Kadir Toprakkaya

Antalya turizmine nükleer tehdidi

Antalya turizmine nükleer tehdidi
Yazı boyunu düşür Yazı boyunu yükselt Font boyutu Yazdır
Bilim insanları ve turizmciler, Mersin’de yapılması planlanan Akkuyu nükleer santralinin Antalya dahil bölge turizmini vuracağı uyarısı yaptılar.
Mersin’de yapılması planlanan Akkuyu nükleer santralinin başlaması süreci hızlandırıldı.
Projeyi üstlenen Akkuyu Nükleer A.Ş. tarafından gerçekleştirilmekte olan inşaat projesinin planlanan tarihinde olası bir gecikmenin yaşanmaması için şantiye alanına ait teknik parametreleri içerir nihai rapor bu ayın sonuna; santralin ön güvenlik raporu ise 2015’in Mart ayına kadar Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na teslim edilecek.
Projenin, Türkiye’nin turizmdeki başkenti Antalya’yı vuracağı uyarısı geldi.
Akdenizde Yeni Yüzyıl gazetesinde Jan Paçal imzalı habere göre, bilim insanları ve çevreciler, santralin Antalya dahil bölge turizmini vuracağını söylüyor.
“Antalya turizmini Mersin’de yapılacak olan nükleer santral bitirecek. Akıntılarla radyasyon Antalya sahillerine taşınacak, temiz sahil kalmayacak, oteller boşalacak. Yapılması planlanan nükleer santral Antalya turizmini kısa sürede öldürecek. Akıntılar ile kıyılarımıza gelecek olan nükleer atıklar denize girecek hiç bir yer bırakmayacak” şeklinde açıklamalar yapan Antalya Nükleer Karşıtı Platformu farklı çevrelerden de destek bulmaya başladı.
Kıbrıs dahil olmak üzere nükleer projeye her kesimden tepki gelirken Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, yanıtlanması isteğiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi.
Meclis’te soru önergesi 
Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk soru önergesinde şu soruları yöneltti:
1-Rusya’nın Akkuyu’da yapacağı nükleer enerji santralinin planı, projesi, maketi vb. elinizde var mıdır?
2- Bakanlığınız personelinden, Akkuyu’da yapılacak olan Nükleer enerji santraline örnek diyerek, Rusya’nın Sibirya yakınlarında bir nükleer santral tesisine gezi için kimler gitmiştir?
3- Sibirya’da örnek olsun diyerek gezilmesi planlanan nükleer enerji santralinin çok büyük bir bölümünün gizlilik gerekçesi ile gezdirilmediği, inceletilmediği doğru mudur? Doğru ise incelemediğiniz ne olduğunu bilmediğiniz bir tesisin ülkemize kurulmasına müsaade edilmesindeki gerekçeler nelerdir?
4- Ne olduğunu bilmediğiniz, denenmemiş, dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan WWER-1200 modeli denilen, adeta ülkemizin altına yerleştirilmiş bir bomba gibi görünen bu nükleer enerji santralinde meydana gelebilecek patlama ya da sızıntı sonucu hayatını kaybeden insanlardan kim ya da kimler sorumlu olacaktır?
Bilim insanları ve turizmciler uyarıyor
Ülkemizde yaşanan onlarca trajik olaydan, tanker facialarından, çöp patlamalarından, doğal gaz felaketlerinden, trafik kazalarında kazandığımız dünya şampiyonlarından sonra, yaşamadığımız tek ve en büyük “milli felaketimiz” kalmıştı diyen Nükleer Fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç ise “35 yıl önceki dünya tercihlerine göre, nükleer santraller, henüz sorunlan bilinmediği ve yaşanmadığı için kabul edilen ve bütün ülkelerin peşinde koştuklan bir enerji kaynağı idi. Oysa bugün Türkiye hariç, tüm dünya nükleer enerjiden kaçıyor. Dahası bu bölge yer, zemin ve deprem etütlerine göre en uygun değildir. 25 yıl önceki teknolojik olanaklara ve bilgilere göre etütleri yapılarak onaylanan yer lisansının bugün için geçersiz olduğu ortadadır” şeklinde konuştu.
Akkuyu’ya 1976 yılında yer lisansı onayı veren üç kişiden biri olan ve lisansın artık geçersiz olduğunu beyan eden Nükleer Mühandis Prof. Dr. Tolga Yarman da, “Nükleer santrallerin ihtiyacı olan soğutma suyu için uygun bir bölge değildir. Akdeniz’in insanları gibi denizi de sıcaktır. Bu nedenle burada kurulacak santralin termodinamik verimi düşük olacaktır” değerlendirmesi yaptı.
DİSK’e bağlı Turizm İşçileri Sendikası Başkanı Mustafa Yahyaoğlu , “Mersin’de nükleer bir santral yapılırken Antalya turizm sektörü ve halkı buna tepki göstermiyorsa burada bir yanlış var demektir. Nükleer santralin dedikodusu bile turizme büyük darbe vurmaktadır ve bu bir gerçektir. Eğer tepki yoksa bu bir aymazlıktır” şeklinde açıklama yaptı.
Yahyaoğlu,” Sadece Antalya’da bulunan 600 bin turizm çalışanının da geleceği sizce ne olur?” diye sordu.
Akkuyu’da yapılmak istenen nükleer santral projesinin büyük riskler taşıdığını belirten turizm yazarı Zafer Cengiz ise “Türkiye’de nasıl ‘enerji’ adına ve namına dağlar devriliyorsa, turizmin döviz girdisi kisvesi altında da ‘saldırgan yatırımlar’ devam etmektedir. Saldırgan yatınmlar baskısıyla imar planları delinip, tarım arazileri de çeşitli yöntemlerle tahrip edilmektedir” dedi.
Akdeniz’i tehdit eden bu projede kaza-bela olmasa bile, Destinasyon kalite ve imajım direkt olarak olumsuz etkileyeceğine dikkat çeken Cengiz, “Turizmde arıtmalar ve hijyen sorunları nedeniyle, öncelikle deniz kirliliği, havuz ve mutfak zehirlenmesi gibi konulara bağlı olarak, çok büyük riskler ve tehditler altında olan oteller; düşük fiyatlara bağlı tasarruf uygulamaları nedeniyle, bunlara artık çözüm getiremiyor. Devlet desteği ise -bulunsa bile ancak kısmen derman olabilir fakat bir ölümcül olaydır. Tüm Antalya’nın çok ciddi imaj darbeleri alması işten bile değildir. Bu konuda son yaşananlardan bir örnek vermek gerekirse; eksik arıtma konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gitmiş ve hemen ek kaynak sözü alınarak (kışa girilmesiyle nedeniyle de) ucundan kurtarılmıştır. Ancak; tamamı yine risktedir” şeklinde açıklama yaptı.
Yeni Kıbrıs Partisi Yürütme Kurulu üyesi Didem Gürdür, 1986 yılında, Çernobil’deki nükleer kazanın izlerinin hala devam ettiğini, böylesi koşullarda, Çernobil’deki Nükleer Tesisten sorumlu olan firmanın, Mersin Akkuyu’ya da Nükleer Enerji Santrali kurulmaya çalışıldığını söyledi.
Gürdür, nükleer tesislerde ne yapılırsa yapılsın güvenliğin sağlanamayacağını, Mart 2011 ‘de Fukushima Nükleer Enerji Santrali kazasından bunun net olarak anlaşıldığını vurguladı.
Akdeniz’in deniz çevresinin ve kıyı alanlarının Barselona Sözleşmesi ile koruma altında olduğunu söyleyen Antalya Nükleer karşıtı Platformunun sözcüsü Hediye Gündüz nükleer santralin yapılamayacağını ifade etti.
Akkuyu Nükleer Santrali’nin tüm Akdeniz için büyük bir tehlike oluşturduğunu söyleyen akıntüar ile nükleer kirliliğin direkt hedefinin Antalya sahili olacağına dikkatleri çekti.
Akkuyu nükleer santralini soğutmak için Akdeniz’den saatte 700 ton su çekilerek kirlenmiş halde yeniden denize bırakılacağını söyleyen Gündüz, denizin ısınacağını ve radyasyona maruz kalacağını ifade etti.
Turizmin yanında tarım ve narenciye sektörlerinin de büyük yaralar alacağını ifade eden Hayrettin Gündüz, 1986 yılında yaşanan Çernobil kazasında 58 ton radyo aktif çayın gömülerek yok edildiğine değinirken “2009 yılı rakamlarına göre 2 milyon ton portakal üretiyoruz bunun kaç onunu toprağa gömeceğiz” diye sordu. Gündüz, nükleer santral nedeniyle Amerika’nın Kaliforniya sahillerinde bir tek balığın kalmadığı gerçeğini de hatırlatırken, “Akdeniz’de de balık nesli tükenecektir” dedi.
Yapım projesinin sahibi Rus devlet şirketi 
Akkuyu nükleer santralinin yapım projesi ise Türkiye ve Antalya’ya en çok turist gönderen Rusya’nın devlet şirketi Rosatom’a ait.
Rusya’nın Sesi Radyosu’nun internet sitesinde yer alan habere göre, Başkent Moskova’da 26 Kasım’da düzenlenen Rus-Türk Hükümetlararası Ticari ve Ekonomik İşbirliği Komisyonu Toplantısı’na katılan Rus ve Türk heyetleri, Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali olan Akkuyu’nun inşaatının planlanan tarihte tamamlanması adına gereken tüm çabaların sarf edilmesi konusunda mutabakata vardı.
Projeyi üstlenen Akkuyu Nükleer A.Ş. tarafından gerçekleştirilmekte olan inşaat projesinin planlanan tarihinde olası bir gecikmenin yaşanmaması için şantiye alanına ait teknik parametreleri içerir nihai rapor bu ayın sonuna; santralin ön güvenlik raporu ise 2015’in Mart ayına kadar Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na teslim edilecek.
Akkuyu Nükleer A.Ş. santralin imarı planı ve ÇED raporlarının tamamlanması süreçleri ile ilgili olası gecikmeleri engellemek adına da gereken tüm çalışmaları olağanüstü bir çaba ile sürdürüyor.
Santralin kurulması için yürütülen proje faaliyetlerinde kullanılan ekipman ve hizmetlerin üretimi alanında Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Akkuyu Nükleer A.Ş arasındaki işbirliğinden övgü ile bahsedilen toplantıda Akkuyu’nun Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali olacak olmasının tarihi bir önem arz ettiği de önemle vurgulandı.

Bir Cevap Yazın

tasdelen