıyla yerli turistlerin de yeni yeni harekete geçtiğini kaydeden Girgin; “Yüksek sezonu görmeden ilk verilerle konuşmak tam anlamıyla doğru değil. Okulların kapanmasının ardından yerli turist ancak gelmeye başladı. Yerli ve yabancı turistlerde yarı yarıya bir dağılım söz konusu. Sezon girişinde yerli turist beklediğimiz seviyede değil. Sezon ortasına doğru bu oran artacaktır. Ekonomik daralma sadece bizim için gerçekleşen bir durum olarak algılanmamalı. Yurt dışındaki turisti de etkiliyor ve talepler de daha uzun süreli tatil yerine daha kısa süreli tatillere dönüşüyor” diye konuştu.



"REKABET AVANTAJINI KORUMALIYIZ"



Savaşlar nedeniyle lüks düğün ve uçuşların da iptal olduğuna dikkat çeken Yiğit Girgin, sözlerine şöyle devam etti: “Yaşanan daralmada yalnızca ülkemizin ekonomisi değil, dış etkenlerin de etkisi bulunuyor. Rekabet gücümüzü ekonomik nedenler olumsuz etkiliyor. Oysa, fiyat ve fayda konusundaki rekabet avantajını korumamız gerekiyor. İşletmelerin üstündeki vergi yükleri, bununla beraber maliyetlerdeki artış ve kurdaki beklenen yükselmenin olmaması, fiyatlarımızı küresel bazda istenilen rakamların üstüne çekti. Geçen yıl fiyatta daha fazla rekabet avantajımız vardı. Hem ekonomik nedenler hem de çevremizde yaşanan savaşlar sektörümüzü olumsuz etkiledi. Örneğin; İran, Umman, Lübnan ve Hindistan gibi ülkelerden bölgemizde lüks segmentli düğünlerin yapılması söz konusuydu. Yaşanan savaşlar sonucu oradaki hava sahalarının kapatılması, birtakım iptallere neden oldu. Bu sezonun geri kalanına nasıl yansıyacak ona da bakmalıyız. Merkez Avrupa'da İngiltere ve Almanya pazarında da fiyat odaklı birtakım sıkıntılar görüyoruz.”







"SEZON ORTASINDA HAREKET BEKLİYORUZ"



Sezonun ortasından itibaren daha hareketli günler beklediklerinin de altını çizen Girgin, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Bu yıl planlarımızın dışında, bizim elimizde olmayan nedenlerden dolayı böyle bir süreç yaşanıyor. Genel itibariyle pazarlardan istediğimiz etkiyi alamadığımızı görüyoruz. Bununla birlikte gerek bakanlık gerekse de sektör temsilcileri noktasında tanıtım çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Akdeniz Çanağı'ndaki ülkeler İspanya, Yunanistan, Mısır, İtalya ile Asya'da Tayland ve Bali gibi ülkeler, bizim rakip destinasyonlarımız. Avrupalı turist, ulaşım kolaylığı ve maliyetler gibi nedenlerle de Akdeniz ülkelerini tercih ediyor. Para dolaşımının Avrupa içinde kalması noktasında yönlendirmeler de oluyor. Orada bir arz-talep dengesi var. Avrupa'daki bölgesel oda ve yatakların dağılımıyla ülkemizdeki oda ve yatakların dağılımı noktasında fark oluşmaya başladı. Ülkemizde çok ciddi ve yeni yatırımlar varken, Avrupa'da mevcut yatırım seviyesi korunuyor ve yeni yatırımlardan çok yenilenme sürecine giren yatırımlar var. Ama adalar ile Bodrum veya Yunan turizmiyle Türk turizmi kıyasının da çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Çok düşük mevcuttaki nüfuslarla çok yüksek nüfusların kıyaslaması yapılıyor ve oradan alt yapı noktasına vuruluyor. Bu da eşit şartlarda olmayan bir karşılaştırma olarak mevcut tabloyu çok doğru yansıtmıyor.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kiralık araçla seyahat ederken dikkat edilecekler]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kiralik-aracla-seyahat-ederken-dikkat-edilecekler/</link>
        <description><![CDATA[Konforlu bir ulaşım için araç kiralamayı tercih edecekseniz, dikkat etmeniz gereken bazı detaylar bulunduğuna ve çoğu kez bu detayların atlandığına tanık oluyoruz. Ancak bir sorun yaşandığında karşımıza çıkan bu gerçekler pişmanlığa dönüşebiliyor. Enuygun.com internet sitesinde yer alan bu bilgiler, seyahatinizde sorun yaşamamak ve ekstra ücretlerle karşılaşmamak için bu detayları göz önünde bulundurmanız gerektiğine işaret ediyor. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 27 Haz 2025 22:08:20 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Konforlu bir ulaşım için araç kiralamayı tercih edecekseniz, dikkat etmeniz gereken bazı detaylar bulunduğuna ve çoğu kez bu detayların atlandığına tanık oluyoruz. Ancak bir sorun yaşandığında karşımıza çıkan bu gerçekler pişmanlığa dönüşebiliyor. 



Enuygun.com internet sitesinde yer alan bu bilgiler, seyahatinizde sorun yaşamamak ve ekstra ücretlerle karşılaşmamak için bu detayları göz önünde bulundurmanız gerektiğine işaret ediyor. İşte, araç kiralama sürecinde mutlaka bilinmesi gereken kritik noktalar:




Seyahatine uygun araç seç




Araç kiralarken dikkat etmen gereken en önemli detayların başında doğru araç seçimi gelir. Güzergâhında yer alan yolların durumu ve gittiğin yerin coğrafi yapısı araç seçimi yaparken etkili olur. Aynı zamanda uzun mesafe veya şehir içi kullanımına göre de seçeceğin araç değişiklik gösterebilir. Şehir içi kullanımlarda, kolay park yeri bulma ve rahat dönüşler için hatchback araçlar tercih etmeni tavsiye ederiz. Dağlık ve virajlı yollardan geçeceksen güçlü motora sahip, yüksek araçlar seçebilirsin. Eğer ailecek ya da kalabalık bir arkadaş grubuyla seyahat edeceksen SUV tipi araçlar daha mantıklı olur.




Kilometre sınırına dikkat et




Kiralık araçların genellikle kilometre sınırı olur. Eğer uzun süreli kiralama yapacaksan sınırsız kilometre seçebilirsin. Ancak sınırsız kilometre seçeneği daha maliyetli olabilir. Firmalar belirli dönemlerde sınırsız kilometre için özel kampanyalar düzenleyebilir. Bunları takip ederek uygun fiyatlar yakalayabilirsin. Kilometre sınırı varsa ve bu sınırı aşarsan kilometre başına ekstra ücret ödemen gerekir. Bu nedenle yol durumunu öğrenip rotanı belirledikten sonra yaklaşık ne kadar kilometre yapacağını hesaplamalısın. Araç kiralarken kilometre aşımının ücretlendirilmesi mutlaka öğren.








Yakıt politikasına uyum sağla




Araç kiralarken firmaların sunduğu yakıt politikaları arasından seçim yapman gerekir. Yakıt politikası şirketlere göre değişiklik gösterse de en yaygın seçenek "dolu al, dolu iade et" olur. Böylece aracı alırken dolu olan depoyu iade ederken de dolu götürmen gerekir. Bu politikada depoyu tam teslim etmek ekstra ücretler ödememek açısından önemli. Depo eksik olursa firma tamamlar. Ancak firmalar, yakıtı benzin istasyonlara göre daha pahalı hesaplar. Aracı teslim ederken depo doldurmakla uğraşmak istemezsen "dolu al, boş iade et" politikasını da tercih edebilirsin. Ancak bu politika diğer seçeneklere göre daha yüksek fiyatlı olabilir.




Yol yardım hizmetini öğren




Kiralık araç ile yolda herhangi bir sorunla karşılaşırsan yol yardım hizmeti talep edebilirsin. Bazı firmalar kiralama paketi içinde yol yardım hizmeti sunarken bazıları ekstra ücret talep edebilir. Araçla ilgili bir sorun yaşadığında firmadan izinsiz müdahale edersen sözleşme kapsamı dışına çıkabilirsin. Bu nedenle önce firmayla iletişime geçmeli, sorunu detaylı bir şekilde açıklamalı, yol yardım hizmeti talep etmelisin. Yol yardım hizmeti geç gelecekse ya da gelmesi mümkün değilse firmadan onay alarak müdahale edebilirsin. Aracı kiralarken yol yardım hizmetinin hangi durumlarda geçerli olduğunu mutlaka öğren. Genelde lastik patlaması, akü ve yakıt bitmesi veya kaza durumlarında geçerli olur. Sorun araç kaynaklıysa ve yol yardım ile çözülmezse firma ikame araç verir.




Ücretli yollara dikkat et




Kiralık araçla seyahat ederken ücretli yollara ve köprülere dikkat etmelisin. Yol üzerinde yer alan bu ücretli geçişleri önceden bilmek bütçe hesabı yapmana yardımcı olur. Kiralık araçlar ile seyahat ederken bu ücretler HGS ve OGS sistemleri üzerinden otomatik olarak ödenir. Bu ücretler genellikle seyahatinden birkaç gün sonra firmaya gönderilir. Firma ise bu tutarı senden tahsil eder. Bazı firmalar bu ücretleri provizyon olarak verdiğin kredi kartından otomatik olarak çekebilir.








Ek sürücü koşullarını sor




Kiralık araçta ek sürücü olacaksa bunu önceden firmaya söylemen ve ilgili belgeleri teslim etmen gerekiyor. Ek sürücü işletmeden başka birinin aracı kullanması durumunda sigortanın geçersiz olacağını ve kaza gibi durumların büyük problemlere yol açacağını unutma. Ek sürücü ekletirken belirli bir günlük ücret ödemen gerekebilir. Bunun yanında yaş sınırı ve ehliyet kuralları ek sürücü için de geçerli olur.



7. Belgelerini unutma



Kiralık araçla seyahat ederken gerekli tüm belgelerin yanında olması gerekir. Geçerli sürücü belgesi ve T.C. kimlik kartını almayı unutma. Aracı kiralarken de aynı şekilde ehliyet, kimlik kartı ve yeterli limiti bulunan kredi kartının yanında olması gerekir.




Sözleşme detaylarını öğren




Araç kiraladığında sözleşmeyi detaylı bir şekilde okumalısın. Eğer anlamadığın yerler olursa firmaya sorabilirsin. Sigortanın neleri kapsadığını ve kapsam dışı olan kısımları bilmelisin. Sözleşmede yakıt, kilometre sınırı, teslim alma/iade noktaları, yol yardım gibi detayların hepsi yer alır. Aynı şekilde gecikme durumunda ya da kilometre aşımında uygulanacak ücretler de sözleşmede açık bir şekilde yazar. Son olarak iptal koşulları ve iade politikalarını da dikkat et.








Aracı teslim alırken ve iade ederken detaylı fotoğraf/video çek




Aracı teslim alırken detaylı bir şekilde kontrol etmelisin. Dış ve iç yüzeylerde, lastiklerde, farlarda bir hasar ile karşılaşırsan fotoğraf ve videolarını çek. Firmayı bilgilendir ve gerekirse tutanak tutulmasını iste. Aynı şekilde teslim ederken de fotoğraf/video çekmenizi tavsiye ederiz. Kiralama sonrası bir sorun yaşarsan bu fotoğraf ve videoları kanıt olarak kullanabilirsin.




Özel ekipman istiyorsan önceden belirt




Seyahatin boyunca çocuk koltuğu, GPS, kar zinciri, bebek arabası gibi özel ekipmanlara ihtiyacın olacaksa önceden firmaya belirtmen gerekiyor. Bu ekipmanlar firmanın elinde sınırlı sayıda olabilir ve özellikle yoğun sezonlarda kalmayabilir. Bu ekipmanların ücretli olabileceğini de hatırlatalım.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bahçede kebap keyfi Mahsun Usta Yeşilköy’de!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bahcede-kebap-keyfi-mahsun-usta-yesilkoyde/</link>
        <description><![CDATA[Yazın gelmesiyle sıcak havaların etkisini artırdığı bugünlerde serin bir lezzet kaçamağı arayanlar, Mahsun Usta’nın bahçesini tercih ediyor. Okulların tatile girmesiyle birlikte İstanbul’da kalanlar; karne ödülü, mezuniyet kutlaması, nişan-düğün yemekleri gibi çeşitli sebeplerle Mahsun Usta’nın yaz konseptine göre düzenlenmiş bahçesinde “kahvaltının ve etin en güzel halini” tatmaya koşuyor. Misafirler, yemyeşil bahçede serinliğin tadını çıkarırken; tütsülü asado, […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Cum, 27 Haz 2025 21:09:32 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Yazın gelmesiyle sıcak havaların etkisini artırdığı bugünlerde serin bir lezzet kaçamağı arayanlar, Mahsun Usta'nın bahçesini tercih ediyor.



Okulların tatile girmesiyle birlikte İstanbul’da kalanlar; karne ödülü, mezuniyet kutlaması, nişan-düğün yemekleri gibi çeşitli sebeplerle Mahsun Usta'nın yaz konseptine göre düzenlenmiş bahçesinde "kahvaltının ve etin en güzel halini" tatmaya koşuyor. Misafirler, yemyeşil bahçede serinliğin tadını çıkarırken; tütsülü asado, fıstıklı kebap, dana ilik, 28 gün dinlendirilmiş dry aged et gibi mekânın markası haline gelmiş özel lezzetlerin keyfini sürüyor.



Sabah saatlerinde “Halil İbrahim sofrası”nı andıran harikulade bir kahvaltı sunan Mahsun Usta, günün ilerleyen saatlerinde ise menüsünü enfes kebaplarla, zeytinyağlılarla ve yaza özel salatalarla zenginleştiriyor. Acılı ayran, gofret baklava gibi yeni ve özgün tariflere de sık sık menüsünde yer veren mekân, lezzetten ödün vermek istemeyenler için yazın en keyifli duraklarından biri olmaya devam ediyor. Kaliteli atmosfer, koşulsuz lezzet ve serinlik arıyorsanız, İstanbul’da kalanlara enfes bir alternatif sunan Mahsun Usta Yeşilköy sizleri bekliyor…]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Kapadokya At ve Atçılık Kültür Festivali” başlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/nevsehirde-kapadokya-at-ve-atcilik-kultur-festivali-duzenlenecek/</link>
        <description><![CDATA[Nevşehir’in Göreme beldesinde 3-6 Temmuz’da “Kapadokya At ve Atçılık Kültür Festivali” düzenlenecek. Tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerinin yanı sıra farklı turizm aktiviteleriyle de tanınan Kapadokya’da atlı turlara ilgi her geçen yıl artıyor. Eski Pers dilinde “Güzel atlar ülkesi” anlamına gelen Kapadokya’nın tanıtımına katkı sunulması amacıyla Nevşehir Valiliği öncülüğünde ve Göreme Belediyesi ev sahipliğinde, 3-6 Temmuz […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 26 Haz 2025 11:19:33 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Nevşehir'in Göreme beldesinde 3-6 Temmuz'da "Kapadokya At ve Atçılık Kültür Festivali" düzenlenecek. Tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerinin yanı sıra farklı turizm aktiviteleriyle de tanınan Kapadokya'da atlı turlara ilgi her geçen yıl artıyor.



Eski Pers dilinde "Güzel atlar ülkesi" anlamına gelen Kapadokya'nın tanıtımına katkı sunulması amacıyla Nevşehir Valiliği öncülüğünde ve Göreme Belediyesi ev sahipliğinde, 3-6 Temmuz tarihleri arasında "Kapadokya At ve Atçılık Kültür Festivali" gerçekleştirilecek. Etkinliğin tanıtımı amacıyla beldedeki bir otelde düzenlenen basın toplantısında konuşan Vali Ali Fidan, festivalin bölgenin kadim tarihini yansıtarak, geçmişin izlerini bugünü taşıyacak önemli etkinlik olacağını söyledi. Atçılığın Kapadokya turizmine katkı sunmaya devam ettiğini ifade eden Fidan, şunları kaydetti: 







güçlü ve dayanıklı atlarıyla meşhur



"Milletimizin köklü geleneğinde at ve atçılığın büyük önemi vardır. At, sadece binek olmanın ötesinde milletimizin yoldaşı olmuştur. Barışta sadakatin, savaşta cesaretin sembolü olmuştur. Atçılık, bölgede sadece faaliyet değil, yaşam biçimi haline gelmiştir. 'Güzel atlar ülkesi' anlamına gelen Kapadokya, güçlü ve dayanıklı atlarıyla meşhur. Bu kültürel birikimi bugüne taşımak, geçmişle bağ kurmak, aynı zamanda bölgenin tanıtımına vesile kılmak büyük önem taşımaktadır."







Kapadokya'nın vadilerinde nal sesleri yankılanacak



Göreme Belediye Başkanı Ömer Eren ise etkinlik günlerinde Kapadokya'nın vadilerinde yankılanacak nal seslerinin geçmişe duyulan saygıyı yansıtacağını dile getirdi. Eren, festivalin sonraki yıllarda da yapılacağını belirtti. Festival kapsamında atlı turlar, atlı savaş sanatları gösterisi, at güzellik yarışması, atlı koşu, seminer, çocuk tiyatrosu ve konser programları düzenlenecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Largest square of Magnesia uncovered]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/largest-square-of-magnesia-uncovered/</link>
        <description><![CDATA[In the ancient city of Magnesia, located in Aydın’s Germencik district and dating back 2,400 years, archaeologists are unearthing the city’s largest square—its agora—with its marble paving remarkably well preserved. Excavations in the ancient site are being led by Associate Professor Dr. Görkem Kökdemir from the Department of Archaeology at Ankara University’s Faculty of Language, […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Per, 26 Haz 2025 01:08:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[In the ancient city of Magnesia, located in Aydın’s Germencik district and dating back 2,400 years, archaeologists are unearthing the city’s largest square—its agora—with its marble paving remarkably well preserved. Excavations in the ancient site are being led by Associate Professor Dr. Görkem Kökdemir from the Department of Archaeology at Ankara University’s Faculty of Language, History and Geography.



Since 2021, the archaeological team has focused on Magnesia’s largest agora, which also houses the Temple of Zeus. The excavations are part of the Ministry of Culture and Tourism’s “Heritage for the Future” initiative. Dr. Kökdemir, head of the Magnesia excavations, explained that significant progress has been made in recent years. He noted that the site was buried under nearly 4 meters of sediment caused by centuries of earthquakes and flooding from the Büyük Menderes River. Despite this, most of the architectural elements beneath the layers have been found in excellent condition. According to Kökdemir, the area will soon offer an exciting new destination for visitors eager to explore the ancient city’s well-preserved urban layout.







"An IncredIble DIscovery”



Associate Professor Dr. Kökdemir emphasized the scale of the find, noting that the entire agora spans approximately 25,000 square meters. “We have uncovered nearly 10,000 square meters so far. The discovery is incredible. The entire marble flooring within this area has been preserved intact. This is highly significant. Considering the agora's total size, we've reached nearly 50 percent of it. Our next goal is to expand toward the southern stoas—the colonnaded galleries—along the short side of the square,” he said.







"A Vast ArchIve WIll Be Revealed"



Dr. Kökdemir explained that the 25,000-square-meter marble-paved square is surrounded on all four sides by colonnades and rooms, adding: “We know these rooms were used as a state archive. To date, including those uncovered during earlier German excavations, nearly 200 inscriptions related to Magnesia have been found—and that was from just two small rooms. Once the excavation is complete, a vast archive spanning the full 25,000 square meters will be revealed. We may be uncovering the largest and best-preserved agora in the entire Mediterranean basin. That makes this discovery extremely significant. It's very rare to find a site in such a remarkable state of preservation.”]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Magnesia Antik Kenti’nin en büyük meydanı gün ışığına kavuşuyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/magnesia-antik-kentinin-en-buyuk-meydani-gun-isigina-kavusuyor/</link>
        <description><![CDATA[Aydın’da geçmişi 2 bin 400 yıl öncesine dayanan Magnesia Antik Kenti’nin en büyük meydanı (agora), mermer döşemesi sağlam bir şekilde ortaya çıkartılıyor. Germencik ilçesindeki antik kentteki kazılar, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Görkem Kökdemir başkanlığında devam ediyor. Kazılar, 2021 yılından bu yana içinde Zeus Tapınağı’nın bulunduğu, Magnesia’nin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 26 Haz 2025 00:37:20 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Aydın'da geçmişi 2 bin 400 yıl öncesine dayanan Magnesia Antik Kenti'nin en büyük meydanı (agora), mermer döşemesi sağlam bir şekilde ortaya çıkartılıyor. Germencik ilçesindeki antik kentteki kazılar, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Görkem Kökdemir başkanlığında devam ediyor. Kazılar, 2021 yılından bu yana içinde Zeus Tapınağı'nın bulunduğu, Magnesia'nin en büyük agorasında yürütülüyor.



Magnesia Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Görkem Kökdemir, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında agora yoğunlaştıklarını, geçen sürede heyecanlandıran gelişmeler yaşandığını söyledi. Alanın üzerinin depremler ve Büyük Menderes Nehri'nin taşmasıyla mille kaplandığını, üzerindeki dolgunun yaklaşık 4 metre yükseklikte olduğunu belirten Kökdemir, altındaki neredeyse tüm mimari parçalara sağlam olarak ulaştıklarını, ziyaretçiler için heyecanlı bir rotanın oluşacağını anlattı. 







"BULUNTU İNANILMAZ"



Agoranın tamamının 25 bin metrekare olduğunu kaydeden Doç. Dr. Kökdemir; "10 bin metrekareye yakın bir alanı ortaya çıkardık. Buluntu inanılmaz. Bütün mermer döşeme, yaklaşık 10 bin metrekare içinde sağlam olarak ele geçti. Bu çok önemli. Agoranın genişliğini 25 bin metrekare olarak düşünürsek, yüzde 50'lilere yaklaştık. Agoranın bu sefer kısa kenarına, güney stoalara (sütunlu galeriler) doğru genişlemeyi planlıyoruz" ifadelerini kullandı.







"Büyük bir arşiv ortaya çıkacak"



Kökdemir, mermer döşemeli 25 bin metrekarelik meydanının dört tarafında sütunlar ve mekanlar bulunduğunu dile getirerek şöyle konuştu: "Biz o mekanların bir devlet arşivi olarak kullanıldığını biliyoruz. Bugüne kadar Almanlar döneminde yapılan çalışmalar dahil, Magnesia'ya ait 200'e yakın yazıt, onların açtığı sadece iki küçük mekanda ortaya çıkartıldı. Çalışma tamamlandığında 25 bin metrekarelik büyük bir arşiv ortaya çıkmış olacak. Akdeniz Havzası'ndaki tüm antik kentler içinde belki de en sağlam korunmuş, en büyük agorayı ortaya çıkartıyoruz. Onun için çok önemli. Bu şekilde korunmuşluk bulmanız çok zor."







"Kentin belleği bu yapının içinde"



Agoranın "kentin kalbi" olduğunu, birçok yazıta ulaşmayı beklediklerini vurgulayan Magnesia Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Görkem Kökdemir; "Devlet agorası veya kutsal agora dediğimiz alışverişin yapıldığı yer değil, kentin kalbini, ruhunu barındıran ve geçmişe dönük bilgilerin geleceğe aktarıldığı bir anıtsal kompleks olarak düşünün burayı. Yani kentin belleği, bu yapının içindeki bilgilerde. Onun için çok önemli bir agoradayız" dedi. Kökdemir, kazıların tamamlanmasıyla Batı Anadolu için önemli bilgilere ulaşacaklarını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Antalya Boğaçayı’nda 220 kuş türü tespit edildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/antalya-bogacayinda-220-kus-turu-tespit-edildi/</link>
        <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Boğaçayı ekosistemini korumaya yönelik sürdürdüğü çalışmalar meyvelerini veriyor. Boğaçayı Bilim Kurulu tedbir kararlarıyla doğal şartlarına dönüş yapan bölgede oluşan adacıklar, sazlıklar ve sucul bitkiler farklı kuş türlerine yeni barınma alanları oluşturuyor. Kontrollü bir şekilde gelişen bu korunaklı alanlarda yuvalarını yapan kuş türleri bölgenin canlı popülasyonunu artırıyor. Kuş gözlemcileri tarafından 2021 yılından itibaren […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Çar, 25 Haz 2025 23:27:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Boğaçayı ekosistemini korumaya yönelik sürdürdüğü çalışmalar meyvelerini veriyor. Boğaçayı Bilim Kurulu tedbir kararlarıyla doğal şartlarına dönüş yapan bölgede oluşan adacıklar, sazlıklar ve sucul bitkiler farklı kuş türlerine yeni barınma alanları oluşturuyor.



Kontrollü bir şekilde gelişen bu korunaklı alanlarda yuvalarını yapan kuş türleri bölgenin canlı popülasyonunu artırıyor. Kuş gözlemcileri tarafından 2021 yılından itibaren yapılan gözlemlerde bölgede 220 farklı kuş türü tespit edildi.  Gözlemlemelerde dikkat çeken türler arasında Tarakdiş, Yelkovan, Ak Pelikan, Kızıl Gerdanlı Dalgıç, Kulaklı Batağan, Altın Yağmurcun, Kılıçgaga, Ak Kuyruklu Kızkuşu, Balık Kartalı, Çöl Kuyrukkakanı yer alıyor. Göçmen kuşlar ve bölgeyi doğal yaşam alanı haline getiren kuş türleri ile birlikte kuş çeşitliliğinin arttırdığını belirten uzmanlar Boğaçayı’nın titizlikle korunması gerektiğini söyledi.







KUŞ GÖZLEMCİLERİ YOĞUN İLGİ GÖSTERİYOR



Türkiye’nin birçok yerinde kuşlar ve yaban hayatı ekolojisi hakkında araştırmaları bulunan Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Erdoğan, Boğaçayı’nda sürdürülen araştırmalar ve gözlemlere ilişkin şu bilgileri verdi: “Büyükşehir Belediyemizin Boğaçayı için oluşturduğu bilim kuruluna araştırmalarımızla katılım ve destek sağlıyoruz. Boğaçayı için alınan tedbir kararlarıyla birlikte doğal oluşumlar belirmeye başlayarak bölge yeniden önemli bir kuş gözlem noktası haline gelmeye başladı. 2024 yılında 598, 2025 yılında ise 63 kez burada kuş gözlemi yapılmış. Bu süreçte çok kıymetli kayıtlar alındı. Boğaçayı’nın denizle bağlantısının olması çok önemli.”







DOĞAL BİR LABORATUVAR



Boğaçayı’nda artan kuş çeşitliliğini Antalya için bir kazanım olduğunu belirten Erdoğan; “Bu bölgeyi eğitim ve turizm açısından Antalya için önemli bir potansiyel olarak görüyorum. Anasınıfından başlayarak çocuklarımıza doğa sevgisi, çevre bilinci ve hayvan sevgisinin geliştirilebilmesi için doğal bir laboratuvar. Bu çeşitliliği tanıtarak onun korunmasını sağlayabiliriz. Alternatif turizm açısından kuş gözlemciliğinin Antalya turizmine katkı sunacağını düşünüyorum. Ülkemizde de kuş fotoğrafçılığı, kampçılığı her geçen gün gelişiyor. Bu amaçla kurulmuş STK’ların da buraya ilgisi artıyor. Burada alınan kayıtlar günden güne artıyor ve bu kayıtların birçoğu eBird internet sitesi üzerinden yayınlanıyor. Boğaçayı’nın doğal yapısı korundukça canlılık ve çeşitlilik artmaya devam edecektir” diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum’da edebiyat ve sinema coşkusu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrumda-edebiyat-ve-sinema-coskusu/</link>
        <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi ve Livaneli Vakfı iş birliğiyle düzenlenen 4. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri, Bodrum’da sanatseverleri buluşturdu. Bu yıl merhum oyuncu Filiz Akın anısına adanan etkinlik, iki gün boyunca edebiyat, sinema ve müzik dolu zengin bir program sundu. Bodrum, 4. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri’ne ev sahipliği yaptı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi ve […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Çar, 25 Haz 2025 23:26:57 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi ve Livaneli Vakfı iş birliğiyle düzenlenen 4. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri, Bodrum’da sanatseverleri buluşturdu. Bu yıl merhum oyuncu Filiz Akın anısına adanan etkinlik, iki gün boyunca edebiyat, sinema ve müzik dolu zengin bir program sundu.



Bodrum, 4. Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri’ne ev sahipliği yaptı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi ve Livaneli Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği etkinlik, usta oyuncu Filiz Akın’ın anısına adandı. İki gün süren program, edebiyat ve sinema dünyasının önde gelen isimlerini buluşturdu.



EDEBİYAT VE SİNEMA ZİRVESİ



İlk gün, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, sanatçı Müjdat Gezen ve Zülfü Livaneli’nin açılış konuşmalarıyla başladı. Edebiyatın birleştirici gücüne vurgu yapılan etkinlikte, Türkan Şoray’ın yer aldığı kısa film gösterildi. Pınar Seli’nin solo performansı ve Muğla Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nın konseri, günü taçlandırdı. İkinci gün, Ahmet Aras, Tamer Mandalinci ve Şule Bucak’ın konuşmalarıyla açıldı. Filiz Akın’ın hayatını anlatan kısa film gösteriminin ardından, Zülfü Livaneli ve Türkan Şoray’ın “Yılanı Öldürseler” filmi sonrası gerçekleştirdiği söyleşi, izleyicileri büyüledi. CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, İlker Başbuğ, Ahmet Mümtaz Taylan, Barış Atay, Türkan Şoray, Aylin Livaneli ve Prof. Dr. Onur Bilge Kula gibi isimlerin katıldığı etkinlik, sanat ve düşünceyi harmanladı.







SANATÇILARDAN ANLAMLI MESAJLAR



Zülfü Livaneli, “Türkiye’nin sanatçıları her zaman var oldu, ama onları destekleyen yöneticiler azdı. Bizleri destekleyenlere teşekkür ediyoruz” dedi. Müjdat Gezen, “Gülmek bize unutturuldu, içimiz sızlamadan neye güleceğiz?” sözleriyle toplumsal atmosfere dikkat çekti. Ahmet Mümtaz Taylan, “Edebiyat ve sinema, birbirini sevmekten vazgeçmeyen iki derinliktir. Aslolan aşktır” derken, Barış Atay, edebiyatın mücadeledeki gücüne vurgu yaptı.







"BARIŞI, ÖZGÜRLÜĞÜ VE DAYANIŞMAYI BÜYÜTÜYOR"



Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ise, değerli sanatçıları Bodrum’da ağırlamaktan gurur duyduklarını söyledi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, kapanış konuşmasında “Akdeniz Edebiyat Günleri barışı, özgürlüğü ve dayanışmayı büyütüyor. Akdeniz, medeniyetlerin buluştuğu bir coğrafya. Sözlerin ve görüntülerin gücünü, Atatürk’ün aydınlık yolunda kullanacağız. Sanatın ve sanatçının yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Osmaniye’nin ünlü Hemite Kalesi, FPV dronla görüntülendi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/osmaniyenin-unlu-hemite-kalesi-fpv-dronla-goruntulendi/</link>
        <description><![CDATA[Osmaniye’de Ceyhan Nehri’nin kenarındaki Hemite Kalesi, FPV dronla görüntülendi. Kent merkezine 20 kilometre uzaklıktaki kale, Gökçedam köyü sınırlarında yer alıyor. Moloz taşla inşa edilen ve yapım yılı bilinmeyen kale, 70 metre yükseklikte bulunuyor. Ceyhan Nehri’nin kenarındaki kalenin güncel hali, FPV dron ile görüntülendi.]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 25 Haz 2025 22:03:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Osmaniye'de Ceyhan Nehri'nin kenarındaki Hemite Kalesi, FPV dronla görüntülendi. Kent merkezine 20 kilometre uzaklıktaki kale, Gökçedam köyü sınırlarında yer alıyor.



Moloz taşla inşa edilen ve yapım yılı bilinmeyen kale, 70 metre yükseklikte bulunuyor. Ceyhan Nehri'nin kenarındaki kalenin güncel hali, FPV dron ile görüntülendi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İşletmeler için proxy kullanımının gücü: Veri güvenliği, anonimlik ve performans]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/isletmeler-icin-proxy-kullaniminin-gucu-veri-guvenligi-anonimlik-ve-performans/</link>
        <description><![CDATA[Dijital dünyada işletmeler için hız, güvenlik ve erişim özgürlüğü hayati önem taşıyor. Global pazarda rekabet edebilmek için veriye hızlı ulaşmak, coğrafi sınırlamaları aşmak ve otomasyon sistemlerini sorunsuz bir şekilde çalıştırmak gerekiyor. İşte tam bu noktada proxy teknolojileri devreye giriyor. Proxy sunucuları, kullanıcıların internet trafiğini başka bir IP adresi üzerinden yönlendirerek kimliklerini gizlemelerini sağlar. Bu sistem […]]]></description>
        <category><![CDATA[online]]></category>
        <pubDate>Sal, 24 Haz 2025 14:25:35 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Dijital dünyada işletmeler için hız, güvenlik ve erişim özgürlüğü hayati önem taşıyor. Global pazarda rekabet edebilmek için veriye hızlı ulaşmak, coğrafi sınırlamaları aşmak ve otomasyon sistemlerini sorunsuz bir şekilde çalıştırmak gerekiyor. İşte tam bu noktada proxy teknolojileri devreye giriyor.



Proxy sunucuları, kullanıcıların internet trafiğini başka bir IP adresi üzerinden yönlendirerek kimliklerini gizlemelerini sağlar. Bu sistem sadece bireysel gizliliği değil, aynı zamanda işletmelerin daha güvenli ve esnek dijital operasyonlar yürütmesini mümkün kılar.



Proxy Kullanım Alanları Nelerdir?



1. Web Kazıma ve Rekabet Analizi



Birçok işletme, rakip fiyatlarını takip etmek, müşteri yorumlarını analiz etmek ve pazar trendlerini değerlendirmek için otomatik veri toplama araçları kullanır. Proxy olmadan, bu tür işlemler hızla engellenebilir. Farklı IP’ler üzerinden erişim sağlayan proxy servisleri bu kısıtlamaları aşmanıza yardımcı olur.



2. Çoklu Hesap Yönetimi ve Sosyal Medya Otomasyonu



Sosyal medya ajansları veya pazarlama ekipleri, farklı markalara ait birçok hesabı aynı anda yönetmek zorundadır. Ancak bu hesaplara tek IP üzerinden bağlanmak güvenlik duvarları tarafından şüpheli olarak algılanabilir. Proxy kullanımı bu riski ortadan kaldırır.



3. SEO ve Yerel Arama Sonuçları Takibi



SEO uzmanları için bölgesel arama sonuçlarını doğru analiz etmek büyük önem taşır. Proxy’ler sayesinde farklı bölgelerdeki SERP (arama motoru sonuç sayfası) verileri doğru bir şekilde gözlemlenebilir.



4. Reklam Doğrulama (Ad Verification)



Reklam verenler, kampanyalarının farklı bölgelerde nasıl göründüğünü kontrol etmek zorundadır. Proxy ile hedef ülkedeki bir kullanıcı gibi davranarak reklamların yerleşimi ve görünürlüğü test edilebilir.



Güvenilir Proxy Sağlayıcısı:



İhtiyacınıza uygun proxy türlerini (residential, datacenter, mobil, ISP) bir arada sunan bir platform arıyorsanız, proxy-seller.com sizin için ideal bir çözüm olabilir. Türkiye dahil 30'dan fazla ülkeyi kapsayan IP adresleri, esnek fiyatlandırma ve kullanıcı dostu arayüzüyle işletmelere hem esneklik hem de performans sağlar.



Sonuç:



Proxy kullanımı, sadece gizlilik değil; aynı zamanda güvenlik, verimlilik ve stratejik üstünlük sağlar. Özellikle dijital pazarlama, veri analizi ve otomasyon odaklı çalışan ekipler için doğru proxy altyapısı ile çalışmak fark yaratır.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Topkapı Sarayı’nda gece turları yaz boyunca devam edecek]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/topkapi-sarayinda-gece-turlari-yaz-boyunca-devam-edecek/</link>
        <description><![CDATA[Milli Saraylar Başkanlığı’na bağlı Topkapı Sarayı, müze olarak faaliyet göstermeye başladığı 1924’ten bu yana ikinci kez gece saatlerinde gezilebiliyor. Topkapı Sarayı, yaz mevsiminin en uzun günü olan 21 Haziran’dan itibaren akşam saatlerinde ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Tarihi, mimarisi, avluları ve eşsiz koleksiyonlarıyla Topkapı Sarayı, gece ışıkları altında bambaşka bir görünüme bürünerek ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor. […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 23 Haz 2025 10:17:54 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Milli Saraylar Başkanlığı'na bağlı Topkapı Sarayı, müze olarak faaliyet göstermeye başladığı 1924'ten bu yana ikinci kez gece saatlerinde gezilebiliyor. Topkapı Sarayı, yaz mevsiminin en uzun günü olan 21 Haziran'dan itibaren akşam saatlerinde ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.



Tarihi, mimarisi, avluları ve eşsiz koleksiyonlarıyla Topkapı Sarayı, gece ışıkları altında bambaşka bir görünüme bürünerek ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, basın mensuplarına yaptığı açıklamada geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Topkapı Sarayı'nda gece turlarına bugün itibarıyla başladıklarına değinerek, sarayın 14 Eylül'e kadar cumartesi akşamları ziyarete açık olduğunu ifade etti.



Topkapı Sarayı'nı gece de gezmek isteyenler olduğunu belirten Kocaman; "Bu konuda bizden önemli talepler vardı. Bu talepleri gerçekleştirmek istedik ve inşallah belli sayıda ziyaretçilerimizi alacağız. Topkapı Sarayı, malumunuz İstanbul'un 7 tepesinden birisidir. Bölümleri, galerileri, eserleri ziyaretçilerimiz göreceği gibi aynı zamanda İstanbul'un en yüksek mekanlarında birisi olduğu için de İstanbul'u özellikle dördüncü avluda gece görme imkanı olacaktır" dedi.







"Gündüz görülebilen yerlerin tamamını gece de görmelerini sağlayacağız"



Belli bölümlerde, özellikle Harem'in birçok bölümünde enerji kullanılmadığını aktaran Kocaman; "Buraların belli bölümlerini az da olsa aydınlatarak ziyaretçilerimize açtık. Mümkün olduğu kadar gündüz görülebilen yerlerin tamamını gece de görmelerini sağlayacağız. Ayrıca bu yıl yine alt bahçelerimiz, yani sarayın Fatih Köşkü'nde ve Mecidiye Köşkü'nün teras alanında Boğaz'ı, Haliç'i, Marmara Denizi'ni, adaları da ziyaretçilerimiz görebilecektir" şeklinde konuştu.







"Kesinlikle gece gezilmeli"



Ziyaretçilerden Sevgi Aytekin, Topkapı Sarayı'na ilk kez geldiğini dile getirerek; "Hava da çok güzel şu an. Manzaranın böyle olduğunu bilmiyordum. Çok beğendim. Gece çok daha güzel bence. Kesinlikle tavsiye ederim" dedi. Ziyaretçilerden Aynur Baran da öğrencisinden gece ziyaretlerini duyarak geldiğini anlatarak; "Bir şekilde biz de katılmak istedik. Çok güzel, her şey mükemmel planlanmış. Manevi değerler de muhteşem. O yüzden her şey çok çok memnun edici. Geniş bir tarih yelpazesi, miras gördük açıkçası. Gündüz gezdik, kesinlikle gece… Her şeyiyle çok değerli. Ama beni en çok etkileyen kutsal emanetler oldu. Şu ana kadar hiçbirini görmemiştim çünkü" diye konuştu. Ziyaretçilerden Onur Baran ise eşiyle birlikte gece turunu deneyimlediklerini belirterek; "Özellikle kutsal emanetlerin daha önce göremediğimiz kısımları görmek gerçekten mutluluk verici. Onun dışında kesinlikle gece gezilmeli. Bir taraftan kulağımda açıklamalar da geliyor. Sanki tarihi yaşıyorsunuz. Kuru kuru gezmek değil. Burada bir nevi gözünüzde canlanıyor tarih, çok hoş" sözlerini paylaştı.







Başlangıç ve bitiş noktası Bab-ı Hümayun olacak



Gün batımından sonra başlayacak ziyaretler, her cumartesi 21.00 ve 22.00 saatlerinde iki grup halinde gerçekleştirilecek. Biletler, saray gişelerinden temin edilebilecek. Ziyaretin başlangıç ve bitiş noktası Bab-ı Hümayun olacak. Saray'ın girişinde sesli rehber hizmeti sunulacak ve I. Avlu'daki kafeterya ziyaret saatlerinde açık olacak. Ziyaretlerde Kubbealtı, Silah Müzesi, Harem-i Hümayun'da Cariyeler Taşlığı, III. Murat Has Odası, Mabeyn Taşlığı ve Altın Yol, Enderun Avlusu'nda ise Mukaddes Emanetler Dairesi, Arz Odası, Fatih Köşkü ve Seferli Koğuşu gezilebilecek. Osmanlı hazinesinin en kıymetli eserlerinden Kaşıkçı Elması, Topkapı Hançeri ve Altın Taht da bu rotada görülebilecek. Köşkler bahçesi olarak anılan dördüncü avlu da ziyaret kapsamında görülebilecek. Ziyaretçiler, Havuzlu Teras’ta dolaşıp, İftariye Kameriyesi'nden İstanbul'un tarihi silüetini, Mecidiye Köşkü terasından da panoramik şehir manzarasını seyredebilecek. Topkapı Sarayı, uygulama kapsamında 14 Eylül'e kadar cumartesi günleri 21.00-23.00 saatlerinde gezilebilecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kolezyum, Mevlevi Sema Töreni’ne ev sahipliği yapacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kolezyum-mevlevi-sema-torenine-ev-sahipligi-yapacakkolezyum-mevlevi-sema-torenine-ev-sahipligi-yapacak/</link>
        <description><![CDATA[Roma’da düzenlenen “Musica in Venere” konser serisinin kapanışı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İtalya Kültür Bakanlığı’nın iş birliğiyle “Mevlevi Sema Töreni” ile yapılacak. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; Roma’nın ünlü Kolezyum’u, Anadolu’nun manevi mirasına ilk kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Musica in Venere” konser serisinin Kolezyum Arkeoloji Parkı’ndaki kapanışı, bu yıl 25 Haziran’da Mevlevi Sema Töreni […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 22 Haz 2025 21:44:40 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Roma'da düzenlenen "Musica in Venere" konser serisinin kapanışı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İtalya Kültür Bakanlığı'nın iş birliğiyle "Mevlevi Sema Töreni" ile yapılacak. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; Roma'nın ünlü Kolezyum'u, Anadolu'nun manevi mirasına ilk kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. "Musica in Venere" konser serisinin Kolezyum Arkeoloji Parkı'ndaki kapanışı, bu yıl 25 Haziran'da Mevlevi Sema Töreni ile yapılacak.



Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İtalya Kültür Bakanlığı'nın iş birliğiyle gerçekleşecek etkinlikte, 2 bin yıllık Kolezyum'da Türk Sufi Müziği ile Mevlana'nın evrensel çağrısı sunulacak. Konya Büyükşehir Belediyesi Türk Sufi Müziği ve Sema Topluluğu, 30 kişilik sanatçı kadrosuyla sahnede bulunacak. Yaklaşık bir saat sürecek sema töreninde, Mevlana'nın öğretileri sanatın diliyle aktaracak. Etkinlik, İtalya'nın önde gelen sanatçılarının yer aldığı seri içinde, ilk kez bir sema törenine yer verilmesiyle tarihe geçecek.



İTALYA'DAN TÜRKİYE'YE KÜLTÜREL KÖPRÜ



Dünyanın en çok ziyaretçi ağırlayan tarihi mekanlarından biri olan Kolezyum'daki bu etkinlik, İtalya Kültür Bakanlığı ve Kolezyum Arkeoloji Parkı'nın özel davetiyle gerçekleşecek. Türkiye'nin kültürel mirasına duyulan saygıyı ve uluslararası alandaki etkisini gözler önüne seren bu davet, çağların ötesinden gelen bir barış, sevgi ve hoşgörü mesajını Roma'nın kalbinden tüm insanlığa ulaştıracak.







GÖBEKLİTEPE SERGİSİ DE KOLEZYUM'DA YAPILMIŞTI



Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un Roma'da kapanışını yaptığı "Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi" sergisiyle yakalanan uluslararası ilginin, sema gösterisiyle daha da artması bekleniyor. Roma'daki bu kültürel buluşmaların, bu yıl "Türkiye'ye 1 milyona yakın İtalyan ziyaretçi" hedefinde de belirleyici rol oynaması amaçlanıyor.







"MİSTİSİZM: DOĞU İLE BATININ BULUŞTUĞU KÖPRÜ" SEMPOZYUMU



Roma Yunus Emre Enstitüsü'nde 24 Haziran'da düzenlenecek "Mistisizm: Doğu ile Batının Buluştuğu Köprü" sempozyumu da tasavvufun felsefi, edebi ve estetik yönlerini uzman isimlerin anlatacak. Aynı gün yine Yunus Emre Enstitüsünce açılacak "Sırra Yolculuk: Harflerin Hikmeti" sergisi ise hat sanatının incelikleriyle bu manevi anlatıya görsel bir boyut katacak. Sergide hattatlar Abdurrahim Kahya ile Seyit Ahmet Depeler'in 22 eseri sanatseverlerle buluşacak. Roma'daki etkinlikler; Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Elif Çomoğlu Ülgen ile İtalyan yetkililerin katılımıyla gerçekleşecek.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Tarih ve lezzetin buluştuğu şehir Mersin, gezginlerin uğrak noktası!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tarih-ve-lezzetin-bulustugu-sehir-mersin-gezginlerin-ugrak-noktasi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden Mersin, zengin kültürel mirası ve altın rengi kumsallarıyla yılın dört mevsiminde gezginlerin ve tatilcilerin rotasında bulunuyor. Akdeniz’de “Bereketli Hilal” üzerinde konumlanan Mersin, gerek verimli toprakları gerekse Akdeniz dünyasına açılan konumuyla tarih boyunca önemli bir yerleşim yeri ve liman kenti oldu. Aynı zamanda Doğu Akdeniz’de önemli ticaret merkezlerinden biri olan şehir, Türkiye’nin […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Paz, 22 Haz 2025 16:06:25 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Mersin, zengin kültürel mirası ve altın rengi kumsallarıyla yılın dört mevsiminde gezginlerin ve tatilcilerin rotasında bulunuyor. Akdeniz'de "Bereketli Hilal" üzerinde konumlanan Mersin, gerek verimli toprakları gerekse Akdeniz dünyasına açılan konumuyla tarih boyunca önemli bir yerleşim yeri ve liman kenti oldu.



Aynı zamanda Doğu Akdeniz'de önemli ticaret merkezlerinden biri olan şehir, Türkiye'nin biyoçeşitliliği en yüksek Kuş Cenneti'ne de ev sahipliği yapıyor. Mersin'de ziyaret edilmesi gereken tarihi noktalar arasında St. Paul Kilisesi ve Kuyusu, Alahan Manastırı, Mamure Kalesi, Kız Kalesi ve Korykos Antik Kenti, Anemurium Antik Kent, Danyal Peygamber Makamı, Aya Tekla Manastırı, Tarihi Tarsus Evleri, Kleopatra Kapısı, Soli Pompeipolis Antik Kenti, Uzuncaburç Antik Kenti, Adamkayalar, Silifke Kalesi, Yerköprü Şelalesi, Narlıkuyu, Anemurium Antik Kenti, Aynalıgöl (Gilindire) Mağarası, Cennet Cehennem Mağaraları ve Kanlı Divane yer alıyor. Tarih boyunca farklı uygarlıkların buluşma noktası olan Mersin'de Alahan Manastırı, St. Paul Anıt Müzesi ve Kuyusu, Mamure Kalesi ve Korykos Antik Şehri (Kız Kalesi) gibi tarihi çok eskilere dayanan yapılar, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunuyor.



ST. PAUL KİLİSESİ VE KUYUSU



İncil'de adı "Tarsuslu Paul" olarak geçen Aziz Paul'un Tarsus'ta doğup yaşadığı kabul ediliyor. St. Paul Kuyusu, Aziz Paul'un evinin avlusu olduğu düşünülen alanda yer alıyor ve kuyunun sularının şifalı ve kutsal olduğuna inanılıyor. Burası Hristiyanlığın önemli hac merkezlerinden biri olarak biliniyor. İnşa tarihi tam olarak bilinmeyen kilise, 2001 yılında restore edilerek St. Paul Anıt Müzesi olarak ziyarete açıldı.







ALAHAN MANASTIRI VE MAMURE KALESİ



Mut'ta bulunan Alahan Manastırı'nın, Toros Dağları'nın yamacındaki mistik lokasyonuyla önemli bir hac merkezi ve Hristiyanlığın yayılması sırasında Aziz Paul ve Barnabas'ın duraklarından biri olduğu düşünülüyor. Manastır, Erken Dönem Hristiyanlık ve Doğu Roma mimarisini yansıtıyor ve yapının biri yıkılmış iki kilisesi bulunuyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Anamur'un görkemli kalelerinden Mamure Kalesi, 1500 yıllık tarihiyle ziyaretçilerini ağırlıyor.







KIZ KALESİ VE KORYKOS ANTİK KENTİ



Mersin sahil şeridinin sembolü olan Kız Kalesi, şehrin göz bebeği ve en önemli sembolik yapısı deniz kalesi olarak da biliniyor. Denizin ortasında bir adacığın üzerinde kurulan kale, bulunan yazıta göre 1199 yılında I. Leon tarafından yaptırıldı. Ünlü tarihçi Herodotos'a göre, "Korykos" isimli bir Kıbrıs prensi tarafından inşa edildi. Coğrafyacı Strabon'un aktardığına göre, burası Roma döneminde korsanlar tarafından barınak olarak kullanıldı. Tarih boyunca Seleukoslardan Osmanlı'ya çeşitli medeniyetlerin hakimiyetine giren Kız Kalesi, kıyıya yaklaşık 600 metre uzaklıkta ve 2014 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alıyor.







ANEMURİUM ANTİK KENTİ



Mersin'in Anamur ilçesinde yer alan Anemurium Antik Kenti'nin ismi, M.Ö 4. yüzyıla ait kaynaklarda geçiyor. Etimolojik olarak incelendiğinde Anemurium rüzgarlı yer anlamına geliyor. M.S 1. yüzyılda surlarla çevrilen kent, kısa süre sonra Kommagene Kralı IV. Antiochos egemenliğine girdi. Yukarı ve aşağı kent olmak üzere iki bölümden oluşan Anemurium'un dikkat çekici yapıları arasında surlar, hamamlar, tiyatro ve odeon yapıları yer alıyor.



DANYAL PEYGAMBER MAKAMI



"Makam-ı Danyal Camii" olarak bilinen yapının altında Babil Kralı Nebukadrezzar zamanında yaşamış ve Yahudileri Babil esaretinden kurtarmış bir peygamber olan Danyal Peygamber'in yattığı belirtiliyor. Bölgede ortaya çıkarılan mezar, 2014'ten bu yana Danyal Peygamber'in kabri olarak ziyarete açık.







AYA TEKLA MANASTIRI



Silifke'de bulunan Aya Tekla, Erken Hristiyanlık Dönemi'nde hac merkezi olarak kabul edildi. Hikayeye göre Tekla, St. Paul'den etkilenen bir azizeydi. Zulümden kurtulup mağarada saklanan azize, öldürülmek üzereyken bu mağarada kayboldu. Efsaneler üzerine bu mağara kutsal kabul edilerek, kiliseye dönüştürüldü.



TARİHİ TARSUS EVLERİ



Tarsus'un bazı mahallelerindeki eski Tarsus evleri, şehrin otantik dokusunun en güzel hissedilebileceği yerlerden. Burada 300'ü tescillenmiş toplamda 600 kadar eski ev bulunuyor. Ahşap ve kerpiçten yapılan evler, klasik Osmanlı mimarisi izlerini taşıyor.



ADAMKAYALAR



Şehrin en ilginç yerlerinden biri ve Mersin ilinde taş kabartmaları ile ünlü bir kanyon Adamkayalar, Toros Dağları'nın güney yamaçlarında "Olba Territorium" olarak adlandırılan bölgede yer alan Şeytan Deresi Kanyonu'nda bulunuyor. Buradaki kabartmalar; 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk, 1 dağ keçisi ve alınlık üzerinde bir Roma kartalından oluşuyor. Adamkayalar ile ilgili ayrıntılı herhangi bir bilgi olmamakla beraber kabartmalar, M.S 2. yüzyıla tarihlenmekte. Adamkayalar, 2023 yılı itibariyle oluşturulan bir trekking rotası ile ulaşılabilir oldu. Trekking rotasını yürüyecek olanlar, yanlarında bol su götürerek alanı keşfedebilir.







SİLİFKE KALESİ



Erken Tunç Dönemi'nin izlerinin görüldüğü Silifke Kalesi de Roma Dönemi'nde surlarla çevrildi. Bir süre tapınak şövalyelerinin meskeni olup, sonrasında Karamanoğulları'nın fethi ile Türk kimliğine büründü. Evliya Çelebi'nin de bir dönem caddelerinde ve sokaklarında gezdiği kale, birçok seyyahın da uğrak noktası. Silifke Kalesi'nden gün doğumu ve batımı izlenebilir.



NARLIKUYU



Orta Çağ'da "Porto Calamie" olarak bilinen Narlıkuyu'da M.S 4. yüzyılda yapılmış bir hamam bulunuyor. Hamamdan geriye yalnızca su yalağı ve taban mozaikleri kaldı. Narlıkuyu Mozaik Müzesi de bu mozaiği korumak amacıyla kuruldu. Şehir merkezinden 65 kilometre uzaklıkta bulunan Narlıkuyu yeraltı suları denizle buluşuyor. Burada bulunan Kızlar Hamamı Koyu da en sık tercih edilen koylardan biri.







CENNET CEHENNEM OBRUKLARI



Mersin'de çok sayıda mağara ve obruk bulunuyor. Silifke'deki Cennet Cehennem Obrukları, milyonlarca yıl önce oluşmuş ve sırasıyla 70 ve 128 metre derinliğinde. Cennet Çukuru 450 basamak inilerek ziyaret edilebilse de Cehennem Çukuru'na yalnızca dağcılık malzemeleri kullanılarak ulaşılabiliyor. Aksi takdirde, Cehennem Obruğu gözlem terasından görülebilir.



KANLIDİVANE ANTİK KENTİ



Antik çağlarda "Kanytellis" adıyla bilinen Kanlıdivane de Olba Hanedanı'nın yerleşimlerinden biri. Mersin'in Erdemli ilçesinde bulunan kent, antik dönem zeytinyağı üretim merkezi olarak öne çıkıyor.



MERSİN MUTFAĞI



Akdeniz'in bereketli topraklarında kök salan Mersin mutfağı ise hem yöresel lezzetleri hem de kültürel çeşitliliğiyle damaklarda iz bırakıyor. Mersin mutfağında öne çıkan lezzetler arasında, kentin simgesi haline gelen tantuni, Ramazan aylarının vazgeçilmezi kerebiç, havuçla yapılan özgün bir tatlı olan cezerye ve doğal üretimiyle bilinen Silifke yoğurdu yer alıyor.



Mersin'in ilçesi Tarsus'a FIJET tarafından Golden Apple Ödülü verilmişti.



TOURMAG Turizm Dergisi, Tarsus'u kapak konusu yaparak bölgenin yakın gelecekte kazanacağı turizm potansyelini işledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Bodrum Art Fair includes jewellery]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/bodrum-art-fair-includes-jewellery/</link>
        <description><![CDATA[The first edition of this year’s Bodrum Art Fair (IAAF Bodrum) starts on July 2nd. The fair, which will open its doors at the Herodot Culture Center, will host its visitors until July 6, 2025. Ambitious examples of jewellery designs will also take place at the fair this year. Muna Mohamed Aljuraishi, who was among […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Cts, 21 Haz 2025 18:07:22 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[The first edition of this year's Bodrum Art Fair (IAAF Bodrum) starts on July 2nd. The fair, which will open its doors at the Herodot Culture Center, will host its visitors until July 6, 2025. 



Ambitious examples of jewellery designs will also take place at the fair this year. Muna Mohamed Aljuraishi, who was among the participants of the Izmir Art and Antiques Fair (IAAF Izmir) held last May, will exhibit her summer collection called “Summer Breeze” at the Bodrum Art Fair 2025.







CALLIGRAPHY & ORNAMENTATION ARTIST MUNA



Muna Mohamed Aljuraishi, who lives in the United Arab Emirates-Sharjah, is also an ornamentation & calligraphy artist. Aljuraishi will exhibit her art works which she will bring with her at the Bodrum Art Fair. (@muna_aljuraishi  @kuwashii.jewellery  @alderishah.arts) deneme bonusu]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[“Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri” için başvurular başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/tarihe-saygi-yerel-koruma-odulleri-icin-basvurular-basladi/</link>
        <description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentteki tarihi yapıların korunması ve onarılmasını teşvik etmek, ayrıca kentsel ve yerel bilinç oluşturmak amacıyla düzenlediği “Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri” için başvuruları almaya başladı. Son başvuru tarihi, 3 Ekim 2025 olarak duyuruldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ve İzmir’de kültür mirasına duyarlılığın simgesi haline gelen Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri için başvurular […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Cts, 21 Haz 2025 16:12:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentteki tarihi yapıların korunması ve onarılmasını teşvik etmek, ayrıca kentsel ve yerel bilinç oluşturmak amacıyla düzenlediği "Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri" için başvuruları almaya başladı. Son başvuru tarihi, 3 Ekim 2025 olarak duyuruldu.



İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ve İzmir'de kültür mirasına duyarlılığın simgesi haline gelen Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri için başvurular başladı. Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri, bu yıl 21. kez sahiplerini bulacak. Tarihi mirasa sahip çıkan, koruyarak yaşatan ve bu alanda katkısı, emeği bulunan İzmir ile ilgili tüm çalışmalara açık yarışma için; “Tarihi Yapıda Yaşam”, “Tarihi Mekânda Geleneksel Zanaatların Yaşatılması", “Basit Onarım”, “Esaslı Onarım”, “Emek”, “Tarihi Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Dalında Katkı” ve “Tarihine Sahip Çıkan Eğitim Projelerinin Onurlandırılması” kategorilerinde başvurular kabul edilecek.



SONUÇLAR 27 EKİM’DE AÇIKLANACAK



Başvurular, 3 Ekim 2025 Cuma günü mesai bitimine kadar yapılabilecek. İzmir il sınırları içinden yapılacak tüm başvurular değerlendirmeye alınacak. Adaylar bireysel olarak başvuru yapabileceği gibi, başkaları adına da aday gösterebilecek. Katılımcılar https://www.tarihesaygi.com/ web sitesi üzerinden elektronik ortamda başvuruda bulunacak. Sonuçlar, 27 Ekim 2025 tarihinde yarışmanın internet sitesi üzerinden açıklanacak. fiorantatours.com







BENZER BİR ÖRNEĞİ YOK



Hatırlanacağı gibi yerel ölçekte benzer bir örneği bulunmayan program, sadece İzmir’de değil, Türkiye ve dünyada da büyük bir ilgi ve saygı görüyor. İzmirlilerin tarihi değerlere duyarlılığının simgesi olan Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri, 2021 Yılında Europa Nostra Ödülleri’nden "Eğitim, Öğretim ve Bilinçlendirme Dalında" jüri özel mansiyonu ile onurlandırılmıştı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Muğla koyları koruma altında]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mugla-koylari-koruma-altinda/</link>
        <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin en uzun kıyı şeridine sahip ilinde denizlerin korunması için çalışmalarını sürdürüyor. Gökova Körfezi ile Göcek-Dalaman koylarında 8 atık alım teknesiyle teknelerden atık yağ, sintine, pis su ve katı atık toplayarak çevre kirliliğini önlüyor. Kaptan Ender Hürriyetoğlu; “Çöplerimizin toplanması hem bizim için kolaylık hem de denizlerin korunması için çok değerli. Belediye ekipleri […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 21 Haz 2025 16:12:01 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin en uzun kıyı şeridine sahip ilinde denizlerin korunması için çalışmalarını sürdürüyor. Gökova Körfezi ile Göcek-Dalaman koylarında 8 atık alım teknesiyle teknelerden atık yağ, sintine, pis su ve katı atık toplayarak çevre kirliliğini önlüyor.



Kaptan Ender Hürriyetoğlu; “Çöplerimizin toplanması hem bizim için kolaylık hem de denizlerin korunması için çok değerli. Belediye ekipleri her zaman yanımızda” dedi. Yat işletmecisi Barhan Kaptan ise, “Büyükşehir, denizlerimizi koruyor ve turizme destek oluyor. Bu hizmetten çok memnunuz” şeklinde konuştu. deneme bonusu veren siteler







13 BİN TEKNEYE HİZMET, TONLARCA ATIK TOPLANDI



Çevre Mühendisi İkbal Ören; “2025 yaz sezonuna hazırız. Geçtiğimiz yıl 13 bine yakın tekneye hizmet verdik, 7 bin 500 ton pis su, 14 ton sintine, 6 ton atık yağ ve 650 ton katı atığı topladık. Mavi denizlerimizi korumak için özveriyle çalışıyoruz” dedi.







BAŞKAN ARAS: GELECEK NESİLLERE TEMİZ DENİZLER BIRAKACAĞIZ



Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras; “Muğla’nın eşsiz koylarını korumak için çevre dostu ve sürdürülebilir projelerle çalışıyoruz. 8 atık alım teknemizle deniz kirliliğini önlüyoruz. Bu güzellikleri gelecek nesillere aktarmak görevimiz” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Saray mutfağı ve Edirne yöresel yemekleri, modern dokunuşlarla geleceğe taşınıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/saray-mutfagi-ve-edirne-yoresel-yemekleri-modern-dokunuslarla-gelecege-tasiniyor/</link>
        <description><![CDATA[Edirne Gastronomi Akademisi’nde yapılan atölye çalışmalarında modern dokunuşlarla harmanlanan Osmanlı saray mutfağı ve kentin asırlık yemekleri geleceğe taşınıyor. Edirne Valiliği öncülüğünde, Trakya Gastronomi Aşçılar Derneği iş birliğiyle Karaağaç Mahallesi’nde restore edilen tarihi okul binasında hayata geçirilen akademi, Osmanlı saray mutfağı ile Edirne’nin geleneksel yemek kültürünü bugünün mutfak anlayışıyla buluşturuyor. Profesyonel şef adaylarının yanı sıra ev […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gastronomi]]></category>
        <pubDate>Cts, 21 Haz 2025 15:52:03 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Edirne Gastronomi Akademisi'nde yapılan atölye çalışmalarında modern dokunuşlarla harmanlanan Osmanlı saray mutfağı ve kentin asırlık yemekleri geleceğe taşınıyor. Edirne Valiliği öncülüğünde, Trakya Gastronomi Aşçılar Derneği iş birliğiyle Karaağaç Mahallesi’nde restore edilen tarihi okul binasında hayata geçirilen akademi, Osmanlı saray mutfağı ile Edirne'nin geleneksel yemek kültürünü bugünün mutfak anlayışıyla buluşturuyor. 



Profesyonel şef adaylarının yanı sıra ev hanımları ve gastronomi meraklılarına yönelik amatör eğitim programlarının düzenlendiği akademide, Edirne mutfak kültürünün geliştirilmesine yönelik atölye çalışmaları ve AR-GE faaliyetleri yürütülüyor. Bu kapsamda, tarihi kaynaklar ve arşiv belgelerinde yer alan geleneksel yemek tarifleri gün yüzüne çıkartılıp modern dokunuşlar ve güncel eklemelerle mutfak kültürüne kazandırılıyor. Modern mutfak teknikleriyle harmanlanan bu tarifler, hem özgünlüklerini koruyor hem de güncel lezzet trendlerine uyum sağlıyor. Yapımı uzun zaman gerektiren geleneksel yemekler, yeni pişirme yöntemleri ve küçük dokunuşlarla pratik hale getirilerek menülerde yer buluyor. Edirne Gastronomi Akademisi, bu yenilikçi yaklaşımıyla hem yerel mutfak kültürünü yaşatıyor hem de geleceğe taşıyor.



"HEDEF, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ SAĞLAMAK"



Trakya Gastronomi Aşçılar Derneği Başkanı İsmail Ergin, konu ile ilgili yaptığı açıklamada kentin zengin gastronomi mirasını yeniden canlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Bölgenin köklü mutfak kültürünü geleceğe taşıdıklarını belirten Ergin; "Amacımız, unutulmaya yüz tutmuş yemekleri gün yüzüne çıkartarak sürdürülebilirliğini sağlamak. Osmanlı saray mutfağı ve Edirne yemeklerini modern dokunuşlarla günümüz mutfaklarına taşımayı hedefliyoruz. Burada bilinçli öğrenciler ve genç şefler yetiştirmek için çalışıyoruz" dedi. ilbet







"Unutulmuş yemekleri gastronomi kültürüne kazandırıyoruz"



Başkan İsmail Ergin, geleneksel lezzetlere özgünlüğünü kaybetmeyecek şekilde ilave dokunuşlar yaptıklarını ifade etti. Asırlar önce yemek masalarını lezzetlerinden yemeklerde kullanılan pişirme teknikleri, et seçimi ve baharat tercihlerinde bazı değişiklikler yaptıklarını anlatan Ergin, şunları kaydetti: "Örneğin, saray mutfağında tercih edilen yemeklerden yahniyi yeniden yorumladık. Artık yahnini adını bile duymak çok zor ama yaptığımız çalışmayla bu yemeği günümüzdeki hızlı mutfaklara uygun hale getirdik. Bir tencere yemeği olan yahninin pişirilmesi saatler alır. Biz, kuzu eti yerine kolay pişirilebilen dana eti kullanıp, günümüz modern malzemeleriyle tava yemeği haline getirdik. Hızlı mutfaklarda müşterinin önüne 15 dakikada çıkacak hale getirdik. Osmanlı döneminde çok sevilen arpa suyunda kestaneli dana yahniyi menülere katmış olduk. Unutulmuş bu tarz yemekleri sürdürülebilir kılarak gastronomi kültürüne kazandırıyoruz."







"GELECEĞİN ŞEFLERİNİ YETİŞTİRİYORUZ"



Ergin, geleneksel ve modern mutfak kültürünü harmanladıkları akademide geleceğin şeflerini yetiştirdiklerini dile getirdi. Akademide eğitim alan gastronomi öğrencisi Umut Savaş da mesleğin inceliklerini öğrendiklerini söyledi. Savaş, usta şeflerden aldıkları eğitimle kendilerini geliştirdiklerini aktararak; "Edirne'nin zengin bir yemek kültürü var. Günümüz anlayışıyla yorumlanan yemekleri öğreniyoruz ve biz de bu kültürü geleceğe aktaracağız" diye konuştu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Türkiye sağlıkta küresel merkez olma yolunda]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/turkiye-saglikta-kuresel-merkez-olma-yolunda/</link>
        <description><![CDATA[Ticaret Bakanlığı, sağlık turizmi alanında Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmek amacıyla yeni teşvik ve destek programlarını devreye alıyor. 2012-2024 yılları arasında sağlık turisti sayısı 6 kat artarak 1,5 milyona, sağlık turizmi ihracatı ise 4 kat artarak 3 milyar dolara yükseldi. Ticaret Bakanlığı, sağlık turizmi sektörünü güçlendirme hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. “Heal in Türkiye” (healinturkiye.gov.tr) […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Haz 2025 14:46:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ticaret Bakanlığı, sağlık turizmi alanında Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmek amacıyla yeni teşvik ve destek programlarını devreye alıyor.

2012-2024 yılları arasında sağlık turisti sayısı 6 kat artarak 1,5 milyona, sağlık turizmi ihracatı ise 4 kat artarak 3 milyar dolara yükseldi. Ticaret Bakanlığı, sağlık turizmi sektörünü güçlendirme hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. “Heal in Türkiye” (healinturkiye.gov.tr) web portalı, Türkiye’nin sağlık turizmi markasını tanıtarak sektörü küresel ölçekte görünür kılıyor. Portalda halihazırda 201 sağlık kuruluşu yer alıyor ve yeni başvurular hızla artıyor.

YENİ TEŞVİK: İLAVE 10 PUAN DESTEK

1 Haziran 2025’ten itibaren “Heal in Türkiye” portalına üye sağlık kuruluşları ve aracı kurumlar, reklam, tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinde ek 10 puan destek alacak. Bu kapsamda, hedef ülkeler dışındaki faaliyetlerde destek oranı yüzde 60’tan yüzde 70’e, hedef ülkelerde ise yüzde 70’ten yüzde 80’e yükselecek. ilbet

12 YILDA BİN 701 FİRMA DESTEKLENDİ

Ticaret Bakanlığı’nın 2012-2024 yılları arasında sağladığı desteklerle 1701 firma sağlık turizmi ihracat teşviklerinden yararlandı. Markalaşma ve TURQUALITY® Programı kapsamında 15 sağlık turizmi markası desteklenirken, 2024’te 213 fuar ve 15 sektörel alım ile ticaret heyeti programı Bakanlık tarafından desteklendi. Ayrıca, 5 Hizmet Sektörü Rekabet Gücünün Artırılması (HİSER) projesi devam ediyor. Türkiye, Joint Commission International (JCI) akreditasyonuna sahip 41 sağlık kuruluşuyla dünyada 6. sırada yer alıyor. Ticaret Bakanlığı, sektör paydaşlarıyla iş birliğini sürdürerek Türkiye’nin küresel sağlık turizmi pazarındaki payını ve katma değerini artırmayı hedefliyor.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Trabzon Büyükşehir’den turistlere rehberlik edecek yeni hizmet]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/trabzon-buyuksehirden-turistlere-rehberlik-edecek-yeni-hizmet/</link>
        <description><![CDATA[Trabzon Büyükşehir Belediyesi, kentin turizm altyapısını güçlendirmeye yönelik önemli bir projeyi daha hayata geçirdi. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ile Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında, şehir genelinde 71 farklı noktaya turizm destinasyonlarına ulaşımı kolaylaştıracak Türkçe ve İngilizce yazılı yönlendirme levhaları yerleştirildi. Tarihi ve kültürel miras alanları, doğal güzellikler ve öne çıkan ziyaret […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Haz 2025 14:46:06 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Trabzon Büyükşehir Belediyesi, kentin turizm altyapısını güçlendirmeye yönelik önemli bir projeyi daha hayata geçirdi. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ile Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında, şehir genelinde 71 farklı noktaya turizm destinasyonlarına ulaşımı kolaylaştıracak Türkçe ve İngilizce yazılı yönlendirme levhaları yerleştirildi. Tarihi ve kültürel miras alanları, doğal güzellikler ve öne çıkan ziyaret noktalarının daha kolay bulunabilir hale gelmesini amaçlayan proje, özellikle yerli ve yabancı turistlerin şehir içindeki yön bulma süreçlerini kolaylaştıracak. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Trabzon’umuz tarih, doğa ve kültür zenginliği bakımından eşsiz bir şehir. Bu zenginliğin daha görünür hale gelmesi ve turizm hareketliliğinin sağlıklı bir şekilde yönlendirilmesi adına önemli bir çalışmayı tamamladık. 71 farklı noktaya yerleştirilen Türkçe ve İngilizce yazılı yönlendirme tabelalarıyla, şehrimize gelen misafirlerimizin destinasyonlara kolaylıkla ulaşmasını hedefliyoruz.” ]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[İstanbul, 2026 ITS Avrupa Kongresi’ne ev sahipliği yapacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/istanbul-2026-its-avrupa-kongresine-ev-sahipligi-yapacak/</link>
        <description><![CDATA[İstanbul, 27-29 Nisan 2026 tarihlerinde Avrupa’nın önde gelen teknoloji ve ulaşım etkinliği ERTICO ITS Avrupa Kongresi’ne ev sahipliği yapacak. İstanbul, 2026’da “İnovasyona Köprü Olmak: Entegre, Güvenli ve Kesintisiz Mobilite” temasıyla düzenlenecek ERTICO ITS Avrupa Kongresi’ne hazırlanıyor. İBB’nin liderliğinde ve İSBAK AŞ’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek etkinliğin tanıtım toplantısı, 18 Haziran 2025’te Artİstanbul Feshane’de düzenlendi. Toplantıya yerli […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Haz 2025 14:46:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İstanbul, 27-29 Nisan 2026 tarihlerinde Avrupa’nın önde gelen teknoloji ve ulaşım etkinliği ERTICO ITS Avrupa Kongresi’ne ev sahipliği yapacak.



İstanbul, 2026’da “İnovasyona Köprü Olmak: Entegre, Güvenli ve Kesintisiz Mobilite” temasıyla düzenlenecek ERTICO ITS Avrupa Kongresi’ne hazırlanıyor. İBB’nin liderliğinde ve İSBAK AŞ’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek etkinliğin tanıtım toplantısı, 18 Haziran 2025’te Artİstanbul Feshane’de düzenlendi. Toplantıya yerli ve yabancı sektör temsilcileri katılırken; ERTICO CEO’su Joost Vantomme, İSBAK Genel Müdür Vekili Erdem Samut ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan konuşma yaptı.



“İSTANBUL’UN KÜRESEL ROLÜ PEKİŞECEK”



İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, konuşmasına İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını ileterek başladı. “İstanbul, tarihte ulaşım sistemlerine öncülük etmiş bir kent. Tünel Metrosu, dünyanın en eski ikinci metrosu olarak hazinemizdir” diyen Aslan, 2022’den beri ERTICO ile sürdürülen iş birliğinin İstanbul’u akıllı şehir haline getirme hedefini desteklediğini belirtti. Aslan; “Bu kongre, İstanbul’un dünyaya tanıtımına katkı sağlayacak, yatırım fırsatları yaratacak ve uluslararası diplomaside stratejik rolünü güçlendirecek. ITS Avrupa Kongresi İstanbul’a hayırlı olsun” dedi.







İŞ BİRLİĞİ RESMİYET KAZANDI



Tanıtım toplantısının ardından ERTICO ve İSBAK AŞ arasında iş birliği protokolü imzalandı. Bu imza, İstanbul’un 2026 kongresine ev sahipliğini resmiyete kavuştururken, kentin akıllı ulaşım sistemlerindeki vizyonunu vurguladı. 27-29 Nisan 2026’da İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek kongre, düşünce liderleri, girişimciler, kamu yöneticileri ve uzmanları bir araya getirecek. Akıllı ulaşım teknolojilerinin sergileneceği etkinlik, İstanbul’un kültürel mirası ve girişimcilik ekosistemini de tanıtacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Underwater excavations resume at the Serçe Harbor Shipwreck Site]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/underwater-excavations-resume-at-the-serce-harbor-shipwreck-site/</link>
        <description><![CDATA[Underwater excavation and documentation work has resumed at the Hellenistic-era shipwreck located in Serçe Harbor, a historically significant safe haven for ships in ancient times, situated in the Marmaris district of Muğla, Turkey. The project, officially titled “Serçe Harbor Hellenistic Shipwreck Underwater Excavation and Documentation Works,” is being conducted under the supervision of the Bodrum […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Haz 2025 13:42:58 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Underwater excavation and documentation work has resumed at the Hellenistic-era shipwreck located in Serçe Harbor, a historically significant safe haven for ships in ancient times, situated in the Marmaris district of Muğla, Turkey. The project, officially titled “Serçe Harbor Hellenistic Shipwreck Underwater Excavation and Documentation Works,” is being conducted under the supervision of the Bodrum Museum of Underwater Archaeology, with permission from the Turkish Ministry of Culture and Tourism. The scientific advisor for the excavations is Dr. Orkan Köyağasıoğlu from the Institute of Nautical Archaeology.



First discovered in 1973 by Mehmet Aşkın, a sponge diver from Bozburun, and later documented by the Institute of Nautical Archaeology, the site was partially excavated between 1978 and 1980, but the work was left incomplete. Thanks to support from the Marmaris Chamber of Commerce, the excavation efforts have now resumed. Located at a depth of 33 to 37 meters, the shipwreck is dated to around 280–275 BCE. It offers valuable insights into shipbuilding and maritime technology of the Hellenistic period.



During last year's campaign, a number of Knidian amphorae of varying sizes were uncovered, along with ceramic artifacts that show similarities to those from Southern Anatolia, Palestine, and Egypt. The 2025 season, set to continue through mid-September, aims to remove the thick layer of sand covering the wreck and to clearly reveal its outer contours.







FIrst and Only Vessel ClassIfIed as an "ArchaeologIcal Research ShIp"



In a written statement by the Marmaris Chamber of Commerce, it was noted that all artifacts are being thoroughly analyzed thanks to the advanced technological infrastructure established for the project. The statement emphasized: “The excavations are being carried out using Virazon II, the world’s first and only vessel classified as an ‘Archaeological Research Ship,’ which was entirely designed by Turkish engineers.” The statement also underlined the significance of the project in highlighting the strategic importance of the region in antiquity and extended thanks to the project's scientific director, Dr. Köyağasıoğlu, and his team for their efforts.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Serçe Limanı Batığı su altı kazıları yeniden başladı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/serce-limani-batigi-su-alti-kazilari-yeniden-basladi/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Marmaris ilçesinde antik çağda gemiler için önemli bir sığınak olan Serçe Limanı ‘ndaki Helenistik Dönem Batığı’nda su altı kazı ve belgeleme çalışmaları yeniden başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi başkanlığında yürütülen “Serçe Limanı Helenistik Dönem Batığı Su Altı Kazı ve Belgeleme Çalışmaları”, Sualtı Arkeoloji Enstitüsü’nden Dr. Orkan Köyağasıoğlu’nun bilimsel danışmanlığında […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Haz 2025 13:27:07 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Marmaris ilçesinde antik çağda gemiler için önemli bir sığınak olan Serçe Limanı 'ndaki Helenistik Dönem Batığı'nda su altı kazı ve belgeleme çalışmaları yeniden başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi başkanlığında yürütülen "Serçe Limanı Helenistik Dönem Batığı Su Altı Kazı ve Belgeleme Çalışmaları", Sualtı Arkeoloji Enstitüsü'nden Dr. Orkan Köyağasıoğlu'nun bilimsel danışmanlığında sürdürülüyor.



1973 yılında Bozburunlu süngerci Mehmet Aşkın tarafından keşfedilerek Sualtı Arkeoloji Enstitüsü tarafından raporlanan ve 1978-80 yılları arasında yürütülen ancak tamamlanamayan kazı çalışmaları, Marmaris Ticaret Odası'nın destekleriyle yeniden yürütülüyor. 33-37 metre derinlikte bulunan ve M.Ö 280-275 yıllarına tarihlenen Serçe Limanı Helenistik Dönem Batığı, dönemin gemi yapımı ve denizcilik teknolojisi hakkında da önemli ipuçları sunuyor.



Geçen yıl gerçekleştirilen kazılarda farklı boyutlardaki Knidos amforaları ve Güney Anadolu, Filistin ve Mısır bölgeleriyle benzerlik gösteren seramik buluntular ortaya çıkarıldı. Eylül ayı ortasına kadar devam edecek 2025 yılı kazı çalışmalarında, batığın üzerini örten kalın kum tabakasının kaldırılması ve dış hatlarının net biçimde ortaya çıkarılması hedefleniyor.







"Arkeolojik Araştırma Gemisi" klasına sahip ilk ve tek gemi 



Marmaris Ticaret Odası'ndan yapılan yazılı açıklamada, kurulan teknolojik altyapı sayesinde tüm buluntuların detaylı şekilde analiz edildiği belirtildi. Açıklamada; "Kazılar, dünyanın 'Arkeolojik Araştırma Gemisi' klasına sahip ilk ve tek gemisi olan ve tamamen Türk mühendisler tarafından tasarlanan 'Virazon II' ile gerçekleştiriliyor" ifadelerine yer verildi. Çalışmaların, bölgenin antik çağdaki stratejik önemini ortaya koyması açısından büyük değer taşıdığına dikkati çekilen açıklamada, çalışmaları yürüten projenin bilimsel başkanı Köyağasıoğlu ve ekibine teşekkür edildi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kedrai Antik Kenti’nde 2025 kazıları başlıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kedrai-antik-kentinde-2025-kazilari-basliyor/</link>
        <description><![CDATA[Muğla’nın Marmaris ilçesinin Çamlı Mahallesi’nden teknelerle ulaşım sağlanan Sedir Adası’ndaki Kedrai Antik Kenti’nde, 2025 yılı kazı çalışmaları 23 Haziran’da başlayacak. Cumhurbaşkanlığı kararnameli kazı statüsünde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca hayata geçirilen Geleceğe Miras Projesi tarafından desteklenen kazılar kapsamındaki Kedrai Antik Kenti’ndeki 2025 yılı kazı çalışmaları, Marmaris Ticaret Odası (MTO) sponsorluğunda 23 Haziran’da start alacak. Muğla Sıtkı […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cum, 20 Haz 2025 13:12:11 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla'nın Marmaris ilçesinin Çamlı Mahallesi'nden teknelerle ulaşım sağlanan Sedir Adası'ndaki Kedrai Antik Kenti'nde, 2025 yılı kazı çalışmaları 23 Haziran'da başlayacak.



Cumhurbaşkanlığı kararnameli kazı statüsünde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca hayata geçirilen Geleceğe Miras Projesi tarafından desteklenen kazılar kapsamındaki Kedrai Antik Kenti'ndeki 2025 yılı kazı çalışmaları, Marmaris Ticaret Odası (MTO) sponsorluğunda 23 Haziran'da start alacak. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sevilay Zeynep Yıldız başkanlığında, antik kentte kazı, çevre düzenleme, koruma ve konservasyon çalışmaları yürütülecek.



Marmaris Ticaret Odası'ndan yapılan yazılı açıklamada, geçen yıl başlatılan tiyatro geç dönem yapı kompleksi ve doğu tepesi alanındaki kazıların bu yıl da derinleşerek devam edeceği belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bu yıl büyük bazilika alanında da yeni arkeolojik araştırmalara başlanarak, kentin yapısı daha çok ortaya çıkacak. Bir zamanlar sadece Kleopatra Plajı'yla tanınan Sedir Adası, artık sürdürülebilir tarihi ve doğal miras alanı kimliğiyle Marmaris'in kültür vizyonuna yön verecek."]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[A country where happiness is a way of life: Moldova]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/a-country-where-happiness-is-a-way-of-life-moldova/</link>
        <description><![CDATA[Throughout history, Moldova — a small country neighboring Ukraine and Romania with a surface area of just 33,800 km², smaller than Turkey’s Konya province — has had to live under the rule of various tribes and nations. For travelers, 3 to 4 days are sufficient to explore the entire country from end to end. Naturally, […]]]></description>
        <category><![CDATA[ENGLISH & FRENCH NEWS]]></category>
        <pubDate>Per, 19 Haz 2025 13:26:28 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Throughout history, Moldova — a small country neighboring Ukraine and Romania with a surface area of just 33,800 km², smaller than Turkey’s Konya province — has had to live under the rule of various tribes and nations. For travelers, 3 to 4 days are sufficient to explore the entire country from end to end.



Naturally, the first stop is the capital city, Chișinău—pronounced “Kishinau” by locals—where the country’s only airport is located. A direct flight from Istanbul takes approximately 1.5 hours, while traveling by car takes around 14 hours (about 1,000 km), and by bus, roughly 22 hours. Turkish Airlines and Pegasus Airlines offer regular flights from Istanbul.



Thanks to a bilateral agreement between Turkey and Moldova, Turkish citizens do not need a visa. However, even though it’s a visa-free entry, it’s important to bring your passport along with your ID card. Border control might ask you several questions to distinguish genuine tourists from those attempting to use Moldova as a transit route into Europe from the Middle East or Asia. Having hotel reservations and a return ticket handy could be useful in such situations.



The distance between Chișinău Airport and the city center is about 13 km. You can take a taxi, a bus, or opt for a nostalgic ride on a trolleybus. English is generally sufficient for communication, and you may even encounter someone who speaks Turkish. Moldovan people are known for their warm and kind attitude toward Turks. It’s no surprise that Turkish tourists make up around 13–14% of the country's total tourism.







Chișinău has a population of around 800,000, while the entire country’s population is about 2.4 million—meaning the capital holds nearly one-third of Moldova’s population. While exploring the city, you can use taxis (prices are negotiable, much like old-style haggling in Turkey 25–30 years ago). However, the most nostalgic and entertaining means of transportation are the electric trolleybuses with double poles. Since the city is not very large and distances between sights are short, walking is also a great option, allowing for close interaction with the locals.



One aspect that will surely catch your attention is the richness of nature in Chișinău, especially compared to other European cities. Thanks to its green environment, Chișinău is often called the “Green City.” During your city tour, you’ll notice that most buildings along the broad boulevards are low-rise and horizontally built—some abandoned and likely remnants from Russian rule. Although Moldova gained independence in 1991, the atmosphere of that era still lingers.



Most historical and cultural landmarks are located in what’s known as the “Old Town.” Notable sights include the Water Tower, the Metropolitan Cathedral, the Victory Arch, Chișinău Train Station, the Stefan the Great Monument, City Museums, the Alexander Pushkin Museum, the Bell Tower, Dormition Church, Wooden Church, and Mazarache Church. There are also places of worship for all major faiths: synagogues for Jewish travelers, churches for Christians, and mosques for Muslims. Between visits, you can rest at small cafés and enjoy a variety of hot and cold beverages. Payments are accepted in Moldovan Leu, euros, US dollars, and most international credit cards.







After exploring the city center, don't miss out on visiting Moldova’s renowned wineries—home to the world’s longest wine cellars, some even listed in the Guinness Book of Records. Especially during summer, these cool underground tours provide a refreshing break and the opportunity to taste exquisite Moldovan wines in their tasting salons. Notable wineries include Castel Mimi (which also offers luxurious accommodation), Cricova Winery, and Milestii Mici.



Moldova uses two main winemaking techniques: the French and Italian methods. The French technique involves traditional, time-intensive processes using 3–4 ton oak barrels, while the Italian method employs faster, industrial processes with metal tanks. Regardless of the method, the wines are rich in flavor and are poised to take their place in the world’s premium wine markets.



Spread along the banks of the Dniester and Prut rivers, this lush country was historically called “Bogdan” by the Ottomans and “Bessarabia” by the Russians. Moldova is also home to two autonomous regions. The one particularly significant to Turks is Gagauzia, inhabited by the Gagauz Turks (also known as Gök-Oğuz), whose capital is Komrat (meaning “black horse”). Other important towns include Ceadîr-Lunga and Vulcănești.



Gagauzia is a federation covering 1,848 km² with a population of about 170,000. You’ll find no difficulty communicating here—locals speak fluent Turkish. These Christian Orthodox people will often express deep emotions when talking about their roots and Atatürk. They continue their traditional ways of life with gathering places resembling old-style Turkish coffeehouses, handlooms, dark floral-patterned carpets, and horse breeding.







If you continue traveling north along the Ukrainian border, you’ll reach the second autonomous region, known to Moldovans as “Transnistria” and to Russians as “Pridnestrovie.” A word of caution: this region has been under Russian control since the 1992 Moldova-Russia conflict. You will need your passport to enter, and be sure to keep the official entry document you receive—losing it could lead to serious issues. A special permit is required to stay longer than 45 days, but a one-day visit is usually sufficient.



Transnistria has its own flag and government, but citizens carry Russian passports. The local currency is the Transnistrian Ruble, recognized only by Russia, and international credit cards do not work here—only cash in their local currency is accepted. This socialist republic has its own police, military, and parliament. During your visit, you’ll see statues of Soviet figures, red stars, tanks, memorials, and vast Soviet-style squares and architecture—scenes rarely seen even in modern-day Russia.



Outside the city center, I recommend visiting two exceptional places. The first is Bender Fortress, located by the Dniester River. Historically called Tighina, the name Bender means “port by the river” in Persian and “marketplace” in Arabic. The site changed hands among Tatars, Moldovans, Ottomans, and Russians for centuries. It was captured by the Ottomans in 1538 and reportedly fortified by Mimar Sinan. There’s a reproduction of a historical inscription from Sultan Suleiman the Magnificent at the entrance (the original was taken by the Russians). It’s an atmospheric location to take incredible photos and reflect on Ottoman heritage.







The second place is perfect for gourmets and those interested in fishing: a sturgeon farm and caviar production facility. A visit takes about one hour, during which you’ll learn everything about sturgeon and can later purchase caviar in various sizes and prices. After this 5–6 hour excursion, you can return to Chișinău to end your trip.



We extend our sincere thanks to the Moldovan Ministry of Tourism, Mr. Sergiu Manea, Mr. Valentin Ceban, and especially our guide Ms. Elena Balatel, for introducing us to Moldova in such detail and accompanying us throughout the “Moldova Press Trip” with great hospitality.



Delal Tahsin AtamdedeFIJET Vice President]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Mutluluğu yaşam biçimi yapan ülke: Moldova]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/mutlulugu-yasam-bicimi-yapan-ulke-moldova/</link>
        <description><![CDATA[Maalesef tarih boyunca değişik kavimlerin ve milletlerin egemenliğinde yaşamak zorunda kalan, Ukrayna ve Romanya ile komşu, 33.800 kilometrekare yüzölçümüne sahip, Konya ilinin sınırlarından dahi ufak bir ülke Moldova. Gezginciler içi 3-4 gün, bütün ülkeyi boydan boya gezmek adına yeterli olacaktır. Gayet tabi ilk durak, ülkenin tek havaalanının bulunduğu ve aynı zamanda başkenti olan Kişinev. Moldova […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Per, 19 Haz 2025 13:10:35 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Maalesef tarih boyunca değişik kavimlerin ve milletlerin egemenliğinde yaşamak zorunda kalan, Ukrayna ve Romanya ile komşu, 33.800 kilometrekare yüzölçümüne sahip, Konya ilinin sınırlarından dahi ufak bir ülke Moldova. Gezginciler içi 3-4 gün, bütün ülkeyi boydan boya gezmek adına yeterli olacaktır.



Gayet tabi ilk durak, ülkenin tek havaalanının bulunduğu ve aynı zamanda başkenti olan Kişinev. Moldova halkının telaffuzu ile "Kişinau", İstanbul'dan uçak ile gidilirse 1,5 saat, otomobil ile takribi 1000 km (14 saat) ve otobüs ile 22 saat sürüyor. İstanbul’dan kalkan Türk Hava Yolları veya Pegasus Hava Yolları ile kolaylıkla ulaşılabilir. 



Türkiye ve Moldova arasındaki ikili anlaşmaya istinaden Türklerden vize talep edilmiyor. Kimliğiniz ile beraber mutlaka pasaportunuzu getirmeyi unutmayınız; her ne kadar vizesiz bir seyahat sizi beklese de gümrükte turizm amaçlı gelenler ile Orta Doğu ve Asya ülkelerinden Avrupa'ya geçmek için bir alternatif geçiş güzergahı olarak kullananları ayırt etmek amaçlı bir dizi soruya muhatap olabilirsiniz. O noktada, herhangi bir talep esnasında ibraz edebilmek adına otel rezarvasyonunuzu ve geri dönüş biletinizi hazır bulundurmanızda fayda var.



Kişinev Havaalanı ile şehir merkezi arasında takribi 13 km'lik bir mesafe söz konusu. Burada gerek taksi gerek otobüs gerekse düzenli troleybüs seferleri ile nostaljik bir seyahat yaparak hedefinize ulaşabilirsiniz. Herhangi bir konu ile ilgili soru sormak ihtiyacı duymanız halinde iletişim için İngilizce yeterli. Kaldı ki her an Türkçe konuşan birisi ile karşı karşıya gelebilirsiniz. Moldova halkı, özellikle Türklere karşı çok nazik ve sevgi dolular. Türklerin de aynı duyguları paylaştıklarından hiç şüphem yok ki ülke turizminin yüzde 13-14'lük bölümünü Türk turistler oluşturuyor.



Kişinev'in nüfusu 800.000 bin, bütün ülkenin nüfusu ise 2.400.000 kişiden oluşmakta. Yani başkent nüfusu, ülkenin nüfusunun üçte birini (1/3) oluşturuyor. Kişinev'de gezileriniz esnasında taksi kullanabilirsiniz. Taksi ile gideceğiniz yerin fiyatı, 25-30 sene evvelki bizim eski usul pazarlığa tabii. Bir başka ulaşım aracı ise (bence en eğlenceli ve nostaljik olması dolayısıyla) elektrikli, çift direkli troleybüsler. Bu çok büyük olmayan şehirde gezilecek yerlerin birbirinden çok uzak olmaması dolayısıyla yürüyüş de bir alternatif olabilir. Böylece halk ile direkt iletişim kurulup, yakınen tanıma fırsatı bulabilirsiniz.







Kişinev'in, Avrupa’daki diğer şehirlere göre tabiatının zengin olması kesinlikle dikkatinizi çekecektir. Bundan dolayı Kişinev, aynı zamanda tabiatının zenginliği sayesinde "Yeşil Şehir" olarak da adlandırılıyor. Şehir turunuz esnasında geniş bulvarların iki yanında uzanan binalar, genellikle yatay ve az katlı. Bazıları terk edilmiş ve şu an da kullanımda değiller. Bu binaların büyük olasılıkla Rus egemenliğinden kalmaları mümkün. Egemenliklerini elde ettikleri tarih 1991 olmasına rağmen, halâ o dönemden kalma bir etki ve ambiyans şehre hakim. 



Genellikle gezilecek tarihi ve kültürel mekanlar, "Eski Şehir" diye adlandırılan bölgede bulunuyor. Bunlar arasında Su Kulesi Metropolitan Katedrali, Zafer Anıtı, Kişinev Tren Garı, Büyük Stefan Anıtı, Kişinev Şehir Müzeleri, Alexander Puşkin Müzesi, Çan Kulesi, Dormition Kilisesi, Tahta Kilise ve Mazarache Kilisesi, en önemli gezilecek arasında sayılabilir. Şehir geziniz esnasında dini vecibelerinizi yerine getirebileceğiniz; Musevi gezginler için sinagog, Hristiyan gezginler için kiliseler ve Müslüman gezginler için cami mevcut. Ziyaretleriniz sonrası verebileceğin molalar için genellikle küçük kafelerde dinlenebilir ve her türlü sıcak/soğuk içeceğe ulaşabilirsiniz. Genellikle ödemeleri Moldova Leyi, euro, dolar ve uluslararası kredi kartı aracılığıyla yapabilirsiniz.



Şehir merkezindeki ziyaretlerinizi bitirdikten sonra mutlaka merkezden çok uzak olmayan, dünyanın en uzun şarap mahzenlerine sahip ve hatta bazıları Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiş şaraphaneleri gezerken, özellikle yaz sezonunda hem serinleyebilir hem de degüstasyon salonlarında doyumsuz Moldova şaraplarının lezzetine varabilirsiniz. Bu şaraphanelerden en ünlüleri; Kastel Mimi (doyumsuz şarap tadımı dışında lüks konaklama fırsatıda sunmakta), Cricova Winery, Milesti Mici örnek olarak gösterilebilir. 







Ziyaretiniz sırasında bu bahsettiğim şaraphanelerde üretim için iki usul ön plana çıkmakta, Fransız usulü ve İtalyan usulü kullanılmakta. Fransız usulü daha geleneksel, 3-4 tonluk meşe fıçıların kullanıldığı, süreçlerin daha uzun olduğu geleneksel bir yöntem iken; İtalyan usulü ile üretim yapan şaraphanelerde ise süreci kısaltmak için daha endüstriyel çözümler ve metal tanklar ile sonuca ulaşılmaya çalışılıyor. Her iki yöntemde de doyumsuz şaraplar üretiliyor. Hiç kuşkusuz ki Moldova şarapları, kısa zamanda kaliteli şarap piyasasında hak ettikleri yeri alacaktır.



Dinyester ve Prut nehirlerinin kıyılarına yayılmış bu yeşil ülke, tarihte Osmanlılar tarafından "Bogdan" ve Ruslar tarafından "Besarabya" olarak anılmıştır. Bu bölge, içerisinde iki özerk bölgeyi de barındırmakta. Özellikle biz Türkleri ilgilendiren, Gagavuz Türklerinin (Gök-Oğuz) yaşadığı, başkenti Komrat (kömür-at yani siyah at) olan Gagavuzya bulunmakta. Komrat'tan başka iki önemli şehri de Çadır-Lunga ve Valkaneş. 



Gagavuzya, 1848 kilometrekarelik yüzölçümlü ve 170.000 nüfuslu bir federasyon. Ziyaretiniz esnasında hiç zorluk çekmeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Türkçeyi mükemmel konuşan, Hristiyan Ortodoks olan bu halk, konuşmalarınız esnasında özellikle kökenleri ve Atatürk söz konusu olduğunda sizlere duygulu anlar yaşatıyor. Hâla kahvehane tarzı toplanma alanları, eski usul dokuma tezgahları, siyah ve koyu renkli, çiçek desenli kilimleri, at yetiştiricilikleri ile kökenlerinden gelen alışkanlıklarını devam ettiriyorlar.







Güneyden kuzeye doğru Ukrayna sınırı boyunca seyahatinize devam ederseniz Moldovların "Transnistria", Rusların ise "Pridnestrovie" olarak adlandırdıkları ikinci özerk bölgeye ulaşırsınız. Aman dikkat! Bu bölge, 1992 Moldova-Rus Savaşları sonrasında Rusların kontrolü altında kalmış. Bu nedenle Rus kontrolünde olup, bölgeye girişte mutlaka pasaportunuza ihtiyacınız olacaktır. Pasaport kontrolü ile birlikte geçiş esnasında size verilecek resmi geçiş dökümanını sakın kaybetmeyin, aksi takdirde çok vahim prosedürlerle karşılaşabilirsiniz. Bu bölgede 45 günden fazla kalmak için özel izninizin olması gerekiyor. Fakat inanıyorum ki bir gün, gezip görmek için yeterli olacaktır. 



Kendi bayrakları olup, pasaport olarak Rus pasaportu kullanmaktalar. Para birimleri Transdinyester Rublesi sadece burada kullanılıyor ve bu para birimi dünyada sadece Rusya tarafından tanınıyor. Ziyaretlerinizden sonra yapacağınız alışveriş için sadece Transdinyester Rublesi kullanıldığından dolayı, uluslararası kredi kartları bile işlevsiz kalıyor. Sosyalist bir cumhuriyet olan bu bölgenin kendi polisi, ordusu ve siyasi yapılanması/meclisi mevcut. Bölgeyi gezerken göreceğiniz eski Rus siyasi figürlerinin heykelleri, kızıl yıldız sembolleri, tanklar, şehitlikler, binalar ve geniş meydanlar, sizi SSCC dönemine geri götürüyor. Hatta bu görselleri günümüz Rusya'sında bile görme imkanına sahip olamayız.







Şehir merkezi dışında size mutlaka görmenizi tavsiye edeceğim iki yerden bir tanesi Bender Kalesi (eski adı Tıghina, Denyester Nehri'nin yanında). Farsça nehir kıyısındaki liman, Arapça pazar yeri/ticaret mekanı anlamını taşıyan Bender, yüzyıllar boyunca Tatarlar, Moldovalılar, Osmanlılar, Ruslar arasında el değiştirmiş, 1538'de Osmanlıların eline geçmiş ve bir rivayete göre Mimar Sinan tarafından kulelerin yapımı ve kalenin güçlendirilmesi sağlanmış. Giriş kapısının üzerinde Muhteşem Süleyman tarafından yazılmış bir kitabe (ki bu bir reprodüksiyondur, aslını Ruslar almıştır) bulunuyor. Gezerken harikulade fotoğraflar çekebileceğiniz ve atalarınızı yâd edebileceğiniz bir mekan olarak ziyaret edilebilir. 



İkinci gezilmesi tavsiye edilen yer ise özellikle gurmeler ve balıkçılıkla ilgilenen ziyaretçiler için Mersin balığı çiftliği ve havyar üretim merkezi. Ziyaret yaklaşık bir saat kadar sürmekte. Mersin balığı hakkında bütün detayları alabileceğiniz ve sonrasında havyar satış noktalarında değişik boyutta ve fiyatlarda havyar temin edebileceğiniz bir yer. 5-6 saatlik bu ziyaret ile birlikte Kişinev'e geri dönüp, seyahatinizi sonlandırabilirsiniz.



Moldova’yı bize detaylı bir şekilde tanıtıp, sevmemizi sağlayan ve "Moldova Press Trip" sürecince biz turizm gazetecilerini yalnız bırakmayan başta Moldova Turizm Bakanlığı olmak üzere, Sn. Sergiu Manea, Sn. Valentin Ceban ve bütün gruba, rehberimiz Sn. Elena Balatel'e en içten teşekkürlerimizi sunarız.



Delal Tahsin AtamdedeFIJET Vice President]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[THY, 10’uncu kez Avrupa’nın en iyisi seçildi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/thy-10uncu-kez-avrupanin-en-iyisi-secildi/</link>
        <description><![CDATA[Türk Hava Yolları (THY), 2025 Skytrax Dünya Havayolu Ödülleri’nde onuncu kez “Avrupa’nın En İyi Havayolu” ödülünü kazandı. 2025 Skytrax Dünya Havayolu Ödül Töreni, Fransa’nın başkenti Paris’teki tarihi Hava ve Uzay Müzesi’nde gerçekleşti. Törende dünya havayolu değerlendirmesinde THY; “Avrupa’nın En İyi Havayolu”, “Dünyanın En İyi Business Class İkramı” ve “Güney Avrupa’nın En İyi Havayolu” ödülleri dahil […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Çar, 18 Haz 2025 09:39:49 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türk Hava Yolları (THY), 2025 Skytrax Dünya Havayolu Ödülleri'nde onuncu kez "Avrupa'nın En İyi Havayolu" ödülünü kazandı.



2025 Skytrax Dünya Havayolu Ödül Töreni, Fransa’nın başkenti Paris’teki tarihi Hava ve Uzay Müzesi'nde gerçekleşti. Törende dünya havayolu değerlendirmesinde THY; "Avrupa'nın En İyi Havayolu", "Dünyanın En İyi Business Class İkramı" ve "Güney Avrupa'nın En İyi Havayolu" ödülleri dahil toplam 8 ödüle layık görüldü.



"ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ"



THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, ödüllerle ilgili yaptığı değerlendirmede “Değerli misafirlerimizin oylarıyla bir kez daha 'Avrupa'nın En İyi Havayolu' seçilmek, Türk Hava Yolları ailesi için büyük bir gurur kaynağı. Bu başarı ve diğer ödüller, ekip arkadaşlarımızın özverili çalışmaları ve tutkularının bir yansımasıdır. Türk misafirperverliğinin köklü geleneğinden ilham alıyoruz ve misafirlerimize ve Skytrax organizasyonuna bizlere duydukları güven ve takdirleri için içtenlikle teşekkür ediyoruz. Her geçen gün genişleyen küresel ağımızda yolcularımıza en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.







"MEMNUNİYET DUYUYORUZ"



Skytrax CEO’su Edward Plaisted ise “Türk Hava Yolları’nın 2025 Dünya Havayolu Ödülleri'nde 'Avrupa’nın En İyi Havayolu', 'Dünyanın En İyi Business Class İkram Servisi' ve 'Güney Avrupa’nın En İyi Havayolu' ödülleri de dahil olmak üzere toplam sekiz ödüle layık görülmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Türk Hava Yolları, misafirperverliğinden uçak içi ikram kalitesine kadar misafirlerin beğenisini kazanmasının yanı sıra titizlikle hazırlanmış bir hizmet sunmaya devam ediyor. Bu sonuçlar, havayolunun bölgesindeki lider konumunu ve küreseldeki istikrarlı yerini bir kez daha teyit ediyor"’ ifadelerini kullandı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Efes Selçuk genç rehberleri kültür rotasında buluşturdu]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/efes-selcuk-genc-rehberleri-kultur-rotasinda-bulusturdu/</link>
        <description><![CDATA[İlham veren kent Efes Selçuk, İzmir’in genç rehberleri ve rehber adaylarını ağırladı. İzmir Rehber Akademisi’nin talebi ve İzmir Rehberler Odası (İZRO) iş birliğiyle düzenlenen “Efes Selçuk Kültür Rotası Turu” kapsamında 40 genç rehber ve aday, kentin tarihi ve kültürel mirasını yerinde keşfetme imkânı buldu. İzmir’de Carpouza Kafe önünden başlayan turda, Selçuk Efes Kent Belleği Sorumlusu […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 17 Haz 2025 22:37:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[İlham veren kent Efes Selçuk, İzmir’in genç rehberleri ve rehber adaylarını ağırladı. İzmir Rehber Akademisi’nin talebi ve İzmir Rehberler Odası (İZRO) iş birliğiyle düzenlenen “Efes Selçuk Kültür Rotası Turu” kapsamında 40 genç rehber ve aday, kentin tarihi ve kültürel mirasını yerinde keşfetme imkânı buldu.



İzmir'de Carpouza Kafe önünden başlayan turda, Selçuk Efes Kent Belleği Sorumlusu Tarihçi Tolga Mert rehberliğinde katılımcılar Tarihi Su Kemerleri, Selçuk Tren İstasyonu, Kurtuluş Yolu Anıtı, Selçuk Efes Kent Belleği, St. Jean Kilisesi giriş kapısı, İsabey Camii, İsabey Hamamı, Artemis Tapınağı, İki Yüzlü Çeşme ile 14. yüzyıla ait cami ve medreseleri kapsayan rotayı gezerek detaylı bilgi aldı. 







HER ADIMI TARİH KOKAN BİR KENT



Selçuk Efes Kent Belleği Sorumlusu Tolga Mert, İZRO ile kurulan iş birliği sayesinde Efes Selçuk Kültür Rotası'nın daha fazla ziyaretçiye ulaşmasını hedeflediklerini belirtti. Efes'in sadece antik kentin adı olmadığını, Selçuk ile bir bütün ve her adımı tarih kokan bir kent olduğunu ifade eden Mert; "Efes Selçuk içerisinde oluşturduğumuz kültür rotasını daha fazla rehbere ve dolayısıyla daha fazla ziyaretçiye ulaştırmak amacıyla, kent belleğimize gelen bu tür talepleri memnuniyetle karşılıyoruz. Rehber adaylarına bu rotayı tanıtmak, kentin kültürel mirasının aktarımı açısından büyük önem taşıyor” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Muğla’da sanat ve kültürün iki ismi yaşatılacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/muglada-sanat-ve-kulturun-iki-ismi-yasatilacak/</link>
        <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi, aldığı bir kararla Muğla’ya değer katmış iki önemli ismi kalıcı olarak yaşatacak vefa dolu bir adım attı. Milas’ta inşası devam eden kültür merkezi, artık “T.C. Muğla Büyükşehir Belediyesi Ressam Prof. Dr. Turan Erol Kültür ve Kongre Merkezi” adıyla anılacak. Sanat camiasında derin izler bırakan ve eserleriyle pek çok kuşağa ilham veren […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Sal, 17 Haz 2025 22:30:05 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi, aldığı bir kararla Muğla’ya değer katmış iki önemli ismi kalıcı olarak yaşatacak vefa dolu bir adım attı. Milas’ta inşası devam eden kültür merkezi, artık “T.C. Muğla Büyükşehir Belediyesi Ressam Prof. Dr. Turan Erol Kültür ve Kongre Merkezi” adıyla anılacak.

Sanat camiasında derin izler bırakan ve eserleriyle pek çok kuşağa ilham veren Ressam Prof. Dr. Turan Erol’un adının bu merkezde yaşatılması, kültür ve sanat çevreleri tarafından takdirle karşılandı. Merkez tamamlandığında sanatsal etkinlikler, kongreler ve çeşitli toplantılar için önemli bir buluşma noktası olacak.

ORHAN ÇAKIR BULVARI

Meclisin aldığı bir diğer anlamlı kararla, Menteşe ilçesindeki Otogar Yolu’na merhum Belediye Başkanı Orhan Çakır’ın adı verildi. Kent yönetiminde önemli hizmetlere imza atan Orhan Çakır’ın isminin bu önemli yolda yaşatılması, hem ailesi hem de Muğla halkı için büyük bir onur kaynağı oldu. 1989–1999 yılları arasında Muğla Belediye Başkanlığı görevini yürüten Orhan Çakır, görev süresi boyunca kent kimliğine katkı sağlayan birçok projeye öncülük etmişti.

BAŞKAN ARAS: BU TOPRAKLARA DEĞER KATAN İSİMLERİ YENİ NESİLLERE TANITMALIYIZ

Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, alınan bu kararların yalnızca isim vermekten ibaret olmadığını, aynı zamanda geçmişe duyulan saygının ve geleceğe bırakılan güçlü bir vefa mesajının göstergesi olduğunu vurgulayarak “Muğla’mıza değer katan isimleri unutmamak, onları gelecek nesillere tanıtmak bizim en temel sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk anlayışıyla daha önce yaptığımız spor merkezine Erman Şahin ismini vermiştik. Şimdi ise Milas’ta inşa ettiğimiz kültür merkezine Ressam Prof. Dr. Turan Erol, kısa sürede tamamlayıp hizmete açtığımız Menteşe Otogar Yolu’na ise Orhan Çakır ismini veriyoruz. Kentimize önemli hizmetlerde bulunan kişilerin hafızalarda canlı kalmasını sağlıyor ve bu isimleri kent belleğine silinmez biçimde işliyoruz.” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Raylarda 8 milyon kişiye daha hızlı tren konforu geliyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/raylarda-8-milyon-kisiye-daha-hizli-tren-konforu-geliyor/</link>
        <description><![CDATA[Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Demiryolu Projesi kapsamında Delice-Çorum etabının temel atma töreni yapıldı. Bu hat, kuzey-güney yönlü hızlı demiryolu koridorunun kritik bir parçası olacak ve yaklaşık 8 milyon kişi hızlı tren konforundan doğrudan faydalanabilecek.]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Sal, 17 Haz 2025 22:22:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Demiryolu Projesi kapsamında 120 kilometrelik Delice-Çorum etabının resmi temel atma törenini gerçekleştirdi. Bakan Uraloğlu, projenin sadece bölgesel değil, ulusal ölçekte stratejik bir hat olduğunu vurgulayarak doğudan batıya, kuzeyden güneye bağlayan demiryolu omurgasını güçlendirmeye devam ettiklerini söyledi.

Kırıkkale-Çorum-Merzifon-Samsun güzergahında inşa edilecek demiryolu projesi kapsamında hayata geçirecekleri 120 kilometrelik Delice-Çorum etabının Karadeniz’in, İç Anadolu’ya ve Akdeniz limanlarına hızlı tren hatlarıyla bağlanmasında önemli rol oynayacağını ifade eden Bakan Uraloğlu; Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun Hızlı Demiryolu Projesi’nin, Samsun-Sarp Hızlı Demiryolu Projesi ile entegre olacağını da kaydetti.

Bakan Uraloğlu, hattın Samsun-Çorum-Delice-Kırşehir-Aksaray-Ulukışla-Yenice üzerinden Mersin Limanı’na kadar uzanacak olan kuzey-güney hızlı demiryolu koridorunun önemli bir halkasını teşkil ettiğini belirterek; “Karadeniz ile Akdeniz arasında yüksek kapasiteli, hızlı ve çevreci bir taşımacılık ağı oluşturuyoruz. Bu ağ kapsamında Artvin’den itibaren, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Amasya ve Çorum illerimiz Ankara merkezli ulusal hızlı demiryolu ağımıza dahil olacak. Hattın devamında Kırşehir, Aksaray, Niğde ve Mersin de bu ağa dahil olacak ve böylece yaklaşık 8 milyon kişi daha doğrudan hızlı tren konforuna kavuşacak" diye konuştu.

KIRIKKALE-ÇORUM ARASINA 26 KÖPRÜ VE VİYADÜK İNŞA EDİLECEK

Saatte 200 kilometre hıza uygun tasarlanan Delice-Çorum arasındaki 120 kilometrelik bölümde 8 delme tünel, 26 köprü ve viyadük, 16 üstgeçit ve 84 altgeçit yer alacağını belirten Bakan Uraloğlu, ayrıca Alacahöyük’te bir sayding inşa edileceğini belirtti. Hat kapsamında Delice Yolcu ve Yük İstasyonu, Sungurlu OSB-Yük İstasyonu, Sungurlu Yolcu İstasyonu, Çorum Yük İstasyonu ve Çorum Yolcu İstasyonu olmak üzere 5 istasyon inşa edileceğini de kaydeden Bakan Uraloğlu, Delice-Çorum ve devamında yapılması planlanan 173 kilometrelik Çorum-Merzifon-Samsun kesimlerinin tamamlanmasıyla Ankara-Samsun arasındaki seyahat süresinin 2,5 saate düşeceğini söyledi. Bakan Uraloğlu, Ankara-Samsun arasındaki hat üzerinde yılda 12 milyon yolcu ve 14 milyon ton yük taşımacılığı yapmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kriz değil, dönüşüm zamanı!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kriz-degil-donusum-zamani/</link>
        <description><![CDATA[Bodrum, her zaman olduğu gibi yine göz alıcı. Ama bu güzelliğin arkasında, sektörün sessizce mücadele ettiği çok katmanlı bir kriz yatıyor. Bugünlerde Bodrum’da işler “eskisi gibi” değil, çünkü dünyada turizm de değişti. Fakat sorunları sadece şikâyetle karşılamak yerine, çözümün bir parçası olmayı tercih etmeliyiz. Son dönemde Orta Doğu’daki savaş atmosferi, küresel petrol krizleri, Avrupa’daki durgunluk […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Pts, 16 Haz 2025 14:53:43 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Bodrum, her zaman olduğu gibi yine göz alıcı. Ama bu güzelliğin arkasında, sektörün sessizce mücadele ettiği çok katmanlı bir kriz yatıyor. Bugünlerde Bodrum'da işler "eskisi gibi" değil, çünkü dünyada turizm de değişti. Fakat sorunları sadece şikâyetle karşılamak yerine, çözümün bir parçası olmayı tercih etmeliyiz.



Son dönemde Orta Doğu’daki savaş atmosferi, küresel petrol krizleri, Avrupa'daki durgunluk ve Türkiye özelinde yaşadığımız kur-faiz baskısı, doğal olarak turizm sektörünü de doğrudan etkiliyor. Örneğin; artan havayolu maliyetleriyle ulaşım pahalılaştı, güvenlik algısı kırılganlaştı. Kur düşük, maliyetler yüksek; fiyatlar yabancıya pahalı, yerliye ulaşılmaz hâle geldi. Tüm bunların sonucunda rakip destinasyonlar – Tayland, Mısır, Yunan adaları – daha erişilebilir, daha hesaplı alternatifler olarak öne çıkıyor.



Ancak şunu sormak zorundayız: Bodrum bu kadar güzelse, neden turist başka yere gidiyor? Cevap tek bir yerde değil, fakat çözüm çok yerde var. Bugün gelinen noktada Bodrum’un kaderi, yalnızca döviz kuru ya da otel doluluklarına indirgenemez. Bu bir kültür, vizyon ve dönüşüm meselesidir. Ve bu dönüşüm için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi ve aynı amaca doğru yönelmesi lazım.



Turizm Sadece Yaz Mevsiminden İbaret Değildir



Bodrum’un artık 12 ay yaşayan bir şehir olması gerekiyor. Kış aylarında wellness, dijital göçebe, sağlık turizmi, spor kampları gibi alternatifleri etkin biçimde değerlendirmeliyiz. Dolu sezonlarda kazandığımız güveni, sezon dışında sürdürebilecek çözümler üretmeliyiz. 360 derece bakış açısı ve erişilebilirlik burada çok önemli.



Yeni Nesil Turist “Deneyim” Satın Alıyor



Artık sadece yatak satmıyoruz. Yerel üreticilerle tanıştırmak, gastronomi atölyeleri düzenlemek, doğa ve tarih temalı rotalarla turistin ruhuna dokunmak zorundayız. Kimi zaman bir tandır başında pişen somun ekmek, beş yıldızlı bir menüden daha kalıcı iz bırakabilir.



Fiyat–Kalite Dengesini Tekrar Kurmalıyız



Evet, hizmet kalitemiz yüksek. Ama anlatamıyoruz. Değer iletişimi eksik. Otel fiyatlarının neden böyle olduğunu, bu fiyatın içeriğinde ne olduğunu açıkça ve şeffaf biçimde anlatmalıyız. Turizmde “pahalı” değil, “anlamlı” olmalıyız.







Bodrum Markasını Birlikte Sahiplenmeliyiz



Tüm sektör paydaşları olarak aynı dili konuşmalıyız. Her kurum ayrı ayrı tanıtım yapmamalı, kolektif bir bölgesel marka stratejisiyle dijital dünyada görünürlüğümüzü artırmalıyız.



İç Pazara Sahip Çıkmalıyız



Yerli turist bu yıl da önemli olacak. Özellikle gençleri, öğrencileri, memurları hedefleyen daha ekonomik, erişilebilir paketler geliştirilmeli. Çünkü her genç Bodrum’da tatil yapamayacaksa, gelecekte Bodrum’a yatırım yapacak yerli kalmayacaktır.



İklim Krizi ve Çevre Duyarlılığı “Lüks” Değil, Zaruret



Sürdürülebilirlik artık moda değil, şart. “Yeşil Anahtar” gibi uluslararası sertifikaların yaygınlaşması, sektörde yeni bir dil yaratmalı. Bodrum’un geleceği yalnızca betonla değil, çevreye saygı duyan yatırımlarla büyümeli.



Bunlar tabi ki çeşitlenip çoğaltılabilir. Herkesin kendi Bodrum’u var. Bu durum gerçekten ilginç olsa da konuya özgürlükçü bir bakış açısı ve çeşitlilik kattığını da düşünüyorum. Evet, zorluklar var. Ama fırsatlar da bir o kadar fazla. Bu nedenle Bodrum’daki her turizmci, her yatırımcı, her genç bu hikâyenin bir parçası olmalı. 



Bugün, krizi konuştuğumuz kadar çözümü de konuşmalıyız. Global markalara baktığınızda bunu bir parça olsun görebiliyoruz. Global vizyonları ile hareket edip, yerel unsurların parçası olmaya çalışıyorlar. Çünkü Bodrum sadece deniziyle değil; insanıyla, vizyonuyla, ortak aklıyla ayakta kalacak. Ve biz turizmciler olarak, bu dönüşümün öncüsü olmaya mecburuz.



Yiğit GİRGİN]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği’nde Işıl Özmen dönemi]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/uluslararasi-mice-endustrisi-derneginde-isil-ozmen-donemi/</link>
        <description><![CDATA[Türkiye’nin toplantı, kongre, etkinlik ve seyahat sektöründe öncü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği (I-MICE), 4. Olağan Genel Kurulu’nu 14 Haziran 2025 tarihinde İstanbul’un simge noktalarından The Marmara Hotel Taksim’de gerçekleştirdi. Üyelerin yoğun ilgisiyle düzenlenen genel kurul; yeni dönem vizyonunun belirlendiği, başkanlık devir tesliminin yapıldığı ve sektörün geleceği adına güçlü mesajların verildiği […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Pts, 16 Haz 2025 09:48:31 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Türkiye'nin toplantı, kongre, etkinlik ve seyahat sektöründe öncü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği (I-MICE), 4. Olağan Genel Kurulu'nu 14 Haziran 2025 tarihinde İstanbul'un simge noktalarından The Marmara Hotel Taksim'de gerçekleştirdi. Üyelerin yoğun ilgisiyle düzenlenen genel kurul; yeni dönem vizyonunun belirlendiği, başkanlık devir tesliminin yapıldığı ve sektörün geleceği adına güçlü mesajların verildiği tarihi bir buluşma oldu.



10 YILLIK BİR VİZYONUN DÖNÜM NOKTASI



Kuruluş adımları 2015'te atılan, 2016 yılında resmen faaliyete geçen ve 2017'de ilk lansman toplantısını yapan Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği (I-MICE), kısa sürede Türkiye'de MICE sektörünün gelişimine yön veren bir platform haline geldi. Kurulduğu günden bu yana "Değer yaratmak ve fayda üretmek" misyonuyla hareket eden dernek, 10 yıllık süreçte sadece bir sektör temsilcisi değil, aynı zamanda vizyoner projelerin ve uluslararası iş birliklerinin öncüsü oldu. Dernek, bugüne kadar yüzlerce etkinlik, seminer, çalıştay, eğitim ve sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi, kamu-STK iş birliklerine öncülük ederek sektörün sesi olmayı başardı.







HÜSEYİN KURT VEDA ETTİ, GÖREV IŞIL ÖZMEN'E DEVREDİLDİ



Derneğin kurucu üyelerinden ve iki dönemdir başkanlığını yürüten Hüseyin Kurt, genel kurulda yaptığı konuşma ile görevini sektörün güçlü kadın temsilcilerinden Işıl Özmen'e devretti. Konuşmasında duygusal anlar yaşayan Kurt, şunları söyledi: "Tam 10 yıl önce idealist bir ekiple çıktığımız bu yolculukta bugün 4. Genel Kurul sürecini tamamlamış olmanın gururunu yaşıyoruz. Derneğimiz; ortak akıl, şeffaf yönetim ve üretken yapısıyla sektöre yön veren bir kurum haline geldi. Yeni başkanımız Işıl Özmen'e gönülden başarılar diliyorum. Bu bayrak değişimi, kadın gücünün sektördeki yükselişini de simgeliyor. Ben de danışma kurulu başkanı olarak, derneğimiz ve sektörümüz için üretmeye devam edeceğim." Kurt ayrıca, kurucu ekipten Serdar Söyler'e, Mali Kanji'ye, Evren Bölek'e, Ertuğrul İstanbullu'ya ve günümüze dek güçlerine güç katan tüm yönetim kurulu üyeleri, icra kurulu üyeleri, danışma kurulu üyeleri, üyeler ve sektör paydaşlarına teşekkür etti.



IŞIL ÖZMEN'DEN YENİ DÖNEM MESAJI: "KURUMSAL GÜÇ, SEKTÖREL GÜVEN"



Yeni başkan Işıl Özmen, genel kurulda yaptığı konuşmada derneğin 2025–2028 dönemindeki önceliklerini ve temel felsefesini paylaştı: "Bugün itibarıyla hep birlikte yeni bir yolculuğa başlıyoruz. Hedefimiz; daha katılımcı, daha üretken ve daha güçlü bir I-MICE inşa etmek. Kurumsal gücümüzü artırarak sektörümüzde güven duygusunu pekiştirecek bir yönetim anlayışı benimsiyoruz. Sloganımız; 'Kurumsal Güç, Sektörel Güven'. Tüm paydaşlarımızın sesini duyan, ortak akılla şekillenen, şeffaf ve sürdürülebilir bir yapıyı birlikte kuracağız. Yeni dönemde daha fazla üyeyi aktif komitelere dahil etmek, sektör içi dayanışmayı güçlendirmek ve Türkiye MICE sektörünü uluslararası düzeyde daha görünür kılmak ana hedefimiz olacak."







YENİ DÖNEMDE ODAKLANILACAK 5 ANA STRATEJİ



Özmen, konuşmasının devamında odaklanacakları 5 ana stratejiyi şu şekilde belirtti:




Komiteler ve İhtisas Başkanlıkları: Her üyeye uzmanlık alanına göre görev alma imkânı. 



Eğitim ve Kapasite Gelişimi: Sertifikalı programlar, sektörel gelişim seminerleri, genç profesyoneller için mentorluk.



İşbirlikleri: STK'larla eş projeler, tanıtım faaliyetleri ve ortak etkinlikler.



Dijitalleşme ve Şeffaf İletişim: Etkin dijital platformlar, düzenli raporlama ve şeffaf üye ilişkileri. 



Toplumsal Katkı ve Sürdürülebilirlik: Sosyal sorumluluk projeleri, çevre ve erişilebilirlik odaklı projeler.




GÜÇLÜ KADRO, GÜÇLÜ YÖNETİM



Yeni dönemde göreve gelen yönetim ve icra kurulu üyelerinin farklı disiplinlerden gelen, sektörde deneyimli ve vizyoner isimlerden oluştuğuna vurgu yapan Işıl Özmen; kadın temsiliyetinin artması, genç profesyonellerin komitelerde yer alması ve STK ilişkileriyle güçlenen yapının, I- MICE'ın daha da kurumsallaşacağının göstergesi olduğuna değinerek, sözlerini yeni yönetim kadrosunu açıklayarak tamamladı.







SON SÖZ: "BU DAHA BAŞLANGIÇ"



Genel kurul sonrasında katılımcılardan gelen ortak mesaj netti: I-MICE sadece bir dernek değil, sektörü büyüten bir harekettir. Kurucu Başkan Hüseyin Kurt'un deyimiyle; "İyi ki bu yolculukta birlikteydik. İyi ki varsınız." turkey travel agency]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Vize engeli Avrupa’ya zarar, vizesiz rotalara kazanç!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/vize-engeli-avrupaya-zarar-vizesiz-rotalara-kazanc/</link>
        <description><![CDATA[Avrupa’nın katı vize politikaları Türk turistleri vizesiz rotalara yönlendiriyor; Schengen ülkeleri ise turizm gelirinde kayıp riskiyle karşı karşıya. Yeni tercihler arasında Rusya, Moldova, Kıbrıs ve Latin Amerika öne çıkıyor. Avrupa Birliği’nin, özellikle Schengen bölgesindeki Yunanistan, İtalya ve Almanya gibi ülkelerin Türk vatandaşlarına uyguladığı katı vize politikaları, turizm dengelerini sarsıyor. Aylarca randevu alınamaması, artan ret oranları […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Haz 2025 17:19:02 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Avrupa'nın katı vize politikaları Türk turistleri vizesiz rotalara yönlendiriyor; Schengen ülkeleri ise turizm gelirinde kayıp riskiyle karşı karşıya. Yeni tercihler arasında Rusya, Moldova, Kıbrıs ve Latin Amerika öne çıkıyor.Avrupa Birliği’nin, özellikle Schengen bölgesindeki Yunanistan, İtalya ve Almanya gibi ülkelerin Türk vatandaşlarına uyguladığı katı vize politikaları, turizm dengelerini sarsıyor. Aylarca randevu alınamaması, artan ret oranları ve belirsiz süreçler, Türk turisti Avrupa’dan uzaklaştırarak vizesiz destinasyonlara yöneltiyor. 2025 yaz sezonunda Türk turistin yeni rotaları, Avrupa turizmine alarm çaldırıyor.TÜRK TURİST ROTAYI DEĞİŞTİRİYOR2024 yazında yaklaşık 5 milyon Türk turistin yurt dışına çıktığı tahmin edilirken, bu turistlerin büyük kısmı geçmişte Yunan adaları, Güney İtalya, İspanya ve Fransa gibi Avrupa destinasyonlarını tercih ediyordu. Ancak 2025 itibarıyla vize engelleri nedeniyle tercihler hızla değişti. Rusya (Moskova, St. Petersburg), Moldova (Kişinev), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Arnavutluk, Karadağ gibi vizesiz ülkeler ile Küba, Dominik Cumhuriyeti, Kolombiya ve Panama gibi Latin Amerika destinasyonları revaçta. Festival, turizm gibi vizesiz rotalarda uzmanlaşan firmalar, bu değişimle birlikte vizesiz rotalara talebin yüzde 40 arttığını belirtiyor.AVRUPA TURİZMİ İÇİN KAYIP RİSKİTürk turistin Avrupa’dan uzaklaşması, özellikle Yunan adaları, Güney İtalya, İspanya ve Fransa gibi Akdeniz ülkelerinde ekonomik yankı uyandırıyor. Türk turistlerin bıraktığı döviz, bu bölgelerdeki sezonluk işletmeler için kritik bir gelir kaynağıydı. Turizm uzmanları, vize krizinin devam etmesi halinde Avrupa’nın ciddi bir ekonomik kayıp yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.VİZESİZ ÜLKELER FIRSATI DEĞERLENDİRİYORSchengen ülkeleri Türk turistin güvenini kaybederken, Kuzey Kıbrıs, Arnavutluk, Karadağ, Gürcistan, Tayland ve Dominik Cumhuriyeti gibi vizesiz veya kolay vize veren ülkeler bu ilgiden kârlı çıkıyor. Doğal güzellikler, uygun fiyatlar ve vize kolaylığı, bu destinasyonları Türk turistlerin gözdesi haline getirdi.TURİZM SEKTÖRÜNDEN ACİL ÇAĞRITurizm profesyonelleri, Schengen ülkelerine vize süreçlerini sadeleştirme çağrısı yaptı. Türk turistlerin Avrupa’dan soğuduğunu belirten turizm profesyonelleri, "Uzun, maliyetli ve güvensiz vize süreçleri, turistleri alternatif destinasyonlara yöneltiyor. Schengen ülkeleri bu politikaları gözden geçirmezse, Türk turistin geri dönüşü zorlaşabilir” uyarısında bulundu.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Kocaeli’de mavi bayraklı plajlarda sezon hazırlıkları tamamlandı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/kocaelide-mavi-bayrakli-plajlarda-sezon-hazirliklari-tamamlandi/</link>
        <description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yaz sezonunun başlamasına sayılı günler kala mavi bayraklı plajlarda temizlik ve bakım çalışmalarını tamamladı. Vatandaşların temiz ve sağlıklı plajlarda denizin keyfini çıkarabilmesi için titizlikle yürütülen hazırlıklar takdir topladı. PLAJLARDAN TONLARCA ÇÖP ARINDIRILDI Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu hafta sonu açılacak olan yeni deniz sezonuna büyük bir emekle hazırlandı. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’na […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Haz 2025 17:18:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yaz sezonunun başlamasına sayılı günler kala mavi bayraklı plajlarda temizlik ve bakım çalışmalarını tamamladı. Vatandaşların temiz ve sağlıklı plajlarda denizin keyfini çıkarabilmesi için titizlikle yürütülen hazırlıklar takdir topladı.

PLAJLARDAN TONLARCA ÇÖP ARINDIRILDI

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu hafta sonu açılacak olan yeni deniz sezonuna büyük bir emekle hazırlandı. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler, geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda büyük ilgi gören sahilleri kapsamlı temizliğe almıştı. Özellikle yaz turizminin merkezi Kandıra başta olmak üzere, Bağırganlı, Kerpe, Kumcağız, Ömerağzı, Miço, Kefken, Cebeci, Kovanağzı, Babalı ve Dikili sahillerinde kapsamlı temizlik faaliyetleri gerçekleştiren ekipleri, herkesin takdirini ve beğenesini aldı. Yeni sezon öncesinde sahillerden 110 ton çöp toplandı. Bu sayede kumsallar, tertemiz ve pırıl pırıl hale getirildi.



SEZON ÖNCESİ BAKIM VE ONARIM ÇALIŞMALARI

Sahil boyunca yürütülen temizlik çalışmalarının yanı sıra, Büyükşehir Belediyesi ekipleri plajlardaki bakım ve onarım işlerini de titizlikle tamamladı. Havaların ısınmasıyla birlikte deniz sezonunun açılması için hazırlanan sahiller, vatandaşların güvenli ve konforlu bir yaz geçirmesi amacıyla elden geçirildi.

VATANDAŞLARDAN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR

Kocaeli’nden ve bölge illerden sahillere gelen tatilciler, yeni sezon öncesinde yapılan çalışmalardan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Temiz, bakımlı ve düzenli plajlarda denizin tadını çıkaran vatandaşlar, Büyükşehir Belediyesi ekiplerine teşekkürlerini iletti. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yaz turizmini canlandırmak ve halkın kaliteli vakit geçirmesini sağlamak için çalışmalarına aralıksız devam edecek.



MAVİ BAYRAK DALGALANAN PLAJLARIMIZ

Öte yandan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi vatandaşlara güvenli, temiz ve sağlıklı yüzme alanları sunarken, Uluslararası Mavi Bayrak Jürisi tarafından bu yıl da Kocaeli’ndeki 9 plaja “Mavi Bayrak” ödülü verilmişti. “2025 Yılı Mavi Bayrak Ödülleri” kapsamında Kocaeli’ndeki; Karamürsel ilçesinde bulunan Altınkemer Halk Plajı ve Ereğli Kumyalı Halk Plajı ile Kandıra ilçesinde bulunan Cebeci, Kerpe, Bağırganlı, Kumcağız, Miço Kadınlar, Kovanağzı ve Seyrek plajları olmak üzere toplam 9 adet plaj “Mavi Bayrak” ile taçlandırıldı.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Erciyes, Türk Kayak Birliği yolunda!]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/erciyes-turk-kayak-birligi-yolunda/</link>
        <description><![CDATA[112 kilometrelik kayak pisti uzunluğu, 41 farklı kayak pisti ve 19 mekanik tesisi ile Türkiye’nin en büyük kayak merkezlerinden biri olan ve yerel yönetim tarafından işletilen tek tesis olan Erciyes Kayak Merkezi, Türk Devletleri Teşkilatı himayesinde kurulan Türk Kayak Merkezleri Birliği’ne üyelik daveti alarak bir başarıya daha imza attı. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Haz 2025 17:18:03 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[112 kilometrelik kayak pisti uzunluğu, 41 farklı kayak pisti ve 19 mekanik tesisi ile Türkiye’nin en büyük kayak merkezlerinden biri olan ve yerel yönetim tarafından işletilen tek tesis olan Erciyes Kayak Merkezi, Türk Devletleri Teşkilatı himayesinde kurulan Türk Kayak Merkezleri Birliği'ne üyelik daveti alarak bir başarıya daha imza attı.Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın kentin turizm potansiyelini en isabetli yatırımlarla arttırarak Kayseri’yi turizmde zirveye taşıma yönündeki gayretleri meyvelerini bir bir topluyor. Bu çerçevede her yıl olduğu gibi bu yıl da yurt içi ve yurt dışından turistlerin akınına uğrayarak 2024-2025 kış sezonunda yaklaşık 3 milyon kayak tutkununu ağırlayan Erciyes Kayak Merkezi, Türk Devletleri Teşkilatı himayesinde kurulan Türk Kayak Merkezleri Birliği'ne üyelik daveti aldı.Cumhurbaşkanlığı'nın destekleriyle faaliyetlerini yürüten ve Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan’ın üyesi olduğu TDT Türk Kayak Merkezleri Birliği, dünyanın sayılı kayak merkezlerinden biri olan Erciyes Kayak Merkezi’ni birliğe dâhil edecek. Sınırlarını global ölçekte genişletmeye devam eden Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kayseri Erciyes A.Ş., üyelik sertifikasını almak üzere 11-14 Temmuz 2025 tarihlerinde Azerbaycan Şah Dağ Kayak Merkezi'nde gerçekleştirilecek 'Türk Devletleri Teşkilatı Kayak Merkezleri Birliği Zirvesi' 'ne katılacak ve zirvede Kayseri ve Erciyes'i tanıtacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Magnesia Antik Kenti’nin bilinmeyen yapısı gün ışığına çıkartılıyor]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/magnesia-antik-kentinin-bilinmeyen-yapisi-gun-isigina-cikartiliyor/</link>
        <description><![CDATA[Aydın’ın Germencik ilçesindeki Magnesia Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, kentin daha önce bilinmeyen Geç Roma-Hristiyanlık ve Beylikler dönemi arasındaki tarihsel sürece ilişkin bulgulara ulaşıldı. Efsaneye göre, Teselya’dan gelen Magnetler tarafından kurulduğuna inanılan 2400 yıllık antik kentteki kazı çalışmaları, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Görkem Kökdemir başkanlığında devam […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Cts, 14 Haz 2025 16:07:55 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Aydın'ın Germencik ilçesindeki Magnesia Antik Kenti'nde yürütülen kazı çalışmalarında, kentin daha önce bilinmeyen Geç Roma-Hristiyanlık ve Beylikler dönemi arasındaki tarihsel sürece ilişkin bulgulara ulaşıldı.



Efsaneye göre, Teselya'dan gelen Magnetler tarafından kurulduğuna inanılan 2400 yıllık antik kentteki kazı çalışmaları, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Görkem Kökdemir başkanlığında devam ediyor. Dönemindeki Efes, Priene ve Tralleis kentlerini birbirine bağlaması nedeniyle ticari ve stratejik açıdan önem taşıyan Magnesia; "Artemis Kutsal Alanı", "Agora", "Zeus Tapınağı", "Çarşı Bazilikası", "Theatron", "Gymnasium-Hamam" kompleksleriyle 40 bin kişilik stadyum-hipodrum gibi yapı ve yapı kalıntılarını bünyesinde barındırıyor. Magnesia, dönemin en önemli dinsel etkinliklerinden olan Artemis Festivali'nin yapıldığı kentler arasında da öne çıkıyor. 



Bu yılki kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras" projesi kapsamında Çerkez Musa Camisi'nin yanındaki alanda sürdürülüyor. AA muhabirine açıklama yapan Doç. Dr. Kökdemir, daha önce hiç bilinmeyen bir alanda çalışma yürüttüklerini ifade etti. Bugüne kadar 400 metrekarelik bir alanı açığa çıkardıklarını anlatan Kökdemir, şunları kaydetti: "Şimdiye kadar somut bulgunun olmadığı Hristiyanlık dönemine ait ilk izlere ulaştık. Bulduğumuz yapı kompleksinin Hristiyanlıkla Geç Doğu Roma dönemi arasında inşa edildiğini değerlendiriyoruz. Kazılarda bulduğumuz ve iyi korunduğunu gördüğümüz freskler, bize M.S 5. yüzyıldan itibaren dini amaçla kullanılan büyük bir kompleksin içinde olduğumuzu gösteriyor. Çok özel buluntular bulduk. Mesela bir bronz kandil var. 4. yüzyılla 6. yüzyıllar arasında tarihlendirilebilecek tam paganizmin sonlanıp Hristiyanlığın öne çıktığı döneme ait olabilecek bir buluntu. Sikkeler ve mimari detaylar da aynı şeyi söylüyor. Kısacası, Magnesia'nın hiç bilinmeyen bir yapısı gün ışığına çıkıyor. Muhtemelen de hiç bilinmeyen bir tarih dönemi yani erken Hristiyanlık ile Beylikler dönemi arasındaki eksik bölümü dolduracak bir çalışma içerisindeyiz."







kazıLAR tamamladıktan sonra alan ziyaretçiye açılacak



Doç. Dr. Kökdemir, Magnesia'da Hristiyanlık dönemine ait böyle bir yapının ilk defa gün ışığına çıktığına işaret etti. Bugüne kadar antik kentin 4. yüzyıldan sonraki yerleşim durumuna ilişkin hiçbir bilgilerinin olmadığını anlatan Kökdemir; "Aslında ufak buluntular da bize bunu sağlamıyordu ama şu anda bir mimarinin içerisindeyiz ve buradaki çıkacak her detay bize Hristiyanlık dönemini ve Beylikler dönemi öncesindeki süreci satır satır anlatacak" ifadelerini kullandı. Kökdemir, kazıyı tamamladıktan sonra yüzeye çıkarılan alanı ziyaretçiye açmayı planladıklarını sözlerine ekledi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Aydın’daki Tralleis Antik Kenti ziyarete açılacak]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/aydindaki-tralleis-antik-kenti-ziyarete-acilacak/</link>
        <description><![CDATA[Aydın’ın Efeler ilçesindeki Tralleis Antik Kenti’nin ağustos ayında ziyarete açılması bekleniyor. Kentteki yerel ve ulusal basın mensupları Tralleis Antik Kenti’ni ziyaret etti, Kazı Başkanı ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çekilmez’den çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” Projesi kapsamında çalışmaların devam ettiğini belirten Çekilmez; “Mermer caddenin kenarlarını […]]]></description>
        <category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
        <pubDate>Per, 12 Haz 2025 23:57:51 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Aydın'ın Efeler ilçesindeki Tralleis Antik Kenti'nin ağustos ayında ziyarete açılması bekleniyor. Kentteki yerel ve ulusal basın mensupları Tralleis Antik Kenti'ni ziyaret etti, Kazı Başkanı ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çekilmez'den çalışmalarla ilgili bilgi aldı.



Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras" Projesi kapsamında çalışmaların devam ettiğini belirten Çekilmez; "Mermer caddenin kenarlarını açmak istiyoruz. Turistler geldiğinde de orijinal mermer caddeden yürümelerini sağlayacağız" dedi. Çekilmez, Tralleis'i ağustos ayı içinde ziyarete açmayı hedeflediklerini söyledi. Çalışmalara sponsor olan firmanın kurucusu Fırat Barışık da turizmci olarak önemli bir kazı çalışmasına destek verdikleri için mutluluk duyduklarını dile getirdi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Milli Saraylar bahçeleri yaz boyunca geç vakitlere kadar ziyaret edilebilecek]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/milli-saraylar-bahceleri-yaz-boyunca-gec-vakitlere-kadar-ziyaret-edilebilecek/</link>
        <description><![CDATA[Milli Saraylar Başkanlığı, yaz boyunca tarihi yapılara ait bahçelerde geçirilecek süreyi uzatarak ziyaretçilerine daha uzun, huzurlu ve anlamlı bir zaman dilimi sunacak. Başkanlıktan yapılan açıklamaya göre, yeni başlayan uygulama kapsamında seçili saray, kasır ve müzelerin bahçeleri her hafta cuma, cumartesi ve pazar akşamı ziyarete açık olacak. Beylerbeyi Sarayı’nın hasbahçesi ve tarihi rıhtımı, Beykoz Mecidiye, Ihlamur […]]]></description>
        <category><![CDATA[Manşet]]></category>
        <pubDate>Per, 12 Haz 2025 23:56:01 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Milli Saraylar Başkanlığı, yaz boyunca tarihi yapılara ait bahçelerde geçirilecek süreyi uzatarak ziyaretçilerine daha uzun, huzurlu ve anlamlı bir zaman dilimi sunacak.



Başkanlıktan yapılan açıklamaya göre, yeni başlayan uygulama kapsamında seçili saray, kasır ve müzelerin bahçeleri her hafta cuma, cumartesi ve pazar akşamı ziyarete açık olacak. Beylerbeyi Sarayı'nın hasbahçesi ve tarihi rıhtımı, Beykoz Mecidiye, Ihlamur ve Aynalıkavak kasırlarının bahçeleri, Resim Müzesi'nin bahçesi, her hafta sonu saat 22.00'ye kadar gezilebilecek.



Beykoz Cam ve Billur Müzesi'nin bahçesi, saat 21.00'e kadar ziyaret edilebilecek. Küçüksu Kasrı Mesire Alanı, pazartesi hariç her gün 21.00'e kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Osmanlı döneminde yalnızca padişah ve devlet erkanına açık olan Beylerbeyi Sarayı'nın görkemli rıhtımı da hafta sonları halkın ziyaretine açık olacak. İstanbul Boğazı'nın incisi olarak nitelendirilen rıhtım, ziyaretçilere deniz kıyısında 113 metrelik tarihi yürüyüş alanı sunacak. Selamlık ve harem bahçeleri arasında geçiş sağlayan rıhtım, özellikle gün batımında sunduğu manzarayla İstanbul'un görsel belleğine unutulmaz kareler ekleyecek.



Ihlamur ve Aynalıkavak kasırlarının çiçeklerle bezenmiş bahçeleri, Resim Müzesi'nin zarif peyzajı ve Beykoz Mecidiye Kasrı'nın doğayla iç içe alanı, gün ışığına veda etmeye hazırlanan akşam saatlerinde ayrı atmosfer sunuyor. Ziyaretçiler, bu alanlarda hem doğanın dinginliğini hem de mimarinin estetik zarafetini bir arada deneyimleyebilecek.







UYGULAMA 15 EYLÜL'DE SONA ERECEK



Ziyaret saatlerinin uzamasıyla başta Resim Müzesi'nin bahçesindeki Limon Kafe olmak üzere saray, kasır ve müze bahçelerinde yer alan kafeler de yaz akşamları boyunca hizmete devam edecek. Çocuklu ailelerin yanı sıra her yaştan ziyaretçiyi şehrin tarihi güzellikleriyle iç içe akşam yürüyüşüne davet eden uygulama, 15 Eylül'de sona erecek.



Milli Saraylar Başkanlığı, yaz boyunca tarihi yapılara ait bahçelerde geçirilecek süreyi uzatarak ziyaretçilerine daha uzun, huzurlu ve anlamlı bir zaman dilimi sunacak.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Sakarya Tabiat Cenneti bayramda yoğun ilgi gördü]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/sakarya-tabiat-cenneti-bayramda-yogun-ilgi-gordu/</link>
        <description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin dokunuşlarıyla çehresi değişen Acarlar Longozu (Tabiat Cenneti), Kurban Bayramı’nda Sakarya’nın en çok tercih edilen doğal cennetleri arasında yer aldı. Doğayla baş başa kalmak isteyenlerin gözdesi olan Acarlar Longozu’na, günlük ortalama 3 bin 500 yerli ve yabancı turist giriş yaptı. Sakinliği, serin havası ve doğal yapısıyla şehrin gürültüsünden uzaklaşıp rahatlamak isteyenler için gerçek […]]]></description>
        <category><![CDATA[Gezi & Destinasyon]]></category>
        <pubDate>Per, 12 Haz 2025 18:53:03 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin dokunuşlarıyla çehresi değişen Acarlar Longozu (Tabiat Cenneti), Kurban Bayramı’nda Sakarya’nın en çok tercih edilen doğal cennetleri arasında yer aldı. Doğayla baş başa kalmak isteyenlerin gözdesi olan Acarlar Longozu’na, günlük ortalama 3 bin 500 yerli ve yabancı turist giriş yaptı.



Sakinliği, serin havası ve doğal yapısıyla şehrin gürültüsünden uzaklaşıp rahatlamak isteyenler için gerçek bir huzur mekânı olan longoz, Kurban Bayramı süresince 15 bine yakın doğa tutkununu ağırlayarak ziyaretçi rekoru kırdı.







BÜYÜLEYİCİ BİR YOLCULUK



Sakarya’nın eşsiz doğal güzelliklerinden Acarlar Longozu’na gelen yerli ve yabancı çok sayıda doğasever, su yüzeyini zarifçe süsleyen nilüfer çiçekleri arasında yürüyüş yaparak göletin etkileyici manzarasının tadını çıkardı. Ziyaretçiler, yüzlerce kuş ve hayvan türünün cıvıltısı, sesleri arasında büyüleyici bir yolculuk yaparak bu anları fotoğrafla ölümsüzleştirdi



ACARLAR LONGOZU HAKKINDA...



Acarlar Longozu, Sakarya'nın kuzeyinde Karasu ve Kaynarca ilçeleri arasında yer alan Türkiye'nin tek parça halindeki en büyük longoz (subasar) ormanıdır. Genişliği 250–1250 m, uzunluğu 7 buçuk kilometre olan tipik bir kıyı set gölü olan doğal güzellik, Karadeniz'le arasında 20–25 m yüksekliğinde kumullar, güneyinde ortalama 100 metre yüksekliğinde alçak tepelerle sınırlanır.







Türkiye'de nadir bulunan subasar orman ekosistemiyle 1998 yılında Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun aldığı kararla ile 1. derece Doğal Sit Alanı olarak koruma altına alınmıştır. Gölde bir kısmı endemik olan bitki ve hayvan türleri yaşar. Orman alanında dişbudak, kızılağaç, kayın, karaağaç türleri yaygındır. Longozda yayın, kızılkanat, sazan balıkları, çevrede tavşan, tilki, yaban domuzu, gelincik, doğan ve sincap yaşar.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Muğlalı okçulardan Dünya Kupası’nda karışık takımda dördüncülük]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/muglali-okculardan-dunya-kupasinda-karisik-takimda-dordunculuk/</link>
        <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nün milli okçuları Hazal Burun ve Emircan Haney, 3-8 Haziran 2025 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen Okçuluk Dünya Kupası 3. Ayak yarışlarında karışık takım kategorisinde dördüncülüğü elde etti.]]></description>
        <category><![CDATA[Gündem]]></category>
        <pubDate>Per, 12 Haz 2025 18:48:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nün başarılı okçuları Muğla’yı ve ülkemizi gururlandırmaya devam ediyor. Büyükşehir Spor Kulübü’nün milli okçuları Emircan Haney ve Hazal Burun, 3-8 Haziran 2025 tarihleri arasında Antalya'da düzenlenen Okçuluk 3. Ayak Dünya Kupası'nda karışık takımda dördüncülük elde etti. Ayrıca Emircan Haney bireysel kategoride üçüncü olarak bronz madalya, makaralı yay erkekler takım kategorisinde ise ikinci olarak gümüş madalya kazandı.Emircan Haney ve Hazal Burun’un da yer aldığı Milli takım, 8-13 Temmuz 2025 tarihlerinde İspanya’da düzenlenecek olan Okçuluk 4. Ayak Dünya Kupası'nda mücadele edecek.BAŞKAN ARAS: “SPORUN VE SPORCULARIN GELİŞİMİNE OLAN DESTEĞİMİZ ARTARAK DEVAM EDECEK”Spora, sporcuya destek vermeye devam edeceklerini belirten Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, “Muğla’mızı ve ülkemizi katıldıkları müsabakalarda başarıyla temsil eden sporcularımızı yürekten kutluyorum. Hazal Burun ve Emircan Haney’in elde ettiği başarılar, sadece kentimizi değil, tüm ülkemizi onurlandırdı.Muğla’mızda sporcuların gelişime katkı sağlamak için her spor dalı için projeler üretmeye devam ediyoruz. Yatağan’ın Bozüyük Mahallesi’nde hayata geçirdiğimiz Çim Hokeyi Antrenman Sahası’nı kısa sürede tamamlayarak sporcularımızın kullanımına sunduk. Büyükşehir Belediyesi olarak, sporun ve sporcuların gelişimine olan desteğimiz artarak devam edecek.” dedi.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[Karadeniz’de kano rüzgarı esti]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/karadenizde-kano-ruzgari-esti/</link>
        <description><![CDATA[Ordu Büyükşehir Belediyesi Yelken ve Kano Kulübü sporcuları yeni sezon antrenmanlarına başladılar. Altınordu İlçesi’nde gerçekleştirilen antrenmanlara vatandaşların ilgisi yoğun oldu. Civil ırmağı ve sahil şeridinde yapılan antrenmanlarda kanocuların ortaya koydukları görsel şölen izleyenlerden tam not aldı. Çocuk ve gençlerin su sporlarına ilgisini artırmak için Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan “Yelken ve Kano Eğitimi Projesi” Ordu’nun […]]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 12 Haz 2025 18:36:04 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[Ordu Büyükşehir Belediyesi Yelken ve Kano Kulübü sporcuları yeni sezon antrenmanlarına başladılar. Altınordu İlçesi’nde gerçekleştirilen antrenmanlara vatandaşların ilgisi yoğun oldu. Civil ırmağı ve sahil şeridinde yapılan antrenmanlarda kanocuların ortaya koydukları görsel şölen izleyenlerden tam not aldı.Çocuk ve gençlerin su sporlarına ilgisini artırmak için Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan “Yelken ve Kano Eğitimi Projesi” Ordu’nun su sporları alanında adından söz ettiren bir il olması hedefiyle çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yaz sezonu ile tekrar kürek çekmeye başlayan kanocular Karadeniz’de görsel şölene imza atıyor.GÖRSEL ŞÖLENİN ADRESİ KARADENİZ OLDU Ordu’nun su sporları alanında öncüleri olmak için aralıksız çalışan Ordu Büyükşehir Belediyesi Yelken ve Kano Kulübü sporcuları, her yaz olduğu gibi tekrar sahneye çıktı. Karadeniz’de görsel şölene imza atan 9 kişilik kanocular hem denizde hem de ırmakta yeni sezonun ilk antrenmanını yaptı. Kanocularının yeni sezon ilk antrenmanı vatandaşlar tarafından da ilgi gördü.]]></yandex:full-text>
    </item>
    <item>
        <title><![CDATA[New York’ta Türk müziği rüzgârı]]></title>
        <link>https://www.tourmag.com.tr/new-yorkta-turk-muzigi-ruzgari/</link>
        <description><![CDATA[New York Atatürk Korosu, Manhattan’daki The Town School’da gerçekleştirdiği konserle Türk müziğini sanatseverlerle buluşturdu. Tam dolu salonda izleyiciler, unutulmaz bir müzik gecesi yaşadı.]]></description>
        <category><![CDATA[Aktüalite]]></category>
        <pubDate>Per, 12 Haz 2025 18:24:05 +0300</pubDate>
        <yandex:full-text><![CDATA[ABD’de Türk müziğini yaşatan New York Atatürk Korosu, Manhattan’daki The Town School’da gerçekleştirdiği konserle büyük beğeni topladı. Fuat Caner Tokgözol’un müzik direktörlüğünde sahne alan koro, Türk müziğinin sevilen eserlerini başarıyla seslendirerek izleyicileri büyüledi. Etkinlik, her yaştan sanatseverin yoğun ilgisiyle karşılaştı.Konserin en özel anlarından biri, Atatürk’ün en sevdiği türkülerden “Bir Fırtına Tuttu Bizi”nin izleyicilerle birlikte coşkuyla söylenmesi oldu. Programın sonunda, yakın zamanda vefat eden eski müzik direktörü Nedim Katgı sevgi ve özlemle anıldı.Etkinliğe New York Atatürk Okulu, NYPD’de görevli Türk polisler, Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) yöneticileri ve çok sayıda Türk-Amerikalı katıldı. Gecenin duygusal zirvesi ise Atatürk Okulu müzik öğretmeni ve koronun kemençe sanatçısı Dila Oktay’a bir öğrencinin çiçek takdim etmesiyle yaşandı. Oktay, bu anlamlı jest karşısında izleyicilerden büyük alkış aldı. New York Atatürk Korosu, Türk kültürünü ve müziğini ABD’de tanıtmaya ve yaşatmaya devam edeceğini vurguladı.]]></yandex:full-text>
    </item>

</channel>
</rss>
