Hava Asal

Bu kışı onların arasında geçirin

Bu kışı onların arasında geçirin
Yazı boyunu düşür Yazı boyunu yükselt Font boyutu Yazdır

Bu kışı Polonya’da geçirmek için 17 geçerli sebep

Müjdeler olsun Polonya ve Türkiye arasındaki vize uygulaması çok yakında kalkacak ve uçak biletlerimizi kaptığımız gibi pasaportumuzla Polonya’ya gidebileceğiz! Peki neden Polonya’ya gidelim ki? İşte size bu kışı Polonya’da geçirmek için 17 geçerli sebep!

Bizim için bir zamanların Lehistan’ı şimdilerin Polonya’sı, hazır vizeler de kaldırılıyorken apar topar gidilesi bir memleket. Gerçi sırf sempatik Başbakanları Ewa Kopacz o şirin Türkçesiyle “Teşekkür Ederim” dediği için bile gidilir ancak daha geçerli sebepler arayanlar için bir Polonya dosyası hazırladık.

Öncelikle inanıyoruz ki dört mevsim göze hoş gelen , ancak özellikle kışları Sibirya’dan ithal soğuk havasıyla bir başka olan Polonya önümüzdeki yıllarda Türkiye’den kalkan uçakların sıklıkla uğrayacağı bir ülke olacak. Peki nasıl bir yer bu Polonya ve kim bu Polonlar? Her şeyden önemlisi Polonya’ya gitmesek ne kaybederiz? İşte size bu kışı Polonya’da geçirmek için 17 sebep!

1. Manası derin millet

Polonların kim olduğunu anlamak için öncelikle “Polon” kelimesinin anlamına inmek gerekir. İlginç bir şekilde Polon kelimesi ; “açık alanlarda yaşayan insanlar” manasına gelir. Polonların kökleri M.Ö. 2000’lerde Vistül havzası olarak bilinen Baltık denizinin güneyindeki bölgelere yerleşen Slavlara dayandığı bilinir. 10. yüzyıllara kadar Pagan bir millet olarak dağınık bir yerleşim sergileyen öncül Polonlar, Piast Krallığı adında bir hükümdarlık kurmuşlardı. Piast Kralı 1. Mieszko’nun Hristiyanlığı kabul etmesinden sonra Avrupa ile yakınlaşan Polonlar, uzun süre Almanlar, Ruslar ve bölgeye akın eden pek çok farklı krallığa karşı savaşmak zorunda kalmış bir millet olarak Doğu Avrupa’nın savaş arenasında yaşayan bir halka dönüşmüşlerdir. Polonlar kutsal olarak gördükleri beyaz kartalın kanatlarını sembolize eden kanatları takan savaşçılarıyla tanınırlar. Bununla birlikte yazımızda onlara her ne kadar Polon desek de, Türkçe’de genel olarak Polonyalılar için “Leh”, Polon dili için de “Lehçe” tabiri kullanılıyor.

2. Gurbetçi memleket

Polonya’ya gitmek için en geçerli sebeplerden biri olmasa bile, 60 milyon civarındaki toplam Polon nüfusunun %35’inin Polonya dışında yaşıyor olması. Polonyalılar başlıca ABD, Kanada ve Almanya’da yoğun nüfuslar halinde yaşıyorlar.

3. Feleğin çemberinden geçmiş insanların ülkesi

Polonya, 1600’den 1945 yılına kadar tam 43 kez istila edilmiş ya da kurtuluş savaşı vermek zorunda kalmış bir devlet. Bu istila hareketlerinden en trajik olanı 2. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası tarafından gerçekleştirildi. 2. Dünya Savaşının hemen ardından ise Sovyet rejiminin baskısını hisseden Polonlar ancak soğuk savaşın sona ermesinden sonra rahat bir nefes aldılar.

4. Asansörleri garip memleket

Polonya’da ilginçtir “0” olarak adlandırılan kat, bizim bildiğimiz anlamda 1. kata denk geliyor. Yani gerçekten 1. kata çıkmak isterseniz, Polonya’daki asansörlerde 2. katın düğmesine basmanız gerekiyor. Asansörlere bakıp Polonya’da işlerinizin ters gideceğini düşünmeyin, onlar sadece kot farkını çok yanlış anlamış masum bir millet!

5. Ödülü bol millet

Polonlar Nobel ödülleri konusunda kimseye pabuç bırakmamalarıyla da tanınıyorlar. Tam olarak 17 tane Nobel ödülleri var. Şöyle diyelim Japonya dahil pek çok ülke bu konuda Polonya’nın bir hayli gerisinde!

6. Restoran bizim işimiz

İnanması güç ancak Avrupa’nın en eski restoranı Polonya’nın Wroclaw şehrinde bulunuyor. 1275 yılında kapılarını açan Piwnica Swidnicka yanı “Swidnicka’nın Yeri” (Yer burada mahzen ya da bodrum kat olarak geçiyor) hala hizmet veren bir işletme!

7. Enerji sıkıntısı olmayan topraklar

Polonya dünya ortalamasının iki katı fazla kömür rezervlerine sahip. Öyle ki, bütün dünya enerjisiz kalsa Polonya kendi başına 500 yıl daha ocağı tüten, evlerinde ışığı yanan bir ülke olarak varlığını sürdürebilir. Tahminen 45 milyar tondan fazla kömürün üstüne kurulu Polonya’da kıyamet gününe kadar mangal yakmak mümkün!

8. Papasına ateş edilen millet

İlginçtir Türkiye ve Polonya’nın yolları Vatikan’da kötü bir olayda kesişir. Polonya’nın yetiştirdiği ilk ve tek Papa olan, Papa 2. Jonh Paul 13 Mayıs 1981’de, Mehmet Ali Ağca tarafından sıikaste uğramıştır. Aziz Petrus meydanında gerçekleşen olayda, elinden ve karnından yaralanan Papa, Ağca’yı cezaevinde ziyaret ederek affetmişti.

30 yıla yakın bir süre Papalık yapan, asıl ismiyle Karol Jozef Wojtyla son yüzyılın en güçlü Vatikan lideri olarak tanınıyordu. Ağca’nın tetikçiliğini yaptığı suikastin perde arkası bugün hala gizemini korusa da, Polonların efsanevi Papası ölmeden önce Mehmet Ali Ağca’nın kendisini İsa Mesih ilan ettiğini görecek kadar çok yaşamıştı!

9. Yiğidin harman olduğu yer Polonya

Dünyada her sene düzenlenen güç yarışmalarında “Dünyanın En Güçlü Adamı” unvanını en çok kazanan kişi 5 altın madalyalı Mariusz Pudzianowski’dir. Yani bir anlamda dünyanın gelmiş geçmiş en güçlü adamı Polonyalıdır. Her ne kadar söz konusu müsabakalarda henüz bir Türk yarışmacı boy göstermemiş olduğundan ötürü bu durum pek içimize sinmemiş olsa da, Pudzianowski’nin hakkını da yemiyor Maşallahını teslim ediyoruz.

10. Kırmızı Beyaz!

Polonlar da milli maçlarında aynı bizim gibi “Kırmızı Beyaz” şeklinde tezahürat yaparlar çünkü onların da bayrakları bizim bayrağımızla aynı renkleri taşır. Polon bayrağında beyazın üstte, kırmızının altta olmasının sebebi, kırmızı topraklar üstünde uçan beyaz bir kartalı sembolize etmesinden ötürüdür.

11. Büyük Baş derken?

Avrupa’daki en nadide büyük baş hayvan nüfusuna ev sahipliği yapan Polonya’da 150.000 hektarlık el değmemiş Bialowieza ormanı içerisinde yüzlerce Avrupa bizonu yaşamaktadır. Evet Avrupa bizonu diye bir şey var. Allah ağzımızın tadından korusun, var olmaya da devam ederler inşallah çünkü bu bizonlar türlerinin son örnekleri ve Polonlara emanetler!

12. Avrupa’nın babası Polon

1440-1492 yılları arasında yaşamış olan Polonya Kralı Kazimierz Jagiellonczyk, dünyada kimsenin başaramadığı bir siyasi başarının sahibidir. Sahip olduğu 9 çocuğuyla bütün Avrupa’ya yön veren Kazimerz, Avrupa’nın Babası unvanını haklı bir şekilde elde etmiştir. Kazimerz’in 1 oğlu Vatikan’ın yönetimini üstlenen bir kardinal olmuştur. Dört oğlu farklı ülkelerin kralı olarak tahta geçmiştir. Bir başka oğlu Aziz ilan edilerek Avrupa’da bir ruhani lidere dönüşmüştür. Kazimerz’in 3 güzel kızı da farklı ülkelerin krallarına gelin olarak gitmiş, ilginç bir şekilde hepsinin de kocası öldükten sonra ülkelerini Kraliçe unvanıyla yönetme şansı bulmuşlardır!

13. Dünyayı olaya uyandıran Polon

Dünyanın evrenin merkezinde olduğu yanılgısını kıran adam Kopernik, Krakow Üniversitesinde eğitim görmüş 1473 Polonya doğumlu bir bilim adamıydı. Dünyanın güneşin etrafında döndüğü düşüncesini ilk defa ortaya atan ve bunu ıspatlamayı hayatının davası haline getiren Kopernik tahmin edileceği üzere Vatikan’la yıldızı pek barışmayan bir adamdı.

14. Toprak sistemi oturmuş memleket

Polonya’nın %35’e yakın kısmı sık ormanlardan oluşuyor ve %50’si ise tamamen tarıma ayrılmış durumda. Şehirler ancak geri kalan %15 içerisinde yer alıyor. Bununla birlikte Polonya’da irili ufaklı binlerce göl ve 23 ulusal park bulunuyor.

15. Hem ilim hem irfan sahibi millet

Polonyalılar eğitime son derece önem veren insanlar öyle ki, nüfusun %90’ı iki lisans sahibi! Sadece eğitim değil, din de çok önemli bir unsur olarak Polonya’da karşımıza çıkıyor. Doğu Avrupa’da görülen Ortodoks ağırlıklı nüfus, Polonya’da yok. Polonlar Doğu Avrupa’daki en homojen Katolik nüfusu oluşturuyorlar. Nüfusun %80’i düzenli olarak kiliseye gidiyor ve nüfusun %15’i son derece koyu bir dindarlık seviyesine sahip. Polonya’da direkt Papa’ya adanmış bir televizyon kanalı bile var.

16. Polonya’da ne yapılır?

Şimdi diyeceksiniz, bunların hangisi bu kışı Polonya’da geçirmek için sebep? Belki de hiçbiri ancak şimdi sayacaklarımızı yapmak için koca bir kışa ihtiyacınız var çünkü bir iki saatlik şehir turlarıyla tadını alamayacağınız kadar güzel bir ülke Polonya. İşte Polonya’da bir kış boyunca yapabilecekleriniz:

*Eski Krakow’u gezin

Unesco’nun dünya mirasları arasına aldığı Eski Krakow, Prag’ı andıran mimarisi ve şehir düzeniyle özellikle Doğu Avrupa tutkunlarını büyüleyen bir şehir. Avrupa’da aynı bölgede en çok barın bulunduğu şehir olarak da farklı bir şöhrete sahip olan Polonya’da felekten bir akşamı, tarihi bir şehrin içinde yaşama fırsatınız var!

*Madenlere bir göz atın

Wieliczka tuz madenleri hem dünyanın en eski tuz madenleri oluşu hem de ziyaret edilebilen tarihi mekanlardan biri oluşuyla ilginç bir turistik gezi alanı sunuyor. Madenlerin içerisinde küçük bir şehir inşa eden Polon madencilerin yarattıkları eserler sizi şaşırtabilir.

*2. Dünya Savaşıyla Yüzleşin

2. Dünya Savaşının en acı günlerine tanıklık etmiş olan kötü şöhrete sahip Auschwitz kampı da Polonya’da gidip görebileceğiniz, ama belki de görmek istemeyeceğiniz ürkütücü yerlerden biri.
*Doğu Avrupa’da çöllere düşün!

Doğu Avrupa gözünüzde hep ormanlık ve bol yağışlı bir yer olarak canlanıyorsa bu yargılarınızı bir kenara bırakın. Slowinski Ulusal Parkı’nı gidin bir görün. Sahra çölünden farksız uçsuz bucaksız bir arazi, sizin coğrafi dağarcığınıza şok etkisi yapacaktır.

*Gözünüz kiremit görsün

Polonya’daki Malbork kalesi, hayran bırakan manzarasının haricinde dünyanın en fazla kiremitle yapılan kalesi olma özelliğiyle de şaşırtıyor!

*Peynir gibi peynir yiyin

Polonya’da yapılan Oscypek peynirleri uzaktan bakıldığında bir marangozun elinden çıkmış sanat eserleri gibi gözükseler de aslında yoğun ve lezzetli birer peynir parçası! İlk yediğinizde gırtlağınıza kazık çakılmış gibi hissedebilirsiniz ancak bir ip ucu vermiş olalım, çayla ve birayla Oscypeklerin tam bir lezzet festivaliyle boğazınızdan aşağıya akmasını sağlayabilirsiniz.

*Tatra dağlarında gezen bir ceylan olun

Tatra dağları Avrupa’nın ender görülen el değmemiş arazilerinden biri. Doğa yürüyüşleri ve tabiatla kucaklaşmak için adeta bir Nirvana noktası olan bu dağları ziyaret etmeden Polonya’ya gittim demeyin.

*Zakopane’de köy gibi köy görün

Zakopane, değil Polonya, tüm Avrupa’da bulabileceğiniz en şirin kırsal bölgelerden biri. Zakopane o kadar güzel bir köy ki, evlere bakıp hayran kalmamak mümkün değil. Genelde yaşlı amca ve teyze kıvamında Polonları görebileceğiniz Zakopane’de en azından bir gece yatıya kalmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

*Wawel Kalesi

Kral 3. Casimir’den yadigar bu kalenin önünde bir selfie çektirmeniz, Polonya anılarınıza tarihi bir hava katacaktır.

*Gdansk’ta bir gün geçirin

Avrupa’yı bir zamanlar kasıp kavuran Töton şovalyelerinden yadigar kalan, Baltık kıyılarındaki bu gotik şehri görmeden Polonya’dan ayrılmayın!

*Varşova Çarşısı

Polonya’ya gidilir de Varşova’dan geçilmez mi? Geçin ama nasıl geçin, eski Varşova çarşısının içinden geçin. Geçerken de Varşova’nın ünlü deniz kızı heykeline de bir göz atın.

17. Bağrımızdaki Polonya

Bu kış Polonya’ya gidemiyor musunuz? O zaman sizi yine Polonya gibi vizesiz gidebileceğiniz Polonezköy’e alalım. Polonezköy 1830 Polonya Ayaklanması sırasında hükümet başkanı, daha sonra da Polonyalı sürgünlerin siyasî lideri olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kurulan, İstanbul’daki şirin bir beldemiz. Köyün adı ilk yıllarda kurucusunun adı olan Adam’dan dolayı Adamköy olarak anılsa da günümüzde yaygın olarak Polonezköy olarak biliniyor. İlk Polonezkoy sakinleri çiftçilik, hayvancılık ve ormancılıkla meşguldü. Daha II. Dünya Savaşı öncesinden başlayarak ilk tatilciler Polonezköy’e gelmeye başladı.

1938 yılında Polonezköy sakinleri T.C. vatandaşlığına kabul edildiler. 1968 yılında Polonezköy sakinleri işledikleri topraklar üzerinde tapu hakkına sahip oldular. Günümüzde Polonezköy’de yaklaşık olarak 1.000 kişi yaşamakta. Bunlar arasında bir kaç düzine kişi düzgün Lehçe yani Polonca konuşmakta. Polonezköy’de her yaz Polonezköy’ün Polonya ile olan bağlarını vurgulayan Polonezköy festivali düzenlenmekte. Polonezköylüler, bu festivale katılan folklor gruplarını kendi maddi olanaklarını kullanarak davet ediyor ve tarihsel, kültürel bağlarını koruyorlar.

Bir Cevap Yazın

tasdelen